Etiket: Doktor

  • İyi hasta muayenesi nasıl olmalı?

    Aslında bunu siz de biliyordunuz ama unuttunuz. Hayatınızda en az bir kere doğru dürüst, iyi muayene yapan cerrah çıkmıştır karşınıza. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. İyi hasta muayenesi, yarım saatten az olamaz; dünyanın hiç bir yerinde olamayacağı gibi, burada da olamaz. Bunun doktorun eşsiz tecrübesi, sınırsız bilgisi, büyük unvanları ve hatta şöhreti ile bir ilgisi olmadığı gibi; hastanın şikayetlerinin ne denli basit olduğu ile de bir ilgisi yok. Gelişen teknoloji ve tanı araçları ile de bir ilgisi yok tabii ki…

    Siz anlatacaksınız- doktor soracak-siz cevap vereceksiniz, doktor sizi muayene edecek-tahliller isteyecek-siz yine soracaksınız- doktor cevap verecek. Akıl var izan var. Size sadece 10 dakika ayıran doktora 3 kere gitmeniz veya böyle 3 ayrı doktora gitmeniz aynı işi görmez. Eğer iyileşmediyseniz bu ne sizin suçunuz, ne de doktorun suçu. Eğer iyileştiyseniz, bu ne sizin tedaviye uyumunuza, ne de doktorunuzun başarısına bağlıdır; tanrıya şükredin. Doktorunuzun yarım saatine ulaşabilmeniz gerek, bunun yolunu bulmak ise size kalmış. Kapının önündeki o kalabalığa hiç girmeyin.

    Yoksa tanrı yardımcınız olsun. Üstelik unutmayın ki, bazı uzmanlık dallarında veya bazı karmaşık hastalık durumlarında; özellikle de önemli bir ameliyata karar verilecekse bu sürenin çok daha uzun olması gerekir.

  • Bel sağlığınız için öneriler

    Bel sağlığınız için öneriler

    Her 100 kişiden 80’i hayatının bir döneminde bel ağrısından yakınır ve bel ağrısı olan hastaların % 70-85’i 6 hafta içinde kendiliğinden iyileşir. Kas spazmı, bel kayması, kireçlenme, romatizma, kemik erimesi, omurgalarda kırık ve bel fıtığı gibi çeşitli nedenlerden dolayı bel ağrısı oluşabilir. Bel ağrılarının sadece % 2’si bel fıtığı olup gerçekten bel fıtığı olanlarının da ancak % 15’i cerrahi tedavi gerektirir.

    Belinizi en iyi sizin koruyabileceğinizi bilerek doğru davranışlarla kendinizi ağrıdan uzak tutabilirsiniz. Bunun için günlük hayatta yapılması ve yapılmaması gereken hareketler;

    Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik bir pozisyonda olmasına dikkat ediniz.
    Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret ediniz ve bunu alışkanlık haline getiriniz. Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi oturağınızın üstüne sanki düşüyormuş gibi aniden bırakmayınız. Yavaş yavaş, kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz.
    İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bunun beliniz için sakıncalı olduğunu biliniz. Bu nedenle ara sıra kalkıp dolaşınız. Çünkü oturur pozisyonda iken belinize binen yük, ayakta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır. Hatta yapılan araştırmalarda günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin ayaktakilere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
    Bacaklarınız düz pozisyondayken, ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayınız.
    Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyınız.
    Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırarak ve çömelerek alınız.
    Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayıp yanına iyice yaklaşınız ve öyle alınız. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltiniz.
    Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyiniz.
    Merdivenlerden inerken bastığınız basamaklara çok dikkat edip bazen son basamağa geldiğinizi sandığınızda bir basamak daha vardır ve siz farkında olmadan tüm vücudunuzla aşağıya doğru düşersiniz. Çok tehlikeli olan bu hareketten kaçınınız.
    Elinizi, yüzünü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyiniz, evinizdeki lavaboların biraz daha yüksekçe olmasını sağlayınız.
    Çocuklarınız okula giderken çantalarında az yük taşıtmaya çalışınız. Bunun için sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve ders gereçlerini yanlarına almaları konusunda onları eğitiniz.
    Elektrikli süpürgeyle veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru eğilmeyiniz ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya gayret ediniz.
    Sağlıklı iken düzenli olarak spor yapınız. Yüzmeye önem veriniz, yürümeyi ihmal etmeyiniz.
    Daha önce bel rahatsızlığı geçirmişseniz, güreş, boks, judo, futbol gibi mücadele sporlarından ve halter gibi uğraşlardan uzak durunuz. Bunların yerine yürüme ve yüzme gibi sporları tercih ediniz.
    Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorun size vereceği egzersizleri aksatmadan yapınız.
    Egzersiz hareketlerinin sayısını gün geçtikçe yavaş yavaş artırınız. Başlangıçta aşırılığa kaçmayınız.
    Spor ve ya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçınınız.
    Sırtüstü yatağınızda veya bir halının üzerinde uzanırken bacaklarınızı dizlerinizi kırarak yukarıya doğru toplayınız. Bu pozisyonda beliniz daha çok rahatlar ve ağrılarınız daha çabuk geçer.
    Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa uzman doktora danışınız. Bir saati geçen rahatsızlık söz konusu ise o hareketi yapmayınız.
    Her gün beyaz peynir veya bir tabak yoğurt yemeyi ihmal etmeyiniz.
    Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutunuz ve alınan her fazla kilonun vücudunuz, beliniz için ilave bir yük olduğunu, bunun da belinizin biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayınız.
    Eğer kilonuz fazla ise ve bunu bir türlü veremiyorsanız, bir uzman doktor ve diyetisyene başvurunuz.
    Üzüntü ve streslerin bel sağlınızı da olumsuz yönde etkilediğini bilerek ruh sağlığınıza özen gösteriniz. Ailevi, sosyal veya iş hayatınızla ilgili problemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım isteyerek köklü bir çözüme gidiniz.
    Uzman hekime danışmadan bel korsesi kullanmayınız. Çelik balenli korselerin uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayınız.
    Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyiniz. Ayakkabınızın topukları normal olsun.
    Yan veya sırtüstü pozisyonda yatarak uyuyunuz. Yatağınız sert olsun. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan yumuşak yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta veya tahta olan yataklar ile kaliteli ortopedik yatakları tercih ediniz.
    Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.
    Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa, çömelerek ve ya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapınız.
    Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin ve adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken de belinizi ince bir yastıkla destekleyiniz.
    Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse, 2 veya 3 hafta kesinlikle istirahat ediniz. Bu süre içinde ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa doktorunuza bildiriniz.
    Beliniz ağrıyor ve özellik le de ağrı bacağınıza vurmaya başlamış ise vakit geçirmeden uzman doktora başvurunuz. Doktor olmayan kişilerle kaybedeceğiniz vaktin bazen ciddi zararlara yol açabileceğini unutmayınız.

  • Boyun fıtığı operasyonunu takiben ilk 30 gün için uyulması gereken tavsiyeler

    Araba kullanmak genellikle ilk 3-4 hafta tavsiye edilmez. Ancak özel durumlar için doktorunuzun fikrini alabilirsiniz. Uzun süren araba seyahatlerinden, ve sık sık durup kalkmayı gerektiren araba seyahatlerinden ilk 3 hafta için kaçınınız. Eğer uzun süreli araba seyahatiniz zorunlu ise sık sık arabayı durdurup dışarı çıkarak yürüyüş yapınız.

    Her gün dışarı çıkarak yürüyüşler yapınız. Her gecen gün, yürüyüşünüzün süresini ve olduğunu unutmayınız. Merdiven inmeniz ve çıkmanıza müsaade edilir, ve varsa merdiven trabzanına tutunarak destek alabilirsiniz. Yürüyüş ve aktivitelerinizi boyun bölgesinin rahatlığı süresince devam ediniz (yani, boyununuzun sözünü dinleyerek hareket ediniz.)

    Seksüel aktivitelere, ilk 3-4 hafta süre ile müsaade edilmemektedir.

    Ev işi yapmak (ütü yapmak, elektrik süpürgesi ile süpürmek , çamaşır ve bulaşık makinesini yüklemek veya boşaltmak gibi )3-4 hafta süre ile YASAKTIR.

    Başınızı öne ve arkaya sık sık ve ani olarak eğmekten ve bu hareketleri gerektiren işleri yapmaktan kaçınınız. 2,5 kg.dan ağır şeyleri ( çocukta dahil ) kaldırmayınız ve taşımayınız.

    Eğer size boyunluk (servikal yakalık ) verilmişse nasıl ve ne zaman giyeceğinizi doktorunuza sorunuz. Eğer başka şekilde tavsiye edilmemişse yakalığınızı ayakta, yürürken ve arabada seyahat ederken takınız.

    Normalde ameliyatta 4 gün sonra banyo veya duş yapabilirsiniz. Yıkanırken yaranıza su değebilir ancak yaranızın üzerini herhangi bir şeyle sürterek temizlemeyiniz. Eğer dikişleriniz varsa onların alınması için ( genellikle ameliyatın 6-7 günleri ) doktorunuzla irtibata geçiniz.

    Eğer ağrılarınız için devamlı olarak ağrı kesici ilaçlar alıyorsanız kabızlık sorunu ile karşılaşabilirsiniz. Bunu önlemek için ilaçlar veya doğal kabızlık ilaçları ( mürdüm eriği suyu gibi ) alabilirsiniz.

    İlk birkaç hafta boyunca ses kısıklığı boyunda ağrı rahatsızlık hissi olması normaldir, meraklanmayınız. Ancak yaranızda aşırı kızarıklık, şişlik, hassasiyet, akıntı varsa doktorunuzla irtibata geçiniz. Çünkü yaranız iltihap kapmış olabilir.

    Size aldığınız gıdalarda (eğer başka bir doktor tarafından kısıtlama getirilmemişse-hipertansiyon için tuzsuz yüksek kolesterol için yağsız diyetler gibi ) herhangi bir kısıtlama getirilmemiştir, her şeyi yiyebilirsiniz.

    Eğer sizin ameliyatınızdaki kemik greft ve plak kullanılarak füzyon yapılmışsa ameliyattan sonraki ilk 6-8 hafta içinde anti-inflamatuar ağrı kesici ilaçlardan ve sigara içmekten kaçınınız. Çünkü bunlar kemiklerde kaynamayı geciktiren etkenlerdir.

  • Bel fıtığında yatak istirahati

    Ameliyat gerekmeyen hastalara uzman doktor tarafından sert yatak istirahati uygun görülmüş ise bunun süresi hastanın tedaviye vereceği cevaba göre değişecektir. Uzman doktor, tedaviden elde edilen neticeye bakarak bu süreyi artırabilir veya azaltabilir. Bir hafta dolduğu halde hiçbir iyileşme gözlenmeyen hastalar yeniden ele alınarak değerlendirilmelidirler.

    Yatılan yer, altında sunta veya tahta bulunan üç-dört kat battaniye veya ince bir yatak olmalıdır. Bu yatak yaylanmamalı ve deforme olmamalıdır. Kaliteli ortopedik yataklar da uygundur.

    İstirahat süresince mümkün mertebe yataktan çıkılmamalı, yemekler yatakta yenmeli, ibadetler dahi yatakta yerine getirilmelidir. Tuvalet ihtiyacı için zorunlu olarak ayağa kalkıldığında yine en kısa zamanda yatağa dönülmelidir.

    Hasta daha çok sırt üstü yatmalı, ayaklarını kendine doğru toplamalı veya alttan minder ile destekleyerek bacaklarını hafifçe yükseltmelidir. Sırt üstü pozisyonda yorulunca da yan tarafa dönerek istirahat etmelidir. Yan yatarken bacaklarının arasına yumuşak bir yastık koyması iyi olur. Hiçbir zaman yüz üstü yatmamalıdır. Sert yatak istirahati süresince doktorunun kendisine verdiği ilaçları da kullanmalıdır.

    Önemli olan hastanın en kısa sürede tekrar normal günlük aktivitesine kavuşması ve işinin başına bir an önce dönmesidir. Uzun süreli istirahat bir yandan adalelerin zayıflamasına yol açarken diğer yandan hasta psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle sert yatak istirahati doktor kontrolünde yapılmalı ve gereğinden fazla vakit kaybetmemek prensip olarak benimsenmelidir. Hasta hızla iyileşmişse, uzman doktor istirahat olayına birkaç gün içinde son verebilir. Hedef hastanın normal yaşantısına en kısa zamanda kavuşmasıdır.

    Yandaki manyetik rezonans fotoğrafındaki gibi fazla ilerlememiş bel fıtıkları

    konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

  • Anesteziden korkmayın

    Herhangi bir sağlık sorunu nedeni ile gittiğiniz doktor yaptığı bazı tetkikler sonucu ameliyat olmanız gerektiğini söyledi. “Ameliyat sırasında acı çeker miyim” diye sorduğunuzda, “hayır operasyonu genel anestezi altında gerçekleştireceğim, hiçbir şey duymayacaksınız” yanıtını aldınız ve birden ürperdiniz, içinizi tuhaf bir korku sardı: “ya uyur da uyanamazsam”.
    Öyle ya televizyonda, gazetelerde “narkoz kurbanları” hakkındaki haberler çok da seyrek değildi. O anda çekingenlik göstererek doktorunuza endişelerinizden söz edemediniz. Buraya kadar olanlar pek çok kişinin başına gelmiştir ve bu korkularla ameliyat sürecini yaşamışlardır.
    Uygun şartlar altında, işinin ehli anestezi uzmanı doktor tarafından özenle uygulanan anestezi sizin operasyon sırasında güvenliğinizi ve konforunuzu sağlayacak, bu şartlar altında ameliyat olduğunuzu bilmeniz bu süreci endişesiz olarak yaşamanızı sağlayacaktır.

    İşte size anestezi ve anestezi uzmanı doktorunuz ile ilgili merak ettikleriniz:

    Anestezi Nedir ?

    Anesteziyoloji, öncesi ve sonrası da dahil olmak üzereameliyat süresince hastanın ağrı duymamasını, konforunu ve yapılan girişime tahammülünü sağlamak üzere geliştirilmiş bir dizi tıbbi uygulamayı içeren bilim dalının adıdır.

    Anestezi uzmanı doktorunuz, Tıp Fakültesi mezunu, bu dalda dört yıllık uzmanlık eğitimi almış olan, üst düzey tıp teknolojisini kullanabilen ve bu bilgi ve becerisi ile sizin ameliyat sürecini güvenle geçirerek sağlığınıza kavuşmanıza olanak sağlayan kişidir.

    Anestezi, kelime anlamı olarak “hissizlik, duyusuzluk” demektir. Bundan dolayı ameliyatlar hasta için ağrısız ve hatırlanmayan işlemlerdir. Ancak güvenle ameliyat olabilmeniz için duyunun ortadan kaldırılması gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Ameliyat sırasında, solunum, dolaşım gibi yaşamsal işlevleriniz de kontrol altında tutulmaktadır daha da ötesi anestezi doktorunuz sizin her bakımdan koruyucunuzdur.

    Ameliyatlar yaklaşık 150 yıldır anestezi ile yapılmaktadır ve ameliyat tekniklerinin gelişmesi anesteziyolojideki gelişmeler ile mümkün olmuştur.

    Anestezi doktorunuz ameliyat öncesi sizi muayene edip, yapılacak ameliyat için en uygun anestezi yöntemine sizinle birlikte karar verecektir.

    Kaç türlü Anestezi vardır?

    1. Genel Anestezi:

    Eğer hasta anestezi altında tamamen şuursuz ise buna “Genel Anestezi” denir. Genel anestezi için pek çok ilaç kullanılır. Bunlar damara verilen ilaçlar olduğu gibi, oksijen ile birlikte kullanılan gazlar da vardır. Her hastanın özelliğine göre gerekli ilaçlar seçilir. Eskiden çok kullanılan ve anestezi ile özdeşleşmiş olan eter son yıllarda kullanılmamaktadır; yerini çok daha iyi sonuçlar veren modern tıp teknolojisi ile geliştirilen başka ilaçlara bırakmıştır.

    2. Bölgesel Anestezi:

    Vücudun bir kısmının; ( kol, bacak, göğüs vs. ) iğne yapılarak uyuşturulmasına “Bölgesel Anestezi” denilir. Bunun da spinal, epidural, sinir bloğu gibi çeşitleri vardır.

    3. Lokal Anestezi:

    Küçük cerrahi girişimlerde sadece girişimin yapıldığı kısım uyuşturulur. Uyuşturma işlemini ameliyatı yapacak olan doktorunuz yapabilir, ancak yaşamsal fonksiyonlarınızın takibi veya sakinleştirilme gereksinimi doğduğunda anestezi doktorunuz yine yanınızda olacaktır.

    Anestezi doktorunuz ve siz…

    Genellikle anestezist çalışırken hasta, uyku halinde olduğundan onun neler yaptığını ve kendisine nasıl yardım ettiğini bilmez. Ameliyatın öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere sürekli yanınızdadır.

    Ameliyattan önce :

    • Sizin sağlık durumunuzu inceler. Sizi odanızda ziyaret edip, yapacaklarını anlatır ve sorularınızı cevaplandırır.
    • Yapılmasını istediği muayene, tedavi ve bakımı salık verir.
    • Anesteziden önce size gereken ilaçları yaptırır.
    • Muayenelerin sonucuna ve hastalığınıza göre size en uygun anestezi yöntemini seçer.

    Ameliyat süresince :

    Ameliyatta ağrı duymamanız için gerekli ilaçları verir, kalbinizin ve akciğerlerinizin düzenli çalışmasını kontrol eder, bunların ve diğer organlarınızın iyi bir şekilde çalışması için gerekli tedavileri yapar, serum, kan ve diğer ilaçları verir.
    Siz, ameliyatta anestezistinizin, cerrahın işini kolaylaştırmak ve sizi yaşatmak için yaptığı bütün bu işlerden habersizsinizdir !
    Ameliyat boyunca anestezistiniz sizinle birliktedir ve sizin en yakın koruyucunuz, bütün varlığınızın bekçisidir. Başınızda anestezistiniz varken cerrahınız sizin bakımınızın emin ellerde olduğunu bilerek, bütün dikkatini kendi işine verir.

    Ameliyattan sonra :

    Anestezist sizi yalnız uyutmakla değil, aynı zamanda uyandırmakla da görevlidir. Onun diğer önemli bir işi de ameliyatta aldığınız ilaçların etkisinden kurtulmanız, ameliyattan sonra da ağrı duymamanız ve sağlıklı kalmanız için gerekli bakım ve tedavilerin hazırlığını yapmak ve bunları uygulatmaktır. Son yıllarda ameliyat sonrası ağrılar, sizin de kontrolünüz altındaki bir yöntem ile (hasta kontrollü analjezi) anestezist tarafından dindirilmektedir.
    Bütün bunlar, uygun şartlar altında, yeterli bilgi donanımı olan kişilerce uygulanmakta olan anestezinin son derece güvenli ve ameliyat sürecinde konforunuzu, daha da önemlisi, ameliyata tahammülünüzü sağlayacak bir uygulama olduğunu göstermektedir.

    Ameliyathane dışındaki Anestezi Doktoru…

    Anesteziyoloji zannedildiğinden daha geniş kapsamlı bir tıp dalıdır. Günümüzde anestezi doktorlarının ameliyathane dışında da pek çok uğraşı alanları vardır. Anestezi doktorunun diplomasında “Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı” yazar. Animasyon, özellikle tatil köylerinde “canlandırma” anlamında sık olarak kullanılan bir terimdir. Reanimasyon ise “yeniden canlandırma” anlamına gelir, yani herhangi bir nedenle yaşamı kesintiye uğramış hastalara temel ve ileri yaşam desteği uygulayarak, neden ortadan kalkıncaya kadar hayatta kalmasını sağlamaya yönelik çabaların tümüdür. Bu yaklaşım pek çok insanı hayata döndüren, Yoğun Bakım Üniteleri’nin temelini oluşturmuştur. Yoğun Bakım Üniteleri ameliyattaki hastalarını yoğun bir biçimde takip etme deneyimlerinden dolayı anestezi uzmanı doktorların yönetimindedir.

    Son yıllarda modern tıbbın içerisinde Algoloji Bilim Dalı hızla gelişmiş ve bugünkü konumuna gelmiştir. Herkes yaşamının herhangi bir döneminde şiddetli ağrıdan yakınmıştır. Bu yüzden ağrının geçmişi insanoğlu kadar eskidir. Geçmişte hastalık bulgusu olarak görülen ağrı – özellikle kronik ağrı artık başlı başına bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Hastalıklara bağlı ağrılar, o hastalığın tedavi edilmesi ile birlikte ortadan kalkabilmektedir. Ancak bazı kronik ağrı sendromları vardır ki nedeni belli değildir, bazen de neden ortadan kaldırılamaz, bu gibi durumlarda çabalar sadece kişiye ağrısız bir yaşam sürdürmesini sağlamaya yöneliktir. Ağrı Tedavi Merkezinde kronik ağrılı hastaların değerlendirilmesi, tanılarının konulması ve uygun tedavileri multidisipliner bir anlayışla yapılmalı, bilimsel temellere dayandırılarak oluşturulan protokollerle tedaviler uygulanmalıdır.

    Anestezi uzmanı doktorlar ameliyat sırasındaki ağrıyı ortadan kaldırmadaki deneyimleri nedeni ile bu alanda da aktif ve primer rol almaktadır. Geliştirilmiş olan pek çok yöntem ile ameliyat sonrası akut ağrıların kontrölü, ağrısız doğum ve dindirilemeyen kronik ağrıların tedavisi mümkün olabilmektedir.

  • Saç ekimi ile ilgili mutlaka bilmeniz gerekenler

    Saç ekimi ile ilgili mutlaka bilmeniz gerekenler

    Saç ekimi 4 kişilik bir ekip tarafından steril şartlara sahip özel hastanede ameliyathane şartlarında yapılmaktadır.Burada önemli olan konu özel hastanede hasta odalarında veya polikliniklerde ya da hastaneye ait herhangi sıradan bir oda da yapılıyor olması değil steril ameliyat şartlarını sağlayan asepsi antisepsiye dikkat edilmiş hepa filtre vs. gibi özel arındırma sistemlerinden içeren ameliyathanelerde saç ekimi yapılmasıdır.
    Saç ekiminde 1. aşama:
    Fotoğraflarınız alınarak saçlarınız hastanemizde size özel traş makineleri ile 1 numaraya kısaltılarak lokal anestezi için hazırlanır.Akabinde saç ekimine özel lokal anestezi ile ağrısız acısız olarak fue plus saç ekimine hazırlanmış olursunuz.
    Saç ekiminde 2. aşama:
    Genetik olarak dökülmemek üzere kodlanmış olan 2 kulağın üst sınırından çektiğimiz yatay bir çizginin altında kalan dökülmemeye şifrelenmiş bölgeden özel olarak geliştirilmiş her kliniğe ait ayrı teknik ve teknolojilerde olan mikro cerrahik punch lar kullanılarak birli ikili üçlü dörtlü saç kümeciklerinin( bu kümeciklere biz greft diyoruz) alınarak özel solüsyonlar içerisinde beslenip bekletilmesidir.Burada kullanılan mikro cerrahik punch tamamen her klinikte kendine özgüdür ve bu konuda özellikle mikro cerrahik punch çapları konusunda çok ciddi bilgi kirliliği yaşanmaktadır .Saç Ekimi'nde 0.6 cm den 1cm çapına kadar saç köklerine ve kişiye özel punchlar kullanılabilir.Sonuç olarak; ne olursa olsun, saç ekiminde ne kadar ince mikro cerrahik punch kullanılırsa kullanılsın, eğer kullandığınız mikro cerrahik motor saç ekimine uygun değil de diş hekimliğine uygunsa kullanılan devir şiddetine bağlı olarak iz kalacaktır .Bu bağlamda gittiğiniz saç ekimi merkezinde Fue Saç Ekimi nde önemli olan ne kadar ince mikro cerrahik punch kullanıldığı değilkullanılan mikro cerrahik motora bağlı ne kadar düzgün, ne kadar kırılmamış, parçalanmamış ve de ne kadar sık ve yoğun saç kökü yani greft alındığıdır. Burada da devreye tecrübe,yetenek,teknik ve kullanılan ekipmanların kalitesi girer.Burada asıl anlatılmak istenen şudur ki Fue Saç Ekimi'nde bir seansta 5000 saç kökü yani 5000 greft saç alabilirsiniz.Önemli olan bunların kaç tanesinin gerçek anlamda sağlam ve kalıcı olduğudur.Herhangi bir saç ekim merkezine başvurduğunuzda mangalda kül bırakmayacak şekildevaatlerle ve de abartılı rakamlarla karşılaşabilirsiniz ama gerçek her zaman tekdir .Saç ekiminde tecrübe, ekipman, yetenek ve dikkat ön plandadır.2.dikkat etmemiz gereken nokta ise alınan bu greftlerin kaç tanesinin 2li, 3lü ve 4lü saç grefti olduğudur; bu da bize yoğunluk ve sıklığı verir.Şöyle basit bir mantıkla herhangi bir saç ekimi merkezindeFue saç ekimiile5000 tane tekli greft ekerseniz ,5000 saç teli ekilir ama tecrübeli bir hekimde 5000 greft saçın sadece 400 adet tekli kalanını 2li,3lü,ve 4lü greft şeklinde fue saç ekimi yaptırırsanız basit bir hesapla13900 tel saç ekilir ve sıradan bir saç ekimi merkezindekinden ortalama 2.8 kat saç ekimi yaptırmış olursunuz.
    Saç ekiminde 3. aşama:
    İlk aşamada alınan fotoğraflarınızdan operasyon planı ve algoritması çizilmesine bağlıdır. Bu aşama da saçınızın ön bölgesine saç ekiminde kaliteli doğal ve yoğun saç ekimini gösteren en önemli hususlardan biri olan saç çizgisi çizilmesi ve belirlenmesidir.Burada da önemli olan Dünya ve Avrupa saç cerrahi dernekleri standartlarına uygun özel aletlerle özel ölçümlerle saç çizginizin belirlenmesidir ki bu da saç ekimindeehil tecrübeli binlerce saç ekimi yapmış uzman bir doktor tarafından yapılmalıdır.Ehil olmayan ellerde uygulanan saç ekimlerinde saç çizgisi sonucu telafi edilemeyecek hatalara yol açabilmektedir,
    Saç ekiminde 4. aşama:
    Bu aşama saçlarınıza ekim sonrası istediğiniz yönü verebileceğiniz, istediğiniz yöne tarayabileceğiniz, ister sağa, ister sola, ister öne, ister arkaya tarayabileceğiniz saçlara sahip olmanızı sağlayacak aşamadır.Eğer yine tecrübeli ve ehil bir doktora emanetseniz sizi tek yöne tarayacağınız saçlara mahkum etmez. Sizi eski çizgi film kahramanı Tenten gibi diken diken dik ve komik saçlara mahkum etmez. Saçlarınız tek yöne mahkum olmaz, saç köklerinizde siyah noktasal izler kalmaz, saç köklerinizde çukurlar kalmaz, saçlarınızın her biri başka yöne bakmaz. 10 metre karşıdan bakıldığı zaman asker sırası gibi saçlarınızın arasında yol gibi boşluklar kalmaz. Önden bakıldığı zaman saçın en arkasına kadar boşluklar görülmez.Kısacası saç ekiminde bu aşamada saçlarınızı hangi yöne tarayacağınız, sık ve doğal oluşu, yoğun oluşu belirlenir .Saç ekiminin ana aşaması ,kalbi bu aşamadır.Bu aşamada doktorsuz bu işlemi yaptıranlar hüsrana uğrar ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara maruz kalırlar.Tecrübeli ve ehil bir doktor bu aşamada tamamen kişinin saçlarına özel yönler ve kanallar hazırlar ve doğal, erkek berberleri tarafından bile anlaşılmayacak saçlara kavuşturur.
    Saç ekiminde 5. aşama:
    Açılan saç kanallarına toplanan saç köklerinin tek tek yerleştirilmesi işlemidir. Herhangi bir saç kanalı atlama ve yanlışa mahal vermemek için titiz, ince, sık ve yoğun çalışılan son aşamadır.
    Saç ekiminde 6. aşama:
    Saçlarınız özel losyonlarla temizlendikten sonra saç ekimi sonrası yapmanız gereken bilgiler anlatılır ve özel formlarınız takdim edilir. Saçlarınız ekilmiş halde artık evinize gidebilirsiniz.
    SAÇ EKİMİ YAPILABİLECEK DURUMLAR
    * Yanıklara ameliyat izlerine bağlı oluşan saçsızlık durumları
    * Erkek tipi saç dökülmesi
    * Kongenital(Doğuşsal) lokal saç kayıpları
    * Herhangi bir enfeksiyona bağlı lokal bölgesel saç dökülmeleri
    * Saçın aşırı çekilmesi sonucu (Kadınlarda sıkı topuz yapmaya bağlı)oluşan dökülmeler (Traksiyonel alopesi)
    * Saçın devamlı çekilerek oynanarak tik halinde koparıldığı (trichotillomani) adı verilen psikolojik rahatsızlıkda.
    saç ekimi güvenle uygulanabilmektedir. Ayrıca kaş, bıyık, sakal gibi bölgelerede saç nakli yapılarak doğal kaş bıyık ve sakal görünümü sağlanabilmektedir.
    Saç ekiminde kesin ve net yaş sınırı yoktur. Özellikle askerlik yapmamış genç insanlar saç dökülmesi başladığı zaman genellikle yanlış kararlar verebilmekteler. Yalnış ve ileriye dönük bir planlama yapılmadan, ehil olmayan saç ekimi merkezlerinde erken uygulanan saç ekimlerinde sonuç ileri vadede geri dönüşümsüz olarak daha kötü olabilir. Bu nedenle 20 yaş altı gençlere saç ekimi için acele etmemelerinin, öncelikle ehil ve tecrübeli doktor ile görüşüp kendilerine koruyucu tedavi veya daha uygun yönteme başvurmalarının daha doğru olduğunu belirtmeliyiz.
    SAÇ EKİMİNDE DOĞALLIĞI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
    A-2 kulağınızın üst sınırının birleştiği çizginin altında kalan alandaki saçların yoğun, sık ya da seyrek oluşu
    B-Saç köklerinin (greftlerin) iyice ayıklanıp greft epitelinin mümkün olduğunca temizlenmesi: Tecrübe ve bilgi beceri ister.
    C-Greftler için açılan kanalların doğal ve uygun oluşu: Saç diplerinde oluşan çukurların sebebi büyük ve yanlış yönlerde açılmış kanallardır; küçük ve doğru yönde açılmış kanallar saç çıkışlarınızın doğal olmasını sağlar.
    Ekilen saç köklerine verilen doğru yön neden bu kadar önemlidir? Çünkü ekilen saçlarınızın doğal olması için ekilen saçların yönü sizin kendi saçınızla aynı yönde olmalıdır. Buna ekim esnasında saçlarınızın yönüne bakılarak karar verilmelidir. Usta ve işinde ehil bir doktor tarafından açılan kanallara ekilen saçlar her yöne taranabilir, şekil verilebilir. Yine bunda doktorun tecrübesi,sabrı ,bilgi ve becerisi önemlidir. Bu noktada da dikkat edilmesi gereken bu işin ekipçe yapılıyor olduğunun belirtilmesi değil, başından beri belirttiğimiz gibi doktor kontrolünde, doktor tarafından saç ekimi yapılıyor olmasıdır.Eğer bu iş ekipçe yapılıyor deniyorsa bilin ki orada doktor yoktur.
    * Kıvırcık şekilli saç köklerinde saç köklerinin alınmasında doktor zorlanmasına rağmen sıklık,doğallık ve estetik sonuçlar göreceli olarak daha başarılıdır.Kıvırcık saç kökleri ekim alanında daha geniş bir bölgede, daha yoğun ve daha natürel görünüm verecektir.
    * Beyaz saçlarda: Saç köklerinin ayırt edilmesi daha çok çaba ve özel çalışma ister. Özellikle beyaz saçlarda mikroskoplu loop lar ile çalışmak gerekmektedir. Sonuçları çok doğaldır.Tecrübesiz ve ehil olmayan doktorların yaptığı beyaz saç ekimleri tamamen fiyasko ile sonuçlanabilir, dikkat edilmesi gerekmektedir.
    * Sarı renkli ve açık tonlu saçlar: Saç kökü ayıklanması diğer saçlara göre daha kolaydır. Sonuçları çok natüreldir.
    * Koyu renkli saçlar: Saç kökü ayırımı daha çok çaba ve özel çalışma ister. Kalın saçlarda özenli olunmalı, özensiz ve dikkatsiz saç ekimi yapılırsa saçlarınız sert çıkar. Özenli ve dikkatli ekimle son derece doğal ve dolgun saçlara kavuşabilirsiniz.
    * Düz saçlar: Saç kökü ayıklanması kolay saçtır. Saç ekimi ve saç kökü alımı seri yapılır ve doğal sonuçlar verir.
    Saç ektireceğimiz merkezi seçerken nelere dikkat etmeliyiz?
    Doğru saç ekimi merkezi seçmek için nelere dikkat etmelisiniz?
    -Daha önce başvurduğunuz klinikteki doktor tarafından bizzat saç ekimi yapılmış olan bir hasta ile görüşmeniz önerilir ki böylece işlemin saç ekimi uzmanı ya da koordinatörü denen ama aslında hiçbir zaman böyle bir ünvana sahip olmayan kişilerce mi yapıldığını öğrenmiş olursunuz.
    -Hastanedeki ameliyathanenin araştırması: Operasyonun saç ekim merkezinde gerçekleştirilmeyeceği yeterli donanımda,sterilitede ve ameliyathanede olmasına dikkat edilmelidir.
    -Saç ekiminizi gerçekleştirecek olan doktorun Fue saç ekiminde deneyimli olması, tecrübeli, bilgi birikimi olması ve operasyona bizzat girmesi başarılı bir sonuç için önemlidir.
    -Saç ekimi muayenenizin detaylı saç analizinizin, mutlaka saç ekiminde tecrübesi olan bir doktor tarafından, bu işlem için geliştirilmiş özel alet ve loop larla yapılması gerekir. Muayenenin, hemşirelerce saç ekimi koordinatörü denen saç ekimi uzmanı denen aslında hiç olmayan bu unvan adı altındaki kişilerce yapıldığı saç ekim merkezi ve operasyona hiçbir zaman girmeyen doktorların olduğu klinik ve hastanelerden özellikle kaçınılmalıdır.
    Fue Saç Ekimi ağrı ve acı verir mi?
    Saç ekimi operasyonu özel hastanede ameliyathane ortamında lokal anestezi altında 6-8 saatte gerçekleştirilir,saç ekimi merkezinde değil.!! Hastalar ağrı acı olmadan konforlu bir şekilde operasyonu tamamlarlar.Fue Saç Ekimi işlemini yaptıran tüm hastalar FUE saç ekimi uygulamasından sonra hiç bir acı çekmediklerini ve korkulacak birşey olmadığını söylemektedirler ve bu yüzden saç ekimi işlemi sonrası herhangi bir şekilde ağrı kesici ilaç yazmaya gerek bile yoktur.
    Saç ekimi sonrasında ne kadar zamanda yeni saçlar çıkar?
    Fue saç ekimi sonrasında saç ekimi yapılan alanda koyu siyah kırmızımsı kabuklanmalar görülür. Günde sabah akşam 2 kez başınızı yıkayarak bunu önleyebilirsiniz.7-10 gün içinde kabuklar tamamen dökülür. İşlemden 15 gün sonra hastanın saç ekimi yaptığı kimse tarafından anlaşılmaz.Saç ekiminden sonra 15.günle 3.ay arası ekilen saçlar dökülmeye başlar. Daha sonra 3 ay kadar görünümünde bir değişiklik olmaz. Yeni saçlar 6. aycivarında çıkmaya başlar.Daha sonra saçların tamamının çıkması 9-12 ayı bulmaktadır.Sonuç olarak da her yöne tarayabildikleri, kimse tarafından ekim olduğu anlaşılmayan saçlara kavuşmaktadırlar.
    Saç ekiminin herhangi bir yan etkisi riski var mıdır?
    Fue saç ekimi sonrası sağlığı etkileyecek herhangi yan etki bugüne kadar herhangi bir yayınla bildirilmemiştir.Bu yüzden saç ektirmeyi düşünenlerin ucuz saç ekimi, kampanyalı saç ekimi, saç ekiminde şok tek seans 30000 greftvs. diye reklam bombardımanlarından, gerçek dışı yaklaşımlardan uzak durup gerçekçi tecrübeli doktor tarafından bizzat yapılan ve kontrol edilen klinikleri tercih etmeleri ve yapabilecekleri en ufak yanlışın ömür boyu silinmeyecek izler bırakabileceğini unutmamalarını hatırlatmak isteriz.
    Saç ekimi en fazla kaç kere yapılabilir?
    Saç ekimi, saç ekimi yapılan alanın büyüklüğüne ve hastanın saç dökülmesinin devam edip etmemesine göre maximum 4 seansa kadar yapılabilir.
    Ekilen yeni saçların görüntüsünün doğal olup olmamasını nasıl kontrol edebiliriz?
    Saç ekiminin sonucu tamamen yapan doktora (dikkatinizi çekerim doktorabağlı diyorum, saç ekimi ekibi, saç ekimi uzmanı ya da saç ekimi koordinatörü demiyorum.) bağlıdır. Saç ekimi sırasında kullanılan saç greftlerinin kalınlığı ve saç kanallarının yönleri ile derinliği sonucu belirler.Saç greftleri saçın doğal çıkış şekline uygun büyüklükte, kalınlıkta ve saç kanallarının yönleri de var olan hasta saçlarının yönlerine uygun yerleştirildiğinde saç ekimi son derece doğal bir sonuç verir.
    Gelecekte, Fue saç ekiminin yerini alabilecek ve hastaya daha doğal bir görünüm kazandırabilecek seçenekler olacak mı?
    Şu anda erkek tipi saç dökülmesindeki en etkili tedavi şekli saç ekimidir. Halen saç klonlaması üzerine çalışmalar devam etmekle birlikte henüz elde edilen bir sonuç yoktur. Eğer bu başarılırsa saçlı deriden alınacak birkaç saç follikülü, laboratuar ortamında çoğaltılarak kişinin ne kadar saça ihtiyacı var ise saçsız alana o kadar saç ekimi yapmak mümkün olabilecektir.
    Fue Saç ekimi ile ekilen saçların ömrü ne kadardır?
    Fue Saç ekimiile ekilen saçlar kesinlikle dökülmez, ömür boyu kalıcıdır.

  • Hekimlik insanlarla ilişki kurma sanatıdır

    “Doğa doktordur ve Doğa kendi yönünü tayin eder.” Hipokrat Hipokrat’ın tıbbın babası olarak kabul edilmesinin sebebi bugünde geçerliliğini koruyan gözlem ve mantığa dayalı bir yöntem geliştirmesine dayandırılmaktadır.

    M.Ö. 5.yy. da yaşayan Hipokrat vücudun kendi kendini iyileştirebileceğine inanırdı. Yaşadığı yıllarda Tıp Bilimi adına çok önemli temeller attı, ancak Hipokrat’ın ölümünden sonra Kos Okulu gerilemeye başladı çünkü öğrencileri onun seviyesinde değillerdi ya da ona o kadar saygı duyuluyordu ki onun prensipleri hakkında yeni tezler geliştirilmedi ve onun tezleri üzerine yeni eklemeler yapmaya cesaret edilemedi.

    Rönesans çağında yaşayan agresif ve farklı kişiliğiyle tanınan Paracelsus ise daima Hipokrat’ın “doktorun yeri hastanın yanıdır.”prensibine sadık kalmıştır.”Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz dış hekim ancak iç hekime yardımcı olabilir.” derdi.

    18.yy.da yaşayan Dr.Hermann Boerhaave ise “Doktor hastanın yanında her türlü akademik önyargıyı bir kenara bırakarak sakince karar vermelidir.”derdi. O kadar ünlüydü ki Çin’den gönderilen ve üzerinde sadece “Dr.Hermann Boerhaave- Avrupa” yazılı bir mektubun kendisine ulaştığı söylenir.

    Ününü verdiği eğitime borçluydu. Her gün öğrencileriyle vizite çıkar, hastalarla konuşur, muayene eder ve onları dinlerdi. İzlenimlerini öğrencilerine anlatırdı. Onun yetiştirdiği öğrenciler de sonra çok başarılı olmuşlardı.

    Günümüzde modern tıbba bağlı yetişen hekimler, hasta yatağından uzaklaştılar; hastalarını daha az dinler oldular. Klinisyenler anamnezi sadece kendi uzmanlık alanı çerçevesinde almaya başladılar. Fizik muayene teşhis koymada giderek azalan bir yer tutmaya başladı. Tetkikler listesi ise gittikçe uzadı.

    Sonuç olarak bütün dünyada özellikle sosyo-kültürel seviyesi yüksek insanlar tamamlayıcı tıp yöntemlerine daha çok ilgi göstermeye başladı . Çağımızda artık insanların sağlıklarını kendi kendilerine bozdukları tezi kuvvetlendi ve böylece varolan sağlığımızı daha vakit varken korumanın önemi ortaya çıktı. Tıp alanındaki teknolojik gelişmeler doktorların başını döndürse de hastalar, artık doktorların kendilerini dinlemesini, yüzüne bakmasını, dokunmasını, ilgi ve şefkat göstermesini istiyorlar.

    Tamamlayıcı Tıp Doktorları bunu yaptıkları için hastalar daha mutlu oluyorlar. Çünkü bu alanda çalışan hekimler hastalığı değil hastayı ön planda tutuyorlar ve kişiyi beden – zihin – ruh birlikteliği çerçevesinde muayene ediyorlar. Tamamlayıcı Tıp uygulayan hekimlere gerçekten önemli görevler düşmektedir. Öncelikle insan vücudu üzerinde yapılan bu tedaviyi doktor olmayan uygulayıcılardan arındırmalıyız.

    Diğer önemli bir konu ise şudur: Yeterince eğitim almamış, yüzeysel bilgilerle Atlas Akupunkturu yapan hekimler ve Nöralterapi mantığını kavramadan lokal injeksiyonlar ile Nöralterapi yaptığını düşünen hekimler bu işe zarar vermektedirler. Bu yöntemler ile sağlığını kazanamamış her hasta bizim hanemize eksi puan olarak yazılmaktadır. Bize gerçekten bu işi seven, iyi eğitim almış ve Tamamlayıcı Tıp penceresinden bakan daha fazla sayıda hekim ve bu yöntemlerle sağlığına kavuşarak bunu çevresinde duyuran daha çok insan gerekiyor. Ancak bu takdirde hak ettiğimiz şekilde tıp dünyasında yer edinebiliriz.

  • Pirincin de yağı var!

    Neyim varmış?

    -Kan yağlarınız yükselmiş!

    -Kolesterol mü yüksek yani evladım!

    -Hayır teyzem! LDL denen kötü kolesterolünüz; yaşınız ve eşlik eden hastalıklarınıza göre normal ancak trigliserit dediğimiz kan yağlarınız almış başını gidiyor.

    Kan yağını, kolesterol olarak duymuşta trigliserit denen ucubeyi “ilk duyuyor” teyzenin kulakları.

    Yağ yemiyorum demek istiyor ama trigliserit; soru ünlemiyle çöküyor kadının simasının ortasına.

    Soru sorarmışçasına bakan gözleri daha fazla endişelendirmeden doktor açıklamasına devam ediyor:

    -Çok şeker yiyorsunuz, o yüzden bu kadar yüksek yağlarınız!

    Fazla glikoz gliserole dönüşüyor, gliserolde trigliserite demek istiyor aslında doktor.

    Kadının endişesi şaşkınlığa dönüyor, şaşkınlığı da birazcık alaya kaçar gibi.

    İnanılır gelmiyor duydukları.

    Öyle ya! Yağla şekerin ne alakası var?

    Hasta endişesinden sıyrılmış, şaşkınlığı atmış üzerinden.

    Güveni de yerinde. Hiçbir şey yemiyorum der gibi aslında mimikleri.

    -Ne yağ yiyorum doktor ne de şeker!

    Yağ kısmında durmuyor bile doktor.

    Halk arasında şişmanlık olarak bilinen obezitenin tanı ölçütü olan vücut kütle indeksi 30’u deviren hastasının diklenmesine aldırış etmeden:

    -“Hadi beraber bir şeker hesabı yapalım, teyzem” diyor aralarındaki yaş farkı on yıl olan hastasına.

    Peşin hükümlü bir soruyla devam ediyor doktor:

    -Ne kadar çay içiyorsun.

    -On bardak.

    -Bir bardağa ne kadar şeker ilave ediyorsun.

    -Üç çay kaşığı.

    Tepeleme bir çay kaşığı 48 kalori ediyor. Spor yapmayan ortalama yetmiş kiloluk bir insanın; kilosunu koruyabilmek için ihtiyacı olan günlük kalori miktarı ise 1600 kalori.

    Hasta bir bardak daha çay içse; sadece su içerek şişmanlayan nadir insanlardan biri olarak tarihe geçecek aslında!?

    Daha bunun ekmeği var, pastası var, böreği var,

    Reçeli var, pekmezi var, şerbeti var,

    Patatesi var, mısırı var, arpası var,

    Var da var…..!

    Taşı toplamak zor olsa da,

    Gel şimdi ayıkla bakalım, pirincin de yağı var!