Etiket: Doğum

  • Ten Tene Temas

    Ten Tene Temas

    Bebeğin doğumdan sonra ilk dakika ve saatler içinde karşılaştığı ortam ve davranışlar onun gelişiminde olumlu veya olumsuz birçok etki bırakacaktır. Yapılan birçok araştırmalar doğar doğmaz bebeğin annesiyle ten tene temas sağlanmasının önemini vurgulamaktadır. Doğum sonrası bu yaşamdaki ilk saat çok önemlidir, bu süreçte bebek annesiyle tanışmakta ve bir aile oluşmaktadır. Bu özel zaman dilimine hiçbir şekilde zorunlu olmadıkça müdahale yapılmamalıdır. Güvenli bağlanma doğum anında ten tene temas ile başlar. Çocuk doğduğunda ve ilk iki ay anneyi kendisinin uzantısı gibi algılar. Annesini görmemesi onu kaygılandırır. Annesi ile güvenli bağlanma yaşayan çocuklar ileride kendisi ve toplumla barışık bir şekilde yaşar.

    Bebeğin ağlayıp ilk solunum hareketini yaptıktan sonra anne ile bebek arasındaki ten tene temas ile ilk bağlanma sağlanmalıdır. Doğumdan sonraki ilk 30 dakika bebeğin en uyanık olduğu dönemdir. Ten tene temas sezeryan uygulanan vakalara da uygulanabilir. Prematür bebeklerde bile ten tene temasın birçok faydaları görülmüştür. Bebeğin doğumundan sonraki ilk birkaç hafta mümkün olduğunca ten tene temas sağlanmalıdır. Anne ile temas bebeğin yaşam alanıdır. Bebeği bu alandan koparırsanız strese girer. Dünya Sağlık Örgütü 2003 yılından itibaren yenidoğan bebekler için ten tene teması önermektedir. Anne uygun olmadığı durumlarda bebeğin en tanıdığı diğer kişi baba ile ten tene temas sağlanmalıdır.

    Ten tene temas ile bebeğin solunumu düzene girer, kan şeker seviyesi düzenlenir, bebek vücut sıcaklığı korunur, stres hormonu seviyesi düşük kalır, bebek daha çabuk uykuya geçer, daha uzun uyur ve ağlama sıklığı düşer. Annelerde ten tene temas ile oksitosin hormonu salgılanır. Bu hormon bebeğin annesine dokunduğu, memesini ararken yaptığı temaslar nedeniyle hormon salınımını en üst noktaya çıkmaktadır. Aşk hormonu olarak ta bilinen oksitosin hormonu sayesinde annede rahatlama, bebeğe bağlanma ve bebeğe bakım verme isteği ortaya çıkar. Bebek açısından bakıldığında anneden ayrılmak hayatı tehdit eden bir durumdur. Ayrılık durumunda bebek annenin sağladığı sıcaklığa ve korumacılığına tekrar kavuşmak için ağlar ve aşırı tepkiler verir. Bebek annesinden ayrıldığında vücut ısısında düşme, kalp atımında azalma ve kan şekerinde düşme meydana gelir. Kısa dönem ayrılık bebekte bir sıkıntı oluşturmadığı görülmekle birlikte ayrılığın uzun sürmesi bebeğin ileriki hayatında kalıcı hasarların oluşmasına sebebiyet verecektir.

    Sonuç olarak bebeğin doğumdan sonraki hayata uyum sağlayabilmesi için ten tene temas önemli yer tutmaktadır. Fizyolojik faydaları yanında psikolojik olumlu etkileri de bulunmaktadır. Yapısal ve fonksiyonel olarak bebeğin beyin gelişimine katkısı vardır. Doğum sonrası bebek ile anne arasında ilk tanışmayı ten tene temas ile sağlayarak sağlam bir yuvanın kurulması yönünde büyük bir adım atılmasına vesile olunacaktır.

  • Doğal Doğum

    Doğal Doğum

    Kadın bedeni çok güzeldir, nasıl doğum yapacağını bilir. Bebekler sakin bir şekilde dünyaya gelir. Yeter ki biz hekimler buna inanıp beklemeyi ve sabretmeyi bilelim. Doğum yapan bedenin içgüdülerine kulak verelim. Doğumun fizyolojisine saygı duyalım. Kısaca her şey yolunda gidiyorsa dokunmayıp takipçisi olalım, yalnızca gerektiği yerde ve gerektiği zamanda doğum eylemine müdahale etmeliyiz. Doğal doğum da hormonlar aktif olarak salgılanır. Sevgi hormonu oksitosindir. Doğumun rahat geçmesini sağlayan ve bağlanmadan da sorumlu olan endorfindir. Annenin doğum anında enerjisini sağlayan adrenalindir. Doğum sonrasında da bebeğine bakım verme gücünü sağlar. Doğum sonrasında emzirmeden sorumlu olan prolaktin hormonudur.

     
    Yeni doğan bir bebek annesine ihtiyaç duyar. Oysaki en doğal küvez anne kucağıdır. Anne bebek bağlanmasında ilk 30 dk. Çok kıymetlidir. Planlanarak yapılan sezeryan ve indüklenen doğumlarda, bebek kendisini birdenbire dış dünyada hazırlıksız bulur bu durum anne ve bebek bağlanmasını negatif yönde etkiler ve emzirme problemlerini de beraberinde gelir. Bebeğin tek ama tek ihtiyacı annesidir.

  • EPİDURAL ANESTEZİ İLE AĞRISIZ DOĞUM

    EPİDURAL ANESTEZİ İLE AĞRISIZ DOĞUM

    Omurganın uygun aralığından bir katater yardımıyla girip serum gibi damla damla anestezik madde verilerek belden aşağısında ağrının hissedilmesini engelleyen bir işlemdir. Gebe kadın, ağrılarının yüzde sekseni bloke edildiği için rahat bir doğum gerçekleştirilir. Ancak uygulama rahim ağzı 4 cm açıldıktan sonra yapılmaktadır. Ikınma döneminde ilaç dozu azaltılarak kadının ıkınmayı hissetmesi ve böylece doğuma aktif olarak katılması sağlanır. Böyle bir doğum düşünüyorsanız bunu doktorunuzla konuşup, doğum yapacağınız hastanede bu konuda uzman biri olup olmadığını varsa hangi koşullarda uygulandığını öğrenin. Epidural anestezi hem normal doğumda hem de sezaryende kullanılabilir.

    Her anne adayı ağrısız doğum yapmak ister.

    Ağrı herhangi bir dokudan kaynaklanabilen kompleks ve nahoş bir algılamadır. Ağrı tedavisi uzun yıllardır tıpta en güncel ve üzerinden çok çalışılan konuların başında gelmektedir.

    Normal doğum eylemi şiddetli ağrılı bir olaydır. Anneye rahat ve ağrısız doğum yaptırma arzusu ile yapılan çalışmalar sonunda sonuç vermiştir. Bu yüzyılın başlangıcından beri dünyada doğum eylemi sırasında farklı teknikler kullanılarak anne adaylarına yardım edilmiştir. Ağrısız doğumda en güvenilir ve rahat teknik epidural anesteziyle sağlanır.

  • GEBELİK VE DOĞUM

    GEBELİK VE DOĞUM

    Gebelik Öncesi Hekime Başvurunun Önemi
    gebelik-oncesiGebelikte oluşabilecek birtakım problemlere karşı önceden tedbir alınabilmektedir. Bunların başlıcalarını sıralarsak:Üreme çağındaki bir bayanın gıda ile veya ilaç şeklinde günde en az 400 mikrogram folik asit alması gereklidir. Folik asit alımının gebe kalmadan önceki 3 ayda başlanması ve gebeliğin en az ilk 3 ayında alıma devam edilmesi önerilmektedir.Kızamıkçık ve Suçiçeği gibi enfeksiyonlar sakat dogumlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik planlayan bir bayan eğer daha önce kızamıkçık (rubella) enfeksiyonu geçirmedi ise gebelik öncesi aşılanmalı ve aşı sonrası en az 3 ay geçtikten sonra gebe kalmalıdır. Suçiçeği içinde aşı yapılabilinir.Anemi ve troid fonksiyonları da yapılacak kan testleri ile degerledirilmelidir.Dengeli vesağlıklı beslenmeyi sağlayan bir diyette hastalarımızı riskli gebelik grubundan kurtarabilmektedir.Vitamin D eksikliğininde gebelikte preeklempsi, gebelik diabeti, erken doğum, bebekte gelişme geriliğinde etken olduğunu unutmamalıyız.
    Gebelikte Beslenme
    Hem aşırı, hemde düşük kilolu bayanlar gebeliğin kötü sonlanması açısından risk altındadırlar.Gebelikte, gebe olmayana göre hastanın kilo ve aktivasyonuna bağlı olarak yaklaşık %15 yani 300-500kcal fazla alması yeterli olmaktadır.Gerektiğinde belirli haftalarda eklediğimiz demir, vitaminler, kalsiyum ve magnesiumda önemlidir.Bol sıvı tüketimi şarttır.
    Gebelikte Egzersiz
    gebelikte-egzersizDüzenli ve ağırlık kullanmadan yapılan (yüzme, yürüyüş gibi)sporlar anneyi doğuma hazırlar ve doğum sonrası eski formlarına dönmeyi kolaylaştırır.Egzersizin Yasak Olduğu DurumlarGebeliğin indüklediği hipertansiyon,erken membran rüptürü, erken doğum öyküsü, servikal yetmezlikte, kanama ve gelişme geriliğinde ayrıca annede kalp ve akciğer hastalıklarında egzersiz önerilmemektedir.
    Yüksek Riskli Gebelikler
    Tekrarlayan gebelik kayıpları
    Rahim ağzı yetmezliği(servikal yetmezlik)
    Gebeliğe bağlı hipertansiyon(preeklampsi)
    Gebeliğe bağlı diyabet (gestasyonel diabet)
    Gebelik kanamaları(plasentanın erken ayrılması, plasentanın rahim kanalını örtmesi)
    Eken doğum tehdidi
    Erken membran rüptürü
    Amnion sıvısı fazlalığı veya azlığı (polihidroamnioz veya oligohidroamnioz)
    Gelişme geriliği
    Çoğul gebelik
    Gebelik kolestazı (kaşıntı ile kendini gösterir)
    Annenin yaşı, gebelikte geçirdiği enfeksiyonlar (rubella, toksoplazmagibi), sigara alkol kullanımı, radyasyon ve bazı ilaçlar, ailedeki genetik hastalıkların öyküsünün pozitif olması gebeyi riskli gruba alır.
    Gebelikte Rutin Testlergebelikte-testler
    Kan grubu, tam kan sayımı, biyokimya, Rubella, VDRL, Toksoplazma, Hbs, HIV gibi serolojik testler, idrar tetkiki ve kültürü, smear testi ilk vizite istenir.
    11 – 14 hafta arasında ikili test, ultrasoda ölçülen ense kalınlığı ve nazal kemik ölçümüyle beraber değerlendirilir.
    Riskli grupta CVS önerilir.
    16 – 18 hafta arasında üçlü veya dörtlü test istenir.
    Riskli grupta Amniosentezönerilir.
    18 – 20 haftalar arasında anomali tarama ultrasonu ve gerektiğinde ilerleyen haftalarda fetal eko eklenir.
    24 haftada şeker yükleme testi ve yine takipler sırasında idrar tetkiki kültürü heemogram ve biyokimya tahlileri tekrarlanabilir.
    Rh uygunsuzluğu dediğimiz annenin kan grubu – baba ise + olduğunda indirek coombs testi yapılarak takip edilir. Riskli durumlarda kanama, amniosentez gibi işlemlerden sonra ve 28. gebelik haftasında ANTİ D yapılmalıdır.
    NST ise gebelik haftasına ve hastanın şikayetine göre başvurulan, bebeğin kalp atışlarını ve annedeki rahim kasılmalarını gösteren tetkiktir.
    Doktorunuzu Arayın
    Bebek hareketinde azalma
    Suyun gelmesi
    Kanama
    Tansiyon yükselmesi, görme bozukluğu, ciddi mide agrısı(epigastrik ağrı), elde yüzde şişlik
    Düzenli sancıların başlaması
    Normal Doğum
    Birinci Evre: Ağrıların başlamasından rahim ağzının tam olarak(10 cm) açılmasına kadar geçen süredir. Bu evre ilk doğumlarda 10 – 12 saat kadar sürebilir..İkinci Evre: Rahim ağzının tam olarak açılmasından bebeğin doğumuna kadar geçen süreyi kapsar. İlk doğumda yaklaşık olarak 1 saat sürer. Enerjisini doğru ayarlayan ve ıkınma ile inişi kolaylaştıran hastalarımızda bu evre çok daha kısa sürebilir. Burada doğumu yöneten biz hekimlere çok görev düşer.Üçüncü Evre: Doğumunu takiben plasenta ve zarların tam çıkmasını kapsar.
    Ağrısız Normal Doğum
    Epidural anestezi anestezi uzmanınca uygulanan bele yerleştirilen bir katater sayesinde verilen ilaçlarla anne ağrı hissetmemektedir. Bu sırada doğum ilerlemekte ayrıca annenin ıkınma refleksinide etkilemeden doğum ağrısız geçmektedir. Bu anestezi şekli son evrede olan epizyotomi ve onarımındada hastaya ve ekibe büyük konfor sağlamaktadır.
    Sezeryan
    Sezaryan vajinal doğuma göre maliyeti daha yüksek, daha ağrılı ve iyileşme süreci daha uzun olan ancak bazen hayat kurtarıcı bir doğum şeklidir.
    Başlıca Sezeryan Endikasyonları
    Fetal sıkıntı(fetal kalp atışı bozulması)
    Baş geliş dışında diğer geliş anomalileri
    Önceki sezeryan
    Çoğul gebelikler
    Plasenta plevia (plasentanın rahim azgında yerlesmesi) ve plasentanın erken ayrılması
    Baş pelvis uygunsuzlukları
    İri bebek

  • NORMAL DOĞUM

    NORMAL DOĞUM

    Normal doğum sırasında ve sonrasında olacakların bilinmesi ile kadınların

    normal doğumdan çekinmeleri azalacaktır. Bu nedenle genelde ilk doğumunu

    normal yapan kadınlar ikinci doğumlarından önce korkmadıklarını ve ilkine göre

    daha iyi hissettiklerini söyler.

    Kadınların doğuma hazır olmalarına yardımcı olmak için hazırladığımız

    Kadınların doğumda karşılaşacakları olaylar ile ilgili genel bilgileri aşağıda

    bulabilirsiniz.

    Normal doğum sırasında neler olur?

    Doğum sırasında ebeniz veya doktorunuz bebeğinizi dünyaya getirirken size

    yardımcı olacaktır. Eğer bebeğin doğumu vajinal yoldan olur ise buna normal

    doğum denmektedir. Eğer doğum için annenin karnında kesi yapılarak ve rahim

    kesilerek bebek çıkarılıyor ise buna sezaryen ile doğum denmektedir.

    Normal doğum sırasında bebeğinizi çıkarabilmek için ıkınmanız gerekecek.

    Ikınma döneminden önce vücudunuzda bazı değişikliklerin oluşması gereklidir.

    Rahim ağzınız incelmiş olmalı ve devamında açılmalıdır. Nihayetinde rahim ağzı

    bebeğin kafasının geçeceği şekilde tam açıklığa ulaşmış olmalıdır. Ayrıca bu

    süreçte bebeğiniz rahimden aşağı doğru ilerlemiş ve vajen üst kısmına kadar

    inmiştir. Hatta bu dönemde sanki büyük abdestinizi yapacak hissi olur, veya

    makatınıza baskı hissi olur.

    Doğuma yardımcı olan doktorunuz veya ebeniz ıkınmanız gereken zamanı size

    söyler. Hangi duruş şeklinde rahat iseniz o şekilde ıkınmanızı öneririm. Örneğin

    yan yatar şekilde veya ayakta veya çömelerek ıkınabilirsiniz. Ikınmanın

    gerçekleştiği süre dakikalar veya saatler sürebilir. Eğer ilk doğumunuz ise bu

    süreç biraz daha uzun olabilir.

    Doğum acıtır mı?

    Evet, doğum genelde ağrılı bir süreçtir. Ağrının ne miktarda olduğu kadından

    kadına değişebilir. Kadın, ağrı kontrolü için kendine özgü uygulamalar

    seçmelidir.

    Bazı kadınlar doğal doğumu tercih eder. Yani doğum sırasında ağrılarını

    azaltmak için herhangi bir ilaç kullanmazlar. Bunun yerine hareket veya nefes

    alma teknikleri gibi doğal yöntemler aracılığı ile ağrı ile baş ederler.

    Bazı kadınlar ise doğum sırasında ağrı kesici kullanmak ister. Bunun için

    damardan veya kalçadan ağrı kesici uygulamaları veya epidural uygulaması

    tercih edebilirler.

    Bebek doğduktan sonra ne olur?

    Bebeğinizi doğurduktan sonra bebeğinizin eşi olarak bilinen plasentanın çıkması

    beklenir. Plasenta genellikle 30 dakikada çıkar. Daha sonra vajen ve vulva

    bölgesinde herhangi bir yırtık var mı diye muayene edilirsiniz. Eğer oluşan bir

    yırtık var ise uyuşturma işlemi yapıldıktan sonra dikiş atılır. Buraya atılan

    dikişler 10 gün içinde kendiliğinden erir. Şunu belirtmeliyim ki artık kesi yani

    epizyotomi işlemi gerekmedikçe yapılmamaktadır.

    Doğumdan sonra bebeğinize neler yapılır?

    Türkiye’de çok yaygın olmasa da yaptırdığım doğumlarda ten tene temasa çok

    önem veriyorum. Bu uygulamada, bebeğin göbek kordonu kesilmeden önce

    bebek annenin göğsüne verilir. 3 dakika beklendikten sonra göbek kordonu

    kesilir. Eğer bebekte sorun yoksa anne bebeğini bir süre daha tutabilir. Daha

    sonra bebeğin eder ve hareket, nefes alma, kalp atışı, cilt rengini değerlendirilir.

    Bu değerlendirmeye APGAR değerlendirmesi denir.

    Bebeğinizi hemen emzirmeniz hem sizin kanmanızı azaltır hem de bebeğiniz

    kendini güvende hisseder ve vücut ısısı düşmez. Bebeğiniz doğduğunda K

    vitamini iğnesi ve hepatit B aşısı yapılır. K vitamini bebeğin beyin kanaması veya

    barsak kanaması gibi bir sıkıntı yaşamasını engellemek için yapılmaktadır.

    Hastaneden ayrılmadan önce bebeğinizin beslenmesi ve emzirme ile ilgili

    değerlendirme yapılır. Ayrıca çocuk doktoru muayene eder. Ayrıca bebeğinize

    işitme testi ile ilgili randevu verilir. Bebekten topuk kanının en az 3 gün sonra

    aldırmak en doğru sonucu verecektir. Bu nedenle topuk kanını sağlık ocağında

    da aldırabilirsiniz.

    Doğumdan sonra hangi durumlarda doktorunuz ile görüşmelisiniz?

     Fazla miktarda vajinal kanama varsa

     Baş dönmesi veya bayılacak hissi varsa

     Ateş

     Kusma

     Yeni başlayan karın ağrısı

     Şiddetli baş ağrısı veya görme sorunu

     Üzgün veya umutsuz hissetme

  • 3.TRİMESTER (Üçüncü 3 ay ) 28 – 40 HAFTA ARASI

    3.TRİMESTER (Üçüncü 3 ay ) 28 – 40 HAFTA ARASI

    28. Hafta

    – Kaş ve kirpikler iyice belirgindir !

    – Saçlar uzamaya devam eder

    Yine de, bazısı pek az saçla da doğabilir.

    – Gözler de tamamlanmıştır.

    – Hatlar yuvarlanmaya başlar.

    – Kas tonusu da gelişmektedir.

    Anne karnında Olimpiyat nasıl olurmuş bakalım ? Kendinizi hazırlayın.

    – Ayaklar 5.5 cm. boyundadır.

    – Akciğerler dış ortamda nefes almaya hazırdır artık.

    Ancak, erken doğumda halen tedavi gereksinimi yüksektir

    – Yaşasın ! Bebeğiniz bir kiloya ulaştı. Boyu da 37.6 cm.

    29. Hafta

    – Baş-gövde oranı oturmuştur.

    Her geçen gün yenidoğan görünümüne daha çok benzemektedir.

    – Ciltaltı yağ depolanmaya devam eder

    Şimdi artık ‘gerçek’ dünyaya hazırlanıyor.

    – Beyni artık solunum refleksini ve vücud ısısını ayarlama yetisine sahip.

    – Gözler, yuvalarında hareket etmeye başlar.

    – Bebek hareketleri iyice kuvvetlenmiştir.

    – Bebeğiniz 1150 gr. ve 38.5 cm.’e ulaştı.

    30. Hafta

    – Bebeğiniz büyüdükçe, amniyos sıvısı azalmaya başlar.

    Ama, kendinizi daha hafif hissetmekten uzaksınız, değil mi?

    – Göz hareketleri artık bir ışık kaynağını takip edecek kadar gelişmiştir

    – Cildini kaplayan ‘lanugo’ tüyleri dökülmeye başlar.

    – Artık kan yapımından kemik iliği sorumludur.

    – 40 cm. boyunda 1320 gr. ağırlığında bir bebektir artık.

    31. Hafta

    – Gözler, ışık ve karanlığa tepki verir.

    – Fiziksel gelişim hızı biraz yavaşlar

    Kalan süre daha çok kilo artışı ile geçecektir. Yaklaşık doğuma kadar kilosu iki kata

    çıkacaktır.

    – Ciltaltı yağ birikimi cildin rengini kırmızıdan pembeye dönüştürür.

    – Kemikler büyüyüp sertleştikçe kalsiyum, fosfor ve demir depoları artmaktadır

    – Beyinin ikinci hızlı büyüme evresine geçilir. Hücre sayısı durmadan artar.

    – Gelişimini tam tamamlamamış tek temel organ akciğerlerdir.

    -‘Ben artık 41 cm. ve 1500 gr. oldum’.

    32. Hafta

    – Artık eskisi kadar dolanmadığını fark edersiniz!

    Sadece alanı daraldı. Aslında iyi, ama henüz biraz daha büyümesi gerekli.

    – Beş duyu tam olarak çalışmakta.

    – Ayak tırnakları maniküre hazır olmasa da artık gelişimini tamamladı.

    – Beyin çalışmaları 8. aydan başlayarak uyku fazlarının oluştuğunu gösterir. Daha fazla

    uyumaya başlar.

    – Acaba rüyasında ne görüyor dersiniz ?

    – 1800 gr. ve 43 cm. olmak kolay değil

    33. Hafta

    – Amniyos sıvı miktarı en üst düzeydedir.

    – Beyin gelişiminde hücreler arası bağlantı sayısı artar

    Öyle ki, emme ve yutkunma işlevini solunumla uyumlu yapabilir.

    – Birçok kemik sertleşirken kafatası halen yumuşaktır ve eklemler tamamlanmamıştır

    Doğum eylemini kolaylaştırmak için kafa kemikleri hareketli olmalıdır.

    – Bebeğiniz aralıklı olarak derin nefes almaktadır

    Ama hava değil suyu teneffüs eder. Bu sorun oluşturmaz çünkü oksijeni plasenta

    sağlamaktadır. Bu bir egzersizdir aslında. Kasları geliştirip ‘sürfaktan’ yapımını arttırmaya

    yarar.

    – Erkek bebeklerde testisin skrotuma inişi tamamlanmak üzeredir. Bazen bir veya ikisi de

    doğuma kadar inmeyebilir.

    – Boyutlar ise 44 cm. ve 2000 gr. olmuştur..

    34. Hafta

    – Tamamen bir yenidoğan gibi davranmaya başlar

    Uyanıkken gözler açık, uykuda ise kapalıdır.

    – Göz kırpmasını öğrenmiştir.

    – Size ait bağışıklık maddeleri plasentadan bebeğinize taşınır.

    Anne sütü bu maddelere katkıda bulunacaktır.

    – Sıklıkla doğum pozisyonu olan ‘baş geliş’ şeklini almıştır.ak için kafa kemikleri hareketli

    olmalıdır.

    İlk gebelikse hele baş yerleşmeye bile başlamıştır.

    – Artık tırnaklar parmakların ucuna ulaşmıştır.

    Doğduğunda yüzünü bile tırmıklıyabilir !

    – Boyu 46 cm. olan bebeğiniz 2150 gr.dır.

    35. Hafta

    – Bu haftada doğan bir çok bebek yaşayacak ve uzun dönem sorunu da olmayacaktır.

    – Kol ve bacaklarda belirgin yağ artışı gözlenir

    Böylece, ısı kontrolünü sağlayacaktır.

    – Artık iyice rahim içini kaplamaktadır. Göğüs kafesinize doğru bası artmıştır.

    Göğüs kafesinize doğru bası artmıştır.

    – Testisler normal pozisyonunu almıştır.

    – ‘Ben artık 47 cm. boyunda ve 2400 gr. ağırlığındayım.

    36. Hafta

    – Neredeyse doğuma hazırız!

    Gelişmesi halen gereken, sadece akciğerler.

    – Bu zamana kadar olmadıysa artık şimdi bebek doğum kanalına yerleşir. Sizin için nefes

    almak kolaylaşır, ama bu seferde yürümek zor olabilir!

    İlk doğumunuz değilse bu ‘hafifleme’ doğum başlangıcına kadar olmayabilir.

    – Yağ birikimi diz ve dirsekte gamzeler, boyun ve ensede çizgilenmeler yapar.

    – Cilt ise bebeksi yumuşaklığa ve pürüzsüzlüğe kavuşmuştur.

    – Damaklar sertleşmiştir.

    Dişlerin çıkması ise aylar alacaktır.

    – Böbrekler tam kapasite boşaltım yaparken karaciğer de bazı atıkları kandan temizler

    – Bu aşamada bebeğiniz 48 cm. ve 2700 gr.dır.

    37. Hafta

    – Ortalama 3000 gr. ve 49 cm. olmuştur bebeğiniz.

    Gelişmesi halen gereken sadece akciğerler.

    – Artık ‘miyadında’ kabul edilse de biraz daha anne karnında kalmanın da yararı olacaktır.

    – ‘Su altında soluması şaşırtıcı değil mi?

    – Kavrama iyice kuvvetlenmiştir.

    Az kaldı parmağınızın kavrandığını hissetmeye !

    – Birkaç hafta önce ışığa doğru gözlerini çeviriken şimdi artık başını döndürmektedir.

    38. Hafta

    – Ortalama bebek 3300 gr. ve 50 cm.dir.

    – Amniyos sıvısı iyice azalır.

    Hıçkırık sıklığı artar.

    – Barsaklarında ‘mekonyum’ denilen ilk gaita bulunur.

    – Baş ve karın çevresi neredeyse aynıdır. Tişörtün baştan geçmesinde zorlanmanın nedeni

    çıktı ortaya !

    39. Hafta

    – ‘Lanugo’ tüyleri neredeyse tamamen dökülmüştür.

    Yine de, yenidoğanda omuz, kol, bacak ve kıvrım yerlerinde gözlenebilir.

    – Akciğer gelişmiş ve ‘sürfaktan’ yapımı artmıştır. Dışarıya uyuma hazırdır!

    – Yağ depolamaya devam eder. Özel bir yağ tipi olan ‘kahverengi yağ’ ise doğum sonrası ilk

    haftalar ısı kontrolünü sağlayacaktır. Bunun birikimi ise ense, omuzlar arası sırt ve iç organlar

    etrafındadır

    – Boyutlar 3400 gr. ve 51cm.'e ulaşmıştır.

    39. Hafta

    – ‘Verniksin’ çoğu kaybolmuştur

    Bazen birazı doğumda izlenebilir.

    – Bebeğinizin %15’i yağdır.

    – Yaklaşık % 60 – 75’i ise sudur!

    – Akciğerler doğuma kadar gelişmeye devam eder.

    – Büyüme sürdükçe saç ve tırnaklar da uzamaya devam eder.

    – Her iki cinste de sizden geçen hormonların etkisiyle meme tomurcukları belirgindir.

    – Doğduğunda ortalama 3500 gr. ve 51 cm. olacaktır.

    TEBRİKLER !

    Artık çocuğunuzu kucaklayabilirsiniz! Her anını doya doya yaşayın. Öyle çabuk büyüyorlar

    ki!

  • YÜKSEK RİSKLİ GEBELİKLER NEDİR  ?

    YÜKSEK RİSKLİ GEBELİKLER NEDİR ?

    Riskli gebelik terimiyle doğal seyrine bırakıldığında  anne ve  bebek için yaşamsal riskler  taşıyan gebelikler ifade edilir.Bütün rutin aylık, zaman zaman daha da sık yapılan gebelik kontrollerin temel amacı;risk taşıyan gebelikleri tespit edip,oluşan yada oluşabilecek sorunlarla mücadele etmekdir.

    Bu alanda yapılan çalışmalar tarihten günümüze kadar doğum hekimlerinin en önemli uğraşı alanı olmuştur. Günümüzde gelişen bilgi teknolojisi ile birlikte riskli gebeliklerin tanınması, izlenmesi ve tedavilerinde yepyeni yöntemler kullanılmaktadır.Bu gelişmelerle birlikte özellikle son 20 yılda anne ve bebek ölümleri(mortalite)ve anne-bebek sekelleri(morbidide) oldukça azaltılabilmiştir.

    Riskli gebelikler anneden kaynaklanan  riskler ve fetusdan kaynaklanan  riskler olarak iki boyutu vardır .Ancak anne ve fetus o kadar yakın ilişkidedir ki gebelik boyunca genellikle birine dair  riskler diğeri içinde yüksek risk taşımaktadır.

    Anneden Kaynaklanan Riskler: Gebelik anne adayı için ek bir fiziksel ve ruhsal bir yüktür.Bu nedenledir ki ,zaten erkekler 70 yaşında çocuk sahibi olabilirken kadınların doğurganlıkları 40’lı yaşlarda sonra ortadan kalkmaktadır. Çünkü bugünkü teknolojik imkanlarla bile 50-60 yaşında kadınlar hamile kalabilseler pek çoğu yaşamlarını kaybedebilirlerdi ; Anneden kaynaklanan riskler gebelik öncesi var olan ve gebelikte gelişenler olarak ikiye ayrılır;

    1-Gebelik Öncesi Riskler:

    -Anne Yaşı: İdeal gebelik yaşı 20-30 yaşları  arası olduğu kabul edilir. Her ne kadar sınırlar gelişen teknoloji ile zorlansa da 18 yaş altı ve 35 yaş üzeri gebelikler yüksek risk taşırlar .Yaşla birlikte genetik hastalıkların sıklığı artar ,kronik hastalıklara maruz kalma artarken, annenin gebelikte oluşabilecek fiziksel yük artışına dayanıklılığı azalır. 18 yaş altı anne adayları fiziksel ve ruhsal gelişimlerini tamamlamadığından gebelik risklerini daha yoğun yaşarlar.
    -Annede Yüksek Tansiyon: Yüksek tansiyonlu anneler gebelikte kalp damar sistemlerinin yüklenmesine bağlı sorunlara daha açıktır .Ayrıca gebelik tansiyonu ile komplike olduğunda hem anne hem de bebek için yaşamsal sorunlar çıkarabilir.
    -Annede kalp ritim bozukluğu olması :Bir takım kalp ritim bozuklukları artan fiziksel aktivite ile gebelik sırasında belirginleşebilir yada gebelikte aşikar hale gelebilir.
    -Annede Şeker Hastalığı: Şeker hastalığı gebe kalmayı engelleyebileceği gibi,gebelik sırasında da annenin bozulan metabolizması hem anne için ek bir yük oluşturur hem de fetüs da yapısal anomalilerin sıklığını arttırır, doğum ve doğum sonrasında bebekler için pek çok problem çıkarabilir.
    -Annede ileri derecede kansızlık,yada doğumsal kan hastalıklarının olması,
    -Annede diğer sistem hastalıklarının olması(kalp, böbrek, romatizmal vb)
    -Aşırı zayıf (50 kg  altı) aşırı kilolu kadınlar(vücut kitle endekslerine göre obez sınıfına girenler)
    -Annede alkol, sigara(sigara kullanımı bebekte anomali yaptığı kanıtlanmamıştır ancak kesin olan bir şey vardır ;sigara kullanan annelerin bebekleri düşük doğum ağırlıklı olurlar ve erken doğarlar. Bu nedenle annelerin mümkünse gebeliği süresince sigarayı bırakmaları bırakamıyorlarsa mümkün olan en az  sayıda sigara tüketmelidirler) yada ilaç  bağımlılığı olanlar, yada hastalığı nedeniyle kronik ilaç kullanan kadınlar.
    -Miyomlu gebelikler, Burada miyomun yeri büyüklüğü ve bebeğin eşiyle ilişkisi çok önemlidir, miyomlu gebeliğin takibi ve de doğumu özellik taşır.

    B-Gebelikte gelişebilecek Riskler;

    -Gebelik tansiyonu ve buna bağlı gelişebilecek komplikasyonlar.Gebelik takiplerinin en önemli amaçlarından biri gebeliğin indüklediği tansiyonu erken tanımak hatta kimde erken olabileceğini tespit etmek ve olası önlemleri hem anne hem de bebek için alıp, gebelik seyrini ve doğumu mükemmele yakın yönetmektir. Bu konuda artık çok gelişmiş teknolojiler kullanıp kimlerde gelişebileceğini %90  yakın tespit edip  hem anne hem de fetüsü olası  sorunları minimal atlatmasına rehberlik edilebiliyor.

    Gebelik Şekeri : Günümüzde özellikle de ülkemizde çok tartışmalı olan gebelik şekeri taraması ve takibi, riskli gebelik takiplerinde hem tüm dünyadaki bilimsel otoriteler hem de dünya sağlık örgütü tarafından önerilmektedir. Gebeliğin 24 haftasından sonra ortaya çıkar(gebelik şekeri gebeliğin ilk haftasından itibaren görülmez çünkü 24. Gebelik haftasından itibaren plasentadan salgılanan ‘’human plasental laktogen’’HPL denilen hormon bazı yatkın annelerde gebelik şekeri yapabilir, bu hormonda 24 .haftadan sonra aktif etki gösterebilir.Eğer gestasyonel diabet taranıp iyi takip edilmezse bu annelerin bebeklerinde erken doğum ,iri bebek ve onun oluşturduğu doğum komplikasyonları, ani bebek ölüme ve gebelik tansiyonu riski daha fazladır ve bu bebekler doğumlarından sonra bir takım metabolik sorunlarla daha çok karşılaşmaktadırlar
    Çoğul Gebelikler: Çoğul gebelikler başlı başına yüksek riskli gebelerdir ve bebek sayısı arttıkça riskler ve problemler artmaktadır. Genellikle anne için artan fiziksel yük ve birden çok bebeğin karında yer kaplamasına bağlı annenin organlarının baskı altına kalmasından kaynaklanan problemler sık görülmekte, erken doğum ve bunlara bağlı komplikasyonlar oldukça sıkıntılar yaratmaktadır. Ayrıca tek yumurta ikizlerinde yada tek eşli ikiz bebekler birbirlerinden kan çalabilmekte ve her iki bebeğin hayatını tehlikeye atmaktadır. Bu durumun tanısı içinse gebeliğin ilk 3 ayında çoğul gebeliklerinin yapısı ortaya çıkarılmalıdır. Bu nedenle gebeliğin ilk haftasından doğum ve doğum sonuna kadar çoğul gebelikler önemli bir risk artışı içindedirler ve yakın izlenmeleri  gerekmektedir sorunların erken teşhis ve yönetimi çok önem taşımaktadır.
    -Birtakım romatizmal hastalıkların gebelikle ilişkili formları .
    -Annenin sularının erken gelmesi: Bebeklerde enfeksiyondan annede yaygın sepsise  ve bebekte solunum sıkıntısına kadar problemler oluşturabilir .Annelerin bu konuda duyarlı olması gerekmekte ,hafifte olsa bu tür şikayetlerini doktoruna iletmesi gerekmektedir .Erken membran rüptürü (suların erken gelmesi) durumunda d0ğum hekimi ve bebek yoğun bakım ekibi neredeyse satranç oynamak zorundadır , erken teşhiş ve sürecin doğru yönetilmesi hayati önem taşır. Tüm gebelerin bu konuda çok duyarlı olması ve kendilerini takip eden hekimlerini erken uyarmalı hayati önem taşır..
    -Bebeğin eşini doğum yolunu kapaması .Burada ultrasonun önemi çok büyüktür gebelikte sadece ultrasonla anlaşılabilir ve gebeliği boyunca hiç ultrasona girmeyen kadınlar zaman zaman acil şartlarda  günümüz istanbulun da bile bebeklerini ve yaşamlarını kaybedebilmektedir. Tanısı çok kolay ama oluşturabileceği problemler yaşam kaybına kadar gidebilmektedir. Plasentanın doğum yollarını kapadığı doğumlar(mutlaka sezeryan doğum gerektirir) özellik taşıyan gebelik ve doğumlardır ve mutlaka tam teşekküllü hastanelerde ve deneyimli hekimler gözetiminde yapılmalıdır.
    -Anne rahminde doğumsal kusurların olması. Düşüklerden erken doğumlara ,fetusta ekstremite  kusurlarına kadar bir takım sıkıntılar yaratabilmektedir. Gelişmiş ultrason teknolojisi ve cerrahi yöntemlerle  henüz gebelik oluşmadan bu tür sorunlar tespit edilip sorunlar giderilebilmektedir. Mutlaka hamile kalmadan doğum hekimine muayene olmanın en önemli faydalarından biride bu tür sorunların gebelik öncesi giderilmesine zemin hazırlamaktır.
    Daha önceden sezeryan ya da diğer rahim ameliyatları geçirmiş olanlar. Bu gurup gebelikler rahim yırtılmaları konusunda risk altındadırlar. Titiz izlenip zamanında doğum planlaması yapılmalıdır.
    -En önemli risk kriterlerinden biride annede ‘’servikal yetersizlik ‘’ dediğimiz doğum yolunun erken silinmesi ve bunun  sonucunda da erken doğum ve preterm riskleriyle karşılaşmaktan fetal kayba kadar gidebilen bu ağır tablonun taranması rahim boyu ölçüsü ile riskli annelerin saptanması yada bir önceki gebelikleride 16-32 hafta arasında ağrısız doğum yollarının açılmış olması ve bunun sonucunda erken doğum yapmış annelerin gebelikleri de özel izleme gerektiren riskli gebelik sınıfında yer almaktadırlar.

  • Gebeliğim Boyunca Ne Kadar Kilo Almalıyım?

    Gebeliğim Boyunca Ne Kadar Kilo Almalıyım?

    Hamilelikte almayı beklediğiniz kiloların miktarı hamilelik öncesi sahip olduğunuz kilo miktarına

    bağlıdır. Örneğin, hamilelik öncesi normal bir kiloya sahipseniz (vücut kitle indeksi 18.5 – 24.9)

    almanız gereken 10-12 kilodur. Eğer hamilelik öncesi vücut kitle indeksiniz 20’nin altındaysa yani

    zayıf kabul edilen gruptaysanız hamileliğinizde normal kilolu olanlara göre daha fazla kilo almanız

    önerilir. Bu durumda tüm hamilelik süresince 13-18 kilo arasında almanız idealdir. İkinci

    trimesterdan başlayarak haftada 400-600 gram almalısınız. Hamile kalmadan önce fazla

    kiloluysanız (VKI = 26-29) bu durumda tüm hamileliğinizde 7-11.5 kilo arasında almanızı

    öneriririz. Eğer aşırı obez kabul edilen ve vücut kitle indeksi 30’dan büyük bir gebeyseniz bu

    durumda tüm gebelik boyunca 7 kilodan fazla almamanız gerekir.

    İlk 3 aylık dönemde bazı gebelerde çok yoğun bulantı olabilir ve bu yüzden yemek yenilemediği

    için kilo alınamama hatta kilo verme gibi durumlar yaşanabilir. Endişe edilecek durum yoktur. İlk

    3 ay minimum kilo alımı veya durması normaldir. Hızlı kilo kaybı ve kusmalarda doktor

    kontrolünde olmak önemlidir, riskli durumlarda doktor yatarak tedavi de uygulayabilmektedir. 4-6

    ay arası artık çocuk büyümeye başlar, bu yüzden haftda ortalama 400 gram kilo alımı normaldir. 6-

    9 ay arası bebeğin en fazla kilo aldığı ve hızla annenin kilo alacağı dönem olduğu için alınması

    planlanan kilonun 2/3′ ü bu dönemde alınmalıdır.

    Hamilelik süresince kilo alımı şu şekilde olmalıdır;

    Gebeliğin ilk 3 ayında 0.5-1 kilo

    Gebeliğin 4-5-6. aylarında birer kilo

    Gebeliğin 7-8-9. aylarında ikişer kilo almanızı öneririz. 1 ay içinde 3 kg’dan fazla ağırlık artışı

    olan anne adayları beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeli, gerekiyorsa bir uzmana

    başvurulmalıdır. Hamilelik süresince ağırlığın takibi çok önemlidir.

    Amerikalı bilim adamları tarafından 40 binden fazla kadın ve bebekleri üzerinde yapılan ve

    sonuçları Obstetrics & Gynecology dergisinde yayınlanan araştırmaya göre gebelikleri sırasında 18

    kg’ın üstünde kilo alan kadınların iri bebek doğurma olasılığı, bundan daha az kilo alanlara göre

    yaklaşık iki kat fazla olmaktadır. Bebeğin iri olması daha fazla doğum travmasına yol açarak

    yenidoğanda bir takım problemlere, hatta ölüme neden olabilir. Gebelik esnasında aşırı kilo alımı

    ve şişmanlık durumlarında; yüksek tansiyona daha sık rastlanır. Ayrıca doğumda daha sık

    problemlere ve doğum sonu annede aşırı kilo retansiyonu ve obeziteye sebep olabilir.

    Son dönemlerde yeni trendlere kapılıp, uygunsuz sıkı diyetler yaparak alması gerekenden daha az

    kilo alanlarda ise erken doğum eylemi, bebeklerinde gelişme geriliği daha sık gözlenmektedir.

    Sonuç olarak almanız gereken kilo sağlık durumunuz, kilonuz ve bebeğin durumu gibi faktörlere

    göre değişiklikler gösterebilir. Önemli olan gebelikte uygun miktarda ve düzenli şekilde kilo alarak

    doğuma normal bir kiloda girmek ve doğumdan sonra da yavaş yavaş doğru şekilde bu kiloları

    vererek eski formunuza kavuşmaktır.

  • GEBELİK ÖNCESİ DEĞERLENDİRME

    GEBELİK ÖNCESİ DEĞERLENDİRME

    Gebelik teşhisi konulduğu andan doğuma kadar geçen süre, kadın yaşamındaki en büyük psikolojik ve fiziksel değişimlerin yaşandığı dönemdir. Bu dönemde kadın doğum hekimi anne ve bebeğin sağlığını değerlendirir, annenin sağlığının devamı için önerilerde bulunur. Yani, gebelik takibinin iki ana unsuru vardır; birincisi fetusun büyüme ve gelişiminin değerlendirilmesi, ikincisi annede gebeliğe adaptasyona bağlı oluşan fiziksel ve psikolojik değişikliklerin etkilerinin değerlendirilmesidir.
    Gebelik her biri 3’er aylık bölümlerden oluşan 3 döneme (trimester) ayrılır. Her dönem ayrı bir öneme sahiptir. Örneğin, bebekle ilgili anomalilerin taramaları ilk iki dönemde yapılır. Gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği ve şeker hastalıkları ise son üç ayda ortaya çıkar. Gebe kadınların ultrasonografik muayenesi de bir seromoniye dönüşebilir. Bu muayeneye anne-kayınvalide, kardeş ve yakın arkadaşlar da katılarak, bebeği görme meraklarını gidermek isteyeceklerdir. Bu nedenle bir kadın yıllık smear kontrollerini atlayabilir, fakat gebelik muayenesini çok nadir olarak unutur. 

    Gebelik öncesi (Prekonsepsiyonel) muayene: Aslında ideal olan, çiftin gebeliğe karar verdiğinde kadının gebelik öncesi muayenesinin yapılmasıdır. Bu muayenede ayrıntılı bir öykü alınır ve sistemik muayene yapılır, yakın zamanda yapılmadıysa smear testi alınır. Tiroid bezi (Guatr) ve meme muayenesi bu dönemde önemlidir. Çünkü tiroid bezi (guatr) bozuklukları gebelikte ciddi sorunlara yol açar. Ayrıca gebelikte memelerde büyüme ve ödem nedeniyle değerlendirme yapmak ve mamografi çekmek zorlaşır. Ailesinde menopoz öncesi meme kanseri olan kadınlarda, 40 yaşın altında olsa dahi mamografi çekilmelidir. Kadının aşılanma durumu belirlenir, eksikse, kızamıkçık (rubella), hepatit-B, tetanos aşılar yapılır. Riskli bölgelerde yaşayan kadınlarda tüberküloz taraması yapılmalıdır. 
    Gebelik öncesi muayenenin en önemli aşamalarından birisi hastanın risklerinin değerlendirilmesidir. Bu risklerin bazıları değiştirilemez, bazıları da çeşitli önlemlerle değiştirilebilir. Hastanın boy, yaş, ırk, eğitim düzeyi, genetik yapısı, sosyoekonomik seviyesi değiştirilemeyecek risk faktörlerindendir. Buna karşın, tansiyon yüksekliği (hipertansiyonu ), şeker hastalığı, tiroid bezi bozuklukları (guatr hastalığı), astım, epilepsi (sara), aşırı zayıflık ve şişmanlık değiştirilebilen risk faktörlerine girer. Bu kadınların gebelik öncesi mevcut hastalıkları tedavi edilmeli veya kontrol altına alınmalıdır. Fetusta anomalilere yol açan teratojen dediğimiz A vitamini (accutane), pıhtılaşma önleyici kumadin (coumadin), bazı sara (epilepsi) ilaçları gebelik öncesi bırakılmalıdır. İş ortamında ağır metallere (cıva, kurşun) veya uçucu toksik maddelere maruz kalan kadınlar uyarılmalı, aile içi şiddetin mevcudiyeti araştırılmalıdır. Bu konularda iyileştirici önlemler alınmalıdır. Alkolün fetus üzerine zararlı etkileri kesin olarak kanıtlanmıştır. Bu zararlı etki kullanılan alkol miktarıyla orantılı olarak artmaktadır. Bu nedenle gebelik planlayan kadınların alkol alımını bırakması önerilir. Sigaranın da gebelik üzerine olumsuz etkileri bilinmektedir. Bebekte düşük doğum ağırlığına yol açması, erken doğum ve bebek ölümü bilinen yan etkileridir. Sadece gebe kadınların değil, aynı evdeki diğer aile üyelerinin de sigarayı bırakması önerilmelidir. Kadındaki dişeti iltihapları da önemlidir. Çünkü bunlar erken doğum riski oluşturur. Bu nedenle gebelik öncesi dönemde tedavisi yapılmalıdır. Gebelik öncesi dönemde kadınlara folik asit kullanımı önerilmelidir. Çünkü folik asit, bebeklerdeki doğumsal beyin ve omurilik anomalilerini önemli oranda azaltmaktadır. Bu etki özellikle önceki gebeliklerinde beyin ve omurilik anomalili bebek doğurmuş kadınlarda çok önemlidir. Bu kadınlarda, gebelikten 1 ay önce başlamak üzere gebeliğin ilk üç ayı boyunca, günde 4 mg. folik asit kullanmaları önerilmelidir. Risk kategorisi yüksek olmayan kadınlar ise 400 mcg-1mg arası folik asit kullanabilirler.

    Normal doğumu engelleyebilecek iskelet sistemine ait (ortopedik) bir problemin varlığı araştırılmalıdır. Eğer mevcutsa, doğumun sezaryenle gerçekleştirilmesi planlanır. Yaşla birlikte gebeliğe ait bazı riskler de artmaktadır. Örneğin 40 yaşının üzerindeki kadınlarda düşük yapma, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma, erken doğum, ve bebek ölümü riskleri artmıştır. Bu bilgiler de kadınlarla paylaşılmalıdır.
    İdeal olarak gebelik öncesi konuşulması gereken konulardan birisi de genetik hastalıklardır. Türkiye gibi akraba evliliklerinin sık olduğu ülkelerde maalesef genetik hastalık riski de artmaktadır. Ayrıca yaşadığımız coğrafyadan dolayı toplumda sıklığı artmış genetik hastalıklar da vardır (Akdeniz anemisi gibi). Son olarak, kadınların eğitim ve iş planlamaları nedeniyle, çocuk sahibi olma yaşının ötelenmeye başlanması da, ileri anne yaşına bağlı gelişen Down sendromu (Mongolizm) gibi genetik hastalıkların oranında artışa neden olur. Dolayısı ile çiftin ailelerini de kapsayacak şekilde ayrıntılı bir öykü alınması gereklidir.

  • Gebelik & Doğum

    Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız yada şu anda hamile iseniz hem bebek hem de kendiniz için riskleri azaltmak, gelişen fetus için sağlıklı bir ortam oluşturmak ve sağlıklı bir bebek elde etmek için birçok şey yapmanız gerekmektedir.

    Gebelik takibi ve doğumunuz için tecrübeli uygun bir doktor bulmak sağlıklı bir bebek için en önemli adım olacaktır.

    Gebelik sadece 9 aylık bir yolculuk değildir. Gebeliğin ilk haftaları bebek için en önemli zaman olup zararlı alışkanlıklardan ve yiyeceklerden uzak durmak bu dönemde çok önemlidir.

    Çocuk istediğimizde kendimizi hazırlamamız gerekir. Gebelik planından 3 ay önce doktorunuza muayene olmanız tavsiye edilir. Bu muayenede annenin sağlık durumu ve hamilelikle ilgili planlar yapılır.

    Gebe kalmadan önce kadın hastalıkları ve doğum uzmanına görülmek önemlidir. Gebelik sürecinizi etkileyecek sağlık problemleriniz olabilir.

    Diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon, anemi (kansızlık), tiroit hastalıklar gibi sık görülen hastalıkların gebeliğe ve gebeliğin bu hastalıklara olan etkileri hakkında yeterli bilgi alınmalıdır. Smear ve kan testleri gibi testlerin ve meme muayenesinin ve gerekirse aşıların gebelik öncesi yaptırılması gerekir.

    İlk birkaç hafta bebek gelişimi için en önemli zamandır. Fakat birçok kadın bu dönemde gebe kaldığının farkına bile varmamaktadır.

    Kendi sağlığınızı kontrol etmek gebelik planlanmadan önce yapılması gereken en önemli şey olup gebelik öncesi muayenenizi (prekonsepsiyonel muayene) mutlaka yaptırmalısınız.

    Bu muayene şunları kapsamalıdır:

    Ailenin tıbbi hikâyesi: Hipertansiyon, diyabet, mental gerilik gibi durumların tespiti

    Genetik test: Kalıtsal genetik hastalıkların araştırılması

    Kişisel tıbbi hikâye: Epilepsi, diyabet, hipertansiyon, anemi, alerji gibi gebelikte özel bakım gerektiren durumların tespiti

    Önceki ameliyatlar: Eğer varsa geçirilmiş ameliyatların gebeliğe etkisi

    Önceki gebelikler: Önceki gebeliklerdeki sorunlar

    Aşı durumu:Kızamıkçık tetanos gibi hastalıklara karşı aşılı olup olmadığı

    Enfeksiyon durumu: Bebeğe zarar verebilecek cinsel yolla bulaşan yada başka bir enfeksiyon varlığının tespiti.

    Gebe kalmadan önce sağlıklı gebelik ve fetal gelişim için önemli 3 besin desteği var. Çoğu kadın gebelik süresince ve süt verme döneminde beslenmenin önemini bilir. Ancak gebelik öncesi dönemde aşağıdaki 3 besin desteği fetal gelişim ve sağlıklı gebelik için önemlidir.

    Folik Asid: Gebelik boyunca iki kat ihtiyaç duyulan tek vitamindir. Yüksek risk grubundaki kadınlarda (daha önce nöral tüp defekti olan kadınlar) folik asid % 72 koruyucu etki göstererek nöral tüp defekt (omurlarda açıklık) oluşumunu azaltmıştır. Başka bir çalışmada bebeklerin doğum ağırlığında artış ve bebek gelişme geriliğinde ve annede enfeksiyon oluşmasında azalma sağlar.

    Çinko: Fetal gelişim ve savunma mekanizmaları için gereklidir. Kanda çinko seviyesi %30 altına düştüğünde ve çinko alımı gebelikte azaldığında düşük, erken doğum ve doğum problemlerinde artma olmaktadır. Ayrıca çinko seviyesi düşüklüğünde beyin anomalileri, nöral tüp defekt oranında artışla birlikte düşük doğum ağırlığı ve gebelik zehirlenmesi (preeklampsi ve eklampsi) oranında artış olmaktadır.

    Esansiyel Yağ Asitleri: Gebelikte önemlidir çünkü yeni oluşan hücrelerin gelişiminde, yeni doku oluşumunda ve organ sistemleri oluşumunda önemli rolleri vardır. Gebelikte esansiyel yağ asitleri seviyelerinde azalma olduğunda sinir sistemi ve vücut gelişiminde yavaşlama olmaktadır. Omega-3 desteği alan kadınlarda erken doğumda azalma ve bebek doğum ağırlıklarında artma gözlenmiştir.
    3 ay önceden hayatımızda sağlıklı değişiklikler yapmak iyi olacaktır. Kadın ve erkeğin sağlıklı beslenmesi gebe kalma olasılığını arttırmaktadır.

    Sağlıklı Beslenme İçin

    Folik asid: Her gün 400 mikrogram almak gerekir. Bu B vitamini bebekte nöral tüp defektini azaltarak spina bifida (belde açıklık) riskini azaltır. Eğer ailede nöral tüp defekti hikayesi varsa folik asid dozu arttırılmalıdır. Folik asid doğal olarak koyu yeşil yapraklı sebze ve meyvelerde (turunçgiller, ceviz, fındık, baklagiller, tahıllar) bulunur. Bu yiyeceklerle birlikte günlük 800 mikrogram folik asid desteği yapılmalıdır. Folik asid suda eriyebilen bir vitamin olduğu için fazlası vücuttan atılacaktır.

    Kalsiyum: Gebe kalmayı planlayan kadın günlük 1000 mg kalsiyuma ihtiyaç duyar. Peynir, yoğurt, sardalye, somon ve pirinçten kolaylıkla alınabilir.

    Vitaminler: Diyet yanında multivitamin desteği gereklidir.

    Kafein: Kahve ve çikolatadan uzaklaşmak önemlidir. Günlük 200-300 mg kafein fertiliteyi azaltır.

    Ayrıca demir ve kalsiyum emilimini azaltır.

    Uzak Durulacaklar: Yapay tatlandırıcılar, alkol, sigara, keyif verici içecekler, teratojenik ilaçlar. Sigara %20-30 oranında düşük doğum ağırlıklı bebek doğumlarına sebep olmaktadır. Alkol tüketiminde bebeğe zarar vermeyecek bir miktar yoktur. Maruiana gibi keyif verici ilaçlar gebelik kayıpları, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, gelişme geriliği, davranışsal problemler ve öğrenme zorluğu gibi sorunlara sebep olmaktadır. Teratojenik ilaçlar ve maddeler gebeliğin 3-8 haftalarında fetusta yüksek oranda problem oluşturma ihtimalleri vardır. Toksoplazma enfeksiyonundan uzak durmak için aşısız kedi köpekle temas olmamalı. Zararlı maddelerden uzak durulmalı; toksit ve kimyasal maddeler (kurşun gibi) ve radyasyon fetus için tehlikelidir.
    Stres ovulasyonun geciktirebilir veya olmasını engelleyerek gebe kalmanızı engeller. Mümkün olduğu kadar stresten uzak olunmalıdır.

    Bazı alışkanlıklarımız değişmeli

    Egzersiz: Kendinize en uygun bir egzersize başlamalısınız. Kilo kaybederseniz hamilelikte kilo almaktan eskisi kadar korkmazsınız. Yürüme, yüzme, bisiklete binme ve aerobik tercih edebileceğiniz sporlardır.

    Uyku: Günde 8 saat yada sizin için yeterli olacak kadar uyumaya gayret gösterin.

    Beslenme: Sağlıklı beslenmeye başlamalısınız. Zararlı yiyeceklerden uzak durmalısınız. Çiğ yada az pişmiş et, çiğ yumurta yenmemeli.