Etiket: Doğum

  • AĞRISIZ NORMAL DOĞUM

    AĞRISIZ NORMAL DOĞUM

    Gebelerimize ağrısız normal doğum imkanını ANKARA’da özel hastanelerde çok tecrübeli anestezi uzmanlarımızın da katılımıyla başarılı şekilde gerçekleştirmekteyiz. Doğum öncesi verdiğimiz detaylı bilgilendirmeler ile hastalarımızın epiduralli normal doğum sık tercihleri olmuştur. Ağrı şiddetinin tarifi kişiden kişiye çok değişir. İlk gebeliği olan hastaların etraflarından duydukları ile kaygılarını çok artırır. Elinde epidural gibi ağrısız doğum imkanının olduğunu bilmesi bile normal doğuma hastalarımızın motivasyonunu artırmaktadır.

    Epidural anestezi, aktif doğum eylemi başlayınca yapılan( 3-4 cm açıklık olduğunda) anestezidir. Anestezi uzmanı belden ince bir katater yardımıyla anestezik madde vererek 10 -15 dakika sonrasında ağrıların geçmesini sağlayan bir anestezidir. Hastanın doğum eylemi ilerler, kasılmalar ritmik devam eder, bu kasılmaları kasıklarda bası hissi olarak hissedilir. Hasta yürüyebilir. Ikınma hissi kaybolduğundan endişelenip yaptırmak istemeyen hastalarımıza, bu anestezinin kesinlikle doğuma engel olacak bir anestezi olmadığını anlatıyoruz. Ikınmanızı çok rahatlıkla yapabilirsiniz. Zaten bu sırada size tüm yardımlar için hazır yanınızda olacağız. Bu epidural anestezi şekli epizyotomide rahatlık sağlayıp ağrı hissetmemenizi sağlayacaktır. Epidural anestezi sırasında normal doğum olmazsa sezeryan gerektiği durumda anestezi dozu ayarlanarak epidural anestezi ile sezeryana devam etmekteyiz.

    Epidural anestezi istemeyen hastalarımıza lokal anestezi uygulaması epizyo aşamasında yapılabilmektedir. Birde sistemik etkili dediğimiz ilaçlar ile normal doğumda ağrıyı azaltan kas içine veya damar yolundan yapılan ilaçlarımız var. Bunlar annede tansiyon düşmesi bebektede bazen solunum sıkıntısı yapabilir. Ama gerektiğinde destek aldığımız ilaçlardır.

    Ağrısız doğum deyince aklımız aepidural anestezili doğum gelmeli ve tecrübeli bir ekiple sorunsuz bir sürecin keyfini sürmenin size kalacağını hatırlamalısınız. Epidural anestezi doğum eyleminin uzamasına yol açmaz, aksine rahim ağzı açıklığının hızlanması ve doğum sürecinin kısalmasına bile faydası vardır.Bebeğin çıkımı sırasında ıkınma refleksinizi de azaltmaz. Doğum sürecinde rahatlıkla yürüyebilirsiniz bazen nadiren bacaklarda uyuşukluk gibi bir hisse neden olur.

    Doğumun sizin için ne kadar özel olduğunu takip eden doktorunuzda bilir ve onun için de sizin doğumunuz çok özeldir. Takip olduğunuz doktorunuza güveniniz olması, karşılıklı diyalogunuzun iyi olması sizi rahatlatıp, sürecin sorunsuz geçmesini sağlar.

  • KOLAY DOĞUMUN SIRLARI

    KOLAY DOĞUMUN SIRLARI

    Günümüzün şartlarında doğum anne adaylarının korkulan rüyası oldu. Sebeplerini şimdi konuşmayacağım. Doğum şekli olarak sezaryeni önceliğimiz değilse, ben normal doğum şansımı her şey yolunda gittiği sürece kullanmak istiyorum diyorsanız, hadi bakalım biraz bana kulak verin.
    Önceliğiniz kendinize, bedeninize ve bebeğinize güvenmek doğurabileceğinize inanmak. Doktorunuz ile kesinlikle bir güven ilişkisinde olun, annenizle daha ilk yaşlarda kurduğunuz güvenli bağlanma sorunu işte buraya kadar uzanıyor. Unutmayın doğumunuzu doktorunuz yapmayacak siz yapacaksınız. Doğumunuzun sorumluluğunu doktorunuza atarsanız hiçbir doktor bu sorumluluğu almaz ve siz de doğumunuza sahip çıkmazsanız şimdiden söyleyeyim perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Bu yolun sonu bize sezaryene götürür. Hiçbir doktor sizin yerinize doğum yapamaz. Yok böyle bir şey. Doğum bir kas hareketinin eylemidir. Bunu yapacak olan da sadece ve sadece sizin bedeninizdir.

    Doğumun zihnimizde oluşturduğu olumsuz düşüncelerden arınmak ve doğuma dair bilmediğimiz bir sürü sorunun cevabını bulmak için doğuma hazırlık kurslarına mutlaka katılın. Bu kurslarda özellikle nefes ve gevşeme eğitimleri alın.
    Doğumdan önce eğer doğumunuz riskli değilse her şey yolunda gidiyorsa, hekiminizle mutlaka bedeninizde yapacağı müdahaleleri ve isteklerinizi konuşun. O gün geldiğinde hayal kırıklığı yaşamayın. Doğumdan önce doğum yapacağınız hastaneyi odayı ve hatta uygunsa doğumhaneyi görün. Zihinsel olarak imgelemenizi sağlayın ve o odada doğumunuzu hayal edin.
    Doğum pasif bir durumda olmak ya da bir mahkumiyet hali kesinlikle değildir. Doğum sürecinizde, iç sesinizi dinleyin ve aktif olarak gezinin, dolaşın, çömelin, yatmak zorunda değilsiniz, kısaca yaşama dair özgürlüğünüzü devam ettirin, doğumda da bedeniniz ne isterse onu yapın.
    Ayakta dolaşarak doğum sürecini geçirin bu durum yerçekimini aktif olarak kullanmanızı sağlar. Bebek de çok kolay aşağı doğru iner.

    Günümüzde sanayileşmiş toplumlarda birçok kadın, genellikle hastanelerde sırt üstü veya yarı yatar pozisyonda doğurmaktadır. Bu uygulama hem zamansal olarak doğum eylemini uzatmakta, hem de doğal bir eylem olan doğumu medikalize etmektir.
    Aktif doğumda doğal hormonların engellenmeden salınımı ile fizyolojik doğum eylemi kendiliğinden ilerler. Yükselen endorfinler(doğal morfin) annede ağrı kesici etkisi yapar. Yükselen bu hormon seviyesi anne ve bebek güvenli bağlanmasını artırır.
    Annenin ruhsal ve bedensel mahremiyetini korumak, kendisini güvende hissettirmek doğumu kolaylaştıran başka bir faktördür. Ilık bir duş doğumun olmazsa olmazlarındandır. Doğum ağrılarını oldukça azaltır.

    Annenin muhakkak doğumda aktif olması ve desteklenmesi gerekir
    Doğum yarı içgüdüsel, yarı öğrenilen bir güç yolculuğudur. Hamilelik boyunca fiziksel, ruhsal ve duygusal bir hazırlık dönemine ihtiyaç duyar.
    Doğumunda aktif rol oynayan bir anne içindeki mücadeleci kadın ruhunu keşfeder. Bebeği ile güvenli bağlanmasını yaşar. Doğumun insan bedeninde yarattığı onca güzelliğe rağmen, anne olmanın gücü kadına yeniden yaşam enerjisi verir.

  • DOĞUMDA RUHSAL MAHREMİYET

    DOĞUMDA RUHSAL MAHREMİYET

      Doğuma hazırlık eğitimlerindeki nefes çalışmalarının özü anne adayına doğumda odaklanabilmeyi öğretmektir.  Gebe doğum kasılmalarının geldiği dönemde içsel dönüşünü yapabilmeli ve gevşeyebilmeli. Odaklanma ve doğumda kendini bırakıp gevşeyebilmede ise temel sorun güvendir.  Kime ne kadar nasıl güveneceğidir.

      Bebeğin doğduktan iki yaşına gelene kadarki sürede sağ beyini gelişir, iki yaşından sonra da sol beyin gelişmeye başlar. Bu dönemde bebek konuşamaz, sözel iletişim henüz yoktur. Sadece göz ve bakışlarla iletişim halindedir.  İşte o ilk iki yılda temel güven duygusunun oluşum sürecidir. Anne ile güvenli bağlanma yakalamış bir bebek insanlarla daha pozitif ve daha sağlıklı ilişki kurabilir.

      Doğum odaklanabilmedir, doğum ilkel primitif beynin işidir, doğum sözlerle değil sadece gözlerle kurulan ilişki sürecidir. Oysa doğum eylemi başladığında anneye desteğe gelen çevresinde bir sürü insan vardır. Doğumda olması gerekense sadece sağ beyin yani ilkel beyinin devreye girmesidir orada gözler konuşur. Çünkü sağ beyin o dönemde konuşmayı öğrenmemiştir. Oysaki doğum odaklanabilme, var olma ve bütünleşme sürecidir. Doğum sürecinde sol beynin ve mantığın çalışmasını istemeyiz,  düşüncenin yok olduğu, sadece duygulara izin veren sağ beyinin çalışması gereken bir süreçtir. Sağ beyin çok hassastır.  İlk iki yaşın izlerini, bilinçaltının mühürlenmelerini taşır. İşte o bilinçaltında mühürlenmiş olumsuz duyguların, doğum odasında açığa çıkması doğumu durdurabilir. Doğumu ketleyebilir.

      Doğum öncesi anneyle yapılan terapide bunlar dile dökülür, paylaşılır, sorgulanır. Yapılan çalışmalarda şunu görüyoruz: Anneler bazen kendileri için çok yakını gördükleri kişileri doğumunda istemeyebilir. Örneğin annesini, kız kardeşini, çok yakın arkadaşını bile… Bizse ne yapıyoruz? Bütün sülale doğuma gidiyoruz. Doğuma gelen bir de eş- dost arkadaşlar var. Meraklı komşular ve akrabalar gebenin odasına illaki o kafayı uzatıp ben de geldim, beni de gör diyenler. Oysa geldiklerinde pozitif konuşmaların yerini kendi doğum hikayeleri alır. O odadaki her olumsuz duygu, düşünce, davranış ve sohbet annenin doğumunu biraz daha yavaşlatır. Umutsuzluğu artar. Acaba sesleri içinde yükselir. Boşuna beklemesem hemen sezaryen mi olsam, çünkü anlatılan doğum hikayeleri ümidini kırmıştır. Enerjisini tüketmiştir.

      İşte bunun için biz doğal doğum doktorları doğumunuza sahip çıkın diyoruz. Önce kendinize, sonra bedeninize ve en sonunda da bebeğinize güvenin diyoruz. Doğuma Hazırlık Eğitimi alıp doğum sürecini nasıl yöneteceğinizi öğrenin diyoruz. Doğumda konuyu komşuyu, anayı, babayı, eltiyi, görümceyi başınıza toplamayın milletin olumsuz doğum hikayesini dinlemeyin. Kendinize profesyonel bir doğum destekçisi edinin doğum sürecini onunla yaşayın. Ayrıntılara siz takılmayın. Etrafınızdaki doğumun olumsuz yüklerini doğum destekçisi doulalar düzenlesin ve süreci onlar yönetsin. Siz ve eşiniz sadece doğuma ve bebeğinize odaklanın. Zihninizi gereksiz hiçbir ayrıntıyla doldurmayın.

  • VAJİNUSMUSTA  DOĞUM

    VAJİNUSMUSTA DOĞUM

    Vajinismus ve gebelik kelimeleri yan yana geldiğinde biraz farklı algılanabilir.
    Vajinismus kadınlarının en bilgisiz olduğu konulardan bir tanesi, nasıl olsa cinsel ilişkiye girmiyorum o halde gebe kalmam düşüncesidir. Bu yanlış bilgi pek çok vajinismus kadının istemediği ve hazır olmadığı bir zamanda gebe kalmasına yol açar. Vajenin ağız kısmına dökülen spermlerin içeri kaçması yada penisin sınırlı girişi sayesinde gebelik oluşabilir.Bazen süreç böyle gelişmez. Kendi ailelerine vajinismus gerçeğini anlatmazlar. Çevrenin baskısı başlar. Torun istenilir. Vajinismus kadını o gün ertelediği ve kaçındığı hastalığı ile yüzleşecektir. Hamile kalma arzusu kadınları vajinismusa neden olan korkularını aşmak için cesaretlendirebilir. Çocuk arzusu olan kadınlarda başarı oranı çok yüksektir. Bu motivasyon tedavide beraberinde avantaja dönüşür. Eğer sonuç tedavide olumsuzluk olursa, korkulan ve istenmeyen o döngüye girilir.
    Sonuç ta tüp bebek merkezine giderek doğal olmayan bir yöntemle gebe kalmaktır. Son yıllarda bakire olup da tüp bebek tedavisi gören danışanların sayısında inanılmaz artış vardır. Bu merkezlere gelerek tüp bebek sahibi olmaya karar veren aileler, bu seviyeye gelene kadar kadın doğum, psikiyatris ve psikologlara gitmiş, belki de ümitlerini kaybetmiş olabilirler. Artık bu sorunun hayatlarının bir parçası olduğunu kabullenirler.

    Bilinmesi gereken bir başka gerçek de vajinismus hastasının bu sorununun çözülmeden gebe kalması beraberinde başka sıkıntıları getirecektir. Gebelik sürecinde kadın bebeğinin içinde büyümesi ile beraber doğuma dair giderek daha çok kaygı duymaya başlar. Penisin giremediği bir vajenden bebeğin o kocaman başı nasıl çıkabilir korkusu, zihnini yorar durur. Doğum şekli gebenin zihninde kocaman bir soru işareti iken doktorlar da bu süreci atlatmakta sıkıntı duyabilir. Çünkü bu kişilerde doğum korkusu, doğum sonrası korkular, gebelik ve doğum harici genel hayat kaygıları da üst safhadadır.Gebelerin yaşam döngülerinde kuramadıkları güven ilişkisini doktorları ile kurmaları çok önemlidir.

    Doğumun nasıl yapılacağı kadının ve hekimin birlikteki kararına bağlıdır.

    Normal doğum yapılması açısından vajinismuslu bir kadın ile vajinismusu olmayan bir kadın eşit derecede risk altındadır. Vajinismuslu bir kadın isterse normal doğum yapabilir ancak normal doğumun vajinismusu iyileştirmek gibi bir özelliği yoktur. Normal doğum yapınca vajinismus iyileşir düşüncesiyle, bir vajinismus hastasını normal doğum yapmaya zorlamak doğru değildir. Oysaki vajinismus da kasılan vajina değildir. Beyindeki korkulardır. Zihin gevşemeden vajina hiçbir zaman gevşeyemez. Dolayısıyla doğumun vajinismusu iyileştireceği bir durum yoktur.
    Ancak doğumdan önce iyileşen vajinismus hastalarının çoğu vajinismus tedavisi sonrasın da gevşemeyi ve nefesi çok iyi kullanmayı öğrenirler. Doğum sürecindebu tecrübelerinden faydalanarak doğumu çok rahat geçirirler. Oysaki terapi olmayan vajinismus gebelerinde doğum epidural bile olsa, zihinsel terapi süreci tamamlanmadığından doğum travmaya dönüşebilir.
    normal doğum yapan kadınların oranının zaten çok yüksek olmadığını, sezaryan oranlarının yüksekliği düşünüldüğünde vajinismuslu bir hastanın doğumla ilgili aslında bir sorunu olmadığı görülebilir. Sezeryan yöntemi ile doğumun hakkı bile olduğunu düşünebilir.
    Bu çiftler doğum yöntemi olarak sezeryanı tercih eder. Çözümse o an için en kolayı istenmeyen bir zamanda oluşan gebeliği doğal olmayan bir doğum yöntemi sezeryanla bitirmektir.

    Vajinismus sorununa rağmen çiftlerin şans eseri yada tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmaları bu problemin gerçek çözüm yollarından uzaklaşılmasına ve ertelenmesine yol açar.. Vajinismus sorunu yaşayan çiftler bu tarz çözümlere girmeden cinsel terapi ile sorundan kurtulmalıdır. Vajinismus tedavisi kısa süreli ve başarı ile sonuçlanabilen bir süreçtir. Yeter ki kendilerine inansın bunu başarabileceklerini bilsin ve bu konuda tecrübelerine güvendiği bir cinsel terapistle iş birliği içinde olsun.

    Kliniğimizde gebe olan vajinismus hastalarına cinsel tedaviler verilmektedir. Gebelikte vajinismus sorunun yenilmesi doğum sırasında rahatlama sağlayacaktır. Ayrıca sezaryen ameliyatı yerine normal doğum kapısının da açılmasını sağlayacaktır. Kaldı ki doğum sonrası yaşanılan koşuşturmadan dolayı çiftlerin tedavi için zaman bulma şansları da azalmaktadır.

  • DOĞUMDA DOULA DESTEĞİ

    DOĞUMDA DOULA DESTEĞİ

    Yıllarca hastanelerimizde kadınlarımızın doğum korkularını tetikleyen temel duygu doğumda yalnız kalmak ve bir başına bırakılmak olmuştur. Normal doğum yapacağım diye, adına sancı odası denen koğuş gibi odalarda çığlık çığlığa bağıran bir sürü kadın… Bedenlerine, kendilerine güvenemeyen, doğurmayı değil doğurtulmayı bekleyen bir sürü kadın… Korkulu, endişeli ve panik halinde bir sürü kadın böyle doğum yaptı. Biz bunun adına normal doğum dedik.

    Doğal doğumda, doğum yapan anneye verilecek duygusal ve fiziksel destek oldukça önemlidir. Doğum travayı süresince anneye kesintisiz destek gerekir. Bu desteği hem profesyonel bir ekip yapmalı hem de gebenin aile içinde en güvendiği sarıp sarmaladığı eşi yada sevdiği yakınlarından biri olabilir. Doğum da destek, bebekle ilgili tıbbi verileri takip etmek değildir. Bunu zaten ebeler ve doktorlar yapmaktadır. Duygusal güven odaklı desteği , doula denilen profesyonel doğum destekçileri yapmaktadır. Doulaların görevi doğum yapan kadının kendini güvende hissetmesini sağlamaktır.

    Gebelere rutin müdahaleler tıbbi bir zorunluluk olmadıkça uygulanmamalıdır. Ancak günümüzde yüksek riskli ve risksiz gebe ayırımı yapılmadan tüm gebelere bu müdahaleler uygulanmaya başlanmıştır. Doğumda müdahale kararı alınırken avantaj ve dezavantaj kararları çok iyi değerlendirilmeli, bunlar aile ile uygun bir şekilde paylaşılmalıdır.

    Doğumda yer çekiminin desteklediği aktif ıkınma teknikleri desteklenmelidir. Her ıkınma tekniğinde kilit nokta karın nefesinin kullanılmasıdır. İç güdüsel olarak anne bebeğini dinleyebilse onun ne zaman gelebileceğini bilir .Bebeğini yönlendirebilir. Bir başkasının ona nasıl ıkınacağını söylemesine gerek yoktur .Tek ihtiyacı yalnız olmadığını bilmesi ve yanındakilere bebeğine ve bedenine güvenebilmesidir.

  • DOĞUM KORKUSU

    DOĞUM KORKUSU

    Doğum, bedenin yaptığı fizyolojik bir olaydır. Kadın bedenine güvenmeli ve de doğumun istemsiz bir süreç olduğunu bilmeliyiz ve bunu korumalıyız. Sosyo kültürel kalıpların önüne geçmeliyiz.

    Doğumun iki aktörü var biri anne biri çocuk oysa şu anki kültürel koşullanmada bir sürü figüran filmin karesinde rol almakta. İşte bu kadar kalabalık bir kadroda doğum eylemi yavaşlamakta oksitosin salınamamakta sevgi hormonu oksitosinin yerini korku ve stres hormonu adrenalin almaktadır.

    Dünyadaki bütün memeliler doğum yapmakta, doğum primitif beyin işidir. İnsanlarda Neo korteks ileri düzeyde gelişti. Neo korteks düşünen beyin doğumda ve doğum travayında durmalı, doğum yapan kadını düşünen beyinin etkilerinden korumalı.

    Sessizlik, karanlık, huzur, güven, anneye ve bebeğe saygı, etrafındaki bakışları yok etmek ilkel beyni etkileyip korkulardan arınarak coşkulu doğumun kapılarını açacaktır. Doğum korkusunu yaşam sevincine döndürecektir. Kadının doğumdan duyacağı memnuniyet doğru destek, karar alma ve uygulama kendi doğumunun sahibi olmasını sağlar.

    İdeal bir doğumda kendini güven içinde hisseden anne bebeğini de güven ortamında doğurarak bedenindeki tüm olumlu düşüncelerini bebeğine ve sağlıklı nesillerine iletir.

  • DOĞUM VE SEVGİ HORMONU OKSİTOSİN

    DOĞUM VE SEVGİ HORMONU OKSİTOSİN

    Sezsizlik ve doğum, birbiri ile hiç alışık olmadığımız kavramlar. Oysa doğumun aktif olarak varlığından sorumlu oksitosin hormonu nun diğer adı sevgi hormonudur. Sevginin aşkın olduğu her yerde bol bol oksitosin vardır. Yeterki doğumumuz sevgi ortamında olsun bebeğimiz aşkı hissetsin. Oksitosin hormonunun salgılanmasını artıran ortam aynen cinselliği yaşadığımız bir ortam gibidir. Sessizliğin kol gezdiği, karanlık, belki biraz loş ,nostaljinin aromasının hissedildiği hafif bir koku. Doğum odasının gelin kız yatağı gibi süslendiği doğumlarda tüm aile odada oturup bebeği beklerken, kimse travaydaki annenin neler hissettiğini düşünmez. Ağlarsa anam ağlar dediğimiz tabloda bile, herkes kendi doğum hikayesini hatırlar.

    O bebeğin mucizevi bir şekilde varlığının tohumlarının atıldığı gibi sessiz sakin huzur dolu bir doğum odası istiyoruz ….Mahremiyet sonsuz olmalı. Kapı ikide birde açılmamalı. Doğumhanenin kapısı uygun bir alana açılmalı ,doğum masası kapıya yönelik olmamalı .Doğumhanenin camları sokağa açılmamalı biri asla bizi gözetlememeli. Doğum anında hastane personelini mümkün olduğunca asgariye indirtip doğumhanede birkaç kişi ile kalmak .Mümkünse baba güvencenin teminatı olarak kalabilsin .Pencerede evimizi aratmayacak sıcaklıkta , hastanenin soğuk havasını hissettirmeyecek bir perde görevi ışığı içeri sokmamak ve içerdeki oksitosini dışarı çıkarmamak ,fonda sakinleştirici bir müzik ritmi yakalamak için ,neyin ritmi NEFESİN artık bir avazda değil bir nefeste Allah kurtarsın demeliyiz

  • Hypnobırthing Doğum

    Hypnobırthing Doğum

    1913 yılında, Dr.Grantly Dick Read Londra’da yoksulluğun hüküm sürdüğü varoş mahallelerinden birine doğuma çağrılır. İçinde gaz anestezi ilaçları da olan çantasını yanında, çamurlu yollardan geçerek doğum olan eve varır. İçeri girdiğinde içeride alışık olmadığı bir sessizlik, loş bir ortam vardır. Hemen kloroform vermek için hazırlık yaptığında gebe istemediğini belirtir. Dr.Dick Read geri çekilir ve kadının hafiften biraz daha güçlü nefeslerle bebeğini doğurmasını izler. Kadın, doğumu tek başına, yardımsız bir şekilde gerçekleştirir ve hemen bebeğini kucağına alır. Dr.Read şaşkınlık içindedir ve kadına niçin ağrı çekmek istediğini ve anestezi almak istemediğini sorar. Kadın ona asla unutamayacağı şu yanıtı verir: ‘Ağrımadı ki… Zaten ağrı olması gerekmiyordu, değil mi doktor?’ Yoğun bir Doğu Londralı aksanıyla verilmiş bu dürüst yanıtın on yıllar boyunca doğum üzerinde derin bir etkisi olmuştur. Bu kadında diğerlerinde eksik olan şey ‘KORKU’ydu.

    HipnoBirthing doğumunun temelleri Dr.Grantly Dick Read’in çalışmalarına dayanır. HypnoBirthing daha sakin, korkusuz ve coşkulu bir doğum yapabilmeniz için kullanabileceğiniz doğum yöntemlerinden biridir. Hypnobirthing size ve eşinize derin gevşeme, özel nefes teknikleri, rehberli imgeleme teknikleri ile doğumda bedeninizi nasıl rahat bırakabileceğinizi öğreterek, daha bilinçli ve farkında bir doğumun kapılarını açar.

    Daha sonra 1942 yılında ilk baskısını yapan KORKUSUZ DOĞUM kitabında bugün hala tüm hamile eğitim felsefelerinin temeli olan Dick- Read metodunu anlattı. (2) Doğumda temel problem kadınlarımızın doğumdan duydukları korkuydu ve bunun yarattığı KORKU-GERGİNLİK- AĞRI sendromu doğumda kadınlarımızı zorlayan ağrının temel sebebiydi.

    Dick-Read metodunun temel felsefesi korkunun giderilmesi için bilgilendirme, nefes teknikleri ve özellikle derin gevşemenin kullanılmasıydı. Kitabında da bu konuya özel bir önem vermişti HypnoBirthing Enstitüsünün kurucusu Marie F. Mongan 1987 yılında hipnoterapi sertifikasını aldıktan sonra bunun doğumda ilk uygulamasını kendi kızıyla yaptı.1990 yılında kızı Maura doğum boyunca sadece kendine ve bebeğine konsantre olarak, hiçbir ağrı çekmeden, çalışan sağlık personellerinin şaşkın bakışları altında oğlu Kyle’yi dünyaya getirdi.

    Marie Mongan bu konuda çalışmalarına ağırlık vererek şu anda dünyada gittikçe yaygınlaşan, kadınlarımıza daha sakin ve bilinçli bir doğumun kapılarını açan Mongan Metodu’nu geliştirdi.(4) Halen Amerika’da merkezi olan HypnoBirthing Enstitüsü düzenli aralıklarla kurslar organize ederek hamile eğitimi yapmak isteyenleri yetiştirmektedir.

    Hipnozla doğum yönteminde; korku, stres ve acı sendromu ortadan kalktığı için anne adaylarının çoğuna bu yöntemde daha az ilaç kullanılıyor olması bu yöntemin en önemli avantajlarından biridir. Ayrıca korku nedeniyle gerginlik sonucu ağrı duyma doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşanmaz. Kimyasal ağrı kesicilere çok az miktarda veya hiç ihtiyaç duyulmaz. Anne ve bebek daha uyanık olur. Doğumun birinci fazı (açılma fazı) birkaç saat kısalır. Böylece doğumun toplam süresi kısalır. Sancı sırasında yorulma önlenildiğinden asıl doğum anı için gerekli olan enerji, uyanıklık ve tazelik sağlanır. Kısa ve sık nefes alımı sonucu annede oluşabilecek, bebeğe de zararlı olan hiperventilasyon önlenir. Bunun sonucunda bebeğin kalp hızında oksijen eksikliği nedeniyle bir sorun oluşmaz. Anne-bebek-doğum eşi (partneri) arasındaki ilişkiyi güçlendirir.

    Doğum sonrası nekahat dönemi daha kısa sürer, toparlanma daha hızlı gerçekleşir. Doğum doğanın öngördüğü gibi yine doğal, güzel, sakin ve kutlanılması gereken bir eyleme dönüşür. Anne adayının eşi doğuma aktif katılıp anneye yardımcı olabilir.

    HypnoBirthing tekniğinde doğuma hazırlanırken korkularımızdan kurtulmak ve içimizdeki zaten var olan doğum yapma güdülerimizi keşfetmek için derin gevşeme, rehberlik eşliğinde imgeleme ve hipnoz kullanılır. Hipnoz basitçe bir telkinin kabul edilme halidir. Hipnoz tamamen kişinin kendisinin izin verdiği, bilinçli bir derin gevşeme durumudur. Sanıldığının aksine hipnoz bir uyku durumu değil tersine bilinçaltının aktif olduğu derin bir uyanıklık halidir. Hipnoz bilinçaltınızla bütünleştiğiniz ve iç dünyanızın derinliklerine ulaştığınız bir yolculuktur.

    Yine doğuma hazırlık, suda doğumlar, hastanelerde ev tipi odalarla doğum felsefelerinde yeni bir çığır açan doktorlardan biri olan Fransız Dr.Michel Odent doğumun bilinçle değil bilinçaltıyla yapılması gereken bir eylem olduğunu savunmaktadır. Ona göre doğum bilincin dinlendiği ve tüm kontrolün bilinçaltına bırakıldığı derin bir gevşeme durumu olmalıdır.

    Bilinçaltımızda geçmişten gelen inançlar ve korkular doğumda engelleyici bir güç oluşturmaktadır. İşte bu korku doğumdaki ağrının asıl kaynağıdır. İşte bu aşamada HypnoBirthing devreye girer. HypnoBirthing kelimelerle çalışır bu yüzden kendi doğum dili de pozitiftir. Örneğin sancı yerine kasılma veya dalga, ıkınma yerine bebeğe yol verme gibi terimler kullanılır. Doğumun mekanizmaları anlatılırken aslında her gün yaşanan ve ağrısız olması gereken bir kas eylemi olduğu, doğumda ağrıyı daha çok gerginlik ve korkuların yarattığı mesajı verilir.

    2005-2006 yıllarında HypnoBirthing yöntemi ile doğum yapan 596 gebenin verileri karşılaştırılmış. Hypnobirthing annelerinde sezaryen ile doğum oranının %17 olduğu tespit edilmiştir. Diğer gruptaki % 32 ile karşılaştırıldığında Hypnobirthing annelerinin doğal bir doğumu yaşama şanslarının daha fazla olduğu görülmektedir. Aynı zamanda bu raporda doğuma müdahale oranlarının çok daha az olduğu görülmektedir. Doğumda epidural anestezi, indüksiyon, serum takma, doğumun indüksiyonla hızlandırılması gibi müdahalelere çok daha az yer verilmiştir. En önemlisi yöntemi uygulayan tüm anneler bundan memnun olduklarını ifade etmişler, %94 gibi bir oranda doğumdan hemen sonra kendilerini sağlıklı hissettiklerini belirtmişlerdir.

    HypnoBirthing ile gebe korku nedenli gerilimin yerine güvende hissetmeyi öğreniyor. Kadın bedeninin doğum için ideal şekilde biçimlendirilmiş olduğunu görüyor. Normal doğumun sancılı olması gerektiğine dair yanlış inancın yerine olumlamalarla vücudunu gevşeme tekniklerini öğreniyor.

  • Hipnozla Doğum

    Hipnozla Doğum

    Hipnozla doğum medyatik isimlerin yaptığı doğumlarla gündeme oturdu. İnsanlar kolay ve rahat doğumun büyüsüne kapılıp heyecanlandı. Özgü Namal evde hem de hipnozla doğum yaptı. İngiltere Kraliyet ailesinin genç çifti Prens William’ın, hamile eşi Kate, hipnozla doğum yaptı. Bugün sizlere hipnozla doğum ve hipnobirthing doğum farkındalığını ve doğumda bize faydalarını paylaşacağım.

    Günümüz kadınının korkulu rüyası oldu doğum. Çalışan annenin çocuk bakıp büyütmesi, bakıcı sorunu gibi sorunlar unutuldu, tek derdimiz nasıl doğuracağım oldu. Şimdilerde hipnozla doğumu duyan anne adayları bunu sallanan bir saate bakarken uyumak o ara pıt diye bebeğinin kucağına gelmesi, ardından da uyanmak şeklinde düşünüyorlar ki durum böyle değil.

    Doğumun temel felsefesi gevşemeyi bilmektir. Gevşemeyi çözen anne, korkulu bir doğumu değil keyifli rahat bir doğumu yaşar. Gevşemeyi sağlayan bir sürü yöntem vardır. Doğumda doğru nefesi kullanma, masaj, aroma terapi, duş, suda yatmak, hipnoz, dua etmek, akua bası, akupunktur, homeopati vb. Hipnoz bu yöntemlerden sadece bir tanesi.

    Hipnozla doğumun en çok bilineni İngiltere de uygulanan Hipnobirthing doğumdur. Dick Read prensiplerine dayanır. Hipnozla doğumdan farkındalığı vardır. Bu doğumda gebe doğum öncesi yeterli ve pozitif doğum bilgisi almalıdır. Doğumda doğru nefesleri nerede nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Hatta bu eğitimlere eşiyle birlikte katılarak destsek alır. Gevşeme tekniklerini kullanır, zihinsel arınma ve imajinasyon, hipnozla korkuların giderilmesini öğrenir. Oto hipnoz yapmayı bilir ve doğum öncesi öğrendiği oto hipnoz tekniğini travay esnasında kendi kendine içsel yolculuğunda çok rahat kullanabilir. Aktif doğum tekniklerini kullanabilir. Artık kendine her anlamda güveni gelen gebe doğumda tercihler bile sunmaya başlar.

    Hipnozla doğumda ise gebenin doğum öncesi böyle bir eğitim almasına ihtiyaç yoktur. Amaç ağrıya ve ağrı algısının değişimine odaklanmaktır. Hipnoz telkinleri ve teknikleri ön plandadır oto hipnozla korkular çalışılabilir. Bu konuda tecrübeli bir hipnoterapist ya da mümkünse kadın doğum hekimi aynı zamanda da hipnoterapist ise güven duygusu daha yoğun olacağı için telkinin gücü de o kadar artacaktır. Bilinmesi gereken bir şeyde herkesin hipnoz olamayacağıdır. Toplumun yüzde onluk kesimi hipnotik telkine yatkın değildir.

    İster hipnoz, isterse hipnobirthing ile doğum yapan anne bebekleri inanılmaz derecede huzurlu ve mutlu doğarlar. Doğum sonrası yaşanılan ten tene temas anne bebek arası bağlanmayı da oldukça artırır. Bu da güven dolu bir neslin varlığı için ilk adımdır. Unutulmaması gereken bir şey hayat doğumla başlar. İlk günden doğum sarsıntısı yaşamadan huzurla dünyaya gözlerimizi açalım.

  • Suda Doğum

    Suda Doğum

    Yaşam kaynağı olan su, rahatlık, temizlik ve huzur anlamına gelir. Suyun rahatlatıcı ve gevşetici etkisi nedeniyle suda doğum yöntemi yıllardır alternatif bir yöntem olarak gebelerde kullanılmaktadır. İlk suda doğumun 1803’de Fransa’da olduğu belirtilmiştir. Sonrasında Rusya, İngiltere, Kanada, Avustralya gibi ülkelerde uygulanmıştır.

    Fransız Dr. Michel Odent’in hastane ortamında doğum havuzlarını kullanması ile bu tekniğin kullanılması yaygınlaşmıştır. İngiltere Kraliyet Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Derneği’nin 2009 yılında normal takipli gebelere suda doğum seçeneğini alternatif bir yöntem olarak sunmuş ve aktif hayatta da bunu uygulayan bir ülke olmuştur. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Derneği 2014 yılında suda doğumun halen deneysel aşamada bir yöntem olduğu görüşünü savunmuştur.
    Suda doğumun alternatif bir yöntem olarak pek çok avantajı vardır. Doğumda kullanılan ılık su kasları gevşetmekte, endorfin hormonu salınımını artırmaktadır. Gebe bu etkilerden dolayı kasılmaları daha az ağrılı hisseder. Uterusa giden kan miktarı artar ve rahim daha güçlü kasılır. Ilık su içinde perine kasları rahatlar gevşer. Bebeğin başı daha rahat aşağıya doğru iner. Epizyo açılmasına ihtiyaç kalmadan doğal sıyrıkları ile doğar. Perine hasarı daha az görülür. Doğum süresi kısalır. Doğumda ilaç /analjezi kullanımı ve müdahaleler azalır. Gebenin doğuma odaklanması kolaylaşır. Suyun içinde mahremiyet daha rahat sağlanır. Doğuma odaklanması kolaylaşır. Anne rahatlığı ve memnuniyeti artar. Gebenin doğuma aktif katılımı sağlanır. Sezaryen oranları düşer. Suda doğum anne gibi bebeği de olumlu olarak etkiler. Bebek uterus içindeki ılık su ortamından dışardaki ılık havuzuna yumuşak bir geçiş yapar. Yeni doğanın doğum travması ve korkusunu yaşamadan sessiz sakin bir ortama doğmasıdır. Doğum travmatik olmadığından da bebek terk edilmişlik ve panik duygusu yaşamaz.

    Suda doğumda su ortamından diğer bir su ortamına geçen bebek, doğum havuzundaki ilk anlarında ihtiyaç duyduğu oksijeni tıpkı anne karnında olduğu gibi kordondaki anne kanından alır. Doğum havuzundaki suyun sıcaklığı ve bebeğin suyun içinde olması nefes alma refleksini engeller. Nefes alma refleksi bebek sudan çıkarıldığında havuza göre soğuk bir ortamla karşılaşmasıyla harekete geçer ve bebek suyun dışında nefes almaya başlar.
    Yer çekiminin suda azalması, annenin oturarak aktif doğum yapması, doğumu kolaylaştır. Ayrıca suda doğum düşünen kadınların bu kararlarını hekimleri ile birlikte vermeleri gerekir. Hekimlerinde bu konuda eğitim almış ve tecrübeli olması önerilir, yüksek riskli gebelerin, annede enfeksiyon olanların veya normal doğuma uygun olmayan gebelerin suda doğum yapmamaları daha uygundur. Su havuzlarının bakım ve temizliği önemlidir. Tek kullanımlık steril malzemeler bu iş için idealdir. Fetüs suda iken uygun monitorizasyon gereklidir.
    Dünyada ve özellikle İngiltere’de suda doğum yaygın olarak kullanılmaktadır. Ankara’da bir süredir gebelerimize seçenek olarak sunduğumuz suda doğum yönteminin ülkemizde giderek daha çok tercih edileceğini ve bu imkanı sağlayan hekim ve sağlık kuruluşlarının sayısının artacağını düşünüyoruz.