Etiket: Doğum

  • Sezaryen

    Sezaryen

    Sezaryen

    Sezaryen ile Doğum; anne karnının alt kısmına yapılan bir kesi ve anne rahmine yapılan ikinci bir kesi ile bebeğin vajinadan değil de karından doğurtulduğu Alternatif bir doğum şeklidir.

    Alternatif diyorum; çünkü gebelikler normal prosedürlerde Normal Doğum ile sonlandırılır. Sezaryen ile Doğum; vaginal yolla doğumun olamadığı veya olmasının sakıncalı olduğu durumlarda Normal Doğuma alternatif olarak geliştirilmiş bir Cerrahi Bebek Doğurtma yöntemidir.

    Bazen Sezaryen ile Doğum, vajinal yol ile yapılan Normal Doğumdan daha iyi ve sağlıklıdır. Biz size böyle durumlarda Sezaryen ile Doğum önerebiliriz. Şimdi bu durumları size açıklamaya çalışacağım.

    İlerlemeyen Travay:Travayın doğum eyleminin başlangıcından bebeğin vajinadan doğumuna kadar olan süreç olduğunu daha önce söylemiştik. Anne adayının şiddetli doğum sancılarını yeterli sıklıkta çekmesi halinde Serviks dediğimiz rahim ağzının yumuşayıp açılması, bebeğin doğum yolunda çıkıma doğru ilerlemesi gereklidir. İşte bu ilerlemenin olmaması halinde biz bu duruma İLERLEMEYEN TRAVAY diyoruz. Bu durum Sezaryen ile Doğuma EN SIK karar vermemize neden olan durumdur.

    Bebeğiniz Yeteri Kadar Oksijen Alamıyor Olabilir:Travay sırasında biz sürekli olarak bebeğin kalp atım hızını takip ederiz. Eğer bebeğin kalp atım hızı yavaşlıyorsa bu bebeğimizin yeteri kadar oksijen alamadığını ve hayati tehlikesi olduğu anlamına gelir ki hızlı bir şekilde Sezaryen ile Doğum kararı vermemiz gerekir.

    Bebeğiniz Doğuma Uygun Bir Pozisyonda Olmayabilir:Normal Vajinal Doğum olabilmesi için bebeğin doğum kanalına başı ile girmesi gereklidir. Eğer bebek ayak, makat,el, omuz, sırt gibi kısımlarını doğum yoluna doğru vermişse yine Sezaryen ile Doğum kararı verilmelidir.

    Çoğul Gebelikler:Çoğul gebeliklerde tüm bebekler normal doğum için uygun pozisyonda değilse Sezaryen ile Doğum kararı verilir.

    Plasenta Sorunları:Plasenta erken ayrılabilir, doğum yolunu kapatabilir. Böyle durumlarda tek şans Sezaryen ile Doğumu gerçekleştirmektir.

    Göbek Kordonu Sıkışması:Eğer Doğum sancıları sırasında Göbek Kordonundaki kan akım miktarı azalırsa yine bebeğimiz yeterli oksijeni alamaz. Bazen de Göbek Kordonu Serviks dediğimiz Rahim Ağzından dışarıya kayarak çıkar. Bunlar Acilen Sezaryen ile Doğum kararının verilmesi gereken durumlardır.

    Annenin Sağlık Problemleri:Annenin Kalp Hastalığı, Yüksek Tansiyonu veya Preeklampsi, Epilepsi , AİDS gibi önemli bir rahatsızlığı varsa, annenin vajinasından doğum sırasında bebeğe geçebilecek Kondilom, Herpes gibi bir hastalığı varsa Sezaryen ile Doğum yaptırılmalıdır.

    Bebeğin Sağlık Sorunları:Bebeğin Hidrosefali ve benzeri doğumsal bir problemi de Sezaryen ile Doğum yaptırmak için bir nedendir.

    Geçirilmiş Sezaryen Öyküsü:Önceki Doğumu Sezaryen ile gerçekleştirilmişse sonraki Doğumlarda da Sezaryen yapılır. Sezaryenden sonra Normal Doğum mümkün olsa da eski kesi yerinden Rahim Yırtılması olabileceği için anne ve bebek için hayati önemi olan böyle bir riski genelde yüklenmek istemeyiz.

    İsteğe Bağlı Sezaryen:Anne adayı eğer vajinal yolla Normal Doğum istemiyorsa nedeni her ne olursa olsun sorgulanmaksızın Sezaryen yaptırabilir. Herkes kendi vücuduyla ilgili kararları kendi verme hakkına sahiptir. Bizim görevimiz anne adayının en sağlıklı şekilde bebeğine kavuşmasını sağlamaktır.

  • Ağrısız Doğum

    Ağrısız Doğum

    Doğum sancıları nın Şiddeti halk arasında dilden dile dolaşarak yeni doğum yapacak Anne Adaylarında gereğinden fazla korkuya ve sıkıntıya neden olmaktadır. Aslında İnsanoğlunun varoluşundan bu yana mekanizma hep aynıdır. Doğum sancıları aynıdır. Doğum şekli aynıdır. Tarih boyunca Annelerimiz hep aynı şekilde doğum yapmışlar, korkmamışlar ve doğurmaya devam etmişlerdir. Tabi ki gelişen Tıp Bilimi, keşfedilen ilaçlar, geliştirilen Tıbbi Teknoloji her alanda olduğu gibi Doğum konusunda da İnsanoğlunun sağlığı ve konforu için kullanılacaktır. Fakat Doğum; son derece Natürel, sancılarının şiddeti bir kadının dayanabileceği kadar olan Fizyolojik bir Olaydır. Doğum çok korkutucu bir olay olsa Annelerimiz bizleri doğurmazdı. Doğum Ağrısı Patolojik bir Ağrı DEĞİLDİR. Normal Doğurmak isteyen Anne Adaylarımızı korkutmamalı, cesaretlendirmeliyiz. Çünkü çekilen tüm sancılar bebeğinizin doğunca ilk ağlamasıyla unutulup yerini müthiş bir duygu seli ve mutluluğa bırakacaktır!!!! Annelik; işte bu kadar kutsal bir şeydir.

    Normal doğum ağrısı; dünyada bebek ağlamasıyla geçen tek ağrı türüdür!!! 
    Normal doğum ağrısı; başladığında mutlu sonla noktalanacak tek ağrı türüdür!!!!
    Normal doğum ağrısı; gebeliğin sonlarına doğru her annenin dört gözle beklediği ağrı türüdür!!!

    Ağrısız Doğum; Travayı başlamış gebenin Servikal Açıklığı yani Rahim Ağzı Açıklığı 4 cm ye ulaştığı zaman belden Epidural Bölgeye Anestezi uygulanması ve Epidural boşluğa yerleştirilen Kateterden zaman zaman Anestezik madde verilmesi suretiyle Anne adayının Doğum Sancılarını hissetmemesi için uygulanan bir yöntemdir. Anne adayı Ağrı çekmeden doğum yapmak istediğinde uygulanan bu yöntemin en büyük handikap’ı Travay süresinin ıkınma fazını uzatması ve doğumu geciktirmesidir. Böyle takip edilen Doğumlarda Anne yeteri kadar ıkınamadığında Bebeğin başı çıksın diye kullanılan Vakum uygulamasına daha sık başvurulur. Yine de tercih anne adayınındır. Anne adayı istediği vakit Anestezi Uzmanlarından Profesyonel Destek alarak Ağrısız Doğum’u gerçekleştiriyoruz. Ağrısız Doğum Yapan Anneler belden aşağıları uyuşuk olduğundan diğer normal doğuranlara oranla daha geç yürüyorlar.

  • Normal Doğum

    Normal Doğum

    Normal Doğum

    Dokuz ay on gün süren bir hamilelik yolculuğunun son ve en güzel durağıdır doğum. Her kadının doğum eylemi, kendine özeldir. Bazen düzenli doğum sancıları, bazen su kesesinin açılması, bazen de rahim ağzı genişlemesinden kaynaklı halk arasında “nişan gelmesi” denilen kanlı, mukuslu bir akıntının gelmesiyle başlar doğum eylemi. Her ne şekilde başlarsa başlasın, bebeğine kavuşacak olan anneyi tatlı bir telaş alır. Doğuma giden yolda sancılar vardır ama normal doğumda kararlı anne bunun bilincindedir ve sancıları ne kadar kuvvetli ve sık gelirse, bebeği de o kadar çabuk gelecektir.

    Doğum sancılarının başladığı andan , bebeğin doğmasına kadar olan sürece TRAVAY denilir. Travay sürecinde rahim ağzının yumuşaması, amnion kesesini açılması, bebeğin anne rahminden çıkıma doğru doğum sancılarıyla itilmesi gibi olaylar yer alır. Her şey yolunda giderse gerçekleşir. Fakat travay sırasında bebeğin kalp atımının azalması, bebeğin erken travay döneminde kakasını yapması, uzun süre sancı çekilmesine rağmen rahim ağzının açılmaması, rahim ağzının açılmasına rağmen bebeğin annenin pelvis kemikleri içinde uygun ekseni bulup ta çıkıma doğru ilerleyememesi, annenin uzun süre sancı çektiği halde bebeğin çıkıma doğru ilerlemesinin beklendiği zamanda sancıların kesilmesi ve verilen suni sancı tedavisine yanıt vermemesi, doğum sancılarının çok sık ve şiddetli geldiği rahmi sürekli kasılı halde tuttuğu ve müdahale edilmzse bebeğin plasentasının erken ayrılıp bebeğin ölümüyle sonlanabileceği durumlarda hasta derhal SEZARYEN‘e alınmalıdır. Bu durumda Normal Doğumda ısrar etmek anne ve bebek hayatını önemsememek demektir ki hiç bir Kadın Doğum Uzmanı böyle bir yaklaşımda bulunmaz, bulunamaz. Çünkü bizim misyonumuz bize başvurmuş anne adaylarını bebekleri ile birlikte en sağlıklı şekilde evlerine göndermektir.

    Travay’ın süresi kişiye ve gebeliğin sayısına göre değişim gösterir. Eğer kişi ilk doğumunu yapıyorsa daha uzundur. Bundan sonraki her gebelikte travay süresi biraz daha kısalır. Doğumlar tekrarlayan gebeliklerde daha kolay olmaya başlar. Anne olmak Allahın kadına verdiği kutsal bir görevdir. Bu güzel göreve giden yolda karşılaşılan zorlukları hastalarımız ile birlikte aşıyoruz. Doğum gerçekleşip anne bebeğini kucağına alınca gebelikte ve travay sırasında çekilen tüm sıkıntılar unutuluyor.

    Bebeğin başı annenin vajinasından dışarıya doğru kabartı yapmaya başlayıp, bebeğin saçları göründüğünde, annenin perine bölgesine lokal anestezik yapılır ve çıkan bebek annenin dış genital organlarını düzensiz bir şekilde yırtmasın diye EPİZYOTOMİ denilen bir kesi yapılır. Sonra anneye var gücüyle ıkınması söylenip bebeği bizim kontrolümüz ile doğurması sağlanır. Evet o büyük an gelmiş, bebek doğmuş ve var gücüyle ağlamaya başlamıştır. İşte o an Kadın Doğumcunun ve Annenin birlikte derin bir OH! çektikleri en mutlu andır.

    Bebek Çocuk Doktoru tarafından muayene edilip sağlıklı olup olmadığı kontrol edilirken, Anne de Plasentayı doğurmakla meşguldür. Her Kadın Doğum hekimi Plasentanın tam olarak çıkıp çıkmadığını kontrol etmek zorundadır. Eğer rahim içinde Plasenta parçaları kalırsa Doğum sonrası

    Anne hayatını tehtid eden kanamalar meydana gelebilir. Şayet Plasenta tam çıkmadıysa mutlaka içerde kalan parçalar KÜRTAJ yöntemi ile temizlenmelidir.

    Genellikle bebekler taravay sırasında Rahim Ağzında (Serviks’te ) ve Vajinada düzensiz yırtıklar meydana getirebilirler. Mutlaka Vajinaya ekartörler koyarak Serviksteki ve vajinadaki yırtıklar kontrol edilmeli ve dikilmelidir. Eğer bunlar da kontrol edilmeyip atlanırsa ve dikilmezse CİDDİ DOĞUM SONU KANAMALARINA yol açarlar.

    Plasentayı kontrol ettik, Rahmimizin kendini toparladığını sertleştiğini ve kanama olmadığını gördük. Serviks ve Vajinadan da emin olduk. Şimdi sıra Epizyotomimizi Onarmaya geldi. Epizyotomimizi de gizli ve estetik biçimde diktikten sonra Annemizi , bebeğimizle birlikte sağlıkla odasına gönderebiliriz. Normal doğum veya Sezaryenlerde hastanede bir gece kalan hasta sağlıklı bir şekilde evine gönderilir.

    Kısa bir süre sonra bizim doğum sonrası tedavimiz ve önerilerimiz ile birlikte annenin kendine dikkat etmesiyle doğum sonrası süreç te en sağlıklı şekilde tamamlanır. Bizim en büyük gıdamız, mutluluğumuz, gururumuz; hastalarımızı sağlıklarına ve sağlıklı bebeklerine kavuşturmaktır.

  • Suçiçeği ve Gebelik

    Suçiçeği ve Gebelik

    Suçiçeği ve Gebelik

    Gebe olduktan sonra sağlıklı olmak için elimizden gelen her şeyi yaparız. Ancak bazı durumlarda hastalıklardan kendimizi koruyamayız. Suçiçeği çok bulaşıcı viral bir enfeksiyon olduğu için korunmak neredeyse imkansız.

    Suçiçeği varisella olarak da bilinen viral bir enfeksiyon. Küçük kırmızı kabarık lekeler şeklinde döküntüler olur. Döküntülerden önce genellikle ateş ve vücutta ağrı olur. Çocukluk döneminde %95 enfeksiyon geçirildiği için yetişkinler doğurganlık yaşında suçiçeğine karşı korunaklı olur.

    Hamilelikten önce suçiçeği geçiren gebelerin tekrar suçiçeği geçirmeleri çok çok nadir. Eğer daha önce suçiçeği geçirilmemişse gebelik döneminde büyük risk vardır. Suçiçeği ihtimali olan yerlerden uzak durmak gerekir.

    Suçiçeği geçirip geçirilmediğinden emin olunamıyorsa test yaptırılabilir. Test sonucunda risk altında olup olunmadığı belli olur.

    Suçiçeğinden Bebeğin Etkilenmesi

    Suçiçeğinden bebeğin etkilenmesi gebeliğin dönemine bağlı. Gebelik dönemine göre:

    • Suçiçeği ilk trimesterde olursa doğum defekti olma olasılığı %0.5-1
    • Suçiçeği ilk 13.-20. haftalarda olursa doğum defekti olma olasılığı % 2
    • Suçiçeği doğumdan 5 gün öncesine kadar olursa bebekte konjenital varisella olma olasılığı % 20-25
    • Suçiçeği doğumdan 6-12 gün önce olursa bebekte hala suçiçeği olabilir ancak anneden bir miktar antikor geçeceği için eğer olursa konjenital varisella hafif atlatılır.

    Suçiçeğine bağlı muhtemel doğum defektleri; göz problemleri, yara izi, az gelişme veya gelişme geriliği, küçük kafa ölçüsü ve/veya zihinsel gerilik.

    Suçiçeğinden Korunma

    • Daha önceden suçiçeği geçirilmişse bebeği korumak için herhangi bir şey yapmaya gerek yok. Vücudun ürettiği antikorlar bebeği enfeksiyondan korur.
    • Daha önceden suçiçeği geçirilmemişse gebelik döneminde suçiçeği olan birisiyle temas olunursa Zoster immünoglobülinleri kullanılmalı. Temastan sonra 4 gün boyunca immünoglobülin verilir.
    • Daha önceden suçiçeği geçirilmemişse ve gebelik yoksa gebe kalmadan 3 ay önce suçiçeği aşısı yapılmalı.

    Suçiçeği 2 Kez Geçirilir mi?

    Sağlıklı kişiler 2 kez suçiçeği geçirmez. İmmün sistemlerinde (savunma sistemi) sorun olan kişiler 2. kez enfeksiyon geçirebilirler. 2. kez suçiçeği geçirdiğini düşünen çoğu kimse gerçekte daha önce geçirdiği döküntülü hastalığı suçiçeği sananlardır.

  • Rahim Ağzı Yetmezliği; Servikal Sörklaj

    Rahim Ağzı Yetmezliği; Servikal Sörklaj

    Rahim Ağzı Yetmezliği; Servikal Sörklaj

    Ultrason (rahim ağzı) rahmin çıkış kısmı olup gebelikte rahim büyürken bu kısım doğum başlayana kadar sert ve kapalı kalır. Serviksin zayıf olduğu (servikal yetmezlik) gebelerde rahim ağzı erkenden açılıp silinmeye başlar. Bunun sonucu erken doğum gerçekleşir. Erken doğumu önlemek için uygun gebelerde servikse dikiş atmak gerekir. Dikiş atma işlemine servikal sörklaj denir. Servikal sörklajdaki amacımız bebeğin 37 haftaya kadar büyümesi.

    Servikal yetmezlikte serviksin alt kısmına yani vajenden görülen bölümüne dikiş atılır. Servikal sörklaj risk grubundaki gebelere uygulanır.

    Servikal Yetmezlik Nedeni

    • Daha önce başka sebep olmadan 2. trimester düşük hikayesi
    • Servikal LEEP veya konizasyon yapılması
    • Kürtaj sırasında rahim ağzında hasar oluşması

    Servikal Sörklaj Yapılma Zamanı

    Servikal yetmezlikte sörklaj yapmanın en uygun zamanı 3. gebelik ayı (12-14.hafta). Ancak rahim ağzında daha erken dönemde silinme ve açılma tespit edilirse 12. haftayı beklemeden sörklaj yapılabilir.

    Eğer servikal değişiklik son trimesterde olursa veya servikste belirgin bir açılma olursa yatak istirahatı en iyi çözüm olabilir.

    Servikal Sörklaj Yapılırken

    • Tıbbi geçmiş iyi değerlendirilmeli
    • Transvajinal ültrason ile serviksin durumu çok iyi değerlendirilmeli, serviks açılması ve silinmesine bakılmalı
    • Sörklaj yapılırken ağrı kesilmesi (anestezi) uygulanmalı (genel, spinal veye epidural)
    • Faydası ve komplikasyonları iyi değerlendirilmeli

    Servikal Sörklajın Faydası

    Servikal sörklaj düşük ve erken doğum olmasını önleyebilir. Uygun vakalarda işlem % 80-90 işe yarar. Servikal sörklaj servikal yetmezliği olan gebelerde işe yarar ancak servikal yetmezlik tanısını koymak çok zordur.

    Servikal sörklaj sadece servikal yetmezliği olan gebelerde işe yarar. Servikal yetmezliği olmayanlara yapılırsa erken doğum, enfeksiyon gibi komplikasyonlara neden olabilir. Sörklaj yapılan gebelerin enfeksiyon ve erken doğum eylemi için daha sık kontrolü gerekir.

    Servikal Sörklaj Sonrası Takip

    • İşlem sonrası rahimde ağrı kasılma takibi birkaç saat gerekirse bir gün yapılmalı
    • İşlemden hemen sonra oluşan hafif vajinal kanama ve hafif kramp tarzı ağrılar birkaç saat sonra kesilir. Daha sonraki günlerde yoğun vajinal akıntı görülebilir.
    • Enfeksiyon ve erken doğum eylemi için ilaç kullanmak gerekir.
    • İşlemden sonraki birkaç gün evde istirahat edilmeli.
    • Düzenli kontroller daha sık periyotlarla yapılır.
    • Aktivitelere tekrar başlamak doktor izni ile olur.
    • Cinsel aktivite olmamalı.

    Servikal sörklaj 37.haftaya kadar yerinde bırakılır. Ancak daha önceki dönemde doğum sancıları düzenli olup doğum eylemi başlarsa sörklaj çıkarılır. Çıkarma işlemi zar olmaz

    Servikal Sörklaj Riskleri

    Servikal sörklaj riskleri çok nadir olup uygun yapıldığında işe yarayan bir işlem. Muhtemel riskler:

    • Erken kasılma
    • Servikal distosi (doğum başladığında serviksin açılamaması)
    • Membran rüptürü (su gelmesi)
    • Servikal enfeksiyon
    • Servikal sörklaj alınmadan doğum olursa servikste yırtık
    • Anestezi komplikasyonları

    Servikal Sörklaj Acil Durumlar

    Servikal sörklaj sonrası acilen doktoru aramanız gereken durumlar:

    • Kasılma ve kramp
    • Doğum ağrısına benzer kasık ve belde gelip giden ağrı
    • Vajinal kanama
    • Su gelmesi
    • 37.8 derece üzerinde ateş veya titreme
    • Bulantı, kusma
    • Kötü kokulu vajinal akıntı

    İlk gebeliğinde akıntısı olan gebeler daha sonraki gebeliklerinde de büyük olasılıkla servikal sörklaja ihtiyaç duyarlar.

  • Geblikte Egzersizden Korkmayın

    Geblikte Egzersizden Korkmayın

    Geblikte egzersizden korkmayın

    Egzersiz, sağlıklı yaşamın önemli bir parçasıdır ve gebelikte de belli kurallara uyularak uygulanabilir. Gebelikte yapacağınız egzersiz dolaşım ve solunum sisteminizin daha iyi çalışmasına katkıda bulunması yanında kendinizi daha iyi hissetmenize, uygun sınırlar içinde kilo almanıza, kendinize duyduğunuz güvenin artmasına, olumlu duygular hissetmenizi sağlar bununla birlikte uyku sorunları ile bel ve sırt ağrılarınızı azaltır; vücut bozukluklarını düzeltir..

    Ulusal en büyük organizasyonu olan Amerikan Obstetrik ve Jinekologlar Cemiyeti (ACOG), gebelik sırasında ve sonrasında kadınlar için yeni egzersiz yönergeleri yayımladı. Aralık 2015’te yayınlanan güncellenmiş önerilerine göre , komplikasyonsuz gebelik surci yaşayan kadınların, Prenatal Pilates gibi düzenli güç dengeleme egzersizlerine ve gebelik sırasında ve sonrasında BumpBarreTM gibi aerobik aktivitelere katılmaya teşvik edilmesini uygun görülmüştür çünkü Gebelikte fiziksel aktivite az risklidir ve çoğu kadında yararı gösterilmiştir ancak normal anatomik ve fizyolojik değişiklikler ve fetal gereksinimlere bağlı bazı değişikler gerekli olabilir.Düzenli fiziksel aktivite fiziksel kondisyonun sağlar, vücudun gelişmesine ve , kilo yönetimine yardımcı olur obez kadınlarda gestasyonel diyabet riskini azaltır, preeklampsi, sezaryen ve operatif vajinal doğum olasılığını azaltmasına ve Psikolojik iyiylik halını arttırmasına yardımcı olur,ama bazı durmlar varkı gebelikte egzersiz yapmak ACOG kesinikle yasak olduğunu bildiriyor örneğin:

    Kalp ve akciğer hastalığın varlığı, servikal yetmezliği,prematüre doğum öyküsü olaanlar,plasenta previa tanısı alan hastalar,preeklampsi ve şiddetli anemi bulunan gebelere egzersiz yapmak kesınıkle yasaktır.

    Bununla birlikte komite der ki “Preterm doğumun önlenmesinde yatak istirahatının etkili olmadığını” ve rutin olarak tavsiye edilmemesi gerekir .çünkü Uzun süreli yatak istirahati veya fiziksel kısıtlama önerilen hastalar, venöz tromboemboli, kemik demineralizasyonu ve kondisyonsuzluk riski altındadır. Sık önerilmesine rağmen, yatak istirahati sadece nadiren gereklidir ve, çoğu durumda, harekete izin vermek düşünülmelidir

    ACOG un yayımlanmış yönergesine göre Tip 1 diyabet, hipertansiyon, hiperthiroidizm, intrauterin büyüme bozukluğu gibi diğer hafıf komplikasyonları olan gebe kadınların, belirli kısıtlamalarla egzersiz yapabilir yalnız bu durumlarda yapılan tüm egzersizle kişiye göre özel olmalı.( Bu kadınlar için Reformer veya diğer Pilates ekipmanlarını kullanan Özel veya hafıf Pilates seansları gibi bireyselleştirilmiş egzersiz rutinleri önerilir)

    Egzersiz planlanmadan önce hasta ayrıntılı bir şekilde kadın doğum uzman tarfından değerlendirilmeli tibbi bir engel yok ise uyugun egzersiz tıpı seçilerek egzersiz başlanmali.
    Egzersiz sırasında dikat edilmesi gereken bazı öneli noktalar var:

    1. Uygun hidrasyon ile yeterli kalori alımına dikkat edilmelidir.çünkü dehidratasyona bağlı uterın kontarksyonlarda artiş ve buna bağlı erken doğum tehtidi oluşmasına dair bilgiler mevcut diebiliriz .

    2. Egzersiz esnasında gevşetici rahat giysiler giymeli ve ısı artışını önlemek için yüksek sıcaklık ve nemden kaçınılmalıdır.

    3. Buna ek olarak, hamile kadınlar düz durarak uzun süre ve belirli hareketsiz yoga pozisyonları gerektiren egzersizlerden kaçınmalıdır.

    4. Şu durumlarda egzersiz kesilmeli ve doktora başvurmalı:

    Ani başlayan karın ağrısı, uterusta kasılmalar, bebek hareketlerinin durması ve yeterli istirahat edilmesine rağmen geri dönmemesi, kanama, baş dönmesi, görme bozuklukları, nefes darlığı, çarpıntı, taşikardinin (nabzın ileri derecede hızlanması) istirahatle normale dönmemesi, şiddetli belağrısı, pubik bölgede (leğen kemiğinizin karnınızın en alt kısmında yeralan bölge) ağrı ve yürüme zorluğu.

    Kadın doğum uzmanı ve diğer obstetrik bakım sağlayıcılar için doğum sonrası dönem sağlıklı bir yaşam tarzı başlatmak, önermek ve güçlendirmek için bir fırsatırt

    ACOG ayrıca postnatal egzersizin önemini vurguladı; . Bazı raporlar, egzersiz programlarına katılım düzeyinin doğumdan sonra azaldığını göstermektedir ki bu sıklıkla fazla kilo ve obeziteye yol açar.. Emziren anneler süt oluşumu veya bebek büyümesini etkileme korkusu olmaksızın düzenli egzersiz programlarına katılabilirler. Yeni anneler için Fitness programları ve Postnatal Pilates en uygun seçenek olduğunu düşünüliyor

    Sonuç olarak gebelik belirgin anatomik ve fizyolojik değişiklikler ile ilişkili olmasına rağmen, egzersizin minimal riskleri vardır ama çoğu kadında yararı daha fazla gösterilmiştir. Eğer

    Komplikasyonsuz gebeliği yaşiyorsanız hamilelik öncesinde, sırasında ve sonrasında fiziksel aktivitelere katılmayi ihmal etmeyiniz.

  • Cybh ve gebelik

    Gebe kadınlarda, gebe olmayan kadınlarda görülen cinsel yolla bulaşan hastalıkların aynısı olabilir. Gebelik, kadını veya bebeğini bu hastalıklardan korumaz. Gebelik döneminde bu hastalıklardan biri bulaşmışsa hem anne hem de bebek için çok ciddi, hatta hayatı tehdit edici bir durum ortaya çıkabilir. Kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıkların zararlı etkilerine karşı uyanık olmaları, kendilerini ve bebeklerini nasıl koruyacaklarını bilmeleri gerekir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların gebe kadına ve bebeğe etkisi

    Kadın, gebe veya değil benzer etkilerle karşı karşıya kalır. Rahim ağzı kanseri veya diğer kanserlere neden olur. Kronik hepatit,PID ( kasık içi iltihabı ), kısırlık gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu hastalıklar birçok kadında da sessiz seyredebilir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, gebe kadından bebeğine doğum öncesi, sırası veya sonrasında bulaşabilir. Bazıları (frengi gibi) plasentayı geçer ve rahim içindeki bebeği enfekte eder. Diğerleri (gonore, klamidya, hepatit-B, genital herpes ) anneden bebeğe doğum sırasında doğum kanalından bulaşır. HIV gebelik sırasında plasentayı geçerek bebeğe bulaşır. Diğerlerinden farklı olarak emzirirken de bulaşır.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olan gebelerin rahim içinde bebeği sarmalayan zarında yırtılma olur. Doğum sonrası, rahim içi enfeksiyonu oluşur.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en kötü etkileri: ölü bebek doğumu, düşük ağırlıklı bebek, konjoktivitis (göz enfeksiyonu ), pnomoni ( zatürre ), neonatal sepsis ( kan enfeksiyonu ), nörolojik bozukluklar, körlük, sağırlık, akut hepatit, menenjit, kronik karaciğer hastalığı, siroz.

    Bunların çoğu, anneye uygulanan erken prenatal bakımla engellenir. Bunlar, erken gebelik döneminde cinsel yönden bulaşan hastalıklar yönünden laboratuvar testlerinin yapılması ve gerekirse doğuma yakın bu testlerin tekrarı şeklindedir.Enfeksiyonlar doğum sırasında saptanmışsa hasta tedaviye alınır.

    Testler

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, her tür yaş, ırk, etnik köken, din, kültür ve sosyo-ekonomik düzeyden kadınları etkiler. Gebeler, ilk hekm ziyaretlerinde aşağıdaki cinsel yolla bulaşan hastalıklar yönünden incelenmelidir :

    Klamidya

    Gonore

    Hepatit B

    HIV

    Frengi

    Ek olarak, bazı uzmanlar, daha önce prematüre doğum yapmış kadınların bakteriyel vajinozis yönünden araştırılıp gerekirse tedavilerinin yapılmasını önerirler.

    Gebeler, cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili testleri hekimlerine sormalıdırlar. Çünkü, bazı hekimlerce bu testler rutin olarak istenmemektedir. Şimdi daha yeni ve etkin testler yapılmaktadır. Kadına geçmişte test yapılmış bile olsa gebeliğinde bunlar tekrarlanmalıdır.

    Gebelik sırasında tedavi

    Klamidya, gonore, frengi,trikomonas ve bakteriyel vajinozis gebelik sırasında antibiyotiklerle tedavi edilip iyileştirilirler.

    Viral olanlar (genital herpes ve HIV ) tedavi edilemezler. Ama antiviral ilaçlar herpeste uygun olup HIV ‘ da mutlaka gerekir.

    Doğum sırasında genital herpes aktif ise bebeği enfeksiyondan korumak için sezeryan doğum tercih edilmelidir.

    Sezeryan bazı HIV + kadınlarda da tercih edilebilir. Hepatit B (-) kadınlarda gebelik döneminde hepatit B aşısı yapılabilir.

    Korunma

    Korunmada en kesin yol cinsel temastan kaçınmaktır. Uzun süren, enfekte olmadığı testlerle de kanıtlanmış bir partner de korunmada etkindir.

    Kondom, cinsel ilişki boyunca sürekli ve doğru kullanıldığında HIV bulaşma riskini azaltır. Ayrıca, gonore, klamidya ve trikomonas,genital herpes, frengi, HPV bulaşma riski de azalır. HPV ‘ ye bağlı hastalıkların da( siğil, rahim ağzı kanseri gibi ) oluşma şansı azalır.

  • Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    HELP sendromu hamilelikte gebeyi etkileyen bir rahatsızlık. HELP sendromu preeklampsinin bir çeşidi olarak düşünülse de preeklampsiyi de kapsar. HELP sendromu ile ilgili hala çok fazla bilinmeyen var. Gebelikte görülme oranı % 0,2-0,6 arası.

    HELP Sendromu

    HELP ismi

    H: hemoliz (hemolysis)

    E: karaciğer enzimlerinin yükselmesi (elevated liver enzymes)

    LP: platelet azalması (low platelet)

    Çoğunlukla HELP sendromu preeklampsi ile birlikte olmasına rağmen preeklampsi tanısı konulmadan da HELP bulguları ortaya çıkabilir. Preeklampsi tanısı konulan kadınlarda HELP sendromu görülme hızı %4-12. HELP sendromu hepatit, safra kesesi hastalıkları, idiopatik trombositik purpura (ITP) ile karışabilir.

    HELP Sendromu Bulguları

    En sık görülen bulgular:

    • Baş ağrısı
    • Gittikçe kötüleşen bulantı ve kusma
    • Karında sağ üst kadran ağrısı
    • Yorgunluk ve bitkinlik

    Bazı bulgular normal gebelikte de olan bulgular olabilir. Bu bulgular:

    • Görme bozuklukları
    • Yüksek tansiyon
    • İdrarda protein (proteinüri)
    • Ödem (şişlik)
    • Şiddetli baş ağrısı
    • Kanama

    HELP Sendromu Tanısı

    HELP bulguları diğer hastalıkların bulguları ve komplikasyonları ile karıştığı için kan testleri ile karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması gerekir. Gebeliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki ilk 48 saat içinde olmasına rağmen 3. trimesterden önce ve doğumdan sonra 7. güne kadar nadiren görülür.

    Kan basıncı ölçümü ve idrarda proteinüri bakılır. HELP Sendromunda:

    • Kırmızı Kan Hücrelerinde Hemoliz
    1. Periferik yaymada anormallik
    2. Laktat Dehidrogenaz > 600 u/l
    3. Bilüribin > 1.2 mg/dl
    • Karaciğer Enzimlerinde Yükselme
    1. Serum aspartat aminotransferaz > 70 u/l
    2. LDH > 600 u/l
    • Trombosit sayısında azalma

    HELP Sendromu Nedeni

    HELP sendromunun nedeni hala kesin olarak bilinmiyor. Preeklampsi ve gebeliğe bağlı hipertansiyon olan hamilelerde daha fazla olmasına rağmen preeklampsi bulgusu olmadan da HELP sendromu olmakta. HELP sendromu olma riskini arttıran sebepler:

    • Daha önceki gebeliklerinde HELP sendromu olma (her yeni gebelikte risk %20-25 artar)
    • Preeklampsi veya gebeliğe bağlı hipertansiyon
    • 25 yaş üstü hamileler
    • Multipar (2 ve daha fazla doğum yapmış kadın)

    HELP Sendromu Risk ve Komplikasyonları

    Eğer HELP sendromu tanısı konup tedavi edilmezse hem anne hem de bebek için çok ciddi sorunlar oluştur. En ciddi komplikasyonlar:

    • Plasenta abruptia
    • Pulmoner ödem (akciğerlerin sıvı toplaması)
    • DIC ( kanama faktörlerindeki sorunlar nedeniyle çok ciddi iç kanama)
    • ARDS (akciğer yetmezliği)
    • Karaciğerde hematom rüptürü
    • Akut böbrek yetmezliği
    • Kan transfüzyonu
    • İnfant ARDS
    • İntra uterin gelişme geriliği

    HELP sendromunda anne ölüm oranı %1.1. Bebekte ölüm ve morbidite oranı %10-60arası.

    HELP Sendromu Önlenmesi

    Sebebi bilinmediği için önlemek içinde kesin bir yöntem yok. Erken teşhis ve tedavi HELP sendromunun ciddi problemlerinden korunmanın en iyi yolu erken teşhis ve tedavi.

    HELP Sendromu Tedavisi

    Doğum HELP sendromunun en iyi ve kesin tedavisi. Doğumdan 2-3 gün sonra bir çok bulgu ve semptom kaybolur. Gebelik haftası 34 ve üzeri ve durum gittikçe daha kötüye gidiyorsa hemen doğum yaptırılır. Eğer 34 haftadan küçükse:

    • Hastaneye yatış yapılarak yatak istirahatı sağlanır
    • Akciğer gelişimi için kortikosteroid iğnesi yapılır
    • Kasılmaları önlemek için MgSO4 (magnezyum sülfat) tedavisi başlanır
    • Eğer tombosit düşerse transfüzyon yapılır
    • Hipertansiyon varsa antihipertansif kullanılır
    • Fetal gelişim izlenerek en kısa sürede doğum yaptırılır.

    34 haftadan önce doğum planlanırsa sezaryen yapılır. 34 hafta ve daha sonrasında eğer serviks (rahim ağzı) uygunsa vajinal doğum yaptırılabilir.

  • Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikte sorun oluşturabilecek birçok komplikasyon var. Bazıları daha sık görülür. En sık görülen komplikasyonlar:

    Dış Gebelik

    Klamidya, pelvik inflamatuar hastalık ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi enfeksiyon nedeniyle dış gebelik riski artar. Endometriozisi olan kadınlarda da risk artar.

    Dış gebelik ciddi kanama, şiddetli kasık ağrısı ve ihmal edilirse ölümle sonuçlanabilir

    Acil cerrahi veya uygunsa ilaçla tedavi edilmesi gerekir.

    Kan Uyuşmazlığı

    Rh faktör alyuvarların (kırmızı kan hücresi) etrafında bulunan bir proteindir. Bu protein yokluğunda Rh (-) olunur.

    Eğer anne Rh (-) ve bebek Rh (+) ise ve bebeğin kanı anneye geçerse annede Rh (+) faktöre karşı antikorlar oluşur.Bu olay hamileliğin erken döneminde olursa bu bebeğin, doğumda olursa bir sonraki bebeğin kan hücrelerinde yıkım başlar.

    28. haftada bu bebeği ve bebek kan grubu doğum sonrası bakıldığında (-) ise daha sonraki bebeği korumak için RhoGAM yapılmalı.

    Grup B Streptekok Enfeksiyonu

    Yeni doğandaki en önemli enfeksiyon.

    Gebelik sırasında kültürde üretilebilir.

    Doğum sonrası tedavi edilebilir.

    Erken Doğum

    37. haftadan önce olan doğumlar.

    Doğum belirtileri erken başlar

    Tedavi edilmeye gayret gösterilmeli. Eğer herhangi bir sorun yoksa doğum ne kadar miada yakın olursa bebek için o kadar iyi olur.

    Gebelikte Şeker Hastalığı (Gestasyonel Diyabet)

    Gestasyonel diyabet insülin üretiminin yetersiz kalmasıyla ortaya çıkar

    Genellikle 2. trimesterde başlar

    Diyetle tedavi edilemezse ilaç kullanılmaz. İnsülin (iğne) ile tedavi edilir.

    Düşük Doğum Ağırlığı

    Yetersiz beslenme, sigara , alkol ve kanun dışı ilaç kullanımında olur.

    Cinsel yolla bulaşan hastalık veya bulaşıcı hastalıklarda görülebilir

    Prematür doğu olursa 3-4 ay bebeğin hastanede kalması gerekebilir.

    Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde solunum yolu enfeksiyonu, körlük, öğrenme problemi, serebral palsi ve kalp rahatsızlığı daha sık görülür.

  • Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Gebelik

    Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Gebelik

    Bakteriyal Enfeksiyonlar

    Tedavi edilebilen enfeksiyonlar.

    Gonere

    Cinsel yolla bulaşan, sık rastlanılan bir hastalık. Kadında pelvik inflamatuar hastalığa (PID) yol açarsa dış gebelik ve kısırlığa neden olabilir. Hamilelikte erken doğum ve bebekte göz enfeksiyonuna neden olabilir. Doğum sırasında vajenden bebeğe bulaşır. Tedavide anne için antibiyotik kullanılmalı. Bebek için gözde enfeksiyon olmaması için antibiyotik kullanılır.

    Klamidya

    PID ve kısırlık nedeni. Bebekte pnömoni, göz enfeksiyonu ve körlüğe neden olabilir. Doğum sırasında vajenden bebeğe bulaşır. Tedavide antibiyotik kullanılır.

    Trikomoniazis

    Tüplerde hasara neden olabilir. Bebekte erken doğum ve düşük doğum ağırlığına sebep olur. Doğum sırasında bulaşır. Antibiyotik ile tedavi edilir.

    Bakteriyel Vajinozis

    Bebekte erken doğum ve düşük doğum ağırlığına sebep olur. Doğum sırasında bulaşır. Antibiyotik ile tedavi edilir.

    Sifiliz

    Konjenital sifilis bebekte zihinsel ve fiziksel sorunlara yol açar. Gebelik sırasında plasentadan geçerek bebeğe ulaşır. Ayrıca doğum sırasında bulaşabilir. Antibiyotik ile tedavi edilir.

    • Viral Enfeksiyonlar
    • Tedavi edilemeyen enfeksiyonlar.

    HPV (Human Papilloma Virüs)

    Kadınlarda genital kanseri arttırdığı kanıtlanmış olan virüs. Bebeklerin boğazında siğile neden olur. Cerrahi olarak tedavi etmek gerekir. Bebeğe doğum sırasında bulaşır. Siğil tedavisi gebelik devam ederken de yapılabilir.

    Hepatit B

    Karaciğere zarar veren bir virüs. Doğumdan sonra 1 saat içinde tedavi edilmezse bebekler ömür boyu taşıyıcı olur. Doğumda bebeğe bulaşır. Tedavisi yok ancak aşı yapılarak bebeği etkilemesi engellenebilir.

    Herpes

    İlk trimesterde düşüğe neden olur. Doğumda bebeğe bulaşırsa neonatal herpes oluşur. Doğumda bebeğe bulaşır; çok nadir gebelik sırasında plasentayı geçerek bebeğe ulaşır. Annede herpes oluşursa bebek etkilenmemesi için ağızdan ilaç alınabilir ancak doğumdan hemen sonra bebek tedavi edilirse sağlıklı bebek olabilir.

    HIV

    HIV aids hastalığına yol açar. Bebeğe anne karnında, doğum sırasında ve daha sonra sütverirken geçebilir. Gebelik sırasında antiviral ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçların kullanımı bebeğe virüsün geçme şansını azaltır.