Etiket: Disk

  • Boyun fıtığı tanısı nasıl konur?

    Boyun fıtığı, beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Bilindiği üzere boyunda 7 adet omur ve bunların arasında da disk denilen yapılar ve her iki omuru da birbirine bağlayan 2 adet küçük eklem vardır. Omurların arasında bulunan disk yapısı anulus fibrosus adıyla anılan dış katman ve nucleus pulposus denilen iç katmandan oluşur ve görevi omurlar üzerine binen yükü eşit olarak dağıtmak, basit bir benzetmeyle amortisör görevi yapmaktır. Disk ve faset eklemlerin bir diğer görevi de boynun hareketliliğini sağlamaktır. Bu sayede boynumuzu her yöne hareket ettirme olanağı vardır.

    Boyun ağrıları günlük yaşamın çok sık karşılaşılan sorunlarından biridir. Özellikle bilgisayar kullanımının iş hayatının vazgeçilmez bir parçası olması sonrası boyun ağrıları ile daha sık karşılaşılmaktadır. Bu ağrılar, boyun omurlarının yukarıda söz ettiğimiz gibi kötü ve yanlış kullanımından olabileceği gibi travma sonucu oluşan zedelenme sonrasında da görülebilir. Bazı meslek grupları boyun ağrılarına yatkınlık gösterirler. Masa başı yoğun bilgisayar kullanımı gerektiren ofis işlerini yapan kişiler, öğretmenler, şoförler, bedensel olarak yoğun iş yapan çalışanlar gibi…

    Yaşla artan dejeneratif süreçte halk arasında kireçlenme denilen duruma katkıda bulunarak hastada boyun ağrılarının daha artmasına neden olabilir. Yaşlılıkla beraber omurların arasında bulunan disk denilen yapının iç kısmında su miktarı azalabilir, bu durum diskin görevini yapmasını engeller. Sonrasında da diskin dış tabakasında da bozulmalar başlayıp yırtılmalar görülebilir. Bu yırtılmalar daha ilerlerse, diskin iç yapısı yırtıktan dışarı çıkarak, omurilik ve kollara giden sinirlere bası yapacak duruma gelir. Bu duruma tıpta servikal disk hernisi, halk arasında da boyun fıtığı denir. Kollara giden sinirlerin bası altında kalması hastada omuz ve/veya kollarda ağrı, kollarda ve/veya ellerde uyuşma karıncalanma, kuvvet kaybına neden olabilir. Oluşan boyun fıtığının omuriliğe yaptığı bası daha az olasılıkla bacaklarda sorunlara ve patoljik refleks bulgularına neden olabilir.

    Tanı Nasıl Konur?

    Tanı koymada ilk basamak hastanın şikayetlerini ve öyküsünü dinlemek ve boyun fıtığının karışabileceği diğer hastalık gruplarını da göz önüne alarak muayene etmektir. Bundan sonraki aşama, güncel yaklaşımda ilk tercih edilen tetkik olan manyetik rezonans görüntülemedir. Bazı durumlarda özellikle yaşlı hastalarda omurlarda ve/veya omurlar arası bölgede kireçlenmeyi daha iyi saptayabilmek için bilgisayarlı tomografi ve direk grafi (röntgen) çekimi gerekir.

    Birden fazla boyun fıtığı olduğunda veya hastada kollara giden sinirlerin sıkışması söz konusu ise elektrofizyolojik bir tetkik olan EMG (elektromiyografi) halk arasındaki adıyla sinir ölçüm testi de yapılabilir.

  • Lomber bölgenin ağrılı yapıları ve innervasyonu

    Bel ağrısı yaşamın her hangi döneminde insanoğlunun mutlak karşılaştığı bir ağrı türü olup değişik anatomik yapılardan kaynaklanabilmektedir.

    Ağrının şekli ve kaynaklandığı anatomik yapının bilinmesi tedavinin isabetli ve etkin olabilmesi için şarttır. En sık sebeplerin başında omurga kaynaklı olanlar yer almakla beraber, adele ve fasia, periton dışı ve periton içi hastalıklardan da kaynaklanabilmektedir. Dolayısıyla tüm bu anatomik yapılar farklı türde ağrılı klinik tablolar oluştururlar

    Lomber bölgede görülen ağrı 4 farklı nedenle ortaya çıkabilir.

    1-Lokal ağrı: Omuriliği çevreleyen kemik ve ligaman yapıları, kaslar ağrı nedeni olabilir. Ligamentum flavum dışında tüm çevre dokular ağrıya duyarlıdır. Bu ağrılar hemen daima etkilenen segmentte görülür. Ancak yoğunluğu azalarak paravertebral dokulara yayılabilir. Buda 3 nedene bağlıdır.

    a) Kemik kaynaklı ağrı: Özellikle periostu geren kemik içi tümörlerde ve enfeksiyonlarda yada travma sonrası oluşan kırıklarda ortaya çıkar.

    b) Diskojenik ağrı: Extrüde olmamış disk hernileri anulusu gererek ağrı oluştururlar. Burada ağrı reküren sinirin (ramus meningicus) irritasyonu sonucu ortaya çıkar. Bu irritasyon hem posterior anulustan, hem posterior longitüdinal ligamentten hemde duradan kaynaklanabilir.

    c)Miyofasial ağrı: Kasların fasialara tutunma yerlerindeki gerginlikler ağrıya neden olur.

    2-Radiküler Ağrı: Radiks irritasyonuna bağlı ağrıdır. Genellikle disk hernilerinde görülür. En sık rastlanan örnekleri siyataljididr. Torakal radikslerin tutuluşunda ise kuşak şeklinde göğüs ve karın ağrıları olur Radiküler ağrı sanıldığı gibi distal dermatomlara dek yayılmaz Bir radiksin proksimal dermatomlarında kalır. Örneğin siyatalji genellikle parmak uçlarına dek gitmez.

    3-Sempatetik iritasyona bağlı ağrı: Burada sürekli ve diffüz yayılımlı bir ağrı mevcuttur. Vazomotor-trofik değişiklikler de olur. Kozalji, refleks sempatik distrofide bu şekilde ağrılar görülür.

    4-Nörojenik ağrı: Periferik veya santral sinir sistemin duyusal bölümlerinin kısmen yada tamamen hasarı ile ortaya çıkan ağrılardır. Omurilik yaralanmalarında sık görülür. Genellikle omurilik semptomlarından aylar sonra ortaya çıkar. Diabetik mononöropati ve herpes zoster ağrıları birer nörojenik ağrıdır.Gerçekte bu ağrı deaferentasyon ağrısıdır.. Yani bir miktar sağlam duyusal traktus kalmadan böyle bir ağrı oluşmaz. Yanıcı acıma hissi şeklinde ve diffüz bir ağrıdır. Daima duyu kaybı ile birliktedir.

    Lomber bölge ağrılarını daha iyi anlayabilmek ve tanıda ve tedavide isabetli kararlar verebilmek için bölgeye ait topografik anatomiyi öncelikle çok iyi bilmek gerekir.

    Lomber bölgede yer alan anatomik yapıları ele alacak olursak

    VERTEBRA

    Özellikle bu bölgenin ağrı oluşturan en önemli yapısı ; lumbar vertebral kolon 5 vertebradan meydana gelmiştir.

    Her bir vertebra önde korpus adı verilen vertebra cismi ve arkada içinde nöral elemanların bulunduğu arcustan meydana gelir. Arcus vertebranın transvers çıkıntı ile korpus arasındaki bölümüne pedikül, transvers çıkıntı ile spinoz çıkıntı arasındaki bölümüne lamina adı verilir. faset eklemlerinin bulunduğu süperior ve inferior artiküler çıkıntılar pedikül ve lamina birleşim noktasında yeralırlar. Sağ ve sol laminaların arkada ortada birleşim yerinde olan spinoz çıkıntılar ciltten palpe edilebilir. Pedikül ve lamina birleşim noktasından yanlara uzanan çıkıntılara ise transvers çıkıntı adı verilmektedir.

    Korpusun üst ve alt yüzlerinde kartilajinöz dokunun oluşturduğu son plaklar (endplate) yer almaktadır. Yeni doğanda son plaklar kartilajinöz (kıkırdak) yapıdadır. Bu kıkırdak plaklar zamanla ossifiye olur ve 16-20 yaşlarında kemik vertebra ile birleşir.Puberteden sonra ossifikasyon tamamlandığında plağın orta ve arka bölümleri kartilajinöz kalır.. Ortada yer alan bu kartilajinöz tabaka periferde apofizel halka ile çevrilmiş olup altında yer alan subkondral kemik ile yakın ilişki içindedir. Disklerin alt ve üst yüzlerindeki kartilajinöz yapı ile end plateler birbirlerine sıkıca yapışıktır. Vertebra cisminin ön kısmı en zayıf bölgesidir.Bu nedenle kırıkların büyük bölümü burada yer alır.

    İntervertebral foramenler üstte ve altta pedikül, önde intervertebral disk ve vertebra korpusu, arkada lamina ve faset eklemin anterior yüzü arasında kalan dışa açılan birer penceredir. Lateral reses ise spinal kökün intervertebral foramene varmadan önce içinde yol aldığı kanaldır. Kanalın dış kenarını pedikül, arka kenarını süperior artiküler çıkıntı ve ligamentum flavum, ön kenarını vertebra korpusu ve intervertebral disk oluşturmaktadır

    Medulla spinalis L1 seviyesinde sona erdiği için lumbar bölge spinal kökleri ilgili intervertebral foramenden vertebral kolonu treketmeden önce, spinal kanal içinde yukarıdan aşağıya doğru uzun bir yol katederler. İlgili foramene girmeden önce, kök bir üst seviyedeki diski çaprazlayarak aşağıya doğru ilerlerler. Böylece sinir köklerinin vertebral kolonu terk ettiği intervertebral foramenin bir üst seviyedeki disk tarafından sıkıştırılması spinal kökün spinal kanal içinde izlediği bu yol ile ilgilidir.. İntervertebral foramene vertikal pozisyonda giren kök, foramenin üst kenarıyla yakın ilişki içindedir. Spinal kökün etrafını saran araknoid, intervertebral foramen içinde duyusal gangliona kadar spinal kökü takip eder. Tüm foramen boyunca spinal kökü örten dura ise daha sonra spinal siniri örten perinöriumla devamlılık gösterir.

    Spinal kök gerilmeye karşı oldukça esnek olmasına rağmen duramater oldukça dirençlidir ve bu ağrı sebebidir. Spinal kökler sanıldığından daha hareketlidir. Lumbar bölge hareketlerine bağlı olarak spinal köklerin boyu değişmektedir. Spinal siniri oluşturan duyusal kök motor kökün iki katı kalınlığındadır. Motor kök intervertebral foramenin alt ön yüzüne yerleşmiştir. Spinal sinir intervertebral foramenin %35-40ını kaplamakta olup geriye kalan boşluk, destek dokusu, ligamentum flavum, arter, ven, lenf yolları ve sinuvertebral sinir tarafından doldurulmuştur.

    FASET EKLEMLERİ

    Faset eklemleri lumbar spinal kanalın posterolateralinde intervertebral foramenlerin posteriorunda yer alan eklemlerdir. Faset eklemleri; eklem kapsülüne, artiküler kartilaja ve rudimanter meninkslere sahiptir. Eklemin üst yüzü aşağıya, öne, laterale, bakar ve konveks yüzeye sahiptir. Alt yüz ise konkav olup alta arkaya mediale bakmaktadır.

    Eklem kapsülünün medial tarafı ligamentum flavum lifleri tarafından meydana getirilirken lateral kapsül gerçek fibröz doku tarafından oluşturulmuştur. Süperior ve inferior olmak üzere iki ressesusa sahip olan eklemde superior ressesus özellikle foramende fıtıklaşarak spinal siniri sıkıştırabilir. Üst lumbar bölgedekiler sagital planda olup, lumbosakral bölgedekiler diğerlerine göre daha koronal planda yer alırlar. Böylece lumbosakral bölgede sınırlıda olsa lateral fleksiona izin veren anatomik bir yapı mevcuttur. Lumbosakral bölgede total hareket sagital düzlemde fleksion ve ekstansion olarak kabul edilir. Bu yapıya uygun olarak bu iki hareketin oluşturduğu kombinasyon lumbosakral bölgede bulunan intervertebral diskler üzerinde ilave yük oluşturmaktadır.

    Faset eklemlerinin iki ana hareketi vardır: Translaksiyon (kayma) ve distraksiyon (açılma). Öne fleksionda her iki tarafta, lateral fleksionda tek tarafta kayma olur. Bir tarafta açılma, diğer tarafta kompresyon olursa oluşan hareket rotasyondur. Dorsal bölgede ise faset eklemleri horizontal düzlemle 60 derecelik açı yapacak şekilde yerleşmiş olması, bu bölgeden lateral fleksion rotasyon hareketlerinin yapılmasına izin vermektedir.Lumbar fleksionda, faset eklem yüzeylerinin birbirinden ayrılması bu bölgeden bir miktar lateral fleksion ve rotasyon hareketinin yapılabilmesine imkan tanımaktadır.

    Faset eklemlerini özellikle rotasyon ve hiperfleksion hareketleri üzerinde frenleyici etkileri mevcuttur. Rotasyonda faset eklem yüzlerinin, fleksionda ise faset eklem kapsülünün önemli oranda bu hareketleri frenleyici yönde direnç oluşturduğu gözlenmiştir.

    İNTERVERTEBRAL DİSKLER

    Tüm lumbar kolon yüksekliğinin %33 ünü diskler meydana getirmiştir. Bu bölgede yer alan diskler taşıdığı ağırlıkla orantılı olarak en geniş yüzeye sahiptir. Disk kalınlığının vertebra cismi kalınlığına olan oranı mobilitede oldukça önemlidir. Bu oran arttıkça segmentin mobilitesi artmaktadır. Lumbar bölgede bu oran 1/3 olup torasik bölgeden daha fazla, servikal bölgeden ise daha azdır. İntervertebral diskler ortada yer alan nukleus pulpozus, onu çeviren anulus fibrozus ve diskin üst ve altında yer alan, vertebral son plaklar ile yakın ilişki içinde olan kartilajinöz lamellerden meydana gelmiştir. Anulus fibrozusun üst ve alt yüzlerinde yer alan bu lameller; çevrede epifizyal halkaya, merkezde ise kartilajinöz son plağa sıkıca bağlanmışlardır. Anulus fibrozusun en dışında yer alan, vertebral kortekse sıkıca bağlanan, anterior ve posterior longitüdinal ligamentlerle yakın ilişki içinde olan, oldukça dayanıklı liflere Sharpney lifleri denmektedir

    ANULUS FİBROZUS:

    Nukleus pulpozusu saran anulus fibrozus fibroz konsantrik lamellerden meydana gelmiş fibroelastik ağ yapısındadır.Diske gelen kuvvetin %75 ini taşır. Tendon ve diğer ligamentlere göre çok daha esnek olmasının nedeni; yapısını oluşturan liflerin diziliş şekli ve içeriği proteoglikan miktarının fazla olmasındandır. Konsantrik lamelleri oluşturan lifler; disk yüzeyi ile 30 derecelik açı yapacak şekilde ve birbirine komşu iki tabakada ters yönde dizilim gösterirler.Bu dizilim şekli iki vertebranın birbiri üzerinde yuvarlanma (rocker-like) hareketi yapmasına izin verirken, makaslama (shearing) hareketini kısıtlar. Anulus fibrozus esas olarak kollogen yapıya sahip olmasına rağmen %65-70 gibi oldukça yüksek oranda su ihtiva etmektedir.. Kuru ağırlığının %50-55ini kollogen lifler oluşturmakta, geriye kalanını ise keratin sulfat, kondroitin sulfat gibi proteoglikanlar ve glikoproteinler oluşturmaktadır.. Anulus fibrozusun ön tarafı daha kalın ve belirgin olduğu halde arka tarafı daha incedir.

    NUKLEUS PULPOZUS:

    Ortada yer alan nukleus pulpozus visköz bir sıvı kıvamında olup, jelatinöz matriks içine gömülmüş olan gevşek, narin ince kollojen liflerden meydana gelmiştir. Nukleus pulpozus anulus fibrozusun tam ortasında yeralmayıp 1/3 arka kısmına yakın yerleşmiştir. Disk alanının %40-50sini ihtiva eder. Nukleusun ihtiva ettiği lifler jelatinöz matriks içinde merkezde dağınık periferde ise oblik tarzda dizilmiş olup, bu diziliş şeklinin nukleusun fonksiyonunda önemli bir role sahip olduğu düşünülmektedir. nukleus pulpozusun ihtiva ettiği su miktarı anulus fibrozusun ihtiva ettiğinden daha fazla olup genç yaşlarda %88 iken, bu miktar ileri yaşlarda %65 seviyelerine kadar düşmektedir. İhtiva ettiği kollogen, tip II olup kuru ağırlığının ancak %20-30 unu oluşturmaktadır proteoglikanlar (kondroitin 6 ve 4 sülfat, keratin sulfat) ve hyaluronik asit nukleusta bulunan diğer maddelerdir. . Yaşla ve eklem dejenerasyonuyla oranları değişir.

    İntervertebral disk, üstte ve altta vertebral son plaklara sıkıca bağlanan kartilajinöz lameller ihtiva eder..

    Erek postürde kompresyon kuvvetinin büyük kısmı posterior anulus, fleksion postüründe ise anterior anulus tarafından taşınır. Yüksek basınç altında diskten son plaklara doğru sıvı kaçışı olurken, alçak basınç altında diskteki proteoglikanlar çevreden sıvı çekerler. Lumbar fleksionda bu sıvı alışverişi daha fazla olmaktadır. Yük altında, anulus ihtiva ettiği sıvının %11ini nukleus ise %8ini kaybederken içindeki Na ve K gibi su tutucu elektrolitlerin konsantrasyonunun artmasıyla disk uzun süre basınç altında kalsa bile geriye kalan sıvıyı tutarak basınca karşı koyabilir. Disk basınç ortadan kalkar kalkmaz kaybettiği sıvıyı tekrar geri emer. Nukleus ihtiva ettiği suyun 8 misli sıvıyı absorbe etme yeteneğine sahiptir.

    LUMBAR BÖLGE LİGAMENTLERİ

    Lumbar bölge vertebral korpusların ön ve arkasında yer alan oldukça kuvvetli iki ligamente sahiptir.

    Anterior longitüdinal ligament vertebra korpuslarının ön yüzünü örten ve anulus fibrozus lifleri ile yakın ilişki içinde olan oldukça dayanıklı ve geniş bir ligamenttir. Anterior longitüdinal ligament lumbar ekstansiyonu kısıtlayıcı bir fonksiyona sahiptir.

    Lumbar bölgeyi aşırı ekstansiynunu engeller ve böylece ön intervertebral disk aralığının genişlemesinin engellenmesine, arka intervertebral disk arlığının daralmasına ve dolayısıyle bu bölgede yer alan faset eklem yüzlerinin birbiri üzerine binerek zorlanmalarını frenler. Lumbosakral açının dolayısıyle lumbar lordozun arttığı durumlarda bu tablo ortaya çıkmaktadır. Özellikle iliopsoas kasının kısa oluşu, kalça ekstansörlerinin veya abdominal kasların yeterince güçlü olmaması pelvisin yukarı rotasyonunun, diğer bir deyişle posterior pelvik tiltin tam yapılamamasına neden olur ki buda lumbar lordozun artması demektir. Lumbar bölge stabilizasyonunda rol oynayan en önemli ligamenttir.

    Posterior longitüdinal ligament ise vertebra cisimlerinin arka yüzünü örten ve bunlara oldukça sıkı şekilde yapışan bir ligament olup intervertebral disk seviyelerinde anulus fibrozus lifleri ile birleşmek üzere her iki yana doğru bir açılanma gösterir.. Bu ligamentin disk seviyelerinde iki yana doğru ilerleyen bir açılanma göstermesi arkadan diske verdiği desteğin azalması demektir. Bu disk hernilerinin en önemli anatomik nedenlerinden birisidir. Bu ligamentin disk herniasyonunun meydana gelmesinde oynadığı rollerden biride L1 seviyesindenitibaren genişliğin gittikçe azalması ve L5-S1 seviyesinde bu genişliğin yarıya inmesidir.

    Lateral ligament ise anterior ve posterior longitüdinal ligamentler arasında yer alan ve intervertebral disklere sıkıca bağlanan diğer bir ligament olup lateral fleksionlar üzerinde kısıtlayıcı etkisi vardır.

    Ligamentum flavum ise spinal kanalın arkasında laminalar arasında yer alan yanlara doğru intervertebral foramenlere kadar uzanan oldukça esnek bir ligamenttir. Bu esneklik içerdiği yüksek orandaki elastinden kaynaklanmaktadır Üstteki laminanın alt ön yüzüne alttaki laminanın ise üst arka yüzüne yapışan ligament böylece spinal kanalın arka yüzünde nöral yapıları koruyan oldukça esnek bir duvar oluşturur.

    Ortada interspinöz ligament liflleri ile yakın ilişki içindedir. Yanlara doğru geniş bir yelpaze oluşturan bu ligament faset eklemi alttan desteklediği gibi, bu eklemin ön yüzünde de eklem kapsülü olarak görev yapar. Lumbar hiperfleksion üzerinde frenleyici etkisi olup elastik yapısından dolayı tekrar normal postüre dönmede yardımcı rol oynar. Ancak ligamentin bu fonksiyonundan ziyade tüm lumbar bölge hareketlerinde spinal kanalın arka yüzünde yumuşak bir ortam oluşturarak buradaki nöral yapıları koruduğu belirtilmiştir.

    Transvers çıkıntılar arasında yer alan intertransvers ligamentler, spinöz çıkıntılar arasında uzanan interspinöz ve spinöz çıkıntıları üstten örterek ilerleyen supraspinatus ligamentler beraberce çalışarak özellikle bu bölgede oluşan makaslama kuvvetine karşı önemli bir direnç oluştururlar.

    Özellikle supraspinatıus ligamentinin oluşturduğu gerilim vertebralar üzerine gelen kayma kuvvetinin azaltılmasında oldukça önemlidir Lumbar fleksiondan ekstansiona gelirken son 45 dereceye kadar anatomik yapılar gergin ligamentler sayesinde korunmaktadır. Ancak lumbar lordozun erken ortaya çıkması bu yapılar üzerindeki ligament desteğinin kaybına , dolayısıyle ekstansör kasların daha uzun süreli çalışmasına yolaçar.

    LUMBAR BÖLGENİN KAN DOLAŞIMI

    Bu bölgenin beslenmesi direk aortadan olmaktadır. Aortun arkasından çıkan dört çift lumbar arter ilk dört vertebrayı, orta sakral arterden gelen beşinci çift ise beşinci lumbar vertebrayı besler. Sakrum ise superior medial ve hipogastrik arter tarafından beslenir. Posterior sakral foramenden çıkan bu arterler aynı zamanda distal lumbar bölge kaslarının beslenmesinden sorumludur.

    Kapakçıklara sahip olmayan venöz sistem aldığı kanı vena kava inferiora boşaltır. İnternal ve eksternal anterior ve posterior venöz dolaşım arasında oldukça yaygın anastomozlar vardır. Kapak sisteminin olmaması pelvis ile lumbosakral bölge arasındaki venöz dolaşımın oldukça yakın ilişki içinde olmasına neden olur ki buda pelvik bölgeden lumbosakral bölgeye metastazları kolaylaştırmaktadır..

    Doğumda direk kan damarları yoluyla beslenen disk, üçüncü dekada doğru bu damarların tıkanmasıyla kartilajinöz son plaklardan diffüzyon yolu ile beslenir. Lumbar fleksion hareketi intervertebral disklerin beslenmesinde oldukça önemlidir.

    LUMBAR BÖLGE KASLARI

    Bu bölgenin kaslarını örten lumbodorsal fasya; yukarıda kostalara, aşağıda sakruma, yanlarda latissimus dorsi ve transversus abdominis kaslarının fasyalarına, ortada ise spinöz çıkıntılara bağlanmışlardır.

    1-Ekstansörler:

    -Fasyanın altında multisegmental bir dizilim gösteren erektör spina kasları yer almaktadır. Bu kaslar sakrum, iliak kemik, lumbar spinöz çıkıntı ve supraspinöz ligamente sıkıca bağlanmışlardır.Lumbar bölgede başlıca üç kolon oluştururlar.

    En dışta iliokostalis (lateral band), ortada longissimus (orta band), en içte spinalis (medial band). Bu kasların görevi luımbar bölgeyi ekstansiyona ve lateral fleksiyona getirmektir.

    -Erektör spina kaslarının altında transvers spina kasları yer almaktadır

    2-Fleksörler: rektus abdominalis, transversus abdominalis, internal ve eksternal abdominal oblik kaslardır.

    3-Lateral fleksörler: Kuadratus lumborum internal ve eksternal abdominal oblik kaslardır.

    4-Rotatorlar. İnternal ve eksternal abdominal oblik kaslar.

    LUMBAR BÖLGENİN İNNERVASYONU

    Spinal sinirin ikiye ayrılmasıyla meydana gelen posterior primer rami, medial ve laterall olarak ikiye ayrılır.

    .Faset eklemlerinin innervasyonundan medial dal sorumludur.. Her bir faset eklemi birbirine komşu iki medial dal tarafından innerve edilir. Paraspinal kaslar medial dal tarafından , deri innervasyonu ise lateral dal tarafından sağlanmaktadır. Multifidus, intertransversalis, interspinöz kaslar, interspinöz ligament, ligamentum flavum, spinöz çıkıntılar, lamina ve lumbodorsal fasya, posterior primer rami tarafından innerve edilmektedir.

    Lumbar omurganın önemli duyusal innervasyonu sinuvertebral sinir (Luschka’nın rekürren siniri) tarafından sağlanmaktadır. Sinuvertebral sinir, spinal sinir anterior ve posterior olarak ikiye ayrılmadan önce ondan ayrılır. İlgili segmentteki sempatik gangliondan gelen sempatik lifleride bünyesine katarak intervertebral kanal yoluyla spinal kanala giren sinir; pedikül ve posterior longitüdinal ligament civarında inen, çıkan ve transvers dallara ayrılır. Herbir sinir dalı karşıdan gelen simetrik dallarla yaygın anastomoza sahiptir. Posterior longitüdinal ligament, anulus fibrozusun arka dış lifleri, anterior dura mater, posterior vertebral periost ve lateral resessuslar sinuvertebral sinir tarafından innerve olurlar.

    Posterior anulus fibrozusta posterior longitüdinal ligament ile bağlantılı olan sinir sonlanmaları tespit edilmiş olup diskin diğer bölümlerinde sinir sonlanmalarına rastlanmamıştır. . Ağrının kaynağı annulustur ve bu çok zengin paravertebral sempatik zincirle taşınmaktadır

    Nukleus pulpozus ve anulusun nukleusa bakan ve iç kısmında sinir sonlanması yoktur.

  • Boyun fıtığı cerrahisi

    Üst (boyun) omurganızda bir disk problemi nedeniyle meydana gelen, rahatsız edici boyun ve kol ağrısı, uyuşukluk veya zayıflıktan dolayı acı çekiyor musunuz? Başınızı hafifçe döndürmek ağrılı mı veya olanaksız mı? Cerrahi olmayan bakım size yardım etmediyse size boyun fıtığına yönelik bir cerrahi tedavi gerekiyor olabilir.

    Ağrı, Hayatınıza Egemen Olduğunda

    Herhangi bir ağrı rahatsız edici olabilir. Ancak, boyun veya kolunuzdaki sürekli ağrı ya da güçsüzlük, elinizi ve kolunuzu kullanmanızı kısıtlayabilir. Bu durum çalışma hayatınızı kötü etkiler. Dahası, almış olduğunuz tedavilerin hiç birinin (istirahat, ilaçlar, fizik tedavi, enjeksiyonlar), semptomlarınızı hafifletmediğini görebilirsiniz. Ağrının, hayatınızın kontrolünü ele geçirmiş olduğunu hissedebilirsiniz.

    Servikal Disk Cerrahisinin Yardımı Dokunabilir

    Boyun fıtığı problemlerinin çoğu, cerrahi olmayan bakımla düzelir. Ancak birçok insan sadece boyun fıtığı cerrahisi sonrası ağrı ve güçsüzlükten kurtulur. Bu cerrahi sırasında cerrahınız, semptomlarınıza yol açan problemi tedavi edebilir. Cerrahinin de sınırları vardır; aşırı kullanım veya yaşlanmanın tüm etkilerini ortadan kaldıramaz. Ancak, hayatınızın kontrolünü tekrar kazanmanıza yardımcı olabilir.

    HAYATINIZ NASIL ETKİLENDİ?

    Aşağıdaki sorulara cevap vererek, boyun omurga probleminizin hayatınızı nasıl etkilediğine bir bakın. Kendi kendinize yapacağınız bu değerlendirme, boyun probleminizin tedavi olmasının yararlarının, cerrahinin risklerine ağır basıp basmadığına ve cerrahinin size uygun olup olmadığına karar vermede yardımcı olabilir.

    Fiziksel Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden işe gidemediğiniz oluyor mu? □ □

    Boyun ağrınız kolunuzdan aşağıya iniyor mu? □ □

    Kolunuz veya elinizde uyuşma veya güçsüzlük oluyor mu? □ □

    Baş ağrısı çekiyor musunuz veya kürek kemiklerinizin arasında □ □

    ağrınız var mı?

    Sosyal Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden ailevi etkinliklere katılamadığınız oluyor mu? □ □

    Ağrınız, aileniz ve arkadaşlarınızdan uzak, tek başınıza □ □

    kalmanızı mı gerektiriyor?

    Başka insanlarla birlikteyken rahatsızlığınız yüzünden kendinizi □ □

    diğerlerinden uzak buluyor ve eğlenemiyor musunuz?

    Duygusal Etkiler Evet Hayır

    Ağrınız yüzünden engellenmiş ve karamsar mı hissediyorsunuz? □ □

    İşe gitmediğiniz günler çok fazla olduğu için işinizi □ □

    kaybetmekten mi korkuyorsunuz?

    Diğer insanların, çektiğiniz ağrının gerçek olmadığını □ □

    düşündüğünü mü hissediyorsunuz?

    Hayatınız üzerinde kontrolünüzün kalmadığını mı hissediyorsunuz? □ □

    BOYUN OMURGANIZI TANIYIN

    Boynunuzun, 4,5 kilogram veya daha ağır olan kafanızı tutmak için güçlü olması gerekir. Ancak, incinme, kötü vücut duruşu, yıpranma, yırtılma ve artrit gibi hastalıklar, servikal omurganızın yapısına zarar verebilir. Öte yandan, disk problemlerine ailevi yatkınlığınız da olabilir. Sonuçta boynunuz ve kollarınızda ağrı ve güçsüzlük gelişir.

    Sağlıklı Bir Boyun Omurgası

    Üst omurganız, boyun omurlarından oluşmuş esnek bir kolondur. Boyun omurgasını oluşturan bu yedi adet omur, süngere benzer bir yapıya sahip şok emici disklerle birbirinden ayrılmıştır. Omurilik, omurların oluşturduğu geniş bir merkezi kanal (spinal kanal) boyunca geçer. Omurilikten dallanan sinirler, omurlar arasındaki küçük aralıklardan (foramina) çıkar ve kollarınıza ve vücudunuzun diğer bölgelerine giderler. Siz yaşlandıkça, disklerinizin yıpranması ve sertleşmesi normaldir. Sonuç olarak, boynunuz eskisi gibi esnek olmayabilir.

    Problemli Omurganız

    En sık görülen boyun omurga problemlerinden biri de, zarar görmüş bir disktir. Bir disk, yaralanabilir ve dışarı doğru fıtıklaşabilir (herniasyon). Fıtıklaşan kısım, bir sinire baskı yapabilir veya yavaş yavaş yıpranabilir (dejenerasyon). Sonuç olarak, yıpranmış bir disk öyle düz bir hale gelir ki, üstünde ve altında bulunan omurlar ileri ve geri kayarak neredeyse birbirlerine temas eder hale gelirler. Diskler yıprandığı için omurda ve omurlar arasındaki açıklıkta anormal kemik büyümeleri oluşabilir ve daralmaya (stenoz) neden olur.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ PLANINIZ

    Size muayene ve test sonuçlarına dayanarak ilk etapta istirahat, ilaç, fizik tedavi, egzersiz veya enjeksiyonu içeren cerrahi olmayan bir bakım önerilebilir. Cerrahi olmayan bu tedaviler çoğunlukla belirtileri azaltırlar. Belirtileriniz devam ederse, cerrahi sizin için uygun bir tedavi olabilir.

    Belirtilerinizin Azaltılması

    Şikayetlerin azaltılması için size şunlar önerilebilir:

    Boynunuzdaki ağrı ve enflamasyonu azaltmak için ilaçlar

    Epidural steroid enjeksiyonları (omurilik yakınındaki spinal kanala enjeksiyon). Ciddi ağrıyı rahatlatıp enflamasyonu(yangı) azaltabilir.

    Etkinliklerin kısıtlanması veya yatak istirahatı, boyun omurganıza iyileşme şansı vermek içindir.

    Birkaç hafta boyunca kullanabileceğiniz, yumuşak bir boyunluk. Boyun omurlarınızın düzgün durmasını sağlarken, başınızın desteklenmesine de yardımcı olur.

    Traksiyon. İki hafta boyunca günde bir veya daha çok kez yapılan bu işlem, boyun omurgası sinirleri üzerindeki baskıyı azaltmada yardımcı olabilir.

    Gücün ve Hareketin Tekrar Kazanılması

    Boynunuzdaki gücü ve hareketi tekrar kazanmanıza yardım etmek için, fizik tedavi görmeniz gerekebilir. Bir fizyoterapist, boynunuzun gücünü ve hareket açıklığını arttırmak için özel egzersizler öğretebilir. Boyun omurganızı etkileyebilecek duruş ve hareketleriniz değerlendirilip düzeltilebilir. Sıcak, masaj ve traksiyon tedavileri de belirtilerinizin hafiflemesine yardım edebilir.

    Kendine Bakım

    Tedavinizde sizinde etkin bir rol üstleneceğinizi unutmamalısınız. Boynunuzu daha fazla incinmeden koruyabilmek için:
    •Doktorunuzun veya fizyoterapistinizin size verdiği egzersiz programını uygulayın. Bunlar, dirençli egzersizler veya eklem açıklığı egzersizleri olabilir.
    •Otururken, ayakta dururken veya hareket ederken duruşunuza dikkat edin.
    •Çalıştığınız alanın incelenmesini sağlayın. Çalışma yerinizi, önerildiği şekilde tekrar düzenleyin. Evde olduğunuz zaman bile telefon için bir kulaklık kullanmanız, ağrılı pozisyonlardan uzak kalmanızı sağlayacaktır.
    •Sırtüstü yatarken, boyun için özel olarak üretilmiş bir yastık veya rulo havlu kullanarak boynunuzu destekleyin.

    CERRAHİ ÖNCESİ ROLÜNÜZ

    Ameliyat olmaya karar verirseniz, cerrahinin başarılı olmasına yardım edebilirsiniz. Beklentinizin ne olduğunu bilmek ve ona göre hazırlanmak çok önemlidir. Cerrahinin sizin için yapabilecekleri hakkında gerçekçi beklentileriniz olmalı ve cerrahınızın tüm talimatlarına uymalısınız.

    Cerrahiden önceki gün

    Şu uyarıları dikkate alın:
    •Geceyarısından sonra kesinlıkle bir şey yiyip içmeyin. Anestezi öncesinde mideniz tamamı ile boş olmalıdır. Boş bir mide bulanı, kusma, ve diğer komplikasyonları önleyecektir. Eğer geceyarısından sonra bir şeyler yer ya da içerseniz cerrahiniz ertelenebilir.
    •Cerrahi önesi gece banyo yapın. Bu ciltte bakterileri oranını azaltacak ve cerrahi sonrası enfeksiyon riskini azaltacaktır.
    •Cerrahi öncesi gece iyi dinlenin. Eğer geceyi hastanede geçiriyorsanız ve uyuyamıyorsanız lütfen bizi bilgilendirin. Size bir takım ilaçlar verilerek rahatlamanız sağlanacaktır.

    Cerrahi Sabahı:
    •Makyaj yapmayın.
    •Sadece size almanız söylenen ilaçları alın. Rahatca yutmanıza yardımcı olacak az miktar su içebilirsiniz.
    •Cerrahiye evden geliyorsanız gerekli hazırlıklar için en a 3 saat önce hastanede olun.
    •Cerrahi öncesinde toplardamarlarınızdan sıvı ve ilaç vermek üzere IV yol başlanacaktır.

    Gerçekçi Beklentilere Sahip Olmak

    Sizin için iyi bir cerrahi sonuç nedir? Bu cerrahi, boyun ve kolunuzdaki belirtilerin hafiflemesine yardım edebilir. Ancak belirtiler tamamen kaybolmayabilir. Gerçekçi beklentilere sahip olmak, başarının anahtarı olabilir. Size boyun fıtığı cerrahisi yapılmadan önce, bu cerrahi işlemin probleminiz için ne yapıp yapamayacağını öğrenin. Beklentilerinizi cerrahınızla konuşun.

    Kemik Doku Nakli Gerekirse

    Cerrahinizin tipine bağlı olarak, kemik dokusu nakline ihtiyacınız olabilir. Bu doku, bir kemik bankasından (allograft) veya kendi vücudunuzdan (otograft), örneğin kalça kemiğinizden alınabilir. Bu seçenekler sizinle konuşulacaktır.

    Bir Boyunluk Kullanmak

    Probleminize bağlı olarak cerrahınız, sert veya yumuşak bir boyunluk tavsiye edebilir veya boyunluk önermeyebilir. Boyunluk, boynunuzun hareketini kısıtlayarak iyileşme sürecinde boyun omurganızı korumaya yardım edebilir ve cerrahi öncesi veya hemen sonrasında takılabilir.

    Riskler ve Komplikasyonlar

    Günümüzde boyun fıtığı cerrahisinde yeni teknikler ve mikroskop kullanımı sonucu ameliyat komplikasyonları son derece nadir görülmekle birlikte, bu cerrahinin bir takım potansiyel risklerinin olduğu bilinmelidir. Bunlar:
    •Yutma ile ilgili problemler
    •Kalıcı ses kısıklığı/boğukluğu
    •Anestezinin birtakım yan etkileri
    •Kemik dokunun, nakledilen kemiğe kaynamaması
    •Eklenen kemik dokunun kayması veya yerinden çıkması
    •Yakındaki dokuların zarar görmesi
    •Kanama ve olası kan nakli
    •Enfeksiyon
    •Omurilik veya sinir hasarı

    CERRAHİNİZ HAKKINDA BİLGİ

    Cerrahiniz sırasında diskin tümü veya bir kısmı çıkarılabilir (diskektomi). Boyun omurganıza ulaşmak için, boynunuzun önünden veya arkasından bir kesi yapılır. Önden kesi yapıldığında, omura bir füzyon (birleştirme) işlemi ile boyun daha sağlam bir hale gelebilir. Arkadan kesi yapıldığında, diske ulaşabilmek için kemik çıkarılabilir.

    Ön Kısımdan Yapılan Girişim

    Boynunuzun her iki yanından yaklaşık 2-2,5 cm uzunluğunda yatay veya dikey bir kesi yapılır. Diske ulaşmak için, yumuşak doku kenara çekilir. Diskin tümü veya siniri rahatsız eden kısmı çıkarılır. Kemik dikenler de çıkarabilir. Bu işlemden sonra omur gerekli ise bir füzyon için hazırlanır.

    Arka Kısımdan Yapılan Girişim

    Boynunuzun arka kısmının ortasında yaklaşık 4-5 cm uzunluğunda bir kesi yapılır. Daha sonra problemli bölgeye ulaşmak için kemiği çıkarabilir. Daha sonra diskin hasarlı kısmını çıkaracaktır.

    Sağlamlaştırmak: Füzyon

    Ön taraftan bir disk çıkarıldığında, o diskin üzerindeki ve altındaki omurlar birleştirilebilir. Bu, basıncı ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olacak, hareketi de kısıtlayacaktır.

    Önce omurlar arasındaki alanı genişletilirr. Daha sonra bu alana, silindir veya kama biçimli bir kemik parçası yerleştirilirr. Metal plakalar da eklenebilir. İyileşme sırasında, eklenen bu kemik ve omur birlikte büyür. Füzyon sonrasında, boynunuzu eğme beceriniz biraz kısıtlanabilir.

    Kemiği Çıkartmak

    Arkadan diske ulaşmak için, bir parça kemik almak gerekebilir. Sinirler veya omurilik üzerine basıyı hafifletmek için, kemik dikenler de çıkarılabilir. Çıkarılan kemiğin yeri ve miktarı, probleminizin tipine bağlıdır.

    İYİLEŞMEDEKİ ROLÜNÜZ

    İyileşirken, boyun omurganızı korumanız gerekir. Bunun en iyi yolu, hareket kısıtlama ile ilgili talimatlara uymak ve varsa, boyunluğunuzu takmaktır.

    HAYATINIZIN KONTROLÜNÜ ÜSTLENMEK

    Boyun omurganızdaki cerrahi, belirtilerinizi hafifletmede yardımcı olabilir. Devamlı bir boyun bakımı ile tümü olmasa da, sevdiğiniz çoğu etkinliğinizi sürdürebilirsiniz. Bu durum, yaşamınızın kontrolünü tekrar ele geçirmenize izin verecektir. Omurganızı sağlıklı tutmak için aşağıdaki ipuçlarını izleyin.

    Etkin kalın.
    Yürüyüş gibi düzenli bir egzersiz, kaslarınızı güçlü ve esnek kılar. Omurganızı da destekler.
    Duruşunuz iyi olsun.
    Kulaklarınız, omuzlarınız ve kalçalarınız aynı hatta olacak şekilde ayakta durun ve oturun. Kambur durmayın veya düşmeyin. Bir fizyoterapist, omurganızı nasıl korumanız gerektiği hakkında size daha çok bilgi verebilir.
    Sigara içmeyin.

    Sigara içmek, disklerinizi incinmeye daha yatkın hale getirir. Ayrıca, kaslarınızın ihtiyaç duydukları tüm oksijeni almasını da engeller.

    Gerginlikle baş edin.

    Gerginlik, boyun ve sırt problemlerine neden olabilir veya onları daha da kötüleştirebilir. Stresi hafifletmek, boyun ve sırt ağrısını dindirebilir veya önleyebilir.

  • Bel fıtığı ne demektir ?

    BEL FITIĞI NE DEMEKTİR?

    Omurga, “omur” adı verilen ve birbirine bağlı bir dizi kemikten yapılmıştır. Disk, bir omuru diğerine bağlayan güçlü bağ dokularının bir birleşimidir ve omurlar arasında bir yastık gibi görev yapar. Disk, “anulus fibrosus” adı verilen ve sert bir dış katman ile “nükleus pulposus” adı verilen jelimsi bir çekirdekten oluşmuştur. Yaşlandıkça, diskin merkezi su içeriğini kaybetmeye başlayabilir ve disk, bir yastık olarak daha az etkili hale gelir. Bu durum, diskin merkez bölümünün, dış katmandaki bir çatlaktan dışarı doğru çıkmasına, yer değiştirmesine (fıtıklaşmış veya yırtılmış disk olarak adlandırılır) neden olabilir. Disk fıtıklarının çoğu bel omurgasının alttaki iki diskinde meydana gelir, bu da bel hizasında veya belin hemen altına denk düşer.

    Fıtıklaşmış bir disk, omurgadaki sinirler üzerine baskı yapabilir ve ağrıya, uyuşmaya, karıncalanmaya veya “siyatik” olarak adlandırılan, bacak güçsüzlüğüne neden olabilir. Siyatik, insanların %1–2 sini etkiler ve bu durum genellikle 30–50 yaş arasında meydana gelir.

    Bacak ağrısı görülmeksizin tek başına sırt ağrısının disk fıtığından ziyade pek çok sebebi olmasına karşın, disk fıtığı sırt ağrısına da neden olabilmektedir.

    TEDAVİSİ NEDİR?

    Ani gelişen bel fıtıklı hastaların çoğu (%80–90), cerrahi olmaksızın iyileşecektir. Sağlık uzmanınız tedaviye genellikle cerrahi olmayan yöntemlerle başlayacaktır. Tedavinin tamamlanmasının ardından ağrı sizi hâlâ normal yaşayışınızdan alıkoyuyorsa, sağlık uzmanınız cerrahiyi önerebilir.

    Cerrahi ile bacak gücünüz normale dönmeyebileceği halde, cerrahi, bacağınızın daha da güçsüzleşmesini engelleyecek ve bacak ağrınızı da rahatlatacaktır. Cerrahi genellikle bacak ağrısının geçmesi için önerilir (başarı oranı %90’dan fazladır); sırt (bel) ağrısının rahatlamasında daha az etkilidir.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ

    Sağlık uzmanınız, kısa dönemli dinlenme, şişkinliği azaltmak için anti-enflamatuar ilaçlar, ağrıyı kontrol etmek için ağrı kesiciler, fizik tedavi, egzersiz veya epidural steroid enjeksiyonu içeren, cerrahi olmayan tedaviler yazabilir. Dinlenmeniz söylenirse yatakta ne kadar kalmanız gerektiğine dair talimatlara uyun. Çok fazla yatak istirahatı sonucunda eklemleriniz sertleşebilir ve kaslarınız zayıflayabilir, bu da ağrıyı azaltmada yardımı olacak aktiviteleri yapmayı zorlaştıracaktır. Tedaviniz devam ederken çalışmaya devam edip etmemeniz gerektiği konusunu sağlık uzmanınıza sorunuz.

    Sağlık uzmanınız, belinize ek bir yük bindirmeden günlük yaşamınızdaki aktiviteleri yapmanız için bir hemşire veya fizyoterapistin yardımıyla eğitim ve tedaviye başlayabilir.

    Cerrahi olmayan tedavinin amaçları, sinirin ve diskin rahatsızlığını azaltmak ile beraber, omurgasını koruması ve tüm işlevini arttırması için hastanın fiziksel durumunu iyileştirmektir. Bu, bel fıtığı olan hastaların çoğunda, çok sayıda tedavi programını bir araya getiren organize bir bakım programı ile başarılabilmektedir.

    Sağlık uzmanınızın vereceği ilk tedavilerin bazısı ultrasound, elektrik uyarım, sıcak, soğuk ve elle yapılan “manual” tedaviler gibi birtakım tedavileri içerir; bunlar ağrınızı ve kas spazmlarınızı azaltmak ve bir egzersiz programına başlamanızı kolaylaştırmak içindir. Traksiyon, bazı hastaların ağrısını sınırlı oranda hafifletebilir. Bazen bel fıtığını iyileştirmede yardımı olmayacağı halde, doktorunuz bel ağrınızı rahatlatmak için tedavinin başlangıcında bir bel korsesi (yumuşak, esnek sırt desteği) verebilir. Manipulasyon, özelliği olmayan bir bel ağrısını rahatlatabilir ancak bel fıtığı olan çoğu vakada manipulasyondan uzak durulmalıdır.

    Öncelikle, bel ağrınızı veya bacaktaki belirtileri azaltmak için öğrendiğiniz egzersizler, yumuşak germeler veya vücut duruşunuzda değişiklikler yapmak olabilir. Ağrınız daha az olduğunda, esnekliği, kuvveti, dayanıklılığı arttırmak ve daha normal bir yaşam şekline dönebilmeyi sağlamak için daha zorlu egzersizler kullanılabilecektir.

    Egzersiz talimatı hemen başlatılmalı ve iyileşme ilerlerken, iyileşmenin derecesine göre uyarlanabilmelidir. Bir ev egzersiz programı ve germe programını öğrenmek ve buna devam etmek, tedavinin önemli bir kısmıdır.

    İLAÇLAR VE AĞRI TEDAVİSİ

    Ağrıyı kontrol etmek için kullanılan ilaçlar, analjezikler –ağrı kesiciler- olarak adlandırılır. Çoğu ağrı, aspirin, ibuprofen, naproksen veya asetaminofen gibi reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilir. Çok sık olmamakla beraber, doktor bazen kas gevşetici yazabilir. Süregelen ciddi ağrınız varsa, doktor kısa bir dönem kullanmanız için narkotik ilaçlar yazabilmektedir. Ancak sadece ihtiyaç duyduğunuz miktarda ilaç almanız gerekir, çünkü daha fazla ilaç almak daha çabuk iyileşmenizi sağlamaz, kabızlık ve uyku hali gibi birtakım istenmeyen yan etkilere neden olabilir ve bağımlılıkla sonuçlanabilir.

    Tüm ilaçlar, sadece belirtildiği şekilde alınmalıdır. Almakta olduğunuz herhangi tür bir ilacı –reçetesiz satılanlar dâhil- doktora söylediğinizden emin olun ve eğer doktorunuz size ilaç yazarsa, bu ilacın sizde nasıl etki gösterdiğini ona bildirin.

    Nonsteroidal anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID), ağrıyı hafifletirler ve disk fıtığı sonucunda meydana gelen şişme ve enflamasyonu azaltmaları için de kullanılırlar. Bu ilaçlar arasında, aspirin, ibuprofen, naproksen ve çok çeşitli reçeteli ilaç yer almaktadır. Doktorunuz size anti enflamatuar ilaçlar verirse, mide rahatsızlığı veya mide kanaması gibi yan etkileri dikkatle takip etmelisiniz. Reçeteli veya reçetesiz NSAID’lerin uzun süreli kullanımı, herhangi bir olası problemin gelişmesi nedeniyle doktorunuz tarafından takip edilmelidir.

    Anti enflamatuar etkili başka ilaçlar da vardır. Kortikosteroid ilaçlar – ağızdan veya enjeksiyonla- çok güçlü anti enflamatuar etkileri nedeniyle daha ciddi bel ve bacak ağrısı için bazen reçete edilirler. NSAID’ler gibi, kortikosteroidlerin de yan etkileri olabilir. Bu ilaçların riskleri ve yararları konusunu doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Epidural enjeksiyonlar veya “bloklar”, ciddi bacak ağrınızın olduğu durumda önerilebilir. Bunlar, epidural alana (omurga sinirleri çevresindeki alan) yapılan kortikosteroid enjeksiyonlarıdır ve bu tekniğin özel eğitimini almış bir doktor tarafından uygulanmalıdır. İlk enjeksiyonun ardından, ileri bir tarihte bir veya iki enjeksiyon daha yapılabilir. Bu, kapsamlı rehabilitasyon ve tedavi programının bir parçası olarak yapılmalıdır. Enjeksiyonun amacı, sinir ve diskin enflamasyonunu azaltmaktır.

    Tetik nokta enjeksiyonları, ağrılı yumuşak dokulara veya omurga boyunca uzanan kaslara veya leğen kemiğinin üst kısmındaki kaslara lokal anestetiklerin (bazen kortikosteroidlerle birlikte), doğrudan enjeksiyonudur. Bazen ağrı kontrolü için işe yarasalar da, fıtıklaşmış bir diski iyileştirmede yardımcı olamazlar.

    CERRAHİ TEDAVİ

    Cerrahinin amacı, fıtıklaşmış bir diskin, ağrı ve güçsüzlük belirtilerine neden olacak şekilde sinirler üzerine baskı yapmasını ve rahatsızlık vermesini durdurmaktır. En yaygın görülen işlem, “disektomi” veya fıtıklaşmış diskin bir parçasının çıkarıldığı “kısmi disektomi”dir. Diski net olarak görebilmek için bazen diskin arkasındaki kemik olan laminanın küçük bir parçasını almak gerekebilir. Kemiğin küçük ölçekli (hemi-laminotomi) veya daha büyük ölçüde (hemi-laminektomi) çıkarılması söz konusu olabilir. Bazı cerrahlar bazı vakalarda endoskop veya mikroskop kullanırlar.

    Disektomi, lokal, spinal veya genel anestezi altında yapılabilir. Hasta, ameliyat masasına yüzüstü yatar, genellikle diz çökme pozisyonundadır. Fıtıklaşmış diskin üzerindeki ciltte küçük bir kesi yapılır ve omurga üzerindeki kaslar kemikten geriye çekilir. Cerrahın sıkışmış siniri görebilmesi için küçük bir miktar kemik çıkarılabilir. Fıtıklaşmış disk ve herhangi gevşek bir parça, sinir üzerindeki baskıları ortadan kalkana dek çıkarılır, alınır. Sinirin üzerindeki baskının tamamen ortadan kalktığından emin olmak için kemik dikenleri (osteofitler) de temizlenir. Genellikle çok az kanama olur.

    CERRAHİDEN SONRA DURUMUM NE OLUR?

    Eğer temel belirtiniz bel ağrısından ziyade bacak ağrısı ise, cerrahiden iyi sonuçlar bekleyebilirsiniz. Cerrahiden önce doktorunuz, fıtıklaşmış olan diskin sinire baskı yapıp ağrıya yol açtığından emin olmak için bir inceleme ve testler yapacaktır. Fizik muayenede, siyatiği ve olası kas zayıflığını, uyuşukluğu veya refleks değişiklikleri gösteren pozitif bir “düz bacak kaldırma” testi bulunmalıdır. Sinir sıkışmasını açıkça gösteren bir görüntüleme testi (manyetik rezonans görüntüleme [MRI], bilgisayarlı tomografi [BT] veya myelografi) de ilave testler arasında yer alabilir. Eğer bu testlerin tümü sizin için pozitif çıkıyorsa ve doktorunuz sinir sıkışması olduğundan eminse, cerrahi sonrası bacak ağrınızdan belirgin ölçüde kurtulma olasılığınız yaklaşık %90’dır. Her gününüzün ağrısız geçmesini beklememeniz gerektiği halde, ağrınızı kontrol altında tutabilir ve oldukça normal bir yaşam şekline devam edebilirsiniz.

    Hastaların çoğunun disektomi sonrası komplikasyonları olmayacaktır; ancak biraz kanamanız, enfeksiyon, omurga siniri köklerinin koruyucu kılıfında (dura mater) yırtıklar veya sinir yaralanması olabilir. Diskin tekrar yırtılması ve semptomlara neden olması da mümkündür. Bu durum hastaların yaklaşık %5’inde görülmektedir.

    Cerrahi sonrası aktivitelerinizdeki kısıtlamalarla ilgili öneriler almak için doktorunuzla görüşün. Anesteziden çıktıktan hemen sonra yataktan kalkıp biraz yürümek genellikle iyi bir fikirdir. Hastaların çoğu, cerrahiden bir süre sonra 24 saat içinde eve giderler.

    Eve gittiğinizde, ilk dört hafta boyunca otomobil kullanmaktan, uzun süre oturmaktan, aşırı yük kaldırmaktan ve eğilmekten sakınmalısınız. Bazı hastalar cerrahi sonrası gözetim altında bir rehabilitasyon programından yararlanacaklardır. Rahatsızlığınızın tekrarını önlemek amacıyla sırtınızı güçlendirmek için egzersiz yapıp yapmayacağınızı doktorunuza danışmalısınız.

    ACİL CERRAHİYE İHTİYACIM OLUR MU?

    Çok nadiren, büyük bir disk fıtığı idrar torbası ve bağırsağı kontrol eden sinirleri sıkıştırabilir ve bu da idrar torbası veya bağırsak kontrolünün kaybına neden olur. Bu durum genellikle kasıklarda veya üreme organlarına ait bölgede uyuşma ve karıncalanma ile beraber olup, bel fıtığı nedeniyle acil cerrahiye ihtiyaç duyduğunuz çok az durumdan biridir. Böyle bir durum meydana gelirse, hemen doktorunuzu arayın.

  • Bel fıtığı ve anatomisi

    – Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde üç adet doğal eğrilik (kavis) vardır.
    – Bu eğrilikler sayesinde omurgamız üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.
    – Omurga, omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun hareketini sağlar.
    – Omurlar birbirlerine “disk” dediğimiz yastıkçıklar ile yaslanmışlardır.
    – Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında amortisörlerdir
    – Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir.

    -Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.
    – Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.
    -Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.
    – Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlılık kazandırır.
    -Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.
    – Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir. Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonu sağlar.

  • Bel fıtığı nedir? Cerrahi ve cerrahi dışı tedavisi nasıldır?

    Bel fıtığı nedir? Cerrahi ve cerrahi dışı tedavisi nasıldır?

    Omurga, “omur” adı verilen ve birbirine bağlı bir dizi kemikten yapılmıştır. Disk, bir omuru diğerine bağlayan güçlü bağ dokularının bir birleşimidir ve omurlar arasında bir yastık gibi görev yapar. Disk, “anulus fibrosus” adı verilen ve sert bir dış katman ile “nükleus pulposus” adı verilen jelimsi bir çekirdekten oluşmuştur. Yaşlandıkça, diskin merkezi su içeriğini kaybetmeye başlayabilir ve disk, bir yastık olarak daha az etkili hale gelir. Bu durum, diskin merkez bölümünün, dış katmandaki bir çatlaktan dışarı doğru çıkmasına, yer değiştirmesine (fıtıklaşmış veya yırtılmış disk olarak adlandırılır) neden olabilir. Disk fıtıklarının çoğu bel omurgasının alttaki iki diskinde meydana gelir, bu da bel hizasında veya belin hemen altına denk düşer.

    Fıtıklaşmış bir disk, omurgadaki sinirler üzerine baskı yapabilir ve ağrıya, uyuşmaya, karıncalanmaya veya “siyatik” olarak adlandırılan, bacak güçsüzlüğüne neden olabilir. Siyatik, insanların %1–2 sini etkiler ve bu durum genellikle 30–50 yaş arasında meydana gelir.

    Bacak ağrısı görülmeksizin tek başına sırt ağrısının disk fıtığından ziyade pek çok sebebi olmasına karşın, disk fıtığı sırt ağrısına da neden olabilmektedir.

    TEDAVİSİ NEDİR?
    Ani gelişen bel fıtıklı hastaların çoğu (%80–90), cerrahi olmaksızın iyileşecektir. Sağlık uzmanınız tedaviye genellikle cerrahi olmayan yöntemlerle başlayacaktır. Tedavinin tamamlanmasının ardından ağrı sizi hâlâ normal yaşayışınızdan alıkoyuyorsa, sağlık uzmanınız cerrahiyi önerebilir.

    Cerrahi ile bacak gücünüz normale dönmeyebileceği halde, cerrahi, bacağınızın daha da güçsüzleşmesini engelleyecek ve bacak ağrınızı da rahatlatacaktır. Cerrahi genellikle bacak ağrısının geçmesi için önerilir (başarı oranı %90’dan fazladır); sırt (bel) ağrısının rahatlamasında daha az etkilidir.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ
    Sağlık uzmanınız, kısa dönemli dinlenme, şişkinliği azaltmak için anti-enflamatuar ilaçlar, ağrıyı kontrol etmek için ağrı kesiciler, fizik tedavi, egzersiz veya epidural steroid enjeksiyonu içeren, cerrahi olmayan tedaviler yazabilir. Dinlenmeniz söylenirse yatakta ne kadar kalmanız gerektiğine dair talimatlara uyun. Çok fazla yatak istirahatı sonucunda eklemleriniz sertleşebilir ve kaslarınız zayıflayabilir, bu da ağrıyı azaltmada yardımı olacak aktiviteleri yapmayı zorlaştıracaktır. Tedaviniz devam ederken çalışmaya devam edip etmemeniz gerektiği konusunu sağlık uzmanınıza sorunuz.

    Sağlık uzmanınız, belinize ek bir yük bindirmeden günlük yaşamınızdaki aktiviteleri yapmanız için bir hemşire veya fizyoterapistin yardımıyla eğitim ve tedaviye başlayabilir.

    Cerrahi olmayan tedavinin amaçları, sinirin ve diskin rahatsızlığını azaltmak ile beraber, omurgasını koruması ve tüm işlevini arttırması için hastanın fiziksel durumunu iyileştirmektir. Bu, bel fıtığı olan hastaların çoğunda, çok sayıda tedavi programını bir araya getiren organize bir bakım programı ile başarılabilmektedir.

    Sağlık uzmanınızın vereceği ilk tedavilerin bazısı ultrasound, elektrik uyarım, sıcak, soğuk ve elle yapılan “manual” tedaviler gibi birtakım tedavileri içerir; bunlar ağrınızı ve kas spazmlarınızı azaltmak ve bir egzersiz programına başlamanızı kolaylaştırmak içindir. Traksiyon, bazı hastaların ağrısını sınırlı oranda hafifletebilir. Bazen bel fıtığını iyileştirmede yardımı olmayacağı halde, doktorunuz bel ağrınızı rahatlatmak için tedavinin başlangıcında bir bel korsesi (yumuşak, esnek sırt desteği) verebilir. Manipulasyon, özelliği olmayan bir bel ağrısını rahatlatabilir ancak bel fıtığı olan çoğu vakada manipulasyondan uzak durulmalıdır.

    Öncelikle, bel ağrınızı veya bacaktaki belirtileri azaltmak için öğrendiğiniz egzersizler, yumuşak germeler veya vücut duruşunuzda değişiklikler yapmak olabilir. Ağrınız daha az olduğunda, esnekliği, kuvveti, dayanıklılığı arttırmak ve daha normal bir yaşam şekline dönebilmeyi sağlamak için daha zorlu egzersizler kullanılabilecektir.

    Egzersiz talimatı hemen başlatılmalı ve iyileşme ilerlerken, iyileşmenin derecesine göre uyarlanabilmelidir. Bir ev egzersiz programı ve germe programını öğrenmek ve buna devam etmek, tedavinin önemli bir kısmıdır.

    İLAÇLAR VE AĞRI TEDAVİSİ
    Ağrıyı kontrol etmek için kullanılan ilaçlar, analjezikler –ağrı kesiciler- olarak adlandırılır. Çoğu ağrı, aspirin, ibuprofen, naproksen veya asetaminofen gibi reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilir. Çok sık olmamakla beraber, doktor bazen kas gevşetici yazabilir. Süregelen ciddi ağrınız varsa, doktor kısa bir dönem kullanmanız için narkotik ilaçlar yazabilmektedir. Ancak sadece ihtiyaç duyduğunuz miktarda ilaç almanız gerekir, çünkü daha fazla ilaç almak daha çabuk iyileşmenizi sağlamaz, kabızlık ve uyku hali gibi birtakım istenmeyen yan etkilere neden olabilir ve bağımlılıkla sonuçlanabilir.

    Tüm ilaçlar, sadece belirtildiği şekilde alınmalıdır. Almakta olduğunuz herhangi tür bir ilacı –reçetesiz satılanlar dâhil- doktora söylediğinizden emin olun ve eğer doktorunuz size ilaç yazarsa, bu ilacın sizde nasıl etki gösterdiğini ona bildirin.

    Nonsteroidal anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID), ağrıyı hafifletirler ve disk fıtığı sonucunda meydana gelen şişme ve enflamasyonu azaltmaları için de kullanılırlar. Bu ilaçlar arasında, aspirin, ibuprofen, naproksen ve çok çeşitli reçeteli ilaç yer almaktadır. Doktorunuz size anti enflamatuar ilaçlar verirse, mide rahatsızlığı veya mide kanaması gibi yan etkileri dikkatle takip etmelisiniz. Reçeteli veya reçetesiz NSAID’lerin uzun süreli kullanımı, herhangi bir olası problemin gelişmesi nedeniyle doktorunuz tarafından takip edilmelidir.

    Anti enflamatuar etkili başka ilaçlar da vardır. Kortikosteroid ilaçlar – ağızdan veya enjeksiyonla- çok güçlü anti enflamatuar etkileri nedeniyle daha ciddi bel ve bacak ağrısı için bazen reçete edilirler. NSAID’ler gibi, kortikosteroidlerin de yan etkileri olabilir. Bu ilaçların riskleri ve yararları konusunu doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Epidural enjeksiyonlar veya “bloklar”, ciddi bacak ağrınızın olduğu durumda önerilebilir. Bunlar, epidural alana (omurga sinirleri çevresindeki alan) yapılan kortikosteroid enjeksiyonlarıdır ve bu tekniğin özel eğitimini almış bir doktor tarafından uygulanmalıdır. İlk enjeksiyonun ardından, ileri bir tarihte bir veya iki enjeksiyon daha yapılabilir. Bu, kapsamlı rehabilitasyon ve tedavi programının bir parçası olarak yapılmalıdır. Enjeksiyonun amacı, sinir ve diskin enflamasyonunu azaltmaktır.

    Tetik nokta enjeksiyonları, ağrılı yumuşak dokulara veya omurga boyunca uzanan kaslara veya leğen kemiğinin üst kısmındaki kaslara lokal anestetiklerin (bazen kortikosteroidlerle birlikte), doğrudan enjeksiyonudur. Bazen ağrı kontrolü için işe yarasalar da, fıtıklaşmış bir diski iyileştirmede yardımcı olamazlar.

    CERRAHİ TEDAVİ
    Cerrahinin amacı, fıtıklaşmış bir diskin, ağrı ve güçsüzlük belirtilerine neden olacak şekilde sinirler üzerine baskı yapmasını ve rahatsızlık vermesini durdurmaktır. En yaygın görülen işlem, “disektomi” veya fıtıklaşmış diskin bir parçasının çıkarıldığı “kısmi disektomi”dir. Diski net olarak görebilmek için bazen diskin arkasındaki kemik olan laminanın küçük bir parçasını almak gerekebilir. Kemiğin küçük ölçekli (hemi-laminotomi) veya daha büyük ölçüde (hemi-laminektomi) çıkarılması söz konusu olabilir. Bazı cerrahlar bazı vakalarda endoskop veya mikroskop kullanırlar.

    Disektomi, lokal, spinal veya genel anestezi altında yapılabilir. Hasta, ameliyat masasına yüzüstü yatar, genellikle diz çökme pozisyonundadır. Fıtıklaşmış diskin üzerindeki ciltte küçük bir kesi yapılır ve omurga üzerindeki kaslar kemikten geriye çekilir. Cerrahın sıkışmış siniri görebilmesi için küçük bir miktar kemik çıkarılabilir. Fıtıklaşmış disk ve herhangi gevşek bir parça, sinir üzerindeki baskıları ortadan kalkana dek çıkarılır, alınır. Sinirin üzerindeki baskının tamamen ortadan kalktığından emin olmak için kemik dikenleri (osteofitler) de temizlenir. Genellikle çok az kanama olur.

    CERRAHİDEN SONRA DURUMUM NE OLUR?
    Eğer temel belirtiniz bel ağrısından ziyade bacak ağrısı ise, cerrahiden iyi sonuçlar bekleyebilirsiniz. Cerrahiden önce doktorunuz, fıtıklaşmış olan diskin sinire baskı yapıp ağrıya yol açtığından emin olmak için bir inceleme ve testler yapacaktır. Fizik muayenede, siyatiği ve olası kas zayıflığını, uyuşukluğu veya refleks değişiklikleri gösteren pozitif bir “düz bacak kaldırma” testi bulunmalıdır. Sinir sıkışmasını açıkça gösteren bir görüntüleme testi (manyetik rezonans görüntüleme [MRI], bilgisayarlı tomografi [BT] veya myelografi) de ilave testler arasında yer alabilir. Eğer bu testlerin tümü sizin için pozitif çıkıyorsa ve doktorunuz sinir sıkışması olduğundan eminse, cerrahi sonrası bacak ağrınızdan belirgin ölçüde kurtulma olasılığınız yaklaşık %90’dır. Her gününüzün ağrısız geçmesini beklememeniz gerektiği halde, ağrınızı kontrol altında tutabilir ve oldukça normal bir yaşam şekline devam edebilirsiniz.

    Hastaların çoğunun disektomi sonrası komplikasyonları olmayacaktır; ancak biraz kanamanız, enfeksiyon, omurga siniri köklerinin koruyucu kılıfında (dura mater) yırtıklar veya sinir yaralanması olabilir. Diskin tekrar yırtılması ve semptomlara neden olması da mümkündür. Bu durum hastaların yaklaşık %5’inde görülmektedir.

    Cerrahi sonrası aktivitelerinizdeki kısıtlamalarla ilgili öneriler almak için doktorunuzla görüşün. Anesteziden çıktıktan hemen sonra yataktan kalkıp biraz yürümek genellikle iyi bir fikirdir. Hastaların çoğu, cerrahiden bir süre sonra 24 saat içinde eve giderler.

    Eve gittiğinizde, ilk dört hafta boyunca otomobil kullanmaktan, uzun süre oturmaktan, aşırı yük kaldırmaktan ve eğilmekten sakınmalısınız. Bazı hastalar cerrahi sonrası gözetim altında bir rehabilitasyon programından yararlanacaklardır. Rahatsızlığınızın tekrarını önlemek amacıyla sırtınızı güçlendirmek için egzersiz yapıp yapmayacağınızı doktorunuza danışmalısınız.

    ACİL CERRAHİYE İHTİYACIM OLUR MU?
    Çok nadiren, büyük bir disk fıtığı idrar torbası ve bağırsağı kontrol eden sinirleri sıkıştırabilir ve bu da idrar torbası veya bağırsak kontrolünün kaybına neden olur. Bu durum genellikle kasıklarda veya üreme organlarına ait bölgede uyuşma ve karıncalanma ile beraber olup, bel fıtığı nedeniyle acil cerrahiye ihtiyaç duyduğunuz çok az durumdan biridir. Böyle bir durum meydana gelirse, hemen doktorunuzu arayın.

  • Bel ağrısı ve bel fıtığı

    Bel ağrısı ve bel fıtığı

    Bel ağrısının nedenleri:

    Duruş bozuklukları

    Yumuşak dokularda zorlanma

    Bel fıtıkları

    Kireçlenmeler

    Bel kaymaları

    Tümörler

    İltihabi ve mikrobik hastalıklar

    Kemik hastalıkları

    Kırıklar

    Tanı:

    Bel ağrısı yakınması ile başvuran hastanın öncelikle klinik muayenesinin yapılması gerekir. Bel ağrısına ilave bacak ağrısı yakınması olması, duyu kusuru, kuvvet kaybı, adaleler de incelme olması tetkik edilmeyi gerektirir.

    Omurga ve sinir sistemi hastalıklarında en yaygın ve güvenilir olarak kullanılan tetkik yöntemi MR görüntüleme yöntemidir. MR tetkikine ilaveten Bilgisayarlı Tomografi, EMG (sinir ve kas dokularının elektriksel aktivitesini ölçer) yapılabilir.

    Tedavi: Yapılan tetkikler sonucu, koyulan tanıya göre tedavi planlanır.

    Mekanik Bel Ağrısı: Belin uygun kullanılmamasına bağlı bel ağrısıdır. Uygun ilaçlar, 1-2 günlük istirahat, egzersiz uygun tedavi yöntemidir. Mekanik bel ağrısı süreğen olursa fizik tedavisi uygun olur.

    Omurga Kırığı: Kırığın dercesine göre, ilaç istirahat, korse uygulaması, kifoplasti(kırık omurganın içerisine kemik çimentosu injeksiyonu), stabilizasyon(vida ile omurganın tespiti) yapılabilir.

    Bel Kayması: Kayma derecesine göre tedavi planlanır. İlaç tedavisi, egzersiz, fizik tedavisi, korse uygulamaları yeterli olmazsa stabilizasyon tedavisi yapılabilir.

    İltihabi Hastalıklar: İltihaba neden olan mikroorganizmaya göre tedavi planlanır.

    Omurga tümörü: Tümörün özelliklerine göre tedavi planlanır. Tümörün çıkarılması, gerekirse radyoterapi ve kemoterapi ilave edilir.

    Bel Fıtığı: İki omurga arasındaki kıkırdak dokunun taşarak omuriliği ve/veya omurilikten çıkan sinir köklerini sıkıştırmasıdır. Bel fıtıklarının tevdisinde de başlangıçta mekanik bel ağrısı tedavisinde uygulanan yöntemler uygulanır.

    Cerrahi tedavi gerektiren durumlar:

    -Dayanılmaz bel ve bacak ağrısı,

    -Adalede incelme,

    -Kuvvet kaybı

    -İdrar kaçırma (acil ameliyat gerektirir)

    -Uzun süreli tedavi yapılan ve yanıt alınamayan vakalar.

    Bel Fıtığında Uygulanan Tedavi Yöntemleri:

    Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm’lik cilt kesisi ile cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır.
    Diskin %30’unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %3-5 dir. Anestezinin neden olduğu riskler, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2’den azdır.

    Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında 2cm lik bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre daha azdır. Girişim sırasında daha az doku etkilendiğinden iyileşme daha çabuk olur. Hastanede yatış süresi bir gün ya da daha azdır.

    Endoskopik Mikrodiskektomi: Bu işlemde kesi mikrodiskektomideki kadardır. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Bu yöntem de de hastanede kalış süresi kısadır. Nüks biraz daha yüksektir.

    Lazer Nükleoplasti:Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Her bel fıtığı vakasına uygulanmaz. Hasta lokal anestezi ile opere edilir. 1 saatlik istirahatten sonra aynı gün taburcu edilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.

    BEL AĞRILARININ YÖNETİMİ

    Bel ağrısının nedenleri:

    Duruş bozuklukları

    Yumuşak dokularda zorlanma

    Bel fıtıkları

    Kireçlenmeler

    Bel kaymaları

    Tümörler

    İltihabi ve mikrobik hastalıklar

    Kemik hastalıkları

    Kırıklar

    Tanı:

    Bel ağrısı yakınması ile başvuran hastanın öncelikle klinik muayenesinin yapılması gerekir. Bel ağrısına ilave bacak ağrısı yakınması olması, duyu kusuru, kuvvet kaybı, adaleler de incelme olması tetkik edilmeyi gerektirir.

    Omurga ve sinir sistemi hastalıklarında en yaygın ve güvenilir olarak kullanılan tetkik yöntemi MR görüntüleme yöntemidir. MR tetkikine ilaveten Bilgisayarlı Tomografi, EMG (sinir ve kas dokularının elektriksel aktivitesini ölçer) yapılabilir.

    Tedavi: Yapılan tetkikler sonucu, koyulan tanıya göre tedavi planlanır.

    Mekanik Bel Ağrısı: Belin uygun kullanılmamasına bağlı bel ağrısıdır. Uygun ilaçlar, 1-2 günlük istirahat, egzersiz uygun tedavi yöntemidir. Mekanik bel ağrısı süreğen olursa fizik tedavisi uygun olur.

    Omurga Kırığı: Kırığın dercesine göre, ilaç istirahat, korse uygulaması, kifoplasti(kırık omurganın içerisine kemik çimentosu injeksiyonu), stabilizasyon(vida ile omurganın tespiti) yapılabilir.

    Bel Kayması: Kayma derecesine göre tedavi planlanır. İlaç tedavisi, egzersiz, fizik tedavisi, korse uygulamaları yeterli olmazsa stabilizasyon tedavisi yapılabilir.

    İltihabi Hastalıklar: İltihaba neden olan mikroorganizmaya göre tedavi planlanır.

    Omurga tümörü: Tümörün özelliklerine göre tedavi planlanır. Tümörün çıkarılması, gerekirse radyoterapi ve kemoterapi ilave edilir.

    Bel Fıtığı: İki omurga arasındaki kıkırdak dokunun taşarak omuriliği ve/veya omurilikten çıkan sinir köklerini sıkıştırmasıdır. Bel fıtıklarının tevdisinde de başlangıçta mekanik bel ağrısı tedavisinde uygulanan yöntemler uygulanır.

    Cerrahi tedavi gerektiren durumlar:

    -Dayanılmaz bel ve bacak ağrısı,

    -Adalede incelme,

    -Kuvvet kaybı

    -İdrar kaçırma (acil ameliyat gerektirir)

    -Uzun süreli tedavi yapılan ve yanıt alınamayan vakalar.

    Bel Fıtığında Uygulanan Tedavi Yöntemleri:

    Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm’lik cilt kesisi ile cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır.
    Diskin %30’unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %3-5 dir. Anestezinin neden olduğu riskler, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2’den azdır.

    Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında 2cm lik bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre daha azdır. Girişim sırasında daha az doku etkilendiğinden iyileşme daha çabuk olur. Hastanede yatış süresi bir gün ya da daha azdır.

    Endoskopik Mikrodiskektomi: Bu işlemde kesi mikrodiskektomideki kadardır. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Bu yöntem de de hastanede kalış süresi kısadır. Nüks biraz daha yüksektir.

    Lazer Nükleoplasti:Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Her bel fıtığı vakasına uygulanmaz. Hasta lokal anestezi ile opere edilir. 1 saatlik istirahatten sonra aynı gün taburcu edilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.

  • Bel fıtığı ve gerçekler

    Bel fıtığı ve gerçekler

    Belimizde L1- L5 olarak adlandırılan 5 adet omurumuz vardır. Bu omurların arasında disk adı verilen iki farklı tabakadan oluşan yapı mevcuttur. Disk adı verilen yapının dış tabakası olan Annulus Fibrosus serttir, oysa iç tabaka olan Nucleus Pulposus daha yumuşak ve jelatinöz kıvamdadır. Omurlar arasında bulunan disklerin görevi üzerlerine binen yükü dağıtmak ve bir nevi şok absorbe edici olarak çalışmaktır. Harekete katkısı ve yük taşıma özelliğinin yanında omurganın diğer kısımları gibi omurilik ve sinir köklerine koruyuculuk görevide yapar.

    Çeşitli nedenlerle; öne doğru eğilerek ağır kaldırmak, postür bozukluğu, ailesel yatkınlık, bel ve karın kaslarının yeterince güçlü olmaması ve ilerleyen yaşla birlikte dış tabaka olan annulus fibrosus’un yıpranması gibi nedenlerle iç tabaka olan nucleus pulposus’un dış tabakayı iterek veya dış tabakada oluşan yırtıktan çıkarak arkaya doğru yer değiştirmesi sonucu omurilik ve bacaklara giden sinirlere bası yapması sonucu disk hernisi-bel fıtığı dediğimiz durum oluşur.

    Bel Fıtığı Bulguları:

    1. Tipik olarak bel fıtığı olan hastalarda bel ağrısı ve çok yüksek oranda buna eşlik eden bacak ağrısı bulunmalıdır. Bacak ağrısı bel fıtığı için o kadar önemli bir bulgudur ki bacak ağrısı olmadan sadece bel ağrısı ile prezente olan bel fıtığı oranı %1′ dir

    2. Bacakta ve ayakta uyuşma ve/veya kuvvetsizlik

    3. Nadiren büyük orta hat fıtıklarında aniden gelişen heriki bacakta güçsüzlük, idrar- gaita sorunları ve seksüel disfonksiyon (Çok nadir görülür ve acil cerrahi girişim gerektirir- İlk 24 saat içerisinde-)

    Biz Beyin Cerrahları için asıl önemli olan sıkışan sinir düzeyine göre uyluk ve/veya ayakta gelişen güçsüzlüktür.

    Ameliyat kararı vermemizi etkileyen en önemli faktör güçsüzlük olup olmamasıdır.

    Tedavi:

    İlaç tedavisi ve kısa süreli yatak istirahati

    Fizik Tedavi

    Cerrahi

    Bel Fıtığı hastalarının %85-90’ı 1. ve 2. tedaviler ile rahatlar ve cerrahi girişime gerek kalmaz.

    Bu tedaviler ile rahatlamayan özellikle de güç kaybı artan veya azalmayan hastalar Ya da muayene bulguları normal olduğu halde diğer tedavilerle ağrıları geçmeyen hastalar için cerrahi girişim gereklidir.

    Cerrahi tedavi seçenekleri;

    –Açık Diskektomi: Eskiden uygulanan bir cerrahi şeklidir, günümüzde terkedilmiştir.

    –İntradiskal Girişimler: Halk arasında Lazerle, iğne ile, kapalı ameliyat olarak bilinen ve disk içine bir iğne ile girilerek lazer,radyofrekans dalgalar vb ile nucleus pulposus da küçük parçalanmalar yaratarak buradaki basıncı bir miktar düşürmeye yarayan girişimlerdir.. Bel fıtıklarının sadece %5’i bu girişime uygundur ve fayda görebilir. Bu girişime uygun hastaların ilaç tedavisi ve Fizik tedavi ile düzelebilecek hastalar olduğu düşünülür.

    — Mikrodiskektomi: Günümüzde Dünyanın her ülkesinde bel fıtığı cerrahisinde altın standart olarak kabul edilir. Çok küçük bir insizyonla fıtık olan bölgeye ulaşılır ve mikroskop yardımıyla fıtıklaşan disk materyali çıkartılır. Operasyon deneyimli ellerde yaklaşık 20-30 dk sürer ve hasta aynı gün veya ertesi sabah taburcu edilebilir, cilt yüzeyinde dikiş bulunmaz. Mikroskop kullanımı oluşabilecek riskleri ortadan kaldırır.

    Bel fıtığı ameliyatlarından sonra %5 oranında nüks yani fıtığın tekrarlaması görülebilir.. Bu riski daha da azaltmak için kilolu hastaların kilo vermesi, operasyondan bir ay sonra doktorunuzun önereceği egzersizleri yapmaya başlamanızı ve postürünüze özen göstermenizi öneririm..

    Doç.Dr.Volkan Aydın

    Beyin Omurilik Sinir Cerrahisi Uzmanı

  • Bel fıtığı nasıl oluşur ?

    Bel Fıtığı Nasıl Oluşur
    Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pekçok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.

    Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleşmektedir. Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık sekiz yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocuk yaştan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80’e, yetişkinlerde ise % 50-60’a düşer. Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon eşlik eder. Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi üstlenen destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır hale geldikten sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu, hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmek de olabilir.

    Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Öyle aileler vardır ki, dede, baba ve çeşitli yakın akrabaları bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik yönünün olduğu da söylenebilir.

    Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı ve sigara kullanımı, diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.

    Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır. Böyle bir durumda bel fıtığının nasıl kolayca teşekkül edebileceğini aşağıdaki şekiller sade bir tarzda izah etmektedir. .

    1. Diskin dış kısmını oluşturan lifler 30 derecelik açı ile sıralanırlar ve içerideki nükleus denen kısmın çeşitli kuvvetlerin etkisiyle dışarıya doğru taşmasını engellerler. Yani bu lifler bel fıtığının gelişmesine ciddi bir engel teşkil ederler.

    2. Yük diskin üzerine simetrik uygulandığında diskin iç ve dış kısımlarını meydana getiren yapılar bariz şekilde deforme olur. Fakat bu deformasyon simetrik olduğundan bel fıtığı kolayca gelişemez.

    3. Yük diskin üzerine asimetrik binerse, yükün uygulandığı tarafta komşu iki omur kemiği birbirine yaklaşır, aradaki mesafe daralır ve diskin kapsül kısmı deforme olarak dışarıya doğru taşar.

    4. Diskin içindeki nükleus denen kısım ise maruz kaldığı basıncın etkisiyle karşı kenara doğru gitme eğilimindedir. Halbuki karşı kenarın dış kısmını oluşturan lifler bu pozisyonda gerilmiş ve zayıf düşmüşlerdir. Bu durumda asimetrik olarak uygulanan yük nükleusun karşı taraftan dışarıya taşmasını, yani bel fıtığı teşekkülünü kolayca gerçekleştirecektir.

    Omurgaya yandan baktığımızda (sagital plan) fıtıklaşan ve yer değiştiren disk materyalinin farklı yerleşimleri görülmektedir.

    Bel fıtığının yatay (horizontal) planda değişik yerleşimleri görülmektedir.
    Fıtıklaşan disk, omurilik kanalına doğru ilerleyebileceği gibi (B, C, D), omurilik kanalını terkeden sinirlerin içerisinden geçtiği yanlardaki foramen denilen delikler yönünde de
    gelişme gösterebilir (E). Hatta foramenlerin dışına kadar da uzanabilir (F).

  • Bel fıtığı nedir?

    Bel Fıtığı
    Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur. Disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder.
    Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerde ise her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder .
    Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar.


    Omur kemiklerine yandan bakışta normal disk ve omurilik kanalının içine fıtıklaşmış disk görülmektedir.

    Manyetik rezonans fotoğrafında gelişmiş bir bel fıtığı ok ile gösterilmektedir.

    Bel fıtığı gelişirken şekil A’da görüldüğü gibi anulus fibrozus dış liflerinin bir kısmı henüz yırtılmamış ve disk materyalinin tamamı diskin içerisinde ise buna kapsamı içerisinde (contained) disk denir. Ancak şekil B’deki gibi anulus fibrozus liflerinin tamamı bütünlüğünü yitirmiş ve disk içindeki materyal anulusun dışına taşmış ise buna da kapsamı ışarıya çıkmış (uncontained) disk adı verilir.

    Bel fıtığının gelişimi ve değişik tipleri izlenmektedir. Nadiren rastladığımız dura içine fıtıklaşma disk materyalinin dura denen kalın zarı delerek omurilik kanalının içine girmesiyle oluşur. Fıtıklaşan diskin posterior longitudinal ligament, peridural membran ve sinir köküyle olan ilişkisinin şekline göre fıtıklaşma; subligamentöz, ekstraligamentöz, submembranöz, transmembranöz veya intraradiküler olarak adlandırılır. Ayrıca ekstrüzyonveya sekestrasyon tarzında fıtıklaşmalarda disk materyali kafa veya kuyruk
    sokumu yönünde yer değiştirebilir. Bu durumda kranial / kaudal uzanımlı ekstürüde bel fıtığından, kranial / kaudal yönde göç etmiş sekestre bel fıtığından veya göç etmemiş sekestre bel fıtığından söz edilebilir.