Etiket: Disk

  • Bel fıtığı ameliyat seçenekleri

    Bel bölgesinde 5 adet omurga ve bunların arasında da disk denilen yapılar vardır. Sağlıklı bir bel; omurga, omurgayı birbirine bağlayan eklemler, bağ yapıları, diskler, omurilik kesesi ve kasların normal anatomik beraberliği ile olanaklıdır. Gövdenin tüm ağırlığının bacaklara aktarımı bel bölgesinde yerleşik bu yapılar aracılığıyla olur. Bu yapılardan bir veya birkaçında oluşabilecek sorunlar, bel ağrısına neden olur. Tıpta lomber disk hernisi denilen ancak günlük kullanımda hastaların bel fıtığı olarak adlandırdıkları hastalık, omurgalar arasındaki disk denilen yapılardan gelişmektedir. Erişkinlerin %80’i, yaşamlarında en az bir kez ciddi bir bel ağrısı atağı geçirirler. Bu sorun da çoğunlukla yatakta dinlenme ve/veya ilaç tedavisi ile çözülür. Bel ve bacaklara vuran ağrının en önemli nedenlerinden biri; bel fıtığıdır. Bel fıtıklarının çoğu son 2 disk yapısından kaynaklanır. Fıtıklaşan disk bel ağrısı oluşturabilir veya omurilikten çıkan sinir köklerine bası yapıp bacak ağrısına neden olabilir.

    Sizin şikayetlerinizi ve hastalık öykünüzü dinlemek, muayenenizi yapmak, gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeleri uygulamak sonrasında tanınızı belirledikten sonra tedavi planında temel olarak önümüzde 2 seçenek olacaktır. Bunlardan biri istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları, ağrı tedavisine yönelik girişimsel uygulamaları içeren tedavilerdir. Diğer tedavi yöntemi ise cerrahidir. Beyin ve sinir cerrahi uzmanı olarak bunlardan hangisinin uygun olduğuna yukarıda belirttiğim süreç sonrasında karar verip size öneride bulunacağım. Cerrahi tedaviye karar vermemde temel etkenler: Hastanın sosyal ve iş yaşamını ileri derece etkileyen ve dinlenme-ilaç tedavisine yanıt vermeyen ağrı, idrar ve gaita sorunları, bacakta ve/veya ayakta kuvvet kaybıdır.

    Özellikle son yıllarda cerrahi tedavi konusunda hastalarımızın akıllarında bir kavram kargaşası yaşanmaktadır. Bu yazıyı yazmamın amacı da cerrahi tedavi seçeneklerini daha anlaşılır bir dille sizlere anlatmaktır. Cerrahi tedavide amaç, ağrı ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire olan basısının ortadan kaldırılmasıdır. Lomber disk hernisi olan hastaya açık diskektomi, mikrodiskektomi veya tam kapalı (endoskopik) diskektomi ameliyatı önerilebilir.

    Açık diskektomi ameliyatı genel anestezi altında, hasta yüzüstü veya diz-dirsek pozisyonunda uygulanır. Ciltte yapılan 2-4 cm’lik kesiden yapılır. Daha sonra kas dokusu sıyrılarak ekartör yerleştirilir. Omurganın arkasındaki kemik dokudan küçük bir pencere açılarak, hemen altındaki bağ dokusuna ulaşılır ve bu dokunun bazen alınarak bazen bağ dokusunda da küçük bir giriş yeri açılmasını takiben omurilik kesesi ve buradan çıkan sinir kökü görülür. Sonrasında hastada yakınmayı artıran sinir köküne basan fıtık parçası görülür ve çıkarılır. Daha sonra fıtığın oluştuğu disk mesafesine girilerek diskektomi işlemi yapılır ve kanama kontrolu yapıldıktan sonra ameliyat sonlandırılır.

    Mikrodiskektomide (mikroskop kullanılarak yapılan bel fıtığı ameliyatı) ise daha küçük cilt kesisi kullanılır ve daha az kas dokusu ekarte edilir. Bu da hastanın ameliyat sonrası döneminin daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Daha az kas dokusunu ekarte ederek ameliyat yapmak, ameliyat sonrası DAHA AZ KAS SPAZMI, YANİ DAHA AZ AĞRI demektir. Ameliyatta kullanılan mikroskop ise dokuların daha büyük, 3 BOYUTLU ve çok ayrıntılı tanınmasını sağlayarak komplikasyon olasılığını azaltır.

    Ben mikrodiskektomi sonrası hastalarımı 6 saat sonra ayağa kaldırıyorum. Bu erken hareketlenme hastanın geceyi daha rahat geçirmesini ve tuvalet gereksinimini kendisinin yardımsız yapmasını sağlıyor. Hastaların geceyi ağrısız geçirmelerini sağlamak için anestezi uzmanı arkadaşlarımın hazırladığı, PCA denilen dijital hasta kontrollü ağrı önleme cihazı kullanıyorum. Bu cihaz ağrı kesici özelliği oldukça yüksek olan ilaçları hastaya düzenli olarak vermekte, hasta ağrı hissetiğinde cihazın düğmesine basarak EK DOZ ilaç alabilmektedir. Ancak cihaz dijital özelliğinden dolayı hastaya verilebilecek dozu kendi ayarlamakta, belli bir doz sonrasında ilacı vermemektedir. Böylece hastaların geceyi maksimum konforda geçirmesi sağlanmaktadır. Hastalar çoğunlukla 1-2 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edilmektedir. Ameliyat sonrası süreç için ‘Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Merak Ettikleriniz’ başlığına bakabilirsiniz.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı (full endoscopic) bel bölgesinde arkadan veya yan taraftan girilerek yapılır. Yan taraftan yapılan endoskopik girişimde bütün diğer yöntemlerden daha küçük bir cilt kesisi kullanılır. Son 10 yılda endoskopik yöntemler tıpta çok güncel hale gelmiş ve beyin cerrahisinde de kendine önemli bir yer edinmiştir. Bel bölgesinde yan taraftan girilerek yapılan tam kapalı bel fıtığı ameliyatı 1cm’lik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 mm’lik bir endoskop yardımıyla ekrandan cerrahi saha görülerek gerçekleştirilir. Ameliyatlar lokal ve epidural anestezi altında gerçekleştrilir. Bu nedenle hastanede günübirlik yatış yapılmakta, hastalar ameliyattan 6 saat sonra taburcu edilebilmektedir.

    Ben tam kapalı bel fıtığı ameliyatı sonrası hastalarımı 4 saat sonra ayağa kaldırıyorum. Bu erken hareketlenme hastanın günü daha rahat geçirmesini ve tuvalet gereksinimini kendisinin yardımsız yapmasını sağlıyor. Hastalar çoğunlukla aynı gün taburcu oluyorlar.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı KOMPLİKASYON ORANI OLDUKÇA DÜŞÜK VE HASTA KONFORU SON DERECE YÜKSEK bir ameliyattır. Hastalar ameliyat sonrası hastaneden aynı gün taburcu edilmekte ve evde 3 gün dinlenme sonrası işlerine dönebilmektedirler.Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için hastanın uygun olup olmadığı kararı beyin cerrahınındır. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için belirli kriterlerin sağlanması gerekir.

    Tüm bu ameliyat çeşitlerinden hangisinin hasta için uygun olduğu kararı ise beyin cerrahınındır. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için belirli kriterlerin sağlanması gerekir. Bu operasyonlar sonrası nüks oranlarına baktığımızda; genellikle %5-12 arasındadır.

    Sağlıklı günler dilerim.

  • Bel fıtığı olan hastalarımız dikkat lütfen!

    Bel fıtığı tanısı olan veya bu nedenle ameliyat geçirmiş hastalarımız, lütfen yukarıdaki grafiğe dikkat ediniz. Bu grafik, kişinin duruş veya oturuş durumuna göre bel omurları arasında yer alan diskin (yani bel fıtığının kaynaklandığı yerin) basıncındaki değişimleri gösteriyor. Diskin basıncı en düşük: Yatar durumda, En yüksek: Oturur pozisyonda bir şey kaldırmaya çalışırken görülmekte.

    Hastalarımıza her zaman; ofiste veya evde oturarak çalışırken, evde-işyerinde veya herhangi bir ulaşım aracında otururken her saatte bir 10 dakika ayağa kalkmayı ve yürümeyi öneriyoruz. Grafikte görüldüğü gibi oturur durumdan ayağa kalkınca disk içi basınç %35 dolayında azalmakta. Bir başka dikkat edilmesi gereken nokta da öne eğilince ve ayrıca öne eğilerek bir şey kaldırınca da disk içi basıncın belirgin derecede arttığı.

    Otururken en düşük basınç, sandalye ve koltukta dik pozisyonda otururken sağlanıyor. Bu nedenle otururken duruşumuzu dik tutmak ve ofiste olası ise ortopedik uygunluğu belgelenmiş sandalyelerde oturmak ve her zaman bel desteğinin olmasını sağlamak, bel sağlığını korumak için en önemli etkenler arasında sayılabilir. Yine yatarken sırt üstü yatma durumunda, yan yatmaya göre disk içi basınç üçte bir azalmaktadır.

  • Bel- omurga enfeksı̇yonları

    Bazı durumlarda omurga kemik yapısı, omurlar arasındaki yastıkçıklar (disk), omuriliği saran zar (dura mater) veya omuriliğin etrafınaki boşluk içinde enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyonun nedeni çeşitli bakteriler veya mantarlardan birisi olabilir.
Omurga enfeksiyonları bir omurga ameliyatı sonrası oluşabilir yada bazı risk faktörleri taşıyan hastalarda kendiliğinden gelişebilir. Enfeksiyon için risk faktörleri, kötü beslenme, bağışıklık sistemi bozuklukları, HIV enfeksiyonu, kanser, şeker hastalığı ve şişmanlık olarak sayılabilir. Ayrıca ülkemizde çiğ süt ve süt ürünleri tüketen vatandaaşlarımız da brucella bakterisine bağlı oluşan enfeksiyonlar için risk altındadır.

    Omurga Enfeksiyonlarının Belirtileri

    Ateş
Halsizlik
Baş ağrısı
Boyun sertliği
Operasyon yarası yerinde şişlik Hassasiyet
Kızarıklık
Akıntı
Ağrı şeklinde ortaya çıkabilir.

    Bazı vakalarda hasta kol ve bacaklarında uyuşukluk, his kaybı, kas kuvvetlerinde zayıflık gibi bulgular hissedebilir. Bu bulgular bazı hastalarda çok sinsice yerleşirken bazı hastalarda ise daha başlangıçtan şiddetli olarak ortaya çıkar.

    Omurga Enfeksiyonlarının Ortaya Çıkma Şekilleri

    Epidural Apse: Epidural apselerin geleneksel tedavileri cerrahi olmuştur. Hastanın nörolojik durumu ve MRG bulguları tedaviyi belirleyici etkenlerdir.T2 ağırlıklı kesitlerde hiperintens, merkezinde kontrast madde tutmayan, periferisi kontrast tutan kolleksiyonlar sıvı kıvamındadır ve kolaylıkla boşaltılabilinir. Nörolojik defisiti olmayan ,sıvı içerikli epidural apse’lerde bakteriyolojik tanı varsa tıbbi tedavi uygulanabilir. Tıbbi tedaviye yanıt vermeyen, bakteriyolojik tanısı bulunmayan,nörolojik tablosu düzelmeyen veya kötüleşen olgularda cerrahi girişim uygulanması gereklidir.

    Tüberküloz: Mycobacterium tuberculosisi’in damlacık enfeksiyonu ile akciğerlere yerleşmesinin ardından bu fokusdan hematojen yolla bir segmental arter yaracılığıyla vertebra korpusunu tutar. Bir segmenter arterin iki vertebrayı sulaması nedeniyle birden fazla segmenti tutar.

    Patoloji arka elemanlardan çok vertebra cisine yerleşir.Kemikte yavaş gelişen bir nekroz, granülasyon dokusuyla kazeifikasyon nekrozu kemiğin yerini alır. Vertebra cisim çökmesi sık görülür.
Bilgisayarlı tomografide (BT) kalsifiye paraspinal bir yumuşak doku kitlesinin görülmesi spinal tüberküloz başka bir deyişle Pott hastalığı için karakteristikdir.

    Hastalığın başlangıcında disk tutulumu olmaksızın kemik lezyonun manyetik rezonans görüntülemede (MRG) gözlenmesi mümkündür. MRG’de T1 ağırlıklı görüntülerde disk aralğının daraldığı ve komşu omurga kemik iliklerinin düşük sinyal intensiteli görüntüleri izlenir. T 2 ağırlıklı serilerde disk aralığında ve etkilenen omurga gövdelerinde yüksek sinyal intensitesi görülür. Pyojenik vertebral osteomyelit ile Potthastalığını radyolojik olarak birbirinden ayırt etmke kolay olmayabilir. Pott hastalığında disk mesafesi korunmuştur,kifoz gelişimi ve paraspinal apse oluşumudaha fazladır.

    Hastalığın tedavisinde kemoterapi ve cerrahinin yeri vardır. Cerrahi için endikasyonlar nörolojik defisit,spinal instabilite, angulasyon ve kifoz gibi deformiteler, tıbbi tedaviye yanıt alınamaması ve biyopsi ile tanı konulamamasıdır.
Antitüberküloz kemoterapi İzoniazid, Etambutol, Rifampisin kombinasyonunu içermektedir.Tedavi en az 6 ay olamk üzere bir yıl ve gerekli durumlarda daha uzun yapılmalıdır.

    Diskit: Nukleus pulposus’un primer enfeksiyonu olup kartilaj endplate ve vertebra cismini sekonder olarak etkiler.Genellikle iyi huylu seyreden, kendi kendini sınırlayan bir enfeksiyondur. Hareketle şiddetlenen lokal bel ağrısı perineye, bacağa, skrotuma yayılabilir.

    BT’de endplate fragmantasyon, paravertebral yumuşak doku artışı ve yağ planlarının kapanması veya paravertebral abse görünümü olabilir. Beyaz küre sayısı genellikle normal sınırlardadır. Direkt kültür yapışabilirse Staphylococcus aureus en yaygın etken mikrooganizmadır.

    Tedavi immobilizasyon ve antibiyotik kullanımını içerir. Antibiyotikler 4-6 hafta İV ve daha sonraki 4-6 hafta oral veya sedimantasyon normale düşene kadar İV daha sonra oral olmak üzere iki şekilde uygulanır.

    Bruselloz: Enfekte hayvansal gıdalar (süt ve süt ürünleri) ile insana bulaşan bir bakteri enfeksiyonudur.İnsanda en sık görülen, virülans ve invazif etkisi en fazla olan tip Brusella melitensis’dir. Kemik tutulum en sık görülen komplikasyon olup omurga ve sakroiliak eklemler en sık tutulan bölgelerdir.

    Spinal bruselloz kanlanması iyi olan superior endplate’den küçük bir destrüksiyonla başlar ve ilerleyerek tüm vertebra cismini ve disk aralığını tutar. En çok L4 ve L 5 vertebraları tutulur. Klinik presentasyon sıklıkla bel ve eklem ağrıları şeklindedir.
Radyolojik tanıda en yardımcı yöntem MR’dır ve endplate tutulumu, diskitis, faset eklem tutulumu, granülomatöz dokular, epidural ve yumuşak doku apseleri görülebilirAyırıcı tanıda tüberküloz düşünülür.

    Brusella spondilitinin esas tedavisi medikaldir. Doksisiklin 200 mg/gün ve rifampisin 600-900 mg/gün dozlarıyla 6-8 hafta önerilmektedir.

    Omurga Enefeksiyonları Tedavi Yöntemleri

    Cerrahi olmayan tedavi yöntemi: Antibiyotik kullanımı, antitüberküloz tedavisi ve mantar enfeksiyonu için antifungal tedavileri içerir. Tedavinin cinsi ve süresi enfeksiyonun şiddeti ve neden olan mikroorganizmaya gore değişir.

    Antibiyotik ve antifungal ilaçlar damardan veya ağızdan verilir. Damardan ilaç verilmesi durumunda bu tedavi hastanede veya takılacak bir kataterin yardımı ile ayaktan veya evde bir sağlık görevlisinin denetiminde yapılabilir. Tedavi süresi 7-10 gün gibi kısa bir sure olabileceği gibi 6-12 hafta gibi uzun bir sure de olabilir. Bazı durumlarda doktorunuz ağrının control altına alınması ve omurganın dinlendirilmesi için korse tedavisi verebilir.

    Cerrahi olan tedavi yöntemi: Çeşitli seçenekler vardır. Seçenekler enfeksiyonun çeşidi, yeri, absenin büyüklüğü, yarattığı harabiyet ve hastanın bağışıklık sistemine göre değişebilir. En basiti apse boşaltılması ve enfekte dokuların temizlenmesi (debritman) iken bazen harap olmuş omurların yerine geçecek kafesler ve enstrümentasyonların kullanması gerekebilir. İşlem sonrası bazen yara kapanıp içeriye dren konarken, bazende yara açık bırakılıp periyodik yıkanabilir veya basınçlı doku örtüleri (woundvac) ile negative basınç uygulayarak sürekli drenajın sağlanması gibi bir yol izlenebilir.

  • Boyun fıtığı tedavisi nasıl olmalıdır

    Boyun omurları arasındaki diskin yerinden taşarak sinirlere bası yapmasıdır. Boyun, kol, omuz, baş, sırt ağrılarına neden olabilir. Kollarda güçsüzlük ve uyuşmalar başlayabilir.

    Muayene sonrasında MR, BT, röntgen grefileri, EMG tetkikleri yapılarak tanı konulur.

    İlaç, egzersiz ve fizik tedaviye yanıt vermeyen hastalarda operasyon önerilir.

    AMELİYAT İÇİN EN ÖNEMLİ BULGU KUVVETSİZLİKTİR!!

    MR DA FITIK SAPTANMASI AMELİYAT GEREKLİLİĞİ DEĞİLDİR!!

    ÇOK ŞİDDETLİ YEŞİL VEYA KIRMIZI REÇETELİ İLAÇLARLA DAHİ GEÇMEYEN AĞRILARDA DA OPERASYON İYİ BİR SEÇENEKTİR.

    Anterior servikal mikrodiskektomi, servikal disk hastalığına bağlı ağrı, uyuşukluk ve/veya güç kaybı gibi şikâyet ve bulguları gidermek için uygulanan bir ameliyat yöntemidir. Omurga kemiklerinin aralarında doğal bir şok emici yastık vazifesi gören disk adlı yumuşak, jölemsi yapılar bulunur. Disklerin orta bölümünde bulunan yumuşak kısmı çeşitli nedenlerle etrafını saran ve nispeten daha sert olan disk çeperinden fıtıklaşarak komşu sinirlere ve omuriliğe bası yapabilir. Aynı şekilde disklerin yıpranmasına bağlı oluşan kemik çıkıntıları (kemik spurları, kireçlenmeler) da sinirlere ve omuriliğe bası yapabilir. Bu ameliyatla üst boyun bölgesi omurilik ve/veya sinir köklerinin üzerinde fıtığa bağlı olan bası giderilmeye çalışılır. Bu ameliyat sırasında etkilenen boyun seviyesindeki fıtıklaşmış disklerin ve kemik çıkıntılarının genellikle boynun ön tarafına yapılacak cilt kesisi yoluyla çıkartılması yöntemi kullanılır. Disk çıkartıldıktan sonra üst ve alt omuru birbirine kaynaştırmak, iki komşu kemik arasındaki boşluğu doldurarak çökmesini önlemek için önceden hazırlanmış küçük bir kemik grefti(Hastanın kendisinden ameliyat sırasında alınan (en ideal kaynaştırma materyalidir) veya donörlerden alınmış banka kemikleri) veya cage veya protez denilen materyaller kullanılabilir. Hazır materyallerin hiçbirinin birbirinden belirgin daha üstün olduğu henüz kanıtlanmamıştır. Bu materyallerin hiçbirini kullanmayı tercih etmeyen, kemikler arasına birşey koymayan uzmanlar da vardır. SON ZAMANLARDA TEK VEYA İKİ SEVİYELİ YAPILAN BOYUN FITIĞI AMELİYATLARINDA ARAYA YABANCİ CİSİM KONULMADAN YAPILAN AMELİYATLARIN BAŞARILI OLDUĞUNU GÖSTEREN YAYINLAR ÇIKMAYA BAŞLAMIŞTIR.

    Ameliyat sonrasında hastalar genelde 2-4 saat içinde kalkar yürürler ve aynı gün veya ertesi gün (benim tercihim bir gece yatırmaktır) taburcu olurlar.

    Alternatifler:

    • Her türlü riski göze alıp ameliyatı yaptırmamak.

    • İlaç tedavisi yoluyla ağrı veya kas spazmını gidermeye çalışmak.

    • Boyun kaslarını güçlendirici egzersizler yapmak.

    • Fizik tedavi yöntemleriyle şikâyetleri gidermeye çalışmak.

    İşleme Ait Sorunlar:

    • Anestezi riski: Lokal ve genel anestezi işlemleri esnasında ve sonrasında (ameliyatta hastaya verilen pozisyon nedeniyle) riskler vardır. Ayrıca, anestezinin her şeklinde ve sedasyonda da ilaçlara bağlı oluşabilecek sorunlar olabilir.

    • Kanama: Çok nadir olsa da ameliyat sırasında veya ameliyat sonrasında ileri derecede olabilecek bir kanama riski vardır. Kanama durumunda ek bir tedaviye veya kan transfüzyonuna ihtiyaç duyabilir.

    • Kan pıhtısı oluşumu: Kan pıhtısı her çeşit ameliyat sonrası oluşabilir. Kanama bölgesinde oluşan pıhtılar kan akımını engelleyip ağrı, ödem, iltihap veya doku hasarı gibi sorunlara yol açabilir.

    • Omurilik yaralanması: Çok nadir olsa da ameliyat esnasında omurilik yaralanmasına bağlı felç meydana gelebilir. Genellikle geçicidir.

    • Kardiyak sorunlar: Ameliyatın, düzensiz kalp ritmine veya kalp krizine yol açma gibi düşük bir riski bulunmaktadır.

    • Ameliyatın başarısız olması: Füzyonlu Anterior Servikal Diskektomi ameliyatından sonra ağrı, uyuşukluk, kas gücü kaybı veya diğer şikâyetlerin giderilememe olasılığı düşükte olsa vardır.

    • Omurların birleşememesi: Anterior Servikal Diskektomi ameliyatından sonra komşu omurlar birbirine kaynamayabilir ve bu durum omurga bozukluklarına ve/veya ağrıya yol açabilir.

    • Ağrı yakınmasında artış: Nadir de olsa ameliyat sonrasında ağrı yakınması artabilir.

    • Enfeksiyon: Enfeksiyon cilt kesi bölgesinde ve altında olabilir. Enfeksiyona bağlı riskler arasında menenjit oluşumu ( beyin ve omuriliği saran zarların iltihabı) bulunur.

    • Sinir hasarı: Ses tellerine giden sinirin yaralanma riski az da olsa mevcuttur. Bu durum sonucunda geçici veya kalıcı ses kısıklığı görülebilir. Çok nadiren vagus sinirinde oluşabilecek bir yaralanma diyafram fonksiyon bozukluğuna yol açabilir.

    • Sinir kökü yaralanması: Sinir kökü yaralanması; kolda ağrıya, ilgili kas gruplarında güçsüzlüğe ve ilgili ciltte duyu bozukluklarına neden olabilir.

    • Nüks: Ameliyat sonrasında, bulgular tekrar ortaya çıkabilir ve ek ameliyat gerekebilir.

    • Solunum problemleri: Ameliyat sonrası, genelde geçici olan solunum sıkıntısı veya pnömoni görülebilir. Pulmoner emboli (akciğerlerin damarlarının tıkanması) görülebilir.

    • İnme: Ameliyat esnasında veya sonrasında Karotid arterin yaralanması ve gerilmesi sonucunda inme meydana gelebilir.

  • Lazer ile bel fıtığı tedavisi nedir?

    ~~Bel fıtığı tedavisinde çok çok kısıtlı sayıda hastada faydası olabilen bir yöntemdir. Diskin içine iğne ile girilip buradaki jölemsi kıvamdaki disk yapısının yakılarak buharlaştırılması ve disk hacminin azaltılarak sinir basının azaltılması esasına dayanır. 300 bel fıtığı hastasından belki 1 tanesinde uygun olabilir. Uygulama kararı alınmadan önce hastaların mutlaka ilaç tedavisi, istirahat tedavisi, ve fizik tedavisi almış olmaları gerekir. Buna rağmen geçmezse ve iyi görüntülemelerde gerçekten hafif taşmaların sebep olduğu bir fıtık olduğu saptanırsa uygulanabilir. 1998-2001 arasında 13 hastada tecrübem olmuştur. Günümüzde bu ve benzeri yönteme çok çok nadiren başvuruyorum. Rutin pratiğimde genelde bu ve benzeri yöntemler yoktur.

    Bu yöntem bir iğne ile lokal anestezi altında disk mesafesine girilerek yapıldığı için halk arasında “narkozsuz, bıçaksız, kansız bel fıtığı ameliyatı” olarak yayılmış ve bazıları tarafından suistimal edilmiştir. Buna benzer iğne ile girilip disk içini yakan, ilaç vererek diski eriten, disk içine iğne ile girilip diski aspire eden, son zamanların modalarından disk içine ozon veren, yöntemler vardır. Bu yöntemler sadece çok kısıtlı sayıda gerçekten tüm tedavilere rağmen iyileşmeyen hastalarda uygulanmalıdır. Bu yöntemlerden hiçbirisinin mikrodiskektomi yöntemine üstünlüğü gösterilememiştir. Mikrocerrahi yöntem bugün için diske müdahele gereken hastalarda kendini ispatlamış en iyi yöntemdir

  • Bel fıtığı ve tedavi seçenekleri

    BEL FITIĞI

    Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.

    Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

    BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR? KİMLER RİSK ALTINDA?

    Toplumun yüzde 80’inden fazlası en az hayatında bir kere bel ağrısı çekmektedir. Bu sebeple doktora başvuranların sayısı oldukça fazladır. Sıklıkla orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Oturarak çalışan ve de bunu yanlış bir sandalye üzerinde yapan kişilerde bel fıtığı görülme ihtimali yüksektir. Ağır yük kaldırmak zorunda olanlar, spor yaparken dikkatsiz davrananlar, egzersize ısınmadan başlayanlar, duruş ve oturma bozukluğu olanlar risk altındadır.

    Hemen hemen her hastalıkta risk faktörü sayılan sigara ve alkol kullanımı da bel fıtığını tetikleyebilir. Stresli ve huzursuz bir yaşamı olanların da bel fıtığına yakalanması muhtemeldir. Bu risklere ne kadar çok maruz kalıyorsanız bel fıtığı olma ihtimaliniz de o kadar fazladır.

    Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörleri de unutmamak gerekir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.

    BEL FITIĞININ NEDENLERİ

    Bel fıtığının oluşmasında yapılan bilinçsiz ve düzensiz hareketler ile ağır yük kaldırmak önemli rol oynamaktadır. Çok hafif bir yük kaldırıldığında bile bel fıtığı ortaya çıkabilir. Örneğin; eğilerek bir şey kaldırdığımızda bu yük sırtımızın her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Düzensiz dağılan yük de bel fıtığı oluşumuna neden olur.

    Bir diğer neden ise bu disklerin beslenmesinin bozulmasıdır. Yaşımız ilerledikçe bu diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Bu yüzden iki omur arasındaki mesafede azalmış olur. Bu olumsuzluklarla beraber beslenmesi azalan dolayısıyla da oksijen miktarı azalan diskte bir de fiziksel hareketlerden kaynaklanan bozulma görülür. Diskteki hücre sayısı da azalır.

    Bu etkilerden dolayı kişinin yaptığı yanlış bir hareket sonrasında içteki kısım dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    BEL FITIĞI KENDİNİ NASIL BELLİ EDER?

    Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir.

    Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi birçok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde MR önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir. Çünkü görüntüyü yorumlarken yanlış yapmak tedaviyi de etkiler.

    BEL FITIĞI TEDAVİSİ

    a)Başlangıç Safhası: Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir.

    b)Bel Fıtığı İlerlerse: Eğer yukarıdaki önerilere, istirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta fizik tedavi uzmanının önerdiği sürece tedaviye devam etmelidir Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske röntgen altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak, lokal anestezi altında hasta uyumadan ameliyathane şartlarında yapılır ve hastanede yatma gerektirmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur ve başarı yüzdesi çok yüksek değildir. Lazerle diskektomi de nükleoplastiye benzer bir metottur.

    c)Ameliyat Gerektiren Durumlar: Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, idrar tutamama varsa, dayanılmaz ağrılar mevcutsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda kuvvetsizlik gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT YÖNTEMLERİ

    Bel fıtığı ameliyatlarındaki amaç fıtıklaşan diskin temizlenesi ve sinir üzerindeki basıyı kaldırmaktır.

    Açık diskektomi: Genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta yüzüstü yatar pozisyondayken gerçekleştirilir. Uygulama fıtık bölgesinin üstündeki ciltte açılmış yaklaşık 3-5 cm’lik bir kesiden yapılır. Kas dokusu etkilenmiş diskin üstündeki kemiklerden sıyrılır, ekartör denilen cerrahi alet ile kas ve deriyi cerrahi bölgeden uzaklaştırır ve böylece cerrah, omurga ve diski görebilir. Daha iyi bir bakış açısına sahip olabilmek için kemik ve ligamentler ortadan kaldırılabilir, böylece sinir kökünü zedelemeden bombeleşmiş, bozulmuş diske erişim sağlanmış olur. Cerrah diski ve diğer çevreleyen yapıları, disk duvarından çıkıntı yapan disk parçalarını ortadan kaldırılır. Günümüzde çok tercih edilen bir yöntem değildir.

    Mikrodiskektomi: Bu işlem sıklıkla belden aşağısında bölgesel anestezi şekli olan Epidural Anestezi veya genel anestezi ile operasyon mikroskopuyla cerrahi alanı 20 ila 40 büyütme altında yapılır. Daha küçük kesi yapılır(yaklaşık 1-1.5 cm), kas dokusu daha az sıyrılır ve daha iyi görüş sağlanır. Bu da hastanın ameliyat sonrası döneminin daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Daha az kas dokusunu ekarte ederek ameliyat yapmak, ameliyat sonrası kas spazmının ve ağrının daha az almasını sağlar.Ameliyatta kullanılan mikroskop ise dokuların daha büyük, 3 boyutlu ve çok ayrıntılı tanınmasını sağlayarak komplikasyon olasılığını azaltır. Damarlar ,sinirler ve disk çok daha net görülür,Damar ve sinir gibi dokulara zarar verme ihtimali çok düşüktür,Mikroskop altında bası etkisi olan diskin temizlenmesi daha güvenlidir.Kesi yeri daha sonra içten dikişle kapatılır ve üzerine küçük bir pansuman yapılır.Mikrodiskektomi Günümüzde en güvenli ve etkili yöntem olarak kabul edilmektedir.

    Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı: Bel bölgesinde orta hattan veya yan taraftan girilerek yapılır. Endoskopik girişimde diğer yöntemlerden daha küçük bir cilt kesisi kullanılır. Endoskobik bel fıtığı ameliyatı 1cm’lik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 mm’lik bir endoskop yardımıyla ekrandan cerrahi saha görülerek gerçekleştirilir. Ameliyatlar lokal ve epidural anestezi altında gerçekleştirilebilir. Ancak her fıtığın bu yöntemle ameliyat edilmesi mümkün değildir.

    BEL FITIĞINDAN KORUNMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

    Sağlığımızın kıymetini ancak onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Fakat önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır.

    Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler (sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.

    Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

    · Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.

    · Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.

    · Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir.

    · Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir sandalye veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.

    · Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.

    · Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir.

    · Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahatı yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

  • Bel fıtığı ve cerrahi tedavisi

    Tanım: Bel fıtığı insan omurgalar olan toplam 24 adet omurgalar arasında bel bölgesinde bulunan 5 adet omurga arasındaki yastıkçık denilen toplam 4 adet kıkırdakların biri ve birden fazlazı değişik nedenlerden dolayı yırtılmasına bel fıtığı denilmektedir. Bel fıtığı insan oğlunun iki ayakları ile hareket edebilmeleri nedeniyle en sık hareket kapasitesi olan 4 ve 5 omurgalar arasındaki kıkırdak daha çok hareket ettiği için bu bölge yani L 4-5 ve ve L5-1 seviyeleri enfazla fıtık olma potansiyeli olan bölgedir. Bu yüzden bel fıtıkları en sık L 4-5 ve L 5-1 seviyerinde görülürler. Bundan sonra daha aza sıklıkla L3-4 ve L 2-3 çok nadirende L1-2 seviyelerinde görülür. Bel omurgalara arasında omurgaya esneklik sağlıyan disk denilen yastıkçıklar vucudaki ayağa kalkma eğilme doğrulma gibi ana hareketlerde hareket ettiğinden vucudun yük emici adeta bir amortisör görevi görmektedirler. Yıpranma veya zorlanma, yaralanma gibi mekanik veya doğumsal genetik faktörler vayahut kıkırdak içerisindeki enzim yetersisliği sonrası bu kıkırdakların yırtılmasında ana nedendir.

    Bel fıtığının Genel özelikleri ve görülme sıklığı;

    Toplumda ağrı nedeniyle hastanelere başvuran hastaların ikinci sık nedeni bel ağrısıdır.

    Bel ağrısının prevelansı % 60-80,

    Bel fıtığı görülme oranı ise % 5,

    Erkek/ kadın oranı bazı çalışmalarda aynı olmakla birlikte eşittir,

    Ensık 40-50 yaşlarında görülür.

    Bel fıtığı oluşumunda risk faktörleri

    Şişmanlık,

    Sigara,

    Spor (Tenis, Golf, Futbol, Jimnastik gibi spor çeşitleri),

    Meşguliyet (Ağır yük kaldırma, burkulma, eğilme, uzun süre oturma,yürünen zeminin yapısı),

    Yapısal (Omurga darlığı, kaymaları, kırıkları, diğer doğuştan anomaliler),

    Diğerleri (Çok doğum,gebelik).

    Bel fıtığı nasıl oluşur?

    Bel fıtığı oluşumunda 4 ana teori ileri sürülmektedir;

    1: Travma,
    2: Dejenerasyon ( yapısal bir süreç),
    3: Biyokimyasal olaylar,
    4: Genetik,

    Bu 4 ana teori geçerli olmak üzere yukarıda bahsedilen hazırlayıcı risk faktörleri bel fıtığı oluşumunda rol oynamaktadır. Örneğin ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak bel fıtığı oluşmasında önemli rol oynayabilmektedir. Burada travma teorisi geçerlidir. İkinci olarak yapısal bir süreç olan dejenerasyon olayı bireylerin omurga kıkırdak dokusunun dejenerasyonu söz konusudur. Bu kıkırdak dokusunun ihtiva ettiği su oranı çocukluk yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar, yaklaşık 20 yaşlarında su yapılmaması neticesinde kıkırdağın beslenme bozukluğu ve elastitesini kaybetmesi sonrası mikro travma gibi ani ters bir hareket sonrası fıtıklaşma oluşmaktadır. Üçüncü hipotezde özellikle kıkırdak dokusu içerisindeki bazı enzimatik biyokimyasal değişikliler ergenlik çağından sonra oluşmaktadır bu değişmelerin sonucu kıkırdak dokusunun elastik özelliğini kaybolmasına neden olmasıyla fıtıklaşmalar oluşmaktadır. Son olarak genetik teoride bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Az bir oranda ise kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik yönü yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır.

    Bel fıtığı şikayet ve bulguları ;

    Başlangıçta bel ağrısı iyi bilinen şikayetidir. Bunu bacak ağrısı takip eder. Bu iyi bilinen ağrı şikayeti çok değişik tablolarda görülebilir. Hastalar genellikle ilk bel ağrısı hikayesini unuturlar, genellikle kısa süreli olup, bu dönemde tıbbı ilaç tedavisine iyi cevap verirler. Bazen bel veya bacak ağrısından sadece biri de bulunabilir. Bu ağrı şikayet, özellikle öksürmek, ıkınmak, hapşırmak gibi sinir etrafında basıncı artıran hareketlerle artar İstirahatle azalır. Ağrı şikayeti öncelikle eğilme, yataktan doğrulma gibi ilk hareketleri zorlaştır. Bel fıtığının ilerlemesi veya hastalığın kronikleşmesi fıtıklaşmanın derecesine veya yerine göre bu ağrılarla birlikte bacaklar da uyuşmalar, güçsüzlükler (felçler) ortaya çıkar. Hastalar bu kuvetsizlikleri kendisi tanımada zorlanabilirler, bunu yol yürüken ayağında boşluk olduğunu merdiven inip çıkmada zorlandığını farkeder. Bazı nadir durumlardan olan büyük fıtıklaşmalar omurga kanalına doğru uzanarak sinirleri aniden sıkıştırmasıyla idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi bozukluklar ile bacaklarda ani felclerle acil bir tablo oluşturur. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamanında acil cerrahi müdahale bu dramatik tablodan hastalar kurtulabilir.

    Bel fıtığı Teşhisi;

    İyi bir anemnez ve detaylı nöroljik muayene bel fıtığı teşhisinde oldukça önemlidir. Her bel ve bacak ağrısı bulunan hastaya “mutlaka bel fıtığıdır” peşin hükmü ile yaklaşmamak gerekir. Bel fıtığını taklit eden daha bir çok hastalıklar vardır. Basit bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere kadar birçok hastalık bel ve/veya bacak ağrısıyla seyredebilir. Günümüzde gelişmiş nöro-görüntüleme yöntemleri ile bel fıtığı oldukça kolay çabuk ve doğru konulmaktadır. Bunlar;

    1: Direkt lombosakral grafiler gerekirse dinamik görüntüler çekilmelidir,
    2: Bilgisayarlı Tomografi (BT),
    3: Magnetig Rezonans Görüntüleme (MR),
    4: Elektromyelografi (EMG),
    5: Rutin kan tetkikleri (Üre,ASO, RF,CRP, sedimantasyon, Brusella, HLA-27 v.b)

    Yukarı saydığımız teşhis yöntemleri ayrı ayrı düşünülmeli gerektiğinde yalnızca gerektiğinde kombine kullanılmalıdır. Bir bel fıtığı yırtığın derecesi radyolojik görüntüleme yöntemlerine göre 4 evrede incelenmektedir.

    Evre 1: Bulging ( hafif kabarma),
    Evre 2: Protrude disk (Orta derecede kabarıklık),
    Evre 3: Ekstrude disk ( İleri yırtık parça dışarı taşmış),
    Evre 4:Seketre disk ( Yırtılan disk dokusu yer değiştirmiş).

    Bel fıtığı Ayırıcı Teşhis;

    1 :Omurga ve omurilik tümörleri,
    2: Romatizmal hastalıklar,
    3: İnfeksion hastalıkaları (tüberkuloz, brusella, diskitis),
    4: Nöropatik ağrılar ( Diabet, enjeksion),
    5: Vasküler nedenler (tıkayıcı damar hastalıkları),
    6: Yapısal ( spondiloz, dar kanal, omurga kaymaları).

    Bel fıtığı Tedavi;

    1: Tıbbı tedavi;

    Yatak istirahati,

    İlaç tedevisi (ağrı kesiciler kas gevşeticiler),

    Fizik tedavi programları,

    Eğitim.

    2: Cerrahi tedavi;

    Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bir hastada hastalığın hangi safhada olduğu iyi bir muayene ve ileri tetkik metodları ile net olarak tesbit edildikten sonra tedavinin safhasına geçilir.

    Hangi Hastalara Cerrahi Uygulanır?

    1: Her türlü tıbbı tedaviye başarısız olan hastalar,
    2: İlerleyici veya akut kuvet kayıpları olanlar,
    3: Tıbbı tedaviye dirençli tekrarlıyan disk hernisi atakları,
    4: Bir acil ameliyat enidkasyonu olan akut kauda ekuina sendromu.

    Cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki büyük gruba incelenenir. Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde tıbbı tedaviyle konservatif metodları uygulanır. Bu safhada, hastaya ağrı kesiciler, kas gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Yatak istirahati tavsiye edilir. Ağrılı dönem geçtikten sonra fizik tedavi metodları yapılır.

    Cerrahi Tedavi Yöntemleri

    Standart cerrahi girişimler

    1: Geleneksel açık makro diskektomi,
    2: Mikrodiskektomi.

    İntradiskal girişimler

    1: perkutan lomber diskektomi,
    2: Perkütan endoskopik diskektomi,
    3: Lazer diskektomi,
    4:Kemonukleozis.

    Yukarıda sayılan cerrahi teknikler içerisinde her birinin kendine göre endikasyonları vardır burada cerrahın alışık olduğu en iyi yöntem geçerli olmak üzere amaç hastayı en erken eski işine gücüne döndürmek olmalı en az zararsız işlem uygulanmalıdır. Mikro diskektomi yöntemi sinirleri çok büyük büyütme ile yapılan bir en az zararsız işlemlerden biridir.

    Sonuç olarak

    Günümüzde teknolojinin inanılmaz geliştiği dünyada bel fıtığı amaliyatından korkmamak gerekir doğru endikasyon, doğru tetkik yöntemleri ile uygun cerrahi teknik ile ameliyat olan bireyler ameliyat öncesi durumuna göre % 90 üzerinde başarı ile eski işine gücüne dönerler. Böylece ameliyat öncesi verilen tıbbı ilaçların yan etkilerinden korunmuş olurlar.

  • Bel fıtığı nedir? Nasıl oluşur?

    Tıpta lomber disk hernisi denilen ancak günlük kullanımda hastaların bel fıtığı olarak adlandırdıkları hastalık, omurgalar arasındaki disk denilen yapılardan gelişmektedir. Bel fıtığı, bel ağrısı ve/veya bacak ağrısına yol açan hastalıklar içinde en sık rastlanan ve önemli bir grubu oluşturur. Belimizde 5 adet omur kemiği, bunların arasında da disk adı verilen özel bir bağ dokusu organı bulunur ve disk omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder. Bel fıtığı, işte beldeki omur kemikleri arasında adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan rahatsızlıktır. Bel fıtığı genellikle son iki disk yapısından kaynaklanır.

    Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus adı verilen daha sert bir tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerde ise son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle ortaya çıkar. Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar.

    Bel fıtığı gelişirken anulus fibrozus dış liflerinin bir kısmı henüz yırtılmamış ve disk materyalinin tamamı diskin içerisinde ise buna kapsamı içerisinde (contained) disk denir. Bu grup kendi içinde taşma (bulging) ve kabarıklık (protrüzyon) olarak sınıflandırılır, Ancak anulus fibrozus liflerinin tamamı bütünlüğünü yitirmiş ve disk içindeki materyal anulusun dışına taşmış ise buna da kapsamı dışarıya çıkmış (uncontained) disk adı verilir. Bu grup ta kendi içinde dışarı taşmış (ekstrüde) ve kopup dışarı çıkmış (sekestre) olmak üzere sınıflandırılır.

    Nadiren rastladığımız dura için bel fıtığı ise disk materyalinin dura denen kalın zarı delerek omurilik kanalının içine girmesiyle oluşur. Fıtıklaşan diskin ligaman, membran ve sinir köküyle olan ilişkisinin şekline göre fıtıklaşma; subligamentöz, ekstraligamentöz, submembranöz, transmembranöz veya intraradiküler olarak da adlandırılabilir. Ayrıca kopup dışarı çıkmış disk materyali kafa veya kuyruk sokumu yönünde yer değiştirebilir. Bu durumda kranial / kaudal uzanımlı veya göç etmiş bel fıtığı söz konusudur.

    Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?

    Bel omurganın en fazla yük taşıyan bölgesi olduğundan, gündelik yaşamdaki yük kaldırma, eğilme, dönme benzeri hareketlerden dolayı bel bölgesi insan farkında olmadan pek çok kez travmaya maruz kalmaktadır. Bu nedenle bel fıtığı birçok sebebe bağlıdır. Bel fıtığı en yaygın olarak kas-iskelet sistemi kaynaklıdır ve bunlara mekanik nedenler denir. Diğer bozukluklar sıklıkla omurganın normal yapısında bulunan disk veya faset eklemlerle ilgilidir.

    Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığı oluşmasında önemli rol oynarlar. Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdak benzeri yapılardaki bozulma gelir. Yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar azalır ve diskin beslenmesi difüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocuk yaştan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Çocuklarda % 80 olan bu oran, yetişkinlerde % 50-60’a düşer. Neticede diskin yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve kimyasal değişiklikler de eklenir ve sonuçta disk zamanla elastikiyetini yitirir. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Bu fıtıklaşmanın komşuluk eden sinire basması sonucu ilgili sinir boyunca bacakta ağrı, duyu kaybı, kuvvet kaybı gibi bulgular da ortaya çıkar. Bunun yanında fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olmaktadır.

    Damar hastalıkları, şeker hastalığı ve sigara kullanımı; diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek bozulmayı hızlandırırlar. Bel fıtığı riski altında olanlar ise halter gibi yüksek ağılıklarla yapılan sporlarla uğraşanlar, yüksek riskli temas sporları ile uğraşanlar, zayıf bel ve karın kasları olanlar, aşırı kilolu olan kimseler, ağır kaldırma ve yanlış eğilme hareketlerini yapanlar, hamileliğin son aylarında olanlar, uzun süre araç kullanmak zorunda olan kimseler ve duruş bozukluğu olan kimselerdir. Sonuçta bel fıtığı oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır.

    Bel Fıtığı Nasıl Önlenebilir?

    Otururken bele binen yükün, ayakta dik pozisyonda dururkenkinden daha fazla olduğu bilinmelidir. Bu pozisyondan daha kötüsü, sandalyede otururken öne doğru eğilerek yerden bir cismi almaktır. En kötüsü ise ayakta dururken öne doğru eğilerek dizler düz konumda iken yerdeki bir ağırlığı kaldırmaktır.

    Bel sağlığı korunması için kişi hiçbir zaman çok ağır bir yükü kaldırmamalı, kaldıracaksa mutlak surette dizlerini kırarak yani çömelerek cismi yerden almalı, belden eğilerek kaldırmamalıdır. Hiçbir cismi uzanarak almamalı, daima yaklaşarak, arada mesafe bırakmaksızın almalıdır. Oturur pozisyonda iken kişi arkasına bir destek koyarsa veya oturduğu sandalyenin arka kısmını geriye doğru tedrici olarak yatırmaya başlarsa, bele binen yük giderek azalacak ve bel bu durumda çok daha rahatlamış olacaktır. Sağlıklı iken bel ve karın kaslarını güçlendirici egzersizler yapmalıdır. Hareketli bir hayat tarzını benimsemek yararlıdır.

  • Boyun kireçlenmesi!

    Yaşla artan dejeneratif süreç de halk arasında kireçlenme denilen duruma yol açarak hastada boyun ağrısı artmasına neden olabilir. Boyun kireçlenmesi, boyundaki bağlar ve kıkırdakların yıpranması sonucu oluşur. Bağların sertleştiği, kemiklerde çıkıntıların meydana geldiği bu yıpranma neticesinde omurilik ve sinir kanalları daralır. Bu daralma sebebiyle sinirlere baskı olur ve sonuç olarak boyun ağrısı başlar.

    Yaşlılıkla beraber omurların arasında bulunan disk denilen yapının iç kısmında su miktarı azalabilir, ve bu durum diskin görevini yapmasını engeller. Diskin bozulması ile yüksekliği de azalır ve boyun omurlarının arka tarafında bulunan eklemlere daha fazla yük binmeye başlar. Yük dağılımındaki ve hareket yeteneğindeki bu dengesizlik omurlarda bozulmaya yol açar ve anormal kemik uzantıları oluşur. Bu kemik uzantıları da boyun ağrısı yakınmasına yol açabilir. Sonrasında diskin dış tabakasında da bozulmalar başlayıp yırtılmalar görülebilir. Bu yırtılmalar iyice ilerlerse, diskin iç yapısı yırtıktan dışarı çıkarak, yani boyun fıtığı oluşturarak, omurilik ve kollara giden sinirlere bası yapacak duruma gelir.

    Boyun kireçlenmesi ve boyun fıtığı birbirine çok benzer belirtiler gösterir ve beraber de olabilirler.

    Boyun ve kol ağrısı, el ve ayakta uyuşma ve güçsüzlük görülebilir.

    Sadece boyun ağrısı varsa boyun egzersizi ile boyun kaslarının güçlendirilmesi ağrının azalmasına yardımcı olur.

    Ayrıca fizik tedavi yöntemleri ve boyun bölgesine yapılacak enjeksiyon uygulamaları da yararlı olabilir.

  • Bel fıtığının cerrahi tedavisi bel fıtığı kimlerde daha sık görülür?

    Bel Fıtığının Cerrahi Tedavisi Bel Fıtığı Kimlerde Daha Sık Görülür?

    Tıp dilinde disk hernisi olarak adlandırılan bel fıtığının toplum içinde rastlanma sıklığı onda bir gibi yüksek bir düzeydedir. Bel fıtığı en sık 35-50 yaş arasında ve her iki cinste de eşit olarak görülür. Omurga yapısı nedeniyle uzun boyluların bel fıtığına yakalanma riskleri daha fazladır. Ağır işlerde çalışanlar, ev hanımları, uzun süre oturmak zorunda kalan masabaşı çalışanları, şöförler, sürekli ayakta duran öğretmen, eczacı, garson gibi meslek sahipleri, açık havada çalışanlar, yoğun stres altındaki yöneticiler bel fıtığına yakalanma olasılığı en fazla olan kesimdir.

    Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?
    Bel fıtığı omurgalar arasında bulunan disk denilen elastiki kıkırdak dokunun omurgaların basısı nedeniyle öne doğru kayarak omurilik kılıfından çıkan ve bacağın çeşitli bölgelerine giden sinirleri sıkıştırmasıyla oluşur. Bazen ani bir zorlama, ağır bir şey kaldırma, ters bir hareket veya belin üşütülmesi bile bel fıtığına neden olabilir. Ama bel fıtığının en önemli nedeni uzun süren stres ve gerginlikler sonrası kaslardaki aşırı gerilmedir.

    Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir?

    Tek veya her iki bacağa vuran ağrılar, ayaklarda uyuşmalar, hareket kısıtlılıkları, yürüme ve oturmada güçlük bel fıtığının belirtileridir. Bel fıtığı ilerlerse iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrarını tutamama, dengesizlik ve yürüyememe gibi belirtiler de eklenebilir.

    Bel Fıtığı Teşhisi Nasıl Konur?
    Günümüzdeki modern tanı yöntemleri, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans ile bel fıtığı teşhisi kolaylıkla konulmakta ve derecesi belirlenebilmektedir.

    Bel Fıtığının Tedavisi Nasıl Yapılır?

    a)Başlangıç Safhası
    Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa gidensinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir.

    Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

    1) Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.
    2) Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.
    3 ) Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir. Uzun süre araba kullananlara ise yirmi dakikada bir arabalarını park edip arabalarının etrafında birkaç kez dönmeleri tavsiye edilir.
    4) Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir iskemle veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.
    5) Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.
    6) Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir. Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahati yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

    b)Bel Fıtığı İlerlerse
    Eğer yukarıdaki önerilere, istirahate ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta onbeş yirmi seans fizik tedaviye devam etmelidir. Bel çektirme, akupunktur, bele balık bağlama, el masajı, zift yakma gibi yöntemler ancak istirahatle bile iyi olabilecek bel fıtıklarına fayda edebilir. Bu tip alternatif tedavi metotlarının amaçları fizik tedavide olduğu gibi kasları gevşetme esasına dayalıdır. Ama amacı dışında uygulanırsa bu metotlar faydadan çok zarar getirir. Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske bilgisayarlı tomografi altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak ve hastanede yatma gerekmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur.

    c)Ameliyat Gerektiren Durumlar

    Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda felç gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.