Etiket: Disk

  • Tekrar ameliyat olmam gerekebilir mi?

    Evet, böyle bir ihtimal gerçekten de var. Tekrar ameliyat olmanız yan ikinci ameliyat yapılması gerekebilir. Böyle bir durumun çeşitli nedenleri olabilir. Birincisi, eğer cerrahınızın ameliyattan sonra sizden mutlaka uymanızı istediği kuralları hiçe sayarsanız, ameliyatınızın başarılı olma şansını sıfırlayabilirsiniz ve tekrar ameliyat olmanız gerekir. Buna doktorlar, “nüks”derler. Örneğin bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks oranı %5-10 arasında değişmektedir ve bu oran maalesef tüm cerrahi yöntemlerde aynıdır. Aynı disk aralığında ancak ameliyat edilen tarafın karşı tarafında ortaya çıkan veya bir diğer disk aralığında olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmaz. Diğer disklerin zamanla bozulması ve yeni bir bel fıtığının ortaya çıkması sık rastlanabilen bir durumdur.

    İkincisi, ameliyat sonrası gerekli önlemleri alıp yaşam tarzınızı doğru yöne çevirmezseniz, ameliyat olduğunuz bölgeye komşu olan organlarda benzer bir sorun ortaya çıkabilir; yani mesela ameliyat edilen diskinize komşu olan disk de fıtıklaşabilir. Değil mi ki sırada bekleyen boynunuzda altı, sırtınızda on ve belinizde altı diskiniz daha var. Buna doktorlar “komşu segment hastalığı” derler.

    Üçüncüsü, bazı hastalıklar doğaları gereği tekrarlama eğilimindedirler, yani alınan tüm önlemlere karşın yine de tekrar ameliyat olmanız gerekebilir, örneğin bazı beyin tümörlerinde üst üste 3-4 kez ameliyat olmak durumunda kalabilirsiniz. Buna da doktorlar “rekürrens” derler.

    Dördüncü bir ihtimal olarak da; cerrahınız kimi zaman ameliyat sırasında karşılaştığı beklenmeyen bir tersliğe bağlı olarak, kimi zaman ise önceden planlanmış olarak ameliyatı bir noktaya kadar yapıp, kalan kısmını daha sonra ve daha uygun bir zamanda yapmaya karar verebilir.

    Buna doktorlar kendi aralarında “rezidü” derler. Bu karar tabii ki keyfi değil, hastanın sağlığını korumak amacıyla alınan bir karardır.

  • Hangi bel fıtığı hastaları kök hücre tedavisine adaydır

    1) Hastanın 18 yaşından büyük olması

    2) Yapılacak klinik çalışma hakkında bilgilendirilmesi ve onay vermesi

    3) Yalnız Belde lokalize olan ve hareketle artan bel ağrısının varlığı

    4) Bel Ağrısının en az 4-6 ay devam etmesi ve Konservatif tedaviye cevap vermemesi

    5) Lomber MR da Grade 3-4 disk dejenerasyonu olması

    6) Herhangi bir seviyede kök basısına neden olan protrüde disk olmaması

    7) Lomber MR da tedavi edilecek disk mesafesinde %50 den fazla yükseklik kaybı olmaması

    8) 3 mmd den fazla belde kayma (Lysthesis) olmaması

    9) Başka bir nedenle oluşmuş kronik bel ağrısının bulunmaması

    Kök hücre tedavisi nasıl uygulanır?

    Önce aday olan hastanın karın bölgesinden 1-2 cc. cilt altı yağ dokusu ufak bir cerrahi müdahale ile alınır. Bu dokudan kök hücre labaratuarında kondrosit (lomber diskin su tutan hücresi) elde edilir. Bu 2-3 haftalık bir süreçtir.

    Müdahale hastane ortamında ve lokal anestezi altında yapılır. Diskografi yapıldığı gibi hasta yüzükoyun yatar pozisyonda iken BT veya skopi eşliğinde hasta olan diske her iki taraftan iğne ile girilir ve ortalama bir milyon otojen kondrosit hücresi içeren hücreler fibrin taşıyıcı içinde toplam hacim ortalama1.3 ml olacak şekide 5-30 sn sürede enjekte edilir ve işlem sonlandırılır.

    Kök hücre tedavisinin başarılı olduğunu nasıl anlarız?

    1) Hastanın 12 ay sonra yapılan muayene ve sorgusu sonucu ODI (Oswestry Disability Index) puanlaması öncesiyle karşılaştırılır.

    2) Hastanın tedaviyi takiben 24. ayda tatminkar olacak şekilde ağrısının kaybolması

    3) Hastanın aynı tedaviyi bu ağrım olursa tekrar denerim şeklinde yorumda bulunması

    4) Lomber MR da tedavi edilen diskin yüksekliğinde artma ve görüntünün normale dönmesi

    5) 24. ayın sonunda VAS (Visual analog Scale) değerlerinin tatminkar olması

  • Lomber disk hernisinin kök hücre ile tedavisi

    Başlangıç Bel Fıtığı olarak adlandırılan Lomber Disk Dejenerasyonu genel olarak 30 yaş altında %40, 50 yaş üstünde ise %90 oranında görülür. Konservatif (ameliyatsız) tedaviye rağmen tüm dünyada yılda ortalama 4 milyon hasta hastalığı ilerlediği için (yani disk patladığı için veya fıtıklaştığı için) cerrahi olarak (diskektomi ve füzyon) tedavi edilmektedir. Cerrahi tedavi sonrası da %5-15 oranında hasta popülasyonu nüks komşu segment hastalığı ve pseudoartroz (füzyon oluşmaması) nedeniyle ikinci cerrahi müdahaleye aday olmaktadır.

    Hasta bir organın tedavisi organın eski sağlıklı haline dönmesi ile sağlanır. Yani dejenere olmuş eskimiş bir diskin tedavisi ise onu eski haline getrimektir. Biz aslında gerek başlangıç veya gerekse ilerlemiş bel fıtığını tedavi etmiyoruz, gerek operasyon gerekse ilaç kullanarak hastanın klinik şikayetlerini düzeltiyoruz. Tedavi ise hasta olan diskin eski sağlıklı haline döndürülmesidir ve buda cerrahi olarak değil biyolojik tedaviyle sağlanabilir.

  • Omurganın dejeneratif hastalıkları

    Omurganın dejeneratif hastalıkları yaşlanma süreci ile bağlantılı durumlardır. Son dönemlerde tıptaki gelişmeler ve hastalıklara yönelik tanı ve tedavi yöntemlerinin ilerlemesi ile toplumdaki yaşlı popülasyonda artış meydana gelmiş ve buna bağlı senilite ile ilişkili omurganın dejeneratif hastalıklarında da artış oluşmuştur. Bununla bağlantılı olarak omurganın dejeneratif hastalıklarının tedavisine yönelik çalışmalar hızla artmaktadır. Yaş ilerledikçe omurlar arasında yer alan disk dokusu yaşlanmaya, içerisindeki sıvı miktarı azalmaya başlar. Omurlar arasındaki disk dokusunun dejenerasyonu ile omurgadaki dejenerasyon (bozulma ve yaşlanma) süreci başlamış olur.

    Disk yapısının bozulması sonrasında omurlar arasındaki eklemlerde dejenerasyonlar ve eklem kapsüllerinde gevşemeler oluşur. Diskin dejenerasyonu sürecinde ilk karşılaştığımız durumlar disk dokusunun dış kısmını oluşturan annulus fibrosus dokusunda yırtıklar ve disk herniasyonlarıdır. Dejeneratif disk hastalığı tablosu annuler yırtıkların ilerlemesi ve diskin iç yapısında bozulmalar ile seyreder. Ağrılı bir durumdur. Disk herniasyonları (bel fıtığı) disk dokusunda dejenerasyon sonucunda oluşabilir; ama disk herniasyonları dejeneratif disk hastalığından tanı ve tedavi olarak farklılıklar gösterir. Bu dejeneratif süreç eğer ilerlerse karşımıza omurilik kanalında daralma (spinal stenoz), omurların birbiri üzerinde kayması (spondilolistezis) ve dejeneratif skolyoz tabloları çıkabilir.

    Omurganın yukarıda bahsedilen dejeneratif hastalıkları genellikle orta yaştan sonra (50- 55 yaş sonrasında) ilerliyerek karşımıza çıkar ve oldukça ağrılı bir süreçtir. Cerrahiye hastaları götüren neden genellikle uygulanan cerrahi dışı tedavilere rağmen (ilaç tedavisi, fizik tedavi, epidural steroid uygulamaları gibi) hastanın ağrılarının geçmemesi ve ilerlemesidir. Bu durum hastaların yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Ağrı artışı ile birlikte genellikle radyolojik olarak hastaların omurgalarındaki bulunan patolojileri (kayma, skolyoz ve kanal darlığı) ilerlemektedir.

    Omurganın dejeneratif hastalıklarında her hasta ayrı olarak değerlendirilir ve cerrahi karar aşamasında riskler ve cerrahi faydalar detaylı olarak hastalar ve yakınları ile görüşülerek karar verilir. Karar verme sonucunda uygulanacak etkili cerrahi tedaviler ile hastaların ağrılarında azalma ve yaşam kalitelerinde artma gözlenecektir.

  • Omurga ve omurilik cerrahisi

    Omurga Cerrahisi

    Omurga cerrahisi dediğimiz zaman kafa tabanı-boyun omurga bileşkesinden başlayıp sakrum kemiğini içine alarak kuyruk sokumuna kadar uzanan tüm omurga bölgelerini içerir. Omurganın birçok hastalıkları en çok bel bölgesinde karşımıza çıkmakla beraber boyun omurgasında, sırt omurgasında ve sakrumda görülebilmektedir. Omurgayı tutan hastalıklar doğuştan olabileceği gibi sonradan da yaş ilerledikçe karşımıza çıkabilmektedir. Doğuştan olan omurga hastalıklarını oluşturan konjenital skolyoz, kifoz, kifo-skolyoz, omurganın gelişimsel bozukluklara bağlı görülebilen spina bifida, omurganın formasyon ve segmantasyon anomalileri bunlardan bazılarıdır. Adelosan idiopatik skolyoz ise gelişme çağında pubertede sıklıkla karşımıza çıkar ve bunların bir kısmı ilerleyerek cerrahi tedavi gereksinimi doğurur. Yaş ilerledikçe omurlar arasında olan disk dokusu yaşlanmaya, içerisindeki sıvı miktarı azalmaya başlar. Omurlar arasındaki disk dokusunun dejenerasyonu ile omurgadaki dejenerasyon (bozulma ve yaşlanma) süreci başlamış olur. Disk yapısının bozulması sonrasında omurlar arasındaki eklemlerde dejenerasyonlar ve eklem kapsüllerinde gevşemeler oluşur. Bu süreç ilerlerse eğer karşımıza omurilik kanalında daralma (spinal stenoz), omurların birbiri üzerinde kayması (spondilolistezis) ve dejeneratif skolyoz tabloları çıkabilir. Omurganın yukarıda bahsedilen dejeneratif hastalıkları genellikle orta yaştan sonra (50-55 yaş sonrasında) ilerliyerek karşımıza çıkar ve oldukça ağrılı bir süreçtir. Bunların dışında omurganın düşme veya trafik kazası sonrası görülen kırıkları ve kaymaları, omurga tümörleri, omurganın iltihabi hastalıkları (bakteriyel diskitis ve omurga tüberkülozu gibi) ve daha önce geçirilmiş omurga operasyonları sonrası gelişen bazı problemler (düz bel sendromu, psödoartroz, komşu segment hastalığı, başarısız bel sendromu) sayılabilir. Omurga cerrahisinde uygulanılan yöntemler; mikrocerrahi, endoskopik disk cerrahisi, minimal invazif cerrahiler, füzyonsuz enstrümantasyon teknikleri (dinamik stabilizasyon), total disk protezleri ve füzyonlu enstrümantasyon cerrahilerini içermektedir. Omurga cerrahisinde uygulanan bu teknikler hem hastanın kliniğine ve patolojisine, hem de cerrahın deneyimine ve tercihine göre değişebilmektedir.

    Omurilik Cerrahisi

    Spinal kord veya omurilik boyun bölgesinden başlayıp kuyruk sokumuna kadar uzanır. Omuriliğin cerrahi gerektiren hastalıklarının belirtileri görüldüğü omurilik segmentine ve yerine göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin boyun bölgesinde omurilik tutulumu kollarda ve bacaklarda güçsüzlük ve hissizlik yaparken, sırt ve bel bölgesinde omurilik tutulumu bacaklarda güçsüzlük ve hissizlik yapabilir, kolları etkilemez. Omurilik genellikle erişkinlerde birinci bel omuru ile ikinci bel omuru arasında sonlanır. Bu bölgeden sonra spinal kord kauda equina olarak adlandırılır. Kauda equinada omurilikten ayrılan sinirler bacaklara doğru ilerler ve herbiri ayrı kas dokularında sonlanır. Omurilik cerrahisi omuriliğin tümörlerinde, enfeksiyonlarında (apseler), kistlerinde (sringomiyeli), vasküler (damarsal) anomalilerinde (AVM, kavernom, AV fistüller) ve gergin omurilik sendromuna neden olan durumlarda (split kord sendromu, kalın filum terminale, intraspinal lipom, dermal sinus traktı) uygulanmaktadır. Omurilik cerrahisi rutin olarak bir ameliyat mikroskopu yardımıyla ve mikrocerrahi teknikler ile yapılır. Omurilik cerrahisi uygulanırken normal dokulara zarar vermemek için intraoperatif nöromoniterizasyon son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

  • Dejeneratif disk hastalığı ve lomber disk herniasyonu

    Disk dokusunun iç kısmının bozulması bel ağrısı ile karşımıza çıkar ve dejeneratif disk hastalığı (degenerative disc disease) olarak adlandırılır. Bu durum disk dokusunun fıtıklaşmasından (disk herniasyonu) farklı bir durumdur. Radyolojik olarak MRG incelemesinde disk dokusunda T2 incelemelerinde kararma ile (black disc) belirti verebilir ve dejenerasyon ilerlediği zaman diskteki bu kararma artar ve omurlar arasındaki disk yüksekliğinde azalma görülür. Ağrılı bir durumdur. Genelde tek disk seviyesindedir. Tanı klinik, MRG ve diskografi yapılarak konulur.

    Dejeneratif disk hastalığında ağrılı süreç 6 ay üzerinde devam ederse, uyglanan fizik tedavi ve epidural steroid enjeksiyonlarına rağmen ağrı geçmez ve sebat ederse burada cerrahi uygulamak gerekebilir. Çünkü dejeneratif disk hastalığı sonucunda görülen bel ağrısı yaşam kalitesini bozan rahatsızlık verici bir durumdur. Bugün dünyada tercih edilen iki cerrahi tedavi yöntemi vardır. Birincisi disk dokusunu koruyarak sadece hastalıklı diskin olduğu omurlar arasına posterior dinamik stabilizasyon uygulamak. Bu sayede dejenere diskin üzerine binen yük ortadan kalkacak veya azalacak dolayısıyla bel ağrısıda düzelecektir. Literatürde bu yöntemle diskin korunduğu ve ilerlememiş bir disk bozukluğu varsa bu disk dokusunda radyolojik olarak iyileşme olduğu bildirilmiştir. İkinci yöntem füzyon cerrahisidir. Burada ise dejenere disk dokusu tamamen alınır ve yerine kemik dokusu veya kafesler konularak füzyon (dondurma) girişimi uygulanır. Yine bu girişimle beraber posterior stabilizasyon cerrahiye eklenir.

    Disk herniasyonları (bel fıtığı) tablosu ayrı bir durumdur. Burada disk dokusunun iç kısmındaki nucleus pulposus dediğimiz doku annulusu yırtarak kanal içerisindeki sinir dokularına baskı yapabilir. Sonuçta bacakta veya ayakta kuvvet kaybı ve/veya his kaybı ile sonuçlanan bir tablodur. Disk herniasyonu sonucu belirgin bir nörolojik defisit (tıbbi tedaviye yanıt vermeyen şiddetli ağrı, düşük ayak, idrar kaçırma, her iki bacakta güç ve duyu kaybı) varsa acil ameliyat gerekebilir, ama bunun dışındaki durumlarda genelde 4-6 hafta kadar ilaç ve fizik tedavi gibi tedavi yöntemleri uygulanır ve sonrasında düzelme olmaz veya ilerleme olursa cerrahi düşünülebilir. Cerrahi tedavide standart uygulama mikrocerrahi yöntemler ile diskektomidir.

  • Bel ağrısı nedir, tedavisi nasıldır?

    Belimiz 5 adet omurgadan ve omurga aralarında disk denilen yastıklardan oluşan bir yapıya sahiptir. Gövdemizden gelen yükü kalçaya bacaklara aktarma ve postürümüzü (duruşumuzu) sağlama görevleri vardır. Gövdemize destek olarak dik durmamızı sağlarken, aynı zamanda her yöne eğilme hareketleri yapmamıza izin verir. Omurlar birbirine disk yastıkları ve faset eklemi denilen eklemler ile bağlıdır. Bu ana bağlantıların yanı sıra omurların çevresinde destek bağ ve kas dokusu sayesinde omurlar birbirine sıkıca bağlı halde durur. Tüm bu yapılar uyum içerisinde gövdenin yükünü taşıyıp, dik pozisyonda durmamızı sağlarken belirli hareketlerimize izin verir. Tüm yapıları sağlıklı bir bel, ağrıya yol açmaz.

    Bel ağrısı erişkinlerde çok yaygın görülen bir hastalıktır. Tüm erişkinlerin yaklaşık % 80′ i yaşamları boyunca en az bir kez bel ağrısı atağı geçirirler. Yaşamın belirli bir kesitinde tüm erişkinler aynı anda sorgulanabilse %15′ in bel ağrısı olduğu görülür. Bel ağrısı travma, ağırlık kaldırma veya yapılan ters bir harekete bağlı oluşabilirken, bilinen bir neden olmadan da meydana gelebilir. Ağrı aniden veya şiddeti giderek artan bir şekilde başlayabilir. Bel ağrısı derinden gelen bir sızı, yanma şeklinde olabilir. Bel ağrısına tek taraflı veya çift taraflı kalçaya veya uyluğa yansıyan ağrı eşlik edebilir.
    Bel Ağrısının Nedeni Nedir?
    Bel ağrısının gerçek kaynağını bulmak zordur. Diskin kendisi, çevredeki bağ ve kas dokusu, faset eklemleri ve ligamentleri, kıkırdak yapılar ağrı kaynağı olabilir.

    Bel ve Bacak Ağrısı Nedenleri:

    1.Omurilik kökenli

    · Multipl skleroz
    · Omurilik tümörleri (epandimom, astrositom)

    2.Sinir kökü basısı kökenli

    · Disk hernisi, lomber stenoz, spondilolistezis
    · Spondiloartropati
    · Metabolik (osteoporoz, paget hastalığı)
    · Omurga tümörleri (metastaz, primer)
    · Omurga dışı tümörler (nörofibrom, meningiom, epandimom)
    · İnfeksiyonlar (brusella, osteomyelit, diskit, tüberküloz)
    · Travma
    · Konjenital (perinöral kist, gergin omurilik sendromu)

    3.Alt karın içi kökenli

    · Abdominal tümör
    · Retroperitoneal hematom / infeksiyon
    · Pelviste kırık

    4. Bacağa giden sinir kökenli

    · Diabetus mellitus
    · Travma
    · Tuzak nöropatileri
    · Tümör

    En sık bel ağrısı nedeni disk kökenli ağrılardır. Yaşlanma ile beraber diskin içeriğinde su oranı azalır. Yapı değişikliğine bağlı çevreye yansıttığı yüklerin dağılımı değişir. Sonuç olarak küçük travmalar ile zayıflayan anulus fibrosus tabakasında yırtık oluşur. Tüm bu değişikler disk kaynaklı ağrıya yol açar. Diskin yapısındaki bozukluk bir bütün yapı olan omurga segmentinin diğer yapılarında da bozulmaya yol açabilir. Bu durumda diğer yapılardan kaynaklı ağrı da gelişebilir. Bu süreç diskin kendini onarması ile sonuçlanabileceği gibi, iç tabakanın sinirlere doğru taşması şeklinde tanımlanabilecek disk hernisine ya da kemik yapının kuvvet dağılımındaki bozulmaya bağlı olarak yapı değişikliği göstermesinden dolayı lomber dar kanal veya bel kayması olarak tanımlanan hastalıklara yol açabilir.

    Bel Ağrısı Ne Kadar Sürer?

    Bel ağrısı atağı, ağrı kaynağı neresi olursa olsun, belli bir süre sonra, dokunun kendisini onarmasına bağlı olarak kendiliğinden geçer. Bel ağrılarının yaklaşık %50 ‘si 2 hafta, %80′ i 6 hafta içerinde azalarak geçer. Bir kez bel ağrısı atağı geçiren kişilerin %30’ unda bel ağrısı tekrarlayabilir ve kronikleşebilir. Altı hafta geçmesine rağmen geçmeyen bel ağrısı kronikleşmiş sayılır.

    Ne Yapmalı?

    Nadir de olsa bel ağrısı başka bir hastalık belirtisi olarak başlayabileceği için, bel ağrısı atağı geçiren kişinin bir hekime başvurmasında yarar vardır. Ağrıyla beraber seyreden ateş, terleme, kilo kaybı gibi belirtilerin olup olmadığı hekim tarafından değerlendirilir.

    Bel ağrısının doğal seyri kendiliğinden iyileşmektir. Fakat bu ağrılı dönemin daha rahat geçirilmesi için hekim bazı önerilerde bulunabilir. Kısa süreli (4 gün) yatak istirahatı, ağrı kesici ve adale gevşetici ilaçlar bu önerilerden bazılarıdır. Bu süreçte hekimin saptadığı başka hastalık belirtisi yoksa direk grafi, manyetik rezonans görüntüleme gibi radyolojik incelemelere gerek yoktur. Altı hafta geçmesine rağmen bel ağrısı devam ederse radyolojik inceleme yapılır.

    Akut ağrı atağında kısa süreli yatak istirahatı, belin üzerine binen yükü azaltacağı için yararlıdır. Ancak yatak istirahatı 4 günü geçerse, omurganın etrafında bulunan destek kasları zayıflayacağından, yaradan çok zarar verebilir. Sanılanın aksine sert bir zeminde yatak istirahatı uygun değildir. Önemli olan yatağın konduğu zeminin sert olmasıdır.

    Günümüzde kullandığımız hemen hemen bütün yatak modelleri bu özelliği taşımaktadır.

    Bel ağrı tedavisinde önerilen ağrı kesici ilaçlar genellikle yangı giderici, yani ağrı hissine neden olan bazı kimyasal mekanizmaları engellemeye yönelik ilaçlardır. Bu ilaçları doktor önerisi dışında kullanmak, özellikle sindirim sistemi üzerinde oluşturabileceği yan etkilerinden dolayı uygun değildir. Bu ilaçları doktorunuzun önerdiği sürede ve dozda kullanmakta yarar vardır. Unutulmaması gereken en önemli nokta, bel ağrısı için yapılan bütün tıbbi tedavi yöntemleri ağrı kaynağını ortadan kaldırmaz, ağrının hissediliş derecesini azaltır. Vücudumuzun tamir mekanizmaları 6 haftaya kadar ağrı kaynağı olan dokuyu onarabilirse bel ağrısı geçer.

    BEL AĞRISI

    Ne Zaman Durum Ciddidir ve Ne Zaman Mutlaka Doktora Gitmek Gerekir?

    6 hafta geçmesine rağmen geçmeyen bel ve/veya bacak ağrısı, bacakta güç kaybı hissedilmesi, idrar yapmakta veya tutmakta güçlük, makat bölgesini içeren uyuşukluk hissi, kısa mesafe yürüyüşlerde bile her iki veya tek bacakta gelişen uyuşukluk, yorgunluk hissi, özellikle idrar yapma güçlüğü veya makat bölgesinde uyuşukluk yakınmaları geliştiği zaman veya bacakta belirgin güç kaybı gelişirse, acil cerrahi girişim endikasyonu vardır.Bu durumlarda sinir dokusu basısı ciddi boyutlarda olduğu için, erken dönemde yapılacak cerrahi girişim yakınmaların düzelmesini sağlayabilir. Zaman geçtikçe yakınmaların kalıcı olma olasılığı yükselir.

    Geçmeyen bel ve bacak ağrısı yakınması ile başvurduğunuz hekiminiz yaptığı muayenesinde kuvvet kaybı bulmazsa, radyolojik incelemelerin ışığında size cerrahi girişim dahil olmak üzere çeşitli tedavi yöntemleri önerecektir. Ağrının şiddetine, yaşamınızı etkileme boyutuna göre bu tedavi seçeneklerinden karar verilecektir.

  • Bel ağrısı tedavi yöntemleri

    Konservatif Tedavi


    Yatak istirahatı: 4-7 gün ortopedik bir yatakta dizler
    hafif karına doğru çekik şekilde yatak istirahatı idealdir.

    Uzun süre yatmak kasları zayıflatır, iyileşme süresini geciktirebilir.

    İlaçlar :

    · Ağrı Kesiciler: Ağrıyı azaltır.

    · Anti-Enflamatuar İlaçlar: Belde enflamasyonu önleyerek ödemi çözer ve ağrıyı keser.

    · Kas Gevşetici İlaçlar: Kas spazmını çözer, sinir iritasyonunu azaltır.

    · Anti-depresanlar: Bel ağrısı tedavisinde ilk tedavi seçeneği değildir. Mutlaka kronik dönemde ve doktor denetiminde kullanılmalıdır.

    Masaj, Hidroterapi (su tedavisi), Ultrason, Elektrikli Sinir Dalgaları (TENS) diğer tedavi yöntemleri olup mutlaka uzman kişilerce uygulanmalıdır.

    Bel Kuşakları ve Korseler: Takılan bel kuşakları hatırlatıcı olması sebebiyle bel hareketlerinin daha dikkatli yapıldığı kesindir. Ayrıca beli sıcak tutar.

    Korse uygulaması genel olarak psikolojik destek evresinde kullanılması dışında önerilmemektedir.

    Korse uygulaması vücudun doğal korsesi olan kasları güçsüzleştirmekte, bu da iyileşmeyi geciktirmektedir

    Fizik tedavi

    Bel ağrısı sonucu oluşan adele spazmı ve ödemi çözmek için kullanılır. Egzersizlerle de amaçlanan karın ve sırt kaslarının gücünü arttırarak, omurganın kemik sitemine düşen gücün dengeli dağılımını sağlamaktır. Bel ağrısında ilk 48 saatte soğuk uygulaması ödemi azaltırken, geç dönemde sıcak uygulaması kas spazmını ve oluşmuş ödemi çözer.

    Egzersiz programı başlangıçta 3-5 dakika gibi kısa süreli başlar. Gün geçtikçe süresi arttırılır. Ameliyat sonrasıda aynı egzersiz programı kullanılmaktadır.

    Omurgaya El ile Müdahale, Bel Çektirme (Şiropraksi):
    Bu müdahale şeklinin nasıl yararlı olduğu bilinmemektedir. Ancak bel ağrılı çok sayıda hasta bu yöntemin üstünlüğüne inanmaktadır.

    Ciddi bel fıtığı, romatizma yakınmaları, tümör, enfeksiyon gibi ciddi rahatsızlığı olanların uzak durması gerekmektedir. Düzeltmek adına sonuç daha da kötü olabilmektedir.

    Enjeksiyon Tedavisi: Ağrıya neden olan yeri bulup
    oraya ağrı oluşumunu engelleyen ilaçlar verilebilir.
    Tedavi dışında tanı koymakta da yardımcıdır.

    Ozon tedavisi:Enjeksiyon tedavisi gibi uygulanır,hasarlı bölgeye iyi bir antienflamatuar olan ozon gazı uygun koşul ve dozlarda uygulanır.

    Akupunktur, Biyolojik Geri İletim (Biyoenerji): Kısa süreli düzelme sağlamakla birlikte bel ağrılarının önlenmesi ve iyileşmesindeki etkisi kanıtlanamamıştır.

    Eğitim (Bel Okulları, İş Ortamı): Bel okulları günlük hayatta yanlış bel hareketlerini tanıtarak pratik bilgiler verir. Belimizin güçlü ve hareketli olması sağlanır.

    Çalışma şartlarının ve iş ortamının beli koruyacak şekilde iyileştirilmesi hedeflenir.

    Gerginliği- Stresi Azaltma ve Egzersiz:
    Gerginlik- stres belimizin en önemli düşmanıdır. Yasaklar, iş ortamının stresi, biriken borçlar, aile kavgaları ve ekonomik sorunlar gerginliği her zaman arttırır. Stres ve gerginlik kaslarımızın kasılmasına sebep olur. Yaşam biçimimizde gerginliği azaltma yollarından birkaçı şunlardır:

    · Düzenli egzersiz

    · Tatil

    · Sauna / Jakuzi / Kaplıca

    · Masaj

    · Yoga / meditasyon

    · Hobiler

    · Sosyal uğraşılar

    · Güzel sanatlar

    · Uygun ilişkiler, motivasyon

    Cerrahi tedavi

    Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?

    · Omurgada tümörü veya apsesi olanlara,

    · İdrar ve dışkı denetimini yitirenlere (Cauda Eqüina Sendromu), (Acil Cerrahi tedavi gerektirir)

    · İlerleyeci kas gücü kaybı, duyu ve refleks kaybı olanlara, (Nörolojik defisiti olanlar)

    · Tedaviye rağmen şikayetleri 4-6 hafta sürenlere,

    · Bazı tip omurga kırığı olanlara,

    · Omurgada Spondilolistezis (Bel kayması) veya Anormal bel hareketliliği (İnstabilite) olanlara,

    · Yapılan radyolojik incelemelerle (Myelogram, BT, MRI) tanısı doğrulananlara.

    Cerrahi yöntemler:

    Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm’lik kesiyle cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır.

    Diskin %30’unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %1’den azdır. Anestezi riski, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklılık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2’den azdır.

    Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında daha küçük bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre biraz yüksektir.

    Girişim sırasında daha az travma sebebiyle iyileşmenin daha çabuk olduğu bildirilmiştir.

    Endoskopik Diskektomi : Bu işlemde kesiğe gerek kalmaz. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Her disk hastasında uygulanamaz.

    Lazerle Diskektomi: Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.

    Laminektomi: Omurun arkasında lamina denilen kısmın tamamı çıkartılır. Dar kanalın ve omurilik sinirlerinin görülmesi istendiğinde kullanılır.

    Ameliyata pozitif katkıda bulunan etkenler:
    -Hastanın şikayetleri, muayenesi ve çekilen MR arasında uyumluluk
    -Bası gelişen sinir dokusunda hasar tam yerleşmeden ameliyat edilmesi
    -Hastanın normal kilolu olması.
    -Hastanın diabetik ve hipertansiyonu bulunmaması
    -Hastanın ağrı eşiğinin normal olması
    -Hastanın tedavi prensiplerini iyi anlayarak, hekimine güvenmesi. Parasal problemlerin hastayla hekim arasında sorun teşkil etmemesi.
    -Hastanın ameliyat sonrası rehabilitasyon programını anlayabilecek düzeyde psikolojik yönden stabil olması.
    -Hastanın ameliyat nedeniyle başka çıkarlar beklememesi (örneğin bu ameliyattan sonra emekli olmayı bekleyen kişi.)
    -Cerrahın tecrübesi ve hastaya uygun ameliyat yöntemini seçebilmesi

  • Bel fıtığı hakkında bilmezi gerekenler

    Bel fıtığı hakkında bilmezi gerekenler

    BEL FITIĞI NEDİR?

    Omurga, omur adı verilen birbirine bağlı bir dizi kemik yapıdan oluşmuştur. Disk denilen yapı; omurları birbirine bağlayan ve omurlar arası yastık gibi işlev gören sağlam bir bağ dokusudur. Diskler, anulus fibrosus adı verilen sağlam bir dış tabakadan ve ortasında jel yapıdaki nukleus pulposusdan oluşur. Bu yapının işlevini arabalardaki amortisörlere benzetebiliriz. Kişi yaşlandıkca ortadaki bu jel yapı su iceriğini kaybederek bozulur ve yastık görevini daha az yerine getirmeye başlar. Bu durum, disk merkezinin dış tabakadaki bir çatlak yoluyla yer değiştirerek disk fıtıklaşması (bel fıtığı) denilen durumu oluşturmasına neden olur. Fıtıkların çoğu bel omurlarının tam bel bölgesinde ve belin hemen altında bulunan son 3 disk mesafesinde oluşmaktadır.

    Fıtıklaşmış bir disk, bel ağrısı oluşturabildiği gibi, omurgadan çıkan sinirlere baskı oluşturabilir ve siyatik olarak adlandırılan bacaklarda ağrı, uyuşma ve ayakta güçsüzlüğe neden olabilir. Bel ve bacak ağrısının bel fıtığının dışında birçok başka sebebi de (kas-kemik- sinir dokusu bozuklukları, bazı enfeksiyonlar, doğumsal yapısal bozukluklar vb. gibi) bulunmaktadır. Bu nedenle ayırıcı tanının dikkatli yapılması gereklidir.

    TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

    Ani gelişen bel fıtığı olan hastaların yaklaşık %80- 90’ı, cerrahi müdahale olmadan iyileşebilmektedir. Doktorunuz genellikle cerrahi dışı yöntemler ile tedaviye başlayacaktır. Şayet ağrınız nedeniyle hâlâ günlük yaşam aktivitelerinizi yerine getiremiyorsanız, ciddi güc kaybı veya idrar tutamama gibi sorunlar varsa, hekiminiz size cerrahi tedaviyi önerebilir. Cerrahi tedavi bazı gecikmiş durumlarda bacağınızın eski gücünü tam olarak geri getiremese de daha da gücsüzleşmesini önler ve bacak ağrınızı geçmesine yardımcı olur. Cerrahi genellikle sizi bacak ağrısından kurtarmak için önerilir ve bu konuda %90’ın üzerinde başarıya sahiptir, fakat ameliyat sonrası tavsiyelere cicciye alınarak uyulması gerekmektedir..

    BEL FITIĞINDA ACİL AMELİYAT GEREKEBİLİR Mİ?

    Bazen fıtık bacağa giden sinir köküne bası yaparak bacakta belirgin güc kaybına hatta ayağın tam kuvvetsizliğine neden olabilir ve bu nedenle acil ameliyat gerekebilir. Böyle bir şey olursa hemen doktorunuza ulaşmanız gereklidir. Çok nadir olarak büyük bir fıtık, mesane ve bağırsak kontrolünü sağlayan sinirlere baskı yaparak bu kontrolün ortadan kalkmasına neden olabilir. Hasta istem dışı idrar kaçırmaya başlar. Bu durum genellikle kasık veya cinsel bölgede hissizlik ile birliktedir. Bu durum bel fıtığı nedeniyle acil cerrahi gerektiren birkaç durumdan biridir. Böyle bir şey olursa hemen doktorunuza ulaşmanız gereklidir.

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT DIŞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Doktorunuz size cerrahi dışı tedaviler olarak kısa süreli istirahat, ödemi azaltmak için antienflamatuar tedavi, ağrıyı kontrol altına almak için ağrı kesiciler, fizik tedavi, egzersizler veya epidural ilaç enjeksiyonu tedavisi önerebilir. Şayet size istirahat önerildi ise önerilen süre kadar yatak istirahatı yapmaya özen gösteriniz. Çok uzun süreli yatak istirahatı, eklemlerde sertliğe ve kaslarınızda güçsüzlüğe neden olarak ağrıyı azaltacak hareketleri yapmanıza engel olur. Tedaviniz sırasında doktorunuza tekrar calışmaya ne zaman başlayabileceğinizi sorunuz. Doktorunuz tedaviye başladıktan sonra, belinizi zorlamadan günlük yaşam aktivitelerinizi nasıl yapacağınıza dair eğitim verebilir. Ameliyat dışı tedavinin amacı; sinir ve disk zedelenmesini azaltmak, omurgayı korumak için fizik kondüsyonu geliştirmek ve genel vücut işlevselliğini arttırmaktır. Bu, bel fıtığı hastalarının coğunda ancak birden fazla tedavi yönteminin bir arada uygulandığı düzenli bir tedavi programı ile gercekleştirilebilir.

    Hekiminiz sizi egzersiz programına hazırlayabilmek için ağrınızı azaltmak ve kas spazmını çözmek için bazen öncelikle ultrason, elektrik uyarımı, sıcaksoğuk uygulamalar ve yüzeyel yöntemleri önerebilir.

    Traksiyon (germe) da bazı hastalarda sınırlı ağrı kontrolü sağlayabilir. Bazen de doktorunuz fıtığınızı aslında iyileştirmeyecek olmasına rağmen, ağrınızı azaltmak için çelik çubukları bulunan veya esnek bel korseleri kullanmazı önerebilir. Ciddi ve bilimsel olarak yapılması şartıyla manüplasyon (bel çekme), spesifik olmayan bel ağrılarında kısa süreli bir iyileşme sağlayabilirse de bel fıtığı vakalarında coğunlukla önerilmemektedir.

    Bel veya bacak ağrılarınızı azaltmak için öncelikle hafif germe egzersizleri ve postür değişiklikleri önerilmelidir. Ağrınız azaldıktan sonra esneklik kuvvet ve dayanıklılığınızı geliştirecek ve normal günlük yaşantınıza dönmenize yardımcı olacak daha etkin egzersizler yapılabilir. Egzersizlere başlandıktan sonra iyileşme durumuna göre egzersiz tipi şekillendirilmelidir. Ev egzersizleri ve germe programlarını öğrenmek ve devam ettirmek tedavinin önemli parçalarıdır.

    İLAÇ TEDAVİSİ VE AĞRI KONTROLÜ

    Ağrıyı kontrol altına almak için kullanılan ilaçlara analjezik ilaçlar (ağrı kesiciler) denir. Çok sık olmamakla birlikte bazen kas gevşeticiler önerilebilir. Şayet şiddetli ağrınız varsa doktorunuz kısa bir süre için narkotik ağrı kesicileri kullanmanızı önerebilir. Bu ilaçları sadece ihtiyacınız dahilinde kullanınız. Aksi taktirde uzun süre ve yüksek dozda kullanmanız daha hızlı iyileşmenize neden olmayacağı gibi kabızlık ve uyku hali gibi istenmeyen yan etkilere neden olabilir ve bu ilaçlara bağımlı hale gelebilirsiniz. İlaçların tamamı sadece önerildiği şekilde kullanılmalıdır. Doktorunuza kullanmakta olduğunuz ilaçları tam olarak bildiriniz ve verilen tedaviden fayda görüp görmediğinizi belirtiniz.

    Nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar (NSAİİ) da ağrı kesicilerdir ve ayrıca bel fıtığının bir sonucu olarak ortaya çıkan ödem ve yangıyı azaltmak için kullanılırlar. Şayet doktorunuz size ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçlar önerdiyse mide ağrısı gibi yan etkileri yönünden dikkatli olmalısınız.

    Ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçların uzun süreli kullanımlarında ortaya çıkabilecek problemler açısından doktorunuzun kontrolünde olmalısınız. Şayet şiddetli bacak ağrınız varsa epidural enjeksiyonlar veya ‘bloklar’ önerilebilir. Bunlar epidural mesafeye (spinal sinirlerin etrafındaki boşluk) bu teknik üzerine özel olarak eğitim almış bir doktor tarafından yapılan kortikosteroid karışımlı ilaç enjeksiyonlarıdır. İlk enjeksiyondan sonra aralıklarla birkaç kez daha aynı işlem tekrarlanabilir. Bu tedaviler genellikle kapsamlı bir tıbbi tedavi programının bir parçası olarak uygulanmaktadır. Bu enjeksiyonların amacı sinir ve diskin enflamasyonunu (yangısını) azaltmaktır.

    Tetik nokta enjeksiyonları doğrudan belde ya da kalçada ağrıyan yumuşak doku veya kas içine bazen kortikosteroid ile birlikte yapılan lokal anestezik madde enjeksiyonlarıdır. Ağrını kontrol altına alınmasında sıklıkla yararlı olmasına rağmen tetik nokta enjeksiyonlarının bel fıtığı üzerine direk iyileştirici bir etkisi yoktur.

    BEL FITIĞINDA CERRAHİ TEDAVİ

    Cerrahinin amacı; Bel bacak ağrısına ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire baskısını ortadan kaldırmaktır. En sık kullanılan yöntem her zaman mikroskop kullanmak şartıyla diskektomi veya sadece fıtıklaşan disk parçasının temizlendiği parsiyel (kısmi) diskektomidir. Diski net olarak görebilmek için bazen, diskin arka tarafında bulunan lamina denen kemiğin bir kısmını çıkarmak gerekebilir. Alınan kemik çok az bir parça (hemilaminatomi) veya daha geniş bir kısım (hemilaminektomi) olabilir. Bazı uygun vakalarda endoskopik sistem kullanılır. Bu ameliyat çoğunlukla genel anestezi altında yapılır ancak hasta koşullarına gore bazen spinal anestezi denilen yöntemle uyutmadan da yapılabilir. Hasta ameliyat masasına yüzüstü, genellikle de dizüstü pozisyonda yatar. Fıtıklaşan diskin üzerinde cilde kücük bir kesi yapılır ve omurganın üzerindeki kaslar kemikten sıyrılır. Fıtıklaşmış disk ve kopan parçaları çıkarılarak sinir sıkışıklığı giderilir. Osteofit denilen kemik çıkıntılar da sinire baskı oluşturabilecek herhangi bir şey kalmaması için temizlenir. Mikrocerrahi yöntemle genellikle kanama çok az olur ve kan kullanılmaz.

  • Bel fıtığı nedir? Nasıl tedavi edilir?

    Bel fıtığı günümüzde sıkça rastlanılan sağlık problemlerinden tekidir. Bel omurganın en fazla yük taşıyan bölgesidir olduğundan gündelik yaşamda yük kaldırma, eğilme, dönme benzeri hareketlerden dolayı bel bölgesi insan farkında olmadan pek çok kez travmaya maruz kalmaktadır.Bel fıtığının birçok sebebi vardır. Bel fıtığının en yaygın sebebi kas-iskelet sistemi kaynaklıdır ve en sık mekanik nedenler baskındır. Diğer bozukluklar sıklıkla omurganın normal yapısında bulunan disk veya faset eklemlerle ilgilidir.

    Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev gören bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Omurlar arasındaki disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet etmektedir.. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus olarak adlandırılan jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus denen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerdeyse her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar bulunmaktadır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denilmektedir. Bel fıtıkları bulging(taşma), protrüzyon, ektrüzyon ve sekestrasyon olmakla beraber üzere 4 evrede değerlendirilir.Bel fıtığı Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, taşma derecesine göre omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkışmakta böylece bel ağrısı ile ilgili sinir boyunca bacakta ağrı, duyu kaybı, kuvvet kaybı gibi bulgularda eşlik edebilmektedir. Bunun yanında fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olmaktadır. Vücut yaşlandıkça omurgalar arasındaki diskler esnekliğini ve şok emici özelliklerini kaybeder ve dejeneratif disk hastalığı dediğimiz yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.Bel fıtığı riski altında olanlar halter gibi yüksek riskli sporlarla uğraşanlar,zayıf bel ve karın kasları olanlar,aşırı kilolu olan kimseler,ağır kaldırma ve yanlış eğilme hareketlerini yapanlar,hamileliğin son aylarında olanlardır,uzun süre araç kullanmak zorunda olan kimseler,duruş bozukluğu olan kimselerdir.

    Bel fıtığı tanısı yapıldıktan sonra, çekilen MRI ile fıtığın dereceside ameliyat kararında etkilidir ancak her fıtık ameliyat gerektirmeyebilir. Tumor, abse gibi bazı durumlarda cerrahi müdahale gereklidir.