Etiket: Dil

  • Çocuklarda gecikmiş konuşma ve dil gelişiminde ev etkinlikleri

    Çocuklarda gecikmiş konuşma ve dil gelişiminde ev etkinlikleri

    Çocuklardaki konuşma ve dil gelişimi alıcı dil ve ifade edici dil olarak iki aşamada gerçekleşir. Önce alıcı dil daha sonra ifade edici dil kazanılır. Dil gelişimi desteklenecek çocukların performanslarına göre eğitim programı hazırlanır. Alıcı ve ifade edici dil ile ilgili davranışlar aşamalarda belirtilen sıra ile çeşitli yöntem ve teknikler kullanılarak kazandırılmaya çalışılır.

    Alıcı dilin geliştirilmesi için kavramlar, cümleler çeşitli çalışmalarla çocuklara dinlettirilir. Kulak dolgunluğu kazandıktan sonra belleğine alması sağlanır, alıcı dilin iyi bir biçimde oluşabilmesi için kısa ve öz konuşmalar yapılmalıdır, doğru model olmak dil gelişimi için en önemli aşamadır, karmaşık cümle ve uzun sözcüklü cümle ve abartılı ekleri olan sözcüklerle çocukla konuşma dil gelişimine fada sağlamak yerine zarar sağlayabilir. (Öğrenci konuşmak istemeyebilir.)

    Daha sonraki süreçte günlük yaşantılarını anlatma, resimler üzerinde konuşma, yaşantı sağlama etkinlikleri ile cümle kurma çalışmaları yapılır. Devamında ise hikaye kitapları okunarak, dramatize edilerek anlatma çalışmalarına yer verilir, serbest, kurallı, hayali oyun ortamlarındaki bütün konuşma fırsatları değerlendirilmelidir.

    Bunun dışında dilimizde ekler ve görevleri teker teker ele alınarak eklerin görevleri öğretilir. Nerede nasıl kullanılacağı uygulamalı olarak öğretilir. Sonraki zamanlarda da öğrendiği ekleri kullanması istenir, bu nedenle önce eksiz kelime bağlama uygun biçimde uygulanmalı, çocuk ile konuşulurken cümle formatında ancak en kısa ve öz biçimde konuşma yapılamalı, aşama ilerlemesi görüldükçe eklerin tekrarı uygulanmalıdır.

    Çocukta konuşma gereksinimi yaratma. Konuşma ancak konuşmakla kazınılır ve konuştukça pekiştirilir. Konuşma zevkli bir uğraş haline getirilir ve bir işe yaradığı gösterilirse çocuk konuşmaya istek duyabilir.Ama gecikmiş konuşma gösteren çocukların bazıları konuşmaktan sakınır.

    Bazılarında hiç konuşma girişimi görülmez. Bazıları konuşmaktan çekinmezler ama konuşmaları anlaşılmaz, yani, bir işe yaramaz. Bunlar çoğunlukla konuşmanın büyüklerle ilişki kurmak ve gereksinmeleri doyurmada ne kadar önemli bir araç olduğunun farkında değildirler. Örneğin bazı ailelerde çocuk için kardeşleri konuşur. Kendi adına konuşan olunca çocuk konuşmaya gerek duymaz. Çocukların bazıları konuşmanın yararının farkında olmadığı gibi onun zararlı olacağı duygusu içindedir. Konuşmayı öğrenmek ve kullanmakla başının derde gireceğine inanır. Konuşmayı öğrenmeden çevreleriyle geçinip gideceklerini sanırlar. Gerçekten, bütün büyüklerin çocuğun dilini öğrenmeye ve o dili kullanmaya çabaladığı bir ailede çocuk için jest ve mimikler pekala yeterli bir dil olmaktadır.

    Bu gibi çocuklarla ilişki içinde bulunanların genel olarak şunlara dikkat etmesinde yarar vardır:

    – Çocuğun yanında onun duyabileceği gürlükte, izleyebileceği hızda, anlayabileceği sadelik, hoşlanabileceği tonda konuşmak yararlı olur. Öte yandan çocuğun konuşma girişimleri farkedilir, izlenir ve desteklenirse yine yararlı olacağı da unutulmamalıdır. Bunları biraz daha açmakta yarar vardır.

    – Bu gibi çocuklarda ilişkide bulunanlar onlarda konuşma gereksinmesi yaratmak için sessiz jest ve mimiklerle yapılan anlatımları görmezlikten gelmelidirler. Ana baba ve yakın çevreyi oluşturan yetişkinler çocuğun işaret ve jestlerini ödüllendirmeyi yanı anlamayı yavaş yavaş azaltmalıdırlar. İlk gün iki işaret ya da jesti seçip, ısrarla anlamazlıktan gelmeli ve yanlış anlamalı. Böylece çocuk şaşıracaktır. Varsın şaşırsın. Ama bu işaretlerin işe yaramadığını anlayacaktır. Ertesi günü seçilen işaretlerin sayısı artırılabilir. Seçilen işaretler tek sözcük karşılığı olmalıdır.

    – Çocukta konuşma gereksinmesi yaratan bir başka yöntem, ana baba, öğretmen ya da uzmanın kendi kendine yüksek sesle ve çok konuşmasıdır. Bu konuşma çocukla birlikte, bir iş ya da hareket yaparken olmalıdır. Örneğin anne ev temizlerken çocuk yanındaysa şöylesi bir konuşma yapabilir:”Anne şimdi ev temizliyor.. terlikleri topladı.. tablayı yıka.. tabla şimdi sabunlu..yıka..durula..kurula..tabla tertemiz oldu.. tablayı masaya koy.” Böylesi basitleştirilmiş konuşmalar günde birkaç kez yapılırsa, bunları izleyen çocuk önceleri içinden, sonraları dıştan,yüksek sesle konuşmalara katılır .

    – Sağaltım süresince sağaltımcı da bu biçimde kısaltılmış konuşmaya yer vermelidir. İlk oturumda olanakların elverdiği oranda az konuşmalıdır. Çocuğun işaretli, jestli konuşması izlenip onunla iletişim kurulmaya çalışılmalıdır. Sonradan çocuğun kullandığı işaretin yerine geçecek en uygun tek sözcük, kısa tümceli konuşma kalıpları işaretlerle birlikte kullanılmalı. Çocukla yapılacak konuşmaların ilk oturum ve aşamalarda hız olarak ağır ve sade olmasına dikkat edilmelidir. Yetişkinlerin konuşmalarında akış ve hız fazla, anlam karmaşık olduğundan gecikmiş konuşma özürlü çocukların çoğu böylesi konuşmaya erişmenin çok güç olacağı duygusuna kapılırlar. Oysa basitleştirilmiş ve yavaşlatılmış bir konuşma çocuğa yapabileceği bir iş gibi görünür. Sağaltımcı buna dikkat etmelidir.

    – Yatmadan önce çocuğa ana baba ya da bir yetişkin tarafından öykü okuma geleneği varsa, aile bundan bir süre vazgeçmelidir. Çünkü okuma hızı ve akıcılığı çocuk için erişilmez görünür ve yılgı yaratabilir.

    – Konuşmayı bir iletişim aracı haline getirme. Çocuk kendisine öğretilen yeni sözcükleri günlük yaşamında kullanmaya özendirilmelidir. Bunun için ana baba, uzman ve öğretmen birlikte çaba harcamalıdırlar. Çocuklar yeni öğrendikleri sözcükleri büyüklerle birlikte kullanmaktan zevk alırlar. “Kapıyı aç.” Demeyi öğrendiyse, bunu bir büyüğe emrederek söylemek ve emrinin yerine getirilmesini görmekten büyük zevk duyar. Bu özellikten yararlanarak çocuklar konuşmaya özendirilebilir. Çocuklardan bu fırsat esirgenmemelidir. Gel, aç, kapa, al, ver, kapıyı aç, kapıyı kapa türünden emir tümceleri ve sözcükleri kullanarak böylesi alıştırmalar yapılabilir.

    – Bu tür çalışmalar yapılırken iki hususa dikkat yetmek gerekir. Bunlardan biri, çocuğu gerçek becerisinden, yapabileceğinden daha fazla konuşmaya zorlamamaktır. Çocuk konuşmayı söküp, bunun bir sosyal kontrol aracı olduğunu farkettiğinde konuşmak için çok fazla istek duyar ve çok hızlı konuşmak ister. Hızlı ve fazla konuşma çoğunlukla duraksama ve engel yaratır. Kekemelik denen ritim bozukluğu çoğunlukla böylesi bir geçmişe sahip, özellikle akranlarına yetişsin diye zorlanan çocuklarda görülür. Çocuk sakin, yavaş bir konuşma ve dinleme hoşgörüsü çok olan bir ortamda olursa yukarıdaki sakıncalar önlenebilir.

    Dikkat edilmesi gereken ikinci husus ana babanın acelecilikten sakınmasıdır. Genellikle eklemleme bozukluklarını düzeltmek için yapılan sık karışma sağaltımı engeller. Ana baba gecikmiş konuşma özürü olan çocuğun eklemleme hatası yapmadan birden normal bir konuşma yapmasını bekler. Bunun hemen beklenmemesi gerektiğine ana baba inandırılmalıdır. Ana babanın bu konuda yapabileceği en iyi yardım kendilerinin hoşgörülü birer dinleyici, düzgün konuşan bir konuşmacı rolünü oynamalarıdır. Ana baba şunu devamlı olarak aklından çıkarmamalıdır: Konuşmaya 4 yaşında başlamış bir çocukla 2 yaşında başlamış olan bir çocuk 5 yaşına geldiklerinde aynı düzeyde konuşmaya sahip olmayabilirler. Ama üç yıl içinde belki arayı kapayabilirler. Tabii diğer durumlar denkse.
    “Eski konuşma alışkanlığını unutmak için yeni konuşma alışkanlığını benimsemeniz gerekir.”

    ETKİNLİK ÖNERİLERİ

    Aşağıda dil ve konuşma gelişimini destekleyen bazı etkinlik örnerileri bulunmaktadır.Bu etkinlikleri yaratıcılığınıza,çocuklarınızın özelliklerine ve ev ortamının özelliklerine göre yeniden yapılandırabilirsiniz.

    ÖĞRENMEYE HAZIRLIK BECERİLERİ İÇİN

    Etkinlikleri uygulamadan önce;
    * Çocuğunuzla göz kontağı kurma
    * Dokunma,
    * Dikkat kontrolünü sağlama,
    * Ortak ilgi oluşturma gibi becerileri sağlamış olmalıyız.

    KONUŞMA ORGANLARININ HAZIR HALE GETİRİLMESİ İÇİN
    Nefes Çalışmaları
    * Masa üstündeki kağıdı üfleyerek hareket ettirme,

    * Aynaya üfleyerek buğu yapma

    * Suyu üfleyerek dalgalandırma

    * Kamışla su veya sıvı içme, üfleme

    * Rüzgar gülü üfleme

    * Mum üfleme

    * Mızıka, flüt gibi müzik aletleri ile denemeler yapma

    * Pinpon topunu üfleyerek masadan düşürme

    * Islık çalma

    * Balon şişirme

    Dil, dudak, çene, yüz kasları alıştırmaları
    * Çocuğunuzun dudağının etrafına çikolata,şeker sürüp yalamasını sağlayın,

    * Aynaya bakarak dilini değişik şekillerde hareket ettirme
    * Dondurma, lolipop yalama
    * Dili dışarı çıkarıp-çekme
    * Dudaklarını açıp kapama ve büzme

    * Yüzünüzü komik şekillere sokma ve çocuğunuzun da aynı şekilleri taklit etmesi

    * Çiklet çiğneme

    * Çeşitli yüz hareketleri(gülme, kızma, somurtma, öpme, ağlama v.s) taklit etme

    * Çeşitli sesler çıkarma (kahkaha, hıçkırık, hapşırma

  • HİPNOTİK DİL KALIPLARI

    HİPNOTİK DİL KALIPLARI

    Birilerini dinlerken büyülendiğiniz hiç oldu mu? Kelimeler vurgu, tonlama ve dizilişi itibariyle karşımızdaki kişiye “Hipnoz Etkisi” yapar. Bu etkiyi çıkartan sisteme “Hipnotik Dil Kalıpları” diyoruz.

    Hipnoz karşımızdaki kişinin algıları üzerinde manüpulatif bir etki bırakma sanatıdır.

    “Hipnotik Dil Kalıpları”nın amacı; Konuşmanın amacı sürecinde kişide hayranlık bırakmak bilincin desteğini alarak bilinçaltında isteğin davranışa yönelmesini tetikleyecek mekanizmayı harekete geçirmektir.

    Hipnotik Dil Kalıpları Eğitimini iki günde veriyorum; Birinci gününde teorik ikinci gününde pratik teknikleri, mesleğinde kariyer yapmak isteyen ve iletişimde kendini geliştirmek isteyen her bireyin öğrenmesini öneriyorum.

    İşte eğitimin sırlı içeriği;

    Bilinçaltı Dil Ve Hipnoz

    • Kelimelerle değil duygularla düşünürüz.

    • Algı filitrelerimiz deneyimlerimizi şablonlandırır.

    • Şablonu (ezberi) bozmak ve yeniden yapılandırmak

    Algılarla Oynamak Ve Hipnotik Etki

    • Hipnoz Nedir. Süreç ve Deneyimler

    • Çerçeveleme yöntemi

    • Sonuç odaklı düşünme

    • Algının oluşumu ve değişimi

    • Eleştiriyi yönetebilme

    • Niyet ve niyeti algılama

    • Empati, sempati ve yeniden çerçeveleme

    Değerler Ve Kriterler Sistemi

    • Anlamlandırma Hipnotik etki

    • Gerçeği algılama Hipnotik Etki

    • Değerler ve Kriterlerin Oluşumunda Hipnoz

    İnançlar Ve Beklentiler

    • İnanç Sistemi ve İnancın Gücü

    • Kısıtlayıcı İnançlar

    • Beklentiler

    • Beklentilerin İnanç Sistemi İçindeki Yeri

    İnancın Anatomisi

    • İnanç-Dil ilişkisi

    • Neden-Sonuç

    • İnancın Yapılanmasında Dilin Rolü

    • Kısıtlayıcı İnançlardan Kurtulma

    • Sözsüz İletişim ve İletişim Sihirbazlığı

    Düşünce Virüsleri Ve İnanç Değişimi

    • Düşünce Virüsleri

    • Mantık ve Referanslar

    • İnanç Yapılanması

    • Meta Yapıya Ulaşmak

    Hipnotik Dil Kalıpları Ve Satış

    • Dil Kalıpları Nasıl Bu kadar İşe Yarıyor?

    • Genel İletişim Kalıplarını Hipnotik Dil Kalıplarına Çevirmek?

    • Uygulama ve Deneyim Paylaşımı

    • Kendi Bilinçaltımıza Hipnotik Dili yerleştirmek

    • Öğrenme ve uygulama kaynaklarını tanımak ve kullanmak

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • İNGİLİZCEYİ HİPNOZLA ÖĞRENMEK

    İNGİLİZCEYİ HİPNOZLA ÖĞRENMEK

    Hipnozla İngilizce bir hayal ürünü mü? Herkes hipnoz olur mu? Hipnoza girince yabancı dil beynimize mi sokuluyor? 7 Günde hipnoz öğrenilir mi? Öğrenciler hipnoz edilerek mi İngilizce öğreniyor? Vb. sorular bana en çok sorulan sorulardan biri.

    Çünkü ben hem İngilizce öğretmeniyim, hem psikoloğum hem Türkiye’de hipnoz eğitiminde ilk akla gelen eğitmenlerdenim. Bu formasyonu tamamlayan kaç kişi var acaba ben de merak ediyorum.

    Hipnoz Algıları Açar Öğrenci Öğrenebileceğini Öğrenir

    Hipnozu artık mucizeymiş gibi sunanlara şaşırıyorum. Yer çekimi nasıl görevini görüyorsa hipnotik şuur her keste algıları açık ve telkin almaya müsait bir durum yaratıyor. Bu durum meydana geldiğinde ister kişiye tokluk duygusunu aşılar ve diyetine uymasını sağlarsınız. İsterseniz içinden gelerek ders çalışmasını veya memleket faydalı bir birey olabilmek için inançları uğuruna canlı bomba olmasına şartlandırabilirsiniz. Tüm bunlar olabiliyorsa İngilizce öğrenme becerisini de arttırabilirsiniz o zaman değil mi?

    Eğitimlerde Neler Oluyor?

    İngilizce sınıfta öğrenilmez ama öğrenebileceğinizi öğrenmek için başlangıç düzeyinde bir sınıfa ihtiyaç duyarsınız. Daha önce pek çok sınıfta çaba göstermiş ve bu güne kadar arzu ettiğiniz durumu yaratamamış olabilirsiniz. Bütün bu olumsuz etkilerden korunmak için sınıftan ziyade eviniz kadar rahat edeceğiniz bir öğrenme ortamı yaratılır. Bir günün en verimli saatleri bu öğrenme ortamında geçer böylece kişinin dikkatini bölecek dış etkenlerden korunur. Bu bir hafta süreyle kesintisiz, yüksek bir motivasyonla ve bilinçaltını etkileyen unsurlardan yararlanarak gerçekleştiğinde. Öğrenmek şaşırtıcı olmaz belki öğrenememek daha çok şaşırtıcı olmalıydı diye düşünüyorum.

    Herkes Bu Tekniklerden Yararlanabilir Mi?

    Okullarda veya kurslarda öğrenemeyen öğrenci zamanla direnç ve kompleks geliştirir. 30 yaşın üzerinde ve param var ama zamanım yok diyenlerin çoğu aslında bu dirençlerini kıramadıkları ve kendine güvenemedikleri için alternatif bir yol arıyorlar. İşte hipnozla İngilizce tam bu noktada yabancı dil öğrenmek isteyen adayların dikkatini çekiyor. Talep eden adaylarla telefonda veya yüzyüze bir mülaakaat gerçakleştiriliyor. Uyum ve seviye testine tabi tutuluyor. Sonra 2 veya 4 kişilik öğrenme odalarında güle oynaya bir eğitime başlıyorlar. Tabi bunu 7 gün sürdürse öğrenmemesi mümkün değil.

    Hipnozla Öğrenmedeki Sistem 3 boyutta Ele Alınıyor

    1)GÖRSEL BOYUT

    Bilinçaltının gücünden yararlanılacak imajinasyonlar aktivite edilerek gerçekleşir. Burada telkinler ve kişinin iç dinamiklerinden yararlanılır.

    2)İŞİTSEL BOYUT

    Yeterince duymadığınız bir dili içselleştirmeniz de zordur. Bardağı doldurmadan nasıl boşaltabilirsiniz ki. Yeterince veri girişi olabilmesi için çok sık bu dilin argümanları dinleme yoluyla kişiye aktarılır. Bu dinlemeler gece yatarken de devam eder. Zamanla öğrenmenin kendi sesiyle de entegre olarak sistemin işleyiş mekanizması içerisine dahil olur. Hatta İngilizce rüyalar görmeye başlar.

    3)İÇSELLEŞTİRME BOYUTU

    Düşünmeden konuşabiliyorsanız artık eğitimi içselleştirmişsiniz demektir. Bunun için yeterince tekrar ve uygulamanın içine girmeniz lazım ki bir eğitim ne kadar kullanılırsa o kadar içselleştirilir.

    Sadece 7 Günde İngilizce Öğreniliyor Mu?

    Sadece 7 Günde temel kavramlar ve dilin matematiksel yapısı öğretilir. Bu durum normal kurslarda 2 veya 2.5 ayda verilir. Bu eğitim 3 modülden oluşuyor. Temel kavramlardan sonra bunları geliştirmek için 2. Modüle katılması şiddetle önerilir. 3 Modül artık kendi alanında teknik terimleri de kullanabileceği düzeye getirmeyi hedefler. Tabi artık ders dışında da bütün algıları bu dili entegre etmek üzere çalışır.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Dil ve beyin

    Biyolojik iç saatle ilgili yıllardır devam eden çalışmalar EPİFİZ bezine odaklanmıştı.

    Epifiz; melatonin hormonu salgılar.

    Ancak yapılan çalışmalarda göz ve epifiz bezi çıkarılan deney hayvanlarında biyolojik saatin aynen sürdüğü görüldü.

    Sonraki çalışmalarda vücut iç dengesini sağlayan, sıcaklık, uyku, iştah, cinsellik gibi işlevleri düzenleyen Hipotalamus’da saptanan SUPRAKİYAZMATİK çekirdeğin ışığa duyarlı retina hücreleri üzerinde doğrudan etkili olduğu ve zaman ritmini doğrudan düzenlendiği görüldü.

    Benzer bir buluş DİL konusunda gerçekleşmiştir. Afazik (dil sorunu olan) hastalarda yapılan 1800’lü yıllarda başlayan çalışmalarda Broca, Werbike gibi alanlar saptandı. Sadece dile hitap ettiği sanılan bu alanların bazı motor hareketleri de etkilediği günümüz teknolojisi (PET, QEEG vb) ile saptandı. (şu anda sağ, sol beyincik, sol ön korteks cingulate denen bölge incelemektedir.)

    Şunu özellikle belirtmemiz gerekir; Broca alanı tetiklenen kişilerden 4 eylem istenir ve PET’le takip edilir;

    Deney kelimelerini tekrarlama

    Sadece dil o kelimeyi söyler gibi oynatma

    Elini oynatma

    Elini oynattığını düşünme

    Çok ilginç bir sonuç alındı; 1. ve 2. ci olayda pozitif sonuç alındı, 3. olay beklendiği gibi negatifti ancak 4. sonuçta pozitif çıktı!

    Genel hatları açısından beynin sol tarafı dil işlevleri açısından baskındır. Ancak şunu da bilmemizde önem vardır; çocuk doğar doğmaz konuşmaya başlamaz ama iletişim kurabilir. Bunu ise beynin sağ yarıküresinin üstlendiği düşünülmektedir.

    (Nitekim çocuk büyüdüğünde de kavramlar, mizah, yüz ifadesi dolaylı istekleri anlama görevlerini sağ beyin üstlenmiştir.)

    Dil gelişiminin organize olduğu 2 yaş öncesi çocuklarda kafa travması, sol fronto-perieto-temporal tümörler, apse, norkolepsi, migren, mitekondriyel sitopoti ve epilepsi (piknolepsi) nedeni ile oluşan mistizm; dil yitimine edinsel disfozi denir.

    Aynı şekilde herpes simpleks virüsü (uçuk) önemsiz görünse de beyin iltihabı yapıp Wernice’yi etkiler. Hidrosefoli (beyin boşluklarında sıvı birikmesi) de kokteyl parti sendromu denen çok konuşma, ne konuştuğunu bilmeme, yersiz konuşma dibi durumlara yol açar.

    Şimdi genel olarak iletişmi incelersek;

    İletişim dili 3 bölgeden oluşur;

    Paralinguistik(prosodi): Dilin melodisi

    Nonlinguistik: Sözel olmayan iletişim( beden dili)

    Metalinguistik: dilin düşünce ve niyetle ilişkisi

    Dil bileşenleri ise;

    Fonoloji: Ses bilgisi

    Morfoloji: Biçim bilgisi

    Sentoks: Söz dizimi

    Semontik: Anlam bilgisi ve

    Pragmatik: Kullanım bilgisi olarak tanımlanır.

    Dil yolu ile konuşma bir çok organın birlikte hareketini gerektirir.

    Ses telleri

    Akciğer

    Solunum yolları

    Diyafram

    Gırtlak(lorenks)

    Yutak (forenks)

    Sinüsler

    Dil

    Ağız

    Çene kasları

    Bunların tamamının çalışması ile ses üretimi gerçekleşir. Bu durumsa

    Respirasyon(solunum)

    Fonasyon _ ses tellerinin titreşimi

    Rezonans_ farklı boyutta ses üretimi

    Geçici dil/konuşma sorunları nüfusun büyük çoğunluğunda yaygındır. Bu daha çok ailenin psiko-sosyal yapısına da bağlıdır. Ayrıca erken doğum, gebeliğin ilk 3 ayında enfeksiyon kapma, annenin alkol alımı, ağır metal (kurşun, civa), radyasyon ve ototoksik (işitme sinirini yıpratan) ilaçların dolaylı alımı da çok önem taşır.

    Sorunun kalıcılığını görmek için EEG, QEEG, videoloringostroboskopi, nazoferingoskopi, elektroglottogrofi, akustik gerodinomi tanı için kullanılan tekniklerdir.

    Konuşma bozuklukları:

    Dizatri: konuşma kaslarında güç kaybıdır.

    Antikülasyon bozukluğu: disleksi ve benzeri

    Sözel aproksi

    Akıcılık bozuklukları bunlar sırası ileişitsel engeller, damak- dudak bozukluğu, çocukluk depresyonu (boşanmış ile, ailede ölüm) nörolojik açıdan sol yarıkürede DELTA ve THETA, BETA dalgalarında yükselme, ALFA’da düşme, mentol reterdasyon, otizim gibi sebeplere ilintilidir.

    Bunun dışında Frojil – x sendromu, Down, CP(Serebral Palsi), Asperger, Londou- kleffner gibi sendromlarda da benzer konuşma bozuklukları belirir.

    Nöroterapi bu alanda sonuç alınan başlıca terapi yöntemlerinden biridir.

    Beynin sol yarıküresindeki yukarıda anılan dalga boylarının düzeyinin optimal seviyeye getirilmesi başka bir çok yöntem yolu ile desteklenmektedir.

  • Asperger sendromu insanlar neden kastetmediklerini söyler, neden söylemediklerini kasteder?

    Asperger Sendromu, genel olarak çocukluk aşamasında saptanan nöropsikiyatrik bozukluktur. Genel hatları ile OTİZM’le benzerlikler gösterir. (Toplumsal iletişim ve etkileşimde gerilik; kısıtlı ve kendine özgü tuhaf ilgi alanları…) Otizmle temel farkı dil-bilişsel gerilik olmayışıdır. Semantik-pragmatik yetiler gelişmemiştir. (Toplumsal, kültürel, gelenek-görenek, ahlak, norm türlerinin eksik olduğunu söyleyebiliriz.) Zeka düzeyi genelde normal ve hatta bazen üstündür. DSM-IV ve ICD-10 ölçüleri şöyledir:

    DSM-IV tanı ölçütleri:

    • Toplumsal iletişim için kullanılan el, kol, göz, yüz hareketi, vücut şeklinde değişiklik

    • İnsan ilişkilerinde, eğlence, kıskanma, kendini tanımlama, paylaşma, oyun, beğenme gibi konularda eksiklik

    • Duygusal netlik (evet-hayır) konusunda gerilik

    • Olağandışı, basmakalıp, sınırlı örüntüler geliştirme

    • İşlevi olmayan ancak yeri gelince yapılacak gündelik işlere aşırı ve sık uyma

    • Motor manyerizm (parmak şıklatma, aşırı göz açıp kapama, dil çıkarma, el çırpma)

    • Eşyalarla aşırı ilişki, takıntı

    • Toplumsal mesleki alanlarda uyumsuzluk

    • Normal dil gelişimi

    • Bilişsel gelişim, kendine yetme becerisi, uyumda klinik gecikme olmaması

    • Cinsellikte genelde normalizasyon (aşırı fark yoktur.)

    ICD-10 tanı ölçütleri:

    • Dilde belirgin dil ve bilişsel gelişme geriliği yok

    • Özbakım, adaptif tavırlar, çevre merakı zihinsel gelişim ile uyumlu

    • Motor beceriksizlik var

    • Bir konuya özel ilgi varsa üstün yetiler edinme

    • Karşılıklı toplumsal etkileşimlerde niteliksel kusur mevcut

    • Dar ilgi alanı, aşırı tuhaf bilgi, basmakalıp örüntüler

    • Motor manyerizm

    • Nesneler veya oyun aletlerine aşırı saplantı

    • Obsesif- kompulsif (anankastik) kişilik bozukluğu, çocukluk bağlanma bozukluğu, şizotipal bozukluk, uyumsuzluk, jest yokluğu, motor beceriksizlik, hayal gücüne dayalı oyunlarda düşüklük, tuhaf konuşma, farklı dil, DEHB, depresyon, antisosyal şiddet içeren davranışlar da klinik özelliklere eklenebilir.

    AS, paternal dede-babalarda sık görülür. Binde 3/7 sıklık (ABD) söz konusudur. (AS’li bireylere ait ülkemizde düzgün ve bilimsel ölçütler temelinde saptama yapılmamıştır. Hemen hemen hiçbir istatistik mevcut değildir. Devlet ve özel sağlık kurumları, konu ile ilgili üniversiteler de dahil… Bu nedenle var olan bilgilerin çoğu ABD ve Avrupa’dan alınmıştır.) Normal sınırlara yakın düzeyde sosyal yaşantı içinde kaybolanlar da eklenirse 250’de 1 kişi söz konusu olabilmektedir. ABD’de okul çağı için %1, erkek kadın için sıralama 9:1’dir.

    Bozukluk tanı ölçütlerindeki gelişmeler, annelik yaşının düşmesi, göç, enfeksiyon, viral ajan artışı ve yayılımı, bağışıklık seviye düşüşü, kimyasal toksin ve çevresel kirlilik sorunları Asperger Sendromu artışının temel etmenleridir. AS genel olarak 10-11 yaş arası saptanır. Dil gecikmesi olmayışı toplumsal ilişkilerdeki sorunların özellikle kreş ve anaokullarında DEHB’li vaka çokluğu nedeniyle araya kaynaması yüzünden bazen erişkin döneme dek saptanamaz. Bu durumda kişinin kendi arayışı, iş dünyasındaki saptama, hukuk sistemi gibi yollardan saptanır. Bazense hiç saptanamaz.

    As saptanmasında yuva, ilkokul 3.-4. Sınıf lise, okul bitimi, iş seçimi, eş eçimi, hapishane durumları etkilidir. O denli ki 3-4 okul bitirip iş bulamama, iş stresine dayanamama, uyum sağlayamama, mutlu evlilik yürütememe, cindel ilişkide zorluk gibi sıkıntılar içerisindeki bireyler için AS mutlak surette göz önüne alınmalıdır.

    İnsan ilişkilerinde Prof. Dr. Barış Korkmaz hocanın mükemmel tanımı ile “insanların neden kastetmediklerini söylediği, neden söylemediklerini kastettiği” gibi ciddi bir sorunsalı derin biçimde yaşayan birçok EKSANTRİK insan için de bu sendrom mutlaka incelenmelidir.

    Yine aynı biçimde özellikle okul çağında “cins, tuhaf, gıcık, kıl, inek şaban, arama motoru, Google gibi çocuk, mal gibi adam, kendisinden başkasını düşünmeyen hırt, saygısız, moron, şakadan anlamayan, herkesten doğal hakkıymış gibi hizmet isteyen, yaş ve statü kavramını bilmeyen (okul müdürü İzzet Bey’e İzzet diyen…), sevindiği an herkesin sevinçten uçtuğunu sanan ve düşünen, tanımadığı kişilere özel soru soran veya aile ilişkilerini döküveren, paylaşma, özür dileme, ödünç alıp verme, dürtü kontrolü zayıf” her bireyde AS gözden uzak tutulmamalıdır.

    AS’li ilişkilerinde birçok farklı duygu durumları peş peşe görülebilir. Kendini üstün görmeme, tevazu, utanç, suçluluk duyma duygularına sahip olmayabilir. Beri yandan dedikodudan uzak olma, masum, dürüst olma, mülkiyet duygusu olmama, aldatma ve yağcılık yapmama gibi temel ilkelere de sahip olabilir.

    AS’de sözel olmayan iletişi tipleri, yüz ifadesi, ses tonu, jest ve bakış sorunları mevcuttur. Gramer gelişimi normaldir. Konuşmasında melodik olmayan bir ton vardır., serttir, bazen ders verir gibi didaktik konuşur. Göz teması sıkıntılıdır, bakışı çoğu kez gergin, hırçın, kaygılı, uzaklaştırıcıdır. Şiddet amacı taşırken gözler aşırı parlarken; duygu gerektiren durumlarda tam tersi hiç uygun olmayan, odaklanmayan bakışlar mevcuttur.

    Asli’de prosodi (dilin melodik özellikleri) bozuk olduğu için konuşma hızı ve şiddeti farklıdır. Cenaze, toplantı gibi durumlarda ses yüksektir. Semantik-pragmatik düzeyde dil bozukluğu vardır. (Dilin kavramsal- anlamaya yönelik özellikleri, toplumsal kullanış biçimine uygun değildir).

    Konuşma aşamasında o an geçerli durum, konum, bağlanma, uygun çıkarım yapılamaz. Geçmişte öğrenilen, yeni durumları tanımada kullanılacak verileri seçemez, bu nedenle zihin yükü artar, dikkati hızlı dağılır. Sözcükleri bu amaçla uygun seçme sıkıntısı nedeniyle çoğunlukla o an hangisi uygundur bulmak amacı ile konuşmada sık duruş, “ııı”,”eee” gibi karşıdan yardım bekleme durumları mevcuttur.

    Teğet, çapraz, uygunsuz konuşma düzeni vardır. Yarattığı anlamsız sözcükleri kullanır. (Çocukluk çağında çocukların ayakkabı için “apat” çorap için “çopat” demesi çoğu kez normal olup giderek düzelirken AS’de bu kalıcı hale gelebilir).

    Bilgi edinmede de sorunlar mevcuttur. Dikkat yukarıda söylendiği gibi düşüktür. Kendi ilgi alanına yoğunlaşmıştır. Bir çok kez farklı tarz öğrenme yolları denenir. Bir.ok kez de “ağacı görür ama ormanı göremez”. Takıntıları nedeniyle çoğu kez kendi anlayışına göre zora düşmemek amacı ile ritüel (merasim)-rutin (günlük yaşama düzeni) edinmiştir.

    Bilgi edinmedeki ciddi sorunları ile bir kez öğrenebildiği bir bilgi üzerine yoğunlaşır. Ülke bayrakları, tren tarifesi, futbol maçı tarih ve sonuçları… Kimi kez aşırı fotografik belleğe sahiptirler. Ancak bu bellek çoğu kez belirli bir şeye yönelmiştir. (Tüm keman üreticilerinin isimler, bilirler fakat keman çalamazlar.)

    AS’linin çocukluk düzeyinde öfke, yıkıcı davranış, agresyon (saldırı), kurallara uymama gibi durumlar özellikle dikkat çekicidir. Kaygı düzeyi çoğu kez çok yüksektir. Sikloid psikoz, şizofreni, paranoya, şizoid kişilik bozukluğu, depresyonla çoğalır. Madde, ilaç, alkol bağımlılığı artar. Panik atak yaşanabilir. (Depresyon %40, Mani %9, Bipolar bozukluk %9, İntihar %7, şizofreni %9, OKB %14, paranoya %9, hipokondriyazis %4’tür.) Hastalık hastalığı, tırnak yeme, sümük karıştırma masaya silme, dışkı ile oynama, vücudu sık yıkama, alkolle silme, tik ve manyerizm sıktır. Boğaz temizleme, garip ses, tourette (özellikle küfür), göz kırpma, yüz buruşturma, yere ayak vurma çoklukla görülür.

    Bilişsel- akademik aşamadaki sorunlar özgül öğrenme bozukluğu, disleksi, diskalkuli, makrografi (iri harf kullanımı) sözel olmayan öğrenmede düşüklük, zamanı ayarlayamama, doğruluk, suçluluk duygu ve telaşı, DEHB, işleyen bellek zayıflığı (daha az önce söylenen ismi bile unutma), seçici yanıt verme (istediğini duyma) şeklindedir.

    İlerleyen yaşlarda yakın arkadaşı olmama, düşük jest, özel yüz formu, geleneklere uyamama, tuhaf ve öznel ilgi alanları netleşir. Denetleme ve manipülasyondan uzak dururlar. Çocuksu merak ve doğrucu olup yalan söyleyememe değişmez.

    Otizmin bir çeşidi olan AS, otistik temel belirtilere;

    • Toplumsal ilişkide (socialization)

    • Sözel iletişimde (communication)

    • Hayal gücünde (imagination) yetersizlik tiplerine sahiptir.

    Zeka gelişimi açısından fark belirlidir. Standart otizmde zeka gerilik oranı %70 civarındadır. Atipik Otizm (ADD-NOS: başka türlü adlandırılmayan yaygın gelişimsel bozukluk) veya ağırlıklı olarak sözel otizm olarak tanımlanabilir.

    Zaman içinde eğitimsizlik, aile yetiştirme tarzı sebebi ile uygulanan sıra beklememe (örneğin bankada) trafiğe uymama, yüksek ses çıkarma, çevreyi kirletme gibi olumsuz davranışlar eğitim, aile, toplum etkileri ile normal çocuklarda ortadan yok olsa da AS’de devam eder.

    Sosyal fobi durumunda görülen başarısızlık duygusu, eleştiri ve gruba kabul edilmeme kaygıları bu tablo ile benzeşir.

    Çocukluk çağı psikozları (şizofreni, depresyon) benzeşen tavırlar söz konusudur. Halüsinasyon, hezeyan sık görülür. Şizoidlerde görülen okuldan kaçma, alt ıslatma-dışkı (noktürnal enürezis, enkoprezis) DEHB, aşırı fantezi, yalan, yalnızlık, içe dönüklük- aşırı tek ilgi yoğundur. OKB (anankastik) ile törensel ilişki, otonom bulgu, korkutucu düşünceler benzeşir. Avoidant (kaçıngan) tipi kişilikle de kendi yapısına rağmen sorunu rakip gördüğü kişi veya karşı gruba koyarak itilme, yalnız bırakılma durumunda kendini kurban gösterme tarzı aynıdır.

    As tetkikinde kullanılan psikometrik, nöropsikolojik testler, laterilizasyon (el, ayak, göz), motor beceri (el-göz, şekil, görsel motor) dikkat, görsel algı, mekânsal algı, zamansal algı, Rorschach, dil sorunları (fonoloji, prosodi, gramer, pragmatik, semantik), BT, MR, Pozitron Emisyon tomografisi, QEEG, QEEG ile uyarılmış potansiyeller psikoteknikte kullanılan bazı teknikler kullanılır.

    İlaçla kesin tedavisi yoktur. Psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi gereklidir. Ancak öğretmen veya eğiticinin kişiliği konusunda aşırı duyarlı olduğu için ciddi eğitim görmüş kişilerce bu süreç devam ettirilmelidir. AS’linin terapisinde bu kişiler toplumsal uyumu sözel zeka ile yürüttüklerinden her şey net açıklanmalı, numaralandırılıp listelenmelidir.

    Motor becerisizlik ve Manyerizm konusunda iyi bir beden eğitimi şarttır.

    Davranışçı bilişsel terapide depresyonu çözecek EMDR yöntemler kullanılmalıdır. BIO-FEEDBACK teknikleri ile kişisel duygular ve bunların net dış ifadelerinin tanınması sağlanmalıdır.

    Toplumsal iletişim becerilerinde tanışma, yardımlaşma, iltifat, eleştiri, öneriye açıklık, karşılıklılık, paylaşmai sorunları çözme, idare etme-dinleme, eş-duyum, kaçınma ve sonlandırma teknikleri kullanılmalıdır.

    AS’de nörobiyolojik boyut nasıldır? Hasta yakınma veya şikayetlerine özgü tanı, semptomatik, ampirik, fenomenolojik tanıdır. Soruna neden olan, yol açan, nedene dayalı olana ise etiyolojik tanı denir. Bu yönden As’nin genetik temelde etiyolojik bir tanısı henüz yoktur. Beyinde hastalığa yol açan şikayetlerden sorumlu hasarlı bilginin nerede olduğunu saptayan tanıya lokalizasyona yönelik tanı denir. Hastalığa yol açan etkenlerin hangi organda ne tür hasar yaptığını ise patolojik tanı saptar. (AS’de net bilinmemektedir.) Prognostik tanı ise hastalığın nasıl yol aldığı ve düzelip düzelmeyeceği ile ilgilidir. (AS’de tam düzelme yoktur.) Ancak AS ve beyin yapısı şudur;

    Temel beyin yapıları amygdala, superior temporal sulcus, orbital frontal sulcus (ventromedical sulcus), anterior cingulate kortekstir. Frontal bölgede düşük metabolizma düzeyi olup, serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterler düşüktür.

    Amygdala: hızlı otomatik belirsiz durumların duygusal çözümlemesini sağlar ve As’de etkisi düşüktür. Orbital frontal korteks: olaylara toplumsal anlam yüklemeyle ilgilidir. Önceki deneyimler sayesinde yeni bilgilere ulaşmayı sağlar. As’de öğrenme bozulur, kaygı artar, stres yükselir. Prefrontal lobun, dorsalateral bölgesi analitik düşünce planlama ve kişilik özellikleri ile ilgilidir.

    Premotor korteksteki mirror nöronlar (ayna nöronlar) ise taklit ve empati sağlar. Sağ hemisferdeki fusiform gyrus inferior oksipital gyrus ise yüz tanıma ile ilgilidir. Superior temporal sulcus yüz ifadesi tanıma, öfke, tiksinme gibi duygularda karşısındakini tanıma ile ilgilidir ve AS’de düşüktür. As’de beynin sağ yarı küresi sıkıntılıdır. Cerebellum’da da denge ve vücut hareketlerini düzenleyen kısım sıkıntılı görülür.

    Sonuçta yukarıda bahsedilen psikometrik, nöropsikolojik testler uygulanır. MR, NEUROBIOFEEDBACK gibi terapiler denenir ve QEEG ile beyin temel yapıları incelenmelidir.