Etiket: Dikkat

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Halk arasıda Dikkat Eksikliği belirtileri yanlış bir şekilde üstün zekalı olma, şımarıklık, terbiyesizlik, tembellik ve huysuzluk gibi terimlerle ifade edilmeye çalışılır. Dolayısıyla belirtileri görmezlikten gelmeden, şidddet uygulamaya kadar, geniş bir yelpazede çüzüm aranır.

    Belirtileri bu sorunun yansıması olarak görmek yerine, suçlu aramak ve sonunda çocuğu cezalandırmak, en büyük çözümsüzlüğü üretmek demektir.

    Anne babaların sürekli birbirini suçlayarak, adeta ‘‘ sorunun nedeni ben değilim’’ mesajını vermeye çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak, çocuğa ulaşmayı daha da güçleştirir. Evin duygusal ortamı olumlu olmaktan çok gerilimlidir.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) erken çocukluk döneminde başlayan ve temel belirtileri erişkin dönemde de devam eden nörolojik tabanlı bir gelişim bozukluğudur.

    DEHB bireyin kişiler arası etkileşimini, akademik yaşantısını ve mesleki hayatını, oluşturduğu olumsuz etkiler açısından toplumun da önemli bir sorunudur.

    DEHB doğuştan gelen bir bozukluktur ve daha bebeklik döneminden itibaren uyku azlığı, bozuk uyku düzeni, uyarılara aşırı duyarlılık, ışık, ısı, gürültü gibi çevresel değişikliklere aşırı tepkilerle kendini göstermeye başlar.

    Oyun dönemine geldiklerinde aşırı hareketlilik, duygusal değişkenlik, oyun ve oyuncaklara yaşıtlarından beklenen odaklaşmayı yapamama, bebeklikten beri süregelen uyku düzensizliklerinin yanı sıra söz dinlemeyen, aşırı yaramaz, yerinde duramayan çocuklar olarak annelerinin dikkatini çekebilirler

    Tanının konduğu yaş okula başlama dönemi olan 6 – 7 yaşlarıdır. Çünkü bu yaşlar çocuğun okula ya da sınıf kurallarına uymadığı, dikkatsizlikten dolayı konuya odaklaşmakta güçlük gektiği, akademik başarısında düşüklük, ataklık ve aşırı hareketliliğe bağlı olarak arkadaş ilişkilerinde bozulma gibi yakınmaların yoğunlaştığı bir dönemdir.

    DEHB’li çocukla ilgili aileye devamlı şikayet gelir. Çocuklarının neden olduğu sorunlar için sürekli okula çağırılırlar ve aile devamlı sıkıntı içerisindedir. Diğer aileler ve öğretmenlerin, bu annne babaları yetersiz olarak görmeleri, sorunları iyice karmaşık hale getirmektedir. DEHB’li çocuklar ise, sürekli neyi nasıl yanlış yaptıklarıyla ilgili geribildirim alırlar. Anne – baba, giderek aşırı denetimci, uyarıcı ve stresli bir hale gelir. Böyle bir durumda çocuk yetiştirmenin zorluğu açıktır.

    Diğer çocuklarla kıyaslandığında olumlu yanlarıda göze çarpmaktadır. Bunlar, daha üretken olmaları, enerjik, sıcakkanlı, cana yakın ve dürtüsel olmalarıdır.

    Ancak bu çocuklar, sıklıkla insanlara çabuk güvenebilirler ve kolaylıkla risk alabilirler. Özellikle riskli sağlık davranışları açısından tehdit altında olan bu çocuk ve ergenler de sigara ve madde kullanımı, yasal sorunlar, kötü akran ilişkileri, kendine güven kaybı, okul ve iş başarısında düşüklük ve psikiyatrik komorbite gözlenmektedir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu 3 Tipte Görülmektedir Bunlar;

    1)Dikkat eksikliğinin önde görüldüğü tip:Sadece dikkat eksikliğinin görüldüğü tiptir hiperaktivite ve dürtüsellik varsa da tanı alacak kadar değildir.

    2)Aşırı hareketliliğin önde görüldüğü tip: Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik görülmektedir dikkat eksikliği varsada tanı alacak kadar değildir.

    3)Birleşik Tip:İçersisinde dikkat eksikliği, dürtüsellik ve aşırı hareketliliğini tanı alacak düzeyde barındırmaktadır

    Amerikan Psikyatri Birliği tarafından zihinsel hastalıklara tanı koymak ve ölçüt koymak için belirlenen DSM – V de tanı belirtiler şu şekilde sıralanmıştır

    Dikkatsizlik

    Aşağıdaki belirtilerden en az altı tanesi altı aydır devam etmeli

    • Ayrıntılara özen göstermez okul çalışmalarında işte yada etkinliklerde ayrıntıları gözden kaçırır dikkatsizce hatalar yapar
    • İş yaparken, oyun oynarken dikkatini sürdüremez(oyuncaktan hemen sıkılıp başka bi nesneye yönelebilir) okulda dersi dinlerken yada uzun bir yazı okurken odaklanmakta zorlanır.
    • Doğrudan kendisi ile konuşulurken dinlemiyor gibi görünür(ismiyle seslendiğiniz zaman cevap vermeme gibi)Dikkatini dağıtacak bir şey olmasa bile aklı başka yerde gibi görünür
    • Verilen yönergeleri takip etmez, okulda verilen görevleri ev ödevlerini, sıradan günlük sorumluluklarını tamamlayamaz(örneğin; işe başlar hızlı bir şekilde odağını kaybeder ve dikkati dağılır.
    • İşlerini ve etkinliklerini düzenlemekte zorlanır(Örneğin ardışık işlemleri yapmakta, düzenli olmakta zorluk çeker, düzensiz ve dağınık çalışır, zamanı doğru kullanamaz
    • Uzun süre zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınır, bu tip işlerden hoşlanmaz ve yapmak istemez(Örneğin; okulda verilen görevler ve ev ödevler, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde ise from doldurmak, uzun süren yazılara göz gezdirmek gibi)
    • Kendisi için gerekli olan nesneleri kaybeder(Örneğin; kalem, defter, kitab, gözlük, cüzdan, telefon, anahtar)
    • Dış uyaranlara dikkati kolay dağılır (Gençlerde ve yetişkinlerde ilgisiz düşüncelerde olabilir)
    • Günlük etkinlikleri unutma eğilimindedir (Getir götür işleri yaparken, günlük etkinlikler sırasında, yetişkin ve gençlerde, randevu saatine uymada, faturaları ödemede, telefon aramalarına cevap verme)

    Aşırı Hareketlilik ve Dürtüsellik

    Aşağıdaki belirtilerden en az altı tanesinin bulunması ve altı aydır devam etmesi gerekir

    • Kıpırdanır, oturduğu yerde kıvranır yada ellerini ayaklarını vurur.
    • Oturması beklenen yerlerde oturamaz oturduğu yerden kalkar(Sınıfta, iş yerinde durması gereken durumalrda yerinden kalkar)
    • Uygunsuz ortamlarda koşturur yada bir yere tırmanabilir(Yetişkin veya ergenlerde huzursuzluk hissetme şeklinde görülebilir)
    • Boş zaman etkinliklerine sessiz bir şekilde katılamaz yada sessiz bir şekilde oyun oynayamaz
    • Her an hareket halindedir yada kıçına motor takılmış gibidir
    • Çoğu zaman aşırı konuşur
    • Sırasını beklemekte zorlanır(oyunda yada yetişkinler için kuyrukta)
    • Başkalarının sözünü keser yada konuşmalarının arasına girer, sormadan izin almadan başkalarının eşyalarını kullanabilir

    Birkaç dikkatsizlik yada aşırı hareketlilik dürtüsellik belirtileri iki yada daha çok ortamda olması gerekir(ev, okul, gezme, işyeri, akrabaların yanındayken yada bir etkinlik sırasında.

    Bu belirtiler çocuğun yada yetişkinin ev, okul ve toplumsal yaşayışını açık bir şekilde olumsuz etkilemesi gerekir.

    DEHB’li Çocuğu Olan Veliler Genelde Aşağıdaki Söylemlerle Gelmektedirler

    • Yerinde bir türlü durmuyor gözümüz süreki üstünde çok hareketli
    • Sesleniyoruz ama cevap vermiyor hiç umursamıyor
    • Çok geveze hiç susmuyor sürekli sözümüzü kesip kendisi konuşmak istiyor
    • Çok aceleci hemen olmasını istiyor tezcanlı(aileler bunun mizaç özelliği olduğunu düşünebilmektedirler)
    • Maymun iştahlı hemen sıkılıyor(oyuncaklardan, oyundan, dersten)
    • Çok zeki aslında ama çalışmıyor
    • Aklı sürekli başka yerlerde
    • Dersi dinlerken aklı başka yerlere gidiyor
    • Ders çalışmayı hiç sevmiyor çabuk sıkılıyor
    • Bi işe hevesle başlıyor çabuk bırakıyor
    • Televizyon ve tabletle çok oynuyor kilitlenmiş gibi bakıyor
  • Tercih Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Tercih Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    2018 yılı için Üniversite tercih sürecindeyiz.Peki bu konuda dikkat edilmesi gerekenler neler?

    Herşeyden önce yapacağınız işin karakterinize uygun olup olmadığını kendinize sorun, değerlendirin. Yapmayı düşündüğünüz mesleği her yönüyle araştırın,mesleğinize faal olarak başlamadan önce onu bütün bedeninizle tartın ve bir ömür boyu yaşamaya çalışın… Unutmayın bu mesleği hayat boyu yapacaksınız.Hayat boyu sevmediğiniz bir işi yapmak ister misiniz?Her sabah işe giderken “kahretsin yine mi bu işi yapacağım” diyerek lanet ederek hayatınızı geçirmek istemezsiniz elbette.

    Sevdiğiniz, seveceğiniz ve “işi yaparken kendinizi yenileyebileceğiniz”meslekler seçin.Yıllarca bu işi yapacaksınız ve monotonluğa dönüşmemesi için bu önemli.

    Peki para? Elbette iyi bir yaşam standardı için para olmazsa olmaz ama para her şey mi? Değil…Son derece yüksek kazançlı işlerde çalışırken mutsuz olduğu için yıllarca emek verdiği işini bırakıp yeni bir iş, yeni bir kariyer yapanlar da var.Bu yüzden yapacağınız meslek her yönüyle içinize sinmeli.

    Nelere Dikkat Etmelisiniz?

    Tercihlerinizi yaparken sıralamanızı göz önünde bulundurun.Tercihlerinizi büyükten küçüğe doğru sıralamayın.Ölü tercih diye bir şey yoktur.Önemli olan sizin hangi bölümü, hangi üniversiteyi daha çok istediğiniz.

    Asla ama asla “tutmaz burası ama yazayım” diye yazıp da istemediğiniz bölüm, üniversite ve şehir tercihi yapmayın.Çünkü genellikle orası tutar, siz istemediğiniz bir yerde okumak durumunda kalırsınız.Telafisinde de en iyi ihtimalle de puanınız düşer, sene kaybı yaşarsınız.

    TERCİH LİSTESİNİ NASIL HAZIRLAYALIM?

    Tercih listenizi dört gruba ayırınız her grubu kendi içerisinde en çok istediğiniz programdan başlayarak sıralayın.

    1.grupta

    · Hayallerin ve ideallerin listesi olmalıdır.

    · Bu dilimde kendi sıralamanızdan daha yüksek yerleri de yazabilirsiniz.

    2.grupta

    Sıralamanıza yakın olan ve genellikle sıralamanın biraz üzerindeki yerler yazılabilir. Bu grupta birinci gruptan biraz daha düşük sıralamalı bölümlere yer vermekte fayda var.

    3.grupta

    Sıralamanıza uygun ve sıralamanızın altındaki bölümler yazılabilir.2.gruptaki bölümlerden daha düşük sıralamalara sahip bölümlere yer verebilirsiniz.

    4.grup ise garanti tercihlerinizdir. Bu grupta sıralamanızdan daha düşük yerlere yer vermelisiniz. Eğer sınava tekrar hazırlanmayı düşünmüyorsanız bu gruptaki tercihlerinize çok dikkat etmelisiniz.

    Garanti olarak görülen tercihleri de yazarken yazacağınız üniversitenin hangi şehirde olduğu,yurt olanakları, ulaşım, kampus imkanlarını da değerlendirmelisiniz.

    Ancak sırf üniversite olsun,üniversite okumuş olayım diye istemediğiniz bir bölümü veya üniversiteyi yazmayın.Unutmayın bu eğitimi siz alacaksınız, bu mesleği siz yapacaksınız.

    Asla ama asla sırf sıralaması yüksek olduğu için hiç gitmek istemediğiniz bir bölümü, çok gitmek istediğiniz bir tercih üzerine yazmayınız.

    Peki yüksek tercihleri ilk sıraya yerleştirmek, asıl tutacak yerleri altta yazmak şansımızı azaltmaz mı?

    Hayır! Azaltmaz. Çünkü aynı bölümü isteyen öğrencilerden ister 24.tercihine ister 1.tercihine yazsın sıralaması yüksek olan öğrenci yerleşecektir.

    Üniversite mi tercih edelim Bölüm mü?

    Etiketi iyi diye bir üniversitede okumak mı daha avantajlı? Yoksa daha az tercih edilen bir üniversitenin iyi bölümünde okumak mı daha iyi? Sonuçta Üniversiteden mezun olunuyor ama siz o mesleği yapacaksınız.Bu yüzden öncelik verdiğiniz nokta bölüm olmalı.

    Yani önce bölüm,sonra üniversite, daha sonra da şehir tercihi yapılmalı.

    ÖZEL ÜNİVERSİTE Mİ? DEVLET ÜNİVERSİTESİ Mİ?

    Bu kararı verirken

    – Üniversiteden ne beklentilerinizi

    -Üniversitenin olanaklarını

    -Maddi olanaklarınızı göz önünde bulundurmakta fayda var.

    Ancak bazı özel üniversitelerin olanaklarının bir çok devlet üniversitesinden daha iyi olduğu da bir gerçek.

    YURT DIŞI EĞİTİM OLANAKLARINA DİKKAT EDELİM Mİ?

    -Üniversitelerin sağladığı yurtdışı eğitim olanaklarını göz önünde bulundurun mutlaka.ERASMUS,ISEP gibi öğrenci değişim programları var mı?Bu gibi fırsatları değerlendirmek CVniz için avantaj sağladığı gibi farklı kültürler tanıyarak kendinizi geliştirmeniz için de son derece önemli.

    – Bu konuda özel üniversiteler bir çok devlet üniversitesinden daha fazla imkan sunmakta.

    ÖZEL KOŞULLARA DİKKAT!

    En çok gözden kaçan nokta özel koşullar.Bazı bölümler boy,kilo,sağlık raporu gibi ek değerlendirmeler isteyebiliyorlar.Bunun yanında

    – Tercih edeceğiniz üniversitenin

    · Kampusü nerede?

    . Okuyacağınız bölüm nerede(Bazen Bazı fakülte ve bölümler ana kampüsten başka yerlerde olabiliyor.)

    . Yurt olanakları neler?

    · Yurt ücretleri ne kadar?

    · Özel üniversite ise burs kesilme durumu var mı?

    · Akademik kadrosu kimlerden oluşuyor?

    · Teknik imkanlar neler?(Kütüphane,yemekhane,konferans salonu,spor salonu vs.)

    Bu bilgileri hem kılavuzdan hem de sosyal medyadan araştırın.Eğer mümkünse gidip yerinde görmek daha faydalı olacaktır.Bölümlerin hocalarından bilgi alabilir,aklınızdakileri onlara sorabilirsiniz.

    Bunun dışında ailenin bulunduğu şehirde,ailenin yanında üniversite okumak veya başka şehirde okumak gibi soruların cevaplarken avantajları ve dezavantajları değerlendirmek ve buna göre karar vermek daha yerinde olacaktır.

    GELECEĞİ̇N MESLEKLERİ?

    Geleceğin mesleği yok, geleceğin insanı var!

    Bazı bölümlerin revaçta olduğu bir gerçek ama 50-60 yıl bu işi yapacağınız gözönünde bulundurulursa meslekte kendini geliştirmenin daha önemli olduğunu görüyoruz.Bu yüzden üniversitede kendinize ne katacağınız diploma kadar dikkat edilmesi gereken bir kriter oluyor.

    Kaç yapancı dil öğrenme şansınız var?Çift anadil ve yandal şanslarınız neler?Staj yapabilme olanakları? Kulüp çalışmaları neler gibi detayları da değerlendirmek önemli.

    Mesleği tercih ederken en önemli kriter kişinin yeteneğindeki.Ancak isteğimiz ve yetenekli olduğumuz meslekte mutlu oluruz.

    Ama diğerinde de aklım kaldı diyorsan:Yeteneklerinde oku, hevesinde yan dal yap!

    Tercih edeceğiniz mesleğin katı ya da esnek olup olmadığına dikkat edin.

    İş bulma, para kazanma, yükselme, mesleği geliştirme açısından katı mı yoksa esnek mi olduğu önemli kriterlerden..

    Tercih süreci hayli stresli bir süreç..Hele bu yıl sistem değişikliği,puan türlerinin birleştirilmesi gibi durumlarla daha da kafa karıştırıcı.Mutlaka bu alanda uzman kişilerden destek alın..Sorun soruşturun..Unutmayın..Bu şu zamana kadar vereceğiniz en önemli karar..

    Ama hiç bir şey sizden daha önemli,daha değerli değil..

    Mutlu olacağınız mesleği yapmanız bütün herşeyden daha önemli.

    Tercihleriniz sizi mutlu etsin 🙂

  • Beyinde Dikkat Ağları

    Beyinde Dikkat Ağları

    Dikkat birçok etmenin aynı anda aktif olmasıyla oluşturulan bir süreçtir. Dikkatimizi yönlendirmemiz için öncelikle dışarıdan uyaranlara maruz kalmamız gerekir. Bu uyaranı ihtiyaç ve duygularımıza göre seçeriz. Çevrede olup bitenin genel anlamda farkında olmamızı ve uyaranlara açık olmamızı sağlayan genel uyarılmışlık hali,  bizi hedefe götürecek uyaranları tarayabilme yeteneği sağlayan seçicilik, dikkati o uyarana karşı sürdürmemize yardımcı olan yoğunlaşma, iş birliği içinde dikkati yönlendirmemizi sağlayacaktır. (alıntılayan, Öztürk,1999);(aktaran, Anderson, 1989). Tüm bunlar bize dikkatin ihtiyaç ile ihtiyaca bağlı olarak duyguların yönlendirmesiyle birlikte hareket ettiğini düşündürebilir. Bu çalışmanın amacı beynimizde bulunan dikkat ile ilgili bölgelerin incelenmesidir.

        Beyinde dikkati etkileyen sistemlerden birisi dopamin ağlarıdır.  Beyin sapında yer alan ventral tegmental alan (VTA) ve limbik kortekse uzanan mezokortikal dopamin ağı. Öğrenmeyi etkilediği gibi ,dikkati de etkileyerek çevre  ile etkileşimi sağlayacaktır (Öncü,Şenol,2002). Dopamin otonom sinir sisteminde adrenalin ve noradrenalin salınımı için bir ön koşuldur. Locus seruleus , noradrenalin ve adrenalinin tüm beyne iletilmesini sağlayan sinir hücrelerinin merkezidir. Pons ve ortabeyin arasında bulunur  (Köroğlu, 2015).

        Orta beyinde yer alan hipotalamus sinir sistemi ve hormonal sistemin kesişim noktasında bulunur. Hipotalamus aldığı sinirsel sinyaller ile hormonlar salgılar bu hormonlar hipofiz bezini uyarır ve hipofiz bezinden kortizol hormonu salınımına neden olur (Köroğlu,2015).Stres anında yüksek düzeyde salgılanması konsantrasyon eksikliğine neden olmaktadır.

        Dikkat ile ilgili beyin bölgelerinden ilki prefrontal korteks; duyguların kontrolü, dikkat,bellek ve öğrenme, sürdürme gibi işlemler üzerinde etkilidir. Bölgenin hasarında uyaranlara karşı dikkati toplamada sorunlar, bellek problemleri yaşanır. Prefrontal korteks üç bölümden oluşur.

        Planlama ve sürdürme gibi süreçlerden sorumlu arka ve yan bölümde yer alan dorsolateral prefrontal kortekstir ( Zararsız,Sarsılmaz,2005, Lou, vd., 1990).  Dikkat, bellek, yürütme gibi faaliyetlerden sorumlu olan bu bölgede meydana gelen bir hasarda kişilerin dikkati uyarana yönlendirmede zorlanacağı ve yürütücü işlevlerde yaşadığı problem nedeniyle motivasyonunun da olumsuz etkileneceği söylenebilir.

        Zararsız ve Sarsılmaz’a göre (2005) , duygu ve dürtülerin kontrolünden sorumlu orbitofrontal korteks hasarlarında da hiperaktivite ile birlikte dikkat kaybı ve buna bağlı olarak iletişim problemleri yaşanır. Üçüncü bölge olan medial prefrontal korteks doğrudan dikkat ve motivasyon süreçlerinde rol oynar. Bölgenin hasarında dikkat ve ilginin azalmasıyla  kişi, görevi devam ettirmede problem yaşar. Bu bilgiler doğrultusunda prefrontal korteksin tüm bölümlerinin doğrudan ya da dolaylı olarak dikkat süreçlerini etkilediğini söyleyebiliriz.

        Singulat Girus , frontal lob arkasından başlayıp temporal loba kadar uzanan bir bölgedir. Bölgenin hasarında seçenekleri görebilme, bir düşünceden diğerine dikkati aktarmada problem yaşanır (Madi,2011). Temporal lob işitilenleri algılama aşamasında aktive olur. Bu algılama sürecinde bir dikkat söz konusudur. Temporal lob hasarlarında işitilenleri seçmede problem yaşanması olası bir sonuçtur.

        Bu bulgular bize farklı birleşenlerden oluşan dikkatin bu bileşenlerinin her berinin beynin farklı bölgelerinde rol aldığını gösterse bile, o bölgede meydana gelecek hasarlarda yada stabilizasyonunun bozulmasında, dikkati meydana getiren bileşenlerin birbirlerini etkileyebileceğini göstermektedir. Aynı zamanda dikkatin bozulmasıyla uyaranlara karşı algı kapanacak ve kişi çevresinde olup bitenlerden haberdar olamayacak veya başladığı bir işi sürdürmekte problem yaşadığı için iletişim güçlükleri yaşayacaktır. Tüm bunlar kişinin hayatını olumsuz etkileyecek ve uzun süre devam etmesi farklı problemlerin zeminini oluşturacaktır.

    REFERANSLAR

    1. Köroğlu, E.  (2015 ).Klinik psikiyatri (2. Baskı). Ankara: HYB ( ss. 757-767)

    2. Lou, H.C., Henriksen,, L.,Bruhn,P. (1990). Focal cerebral dysfunction in developmental   learning disabilities.Lancet,335,8-11.

    3. Madi,B.( 2011). Öğrenme beyinde nasıl oluşur (3. Baskı.) Ankara:Elif  Yayınevi (ss. 90-91).

    1. Öncü, B., Şenol, S. (2002). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Etiyolojisi: Bütüncül Yaklaşım. Klinik Psikiyatri Dergisi, 2, 111-119.

     

    1. Öztürk, B. (1999). Öğrenme ve öğretmede dikkat. Milli Eğitim Dergisi, 144, 51-58.

    Zararsız ,İ., Sarsılmaz, M.,(2015). Prefrontal korteks.Türkiye Klinikleri Tıp Dergisi,25,232-237.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    Dikkat Eksikliği Nedir?

    Dikkat eksikliği kişinin özellikle sevmediği işlere odaklanamama, sevdiği işlere ise aşırı odaklanma kusurudur. Dikkat eksikliği olan çocuklar zaman planlamasında zorluk çekerler ve anne babaları tarafından sürekli işini yapması konusunda uyarılırlar. Hastalığın ortaya çıkış öyküsü genellikle çocuğun beyninin yanlış eğitilmesi, dolayısıyla hatalı davranışsal alışkanlıklar edinmesiyle alakalıdır. Dikkat eksikliği mutlaka çocuklukta başlar ve genellikle 7 yaşından önce ilk dikkat eksikliği belirtileri görülür. Dikkat eksikliği problemi yaşayanların %30-50 si erişkinlikte de rahatsızlığın etkilerini göstermeye devam eder.

    Dikkat Eksikliği Nasıl Giderilir?

    Örneğin yemek yedirmeye çalışılan çocuğa aynı anda televizyon seyrettirilmesi, dikkatinin yaptığı iş üzerine odaklanmamasını sağlar ve çocuğa hatalı bir mesaj verilmiş olur. Oyun oynayan çocuğun önüne bütün oyuncakların birden yığılması benzer bir etkiye sahipken, doğru olan yaklaşım oynamak istediği oyuncağı seçmesi istenerek tek bir oyuncakla vakit geçirmesidir. Benzer şekilde son yıllarda yaygınlaşan tabletler üzerinden bir yazı okumaya çalışmak ekranda yazıyla birlikte beliren pek çok hareketli semboller sebebiyle dikkatin yazıya verilmesini güçleştirmekte, yazıyı bu şekilde okumaya alışan çocukların, durağan yazıları ya da kitabı okurken zorlanıp sıkıldıkları gözlemlenmektedir. Televizyon izlerken sürekli kanal değiştirmek, çocuğun sıkıldığı anda uğraşını sürdürmekten vazgeçmesini ve dikkatinin başka yere kaymasını pekiştireceğinden tek bir kanal seçilerek seyretmesine dikkat edilmelidir. Çocuğun ders çalışmaya alıştığı atmosferin de dikkat üzerinde önemli etkisi bulunmaktadır. Evde tamamıyla sessiz bir ortamda ders çalışmaya alışan bir çocuk ise maksimum sessizliğin sağlanamadığı ortamlarda çalışmaya odaklanmada güçlük yaşar. Yaşı ilerledikçe dış ortamlarda çalışmak zorunda kaldığında bunu daha da fazla hissetmektedir.

    Dikkat Eksikliği Tedavisi

    Sol frontal lob aktivitelerindeki bozukluğun odaklanma ve yoğunlaşmada zorluklara neden olabildiğinin düşünülmesi nedeniyle dikkat eksikliği, biyolojik yönü olan, genetik olarak aktarılabilen bir rahatsızlık olarak tanımlansa da, ilaç tedavisinin belli bir yaşa gelindiğinde tek başına işe yarayacağını söylemek yetersizdir. Dikkatini toplayamadığı için öğrenmede güçlük yaşayan bir çocuk, ilaç tedavisiyle dikkatini arttırmak için destek alsa dahi, geçmişte yaşadığı dikkat eksikliğine dayalı öğrenme zorluğu nedeniyle, yıllarca uğraşmasına rağmen öğrenme sorunu yaşamış ve bu nedenle zihninde ders çalışmayı yorucu, sıkıcı, karşılığını alamadığı bir uğraş olarak kodlamıştır. Geçmiş deneyimine dayalı olarak çalışmaktan hiç bir zaman zevk almamış, öğrenmenin, okuyup anlamanın keyfini hissetmemiş bir birey, dikkat eksikliği problemini ilaçla giderip dikkatini belli bir çalışmaya odaklayabilse dahi, geçmişteki davranışsal öğrenmesi nedeniyle bu koşullanması üzerine psikoterapi desteği almadan alışkanlığından vazgeçmede zorlanacaktır.

    Dikkat eksikliğinin erişkinlikte devam etmesi halinde tedavinin düzelmesi zorlaşır. Kişi yıllarca dikkat dağınıklığının sıkıntısını çektiğinden dolayı, hem kendisi hem de çevresi tarafından durum yıllarca bir kişilik bozukluğu olarak değerlendirilmiş olabilir.

    Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği

    Dikkat eksikliği yalnızca çocuklarda değil yetişkinlerde de görülmektedir. Dikkat dağınıklığı olan kişiler yapılması gereken işin başına oturduklarında başlayıncaya kadar son derece zorluk çeker, vakit kaybederler. Direk bir işe girişmek yerine pek çok alakasız işi araya sıkıştırarak çevresel işlerle uğraşırlar. Dikkat eksikliği olan kişi sürekli yenilik arama ve ödül arama davranışı sergiler. Strese toleransı azdır ve çabuk öfkelenir.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Nedir?

    Halk arasında yaygın bilinen bir yanlış, dikkat eksikliği ile hiperaktivite bozukluğunun her zaman bir arada görüldüğünün düşünülmesidir. Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğunun birlikte görülme sıklığı yüksek olmasına rağmen, dikkat eksikliği olan bazı insanların hipoaktif olmaları da söz konusudur. Hipoaktif olan kişiler Hiperaktiflerin tersine sessiz, sakin, içine kapalı kişiler olabilirler. İçe kapanık bir haldeyken aynı zamanda dikkat dağınıklığı yaşayabilirler.

    Hiperaktif kişilerde yerinde duramama, dikkat gerektiren durumlarda sabırsızlık, karşı tarafı dinleyememe, çabuk dağılma, aktivitelere başlamakta zorluk çekme gibi sorunlar gözükürken bu yapılacak olan işleri ertelemelerine sebep olur. Hiperaktivitenin nörolojik bir yanı bulunmakla birlikte limbik sistemden kaynaklanan frenleme güçlüğüyle ilişki bir dürtüsellik problemi bulunduğundan söz edilebilir. Odaklanma gerektiren işleri yapmakta güçlük yaşarlar. Hiperaktif kişiler işini kaybetme, ilişkilerinin ve evliliklerinin bozulması gibi psikososyal sorunlar yaşayabilirler. Bazı durumlarda sanki diğer insanların varlığını ve onlarla birlikte hareket ettiklerini kodlamakta zorluk yaşayabilir, fark etmeden diğerleri yokmuşçasına hareket edebilirler.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu erkeklerde kadınlara göre 4 kat daha fazla görülmektedir.

  • HER HAREKETLİ ÇOCUK DEHB (DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE)

    HER HAREKETLİ ÇOCUK DEHB (DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE)

    TANISI ALIR MI?

    DEHB kişinin yaşı ile uyumlu olmayan dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik (hiperaktivite) belirtileri ile karakterize olan nörogelişimsel bir bozukluktur. Okul öncesi çocuklukta başlayıp yetişkin yaşamda da değişik bulgularla seyredebilen/gözlemlenebilen süreğen bir bozukluktur. Tedavi edilmediği takdirde, belirtileri çocuğun akademik v hemen her alanın sosyal hayatını olumsuz etkilemekte, yoğun ruhsal, sosyal ve okul sorunları ortaya çıkmaktadır. Yapılan araştırmalara göre DEHB genetik bir bozukluktur. Çocuğun genetik yatkınlığının üzerine olumsuz çevre faktörleri eklenince ortaya daha karmaşık bir tablo çıkabiliyor.

    TANI KRİTERLERİ

    • Dikkat sorunları, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri gözlemlenebiliyor olmalı
    • 12 yaşından önce başlamış olmalı
    • En az 6 aydır devam ediyor olmalı
    • Birden fazla ortamda (ev ve okul) görülmelidir

    “Dikkat eksikliği”, bir konuya yoğunlaşmada güçlük, verilen görevleri tamamlayama, sınırlı dikkat zamanı ve dikkat dağınıklığı belirtileri ile kendini gösterir. Bu bozukluğu olan çocuklar ayrıntılara karşı dikkat eksikliği gösterir, okul ve diğer ödevlerinde birçok hatalar yaparlar. Çalışmalarını plansız, düzensiz ve karmakarışık bir biçimde sürdürürler. Oyun ve benzeri etkinliklerde dikkatlerini uzun süre toplayamazlar, başladıkları işleri tamamlamakta zorlanırlar. Sanki akılları başka yerdedir ya da söylenenleri dinlemiyor ya da duymuyor görünümü verirler. Kendilerine verilen okul ödevi ya da herhangi bir sorumluluk üzerinde belirtilen ve beklenilen bir biçimde çalışılamazlar. Dikkatleri ilgisiz uyaranlarla kolaylıkla dağılabilir.

    “Hiperaktivite”, yerinde duramama ya da oturduğu yerde bile kıpır kıpır olma, uygunsuz ortamlarda koşuşturma ya da eşyalara tırmanma davranışları ile kendini gösterir. Bu çocuklar, uyarıları dinlemeden, durmak yorulmak bilmeden birbiri ardına hareket ederler. Sınıf öğretmenleri bu gibi çocukların sık ayağa kalkmalarından, arkadaşları ile sık sık konuşma istekleri olduğundan, sessiz ve sakin kalmakta zorlandıklarından yakınabilirler. Koltukların üzerinden atlamaları ve dolaplara tırmanmaları nedeniyle “düz duvara tırmanma” deyimi bu çocuklar için uygundur.

    İmpulsivite (dürtüsellik)”, bir davranışın sonucunu düşünmeksizin harekete geçme ile kendisini gösteren ataklıktır. Dürtüsellik kendini sabırsızlık, soru tamamlamadan yanıtlama eğilimi, sıra beklemede güçlük, sıklıkla diğerlerinin konuşmasını kesme, oyunların arasına girme ve tehlikeli işlere girişme, tartışma, kavga vb. gibi davranışlarla kendini gösterir.

    Eşlik Eden Davranış Şekilleri;

    • Zamanı iyi kullanamama
    • Dağınıklık/düzensizlik
    • Hırçınlık
    • Sosyal beceri sorunları
    • Sakarlık/koordinasyon güçlükleri
    • Kendine güvenememe
    • Uyku sorunları
    • Duygusal dalgalanmalar

    Eşlik Eden Ruhsal Bozukluklar;

    • Özgül öğrenme güçlüğü
    • Karşıt olma karşı gelme bozukluğu
    • Davranım bozukluğu
    • Depresyon
    • Kaygı bozuklukları
    • Tik, Tourette bozukluğu

    Çevresel Etkenler;

    • Ailede benzer belirtiler
    • Aile içi stres,şiddet
    • Travmalar

    Tedevi yöntemleri;

    DEHB’nin tedavisinde psikososyal ve tıbbi girişimleri içeren çok yönlü tedavi çeşitleri söz konusudur:

    • İlaç tedavisi

    (Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından karar verilir ve izlenir)

    • Anne-baba eğitimi

    (Çocuğun davranışlarının düzenlenmesi için ebeveyn eğitimi ve ev ortamının düzenlenmesi)

    • Öğretmenlerin eğitimi

    (Okul-rehberlik servisi-öğretmen ile yakın temas ve işbirliği sağlanması)

    • Bilişsel-Davranışsal Tedaviler
    • Deneyimsel Oyun Terapisi

    ANNE-BABALARA ÖNERİLER

    Çocuğundaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile başa çıkmaya çalışan aileler yetersizlik duygusu, ümitsizlik ve üzüntü içerisinde olabilirler.

    TANISI ALIR MI?

    DEHB kişinin yaşı ile uyumlu olmayan dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik (hiperaktivite) belirtileri ile karakterize olan nörogelişimsel bir bozukluktur. Okul öncesi çocuklukta başlayıp yetişkin yaşamda da değişik bulgularla seyredebilen/gözlemlenebilen süreğen bir bozukluktur. Tedavi edilmediği takdirde, belirtileri çocuğun akademik v hemen her alanın sosyal hayatını olumsuz etkilemekte, yoğun ruhsal, sosyal ve okul sorunları ortaya çıkmaktadır. Yapılan araştırmalara göre DEHB genetik bir bozukluktur. Çocuğun genetik yatkınlığının üzerine olumsuz çevre faktörleri eklenince ortaya daha karmaşık bir tablo çıkabiliyor.

    TANI KRİTERLERİ

    “Dikkat eksikliği”, bir konuya yoğunlaşmada güçlük, verilen görevleri tamamlayama, sınırlı dikkat zamanı ve dikkat dağınıklığı belirtileri ile kendini gösterir. Bu bozukluğu olan çocuklar ayrıntılara karşı dikkat eksikliği gösterir, okul ve diğer ödevlerinde birçok hatalar yaparlar. Çalışmalarını plansız, düzensiz ve karmakarışık bir biçimde sürdürürler. Oyun ve benzeri etkinliklerde dikkatlerini uzun süre toplayamazlar, başladıkları işleri tamamlamakta zorlanırlar. Sanki akılları başka yerdedir ya da söylenenleri dinlemiyor ya da duymuyor görünümü verirler. Kendilerine verilen okul ödevi ya da herhangi bir sorumluluk üzerinde belirtilen ve beklenilen bir biçimde çalışılamazlar. Dikkatleri ilgisiz uyaranlarla kolaylıkla dağılabilir.

    “Hiperaktivite”, yerinde duramama ya da oturduğu yerde bile kıpır kıpır olma, uygunsuz ortamlarda koşuşturma ya da eşyalara tırmanma davranışları ile kendini gösterir. Bu çocuklar, uyarıları dinlemeden, durmak yorulmak bilmeden birbiri ardına hareket ederler. Sınıf öğretmenleri bu gibi çocukların sık ayağa kalkmalarından, arkadaşları ile sık sık konuşma istekleri olduğundan, sessiz ve sakin kalmakta zorlandıklarından yakınabilirler. Koltukların üzerinden atlamaları ve dolaplara tırmanmaları nedeniyle “düz duvara tırmanma” deyimi bu çocuklar için uygundur.

    İmpulsivite (dürtüsellik)”, bir davranışın sonucunu düşünmeksizin harekete geçme ile kendisini gösteren ataklıktır. Dürtüsellik kendini sabırsızlık, soru tamamlamadan yanıtlama eğilimi, sıra beklemede güçlük, sıklıkla diğerlerinin konuşmasını kesme, oyunların arasına girme ve tehlikeli işlere girişme, tartışma, kavga vb. gibi davranışlarla kendini gösterir.

    Eşlik Eden Davranış Şekilleri;

    Eşlik Eden Ruhsal Bozukluklar;

    Çevresel Etkenler;

    Tedevi yöntemleri;

    DEHB’nin tedavisinde psikososyal ve tıbbi girişimleri içeren çok yönlü tedavi çeşitleri söz konusudur:

    (Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından karar verilir ve izlenir)

    (Çocuğun davranışlarının düzenlenmesi için ebeveyn eğitimi ve ev ortamının düzenlenmesi)

    (Okul-rehberlik servisi-öğretmen ile yakın temas ve işbirliği sağlanması)

    ANNE-BABALARA ÖNERİLER

    Çocuğundaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile başa çıkmaya çalışan aileler yetersizlik duygusu, ümitsizlik ve üzüntü içerisinde olabilirler.

    DEHB İLE İLGİLİ HİZMETLERİMİZ

    DEHB tanısı almış çocuklarla ilgili Merkezimizde yapılan birden çok çalışma vardır. Çocuğun ve ailenin ihtiyacına göre danışmanlık yapılır, uygun ev ve yaşam alanı oluşturulur, doğru davranışlar ebeveyne öğretilir ve çocuğa uygun bir terapi yöntemi uygulanır.

    • Ebeveynlerde bu tür hisler oluşmaya başladıktan sonra anneler ve babalar çoğunlukla çocuğun yetiştirilme tarzında bir hata olduğunu düşünerek birbirlerine suçlar şekilde yaklaşımlarda bulunabiliyorlar. Aile içerisindeki bu gerginlik hali, tutarsız ve sevgisiz davranışlar ne yazık ki DEHB ile başa çıkmaya çalıştığınız bu süreci yavaşlatacaktır.
      • Dikkat sorunları, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri gözlemlenebiliyor olmalı
      • 12 yaşından önce başlamış olmalı
      • En az 6 aydır devam ediyor olmalı
      • Birden fazla ortamda (ev ve okul) görülmelidir
      • Zamanı iyi kullanamama
      • Dağınıklık/düzensizlik
      • Hırçınlık
      • Sosyal beceri sorunları
      • Sakarlık/koordinasyon güçlükleri
      • Kendine güvenememe
      • Uyku sorunları
      • Duygusal dalgalanmalar
      • Özgül öğrenme güçlüğü
      • Karşıt olma karşı gelme bozukluğu
      • Davranım bozukluğu
      • Depresyon
      • Kaygı bozuklukları
      • Tik, Tourette bozukluğu
      • Ailede benzer belirtiler
      • Aile içi stres,şiddet
      • Travmalar
      • İlaç tedavisi
      • Anne-baba eğitimi
      • Öğretmenlerin eğitimi
      • Bilişsel-Davranışsal Tedaviler
      • Deneyimsel Oyun Terapisi
      • Ebeveynlerde bu tür hisler oluşmaya başladıktan sonra anneler ve babalar çoğunlukla çocuğun yetiştirilme tarzında bir hata olduğunu düşünerek birbirlerine suçlar şekilde yaklaşımlarda bulunabiliyorlar. Aile içerisindeki bu gerginlik hali, tutarsız ve sevgisiz davranışlar ne yazık ki DEHB ile başa çıkmaya çalıştığınız bu süreci yavaşlatacaktır.
      • Çocuğa yeni davranışlar kazandırma yolunda ilerlerken farkında olmadan fazla yüklenilebiliyor. Baskılama ve yüklenmeler çoğu zaman ailelere ve çocuklara fayda sağlamamakta.
      • Çocukların sergilemiş oldukları problem olarak adlandırılan davranışa odaklanmak yerine o davranışı ‘neden yapıyor, nasıl yapıyor ve ne şartlarda (çevresel faktörler var mı/yok mu) yapıyor?’ sorularına cevap bulmaya çalışılmalıdır. Bu sorulara odaklanarak bir çocuğun davranışları ile ilgili yola çıktığınızda hem çocuğunuzu daha iyi hissedip anlamış olacaksınız hem de çözüm üretme konusundaki bakış açınız genişlemiş olacaktır.
      • Evde ve okulda mutlaka kurallar öğretilmeli, çocuk nerede durması gerektiğini, durmazsa bedelinin (ceza değil) ne olacağını bilmelidir.
      • Çocuğa yaşına ve gelişim düzeyine uygun sorumluluklar verilmeli ve uygun bir şekilde onaylanmalı, takdir edilmelidir.
      • Çocuğu sürekli uyarılara, müdahaleye maruz bırakan, sürekli durdurmaya çalışan aile ve öğretmen, çocuğun artık olumsuz davranışlarını pekiştirmişlerdir. Yaptığı olumlu davranışlar görülmez olmuştur. Çocuğun her yaptığı olumlu davranış görülüp taktir edilmelidir ki bunlar pekişsin…
      • Çocukla her gün ortalama 30 dk zaman geçirilmelidir. Yaşına uygun bir şekilde oyun, etkinlik, kutu oyunları gibi bire bir zamanlara ihtiyaç vardır.
      • Ödül stratejisi işe yarayabilir bir yöntem fakat fazla ödüle boğulan çocuklarda aşılanmak istenen olumlu davranışların aksine olumsuz davranışlar görülebiliyor. Çocukları ödüllendirirken dikkat edilmesi gerekenler;
      1. Ödül olarak neler işe yarıyor? / Çocuğunuz nelerden hoşlanıyor?
      2. Ödülü rüşvet gibi mi kullanıyorsunuz?
      3. Küçük yaşlarda ödül davranıştan hemen sonra verilebilir ama belirlenen zamanda verilmesi önemlidir.
      4. Yaş büyüdükçe ödüller somuttan soyuta doğru değiştirilmelidir. Bu yüzden bütün ebeveynlerin çocukların gelişim süreçlerini (duygusal, fiziksel, cinsel) bilmelerinde fayda vardır.
      1. Bilişsel Davranışçı Terapi
      2. Deneyimsel Oyun Terapisi (2-9 Yaş)
      3. Ebeveyn Danışmanlığı
      4. Akıl Zeka Oyunları Atölyesi
  • ÇOCUĞUM DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU YAŞIYOR OLABİLİR Mİ?

    ÇOCUĞUM DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU YAŞIYOR OLABİLİR Mİ?

    Çocuğunuz diğer çocuklara göre daha mı hareketli ve bu hareketliliği onun çevresiyle olan uyumunu bozuyor mu?

    Çocuğunuz birçok şeyi unutuyor ya da onunla konuştuğunuzda dinlemiyormuş gibi mi davranıyor?

    Çocuğunuz genelde sabırsız mı ya da düşünmeden davrandığı için başına kötü şeyler geldi mi?

    Çocuğunuzun öğretmeninden okulda sıklıkla yaramazlık yaptığına ya da dersleri dinlemediğine dair şikayetler mi alıyorsunuz?

    Çocuğunuz okul ödevlerine başlamakta, sürdürmekte ve sonlandırmakta zorlanıyor mu?

    Yukarıdaki sorulardan yarısına “evet” yanıtı verdiyseniz, çocuğunuz DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite) sorunu yaşıyor olabilir.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu erken çocukluk dönemlerinde ilk sinyallerini veren bir bozukluktur. Bu bozuklukta tipik bir takım özellikler bulunmaktadır; bu özellikleri dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik gibi 3 ana başlık altına toplayabiliriz.

    Bu sorunu yaşayan çocuklarda saymış olduğumuz üç başlıktan birinin belli derecelerde daha baskın olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin; kimi çocukta dikkat eksikliği tablosu baskınken, bir diğerinde aşırı hareketlilik ya da dürtüsellik daha çok ön planda olabilir.

    Aşırı hareketliliğin bakın olduğu tipte;

    • Oturduğu yerde kıpırdanma, ellerin ayakların oynatılması

    • Gereksiz yere sağ sola koşturma, eşyalara tırmanma

    • Sakin bir biçimde oyun oynayamama ya da başka bir işle uğraşma

    • Belirli bir süre bir yerde oturamama, sürekli hareket etme

    • Çok konuşma

    Dikkat dağınıklığın baskın olduğu tipte;

    • Dikkatin kolayca dağılması

    • Belirli bir işe ya da oyuna dikkat vermekte zorlanma

    • Dikkatsizlikten kaynaklanan hatalar yapma

    • Görev ve etkinlikleri düzenlemekte zorlanma

    • Ev ödevi, ders içi etkinlikleri gibi yoğun zihinsel çaba gerektiren işleri yapmaktan kaçınma

    • Başlanan işin yarım bırakılması

    • Kendisiyle konuşulurken, dinlemiyormuş gibi görünme

    • Günlük etkinliklerde unutkanlık

    • Etkinlikler için gereken eşyaları kaybetme

    Dürtüselliğin (düşünmeden harekete geçme) baskın olduğu tipte;

    • Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme

    • Sırasını beklemekte güçlük çekme

    • Başkalarının sözünü kesme ya da oyunlarında araya girme

    • Sonucunu düşünmeden koşma, itme, çekme

    gibi bir takım durumlar gözlemlenebilir. Kimi çocuklarda bu üç tip durumda aynı anda eşit derecede etkin olabilir.

    Her hareketli çocuk hiperaktif midir?

    Birçok çocuğun genel yapısı hareketli ve enerjik olabilir. Her hareketli olan çocuk dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşıyor denemez. Kimi durumlarda bazı çocuklar yapı gereği hareketli ve meraklı olabilir. Bir çocuğun DEHB (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) tanısı alabilmesi için bir takım yıkıcı (arkadaşlarına, kendilerine ve çevrelerine karşı şiddet içerikli) davranışlar sergilemesi gerekir. Gene her dikkat etmekte zorlanan çocuk DEHB na sahip değildir.

    Belki de çocuk ilgilenmesi gereken her ne konu ise o konu için yeterince motivasyona sahip olmayabilir.

    Bazı psikolojik sorunlar da DEHB ile karışmaktadır. Çocuğa yeterince sınır ve kural koyamayan ailelerin çocuklarında da DEHB gibi görünen ancak DEHB olmayan bir takım tablolara denk gelmek mümkündür. Çocuk yeteri kadar özdenetime sahip olmadığı için kontrolsüz tavırlarda olabilir.

    Gene çocuğun endişeli ya da depresif ruh haline sahip olması da çocuğu huzursuz ve dikkatsiz kılabileceği için DEHB na benzer bir takım durumlar oluşabilir. Çocuklar depresif ya da kaygılı olduklarında zaman zaman kontrolü yitirip, huzursuz bir şekilde hareketlenebilirler. Bu tavırları ruhsal çöküşü engellemeye çalıştıkları bir savunma davranışıdır; DEHB ile karıştırılmamalıdır.

    Sonuç olarak bir çocukta DEHB olup olmadığını anlayabilmek için çocuğun sağlıklı bir değerlendirmeden geçmesi ve yapılan değerlendirme sonuçlarına göre tedavi planının oluşturulması gerekmektedir.

    Ne yazık ki ülkemiz koşullarında çok kısa suren ve hiç bir değerlendirme aracı kullanılmaksızın gerçekleştirilen bir takım psikiyatrik muayeneler sonrası kolaylıkla bir çocuğa DEHB tanısı koyulabilmekte ve ihtiyaçları dışında çocuklar bir takim ilaç tedavilerine mecbur bırakılmaktadır. Toplumsal yaygınlık oranı %8 olduğu tahmin edilen DEHB nun kliniklerdeki seyri bu yanlış tanılar sebebiyle oldukça yüksek orandaymış gibi görünmektedir.

    Özetle hareketli ve dağınık olan her çocukta DEHB vardır demek oldukça yanlış bir önermedir. Merkezimizde çocuk ve ergen psikologlar tarafından uygulanan çocuğa yönelik ruhsal ve bilişsel bir takım test ve ölçeklerle kesin tanısı konulabilmektedir.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisi nasıl gerçekleşmektedir?

    Merkeziminde bu konuyla ilgili uzman psikologlar tarafından uygulanan ve oldukça hızlı verim alabileceğiniz ABD kökenli bir terapi tekniği olan “Bilişsel Davranışçı Terapi” uygulanmaktadır. Çocuğunuz bu terapi ile öncelikle yaşadığı zorluklarla ilgili düşüncelerini düzenleyerek duygularını olumluya çevirecek ve dolayısıyla bu gelişme davranışlarını da değiştirecektir.

    Bu terapi tekniği ile siz de çocuğunuzun terapi sürecine katılabilecek, evde yapacağınız egzersizlerle terapistle iş birliği halinde kalarak çocuğunuzun aile, okul ve çevreye karşı uyumunu kısa sürede yakalayabileceksiniz.

  • Cas testi: ( cognitive assesment system) (bilişsel işlemler sistemi)

    Cas testi: ( cognitive assesment system) (bilişsel işlemler sistemi)

    “CAS” Nedir? Kime uygulanır ?

    5-17 yaş arasındaki bireylerin Planlama, Dikkat, Eşzamanlı ve Ardıl Bilişsel işlemlerini ölçmek için geliştirilmiştir. “Zeka bilişsel işlemlere dayanır” görüşünü ilke edinen ve bu yönüyle bilinen diğer zeka testlerinden farklı olan güncel bir testtir.

    Testin uygulama şekli nasıldır?

    Testin uygulama süresi 1 saatten 2 saate kadar değişebilmektedir. Uzmanın kendi materyallerini kullandığı dışarıdan ekstra materyal gerektirmeyen bir ölçektir.

    “CAS” Uzmana Neyi Gösterir?

    Danışanın:

    · Nöropsikolojik durumu

    · Zeka Bölümü

    · İşitsel Hafıza ve işitsel Dikkat

    · Görsel Hafıza ve görsel Dikkat

    · Anlık dikkat ve diğer bilişsel işlevleri hakkında bilgi veren ve çıkan profil sonucunda oluşturulan müdahale programı ile çalışılması gereken bir değerlendirmedir.

    CAS Kullanıldığı ve İhtiyaç Duyulduğu Alanlar

    · Zeka bölümü (bir gerilik veya ilerilik durumundan şüphe edildiğinde).

    · Akademik sorunlar yaşandığında

    · Yaşanan duygusal ve travmatik hasarlar sonrası bilişsel işlevleri kontrol etme ihtiyacı duyulduğunda

    · Dikkat sorunları ve buna eşlik eden hiperaktivite görüldüğünde uygulanmaktadır.

  • DİKKAT EKSİKLİĞİ

    DİKKAT EKSİKLİĞİ

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nöropsikiyatrik bir sorundur. DEHB hem çocukları hem de tedavi edilmezse yetişkinleri de etkiler. DEHB başta çocuğun kendisi olmak üzere aileyi ve toplumu ilgilendiren yönleriyle çocukluk çağının en önemli psikiyatrik sorunlarından biridir. DEHB, okul yaşındaki çocukların yaklaşık % 5-8’ini, yetişkinlerin ise yaklaşık %4- 5’ini etkilemektedir. Klinik verilere göre erkeklerde kızlara göre 3- 4 kat daha fazla görülmektedir. Belirtiler sıklıkla 7 yaşından önce başlar ve çocuğun günlük yaşamını etkileyecek boyutlara ulaştığında muhakkak tedavi edilmelidir. Erken teşhis edildiğinde tedaviden elde edilen sonuçların yüz güldürücü olması, DEHB’nin başta sağlık ve eğitim alanında çalışanlar olmak üzere çocuk ile ilgili tüm profesyoneller ve aileler tarafından mutlak bilinmesi gerekir.

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda beynin ön bölümlerinde ve bu bölümle yakından ilişkili beyin yapılarında normallerden daha düşük kanlanma ve şeker kullanımı ve sonuçta da daha düşük aktivite olur. Beynin bu bölümünün kişinin kendini kontrol etmesi, dikkatin yoğunlaştırılması ve sürdürülmesi, isteklerini koşullara göre düzenlemesi ve planlama yapabilmesi gibi önemli görevleri vardır. Ancak bu yapısal ve işlevsel farklılığın neden meydana geldiği tam olarak bilinmemektedir.

    Ülkemizde DEHB ile ilgili doğru bilgi sahibi olanlar azınlıktadır. “Hareketli çocuk zeki çocuktur ”, “Enerjisi fazla geliyor, bırakın koşsun”, “Büyüyünce düzelir ” şeklindeki yanlış inanışlar da sorunun tanınmasını ve bir uzmana danışılmasını geciktirmektedir. DEHB olan çocukların % 50-70’inde ergenlik dönemlerinde de bu bozukluğun belirtileri devam eder, bu çocukların % 30-40’lık bölümü ise erişkinlikte de DEHB belirtilerini taşır.

    Bu çocukların akademik performansları zamanla düşer ve okul devamsızlığı, sınıf tekrarı, disiplin cezaları gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Yine bu çocukların, ileri ki yıllarda yasalarla ilgili daha sık sorun yaşadıkları ve daha fazla trafik kazasına yol açtıkları tespit edilmiştir.

    Özetle DEHB basit, gelip geçici bir yaramazlık veya dikkat dağınıklığı olarak değerlendirilmemelidir. Aile öncelikle, çocuğunda dikkat eksikliği bozukluğu probleminin varlığını kabul etmeli ve çocuğun davranışlarını yönlendirirken bu durumu mutlaka göz önünde bulundurmalıdır. Dikkat sorunu çocuğun yaşam kalitesini olumsuz olarak etkiliyor ve/veya akademik başarısını düşürüyor ise mutlaka yardım alınmalıdır. DEHB çocuğun suçu değildir, çocuğun elinde olmadan gelişen bir klinik tablodur. Bu durumda çocuğun tedavi edilmemesi aslında çocuğa yapılan bir haksızlıktır. Hak etmediği bir muamele ile karşılaşan çocukta, uzun vade de özgüven sorunu olması kaçınılmazdır.

    DEHB’nin öne çıkan özellikleri, dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketliliktir. Dikkat eksikliği çocuğun dikkat süresinin yaşına göre kısa olması ve özellikle okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarda dikkatinin kolay ve çabuk dağılması anlamına gelir. Okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı sevmez, anne, baba ya da öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Çeşitli bahanelerle (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Ders çalışırken sürekli yanlarında birini isterler. Üzerlerine aldıkları bir işi bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden başka işe geçerler. Dikkatsizliğe genellikle eşlik eden özellikler, çabuk dağılma, organize olamama, nesneleri takip edememe, basit hatalar yapma ve görevleri bitirememedir.

    Hiperaktivite kısaca, kıpırtılı olma, oturamama ya da oturmayı becerememe olarak tanımlanabilir. Hiperaktivite okul öncesi dönem (3-6 yaş arası) çocuklarında daha belirgin ve fark edilen bir belirtidir. Bu çocuklar oturmayı sevmezler, ev içinde koşuşturur, dur ve yapma sözünden anlamazlar. Oturmaları gereken durumlarda ise elleri ayakları kıpır kıpırdır. Zıplamayı, yükseklere tırmanmayı ve atlamayı çok severler. Ders çalışırken hatta TV seyrederken dahi şekilden şekile girerler. Çok konuşur, iki kişi konuşurken sık sık lafa girerler. Masanın başında oturamaz, dolayısıyla derslerini masada çalışmayı sevmezler.

    DEHB’nun tedavisinde sık olarak kullanılan yöntemler ilaç tedavisi, bireysel eğitim, anne-baba eğitimi,bireysel davranışçı tedavilerdir. Bu tedavi yöntemlerinden hangilerinin kullanılacağının kararı kişinin bireysel özellikleri dikkate alınarak belirlenir. Bugüne kadar yapılmış olan bilimsel çalışmalar, ilaç tedavisinin en etkin tedavi biçimi olduğunu göstermektedir. İlaç tedavisine, diğer tedavi biçimlerinden uygun olanlarının eklenmesiyle daha iyi sonuçlar alınmaktadır.

  • EVLENMEDEN ÖNCE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

    EVLENMEDEN ÖNCE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

    Aşk ve evlilik birbirinden farklıdır. Aşk evliliği yapmak güzel bir şeydir. Fakat aşkın tek başına yeterli gelmeyeceği durumlar vardır. Evlilik de buna dâhildir. Çünkü imzalar atıldıktan sonra sadece âşık olduğunuz kişi ile değil; onun ailesiyle, arkadaşlarıyla, çevresiyle ve sorumlulukları ile de evlenmiş olursunuz. Bunun bilincinde olmak size evlilik kararı almak için avantaj sağlayacaktır.

    Evlenmeden önce dikkat edilmesi gereken hususların başında flört dönemi gelir. Flört döneminde her şey olduğundan daha güzel gözükür insanın gözüne. Deyim yerindeyse midenizde kelebekler uçuşur, ayaklarınız yerden kesilir, gözleriniz ışık saçar. Flört güzel bir dönemdir fakat şunun da bilincinde olmak gerekir. Flört, yeni bir hayata başlamak, yeni bir hayata hazırlanmak ve iki kişinin birbirini tanıması için bir fırsattır. Evlenmek isteyen kişiler bu dönemin bilincinde olup buna göre davranırlarsa eğer mutlu bir evliliğe adım atmayı düşünebilirler. Burada dikkat edilmesi gereken husus ise flört, nişan gibi dönemleri çok uzun tutmamaya çalışmaktır. Özellikle ülkemiz şartlarında evliliğe karar verildiğinde işin içine aileler de girecek evlilik düşüncesi iki kişinin düşüncesindeki halinden çıkıp başka boyutlara ulaşacaktır. Bu dönemler uzadıkça çatışmaya yol açma ihtimali yüksektir.

    Peki, evlilik kararı almadan önce nelere dikkat edilmelidir?

    Evliliğe karar veren çiftlerin hayatlarını birleştirmeden önce dikkat etmesi gereken önemli hususlar vardır. Bu hususlar dikkate alınmadığı takdirde sorunlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden, eş olarak seçilecek kişinin hayat görüşüyle kişinin kendi görüşünün aynı paralelde olması, aile yapılarının birbirine benzer yapıda olması, inanç yapılarının aynı dengede olması, cinsel uyum, aradaki sevgi bağı gibi hususlar dikkat edilmesi gereken önemli noktalardır. Fakat bunların da üzerinde başta olması gereken şey karşılıklı saygıdır. Eşlerin birbirlerine ve birbirlerinin farklılıklarına olan saygıları sağlam bir ilişkinin temelidir.

    Evlenme yaşı da bir diğer önemli husustur. Evlilik baştan sona sorumluluk gerektiren bir olgudur. Bu sorumluluğun bilincinde olabilmek için de kişinin belirli bir olgunluğa ulaşmış olması sorumluluklarının farkında olmasını sağlar. Ailesinden kopamayan, kendi kurduğu aile yerine ebeveynlerini önceliğine alan kişiler evliliğe uygun değildir. Evlendikten sonra her insan kendi ailesini kurar. Ebeveynler deneyimli oldukları için elbette yol gösterici olmalıdır. Ancak bu hayatlarının her alanına müdahale edebilecekleri anlamına gelmemelidir.

    Evlilik kararı almadan önce dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da neden evlenmek istenildiğinin bilincinde olmaktır. Bunun için kendinize şunları sormanız gerekir:

    -Neden evlenmek istiyorum?

    -Benim için ideal eş kimdir? Nasıl biri olmalıdır?

    -Neden bu kişiyle evlenmek istiyorum?

    -Hayata bakış açımız benzer mi?

    Bunlar evliliğin temelini oluşturan sorulardır ve bunları objektif şekilde yanıtlayabilmek size büyük ölçüde yardımcı olacaktır.

    Evleneceğiniz kişinin dört dörtlük olmasını beklemeyin ve asla evlenince nasıl olsa değişir düşüncesiyle bir ilişkiye yaklaşmayın. Değişim dışarıdan zorlamalarla değil kişinin kendi isteğiyle içinden gelerek gerçekleşecek bir olgudur. Partnerinizi olduğu gibi kabul edebiliyor ve farklılıklarına saygı duyabiliyorsanız bir şeyleri başarabilirsiniz.

    Mükemmeli aramak yerine göze batmayan kusurları örtmek daha işe yarar olacaktır. Mükemmeli aramak yıldızlara dokunmaya çalışmak gibidir. Çünkü dünya üzerinde mükemmel tanımına uygun ne bir insan ne de bir evlilik vardır.

  • NEDEN 2,5 YAŞ KRİZİ? AİLELER ÇOCUKLARINA NASIL DAVRANMALIDIR?

    NEDEN 2,5 YAŞ KRİZİ? AİLELER ÇOCUKLARINA NASIL DAVRANMALIDIR?

    Sevgili anne ve babalar, yaşamamızın her anında öğrenmelerle benliğimizi oluşturuyoruz. Doğduğumuz andan itibaren her yaş dönemine özel bazı kazanım ve üstesinden gelmemiz gereken basamaklar vardır. Bu basamakları doğru ve sağlıklı bir şekilde geçemediğimiz takdirde yetişkinlik hayatımızda çeşitli zorluklar yaşamak zorunda kalabiliriz. Doğumdan sonraki ilk 2 yıl içerisinde bağlanma aşamasını tamamlayan çocuklar için bir sonraki basamak BAĞIMSIZLIK kazanmaktır. Yavaş yavaş kendisinin annesiyle bir bütün olmadığını anlayan çocuk, çevresini keşfetmek ve bağımsızlığını göstermek için harekete geçmeye başlar. Birçok şeyi kendisi yapmak isteyen çocuk ısrarcı ve inatçı davranıp istedikleri olmadığında da öfke nöbetleri geçirebilirler. Bu dönemde çocukların kelime dağarcığı hızla gelişmeye başlasa da onlardan en çok duyacağınız kelimeler ‘hayır’, ‘istemiyorum’, ‘yapmayacağım’ kelimeleri olacaktır. Peki, bu dönemi çocuklarınızın sağlıklı bir şekilde geçirmesi için siz anne ve babalar ne yapabilirsiniz?

    1. İlk önce bunun sadece sizin çocuğunuzda olan bir davranış problemi olmadığını unutmayın. Bu yaş dönemindeki bütün çocuklar bağımsızlık duygusunun üzerine gider ve elde edemediğin zamanlarda da sizinle inatlaşıp, öfke ve ağlama nöbetlerine girebilirler. Bu yaş dönemindeki birçok çocuk bu şekilde davranır ve bu süreç DOĞAL ve GEÇİCİ’dir.

    2. Çocuğun gösterdiği terslikler ve öfke mümkün olduğunca görmezden gelinmelidir. ‘Ama o öfkelenip, bağırdıkça ben daha çok öfkeleniyorum.’ diyen anne ve babaları duyar gibiyim. Unutmayın ki çocuğunuzun öfkesi karşısında siz de öfkelenip bağırmaya başlarsanız olayı söndürmek yerine sadece daha çok öfke ve daha çok bağırma sesleri olan bir duruma taşırsınız. Böyle bir durum karşısında çocuğun dikkatini gerginlik yaratan durumdan başka bir konuya çekmek çoğu zaman faydalı olacaktır.

    3. Çocuğunuz ‘Kapının ziline ben basacağım!’ diyerek zaten açık olan kapıyı kapatmanızı isteyebilir. Tek başına bir işi başarma istediği bu dönemde oldukça yoğundur. Ailelerin dikkat etmesi gereken çocuğun bu isteğini bastırmamaktır. Çocuğunuzun başarma isteğini mümkün olduğu kadar desteklemeli ve takdir etmelisiniz. DİKKAT! Bunu yaparken sınır ihlallerini aşmadıklarına mutlaka dikkat etmelisiniz. Evdeki kuralları kendi istediği için ihlal eden çocuğunuza, bağımsızlığını desteklemek amaçlı sessiz kalır ve tepki göstermezseniz çocuğunuz nerede durması gerektiğini öğrenemez. Çocukların bunu öğrenmesi için net ve mantıklı kurallar koymalı ve kuralların gerekçesi mutlaka çocuklara anlatılmalıdır. Kalemlerini yerde bırakıp toplamayan çocuğa ‘Boya kalemlerimi yerde bırakma, biri üstlerine basarsa uçları kırılabilir.’ demek yeterli olacaktır.

    4. Neden-Sonuç ilişkilerini kurmasını sağlayacak fırsatlar verilmelidir. Bütün insanlar yaptıkları birçok şeyi bir nedene, bir amaca bağlı yaparlar. Bu yaştaki çocuklar henüz neden sonuç ilişkisi kurmayı bilmemektedir. Çocuklara nasıl neden-sonuç ilişkisi kurabileceklerine ilişkin örnekler verilmelidir. ‘Araba ileri gitti çünkü arkasından ittik.’ ‘Bebek konuştu çünkü düğmesine bastık.’ gibi örneklerle çocuklara bu ilişkiyi kurması için fırsat verilmelidir.

    5. Çocukları kendi seçimlerini yapması için teşviklendirin. Karar aşamalarında çocuklara fırsat vermek onlardaki sorumluluk alma davranışı için önemli bir adım olacaktır. Örneğin kıyafet konusunda onlara fırsat tanıyarak başlanabilir. ‘Yeşil kazağını mı giymek istersin yoksa siyah kazağını mı?’

    Yazıyı sonlandırmadan önce siz değerli anne ve babalara bir hatırlatma yapmak istiyorum. Her insanda doğuştan getirilen bazı mizaç (huy) özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikleri doğumun ilk haftasından itibaren tespit edebiliriz. Uykusundan, yabancı insanlara karşı vermiş oldukları tepkilerden, gürültüye verdikleri tepkilerden çocukların temel özellikleri hakkında fikir sahibi olabiliriz. Her çocuğun mizacı farklıdır. Bu yüzden dikkat edilmesi gereken en önemli şey çocuklarınızı başka çocuklarla kıyaslamamaktır. Sizi endişelendiren, aklınıza takılan herhangi bir problem var ise mutlaka bir uzmanın bilgisine başvurunuz. Sağlık ve sevgiyle kalın…