Etiket: Dikkat

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hakkında bilip bilmediklerimiz

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaygın bir sorunmudur?

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu sanıldığından daha sık görülen psikiyatrik bozukluktur. Bozukluğun okul çağı çocuklarında %5-6 ya yakın oranında görüldüğü bilinmektedir. 25-30 kişilik bir sınıf düşündüğümüzde en az 1-2 çocuğa Dikkat Eksikliği Hiperaktivite bozukluğu tanısı konulabilmektedir.

    Hiperaktivite olmasa da Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısı konulabilir mi?

    “Hiperaktivite”, aşırı hareketlilik anlamına gelmektedir; fakat özellikle kız çocuklarında hiperaktivite belirtileri olmadan da Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu görülebilmektedir. Bu grupta en belirgin bulgular dikkat sorunları ve hatta az hareketlilik (hipoaktivite) olabilir.

    Dikkat eksikliği (dağınıklığı) nasıl anlaşılır?

    DEHB’li çocuklar sıkıcı buldukları ödev ya da görev gibi faaliyetlere karşı isteksizlik, dikkat verememe, çabuk sıkılma, sık hata yapma ve unutkanlık gibi belirtiler yaşarlar ama zevk aldıkları bilgisayar, televizyon veya oyun gibi faaliyetlerde dikkatleri oldukça iyi olabilir. Daha doğru bir ifade ile çocukların (gençlerin) sevdikleri alanlarda dikkatleri iyi, ödev, görev sorumluluk içeren sevmedikleri alanlarda dikkat becerileri kötüdür. Dikkati yönetme sorunu mevcuttur.

    Başka ne gibi belirtiler olur?

    Hiperaktivite ve dikkat sorunları kadar önemli diğer bir belirti dürtüselliktir. Dürtüsellik kişinin içinden gelen istekleri bastırmaması ve sonucunu düşünmeden hareket edilmesi olarak tanımlanabilir. Sabırsızlık, sırasını beklemede güçlük, yönergeleri takip edememe, araya girme gibi belirtiler bu grupta sayılabilir. Sonuçta kendileri ve çevreleri için zararlı olabilecek davranışlar gösterirler. Halk arasında bu tip davranışlar yanlış bir şekilde üstün zekâlı olma, şımarıklık, terbiyesizlik, tembellik ve huysuzluk gibi nitelendirilebilir.

    Nedenleri nelerdir?

    Ailelerin kafasını kurcalayan sorunlardan en büyüklerinden biri hastalığa kendi davranışlarının neden olup olmadığıdır. Yapılan birçok bilimsel çalışmada Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun ev ortamı veya yetiştirme biçiminden değil genetik yatkınlık ve olumsuz çevresel etkenler (özellikle anne karnında iken yaşanan sorunlar) ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu durum aile tutumlarının önemli olmadığı anlamına da gelmemelidir. Özellikle olumsuz aile tutumları mevcut şikâyetlerin artmasına ya da başka psikiyatrik hastalıkların eklenmesine neden olabilir.

    Tanı için ne yapılmalıdır?

    Tanı çocuk ve ailesi ile yapılan görüşme sonrasında konulan bir bozukluktur. Tanıya yardımcı testler olmakla birlikte karşın hiçbir test kesin tanı koydurucu değildir. Yapılan görüşme dışında aile ve öğretmenden doldurması istenen formlar tanıya yardımcı olmaktadır.

    Yaşla beraber düzelir mi?

    Çocuk büyüdükçe aşırı hareketlilik ile ilişkili belirtiler azalır ancak dikkat ile ilişkili sorunlar devam etme eğilimindedir. Belirtilerin şiddeti azalabilir ya da kişiler bu yaşadıkları ile baş etmeyi daha iyi öğrenebilirler ama büyük kısmında sorunlar ileri yaşlara taşınmaktadır.

    Tedavi nasıl yapılır?

    Tedavide temelini ilaç tedavileri oluşturmakla birlikte aile, okul ve hekimin iş birliği yapması çok önemlidir. Bazı durumlarda dikkat testlerine başvurulabilir. Anne, babanın ve öğretmenin bilgilendirilmesi çok önemlidir. Birçok aile yeterince hastalık hakkında bilgi sahibi olmamaları ve çevreden duydukları bilimsel olmayan duyumlar nedeni ile tedaviden uzak kalmaktadır.

    İlaçlar bağımlılık yapar mı?

    İlaçlar uzun yıllardır kullanımda olmalarına rağmen bağımlılık yaptıkları ile ilgili bir veri yoktur. Ayrıca uzun dönemde ilaç kulanmış çocukların kullanmamış olanlara göre daha az psikiyatrik sorun yaşadığı ve bağımlılık yapıcı madde kullanımlarının daha az olduğu bildirilmiştir. Bir başka ifade ile tedavi ileride yaşanabilecek bağımlılık riskini azaltmaktadır.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Tedavi yapılmaz ise ne olur?

    Hastalığın tedavisiz kalması uzun dönemde aile, arkadaş ilişkileri, okul ve iş yaşamına yönelik sorun yaşama ihtimalini artırır. Ailelerin psikiyatriye karşı ön yargılarından ve korkularından kurtulması, bilimsel bilgi için çabalamaları, kendilerinin ve çocuklarının geleceğini olumsuz etkileyebilecek bu soruna karşı duyarlı olmaları gerekmektedir.

    Saygılarımla

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Dikkat eksikliğinin 6 yönü (1) odaklanma-dikkat

    Dikkat Eksikliği Sendromunun 6 yönü:(Odaklanma-dikkat):

    Dikkat Eksikliği şeklinde isimlendirilmiş olmasına karşın bu tanımlama biraz kafa karıştırıcıdır. Dikkat eksikliği olan bireylerde ana sorunun sadece dikkat alanında olmadığı dikkati de yöneten karmaşık beyin fonksiyonlarında (yönetici işlevler) sorunlar olduğu gösterilmiştir. Bu yönetici beyin fonksiyonları günlük hayatta birçok işlevden sorumludur. Beynimizin patron bölgesi gibi düşünülebilir ve birçok süreci yönetir. Dikkat eksikliği olan bireylerin bu yönetici işlevlerden 6’sında sıklıkla sorun yaşadığı gösterilmiştir.
    1.Odaklanma (dikkat),
    2.Plan yapma,
    3.İstek (motivasyon),
    4.Öfke kontrolü,
    5. Hafıza
    6. Organizasyon
    Bu sorun alanları her bireyde faklı şiddette görülebilir.

    1. Odaklanma sorunları (dikkat eksikliği):

    ‘Dikkat’ farklı beyin bölgeleri tarafından son derece karmaşık sinir ağları ile yönetilen bir fonksiyondur. Bu nedenle birçok şekilde insanlar dikkat sorunları yaşarlar fakat Dikkat Eksikliği tanısı koyabilmek için bu sorunun sık yaşanması, uzun süredir olması ve yaşam kalitesine etki edecek boyutta görülmesi gerekir.
    DEHB’li çocuklar özellikle kendi istedikleri değil de onlara verilmiş görevleri yerine getirirken yoğun dikkat sorunları yaşarlar. Örneğin dikkat eksikliği olan bir öğrenci ödev yapması istendiğinde okuduğuna kendini veremez. Çoğunlukla okuduğu kelimeleri seslendirebilir fakat cümlenin ya da paragrafın ne anlama geldiği çözmekte zorlanır.

    Okuduğuna kelime kodlarını çözecek kadar zihin odaklanmıştır fakat bu kelimeleri bir eski okudukları ile ilişkilendirmek, cümlenin ya da paragrafın ne anlama geldiğini çözmeye yetecek kadar dikkati (enerjiyi) tahsis etmemiştir. Aslında bunu yapabilecek yeteneği vardır. Eğer okuduğu yada yaptığı iş ilgisini çeken bir konu üzerine olursa dikkati fazlası ile verir ve okuduğunun tamamını hatta ince detaylarını bile çözebilirler. Bazen dikkat eksikliği olmayan bireylerde ‘dalgın okuyabilirler’ birkaç satır sonra okuduklarından bir şey anlamadıklarını fark edip geri dönerler. Bu durum yoğun ve sık yaşanması durumda dikkat eksikliği bir bozukluk olarak değerlendirilebilir.

    Dikkatin çabuk dağılması:

    Bu çocuklarda görülen diğer sorun ise dikkatin çabuk dağılabilmesidir. Özellikle isteksizce yaptığı bir faaliyet sırasında kafalarından geçen bir başka düşünce, çevreden gelen ses herhangi bir uyaranla dikkatleri çabucak kayar. Derste öğretmenini dinlemeye çabalıyorken arkadaşının kalemini düşürmesi, dışarıda gördüğü bir nesne ya da akşam izlediği filmle ilgili düşünceleri araya girebilir. Bu şekilde sık sık kopmalar ve geri gelmeler yaşanır.

    Basit bir örnekle anlatılmak gerekirse dikkat bir tiyatro sahnesini aydınlatan ‘spot ışığına’ benzetilebilir. Dikkat eksikliği olmayan kişilerde kişi spot ışığı(dikkat) iyi çalışır. Bir noktaya odaklandıklarında çevreden gelen uyaranlar baskılanır (ışık odaklandığı yerde yoğundur ve çevre karanlıktır). Dikkat eksikliği olan bireylerde bu spot ışığı görevler sırasında az yoğun, sık yer değiştiren (seyirciler arasında bir ses geldiğinde sahneden seyircilere gider) şekilde fonksiyon görür.

    Sabit odak (dikkatin yer değiştirememesi):

    Bazen Dikkat eksikliği olan bireyler dikkat dağınıklığından değil çok aşırı odaklandıklarını, dikkatini başka şeylere vermek isteyip veremediklerinden şikâyet ederler. Özelliklede sevdikleri TV ya da bilgisayar gibi işlerin başında kalkamazlar, sürenin nasıl geçtiğinin farkına varmazlar. Bilgisayar başından kalkıp dikkatlerini bir türlü yapmaları gereken işlere veremezler.


    Özetle DİKKAT EKSİKLİĞİ yoğun ve kronik şekilde ‘dikkatin kötü yönetilmesi’ olarak tanımlanabilir. Yeterince derin odaklanamama, dikkatin çabuk dağılması ve bazen tersi şekilde aşırı odaklanma sorunu yaşarlar.
    Saygılarımla

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Dikkat eksikliğinin 6 yönü- (3) motivasyon (isteğin, gayretin sürdürülmesi)

    Motivasyon (İsteğin, gayretin sürdürülmesi)

    Dikkat eksikliği görülen çocuklar ve yetişkinler üzerine yapılan çalışmalarda sorunun sadece dikkat alanında bulunmadığı, sıklıkla sorunların 6 grupta görüldüğünden bahsetmiştik. Bu yazımızda dikkat eksikliğinin 3. sorun alanı olarak gruplanan motivasyon sorunlarından bahsetmeye çalışacağız.

    1.Odaklanma (dikkat),

    2.Planlama,

    3.İstek (motivasyon),

    4.Öfke kontrolü,

    5. Hafıza

    6. Organizasyon becerileri.

    Dikkat Eksikliği Sendromunda Motivasyon sorunları:

    Uyuya Kalma sorunları!!

    Dikkat eksikliği olan pek çok kişi ilgilerini çekmeyen konuları dinlemekte zorlandıklarını, sessiz ve uyaran olmayan şekilde rutin işleri sürdürürken sıklıkla dalıp gittiklerinden şikayet ederler. İlgilerini çekmeyen bir konuda konuşulduğunda, bir dersi ya da toplantıyı dinlemek zorunda olduklarında, ilgisini çekmeyen bir kitaba başladığında çok çabuk yorgun hissetmeye ve uyuklamaya başlarlar.

    Konu ilgilerini çekiyorsa, aktif durumda ise (konuşuyor yada etkinliğe katılıyor) uyuya kalma sorunu ortaya çıkmaz. Tam tersi çok konuşan ve katılımcı bir tavır sergileyebilirler. Diğer bir ifade ile beyne fazla uyaran gönderildiği durumda aktif, istekli ve canlı bir tavır gösterebilirler.

    Bazen ise canlılıklarını sürdürebilmek için sesli okudukları, okurken çeşitli aktiviteler yaparak aktif olmaya çalıştıkları görülebilir. Kendi kendilerine ve motivasyonlarını korumaya çabalarlar.

    Motivasyonun korunması:

    Dikkat eksikliği olan bireyler uzun sürede sonuç verecek işlerde çok zorlandıklarını tarifler. Bu durum çocuklarda da sıklıkla görülür. Eğer ödüle hemen ulaşacaksa, yapacağı faaliyet kısa sürecekse bu durumda istekli ve motive şekilde çalışabilir ama ödüle uzun vadede ulaşacaksa çok çabuk isteğini kaybeder.

    Örneğin, Tv izlemek gibi hemen ödüllendirecek bir eğlenceli bir seçenek yerine ders çalışmak gibi uzun sürede yarar sağlayacak bir işi seçmezler. Uzun süreli zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınırlar. Çok istekli başlasalar bile bu gayretlerini uzun süreli çalışmalarda kaybederler. Çok iyi ve yetenekli olabildikleri halde sürekli ve stabil bir çizgi izleyemediklerinden sonuçta sabırlı ve çalışkanlar tarafından geçilebilirler.

    Uykuya Dalma ve Uykudan Uyanma sorunları.

    Dikkat eksiliği olan bireyler uygunsuz durumlarda uyuya kalmaktan şikâyet etmelerinin tam tersine bazen ise uykuları gelip yatağa gittiklerinde uyuyamazlar. Uyuduklarında sanki bir şeyleri kaçıracakmış gibi hissettiklerinden bahsederler. Uyumak için müzik dinlemeyi tercih edebilirler. Bu çocukluğun erken dönemlerinde bile görülebilir. Aileler çocuklarının geç yattıklarından, uykuya dalmakta çok zorlandıklarından ve dalma sırasında çok huysuzlaştıklarından şikâyet ederler. (Dikkati yoğunlaştırma esnasında aktif olması gereken sistem, dikkatin tam tersi uyuma sırasında ise geri çekilmesi gerekir. Bu ortak sorun hem dikkat hemde uykuya dalma sorunları şeklinde karşımıza gelir)

    Uykuya geçitken sonra ise çok derin uyurlar. Ölü gibi uyuduklarını tanımlarlar. Genç bir öğrencinin yaşadığı uyku sorunu ile ilgili bir örnek:

    ‘Geceleri gece kuşuna dönüşüyorum, sabah okula erken gitmem gerektiğini bildiğimden olabildiğinde yatağıma erken gitmeye çalışıyorum. Uykuya dalamayınca kalkıp ya televizyonu açıyorum yada bilgisayar başında gereksiz yere saatler geçiriyorum. Sabah erken kalmak için telefonlarımı ve saatleri kuruyorum ama nafile.Hatırlamadığım şekilde gidip telefonu kapatıyorum. Ailem beni uyandırmaya çalışmaktan bıktı onlarla sabahları sürekli kavga ediyoruz. Bazen annemin beni uyandırmak için komşulardan yardım istediği bile oluyor.’

    Özetle Dikkat eksikliği sendromun da gerekli ritm, enerji, motivasyon ve uyku düzenlemede sorunların sık görüldüğünü bir tablodur.

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

    Uzm. Dr. Ahmet ŞENSES

    Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi

  • Hiperaktivite ve dürtüsellik-2

    Okulda ne gibi sorunlara neden olur?

    İlkokul dönemi en sık başvuruların yapıldığı dönemdir. Çocuğun uyması gereken kural sayısı, beklenen görevler miktarı artmıştır. Hiperaktif bir çocuk bu görevleri bitirmekte ve kurallara uymakta çok daha fazla zorlanır. Kendini frenleyemez. Çok konuşmaları, diğer arkadaşları konuşurken araya girmeleri, sınıfta gezinmeleri, arkadaşlarının dikkatini dağıtmaları sık bildirilir. Genellikle notlarını düzenli tutamazlar, yazıları bozuktur. Resim yaparken düzgün boyamakta zorlanırlar. Öğretmenleri genel olarak onları ‘zeki ama yaramaz’ şeklinde nitelerler. Sınıfın yaramaz çocuğu olarak görüldüklerinde sorumlusu olmadıkları olumsuz davranışlar nedeniyle bile suçlanabilirler.

    Ödevlerini eve gelince yapmakta zorlanırlar. Anne ve babanın zorlaması ile derse oturulur. Dersleri beraber yaparken sıkılmalar, bahaneler (zil çaldı, başım ağrıdı, elim yoruldu) sıktır. Kendi başına ders yaparlarsa üstün körü yapma eğilimindedirler. Ders notlarını, yazılıları, sorumlulukları çabuk unuturlar.

    Ortaokul ve lise yıllarında hareketlilik genellikle daha azalmıştır ama ders dinlememe, dersi kaynatma, izinsiz söz alma, çok konuşma, diğer arkadaşlarını rahatsız etme, bazen disipline gidecek davranışlar görülebilir. Sorumluluktan kaçmayı severler. Kuralları sevmeyen arkadaşlara yakın olma eğilimindedirler. Aile ile çatışmalar, sinirlilik sık görülür. Riskli davranışları daha sıktır.Beklenilen altında başarı elde ettikleri, daha az tatmin duygusu yaşadıkları, çevre ve aile tarafından sık eleştirildikleri için depresyon ve kaygı bozukları geliştirme riskleri fazladır.

    İleri yaşlar için başka riskler var mıdır?

    Yapılan çalışmalarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun sigara, alkol ve madde bağımlılığı riskini artırdığı gösterilmiştir. Beklenen düzeyde iyi eğitim ve iş olanaklarına sahip olmadıkları, daha sık trafik kazası yaşadıkları, sık iş değiştirdikleri, daha sık suça karıştıştıkları bildirilmiştir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda Hiperaktivite belirtileri olması şart mıdır?

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu şeklinde isimlendirilmesine rağmen tanı için hiperaktivite bozukluğunun olma zorunluluğu yoktur. Bu bozukluğun ilk tanımlandığı dönemden kalan bir yanlış isimlendirme söz konusudur. Günümüzde DEHB temelde beynin davranış, dikkat, hafıza, duygu gibi temel işlevlerini yönetme sorunu olarak düşünülmektedir. Artık bu hastalık çocukların ve yetişkinlerin yönetimsel becerilerindeki bir nörogelişimsel hastalık olarak tanımlanmaktadır.

    Hiperaktivite kalıcımıdır?

    Yapılan çalışmalarda hiperaktivite belirtilerinin sıklıkla yaşla birlikte azaldığı gösterilmiştir. Ergenlik dönemine kadar azalan hiperaktivite belirtileri yerini ‘içsel bir huzursuzluk hali, boşta vakit geçirememe, sıra bekleyememe, sabırsızlık’ belirtilerine bırakır.

    Hiperaktivitenin Nedeni nedir?

    Uygun olan zamanda durmayı, kendini frenlemeyi ve çevre koşullarını izleyerek doğru zaman geldiğinde harekete geçmeyi sağlayan ‘yönetici beyin fonksiyonları’ etkilenmiştir. Bu fonksiyonların çoğundan sorumlu olan beynin ön bölgesi (frontal bölge) etkilenmiştir.

    Hiperaktif bireylerin beyinlerinin sürekli çalıştığı ve bu nedenle çok hareketli oldukları düşünülebilir fakat yapılan çalışmalarda bu durumun tam tersi olduğu gösterilmiştir. Aslında sorun davranış düzenlemesi yapması gereken sistemlerin üst merkezlerin inhinisyonunda sorun mevcuttur.

    Ayrıca ödül sistemleri doğru çalışmaması nedeni ile uzun vadede sonuç alacağı ödev, görev gibi sorumluluklar yerine hemen keyif ve haz veren eğlenceli aktivitelere (oyun, televizyon yada bilgisayar) yöneldikleri düşünülmektedir. Uzun vadeli büyük ödüllere kavuşmak yerine, hemen alacağı küçük ödülleri (hazlara) seçme eğilimindedirler.

    Saygılarımla

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Öğretmenler dikkat eksikliği hiperkaktivite bozukluğu olan öğrencilerine nasıl yardım edebilirler?

    Dikkat eksikliği olan çocuklar sınıfta neler yaşarlar?

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) en çok okul yaşamını olumsuz etkiler. Okul yaşamında çocuk ya da genç birçok sorumluluk ve görev yerine getirmek zorundadır. Bu görevleri yerine getirmek DEHB li birey için diğerlerine kıyasla daha zordur. Kendinizi sınıfta yeni bir derse başlarken düşünün. Ders başladıktan birkaç dakika sonra öğretmeninizin kitabınızı açın diye uyarması ile kendinize geldiniz. Dersin başlamasından kısa bir süre sonra evde yaptığınız eğlenceli şeyleri düşünmeye başlamışsınız. Neyse hemen arkadaşınıza dönüp kaçıncı sayfayı açacağınızı sordunuz. Kitabı okumaya çalışırken birden dışarıdan bir ses geldi. Ona bakmaya başladınız. Okuduklarınıza odaklanmaya çalışırken bir arkadaşınız ön tarafta çantasını karıştırmasını izlemeye koyuldunuz ve okuduğunuz yine bölündü. Öğretmen son 1 dakika diye seslendiğinizde okumanız gereken yerin yarısında bile değilsiniz. Süre bitti ve siz okumayı bitiremediniz. Öğretmen soru sordu ama tam okuyamadığınızdan arkadaşınızdan yardım istediniz. Sizin sorularınızdan yorulan arkadaşınız size dönüp yeter artık dedi. Buna benzer dikkat sorunları DEHB li bir çocuğun sınıf yaşamında sıkça yaşanır. Ona sınıf ortamında gerekli desteği sağlayabilmek yaşadığı zorlukları azaltacaktır.

    Peki sınıf ortamında öğretmenler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan bir çocuk için neler yapabilirler?

    1. İlk olarak öğretmen masasına yakın bir yerde, sınıfa ve dikkatini dağıtabilecek uyaranlar arkasında kalacak şekilde oturabilir. Mümkünse kapı, pencere, havalandırma ve ısıtıcıdan uzak durulmalıdır. Küçük ama onun dikkatini bozabilecek her türlü faktör sorun yaratabilir.

    2. Her hangi bir aktivite değişikliğinden önce net bir mesaj verilebilir. Artık kitaplarınızı kaldırın, teneffüse hazır olun ya da sınav süresinin bitimine 10 dakika gibi. Bu küçük hatırlatmalar görev geçişlerini yönetmekte zorlanan çocuk için net mesajlar içerir ve işini kolaylaştırır.

    3. Sınıf kurallarının yazılı olduğu bir tablo yapması gerekenleri daha sık hatırlayacaktır.

    4. Sınıf içerisinde tahta silme, kâğıtları dağıtmak, bazı evrakları taşımak, tahtaya bir takım yazıları aktarmak gibi küçük görevler hem enerjisini atmasına hem de odaklanması için kısa aralar vermesini sağlayacaktır.

    5. Dikkatinin dağıldığı hissedildiğinde tekrar onun toparlanmasını sağlayacak küçük sinyaller kullanılmalıdır. Ona hafifçe dokunmak, adını konuşma arasında geçirmek, göz teması kurmak gibi işaretler kullanılabilir.

    6. Ödevler kısa ve net olarak anlatılmalıdır. Uzun şekilde anlatılan ödevler için ana görevi karıştırabilir ya da unutabilirler.

    7. Evde yapılacak ödevleri hem sözlü hem de yazılı olarak verilmelidir. Bu şekilde anne ve baba ödevlerin ne olduğunu öğrenmiş olur ve çocuk ödevini daha rahat hatırlar.

    8. Ödevlerin fazlalığından korkup yapmak konusunda isteksiz davranabilirler. Bu nedenle ödevleri parçalara bölmek ve adım adım ilerlemek işe yarayabilir.

    9. Sınıf içerisindeki yazılı ödevler ve sınavlarda ek süre verilebilir.

    10. Ödevlerini yazmakta zorlanan çocuklar için bilgisayar, sözlü anlatım gibi farklı yöntemler kullanılabilir.
    Sınıf içerisinde davranış sorunları var ise mutlaka kararlı hafif yaptırımlara ihtiyaç vardır. Mutlaka ev ortamına benzer şekilde okul ortamında da sakinleşmesini sağlayacak bir alan bulunmalıdır. Kural dışı davranış sergilendiğinde diğer arkadaşları gibi oturup hatasını düşünmesini saplayacak bir yer (köşe, kapının yanı) ayarlanmalı (Olumsuz davranışları sonrasında hızlı ve kararlı şekilde tekrarlandığında mola yöntemi çok başarılı bir yöntemdir).

    Saygılarımla

    Uzm. Dr. Ahmet ŞENSES

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin diğer yazılara ulaşabilmek için tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Çocuklarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu

    İnsanlık tarihi boyunca haşarı çocuklar, sorumsuz, söz dinlemeyen çocuk ve gençler hep gündemde olmuştur. Uslu çocuklarla kıyaslanmışlardır. Çeşitli milletler kendilerince çözüm bulmaya çalışmış; bazen şiddetle, bazen hareketli görevler vererek, nasihatlerle bu çocuklar düzeltilmeye çalışılmıştır. Edebiyatta da bu konu çok işlenmiştir.

    Zaman içinde bu çocukların büyüdüğünde de bazı sorunlar yaşadığı farkedildi. Çabuk sıkılma, tembellik, sorumluluk alamama gibi… İnsanlığın aydınlanma süreci sonrası ve eğitimin gittikçe önemini arttırmasıyla çocuklarda olan bu sorun, okul hayatına da girmeye başladı. Daha önce herkesin okula gitmediği dönemlerde hiperaktif çocuklar sadece kendi köyünde evinde sorunlar yaratırken, uzun süreli dikkat verilmesi gereken okulların oluşmasıyla bir okul sorunu haline geldi. Bu nedenle son yüzyılda artık bir bozukluk olduğuna bilim çevresi karar vererek sorunu çözmek için araştırmalara başladılar.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri genel olarak nelerdir: Ülkemizde artık halkımızın eğitime ilgisi artmıştır. Anne babalar çocuklarını okutup iyi ve kendilerine yeterli bireyler olmaları için maddi manevi bütün güçlerini harcamaktadırlar. Böyle bir ortamda eğitim çok önemli hale gelmiştir. Tabiki ardından bilgi kirliliğide bunu takip etmiştir. Bu durumdan dolayı hareketli ve ya dikkat problemi olan çocukların ayırt edilmesi çok önemli olmuştur, çünkü dikkat eksikliği yapan başka hastalıklar vardır. Örneğin; depresyon, günlük yaşam problemleri, okul uyumsuzlukları , çekingenlik , özgüven eksiklikleri, öğrenme bozuklukları , zeka problemleri ,travma, otizm gibi…

    Okuldan başlamadan önce de bebeklikten beri hiperaktif çocuklar çok hareketlidir ve anne çağırsa bile dikkatini verip anneye cevap vermezler. Yerlerinde duramazlar. Genelde bu çocuklar, uzun süre bir şeyle uğraşamazlar oyun oynarken bile oyundan oyuna atlarlar. Arkadaşlarıyla oyunu başlayıp bitiremez ve oyunu bozarlar.

    Çabuk sıkılma en büyük özellikleridir. Arkadaşlarına vurabilir, çabuk öfkelenebilirler. Kuralları sevmez ve uyamazlar. Anne babanın kurallarına karşı isyankardırlar. Bu sıkıntılar bazen anne babanın kurallar konusunda çok esnek olmasından da kaynaklanabilir. Özellikle tek çocuk , ailenin tek torunu olunca aşırı ödün vermekten bu çocuklar kural tanımaz olabilir. hiperaktiviteden farkı bu çocuklar genelde evde problemlidir. Okul kurallarına bir süre sonra uyabilir. Çünkü öğretmene nazı geçmeyeceğini bilirler.

    Okul çağına gelince Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklarda en sıkıntılı dönem başlar. Çünkü bu yaşa kadar ailenin toleransıyla çocuk idare edilebilir. Okul çağında artık kurallı bir ortam olan okulda kurallara uyması gerekir ve sorumlulukları, dersleri olacaktır ki hiperaktif çocukların en fazla sıkıntı yaşadığı konulardır.

    Günümüzde gerçi özellikle büyük şehirlerde üç yaşından sonra kreş ana okuları na giden çocuklarda bu sorunlar erken göze batmaya başlar.

    Genelde kliniklere gelen vakalarda ilkokulun ilk üç senesinde sınıfta yerinde oturtulamayan, devamlı kıpır kıpır, yere bir şeyler düşürüp alan, devamlı kalkıp kalemini açan , sıkıldıkça arkadaşlarını dürten , ders sırsında konuşan, derste alakasız şeyler anlatan çocuklardır. Doğal olarak okuma yazma sırasında da geriden gelirler. Harfleri yanlış yazar, okurken kelimelerin sonlarını uydurur. Kısa sure ders çalıştırmak bile zordur. Beş on dakikalık ödev için ailelerin saatlerce çocuğu ikna etmeye çalıştıkları görülür. Anne baba çocuk ve öğretmen için çok zor bir süreçtir. Yemek yerken bile masada zor otururlar.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşayan çocukların anne ve babalarına çocuklarının problemlerini söylemek öğretmen için de çok zordur. Özellikle özel okullarda okuyan çocuklarda ailelerin beklentilerinin yüksek olmasından dolayı, okul içinde bu problemin çözülmesi beklenir. Öğretmenler de zor durumda kalır, çünkü bu problem tıbbi tedavi olmadan çözülecek bir durum değildir.

    Beyinde ki dikkatle ilişkili bölgelerin bir bozukluğudur ve medikal tedavi şarttır. Ne kadar erken tedavi edilirse tedavi etkinliği o kadar yüksektir.

    Genelde öğretmenler bu durumu aileye anlatınca aileler öğretmeni ve eğitim sistemini suçlama eğilimi gösterirler. Kendileri problemi fark etmiş olsa bile başka kişilerden bunu duymak hoşlarına gitmez. O yüzden ailelere bilimsel gerçeklerle durumu anlatmakta büyük fayda vardır. Bunun bir yaramazlık olmadığını, çocuğun elinde olmayan bir durum olduğunu belirtmeliyiz. Ayrıca bu çocuklarda zeka problemi olmadığını bunun sadece dikkatle ilişkili olduğunu söylemeliyiz.

    Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu erkek çocuklarda dört kat daha fazladır. Aynı ailede dikkat problemi olan kişiler varsa risk çocukta artar. Genelde dikkat eksikliği olan kız çocukları çok gözden kaçar, çünkü hareketlilik kız çocuklarında bir nebze azdır ve sınıf düzenini çok fazla bozmazlar. Bu nedenle öğretmenler hemen farketmezler. Kızlarda genelde sırada kıpır kıpırlık ve başka şeylerle meşgul olma, defterine bir şeyler çizme, resim yapma gibi ders harici uğraşlar olur. Ayrıca derste dalıp gitmeler hayal kurmalar olabilir. Yine yazarken okurken dikkatsizce hatalar olabilir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar sınıfta en çok sıkılan çocuklardır. Zil çalınca sınıftan ilk önce onlar fırlar. Arada derste “öf püf” dediklerini duyabilirsiniz. arkadaşlarınında derste kendileriyle konuşmasını isterler. Başkaları derste bir şeyler yazarken onlar çok sıkılırlar. Bazen öğretmenlerin ceza olsun diye sınıf dışın çıkma cezası vermesi onlar için ödül gibidir. Zaten sıkılan çocuk dışarı çıkabilmiştir. Bazen bunu farkeden çocuk öğretmen kendini dersten atsın diye yaramazlık yapabilir.

    Bu çocuklarda görülen göz teması azlığı dikkatini size verememesindendir. Otizm gibi hastalıklarda olduğu üzere, hastalıktan kaynaklanan göz temassızlığı gibi değildir. Çocuk sıkıldığından sizi dinlemek istemez. Ama ilgisini çeken bir konuda sizi göz teması kurarak dinleyebilir. Devamlı başka şeyler düşündüğünden karşıdakini dinleyemez kafasında ki düşünceye yoğunlaşmaya çalışır.

    Tedavide muhakkak doktora götürmek gerekir. Doktor dışında okul, aile ve tedavi ekibinin beraber çalışması gerekir. İlk önce doktorun aile, öğretmen ve okulu bilgilendirme görevi vardır. Hastalığın nasıl bir hastalık olduğunu öğretmelidir. Böylece çocuğun elinde olmayarak yaptığı davranışları anlayışla karşılayabileceklerdir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların hepsi farklı kişiliklerdir. Hepsinin birbirinden farklı olan özellikleri vardır. Her çocukta ayrı ayrı problem davranışları tespit edip kişiye özel tedavi planlanmalıdır.

    Tedavinin ilk aşaması aile ve öğretmeni bilgilendirme dedik.

    İkinci aşamada çocuğun yaşına göre kendini hastalığı hakkında bilinçlendirerek davranışçı tedavilere başlanır. Bu bir terapi sürecidir aynı zamanda. Bilinçlendirme ardından davranış düzeltmeye geçilir. Çocuktan alınan geri bildirimlerle davranışlarını kontrolü konusunda aşama kaydetmesi sağlanır. Arkadaş ilişkileri, ders takibi, sokaktaki problemli davranışları tek tek çalışılmalıdır. Bu çocuklar genellikle ne konuda ve neden eleştirildiklerini anlamazlar bu da onların depresif olmasına neden olur. Bütün bu tedaviler ve eğitim yavaş ilerlemelidir. Bu esnada dikkat tedavileri dediğimiz çeşitli terapi yöntemleride kullanılabilir.

    Bu hastalığın beyinden kaynaklanan kimyasal nedenleri olduğu için çocuğun ihtiyacı olan ilaçlarında aşamalı başlaması gerekir. Bu tedaviyi hızlandıracaktır. Ayrıca ilerde bu hastalıktan doğan komplikasyon dediğimiz yeni hastalıkları engelleyecektir.

    Bu problemler okul başarısızlığından tutunda ergenlikte meydana gelen davranış sorunları, madde kullanımı , tembellik hali, hiçbir iş yapmamama isteği, arkadaş ilişkilerine problemler, toplumsal sorunlar ve suç işlemeye kadar gidebilir.

    Bu hastalığı olan bireyler ilerde iş ve sosyal hayatlarında başarısız olan bireylerdir. Evlilikleri, iş yaşamları sorunlu olabilir.

    Anlaşılacağı üzere erken teşhis Dikkat Eksikliğinde çok önemlidir Buda iyi bir gözlemden geçer. Bu nedenle toplumu bu konuda bilgilendirme önemlidir. Şüphelenilen çocuklar psikolojik muayeneden geçirilip bu konuda varsa problem tedavi edilmelidir. Bu hem çocuğun hayat kalitesini düzeltecek hem de anne babanın çocukla olan sorunlarını azaltacaktır.

  • Sınav kaygısı ve başa çıkma yöntemleri

    Sınav kaygısı; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır.Başka bir adıyla performans anksiyetesi olarak bilinen sınav kaygısı okul çağındaki çocuk ve ergenlerde sık görülmektedir.
    Bireyin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturulan imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önem sınav kaygısı oluşumu üzerinde etkilidir. Bu bağlamda çocuklar sınav öncesinde, sınav esnasında ve hatta sınavdan sonrada yoğun kaygı ve endişe yaşayabilirler.
    Huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme sık görülen belirtilerdir. Belirtiler bazen çok hafif olsa da bazı öğrencilerde çok ciddi ve ağır seyredebilir.
    Öğrencinin başarısında belirgin bir düşüş gözlenir. Ders çalışmayı erteleme, sınav ve hazırlığı hakkında konuşmayı reddetme olur. Soru sorulmasından rahatsız olurlar ve bu durumlardan kaçınırlar. Dikkat dağınıklığı, odaklanamama, fiziksel yakınmalarda dikkat çeken bir artış (karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, uyku düzensizliği, iştahsızlık ya da tersine aşırı yeme, genel mutsuz bir ruh hali vb.), çok çalışılmasına karşın performans düşüklüğü kaygının varlığını gösterir. Çalıştıkları halde sınavdan düşük puan almaları öğrencilerin özgüvenlerini sarsabilir. Öğrenilenleri aktaramama, okuduğunu anlamama, düşünceleri organize etmede zorluk, dikkatte azalma, sınavın içeriğine değil kendisine odaklanma, zihinsel becerilerde zayıflama , enerji azlığı, fiziksel rahatsızlıklar sınav kaygısının başlıca etkileridir. Sınav kaygısı gerçek dışı beklenti ve yorumlar içerdiğinden yanıltıcıdır. Bu durun öğrencileri farkında olmadan kendi davranışlarını denetleyemez hale getirir.
    Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak kaygını oluşmasında en önemli süreçlerdir. Bunaltıya eğilimli kişilik yapısı (mükemmeliyetçi, rekabetçi) olanlarda daha sık görülür. Sosyal çevrenin beklentileri ve baskısı da önemli bir etkendir.
    “Sınava hazır değilim”, “Bu bilgiler çok gereksiz ve saçma. Nerede ve ne zaman kullanacağım ki?” “Sınavlar niye yapılıyor , ne gerek var?” “Bu bilgiler gelecekte benim işime yaramaz” Sınava hazırlanmak için gerekli zamanım yok ki!”“Bu konuları anlayamıyorum , aptal olmalıyım” “Ben zaten bu konuları anlamıyorum” “Biliyorum, bu sınavda başarılı olamayacağım” “sınav kötü geçecek” “Çok fazla konu var , hangi birine hazırlanayım?” sıklıkla gözlene olumsuz otomatik düşüncelerdir.
    Yapmam gereken nedir?” “Yapabildiğimin en iyisini yapabilirim?” “Olabilecek en kötü şey ne”“Dünyanın sonu değil, telafisi var” Bunda başarısız olmam her zaman olacağım anlamına gelmez” “Yeterli zamanımın olmadığı doğru , ancak olan zamanımı en etkili şekilde nasıl kullanabilirim? “Tüm kaynakları çalışamasam bile , önemli bölümlere öncelik vererek sınava hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanırım” “Başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını aşacağım. Başarısız olmam tembel ve beceriksiz olduğumu göstermez. Daha fazla çalışmam gerektiği anlamına gelir” “zamanı kendi yararıma kullanmak benim elimde” kaygıyla başa çıkmak için geliştirilebilecek alternatif düşüncelerdir. Ayrıca başkalarıyla yarış içinde olmamak ve her kesin farklı yetenek ve kapasiteye sahip olduğunu bilmek hem çocuk hem de yetişkinler için önemlidir.
    Düşünce ve inançları sorgulamak (gerçekçi olmayan düşünme alışkanlıklarını farklı bir gözle yeniden değerlendirmek, nefes alma egzersizleri, gevşeme egzersizleri, kaygıyı bastırmaya değil, onu kabul etmeye ve tanımaya çalışmak, düşünceleri durdurma tekniği, dikkatini başka noktalara odaklama tekniği kullanılabilecek başa çıkma yollarıdır.
    “Hayatta başarılı ve mutlu olabilmek için sınavı kazanmaktan başka yol yoktur, mutlaka kazanmalıyım, kazanmazsam kimsenin yüzüne bakamam, sınav benim kim olduğumu gösterir, yetersizim, hiçbir şey yapamayacağım” değişmesi amaçlanan başlıca inançlardır. Ayrıca daha önceki deneyimlerden yola çıkarak ‘’ Ben hep başarısız oldum bundan sonrada başarısız olacağım’’ tarzında düşüncelerin de değiştirilmesi elzemdir.
    Öncelikli olarak sınava yoğunlaşmayı ve sorulara odaklanmayı sağlayan, düşünceleri organize etmede, dikkati yoğunlaştırmaya yardımcı olan, olumsuz düşünmeyi ve telaşa kapılmayı engelleyen, kontrol duygusunu geliştirerek başarıya yardım eder, gerçek performansı sergilemede önemli rol oynayan bir yaklaşımdır.
    Çalışma alışkanlıklarını ve sınava ilişkin tutumları gözden geçirerek yeni bir zihinsel yapılanma yaratmaya çalışmak gerekir. Zamanı iyi kullanılmalıdır. Beslenme ve uykuya dikkat edilmelidir. Sınava yönelik çalışmaları son güne/geceye bırakmamak önemlidir. Sınav öncesinde yeteri kadar çalışmak ve bunun sınav başarısında önemli belirleyici olduğunu bilmek kritik öneme sahiptir. Buna rağmen doğabilecek kaygı ve endişeyi uygun yöntemlerle azaltılmasını sağlamak gereklidir .
    Olumsuz otomatik düşüncelere karşı alternatif açıklamalar getirme, kontrolün kendisinde olduğunu hatırlatma, yanıtlayabileceği sorulardan başlama, kaygıyı azaltmaya yönelik teknikler kullanma (hızlı gevşeme, dikkat artırma teknikleri, kontrollü nefes alıştırması) sınav esnasında yapılabilecek bazı çalışmalardır.
    Kendini ödüllendirme, keyifle yapılan etkinliklere yönelmek, eksikler üzerine düşünme ve geleceğe yönelik yeni planlar yapma sınav sonrası kaygıyla baş edebilmek için yapılabilecek aktivitelerdir.
    Aile için sınavın ne anlam ifade ettiği, sınava yönelik tutum ve yaklaşımları önemlidir. Sıklıkla aileler kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaktadırlar. Çocuktan yüksek beklentilerinin olması, ayrıntılarla aşırı uğraş sergilemeleri ve sınavı bir araç değil amaç olarak görmeleri oldukça önemlidir. Bazı ebeveynler kendi narsistik düşüncelerini çocukları üzerinden yaşayabilmektedir. ‘’Benim çocuğun en iyi olması gerekiyor’’ tarzındaki düşünceler çocuklarda aşırı kaygıya neden olabilmekte ve ebeveynlerle sağlıklı iletişim kurmayı engellemektedir. Bunun yerine aileler sınırlarının farkında olmalıdırlar. Güven ve sorumluluk vermeli, önemsemeli, olumlu geri bildirimde bulunmalıdır. Sınava ilişkin konuşmalarda özenli davranmalı, gerçekçi olmalı, akranlarıyla karşılaştırmaktan kaçınmalıdır. Duygu ve düşünce paylaşımı, empati önemlidir. Sınavı yüceltmeme, ölüm kalım sorunu yapmama, yüreklendirici ve motive edici tarzda davranma önerilmektedir. Çocuklar koşulsuz sevilmelidir ve bu sevgi çocuğa fark ettirilmelidir. Aile bireyleri uygun rol modeli olmalı, uygun aile ortamı sağlamalı ve uygun problem çözme davranışları geliştirilmelidir.
    Ailenin bakış açısında değişim yaratmak ve beklenti düzeyini gerçekçi sınırlara indirmek temel girişimleri oluşturur.
    Bir ruhsal bozukluk ortaya çıkmışsa (depresyon, anksiyete bozukluğu, uyku bozukluğu vs.), ruhsal belirtilerden dolay işlevselliğinin bozulması, kaygıyla başa çıkmak için uygun olmayan yollar kullanma, davranış bozukluklarının görülmesi psikiyatrik destek gerektiğinin başlıca göstergeleridir. Bunun için aileler sınav kaygısı olan çocuklarını geç olmadan bir uzmana götürmeli ve danışmanlık almalılar.

    Yrd.Doç.Dr.Ceyhun Caferov

  • Özel öğrenme güçlüğü (disleksi)

    Kişinin zekasının normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen, yaşı, zekası ve verilen eğitim düzeyine göre beklenen düzeyde öğrenememesi Disleksi (özel öğrenme güçlüğü) olarak tanımlanır.

    Öğrenme sorunu olan bir çocuğa Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı konabilmesinin ilk şartı, çocuğun zekasının normal ya da normalin üstünde olmasıdır. Zeka geriliği olan çocukların yaşadığı öğrenme sorunları Özel Öğrenme Güçlüğü değildir.

    Özel Öğrenme Güçlüğü doğumdan itibaren var olan, zihnin gelişimiyle ilgili bir sorundur. Az okumayla ya da matematiği sevmemekle oluşmaz. Aksine okumada güçlük yaşadığı için kişi okumaktan kaçınır.

    ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN ÇEŞİTLERİ

    · 1-DİSLEKSİ (okuma güçlüğü): Okurken atlama, anlamı bozma, harf – ses uyumu bozukluğu, hızlı okuyamama, harflerin ya da hecelerin yerini değiştirme, heceleme ya da anlamama gibi bir takım bozukluklar görülür.

    · 2-DİSGRAFİ(yazma güçlüğü): ): Yazım hataları, okunaksız ve düzensiz el yazısı, bazı harf, rakam ve sözcükleri ters yazma, b-d, m-n, ı-i, d-t, g-ğ, g-y gibi harfleri karıştırma, sözcükler arasında boşluk bırakmadan ya da sözcüğü birkaç parçaya bölerek yazma gibi bozuklulara rastlanır.

    · 3-DİSKALKULİ(aritmetik bozukluk): Matematik terimlerini, kavramları anlayamama, sayı ve sembolleri tanıyamama, gerekli sembolleri kullanma, eldeli sayıları toplamayı unutma, çarpım tablosunu öğrenmede sınıf arkadaşlarına göre çok geri kalma, problem çözümünde izlenecek adımlara karar verememe biçiminde kendisini gösteren bozukluklarla karşılaşılır

    ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN BELİRTİLERİ.

    Belirtilerin tümü görülmeyebilir, ancak dislektiklerin zekalarının altında akedemik performans göstermeleri ortak özellikleridir.

    Okul Öncesi Dönemde Disleksi

    Bebekliklerinde emeklemekte zorluk çektiği, çapraz kol ve bacak hareketini uygulayamadığı için çoğunlukla karnının üzerinde sürünür gibi bir görüntü sergilediği, el ve ayak dominansının gelişmediği veya geç geliştiği de gözlemlenebilir.

    Konuşmada gecikme, kelimeleri yanlış söyleme, bildiği halde nesne ve kişilerin adlarını hatırlayamama, kelimeleri bulmakta güçlük ( örneğin; tencere demek istediğinde “yemek pişirilen şey” diyebilir), Sözcüklerin harflerini değiştirmek ( kocaman-cokaman, köpek-pökek), Sözcük hazinesi çok yavaş artar, sıklıkla doğru kelimeyi bulmakta zorlanır. Olayları sırasıyla anlatamama, devrik cümle kurma görülebilir

    Yön problemi vardır. Sağını ve solunu karıştırır. (Ayakkabısın ters giyme gibi)

    Çoğu özellikler erken çocuklukta her iki elini de kullanır, baskın el yoktur, kendi başına çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada, topu tutma, topa vurma, bisiklete binmede güçlük yaşayabilir. Yavaş ve hantal davranışlar sakarlık, sık düşme gözlenebilir. Ritmik hareket etmede güçlük yaşayabilir

    Sıraya koyma güçlüğü, sayıları sırasıyla saymayı öğreneme zorluk, renkleri öğrenememe, karıştırma, alfabeyi, rakamları, haftanın günlerini, ayları sırasıyla öğrenmekte güçlük yaşar. Zıt kavramları öğrenememe

    Düz çizgi çizememe, daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama, şekilleri tersten çizme, Taşırmadan boyama yapamama, Boyamaları hep karalama şeklinde yapma,

    Acelecidir ve dikkati kolaylıkla dağılır. Sözel yönergelere dikkat edememe, benzer sesleri karıştırır. (f, v, b, m gibi)

    İLKOKUL DÖNEMİNDEKİ BELİRTİLERİ

    Zekanın normal ya da daha üstü olması, okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması

    Sözlü sınavlarda daha başarılı, yazılı sınavlarda beklenenden başarısız olması, bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)

    Okumayı zor öğrenme, yavaş okuma, bazı harfleri yazarken veya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,52-25,) bazı heceleri ters okuma (ve-ev, çok-koç), bazı harfleri yazarken karıştırma( d/ b/ d z/ s u/n ) , (bilek-dilek çaba-baca) okurken ve ya yazarken harf, hece atlama, kelimenin sonlarını uydurarak okuma, okumaya karşı isteksizlik, başkası okuyunca daha iyi anlama, okuduğu öykünün anlamını çıkarmada (özet yapma) zorlanma, fakat öykünün içinden sorular sorulursa onları cevaplayabilme

    Yazma ödevlerinden kaçınma, yazarken noktalama işaretlerini yazmama, yavaş yazma, okunaksız ve çirkin yazma. Geç ve yavaş yazar. Not tutma becerisi zayıftır. Kalem tutması bozuktur(avuçlayarak ya da dik tutma), kalemi tutarken çabuk yorulur. Bir satırı takip edemez, satır başına geçerken zorlanır. Kelimeler çok yer kaplayacak şekilde aralıklı ve ya birbirine çok bitişik yazar.

    Eksik cümleler kurarlar, karışık verilmiş kelimelerden düzgün ve anlamlı cümleler oluşturmazlar

    Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma, ödevini eksik alma, ödev yapmak istememe, ödev yaparken sık yardım isteme

    Sık dört işlem hatası yapma ,’’+,x ‘’işaretlerini karıştırıp toplama yerine çarpma yapma, sayıları tersten okuma (12-21, 52-25), çarpım tablosunu öğrenememe, bölme işlemine sağdan başlama, eldeleri unutma, ileri sınıflarda bile parmak hesabı yapma

    Sağını solunu karıştırma, beden eğitiminde başarısız olma (koşma, top tutma), Uzaklık ve derinlik algılamasında sorunları vardır. Bundan dolayı bazı sakarlıklar oluşabilir.

    Alfabeyi, sayıları ve haftanın günleri-aylar gibi sıralı listeleri, saati öğrenmede güçlük çeker.

    Zamanı karıştırırlar ( Önce sonra, dün bugün, şimdi sonra ), Yön bulmada zorlanırlar

    Dikkat ve bellek sorunları nedeniyle verimli çalışamama, zamanı planlayamama.

    özel öğrenme bozukluğu gösteren çocukların %25’si dikkat eksikliği ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu da göstermektedirler.)

    İşitsel ayrımlaştırmada güçlük çekerler ( Bazı harfleri karıştırırlar b m f v y r d gibi benzer sesleri ayıramazlar ). İşitsel kavrama yetersizdir ( Yönergeleri unutur, dinlemiyor gözükür ),İşitsel hafızaları zayıftır ( Ona söyleneni çabuk unutur )

    Dokunarak ayrımlaştırmada güçlük çeker. (Gözü kapalıyken avucuna yazılan sayıyı ayırt etmede, gözü kapalıyken konulan nesneyi tanımada güçlük )

    Disleksi tanısı nasıl konulur?

    Çocuk psikiyatristi tarafından aileden okuldan alınan bilgiler, çocuğun değerlendirilmesi, gelişim dikkat ve zeka testlerinin değerlendirilmesi sonrası tanı konulur.

    Tedavi:
    Bu bozukluk çoğunlukla dikkat eksikliği, hareketlilik, depresyon, kaygı bozuklukları veya diğer psikiyatrik bozukluklarla birlikte seyredebilir. Bu durumda diğer psikiyatrik bozukluklara yönelik ilaç tedavileri uygulanmalıdır. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda sorun olan alanlara yönelik birebir özel eğitim alması gereklidir. Eğer dikkat eksikliği varsa ilaç tedavisi yapılan özel eğitimden daha iyi yararlanmasını sağlayacaktır. Bu çocuklar zeki olmalarına rağmen düşük akademik becerileri olması nedeniyle sıklıkla depresyon, kaygı bozukluğu yaşadıkları için mutlaka bir çocuk psikiyatristi tarafından izlenmeli, aile ve okul bilgilendirilmeli, eğitsel desteği sağlanmalıdır.

    Dr Deniz Tirit Karaca

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi – Psikoterapist

  • Dehb çocuğa özel beslenme yöntemleri

    Dehb çocuğa özel beslenme yöntemleri

    Yapılan araştırmalar, yapay gıda renklendiricileri, yapay aromalar, basit şekerler ve tatlandırıcıların DEHB çocukların dikkat, algı ve hafıza özelliklerini olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyuyor.

    Gün içinde çocuğun protein ağırlıklı beslenmesi genel uyanıklık ve dikkat düzeyini arttırır. Özellikle yumurta ve peynir içeren bir kahvaltı tercih edilmelidir. DEHB olan çocuğun kahvaltısında fındık kreması, aromalı ve şekerli sütler, şekerli meyve suları gibi gıdaların bulunması doğru değildir. Bu gıdalar çocuğun hareketliliğini arttırarak dikkat süresini azaltır.

    Ayrıca yüksek oranda yağ içeren poğaça, kruvasan, börek gibi gıdalar çocuğun DEHB tedavisi için kullandığı ilaçların emilimini geciktirir. Böylece ilaçların dikkat arttırıcı etkileri beklenenden uzun süre sonra ortaya çıkar. Tedavi almakta olan, DEHB olan çocukların kullandıkları ilaçlar yan etki olarak gerginlik, sinirlilik, uykusuzluk yapabilir. Bu yan etkiler de çocuğun beslenmesindeki protein miktarı artışıyla azaltılabilir. Tüketilen ekmek, pirinç, makarna gibi karbonhidrat kaynaklarının tam tahıllı ya da kepekli olanlarından tüketilmesi, ani kan şekeri düzeyi değişikliklerinden koruyacağından, dikkatin sürekliliği de artırır. Margarin, Ayçiçek Yağı ya da Kanola Yağı tüketimi DEHB olan çocukların beslenmesinde önerilmemektedir. Bu yağların yerine tereyağı, zeytinyağı kullanımı tercih edilmelidir.

    Yağlı tohumlar (kuruyemişler, badem, ceviz, fındık) tüketimi hem dikkat süresinde artış sağlar hem hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Özellikle öğrenilmiş bilgilerin unutulmaması, kalıcı hafızaya yerleştirilmesi için yağlı tohumların tüketilmesi değer taşımaktadır. Ayrıca çocuğun DEHB tedavisi sırasında almakta olduğu ilaçların ailelerini endişelendiren ciddi kilo kaybıyla birlikte büyüme, gelişme geriliği gibi ortaya çıkabilecek yan etkileri bu yağlı tohumların düzenli tüketimiyle en aza indirilebilir.

    Akşam yemeğinin yüksek karbonhidrat içeren bir öğün şeklinde hazırlanması yararlıdır. Bu şekilde DEHB olan çocuklarda sık görülen uykusuzluk, aşırı hareketlilik şikâyetleri azaltılabilir. Çocuğun beslenme listesinde omega-3 içeren (balık, badem, ceviz, semizotu, keten tohumu, gibi) besinlerin bulunması büyük önem taşır.

    Bu önerilerden de anlaşılabileceği gibi kötü beslenme ya da yeme alışkanlıkları tek başına (DEHB) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na neden olmaz.

    İlaç tedavisi ve davranışçı terapi teknikleri dışında sadece beslenme önerileri DEHB ‘nun etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul edilemez. Sadece tedaviyi destekleyici, ilaç yan etkilerini azaltıcı besin gruplarından yarar sağlanabilir.

  • Kekemelik

    Kekemelik

    Kekemelik konuşma akışının anormal duraksamalar(sesin kesilmesi),ses ve hecelerin tekrar edilmesi (ke-ke-keleme),uzatılması(kkkkkkkk keleme) ile bozulması durumudur.Bu konuşma akıcılığının bozulması durumuna konuşma gayretine bağlı olarak ortaya çıkan yüz ve vücut hareketlerinde değişiklikler de eşlik edebilir.

    Bütün insanlar belli bir oranda konuşma akıcılığında bozukluk yaşar!

    Hemen hemen tüm çocuklar konuşma gelişiminin erken dönemlerinde konuşma akıcılığının sıkça bozulduğu bir dönemden geçerler.Yetişkinler ise günlük konuşmaları sırasında pek çok kere ‘’ııı’’gibi heceleri konuşmayı bölecek şekilde araya sokar,zaman ses,hece,kelime ve söz gruplarını tekrar ederler ancak bu durumların hepsi ‘’normal’’ olarak kabul edilir ve herhangi bir endişe uyandırmaz.Normal akıcılık bozuklukları konuşmaya yönelik çaba harcanması ve kişide endişeye rol açacak durumlar yaratmaz.

    KEKEMELİĞE NELER SEBEP OLUR?

    Kekemeliğin asıl sebebi hala bilinmemektedir.Muhtemel etkiler arasına ise,konuşma kaslarının koordinasyon bozukluğu,nefes problemleri,dil gelişiminin seviyesinde problem olması,diğer iletşimsel problemler ve yaşamsal stresler yer alır.Aynı zamanda çok büyük ihtimalle kekemeliğe sebep olan durum ile kekemeliğin arış ve ilerleyişine sebep olan durumlar birbirlerinden oldukça farklıdır.Kekemelik büyük ihtimalle genetik,nörolojik ve çevresel faktörlerin karışımına  bağlı olarak ortaya çıkar ve farklı oluşum sebepleri vardır.

    Kekemelik duygusal ya da psikolojik problemlere bağlı olarak mı ortaya çıkar?

    Kekemeliği olan çocukların akıcı konuşması olan çocuklardan daha fazla oranda psikolojik problemleri olması ihtimali yoktur!Genel olarak psikolojik  travmanın kekemeliğe sebep olduğuna inanmak için herhangi bir sebep yoktur.Ancak bunun yanı sıra kekemelik problemi ile başa çıkmak kişiler için olabilir ve bu da kişinin yaşam kalitesini kötü yönde etkileyebilir.

    Kekemelik kaç yaşında ortaya çıkar?

    Kekemelik tipik olarak genç yaşlarda (2ila 5 yaş civarında)belirgin olarak ortaya çıkar ancak bazı durumlarda okul çağında ilk belirtilerini verebilir ve çok nadir olarak da yetişkinlikte ortaya çıkabilir.

    Çocuğunuzun kekelemeye başladığını düşünüyorsunuz yardım almak için uzmana başvurmalı mısınız,beklemeli misiniz?

    Sizde ya da daha önemlisi çocuğunuzda kekemelik konusunda bir endişe uyandığı anda hemen ve acil olarak profesyonel yardım aramalısınız.Bazı çocuklar büyüdükçe kekemeliğin üstesinden gelecek ve akıcı olarak konuşabileceklerdir.Ancak bazıları bunu yapamayacaktır.Kekemeliğe bağlı olarak gelişebilecek problemler yeterince erken dönemde tedavi edildiği taktir de en aza indirgenebilecektir

    KEKEMELİK TEDAVİ EDİLEBİLİRMİ?

    Evet  kekemelik tedavisinde gerek çocuk gerekse yetişkinlerde uygulanabilen başarıya  ulaşmış yöntemler ve teknikler vardır.Bu yöntemlerden herhangi birinin diğerine olan üstünlünü gösteren herhangi bir bilimsel araştırma bulunmamaktadır.

    Kekemelik tam olarak ortadan kaldırılabilir ve kişi-iyileştirilebilir mi?

    Kekemelik tam  bir ‘’iyileşme’’den ya da ‘’hızlı çözüm’’den söz etmek doğru olmaz.Kekemelik bir davranış biçimidir,yanlış bir konuşma alışkanlığıdır,bir’’hastalık’’değildir.Tedavide hedef kısa dönemde kekemeliğin azaltılması değil ,uzun dönemde iyiye doğru gitme,akıcılığın arttırılması ve iletişim kurmada başarıyı sağlama yönünde olmalıdır.

    Konuşma akıcılığı bozuk olan bir çocuğa nasıl yaklaşmalısınız?

    Çocuklar akıcı konuşmadıklarının farkında olamayabilirler.Böyle bir durumda akıcılık bozukluğuna dikkati çekmemek gerekir.’’Dur ve yeniden söyle’’konuşmaya başlamadan önce düşün’’,daha yavaş konuş’’ya da dilini arı mı soktu?gibi yorumlar durumu çözmeye yardımcı olamayacaktır.Çocuğun ne anlatmakta olduğuna odaklanın ve onu dikkatle,sabırla dinleyin,çocuğun bunu nasıl söylediğine odaklanmayın.Eğer çocuğun  konuşmasına bağlı olarak üzülmekte olduğunu gözlüyorsanız ona,konuşma güçlüğü içinde olduğunu fark edip anlayışla karşıladığınızı destek olacak şekilde ona,konuşma güçlüğü içinde olduğunu fark edip anlayışla karşılaştığınızı destek olacak şekilde hissettirilebilir,söyleyebilirsiniz.’’Bunu söylemek biraz zor olduğu gibi gözüküyor;;,bunlar olabilir’’ya da bazen kişiler konuşmakta güçlük çekebilirler’’gibi yorumlar çocuğun kekemelik ile daha etkili bir şekilde başa çıkmayı öğrenmesine yardımcı olacaktır.

    Konuşma akıcılığı bozuk olan bir yetişkine nasıl yaklaşmalısınız?

    Kekemeliği olan  yetişkinler de akıcı konuşabilen yetişkinlerle aynı oranda konuşarak ifade ettikleri önem verilmesini, sabır ve dikkatle dinlemeyi hak etmektedirler.

                            ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER

    Kekemelik,okullarda görülen belli başlı konuşma özürlerinden  biridir.Kekemelik konuşmanın tümünü etkileyen ve bundan ötürü konuşanı daha çok sorun içine sokan bir türüdür.Ayrıca,kekemelik öğretmen ve öğrencilerin farkında oldukları konuşma özrü türlerinden başta gelenidir.Öğrenciler arasında alay konusu edilen davranışların başında yine kekemelik gelmektedir.Bu bakımdan kekemelik  sadece kekeleyenin değil,öğretmenin de bir sorunu olmaktadır.Okulda.öte yandan 5 ile4 yaşlar arasındaki dönem,5 yaştan önce başlayan kekemeliğin giderek arttığı yaşlar olarak,bilinmektedir.Bu yaşlarda çocuğun ilk ve orta okul dönemidir.Bu bakımdan öğretmen ve yöneticilerin bu konuyla yakından ilgilenmeleri gerekmektedir.

    BU KONUDA ÖĞRETMENİN YAPABİLECEĞİ ÇALIŞMALAR ŞUNLARDIR:

    -Çocuğu kekeme diye damgalamayınız ve kekeme,kekemelik gibi sözcükleri çocuğun yanında kullanmaktan çekininiz.

    -Çocuğun konuşması üzerine aşırı titizlik göstermeyiniz.Onu sakin dinleyiniz.Endişeden uzak olunuz.Çocuk bir şey söyleme isteğinde acele ve telaşa kapılmadan söyleyebileceği kadar zaman fırsat veriniz.Onun konuşmasını olduğu gibi kabul ediniz.

    -Çocuğun en az kekelediği durum ve koşulları saptayınız.Sınıfta bu gibi durumlarda onu konuşturunuz.Özendirici önlemler alınız.

    -Hiçbir  zaman çocuğa’’yeniden başla’’,önce derin bir nefes al gibi uyarılarda bulunmayınız.Bütün bu uyarılar onun dikkatini konuşması üzerine toplamasına neden olur.Buda zararlıdır.

    -Çocuk konuşurken dudak hareketlerine değil gözlerine bakınız.

    -Alayı ve acı şakaları disiplin aracı olarak kullanmayınız.

    -Çocuktan  yapamayacağı,kadar çok şeye beklemeyiniz.

    -Sınıfın çocuğa karşı olan tutumunu kontrol ediniz.Çocuk sınıfta yokken arkadaşlarına ona karşı nasıl davranılacağına ilişkin konuşunuz.Arkadaşlarının yardıma ihtiyacı olduğunu zamanla onun da düzgün konuşacağını anlatınız.

    -Sınıfta yapılacak koro çalışmaları,toplu söylenen marşlara ve diğer müzik çalışmaları ritmik etkinlikle kekeme için yararlı olacağından bu tür çalışmalara elden geldiğince fazla yer veriniz.

                                             AİLELERE ÖNERİLER

    1)Çocuğun akıcı olmayan konuşmasına dikkat çekmeyin ve kritik etmeyin.Söylemeden önce söylemek istediğini düşün,Konuşmadan önce derin nefes al gibi uyarıları kesinlikle yapmayın.Böyle bir davranış gerginlik yaratır.Böylece kekemeliğin gelişme  riski artar.

    2)Çocuğunuzun konuşma bozukluğuna üzülmeyin,şimdilik onun  konuşma şeklinin böyle olduğunu ve her şeyin normal olduğunu kabul edin.

    3)Eğer sol elini kullanıyorsa sağ elini kullanması için zorlamayın.

    4)Beceriksiz ya da yanında iki ayrı lisan kullanmayın,konuşmayı öğreneme devresindeki bir çocukta bu durum olumsuz etki yapacaktır.

    5)Grup içindeki oyunları beceremiyor diye kaygılanmayın,insanlarla ilişki kurabilmesi için yardımınıza ihtiyacı olduğunu unutmayın.

    6)Yetersiz konuşmasının üstesinden gelmesi için,diğer yollardan başarı kazanması için zorlamayın.

    7)Daha düzgün ve akıcı konuşan kardeşleri veya yaşıtları ile asla kıyaslamayın,

    8)Problemin ikinci bir kazanç olarak kullanmasına yol açacak davranışlardan kaçının (bozuk konuşarak ilgi çekme isteğini yaptırma gibi)

    9)Size bir şey söylemeye çalışırken dikkatinizi ona verin.Çocukların bir çoğu kendisini dinleyen kişi dikkat etmediği zaman güçlük çekerler.

    10)Akıcı konuşan kişilerle rekabet ortamı hazırlamayın,böyle  durumlarda çocuklar fazlası ile bocalar.