Etiket: Dikkat

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hipekraktivite Bozukluğu (DEHB), çocuklarda en sık rastlanan psikolojik bozukluklardan biridir. Doğumdan itibaren var olan fakat çocuğun gelişimi ile birlikte daha ileriki zamanlarda fark edilen bu bozukluk nörobiyolojik bir bozukluktur. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun nörobiyolojisi, tam olarak anlaşılamamasına rağmen, bu bozukluğun ana semptomlarının nedeninde genel olarak, dopaminerjik ve noradrenerjik sistemlerdeki dengesizlik gösterilmektedir.(Dr. Nurcihan KİRİŞ Yrd. Doç. Dr. Seçil BİNOKAY 2010). Okul çağındaki çocuklarda, dikkati uzun süre bir şeylere yönlendirememe, arkadaş ilişkilerinde sıkıntılar, okulda başarısızlıklar gibi semptomlarla DEHB kendini gösterir. DEHB olan çocukların dikkatlerini toplamadaki güçlüklerinin bir nedeni, bu çocukların çevrelerinde bulunan uyaranların bir çoğu ile aynı anda ilgilenmeleridir. Nurcihan KİRİŞ, Sirel KARAKAŞ 2002 ). Ebeveynlerin, inanç sistemleri çocuklarında ki DEHB’ yi fark etmeleri konusunda bir engeldir. Okul hayatı ve aile yaşantısındaki işlevsel problemler üstesinden gelemeyecekleri bir duruma gelene kadar yardım için herhangi bir yere başvurmazlar. Cinsiyet farklılıklarına bakmak gerekirse, DEHB’ in bir alt tipi olan hipekraktivite genel olarak kız çocuklarına göre erkek çocuklarda daha fazla görülür. Dikkat eksikliği alt tipi ise daha çok kız çocuklarda görülür. Hipekraktivite ebeveyn ve öğretmenler arasında yaramazlık, dikkat eksikliği ise normal dikkatsizlik olarak görülüp önemsenmeyebilir.  DSM-5 (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders/Ruhsal Bozuklukların Tanı Kitabı) ’e göre; DEHB’ nin 2 alt tipi olarak dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin belirtileri şöyledir;

    Dikkat Eksikliği

    1. Çoğu zaman ayrıntılara özen göstermez ya da okul çalışmalarında (derslerde), işte yada etkinlikler sırasında dikkatsizce yanlışlar yapar (örn. ayrıntıları gözden kaçırır ya da atlar, yaptığı iş yanlıştır).

    2. Çoğu zaman aldığı görevlerde ya da oyunlarda dikkatini sürdürmekte güçlük çeker (örn. derslerde, konuşmalar sırasında ya da uzun yazılar okurken odaklanmakta zorlanır).

    3. Çoğu zaman doğrudan kendisine doğru konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünür (ör. dikkat dağıtıcı unsur olmadığı halde aklı başka bir yerde gibi görünür).

    4. Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevini, ev işlerini ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz (örn. işe başlar ancak odağı hızlı bir biçimde yitirir ve dikkati dağılır).

    5. Çoğu zaman işleri ve etkinlikleri düzene koymakta güçlük çeker (örn. sırayla yapılması gereken görevleri yönetmekte zorlanır, materyalleri ve eşyaları düzenli tutmakta zorlanır, işleri dağınık ve düzensizdir, zaman yönetimi zayıftır, zaman sınırlamalarına uyamaz).

    6. Çoğu zaman yoğun zihinsel çaba gerektiren görevlere katılmaktan kaçınır, hoşlanmaz ve bu aktivitelere karşı isteksizdir (örn. okul çalışmaları yada ev ödevlerini; yaşı büyük ergenler ve yetişkinlerde rapor hazırlama, form doldurmayı tamamlama, uzun yazıları, makaleleri gözden geçirmek).

    7. Çoğu zaman görevler ya da aktiviteler için gerekli eşyalarını kaybeder (örn. okul materyalleri, kalem, kitap, cüzdan, ödev, anahtarlar).

    8. Çoğu zaman dış uyaranlarla dikkati kolaylıkla dağılır (yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde ilgisiz düşünceleri kapsayabilir).

    9. Çoğu zaman günlük etkinliklerinde unutkandır (örn. sıradan günlük işleri yaparken, getir götür işlerini yaparken; yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde telefonla aramalara geri dönmede, faturaları ödemede, randevularına uymakta).

    Aşırı Hareketlilik ve Dürtüsellik

    1. Çoğu zaman kıpırdanır, elleri ya da ayakları vurur ya da oturduğu yerde kıvranır.

    2. Çoğu zaman oturması beklenen durumlarda yerinden kalkar (örn. sınıfta, ofiste, işyerinde veya oturması gereken durumlarda yerinde oturamaz).

    3. Çoğu zaman uygun olmayan ortamlarda ortalıkta koşar ya da bir yerlere tırmanır (yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir).

    4. Çoğu zaman boş zaman etkinliklerine sessiz bir şekilde katılamaz ya da sessiz bir biçimde oyun oynayamaz.

    5. Çoğu zaman motor takılmışçasına hareket halindedir (ör. uzun bir süre boyunca restoranda veya toplantılarda yerinde rahat bir şekilde duramaz ya da zorlanır; başkaları tarafından huzursuz ve ayak uydurulması zor olarak algılanabilir).

    6. Çoğu zaman aşırı konuşur.

    7. Çoğu zaman soru cümlesi tamamlanmadan cevap verir (örn. başkalarının cümlelerini tamamlar, konuşmada sıranın kendisine gelmesini bekleyemez)

    8. Çoğu zaman sırasını beklemekte zorlanır. ( örn. kuyruk sırasını beklerken)

    9. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da araya girer (örn. dahil olmadığı konuşmaların, oyunların, ya da etkinliklerin arasına girer, başkalarının eşyalarını izin almadan ya da sormadan kullanır, yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde başkalarının yaptığının arasına girer ya da başkalarının yaptığını birden kendi yapmaya başlar).

    Çocuğunun, aile ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri ya da okul hayatında işlevselliğinin bozulduğunu gören ebeveynler ilgili destek almalıdır. Tedavi yöntemi olarak ilaçsız tedavi, ilaçlı tedavi ve ikisinin birlikte yürütüldüğü tedavi çeşitleri bulunmaktadır. DEHB li çocuklarda aile tutumları etkileri büyüktür. Örneğin ebeveynlerin hiperaktiviteyi baskılamak için ceza ile haraket etmeleri çocukların agresif tavırlar takınmasına neden olabilir. Yani DEHB tedavisinde ailelerin ve öğretmenlerin bilinçlendirilmesi önemlidir. İlaçsız tedavi yöntemi olarak, DEHB li çocukların yetenek ve strateji gelişimine odaklanılıp, sosyal beceri eğitimleri verilebilir.

  • Sınav kaygısı ve baş etme yolları

    Sınav kaygısı; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır. Başka bir adıyla performans anksiyetesi olarak bilinen sınav kaygısı okul çağındaki çocuk ve ergenlerde sık görülmektedir. Bireyin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturulan imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önem sınav kaygısı oluşumu üzerinde etkilidir. Bu bağlamda çocuklar sınav öncesinde, sınav esnasında ve hatta sınavdan sonrada yoğun kaygı ve endişe yaşayabilirler.

    Huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme sık görülen belirtilerdir. Belirtiler bazen çok hafif olsa da bazı öğrencilerde çok ciddi ve ağır seyredebilir.
    Öğrencinin başarısında belirgin bir düşüş gözlenir. Ders çalışmayı erteleme, sınav ve hazırlığı hakkında konuşmayı reddetme olur. Soru sorulmasından rahatsız olurlar ve bu durumlardan kaçınırlar. Dikkat dağınıklığı, odaklanamama, fiziksel yakınmalarda dikkat çeken bir artış (karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, uyku düzensizliği, iştahsızlık ya da tersine aşırı yeme, genel mutsuz bir ruh hali vb.), çok çalışılmasına karşın performans düşüklüğü kaygının varlığını gösterir. Çalıştıkları halde sınavdan düşük puan almaları öğrencilerin özgüvenlerini sarsabilir. Öğrenilenleri aktaramama, okuduğunu anlamama, düşünceleri organize etmede zorluk, dikkatte azalma, sınavın içeriğine değil kendisine odaklanma, zihinsel becerilerde zayıflama , enerji azlığı, fiziksel rahatsızlıklar sınav kaygısının başlıca etkileridir. Sınav kaygısı gerçek dışı beklenti ve yorumlar içerdiğinden yanıltıcıdır. Bu durun öğrencileri farkında olmadan kendi davranışlarını denetleyemez hale getirir.

    Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak kaygını oluşmasında en önemli süreçlerdir. Bunaltıya eğilimli kişilik yapısı (mükemmeliyetçi, rekabetçi) olanlarda daha sık görülür. Sosyal çevrenin beklentileri ve baskısı da önemli bir etkendir.
    “Sınava hazır değilim”, “Bu bilgiler çok gereksiz ve saçma. Nerede ve ne zaman kullanacağım ki?” “Sınavlar niye yapılıyor , ne gerek var?” “Bu bilgiler gelecekte benim işime yaramaz” Sınava hazırlanmak için gerekli zamanım yok ki!”“Bu konuları anlayamıyorum, aptal olmalıyım” “Ben zaten bu konuları anlamıyorum” “Biliyorum, bu sınavda başarılı olamayacağım” “sınav kötü geçecek” “Çok fazla konu var , hangi birine hazırlanayım?” sıklıkla gözlene olumsuz otomatik düşüncelerdir.

    Yapmam gereken nedir?” “Yapabildiğimin en iyisini yapabilirim?” “Olabilecek en kötü şey ne”“Dünyanın sonu değil, telafisi var” Bunda başarısız olmam her zaman olacağım anlamına gelmez” “Yeterli zamanımın olmadığı doğru , ancak olan zamanımı en etkili şekilde nasıl kullanabilirim? “Tüm kaynakları çalışamasam bile , önemli bölümlere öncelik vererek sınava hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanırım” “Başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını aşacağım. Başarısız olmam tembel ve beceriksiz olduğumu göstermez. Daha fazla çalışmam gerektiği anlamına gelir” “zamanı kendi yararıma kullanmak benim elimde” kaygıyla başa çıkmak için geliştirilebilecek alternatif düşüncelerdir. Ayrıca başkalarıyla yarış içinde olmamak ve her kesin farklı yetenek ve kapasiteye sahip olduğunu bilmek hem çocuk hem de yetişkinler için önemlidir.

    Düşünce ve inançları sorgulamak (gerçekçi olmayan düşünme alışkanlıklarını farklı bir gözle yeniden değerlendirmek, nefes alma egzersizleri, gevşeme egzersizleri, kaygıyı bastırmaya değil, onu kabul etmeye ve tanımaya çalışmak, düşünceleri durdurma tekniği, dikkatini başka noktalara odaklama tekniği kullanılabilecek başa çıkma yollarıdır.
    “Hayatta başarılı ve mutlu olabilmek için sınavı kazanmaktan başka yol yoktur, mutlaka kazanmalıyım, kazanmazsam kimsenin yüzüne bakamam, sınav benim kim olduğumu gösterir, yetersizim, hiçbir şey yapamayacağım” değişmesi amaçlanan başlıca inançlardır. Ayrıca daha önceki deneyimlerden yola çıkarak ‘’ Ben hep başarısız oldum bundan sonrada başarısız olacağım’’ tarzında düşüncelerin de değiştirilmesi elzemdir. Öncelikli olarak sınava yoğunlaşmayı ve sorulara odaklanmayı sağlayan, düşünceleri organize etmede, dikkati yoğunlaştırmaya yardımcı olan, olumsuz düşünmeyi ve telaşa kapılmayı engelleyen, kontrol duygusunu geliştirerek başarıya yardım eder, gerçek performansı sergilemede önemli rol oynayan bir yaklaşımdır.
    Çalışma alışkanlıklarını ve sınava ilişkin tutumları gözden geçirerek yeni bir zihinsel yapılanma yaratmaya çalışmak gerekir. Zamanı iyi kullanılmalıdır. Beslenme ve uykuya dikkat edilmelidir. Sınava yönelik çalışmaları son güne/geceye bırakmamak önemlidir. Sınav öncesinde yeteri kadar çalışmak ve bunun sınav başarısında önemli belirleyici olduğunu bilmek kritik öneme sahiptir. Buna rağmen doğabilecek kaygı ve endişeyi uygun yöntemlerle azaltılmasını sağlamak gereklidir .

    Olumsuz otomatik düşüncelere karşı alternatif açıklamalar getirme, kontrolün kendisinde olduğunu hatırlatma, yanıtlayabileceği sorulardan başlama, kaygıyı azaltmaya yönelik teknikler kullanma (hızlı gevşeme, dikkat artırma teknikleri, kontrollü nefes alıştırması) sınav esnasında yapılabilecek bazı çalışmalardır. Kendini ödüllendirme, keyifle yapılan etkinliklere yönelmek, eksikler üzerine düşünme ve geleceğe yönelik yeni planlar yapma sınav sonrası kaygıyla baş edebilmek için yapılabilecek aktivitelerdir.

    Aile için sınavın ne anlam ifade ettiği, sınava yönelik tutum ve yaklaşımları önemlidir. Sıklıkla aileler kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaktadırlar. Çocuktan yüksek beklentilerinin olması, ayrıntılarla aşırı uğraş sergilemeleri ve sınavı bir araç değil amaç olarak görmeleri oldukça önemlidir. Bazı ebeveynler kendi narsistik düşüncelerini çocukları üzerinden yaşayabilmektedir. ‘’Benim çocuğun en iyi olması gerekiyor’’ tarzındaki düşünceler çocuklarda aşırı kaygıya neden olabilmekte ve ebeveynlerle sağlıklı iletişim kurmayı engellemektedir. Bunun yerine aileler sınırlarının farkında olmalıdırlar. Güven ve sorumluluk vermeli, önemsemeli, olumlu geri bildirimde bulunmalıdır. Sınava ilişkin konuşmalarda özenli davranmalı, gerçekçi olmalı, akranlarıyla karşılaştırmaktan kaçınmalıdır. Duygu ve düşünce paylaşımı, empati önemlidir. Sınavı yüceltmeme, ölüm kalım sorunu yapmama, yüreklendirici ve motive edici tarzda davranma önerilmektedir. Çocuklar koşulsuz sevilmelidir ve bu sevgi çocuğa fark ettirilmelidir. Aile bireyleri uygun rol modeli olmalı, uygun aile ortamı sağlamalı ve uygun problem çözme davranışları geliştirilmelidir. Ailenin bakış açısında değişim yaratmak ve beklenti düzeyini gerçekçi sınırlara indirmek temel girişimleri oluşturur.
    Bir ruhsal bozukluk ortaya çıkmışsa (depresyon, anksiyete bozukluğu, uyku bozukluğu vs.), ruhsal belirtilerden dolay işlevselliğinin bozulması, kaygıyla başa çıkmak için uygun olmayan yollar kullanma, davranış bozukluklarının görülmesi psikiyatrik destek gerektiğinin başlıca göstergeleridir. Bunun için aileler sınav kaygısı olan çocuklarını geç olmadan bir uzmana götürmeli ve danışmanlık almalılar.

  • Özel öğrenme güçlüğü

    İlkokula yeni başlayan çocuklar çoğunlukla yazarken veya okurken zorluk yaşayabilirler. Ancak 1.sınıfın sonuna doğru bu zorlukların azalmasını ve sınıfındaki diğer çocuklarla orantılı olarak ilerlemesini bekleriz. Bu normal durumdan farklı olarak özel öğrenme güçlüğü olan çocuklar okuma, yazma veya matematik becerilerinde sınıfındaki diğer öğrencilerden geride hareket ederler. Bazı öğretmen ve ebeveynler bu durumda çocuğu ‘tembel’, ‘okumakta gözü yok aklı fikri oyunda’ gibi ifadelerle değerlendirirler ve bu sorunun üzerine gitmemektedirler. Normal duruma benzer bir ilerleme görülmeyen, ders çalışmak dışındaki hayatında algılamasında bir problemi olmayan, yalnızca derslere soğuk olan ve ödevlerinde yanlışlar yapan çocuklarda özel öğrenme güçlüğü akla gelmeli ve bu yönde gerekli adımlar atılmalıdır.

    Özel öğrenme güçlüğü herhangi bir nörolojik ve fiziksel hastalık, otizm veya zeka geriliği olmaksızın okuma, yazma veya matematikle ilgili işlemlerde yetersizlik ile kendini gösteren bir bozukluktur. Bu alanlarda güçlükler olması nedeniyle sorunlar daha çok çocuğun okula başlamasıyla fark edilir ve bu dönemde tanısı konulur. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklar genellikle verilen ödevlerde yazım hataları, matematik işlemlerde sıkça yanlış yapma, okumada güçlükler yaşarlar. Bunlara örnek olarak;

    şekil yönünden benzer harfleri karıştırma(p ile b veya d, m ile n gibi),

    harf ve hece atlama,

    noktalı noktasız harfleri karıştırma(o-ö, u-ü gibi),

    yavaş okuma,

    kelimeyi yanlış okuma,

    bazı kelimeleri atlama,

    şekil yönünden benzer sayıları karıştırma(5 ile 2 gibi),

    sayı saymayı ve dört işlemi kavramakta güçlük çekme,

    problemi anlamakta zorluk yaşama verilebilir.

    Özel öğrenme güçlüğü çoğunlukla öğretmen veya evde ödevlerine yardımcı olan ebeveyn tarafından fark edilir. Özel öğrenme güçlüğüne sıkça dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu eşlik eder. Bu nedenle bu hastalığın belirtileri de(aşırı hareketlilik, yerinde duramama, dikkatsizlik gibi) görülen çocuğu için hayat ebeveyn için çekilmez bir hale gelebilir. Benzer şekilde çocukta da okula gitmek istememe, arkadaşları arasında yaşayacağı yetersizlik duyguları nedeniyle Özel öğrenme güçlüğüne ikincil olarak depresyon, kaygı bozukluğu yada davranım bozukluğu ortaya çıkabilir. Bu nedenle özel öğrenme güçlüğü erkenden farkedilmeli ve olabildiğince erken dönemde tedavisine başlanmalıdır.

    Tedavide amaç çocuğun zorluk yaşadığı öğrenme alanında (okuma-yazma-matematik becerileri) ona eğitsel destek vermektir. Bu alanda kendini geliştirmiş eğitmenler tarafından çocuk özel eğitim programına alınmalıdır. Sıkça eşlik ettiğini bildiğimiz dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olup olmadığı değerlendirilerek tedavisi başlanmalıdır. Çünkü aynı zamanda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuk başlanan özel eğitimden dikkatini veremediği için yeterli ilerlemeyi sağlayamayacktır. Ayrıca tedavide özel öğrenme güçlüğünün sebep olabileceği depresif bozukluk kaygı bozukluğu veya davranım bozukluğu açısından da değerlendirilmeli gerek duyulursa tedavisi eklenmelidir.

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu nedir? Ailelerin izleyeceği yol ne olmalıdır?

    (DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN ÇOCUKLARI BEKLEYEN SORUNLAR VE ÇÖZÜM YOLLARI)

    Çocuklar okul hayatına başladığı günden beri bazen de sonradan ortaya çıkan bazı nedenlerle ders başarısında güçlükler yaşayabilirler. Bu sorunların başında çocukların ders çalışırken ve ya okulda öğretmenini dinlerken dikkatini toplamada güçlük yaşaması, ders çalışmayı sürdürmekte zorluk yaşaması, sınavda dikkat sorunları nedeniyle çalışsa bile düşük başarı göstermesi sayılabilir. Yine yerinde oturmakta güçlük çeken, sabırsız çocukların ders çalışmayı sürdürmesi daha zor olacaktır. Bazen dikkat sorunu ile birlikte çocuklar öğrenme güçlükleri nedeniyle okul başarısında sorun yaşayabilirler. Dikkat, hareketlilik ve sabırsızlık yakınmaları olan çocuklar sıklıkla aile ve arkadaş ilişkilerinde de sorun yaşayabilirler. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) denilen bu durum çocuk ruh sağlı sorunları içerisindeki sıklığı %8-12 arasındadır. DEHB’da yaş ilerledikçe okul başarısındaki sorunlara, dikkat sorunlarının devam etmesiyle birlikte ders çalışma isteksizliği, sinirlilik, kaygı, kendine güvenmeme, mutsuzluk eklenebilir. Bu durumlarda öncelikle çocukların yaşadığı dikkat, hareketlilik, sabırsızlık ile ilgili sorunların çözümlenmesi önemlidir. Bu sorunlar çözümlendiğinde çocuklar derslerde başarılı olduklarını gördüklerinde kendine güvenleri artacak isteksizlikleri ve kaygıları azalacaktır. Bu sorunların çözümü için anne babaların çocuklarındaki güçlüklerin farkına varmaları önemli olup, bu sorunların çözümü için çocuk psikiyatrsitine başvurmaları gereklidir. Çocuk psikiyatristleri öncelikle ders başarısındaki sorunun neden kaynaklandığını, psikiyatrik değerlendirme yaparak bazen de bazı ölçekler ve testler uygulayarak araştıracaklardır. Bu sorunun nasıl çözüleceğine yönelik aileyi ve çocuğu bilgilendirecektir. Sorunun çözümüne yönelik uygun tedaviyi başlayacaklardır. Yine ailenin çocuğa yaklaşımı, çocuğun kendisinin bu sorunla nasıl baş edeceğine yönelik aileye ve çocuğa yol göstereceklerdir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların dikkat, hareketlilik ve sabırsızlık yakınmaları nedeniyle, sonunu düşünmeden hareket ettikleri, kaza ve ciddi yaralanmalara daha sık (yarıya yakını) maruz kaldıkları bilinmektedir. Bu kaza ve yaralanmalar sıklıkla kemik kırıklıkları, yumuşakn doku yırtılmaları, kafa travması şeklinde olmakta ve en sık da ortapedik mudahaleyi gerektirmektedirler. Aileler çocuklarındaki DEHB’ğunu tedavi ettirmekle çocuklarının hem okul başarısını ve ilişki sorunlarını çözecek, hem de gelecekteki ek ruhsal rahatsızlık ve ciddi kaza riskini önleyeceklerdir.

  • Çocuklarınızla Nitelikli Zaman Geçirin

    Çocuklarınızla Nitelikli Zaman Geçirin

    Ebeveynler ne yapmalı? Çocuğumuzu sevmek ve aynı zamanda kendi işlerimizi yapmak mümkün mü? Cevabımız tabii ki Evet! Bir çocuğun sevgi deposu boşsa ve ihtiyacı olan tek şey ilgi ise, o ilgiyi elde edinceye kadar elinden gelen her şeyi yapacaktır. Hemen hemen her çocuk ebeveynlerinin dikkatini kendisine çekmek ister. Yaramaz çocuk yoktur “beni gör, beni duy” demeye çalışan çocuk vardır. Anne babasının dikkatini üzerine çekmeye çalışıyordur sadece. Çünkü negatif dikkat bile hiç dikkat çekmemekten daha iyidir çocuk için. Herkes nitelikli zaman hakkında konuşuyor, önerilerde bulunuyorlar, peki nedir bu nitelikli zaman geçirmek?

    Nitelikli zaman, dikkatin odaklanması anlamına gelir. Bir çocuğa bölünmemiş ilgi gösterme anlamına gelir. Bebeklerin çoğu bir çok nitelikli zaman geçirirler; beslenirken, altı değişirken ebeveyn tamamen çocuğuna konsantre olur, bu da o anı nitelikli zaman yapmaya yeter. Çünkü ebeveyn tamamiyle ona aittir o süreçte. Çocuk büyüdükçe nitelikli zaman ayırmak gittikçe zorlaşır, çünkü ciddi fedakarlık gerektirmektedir. Özellikle çalışan ebeveynler yorgun argın işten gelir ve oyun oynamak yerine dinlenmek isteyebilirler ama çocuklarınız bu fedakarlığa değerler ve inanın oların mutluluğu size enerji olacaktır. Nitelikli zaman, anne babanın çocuklarına “var olma” armağanıdır. Şu iletiyi taşır; “sen önemlisin. Seninle birlikte olmaktan hoşlanıyorum”. Çocuğun, anne ve babanın gözünde en önemli şahsiyet olduğunu hissetmesini sağlar. Gerçekten sevildiğini hisseder çünkü anne babası tümüyle ona aittir.
     

    Nitelikli zamanın en önemli unsuru olayın kendisi değil, bir şeyleri birlikte yapıyor olmanız, bir arada olmanızdır. Yani her şeyi aslında nitelikli zaman geçirme fırsatına dönüştürebilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte yemek hazırlayabilir, birlikte sohbet ederek ortalığı toparlayabilirsiniz, birlikte ev alışverişini yapabilirsiniz, bunun gibi birçok şeyi çocuğunuzula nitelikli zaman fırsatına çevirebilirsiniz. Böylece hem işlerinizi halletmiş, hem de çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmiş olursunuz. Nitelikli zaman demek özel bir yere gitmek anlamına gelmez. Odaklanmış dikkati hemen her yerde sağlayabilirsiniz.

    Nitelikli zaman sevecen bir göz temasını da içermelidir. Çocuğunuzun gözlerinin içine sevgiyle bakmak, sevgiyi kendi kalbimizden onun kalbine aktarmak için önemli bir araçtır olumlu göz teması. Anne babalar göz temasını genelde ciddi direktifler verecekleri zaman yada çocuklarına kızacakları zaman kullanırlar ama sevgiyi göstermek adına da kullanmak önemlidir. Göz temasınız tatlı ve sevecen olmalıdır. Ancak bu tip bakışları sadece çocuğunuz sizi memnun ettiğinde  yaparsanız koşullu sevgi göstermiş olursunuz. Duruma göre alınıp verilen sevgi çocukların saf sevgi dolu dünyasında gerçek sevgi olarak algılanmaz ve koşullu sevgiye maruz kalan çocuk gerçekten sevildiğini hissetmediği için hırçınlaşacaktır. Bu onların kişisel gelişimlerine de zarar verebilir, koşulsuz sevgi görmeyen biri bunu göstermeyi de öğrenemez. O yüzden çocuğunuzun davranışı ya da koşullar ne olursa olsun sevginizi sürekli olarak vermeniz gerekir.

    Nitelikli zaman sadece birlikte bir şeyler yapmak değildir. Aynı zamanda çocuğunuz daha iyi tanımanıza yardımcı olacaktır çünkü daha çok kaliteli sohbetler etmek için fırsat bulacaksınız. Anne ve babaların geçmiş tecrübelerinden, duygu ve düşüncelerinden bahsetmeleri, çocuklara kendilerini önemli ve değerli hissettirir. Bu yüzden duygu ve düşünce paylaşımları aralarındaki bağı daha da kuvvetlendirecektir. Küçük çocuklarla  sohbet etmek için en doğru zaman dikkatlerinin daha yoğun olduğu yapma saatleridir. Bunun nedeni dikkatlerini dağıtacak daha az şeyin olması veya uyumayı geciktirme istekleri olabilir. Neden ne olursa olsun sizi can kulağıyla dinlerler ki, bu da anlamlı sohbetleri kolaylaştırır. Bir çocuğun her yaşta anne babayla bol bol sohbet etmeye ihtiyacı vardır. çünkü en büyük bilgi kaynağı her zaman onlardır.

    Zamanınızı güzel planlayın, her fırsatı değerlendirin, birlikte yenen akşam yemekleri en güzel kaliteli zaman ritüeline dönüştürülebilir bir zaman dilimidir. Eve enerjisiz bir dönüş yapmayın, kafanızı boşaltacak, sizi deşarj edecek şeyi keşfedip eve çocuğunuza verecek bir enerjiyle gelin. Sizi dinlendirecek müzikleri dinleyebilir, açık havada kısa bir yürüyüş yapabilir, ya da size ne iyi geliyorsa onu yapın ve lütfen çocuğunuza ayıracak enerjiniz kalsın, onun en çok size ihtiyacı var, sizin ilginiz, sizin sevginiz onun gelişimi için en ama en önemli etmen unutmayınız.

  • Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    Beynin ön bölümlerinde yer alan dikkat şebekesi, kişinin belli bir konuya odaklanması, belli bir görevi başlatması, planlaması, organize olması, dikkat işlevlerinin yönetilmesi gibi becerileri gerçekleştirir. Dikkat eksikliği olan çocuklarda beynin bu bölgesindeki bir takım düzensizlikler, olgunlaşmasındaki yetersizlikten bahsedebiliriz. Dolasıyla diğer öğrenme güçlükleri gibi nörolojik temellidir.

    Buna bağlı olarak çocuğun dikkatini özellikle onu zorlayan keyif almadığı bir konuya odaklanmasında bir güçlük yaşamasına sebep olur. Bu nedenle çocuğun çok sevdiği bir konuya rahatlıkla odaklanırken (bilgisayar oyunu gibi) ödev yaparken aynı odaklanma ve sürdürme becerisini sergileyemeyebilir. Bir kişi istemeyerek yapmak zorunda olduğu şeyleri ne kadar kaliteli yapabiliyorsa o kadar beynini aktif kullanıyordur.  

    Üstün yetenekli olan çocuklarda öğrenme güçlüğü olma ihtimali diğer çocuklara kıyasla yüksektir. Bu sebeple dikkat eksikliği ve hiperaktivite görülebilir.

    Dikkatin üç hali bulunmaktadır, seçici dikkat, bölünmüş dikkat ve sürdürülen dikkat. Kısaca seçici dikkat, özel bir noktada dikkatin toparlanması, bölünmüş dikkat eş zamanlı iki girdi arasında dikkatin bölünme hali, sürdürülen dikkat ise kişinin zaman içinde performansını sürdürme yeteneğidir. 

    DEHB Genetik nedenlidir. Anne-babadan birinde veya her ikisinde de DEHB varsa, bunların çocuklarında da DEHB belirtilerine rastlanabilir. DEHB çocukluk çağı hastalıklarından sonra görülebilir. Gelişimsel sorunlar DEHB ile bağlantılı olabilir. Beyin dokusundaki doğumsal ya da sonradan olma zedelenmeler DEHB ye sebep olabilir. Doğuştan yatkınlıklarla dünyaya geliyoruz, kanser hastası örneği Çocuğun DEHB ye yatkınlığı vardır ve uygun olmayan bir çevre ile karşılaştığı zaman bu tanıyı alabilir.

    Dikkat eksikliği olan çocuklar; yönergeleri başından sonuna kadar takip edemez, dikkatini yaptığı işe vermekte zorlanır. Evde veya okulda silgisini kitabını kaybeder, kalemini düşürür, defterini evde unutur, düzensiz görünür.  ilgisi kolayca başka yönlere kayar. hayatlarını planlayamazlar, neden sonuç ilişkisini kuramazlar. Duymakta güçlük çekerler.

    Hiperaktivite ön plandaysa yerinde duramaz, oturması gerektiği halde oturamaz, yerli yersiz koşup tırmanır. Bu çocuklar aşırı konuşur, sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çeker, her zaman bir şeylerle uğraşır, cevapları ağzından kaçırır, sırasını beklemekte zorlanırlar. Olaylara yada konuşmalara müdahale eder, yarıda keser.

    Okul öncesi çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı koymak zordur, çünkü bu yaşlar çocukların genelde hareketli oldukları ve öz denetimlerinin yetersiz olduğu yıllardır. Bu dönemde DEHB tanısı koymakta aceleci davranmamak önemlidir. Hiperaktivitesi olan pek çok çocuk bebekliklerinde de huzursuz, hareketli, çok ağlayan, az uyuyan, beslenme sorunları olan zor mizaçlı bebekler olarak gösterilebilir, hatta anne karnın da bile fark edilir. Ancak dikkat eksikliği okul çağında fark edilir.

    Dikkat eksikliğinin tanısı ayrıntılı psikiyatrik muayene, okul ve ebeveynden alınan bilgiler ışığında çocuk ve ergen psikiyatri uzman doktoru tarafından konulmalıdır.

    İlaç tedavisiyle birlikte DEHB tanısı almış çocuklarla nörolojik tabanlı terapi programları uygulanmalıdır.

    Dikkat arttırıcı egzersizlerle beynin ön bölgesinde yer alan dikkat şebekesine giden kan akışı hızlanır.

    3T (televizyon, tablet, telefon) kullanımı DEHB’yi olumsuz etkilemektedir

    . Televizyon ve oyunlarda devamlı uyaranlar olduğu var. Beyin uyaranlara, hareketli görüntülere ne kadar alışırsa durağan ve sıkıcı uyaranlara (ders çalışmak, kitap okumak) karşı o kadar dikkat sorunu yaşar.

    Çocukların evde uygulayabilecekleri dikkat arttırıcı alıştırmalar ve oyunlar; son harften kelime bulma, okuduğunu anlatma, anlatılan öykü ve masalla ilgili soru sorma, benzer iki resim arasındaki farklılıkları bulma, farklı olan resmi bulma, saklanan eşyayı bulma gibi benzer bir çalışmada tepsi içine konulan bir bardak suyu dökmeden getirebilmesi gibidir. Şişirilmiş balonu avucun içinde düşürmeden evin içinde dolaşması, yılan şeklinde uzatılmış ipin üzerinden yürümeye çalışması gibi oyunlar çocuğun konsantrasyonunu artırmaya yöneliktir.

    DEHB li çocuklar anne ve babaların yönergelerini duymazlar, söyleneni çoğu kez duymadıkları için yapmazlar. Bu yüzden evde kurallar basit ve anlaşılır olmalıdır. Görevler açık, net ve kısa olarak anlatılmalıdır. ‘Aferin’, ‘İyi gidiyorsun’, ‘Yaptın mı’, ‘Başladın mı?’ gibi geri bildirimler verilmelidir.

  • Çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu

    Çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) temel özelliği, kalıcı ve sürekli olan dikkat süresinin kısalığı, engellemeye yönelik denetim eksikliği nedeniyle davranışlarda ya da bilişte ortaya çıkan ataklık ve huzursuzluktur.

    Bunun sonucu olarak çocukta gelişimsel olarak aşağıdaki 3 temel sorun ortaya çıkmaktadır:

    1. Kısa dikkat süresi

    2. Yetersiz dürtü kontrolü

    3. Aşırı hareketlilik

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe belirtileriyle ortaya çıkan bir psikolojik bozukluktur. Bir çocukta Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu var denilebilmesi için akranlarıyla kıyaslama doğrudur. Eğer akranlarıyla karşılaştırıldığında hareketlilik ve dikkat dağınıklığı çok fazlaysa, oyun oynamasına ve akranlarıyla sağlıklı ilişkiler kurmasına engel oluyorsa Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’ndan söz edilebilir.

    Aileler yardım için gerekli yerlere baş vurduğunda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan ve özellikle aşırı hareketlilik belirtileri ön planda olan çocuklarını “düz duvara tırmanır”, “onu bir yerde zapt etmek imkansız”, “”ele avuca sığmaz”, “beş dakikadan fazla yerinde oturmaz”, “oyun oynarken daldan dala konar” gibi sözlerle anlatırlar.

    Belirtileri:

    -Aşırı Hareketlilik ve Dürtüsellik Belirtileri:

    1. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.

    2. Çoğu zaman oturması beklenen durumlarda oturduğu yerden kalkar.

    3. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.

    4. Çoğu zaman sakin bir biçimde,boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.

    5. Çoğu zaman hareket halindedir ya da motor tarafından sürülüyormuş gibi davranı.

    6. Çoğu zaman çok konuşur.

    7. Çoğu zaman sorulan soruların soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır.

    8. Çoğu zaman sırasını beklememe güçlüğü vardır.

    9. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.

    10. Aşırı hareketlilik veya kıvranma

    11. Yerinde oturmada güçlük

    12. Dikkatin kolay dağılması

    13. Sıklıkla bir şeyler kaybetme

    14. Kuralları takip etmede güçlük

    15. Sessizce oynamada güçlük

    16. Oyunlarda sırasını beklemekte güçlük

    17. Bir aktiviteden diğer aktiviteye kayma

    18. Sıklıkla tehlikeli aktivitelerle uğraşma

                 Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan bazı çocukların annelerine,çocuğunda belirtilerin ne zaman  başladığı sorulduğunda alınan cevap çok ilginçtir. Anneler daha hamileyken diğer çocuklarından daha hareketli olduğunu hissettiklerine belirtmektedirler. Çoğu anne-baba ise çocuklarının farklı olduğunu bebeklik döneminde ve erken çocuklukta algılarlar. Emekleme döneminde bile bu çocukların bir taraftan diğer tarafa ,bir oyuncaktan diğerine atladıkları ve kucağa alınmaktan,kucağa alınsa bile kucağında olduğu kişinin durmasından hoşlanmadıkları gözlenmektedir.

    Sıklık:

                 Kızlarda ve erkeklerde görülme sıklığı farklılık gösterir. Erkeklerin kızlardan 4-8 kat daha yüksek oranda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olma olasılığı bulunmaktadır. Ayrıca erkeklerde aşırı hareketlilik, yıkıcı davranışlarda bulunma, dürtüsellik (istekleri erteleyememe) belirtileri gösteren tip fazlayken,kızlarda daha çok dikkatsizlik belirtileri gösteren tipin fazla olduğu bilinmektedir.

                 Tüm toplumlarda ortalama %3-5 sıklıkta görülmektedir. Yani ortalama olarak her 30-50 çocuktan birinin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olduğu düşünülmektedir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun Nedenleri:

    .       Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun oluşumundan tek bir etkenin sorumlu olmadığı, biyolojik, yapısal ve çevresel bir çok etkenin bir araya gelmesiyle oluştuğu görülmektedir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na Eşlik Eden Sorunlar:

                 Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların büyük bir bölümü bu bozukluğun belirtilerinin yanı sıra diğer birçok alanda sorunlar yaşamaktadırlar. Bunlar arasında en  “Öğrenme Bozuklukları” gibi okul başarısını düşüren etkenler “Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu” gibi çocuğun topluma uyumunu zorlaştıran ve “Depresyon ve Kaygı Bozuklukları” gibi önemli psikolojik sorunlarla karşılaşılmaktadır.

    D.E.H.B. OLAN ÇOCUKLARIN AİLELERİNE ÖNERİLER

        Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin; anne-baba olarak birbirinizi suçlamayın. Ayrıca çocuğunuzu, aileye verilmiş bir ceza olarak görüp onu da suçlamayın.

        Tanının, çocuk psikiyatristi tarafından konulması ve tedaviye başlanması gerektiğini unutmayın.

        Bu çocukların tedavilerinin uzun bir zaman dilimini kapsayacağını bilin.

        Uygulanacaksa ilaç tedavisinin ne kadar devam edeceği çocuk psikiyatristi tarafından belirlenir. Doktorun önerilerini uygulamak önemlidir. Çocukta tedavi sürecinde hiçbir değişiklik yoksa, doktoruna bu durumu mutlaka bildirin.

        Doktor +Aile +Öğretmen işbirliği ile sorunun üstesinden gelinebileceğini unutmayın.

        Çocuğunuzu, başka çocuklarla kıyaslamayın. Bu,olumsuz davranışı düzeltmeyeceği gibi ona olan sevginiz konusunda şüphe yaratacaktır.

        Bu çocuklar ilgi duydukları konuya yoğunlaşmakta güçlük çekmezler. Bu nedenle evde yapacağınız çalışmaları oyun haline getirin.   Örneğin; Labirent, bulmaca, çizgi çalışmaları yaptırın. Belirli resimleri, şekilleri makasla kesip çıkarmasını, sonra başka yere yapıştırmasını sağlayın. Aynı resimleri eşlemesini öğretin. Delikli boncukları ya da düdük makarna vb. ipe dizmesini sağlayın. Hamur ya da çamur ile çalıştırın; avuç içinde yuvarlak yapmasını, daha sonra kendi dilediği şekilleri yapmasını sağlayın. Boyanmış olan örneklere baktırarak benzerlerini boyattırın. Lego ve Puzzle türü oyuncaklarla oynamasını sağlayın. Yarım vidalanmış vidayı sıktırmak, çekiçle çivi çaktırmak gibi çalışmalar yatırın.

        Ufak öbekler halinde dökülen mercimek ya da pirinç tanelerini toplamasını isteyin. Eldiven giydirip çıkartma, fermuar açtırıp-kapatma, sıkı kavanoz kapağı açtırıp-kapattırma uygulamaları yaptırın.

        “Çok dikkatsizsin “, “Sana kırk kere söyledim, hala dikkat etmiyorsun”, “Önüne bak” gibi cümleler çocukta yetersizlik ve becerisizlik duygularını pekiştirir.

        Göz teması kurarak konuşun.

        Ayrıntılı ve uzun açıklamalı konuşmalardan kaçının; açık ve kısa yönergeler verin.

        İşin ya da konunun tamamını öğretmek yerine basamak basamak öğretmeye çalışın.

        Okul ödevlerini, öğretmenden hergün gidip bizzat alın.

        Okul ödevlerinde; çalışma sürelerini kısaltın ve sık ara verin. Araların kısa olmasına (örneğin;10 dk. kadar ) dikkat edin.

        Öğrettiğiniz herşeyi çok sık tekrarlayın ve alışkanlık haline gelmesini sağlayın.

        Yanlış yaptığında ;azarlamayın, aşırı tepki göstermeyin. “Hayır, yanlış davranış!” komutunu verin.

        Kurallar koyun ve kuralların uygulanmasında tavizkar olmayın.(Yapılmasını istediğiniz ve istemediğiniz davranışları açık olarak çocuğa bildirin. Okuma-yazma biliyorsa bunları tek tek yazarak odasının belli yerlerine asın.)

        Olumlu yönlerinin görülmesine, sevilmeye ve diğer çocuklardan daha fazla ödüllendirilmeye ihtiyaçları vardır. Olumlu davranışlarını fark edin ve ödüllendirin. D.E.H.B.li çocuklar sabırsız olduklarından işi yaptıktan hemen sonra onay beklerler. Örneğin; çocuğunuz başka şeylerle ilgilenmeden 10 dk. boyunca ödeviyle ilgilendiyse, ödüllendirmek için akşam yemeğini beklemeyin.          

        Ders çalışma ortamında uyarıcıların olmamasına, aydınlatma ve ısı düzeninin iyi ayarlanmış olmasına, dikkat edin. Çalışma masasının sadece çalışma için kullanılmasına; yemek yeme, oyun oynama vb. etkinliklerde kullanılmamasına dikkat edin.

        Kullandıkları araçları gereçleri kötü kullandıkları ve sık kaybettikleri zaman, yenisini almak yerine, kendi harçlığından para biriktirerek yenisine kavuşmasını sağlayın.

        Sportif yada sosyal faaliyetlere yönlendirin.

        Çocuğunuzu arkadaş edinebileceği yerlere götürün, arkadaşlık kurup oynamasına yardımcı olun.

        Çarşı-pazar gibi toplu yerlere götürün, dış çevre ile iletişimini geliştirmesini sağlayın.

        Ev dışı ortamlarda çevre ile ilgili bilgiler verin.(Trafik işaretleri, binalar, mağazalar vb.)”Gördün mü ,bak! “ diye sorun.

        TV.,bilgisayar ve video oyunları sınırlanmalıdır. İlköğretim çağındaki çocukların en çok  bir buçuk saat vakit geçirmeleri yeterlidir.

        Çalışmalarınızda sabırlı, anlayışlı, sevecen, kararlı ve tutarlı bir tavır sergileyin.

        Çocuğunuza güven verip, bazı etkinlikleri başarabileceğine inanmasını sağlayın.

        Ailenin tüm bireylerinin bu sürece katılması, aşırı disiplin ve aşırı hoşgörüden uzak, çocuğun gereksinimlerine duyarlı ve tutarlı olması çok önemlidir.

        Öğretmen seçiminde; tercih erkek öğretmenden yana kullanılırsa, daha başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bunun nedenin erkek öğretmenin, otoriteyi temsil etme özelliğinin daha belirgin olmasından kaynaklandığı düşünülebilir.

    D.E.H.B.OLAN ÇOCUKLARIN ÖĞRETMENLERİNE ÖNERİLER

    Hiperaktivite teşhisi tıbbi bir teşhistir ve yalnızca alanlarında uzmanlaşmış çocuk psikiyatristleri tarafından konur. Hiperaktivite genellikle başa çıkılabilen bir durumdur. Tedavi aile ve öğretmenin katılımı ve profesyonel kişilerin ( çocuk psikiyatristi, psikolog, psikolojik danışman vb.) koordinasyonu ile gerçekleşir. Tedavi için altın dönem okul öncesi ve okul çağının ilk yıllarıdır. Tedavi çocuğun öğrenme uyumunu zorlaştıran yapısal ve çevresel etkenlerin ortadan kaldırılması ya da etkisizleştirilmesinden ibarettir. Doktor tarafından çocuğa verilen ilacın hayatı kolaylaştırmak ve sorunlu dönemlerini hızla aşmak için bir araç olduğu ve geçici süre ile sınırlı olduğu düşünülmelidir.(Ağrı kesici,ateş düşürücü ilaçların kullanım amacı gibi)İlacın etkisi ilk 30 dk.sonrasında kendini göstermeye başlar, genellikle 3.saatin sonuna doğru hafifler ve 4.,5.saatlerde sıfırlanır. İlaç, ders başarısını tek başına artıran bir unsur değildir. Ama önemli bir yardımcı olarak düşünülebilir. Öğretmen; hiperaktif çocuğun davranışlarındaki değişiklikler ile ilgili aile ve doktoruna geri bildirimlerde bulunmalıdır.

        Her çocuğun ihtiyaçları farklı olacaktır. Bu farklılık gözetilerek ihtiyaçların karşılanması gerekir. Yani sınıftaki bütün çocuklara eşit davranmak demek, hepsine aynı davranışı göstermek değildir. Sınıftaki, her çocuğun bireysel ihtiyaçlarını gözeterek davranın.

        Adı çıkan çocuklar, imajlarını bir türlü değiştiremedikleri için sınıfta hedef tahtası olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu duruma meydan vermeyin.

        Diğer çocukların belli etmeden yaptıklarını; apaçık yaptıklarından çabalarına kimseyi inandıramazlar. Farkında olmadan bu tuzağa düşmeyin, aynı davranışı gösteren başka çocuklara daha hoşgörülü yaklaşmayın.

        Öğrencilere uymaları gerekli kurallar ve kendilerinden beklenen davranışları açık olarak anlatın, sınıfta yapılabilecek ve yapılamayacak hareketlerin neler olduğunu öğretin. Sınıf tamamen sessizleşmeden yönerge vermeyin. Talimat verirken;

        -Canlı, açık bir dil kullanın, kısa konuşun.

        -Her seferinde tek talimat verin.

        -Konuşurken, göz teması kurun.

        Mümkünse, yapılmasını istediğiniz davranışı gösterin. Zaman zaman çocuğun talimatı anlayıp anlamadığını denetleyin ve gerekiyorsa talimatı tekrarlayın.

        Kurallara uymanın ve uymamanın sonuçları ile istenilen biçimde davranmanın ve davranmamanın doğuracağı sonuçların neler olacağını belirleyip, öğrencilere anlatıp, sıkça tekrarlayın.

        Sınıf kurallarının daha iyi benimsenmesi için, kuralların öğrenciler tarafından tartışılmasına, karara bağlanmasına ve yazılmasına fırsat verin. Örneğin;

        -Sınıfa çalışmak için gelin.

        -Ellerinizle, ayaklarınızla ve eşyalarınızla, başkasını rahatsız etmeyin.

        -Sınıf arkadaşlarınıza karşı nazik olun.

        -Kurallara uyun.

        -Dikkatinizi toplayın.

        -Çalışırken sessiz olun vb. talimatlar sınıfın belirgin bir yerine yazılabilir.

        Konulan kuralların gerekçelerini örneklerle açıklayıp, sınıfta tartışın.

        Çalışmalarınızda, anlayışlı, sabırlı, esnek, sevecen ve tutarlı olmaya çalışın.

        Sorunları yaşamadan önce önlemeye çalışın.

        Tutarlı ve önceden hazırlanmış bir programa göre davranın.

        Öğrenciye önceden tahmin edebileceği biçimde davranın.

        Öğrencinize tek başına tamamlayabileceği kadar iş verin.

        Öğrencinin dikkatli ve iyi odaklanabilen, öğrencilerin arasına oturmasını sağlayın.

        Sınıf içinde öğretmenle sürekli temas kurabileceği ve dikkatini dağıtmayı engelleyecek bir yerde yani en ön ve pencereden uzak bir sırada oturmasını sağlayın.

        Gerektiğinde fiziksel temas yoluna başvurun. Örneğin; omzuna ya da sırtına dokunun.

        Her öğrenciye eşit söz vermeyi sağlamak için; öğrencinin isminin üstüne yazılı olduğu bir deste kart kullanın, kartlardan rastgele bir isim çekin ve kartı tekrar desteğe katın.

        Ödevlerini küçük parçalara ayırarak basamaklar halinde ve neden-sonuç ilişkisi ile verin.

        Ders anlatırken olabildiğince görsel, işitsel ve hareketli araçlar kullanın. Mümkünse bu araçların kurulması ve kullanılmasında ondan yardım alın.

        Çocuk derste olmadığı bir zaman, diğer öğrencilere, D.E.H.B. olan öğrenci ile ilgili olarak; zaman zaman dikkatini toplamakta güçlük çektiğini ancak yardımsever ve iyi niyetli olduğunu kendilerin de onu aralarına alarak yardım etmeleri gerektiğini vurgulayın.

        Sınav değerlendirmesi yaparken dikkatinin dağınıklığını göz önünde bulundurun sözlü sınavlarda daha başarılı olduğu gerçeğini göz önüne alın. Yazılı sınavları ise çoktan seçmeli olarak yapın.

        Bu çocuk için önlem alınırken diğer çocukların dikkatini çekecek aşırılıklardan kaçının.

        Çocuğun olumsuz tepki göstermesine neden olacağı için, sıklıkla sınıf değişikliği yapılmasını önleyin.

        Sık sık tahtaya kaldırıp, silmeniz gereken yazıları sildirin, sınıfta dağıtılması gereken materyalleri ona dağıttırın.

        Yüzme, basketbol, futbol, folklör gibi yoğun hareket getiren sosyal, sportif ya da kültürel etkinliklere katılımını sağlayın.

        Acele ve özensiz yaptığı işleri tekrar kontrol etmesini isteyin, verilen görevler arasında kısa molalar verin.

        Grup içi çalışmalarda yer aldıkları sürece, kendilerini güdülenmiş hissedecekleri için grup çalışmalarına önem verin.     

        Konusu verilmiş ya da serbest konulu resim çalışmaları, parmak boyası yaptırın, müzik çalışmalarında şarkı söyletin.

        Ders konularını işlerken uygun konularla ilgili gazete ya da mecmualardan, resim ya da yazıları keserek getirmelerini isteyin.  

        Çocuğun sevilme, beğenilme, övgü gibi gereksinimleri olduğunu unutmayın, olumlu davranışlarını fark edin ve ödüllendirin. Örneğin; “Ali sessizce sıraya girmen ne güzel, aferin sana! Hepiniz böyle yerlerinize yerleşip dinlenmeye hazır olduğunuzda, çok mutlu oluyorum. Ayşe’nin söz istemek için elini kaldırmasını ve kendisine söz verilmesini sessizce beklemesini beğeniyorum. Teşekkür ederim Ayşe.”vb. gibi.

        Öğrencilerin somut dokunabilir ödül almak çok hoşuna gidecektir. Örneğin; Öğretmenle birlikte yenecek bir yemek kazanmak, bir oyunu yönetmek ya da oyundaki takımlardan birinin kaptanı olmak, düşük not aldığı bir testin geçersiz sayılacağını bilmesi, fazladan boş zaman kazanmak, öğrencinin seçtiği bir şeyi sınıfa getirerek arkadaşlarına göstermesine izin vermek. (Bir oyuncak, beslediği kuş vb.)

        Bu çocukları cezalandırmak için dersten çıkartmayın, çünkü derste sıkıldıklarından bu ceza ödül gibi olacaktır.

        Dikkat eksikliği ya da hiperaktif öğrenci için ara verme ve gruptan uzaklaştırma yöntemi uygulayın. Örneğin; “Can, ellerini ve ayaklarını daima kendine saklamalısın. Eğer bunu başaramayacaksan o zaman lütfen, masana git!(Ya da ayrılan sandalyene otur!) ve başkalarını rahatsız etmeden durabileceğine inandığın zaman aramıza katıl” denebilir. Ya da sırasında çevresine rahatsızlık vermeden oturamayan öğrenciden belli bir süre ayakta durması istenebilir.

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve yönetici işlevler

    Bir senfoninin icrası gibidir yönetici işlevler… Birinci kemanlar… İkinci kemanlar… Çellolar… Vurgulu çalgılar… Trombonlar… Tubalar…kontrbaslar… viyolalar ve daha bir çok enstrümanın ahengidir iyi bir senfoni. Müthiş bir eserin icrası için sırasıyla ve tam zamanında bazı enstrümanlar başlamalı… bazıları susmalı… Bazıları yeniden başlamalıdır… İyi bir orkestra şefi bütün bu enstrümanları takip edebilmeli, yerine göre sürdürebilmeli ve yeniden başlatabilmelidir. Üstelik salondan gelen ilgisiz sesleri de bastırabilmelidir…Yönetici işlevler beynimizin orkestra şefidir. Bazı işlevleri başlatır; bazılarını durdurur. Bazılarının sesini arttırır. bazılarının sesini azaltır. Tüm bunların tam olarak olması gereken zamanda yapar…

    Yönetici işlevlerin en önemli işlevlerinden birisi durdurmadır (inhibisyondur). Aslında beyin büyük ölçüde inhibisyon becerisiyle işlev görür.. Birim zamanda en hafif haliyle binlerce uyarı alan beyin hücreleri bu uyaran kalabalığının yanıtlarını bastıramamış olsaydı tam bir kaos yaşanırdı benimizde… İste dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda bu inhibisyon işlevleri belli alanlarda belli oranlarda bozulmuştur…

    Eğer motor (hareketle ilgili) alanları durduramazsanız sürekli hareket halinde olursunuz. Eğer konuşma ile ilgili alanları durduramazsanız fazla konuşursunuz… Duygularınızla ilgili alanları durduramazsanız ani yoğun ve ayarsız duygusal tepkiler verirsiniz.. Bilişsel alandaki alanları durduramazsanız hiç düşünmeden davranırsınız veya soruyu tam okumadan yanıtı yapıştırırsınız. Kendinizi durduramazsanız geleceği hiç düşünmeden şimdide yaşarsınız… Dışarıdan gelen ilgisiz uyaranları bastıramazsanız dikkatinizi sürdüremezsiniz… Tüm bunları yapamazsanız kendinizi düzenleyemezsiniz.

    “İlim ilim bilmektir…

    İlim kendin bilmektir

    Sen kendin bilmezsen

    Ya nice okumaktır”

    Yunus Emre

    Kendini düzenlemenin ilk adımıdır kendini izleme… Kendini izlemeyenin kendisiyle ilgili farkındalığı olmaz. İnsan düşüncelerini duygularını ve davranışlarını hatta dış görünümünü izlemelidir. Kendisiyle ilgili farkındalığı olan kişi bir süre sonra gelecekteki amaçları için, düşüncelerini, davranışlarını hatta duygularını manipüle etmeyi öğrenir. Kendini düzenleme becerisi dediğimiz bu durum sosyal ilişkilerde, iş yaşantısında, hatta sevgili ilişkisinde, kısaca hayatın kendisinde başarının anahtarıdır.

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun diğer bir boyutu dikkati sürdürmekte olan güçlüktür. Özellikle monoton ve zihinsel performans gerektiren ödevlerde bu kişiler dış veya iç uyaranlarla kolayca dağılırlar. Aslında bu durum yüksek algı düzeyinden kaynaklanmamaktadır. Sadece ilgisiz uyaranları bastırmadaki güçlüklerinden kaynaklanmaktadır. İşin kötüsü bir kez dağıldıklarında tekrar organize olup işlerinin başına dönmeleri uzun zaman alır; yani oyalanırlar. Bu durum daha çok “ne yaptığını veya yapacağını” unutmalarından kaynaklanır. Bu ise bize yine yönetici işlevlerin önemli bir parçasını oluşturan diğer bir enstrümanın iyi çalışmadığını gösterir: işleyen bellek becerileri.

    İşleyen belleğin özelliği, bir çok bilgiyi gündemde tutup zamanı geldiğinde bunları işleme sokmasıdır. Başka bir deyişle ne yaptığımıza kılavuzluk eden bellek işlevidir. Bilgisayarın RAM belleğine benzer birazda. Eğer bu bellek iyi çalışmazsa bu kişi bir matematik sorusunun içinde kaybolabilir. Toplama yaparken işlem çıkarma olarak devam edebilir. Sevgiliyle buluşmaya giderken, durum arkadaşlarla bir şeyler içmeye dönüşebilir.

    Tüm bunlar, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna basit bir dikkatsizlik gibi bakmak bu kişilerin yaşadığı tüm sorunları görmezden gelmek demektir. Üstelik bu kişiler, kendilerini durdurma güçlükleri, kendilerini düzenleyememeleri ve ne yapacaklarını unutmaları nedeniyle çoğu kez eleştiri alırlar. Bu durum tembellikle, iyi terbiye edilmemeyle, inatçılıkla veya başkaldırıyla karıştırılır. Oysa dağınıklık organize olamama, oyalanma veya diğer belirtiler bir seçim değildir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, genetik ve nörokimyasal temelleri olan bir bozukluktur. Bu kişilere sürekli kızılması aslında “niye kahverengi gözlüsün yeşil gözlü değilsin” tarzında bir kızmaya benzer. Birisine kahverengi gözlü olduğu için kızamazsınız. Diğer taraftan kendini düzenleme becerilerinin kazanılması dahil yukarıdaki becerilerinin hepsinin elde edilmesi annelik babalık becerilerinin yetersizliğinden veya beceriksizliğinden kaynaklanmamaktadır. Yani dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu bir terbiye sorunu değildir.

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna sadece bir dikkat dağınıklığı olarak bakmak onu küçümsemek olur. Aslında bu durum tüm yaşantının etkilenmesi demektir. Çünkü bu kişiler kendilerini ve yaşantılarını düzenleyemezler.

    Kendisini düzenleyemeyen bir çocuk dağınıktır, oyalanır, dalgınlık tarzında unutkanlıkları olur. Bu durumda evde anneden babadan daha fazla olumsuz uyarı alır. Sokakta sırasını bekleyemez, dikkat gerektiren oyunlarda iyi değildir, ani duygusal tepkileri vardır. Arkadaşları tarafından dışlanır. Okulda ödevini unutur, derste başka şeyler düşünür, dikkatsizce hatalar yapar; öğretmenleri uyarır. Sonuçta iyi bir çocuk, akıllı bir çocuk, evde, sokakta, okulda sürekli olumsuz uyarı alır. Olumsuz uyarılara ilk tepkilerden birisi karşı gelmedir. Yapısal olarak inhibisyon sorunlarıyla birlikte, bu kadar olumsuz uyarı çocukta karşı olma karşı gelemeye neden olur. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda karşı olma karşı gelme yaklaşık yüzde 60-70 oranında gözlenir. Rakam hiçte az değildir. Karşı gelmeler, zaman içinde davranış sorunlarına dönüşebilir. Kavgacılık, kurallara uymama, okuldan kaçma… Okuldan kaçarsa sokağın risklerine maruz kalır: kazalara maruz kalma, madde kullanma, çeteleşme… Bilimsel araştırmalar tüm bunların dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde daha fazla olduğuna işaret ediyor. Diğer taraftan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bir grup çocukta, bu olumsuz uyarılar ve ani duygusal tepkiler ile kendisiyle veya yaşamla ilgili olumsuz düşünce şemaları gelişmeye başlar: “Hiç bir şeyde başarılı olamıyorum. Başarılı olamayacağım. Kimse beni sevmiyor. Yaşamak çok kötü” gibi… Bu düşünce yapısı, kaygı ve depresyona zemin hazırlayan bir düşünce yapısıdır. Ergenlik döneminde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan kişilerde daha yüksek oranda kaygı ve depresyon görülür. Dikkatsizlik, motivasyonsuzluk ve psikiyatrik eş bozukluklar nedeniyle bu kişilerin okuyarak meslek edinme şansları daha azdır. Genellikle dürtüsellikleri nedeniyle ilk cinsel deneyimlerini daha erken yaşarlar. Daha erken evlenip çocuk sahibi olurlar. Sorunlar erişkin döneminde de devam eder. Örneğin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan erişkinlerde, daha fazla aile içi çatışma, dürtüsel bir şekilde çocuğunu cezalandırma, boşanma, kaza yapma ve kazaya maruz kalma, ehliyetin ceza sonucu alınması, park cezaları, hız sınırı aşımı cezaları, otoriteyle çatıma, kaygı, depresyon, madde kullanımı, iş değiştirme, işten atılma ve parasal sorunlar gözlenir. Özellikle “zamanla sınırlı” olan görevlerin son tarihini kaçırmaları daha olasıdır.

    Bu kadar risk söz konusu olduğundan bu durum mutlaka tedavi edilmelidir. Çocuk ve ergenlerde, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun tanısını bir çocuk ergen psikiyatrisi koymalıdır. Çünkü dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tıbbi bir bozukluktur ve diğer tıbbi durumlardan ve psikiyatrik bozukluklardan ayırt edilmelidir. Çocuk ergen psikiyatrisinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun başarılı bir tedavisi vardır. Tedavinin en önemli kısmını ilaç tedavisi oluşturur. Tedavide başarısında, hekim, çocuk, aile ve öğretmen iş birliği oldukça önemlidir.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    DEHB kişinin yaşı ile uyumlu olmayan dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik (hiperaktivite) belirtileri ile karakterize olan NÖROGELİŞİMSEL bir bozukluktur. Okul öncesi çocuklukta başlayıp yetişkin yaşamda da değişik bulgularla seyredebilen/gözlemlenebilen süreğen bir bozukluktur. Tedavi edilmediği takdirde, belirtileri çocuğun akademik v hemen her alanın sosyal hayatını olumsuz etkilemekte, yoğun ruhsal, sosyal ve okul sorunları ortaya çıkmaktadır. Yapılan araştırmalara göre DEHB genetik bir bozukluktur. Çocuğun genetik yatkınlığının üzerine olumsuz çevre faktörleri eklenince ortaya daha karmaşık bir tablo çıkabiliyor.

    TANI KRİTERLERİ

    • Dikkat sorunları, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri gözlemlenebiliyor olmalı

    • 12 yaşından önce başlamış olmalı

    • En az 6 aydır devam ediyor olmalı

    • Birden fazla ortamda (ev ve okul) görülmelidir

    “Dikkat eksikliği”, bir konuya yoğunlaşmada güçlük, verilen görevleri tamamlayama, sınırlı dikkat zamanı ve dikkat dağınıklığı belirtileri ile kendini gösterir. Bu bozukluğu olan çocuklar ayrıntılara karşı dikkat eksikliği gösterir, okul ve diğer ödevlerinde birçok hatalar yaparlar. Çalışmalarını plansız, düzensiz ve karmakarışık bir biçimde sürdürürler. Oyun ve benzeri etkinliklerde dikkatlerini uzun süre toplayamazlar, başladıkları işleri tamamlamakta zorlanırlar. Sanki akılları başka yerdedir ya da söylenenleri dinlemiyor ya da duymuyor görünümü verirler. Kendilerine verilen okul ödevi ya da herhangi bir sorumluluk üzerinde belirtilen ve beklenilen bir biçimde çalışılamazlar. Dikkatleri ilgisiz uyaranlarla kolaylıkla dağılabilir.

    “Hiperaktivite”, yerinde duramama ya da oturduğu yerde bile kıpır kıpır olma,uygunsuz ortamlarda koşuşturma ya da eşyalara tırmanma davranışları ile kendini gösterir. Bu çocuklar, uyarıları dinlemeden, durmak yorulmak bilmeden birbiri ardına hareket ederler. Sınıf öğretmenleri bu gibi çocukların sık ayağa kalkmalarından, arkadaşları ile sık sık konuşma istekleri olduğundan,sessiz ve sakin kalmakta zorlandıklarından yakınabilirler. Koltukların üzerinden atlamaları ve dolaplara tırmanmaları nedeniyle “düz duvara tırmanma” deyimi bu çocuklar için uygundur.

    “İmpulsivite (dürtüsellik)”, bir davranışın sonucunu düşünmeksizin harekete geçme ile kendisini gösteren ataklıktır. Dürtüsellik kendini sabırsızlık, soru tamamlamadan yanıtlama eğilimi, sıra beklemede güçlük,sıklıkla diğerlerinin konuşmasını kesme,oyunların arasına girme ve tehlikeli işlere girişme ,tartışma,kavga vb. gibi davranışlarla kendini gösterir.

     

    Eşlik Eden Davranış Şekilleri;

    • Zamanı iyi kullanamama

    • Dağınıklık/düzensizlik

    • Hırçınlık

    • Sosyal beceri sorunları

    • Sakarlık/koordinasyon güçlükleri

    • Kendine güvenememe

    • Uyku sorunları

    • Duygusal dalgalanmalar

    Eşlik Eden Ruhsal Bozukluklar;

    • Özgül öğrenme güçlüğü

    • Karşıt olma karşı gelme bozukluğu

    • Davranım bozukluğu

    • Depresyon

    • Kaygı bozuklukları

    • Tik,Tourette bozukluğu

    Çevresel Etkenler;

    • Ailede benzer belirtiler

    • Aile içi stres,şiddet

    • Travmalar

    Tedevi yöntemleri;

    DEHB’nin tedavisinde psikososyal ve tıbbi girişimleri içeren çok yönlü tedavi çeşitleri söz konusudur:

    • İlaç tedavisi

    (Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından karar verilir ve izlenir)

    • Anne-baba eğitimi

    (Çocuğun davranışlarının düzenlenmesi için ebeveyn eğitimi ve ev ortamının düzenlenmesi)

    • Öğretmenlerin eğitimi

    (Okul-rehberlik servisi-öğretmen ile yakın temas ve işbirliği sağlanması)

    • Bilişsel-davranışsal tedaviler

    • Deneyimsel oyun terapisi

    ANNE-BABALARA ÖNERİLER

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ile başa çıkmaya çalışan aileler yetersizlik duygusu,ümitsizlik ve üzüntü içerisindedirler.

    • Ebeveynlerde bu tür hisler oluşmaya başladıktan sonra anneler ve babalar çoğunlukla çocuğun yetiştirilme tarzında bir hata olduğunu düşünerek birbirlerine suçlar şekilde yaklaşımlarda bulunabiliyorlar. Aile içerisinde ki bu gerginlik hali,tutarsız ve sevgisiz davranışlar ne yazık ki DEHB ile başa çıkmaya çalıştığınız bu süreci yavaşlatacaktır.

    • Çocuğa yeni davranışlar kazandırma yolunda ilerlerken farkında olmadan fazla yüklenilebiliyor.Baskılama ve yüklenmeler çoğu zaman ailelere ve çocuklara fayda sağlamamakta.

    • Çocukların sergilemiş oldukları problem olarak adlandırılan davranışa odaklanmak yerine o davranışı ‘neden yapıyor,nasıl yapıyor ve ne şartlarda (çevresel faktörler var mı/yok mu) yapıyor?’  bu sorulara odaklanarak bir çocuğun davranışları ile ilgili yola çıktığınızda hem çocuğunuzu daha iyi hissedip anlamış olacaksınız hem de çözüm üretme konusunda ki bakış açınız genişlemiş olacaktır.

    • Ödül stratejisi işe yarayabilir bir yöntem fakat fazla ödüle boğulan çocuklarda aşılanmak istenen olumlu davranışların aksine olumsuz davranışlar görülebiliyor.  Çocukları ödüllendirirken dikkat edilmesi gerekenler;

    1. Ödül olarak neler işe yarıyor? / Çocuğunuz nelerden hoşlanıyor?

    2. Ödülü rüşvet gibi mi kullanıyorsunuz?

    3. Küçük yaşlarda ödül davranıştan hemen sonra verilebilir ama belirlenen zamanda verilmesi önemlidir.

    4. Yaş büyüdükçe ödüller somuttan soyuta doğru değiştirilmelidir. Bu yüzden bütün ebeveynlerin çocukların gelişim süreçlerini (duygusal,fiziksel,cinsel) bilmelerinde fayda çok büyüktür

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (dehb) ve özgül öğrenme güçlüğü (öög) olan çocukların öğretmenlerine öneriler

    1.Öncelikle bütün öğrencilerin kişilik özellikleri ve öğrenme becerilerinin aynı olmadığı kabul edilmeli. Çocukların eğitim ve öğretiminde bireysel farklılıkları her zaman göz önünde tutulmalı.

    2.Öğrencinin zihinsel kapasitesini ortaya koyan ve benlik saygısını geliştiren eğitici çevre yaratılmalı. Sınıfta ve okulda öğrencinin özellikleri ile ilgili uyumlu değişikliklerin yapılması öğrencinin performansını etkiler, olumlu davranışların gelişimine katkıda bulunur.

    3.Her bireye olması gerektiği gibi öğrenciye de saygı duyulmalı, bu anlamda model olunmalı. Saygı duyulduğunu hisseden çocuğun kendisi de saygı duymayı öğrenecek, özgüveni azalmayacak, daha olumlu davranışlarla arkadaş ve toplumda daha çok kabul görmeye başlayacaktır.

    4.Öğrencinin istek, düşünce ve davranışlarına duyarlı olunmalı. Yaptığı davranış ve yorumlara empatik bir şekilde yaklaşılmalı, bu durumlarda diğer öğrencilerin de hem çocuğa hem de birbirlerine empatik olabilmesi sağlanmalı.

    5.Eğer öğrencinin durumu ile ilgili diğer öğrenciler ile paylaşım yapılacak ise öncesinde öğrencinin kendisi ve ailesi ile konuşulmalı, gerekçesi anlatılmalı ve izin alınmalıdır.

    6.Öğrenciye yaptığı ve/veya yapamadığı davranışlarından dolayı benlik değerini azaltacak ‘kötü, aptal, tembel, çılgın, yaramaz’ gibi sözcükler söylenmemeli. Benzer şekilde akranlarının da bu şekilde sözler söylemesine engel olunmalı.

    7.Okul açıldıktan kısa süre sonra çocuklarla bir toplantı yapılarak, okulun kuralları, yapılabilecek ya da yapılmaması gereken davranışları net olarak açıklanmalı, yanlış davranışlarda ne gibi yaptırımlar olabileceğini örneklerle aktarılmalıdır.

    8.Her çocuk için geçerli olan herkesin önünde eleştirmeme kuralı DEHB ve/veya ÖÖG olan çocuklar için de geçerlidir.

    9.Çocuğun yaptığı ödev ya da görevlerindeki eksik ve yanlışlar yargılanmadan, tarafsız, kararlı ve doğru bir şekilde geri bildirim olarak söylenmeli.

    10.Sınıfta iki DEHB’li çocuğun yan yana ya da yakın yerlerde bazen de sınıfın arka sıralarında birlikte oturmalarına izin verilmemeli. Bu çocukların yanında oturacak olan diğer öğrencilerin önemli model oluşturması sağlanmalı ancak arkadaşlarına zarar verecek düzeyde dürtüselliği var ise ya da yanında oturan arkadaşının da dikkatini dağıtıyor ise öğretmene yakın yerde, sırada tek olarak oturmalarına imkan sağlanabilmeli.

    DİKKATSİZLİK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    1.Öğrenci öğretmene yakın sırada oturmalı, özellikle uyaranın veya dikkat dağıtıcı faktörlerin çok olabileceği pencere yakını, arka sıralara, çok resimli duvara yakın oturtulmamalıdır.

    2.Bu çocuklara verilecek yönergeler açık, net ve detaysız olmalı, yönergelerde soyut kavramlar çok kullanılmamalı, daha iyi anlaşılabilmesi için gereğinde yönergelerle ilgili somut örnekler verilmeli.

    3.Çocuğun bir şey yapmasını istediğinizde dikkatini size vermesini sağlayabilmek için daha önce aranızda anlaşabileceğiniz bir el işareti ya da cümle, sözcük kullanılmalı, yönergelere dikkatini verdiğinden emin olunmalı.

    4.Eğer olanak var ise sözel yönergeler görsel materyallerle desteklenmelidir. Bu tür yaklaşım öğrencinin öğretmene daha çabuk odaklanmasını sağlayacaktır.

    5.Çocuğun dikkatini kaybetmemek için verilen uyaranların ilgi çekici olmasına özen göstermeli ya da dikkati sizin üzerinizde tutabilmek için aralara dikkat çekici farklı uyaranlar eklenmeli.

    6.Çocuğun çalışmaları molalar ile birkaç parçaya bölünmeli. Molaların verilmesinden önce yapması beklenen bölümü tamamlaması desteklenmeli.

    7.Verilen görevlerin sırası da önemli. Çok dikkat gerektiren bir bölümü daha az dikkat gerektiren bir bölümün izlemesine özen gösterilmeli.

    8.Gereğinde yer değişikliği ya da hareket edebilecek bir görev vererek dikkatini yeniden toplamaya çalışması sağlanmalı.

    9.Okuma sırasında sıra takibinde sorun yaşıyor ise bir kitap ayıracı, parmakla takip ya da bir kart kullanımına izin verilmeli.

    HAREKETLİLİK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    1.Gün boyunca okul ya da sınıf içinde görevler vererek (kalem açma, sınıf defterini müdüre götürme gibi) enerjisini harcaması sağlanmalı.

    2.Tüm sınıfın fiziksel hareketi için, belli aralıklarla faaliyetlere ara verilmeli (ayağa kalkabilir, belinizi kıvırabilirsiniz gibi)

    3.Öğrenciye sınıfta düzeni bozmayacak şekilde görevlerini yaparken ayağa kalkmasına, ayaklarını –sırasını sallamasına izin verilmeli.

    4.Çocuk için sınıfta iki farklı yer belirlenebilir. Çocuk sıkıldığında ya da hareket ihtiyacı hissettiğinde diğer yere geçebilir.

    5.Zaman zaman çocuğun sınıf içinde ince motor davranışlarına (sırada kağıt parçaları ile oynama, kağıda karalama yapma, elinde küçük objeler ile oynama gibi) izin verilmeli.

    6.Sınıfta interaktif öğrenme yöntemleri kullanılmalı. Hareketli bir etkinlikten daha sakin bir etkinliğe geçerken ek süre verilmeli.

    7.Laboratuvar gibi çeşitli materyallerin olduğu ortamlar öğrencilerin enerjilerini harcamalarına da katkıda bulunur, dikkatlerini arttırır.

    8.Çocuğun kalabalık ortamlarda (kantin gibi) aktivite düzeyleri artabilir. Bu ortamlarda görevlendirilen yakın bir arkadaşı çocuğu yakın takibe alabilir.

    DÜRTÜSELLİK VE AGRESİF DAVRANIŞLAR İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    1.Çevreye zarar vermeyecek düzeyde olan hafif düzeydeki dürtüsel davranışlar mümkün olduğunca görülmemeli. Böyle bir beklentide çocuğun daha çok dürtüsel davranış gösterme riski olacağı hatırlanmalı.

    2. Öğrenci yanlış davrandığında, davranışın altında yatan nedenler anlaşılmaya çalışılmalı.

    3.Çocuk için kurallar ve beklentiler çok net olmalı ve sıkça değişmemelidir.

    4.Kuralları sıkça hatırlatılmalı.

    5.Kurallara uyduğu zamanlarda pozitif pekiştireç olarak çocuğa geri bildirim verilmeli.

    6.Sınıf kuralları çocukların göz hizasına gelecek yerde ve dikkat çekecek şekilde asılmalı.

    7.Çocuklar sınıf kurallarına uyulmadığında başlarına gelebilecekleri net olarak bilmeli.

    8.Ceza, uygun olmayan davranıştan hemen sonra verilmeli.

    9.Küçük bir hata için büyük ceza verilmemeli.

    10.Aynı yanlış davranış karşısında aynı tepkiyi alacağını bilmeli.

    11.Öğrenci ile tartışılmamalı, güç mücadelesine girilmemeli. Öğretmen olarak suçlama olmaksızın duygularınızı ifade ederek kontrollü davranışınızın model alınması sağlanmalı.

    12.Öğrenci için kontrolünü yeniden sağlayabilmesine destek amaçlı gereğinde emin bir yere gönderilmeli.

    13.Öğrenciye öfkesinin kontrolünü kaybetmeye başladığının işaretlerini anlamasına yardımcı olunmalı (ör.kızgın yüz ifadesi, ses tonunun düşmanca oluşu, aktivite düzeyinde artma, inatçılık, yüz ve kulaklarının kızarması, kalp çarpıntısı)

    14.Kontrolünü kaybetmeden önce, düşünce ve duygularını sözelleştirmek öğretilmeli.

    15.Çocuğun harekete geçmeden önce düşünmesini, durmasını çocuğa hatırlatmak için not defterine ya da sıranın üstüne basit görsel ipuçları verilmeli (kontrolünü sağladığında alacağı ödülün resmi gibi)

    16.Öğrenciye diğer çocukların duruşu, sesi ve ifade ettikleri ile onları tanımayı ve empati kurabilmesini sağlamak için farkındalığını arttıracak çalışmalar yapılmalı.

    17.Öğrenciye bozulan ilişkilerini düzeltmek için cesaret verilmeli.

    18.Sınıfı gereğinde 2-3 dakika önce terk etmesine olanak sağlanmalı (çocuk kalabalık ve çok sesli ortamlarda kontrolünü kaybediyorsa).

    19.Sınıf içinde gerilimi azaltmak için zaman zaman mizahtan yararlanılabilir.

    20.Davranış problemini teşhis etmesi ve sözel olarak belirlemesi öğrenciye öğretilmeli (problem nedir? Arkadaşımın yüzüne tükürdüm)

    21.Problem karşısında daha farklı ve doğru davranarak kendisini ifade edebileceği çocuğa örneklerle açıklanmalı.

    22.Doğru ve farklı davranışlar sergilediğinde gelişen olumlu iletişimi çocukla konuşarak, devamını sağlamasına destek olunmalı.

    ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARINI GELİŞTİRMEK VE BAŞARIYI ARTTIRMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    1.Öğrenciye her çalışma esnasında aklında tutabileceği miktarda bilgi sunulmalı.

    2.Ödevlerin uygunluğu değerlendirilmeli. Öğrenciye engellenme yaratacak (çok zor ve çok uzun) ya da sıkıcı olabilecek (çok kolay, çok tekrarlayıcı) bir görev vermemeye özen gösterilmeli.

    3.Öğrenciye akşam yemeğinden önce ödevini bitirmesi gerektiği söylenmeli.

    4.Ödev kontrolünü mutlaka yapılmalı.

    5.Öğrencinin ödevlerini yapabilmesi için yeterli materyallerini yanına alıp almadığını kontrol edilmeli.

    6.Öğrenci günün başlangıcında canlanamaz, öğleden sonra da dikkat ve enerjisi azalır. Mümkünse akademik dersleri gün ortasına yayılmalı. Diğer saatlere yapmaktan hoşlanabilecekleri ders ve etkinlikleri koyulmalı.

    7.Öğrencinin öğrenme sürecinde farklı öğrenme modaliteleri kullanılmalı (görsel, işitsel, dokunma, motor,…).

    8.Öğrenciye sözel bilgi kısa aralıklarla verilmeli ve tekrar etmesi sağlanmalı.

    9.Çocuk soru sormak için cesaretlendirilmeli.

    10.Öğrencinin başarısı ne kadar küçük olursa olsun ödüllendirilmeli, böylece daha başarılı olması için motivasyonuna destek sağlanmalı.

    11.Başarı sağlamak için sorumluluk üstlenmesinde öğrenciye cesaret verilmeli.

    12.Yanlışların öğrenmede önemli bir yer aldığı anlatılmalı, zaman içinde çalışma motivasyonunun devam etmesi ile doğrularının arttığını görmesi sağlanmalı.

    13.Öğrencinin başarısı için en önemli şey ev ve okul arasındaki iletişimdir. Bu telefonla, küçük notlarla veya yüzyüze görüşmelerle sağlanmalı.

    14.Çocuğun okuma sırasında noktalama işaretlerine dikkat etmesi, okuduğunu daha doğru anlamasını sağlayacağından buna cesaretlendirilmeli, her virgülde kısa soluk, noktalarda da derin soluk alması sağlanmalıdır. Okuma yerlerinde virgül, ünlem, nokta gibi işaretler farklı renklerle belirginleştirilerek çocuğun dikkatini çekilmesi ve doğru okuması sağlanabilir.

    15.Okuma hızını geliştirme ve kontrol etmek için teyp kaydı kullanımı desteklenmeli.

    16.Okuyacağı bölüm ile ilgili bölüm sonu sorular var ise öncelikle soruları okuması sağlanarak konu anlatımı ile ilgili farkındalığı arttırılmalı.

    17.Yeniden okuma aşamasında kolaylık sağlamak için konunun önemli yerlerinin altının çizilmesi ya da sayfada belli yerlere notların yazılmasına izin verilmeli.

    18.Öğrencinin okuduğu bölümü, kitaba bakmadan aklından konunun sırasına dikkat ederek tekrarlamasını öğretilmeli.

    19.Yüksek sesle ders tekrarı desteklenmeli.

    20.Çalışmalarda başlangıç ve son bölümler daha kolay akılda kalır. Bu nedenle orta bölümlere daha fazla çalışılmasını önerilmeli.

    21.Öğrencinin kim, ne, ne zaman, nerede, nasıl ve niçin detaylarına odaklanması sağlanmalı.

    22.Bilgiler arasında ilişki kurmayı sağlaması öğretilmeli.

    23.Öğrendiği bilgiyi nasıl görselleştireciği örneklerle gösterilmeli.

    24.Ödev hazırlarken bilgisayar kullanımına izin verilmeli.

    25.Matematik işlemlerinde parmakların kullanımına izin verilmeli.

    26.Matematikte belli bir gelişim gösterene kadar süre kullanmamalı. Zamanlı testlerin öğrencide stres yaratacağı unutulmamalı.

    27.Çok zorlandığı işlemlerde hesap makinesi kullanımına zaman zaman izin verilmeli.

    28.Karışık işlemlerde problemleri renkli kalemlerle kodlayın (çıkartmayı yeşil gibi).

    29.Öğrenciye işlemin ve sütunlardaki numaraların hizasını kontrol etme alışkanlığını kazandırılmalı.

    30.Matematik problemlerini cevaplamadan önce, problemi defterine yeniden yazdırmayın. Bu stres ve engellenme yaratır.

    31.Yazım hızı çok yavaş ise arkadaşlarının notundan fotokopi almasına izin verilmeli.

    32.Sınavları çoktan seçmeli hazırlamaya özen gösterilmeli.

    33.Öğrencilerin sınavdaki yönergeleri doğru okuması için koyu renk ya da altını çizme yöntemi kullanılmalı.

    34.Test başlamadan önce kısa bir süre öğrencinin testi incelemesine izin verilmeli.

    35.Soruyu hızlıca okuyup hemen yanıtlayan dürtüsel öğrenciler için cevap kısmı kapatılarak soruyu yanıtlamaları önerilmeli.

    36.Yavaş olduklarında test için ek süre verilmeli.

    37.Sorulara verdikleri cevapları gözden geçirmesi için ek süre verilmeli.

    38.Öğrencinin harf hataları, noktalama hataları ya da yazısını değil sınavın içeriği değerlendirilmeli.

    39.Öğrencinin daha çok doğru cevapları ile ilgilenilmeli.