Etiket: Dikkat

  • Soğuk havalar kanser tedavinizi aksatabilir

    SOĞUK HAVALAR KANSER HASTALARI İÇİN RİSKLİ

    Birçok solunum yolu hastalığına sebep olan ‘soğuk havalar’, kanser hastalarının sağlığını da tehdit ediyor. Kanser hastalarının soğuk havalarda daha da dikkatli olması gerekiyor.

    Soğuk havalar, tedavisi devam eden kanser hastaları için risk oluşturuyor. Tedaviler, bağışıklık sistemini baskıladığından hastaların beslenmesinden sosyal yaşamlarına kadar birçok noktada daha dikkatli olması gerekiyor. Bu süreçte en ufak bir mikrop veya soğuk algınlığı yatağa düşmenize sebep olabilir. Bu durum ise tedavinizi aksatabilir.

    BOL BOL MEYVE TÜKETİN

    Kış ayları bilindiği gibi hastalık dönemidir. Ama tedavi gören kanser hastalarını daha fazla etkileyebilir. Bu nedenle hastalanmamaları için gerekli önlemleri almak şart. Kişinin kendi düzenine dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle de beslenmeye önem vermeleri şart. Bu nedenle kış aylarında hastalıklardan korunmak için yapılacak en güzel şey bol bol taze meyve ve sebze tüketmek olacaktır. Ama kanser hastalarının aldıkları tedavi doğrultusunda alınacak meyvelerin belirlenmesi gerekiyor. Özellikle onkolojik tedavi gören hastaların greyfurt tüketmesi çok önemli. C vitamini içeriğinden yüksek portakal, kivi ve mandalina gibi meyvelerin tüketilmesi ise bağışıklık sisteminin toparlanabilmesi için gerekli.

    YEŞİL YAPRAKLI TAZE SEBZELER VE PROTEİN TÜKETİLMELİ

    Özellikle kemoterapi tedavisi sırada beslenme çok büyük önem taşıyor. Mevsiminde bulunan taze meyveler ve doktorunuzun önerdiği şekilde hazırlayacağınız protein ağırlıklı besinler bağışıklık sisteminizi toparlamanıza yardımcı olacaktır. Yine tüketeceğiniz taze sebzelerin vitamin değerlerini kaybetmemeleri açısından doğru pişirme yöntemleri ile hazırlanmasına da dikkat etmek gerekiyor.

    BİTKİ ÇAYLARINDAN UZAK DURUN

    Böyle zamanlarda doktorunuzun önerileri doğrultusunda ıhlamur gibi bitki çaylarını tek başına tüketebilirsiniz. Ancak içeriği bilinmeyen, karışık bitki çayı adı altında sunulan bitki çaylarından kesinlikle uzak durmanız gerekmektedir. Bitkilerin kullandığınızın ilaç ile etkileşimleri olabilir ve bu etkileşimler olumsuz sonuçlar doğurabilir.

    KALABALIK ORTAMLARA DİKKAT

    Sağlıklı bireyleri bile hasta eden soğuk havalar gribal ve boğaz enfeksiyonları, bronşit ve zatürre gibi hastalıklara neden olabiliyor. Bu nedenle girdiğiniz kalabalık ortamlarda bu mikropları almanız kaçınılmaz hale gelebilir. Zaten tüm tedavi süresince enfeksiyon riskinden korunmak için kalabalık ortamlardan uzak durmanız gerekiyor. Ancak özellikle kış aylarında herkesin potansiyel olarak mikrop taşıdığını düşünürsek kendinizi kalabalık ortamlardan, toplu taşıma araçlarından, enfeksiyon riski oluşturan tüm ortamlardan uzak tutmanız önemli.

    KENDİ KENDİNİZE İLAÇ KULLANMAYIN

    Tüm kendinizi koruma çabalarınıza rağmen mikrop kapmış olabilir veya soğuk algınlığı yaşıyor olabilirsiniz. Ama kesinlikle bu süreçte kendi kendinize karar vererek herhangi bir ilaç kullanmayın. Doktorunuzun önerisi olmadan kullanacağınız her ilaç, tedavinizi olumsuz etkileyebileceği gibi istenmeyen sonuçlara da yol açabilir. Hastalandığınızı hissettiğiniz an doktorunuzla temasa geçerek onun önerileri doğrultusunda tedavi planlaması yapmak en doğrusu olacaktır.

    SOĞUK HAVALAR KANSER TEDAVİNİZİ AKSATABİLİR

    SOĞUK HAVALAR KANSER HASTALARI İÇİN RİSKLİ

    Birçok solunum yolu hastalığına sebep olan ‘soğuk havalar’, kanser hastalarının sağlığını da tehdit ediyor. Kanser hastalarının soğuk havalarda daha da dikkatli olması gerekiyor.

    Soğuk havalar, tedavisi devam eden kanser hastaları için risk oluşturuyor. Tedaviler, bağışıklık sistemini baskıladığından hastaların beslenmesinden sosyal yaşamlarına kadar birçok noktada daha dikkatli olması gerekiyor. Bu süreçte en ufak bir mikrop veya soğuk algınlığı yatağa düşmenize sebep olabilir. Bu durum ise tedavinizi aksatabilir.

    BOL BOL MEYVE TÜKETİN

    Kış ayları bilindiği gibi hastalık dönemidir. Ama tedavi gören kanser hastalarını daha fazla etkileyebilir. Bu nedenle hastalanmamaları için gerekli önlemleri almak şart. Kişinin kendi düzenine dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle de beslenmeye önem vermeleri şart. Bu nedenle kış aylarında hastalıklardan korunmak için yapılacak en güzel şey bol bol taze meyve ve sebze tüketmek olacaktır. Ama kanser hastalarının aldıkları tedavi doğrultusunda alınacak meyvelerin belirlenmesi gerekiyor. Özellikle onkolojik tedavi gören hastaların greyfurt tüketmesi çok önemli. C vitamini içeriğinden yüksek portakal, kivi ve mandalina gibi meyvelerin tüketilmesi ise bağışıklık sisteminin toparlanabilmesi için gerekli.

    YEŞİL YAPRAKLI TAZE SEBZELER VE PROTEİN TÜKETİLMELİ

    Özellikle kemoterapi tedavisi sırada beslenme çok büyük önem taşıyor. Mevsiminde bulunan taze meyveler ve doktorunuzun önerdiği şekilde hazırlayacağınız protein ağırlıklı besinler bağışıklık sisteminizi toparlamanıza yardımcı olacaktır. Yine tüketeceğiniz taze sebzelerin vitamin değerlerini kaybetmemeleri açısından doğru pişirme yöntemleri ile hazırlanmasına da dikkat etmek gerekiyor.

    BİTKİ ÇAYLARINDAN UZAK DURUN

    Böyle zamanlarda doktorunuzun önerileri doğrultusunda ıhlamur gibi bitki çaylarını tek başına tüketebilirsiniz. Ancak içeriği bilinmeyen, karışık bitki çayı adı altında sunulan bitki çaylarından kesinlikle uzak durmanız gerekmektedir. Bitkilerin kullandığınızın ilaç ile etkileşimleri olabilir ve bu etkileşimler olumsuz sonuçlar doğurabilir.

    KALABALIK ORTAMLARA DİKKAT

    Sağlıklı bireyleri bile hasta eden soğuk havalar gribal ve boğaz enfeksiyonları, bronşit ve zatürre gibi hastalıklara neden olabiliyor. Bu nedenle girdiğiniz kalabalık ortamlarda bu mikropları almanız kaçınılmaz hale gelebilir. Zaten tüm tedavi süresince enfeksiyon riskinden korunmak için kalabalık ortamlardan uzak durmanız gerekiyor. Ancak özellikle kış aylarında herkesin potansiyel olarak mikrop taşıdığını düşünürsek kendinizi kalabalık ortamlardan, toplu taşıma araçlarından, enfeksiyon riski oluşturan tüm ortamlardan uzak tutmanız önemli.

    KENDİ KENDİNİZE İLAÇ KULLANMAYIN

    Tüm kendinizi koruma çabalarınıza rağmen mikrop kapmış olabilir veya soğuk algınlığı yaşıyor olabilirsiniz. Ama kesinlikle bu süreçte kendi kendinize karar vererek herhangi bir ilaç kullanmayın. Doktorunuzun önerisi olmadan kullanacağınız her ilaç, tedavinizi olumsuz etkileyebileceği gibi istenmeyen sonuçlara da yol açabilir. Hastalandığınızı hissettiğiniz an doktorunuzla temasa geçerek onun önerileri doğrultusunda tedavi planlaması yapmak en doğrusu olacaktır.

  • Moxo Testi

    Moxo Testi

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite günlük hayatımızda en sık duyduğumuz kavramlar arasına girmeye başladı. Keşfetmeye meraklı, ödev alışkanlıklarında problem yaşayan çocuklar için ebeveynler  ‘Dikkat dağınıklığı var bizim çocukta, hiperaktif bizimki…’ gibi etiketlemelerde bulunabiliyorlar.  Bu tanıyı koymaya yardımcı olmak için gerçekleştirilen testlerden biri de MOXO.

    Dikkat becerilerini ölçen çalışmaların çoğu, kalem- kağıt eşliğinde yapılan ve süreç içerisinde test uygulayıcısının aktif olduğu çalışmalardır. Bu sebepten uygulayıcıdan kaynaklanan hatalar, çocuğun performansına yansıyabilir. Moxo, danışanın günlük çevresini teste yansıtmaya çalışan bir çalışmadır.

    Moxo Testi, bilgisayar ortamında 6 yaşından itibaren uygulanabilir. Test çocuğun dikkat performansının yanı sıra, hiperaktivite, dürtüsellik ve zamanlama alanlarını da normlara göre kıyaslayabilir.

    Dikkatsizlik; uzun ve sıkıcı görevler üzerinde dikkati yoğunlaştıramama, dikkati dağıtan ögelerden fazlasıyla etkilenme, dalgın, unutkan ve dağınık olma durumları ile örneklendirilebilir.

    Hiperaktivite; çevredeki uyaranlardan birbiri ardına gelen, süzgeçten geçiremedikleri bilgi ve etki bombardımanına uğrayarak diğer insanlar tarafından ‘kontrol edilemez’ olarak algılanan bireyler için  kullanılan terimdir.

    Dürtüsellik; kendini kontrol etmeden güçlük yaşama, diğerleri tarafından umursanmama, düşüncesiz olarak algılanma olarak tanımlanabilir.

    Moxo Testi;

    o  İstemesine ve çaba göstermesine rağmen derslerde başarılı olamayan,

    o  Küçüklükten beri hep hareketli olan, sık yaralanmaya maruz kalan,

    o  Sınavlarda ve günlük hayatında zamanlama problemi yaşayan,

    o  Ödevlerini hep son ana bırakan, programlı çalışamayan çocuklara uygulanabilir.

    MOXO Testi sonucunda, çocuğun performansını detaylı olarak yansıtan bir rapor elde edilir. Raporda, çocuğun performansının yaş düzeyine uygun olup olmadığı, hangi alanlarda zayıf olduğu ve zayıf olan alanlarının da hangi düzeyde sorun teşkil ettiği belirlenmiş olur. Zayıf olan alan yönelik ebeveynlerin nasıl çalışmalar yapabileceği, öğretmenlerin öğrenme ortamında ne gibi düzenlemeler yapmaları gerektiğine dair bilgilendirmeler yapılır.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Son yıllarda hem tanısı hem de tedavisi tartışılan bir problem; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu. DEHB, çevre kirliliğinden tutun kanserojen maddelerin artmasına, annenin hamilelik döneminde sigara içmesinden, hızlı yaşam kültürüne birçok nedenle ilişkilendirilen bir bozukluktur. DEHB tanılaması, aile, okul ve çocuk ekseninde gözlem ve görüşmeler sonucunda detaylı olarak değerlendirildikten sonra yapılabilen bir tanılamadır. İlaç tedavisi bu rahatsızlıkta uygulanabilmektedir. Çoğunlukla tek başına ilaç tedavisi yeterli değil. Kombine yaklaşım, yani hem terapi hem ilaç ve hem de aile eğitimi ve okuldaki düzenlemelerle bu bozukluk iyileştirilebilmekte. Tedavisinde ve düzenleme aşamalarında sabır çok değerlidir. Günümüzde % 5 oranında çocuklarda görülen bu rahatsızlık oldukça yaygın. Tedavi edilmediğinde ilerleyen yaşlarda anksiyete ve duygu durum bozuklukları ve çeşitli bağımlılıklara neden olabilmektedir.

    DEHB kriterleri

    DEHB 7 yaşından önce başlayan, en az 6 ay süreyle görülen, akademik ve sosyal işlevlerde bozulmaya yol açan, gelişime uygun olmayan yetersiz dikkat süresi, yaşa uygun olmayan aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ya da her ikisiyle tanımlanan bir bozukluktur. Okul, ev ve iş gibi iki ya da daha fazla ortamda belirtilerin görülmesi gerekir (Kaplan ve Sadock, 2004).

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozuklukları ayrı değerlendirilse de özellikle hiperaktivite olan durumlarda doğal olarak dikkat eksikliğiyle beraber görülmektedir.

    Dikkat Eksikliği Görülen Durumlarda Nelerle Karşılaşılır:

    Dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapar. Aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır. Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür. Yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamazlar. Üzerine aldığı görevi ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çekebilirler. Sürekli mental (akıl) aktivite gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir. Üzerine aldığı görev ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybedebilirler. (örneğin oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç gereçler). Dikkati dış uyaranlarla kolayca dağılır. Günlük etkinliklerinde unutkan olabilmektedirler.

    Hiperaktivite Görülen Durumlarda Nelerle Karşılaşılır:

    Ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur. Sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar. Uygunsuz olan durumlarda koşturup durur ya da tırmanır

    (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir). Sakin bir biçimde boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır. Hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranırlar. Çok konuşurlar. Dürtüleriyle hareket etmeye meyillidirler. Sorulan soru tamamlanmadan cevap

    verebilmektedirler. Sırasını beklemede güçlük yaşayabilirler. Başkalarının sözünü kesebilir ya da başkalarının yaptıklarının arasına

    girebilirler. (örneğin başkalarının konuşmalarına ya da oyunlarına burnunu sokabilir).

    Not: Bu durumların son 6 ay içersinde sık sık gerçekleşmesi, bu faktörlerin en az yarısından fazlasının bulunması bu durumu düşündürmektedir.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite İçin Ebeveynler Neler Yapmalılar:

    – Öncelikle tanının iyi konulması gerekir. Her hareketli çocuğun hiperaktivite, her dikkatini vermeyen çocuğun dikkat dağınıklığı tanısı konulması gerekmez. Bunda zaman, davranışın şiddeti ve sıklığı gibi kriterleri olduğu unutulmamalıdır. Dikkat eksikliği görülen çocuğun durumu motivasyonsuzlukla ilgili olabilir. Hareketli çocuk da bunu dönemsel olarak yapıyor olabilir. Bunun sağlıklı tanılanabilmesi için de uzman desteği alınmalıdır.

    – Aileler konuya ilişkin bilgilenmelidir. Ayrıca çocukla iletişim konusunda bilgilenmelidirler. Bu konuda yazılan pek çok kitap bulunmaktadır.

    – Kurallar DEHB’ de çocuk ve ebeveyn için sorun oluşturmaktadır. Kurallar çabuk unutulabilir. Bunun için de kuralları yazabilir ve her dakika göz önünde olacağı bir yere asabilirsiniz. Çocuklar kendilerinden ne beklendiğinden emin olduklarında, çevrelerindeki kişilere daha fazla güven duyacaklardır.

    – Göz kontağı kurmak değerlidir. Sık sık göz göze gelin. Dikkat eksikliği olan bir öğrenci ile göz göze gelerek, onu nereye daldıysa geri getirebilirsiniz. Sık sık tekrarlayın. Dikkat eksikliği olan öğrencinizi size en yakın noktaya oturtun. Böylece dalıp gitmeye meyilli öğrencinizin dikkatini her an üzerinizde tutabilirsiniz.

    – Sınırlar konulmalıdır. Bu sınırlarda internet kullanımı, oyun ve televizyon izlemeye koyulacak sınırlandırmalar başlarda gelmelidir.

    – Anda kalmayı çocukların öğrenmesi değerlidir. Bunun için yapılacak birçok şey olabilir. Yemeği çiğneyerek ve duyumsayarak yemeyi öğrenmesinden tutun; bir manzaraya bakarken ondan keyif almaya kadar pek çok şeyin haz değeri vurgulanmalıdır. Bunu yaparken kendimizin önemli model olduğumuzu da unutmamalıyız.

    – Dikkat eksikliği için bilmece ve bulmacalar, puzzlelar kullanılabilir. Ayrıca internet üzerinden bulabileceğiniz değişik oyunlar ve konuya ilişkin kitaplar da vardır. Bunlardan el becerisinin ön planda olduğu çalışmaların önemsenmesi daha geliştirici olabilmektedir.

    – Düzenli ve çeşitli beslenme değerlidir. Sportif faaliyetlerden özellikle grupla yapılan sporlar çocuğun sosyal yönünün gelişmesine ve kuralları öğrenmesine destek verir. (futbol, basketbol)

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)

    DEHB, günlük hayatın birden çok görevi üstünde, özellikle organizasyon, planlama ve sürekli odaklanma gerektiren karmaşık görevlerin yapılmasını zorlaştıran bir rahatsızlıktır. DEHB belirtileri ve belirtileri tipik olarak yedi yaşından önce ortaya çıkar. Bununla birlikte, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile normal “çocuk davranışı” arasında bir ayrıma gitmek zor olabilir. Bunu belirlemek için çeşitli ölçüm araçları kullanmak gerekir. DEHB olan çocuklar genellikle tembel,haylaz gibi düşünülebilir ya da potansiyelinden daha az akademik başarı gösterebilirler. DEHB’nin yetenekle hiçbir ilgisi olmadığını da unutmayın. DEHB olan birçok çocuk entelektüel ya da sanatsal açıdan yeteneklidir. Fakat odaklanma problemi olduğu için bu yeteneklerini açığa çıkartamazlar. Çocuğunuzun dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik semptomlarının DEHB’den kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılmaksızın, tedavi edilmesi gerekir,aksi takdirde birçok soruna neden olabilir. Doğru destek ile çocuğunuz hayatın her alanında başarı elde edebilmektedir. Lise öğrencileri üzerinde tarafımızdan yapılan bir araştırmada DEHB’nin şiddeti arttıkça sayısal yeteneğin DEHB olmayan çocuklara göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda yapılan bir araştırmaya göre de özellikle matematiksel başarı söz konusu olduğunda, problem çözme ve hesaplama becerilerinin DEHB belirtileri göstermeyen akranlarınınkinden daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır (Lucangeli & Cabrele, 2006; Zentall, Smith, Lee & Wieczorek, 1994).

    Aşağıdaki kriterleri siz veya çocuğunuz karşılıyorsanız mutlaka bir uzmana danışınız.

    TANI KRİTERLERİ (Dsm-5’e göre)
    A. Aşağıdakilerden (1) ya da (2) vardır: 
    (1) Aşağıdaki dikkatsizlik semptomlarından altısı (ya da daha fazlası) en az 6 ay süreyle uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyiyle uyumsuz bir derecede sürmüştür: 

    Dikkatsizlik

    a. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar. 
    b. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı oyunlarda dikkati dağılır. 
    c. Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür. 
    d. Çoğu zaman yönergeleri izleyemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı değildir). 
    e. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemede zorluk çeker. 
    f. Çoğu zaman sürekli zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almada isteksizdir. 
    g. Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örneğin; oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler,kitaplar ya da araç gereçler). 
    h. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır. 
    i. Günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır. 
    (2) Aşağıdaki hiperaktivite-dürtüsellik semptomlarından altısı (ya da daha fazlası) en az altı 6 süreyle uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyine aykırı bir derecede sürmüştür: 

    Hiperaktivite

    a. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur. 
    b. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar. 
    c. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir). 
    d. Çoğu zaman sakin bir biçimde boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır. 
    e. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır. 
    f. Çoğu zaman çok konuşur. 

    Dürtüsellik

    g. Çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabı yapıştırır. 
    h. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır. 
    i. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer (örneğin; başkalarının oyunlarına ya da konuşmalarına burnunu sokar). 

    B. Bozulmaya yol açmış olan bazı hiperaktif-dürtüsel semptomlar ya da dikkatsizlik semptomları 12 yaşından önce de vardır. 
    C. İki ya da daha fazla ortamda semptomlardan kaynaklanan bir bozulma vardır [örneğin; okulda (ya da işte) ve evde]. 
    D. Toplumsal, okul ya da mesleki işlevsellikte klinik açıdan belirgin bir bozulma olduğunun açık kanıtları bulunmalıdır. 
    E. Bu semptomlar sadece bir yaygın gelişimsel bozukluk, şizofreni ya da diğer bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örneğin; duygudurum bozukluğu, anksiyete bozukluğu, dissosiyatif bozukluk ya da kişilik bozukluğu).

  • Çocuğunuzla Nasıl Etkili İletişim Kurabilirsiniz

    Çocuğunuzla Nasıl Etkili İletişim Kurabilirsiniz

    Şu unutulmamalıdır ki, bir öğrencinin başarılı olabilmesi için öncelikli olarak ruhsal açıdan sağlıklı olması gerekir. Ayrıca dikkat ve konsantrasyon sorunu yaşamamaları gerekmektedir.

    Sebepleri sıralamak gerekirse;

    a)Dikkat Eksikliği: aşırı kaygı sonucu oluşabileceği gibi, bazen de başlı başına bir bozukluk olarak karşımıza çıkabilir. Bu çocuklar aşırı kaygıları olmadığı halde konsantre olmakta, dikkatini bir konuya odaklamakta güçlük çekebilir. Aslında küçüklük yaşlardan itibaren var olsa da sınav dönemleri gibi yoğun çalışma dönemlerde daha belirgin olarak kendini gösterebilir. Bu durumda beynin dikkatle ilgili bölümlerinde işlevsel bir sorun vardır. Tıbbi olarak tedavisi mümkündür.

    b)Depresyon: mutsuzluk, karamsarlık, çabuk ağlama, uyku düzensizlikleri, iştahsızlık, sinirlilik, kendine güvensizlik olarak kendini gösterir. Çocuğun eski neşesinin kalmadığı göze çarpar. Çocuğun akademik başarısı ve motivasyonu giderek düşer. Bu tip çocukların gözden kaçırılmaması ve tedavi alması çok önemlidir.

    c)Özgül Öğrenme Güçlüğü: Bazı çocukların zekâsı çok iyi bile olsa belli alanlarda (okuma, yazma, matematik vs.) beklendiği düzeyde başarı gösterememektedir. Bu gibi durumlarda “özgül öğrenme güçlüğü” olabileceğinden şüphelenilip çocuğun belli testlerden geçirilip tanı konulması önemlidir. Sıklıkla dikkat eksikliği eşlik eder.

    Çocuklarda görülen yaygın gelişimsel bozukluklar:

    a)Asperger Sendromu: Çocuklarda sosyal ilişki ve iletişim bozuklukları dikkat çeker. Bu çocuklar genelde dar bir ilgi alanına sahip olurlar yani, çok sınırlı bir konuda çok derin bilgileri olabilmektedir. Otistik çocuklardan farklı olarak bu çocuklar normal zamanında konuşmaya başlarlar. Aşırı bilgiç bir tavırları olabilmektedir. Özellikle ince motor becerileri gerektiren el faaliyetlerinde zorluklar yaşayabilmektedirler. El-kol hareketlerini, mimiklerini ve vücut dillerini kullanmakta sorun yaşarlar. Bu çocuklar normal ya da üstün zekâya sahiptir. Mekanik oyuncaklara düşkün olurlar. Davranış sorunları yaşamaları olasıdır.

    b)Çocukluğun Dezingratif (dil, sosyal işlev, motor becerileri gelişimi) Bozukluğu: Bu çocuklar doğumdan sonra en az iki yıl normal bir gelişim gösterirler. Bozukluk sıklıkla 3-4 yaşları arasında ortaya çıkar. Bu tanının konabilmesi için belirtilerin 10 yaşından önce gelişmiş olması gerekir. Belirtileri ilk olarak, hareketlilikte artış, huzursuzluk, kaygı ve daha önce kazanılmış olan (konuşma vb.) becerilerinin kaybı sayılabilir.

    c)Rett (beyinsel gelişim bozukluğu)Sendromu: yalnızca kız çocuklarında görüldüğü düşünülmektedir. Çocuk normal doğar ve ilk beş ay normal bir gelişim gösterir ancak daha sonra bebeğin başının büyümesi giderek durur ve kafa çapında küçülme görülür. Rett sendromu olan çocuklar, ellerini belli bir amaca yönelik olarak kullanamazlar, tersine ellerde stereotipik (kaşıma-döndürme vb.) hareketler hâkimdir. İlk bir yıl içinde sosyal iletişimleri bozulur, yürümeyi öğrenseler de, ileriki yaşlarda bu beceriyi de kaybederler. Konuşma ise; gelişmez ya da gecikir.

  • Hiperaktivite Dikkat Eksikliği ve İnternet

    Hiperaktivite Dikkat Eksikliği ve İnternet

    Hiperaktivite yani ’ aşırı hareketlilik’ dediğimiz zaman ailelerin aklına iyi veya kötü bir sürü şey gelebilir ki çevremize baktığımız amanda çocuk veya yetişkin olarak çok hareketli insanları son zamanlarda çok daha fazla görebilir hale geldik. Bunların hepsine hiperaktivite diyebilirmiyiz? Ya da her hareketli çocuk hiperaktif çocuk mudur? Son yıllarda ailelerin çok korktukları bir durum haline gelen hiperaktiviteyi bir bozukluk olarak görmemiz onun korkulacak bir davranış olarak görmemize de neden olmaktadır. Ancak ailelerin ve toplumun şunu idrak etmesi gerekir ki hiperaktiviteyi bir bozukluk olarak değil bir farklılık olarak görürsek hem buna yaklaşımımız açısından hem de bununla baş etmemiz açısından bizim için çok daha kolay olacaktır.

    Her on kişiden birinde görülen hiperaktivite ve dikkat eksikliğini çocuklarımız için bir avantaj olmadığı gibi çok önemli bir sorun olarak da görmek doru değildir. Doğru teşhis ve tedavi ile çözümü olan hiperaktivite ve dikkat eksikliği için ailelerin en önemli yapmaları gereken şey bu alanda uzman kişilerden yardım almalarıdır. Bu problemle zamanla geçer ben de böyleydim ileriki yaşlarda düzeldim ya da evde biz bunun çaresine bakabiliriz gibi çözümler aranması hem tedaviyi daha zorlaştıracağı gibi aileleri de çok daha fazla yoracaktır. Anne babaların eğitimci ve öğretmenlerin bu durumu erkenden tanıması ve yönlendirme yapmaları sonradan oluşabilecek alışkanlıklar ve sorunlar için erken bir müdahale olacaktır.

    Uzun vadede başarısızlık madde bağımlılığı suça eğilim ve sosyal problemler yaşayan kişilerin tadavi edilmememiş hiperaktif kişiler olma olasılıkları vardır. Uygun tedavi edilmediğinde ve doğru yönlendirmeler yapılmadığında işlevsellik kaybettiren bu durumun zamanında müdahele edilmesi gerekir. Hiperaktif olan kişilere çoğu zaman başka bazı problemlerde eşlik edebilir. Öğrenme güçlüğü davranım bozukluğu karşı gelme bozukluğu duygudurum ve anksiyete bozuklukları dikkat eksiklikleri en sık görülen problemlerdir.

    Halk arasında hareketli çocuk çok daha zeki olur gibi yanlış ancak doğru da diyebileceğimiz bir kanaat vardır. Her çocukta az çok hareketlilik vardır ancak bir çocuğa  hiperaktivite tanısı konması için çocuğun çok iyi incelenmesi gerekir. Ders başarısı düşük  aynı zamanda çok da hareketli olan bir çocuğu hemen hiperaktivite kılıfına sokmamak gerekir.  Bir çok çocuk ders çalışmaktan okula gitmekten kitap okumaktan ve ödev yapmaktan hoşlanmaz öncelikle çocuğun ders çalışmak istememesinin nedenleri dikkat eksikliği mi öğrenme güçlüğü mü ya da zeka kapasitesi düşüklüğünden mi kaynaklanıyor ona bakılması gerekir. Yine eğer çocuk üstün zekalı ise dersi çok daha kolay anlayacağından dolayı dersten çok çabuk sıkılacak ve derse karşı kayıtsız ve ilgisiz kalacağından dolayı da başarısız olabilir. Bunu da hiperaktivite olarak değerlendirmemek gerekir. Yine çocukların hareketli olmasını yaşa uygun olarak da değerlendirmek gerekir.  Kontrolsüz hareketliliği bulunan ve ya oturması gereken yerde oturmayan sürekli hareket halinde bulunan çocuklarda da hiperaktivite riskinden söz edilebilir. Her çocuk hareketlidir ancak sınıfta oturup dersini dinleyebilir ve sorumluluklarını yerine getirebilir  ancak hiperaktivitesi bulunan çocuklarda bu durum çok zor olduğu gibi bunu yapamadığı için de problem oluşturur. Dersleri oturup dinliyormuş gibi yapar ancak bedeni sınıfta olmasına rağmen kendisi hayal aleminde dolaşır. Bu aynı durumu dikkat dağınıklığı olan çocuklarda  da görebiliriz. Anne babadan yetersizi davranış eğitimi almış terbiye yönünden iyi eğitilmemiş söz dinlemeyen kontrolsüz davranışlar sergileyen kuralları çiğneyen anne babaya karşı gelen çocuklarda da ders çalışması zordur. Ancak bu tür çocuklar ile hiperaktivitesi olan çocukları birbirinden ayırt etmek gerekir ki bu çoçuklara farklı bir yaklaşım hiperaktivitesi olan çocuklara farklı bir yaklaşık ile sorunların üstesinden gelebiliriz.

    Hiperaktivitenin de 3 tipi vardır

    Dikkat eksikliği önde olan hiperaktivite

    Hiperaktivitesi önde olan hiperaktivite

    Her ikisinin de bir arada bulunduğu

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin bir arada bulunması  en sık görülen bir davranış problemidir. Ve erkek çocuklarında kız çocuklarına nazaran çok daha fazla rastlanır. Dikkkat eksikliği ve hiperaktiviteye neden olan   tek bir sebep söylemek doğru olmaz. Ancak söyleyebileceğimiz en önemli neden genetik geçiştir. Yine hamililikte yaşanan travma alkol sigara kullanımı ve erken bebeklik döneminde ki bazı hastalıklar sonucu oluşan beynin hasar görmesi gibi nedenlerden dolayı da olabileceği ortaya atılan görüşler arasındadır.

             Anne babaların en çok şikayet ettikleri nokta okul öncesi dönemde çok hareketli kapıya pencereye tırmanıyor başına birşey gelmesinden çok  korkuyoruz. Okul dönemine geçildiği zaman ise diğer çocukların canını yakıyor hayvanlara zarar veriyor eşyaları kırıp döküyor hiç ders çalışmıyor dersten çabuk sıkılıyor gibi sorunlar olurken ergenlik dönemde sınavlarda çok fazla hata yapıyor inişli çıkışlı bir ders başarısı var derste konuşuyor gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını söylemektedirler.

              Bir çocuk hareketli olmasa da çabuk sıkılma dikkatini devam ettirememe  dikkatinin çabuk dağılması uzun süre dinleyememe dikkatini ayrıntılara verememe dikkatsizce hatalar yapma derslere karşı ilgisizlik gibi sorunlar yaşayabilir.  Ayrıca eşya kaybetme unutkanlık uzun süre dinleyememe dikkat gerektiren görevlerden kaçınma gibi belirtiler de var ise dikkat eksikliğinin ön planda olduğu bir hiperaktiviteden söz edebiliriz.veya hiperaktivitenin olmadığı bir dikkat eksikilği de söz konusu olabilir. Ancak tersi bir durum söz konusu ise çok dikkatli ancak aşırı hareketli ve dürtüsel ise sadece hiperaktiviteden bahsedilebilir. Bu çocuklar kıpır kıpırdır. Sanki bir motor takılmış gibi hareket ederler. Uzun süre bir yerde duramazlar. Çabuk sıkılırlar. Enerjik ve aktif bir yapıları vardır.  Dürtüsellik belirtileri olarak da çok konuşurlar. Konuşma aralarına çok girerler. Soru daha sorulmadan cevaplamaya çalışır bir türlü sabredemezler.

             Monotonluk  hiperaktif çocukların mizaçlarına ters bir durumdur. Yenilik ve değişim onların sürekli yaşamak istediği bir durumdur. Bu çocuklar uzun süre TV izleyebilir bilgisayar oyunu karşısında saatlerce kalabilirler. Hiperaktif ve dikkatini yoğunlaştıramayan çocuklar kendi istedikleri sevdikleri ve ilgilerini çeken bir durum söz konusu olduğunda dikkatlerini çok uzun süre yoğunlaştırabilirler. Ancak bu durum onların hiperaktif olmadıklarını göstermez. Dikkat ve konsantrasyonları genellikle  zihinsel çaba gerektiren ve uzun süreli olan işlerde bozulur ve bu işlerin başında uzun süre kalamazlar. TV ve bilgisayar başında uzun süre kalmak renk ışık görüntü sürekli değiştiği için ve ekranda sürekli bir hareket olması hiperaktif çocukların dikkatlerinin dağılmasını önlemektedir. Bundan dolayı bu çocukların bilgisayar başında çok fazla kalmaları dikkat sürelerinin fazla olması ile alakalı değildir. Aynı zamanda bazı bilgisayar oyunları hiperaktif çocukların ödül mekanizmalarına hitap eder. Bu çocuklar ödül almayı ve buna bağlı olarak sıkılmaktan kurtulmayı düşünürler. Burada kontrol tamamen çocuktadır. İstediği zaman düğmeye basabilir bilgisayarı kapatabilir ya da başka bir oyuna geçebilir. Yani başkalarının belirlediği bir aktivite içinde değil kendi kurallarını koyduğu zamanını kendisinin belirlediği bir aktivitenin içinde olduğu için sıkılması zor olduğundan konsantrasyonu da yüksektir. Bundan dolayı da bu çocuklar derlerde gösteremedikleri başarıları  sanal alemde görerek burada tatmin olmaları bu çocuklarda internet bağımlılığını da artırmaktadır. Derslerde ne kadar başarısız olurlar ise bağımlılıkları da bir o kadar artarak devam edecektir. Bilgisayar başında saatlerini sessiz bir şekilde geçiren çocuk başta anne ve babanın rahatlamasını sağlayabilir ancak kısa vadede huzur getiren bu aktivite anne babaya uzun vade de bu sorun internet bağımlılığı olarak geri dönecektir. Pasif bir şekilde internette saatlerini harcayan çocuk enerjisini dışarı atamadığı için daha saldırgan huysuz agresif ve hırçın olur. Bu çocuklar içlerinde biriken enerjiyi sanal ortamda atmak yerine yüzme futbol basketbol vb gibi spor dallarında olmalı ki biriken enerji sağlıklı bir şekilde dışarı Atılsın. Yoksa şiddet kumar cinsellik gibi olumsuz ortamların bulunduğu sanal alemde hiperaktif çocuklar diğer çocuklara nazaran çok daha büyük bir tehdit altındadırlar ve onlara nazaran çok daha fazla olumsuzluk teşkil eder.

  • Çocuklarda en sık görülen psikiyatrik durum: dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (dehb)

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocuklarda en sık görülen psikiyatrik durumlardan biridir. Etiyoloji, klinik, tedavi ve seyir hakkındaki bilimsel bilgilerin araştırmalarla artması, DEHB’nin klinikte izlemini yıllar içinde değişmiştir. DEHB’nin son yıllarda yaşam boyu bir durum olarak kabul edilmesine ve değerlendirme, tedavi ve idame için uluslararası protokoller olmasına rağmen hala birçok genç, yetişkin hayata tanı konmamış DEHB ile başlamaktadır. Bu da çocukluk çağında tanının gözden kaçırıldığı ya da yanlış tanı konulduğunu göstermektedir. Aynı zamanda bu gençlerin, yaşadıkları belirtiler ve ilişkili sorunları için en uygun tedaviyi almadıkları anlamına da gelmektedir. Birçoğu sahip oldukları potansiyele ulaşamamakta, bazıları da bu yüzden belirsiz bir geleceğe doğru ilerlemektedir. İyi haber, DEHB için geliştirilmiş olan müdahalelerin tedavi etkinliklerinin geniş olması ve DEHB’ye her yaşta müdahale edilebilmesidir. Ancak DEHB’si olan çocukların psikolojik olarak sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek, kendine güvenli bireyler olarak yetişkinliğe erişmelerini istiyorsak, mümkün olduğunca erken teşhis ve müdahale edilmelidir.

    Bazı bireylerde yaşla birlikte belirtiler azalır (en sık hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri), bazı bireylerde ise belirtiler ısrarcıdır ve yetişkin dönemde belirtilere bağlı bozulmalar görülür. DEHB’nin görülme sıklığı çocuklarda %5, yetişkinlerde %2.5 olarak saptanmıştır. Çocukluk çağında kızlara oranla 4 kat daha fazla erkek DEHB tanısı alırken, yetişkinlikte kadınların tanı alma oranları erkeklerle hemen hemen aynıdır. Bu durum, erkek çocuklarının kızlara oranla daha fazla hiperaktivite göstermesi ve böylece fark edilme ve değerlendirmeye yönlendirilme olasılıklarının daha yüksek olmasından kaynaklanıyor olabilir.

    Çocuklarda okul öncesi dönemde var olan ancak bir şekilde idare edilen bazı sorunlar bu dönemde gün yüzüne çıkabiliyor. Bunlardan birincisi öğrenmeyle ilişkili problemler; özellikle dikkat, derse adaptasyon, konsantrasyon ve öğrenme ile ilgili sorunlar çocukların akademik başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Sınıf içerisinde oturmakta, sınıf kurallarına uyumda sorun yaşama ile kendini gösteren hiperaktivite ve dürtüsel davranışlar ise davranış bozukluğu ile kendini gösterebilir. Bu tarz davranış ve sorunlar sadece çocuğun akademik yönden olumsuz etkilenmesine yol açmaz, bunun yanında arkadaşları tarafından dışlanmasına ve etiketlenmesine ve bu etki yoluyla özgüven sorunları ve depresyona neden olabilir.

    Bu çocuklarda görülen belirtiler; dikkat eksikliği, derse odaklanma ve dikkatin sürdürülmesinde problem, unutkanlık, eşya kaybetme, dış uyaranlarla (gürültü, kalabalık gibi) dikkatin çabuk dağılması, kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş gibi görünme, dikkatsiz hatalar yapma, ders sırasında konuşma, sınıfta oturmakta güçlük çekme, sürekli yerinden kalkma isteği, sonucunu düşünmeden yapılan hareketler, sabırsızlık ve lafa dalma olarak sıralanabilir.
    DEHB tanısı alan bir çocukta bu belirtilerin hepsinin bir arada bulunmayabileceğini, “Bu hastalık için alt tipler tanımlanmıştır. Birinci grupta ‘sadece dikkat eksikliği’ görülmektedir. Bu çocuklar sessiz ve sakin oldukları için genellikle okuldan hiç şikâyet gelmez. Ancak dalgın olduklarından okuldan akademik bir kazanç sağlayamazlar ve genellikle hiperaktif olan gruba göre daha geç tanı alırlar. İkinci grup ‘hiperaktivitesi olan ancak dikkatte bozulma görülmeyen grup’tur. Üçüncüsü ise ‘hem dikkat eksikliği hem de hiperaktivitenin bir arada görüldüğü mixt tip çocukların oluşturduğu gruptur. Tanı için, DEHB ile ilişkili davranış ve zorlukların kişinin işlevselliğini önemli ölçüde etkiliyor olması gerekir.

    Öncelikle bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından mutlaka çocuk ve gencin DEHB olup olmadığı belirlenmelidir. Tedavi çocuğu hayati risk taşıyabilecek kazalardan koruyabilmek, gerçek akademik performansını ortaya koyma şansını sunmak, aşırı hareketlilik ve dürtüselliğinin kontrol altına alınması, tedavi edilmediğinde oluşabilecek riskli durumlardan korumak için gereklidir.

  • Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocukluk çağında başlayan, etkisi tüm bir yaşama yayılabilen, süreğen bir nöropsikiyatrik bozukluk olarak tanımlanır.

    Psikiyatri Derneği Yetişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Bilimsel Çalışma Birimi Türk toplumundaki DEHB yaygınlığının çocuklukta % 8, ergenlikte % 6 ve yetişkinlikte yüzde % 4 olduğunu belirtmektedir (Tufan ve Yaluğ, 2010).

    Son zamanlara kadar, dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin bir çocukluk çağı sorunu olduğu ve yetişkinlikte ortadan kaybolduğu düşünülürdü. Ancak yapılan çalışmalar ve klinik gözlemler, bu sorunun yetişkinlikte de devam ettiğini göstrmiştir (Biederman ve ark., 2007)

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve dürtüsellik (istekleri erteleyememe) belirtilerinin görüldüğü bir sorundur. Bir çocukta bu bozukluğun tanısının konabilmesi için belirtilerin yedi yaşından önce görülmeye başlamış olması gereklidir. Ayrıca dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hareketlilik belirtilerinin çocuğun yaşamını, kişilerarası ilişkilerini veya okul hayatını olumsuz biçimde etkileyecek düzeyde olmalıdır (APA, 2000).

    Uluslararası sınıflandırma sistemi DSM-IV tanı ölçütlerine göre tanı üç ayrı grupta ele alınmaktadır.

    1. Dikkat, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik problemi olanlar;
    2. Sadece dikkat problemi olanlar;
    3. Sadece aşırı hareketlilik ve dürtüsellik problemi olanlar.

    DSM IV Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite/ Aşırı Hareketlilik Bozukluğunun Tanı Ölçütleri:

    a) Dikkatsizlik 
    1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar, 
    2. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır, 
    3. Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür, 
    4. Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı değildir), 
    5. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker, 
    6. Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir, 
    7. Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örn. Oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç-gereçler), 
    8. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlara kolaylıkla dağılır, 
    9. Günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır. 

    b) Hiperaktivite/ Aşırı hareketlilik 
    1. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur, 
    2. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar, 
    3. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir), 
    4. Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır, 
    5. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır, 
    6. Çoğu zaman çok konuşur.

    c) Dürtüsellik
    1. Çoğu zaman sorulan sorunun tamamlanmasını beklemeden cevabını verir, 
    2. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır, 
    3. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısının konulabilmesi için, yukarıda yer alan belirtilerin 7 yaşından önce başlaması, en az 6 aydan beri devam ediyor olması ve en az iki ortamda (okulda ve evde) görülüyor olması gerekir (APA, 2000).

    Yetişkinde DEHB, yakın zamana kadar çok az klinisyenin üzerinde eğitildiği bir alandı. DEHB belirtisi gösteren bir yetişkine, genellikle çift kutuplu duygudurum bozukluğu, kişilik bozukluğu, atipik depresyon veya antisosyal gibi tanılardan biri verilirdi çünkü bu hastalık psikiyatri ve psikolojide depresyon ya da panik bozukluğu kadar iyi tanınan bir hastalık değildi (Tınaz, 2004). Ancak günümüzde net bir tanı kriteri olmamasına rağmen, klinik gözlemler bize DEHB tanısı hakkında fikir verebilmektedir.

    Yetişkinlerdeki dikkat eksikliği ve hiperaktivite hareketlilikten öte başka türlerde kendini göstermektedir. DEHB yetişkinlerde sıklıkla;

    • Randevularını veya yapmak zorunda olduğu işleri unutma,

    • Birçok basamağı içeren işleri yapmakta zorlanma,

    • Bir işe ya da projeye başlamakta ve bitirmekte zorlanma,

    • Oyalanma,

    • Erteleme eğiliminde olma,

    • Bilgilere öncelik vermede zorlanma, 

    • Çabuk sıkılma ve sabırsızlık,

    • Sıklıkla yerinde duramama,

    • Huzursuzluk hissi yaşama, 

    • Zamanını verimli kullanamama,

    • Evde ve iş yerinde eşyalarını bulamama, yanlış yere koyma,

    • Sonuçlarını düşünmeden konuşma gibi belirtiler göstermektedir.

    Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığındaki azalma aslında rahatsızlık belirtilerinde azalma olduğuna işaret eder. Sıklıkla belirtiler tamamen ortadan kalkmamıştır. Dönemin özelliklerinin de eklenmesi nedeniyle özellikle ergenlerde bozukluğun varlığı riskli sağlık davranışlarının tavan yapmasına ve ileriye doğru kalıcı zararlara yol açmaktadır. Yine de iyi bilinen aşırı hareketlilik ve sonuçlarını düşünmeden yani dürtüsel davranışlarda bulunmanın zaman içerisinde azalma eğiliminde olduğu söylenebilir.

    Ancak bu azalma eğilimine rağmen erişkin DEHB olan bireylerde

    • Bir işe başlayamama,

    • İş yerinde verimsizlik

    • Kötü zaman yönetimi,

    • Çok sayıda işe başlanmasına rağmen birçoğunu bitirememe,

    • Bir toplantı boyunca oturamama,

    • Stresle baş edememe

    • Öfke atakları,

    • Aklına ilk geleni söyleme eğilimi,

    • Kötü şoförlük sorunları

    • Evlilik ve sorumluluklarının idaresi ile ilgili yoğun sorunlar sıklıkla ortaya çıkmakta ya da sürer gitmektedir. Bu bozukluk yetişkinlerde ele alınırken çocukluk döneminden farklı olarak yetişkin yaşamının karmaşıklığı gözetilmeli ve yaşla birlikte belirtilerdeki değişime önem gösterilmelidir.

    DEHB sadece bireyin kendisini  değil çevresini ve ailesini de olumsuz etkilemektedir. Riskli sağlık davranışları açısından tehdit altında olan ergen ve genç yetişkinlerde DEHB varlığında kötü akran ilişkileri, kendine güven kaybı, okul ve iş başarısında düşüklük, davranış bozuklukları, antisosyal bozukluk, alkol-madde kötüye kullanımı, depresyon gibi  psikiyatrik eş tanılar gözlenir (Tınaz, 2004). Tedavi edilmediğinde süreklilik gösteren bu rahatsızlığın doğru bir şekilde tanısının konup uygun tedavilerin alınması oldukça önemlidir. Önlenebilir kayıplara engel olabilmek için rahatsızlık fark edildiğinde tüm tedavi imkânları kullanılarak.

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu(dehb)

    DEHB temel olarak dikkat dağınıklığı, aşırı hareketlilik, davranışlarını kontrol etmede zorluk çekme belirtileri gösteren gelişimsel bir bozukluktur. Bu belirtilerden dolayı çocuk ve ergenlerde okulda uyum sorunlarına neden olabilir, ders başarısını etkileyebilir ve çeşitli sosyal sorunlara yol açabilir.Ülkemizde DEHB %5 oranında görülmektedir.

    Bazı çocuklarda dikkat eksikliği bulguları daha ön planda görülürken bazı çocuklarda aşırı hareketlilik ve davranışlarını kontrol edememe bulguları daha ön planda görülebilmektedir.

    Dikkat eksikliği ile ilgili bulgular:

    -Dikkatini uzun sürdürememe,

    -Dikkatini ayrıntılara verememe ve dikkatsizce hatalar yapma,

    -Ödev, Okuma gibi dikkat gerektiren işlerden kaçınma,

    -Günlük işlerini unutma ve eşyalarını kolayca kaybetme

    Hareketlilik-Dürtüsellik ile ilgili bulgular:

    -Uzun süre aynı yerde oturmada sıkıntı çekme,

    -Çoğu kez kıpırdanma, koşma veya tırmanma,

    -Çok konuşma, başkalarının sözünü kesme, araya girme,

    S-abrızlık ve sırasını beklemekte güçlük çekme

    DEHB tedavi edilmediğinde çocuk ve gencin okul hayatını olumsuz etkiler, ders başarısını beklenenin altına düşürür, sosyal sorunlar yaşamasına sebep olur.

    DEHB’de en etkili tedavi ilaç tedavisidir. Bunun yanında sosyal ve davranışsal düzenlemeler yapmak, ailenin ve öğretmenin bilgilendirilmesi ve eğitimi, çocukla bireysel ve destekleyici görüşmeler yapmak tedavide çok önemlidir.

    DEHB olan çocukların ailelerine öneriler:

    Ailelerin şunu unutmaması gerekir, DEHB olan çocuklar organize olma, planlama ve dikkatlerini sürdürme konusunda çok zorlanırlar, bu nedenle aileler bu konularda çocuklarla işbirliği yapmalı ve yardımcı olmalıdırlar. Davranış sorunları çocuk istediği için değil, kendini engelleyemediğinden ortaya çıkmaktadır.

    Ailelerin dikkat etmesi gereken başlıca noktalar:

    Çocuk veya ergen ile iletişim kurarken göz teması kurun, kısa ve net ifadeler kullanmaya çalışın,

    Çocuk ve ergene kural koyarken ebeveynler olarak tutarlı olun, kuralları açık ve kesin olarak koyun ve davranışlarınızla bunu desteklemeye çalışın,

    Sorumluluk veya görev verirken, anlaşıldığınızdan emin olun ve karmaşık görevleri belli sırayla verin,

    Ödev yaparken yardımcı olun, önce ortamı ayarlayıp; televizyon, tablet gibi dikkatini dağıtabilecek aletlerin olmamasına dikkat edin, çalışma ortamının sade olmasına, dikkati dağıtacak nesnelerin olmamasına dikkat edin,

    Beraber çalışırken sabır gösterin, ara vererek sıkılmamasını sağlayın,

    Bir not defteri tutturun, unutabileceği şeyleri yazabileceğini öğretin, ödev ve sorumluluklar için öğretmeni ile işbirliği yapın,

    Ev içerisinde hareket edebilmesi için ortam hazırlamaya çalışın ve fırsat verin,

    Mutlaka bir spor veya sanatsal faaliyete kaydedip bunu takip edin, ilerleme ve başarılarını destekleyin.

    DEHB olan çocukların Öğretmenlerine öneriler:

    Öğrenciyi yakınınıza oturtun, konuşurken sık sık göz teması kurmaya özen gösterin, dikkatinin dağıldığını hissettiğinizde tekrar dikkatini toplamaya yardımcı olun,

    Öğrenciyi dikkatini dağıtacak neslerin olduğu bölgelerden uzak oturtmaya dikkat edin, sınıf ortamını düzenli ve sade tutmaya çalışın,

    Öğrencinin olumlu davranışlarını vurgulayarak pekiştirin, olumsuz davranışlarında sakin kalmaya çalışın,

    DEHB’li çocuklar kolay kolay kontrol altında tutulamazlar. Sık sık hareket etmeye çalışırlar, öğrenciden sınıf içinde fiziksel hareket gerektiren işlerde yardım isteyin. Böylece öğrenci, enerjisini yararlı işlerde kullanmayı öğrenir.

    Öğrencinin organize olmasında yardımcı olun, bazı görevlerde fazladan zaman tanıyın. Verdiğiniz sorumlulukları sık tekrar etmeye çalışın,

    Öğrenciler kurallara uymakta zorlanırlar, kural listesi olşturup sınıfa asın, uygun şekilde yönlendirmeye çalışın,

    Ödevleri ve diğer sorumlukları için not tutmalarına yardımcı olun,

    Karmaşık ve zor ödevleri bölüm bölüm vermeye çalışın, talimatları basitleştirerek söyleyin, not almalarına müsaade edin,

    Aileler ile iletişim halinde olun, öğrencilerin eksikleri konusunda aileyi bilgilendirin. Gerektiği zaman bir uzmandan yardım almak için aileyi yönlendirin.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    DEHB bozukluğu çocukluk döneminde yaygın olarak görülebilen bir sorundur. Tüm okul çağındaki çocuklarda görülebilen bir bozukluk olduğundan, bu çocuklar; orta ya da üst seviyede bir zekaya sahip olsalar dahi, eğitimlerine yeteri kadar odaklanamadıkları için, akademik hayatlarında başarısızlık yaşamaktadırlar. Bunun yanı sıra, Dikkat eksikliği olan bir çocuk aynı zamanda üstün yetenekli ise, bu çocuğa DEHB tanısı koyabilmek oldukça güçtür.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Belirtileri Nelerdir?

    Aşağıdaki 14 davranıştan en az 8 inin aynı yaş dönemindekilerden daha fazla görülmesi beklenir:

    • Ellerini ve ayaklarını sürekli kıpırdatmak ve olduğu yerde kıpırdanmak,

    • Yapması gereken görevi oturarak yapmada zorluk yaşamak,

    • Dış uyaranlardan kolayca dikkatinin dağılması,

    • Grup ya da oyun görevlerinde sırasını beklemede zorluk,

    • Sorular daha bitmeden pat diye cevaplarını söylemek,

    • Başka şeylerle uğraşmak, verilen talimatı yerine getirmede zorluk (karşıt gelme olmaksızın) yaşamak,

    • Oyun veya verilen görevlerde sürekli dikkatte zorluk,

    • Çoğunlukla bir etkinlik bitmeden diğerine geçme,

    • Sessiz oyun oynayamama,

    • Çoğunlukla aşırı konuşma,

    • Çoğunlukla diğerlerinin sözünü kesme ya da aralarına girme,

    • Çoğunlukla ona söyleneni dinliyor gibi görünmemek,

    • Okul veya evdeki gerekli eşyalarını sürekli kaybetmek,

    • Olası sonuçlarını düşünmeden tehlikeli aktivitelerde bulunmak.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) İçin Ebeveynler Neler Yapabilir?

    1. Çocuğunuza destek olun: Durumu kabul edin ve diğer ebeveynlere kıyasla bazı zorluklar yaşayacağınızı bilin. Unutmayın; sorunu bilip kabul etmek sorunu çözmenin temel basamağıdır.

    2. Açık olun: Ondan ne beklediğinize açıklık getirin.

    3. Çocuğa ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun: Bir çocuğun en iyi ve en kolay nasıl öğrenebileceği konusundaki uzman yine kendisidir. Bu yüzden onun fikrini alın.

    4. Alarm kurun: Alarmı olan saatler, çocuğun kendini zamanlaması için yardımcıdır. Zamanın nereye gittiğini görmesi ona planlama konusunda yardımcı olacaktır.

    5. Kuralları yazın: Kuralları yazın ve her zaman görebileceği bir yere asın. Çocukların kendinden ne beklendiğini bilmesi yarar sağlayacaktır ve bu sayede çevresindeki kişilere güven duyacaklardır.

    6. İşlerin nasıl yapılması gerektiğini tekrarlayın: Kendi başına iç dünyasını düzenleyemediği için dış dünyasının bir başkası tarafından düzenlenmiş olması faydalı olacaktır. Ne yapacağını unutan ve bilmeyen bir çocuk için liste faydalı olacaktır. Çocuğa bir şeylerin hatırlatılmasında, tekrar yapılmasında; çocuğu yönlendirmede, sınırlar konulmasında fayda vardır. Yazın, söyleyin, tekrar tekrarlayın. Çocuklar bazen direktiflerin tekrarlanmasına ihtiyaç duyabilirler.

    7. Sık sık kontrol edin: Çocuğun neler öğrendiğini sık sık kontrol edin. Bu kontroller çocuk için yararlı olacaktır.

    8. Övün: Sırt sıvazlayın, onaylayın, cesaret verin, umutlandırın.

    9. Küçük notlar hazırlatın: Daha sonra hatırlamak için küçük notlar hazırlamalarını sağlayın. Notlara kendi düşüncelerini de eklemelerini söyleyin. Bu söylenenleri daha dikkatli dinlemelerini sağlayacaktır.

    10. Evde yüksek sesle kitap okutun: Bu onun tek bir konu üzerine odaklanmasını sağlar.

    11. Sürekliliği olan bir çalışma düzeni yaratın: Baharla birlikte dikkati toplama zorlaşacağından, ders çalışma ve ödev yapma aksamaya başlayabilir. Bu dönemde, çocuğun her zamanki çalışma temposu kısmen hafifletilebilir. Unutmayın ki, motivasyonun ve dikkatin zayıflaması da biyolojik ve hormonal değişimlerle ilişkilidir. Bu aşamada önemli olan; düzenin korunmasıdır. Büyük aksaklıklara yol açmadan yapılacak hafifletmeler, ödev yapma sürekliliğini koruyacak, bu da hem dikkati geliştirecek hem de öğrenilmesi gereken konuların kaçırılmamasını sağlayacaktır.

    12. Hareketli faaliyetleri önemseyin: Bir çocuğun günde yaklaşık 6-7 saat harekete ihtiyacı vardır. Çocukların hareket etmesi dikkatlerinin dağılmasını değil, toplanmasını kolaylaştırır. Bu aşamada çocuğunuzun ilgi ve yönelimlerine uygun olan sanat ve spor aktivitelerinden bir ya da bir kaçını seçerek gitmesini sağlayın. Böylece, hem hareket ihtiyacı giderilmiş, hem yeni arkadaşlıklar kurması sağlanmış olur.

    13. Denge oyunları oynamasını sağlayın: Çocuklarla yapılacak, denge ve koordinasyon çalışmaları, dikkat geliştirmek için en ideal uygulamalardan biridir.

    14. Nefes ve gevşeme egzersizleri öğretin: Bu egzersizler, dikkat geliştirmede son derece önemlidir; bedensel ve ruhsal enerjiyi dinginleştirerek dikkatin kısa sürede toplanmasını ve devamlılığını sağlayacaktır. Bu egzersizlerle ilgili bir uzmandan destek almak yararlı olabilir.

    15. Erteleme pratikleri yapın: Çocuklar isteklerini erteleyemeyebilirler. Bu noktada, çocuklara erteleme egzersizleri yaptırılarak dikkati sürdürme becerisi geliştirilebilir. Çocuk bir şey istediğinde, o isteği daha sonraki bir zaman diliminde yapmak ve çocuğun bu süreyi beklemesini sağlamak zaman içinde sabır duygusunu geliştirecektir. Bu aşamada unutulmamalıdır ki; kimi zaman istediklerini kısa sürede karşılamak da gerekir.

    16. Söylediklerinizi tekrarlatın: Çocuğa çeşitli yönergeler vererek, aynı yönergeleri tekrarlamasını istemek de işitsel dikkat açısından etkili bir uygulamadır.

    17. Gözlerini kapatarak gördüklerini anlattırın: Çocuğa bir kitaptaki resimleri gösterin ve bir süre bakmasını isteyin. Süre tamamlandıktan sonra gözlerini kapatarak resimde gördüklerini anlatmasını isteyin. Bu uygulama da görsel dikkat açısından çok etkilidir.