Etiket: Ders

  • Etkili Ders Çalışma Yöntemleri

    Etkili Ders Çalışma Yöntemleri

    -Ders çalışma ortamınızı düzenleyin. Düzenli ve sessiz bir ortamda daha verimli çalışırsınız.

    -Dikkatinizi dağıtabilecek faktörleri kontrol altına alın. Özellikle telefon, tablet, bilgisayar vb. aletleri ders çalışırken yanınızda bulundurmamaya çalışın. Dikkatinizin sadece öğrenmeniz gereken bilgide olması öğrenme sürecini kolaylaştıracaktır.

    -Kendinizi en zinde hissettiğiniz saatlerde ders çalışmaya gayret edin.

    -Uykuyu çağrıştırdığı için yatakta ders çalışmayın.

    -Ders çalışmayı ertelemeyin. Erteledikçe çalışmanız gereken konular, altından kolaylıkla kalkamayacağınız kadar birikecek ve sıkıntı yaratacaktır.

    -Sınava çalışmayı bir gece öncesine bırakmayın. Bir bilginin öğrenilebilmesi için bol bol tekrar edilmesi gerekmektedir.

    -Etkili bir zaman planlaması yaparak zamanınızı iyi değerlendirmeye çalışın. Kendinize günlük, haftalık, aylık çalışma programları hazırlayabilirsiniz. 

    -Çalışmanız gereken konuları küçük bölümlere ayırın. Her bölümü çalıştıktan sonra kendinizi ödüllendirin.

    -Çalışacağınız konuyla ilgili tüm kaynakları edinin. Derste iyi not tutun. Konu anlatımlı ve soru çözümlü çalışma kitapları edinin. Geçmiş sınavlarda çıkmış soruları bulun.

    -Nasıl daha verimli öğrenebildiğinizi keşfetmeye çalışın. Tek başınıza mı yoksa grupla mı çalışmak öğrenme sürecinizi kolaylaştırır? Öğrenmeniz gereken konuyla ilgili görsel şemalar mı hazırlarsınız, yoksa konu anlatımlı videolar mı dinlemeyi tercih edersiniz? Öğrenme stilinizle ilgili öğretmenlerinizden veya uzmanlardan görüş alabilirsiniz.

    -Konuyu yüzeysel değil derinlemesine öğrenmeye çalışın. Ezberlemek yerine konuyu anlamaya çalışın.

    -Çalışacağınız konunun önemli noktalarını belirleyin. Önemli noktaları bol bol tekrar edin.

    -Konunun kısa özetini çıkarabilirsiniz.

    -Konuyla ilgili görsel şemalar, tablolar vb. oluşturabilirsiniz.

    -Konunun diğer konularla ilişkisini değerlendirin. Bu ilişkileri görsel şema veya tablolarınıza işleyebilirsiniz.

    -Konuyla ilgili çalışma soruları hazırlayın. Soruların cevaplarını araştırarak konuyu özümseyebilirsiniz. 

    -Konuyla ilgili hatırlatıcı kelimeler, deyişler, imgeler bulmaya çalışın.

    -Hatırlamanız gereken konunun önemli noktalarını küçük renkli kağıtlara yazıp sık sık görebileceğiniz yerlere asın. 

    -Dikkatiniz dağılmaya başladığında çalıştığınız konuyu sesli okumanız ilginizi konuya yöneltecektir. 

    -Ders çalışırken mola vermeyi unutmayın. Örneğin, 50 dakika ders çalışıp 10 dakika mola verebilirsiniz. Molalarınızda dinlendirici ve keyif verici aktiviteler yapın. 

    -Kendinize ölçülebilir, somut hedefler belirleyin. Hedeflerinize ne kadar yaklaştığınızı sık sık kontrol edin.

    (Örneğin; doğal sayılar konusuyla ilgili 20 soruluk testlerden ortalama 5 yanlış yapıyorsanız, hedefiniz bir ay içinde bu yanlış sayısını 2’ye düşürmek olabilir. Hedefinize ulaşıp ulaşmadığınızı test sonuçlarınıza bakarak somut olarak değerlendirebilirsiniz.) -Hedeflerinize ulaştığınızda da kendinizi ödüllendirin.

  • Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci notları hangi gerçeği anlatıyor? Öğrenciler karnelerini aldılar, Şubat Tatili tam gaz, heyecanla başladı bile. Tüm öğrencilerimizi ve siz değerli anne babalarımızı okulun ilk döneminde gösterilen performans için tebrik ediyorum. Bu makale, çocuğunuzun ikinci dönemde daha yüksek akademik ve sosyal performans yakalaması için ipuçları içermektedir.

    Eğer ki anne ve baba olarak, okul sürecince çocuğumuzun yanında olup, onunla ilgilenip, ders çalışma ve sınav dönemlerine hazırlık konusunda evladımıza destek olup, yol gösterip, onunla ilgilenip ve ortaya koyduğu ders çalışma performansının her sınava nasıl yansıdığı hakkında doğru takipleri yaptığımızda, karne denilen raporlama bilgisi sadece bir teferruattır. Evladıyla yakın iletişimde olmayan, evladının akademik ve bireysel ders performansı hakkında bilgi ve yorumu olmayan anne ve babalar için karnedeki notlar belki şaşkınlık yaratabilir, lakin “Karne” denilen raporlama, bir sürecin sonucudur, süreci anne ve baba eğer uygun yönetmedi ise, ders notları bazen şaşkınlıklar yaratabilir.

    Karne, bir sürecin sonuç raporlamasıdır.

    Akademik öğretim döneminin yaklaşık 5 ay süren ilk bölümü tamamlandığında öğrencilerimize Şubat Tatili ile birlikte karneleri sunuldu ve bu karneler ile aslında öğrencilerin şu konulardaki yetkinlikleri yaş grubuna göre değerlendirildi:

    • Öğrencinin ders dinleme uyumu nasıl?

    • Dikkatini odaklaması düzeyi nasıl?

    • Sınıf ortamı uyumu ve arkadaşlık ilişkileri nasıl?

    • Doğru ders çalışma alışkanlık ve disiplin kazanımı yaş grubuna göre uygun mu?

    • Sınav performansı nasıl, kaygı ve stres yönetimi nasıl?

    • Öğrencinin özgüven düzeyi nasıl?

    • Dijital teknoloji bağımlılık düzeyi nasıl?

    • Düşünme;Planlama;Analiz yetenekleri ne düzeyde?

    • Öğrencinin yaş grubu ile uyumlu Biyo-Psiko-Sosyal gelişimi nasıl?

    • Öncelikleri sıralama ve yönetme becerisi hangi düzeyde?

    Öğrencinin ders çalışma disiplini, evde geçirdiği zamanı nasıl değerlendirdiği, arkadaş ilişkileri ve dijital teknoloji bağımlılık düzeyi dahil olmak üzere birçok faktör akademik okul başarısını etkilemektedir. Yukarıda belirtmiş olduğum 10 madde içinde eğer öğrenci yaş grubu ile uyumlu bir çizgide olmalıdır. İşte o zaman öğrenci, akademik ve sosyal gelişim konusunda gösterdiği emeğin karşılığını rahatlıkla alıyor olacaktır. Lakin stres, özgüven, dikkat yönetimi gibi konularda sorun yaşayan öğrenciler, akademik ve sosyal alanlarda sahip oldukları potansiyeli yansıtırken zorlanırlar.

    Karnedeki ders notları için anne ve baba olarak öncelikle şunu değerlendirmenizi öneririm: o dersten alınmış olunan not, evladınızın bilgi düzeyini ve o ders için ayırmış olduğu çalışma zamanını yansıtıyor mu? Öyle ya, Matematik dersinden 45 alınmış olunabilir, lakin acaba öğrenci o ders için gerekli ders çalışma performansını gerektiği oranda gerçekleştirdi mi? Bu sorunun yanıtına göre izlenecek yol haritaları birbirinden farklı olacaktır.

    Anne ve baba olarak bizler, çocuklarımızı sınırsızca kucaklamalıyız.

    Çocuğumuzun sahip olduğu akademik ve sosyal potansiyelleri ister kocaman olsun, ister daha az olsun hiç fark etmez! Anne ve babasının her zaman, her koşulda ve her durumda yanında olduğunu çocuğun bilmesi çok önemli ve gereklidir. Bununla birlikte, anne baba olarak bir diğer sorumluluğumuz ise eğer evladımız sahip olduğu potansiyeli başarılı şekilde okulda ve derslerde yansıtamıyor, gösteremiyor ise, bu durumu doğru tespit edip, nedenleri ve çözümleri için devreye girilmesi gereklidir.

    Bazı durumlarda öğrencide ders disiplin alışkanlığı yeterli oranda gelişmemiştir ve bu durum öğrencinin aslında sahip olduğu yüksek potansiyeli sınavlarda yansıtmasına engel olur. Bazen de öğrenci çalışır, çaba gösterir, lakin ders ve sınavlarda dikkatini doğru yönetemediği için dikkate bağlı işlem hataları ve sorularda eksik ya da yanlış okumaya bağlı hatalar yapabilir, cevaplarda kaydırmalar olabilir.

    İşte böylesi dikkat yönetimi ve ders disiplin sorununa bağlı olarak Akademik Öğrenim Süreci yeterli verimde kullanılamaz. İşte böyle anlarda anne ve baba öğrenim yılı içerisinde durumu fark ettiği anda uzman desteği alınması değerli fayda sağlayacaktır.

  • Ders Başarısı

    Ders Başarısı

    “Kötü” karnelere tepki verirken dikkat etmek gerekir. Hakaretler, ağır cezalar öğrencileri derslerden, okuldan soğutmaktadır. Öğrencilere derslere neden önem vermesi gerektiği anlatılmalıdır. Derslerine önem verirse neler olur, önem vermezse hayatını nasıl etkiler; anlayacağı şekilde ifade edilmelidir. Unutulmamalıdır ki her öğrencinin her dersten başarılı olması, anlama şekli ve hızının aynı olması mümkün değildir. Ailelere düşen görev çocuklarını çok sıkmak/aşırı disiplin ile çok rahat bırakma uçlarında yer almadan dengeyi sağlayabilmektir. İyi karneler için de güzel sözler söylemek (aferin gibi), ödüllendirmek (küçük de olsa hediye almak, gezmeye götürmek gibi) öğrenciyi iyi hissettirir ve gelecek dönem için motivasyon sağlar.

    Derslerde neden başarısız olunur? Yeterince ders çalışılmadığından, günlük ders tekrarı yapılmadığından, planlı, programlı ders çalışılmadığından, bazı dersleri “başaramayacağı” konusunda gereksiz önyargıların olmasından, bazı derslerin çok sıkıcı bulunmasından, başarılı olmak için neler yapılması gerektiğinin bilinmemesinden… Başaramayacağını düşünen öğrenciler bir süre sonra çaba sarf etmekten vazgeçerler. Dolayısıyla da başaramazlar, o dersi sevmediklerini söylerler ve o dersten mümkün olduğunca kaçarlar.

    Okulda işlenen konuları akşam gözden geçirmek önemlidir. Bir bilgi ilk öğrenildikten 20 dakika sonra neredeyse yarı yarıya unutulmaktadır. Söz konusu bilgi tekrar edilmezse 9 saat sonra üçte bir oranına kadar gerilemektedir. Buradan hareketle bir bilginin uzun süreli hafızaya kaydedilebilmesi için öğrenildiği gün bir tekrar, yedi gün içerisinde ikinci tekrar ve bir ay sonra üçüncü tekrar yapılması gerekmektedir.

    Ders çalışırken yapılan yanlışlar nelerdir? Bildiği konu üzerinde yoğunlaşmak, bilmediklerini es geçmek: Yeni bir konuyu öğrenmek ya da daha zor olan bir konu üzerinde çalışmak elbette ki daha ürkütücü gelecektir ve kaçınma dürtüsü oluşturacaktır. Ancak bu dürtüye teslim olmak büyük hatadır./p>

    Derslere karşı önyargılı olmak: “Zaten bu dersin çok zor olduğunu söylemişlerdi.” “Anlamıyorum işte yapamayacağım” gibi düşünceler sonucunda o derse çalışmak için motivasyonun bitmesine neden olur. Uygun yöntem ve başaracağım inancıyla her dersin üstesinden gelinebilir.

    Yanlış ders çalışma yöntemleri: Televizyon ve müzikle ders çalışmak. Müzik, TV ve gürültü beni etkilemiyor düşüncesi yanlıştır. Beyin, dersi ve TV/müzik gibi uyaranları aynı anda işlemleyebilir ancak dikkatte ve hafızada depolanmasında başarı düşüktür. Müzik mutlaka olmalı diyenler söz içermeyen müzikleri tercih etmelidir.

    Sürekli çalışmak: Ders odaklı yaşamak, uzun süre ara vermeden çalışmak verimli değildir. Bilgiler karışır, kavrama düşer. Ders çalışırken belli aralarla dinlenmeli: 45 dakikada çalışma 10 dakika ara iyi bir periyottur.

    Nasıl başarılı olunur? Başarmayı istemek, kendine güvenmek, hedef belirlemek: Bir kâğıda büyük harflerle yazıp odada görünür bir yere asmak iyi olacaktır. Hedefin gerçekçi olmasına dikkat edilmelidir. Motivasyon: Ders çalışmayı istemek ve sevmek, geleceği güzel şekliyle hayal etmek, ders çalıştıktan sonra kendini ödüllendirmek gibi uygun motive edici bir şey bulmak yarar sağlayacaktır.

    Bazı kişiler işitsel olarak daha iyi öğrenir, bazı kişiler görsel olarak daha iyi öğrenir. Öncelikle mutlaka hangi öğrenme stiline sahip olunduğu keşfedilmeli, ona göre ders çalışılmalıdır.

    Her gün aynı saatte ders çalışma saatleri belirlenmeli, ders programı hazırlanmalı, planlı ders çalışılmalı. Başarı disiplin gerektirir. 

    Rahat bir çalışma ortamı oluşturulmalı, sessiz bir ortam, masa sandalye sağlanmalıdır. Ders daima masa ve sandalye üzerinde çalışılmalı. Yatarak uzanarak, kanepede yatakta ders çalışılmaz. 

    Dikkati dağıtacak uyaranlar ortamdan uzaklaştırılmalıdır.  Çalışma masası cam kenarında olmasın dikkati dağıtabilir. 

    Birden fazla ve doğru kaynaktan çalışılmalı, kendine ders anlatmak, bir başkasına anlatmak, öğretmencilik oyunları en etkili anlama öğrenme yöntemlerinden biridir. 

    Ders çalışma programında bir sözel dersten sonra bir sayısal ders koyulmalı. Sosyal bilgiler  (tarih, coğrafya vb.) ardından Türkçe (edebiyat, yabancı dil) arka arkaya yerine araya sayısal (matematik,  fizik, geometri vb) koymak daha iyidir. Konu çalışırken önemli görülen yerlerin altı renkli kalemle çizilmeli: Algıda seçiciliği sağlar. Önce konu çalışması yapılmalı sonra sorular çözülmeli. Sadece soru çözerek konu tam anlamıyla öğrenilemez. Ama konuyu çalışıp üzerine soru çözülürse pekişir ve kalıcılık artar.  

    Anlamanın tam sağlanamadığı konularda ve çözümü bulunamayan sorularda mutlaka öğretmenlerden ya da bilen kişilerden yardım alınmalıdır. Ertelemek ve üzerinde durmamak yanlıştır.

    Haftada birkaç saat mutlaka sosyal etkinliklere ve keyif alınan aktivitelere zaman ayrılmalıdır. Zihnin rahatlamaya da ihtiyacı vardır. 

    Okul döneminde sağlıklı bir uyku düzeni sağlanmalı, daha az uyumak için aşırı kahve, çay ve enerji içeceklerinden kaçınılmalıdır. Yeterli ve dengeli beslenme ihmal edilmemelidir. 

    Başarı için ailenin / çevrenin desteği, olumlu öğretmen-öğrenci iletişimi / ilişkisi, sınıf ortamının uygunluğu, arkadaş ilişkileri de önemli rol oynamaktadır. 

  • Hayır Deme Teknikleri

    Hayır Deme Teknikleri

    Aman tatsızlık çıkmasın diye diye kimseye bir şey diyemez hale gelen tüm iyi niyetli arkadaşlara gelsin bu yazı. Hayır demekte zorlanan insanların kafalarında dönen birkaç düşünceyi sıralayayım:

    1.Hayır dersem kırılırlar.

    2.Hayır dersem benim anlayışsız biri olduğumu düşünecekler.

    3.Hayır dersem eskisi kadar sevilmeyecem.

    4.Hayır dersem benimle tartışacak/kavga edecekler ve ben buna katlanamam.

    5.Ben hayır demek istediğim zaman çok heyecanlanıyorum, kaygılanıyorum ve bu bunaltı kısa sürsün diye hemen evet diyorum.

    6. Örneklerin geriye kalanını size havale ediyorum bu örnekleri yorum kısmında paylaşırsanız çok güzel olur ( HAYIR paylaşmayacam!!!)

    Hayır derken karşı tarafı incitmeme ve hakkınızı koruma adına birkaç hayır deme tekniği bilmek gayet faydalı olacaktır.

    1)Bozuk Plak Tekniği

    Karşınızdaki anlayana kadar ısrarla aynı şeyleri tekrarlayın.

    Örneğin: Üniversite sınavına hazırlanan Ahmet ve sınava hazırlanmayan Mehmet baş rolde olsun.

    Mehmet- Ahmet bu akşam sinemaya gidelim mi?

    Ahmet- Eyvallah biraderbu sefer gelemeyecem ders çalışmam gerekiyor .

    Mehmet- Abartma bee çalışırsın hem kısa bir filme gideriz fazla oyalanmayız.

    Ahmet-Sağol Mehmet ama biliyorsun sınav var benimde ders çalışmam gerekiyor.

    Mehmet-Oğlum ne mızıkçı adamsın gel işte.

    Ahmet-İnan mızıkçılıktan değil, sınav var diye kasıyorum yoksa gelirdim. Ders çalışmam gerek…

    Not: Bu teknikte önemli olan konuşurken sakin olmak ve cümleyi aynı şekilde bitirmek (ders çalışmam gerekiyor) lazım.

    2)Sis Perdesi Tekniği

    Burda amaç karşı tarafın tahriklerine gelmeyip hak verir gibi yapıp karşı tarafı yumuşatma ve kararını kabul ettirmedir. Ahmet ile Mehmet üzerinden devam edelim.

    Mehmet- Oğlum Ahmet seni adam sandım satmaz sandım bilet almıştım sürpriz yapacaktım. Yazıklar olsun.

    Ahmet- İnan çok üzüldüm.

    Mehmet- Üzüldüm diyorsun ama hikaye. Geçen gezmeye de gelmedin.

    Ahmet- Haklısın ona da deneme sınavı denk gelmişti.

    Mehmet- Bu iki etti bak ona göre.

    Ahmet- Bundan sonra elimden geleni yaparım ama maalesef şimdi ders çalışmam gerek.

    Not: Eleştirilere hazır olun. Buradaki tek amacımız karşı tarafı sakinleştirmek,gönlünüalmak.Tabi bunun için önce sizin sakin kalmanız gerek.

    3)Olumsuz Doğrulama Tekniği

    Bu teknikteki amaç karşı taraf haklı olduğu zaman hem hayır deyip kararımızı kabul ettirme hem de orta noktayı bulmadır. Bizim Ahmet ders çalışırken ortalığı bir hayli dağıtmakta ve odasını toplamamaktadır. Ahmet’in annesi Nesrin Hanım.

    Nesrin Hanım- Oğlum bu odanın haline Allah aşkına ? Oğlum bak hep öyle yapıyorsun yemek yediğin zamanlarda da mutfağı batırıyorsun. Hemen topla şu dağınıklığı.

    Ahmet-Anne her iki konuda da haklısın ama günlük 300 soru çözüyorum, okulda da 8 saat ders + bir buçuk saat yol inan pertim çıkıyor. Bak söz iki saat dinleneyim sonra toparlayacam ama şimdi toplayamam.

    Not: Her zamanki gibi sakin oluyoruz .Hem anneye ses yükseltmek çok ayıp zaten!

    Bu ve buna benzer teknikleri merak eden hayır deme konusunda ciddi zorluklar yaşayan arkadaşlara İletişim yayınlarından çıkan Marie HADDOU’nun‘Hayır Demeyi Bilmek’adlı eserini tavsiye ederim.

  • Verimli Ders Çalışma Teknikleri

    Verimli Ders Çalışma Teknikleri

    1)Çalıştığınız yer, fazla soğuk ya da sıcak olmamalı iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.

    2)Çalışma odasındaki poster, afiş ve resimler dikkatinizi dağıtır.

    3)Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olabilecek bütün malzemelerin yanınızda bulunması, dikkatinizin dağılmasına engel olur.

    4)Çalışırken müzik dinlemek, televizyon seyretmek verimli ders çalışmanıza engel olur. Zihniniz iki işi aynı mükemmellikte yapamaz.

    5)Yazarak ders çalışın öğrenme daha kalıcı olur.

    6)Kendinize bir ders çalışma programı yapın ve daima uygulayın.

    7)40 dakika çalışıp 10 dakika tekrar ettikten sonra 10 dakika ara vermek gerekir. Böylece hatırlama daha iyi olur. Bu dinlenme sırasında televizyondan uzak durun.

    8)Hiç tekrar yapılmazsa öğrenilenlerin % 30’u unutulur.

    9)Problem çözerken çözüme ulaşıncaya kadar ara vermemek lazımdır.

    10Dersi dinledikten sonra sınava kadar hiç tekrar edilmemesi sınav akşamı o ders ile ilgili hiçbir şey öğrenilmemiş gibi yeniden çalışma anlamına gelir.

    11)İlk tekrar dersi öğrendikten sonra, ikinci tekrar hafta sonu, üçüncü tekrar sınavdan bir hafta önce, dördüncü tekrarda sınav akşamı yapılırsa öğrenme tam gerçekleşir.

    12)Dinlerken sürekli gözlerinizle öğretmeni takip edin, bu sizin dersi dinlerken dikkatinizin dağılmasını önler.

    13)Dersi dinlerken, öğretmenin sınavda çıkacak sorular üzerinde daha çok durduğuna dikkat edin.

    14)Anlamadığınız yerleri tekrar anlatması için, öğretmeninize başvurmaktan çekinmeyin.

    15)Hayal kurmak çalışmanıza engel olur. Hayal kurmaya başladığınızı fark ederseniz, bunu çalışma sonrasına erteleyin ya da hayal kurmaya devam edin ve tamamlayınca derse dönün.

    IWAS demiş ki:

    Aynı saatte aynı yerde çalışıldığında daha çabuk konsantre olunuyor. 

    Unutmayın, ders çalışmanızdan sorumlu tek kişi sizsiniz…

    BAŞARININ YOLUNU, UNUTMA…

    1-HEDEF BELİRLE

    2-DERSE ÖN HAZIRLIK

    3-PLANLI ÇALIŞMA

    4-DİNLENME

    5-MOTİVASYON

    6-VERİMLİ ÇALIŞMA

    7-DERSLERİ TEKRAR ETMEDİR.

  • Ebeveynden Ayrılma Korkusu

    Ebeveynden Ayrılma Korkusu

    Okul hayatına ilk kez adım atacak çocuklar okul korkusu yaşayarak sınıfa girmeye bile çekinebiliyor. Yeni bir ortam, arkadaşlar ve tümüyle yeni bir çevrenin çocukta korku ve endişeye neden olabileceğinin unutulmaması ve bu konuya hassasiyetle yaklaşılması gerekiyor. Bu süreçte anne babalara ve öğretmenlere önemli görevler düşüyor.

    Aşırı korumacı bir tavır sergilemeyin

    Okula başlamak evden yani ana kucağından ayrılmaktır; çocuk artık kendi başına var olmaya çalışmak durumundadır. Çocuğunu bireyselleştirmiş ve özgüven kazandırmış aileler bu konuda daha az zorluk yaşarlar; çocuk en başından beri ev içi ve ev dışında öz bakımı ve diğer sorumluluklarını yerine getirmeyi öğrenmiştir. Aksine aşırı korumacı, sürekli olarak çocuğunun başına kötü bir şey gelecekmiş gibi davranan ve bu şekilde sorumluluk vermeden çocuğun kendisine adeta yapışmasına neden olan ebeveynlerin çocukları ayrılma kaygısı yaşarlar. Okul yeni bir ortam ve güvenli ortamdan ayrılma, tek başınalık anlamına geldiğinden endişe artar.

    Çocuğunuza okulu güzel örneklerle anlatın

    Çocuklara neden okula gidilmesinin gerektiğinin doğru anlatılması gerekir. Büyümesine yardımcı olacak yeni bilgiler öğrenme, farklı aktiviteler keşfetme, yeni arkadaşlar edinme konularında bilgiler verilmelidir. Okul anlatıldığında bazı çocuklar gitmek istemediğini belirten olumsuz tepkilerde bulunabilirler. Bu durumda kaygı ve endişesinin anlaşıldığı belirtilmeli ve asla “gideceksin, her çocuk okula gider” gibi genel cevaplar verilmemelidir. Bu çocuğun daha olumsuz bir karşılık vermesine ve ebeveynin onu anlamadığını düşünmesine neden olacaktır. Çocuklar onlara hikaye okunmasını severler ve öykülerin kahramanlarıyla kendilerini özdeşleştirirler. Bunun için okula başlayan çocuklarla ilgili hikaye kitapları okumak, resimler çizmek bu anlamda destekleyici olacaktır.

    Yeni ders yılı başlamadan okulu ziyaret edebilirsiniz

    Sınıflar, kafeterya, tuvaletler gibi çocuğun sürekli içinde bulunacağı okul ortamını önceden tanıması ilk gün için kendine olan güvenini sağlayacaktır. Okul öncesi süreçte çocuğa zorla okuma-yazma öğretmeye çalışmak okul için caydırıcı olabilir ve çocuk okula isteksiz hale gelebilir. Bunun için isteksiz olan bir çocuğun zorlanmaması gerekir. Okul malzeme alışverişlerini çocukla birlikte yapmak, hangi eşyanın ne işe yarayacağını anlatmak çocuğun okulla ilgili belirli bir hakimiyet kurmasını sağlayabilir.

    Çocuğunuzun okula alışması ve ders başarısı için bunlara dikkat edin

    1. Anne babanın sınıfa girerek her zaman çocuğunun yanında olduğu izlenimini vermesi doğru değildir.
    2. Çocuk ağlayıp ayrılmak istemediğinde onunla daha önce konuşulduğu gibi güvenli ve eğlenceli bir ortamda bireysel olarak bulunması gerektiği hatırlatılmalıdır.
    1. Bazen okula alışma döneminde baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler ortaya çıkabilir. Bu durumda çocuğu sakinleştirmek ve okul ile ilgili sıkıntılarından konuşmasına ortam sağlamak çocuğu rahatlatabilir.
    1. İlk günden itibaren oyun ve ders çalışma saatlerinin düzenli bir programa oturtulmalıdır. Bunun için çocuk ile beraber onun hoşuna gidebilecek eğlenceli çizelgeler oluşturulabilir.
    1. Yatma saatlerini ayarlaması önemlidir. Bu konuda birlikte odasının kapısına asabileceği bir afiş yapabilirsiniz.
    1. Okula sık sık gidip çocuğun denetlenmesi uygun değildir. Çünkü ebeveyn ile çocuklar ayrı bireylerdir. Okul sorumluluğunun çocuğa ait olduğunu görebilmek ve gösterebilmek gerekir.
    1. Ders çalışma ortamı önemlidir. Çocuğun bilgisayar, televizyon gibi uyaran faktörlerden uzak bir ortamda masasının üzerinde kitabı, defteri, kalemi ile sade ve sakin bir ortamda ders çalışması gerekir.
    1. Bireysel olarak ders yapmasını desteklemek için yanında durup nasıl yapılacağını göstermeli sonra da ondan yapması beklenmelidir. Çocuğun desteğe ve tereddütlü olduğu zaman ebeveynine güvenebileceğini görmeye ihtiyacı vardır.
    1. Ona bir şeyler öğretirken sabırlı olmak, zedeleyici sözlerden uzak durmak ve başarabildiğinde sözel ödül olarak “aferin, iyi gidiyor” gibi kelimeler kullanmak destekleyici olacaktır. Maddi ödüllerin sonrasında pazarlığa dönüşebileceğini unutmayın.
    1. Ders çalışmanın yanında onunla oyun oynamak çocuğun performans kaygısını azaltır. Aynı zamanda ebeveyni ile paylaşımı artar. Ders dışında kitap okuma alışkanlığı kazanması için onunla beraber kitap okunmalıdır.
    1. Ders dışı sanat ve spor gibi faaliyetlere önem verilmelidir. Çocuğun kendini ifade edebileceği, rahatlayabileceği başka bir ortama ihtiyacı vardır. Bu durum derslerini de olumlu etkiler.
    1. Ebeveynlerin çocuğun ders çalışma düzeni, aile içindeki kurallar konusunda ortak fikirde olmaları gerekir. Aksi halde anne ve babanın farklı tutumları zaten okula uyum sağlama sürecinde olan çocuk için kafa karıştırıcı olabilir.
  • Hiperaktivite Dikkat Eksikliği ve İnternet

    Hiperaktivite Dikkat Eksikliği ve İnternet

    Hiperaktivite yani ’ aşırı hareketlilik’ dediğimiz zaman ailelerin aklına iyi veya kötü bir sürü şey gelebilir ki çevremize baktığımız amanda çocuk veya yetişkin olarak çok hareketli insanları son zamanlarda çok daha fazla görebilir hale geldik. Bunların hepsine hiperaktivite diyebilirmiyiz? Ya da her hareketli çocuk hiperaktif çocuk mudur? Son yıllarda ailelerin çok korktukları bir durum haline gelen hiperaktiviteyi bir bozukluk olarak görmemiz onun korkulacak bir davranış olarak görmemize de neden olmaktadır. Ancak ailelerin ve toplumun şunu idrak etmesi gerekir ki hiperaktiviteyi bir bozukluk olarak değil bir farklılık olarak görürsek hem buna yaklaşımımız açısından hem de bununla baş etmemiz açısından bizim için çok daha kolay olacaktır.

    Her on kişiden birinde görülen hiperaktivite ve dikkat eksikliğini çocuklarımız için bir avantaj olmadığı gibi çok önemli bir sorun olarak da görmek doru değildir. Doğru teşhis ve tedavi ile çözümü olan hiperaktivite ve dikkat eksikliği için ailelerin en önemli yapmaları gereken şey bu alanda uzman kişilerden yardım almalarıdır. Bu problemle zamanla geçer ben de böyleydim ileriki yaşlarda düzeldim ya da evde biz bunun çaresine bakabiliriz gibi çözümler aranması hem tedaviyi daha zorlaştıracağı gibi aileleri de çok daha fazla yoracaktır. Anne babaların eğitimci ve öğretmenlerin bu durumu erkenden tanıması ve yönlendirme yapmaları sonradan oluşabilecek alışkanlıklar ve sorunlar için erken bir müdahale olacaktır.

    Uzun vadede başarısızlık madde bağımlılığı suça eğilim ve sosyal problemler yaşayan kişilerin tadavi edilmememiş hiperaktif kişiler olma olasılıkları vardır. Uygun tedavi edilmediğinde ve doğru yönlendirmeler yapılmadığında işlevsellik kaybettiren bu durumun zamanında müdahele edilmesi gerekir. Hiperaktif olan kişilere çoğu zaman başka bazı problemlerde eşlik edebilir. Öğrenme güçlüğü davranım bozukluğu karşı gelme bozukluğu duygudurum ve anksiyete bozuklukları dikkat eksiklikleri en sık görülen problemlerdir.

    Halk arasında hareketli çocuk çok daha zeki olur gibi yanlış ancak doğru da diyebileceğimiz bir kanaat vardır. Her çocukta az çok hareketlilik vardır ancak bir çocuğa  hiperaktivite tanısı konması için çocuğun çok iyi incelenmesi gerekir. Ders başarısı düşük  aynı zamanda çok da hareketli olan bir çocuğu hemen hiperaktivite kılıfına sokmamak gerekir.  Bir çok çocuk ders çalışmaktan okula gitmekten kitap okumaktan ve ödev yapmaktan hoşlanmaz öncelikle çocuğun ders çalışmak istememesinin nedenleri dikkat eksikliği mi öğrenme güçlüğü mü ya da zeka kapasitesi düşüklüğünden mi kaynaklanıyor ona bakılması gerekir. Yine eğer çocuk üstün zekalı ise dersi çok daha kolay anlayacağından dolayı dersten çok çabuk sıkılacak ve derse karşı kayıtsız ve ilgisiz kalacağından dolayı da başarısız olabilir. Bunu da hiperaktivite olarak değerlendirmemek gerekir. Yine çocukların hareketli olmasını yaşa uygun olarak da değerlendirmek gerekir.  Kontrolsüz hareketliliği bulunan ve ya oturması gereken yerde oturmayan sürekli hareket halinde bulunan çocuklarda da hiperaktivite riskinden söz edilebilir. Her çocuk hareketlidir ancak sınıfta oturup dersini dinleyebilir ve sorumluluklarını yerine getirebilir  ancak hiperaktivitesi bulunan çocuklarda bu durum çok zor olduğu gibi bunu yapamadığı için de problem oluşturur. Dersleri oturup dinliyormuş gibi yapar ancak bedeni sınıfta olmasına rağmen kendisi hayal aleminde dolaşır. Bu aynı durumu dikkat dağınıklığı olan çocuklarda  da görebiliriz. Anne babadan yetersizi davranış eğitimi almış terbiye yönünden iyi eğitilmemiş söz dinlemeyen kontrolsüz davranışlar sergileyen kuralları çiğneyen anne babaya karşı gelen çocuklarda da ders çalışması zordur. Ancak bu tür çocuklar ile hiperaktivitesi olan çocukları birbirinden ayırt etmek gerekir ki bu çoçuklara farklı bir yaklaşım hiperaktivitesi olan çocuklara farklı bir yaklaşık ile sorunların üstesinden gelebiliriz.

    Hiperaktivitenin de 3 tipi vardır

    Dikkat eksikliği önde olan hiperaktivite

    Hiperaktivitesi önde olan hiperaktivite

    Her ikisinin de bir arada bulunduğu

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin bir arada bulunması  en sık görülen bir davranış problemidir. Ve erkek çocuklarında kız çocuklarına nazaran çok daha fazla rastlanır. Dikkkat eksikliği ve hiperaktiviteye neden olan   tek bir sebep söylemek doğru olmaz. Ancak söyleyebileceğimiz en önemli neden genetik geçiştir. Yine hamililikte yaşanan travma alkol sigara kullanımı ve erken bebeklik döneminde ki bazı hastalıklar sonucu oluşan beynin hasar görmesi gibi nedenlerden dolayı da olabileceği ortaya atılan görüşler arasındadır.

             Anne babaların en çok şikayet ettikleri nokta okul öncesi dönemde çok hareketli kapıya pencereye tırmanıyor başına birşey gelmesinden çok  korkuyoruz. Okul dönemine geçildiği zaman ise diğer çocukların canını yakıyor hayvanlara zarar veriyor eşyaları kırıp döküyor hiç ders çalışmıyor dersten çabuk sıkılıyor gibi sorunlar olurken ergenlik dönemde sınavlarda çok fazla hata yapıyor inişli çıkışlı bir ders başarısı var derste konuşuyor gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını söylemektedirler.

              Bir çocuk hareketli olmasa da çabuk sıkılma dikkatini devam ettirememe  dikkatinin çabuk dağılması uzun süre dinleyememe dikkatini ayrıntılara verememe dikkatsizce hatalar yapma derslere karşı ilgisizlik gibi sorunlar yaşayabilir.  Ayrıca eşya kaybetme unutkanlık uzun süre dinleyememe dikkat gerektiren görevlerden kaçınma gibi belirtiler de var ise dikkat eksikliğinin ön planda olduğu bir hiperaktiviteden söz edebiliriz.veya hiperaktivitenin olmadığı bir dikkat eksikilği de söz konusu olabilir. Ancak tersi bir durum söz konusu ise çok dikkatli ancak aşırı hareketli ve dürtüsel ise sadece hiperaktiviteden bahsedilebilir. Bu çocuklar kıpır kıpırdır. Sanki bir motor takılmış gibi hareket ederler. Uzun süre bir yerde duramazlar. Çabuk sıkılırlar. Enerjik ve aktif bir yapıları vardır.  Dürtüsellik belirtileri olarak da çok konuşurlar. Konuşma aralarına çok girerler. Soru daha sorulmadan cevaplamaya çalışır bir türlü sabredemezler.

             Monotonluk  hiperaktif çocukların mizaçlarına ters bir durumdur. Yenilik ve değişim onların sürekli yaşamak istediği bir durumdur. Bu çocuklar uzun süre TV izleyebilir bilgisayar oyunu karşısında saatlerce kalabilirler. Hiperaktif ve dikkatini yoğunlaştıramayan çocuklar kendi istedikleri sevdikleri ve ilgilerini çeken bir durum söz konusu olduğunda dikkatlerini çok uzun süre yoğunlaştırabilirler. Ancak bu durum onların hiperaktif olmadıklarını göstermez. Dikkat ve konsantrasyonları genellikle  zihinsel çaba gerektiren ve uzun süreli olan işlerde bozulur ve bu işlerin başında uzun süre kalamazlar. TV ve bilgisayar başında uzun süre kalmak renk ışık görüntü sürekli değiştiği için ve ekranda sürekli bir hareket olması hiperaktif çocukların dikkatlerinin dağılmasını önlemektedir. Bundan dolayı bu çocukların bilgisayar başında çok fazla kalmaları dikkat sürelerinin fazla olması ile alakalı değildir. Aynı zamanda bazı bilgisayar oyunları hiperaktif çocukların ödül mekanizmalarına hitap eder. Bu çocuklar ödül almayı ve buna bağlı olarak sıkılmaktan kurtulmayı düşünürler. Burada kontrol tamamen çocuktadır. İstediği zaman düğmeye basabilir bilgisayarı kapatabilir ya da başka bir oyuna geçebilir. Yani başkalarının belirlediği bir aktivite içinde değil kendi kurallarını koyduğu zamanını kendisinin belirlediği bir aktivitenin içinde olduğu için sıkılması zor olduğundan konsantrasyonu da yüksektir. Bundan dolayı da bu çocuklar derlerde gösteremedikleri başarıları  sanal alemde görerek burada tatmin olmaları bu çocuklarda internet bağımlılığını da artırmaktadır. Derslerde ne kadar başarısız olurlar ise bağımlılıkları da bir o kadar artarak devam edecektir. Bilgisayar başında saatlerini sessiz bir şekilde geçiren çocuk başta anne ve babanın rahatlamasını sağlayabilir ancak kısa vadede huzur getiren bu aktivite anne babaya uzun vade de bu sorun internet bağımlılığı olarak geri dönecektir. Pasif bir şekilde internette saatlerini harcayan çocuk enerjisini dışarı atamadığı için daha saldırgan huysuz agresif ve hırçın olur. Bu çocuklar içlerinde biriken enerjiyi sanal ortamda atmak yerine yüzme futbol basketbol vb gibi spor dallarında olmalı ki biriken enerji sağlıklı bir şekilde dışarı Atılsın. Yoksa şiddet kumar cinsellik gibi olumsuz ortamların bulunduğu sanal alemde hiperaktif çocuklar diğer çocuklara nazaran çok daha büyük bir tehdit altındadırlar ve onlara nazaran çok daha fazla olumsuzluk teşkil eder.

  • Yarıyıl tatili ; ders çıkarmak, doğru ve yanlışları görmek için fırsat

    Sömestr tatilinin başladığı bu günlerde , çocuklarımızın karne heyecanı ebeveynleri de sarmış durumda. Bu tatlı heyecanı çocuklarımız için fırsata çevirmek de mümkün . Yarı yıl tatili dersler çıkarmak, doğru ve yanlışları görmek için önemli bir ara dönem. Kötü karne, tatil yok demeden önce; ebeveynlerin bazı dersler çıkaracakları alanları şöyle sıralayabiliriz;

    Ders çıkarmalıyız;

    Çünkü çocuğumuzun karnesi bir yerde ebeveynin yansıması ve ebeveynin karnesidir

    Çünkü işler iyi gitmemiş ise buradaki nedensellikle ilgili anne-babanın yeterince farkındalığı, ilgisi ve çözüm odaklı çabası yeterince olmamıştır, olamamıştır.

    Çünkü çocuğu tanıma ve tanımlama, güçlü ve daha az güçlü taraflarını belirleme, planlı-organize, keyifli ve ilgi duyduğu şekilde bir eğitim programı sunmada yetersiz kalınmıştır.

    Çünkü bunları yapmak yerine, çocuğun çıkmazları ve yetenekleri göz ardı edilerek moda haline gelmiş klişe bir yaklaşım olan ‘’kuru bir yüksek başarı beklentisi’’ içine girilmiştir.

    Çünkü karşılığı olmayan yüksek başarı beklentisinin olması için yeterli ders çalışma olmadığında ve başarı düzeyi yakalanamadığında ‘’sen tembelsin, çalışmıyorsun, kafan çalışmıyor’’ gibi itham edici, yargılayıcı, sorgulayıcı ve suçlayıcı bir tutum ve yaklaşım tarzı sergilenmiştir.

    Çünkü bunun yerine çocuğun yetenekleri ölçüsünde, koşullandırmayan bir yaklaşımda bulunulmamıştır ve kendisiyle ilgili her durumda birlikte karar vermeyi ‘’biriciklik’ kabul eden düşünce ve duygu paylaşımı yapılmamıştır.

    Yapılması doğru, çocuğa fayda sağlayacak konular;

    YAPILAN DOĞRUDUR;

    Çocuk ya da ergenin planlı programlı ders çalışması yönünde motivasyonu sağlanırsa ve bunun için uygun rol model arkadaşlara entegre edilirse,

    Eksik ya da yetersiz olduğu alanlar belirlenip bu yönde desteklenirse, ilgi duyduğu, haz ve keyif aldığı eğitim programı uygulanırsa,

    Çocuğun zor anladığı, hemen unuttuğu, bu nedenle çalışma motivasyonunun ve verim ortaya koymada becerisinin düşük olduğu dersler ve konular belirlenip bireysel eğitim desteği sağlanırsa,

    Tek bir hedef ya da seçeneğe koşullanıp plan yapmak yerine farklı ve yeteneğine uygun seçenekler öngörülürse

    Akademik başarısı yanında sosyal baş etme ve iletişim kurma becerisinin istenilen düzeye gelmesi için uygun çevresel ve okul destek sistemleri oluşturulursa ve yapılandırılıp sunulursa,

    Birinci dönem akademik başarısının daha iyi olmasını engelleyen çocuğun kendi çıkmazları ve bunu telafi edecek eğitsel desteğin eksikliği yönünde yeterince farkındalık ve düzeltilmesi için karalılık varsa,

    Bunun için çocukla birlikte karar verilip gösterdiği her çabayı ve verim olarak ortaya koyduğu her sonucu ödüllendiren, verimsiz ve olumsuz sonuçları gerekirse görmezden gelen bir yaklaşım benimsenirse; YAPILAN DOĞRUDUR..

    Ebeveynlerin yanlış yaklaşımlarının çocuğa zarar verecektir.

    YAPILAN YANLIŞTIR;

    Gösterdiği çabayı takdir etmek ve ödüllendirmek yerine sadece elde edilen başarıyı benimseyen ve önemseyen bir yaklaşım sergilenirse,

    Özellikle internet ya da sosyal medya bağımlılığı olan çocuklarda suçlamaya, kısır döngüye giren tartışmaya ve Dikkat eksikliği-Hiperaktivite bozukluğu belirtilerine yönelik danışmanlık ve değerlendirme gereksinimi düşünülmediyse,

    Ders çalışmayı önemsemeyen, umursamaz davrananan ve sorumluluğu olmayan çocuklarımız için ‘‘acaba biz onları sırf kendi oldukları için yeterince önemsedik mi ya da önemsiyor muyuz’’ sorusu dolu dolu karşılık bulmuyorsa,

    Birinci dönemde yetersizlik ya da olumsuzlukların (hem çocuk hem ebeveynde) nedenlerine yönelik çocukla birlikte değerlendirme yapılıp yeni yaklaşım tarzı ve olası destek sistemleri halen belirlenemediyse,

    Yetersiz ya da eksik olan durumların tespit edilip klinik ve/veya eğitsel destekleri hedefleyen bir öngörü ve buna yönelik plan yeterince yoksa,

    Çocuklara en büyük ve güzel karne hediyesi ‘’anne-baba ile geçirilen kayifli zamanlardır’’ prensibine uygun bir şekilde karne tatilini birlikte geçirerek zaman ve duygu paylaşımı yapılmıyorsa ya da yapılmadıysa,

    Çocuğun karne sonucunu sorgulamaktansa bununla ilgili fikirleri öğrenilmediyse ve ne düşündüğünü söylemesine fırsat verilmediyse; YAPILAN YANLIŞTIR

    UZMAN KİŞİ-EĞİTİMCİ-AİLE DÖNGÜSÜ ÖNEMLİ

    Sürekli ve planlı bir şekilde çalışıp didinmesine karşın hedeflenen başarıyı yakalamayan çocuklarımızın kendilerinin çabasının takdir edilmesine ve başarıyı engelleyen nedenlerin farkında olunmasına gereksinimleri vardır. Bu amaçla nedenlerin belirlenmesinde muhatabı olan gerçek uzmanından danışmanlık almak, okuldaki eğitimcilerin gözlemlerinden yararlanmak, ‘’uzman kişi-eğitimci-aile’’ şeklinde iletişim ve bilgi paylaşımı ağını oluşturmak gerekebilecektir. Algılama düzeyi ve hızı yetersiz olan ve hemen unutan bir çocukta ‘Özel Öğrenme Güçlüğü’, plan-program yapmada ve odaklanmakta zorlanan, ödevlerini erteleyen ve ders başarısını hiç önemsemeyen bir öğrencide ‘Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite’ bozukluğu, normal zamanda iyi yapan ve iyi düzeyde bilgiye sahip olmasına karşın sınavda başarısız olan çocukta ‘Performans ya da Sınav Kaygısı’ ve okula gitmede isteksizlik-okuldan kaçma davranışı sergileyen bir çocukta onu zorlayan bir derse karşı ‘Özgül Fobi’ ya da ‘Sosyal Fobi’ gibi nedenleri ortaya koymada ve nedenleri ortadan kaldırmada bu ‘üçlü iletişim ve bilgi paylaşım ağı’ olmazsa olmazdır

  • Ders başarısızlığı neden olur?

    Okulların yarıyıl tatiline girmesiyle birlikte bazı evlerde mutluluk bazı evlerde ise hüzün yaşanmaktadır.

    Hüzün genel bir matem havasına dönüşmüş bile olabilir. Peki bu matemin nedeni nedir ? Bir dostumuzu veya yakınımızı kaybetmediğimiz halde niçin yas havası içindeyizdir ?

    Çocuğumuz karne almıştır ve karnesinde birçok zayıfı vardır ya da ders notları istediğimiz oranda yüksek değildir. Anne babalar olarak biz matem havasını yaşarken, çocukların yaşadıkları ders başarısızlığı onların sosyal ve psikolojik durumunu etkiler. Sonuç olarak ise çocuğun aile ile ilişkilerinde bozulma söz konusu olabilir. Ders başarısızlığından dolayı çocukların yaşadığı ruhsal sorunlar çok önemlidir. Ancak öncelikle okul ve ders başarısızlığı nedir bunun üzerinde durmak ve sorunu anlamak gereklidir.

    Okul veya ders başarısına etki eden bir çok durum vardır. Ders başarısına en büyük etken çocuğun zeka kapasitesidir. Bu ise çocuğun okuduğunu, anlatılanları ve aktarılan bilgileri kolay kavramasına neden olur. Çocuk eğer belli bir zeka kapasitesine sahipse öğretilenleri daha kolay aklında tutar. Zekanın belli bir seviyede olmasını daha çok doğumsal özellikler belirler. Hepimiz belli bir zeka kapasitesiyle doğarız, bunu değiştirmek veya bununla oynamak mümkün değildir. Doğum sonrası çevresel etkenler de var olan zekanın en yüksek performansta çalışmasını sağlamada etkilidir. Var olan zeka kapasitesi eğitimle ancak bulunduğu oran kadar etkili olabilir.

    Ders başarısızlığı yaşayan çocuğumuzun zeka kapasitesini göz önünde bulundurmamız şarttır, çünkü çocuğumuzun beklide kapasitesi ancak bu kadardır ve bunu kabullenmemiz gerekmektedir.

    Çocuğumuz normal zeka kapasitesine sahip ama halen ders başarısızlığı yaşıyorsa sıklıkla bunun en önemli nedeni, çocukların belli bir sorumluluk içerisinde kendilerini hissedip, okul sonrası gerekli ders çalışma saatlerini düzenlememeleri ile kendini gösteren durumdur.

    Sorumluluk duygusu çocuğu kazandırılması gereken en temel becerilerden bir tanesidir. Sorumluluk erken çocukluk döneminden başlayarak çocuğun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun görevler vermekle başlar. İki buçuk yaşından başlayarak döke saçada olsa çocuğun çorbasını kendi başına içmesine fırsat vermek, oyuncaklarını toplamasını beklemek, kendi odasında kendi yatağında yatmasına ortam hazırlamak, sorumluluk konusunda; çocuğu cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlar. Böyle bir ortam çocuğun kendi kendisine yetmesine ve kendi kendini yönetmesine fırsat vereceğinden onun kendine olan güvenini de artıracaktır. Çocuğa küçük yaşlardan itibaren her alanda aşılanan sorumluluk bilinci ders sorumluluğunu almasına da yansıyacaktır. Okulda ve derslerinde başarılı olmak öğrencinin sorumluluğudur. Öncelikle bunun bilinmesi ve buna göre hareket edilmesi gerekir. Öğrencinin ders çalışırken anne babasının onun yanında olduğunu ve gerektiği yerlerde kendisine yardımcı olacaklarını bilmesi çok güzel. Ama bu, anne babanın, çocuğun ödevlerini yapması, onun sorumluluklarını yüklenmesi anlamına gelmemelidir. Karnede gelen zayıflar yüzünden anne babanın matem havasında olması da çocuğun kötü sonuçları yaşamasını ve değerlendirmesini engelleyebilir. Kötü notlar için bizlerden çok çocuklarımızın hüzün ve matem yaşamasına fırsat verelim.

    Çocuğunuzun zeka kapasitesi yeterli, uygun sorumluluk bilinci var ama halen ders başarısızlığı yaşıyorsa çevresel etmenleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Çocuğunuzun gittiği okulun genel durumu, öğretmeninin özellikleri, sınıfın özellikleri, verilen eğitimin kalitesi, eğitime ek olarak sağlanan imkanlar çocukların başarısını direk olarak etkiler. Bütün bu noktalarda belirgin problem olmamasına rağmen çocukta görülen ders başarısızlığında önemli olabilecek diğer etmenler çocuk ruh sağlığını ilgilendiren konulardır.

    Ders başarısızlığının mutlaka bir nedeni vardır, bunun için çözüm arayışına girmek, uzmanlardan yardım almak önemlidir. Başarısızlığı olan çocukların yaşıtları ile kıyaslanmadan ve özgüvenleri zedelenmeden, ders başarısı için yönlendirilmeleri önemlidir. Çocukların bu türlü sıkıntıları varken anne babanın aşırı ilgisiz ve aşırı kontrol durumları, çocukların bu durumlarının devam etmesine neden olur.

    Eğer çocuk ders başarısızlığı yaşıyorsa hemen çocuğa yapılan suçlamalardan vazgeçip, çocuğun niçin bu sorunu yaşadığı araştırılmalıdır. Ayrıntılı psikiyatrik muayene ile ders başarısızlığının nedenleri araştırılmalıdır. Zaman geçirmeden soruna müdahele edilmelidir. Aileden, okuldan veya çocuğun kendinden kaynaklanan problem çözülmeye çalışılmalıdır.

    Çocukta eğer Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu varsa ders başarısızlığı önemli bir belirti olabilir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun yanı sıra Özgül Öğrenme Bozukluğu, Uyum Bozukluğu, Kaygı Bozuklukları, İki Uçlu Duygu durum Bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklarda ders başarısızlıklarına neden olabilir. Psikiyatrik rahatsızlıklar ders başarısızlığının yanında ek belirtiler ile kendini gösterir.

    Psikiyatrik rahatsızlığın tedavi edilmesi ile ders başarısızlığında düzelme belirgin olarak görülür.

    Önemli olan anne babaların çocuklarına vakit ayırarak, onların durumlarından haberdar olmaları ve bu türlü problemler, tamamen çocuğun yaşamında pekişmeden gerekli önlemler alınmalıdır.

  • Aile ve ödev yapma

    Çocuk ve ergen psikiyatrisinde ve hatta erişkin psikiyatride doktorların çokça karşılaştığı sorunların başında anne babaların çocuklarına ödev yaptıramaması gelmektedir. Ne yapsak ta çocuklar ödev yapsalar. Üniversite veya yüksek lisans öğrencisi olsa bile aileler çocuklarının başarılarını takip ederler. Bazen onlardan çok kaygıya kapılırlar.

    Çocuk ve ergen psikiyatrisine başvuruların önemli bir kısmı ders başarısı ile ilgilidir. Ders çalışmamanın bir kısmı dikkat eksikiği hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme bozukluğu (disleksi), anksiyete bozuklukları, depresyon , iletişim , arkadaş ilişki sorunları ve aile sorunlarına bağlı olabilir. Bir kısmı da ödeve karşı sorumluluk duygusu gelişmemesine bağlıdır.

    Ödev okul sorumluluğunun gelişmesine yardımcı olur. Ayrıca okulda öğrendiği bilgilerin kalıcı hafızaya yerleşmesi için dersleri tekrar etmesi faydalıdır. Çocuk ve ergen psikiyatristi çocuk ve ergenle görüşmelerinde davranışçı tedavi yöntemleri kullanarak çocuktaki ödev yapma davranışını geliştirmeye çalışır. Bunun için aileyle beraber çalışmak gerekir. Aile yardımcı olacak fakat tamamen kendi görevi gibi bütün ödevi yapmayacaktır.

    Öğretmenlerde verdikleri ödevleri gözden geçirmelidir. Bunun için bir ödül veya ceza ufakta olsa olmalıdır. Yoksa bir süre sonra kontrol edilmeyen ödevler için çocuk ve gençte motivasyon azalır.

    Belli bir ritimde ödev yapmaya alışan öğrenci artık ödev yapmazsa rahatsızlık hissedecektir. Ödev dışında çok küçük yaşlardan beri sorumlulukları kendine yaptırılan çocuklarda görev bilinci daha fazla olacaktır.

    Okul içinse psikiyatrik ve psikolojik olarak çocuğun kaldırabileceği kadar, ona faydalı olacak ödevler verilmelidir. Sırf ödev vermiş olmak için vermek çocuğun bir süre sonra isteğini kıracaktır.

    Dikkat eksikiği hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme bozukluğu (disleksi), anksiyete bozuklukları, depresyon , iletişim , arkadaş ilişki sorunları gibi sorunlar çocuk ve ergen psikiyatrisinde ayrıca değerlendirilmelidir. Dikkat eksikliği olan çocuklar çabuk sıkılacağı için ders çalışma saatleri daha kısa aralıklarla ayarlanmalıdır. Sıkıldıkça ara vermesi sağlanmalı. Arada eğlenceli şeyler yapmasına izin verilmelidir.

    Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda özellikle öğrenme sorunu olan alanlarda daha yavaş onun hızında bir eğitim modeli uygulanmalıdır. Muhakkak bir çocuk ergen psikiyatrisine ve psikoloğa gidilmelidir. Ayrıca özel eğitim uzmanları da faydalı olabilir.

    Her çocuğa özgü eğitim çok önemlidir. Çocuk ergen psikiyatristleri çocuğun öğrenme modelini anlamalı ve buna göre bir eğitim modeli çıkartmalıdır. Çocuk ve ergenin öğrenme hızı ve yetenekleri önemlidir. Dinleyerek, yazarak, okuyarak farklı farklı öğrenme yetenekleri olabilir.

    Ders başarısı biranda düşen ve ya ders çalışmayı biranda bırakan çocuklarda psikiyatrik hastalıklar düşünülmelidir. Depresyon, anksiyete, şizofreni, okul – arkadaş sorunları düşünülmeli ve çocuk ve ergen psikiyatristince tedavi edilmelidir. Daha sonra ödev yapma alışkanlıklarına geri dönebilir.

    Ders ve ödev çocuk ve genç için en önemli görevlerdir. Üniversite öğrencileride dahi dikkat sorunlarından ders çalışma ve ödev sıkıntısı olabilir. Ailelerin bu konuda çok baskı yapmadan yönlendirici olmaları gerekir. Eksik kaldıklarını düşünürlerse bir psikiyatriste gitmekten çekinmemelidi