Etiket: Derin

  • Fraksiyonel co2 lazer nedir ve nasıl çalışır?

    Fraksiyonel co2 lazer nedir ve nasıl çalışır?

    Fraksiyonel CO2 Lazer tedavisi, anti-aging ve kırışıklık tedavisinde, akne ve skar izlerinin tedavisinde, leke tedavisinde, vücut çatlaklarında, deride ki çukurlukların yok edilmesinde nokta atışı yaparak iyileştirme ve tedavide kullanılmaktadır. CO2 lazerler, cerrahi olmayan yöntemler arasında şu an tüm dünyada en derin etkili iz ve kırışıklık tedavisi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Derin uygulamaların yanı sıra yüzeysel bozuklukların giderilmesinde de kullanılmaktadır. Fraksiyonel teknolojide lazer ışını, tek bir geniş ışık hüzmesi yerine mikron boyutlarında çok sayıda ışının deriyi derinlemesine etkileyebilecek şekilde yapılandırılmıştır. Bu ışın noktaları arasında ki uzaklık ve etki derinliği kişinin ihtiyacına göre ayarlanabilmektedir. Noktalar arasında sağlam deri bölgelerinin bulunması iyileşmeyi hızlandırmakta ve istenmeyen etkilerin ortaya çıkmasını engellemektedir. Noktaların sıklığı, derinliği, deride kalma süresi, kişinin derisinin durumuna bağlı olarak, yani uygulamanın amacına göre (akne, kırışıklık, yüz ve boyun derisinde sarkma, leke, iz) her kişide farklı ayarlanmaktadır. Normal yaşlanma sürecine, güneş hasarı ve fiziksel faktörlerin zararlı etkileri de eklendiğinde kollajen yıkımı hızlanır. Kollajenin ciltteki miktarı azaldıkça kırışıklıklar gözlenmeye başlar. Lazer ışınlarının hedefi öncelikle dokuda ki sudur. Kollajen, kan damarları, keratinositler gibi su içeren yapılar, seçici termal hasara uğrarlar. Termal hasar oluşan bölgenin hemen yanındaki hasar görmemiş bölgelerdeki canlı hücreler hasarlı alana göç ederek buradaki onarım mekanizmasını uyarırlar. Böylece cilt altında yeni kollajen üretimi başlar. Yeni jenerasyon fraksiyonel CO2 lazerlerin en büyük özelliği cildin üst yüzeyine hasar vermeden

    işlevlerini cildin altında gerçekleştirmeleridir. Böylece cildin üst yüzeyinde çok daha hızlı bir iyileşme oluşur ve kişiler sosyal hayatlarına kısa süre içinde dönebilirler. Fraksiyonel lazer uygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye dayalı şekilde değil, inilen derinlik kesin olarak bilinir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme hızı çok yüksektir ve iyileşme süresi kısadır. Dalga boyu daha uzun olduğu için, daha derin dermisde etkisini gösterdiğinden benzer sistemlere göre etkisi çok daha yüksektir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Hangi Alanlarda Kullanılır?
    1- İnce ve derin kırışıklıkların giderilmesi, cilt yenileme, yüz gençleştirme: Yüz, göz kapakları, boyun, dekolte bölgelerindeki, el üstündeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesi ve genital bölge estetiğinde kullanılır
    2- Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi
    3- Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lohusalık lekelerinin ve yüzeysel renk bozukluklarının giderilmesi
    4- Sivilce izleri ve lekelerinin ( akne skarı) giderilmesi
    5- Doğumsal veya sonradan oluşan benlerin tedavisi
    6- Göz kapaklarında oluşan kollesterol plaklarının( ksantalezma ) tedavisi
    7- El, ayak, genital bölge gibi yerlerde oluşmuş kitlelerin tedavisi ( verruka-siğil, kondilom…)
    8- Aşırı yara iyileşmesi durumlarında ( Hipertrofik skar ve keloidlerin azaltılması)
    9- Kanser öncesi cilt lezyonlarının tedavisi
    10- Cilt kanserlerinin tedavisi
    11- Ciltteki kitlesel cilt lezyonlarının tedavisi (dermal nevüs – et beni, senil keratoz-yaşlılık beni, papillom- et benleri, nevüs sebaseus, milium, siringoma, dermatofibroma, kondrodermatit, epidermal nevüs, kist, nörofibroma, trikoepitelyoma …)
    12- Saç, kaş ve sakallı bölge içindeki kitlesel lezyonların tedavisi
    13- Piyojenik granülom tedavisi
    14- Rinofima ve otofima tedavisi
    15-Vücut çatlakları
    16-Yara ve yanık izleri

    Fraksiyonel CO2 Lazer Sonucu Ciltte Oluşan Değişiklikler Nelerdir?
    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası, ani olarak cilt altı kollajen liflerinde %25-30 oranında kısalma meydana gelir. Sonraki 1 – 3 aylık süreçte ise cilt altında yeni kollajen oluşumu ve cilt altı bağ dokusunda yeniden düzenlenme meydana gelir. Tüm bunların sonucu olarak cilt gençleşmesi olarak adlandırılan ciltte gerilme, cilt üzerindeki pürüzlerde, lekelerde ve izlerde yüksek seviyede azalma olur. Ciltteki gözenekler daralarak cildin yapısı 2 – 5 yıl önceki durumuna geri döner.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Ağrılı mıdır?

    Uygulama sırasında yanma ve acı hissi olur. Bu his lokal anestetik kremler kullanılarak azaltılabilir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Kaç Kez Yapılır?

    Fraksiyonel CO2 lazer sisteminde seans sayısı sorunun şiddetine göre ve uygulamanın gücü ve derinlik ayarlarına bağlı olarak değişmektedir. Hafif – orta derece kırışıklıklar ve izlerde 2 – 3 seans yeterli iken çok derin sivilce izleri ve kırışıklıklarda tedavi 4-6 seans olarak düzenlenir. Seansların aralığı 1 – 1.5 aydır.

    İyileşme Sürecinin Özellikleri Nelerdir?

    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası pansuman gerekmez. Ciltte ilk gün kızarıklık ve ödem meydana gelir. Sonrasında 3 – 7 gün süren noktasal kabuklanma dışında bir şikayet olmaz. Hasta 3. günden itibaren makyaj yapabilir. CO2 fraksiyonel lazerin bu avantajı hastanın günlük yaşamına devam etmesine olanak sağlar.

    Uygulama Öncesi Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Hasta uygulama öncesi güneş ve solaryumdan 1 ay uzak kalmalıdır. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçlar (aspirin,heparin), retinoid içeren ilaçlar (isotretionin), ışığa duyarlılığa neden olan ilaçlar (tetrasiklin, naproksen, östrojen, progesteron, doğum kontrol hapları, klorokin) alınmamalıdır. Uygulama öncesinde cildi aşındırıcı dermabrazyon ve peeling gibi tedaviler veya cilt germe operasyonu uygulanmışsa mutlaka uygulama yapan doktora söylenmelidir. Hastada geçmişte herpes (uçuk) çıkarma öyküsü var ise, mutlaka uygulama öncesinde ilaç almalıdır.

    Uygulama Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Uygulamadan 2 gün sonra ılık duş alınabilir. Ödem ve inflamasyonu azaltmak için soğuk kompres uygulanabilir. Uygulama sonrası ciltte oluşabilecek kabuklanmayı azaltmak için cilt nemli ve temiz tutulmalıdır. İlk hafta içinde bu nemlendirme işlemi günde 3 – 4 kez tekrarlanmalıdır. Hastanın cilt tipine ve çevre koşullarına bağlı olarak iyileşme sonrası güneş koruyucular kullanılmalı, cilt soyucu kremler ise en az 1 ay kullanılmamalıdır.

    Tedavi kimlere uygulanmaz?

    • Kişide son 3 ay içinde izotretinoin kullanma öyküsü varsa bu tedavi uygulanmaz.
    • Hamilelere uygulanmaz.
    • Deride aktif enfeksiyonu ve aknesi olanlara uygulanmaz

  • Sivilce (akne) tedavisinde kimyasal peeling

    Kimyasal Peeling:

    Kimyasal peeling en fazla leke, iz ve kırışıklık tedavisi için kullanılmaktadır. Deriye soyucu ve cildin derin tabakalarına nüfuz ederek iyileştirici etki gösteren solüsyon sürülerek işlem gerekleştirilir.

    Kimyasal peeling, işlemin derinlik seviyesine göre yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılır. Bu sınıflandırma, derinin hangi tabasına kadar soyulma geçekleştirdiğine göre yapılmaktadır. Günümüzde, yüzeysel ve orta derinlikteki uygulamalar daha sık yapılmaktadır. Derin peeling uygulamalarının yerine lazer ile soyma yöntemi daha çok tercih edilmektedir.

    Yüzeysel peelingte en çok kullanılan maddeler alfa hidroksi asitler (AHA), beta hidroksi asit (BHA), Jessner solüsyonu ve düşük konsantrasyonlu triklorasetik asittir (TCA). Tüm bu ürünler ciltte soyulmayı artırıcı etki gösterir. Böylece hücre yenilenmesi hızlanır.

    Yüzeysel peeling uygulama nedenleri;

    Düzensiz kuru cildin düzenlenmesi

    İnce kırışıklıkların giderilmesi

    Sivilce tedavisinde

    Leke tedavisinde

    Uygulama sonrasında geçici kızarıklık, pullanma ve soyulma olabilir, ancak günlük yaşamı etkileyecek boyutta değildir. Düzenli uygulanan peeling tedavisinden sonra cilt daha canlı ve ışıltılı bir görünüm kazanır. Tedavi sonrası ve seans aralıklarında mutlaka güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır.

  • Güneşin izlerini cildinizden silmek mümkün…

    Sonbaharla birlikte, yaz aylarında güneşin zararlı ışınlarından lekelenen ve yıpranan cildinizi bakıma almanın zamanı geldi.

    Güneş ışınlarından zarar gören cildiniz için bakım zamanı

    İnsan cildi; güneş ışınları, çevre kirliliği, dengesiz beslenme ve sigara gibi nedenlerden dolayı zarar görebilmektedir. Ciltte lekelenmeler, kırışıklıklar, damarlanma artışları(telenjiektazi) ve elastikiyet kaybı meydana gelebilmektedir. Dış faktörlerle mücadelede; güneşten iyi korunma, sigara kullanmama, düzenli beslenme ve yeterli uykunun yanı sıra; cilde profesyonel bakım uygulanması ve yine dermatolog tarafından önerilen cilt tipine uygun ürünlerin kullanımı da oldukça önem taşımaktadır.

    Bakımınız cilt tipinize göre değişir

    Cilt bakımı uygulamaları öncelikle iyi bir cilt analizi ile başlar. Dermatolojik problemler saptanarak uygulanacak olan doğru seri belirlenir ve gerekirse sonrasında kullanılması gereken ilaçlar ve ürünler önerilir. Cilt bakımında amaç; gözeneklerin temizlenmesi, cildin oksijenasyonunun artırılması, zararlı toksinlerin uzaklaştırılması, cilde canlılık ve parlaklık kazandırılmasıdır. Cilt bakım serileri normal, kuru, yağlı, karma, olgun, hassas ve akneli cilt olmak üzere ayrılmaktadır. Cilt önce ılık su ile sonra 2 aşamalı temizleme sütü ile temizlenir. Derinlemesine temizlik için 2 aşamalı peeling uygulanır. Gözenek yumuşatıcı serum uygulamasından sonra cilde sıcak buhar verilir. Serum silinip siyah noktalar temizlenir. Sıkılaştırıcı serum uygulanıp 7-8 dakika bekletilir. Tonik sürülüp üzerine cilt tipine uygun maske uygulanır ve 15-20 dakika bekletilir. Nemlendirici lenfatik masaj ile yedirilir ve güneş koruyucu krem uygulaması ile bakım sonlandırılır. Cilt tipine ve ihtiyacına göre değişmekle birlikte, genellikle cilt bakım işlemi yaklaşık 45 dakika sürer.

    Güneş lekelerine kimyasal peeling uygulaması

    Kimyasal peeling cildi ölü hücrelerden arındırmak, kahverengi lekeleri, güneş lekelerini, sivilce ve izlerini ayrıca ince kırışıklıkları gidermek için kullanılan bir yöntemdir. Kimyasal peelingler işlemin derinlik seviyesine göre yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılırlar. Pratik hayatta daha çok yüzeysel ve orta dereceli peelingler uygulanmaktadır. Şikayete göre 15 gün arayla olacak şekilde 6-8 seans uygulamak gerekebilir. Kimyasal peeling; hücre yenilenme hızını artırır, yeni ve sağlıklı hücrelerin gelişimini hızlandırır. Bu yöntem kolajen dokuyu güçlendirerek cildin elastikiyetini ve derinin su tutma kapasitesini de artırıp, lekelenmelerde hafifleme sağlar.

    Orta dereceli peelinglerden en çok kullanılanı “TCA peelingler” dir. İşlemden sonra 3-7 gün ciltte oluşacak şiddetli kızarıklık ve soyulma nedeni ile önceden planlanarak uygulanmalıdır. Daha çok derin sivilce izlerinin, lekelerin ve kırışıklıkların giderilmesi amacıyla uygulanmaktadır. İşlemden etkin bir sonuç alabilmek için 2-4 ayda bir tekrarlanabilir.

    Yüzeysel ve orta dereceli peeling sonrası cilt güneşe karşı çok hassas olduğundan güneşten koruyucu kremlerin her 4 saatte bir tazelenmesi ile cilt güneşten sıkı bir şekilde korunmalıdır.

    Cilt bakımına özen gösterilmesi, cilt yapısına uygun günlük bakım ürünlerinin kullanılması ile peeling kürü sonunda elde edilen iyileşme uzun süre muhafaza edilebilir.

    Parlak bir cilt için;

    Mezoterapi derinin orta tabakasının tedavi edilmesine yönelik uygulanan bir yöntemdir. Yüz, boyun, dekolte bölgesi, el ve saçlı deriye uygulanır. Yüz bölgesine uygulandığında”mezolifting” yani; “ameliyatsız yüz germe” olarak adlandırılır. Mezoterapi ile deri içine vitaminler, aminoasitler, mineral tuzlar, koenzimler ve hyaluronik asit gibi doğal maddeler enjekte edilir ve bu sayede derinin yenilenmesi sağlanır. Deri içine enjekte edilen bu doğal maddeler sayesinde yazın güneşe maruz kalmış cildin su kaybı da yerine gelmiş olur. Mezoterapi ile cilt daha sağlıklı, daha parlak ve daha tazelenmiş hale gelir. Kışın yıpranan ciltler için bu uygulama cildin yenilenmesi ve tazelenmesi için oldukça etkilidir. “Işık dolgusu” olarak bilinen yeni mezoterapi ürünleri de son dönemlerde sıkça uygulanmaktadır. İçindeki aktif maddelerle ışığı yansıtarak daha parlak bir cilt oluşturur. Saç mezoterapisi, saç dökülmesi şikayeti olan hastalarda da uzun süredir güvenle kullanılmaktadır. Uygulamalar 2 haftalık aralıklarla 4-8 seans olacak şekilde gerçekleştirilir. İşlem sonrasında hasta günlük yaşantısına devam edebilir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Doğum Esnasında Nefes Alma Teknikleri

    Doğum Esnasında Nefes Alma Teknikleri

    Normal doğum esnasında “ıkınırken” güçlü bir nefese ve güçlü karın kaslarına ihtiyaç duyacaksınız. Aşağıdaki yazıda kasılmalar esnasında bebeğinize maksimum oksijen gitmesi için yapmanız gerekenleri bulacaksınız.

    Doğum eyleminde uygulayacağınız doğru nefes alma-verme tekniklerini gebelik döneminizde ne kadar sık uygularsanız bu teknikleri o kadar iyi öğrenirsiniz.

    Doğum eylemi esnasında doğru nefes alıp verme iki açıdan önemlidir: doğum eyleminde belli aralıklarla gelen uterus kasılmaları esnasında bebeğinize giden kan akımı nispi olarak azalır. Bu fizyolojik, yani normal bir durumdur. Siz bu esnada derin bir nefes aldığınızda kanınıza normal bir nefeste geçtiğinden daha fazla oksijen geçer ve bu ek oksijen kasılmalar esnasında bebeğinizin oksijensiz kalmasını önler.

    Doğru nefes alıp vermenin diğer bir önemi de şudur: kasılmalar esnasında duyacağınız muhtemel ağrı, zihinsel olarak daha çok doğru nefes alıp vermeye odaklanmış olmanız nedeniyle daha hafif olarak algılanacaktır.

    Alıştırmalar:
    Gevşeme: Yere yatın ve dizlerinizi bükün. Vücudunuzdaki bütün kasları bilinçli bir şekilde teker teker gevşetin. Bunun ne kadar zor olduğunu denedikçe göreceksiniz. Tüm kaslarınızı gevşettiğinizi düşündüğünüzde bile tekrar yaptığınız bir kontrolde bazı kaslarınızın halen kasılı olduğunu görebilirsiniz. Tümüyle gevşemiş olmaya özen gösterin.

    Derin nefes alma-verme: Tümüyle gevşediğinizden eminseniz sanki 45-50 saniye süren bir kasılmanız varmış gibi hissetmeye çalışın. Burnunuzdan (eğer burun tıkanıklığınız varsa ağzınızdan) içinize mümkün olduğunca ve yavaş yavaş derin bir nefes çekin, bu nefesi yine yavaş yavaş ağzınızdan dışarı verin. Bu esnada bütün kaslarınızın gevşek olduğunu tekrar kontrol edin. Kafanızda canlandırdığınız kasılmalar devam ettikçe bu işleme devam edin.

    Dikkat: Nefes alıp verme işlemini çok hızlı yaparsanız, kanınızdaki karbondioksit hızlı bir şekilde azalabilir, bu da geçici bilinç kaybına kadar gidebilen durumlara yol açabilir, bu nedenle derin nefes alma işlemini yavaş yavaş uygulayın. 45-50 saniye süren bir kasılmada 5-7 adet nefes alma-verme uygundur.

    Karından nefes alma tekniği: Bu egzersiz karın kaslarınızın gevşemesine yardımcı olduğu gibi, kasılı kasların uterus üzerine gereksiz baskı yapmasını engeller:

    Yere uzanın ve ellerinizi karnınızın üzerine yerleştirin. Derin bir nefes alarak karnınızın “şişmesini” sağlayın. İçinizden beşe kadar saydığınız sürede bu pozisyonu koruyun. Nefesi ağzınızdan verin ve bu işlemi 4-5 kez tekrarlayın.

  • Topuk çatlakları

    Topuk çatlakları :

    Topuk çatlakları, deride görülen ince, derin yarıklardır. Bunlar derinin en üstteki kalın boynuzsu tabakasından, en derin tabakalarına kadar uzanabilirler. Çatlaklar ayak derisinde en fazla topuklarda ve yan yüzeylerde oluşurlar. Sağlıklı deri elastik, pürüzsüz ve yüke dirençli bir yapıda iken, çatlamış topuk derisi kuru, gevrek, pürüzlü bir yapıdadır ve en üstteki ölü hücrelerden oluşan boynuzsu tabakası kalınlaşmıştır. Topuk çatlakları son derece ağrılı olabildiklerinden, yürümeyi, sporcuların faaliyetlerini sekteye uğratırlar; kişinin günlük yaşantısını önemli ölçüde kısıtlarlar.

    Topuk çatlamasının nedenleri :

    Esnekliği azalmış ayak derisinin aşırı gerilime maruz kalması, çatlakların ortaya çıkmasına neden olur. Bu duruma yol açan bir çok sebep vardır:

    · En önemli nedenlerin başında ayak mantarı, egzema, sedef gibi deri hastalıkları gelir.

    · Sıvı alımının yetersiz olması veya üre eksikliğine bağlı cilt kuruluğu

    · Kışın soğuk hava veya iç mekanlarda havanın kuru olması, yazın açık ayakkabılarda ayak derisinin tozlu zeminlerle yakın teması deriyi kurutur.

    · Kadınlarda menopoz sonrası östrojen eksikliğine bağlı olarak veya daha ileri yaşta her iki cinste yaşlanma sürecinde deri kuruması.

    · Demir veya B vitamini eksikliği

    · Şeker hastalığı, tiroid yetmezliği veya böbrek hastalıkları başta olmak üzere çeşitli metabolik hastalıklar.

    · Ayaklarda yapısal şekil bozuklukları veya ayak yapısına uygun olmayan ayakkabıların sürekli sürtünmesi

    · El ve ayak derisinde kalınlaşma ve sertleşme ile seyreden bazı genetik deri hastalıkları

    · Çok sık yıkanma, ayakların banyo-abdest alma sonrası yeterli kurulanmaması, ıslak bırakılması

    · Aşırı kiloya bağlı veya aşırı yürüme-koşma sporuna bağlı olarak ayak tabanlarının fazla basınç altında kalması

    Topuk çatlaklarının tedavisi:

    Çatlak tedavisinde ilk aşama, ağrıyı azaltmaktır. Bunun için öncelikle ayak derisinin ılık suda yumuşatılmasından sonra çatlak çevresindeki kalınlaşmış keratin tabakanın temizlenmesi gerekir. Bunun ardından üre içeren merhemler sürülür ve iyileşene kadar topuk derisinin olabildiğince basınç altında kalmaması için önlem alınır. Derin topuk çatlaklarının aynı zamanda mantar ve bakteriler gibi çeşitli mikropların üremesine uygun bir zemin hazırladığı unutulmamalıdır. Yara haline gelmiş derin çatlaklarda akşamları yara üstüne üreli-antibiyotikli bir merhem sürdükten sonra hava almayacak şekilde bandajlanması iyileşmeyi hızlandırır. Çatlak oluşumunu tetikleyen yukarıda sayılan hastalıklardan herhangi biri mevcut ise bunun da birlikte tedavisi gerekir. Özellikle şeker hastalarının kan dolaşımı da yavaş olduğundan ayak hijyenine ve en ufak yaranın dahi hızlı tedavisine özen göstermelidirler. Ayaklara uygun ayakkabı kullanmak, şekil bozukluğu varsa basıncı azaltacak silikon tabanlıklardan destek almak gerekir. Vitamin veya demir eksikliği , ağız yolundan alınan takviyelerle giderilmelidir.

    Topuk çatlaklarında hangi bakım ürünleri önerilir :

    Yakın zamana kadar deriyi yağlayan merhemlerin kuru ve çatlamış deri için en iyi bakım ürünü olduğu düşünülürdü. Ancak günümüzde yağlı merhemlerin deri gözeneklerini tıkadığı ve ter salgısını kısıtladığı bilimsel olarak belirlenmiştir. Buna karşılık üre içeren merhem ve losyonların gözenekleri tıkamadan derinin su tutucu kapasitesini arttırdığı biliniyor. Böylece deri tabakalarının içerdiği nem oranı arttığından, cildimizin esnekliği de artıyor ve darbelere karşı daha dirençli hale geliyor. Üre içeren ürünler her eczanede ve parfümeride bulunmaktadırlar.

    Topuk çatlaklarının önlenmesi:

    Pürüzsüz, esnek, çatlaklara dirençli bir ayak ve topuk cildine sahip olmak için, haftada bir kez ayak cildinin ponza taşı veya ayak törpüsü ile temizlenmesi gerekir. Metal törpüler, zaten hassaslaşmış olan derinin zedelenme riskini daha da arttıracaklarından bunlardan kaçınılmalıdır. Bu sırada olası çatlaklara paralel yönde hareket ettirilmelidir. Törpünün çatlaklara dik gelecek şekilde kullanılması çatlakları derinleştirecektir. Topuklar törpülendikten sonra, uygun bir topuk kremi, masaj ile yedirilmelidir.

    Çatlamış ciltte ise ayaklar , haftada bir kez değil, her gün kremle ovulmalıdır.

    Dr. Banu Serbes Kural

    Dermatoloji uzmanı

  • Kimyasal peeling !

    Kimyasal peeling, cildin farklı kimyasal maddelerle soyulması işlemine verilen addır. Kimyasal soyucular, işlemin derinlik seviyesine göre; yüzeyel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılırlar.

    En çok kullanılan yüzeyel kimyasal peeling ajanları alfa hidroksi asitlerdir. Bunlar arasında da glikolik ve laktik asitler sıklıkla tercih edilirler. Bunların yanısıra daha derin peeling amacı ile kullanılan farklı ajanlar da bulunmaktadır, örneğin triklorasetikasit gibi. Yapılan mükerrer uygulamalar ile kimyasal peeling; akne, kırışıklık, leke, skar ve çatlakları azaltabilmektedir.

    Kimyasal peelingde az görülmekle birlikte iritan kontakt dermatit oluşabilmektedir, bu yüzden soyma işlemi öncesi hastadan çok iyi öykü alınmalı ve hastanın cildi dikkatle incelenmelidir.

    Farklı sorunlara yönelik farklı derinlikte soyma işlemleri yapılarak cilt düzeltilebilmektedir. Sorunun ciddiyetine bağlı olarak seans sayısı 5–15 arası değişmektedir. Seanslar haftada bir uygulanır.

    Kış döneminde uygulanması tercih edilir. Hiçbir problemi olmayan ciltlerde bile her kış döneminde uygulanacak birkaç kimyasal peeling seansı ile daha parlak bir cilde sahip olunabilir.

    Alınan biyopsiler kimyasal peeling uygulamalarının kollajen dokuyu olgunlaştırdığını böylece yüzeyel kırışıklıkların oluşumunu gerilettiğini göstermektedir.

    Seanslar yüzeyel peelingde haftada bir, daha derin peelinglerde ise 15 gün ila 1 ay arasında uygulanır.

  • Akne izlerinden (sivilce izleri) nasıl kurtulabiliriz? Fraksiyonel co2 lazer

    İz ve Kırışıklık Tedavisinde Devrim! “CO2” Fraksiyonel Lazer

    Günümüzde “Akne İzleri ve Kırışıklık Tedavisi” Adı Altında Uygulanan Yöntemler Yetersiz veya Güvensizdir!

    Kimyasal Peeling: derinin çeşitli kimyasal maddeler yardımı ile yenilenmesidir. En derin peeling’lerin etkinliği düşüktür.
    Mikrodermabrazyon: alüminyum tuzunun sprey şeklinde deriye sıkılarak derinin törpülenmesinden ibarettir. Etkinliği %10-20 seviyesindedir.
    Mekanik Dermabrazyon (zımparalama): derinin zımparalamasından ibarettir. Deriye verdiği ciddi hasarlarından dolayı günümüzde artık tercih edilmemektedir.
    Botox ve Dolgu Maddeleri: dolgu maddeleri derinin dolgunlaşmasını sağlayarak belirli süre için kırışıklıklar ve izlerin giderilmesinde etkili olurlar. Botox ise yüzdeki mimik kasları felç ederek kırışıklıkların geçici bir süre için azalmasına neden olur.
    Işık Tedavisi ( Intense Pulsed Light: IPL): yoğunlaştırılmış ışık atımları deri altındaki kollagen liflerini uyararak derinin elastikiyetini artarlar. Deri gençleştirilmesi ve cilt yenilenmesinde %25 kadar etkili olmaktadır.
    Lazer Tedavisi:
    I. Nd:YAG lazer: etkisi oldukça hafif ve yüzeyel olduğu için artık kırışıklık ve iz tedavisinde tercih edilmemektedir.
    II. Er:Glass ve Er:YAG lazer: kırışıklıklar ve iz tedavisinde sıklıkla tercih edilen sistemlerdir, ancak yeterince derin olmadıklarından birkaç seans tedaviye rağmen çoğu zaman hasta ve doktor tatmin olmamaktadır.
    III. CO2 lazer: dünyanın en derin etkili iz ve kırışıklık tedavi yöntemidir. Oldukça derin etkili olduğu gibi yan etkileri de ciddi olabilir. Bu yüzden son 5 yıldan beri “Lazer Dermatoloji” dünyasında devrim niteliği taşıyan ve bu sistemin yan etkilerini neredeyse sıfıra düşüren “Fraksiyonel CO2 lazer” geliştirilmiştir.
    Yukarıda bahsedilen yöntemler, akne (sivilce) izleri ve kırışıklık tedavisinde kısmen etkili olup başarı oranları %5 ile %25 arasında değişmekte, bazen neredeyse hiç etkili olmamaktadırlar. Buna ek olarak söz konusu yöntemlerde uygulama derinliği ölçülemediğinden istenmeyen yan etkiler meydana gelebilir.

    Neden Fraksiyonel CO2 Lazer? Fraksiyonel CO2 Lazer: Akne İzleri (Sivilce İzleri) ve Kırışıklık Tedavisinde Dünya Çapında Gelinen Son Noktadır: “En İddialı ve En Derin, Aynı Zamanda En Güvenli Lazer Sistemidir”!

    Fraksiyonel CO2 Lazer Hangi Alanlarda Kullanılmaktadır?

    1. Cilt Yenileme, yüz gençleştirme: yüz, göz kapakları, boyun ve dekolte bölgelerindeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesinde tartışmasız en etkili yöntemdir!

    1- İnce kırışıklıkların giderilmesi

    2- Derin çizgilerin giderilmesi ve yüz gençleştirilme:

    2. İz Tedavisi: yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri (sivilce izleri) ve çukurları, yara ve yanık izleri ve deri çatlamalarında en güçlü ve en etkili tedavi yöntemidir!

    I. Akne izlerinin (sivilce izlerinin) tedavisi: akne (sivilce) izleri, yüzeyel ve derin olmak üzere iki ana grupta sınıflandırılmaktadır:
    a. Yüzeyel akne (sivilce) izleri: cildin üst tabakasını etkileyen izlerdir. Bu izler özellikle sivilce tedavisi sonrası daha çok ortaya çıkar ve kızarıklık zemininde hafif çukurlar ve çökmeler şeklinde görülür. Yüzeyel sivilce izi, genellikle kimyasal peeling gibi yüzeyel cilt soyma yöntemleri ile yok edilebilir, ancak iyileşmeyen sivilce izlerinin tedavisi kolaylıkla fraksiyonel lazer ile mümkündür.
    b. Derin akne (sivilce) izleri:
    – Ice pick (buz kıracağı) akne izi (sivilce izi): deri üzerinde buz kıracağı ile delinmiş alanlar şeklinde görülen çapları genellikle 2 mm’nin altında olan noktasal çukurlardır. Bu izlerin çapları fazla olmamalarına rağmen aşırı derin olabilir, bazen deri altı yağ tabakasına kadar inebilirler. Bu yüzden “ice pick” akne izinin en iyi tedavisi lazerdir. Lazer sistemleri arasında en etkili ve aynı zamanda en az yan etkili sistem ise fraksiyonel CO2 lazer sistemidir.
    – Box car (yük vagonu) akne izi (sivilce izi): yuvarlak veya oval şeklinde oluşan akne izleridir.
    – Rolling scar (dalgalı) akne izi (sivilve izi): genellikle derin olan bu çeşit sivilce izleri, cildin üst tabakasının alt tabakalar tarafından içeriye doğru şekilmesinden kaynaklanırlar. Tedavisi en zor olan bu tip akne izlerinde fraksiyonel CO2 lazer ile %80’a kadar iyileşme gözlemlenmektedir.

    II. Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi

    III. Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi

    IV. Aşırı bağ dokusu (hipertrofik skar) ve keloidlerin azaltılması

  • Lazer ile akne (sivilce) iz tedavileri

    Lazer ile cilt yenileme yöntemi kullanılarak derin ve yüzeysel izler hafifletilebilir. Sivilce izlerinin tedavisinde kullanılan lazer yöntemi ikiye ayrılır.

    1.Cildi soyarak yenileyen lazerler (ablative laser) ile sivilce – akne izi tedavisi

    Ablative laserler derinin üst tabakasını soyarak etkili olurlar. Ayrıca derideki kollajenin yapımını uyardıkları düşünülmektedir. Derinin yenilenmesi ile sivilce izleri azaltılmaktadır.Bu amaçla :

    CO2 lazer

    Erbium (YAG) lazer kullanılır.

    Diğer soyma yöntemlerine göre (dermabrazyon, kimyasal peeling – soyma) üstünlüğü, lazer ile soyma derinliğini kontrol edebilmenin mümkün olmasıdır. Diğer soyma tekniklerinde derinin alt tabakalarına kontrollü bir şekilde inmek daha zordur. Bunun dışında dermabrazyon yöntemindeki etkiler, operasyon öncesi ve sonrası bakım ve yan etkiler aşağı yukarı aynıdır.

    Lazer ile cilt yenileme isotretinoin kullananlarda ve kullanım bittikten sonra 6 ay içerisinde tedavi olarak kullanılamaz. Aktif sivilcelerin olduğu dönemde lazer tedavisi uygulanmamalıdır. Sivilcelerin çoğalmasına neden olabilir.

    Lazer ile cilt soyma işlemi de koyu tenli kişilerde risklidir. Deride soyulan bölgelerde renk koyulaşması veya açılması olabilir. Bu yüzden yaz aylarında yapılmamalı, güneşten korunmaya özen gösterilmelidir.

    Lazer ile cilt yenileme işleminden sonra cilt kızarır ve şişer. Bu iyileşme döneminde doktorunuz size iyileşmeyi kolaylaştıran merhemler ve bandajlar önerecektir. Lazer ile cilt yenileme sonrasındaki kızarıklık birkaç ay devam edebilir. Lazer tedavisinden sonra uzun süre güneşten kaçınmalıdır. Ayrıca günlük olarak güneşten koruyucu krem özenle kullanılmalıdır.

    Lazerin yan etkileri arasında , derin izler, koyu veya açık renkli lekelenme infeksiyon, Herpes virüs infeksiyonunda yayılma sayılabilir.

    2. Cildi soymadan yenileyen lazerler (non-ablative laser) ile sivilce – akne izi tedavisi

    Bu yöntemde kullanılan lazerler üst deriyi soymadan, derinin alt tabakalarını etkileyerek sivilce izi tedavi etmektedirler. Kollajenin ısınmasını sağlayarak cildi gerdikleri böylece sivilce izlerinin azaldığı düşünülmektedir. Ofis şartlarında uygulanabilen bu yöntemler çok yenidir.

    Cildi soymadan yenileyen lazerler

    IPL

    Fraksyonel lazer

    1450-nm diode lazer

    1540 nm Erbium: Glass lazer

    1320 mn Nd: YAG lazer

    Pulsed –dye lazer (585-595 nm)

    Q-switched 1064 nm Nd:YAG lazer

    Long pulsed 1064 nm Nd:YAG lazer

    LED

    Cildi soymadan yenileyen lazer olmayan sistemler

    Plasma

    Radyofrekans

    Bu lazer uygulamaları ile sivilce izlerinde %30-70 azalma olduğu belirtilmiştir. Akne ( sivilce ) iz tedavileri 2-4 hafta aralıklarla ortama 5 seans yapılmalıdır.

  • Travma Sonrası Stres Bozuklukları

    Travma Sonrası Stres Bozuklukları

    Yaşam akışı içerisinde insanları olağandan fazla olumsuz etkileyen ve daha sonrasına da zorlayıcı yansımaları olan olaylara veya yaşanmışlıklara “travma” deriz.Travma sonrası stres bozuklukları ise insanları zorlayıcı derinlikteki bu olumsuz yaşanmışlıklar sonrasında insan psikolojisinde oluşan çok yönlü zorlanmalardır.

       Travma bir doğal afet,bir yangın,bir kaza,bir sarsıcı kayıp veya bir ilişki sorunu olabilir. Sonuçta insan yaşadıklarıyla etkileşim içerisinde bir varlıktır ve özellikle etki derinliği yüksek yaşanmışlıkların sonrasına da algısal ve hissedişsel yansımaları olmaktadır.Zaten travma ağırlığında bir olaydan etkilenmemesini kimseden bekleyemeyiz.Önemli olan etkilenmenin boyutu ve derinliğidir.Ne yaşanırsa yaşansın aslında yaşam devam ediyordur ve travmatik olayların olumsuz etkilerinin de sağlıklı bir psikolojide makul bir zaman diliminde tasfiye edilmesi gerekir.Ancak yaşanan travmatik olayların yaşamın sonrasına da fiili yansımalarının olması,derinliği ve bir de yaşayan insanın hassasiyet derecesi etkilenmenin hangi seviyede olacağında belirleyici olmaktadır.Örneğin boşanma sendromu,kaza sendromu,afet sendromu, korku sendromu gibi derinliği yüksek travmatik olaylar vardır.Birde bu olaylarda kişiden kişiye değişen etkilenim oranları bulunmaktadır.Travma sonrası stres bozuklukları çoğunlukla da hassas kişilik yapısında olan ve psikolojik direnci düşük insanlarda görülen bir psikolojik problemdir.

        Travma sonrası stres bozuklukları bir çok psikolojik problem gibi normal üstü etkilenme sonucu daha çok ortaya çıkar.İnsanlarda yeme bozukluğu,uyku bozukluğu,psikosomatik problemler, çarpıntı,soğuk ter atma,yalnız kalamama,ağızda kurumalar,mide bulantıları,mutsuzluk sendromu gibi bir dizi psikolojik veya psikofizyolojik sıkıntı yaratırlar.Totalde huzuru,dinginliği,motivasyonu, yaşama sevincini ve yaşam konforunu olumsuz etkiler bir etki yaratırlar.

        Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan insanların yaşadığı sorunun derinliğine göre bir yol izlemesi gerekir.Sıkıntı aşırı derin ise hem psikiyatrik tedavi hem de psikolojik destek gerekecektir.Aşırı derin değil ise psikolojik destek alınmalıdır.Ama bilinmelidir ki travma sonrası stres bozuklukları insanların kendi kendilerine aşabilecekleri bir sorun değildir.Pesimist (kötümser) de olmayın…bunlar çözülemez problemler değildir ama çok da zaman kaybedilmemelidir.

  • RUHUNUZA SAĞLIK

    RUHUNUZA SAĞLIK

    Sağlık bedenen ve ruhen tam bir iyilik hali olmasına rağmen, ruh sağlığı son yıllarda önemsenmeye başlandı. Önce depresyon, panik atak, anksiyete, sosyal fobi, vajinismus gibi hastalıklar tedavi edilirken; artık derin bir mutsuzluk, hayatın anlamsızlığı, hiçlik ve boşluk hisleri, yaşamay ıdeğer bulmama gibi daha derin sorunlar tedavi edilmeye başlandı. Sorunlar derinleştikçe hissedilen olumsuz duygular artmaya, tedavi süreci ise uzamaya başladı.

    Günümüzde en sık karşılaşılan sorunlardan biri derin olumsuz duygular ve kontrol edilemeyen davranışlardır. Sebebi anlaşılmayan ve birdenbire gelişen kötülük hali, bazen depresif durumun oluşmasıyla bazen de öfke kontrolsüzlüğünün oluşmasıyla sonuçlanmaktadır. Depresif haldeyken kişi kendini terk edilmiş, boşlukta, hiçlikte hisseder. Hayatın yaşamanın bir anlam ıyoktur. Boğazda düğümlenir alınan her nefes, göğüs bölgesinde ise bir ateş yanar. Bu ateş her nefes alış verişte yakar tüm dünyayı. İçinden çıkılamayacak ve hiç sonlanmayacak bir histir bu, katlanılması oldukça zor olan.

    Değersizlik ve yetersizlik duyguları hücreleri sarar, ölümcül bir çaresizlik yaşanır.Boşluktur derinin altında olan tek şey ve buna katlanmak için başka başka eylemler gerçekleştirilir. Normal zamanlarda tercih edilmeyecek şekilde yapılırlar ve anlık iyilik hali oluştururlar. Aşırı yemek yemek, sigara ve alkol kullanmak,gelişi güzel seks yapmak, aşırı spor yapmak vb… Peşi sıra gelen pişmanlık ve suçluluk. Zaman zaman ölümcül bir öfke hissedilir. Katlanılması imkansız olan bu duyguyla başedemeyen kişi öfkesini dışarıya atmak ister. Öfkeli davranışlar,suçlayıcı cümleler ile duygu dengelenmeye çalışılır. Hayatın içinden sadece bir kesittir anlatmaya çalıştığımız davranış şekli. Hissettiğimiz duyguların farklı formları ve sonuçlarında gelişen farklı davranışlar mevcuttur.

    Her insanın zor yaşantıları ve duygulanımları vardır. Ancak herkes ne zaman ne yaşadığını ya da yaşadığı şeyin normal olup olmadığını farkedemez ve yaşadığı tüm sıkıntının normal olduğunu düşünür ne yazık ki. Bir grup da çok zorlandığı halde sorununu çözmek için tek adım atmaz. Bizim ulaşmak istediğimiz nokta ruh sağlığını korumayı amaç edinen sıfır noktasından başlayıp, kendinizi tanıma becerisini kazandırıp, hangi davranışı ne zaman yaptığınıza dair içgörü geliştirmenizi sağlayıp, bir sonraki tekrarda kendinizi kontrol edebilme yetkinliğini kazandırmaktır. Sürekli tekrarlanan davranış şekillerini farketmek, bunu yüzlerce kez yaptıktan sonra yeni davranış şekli geliştirmek ve öğrenilen davranışı alışkanlık haline getirmek, danışanın dönüm noktası olmaktadır.

    Depresyonda olmasanız da, panik atak yaşamasanız da; yani gözle görünür semptomlar olmasa da derin bir suçluluk, derin bir üzüntü, derin bir umutsuzluk halleri bizim hayatımızı alt üst etmeye yetebilir. Yaşadığınız her ne olursa olsun, kontrol edemiyorsanız, size sıkıntı veriyorsa,çevrenizdekilerle ilişkilerinizi bozuyorsa, yaşamdan keyif almanızı engelliyorsa, gülmek istemiyorsanız isteyip gülemiyorsanız, çaresizlik sizi bataklık gibi içine çekiyorsa, düşünceler içinde boğuluyorsanız, uykularınız bozulduysa, iştahınız kontrolden çıktıysa, öfkeniz sizi her ortamda zor durumda bırakıyorsa,kendiniz için birşeyler yapmanın vakti demektir.

    Ruh sağlığınız en az fiziksel sağlığınız kadar önemlidir ve ruh sağlığınızın varlığı fiziksel sağlığınızı korumanızda etkilidir.Sahip olduğunuz hayat sizin hayatınız; başrolde siz varsınız.Yaşadığınız hayattan keyif almayı çıkış noktanız edinin ve mutlu olmak için elinizden geleni yapın. Eğer siz isterseniz RUHUNUZA SAĞLIK gelir ve siz istemedikçe gitmez. Bu konuda destek almak sizi kısa zamanda mutlu sona ulaştıracaktır. Sağlıklı günler…