Etiket: Deri

  • Ergenlik dönemi aknesi nasıl başlar?

    Ergenlik dönemi aknesi nasıl başlar?

    Ergenlik Dönemi Aknesi Nedir, Nasıl Başlar?

    Akne, derinin yağ dengesini sağlayan sebum adlı maddenin salgısını yapan özel keseciklerin tıkanmasından kaynaklanan deri hastalığıdır. Ergenlik döneminde daha sık görülür. Hormonal faktörler, genetik yatkınlık, yanlış beslenme ve hatalı temizleyicilerin kullanılmasıyla şiddeti artabilir. Uzun süreli bir hastalık olması nedeniyle tedavisi sabırla ve dikkatle yapılmalıdır. Tedavinin aksaması veya yarıda bırakılması ömür boyu kalacak izlerin oluşmasına veya aknenin ileri evreye geçip kötüleşmesine sebeb olur. Ben kliniğimde ergenlik aknesini en sık cildin aşırı yağlanması, t bölgesi denen alın burun ve çene kısmının kirli ve tıkaçlı görünümüyle tespit ediyorum. Bu dönemde hastanın dermatoloğa başvurması hatalı ürün kullanımını engelleyip başlangıçtan itibaren akneyi kontrol etmemi sağlıyor. Genelde sorunlu cilt kirli göründüğü için sürekli yıkama davranışına sebeb oluyor . kirli görünümlü cilt sorunlu cilde dönebiliyor. Kuruluk, pullanma, kızarıklık ve iltihaplı kesecikler bu duruma eklenebiliyor. Başlangıç evresinde sadece yağlanma , kara nokta, kirli cilt görünümüyle başvuran ergenlik aknesi hastasına ilk yaklaşımım iyi bir sorgulama oluyor. Ailenin cilt hastalıkları açısından geçmişi, sıkıntılar ne zamandan beri var, neler kullanıldı? Beslenme ve spor durumu nedir? Akne tedavisinde bunların tümünü ele alıp ardından ilaçlarla veya dermokozmetik ürünlerle tedaviye başlıyorum. Ergenlik aknesinde tıbbi ilaç tedavisine en büyük desteği temizleme ürünleri verir. Temizleme ürünlerinin doğru seçilmesi aknede kritik noktadır. Cildi yağlı, kuru, alerjik veya karma olan kişilere verilecek ürünler farklıdır. Hatalı ürünle cildin bariyeri bozulursa aknenin üstüne başka hastalıklar eklenir. Ben temizleyici olarak duruma göre süt, losyon, tonik veya bitkisel içerikli, bazen antimikrobiyal temizleme ürünleri veriyorum. Temizleme alışkanlığının ergenlik döneminde genelde zor geldiğini bildiğim için mümkün olduğunca az ürünle tedaviye başlamayı tercih ediyorum. Erken dönemde görülen aknenin başlama yaşı 7-8 yaşlarına kadar indi. Bu durumun hormon katkılı gıdalardan tetiklendiğini düşünülüyor. Çocukların beslenmesinde rafine edilmiş, uzun raf ömrüne sahip katkılı şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmaları önemli. Besin değeri olmayan, kimyasal maddelerle tatlandırılmış, sadece lezzeti için tüketilen gıdaların vücuda alınması karaciğer başta olmak üzere atılım yapan organları olumsuz etkiliyor. Derinin de toksik maddeleri dışarı atmakla görevli olduğu düşünülürse yediğimiz maddelerin ne kadar kritik olduğu anlaşılır. Çocukların sağlıklı beslenmesinin yanı sıra spor alışkanlıklarının olması da benzer yolla etki eder. Spor yapan çocuğun sağlıklı kan dolaşımı olur. Terle beraber toksik maddeler dışarı atılır, tıkaçlar rahatlar ve derinin beslenmesi artar. Deriyi iyileştirmek hem içerden hem de dışarıdan destekle olur. Konuyu toparlamak gerekirse; ergenlik döneminin bir parçası olan aknenin tedavisine hemen başlamak gerekir. Ailede akne sorunu yaşayanlar olduysa erken dönemden itibaren dermatolog takibine girmek doğru yaklaşım olur. . Akne tedavisi yıllarca sürebilir. Tedaviye zaman zaman kozmetikler, cilt bakımı uygulamaları eklenebilir. Bunları sabırla ve düzenli olarak izlemek gerekir. Akne tedavisinde yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi kritik noktadır. Dermatolog bunu değerlendirip kişiye özel önerilerde bulunabilir. Tedavi edilmeyen aknede karşılaşılan en büyük sıkıntı deride ömür boyu kalacak izlerin ve lekelerin olmasıdır.

  • Fraksiyonel  lazer

    Fraksiyonel lazer

    Akne izleri hem fiziksel hem de ruhsal açıdan hastaları çözüm arayışına iten rahatsızlıklardır. Er:YAG lazer ile deri yenileme, akne sikatrislerinin tedavisinde etkili ve güvenli bir tedavi şeklidir.Lazer ile deri soyma yöntemi son yıllarda kırışıklığı, fotoyaşlanması ve akne sikatrisi olan hastalar için popüler bir tedavi yöntemi olmaya başlamıştır. Bu yöntem sayesinde deri buharlaşma yoluyla tabaka tabaka soyulur. Ayrıca dokunun ısınması da kollagenin büzülmesine ve böylece kırışıklıkların ve akne izlerinin azalmasına neden olur. Deri soyma işlemi deri eklerini (sebase bezler, kıl folikülleri ve ter bezi kanalları) koruyarak yapılan epidermisin ve üst dermisin soyulması işlemidir. Bu işlem derinin rejenerasyonuna izin verir ve ayrıca kollagen üretimini artırır.

    Fraksiyonel Lazer

    Fraksiyonel lazerde yüksek enerji fraksiyone edilerek, yani bölünerek mikroskobik sütunlar şeklinde cilt altına iletilmekte ve bu bölgede oluşturduğu ısı nedeniyle doğal yara iyileşmesi hızlanmaktadır.Kollagen, elastin ve hyaluronik asit sentezi tetiklenmekte yeni ve sağlıklı doku oluşmaktadır. Doku onarılırken cilt gerginleşip sıkılaşmakta, daha genç ve canlı bir görünüm elde edilmektedir.

    Fraksiyonel Lazerin Diğer Lazer Sistemlerinden Farkı Nedir?

    Bu sistemde iyileşme ve sosyal hayata dönüş daha çabuk olmaktadır.Özellikle günümüzde zaman sıkıntısı göz önüne alındığında bize büyük avantaj sağlamaktadır.

    Fraksiyonel Erbium-Yag Lazer (Merkezimizde Alman Asclepion Firmasının MCL 30 Dermablate modeli kullanılmaktadır)

    Erbium-Yag lazer güvenli, kontrol edilebilir doku ablasyonu sağlayan bir lazerdir. Bu lazerin dalga boyu CO2 lazer ışınına göre 13 kat hızlı apsorbe edilebilir. Bu da dokudaki suyun çok hızlı buharlaşmasını sağladığı için hasar ciltte devamlı kalmamakta ve nonspesifik ısı hasarı oluşturmamaktadır. Deri üst tabakasının kontrollü bir şekilde soyulmasını ve yaşlanmış, hasarlanmış deri yüzeyinin yeni ve pürüzsüz olmasını sağlar.

    Uygulama anestezi gerektirmeyen bir işlemdir. Sonrasında uygulama bölgesinde kızarıklık ve hassasiyet olur. Hassasiyet aynı gün geçer, kızarıklık ise 24-48 saatte geçer. 48 saat sonunda ince kabuklanmalar oluşur. Kabuklanma da yaklaşık 4-5 günde geçer. Probleme göre 3-6 seans 4-5 hafta aralarla yapılır.

    Fraksiyonel Erbium-Yag Lazer Nerelerde Kullanılır?

    Tüm yüz kırışıklıklarında kullanılır. Özellikle dudak ve göz etrafındaki kırışıklıklarda en iyi tedavi şekillerinden biri olarak bilinir.

    Sivilce izlerinin azaltılmasında ,

    Karın çatlaklıklarının tedavisinde,

    El gençleştirmede,

    Yüz ve vücuttaki iyi huylu tüm lezyonların ve iyi huylu benlerin alınmasında güvenle kullanılır

  • Yüz ve dudak dolgusu

    Yüz ve dudak dolgusu

    Dolgu maddeleri deri altına enjekte edilerek yapılan dolgu estetiği , derideki ince ve derin kırışıklıkları gidermek, yara izlerini tedavi etmek, ciltteki çukurları yok etmek, ince dudakları kalınlaştırmak, yanaklara dolgunluk vermek amacıyla kullanılan maddelerdir. Dolgu enjeksiyonu tedavisi sonrası kısa sürede daha genç bir görünüm sağlanır. Dolgu estetiği ile yüzdeki yorgun ifade giderilir.

    Yıllar içerisinde ciltte elastik lif, kollajen lif, yağ tabakası ve hyaluronik asitin azalmasına bağlı olarak kırışıklıklar ve sarkmalar meydana gelir. Özellikle göz, ağız, çene, boyun, burun, alın bölgesinde kırışmalar ve sarkmalar ortaya çıkar. Yüzün alt kısımlarında sarkma ve kırışıklıklarda dolgu enjeksiyonu başarıyla kullanılabilir.

    Dolgu enjeksiyonu dudağa daha dolgun ve genç görünüm sağlamak amacı ile uygulanmaktadır. Ciltteki derin yara ve akne izlerini gidermek için de kullanılabilmektedir.

    Dolgu enjeksiyonu kırışıklık veya deri defektinin olduğu bölümün altına derideki çöküklüğü gidermek amacı ile yapılır. Bu bölgedeki kırışıklık ve çukurlar dolgu maddesinin etkisi ile azalır veya kaybolur. Bazen dolgu maddesinin kollajen üretimini arttırıcı etkisi olabilmektedir.

    Hyalüronik asit dünyada giderek popülaritesi artan, etkin ve şu an için en güvenli dolgu materyalidir. Alerji ve deri sertleştirme riski çok düşüktür.

    Uygulama sonrası kişi rutin aktivitelerine hemen dönebilir. Kalıcılık süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte 6- 9 ay kadardır. Dolgu ihtiyacı olan bölgenin yaygınlığına ve dokudaki defekte yani boşluğa göre kullanılması gereken dolgu materyal miktarı değişir. Ücretlendirmenin de kullanılan dolgu materyali miktarına göre belirlenmesi gerekecektir.

    Hangi bölgeler dolgu enjeksiyonu ile tedavi edilebilir ve ne amaçlanır?

    Alın çizgileri

    Kaş arasındaki çizgiler

    Ağız etrafındaki kırışıklıklar

    Nasolabial çizgiler (Burun kanatlarından dudak köşelerine inen kırııklık)

    Ağız kenarından çeneye doğru uzanan kırışıklıklar

    Kaşa şekil vermek

    Elmacık kemiklerini belirginleştirmek

    Dudak şeklinin vurgulanması ve hacminin arttırılması, asimetrik dudakların düzeltilmesi başlıca kullanım alanlarıdır.

    Yüz dolgusundan sonra nelere dikkat etmeliyim?

    Aşırı sıcak (güneşlenmek, solaryum gibi) ve soğuktan tedavi sonrası birkaç gün kaçınmak dışında dikkat etmeniz gereken bir şey yoktur.

    Yüz dolgusu yan etkileri nelerdir?

    Hyalüronik asit içeren dolgularda yan etki riski düşüktür. Uygulama alanında geçici olarak şişlik, kızarıklık, morluk ve hassasiyet gözlenebilir. Nadiren özellikle sentetik materyal kullanılanımında allerjik reaksiyonlar ve granülom yani geçici yada kalıcı doku yumruları olan vakalar bildirilmektedir.

  • Prp  ( plateletten zengin plazma )

    Prp ( plateletten zengin plazma )

    PRP (Platelet Rich Plasma) Tedavisi

    Kök hücre mantığından yola çıkan PRP (Platelet Rich Plasma) yöntemi, kırışıklık, cilt yenileme, yara izi ve sivilce izleri ve saç dokülmesi tedavisinde kullanılmaktadır.Prp tedavisinin daha etkili olması için özel kit kullanılmalıdır.

    PRP tedavisi için hastanın kendi kanı alınarak, 8 dakika boyunca 3000 devir/ dakika santrifüj edilir. DNA aktivasyonu sağlayan özel bir kit ile birleştirilir. Aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörleri salgılar. PRP yönteminde, büyüme faktörleri kök hücrelerin göçünü ve çoğalmasını tetikler. Böylece dokuda yenilenme meydana geldiği düşünülmektedir. Bu yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve alerji riski taşımamasıdır.

    PRP yöntemi ve merak edilenler

    1) PRP tedavisinde önerilen uygulama sayısı kaçtır ve uygulama aralıkları ne olmalıdır?

    PRP yöntemi 2 ila 4 haftalık aralarla yapılabilir. PRP tedavisi için ortalama 3 ila 4 seans önerilmektedir.

    2) PRP tedavi seansları sona erdiğinde, ne kadar sure sonra tekrar edilmelidir?

    Genel olarak, tedavi idamesinin 8 ila 10 ayda bir yapılabilir.

    3) Beklenen cilt yenilenme etkisi ortalama olarak ne kadar sürer?

    Yaşlanma süreci devam ettiği için idame tedavisi gereklidir. Prp tedavisi saç dökülmesinin önlenmesi ve yeni saç çıkmasındada oldukça etkili bir yöntemdir.

    Fibrocell (Kök Hücre Yöntemi)

    Fibrocell yöntemi yani kök hücre yöntemi cilt gençleştirme yöntemleri arasında giderek öne çıkan bir uygulamadır. Bu yöntemde kişinin kulak arkası derisinden alınan küçük bir parça ile fibroblast adı verilen kök hücreler doku kültürlerinde çoğaltılır. Elde edilen yoğun hücre kokteyli tekrar deriye verilir.
    Fibrocell yönteminin kullanım alanları nelerdir:

    Yüz ve dekolte bölgesinde kırışıklıkların azaltılması

    Özellikle çene ve boyun bölgesinde gözlenen sarkmalar

    Akne ve suçiçeği sonrası kalan çukur biçiminde izlerin doldurulması

    Güneş hasarı ve sigara gibi çevresel etmenler nedeniyle canlılığını yitirmiş, mat ve gözenekli görüntünün tedavisi

    Dudakların biçimlendirilmesi ve dolgunlaştırılması

    Yanık ve cerrahi izlerinin tedavisi

    Kronik yaraların tedavisi

    Fibrocell yönteminde kişiye yoğunlaştırılmış olarak verilen fibroblast hücrelerinin özellikleri nelerdir?
    Fibroblast hücreleri vücutta kolajen sentezinden sorumlu temel hücrelerdir. Kolajenin yanında elastik lifler ve hyaluronik asit fibroblastlar tarafından oluşturulurlar. İnsan bağ dokusunda bulunan fibroblast hücreleri yara iyileşmesi ve doku onarımında çok önemli rol oynarlar. Ancak 25 yaşından sonra kişideki fibroblast hücreleri azalmaya başlar ve bu azalma sonucu ciltte sakma ve kırışıklıklar orta çıkmaya başlar.

    Fibrocell yönteminde üretilecek labaratuarda fibroblastlar nasıl alınır?

    Kulak arkası derisinden lokal anestezi ile 2-3mmlik bir deri parçasının alınması yeterlidir. Bu parçadaki fibroblast hücreleri laboratuarda doku kültürlerinde çoğaltılırlar. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bir ay kadar sonra birinci yoğun fibroblast içeren solüsyon elde edilmiş olur. Cilde ilk uygulama yapıldıktan sonra da laboratuarda üretim sürdürülür. Yeni elde edilen solüsyonlar ikinci ve üçüncü seanslarda kullanılırlar.

    Uygulama nasıl yapılır?

    Uygulama yapılacak bölge lokal anastezik kremlerle (EMLA) uyuşturulduktan sonra laboratuardan gönderilen fibroblast kültür sıvısı orta deriye mezoterapi yöntemindeki gibi küçük zerklerle verilir. Her uygulamada ortalama 20-40 milyon kadar fibroblast hücresi deri içine verilmektedir. Tedavi genellikle 4 hafta arayla 3 seans uygulanır. Üç seansın sonunda cilde verilen hücre sayısı 100 milyona çıkabilir.

    Fibrocell tedavisinin sonuçları nelerdir:

    Fibrocell tedavisi ile cilde aktarılan fibroblastlar hasar görmüş dokuyu tamir etmeye başlar. Etki diğer yöntemlere göre daha yavaş başlasa da 6-24 ay boyunca düzenli bir düzelme sağlar. Sonuç olarak kırışıklıkları ve sarkması azalmış, parlak canlı bir cilt ortaya çıkar. Elde edilen düzelme uzun sürelidir ve 4-5 yıl sonra bile sürdüğü gösterilmiştir.

    Fibrocell tedavisinin avantajları nelerdir:

    Hastanın kendi hücrelerinden elde edildiği ve yabancı madde içermediği için alerji riski taşımaz.

    Onarıcı etkisi pek çok yönteme göre daha belirgindir.

    Dolgu ya da PRP gibi diğer yöntemlere göre daha uzun süre etkilidir (4-5 yıl kadar)

    Herhangi bir yan etki bildirilmemiştir.

  • Gebelikte meydana gelen deri değişiklikleri

    Gebelik sürecinde deri değişikliklerine sebep olabilecek pek çok metabolik,hormonal ve bağışıklık sistemi farklılıkları olmaktadır. Meydana gelen değişikliklerin bir kısmı normal yani fizyolojik olarak kabul edilir ve gebelerin büyük çoğunluğunda izlenmektedir. Bazı değişiklikler ise gebelik sürecinden sonrada devam ederek kişiyi etkileyecek ciddi görsel problemlere yol açmaktadır.

    Bağışıklık sisteminde meydana gelen değişikliklere bağlı olarak derinin çevresel uyaranlara verdiği yanıtlarda değişmektedir. Buna bağlı olarak sadece gebelik dönemine has deri hastalıkları bulunmaktadır. Bu hastalıklar gebelik sürecinin sona ermesi ile büyük oranda geriler. Ayrıca bu dönemde kişide zaten mevcut olan bazı deri hastalılarının da seyri değişebilmektedir. Bu değişim yatışma veya alevlenme şeklinde olabilmektedir.

    Gebelikte meydana gelen ve fizyolojik olarak kabul edilen deri değişiklikleri şunlardır;

    – Pigment/renk değişiklikleri: Yüz bölgesinde Melasma (Gebelik maskesi), koltukaltı,genital bölge, meme başları ve göbek orta hat çizgisinde koyulaşma

    – Saç ve kıl değişiklikleri: Gebelik sürecinde saçlarda gürleşme ve canlı görünüm, gebelik sonrasında ise saç dökülmesi; vücut kıllarında artış

    – Tırnak değişiklikleri: renk değişikleri, uzama hızında artış, kolay kırılma, tırnak yatağından ayrılma, tırnak yatağında kalınlaşma

    – Yumuşak doku değişiklikleri: göbek çevresi, kalça, kol, bacak ve göğüslerde çatlak oluşumu

    Ter salgısında değişiklikler

    – Damarsal değişiklikler; damar çatlaklarında artış, varis-hemoroid oluşumuna yatkınlık

    – Mukozalarda meydana gelen değişiklikler.

  • Prp tedavisi!!

    Anti-ageing amaçlı PRP tedavisi

    PRP deri yenileme tedavisi, hastanın kendi kanındaki trombosit denen elemanların deriyi yenilemek amacıyla kullanılması işlemidir.Doğuştan gelen yara iyileştirme yeteneğine dayanılarak geliştirilmiş bir yöntemdir. Kandan toplanan elemanların deriye enjeksiyonu ile işlem uygulanır. Allerji veenfeksiyon riski yoktur. Bu yöntem, travma ve yanıklarda ortopedi ve plastik cerrahide, implant tedavisinde ise diş hekimliğinde kullanılmaktadır.

    Kozmetik tıpta kullanım alanları

    Yüz ve boyun kırışıklıkları

    Sivilce izleri

    Sarkmalar

    Saç dökülmesi

    PRP deri yenileme tedavisinin etki mekanizması

    PRP tedavisinde kandaki trombositler kullanılır. Bunların görevi, kanamayı durdurmak, hasar gören kan damarlarını ve hücreleri tamir etmektir. Bu trombositler çeşitli büyüme faktörlerini içerirler. Bu büyüme faktörleri, vücut hücrelerini uyarır ve yenilerler.Bunlar trombositlerden salgılandıkları zaman kollajen yapımını uyarırlar ve yeni kılcal damarlar geliştirerek derinin yenilenmesini sağlarlar.

    PRP ile deri yenilenmesi

    Trombosit içeriğinin enjeksiyonu ( PRP ):

    Yaşlanan deride kollajen daha azdır, elastikiyeti azalmıştır. Hiyaluronik asit miktarı da azaldığından nem tutma kapasitesi de azalmıştır.

    Trombositlerden büyüme faktörlerinin salınımı:

    Hücre gelişimi ve kollajen oluşumu başlamıştır.

    Deri dokusunun yenilenmesi:

    Kollajen oluşmuş, derinin elastikiyeti artmıştır. Nem tutma kapasitesi artmıştır.

    Tedavi işlemi

    Kan alınır.

    Santrüfüj edilerek trombositten zengin serum elde edilir.

    Trombositten zengin serum deriye enjekte edilir.

    Kan alımı ve enjeksiyon yapımı arasındaki süre yaklaşık 30-40 dakikadır. Enjeksiyon sonucu, trombositlerden çeşitli büyüme faktörleri salgılanır. Kollajen ve hiyaluronik asit üretimiyle birlikte yara iyileşmesi başlar. Kırışıklık ve sivilce gibi belirtilerin düzeltilmesi yoluna gidilir.

    Bu tedavi sonucunda, uygulanan bölgede doğal bir değişim olur. İyi etkiler, yaklaşık 2 ay içinde yavaşça ortaya çıkar.

  • Akne oluşumunda gerçekte ne etkili?

    Akne oluşumunda gerçekte ne etkili?

    Araştırmalar akne tedavilerinde değişikliğe neden olacak gibi görünüyor.

    Akne gençler ve yetişkinler arasında yüzde 85’ten fazlasını etkileyen, en sık görülen kronik deri hastalıklarından biridir.

    Sivilcenin nasıl oluştuğu ile ilgili bazı tartışmalar vardır. Fakat ortak olan görüş tek etkene bağlı olmayan bir sorun olduğu gerçeğidir. Akne oluşumunda en çok suçlanan mekanizmalar;

    – Yağ bezlerinden aşırı yağ ( sebum) üretimi

    – Kıl kökünde iltihabi reaksiyon

    – Kıl kanalında aşırı hücresel üretim

    – Kıl çevresinde yaşayan Propionobakterium aknes isimli bakterinin anormal miktarda üremesi gibi mekanizmalar geçerli idi.

    Yıllarca akne tedavi yaklaşımımızı aknenin iltihaplı olup olmadığına göre belirliyorduk. Siyah ve beyaz noktacıklar ( açık ve kapalı komedon olarak isimlendirilir) iltihapsız sivilce, kızartılı, deriden kabarık ve irinli olanlar ise iltihaplı sivilce olarak kabul ediliyordu. Fakat yakın geçmişte yapılan araştırmalar aknenin her formunun iltihabi özellikler taşıdığını gösterdi. Çıplak gözle göremediğimiz iltihabi yapıların mikroskopla incelendiğinde kıl kökü ve kıl çevresinde bağışıklık hücrelerinin istilası gözleniyor.

    Bağışıklık sistemi üzerine yapılan çalışmalarda doğal bağışıklık sisteminin (derimize saldıran patojen mikroorganizmaları tanıyıp ilk yanıtı veren ve ilk bağışıklık sinyalini tetikleyen sistem) P. acnese bakterisine karşı düzgün çalışmadığı ve bir bağışıklık sorunu oluştuğu gösterildi. Bağışıklık sisteminin bu işlevi yöneten elemanlarını ( inflamazom ve tool like reseptor olarak isimlendirilir) baskılayan tedavi rejimleri akne oluşum sürecini engelledikleri için etkili oluyorlar.

    Yağ bezleri gereğinden fazla sebum üretiyor ama nasıl?

    Yağ bezlerinin bu sorundaki rolü nedir gibi bir soru akla gelebilir. Aslında akne oluşum mekanizmasının tam ortasındadır. P.acnes olarak isimlendirilen akne bakterileri derinin özgün yağı olan sebumun iştah açıcılığına dayanamaz ve sebumu yağ asitlerine parçalar. Yağ asitleri -kendisi de yağ yapısında olmasına rağmen- deride iltihabi süreci başlatır.

    Peki, akne oluşumunda tüm mekanizma bu kadar basit mi? Tabii ki hayır. Yapılan son çalışmalarda sebumu üreten yağ bezi hücreleri sadece yağ üretmekle kalmıyor aksine bağışıklık sisteminin bir öncü kuvveti gibi de çalışıyor. Eksilen ve deride tahrişe neden olan yağ asitlerinin uyarısı ile daha fazla sebum üretiyor. Sebase bezlerden salgılanan sebum bir inflamazomu ön plana çıkartıyor ve bu öncül bağışıklık ajan iltihabi reaksiyonu tetikliyorve arttırıyor. Yani deriyi bakteriye karşı korumak amaçlı üretilen inflamazom formundaki sebum yağı asıl görevini yapamıyor ve iyi amaçla üretilmesine rağmen aknede kötü bir sonuca neden oluyor. Bu kısır döngü kırılamazsa akne sorunu hafiften şiddetliye artarak devam ediyor.

    Bu araştırma ile elde edilen veriler çok önemli. Öncelikle akne oluşumunda sebase bezlerin rolünü açıkça ortaya koyuyor. Bunun yanında asıl heyecan verici özellik ise sebase bezlerin bağışıklık sistemi işleviyle aktivasyonunun akne oluşum mekanizmasındaki rolünün anlaşılmasıdır. Bu gelecekte akne tedavisinde ve aknenin önlenmesinde yeni yöntemler geliştirmemize yardımcı olacaktır.

    Yani derinin yeterince temizlenmesi yani ne az ne de çok yeterince temzlenmesi, koruyucu sebumun belirli oranda deride bırakılması, derideki akneye neden olan bakteri sayısının düzenli yıkamayla azaltılması- maalesef bitmiyor, derinin sürekli doğal konakçısı- sivilce tedavisinin birinci basamak tedavisidir. Buna ek olarak deride iltihabi süreci baskılayıcı anti-enflamatuar tedaviler ana tedavi ürünleri olarak öne çıkacaktır.

  • Ultherapy

    Ultherapy müdahalesiz, cerrahi operasyon gerektirmeyen ultrason teknolojisini kullanarak gevşek deriyi sıklaştıran, güçlendiren ve kaldıran (lifting) bir tedavi yöntemidir. Ultherapy, FDA onaylı müdahalesiz yüz germe işlemini yapan ultrason teknolojisidir. Tek bir tedavi ciltteki kolajeni doğal bir şekilde güçlendirir ve yeniler. Ciddi sıkılaştırma Ultherapy ile mümkün olduğu için hastalar daha hoş görünümlü çene hattı, daha sıkı bir boyun, kalkık kaşlar ve göz kapaklarına kavuşabilirler. Tedavi süresi 30-60 dakikadır.

    Ultheraphy cerrahi müdahale istemeyen ama gerdirme işlemini isteyen hastalar için çığır açan bir alternatiftir. Ultheraphy cilt gevşeme belirtilerinin başladığı hastalar için de mükemmel bir seçenektir. Deri gevşemesi ilk olarak alında meydana gelir ki bu da düşük kaşlara ve yorgun bakışlara neden olur. Yanak ve boyun gevşemeleri yassılaşmış yanaklara, nazolabial kıvrımlara, gıdıya, kötü görünen çene altına ve kıvrık ağza neden olur. Yaşlanma sürecinden ve yaşlanmaya işaret eden bu belirtilerden kurtulmanın en mükemmel yolu Ultherapydir.

    ULTHERAPHY NASIL ÇALIŞIR

    İlk olarak, düz bir aplikatör deriye yerleştirilir ve istenilen etkiyi elde etmek için derinin altına belli bir derinlikte fokuslanmış ultrason enerjisini küçük odaklara iletir. Enerji, artan güç ve esneklikle cildin gençleşmesini sağlayan yeni kolajen üretimini harekete geçirir. Ultheraphy deri altındaki derin tabakaları tedavi edebilen lazerlerden farklıdır. Ultrason boyun kasındaki platizma ve SMAS tabakalarını hedef almak için cildin üst tabakalarının yanından geçebilmektedir. Bunlar aslında yüz gerdirme işleminde sıklaştırılan yapılardır. Doğru derinlikte doğru miktarda enerjiyi iletmek SMAS ve platizmanin gerilmesini sağlar.

    ULTHERAPHY KİMLERE UYGULANABİLİR?

    Yüzünde veya boynunda herhangi bir seviyede deri gevşemesi sorunuyla karşı karşıya olan hastalar Ultheraphy tedavisi için uygun adaylardır. İnik/düşük kaşlı , sarkık göz kapaklı ve yüz/boynunda gevşek derisi olan hastalar tedaviden faydalanabilirler. Her yaş grubundan hastalar Ultheraphy tedavisinden faydalanabilecekleri gibi ileri boyutta deri sarkması/gevşemesi yaşayan hastaların yüz gerdirme gibi diğer seçenekleri düşünmesi tavsiye edilir. Pek çok hasta olası komplikasyonlardan ve anesteziden kaçınmak için cerrahi operasyona alternatif olarak Ultheraphy ile tedaviyi seçmekteler.

    ULTHERAPHY TEDAVİSİNDE BEKLENTİ NE OLMALIDIR?

    Ultheraphy nin önemli faydalarından biri işlem sonrasında sosyal hayatın olumsuz etkilenmemesidir. Hastalar tedaviden hemen sonra günlük yaşamlarına dönebilmektedirler. Ufak şişlikler ve morarmalar, hassasiyet, karıncalanma ve uyuşmalar meydana gelebilir ancak birkaç gün içinde son bulur. Doğrudan faydalarından bazıları kolajen üretimi başladığında daha sert ve sıkı hissiyat ile beraber deride güçlenme ve gerilmedir. Kolajen gelişimine dayanan diğer yenileme tedavilerine benzer olarak sonuçlar 2-3 ay içerisinde kendini göstermektedir. Bazı hastalarda bu gelişme süresinin 6 aya kadar çıktığı görülmüştür.

    ULTHERAPY İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR

    ULTHERA NEDİR?

    Ulthera, operasyonsuz yüz gerdirme endikasyonu ile FDA onaylı ultrason enerjisidir/teknolojisidir. Enerjiyi, fokuslanmış ultrason yoluyla gerdirici ve sıklaştırıcı etki yaratmak için derin dokulara iletir. Yeni kolajen üretimi ek yenilenmeyi sağlar.

    ULTHERAPY HANGİ BÖLGELERE UYGULANIR?

    Ultherapy daha derinlerdeki gevşek dokuların yanında gevşemiş ve sarkık deriye uygulanır. Ultherapy kaşları kadırır ki bu da üst kapaktaki deri fazlalığını iyileştirir/düzeltir ve üst yüz kısmında daha sağlıklı taze bakışlar sağlar. Orta yüz kısmında sıklaşma nazolabial kıvrımları, gıdıyı, kırışıklıkları ve çene hattını düzeltir. Ağız kısmındaki tedavi (Perioral bölge) kırışıklıkları ve ince çizgileri düzeltir. Boyun çevresindeki ultherapy tedavisi boyun açısını ve çeneyi düzeltmek için boyun kaslarını ve derisini sıklaştırır. Son olarak kadınlarda üst göğüs kısmındaki tedavi bölgedeki kırışıklığı düzeltir ve dekolte bölgesini sıklaştırır.

    ULTHERAPY TEDAVİSİNDEN SONRA HERHANGİ BİR PROBLEM OLUR MU?

    Tedaviden sonra hiçbir aksaklıkla karşılaşılmaz ve hasta normal hayatına devam edebilir. Tedaviden sonra birkaç hafta tedavi edilen bölgede hafif ağrı hissedilebilir.

    ULTHERAPY HERHANGİ BİR ÖZEL EĞİTİM VEYA TECRÜBE GEREKTİRİR Mİ?

    Ultherapy gibi enerji odaklı yöntemler ancak bir hekim tarafından uygulanmalıdır, en iyi sonucu alabilmek için tecrübe ve ileri düzeyde Ultherapy teknikleriyle ilgili özel olarak eğitim almak gerekir.

    ULTHERAPY İLE TEDAVİ ACI VERİR Mİ?

    Ultherapy son zamanlarda tedavinin daha rahat bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan ‘ Ultherapy Amplify’ diye adlandırılan bir yazılım güncellemesine ulaştı. Rahatlama düzeyi kişiden kişiye farklılık gösterebildiği gibi Ultherapy işleminin dayanılabilir olduğunu söyleyebiliriz. Her hangi bir rahatsızlık meydana gelirse bu hassas durum geçicidir. Bu rahatsızlıkları minimize etmek için gerekli önemleri almaktayız.

    ULTHERAPY TEDAVİSİNİN SONUÇLARINI NE ZAMAN GÖRÜLÜR ?

    Nihai germe ve sıklaştırma işlemi 2-3 aylık bir periyodu kapsar. Zayıf kolajenler yeni ve daha esnekleriyle yer değiştirdiğinde işlem tamamlanır. Kolajen üretim süreci devam ederse hastalar daha iyi sonuçları tedaviden sonra 6 içinde görürler.

    ULTHERAPY GÜVENLİ MİDİR?

    Ulthera cihazı klinik çalışmalar sonucunda güvenirliği kanıtlandıktan sonra FDA tarafından onaylanmış, dünya genelinde 100,000 nin üzerinde tedavi güvenli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Ultrason enerjisi tıpta çoğu uzmanların kanıtlanmış geçmiş performansına sahiptir.

    KAÇ SEANS GEREKTİRİR?

    Hastaların büyük çoğunluğu tek bir seansa ihtiyaç duyarlar; ancak hali hazırdaki gevşemenin derecesine göre bazı hastaların ek bir tedavi –seans- almaları gerekebilir.

  • Mesoterapi / mezolifting

    Mesoterapi / mezolifting

    Mesoterapi, deri ve bazen deri altı yağ dokusu içine vitamin, mineral, baz kofaktörler, hyaluronik asit gibi aktif içeriklerden oluşan bir kokteylin hekim tarafından iğne yardımıyla uygulanması esasına dayanan tıbbi tedavi tekniğidir. Bu yöntem 1952 yılında Fıransız doktor Michel Pistor tarafından bulunmuş ve geliştirilmiştir. Bu teknikte ana amaç gerekli tedavi edici maddelerin sadece sorunlu alana ve tedavi edebilecek kadar az miktarda uygulanması esasına dayanmaktadır.

    Estetik Tıpta Mezoterapi

    Derinin yaşlanmasını engeleme,

    Derinin su kaybını yerine koyma,

    Lekelerin yok edilmesi,

    Selülit tedavisi,

    Bölgesel incelme,

    Saç tedavileri

    Uygulama Alanları

    Yüz,

    Boyun,

    Dekolte,

    Eller,

    Saçlı deri,

    Kol ve bacaklar.

    Tedavi Tekniği

    Hekim kişinin ihtiyacına göre gerekli içeriklerden bir kokteyl hazırlar ve deri içine çok ince iğneler yardımıyla içeriği uygular. Mezoterapi seansı ortalama 15-25 dakika sürer.

    Seans Sayısı

    Mesoterapi seansları haftada bir ile başlayan daha sonra aylık aralara ve hekimin elde elden sonuca göre belirleyeceği aralıklarla devam edilen bir tedavi rejimi gerektirir.

    Yan Etileri

    Mikro enjeksionlar deride hafif kızarıklığa, bazen de küçük deri altı morluklara neden olabilir. Fakat kızarıklık işlemden kısa bir süre sonra, morluklar 7-10 günde kaybolur.

  • Güneşten korunmanın önemi

    Güneşten korunmanın önemi

    Güneş ışığı aslında vücudumuz için faydalıdır. Cildimizin D vitamini üretmesini sağlar. D vitamini vücudumuz için ciddi önem taşır. D vitaminini yiyeceklerle almak zordur. En fazla yağlı balıklarda bulunur. Eğer yağlı balıkları çok fazla tüketmiyorsak, besinlerle az miktarda D vitamini alabiliriz. Bu nedenle cildimizin güneş ışınları ile temas etmesi gerekmektedir.

    Bu yararlarına rağmen güneş ışınları, güneş yanığı gibi cilde zararda verebilir Güneş yanığının, özellikle açık tenli ve benli kişilerde melanom riskini artırdı gösterir çalışmalar vardır. Bu olumsuz etkilerinden korunmak için hassas kişilerde güneşe maruziyeti ölçülü hale getirmek gerekir. Güneşten korunma, güneşten zarar görmeyecek ancak D vitamini eksikliği oluşmayacak düzeyde olmalıdır. Tavisiye edilen, serumdaki D vitamini değerinin 70nmol/L civarında olmasıdır fakat bu değer de tam anlamıyla kabul edilmiş değildir.

    Cildimizin yaşlanmasında, biyolojik yaşlanmanın yanı sıra, dış etkenler (güneş, soğuk, hava kirliliği, makyaj malzemeleri gibi) ve iç ektenler (beslenme bozukluğu, sigara, stres gibi) bir çok neden vardır.

    Cildin doğal yaşlanması güneş ile artmakta daha erken oluşmaktadır. Cildimizde, koyu lekeler, ince kırışıklıklar, elastikiyet kaybı, damarlanmada artış, kabalaşma gibi değişiklikler güneş etkisiyle artmaktadır. Bunun sonucunda uzun süreli, yoğun ve kronik biçimde UV ve güneş ışığına maruz kalma sonucu cildinmiz erken yaşlanır. Bunu kendi vücudunuzda rahatlıkla görebilirsiniz. Güneşe görmeyen kalça gibi bir bölgenize bakın cildiniz boyun, yüz gibi çok güneş gören bölgelerdeki cildinize göre daha genç olacaktır.. Güneşten korunma ile fotoyaşlanmayı yani güneş ışınlarına bağlı yaşlanma etkilerini azaltabiliriz.

    Çocukları güneşten korumak çok önemlidir.Derimizde oluşan güneş hasarının %50-80’lik kısmı çocukluk ve ergenlik döneminde meydana gelir.

    Güneş yanıklarına sebep olan güneş ışınlarına maruz kalma hayatın sonraki dönemlerinde deri kanseri riskini arttırdığı kanıtlanmıştır. Güneşe maruz kalmak, deri kanseri riskini en fazla artıran faktörlerden biridir.

    Geçirilen her güneş yanığı zararlı etkiyi artırır. Bu nedenle zararın neresinden dönülürse kardır mantığı ile güneşe karşı korunmayı önemsemek için hiçbir zaman geç değildir.

    Solaryum ile yapay bir bronz ten elde etmek çok zararlıdır. Deri kanseri riskini önemli miktarda arttırır. Solaryum UV ışınları ile derinin bronzluğunu arttırır fakat derinin güneş ışınlarından kendini korumasını artırmaz . Bu nedenle, solaryumla kazanılmış bir bronz deri kendini güneş altındayken güneş yanıklarından koruyamaz.

    Güneşten korunmada birinci kural güneş koruyucu krem kullanmaktır. Fakat güneş koruyucu krem sürmüş birisinin uzun süre güneş altında kalması yinede güvenli değildir. Güneşi kelimenin tam anlamıyla bloke etmek şu anda mümkün değildir. Hiç bir güneş koruyucu tam koruma sağlayamaz. İnsanlar güneş kremlerinin tüm zararlı ışınları bloke ettiği düşünüp güneşin altında çok uzun süre kalmamalıdırlar. Güneş ışınlarının en yoğun geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında güneşlenmekten kaçınılmalıdır.

    Özellikle benleri olan kişilerin güneşten daha iyi korunmaları gerekmektedir. Benleri olan kişilerin hangi benler tehlikelidir olduğunu bilmesi önemlidir. Hangi benlerde doktora başvurmanız gerektiğini anlamak içi ABCD kuralını uygulamanız gerekmektedir.

    A: Asimetridir. Benin kendi içerisinde düzgün olmayan renk ve şekil değişiklikleri var ise yani asimetri varsa önemlidir.

    B: Border, sınır demektir. Benin sınırlarında girintilerin ve yamuklukların olması durumudur.

    C: Color rengidir. Benin renklerinin farklılıklar olması, tamamının tek renk olması yerine farklı (siyah, kahverengi, koyu kahverengi, kırmızı) renklerde olmasıdır.

    D: Diameter capıdır. Benin çapının 60 mm den büyük olması önelidir.

    ABCD kuralında yer alan 4 kriterden 2 veya daha fazlasını içeren benleriniz mevcut ise panik yapmadan en kısa zamanda bir dermatologa görünmeniz gerekmektedir.