Etiket: Depresyon

  • Çocuklar depresyona girermi?

    ÇOCUKLAR DEPRESYONA GİRERMİ

    Çoğu kişi çocukların hiçbir derdi olmayacağını, depresyona girmeyeceğini düşünür. Çocukların günlük yaşadığı sorunları şımarıklığa yaramazlığa verebilir. Çocuk Psikiyatrisine gelen vakaların önemli bir kısmı çocukluk depresyonu yaşayan vakalardır. Çocukluk depresyonu yaşayan çocuklar çocuk psikiyatrisine başvurduklarında erişkin insandan farklı belirtiler gösterirler.

    Erişkin bir kişide, depresyonda genelde içe kapanma, halsizlik, yavaşlama şikayetleri olur. Çocukta ise daha fazla huysuzluk, sinirlilik, o güne kadar göstermediği davranışlar, okulda uyumsuzluk, arkadaş ilişkilerinde bozulma, ders başarısında düşme gibi belirtiler olabilir. Bu belirtiler çocuk psikiyatrisine gelen diğer vakalarda da sıklıkla görüldüğü için çocuk depresyonunu iyi ayırmak gerekir. Örneğin okul başarısızlığı ve derslerle ilgilenmeme dikkat eksikliği bozukluğunda da görülür; ama farkı dikkat eksikliğinde eskiden beri ders dinlememe ve ders çalışmama vardır. Çocukluk depresyonun da ise çocukta depresyonun başladığı dönemden sonra bu belirtiler çıkar. Keza davranım bozukluğu olan çocuklarda arkadaş ve toplumla ilişkileri önceden beri bozuktur.

    Çocukluk depresyonunda nedenler çok çeşitli olabilir.

    Çocuk psikiyatrisine gelen vakalarda çocuk depresyonu yapacak nedenler sıklıkla görülebildiği gibi nedensizde olabilir. Çocuklar erişkinlerin etkilenmeyeceği çoğu şeyden etkilenebilir. Akranlarıyla kavga , darılma, evde anne baba sorunları, boşanmalar gibi. Ufak bir oyuncağını kaybetse bile depresif belirtiler görülebilir. Ayrıca neden yokken de biranda çocukluk depresyonu yaşayabilir. Aileler çocuklarında ki davranış değişikliklerini iyi takip etmeli. Özellikle öfke artışı, önceden zevk aldığı oyunlardan zevk almama, uyku değişiklikleri, her zamankinden fazla mızmızlık, kilo alamama durumlarında çocuk psikiyatristlerini ziyaret etmelidirler. Okulda da öğretmen davranış değişikliklerini gözlemeli, ders başarısı düşmelerini ebeveynlere not etmelidir.

    Çocuk depresyonunda ailelerin davranış sorunlarını sert yöntemlerle düzeltmeye çalışması sorunu derinleştirecektir. Çocukta zaten olan özgüven problemlerini ve sevilmiyor algısını arttırıp depresyon seviyesini yükseltecektir. Ailelerin bu konuda uyanık olması gerekir. Çocukluk depresyonu düşündükleri çocuklarını depresyonları artmadan profesyonellere götürmelidirler. Ayrıca her zamankinden daha fazla sevgilerini göstermelilerdir ki çocuğun buna ihtiyacı vardır.

  • Depresyon Belirtileri ve Depresyon Tedavisi

    Depresyon Belirtileri ve Depresyon Tedavisi

    Depresyon duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendisini gösteren bir durumdur. En dikkat çekici belirtisi çökkün ruh hali ile ilgi ve zevk almada belirgin azalmadır. Depresyondaki kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir. Eskiden en severek yaptığı işler bile artık zevk vermez olmuştur. Kişi kendini hüzünlü ve yalnız hisseder. Kendisine ve çevresine ilgisi azalır. Yoğun suçluluk duyguları olabilir. Herkese yük olduğunu düşünüp gereksiz yere sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünür. Genellikle iç sıkıntısı, daralma, huzursuzluk ile birliktedir. Bazen kendisinin tüm duygularını yitirmiş gibi hissedebilir. Depresyon zihinsel faaliyetlerimizi de engeller. En sık görülen belirtiler dikkatini toplayamama ve unutkanlıktır.

    Depresyonun davranışlardaki etkisi enerji azalmasına bağlı hareketlerde yavaşlama, aşırı halsizlik şeklinde olur. Basit günlük işler bile kişi için bir yük olmaya başlar. Sosyal ilişkilerden kaçınır, yalnız kalmayı tercih eder, sorunlarını ve sıkıntılarını paylaşmaz. Cinsel ilgi ve isteğinde de belirgin azalma olur.

    Bazı bedensel belirtilerde depresyonda ortaya çıkabilir. İştah da belirgin azalma kilo kaybı bazen tam tersi aşırı yeme eğilimi olabilir. Sık görülen belirtilerden biri de uykusuzluktur. Uykuya dalamama, uykunun sık sık bölünmesi veya sabah çok erken uyanma şeklinde sorunlar görülebilir. Bazı kişilerde aşırı uyuma eğilimi olabilir. Bu kişiler çok uyumalarına rağmen dinlenmiş olarak uyanmazlar. Baş, boyun sırt, eklem ağrıları, mide-bağırsak şikayetleri eşlik edebilir.

    DEPRESYON TANI ÖLÇÜTLERİ (DSM-IV-TR’ye göre):

    A-İki haftalık bir dönem sırasında, daha önceki işlevsellik düzeyinde bir değişiklik olması ile birlikte aşağıdaki semptomlardan beşinin (yada daha fazlasının) bulunmuş olması; semptomlardan en az birinin ya depressif duygudurum yada ilgi kaybı yada artık zevk alamama olması gerekir.

    1-Hemen her gün, yaklaşık gün boyu süren depresif duygu durum, Depresyonda ki kişilerde gün boyu devam eden bir çökkünlük, umutsuzluk ve mutsuzluk hissederler. Bu çökkün hissetme hali günün başında daha azken günün ilerleyen saatlerinde daha da artar. Yemek yemek, yürümek, duş almak, makyaj yapmak gibi rutin şeyleri dahi yapma isteği ortadan kalkabilir.

    2- Hemen her gün, yaklaşık gün boyu süren, tüm etkinliklere karşı (yada çoğuna) ilgide belirgin azalma yada artık bunlardan eskisi gibi zevk alamama. Depresyonda ki kişiler daha eskiden zevk aldıkları şeylerden zevk alamaz hale gelirler. Sosyal olarak içene kapanıklıkla birlikte her zaman görüştüğü kişilerle görüşme konuşma gibi aktivitelerden uzaklaşabilirler.

    3- Kilo alımı yada kilo kaybı, normalde yediklerinden daha fazla ya da daha az yemek yemeye başlarlar.

    4- Hemen her gün, insomnia (uykusuzluk) yada hipersomnia (aşırı uyku) olması, özellikle yataktan çıkmama isteği, ya da yataktan çıktıktan sonra yeniden yatağa dönme isteği görülebilir. Kendilerini sanki enerjileri çekilmiş gibi hissederler.

    5- Hemen her gün, psikomotor ajitasyon yada retardasyonun olması, günlük davranışlarında ya da okul iş gibi rutin aktivitelerde yavaşlama ya da gerileme yaşarlar. Başladıkları işi tamamlamakta güçlük çekerler.

    6- Hemen her gün, yorgunluk-bitkinlik yada enerji kaybının olması, yaşadıklarını içinden hiç bir şey yapma isteğinin gelmemesi durumu olarak tanımlarlar

    7- Hemen her gün, değersizlik, aşırı yada uygun olmayan suçluluk duygularının olması, kendilerini değersiz, yetersiz, sevilemez, çirkin, bakımsız ve beğenilmeyi hak etmeyen kişiler olarak tanımlayabilirler. Bunun yanı sıra geçmişlerinde yaşadıkalrı olaylara karşı kendilerini sıklıkla suçlar ve eleştirirler. Gelecekle ilgili bir belirsizlik ya da gelecek planlarının olmaması durumu söz konusu olabilir.

    8- Hemen her gün, düşünme ya da düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırma yetisinin azalması ya da karasızlık. Bir işe, kitaba ya da konuya odaklanmakta güçlük çekme, dikkat dağınıklığı, okuduğunu anlamama, tekrara tekrar okuma, düşünmekte zorluk çekme gibi belirtiler sergilerler.

    9- Yineleyen ölüm düşünceleri, yineleyen intihar etme düşünceleri ve intihar etmeye yönelik tasarılarının olması. Yoğun bir şekilde olama da intihar etmeyi düşünme yada intihar girişimleri olabilir.

    10- kişiler kendileri, diğer insanlar ve dünya hakkında olumsuz düşüncelere sahiptirler. Yaşadıkları olayları geçmeyecek, kalıcı ve kendilerinden kaynaklı olarak değerlendirirler.

    B- Bu semptomlar, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya yada toplumsal-mesleki alanlarda yada önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olması. Kişinin yaşadığı semptomlar iş okul gibi temel aktivitelerde zorlanmaya ya da aksamaya yol açabilir.

    C- yukarıda ki belirtilerin en az 2 sini en az 2 yıl süre ile yaşayanlarda depresyonun hafif düzeyde ama uzun dönemli şekli olan distiminin varlığından söz edilir.

    Tüm bu belirtiler en az iki hafta sürekli olarak devam eder. Kişinin mesleki, ailesel ve kendisi ile ilgili sorumluluklarını yapmasına engel olur.

    Sözü edilen tüm bu belirtilerin hepsinin aynı anda olması gerekmez. Bazen depresyon bu belirtilerin bir kısmıyla kendisini gösterir. Ayrıca belirtiler hafif, orta, ağır şiddette olabilir ve belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişebilir.

    Bunun yanı sıra bir çok psikolojik soruna ek olarak (örneğin; panik atak, sosyal fobi, cinsel işlev bozuklukları, evlilik sorunları, yakın birinin kaybı vb) depresyon ortaya çıkabilmektedir

    DEPRESYON NEDENLERİ

    Depresyonun nedenleri ile ilgili bir çok farklı teorik açıklama bulunmaktadır. Medikal açıklamalar beyindeki bazı nörokimyasal maddelerin (örneğin serotonin) düzensizliğinden kaynaklandığını öne sürmekte bu nedenle anti depresan ilaç önermektedirler.

    Psikolojik açıklamalarda ise kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünyadaki olaylar hakkında yapmış olduğu yanlış ve akılcı olmayan otomatik düşünce ara inanç ve temel şemalardan kaynaklandığını öne sürmektedir. Geçmişinde, özellikle çocukluğunda olumsuz yaşam olaylarıyla karşılaşmış ya da benlik saygısı (öz güveni) gelişmemiş ya da dünyayla başa çıkabilme becerisi yeterince gelişmemiş kişiler şimdi ki yaşamlarında olumsuz yaşam olaylarıyla karşılaştıklarında var olan sorunla baş edebilmekte güçlük çekmekte ve depresyona girmektedir. Basit bir benzetmeyle; oturduğunuz evin içi ne kadar güzel ve bakımlı olursa olsun evin temelleri sağlam değilse bir depremde bina yıkılacaktır. Bazlarının kolaylıkla aştığı ya da takmadıkları olayları eğer siz çok büyütüyorsanız ve bu yaşadığınız olay yaşamınız çok fazla etkiliyorsa depresyona yatkın bir kişiliğiniz olduğunu düşünebilirsiniz. Örneğin yakın birinin kaybında ( örneğin baba vefatında) ortalama altı aylık bir zamandan sonra kişinin acısının azalarak gerekir ancak aradan 6 aydan daha uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen kişi hala neredeyse ilk gün ki gibi bir acı ve depresif duygu durumu yaşıyorsa kişinin zorluklarla baş edebilme becerisinin düşük ve geçmişinde benliğinin (ego( yeterli düzeyde gelişmediğini düşünebiliriz.

    Herkesin depresyona girme nedeni birbirinden farklıdır. Ancak depresyona neden olan bazı genel durumlardan şöyledir;

    Birinci dereceden ailenizde depresyon yaşamış bir birey varsa depresyona yatkınlığınız olduğunu düşünebilirsiniz.

    Bir yakının kaybı, iş kaybı, şehir değiştirme

    Sağlık problemleri özellikle kanser yada kronik bir sağlık sorun

    Bazı ilaç veya uyuşturucuların kullanımı

    Doğum yapmak

    Aile, iş, okul sorunları

    Stresli bir ortamda çalışmak

    Maddi sorunlar.

    Başka bir psikolojik sorununuzun olması (örneğin panik atak, sosyal fobi vb)

    DEPRESYONUN TEDAVİSİ

    Kişiler çok farklı sebeplerden dolayı depresyona girebilirler. Depresyonun iki ana nedeni vardır; birincisi kişinin gündelik yaşamında var olan stres veri olaylar ikincisi ise kişinin geçmişine yaşadığı olumsuz deneyim ve yaşantılardır.

    Herkesin depresyona girme nedeninin farklı olduğu gibi çıkma şeklide farklı olacaktır. Ancak şuan için dünyada depresyon tedavisinde kullanılan en başarılı tedavi yöntemi bilişsel davranışçı terapi yöntemidir. Bu yöntemde psikolog kişiye olumsuz otomatik düşüncelerin doğasını, bu düşünceleri nasıl yakalayacağını, nasıl çürütüp yerine daha işlevsel ve sağlıklı yeni düşünceler koyacağını öğretir. Bunun yanı sıra psikolog kişinin otomatik düşüncelerini besleyen onları ve ortaya çıkartan geçmiş yaşam olaylarını tespit ederek geçmişte yaşanmış Travmatik, olumsuz olaylar üzerinde çalışarak kişinin yaşadığı olumsuz durumların bu güne yansıyan etkilerini ortadan kaldırır. Bilişsel davranışçı terapinin temel amacı kişiye kendi psikoloğu olmayı öğretmektir. Kişi terapi de yaşadığı sorunlarla nasıl başa çıkacağını öğrenir ve terapi psikolojik destek sürecinde öğrendiği beceri ve yöntemlerle yaşamının geri kalan bölümünde ortaya çıkan diğer sorunlarla aktif bir şekilde baş edebilme becerisi kazanmış olur.

    Yaşadığınız sorunları NLP, hipnoz vb yöntemlerle çözebileceğini iddia eden çok sayıda alandan olmayan kişi bulunmaktadır. Depresyon tedavisi ya da yaşadığınız başka bir psikolojik sorun için destek alırken, gittiğiniz kişinin psikolog olup olmadığını mutlaka sorgulayın. Bir çok danışanın yaptığı şey arama motorlarına izmirde psikolog, ya da izmir’de psikolog arıyorum vb anahtar kelimeler girerek ilk gördükleri siteye girip sitede adı geçen kişiden randevu almak oluyor. Yaşadığınız sorun için başvurduğunuz kişinin mutlaka psikolog olması gerekmektedir. Ancak bu da yeterli olmamaktadır. 4 yıllık psikoloji lisans eğitimi alan kişilere psikolog ünvanı verilmektedir. Ancak psikolog ünvanına sahip kişiler psikoloji hakkında genel bir bilgi ve donananıma sahiptirler. terapi yapabilmek için psikoloji alanda yüksek lisans yapmak gerekmemektedir. Bu nedenle psikolojik destek alırken başvurduğunuz kişinin uzman psikolog olup olmadığına dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu durum doktorlarda da aynıdır. Pratisyen hekim her konuda az bir bilgiye sahiptir. Ama ciddi bir sorun için pratisyen hekime değil uzman bir doktora başvurulur. Bu nedenle kalp, göz, psikiyatri gibi özel uzmanlık alanları vardır.

    Depresyon ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın depresyon tedavisi olan bir psikolojik problemdir. Birkaç seanslık psikolojik destek ve psikoterapi ile bu sorundan yaşam boyu kurtulma şansınız bulunmaktadır.

    Eğer tedavi görmezseniz, uzun süre depresyonda kalabilirsiniz. Depresyon geri dönebilir ve daha kötü olabilir. Eğer gerekli yardımı alırsanız, birkaç hafta içinde iyileşmeye başlayabilirsiniz.

    Ek olarak depresyon, panik atak, sosyal fobi, aile ve çift sorunları, cinsel sorunlar gibi diğer psikolojik sorunlarla birlikte de sıklıkla görülmektedir.

    DEPRESYONLA BAŞ EDERKEN

    Spor yapın spor vücudun zinde ve sağlıklı kalmasında yarar sağlar ve enerji düzeyinizi yükseltir.

    Fazla yalnız kalmayın, arkadaşlarınızla, ailenizle zaman geçirin

    İş, okul gibi alanlarda zorlandığınızda çevrenizden destek isteyin

    Alkolden uzak durun

    Yediklerinize dikkat edin

    8 saatten fazla uyumayın, yataktan çıkmak için çaba gösterin

    Sosyal aktiviteleri için kendinize fırsat yaratın

    Problemlerle başa çıkmak için yeni ve daha iyi yollar öğrenin.

    Mutlu olduğunuz zamanları hayal edin

    Gelecek planları yapın.

    Kişisel yardım kitapları okuyun (ama kişisel gelişim değil)

  • Çocuklar da depresyonda!!!

    Çocuklar da depresyonda!!!

    ÇOCUKLAR DA DEPRESYONDA !!!

    Günümüzde teknolojinin gelişimi,modern yaşam, bu yaşantının getirmiş olduğu olumsuzluklar yetişkinlerin ruh sağlığını etkilediği gibi çocukları da etkisi altına alıyor.
    Son yıllarda yapılan araştırmalar çocukluk çağı depresyonlarının son derece arttığını ortaya koyuyor. Çocuklarda okul öncesi dönemde %1, okul döneminde %2 depresyon görülürken ergenlik döneminde bu oran %10-14’e kadar çıkıyor. Çocukluk depresyonu anlaşılmayıp tedavi edilmediğinde kronik bir hal alıyor ve sonuçları intihara kadar gidebiliyor.

    Çocuklarda depresyondan ne zaman şüphelenmeliyiz?
    Bazen çok açık belirtiler görülmesine rağmen bazen belirtiler sinsi seyredebilir. Çocuklarda ders başarısında azalma, konsantre olamama, öğrenme zorluğu, sevilmediği düşüncesi, kendine güvende azalma, alınganlık, çabuk ağlama, hırçınlık, uyku ve iştah değişiklikleri, sinirlilik, kendine kızma, korkular, konuşmada azalma,alt ıslatma, kaka kaçırma, bağışıklık sisteminin etkilenip sık hastalanmanın ortaya çıkması gibi çok çeşitli belirtiler görülebilir.
    Bazen baş ağrısı ,karın ağrısı ,mide bulantısı gibi fiziksel yakınmalar da depresyonun habercisi olabilir.

    Depresyonu başlatan nedenler :
    -Sevilen bir kişinin özellikle ebeveynlerden birinin kaybı
    -Anne babanın boşanması
    -kronik bir hastalığın varlığı
    -aile içi çatışmalar ,sorunlar çocuğun duygusal ihmali
    -fiziksel istismar
    -ailenin uygunsuz yaklaşım tarzı (çok beklentiye girme,aşırı eleştiri ve kuralcılık, aşırı kollayıcı tutum vs. )
    -Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu , Öğrenme güçlüğü, konuşma bozuklukları gibi psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan çocuklar
    -Ebeveynlerinden birinin özellikle annenin depresyonda olması

    Tüm bu belirtileri fark eden anne baba ve öğretmenlerin bu konuda hassas olmaları ve çocukta baş gösteren olumsuzlukları fark ettikleri anda bir uzman desteğine başvurmaları gerekmektedir. Depresyonun çocuklukta fark edilip tedavi edilmesinin tüm yaşam kalitesini etkileyeceği ve tedavinin erişkin yaşamdaki ruh sağlığına önemli bir yatırım olduğu unutulmamalıdır.

  • Çocuklarda depresyon ve belirtileri

    Çocuklarda depresyon ve belirtileri

    Aslında nasılda yakışıyor gülmek onlara, ama bazen çocuklarımız hiç gülmüyor, mutsuz ve üzgün duruyorlar. Bu durum çocukluk çağı depresyonun bir belirtisi olabilir ve akıllara çocuklarımızın depresyona gerebileceğini getirmektedir. Belki de bazılarımız çocukta depresyon mu olur diye hayretle karşılayabilirsiniz. Ama maalesef ki çocuklarda da aynı yetişkinlerde olduğu gibi depresyon olabilmektedir. Hatta ergenlik döneminde depresyona bağlı intihar ve ölüm oranı çok yüksek bulunmuşdur. Çocuklarda depresyon sıklığı okul öncesinde yaklaşık %1-3 okul sonrası ergenlik döneminde %10-18 olarak bilinmektedir. Çocuklarda depresyonun bir çok sebebi bulunmaktadır. Genel hatlarıyla aşağıdaki gibi sıralamabilir.

    1 Annenin depresyonu (postpartum depresyon): Özellikle doğum sonrası annelerin depresyona girmesi bebeklerde depresyona yol açabilir. Genellikle her hangi bir yaşdaki bir çocukta annenin depresyon yaşaması çocukları da etkileyebilmekle beraber çocuğun yaşının küçükmesiyle risk artar.

    2 Yakın kaybı : Yakınların kaybeden veya ayrılma çocukların ruh sağlını ciddi şekilde bozabilir ve depresyona girmelerine sebeb olabilir. Özellikle anne, baba, kardeş, dede, anneanne vs gibi birinçi dereceden yakınların kaybı daha tehlikelidir. Anne ve babası ayrı olan ve ebeveynlerinde biri veya her ikisiyle yeterli kadar veya hiç görüşmeyen çocuklarda depresyon açısından yüksek riskli grupda yer alırlar.

    3 Yetersiz sosyal çevre : Okula gitmeyen, arkadaş ilişkisi zayıf olan, genellikle yanlız zaman geçirem çoçuklarda depresyon sık görülmektedir.

    4 Yetersiz ebeveyn ilgisi : Başlıca anne olmak üzere ebeveynlerin yetersiz ilgisi, çocuklarına vakit ayırmaması, onların iç dünyalarına hakim olmamaları ve duygusal eksiklik çocukların sorunlarını aşmalarında güçlük yaratmaktadır ve bu durum da çocukların depresyonla karşılaşmalarına yol açmaktadır.

    5 Travmaya maruziyet : Şiddete maruz kalma, hakarete uğrama, cinsel istismar gibi bir çok travma unsuru çocuklarımızın ruh sağlığını derinden etkilemektedir. Bu gibi travmatik durumlardan sonra depresyon belirtileri çok sık gözlenmektedir.

    6 Özürlü doğma veya yeti yitimi : Bir organını kaybetme, körlük, sağırık gibi yeti kaybı veya doğumdan itibaren engelli olma çocukların hayatlarını zorlaştırmakla beraber bu durumu kabullenmeme ve mutsuz ve güvensiz hissetmelerine yol açabilir.

    7 Kronik hastalıklar : Uzun üre hastanede yatma, sürekli ilaç kullanma, sık-sık ameliyat olma veya ağrılı işlemlere maruz kalma gibi durumlar çocuklarda tükenmişliğe sebeb olabilir. Bu gibi şartlarda çocuklar çocukluklarını yaşayamamakta, sürekli ölüm ve ağrı korkusuyla yaşamaktadırlar. Sonuç olarak da ciddi depresif belirtiler ortaya çıkmaktadır.

    8 Genetik geçiş : Ailede tekrarlayan depresyon ataklarına sahip bireylerin bulunması hem çocuklar için kötü bir rolmodel olmakta hemde ırsiyet sebebiyle çocuklarda depresyon görülme ihtimalini artırmaktadır. Böyle ki ebeveynlerinden birinde depresyon görülmesi çocuklarda depresyon riskini iki kat artırırken her iki ebeveynde depresyon varsa bu risk 4 kat artmaktadır.

    Aynen sebeblerde olduğu gibi belirti ve bulgular da farklılık göstermektedir. Çocukluğu kabaca okul öncesi, okul çağı ve ergenlik dönemlerine ayırırsak bu dönemlerde görülen depresyon belirtileri farklılık arzetmektedir.

    Okul öncesi dönemde ağlama, huzursuzluk, inatlaşma, sinirlilik, mızmızlanma, karşı gelmeler, hırçınlık, eşyalara zarar verme, içe kapanıklık, göz teması kurmama, uyku bozuklukları, beslenme problemleri, kabızlık, oyunlar ve oyuncaklara ilgisizlik, ağrıya aşırı hassasiyyet veya duyarsızlık, hareketlerde yavaşlama vs gibi sayılabilinir. Okul öncesi dönemde depresif çocuklarda somatik yakınmalar ( karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı vs gibi) ve kaygı bozuklukları (özellikle ayrılık anksiyetesi) diğer dönemlere göre daha fazla görülmektedir.

    Okul çağı dönemde üzgün görülme, isteksizlik, huzursuzluk, okula gitmek istememe, özgüven eksikliği, can sıkıntısı, hareketlerde yavaşlama, okul başarısında düşüş, kygılı olma somatik yakınmalar vs gibi belirtiler sık görülmektedir.

    Ergenlik döneminde tablo mutsuzluk, çöküntü, halsizlik, enerjisizlik, içine kapanıklık, yalnızlık, hiç bir şeyden zevk alamama, kilo kaybı (bazen kilo artışı olabilir), uyku düzensizliği, okul başarısında düşün, dikkat dağınıklığı, motivasyon sorunları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, düşük benlik saygısı gibi belirtilerle seyreder.Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, intihar düşünceleri ve girişimleriyle ergenlik dönemindeki depresyonda sık görülük ve depresif tabloyu maskeleyebilir.

    Yukarıda depresyon sebebleri arasında sayılan bir kaç madde değiştirilememesine rağmen bir çok sebep ortadan kaldırılabilinir. Özellikle ergenlik döneminde depresyon sıklığı yüksek olduğu için bu dönemde ailelerin daha dikkatli olması gerekmektedir. En önemli faktörlerden biri ebeveyn çocuk ilişkisidir. Sağlıklı aile ilişkisi çocuklarda depresyonu önler. Ebeveynler hem çocuklarıya hem de kendi aralarında sağlam iletişim kurmalılar. Anne babaların çocukların iç dünyasına girebilmesi ve burada onları tanımaları ve gerekli öğretileri kazandırmaları gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönemde kardeş kıskançlığı, ebeveynlerin farklı davranması ve kıyaslamalar çocuklarda depresyona yol açabilir. Bir diğer önemli etken arkadaş çevresi ve okuldur. İyi bir arkadaş çevresi ve düzgün okul desteği çocuklarda depresyon rskini azaltır. Beslenme şekli ve tüketilen gidalar da önem taşımaktadır. Spor ve diğer sosyal aktiviterde depreyonda önleyici faktörler arasında sayılmaktadır. Ailenin çocuklarda görülen depresyon belirtileri varsa uzmanlara başvurması gerekmektedir. Ayrıca depresyonun diğer hastalıkların bir belirtisi olabileceği veya diğer psikiyatrik hastalıklara eşlik edebileceği de unutulmamalıdır.

    Tedavide psikoterapi ve farmakoterapi (ilaç tedavisi) kullanılmaktadır. İntihar riski yüksek olan çocuklarda yatış yapılabilmektedir. Hastalığın tekrarlanması için düzenli ve uzun soluklu tedavi ayrıca sağlıklı aile ve okul desteği gerekmektedir. Ayrıca depresyona yol açabilecek durumlar ve psikiyatrik hastalıklarda tekrar gözden geçirilmeli ve önlenmelidir.

    Mutlu ve huzurlu yarınlarda buluşmak üzere…

  • Depresyon Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

    Depresyon Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

    Depresyon, büyük bir üzüntü, endişe, suçluluk ve değersizlik hissetme, başkalarının uzaklaşma, uyku, iştah, cinsel istek kaybı ya da her zamanki faaliyetlere karşı ilgisizlik ile belirginleşen duygu durumdur.

    Hepimiz zaman zaman depresyon belirtilerini yaşarız fakat kişinin depresyon tanısı alabilmesi için belirli kriterleri karşılaması gerekir mesela en az iki hafta bu duyguda olunması gibi.

    Depresyondaki kişinin  zihinsel yetileri de bozulur. Okuduklarını ya da dinlediklerini çoğunlukla anlayamaz, unutkanlık, dalgınlık, dikkatsizlik veya odaklanamamak gibi yakınmaları vardır. Zihinsel enerji kadar konuşmak da adeta bir yüktür.  Az sözcük kullanarak monoton bir tonda konuşurlar. Çoğu zamanda susmayı tercih ederler.

     

    Kafaları kendilerine yönelik suçluluk ve pişmanlıklarla doludur. Fiziksel görünüm ve öz bakımlarını ihmal ederler. Çoğu zaman umutsuz keyifsiz kaygılı ve ümitsiz olabilirler. Ağlama hissi, kara kara düşünme, dalıp gitme, ağrı yakınmaları ( karın, baş, eklem ağrısı vb.), anksiyete, fobi ve sağlığıyla ilgili aşırı kaygılanma da görülebilir. Evlilik ya da yakın ilişkilerde problem çıkar çıkabilir. Alkol ya da maddi kötüye kullanımı artabilir. Depresyonun kaygı bozukluğu ile birlikte yaşanması sık rastlanan bir durumdur. Her ikisinde de olumsuz düşünceler hakimdir.

    Tedavi 

    Zaman, depresyondaki bireye ya da ona yakın olan kişileri ölçülemeyecek kadar daha uzun gelse de depresyon dönemlerinin çoğu birkaç ay içinde geçer. Çoğu depresyonun kendiliğinden geçebilmesi çok iyidir. Bununla birlikte depresyon çok yaygın olduğundan ve hem onu çeken hem de etrafındakiler için çok zedeleyici olduğundan, ayrıca depresyondaki kişinin intihar riski olabileceğinden tedavi edilmemesi düşünülemez.

    Orta düzey ve ağır depresyonda tıbbi uygulamalarla birlikte psikoterapi kullanılabilirken, hafif düzey depresyonda yalnız psikoterapi de etkili olabilmektedir.

    Dikkat !

    Bir kişinin depresyonda olup olmadığı, depresyonun ağırlığı, düzeyi, nasıl tedavi edileceğini, kişiye uygun tedavi teknikleri, sadece alanında uzman psikologlarca ya da psikiyatristlerce belirlenmelidir. Psikolojik problemler, deneyimsiz ve uzman olmaya kişilerce ele alınırsa çok daha olumsuz tablolarla karşılaşılabilir.

    Depresyon yaşayan kişilere, ne kadar zor olursa olsun kısa süreli de olsa günlük dışarı çıkmaları, açık havada yürüyüş yapmaları, giyim kuşam ve öz bakımı için zaman ayırmaları, özellikle kendilerine iyi gelebileceği kişilerle bir araya gelmeleri önerilebilir.

    Kişi kendisini ve hastalığını iyi tanımalı, zihnine hakim olan olumsuz beklenti ve düşünceleri tespit etmelidir. Çnkü bu düşüncelerin yerine daha gerçeğe uygun ve olumlu etki yaratabilecek düşünceler için kanıt toplamak çok yararlı olacaktır. Örneğin; kişinin aklında sürekli çok değersiz olduğunu, yaşamının anlamsız olduğunu söyleyen düşünceler olabilir. Bunun yerine, aslında değerli olduğunu gösteren, yaşamınında yararlı ve anlamlı olduğunu gösteren kanıtlar bulmak gerekir. Depresif  kişiler seçici biçimde olumsuz ve kötü görünen şeylere dikkatlerini yönelttiklerinden, pozitif olanla negatif olan faktörler arasında dengeleme ya da ayırım yapamayabilirler. Bu durumda rehber olmak ve doğru kanaldan düşünce üretmeyi öğretmek gerekir. Eğer hayattan beklentileri gerçekçi seviyede değilse, (örn: “herkes beni sevmeli”, “işlerim hep yolunda gitmeli”, “problemler karşısında ben savaşamam çünkü çok güçsüzüm” vb. ) bu takdirde bu inançlar gerçekçi biçime getirilmelidir.

    Unutmayınız!

    Yaşamda bu kadar netlik yoktur. Muhakkak belirsizlik ve kararsızlık içinde kalacağınz durumlar olacaktır. Ve yaşam her zaman kontrolümüz altında değildir. Problemler, kayıplar, başarısızlıklar, yetersizlikler, hayal kırıklıkları her insan için beklenen ve insani durumlardır. Bunlarla karşılaştığınızda ilk olarak kendinize telkin edeceğiniz şey, bu durumun zor olduğu, can sıkıcı ve zaman alıcı olacağı ancak asla sonsuza kadar sürmeyeceği yönünde olmalıdır.

    Depresyonla savaşınıza, umutsuzluk ve karamsarlık duygunuzla savaşmaktan başlayınız.

  • Çocuk ve Ergenlerde Depresif Belirtiler ve Aile İlişkisi

    Çocuk ve Ergenlerde Depresif Belirtiler ve Aile İlişkisi

    Çocukluk çağında depresyon belirtilerinin varlığı, yakın bir zaman öncesine kadar kabul edilmemekteydi; çocuğun gelişimini tamamlamamış bir birey olması ve kendini bir yetişkin kadar ifade edemiyor oluşu bunun başlıca sebebiydi. Günümüzde, yapılan araştırmalar göstermektedir ki çocuklukta da depresif belirtilerin varlığı sıklıkla gözlemlenebilir. Erkek ve kız çocuklarında depresyon tanı oranları açısından herhangi bir fark yoktur fakat depresif bozukluğun görülme oranı kızlarda 12 yaşından sonra yükselirken. başlarken, erkeklerde 9 yaşından sonra düşmeye başlar.

    Ergen ve çocuklarda depresyon varlığı incelendiğinde, ailede en az bir kişinin de depresyon belirtilerine sahip olduğu görülür. Özellikle  çocuk ve ergenlerin 1. Dereceden yakın olan anne ve babalarda gözlenen, tedavi edilmemiş depresyon; çocuklardaki depresif belirtileri %50 oranında arttırmaktadır. Annenin veya babanın depresif tutumları, model alarak davranışsal ve duygusal gelişimini sağlayan çocuk ve ergenlerin de olumsuz duygu, düşünce ve davranışları benimsemesine sebep olur.

    Çocuklarda depresyon; uyku ve yeme bozuklukları, tepkisizlik, konsantrasyon bozuklukları ile kendini gösterir. Anne ve babaların depresif tutumları eşliğinde psikolojik tedavi sürecine başlayan çocukların, ailelerinin de psikoterapiden geçmesi önemlidir. En azından terapi sürecinde iş birliği içerisinde olmaları gerekir. Her iki ebeveynde de depresyon varlığının oluşu, çocukluk çağı depresyonuna yakalanma riskini büyük oranda arttırır.

    Aile ortamının olumsuz olması, ergenlikte intihar düşüncelerini de arttırmaktadır. Cezalandırıcı, iletişim kurma becerisinden uzak ve sürekli ergenle çatışan anne babalar, olumsuz duygu durumu arttırırlar. Aile çatışması, anne ve babaların ergen çocuklarının davranışlarını kontrol etmek istemelerinden de kaynaklanır. Ergenlik döneminde intihar düşüncesi oldukça önemli ve dikkate alınması gereken bir depresyon belirtisidir. Risk altındaki gençler ve çocuklar büyük bir dikkatle takip edilmelidir. Mutlaka psikolojik destek almalıdır. Psikolojik desteğin yanı sıra aile tutumunun olumlu hale getirilmesi için aile terapileri de önemlidir.

    Depresyonla başa çıkmada sosyal destek önemlidir, sosyal desteğin işe yaraması için aile ve arkadaşların destekleyici ve olumlu yaklaşımlar içerisinde bulunması gerekir. Burada kast edilen depresif bireyin her dediğini yapmak ve onu gerekli gereksiz durumlarda sürekli onaylamak değildir. Sadece anlaşıldıklarını, sevildiklerini ve korunduklarını bilmeleri bile depresyonla başa çıkmaları için onlara iyi gelecektir. Ergenlik dönemi, erkek ve kızlarda hormonların etkisinin yoğun olduğu ve kimlik arayışlarının yaşandığı bir dönemdir. Anne babaların önce kendilerindeki sorunların, sonra da çocuklarındaki sorunların farkına varabilmeleri önemlidir.

  • Çocukta depresyon

    Çocukta depresyon

    Depresyon çocuklarda sık görülen, ciddi,tekrarlayıcı, çocuğun sosyal ilişkilerini ve okul performansını ciddi ölçüde azaltan, ancak tedaviye iyi yanıt veren,tedavi edilmediği takdirde kronikleşebilen ya da intiharla sonuçlanabilen bir hastalıktır. Son 30 yılda çocuklarda ve gençlerde intihar girişimlerinin artması ilginin bu yaş gruplarına yönelmesinde etken rol oynamıştır. Depresyon çocuk ve gençlerde oldukça sık görülen bir bozukluktur. Okul öncesi her yüz çocuktan birinde, okul çağı çocuklarında her yüz çocuktan ikisine, ergenlik döneminde her yüz çocuktan 8’inde görülmektedir. Yani her sınıfta ortalama 1-2 çocuk depresyon riski altında demektir.

    Çocuklukta başlayan depresyonların birçoğunun çocukluk ve erişkinlik dönemlerinde de sürdüğü gözlenmiştir. Bu bozukluk ne kadar erken başlarsa kalıtımsal etkenlerin o kadar etkin olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hastalık ne kadar erken yaşta başlarsa gelişimi o kadar olumsuz yönde etkileyeceği ve kişinin hastalıkla geçireceği yıllar artacağı için olumsuz etkilerin daha fazla olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle bu hastalığın erken fark edilmesi açısında anne-baba ve öğretmenlere büyük görevler düşmektedir. Daha önce psikiyatrik bozukluğu olmayan bir çocukta belirtiler aniden başlarsa bunu fark etmek daha kolay olabilir ancak belirtiler sinsi başlarsa bu durum gözden kaçabilir.

    Çocuklardaki depresyonlarda erişkindekilerden faklı olarak baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı, halsizlik gibi bedensel yakınmalar daha fazla görülür.

    Çocukta depresyonda görülen yakınmalar genellikle şunlardır;

    -Konsantrasyon ve dikkat bozukluğu

    -Öğrenme güçlüğü

    -Değersizlik düşünceleri

    -Kendine güvende azalma

    -Heyecan

    -Çabuk ve sık ağlama

    -Alınganlık

    -Çevreye ilgide azalma

    -Yalnızlık hissi

    -Sevilmediği düşüncesi

    -Ders başarısında düşme

    -Uyku bozuklukları

    -Mutsuz yüz ifadesi

    -İştah değişiklikleri

    -Düşünmede yavaşlama

    -Karar vermede zorluk

    -Eskiden zevk aldığı şeylerse mutlu olamama

    -Gelecekle ilgili karamsarlık veya beklentisinin olmaması

    -Oyun oynamada azalma

    -Konuşmada azalma

    -Can sıkıntısı

    -Çabuk yorulma

    -Merak duygusunda azalma

    -Kendine kızma

    -Kendini beğenmeme

    -Kolay sinirlenme

    -Gece korkuları

    -Alt ıslatma

    -Sık hastalanma (bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle)

    Eğer öğretmenler öğrencilerinde bu belitilerin birkaçını bile görüyorlarsa aileyi uyarmalıdırlar.

    Çocuklarda depresyonu başlatan nedenler genellikle sevilen bir kişinin kaybı,anne-baba boşanması, geçimsizliği, alışık olduğu bölgeden taşınma gibi önemli değişiklikler, hastane yatışı, kronik bir hastalığının varlığı,ailenin uygunsuz yaklaşım tarzları (ilgisiz, çocuktan beklentisi yüksek, aşırı eleştirici ve aşırı kollayıcı ailelerin çocuklarında daha sık depresyon görülür) olabilir.

    Özellikle birinin kaybı, anne yoksunluğu, anne-babadan ayrılma sonucu ortaya çıkan yas kolaylıkla depresyona dönüşebilmektedir.

    Daha 13 yaşına gelmeden babaları ölen çocuklarda depresyonun daha çok ortaya çıktığı görülmektedir. Anne babada ciddi depresyon olan çocuklarda da model alma yoluyla öğrenme ve anne babanın yetersizliğine bağlı depresyonlara sık rastlanmaktadır.

    Ayrıca dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, öğrenme güçlüğü, alt ıslatma, konuşma güçlüğü, kaygı bozukluğu gibi sorunları olan çocuklar da yetersizlik duyguları nedeniyle depresyona adaydırlar. Arkadaşları tarafından örneğin konuşması nedeniyle alay edilen veya yaramaz olduğu için dışlanan, öğrenme sorunları nedeniyle tembel olarak nitelendirilen çocuklar zamanla özgüvenlerini kaybederek depresyona sürüklenebilirler. Bu nedenle öğretmenlerin bu tip çocukları gözlemlemeleri, sınıf içinde çocuklar arasındaki ilişkileri izlemeleri, çocukları birbirlerini dışlamamaları konusunda eğitmeleri, yardımlaşmaya paylaşmaya özendirmeleri zorlanan çocukların uyumunu kolaylaştıracaktır. Ayrıca çocukların olumlu yanlarını ön plana çıkaracak ortamlar yaratmaları, üstesinden gelebilecekleri sorumluluklar vererek başardıklarında onore etmeleri çocukların özgüveninin artmasında faydalı olacaktır. Çocuklarla birebir görüşerek kendilerini ifade edebilecekleri ortamlar yaratmak, yardım alabilmeleri için rehber öğretmenle iletişim kurmalarını sağlamak, aileleri bilgilendirmek ve gerekirse rehber öğretmenle işbirliği yaparak aileyi ve çocuğu bir uzmana yönlendirmek gereklidir. Bilinmelidir ki depresyondaki çocuğun tedavisi dört ayaklıdır; doktorun yapacakları, ailenin yapacakları, öğretmenin ve rehber öğretmenin yapacakları ve çocuğun kendisinin yapacakları. Depresyon tedavisinin mümkün olması ve ele alınmadığı takdirde çocuğun hem sosyal hem akademik hem fiziksel açıdan olumsuz etkilenmesine neden olarak yaşam kalitesini düşürmesi nedeniyle mutlaka düzeltilmesi gereken bir durumdur.

  • Çocukta Depresyon

    Çocukta Depresyon

    Günlük hayatımız bir koşturmaca. Doğumla başlıyor bu koşturmaca önce emekleme sonra yürüme sonra kaybolan o nesneyi bulma çabaları sonra küçük bedenime ağır gelen okul, sabahın erken saati uyanmak zorunda kalmak hem de henüz onbeş aylıkken sonra öğrenmem gereken onca şey sonra sınavlar sonra arkadaşlarımla sosyalleşme zamanı sonra üniversite tantanası sonra iş sonra eş sonra çocuk sonra onu büyütme çabası sonra sonra sonra… bu sonranın bir sonu yok.

    Tüm bunları yaşarken hep birileriyleyiz peki o zaman neden yalnız hissediyoruz?   Şimdilerde birde “evrenden isteyin sahip olun” adlı kitaplar bu kadar kolaysa isteyeyim. Hepimiz daha fazlasına sahip olmak için mi gece gündüz çalışıyoruz? “Bir ev alalım”la başlayan serüven “bir de arabamız olsun”, “aman yan komşunun yazlığı var bak ödedi bitti bizim niye olmasın?”, “yeni bir telefon çıkmış Kamil gördün mü?” İle devam ediyor. Sahip olunca mutlu olunuyor mu bilmem ancak “acının kaynağı istemektir” diyor Buda. Dünyanın en güzel evine, en güzel arabasına sahibiz, bu kez kendimizi mutsuz etmek için ne söylerdik?

    Unutmayalım ki sahip olduklarımız bize mutluluğu garantilemiyor. Dünyanın bir ucundaki insanlarla konuşuyoruz weble ama yanıbaşımızdaki iş arkadaşımıza nasılsın diye sormayı akıl edemiyoruz. Tv karşısındayız ve karşımızda bizi oyalayan binlerce program, yan odadaki çocuğunuzun yaşamına bu kadar yakın değilsiniz.

    Evet teknoloji toplumsal kimliği yaralarken, toplumu oluşturan biz bireyleri yabancılaştırıp, yalnızlaştırıyor. Geriye toplumun hastalığı diye elimizdeki reçeteye tanı olarak girilen depresyon ve tedavisindeki ilaç listeleri kalıyor. Depresyon, şarkıda olduğu gibi “unutuldum,aldatıldım, yalnızım” ile açıklanıyor. Vücudu, düşünceleri ve duyguları etkileyen kişinin beslenmesinden, uyku düzenine, arkadaş ilişkilerinden, iş hayatına etki alanı geniş bir rahatsızlık. Depresyon; kişin günlük hayat etkinliklerinin bozulması, isteksizlik, değersizlik, pişmanlık halidir.

    ÇOCUK VE ERGENLERDE DEPRESYONUN NEDENLERİ

    1. Anne babadan birinin ölümü ya da çocuğun anne babadan uzun süre ayrı kalması ( Bu süre çocuğun yaşına göre değişir.)

    2. Çocuk ve ailesi arasında sevgi ve ilgiyi engelleyici durumlar,

    3. Çocuğa ölümcül ya da kronik hastalık tanısı koyulması ve hastalık süreci,

    4. Fiziksel, cinsel istismara maruz kalma gibi travmatik yaşantılar,

    5. Aile içi şiddet,

    6. Anne- babanın boşanması,

    7. Aileye yeni bebeğin katılması,

    8. Ev ve okul değiştirmeye bağlı çevre değişiklikleri vs.

    Çocukta depresyon belirtileri nelerdir?

    1. Aşırı hareketlilik ve hırçınlık,

    2. Çevreye ve kendine zarar verme,

    3. İçe kapanma ve aşırı sessizlik,

    4. Kompulsif( tekrarlayıcı niteliği olan ve durdurulamayan) masturbasyon,

    5. Duygusal tutarsızlık ve anlık değişiklikler,

    6. Uyku ve yeme bozukluğu,

    7. Parmak emme, altını ıslatma ve kakasını kaçırma gibi daha küçük yaşlara gerileme,

    Ebeveyn çocuğa nasıl davranmalı?

    Tedavinin her aşamasında çocukla birlikte olunması, çocuğa karşı sabırlı, anlayışlı ve duyarlı olunması, Çocuğa sevildiğinin ve değerli olduğunun hissettirilmesi, çocuğu bir birey olarak kabul etmeleri, onun düşüncelerine önem verilmeli ve aile bunu çocuğa hissettirmeli, onu korumaya çalışırken yapabileceği şeyleri kendisinin yapmasına izin verilmeli ve depresyonun tedavi edilebileceğinin unutulmaması gerekmektedir.

    Anne babanın depresyona karşı kendini koruması dediğimizde ise aklıma ilk gelen yabancılaştığımız bu toplumda televizyonu, bilgisayarı, telefonları, ıpadları kenara atıp keyif aldığınız yaşıtlarınızla bol sohbet, istemenin sonu olmadığını ve mutluluğu garantilemediğini hatırlayıp spora veya resme ve ya başka bir özel ilgi alanınız varsa ona yönelip arınma, en yakınınız ailenizle kısa da olsa keyifli vakit geçirebileceğiniz etkinlikler önerebilirim.

    Hepinize bol sohbetli günler…

  • Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Herkes gibi bizde gündelik hayatımızda bazen çok mutlu, neşeli olabildiğimiz gibi bazen de kendimizi mutsuz, depresif hissettiğimiz zamanlar vardır kısa süreli bu moral bozulmaları depresyon olarak adlandırılamaz ancak bu karamsar, çökkün, keyif aldığınız şeylere ilgisiz ruh hali en az 2 haftadır devam ediyorsa depresyondasınız demektir.

    Depresyon, sebepsiz yere kendi kendine de ortaya çıkabilir ya da bir sorunumuz depresyonun meydana gelmesine direkt olarak etki yapıyor olabilir depresyonunuzun ortaya çıkması için herhangi bir sorun olmasına gerek olmayabilir.

    Major depresif epizodun DSM’ye göre belirtiler;

    – Üzgün, çökkün duygudurum, günün büyük kısmında ve hemen hemen her gün

    – Her günkü faaliyetlerde ilgi ve hoşnutluk kaybı.

    – Uyumada güçlükler (insomnia); başlangıçta uykuya dalamama, gece uyanıp bir daha uyuyamama ve sabah çok erken uyanma ya da bazı hastalarda zamanın çoğunu uyuyarak geçirme isteği.

    – Faaliyet düzeyinde değişiklik, ya letarjik olma (psikomotor yavaşlama) ya da ajite olma.

    – İştah azalması ve kilo kaybı, ya da iştah ve kilo artışı. Enerji kaybı ve aşırı yorgunluk.

    – Olumsuz benlik kavramı, kendini yerme ve itham etme, değersizlik ve suçluluk duyguları.

    – Düşüncede yavaşlama ve kararsızlık gibi dikkati toplamada güçlükten yakınma ya da gerçekten güçlük çekme.

    – Yinelenen ölüm ve intihar düşünceleri.

    Başka bir tanımlamaya göre ise belirtiler;

    PASİF OLMA: Olunandan sessiz ve oldukça pasif gözükme. Ama bu pasiflik kalıcı hale geldikçe etkilenen kişi bu yeni pasif ruh halini kabullenip, enerji kaybetmeye başlar ve sıradan işlerin yapılması bile zorlaşır.

    İLGİSİZLİK: Kişi daha az aktif hale geldiği gibi yaşama olan ilgisi de azalmaya baslar. Değersizlik etkisi dayanılamayacak kadar acı vermeye başladığında, bunu hafifletmek için kendiliğinden bir uyuşma oluşabilir.

    KÖTÜYE ODAKLANMA: Bazı insanlar doğaları gereği karamsar özellik gösterirken, zor şartlarda bu tip kişiler bu durumda daha fazla karamsarlık özelliği sergilemektedirler. Kişi olumsuzluğa odaklanmaya meyil özelliği gösterir.

    KENDİNİ DEĞERSİZ GÖRME: “Hiçbir şeye yeteneğim yok”, “İyi giden bir şey yok”, “En ufak bir umut olmadığını biliyorum” gibi sözlere odaklanarak kendi potansiyelinin farkına varamamak.

    GERİ ÇEKİLME: Bu durumda, depresyona giren kişiler diğer insanlarla iletişimini kısıtlamaya gitmektedirler. Toplumun bir parçası olmaktan kaçınırlar.

    KENDİNE ODAKLANMA: Diğer insanlara karşı duvar örerek, içine kapanıklık göstermeye baslar.

    MUTLU İNSANLARDAN UZAK DURMA

    KİŞİLİĞİN VE ALIŞKANLIĞIN DEĞİŞMESI: Kişi normal zamanında neşeli ve cana yakın iken, bu süreçte artık umursamaz bir insan olmaya baslar.

    BİTKİNLİK: Kişi de bir bitkinlik, tükenmişlik hali söz konusudur. Yeni güne uyanmak mutsuz eder. Gece uykulara dalmakta zorluk çeker, az uyur.

    “Maskeli de Olabilir”

    Duygulanım gösterimleri belirgin olmayan, bedensel belirtilerin daha ön planda olduğu depresyon çeşidi. Hastalar, sıkıntılarını bedenleriyle ifade edebilirler. Hatta yüzlerine savunma amacını güden bir gülümseme maskesi takabilirler. Sürekli vücutlarının çeşitli yerlerindeki ağrı ve sızılardan yakınırlar. Ağrı ve sızılarının onları felakete götüreceğine inanabilirler. Ayrıca iştah ve kilo kaybı, yorgunluk, düşük enerji de ortaya çıkar.

  • Çocuk Depresyonu

    Çocuk Depresyonu

    Depresyon, çoğunlukla sırf yetişkinlerin yaşayabileceği bir hastalıkmış gibi görülse de çocukluk çağının her döneminde rastlanılabilir bir durumdur. Burada önemli olan depresyon ip uçlarını iyi takip edebilmek ve gerektiği noktada bir uzmandan yardım almaktır.

    Belirtiler Nelerdir?

    • Depresyondaki çocuk genelde mutsuzdur

    • Eskiye oranla daha az neşelidir

    • Önceden zevk alarak katıldığı aktivitelere karşı ilgisizdir

    • Kilo alımı veya kilo kaybı yaşarlar

    • Az yada çok uyuma gibi uyku problemleri

    • Yorgunluk ve enerji kaybı görülür

    • Dikkati yoğunlaştırmada zorlanma, konuyu anlama ve ifade etmede güçlük yaşamaları nedeni ile okul başarısında düşüşler olur

    • Kendileri ile ilgili ben başarısızım gibi negatif düşünceleri vardır ve bu nedenle özgüven problemi yaşarlar

    • İntihar düşünceleri ve girişimleri olabilir.

    • Bedensel yakınmalar görülür.

    • Hiçbir neden yokken suçlu,kızgın ve değersiz hissetme görülebilir.

    Çocuğum sadece kötü bir haftada mı geçiriyor yoksa depresyonda mı bunu nasıl ayırt edebilirim?

    1. 3 hafta boyunca semptomları gözlemliyorsanız,

    2. Hayatının her alanında ( okulda,oyun oynarken,en sevdiği şeyleri yaparken de ) bu semptomlardan biri veya birkaçı görüyorsanız,

    3. Semptomların şiddeti veya sayısı artıyorsa,

    çocuğunuzun depresyonda olduğundan şüphelenebilirsiniz.

    Depresyondaki Çocuğuma Nasıl yardım edebilirim?

    1. Depresyonu ve semptomlarını iyice anlamak!

    Eğer yaşadığınız süreç hakkında bilgi sahibi olursanız,çocuğunuzun neler hissettiğini anlamaya çalışırsanız ne kendinizi ne çocuğunuzu suçlarsınız. Bu dönemde zaman zaman çaresiz hisseden ebeveynler çocuklarına öfkelenebilir,kendilerini suçlu hissedebilir ya da sanki hiç düzeltilemez bir durum yaşıyormuşçasına üzüntü hissedebilirler. Halbuki bunun gerekli müdahaleler yapıldığında geçecek bir süreç olduğunu bilmek, çocuğunuza karşı daha anlayışlı olmak durumu kolaylaştıracaktır.

    2.Aşırı tepki vermeyin,sakin kalın!

    Bizim başımıza neden bu geldi,çocuğum düzelecek mi gibi endişeler yaşamak,çocuğu bir an önce iyi hissetmesi adına bir çok aktiviteye,hediyeye boğmak,çok özel bir durum yaşadığını hissettirip fazla sakınmak çocuğunuzu daha çok baskı altında hissettirebilir,olabildiğince normal ve sakin davranın.

    3.Yanında olduğunuzu hissettirin!

    Anlayışlı olun, çocuğunuzun her zaman sizinle konuşabileceğini,istediği zaman sizden yardım alabileceğini ve çözümü birlikte bulmak için çaba sarf edeceğinizi bilmesini sağlayın. Bu sadece sözel ifade yoluyla değil,ihtiyacı olduğunda sarılmakla,istemediği zaman konuşmamasına izin verip saygı göstermekle,üzerine gitmemekle de gösterilebilir.

    4.Yardım alın!
    Eğer belirtiler uzun süreli oluyorsa ve başa çıkamayacağınızı düşünüyorsanız yardım almaktan çekinmeyin.