Etiket: Depresyon

  • Mevsimsel Depresyon (1)

    Mevsimsel Depresyon (1)

    Mevsimsel Depresyon birçok insanın hayatında sıkıntı yaratabilen ve bu mevsimde görülen önemli bir sorundur. Bu aylarda başlayan değişim mevsimler arasındaki farklılıklara uyum sağlama süreci olarak herkes tarafından az çok hissedilebilen bir farklılığı içermektedir. Mevsimsel değişiklik uyum belirtileri her insanı etkilemekte olsa da bazı durumlarda uyum sorunundan öte depresif duygulanım yaratmakta uzun sürmesi durumunda da depresyona neden olabilmektedir.

    Genellikle eylül ayı sonlarında ekim ayında başlayıp nisan ayında baharın etkisiyle geçmektedir.
    Mevsimsel Depresyon Ruh Sağlığı literatüründe Seasonal Affective Disorder olarak tanımlanıyor. Mevsimsel Afektif Bozukluk, Kış depresyonu olarak adlandırılsa da bazı kişilerde bahar ve yaz aylarında da görülebilmektedir. Toplumda %5-6 oranında var olmakla birlikte diğer depresyon türleri gibi erkeklere oranla daha çok kadınlarda görülüyor. Genç yaşlarda başladığı yolunda bilgiler bulunmaktadır.

    Bu konuda yapılan araştırmalar; Amerika Birleşik Devletleri’nde 10 milyondan fazla kişinin her sene bu rahatsızlıkla karşılaştığını ortaya koymuştur. Araştırmalar ayrıca Mevsimsel Depresyon’un farklı iklimlerde yaşayan milyonlarca insanı etkilediğini ve ekvatordan uzaklaşıldıkça semptomların arttığını da ortaya çıkarmıştır.

  • Mevsimsel Depresyonun Nedenleri ?

    Mevsimsel Depresyonun Nedenleri ?

    Kalıtım yani genetik faktörler de hormonal etkenlerin dışında mevsimsel depresyon oluşumuna neden olan önemli bir etken olarak gösteriliyor. Ana baba ya da büyük anne, büyük baba gibi yakın akrabalarında mevsimsel depresyon öyküsü olan kişilerin bu tür depresyona girme oranının diğer birçok biyolojik hastalıkta olduğu gibi daha yüksek olduğu açıklanıyor. Yapılan bir araştırma da bu oran 7 de bir olarak saptanmıştır.

    Kronik hastalıkların kişinin yaşam enerjisini ve yaşam kalitesini engellemesi de kaygı ve öfke gibi olumsuz duygularla sürekli iç içe olmak bakımından hormonlarda ki değişikliklerle birleştiğinde mevsimsel depresyon riski oluşturmaktadır.

    iğer önemli bir etken de bazı kişilik özellikleri olarak açıklanıyor. İçe kapalı, herkesi hoşnut etmeye çalışan, öfke kızgınlık gibi olumsuz duygularını ifade etmekte çekingen davranan, gücenirler, kırılırlar düşüncesiyle olumsuz tepkilerini gösteremeyen kişilerin olumsuz duygularıyla baş etmekte güçlük çekmesinin depresyona zemin hazırladığı düşünülmektedir

  • DEPRESYON TEHLİKESİ ARTIYOR!

    DEPRESYON TEHLİKESİ ARTIYOR!

    DEPRESYON TEHLİKESİ ARTIYOR!

    Depresyon; son yıllarda daha sık duyduğumuz, bazen bizi bazen de yakınımızı etkileyen birebir tanıklık ettiğimiz en önemli psikolojik hastalıklardan biridir.

    Depresyon, üzüntü duygusu ile özdeşleşse de üzüntüden farklıdır. Üzüntü hissettiğimiz duygulardan biridir. Depresyon ise duygu, davranış ve düşünce boyutu olan bir hastalıktır. Depresyonun 3 farklı boyutu vardır:

    1. Duygu boyutu: Depresyonda olan kişi genel olarak karamsardır. Geleceğe dair ümitsizlik hissi vardır. Mutsuzluk, çaresizlik, değersizlik, öfke, suçluluk (daha çok kendine yönelik) gibi duygular depresyondaki kişiye eşlik eden diğer duygulardır.

    2. Davranış boyutu: Kişide genel bir hareketsizlik söz konusudur. Sürekli uyuma isteği veya uyuyamama durumu, yemek yemeyi reddetme veya aşırı yemek yeme, madde kullanımı veya kullanımda artış, konuşmak istememe, yorgunluk, halsizlik gibi davranışlar görülür.

    3. Bilişsel boyutu: Kişinin düşünceleri karışık ve dağınıktır. Odaklanma ve konsantrasyon sorunu yaşar. Kişi, kendini değersiz, yaşamı anlamsız gören düşüncelere sahiptir. Kişinin; ‘Hayat anlamsız, yaşanmaya değmez, her şey çok kötü, kimse beni sevmiyor, ben işe yaramaz biriyim vb.’ negatif ve genelleyici düşünceleri yaygındır.

    Depresyon Nelere Yol Açar?

    Depresyon pek çok olumsuz sonucun ortaya çıkmasına yol açar. Kişinin kendini sosyal hayattan ve iş yaşamından geri çekmesine, psikolojik, bedensel ve sosyal olarak yıpranmasına, bununla birlikte enerji kaybı yaşamasına neden olur.

    Who (Dünya Sağlık Örgütü) : Depresyon 2030’a kadar küresel bir kriz olacak!

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tüm dünyadaki hastalıkların değişen sıklığı ile ilgili periyodik olarak istatistiksel analizler yayınlamaktadır. Ayrıca yeni hastalıkların gelişim sıklığına bakarak ilerleyen yıllarda ne gibi sağlık sorunlarının beklendiğini açıklamaktadır. En son yayınlanan rapora göre en sık görülecek hastalık kalp damar hastalıkları ve ikinci sırada depresyon bulunmaktadır.

    Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinin ruh sağlığının bozuk olduğunu, her yıl 900 bin kişinin intihar ettiğini, ruh sağlığı ciddi anlamda bozuk olan her 4 kişiden 3’ünün hiçbir tedavi almadığını ve 2030 yılına kadar depresyonun küresel bir kriz olacağını açıkladı.

    Rapora göre, az ve orta gelirli ülkelerde 100 bin kişiye bir uzman düşerken, zengin ülkelerde 2 bin kişiye bir uzman düşmektedir. Yoksul ülkelerde ruh sağlığı için kişi başı 2 dolar harcanırken, yüksek gelirli ülkelerde 50 dolar harcanmaktadır.

    Depresyon İş Gücü Kaybına yol Açmaktadır

    Depresyon, kişinin kendisini ve yakınlarını etkilediği gibi çalıştığı işyerindeki verimini de etkilemektedir. Depresyonun kişide oluşturduğu isteksizlik, hareketsizlik, karamsarlık, motivasyon eksikliği, enerji kaybı ve iş verimindeki düşüş sonucunda önümüzdeki yıllarda kamuda da özel sektörde de ciddi iş kayıplarının yaşanması öngörülmektedir. Ciddi bir hastalık olan depresyon şu anda iş gücü kaybı sıralamasında 5. Sıradadır.

    Depresyonun sık görülen hastalıklara eklenmesi ile oluşacak fiziksel, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik zararlar, önleyici tedbirlerin alınması gereğini ortaya çıkarmaktadır.

    Depresyon İman Zayıflığı Mıdır?

    Bazı kişiler depresyonun iman zayıflığından kaynaklandığını iddia etmektedirler. Bu iddiaya Mevlana’nın şu tespiti ile cevap vermekte fayda olduğunu düşünüyorum. Mevlana’ya göre; kalp, tecelligah-ı ilahi deryasının sahilidir. O deryadan kalbe devamlı dalgalar gelir. Bunlar ışık dalgaları gibi değişik şekil ve boydadır. Bu dalgaların geldiği yere göre kişide oluşturduğu bir tesir vardır. Bu dalgaların bir kısmı Allah’ın ‘Basıt’ isminden gelir ve kalpte oluşturduğu etki ferahlıktır. Kişi bu dalganın tesiriyle inşirah duyar. Başka bir dalga ise Allah’ın ‘Kabz’ isminden gelir ve kalpte sıkıntı, daralma ve bunalmaya sebep olur.

    Bu dalgaların farklı şekilde tecelli etmelerinin amacı, kişinin tek düze yaşamasını engellemektir. Örneğin kişi hep ‘Basıt’ isminin tecellesiyle ve ihsanlarla karşılaşsa, bunun güzelliğini fark edebilir mi? Ferahlığın oluşturduğu durumu hissedebilmesi için ara sıra sıkıntı halini yaşaması gerekir. Çünkü her şey ancak zıddıyla bilinir.

    Bütün bu açıklamalar ışığında kişinin duygu durumunda değişmeler olması doğaldır, sıkıntı durumunun uzun sürmesi, kişinin uygun müdahaleden yoksun olması ile açıklanabilir, iman zayıflığı ile değil.

    Depresyonla İlgili Ne Yapılmalı?

    Depresyon ortaya çıktıktan sonra iki şekilde tedavi edilmektedir.

    1. İlaç Tedavisi: ilaç tedavisinde depresyonda olan hastaya antidepresan ilaçlar verilmekte, hastanın bu ilaçları en az 6 ay kullanması istenmektedir. İlacın erken kesilmesi ile birlikte depresyonun nüksetme ihtimali artmaktadır. İlaç terapiye göre depresyonun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olmaktadır ama bazen tek başına kullanılması yeterli olmamaktadır. Çünkü ilaç ile kişinin hormonlarına müdahale edilmekte, yaşadığı duygu durumu dengelenmeye çalışılmakta ama davranış ve düşünce boyuna müdahale yetersiz kalmaktadır.

    2. Psikoterapi: Psikoterapi ile kişinin depresif duygu durumunu ortaya çıkaran ve sürdüren olumsuz ve işlevsiz otomatik düşüncelerin giderilmesi hedeflenmektedir. Terapist, işlevsiz düşüncelerin etkisinden kurtulan kişiye, işlevsel ve pozitif düşünme becerisi kazandırmaya yardımcı olmaktadır. Ayrıca davranış ve düşünceleri değiştirmeye yönelik öğrenilen becerilerin ev ödevleriyle desteklenmesini sağlamaktadır. Ev ödevleri ve fiziksel aktiviteler terapinin olmazsa olmazıdır.

    İlaç mı? Psikoterapi mi?

    En çok sorulan sorulardan biri de tedavide hangisinin daha etkin olduğudur. Bununla ilgili ülkeden ülkeye, hatta aynı ülkede uzmandan uzmana farklılar görülmektedir. Örneğin Amerika’da depresyon tedavisinde ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanmaktadır. İngiltere’de ise farklı bir uygulama söz konusudur. İngiltere’de hafif ve orta düzey depresyonun başlangıç tedavisinde ilaç tedavisi yoktur. Psikoterapi tedavisi uygulanır. Psikoterapi ile depresyonun ilerlemesi engellenemediğinde ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanır. Ülkemizde ise bu konu ile ilgili yaklaşım, uzmanların insiyatifine ve hastanın tercihine bırakılmıştır.

    Genel görüş ise, ileri düzey depresyonda intiharı ve ortaya çıkabilecek diğer zararları önleme adına ilaç tedavisinin gerekli olduğudur. Ancak hafif ve orta düzey depresyonda psikoterapinin ilaç tedavisine benzer sonuçlar verdiği, yan etkilerinin olmaması sebebiyle avantajlı olduğu ve hastalığın nüksetme ihtimalinin ilaç tedavisine göre daha seyrek görüldüğü belirtilmiştir. Avrupa’da yapılan bir araştırmaya göre depresyonun nüksetme oranı sadece ilaç tedavisi uygulanan hastalarda %80 gibi yüksek bir oran iken, terapi uygulanan hastalarda %20-30 arasında görülmektedir. Bu sonuç depresyon tedavisinin ilaç kullanılarak sağlansa bile terapi ile de desteklenmesi gereğini ortaya koymuştur.

    Özetlemek gerekirse, bilişsel davranışçı terapi ile kişinin işlevsiz düşüncelerine ve davranışlarına müdahale edilerek sağlıklı düşünce ve davranış edinmesine yönelik beceri kazandırılmakta, böylece hastalığın nüksetme ihtimali azalmaktadır. Kronik depresyon tedavisinde ise ilaç tedavisi ile psikoterapinin birlikte uygulanması önerilmektedir.

  • Yaz Depresyonu

    Yaz Depresyonu

    Yaz depresyonu nedir?

    Mevsimsel duygu durum bozukluğu, her yıl sonbahar ve kış aylarında günlerin kısalmasıyla ortaya çıkan bir depresyon biçimidir. Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında günlerin uzamaya başlamasıyla birlikte mevsimsel depresyonu olan bireylerin şikayetlerinde iyileşme görülür. Ancak bazen ilkbahar ve yaz mevsiminde oluşan bir tipi de bulunmaktadır. Yaz depresyonu, kış depresyonuna göre ender görülmektedir. Görülme sıklığı %1 olan yaz depresyonunun nedenleri kesin olarak bilinmese de genetik faktörler, stresle bağlantılı faktörler, geçmişte yaşanan travmatik bir olayın neden olduğu depresif bir süreç, her yıl aynı dönemlerde tekrar hatırlanarak mevsimsel depresyona yol açabilir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, biyolojik etkiler (melatonin hormonunun az salgılanması gibi) ve psikolojik faktörler nedeniyle yaz mevsiminde de depresyon olacağını göstermektedir.

    Kadınlarda erkeklere oranla mevsimsel duygu durum bozuklukları 4 kat fazla görülmektedir. Ayrıca klinikte en çok gözlemlediğimiz özellikle majör depresyonda olduğu gibi yaz depresyonunda da, kişilerin hastalığı geçici bir moral bozukluğu gibi görerek hafife almalarıdır. Depresyon sürecini, kırık kolla salata yapmaya benzetebiliriz. Kişi hayat kalitesi düşmüş bir şekilde hayatına devam eder, fakat bu durum tedavi edilmediği takdirde kişinin hayatındaki işlevselliğini olumsuz etkileyen bir süreç haline dönüşür.

    Yaz depresyonu belirtileri neler?

    Döngüsel ve mevsimsel bir durum olan yaz depresyonu belirtilerin her yıl aynı dönemlerde başlayıp sona erdiği anlamına gelmektedir.

    • Anksiyete (Endişe, kaygı)

    • Uyku sorunları, insomnia (uykusuzluk)

    • Aşırı hassasiyet, sinirlilik

    • Ajitasyon

    • Kilo kaybı

    • İştahsızlık

    Yaz depresyonda kişi hayattan zevk alamamaya başlayabilir. Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü yaşar. Kişi eskiden mutlu olduğu şeylere ilgi duymaz. Yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı, motivasyon kaybı, cinsel isteksizlik, uyku bozukluğu, aşırı alınganlık, duygusallık, sabırsızlık, iştah kaybı, kilo verme ya da aşırı iştahla kilo alımı görülebilir. Bu durum içe kapanma, saldırganlık, yaşamı değersiz bulma ve intihar düşüncelerine kadar gidebilir.

    Sirkadyen ritmin (biyolojik saat) bozulması, uyanık kalma süresinin artmasından dolayı depresif duygulara yol açabilir. Ayrıca vücudumuzdaki serotonin seviyesindeki düşüş ve özellikle de melatonin hormonu dediğimiz uyku düzenini sağlayan hormonun dengesinin bozulması yaz depresyonunu tetikleyen sebepler arasında olabilmektedir.

    Yukarıdaki sebeplerden dolayı yaz aylarında düzenli ve kaliteli uykuya dikkat edilmelidir. Mümkünse haftanın 4 günü 20 dakika tempolu yürüyüş yapmak vücuttaki endorfin seviyesini arttırdığı için önerilmektedir. Yaz aylarında sağlıklı ve düzenli beslenmek de oldukça önemlidir.

    Yaz depresyonunun tanı ve tedavisi için, ruh sağlığı uzmanının değerlendirilmesi önemlidir. Tedavi sürecinde psikoterapi ve ilaç tedavisi kullanılmaktadır.

  • 4 Adımda Psikolojinizi Düzeltin

    4 Adımda Psikolojinizi Düzeltin

    4 Adımda Psikolojinizi Düzeltin​

    Yaz ayının başlarındayız. Havanın olumlu etkisi sayesinde dışarı çıkmak için nedenlerimiz arttı. Uzmanlar mevsim değişimlerinin, insanların fizyolojisi ve psikolojisi üzerinde doğrudan etkisi olduğu görüşündeler. Bahar ve yaz ayları bildiğiniz üzere alerjisi olan insanlar üzerinde de doğrudan etkilidir. Vücudumuzdaki hormonal ve fizyolojik değişiklikler mevsimsel depresyonları beraberinde getirebiliyor. Dahası, tedavi edilmeyen depresyon bu aylarında etkisini daha şiddetli gösteriyor. Yazın henüz başındayken depresyon ile nasıl başa çıkacağımızı öğrenmek ister misiniz? Psikolog Tuba Dadaşoğlu ile yaz depresyonu ile nasıl başa çıkacağımızı konuştuğumuz, kendimizi daha enerjik ve dinamik hissetmek için neler yapmamız gerektiği ile ilgili bilgilendirici bir söyleşi yaptık. Keyifli okumalar dilerim.

    Depresyon nedir?
    Evet, gerçekten de depresyon nedir? Farkındaysanız artık herkes “Depresyondayım!” diyor.Aslında depresyonun en temel anlamı; isteksizlik hali, hayattan zevk alamamak ve hiçbir şey yapmama isteğidir. Aslına bakacak olursak depresyon; bir beyin hastalığıdır. Yani hem vücudu, hem düşünceleri hem de duygu durumunu etkiler.

    Bahar ve yaz depresyonu hakkında bilgi verebilir misiniz?
    Toplumumuzda daha çok  bahar ve yaz depresyonu olarak bilinen şey, esasen mevsimsel duygulanım bozukluğudur. Her yılın aynı zamanlarında tekrar eden bir depresyon türüdür. Bu süreçte kişiler kendilerini daha çok sömürülmüş ve karamsar hissederler. Bahar depresyonu hastalığı ile yapılan en büyük yanlışlıklardan biri de, bu hastalığı kısa süreli bir moral bozukluğu sanıp, insanların bu durumu ciddiye almamasıdır. Eğer doğru zamanda doğru adım atılmazsa bu hastalık giderek ağırlaşıp sürekli bir depresyon haline de gelebilir.

    Peki, yaz depresyonunun belirtileri nelerdir?
    Kişide gözle görülür derecede enerji düşüşü başlar ve ilgi kaybı azalır, suçluluk duyguları artar, odaklanamama durumu başlar, yoğun bir şekilde ölüm veya intihar fikirleri ortaya çıkar. Duygusal anlamda bir çökkünlük yaşarlar ve her şeye üzülürler. Ağlamalar artar, bu bazen bir neden olmadan da ortaya çıkar. Uyku düzenleri bozulur, hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelirler ve kendilerini sürekli yorgun hissederler.

    Bahar ve yaz depresyonunda en çok kimler risk altında?
    Bahar depresyonu, genetik olarak depresyona yatkınlığı olan kişilerde daha fazla görülüyor.Bir de geçmişte depresyon geçirmiş kişilerde daha sık şekilde ortaya çıkıyor. Örneğin; dışa dönük ve ikili ilişkilerinde iletişimi daha kuvvetli olan kişilerde depresyon daha az görülürken, içe dönük ve ikili ilişkilerinde iletişimi zayıf olan kişilerde bu hastalık daha sık ortaya çıkıyor. Buna ek olarak; mükemmeliyetçi yapıya sahip kişiler birçok konuda esneklik gösteremediği için beklentilerinin altında bir durum sergilediği zaman daha sık depresif belirtiler yaşıyor ve böylece mevsimsel değişimlerde daha fazla hassasiyet gösteriyorlar.

    Depresyon başlamadan önce anlamak mümkün müdür? Depresyonun ön belirtileri var mı?
    Hepimiz hayatımızda üzülüyoruz, yıpranıyoruz, stresli anlar ya da zamanlar geçiriyoruz fakat her duygunun olduğu gibi bu duygularında belli bir zamanı olmalı. Buna örnek verecek olursak; ilişkimizle ya da aile yaşantımızla ilgili zorlu bir süreçten geçiyorsak üzülmemiz, uykularımızın kaçması hatta stres düzeyimizin artması normal olabilir.

    Depresyon döneminde farklı olarak yaşanan durum ise; hayatımızda olumlu gelişmeler olmasına karşı içimizde hissettiğimiz koskoca bir boşluk hissi, bunalım ve hüznün devam etmesidir.Yani önceden sizi mutlu eden, keyif veren şeyler artık eski tadı vermiyorsa depresyondasınız demektir. Tabii kişiler çoğu zaman yaşadığının depresyon mu yoksa günlük hayatın bir parçası mı olduğunu ayırt etmekte zorlanabiliyorlar. Eğer bir olay karşısında normalden farklı tepkiler verdiğinizi düşünüyorsanız ve çevrenizdekilerden de bu konuda sorular geliyorsa bir uzmandan destek almanızı öneriyorum. Çünkü uzun süre tedavi edilmeyen depresyon kişiyi intihara kadar sürükleyebiliyor.

    4 adımda depresyon ile başa çıkmak için neler yapmamız gerektiğini bizimle paylaşabilir misiniz?
    Öncelikli olarak “Artık geçmişin yükünden kurtulve hafifle!” diyerek konuya başlamak istiyorum. Geçmişe dair unutmadığımız ve unutmak istemediğimiz her şey bizim ruh sağlığımızı olumsuz şekilde etkiler. Yaşadıklarımızı tabii ki tamamen unutmaktan bahsetmiyorum. Zaten bu, mümkün de değil; fakat geçmişi bugünümüzde yaşatarak kendimize en büyük zararı yine kendimiz vermiş oluyoruz. Eğer geçmişi affedip yolumuza devam etmeyi tercih edersek inanın bana bambaşka bir noktada göreceğiz kendimizi.

    İkinci olarak: O kafayı değiştir!
    İnanın ne düşünüyorsak ya da ne hissediyorsak o şekilde de davranırız. Yani düşünceler duyguları, duygularda davranışlarımızı etkiler. Ben diyorum ki işe olumsuz düşüncelerimizi değiştirmekle başlayalım. Çünkü olumsuz duygular bizi düşünsel ve fiziksel olarak da olumsuz etkiler. Olumsuz bir duygu durumu içerisindeyken moralimiz daha da bozulur. Moralimizin bozulması ise çoğunlukla yapıcı bir durum değil tam tersine yıkıcı bir durumdur.

    Bir diğeri:Kendinle ilgilen!
    Depresyonun üstesinden gelmek için kendimize dikkat etmemiz gerekmektedir. Tabii bu da sağlıklı bir yaşam tarzını takip etmek, stresle başa çıkabilmeyi öğrenebilmek, sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek ve gün içinde bize iyi gelecek aktivitelerde bulunmaktır. Ruh sağlığımızda yaşadığımız sorunlar şüphesiz bedenimize de yansır. Hareketsizlik ve bununla beraber sürekli düşünme hali bedenimizi yorabilir.

    Olmazsa olmazı ve sonuncusu: Sevdiklerinize zaman ayırın!
    Depresyonla gelen isteksizlik ve yorgunluk hali ilişkilerimizi de etkileyebilir. Yapılan araştırmalara göre, sosyal ilişkilerin iyileştirici bir gücü olduğu ispatlanmıştır. Uzun süredir ihmal ettiğiniz bir arkadaşınızı arayıp onunla görüşmek, hatta bir kahve içip sohbet etmek inanın size iyi gelecektir.Ve en önemlisi, önceden yaptığınız ve sizi iyi hissettiren şeyleri içinizden gelmese bile yapmaya çalışmak en etkili olacak yöntemlerden biridir. Depresyonunuz hemen bitmese bile, keyifli aktivitelerle uğraştığınız için kendinizi günden güne daha enerjik ve daha iyimser hissedeceksiniz.

    Bir uzmandan ne zaman yardım alınmalı?
    Eğer depresyonunuzun zamanla daha kötüye gittiğini düşünüyorsanız, bir uzmandan destek almanızı tavsiye ediyorum. Yardım alıyor olmak sizin zayıf olduğunuz anlamına gelmemeli. Depresyondayken negatif düşüncelerle boğuşmak kendimizi bulmamızı daha da zorlaştırabilir, fakat unutmamanız gereken önemli bir nokta var, depresyon tedavi edilebilir ve kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz! Ancak önemli olan 4 adımı uygulamaktan asla vazgeçmeyin. Profesyonel destek alıyor olsanız bile, bu ipuçları kendinizi daha iyi hissetmenizi ve iyileşmenizi hızlandırmada yardımcı olacaktır.

  • Mervsim değişikliğinin sizi depresyona hapsetmesine izin vermeyin

    Mervsim değişikliğinin sizi depresyona hapsetmesine izin vermeyin

    Güneşin artık pek ısıtmadığı, esen rüzgarın, çıkan ayazın sizi yatağa çağırdığı bir mevsim. Canınız hiç bir şey yapmak istemiyor. Uyusanız, uyusanız, uyusanız… İşte, okulda, yolda bir mutsuzluk hakim bedeninize. Çalışmasanız, kar yağsa da okullar tatil olsa. Dikkatiniz sık dağılıyor ve artan unutkanlık da cabası. Daha çok yemek yiyorsunuz ve halsizliğiniz tüm gün sizinle. Yakınlarınız, arkadaşlarınız ile görüşmek, dışarı çıkmak, gezmek yerine evde eski sezon diziler daha kolay geliyor sanki. Halbu ki yazın bir çok uğraşınız vardı zevk aldığınız, şimdi ise hiç bir şey yeterince keyif vermiyor size.

    • Yoksa mevsimsel depresyon mu kapınızı çalıyor?

    Elbette ki depresyonun bir çok çeşidi ve nedeni vardır. Mevsimsel depresyon ise, üzüntüye, strese neden olacak bir durum olmadığı halde, özellikle sonbahardan kışa geçilen dönemlerde azalan gün ışığından dolayı yaşanan duygu durum bozuklukluğudur. Her sene benzer dönemlerde oluşur ve kişinin yaşam kalitesini oldukça düşürür.

    • Peki bu dönemde depresyona girmemek, depresif bir durumda olmamak için neler yapabiliriz?

    Öncelikle yaşam şeklimizi değiştirmemiz gerekmektedir. Yataktan kalkmadığınız sürece o gün iyi bir olay yaşama ihtimali sıfırdır çünkü.

    Gün ışığından özellikle sabah ve öğlen saatlerinde yararlanmak gerekir. Çalışıyorsanız ve tüm gün ofiste iseniz sabah işe giderken bu daha kolay olacaktır.

    Yürüyüş, hem en bedava, hem en keyifli, hem de en stres attırıcı yollardan biridir.

    Haftada en az 2- 3 gün 1 saatlik yürüyüşler ya da her gün yarım saat tempolu yürümek oldukça iyi gelecektir.

    Düzenli uyku ve sağlıklı beslenmek sadece bu mevsimlerde değil her dönem önem arz eder.
    Doktorunuza danışarak gerekli takviye vitaminlerden faydalanabilirsiniz.

    Gülümsemek bulaşıcıdır. Özellikle insana kendisinden bulaşır. Her sabah traş olurken ya da makyaj yaparken bile aynaya gülümsemek,güne mutsuz başlamaktan iyidir.
    Hobi edinin. Üretmek özgüveni arttırır, iyi gelecektir.

    Bol bol aktivite yapın, sosyalleşin. O sırada içinizden gelmese bile kendinize inat aktivite yaptığınızda, arkadaşlarınız ile buluştuğunuzda, dışarı çıktığınızda belki aldığınız zevkin eylemi yapmadan önceki tahmininizden fazla olduğunu göreceksiniz.

    Depresyondan uzak, keyifli bir sonbahar – kış mevsimi dilerim.

  • DEPRESYON MEVSİMİ SONBAHAR

    DEPRESYON MEVSİMİ SONBAHAR

    Sürekli uyku hali, genel anlamda kendini mutsuz hissetme ve hiç bir şey yapmak istememe gibi belirtiler sizde de varsa Sonbahar Depresyonuna girmiş olabilirsiniz. Yaz mevsimine veda edip Sonbahar aylarına girdiğimiz şu günlerde iş sorumluluklarımızın artması, hormonel değişiklikler, gün ışığından daha az yararlanma ve havaların serinlemesi gibi nedenler Sonbahar Depresyonuna yol açıyor. Peki,

    • Sonbahar Depresyonu geçici bir durum mu?
    • Korunmak için neler yapmalıyız?

    Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır, Sonbahar Depresyonu hakkında bilgi verdi.

    Ailesinde ya da kendisinde Psikiyatrik Hastalık Öyküsü Olanlar Dikkat!

    Depresyon, kişinin kendini olduğundan daha üzgün ve mutsuz hissetmesidir. Bunun dışında; gündelik aktiviteleri yaparken zorlanması, isteksizlik ve ilgi kaybının oluşması, enerjide düşüklük, yorgunluğun daha fazla hissedilmesi, çok uyuma ya da uyku güçlüğü çekme, nedensiz kilo alma ya da kilo kaybetme gibi insanın hayat kalitesini düşüren ve işlevselliğini ciddi anlamda bozan bir hastalıktır.

    Yapılan araştırmalara göre; genetik yatkınlıkla birlikte hormonel değişiklikler kişide depresyon eğilimini artırmaktadır. Özellikle mevsim geçişlerinde depresif duygu durumu kişiler için risk teşkil etmektedir. Yazı bitirdiğimiz Sonbahar aylarına girdiğimiz şu günlerde, düşen hava sıcaklığı ve günlerin kısalmasından dolayı gün ışığından daha az faydalanmak kişilerde hormonel değişikliklere yol açmaktadır. Serotonin(mutluluk) hormonu düzeyi düşerken, melatonin(uyku) hormonunun düzeyinin yükselmesi; kişide depresyonun oluşmasına uygun zemin hazırlamaktadır. Bu değişiklikler herkeste olmakla birlikte; geçmiş yaşantısında depresif hastalıklar geçirmiş, ailede ya da kendinde depresif ya da psikiyatrik hastalık öyküsü olan ya da genetik yatkınlığı bulunanlar sonbahar depresyonuna daha kolay girebilmektedir.

    Gün Boyunca Devam Eden Mutsuzluk Sonbahar Depresyonunun Habercisi Olabilir

    Sabahları uyanmakta güçlük ya da çok erken saatlerde uyanıp tekrar uyuyamama, gün boyunca devam eden mutsuzluk hissi, ilgi kaybı, gündelik aktiviteleri yaparken zorlanma, enerjide düşme, geçmeyen yorgunluk hissi, konsantrasyonda bozulma, bellek zorlukları yaşamaya başlama, iştahta artma ya da çok azalma, cinsel isteğin kaybı ile değersizlik ve yetersizlik duygularının artması gibi belirtiler Sonbahar Depresyonunun habercisi olabilir.

    Hareket Azlığı Depresyona Zemin Hazırlıyor

    Yapılan bilimsel çalışmalar “hiç bir şey yapmamanın” (yani zorunluluklar dışında hareketlerimizi kısıtlamak, sosyal faaliyetleri azaltmak vs.) depresyon döngüsüne zemin hazırladığını göstermektedir. Hormonel ve mevsimsel değişikliklerden dolayı da sonbaharda harekete yönelik motivasyon kaybı yaşanır. Ancak tüm mevsimsel değişikliklere rağmen kişi zorlayarakta olsa hareket halinin devamını sürdürmesi, depresyondan korunmak için oldukça önemlidir. Psikoterapilerde sık kullanılan bir kavram olarak “önce hareket sonra motivasyon” doğru olan sıralamadır. Yani unutmamak gerekir ki motivasyonu hareketin kendisi getirir.

    Sonbahar Depresyonundan Korunmak İçin Öneriler

    Gün ışığından maksimum düzeyde fayda sağlayacak bir uyku düzeni oluşturulmalı,
    Özellikle günlerin kısaldığı şu zamanlarda güne erken başlanmalı,
    Hava kapalı bile olsa dışarıda hafif tempolu 20-30 dakikalık yürüyüşler yapılmalı ya da gün içinde mutlaka dışarıda vakit geçirilmeli,
    Spor aktiviteleri artırılmalı,
    Sağlıklı beslenmeye her zamankinden daha fazla özen gösterilmeli,
    Sevdiğiniz kişilerle daha fazla vakit geçirilmeli,
    Mümkün olduğu kadar hareket halinde olunmalıdır.

    Sonbahar Depresyonu Bir Kez Başladığından Uzman Desteği Şart

    Tüm çabalara rağmen bahsedilen depresif belirtilerin iki hafta boyunca sürmesi halinde kişinin mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına görünmesi önemlidir. Çünkü sonbaharda başlayan depresyonun kişinin soğuk havaya ya da azalan gün ışığına alışmasıyla kendiliğinden geçmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Depresyon başlarsa düzeyinin daha da ağırlaşması söz konusu olur ve tekrarlayan depresif ataklara yol açar. Sonbaharla birlikte masum bir şekilde başlayan depresif durumun kalıcı bir hal almaması için kişinin psikolojik tedavi alması şarttır.

  • DEPRESYONDAN KURTULMAK İÇİN 10 ALTIN ÖNERİ

    DEPRESYONDAN KURTULMAK İÇİN 10 ALTIN ÖNERİ

    Hayattan artık zevk almama, mutsuzluk, durup dururken gözyaşlarına boğulma, enerji düşüklüğü… Eğer sizde de bu belirtiler varsa depresyonda olabilirsiniz. Kişilerin yaşam kalitelerini düşüren ve hayattan beklentilerini azaltan bu rahatsızlıktan kurtulmak ise gün içerisinde yapacağınız gayretlerle mümkün…Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır, depresyon belirtileri ve depresyonla baş edebilmek için önerilerde bulundu.

    Bu Belirtiler Depresyon Habercisi

    Depresyon, sürekli bir mutsuzluk ve ilgili kaybına neden olan bir duygudurum bozukluğudur. Ayrıca majör depresif bozukluk veya klinik depresyon adı da verilir. Hissetme, düşünme ve davranma şekillerinizi etkiler ve çok çeşitli duygusal ve fiziksel sorunlara yol açabilir. Normal günlük faaliyetlerinizi yaparken sorun yaşayabilir ve bazen hayatın yaşamaya değer olmadığını hissedebilirsiniz. Bir can sıkıntısı salgınından daha fazlası olan depresyon bir zayıflık değildir ve bundan basit bir şekilde “kurtulamazsınız”. Depresyon orta-uzun süreli bir tedavi gerektirebilir.

    Depresyon belirtileri ise şu şekildedir;

    • Mutsuzluk, gözyaşlarına boğulma, boşluk veya umutsuzluk duyguları,
    • Küçük meselelerde bile kızgınlık patlamaları, duyarlılık veya hayal kırıklığı,
    • Cinsellik, hobi veya spor gibi normal faaliyetlerin çoğu veya tamamında ilgi veya zevk kaybı,
    • Uyku yitimi veya çok fazla uyuma gibi uyku bozuklukları,
    • Küçük işler de bile ek çaba gerektirecek düzeyde yorgunluk veya enerji yoksunluğu,
    • İştahta değişiklikler; sıklıkla iştah azalması ve kilo kaybı, ancak bazı kişilerde iştahın açılması ve kilo alımı,
    • Anksiyete, ajitasyon veya huzursuzluk,
    • Yavaş düşünme, konuşma veya beden hareketleri,
    • Değersizlik veya suçluluk hisleri,
    • Geçmiş hatalara odaklanma veya sorumluluğunuzda olmayan şeyler için kendinizi suçlama,
    • Düşünme, konsantrasyon bozukluğu, yanlış kararlar alma ve gündelik şeyleri hatırlamada sorun yaşama,
    • Sık ve tekrar eden intihar düşünceleri, intihar girişimleri,
    • Sırt ağrısı veya baş ağrısı gibi açıklanamayan fiziksel sorunlar,

    İyileşme Sürecinde Olumsuz Duygulara Kapılmayın

    Depresif belirtiler kişilik özellikleri ile karıştırılmamalıdır. Depresif belirtiler geçicidir ve “karakterinizin değiştiği” ya da “artık kişi olarak eskisi gibi biri olmadığınız” anlamına gelmez. Depresyonda yaşadığınız işlev kaybı, “yetersizlik” anlamına gelmemektedir. Ayağınız kırıldığında yürüyememeniz gibi, depresyonda olduğunuzda da bazı şeyleri yapmakta zorlanırsınız. İyileşme sürecinde dalgalanmalar olabilir. Zaman zaman depresif belirtilerde artış, duygu durumda değişmeler, eski gerçek dışı düşünceler görülebilir. Bu sürecin iyileşme döneminin bir parçası olduğunu hatırlayın ve “eskisi gibi olacağım, başa dönüyorum” şeklindeki olumsuz düşüncelerden kendinizi uzaklaştırın. Aksi takdirde bu tür yorumlamalar geçici olan depresif duygulanımın süresini uzatabilir.

    Depresyondan Kurtulmak İçin…

    Yakınlarınız ve özellikle aileniz ile daha fazla vakit geçirin.
    Duygularınızı ifade edin, diğer insanların ne hissettiğine verdiğiniz önem kadar kendi duygu ve ihtiyaçlarınızı da gözetin.
    Depresyon döngüsünü unutmayın, depresyonda çoğunlukla kişinin bir şey yapma isteği olmaz, uyuma isteği olur ve yaptığı şeylerden zevk almaz. Eğer belirtileri besleyecek şekilde evde oturup, hiçbir şey yapmaz ve içinizden gelmesini beklerseniz depresyonun seviyesini artırabilirsiniz. Bu sebeple mümkün olduğunca böyle durumlarda zevk almasanız da faaliyetlerinizi sürdürmeye devam edin.

    Geçmişe odaklı olmayın, geçmiş hatalar üzerinde durup problem odaklı yaklaşmayın.
    Olumlu duygu ifadelerini artırın. Olumsuz duygu ve düşüncelerinizi yerinde ve zamanında, uygun dozda ifade etmekten kaçınmayın. Unutmayın ki zamanında sergilenen uygun ifade ve aktif davranış, birikimi engelleyecek, küçük artçı depremler büyük depremin önüne geçecektir.
    İyileşme sürecinde dalgalanmalar olabilir, zaman zaman depresif belirtilerde artış görülebilir. Bunu normal karşılayın.

    Aile üyelerinin beraber vakit geçirmeleri önemlidir. Zaman geçirme ev içerisinde ufak bir aktivite ile sağlanabileceği gibi ev dışında da yapılan aktiviteler ile de sağlanabilir.
    Gün aşırı açık havada düzenli yürüyüş yapmanın, antidepresanlarla aynı tedavi edici etkiyi yaptığını unutmayın. Kademeli olarak temponuzu ve yürüyüş sürenizi artırabilirsiniz.
    Ev içinde yatakta geçirdiğiniz süreyi azaltıp, hareketinizi artırabilmek için ev içi sorumluluklar alın.
    Gün ışığından fazla faydalanacak şekilde uyumaya özen gösterin. Geç saatlerde yatıp geç saatlerde uyanmak depresyonu kendi başına sürdüren bir etmendir. Erken yatıp erken kalkmaya kendinizi alıştırın.

  • SONBAHAR DEPRESYONU EN ÇOK KADINLARI SEVİYOR

    SONBAHAR DEPRESYONU EN ÇOK KADINLARI SEVİYOR

    Sürekli uyku hali, genel anlamda kendini mutsuz hissetme, aşırı yemek yeme isteği gibi belirtiler sizde de varsa sonbahar depresyonu kapınızda olabilir. Yaz mevsimine veda edip sonbahar aylarına girdiğimiz şu günlerde gün ışığından daha az yararlanmak ve soğumaya başlayan havalar ruh halimizi olumsuz etkiliyor.

    Özellikle kadınların en çok etkilendiği bu mevsim geçişlerinde sağlıklı bir ruh hali için neler yapılmalıdır?

    Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır Elbeyoğlu, sonbahar depresyonu hakkında bilgi verdi

    Güneş Işığından Az Yararlanmak Depresyona Yol Açıyor

    Yaz ve kış aylarındaki gün ışığı periyodu ile gece melatonin (uyku hormonu) salınım süresindeki farklılıklar, mevsimsel değişikliklerden etkilenmeye yatkın kişilerde depresyon atağı gelişmesine sebep olmaktadır. Sonbaharda düşen hava sıcaklığı ve günlerin kısalmasından dolayı gün ışığından daha az faydalanmak kişilerde hormonel değişikliklere yol açmaktadır. Serotonin(mutluluk) hormonu düzeyi düşerken, melatonin(uyku) hormonunun düzeyinin yükselmesi; kişide depresyonun oluşmasına uygun zemin hazırlamaktadır. Genel olarak kış aylarında daha çok uykuya ihtiyaç duyulma ihtiyacı da bu durumdan kaynaklanmaktadır. Sonbahar ve kış dönemlerinde artan melatonin uykuyu artırmakta ve aynı zamanda insanlarda iştah artışına da sebep olmaktadır.

    Gün Boyunca Devam Eden Mutsuzluk Sonbahar Depresyonunun Habercisi

    Sabahları uyanmakta güçlük ya da çok erken saatlerde uyanıp tekrar uyuyamama, gün boyunca devam eden mutsuzluk hissi, ilgi kaybı, gündelik aktiviteleri yaparken zorlanma, enerjide düşme, geçmeyen yorgunluk hissi, konsantrasyonda bozulma, bellek zorlukları yaşamaya başlama, iştahta artma ya da çok azalma, cinsel isteğin kaybı ile değersizlik ve yetersizlik duygularının artması gibi belirtiler Sonbahar Depresyonunun habercisi olabilir.

    En Çok Kadınlar Etkileniyor

    Mevsimsel değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan tablo tıpkı depresyon hastalarınkine benzer. Sabahları uyanmakta güçlük ya da çok erken saatlerde uyanıp tekrar uyuyamama, gün boyunca devam eden mutsuzluk hissi, ilgi kaybı, gündelik aktiviteleri yaparken zorlanma, enerjide düşme, geçmeyen yorgunluk hissi, konsantrasyonda bozulma, bellek zorlukları yaşamaya başlama, iştahta artma ya da çok azalma, cinsel isteğin kaybı ile değersizlik ve yetersizlik duygularının artması gibi belirtiler sonbahar depresyonunun habercisi olabilir. Mevsimsel değişiklerden ruhsal olarak en çok kadınlar etkilenmektedir. Bunun sebebi; kadınların serotonin (mutluluk) hormonu duyarlılıklarının daha yüksek olduğudur. Yaygın olarak sonbaharda başlayıp, kış bitimine kadar devam eden bu belirtiler kişilerde ciddi düzeyde işlev kaybına ve hayat memnuniyetinde azalmaya yol açmaktadır.

    SONBAHAR DEPRESYONUNDAN KORUNMAK İÇİN ÖNERİLER

    • Sabah Doğan Akşam Batan Güneşi Seyredin
    • Mevsimselliğe bağlı gelişen depresyona yatkın kişiler sıklıkla, gerek suni bir ışık kaynağının altında ya da güneşli iklimi olan bir yere seyahat ettiklerinde kendilerini çok daha iyi hissettiklerini belirtirler. Bu nedenle, özellikle sonbahar mevsimlerinde imkânınız olduğu sürece sabah doğan ve akşam batan güneşi seyretmeniz ruhunuza iyi gelecektir.

    Açık Alanda Yürüyüş Yapın

    Havanın soğuk olmasına aldırmadan güneş gördüğünüzde mutlaka sporunuzu açık alanda yapmaya gayret etmek ya da düzenli spor yapmıyor olsanız bile güneşli günlerde açık havada hafif tempolu yürüyüşler yapmak gün ışığından fazla faydalanmanızı sağlayacaktır.

    Uyku Ritminizi Ayarlayın

    Gün ışığından fazla faydalanabilmenin bir diğer yolu da, güneş olsun ya da olmasın erken kalkıp erken yatarak uyku ritminizi aydınlıktan daha fazla yararlanacak şekilde oluşturmaktır.

    Eve Kapanmayın

    Eve kapanmak, pasif olmak insanların enerjisini artıran değil azaltan bir faktördür. Bu nedenle aktif olmaya özen gösterin. Gün içinde yapılacak hiç bir işiniz yoksa bile dışarıda vakit geçireceğiniz aktiviteler planlamak önemlidir.

    Sağlıklı Beslenmeye Özen Gösterin

    Hazmı kolay düşük kalorili yiyecekler iyi hissetmemizi sağlar. Bu nedenle iştahınız ne kadar artarsa artsın yiyecek seçimlerinize özen göstermeye çalışın.

    Pozitif Ruh Halinin Devamı İçin Sevdiğiniz Şeyleri Yapın

    Aile, sevilen arkadaşlar, sevilen mekanlar ve hobiler pozitif ruh halinin devamının en önemli ayaklarıdır. Depresif hissetmenin doğal sonucu olan sosyal izolasyonla mücadelede ve hareket döngüsünü devam ettirmede koruyucu faktörlerdir. Bu nedenle isteksizlik yaşıyor bile olsanız sevdiğiniz insanlarla bir arada, özellikle dışarıda vakit geçirmek iyi gelecektir.

    Tüm Bunlara Rağmen Depresyondan Çıkamıyorsanız Uzman Desteği Alın

    Tüm bu önerilere rağmen geçmeyen ve daha da ağırlaşan depresif duygulanım hali söz konusu olduğunda vakit kaybetmeden bir uzmandan yardım almak en doğrusudur. Özellikle geçmişte depresyon tedavisi gördüyseniz, hali hazırda tekrarlayan depresif nöbetleriniz ya da tanısı konmuş bir psikiyatrik rahatsızlığınız varsa mutlaka uzman kontrolünde kalmalısınız.

  • Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon, duygusal açıdan çökkün bir ruh halinin varlığını gösteren bir çok belirtilerden oluşan psikolojik bir problemdir. Depresyon, sadece olumsuz düşünceler, olumsuz duygular ve olumsuz davranışlarla ortaya çıkmaz. Özgül birtakım bedensel işlevlerin bozulmasıyla da kendini gösterebilir. Yemek yeme sıkıntıları, uyku uyuma problemleri ve cinsel performans kaybı gibi şeylerde depresyonu ortaya çıkarabilir. Depresyon nedenleri, belirtileri ve tedavi yaklaşımları açısından, psikolojik, biyolojik ve toplumsal uzantıları olan bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmediği takdirde daha da kötüleşebilir. Sağlıklı bir tedavi süreci yaşanmazsa yeniden ortaya çıkabilir.

    Depresyonda tam bir iyileşme sağlanabilmesi için psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte uygulanması gerekir. Depresyon, çoğu zaman bedensel bir hastalık gibi kendisini gösterebilir. Depresif kişiler, yorgunluk ve uykusuzluk, baş ağrısı, sırt ağrısı, halsizlik gibi bedensel yakınmalarla uzmana gelirler.

    Kimler depresyon geçirmeye yatkındır?

    • Benlik saygısı düşük olanlar
    • Kendilerine değer vermeyenler
    • Kendini olduğu gibi kabul etmeyenler
    • Kendine inanmayanlar
    • Kendine karşı aşırı özeleştirici davrananlar
    • Sürekli karamsar olanlar
    • Her şeye kolay üzülenler
    • Yaşamlarının akışının kendi kontrolleri altında olmadığı duygusunu yaşayanlar
    • Aşırı stres yüklemesi yapanlar ve stres karşısında kendilerini çabuk bırakanlar, pes edenler.
    • Kötümserler, karamsarlar

    Bunları Biliyor Muydunuz?

    İnsanlardaki duygu, düşünce ve davranış bozuklukları ile uğraşan bir tıp dalıdır. Kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Yetişkin psikiyatrisi , çocuk ve ergen psikiyatrisi.

    Yetişkin Psikiyatrisi: Tıbbın bir dalıdır. Yetişkin psikiyatrisi uzmanı olmak için tıp fakültesini bitirmek ve ondan sonra 4- 5 yıl psikiyatri eğitimi görmek gerekmektedir. Genel olarak psikiyatri, biyolojik, psikolojik veya sosyal ve toplumsal nedenlerle gelişen ve duygu, düşünce ve davranışlarımızda bozulmalara neden olan hastalıklarla uğraşan bir bilim dalıdır.

    Bu bilim dalı depresyon, duygulanım bozuklukları, panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, anksiyete bozuklukları, paranoid bozukluk, şizofreni, kişilik bozuklukları, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, cinsel işlev bozuklukları, nörotik bozukluklar, somatizasyon bozuklukları (çeşitli fiziksel belirtilerle seyreden bozukluklar), uyku bozuklukları, yeme bozuklukları vs. bozuklukların teşhis ve tedavisi ile uğraşır.