Etiket: Demek

  • Bir Kadın Haller

    Bir Kadın Haller

    Bu yazıma özel günlerin tamamında olan ikilemle başlamak istiyorum; ve “kadınlığın günü mü olurmuş?” diyenleri de kadınlar gününü vesile bilip kadınların sıkıntıları ve sorunlarına çözüm üretmeye çalışanları da bir kadın olarak sevgiyle kucaklıyorum.

    Çünkü kadın demek sevgi demektir en çok.

    Kadın o kadar çok şey demek ki… Kadın demek samimiyet demek mesela. Kadın demek anne demek, tabi ki östrojen demek, ve kadın, güç ile duygusallık arasındaki denge demek.

    EVLİLİĞİN NERESİNDEN TUTARSAN BİRAZ KADIN!

    Bir kadının ellerinde büyüyen insan, ister kadın olsun ister erkek onun koruyucu ve kapsayıcı dişil gücüyle güçlenebilir ancak.

    Bir kadın, kendi gücünü fark etmeye başladığında başta kendini olmak üzere etrafındaki herkesi büyütür. Bu yüzden evlilikte kadın başka bir kadının yetiştirdiği eşine hep biraz anne kalır.

    Ancak günümüz şartlarında kadının bu annelik rolünün çok üstünde başka sorumluluk ve rolleri de vardır. Örneğin çalışmak ve para kazanmak zorundadır; kariyer geliştirmek zorundadır; anneyse çocuklarına yetiştirmek zorundadır ki dünyanın en zor mesleği olsa gerek “bir insan yetiştirmek”; çocukların okulunu, ödevini, işi, aşı, aşkı, meşki hepsini düşünmek zorundadır. Ve tüm bunların altından ezilmeden dengeyi kurarak çıkmak zorundadır.

    İHTİYACIN OLAN KUDRET HORMONLARINDA GEZEN ÖSTROJENDE SAKLIDIR!

    Östrojen çok mucizevi bir hormondur ve kadını erkeğe göre hep bir parça daha güçlü kılar. Erkeğe göre bağışıklık sistemi daha güçlü olan kadının anne karnında başlayan üstünlüğü kız bebeklerin sağlıklı doğma oranının erkek bebeklere göre çok daha fazla olmasında da etkilidir. Birçok hastalığa yakalanma konusunda ise kadın yine erkeğe karşı daha dirençlidir.

    Ayrıca kadın, duygularını yine erkeğe göre daha iyi kullanarak rotasını daha kolay bulabilmektedir.

    KADININ ADI YOK!

    Ancak bu genetik üstünlük erkeği korkutmuş olmalı ki kadının sahip olduğu harika özellikler hep kötülenmiş ve “erkek gibi olmak” kavramı üzerinde reklam çalışmaları yapılmıştır. Kadın gibi konuşma, kadın gibi dans etme, kadın gibi özenli giyinme, kadın gibi ağlama, “ERKEK ADAM OL!“ propagandasının istikrarı ile kadın bile kadın olmanın matah bir şey olmadığına inanmıştır.

    ÖZÜNDE OLAN İSE; KADIN HARİKA BİR VARLIKTIR.

    Bu asılsız reklamın arkasında ise kadının tüm rollerini başarıyla yürütmesi, hayatında dengeyi kurabiliyor olması,  zerafeti ve kapsayıcılığı vardır.

    KADIN İSTERSE…

    Kadının gücü ancak gücünün farkında olmasıyla işlevsellik kazanır. Farkında olmayan bir kadın ise kullanmadığı dişil enerjisi ile potansiyeline yazık eder. 

    Kadın isterse  başarabileceklerinin sınırı yoktur. Buna önce etrafındakileri inandırarak başlaması gerekse bile yolunda hiçbir engel onu durdurmayacaktır.

    ÇOK SORUMLULUK İYİ BİR STRATEJİ İSTER.

    Peki madem kadın bu kadar mükemmel bir varlık, neden hayatında bu kadar çok üzüntü, stres ve umutsuzluk var? 

    Bunun muhtemel hipotezlerinden biri “farkında olmayabilir.” Gücünün, enerjisinin, potansiyelinin… İkincisi ise, strateji öğrenmesi gerekebilir.

    Stratejiden kastım;  kadar çok rolü başarıyla oynayabilmek için gerektiğinde ayrışabilmek, destek istemek, erteleyebilmek  ve sıraya koyabilmektir.

    Her şeyi tek başınıza ve aynı anda yapmak akıl karı değildir. Bu durumdan yaptığınız ürünün kalitesi de olumsuz etkilenir.

    DESTEK MEKANİZMANIZI OLUŞTURUN VE KAYNAKLARINIZI TANIYIN.

    Yardım istemekten çekinmeyin. Çocuğunuzu bir saat annenize ya da bir arkadaşınıza bırakabilmek sizi daha kötü bir anne yapmaz. Tam tersi o süre zarfında kullanacağınız bir kaynak sizi daha iyi ve güçlü bir anne yapar.

    Eşinizden çocuklarla ya da evin sorumluluklarıyla ilgili destek istemek de sizi daha kötü bir eş yapmaz. Tam tersi ev içinde paylaşılan sorumluluklar sizi daha çok aile yapar.

    Kaynaktan kastım ise “yaparken keyif aldığınız, gevşediğiniz ve beslendiğiniz iş veya alışkanlıklar”. Örneğin, yürüyüş yapmak, uzun bir duş almak, kuaföre gitmek, kitap okumak, dans etmek… ya da benim aklıma gelen bambaşka bir şey.

    Bir kaynağınız yoksa ilk işiniz aramak ve bulmak olsun. Sizi rahatlatan davranışları düşünün. Yeni bir şeyler deneyin ve size en iyi geleni bulmaya çalışın.

    İşlerinizi sıraya koymak, mükemmel olmaya çalışmamak, esnemek, iyi bir zaman planlaması gibi eksik olduğunuz alanları keşfedip tamamlamak için ise profesyonel destek almaktan çekinmeyin.

    Kadın olmak, kutlanası bir şeydir. Tüm kadınları sevgiyle kutluyorum.

  • Ergenle başetmenin yolları- kirpiye sarılmak

    Çocukluk ile yetişkinlik arasındaki denem olan ergenlik çoğunlukla hem anne-babalar hem de çocuklar için oldukça zor bir dönemdir. Ergenlik, çocukların kendi kimliklerini oluşturdukları, kendilerini anne-babalarından ayırdıkları ve aile dışında önemli ilişkiler kurdukları bir dönemdir.

    Ergenlik bir yas sürecidir ve mutlu ergen yoktur. Ergenler çocukluktan ayrılmanın yasını yaşarlar. Hüzün, yas,mutluluk iç içedir. Ergenlik değişim demektir, büyümek demektir, başkalaşım ve dönüşüm demektir. Ergenlik bazılarına göre ‘’ikinci doğum ‘’ demektir. Eğer bu dönemde ergenler yaralanırlarsa, bu yaranın izlerini ömür boyu taşırlar. Doğal olan bu süreci anlayarak ve önemseyerek geçirmenin, ergenin kimlik oluşumunda önemli etkisi olur. Anne- babalar için bir ergeni anlamak ve sevmek kirpiye sarılmaktan farksızdır. Kirpiye sarılırken nasıl yaklaşalım, nasıl davranalım?

    DİNLEYİN

    Tamamen farklı görüşte olsanız bile, çocuğunuzu her zaman dinleyin. Anne ve babasının dinlemeye hazır olduğunu hisseden ergen düşünce, duygu ve problemlerini anlatacaktır. Anne ve baba ergenin ilgi alanı ve hobilerinin neler olduğunu merak edip bu konuda ergeni yargılamadan bilgi almaya çalışmak , onun hobileri ile ilgilendiklerini göstermek ergenle iletişimde yarar sağlayacaktır.

    DAVRANIŞ İLE ÇOCUĞU BİRBİRİNDEN AYIRIN

    Sizi rahatsız eden şey ile onu yapan kişiyi birbirine karıştırmayın. Öfkenizi çocuğunuzun tüm kişi olarak varlığına değil davranışları üzerinde odaklamaya gayret edin.

    ÖNEMSİZ KONULARI GÖRMEZDEN GELİN

    Ergen çocuğunuzun görünümü veya davranışları sizi ne kadar rahatsız ederse etsin, sürekli eleştirmekten kaçının. Daha önemli konularda düşüncelerinizi, neyi ve neden tasvip etmediğinizi belirtin ancak onun da sizden farklı görüşte olma hakkına saygı duyduğunuzu gösterin.

    TAKDİR EDİN

    Ergen çocuğunuzun yaptıklarına ilgi gösterin. Onu gerçekten takdir edebileceğiniz fırsatları da görmeye çalışın.

    UZLAŞMA SAĞLAYIN

    Fikir ayrılıkları çıktığında, her iki tarafın da kabul edebileceği bir uzlaşma zemini bulmaya çalışın.En kötü olasılıkla, uzlaşamadığınız konusunda uzlaşın.

    SÜREKLİ SÖYLENMEYİN VE ÖĞÜT VERMEYİN

    Sürekli nutuk çekip söylenmeyin,’’Ben senin yaşındayken …..’’ ile başlayan akıl vermelerden kaçının. Büyük olasılıkla onun yaşındayken onunla ortak yönünüz düşündüğünüzden çok daha fazlaydı. Sürekli öğüt vermek yerine önerilerde bulunmak daha etkili bir iletişim sağlayacaktır.

    ELEŞTİRİLMEYE HAZIR OLUN

    Eleştirilerin hedefi olmaya, yani yaşadığı tüm sorunların, zorlukların nedeni olduğunuz, büyümesine ve eğlenmesine izin vermediğiniz gibi eleştiriler yöneltmesine hazırlıklı olun.

    ÇOCUĞUNUZDAN VAZGEÇMEYİN

    Bu eleştirilerin çoğu yüreğinize işlemesin.Ve çocuğunuzda vazgeçmeyin.Çocuğunuz ‘’evet’’ diyorsa ‘’hayır’’, ‘’hayır’’ diyorsa ‘’evet’’ demek istiyordur unutmayın.Ona sevgiyle sarılırken kirpiye sarılmak gibi acı çekseniz de vazgeçmeyin.

    RUH DURUMU SÜREKLİ DEĞİŞEBİLİR

    Bu yaşlarda, kısmen hormonal değişikliklerden dolayı, kısmen de bu dönemde çok sık yaşanan kaygılara bir tepki olarak ruh durumunda hızlı ve bazen aşırı değişimler olması son derece normaldir. Bunları anlayışla karşılamaya çalışın.

    MUTLU SON

    Ergenliğin son dönemlerinde ergenlerin çoğu anne-babaları ile birlikteliklerinde daha rahat olurlar. Tüm bu dönem boyunca onlara adil ve tutarlı bir şekilde davrandıysanız, büyüme ve olgunlaşmaları için fırsat ve olanak verdiyseniz aile bağları etkilenmeden çıkacak ve yetişkinliğe adım atacaklardır.