Etiket: Dehb

  • Dikkat eksikliği hiperaktive bozukluğuna dikkat

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) uzun yıllardır bilinen ve üzerine çok fazla araştırma yapılmış olan nöropsikiyatrik bir bozukluktur. DEHB’ nun yaygınlığı azımsanmayacak kadar çoktur. Ve DEHB ile ilgili toplumumuzda ciddi önyargılar ve yanlış inanışlar mevcuttur.

    Özellikle bu bozukluğun yaramaz, kural tanımaz, ders başarısı düşük çocuklar için uydurma bir tanı olduğu yönünde, bu çocukların geleceklerine zarar veren ve tedaviye ulaşmalarına engel olan bir bilgi kirliliği mevcuttur.

    DEHB kişinin dikkat eksikliği, dürtüsellik ve hareketlilik gibi sorunlarla yüzyüze kalmasına neden olan bir durumdur. DEHB’ nun nedenleri ile ilgili ciddi fizyolojik, genetik, biyokimyasal, beyin görüntüleme ve işlevselliğinin değerlendirildiği çalışmalar mevcuttur.

    Özellikle yürütücü işlevlerin yönetildiği ön beyin ve bağlantılı beyin bölgelerinin görüntüleme ve fonksiyonlarıyla ilgili çalışmalar yoğunluktadır. Ve bu çalışmalarda bu alanlarda boyutsal değişiklikler, kanlanma ve fonksiyonlar ile ilgili sorunlar olduğu izlenmektedir.

    Ailede DEHB veya başka psikiyatrik sorunlar olmasıda nedenler arasında değerlendirilmektedir. Evet halen tek bir nedene bağlanamasada, bir çok etkenden dolayı çocuklarda DEHB görülebilmektedir ve müdahale edilmediği takdirde sosyal,psikolojik ve akademik alanlarda ciddi sorunlar oluşturmaktadır.

    DEHB’da dikkatin belirgin dağınık olduğu tipinde, çocuk sakin, ağır kanlı izlenebilir. Ve bu durum aile ve okul çevresinde DEHB olarak değerlendirilmeyebilir.

    Oysa DEHB tanının genel adıdır. Sadece dikkat eksikliği olan tipinde, çocukta unutkanlık, yavaşlık,sorumluluk almak istememe, dağınıklık, akademik süreçte okuma-yazma gelişiminde gerilik gibi durumlar izlenebilir.

    Oysa dürtüsellik ve hiperaktivite belirgin tipinde, aşırı hareketlilik, sık sık kazalar, sakarlıklar, kurallara uymada zorlanmalr, öfkelilik ve hırçın davranışlar, sırasını bekleme zorlanma, çok konuşma gibi sosyal ve aile içi uyumda sıkıntı yaratan durumlar daha belirgindir. Bu nedenle DEHB’nda hareketlilik ve dürtüsellik belirgin tip daha hızlı farkedilmekte ve tedavi arayışı daha hızlı gelişmektedir.

    DEHB’nun tanılamasında, öyküyü iyi almak önemlidir. Annenin gebelik dönemi iyi sorgulanmalıdır. Doğum süreci ve kaç kilo doğduğu, zamanında doğup doğmadığı önemlidir.

    Doğum sonrasında çocuğun, anne sütü alması, motor gelişim süreçleri, konuşmaya başlaması, uyku ve beslenme alışkanlıklarıda önemlidir. Düşük doğum ağırlığı, ikiz gebelikler ve erken doğumlar DEHB için risk faktörü olarak değerlendirilmektedir.

    Gelişim sürecinde çocuğun hastalık öyküsü iyi değerlendirlmelidir. Sık enfeksiyon geçirme, kardiyak problemler, tiroid horman fonksiyonları vs. gibi. Bunun yanında, aile tıbbi öyküsü hakkındada bilgi edinilmelidir.

    Anne-baba da psikiyatrik yada tıbbi problemler olup olmaması, kardeş varsa onun gelişim ve tıbbi öyküsü, yakın akrabalarda özellik azreden durumlar da sorgulanmalıdır. Gelişim süreçlerinde sorunlar var ise mutlaka tıbbi değerlendirmelr yapılmalıdır.

    Çocuğun ince ve kaba motor gelişimi, yaşına göre kavramsal ve akademik gelişimi iyi değerlendirlmeli ve nörolojik bir sorun gibi algılanılan durumlarda nörolojik değerlendirme istenmelidir.

    Genel değerlendirme süreçlerinden sonra, çeşitli DEHB tarama ölçekleri aile ve eğitimciler tarafından bilgi vermek adıne değerlendirilmektedir. Çünkü ev içi ve sınırlı ortamlarda belli süre kaldığı okul,faaliyet alanlarında ki gözlemlerde tanılamada çok önemlidir.

    Evet elimizde halen şu test ile tanı koyuyoruz diyeceğimiz bir araç olmamakla birlikte, çeşitli dikkat performans testleri, aile ve öğretmen değerlendirme ölçekleri çok bilgilendirici olmaktadır.

    Özellikle son zamanlarda uluslararası standartlarda kullanılan MOXO d-CPT testi DEHB açısında bizlere oldukça somut bilgiler vermektedir.

    Bu teste sadece dikkat değil, çocuğun öğrenme süreci,dikkat dağıtıcılardan ne kadar etkilendiği, dikkat ve öğrenmeyi etkileyen kaygı durumlarının olup olmadığı gibi oldukça yardımcı veriler elde edilmektedir. Ve detaylı değerlendirmeden sonra çocuğun DEHB belirtileri olduğu ve şiddetinin düzeyi,akademik ve sosyal gelişimi nasıl etkilediği değerlendirilir.

    DEHB tanısı konulurken mutlaka aile ve eğer çocuk eğitim sistemi içindeyse eğitimciler bu konu hakkında bilgilendirilmelidir. Çünkü DEHB’nun tedavisinde aile, okuldaki eğitimciler ve hekimler işbirliği içinde olmalıdır. Çocuk DEHB belirtilerinden, akademik, psikolojik ve sosyal olarak hafif düzeyde etkileniyorsa bu durumda, öncelikli olarak davranışsal destekler verilmesi uygundur.

    Çocuğun çalışma şekli,sınıf içinde yapılacaklar, evde aile tutumları, çocuğun yapacakları belirlenmeli ve takibe alınmalıdır.Fakat, DEHB belirtileri çocuğun birçok alanda ciddi sorunlar yaşamasına neden oluyorsa o zaman davranış ve tutum destekleri yanında ilaç tedavileride konuşulmalıdır.

    DEHB’da ilaç tedavisi konusunda aileler, eğitimciler, eczacılar ve genel halk olarak bilinen yanlış inanışlar maalesef ki yine bu çocuklara zarar vermektedir. Genel olarak tedaviye başlama ve 1 yıl içinde bırakma bu etkilerden dolayı sıktır. Ve tedavi gecikmesine bağlı sorunlar artarak daha çözülmez hale gelme oranıda bu ölçüde yüksektir.

    Bu nedenle tedavini her aşamasında aile ve çocuk iyi bilgilendirilmelidir. Aile tedavi veren hekimine özellikle ilaç kullanımı konusunda oluşan sıkıntılar yada endişelerde kolay ulaşabilmelidir. Unutmayalım ki,DEHB tedavisi olan bir durumdur, erken tanı ve tedavi yaklaşımları ilerde gelişebilecek sorunları ortadan kaldıracaktır.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hipekraktivite Bozukluğu (DEHB), çocuklarda en sık rastlanan psikolojik bozukluklardan biridir. Doğumdan itibaren var olan fakat çocuğun gelişimi ile birlikte daha ileriki zamanlarda fark edilen bu bozukluk nörobiyolojik bir bozukluktur. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun nörobiyolojisi, tam olarak anlaşılamamasına rağmen, bu bozukluğun ana semptomlarının nedeninde genel olarak, dopaminerjik ve noradrenerjik sistemlerdeki dengesizlik gösterilmektedir.(Dr. Nurcihan KİRİŞ Yrd. Doç. Dr. Seçil BİNOKAY 2010). Okul çağındaki çocuklarda, dikkati uzun süre bir şeylere yönlendirememe, arkadaş ilişkilerinde sıkıntılar, okulda başarısızlıklar gibi semptomlarla DEHB kendini gösterir. DEHB olan çocukların dikkatlerini toplamadaki güçlüklerinin bir nedeni, bu çocukların çevrelerinde bulunan uyaranların bir çoğu ile aynı anda ilgilenmeleridir. Nurcihan KİRİŞ, Sirel KARAKAŞ 2002 ). Ebeveynlerin, inanç sistemleri çocuklarında ki DEHB’ yi fark etmeleri konusunda bir engeldir. Okul hayatı ve aile yaşantısındaki işlevsel problemler üstesinden gelemeyecekleri bir duruma gelene kadar yardım için herhangi bir yere başvurmazlar. Cinsiyet farklılıklarına bakmak gerekirse, DEHB’ in bir alt tipi olan hipekraktivite genel olarak kız çocuklarına göre erkek çocuklarda daha fazla görülür. Dikkat eksikliği alt tipi ise daha çok kız çocuklarda görülür. Hipekraktivite ebeveyn ve öğretmenler arasında yaramazlık, dikkat eksikliği ise normal dikkatsizlik olarak görülüp önemsenmeyebilir.  DSM-5 (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders/Ruhsal Bozuklukların Tanı Kitabı) ’e göre; DEHB’ nin 2 alt tipi olarak dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin belirtileri şöyledir;

    Dikkat Eksikliği

    1. Çoğu zaman ayrıntılara özen göstermez ya da okul çalışmalarında (derslerde), işte yada etkinlikler sırasında dikkatsizce yanlışlar yapar (örn. ayrıntıları gözden kaçırır ya da atlar, yaptığı iş yanlıştır).

    2. Çoğu zaman aldığı görevlerde ya da oyunlarda dikkatini sürdürmekte güçlük çeker (örn. derslerde, konuşmalar sırasında ya da uzun yazılar okurken odaklanmakta zorlanır).

    3. Çoğu zaman doğrudan kendisine doğru konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünür (ör. dikkat dağıtıcı unsur olmadığı halde aklı başka bir yerde gibi görünür).

    4. Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevini, ev işlerini ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz (örn. işe başlar ancak odağı hızlı bir biçimde yitirir ve dikkati dağılır).

    5. Çoğu zaman işleri ve etkinlikleri düzene koymakta güçlük çeker (örn. sırayla yapılması gereken görevleri yönetmekte zorlanır, materyalleri ve eşyaları düzenli tutmakta zorlanır, işleri dağınık ve düzensizdir, zaman yönetimi zayıftır, zaman sınırlamalarına uyamaz).

    6. Çoğu zaman yoğun zihinsel çaba gerektiren görevlere katılmaktan kaçınır, hoşlanmaz ve bu aktivitelere karşı isteksizdir (örn. okul çalışmaları yada ev ödevlerini; yaşı büyük ergenler ve yetişkinlerde rapor hazırlama, form doldurmayı tamamlama, uzun yazıları, makaleleri gözden geçirmek).

    7. Çoğu zaman görevler ya da aktiviteler için gerekli eşyalarını kaybeder (örn. okul materyalleri, kalem, kitap, cüzdan, ödev, anahtarlar).

    8. Çoğu zaman dış uyaranlarla dikkati kolaylıkla dağılır (yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde ilgisiz düşünceleri kapsayabilir).

    9. Çoğu zaman günlük etkinliklerinde unutkandır (örn. sıradan günlük işleri yaparken, getir götür işlerini yaparken; yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde telefonla aramalara geri dönmede, faturaları ödemede, randevularına uymakta).

    Aşırı Hareketlilik ve Dürtüsellik

    1. Çoğu zaman kıpırdanır, elleri ya da ayakları vurur ya da oturduğu yerde kıvranır.

    2. Çoğu zaman oturması beklenen durumlarda yerinden kalkar (örn. sınıfta, ofiste, işyerinde veya oturması gereken durumlarda yerinde oturamaz).

    3. Çoğu zaman uygun olmayan ortamlarda ortalıkta koşar ya da bir yerlere tırmanır (yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir).

    4. Çoğu zaman boş zaman etkinliklerine sessiz bir şekilde katılamaz ya da sessiz bir biçimde oyun oynayamaz.

    5. Çoğu zaman motor takılmışçasına hareket halindedir (ör. uzun bir süre boyunca restoranda veya toplantılarda yerinde rahat bir şekilde duramaz ya da zorlanır; başkaları tarafından huzursuz ve ayak uydurulması zor olarak algılanabilir).

    6. Çoğu zaman aşırı konuşur.

    7. Çoğu zaman soru cümlesi tamamlanmadan cevap verir (örn. başkalarının cümlelerini tamamlar, konuşmada sıranın kendisine gelmesini bekleyemez)

    8. Çoğu zaman sırasını beklemekte zorlanır. ( örn. kuyruk sırasını beklerken)

    9. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da araya girer (örn. dahil olmadığı konuşmaların, oyunların, ya da etkinliklerin arasına girer, başkalarının eşyalarını izin almadan ya da sormadan kullanır, yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde başkalarının yaptığının arasına girer ya da başkalarının yaptığını birden kendi yapmaya başlar).

    Çocuğunun, aile ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri ya da okul hayatında işlevselliğinin bozulduğunu gören ebeveynler ilgili destek almalıdır. Tedavi yöntemi olarak ilaçsız tedavi, ilaçlı tedavi ve ikisinin birlikte yürütüldüğü tedavi çeşitleri bulunmaktadır. DEHB li çocuklarda aile tutumları etkileri büyüktür. Örneğin ebeveynlerin hiperaktiviteyi baskılamak için ceza ile haraket etmeleri çocukların agresif tavırlar takınmasına neden olabilir. Yani DEHB tedavisinde ailelerin ve öğretmenlerin bilinçlendirilmesi önemlidir. İlaçsız tedavi yöntemi olarak, DEHB li çocukların yetenek ve strateji gelişimine odaklanılıp, sosyal beceri eğitimleri verilebilir.

  • Hiperaktivite bozukluğu dikkat eksikliği

    Hiperaktivite bozukluğu dikkat eksikliği

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında en çok tanı alan hastalıklardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuk, aile ve akrabalar içerisinde her ne kadar irade sorunu olan şımarık bir çocuk gibi görünse de, durum aslında öyle değildir. DEHB esas olarak beynin yönetim sistemlerindeki kimyasal bir sorundur.

    DEHB olan çocuklar genellikle asi huzursuz atılgan, kelimelerini ve vücutlarını yeterli şekilde kontrol etmeyi beceremeyen ve dolayısıyla aynı yaştaki diğer çocuklara kıyasla öğretmenlerin ve ebeveynlerin daha fazla gözaltında tutması gereken çocuklar olarak görülmektedir. ‘çocuğum 7 yaşında ama daha 3 yaşındaki çocuk gibi davranıyor’ ‘onunla birlikte dışarı çıkmaya misafirliğe gitmeye korkuyorum’ ‘ödev yapmamız saatler alıyor’ ‘öğretmeni dersi dinlemediğini arkadaşlarını sürekli rahatsız ettiğini söylüyor’ gibi cümleler DEHBli bir çocuğun annesinden sık duyduğumuz sorunlardır.

    DEHB tedavisi ile ilgili çalışmalar genellikle okul çağı ve ergenlik dönemi ilaç tedavilerini davranış yöntemlerini içermektedir. Okul öncesi dönemdeki çocuklarla ilgili tanı zorlukları ve tedavi yaklaşımlarına yönelik kapsamlı çalışmaların az sayıda olması nedeniyle davranışçı tedavilerle okul çağı dönemine kadar takip etmek daha uygun olmaktadır.

    DEHB tanısı klinik bir tanıdır. Dikkat eksikliğine sebep olabilecek başka hastalıklar da olabileceğinden (vitamin eksikliği ve anemi gibi) kan testleri yardımcı olsa da DEHB tanısı koyduracak kan testi veya görüntüleme yöntemi yoktur. Klinisyenin gözlemi, aileden ve öğretmenden alınan bilgiler neticesinde tanı koyularak gerekli tedaviye başlanır.

  • Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

    Beynin ön bölümlerinde yer alan dikkat şebekesi, kişinin belli bir konuya odaklanması, belli bir görevi başlatması, planlaması, organize olması, dikkat işlevlerinin yönetilmesi gibi becerileri gerçekleştirir. Dikkat eksikliği olan çocuklarda beynin bu bölgesindeki bir takım düzensizlikler, olgunlaşmasındaki yetersizlikten bahsedebiliriz. Dolasıyla diğer öğrenme güçlükleri gibi nörolojik temellidir.

    Buna bağlı olarak çocuğun dikkatini özellikle onu zorlayan keyif almadığı bir konuya odaklanmasında bir güçlük yaşamasına sebep olur. Bu nedenle çocuğun çok sevdiği bir konuya rahatlıkla odaklanırken (bilgisayar oyunu gibi) ödev yaparken aynı odaklanma ve sürdürme becerisini sergileyemeyebilir. Bir kişi istemeyerek yapmak zorunda olduğu şeyleri ne kadar kaliteli yapabiliyorsa o kadar beynini aktif kullanıyordur.  

    Üstün yetenekli olan çocuklarda öğrenme güçlüğü olma ihtimali diğer çocuklara kıyasla yüksektir. Bu sebeple dikkat eksikliği ve hiperaktivite görülebilir.

    Dikkatin üç hali bulunmaktadır, seçici dikkat, bölünmüş dikkat ve sürdürülen dikkat. Kısaca seçici dikkat, özel bir noktada dikkatin toparlanması, bölünmüş dikkat eş zamanlı iki girdi arasında dikkatin bölünme hali, sürdürülen dikkat ise kişinin zaman içinde performansını sürdürme yeteneğidir. 

    DEHB Genetik nedenlidir. Anne-babadan birinde veya her ikisinde de DEHB varsa, bunların çocuklarında da DEHB belirtilerine rastlanabilir. DEHB çocukluk çağı hastalıklarından sonra görülebilir. Gelişimsel sorunlar DEHB ile bağlantılı olabilir. Beyin dokusundaki doğumsal ya da sonradan olma zedelenmeler DEHB ye sebep olabilir. Doğuştan yatkınlıklarla dünyaya geliyoruz, kanser hastası örneği Çocuğun DEHB ye yatkınlığı vardır ve uygun olmayan bir çevre ile karşılaştığı zaman bu tanıyı alabilir.

    Dikkat eksikliği olan çocuklar; yönergeleri başından sonuna kadar takip edemez, dikkatini yaptığı işe vermekte zorlanır. Evde veya okulda silgisini kitabını kaybeder, kalemini düşürür, defterini evde unutur, düzensiz görünür.  ilgisi kolayca başka yönlere kayar. hayatlarını planlayamazlar, neden sonuç ilişkisini kuramazlar. Duymakta güçlük çekerler.

    Hiperaktivite ön plandaysa yerinde duramaz, oturması gerektiği halde oturamaz, yerli yersiz koşup tırmanır. Bu çocuklar aşırı konuşur, sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çeker, her zaman bir şeylerle uğraşır, cevapları ağzından kaçırır, sırasını beklemekte zorlanırlar. Olaylara yada konuşmalara müdahale eder, yarıda keser.

    Okul öncesi çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı koymak zordur, çünkü bu yaşlar çocukların genelde hareketli oldukları ve öz denetimlerinin yetersiz olduğu yıllardır. Bu dönemde DEHB tanısı koymakta aceleci davranmamak önemlidir. Hiperaktivitesi olan pek çok çocuk bebekliklerinde de huzursuz, hareketli, çok ağlayan, az uyuyan, beslenme sorunları olan zor mizaçlı bebekler olarak gösterilebilir, hatta anne karnın da bile fark edilir. Ancak dikkat eksikliği okul çağında fark edilir.

    Dikkat eksikliğinin tanısı ayrıntılı psikiyatrik muayene, okul ve ebeveynden alınan bilgiler ışığında çocuk ve ergen psikiyatri uzman doktoru tarafından konulmalıdır.

    İlaç tedavisiyle birlikte DEHB tanısı almış çocuklarla nörolojik tabanlı terapi programları uygulanmalıdır.

    Dikkat arttırıcı egzersizlerle beynin ön bölgesinde yer alan dikkat şebekesine giden kan akışı hızlanır.

    3T (televizyon, tablet, telefon) kullanımı DEHB’yi olumsuz etkilemektedir

    . Televizyon ve oyunlarda devamlı uyaranlar olduğu var. Beyin uyaranlara, hareketli görüntülere ne kadar alışırsa durağan ve sıkıcı uyaranlara (ders çalışmak, kitap okumak) karşı o kadar dikkat sorunu yaşar.

    Çocukların evde uygulayabilecekleri dikkat arttırıcı alıştırmalar ve oyunlar; son harften kelime bulma, okuduğunu anlatma, anlatılan öykü ve masalla ilgili soru sorma, benzer iki resim arasındaki farklılıkları bulma, farklı olan resmi bulma, saklanan eşyayı bulma gibi benzer bir çalışmada tepsi içine konulan bir bardak suyu dökmeden getirebilmesi gibidir. Şişirilmiş balonu avucun içinde düşürmeden evin içinde dolaşması, yılan şeklinde uzatılmış ipin üzerinden yürümeye çalışması gibi oyunlar çocuğun konsantrasyonunu artırmaya yöneliktir.

    DEHB li çocuklar anne ve babaların yönergelerini duymazlar, söyleneni çoğu kez duymadıkları için yapmazlar. Bu yüzden evde kurallar basit ve anlaşılır olmalıdır. Görevler açık, net ve kısa olarak anlatılmalıdır. ‘Aferin’, ‘İyi gidiyorsun’, ‘Yaptın mı’, ‘Başladın mı?’ gibi geri bildirimler verilmelidir.

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hakkında merak edilenler

    Hiperaktivite zeka belirtisi midir?

    Aşırı hareketlilik toplumda bazı kişiler tarafından “aşırı zekâ”ya bağlanır. Ancak hiperaktivitenin ya da DEHB’nin zekâyla ilişkisi yoktur. Her zekâ düzeyinde görülebilir. Diğer taraftan dikkat eksikliği ya da hareketlilik belirtileri öğrenmeyi ya da ders başarısını olumsuz etkileyebilir. Bir grup çocuktaysa belirtiler göreceli olarak daha hafiftir ve üstün zekaları ile kısa sürede derslerini kavrarlar. Hareketlilikleri de yıkıcı olmadığı sürece bu gruba giren çocukların dikkat eksiklikleri belirtileri ortaokul sıralarına kadar fark edilmeyebilir. Ortaokulda çocuklar daha zor ve karmaşık dersler ile karşılaşırlar ve daha fazla dikkat gerekir. Belirtiler bu aşamadan sonra daha fazla göze çarpabilir.

    DEHB’nun sıklığı nedir?

    DEHB sıklığı araştırmaların yapıldığı yere, araştırma grubuna alınan çocuk ve gençlerin yaş ortalamasına ve yönteme bağlı olarak değişiklik göstermekle birlikte genel olarak toplumda %3 ile %10 arasında değişen rakamlar bulunmuştur. Erkek çocuklar 4-5 kat daha fazla olarak kliniğe başvuruda bulunurlar. Yapılan çalışmalarda DEHB’nin erkek çocuklarında 2 ile 10 kat daha sık görüldüğü bildirilmektedir.

    DEHB’nin nedenleri nelerdir?

    Birçok bilimsel araştırma yapılmasına karşın DEHB’nin neden(ler)i henüz aydınlatılamamıştır. Genetik, biyolojik ve çevresel etkenlerin etkileşimi sonucunda oluştuğu düşünülmektedir.

    DEHB olan her çocuk tedavi edilmeli midir?

    Bu sorunun yanıtı henüz kesin olarak oluşturulmuş değildir. Bu alanda farklı görüşler vardır. Benim görüşüm, çok zeki çocuklarda bile eğer günlük yaşantısının bir alanını (ör., sosyal ilişkilerini, ders başarısını, ders çalışma alışkanlığını, aile ilişkilerini) olumsuz etkileyecek ölçüde belirtiler söz konusu ise tedavi edilmelidir. Belirtiler var ancak günlük yaşantıda önemli bir etkilenme yoksa olası bir işlevsellikte bozulma açısından yakından takip edilmelidir.

    DEHB belirtileri olan kişiler nereye başvurmalıdır?

    Çocuk ve ergenlerin DEHB tanısı, bir çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından konulmalıdır. Diğer meslek erbaplarının bu tanıyı koymaya ehliyeti yoktur. Çünkü tanıyla karışabilecek birçok tıbbi durumun (ör., absans, hipertiroidi, anksiyete bozuklukları) ayırıcı tanısını ancak tıp eğitimi almış bir hekim tarafından yapılabilir. Ülkemizde mesleki sınır ihlallerine sıkça rastlanır ve bu tanının pedagoglar (çocuk gelişim uzmanları), psikologlar, öğretmenler ve kasaplar tarafından da konulduğu gözlenir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun tedavisi

    DEHB tedavisindeki amaç, dikkat eksikliği, hareketlilik ve dürtüsellik alanlarındaki belirtileri iyileştirerek, çocuğun öğrenme becerilerini ve ders başarısını, diğer kişiler ile olan iletişimini, kurallara uymasını, kendine olan güvenini ve mutluluğunu arttırmasını sağlamaktır. DEHB’nin tedavisinde en iyi başarı anne baba, çocuk, öğretmen ve çocuk/ergen psikiyatristi işbirliği ile sağlanır. Ancak bu iş birliğini sağlamak her zaman kolay olmayabilir. Bunun olaya özgü nedenleri olabildiği gibi bazen DEHB hakkında bilgi sahibi olmama ve ilaçlar ile ilgili çarpık ön yargılardır. Bu durum anne baba, çocuk ve öğretmenlerinin DEHB ve tedavisi hakkında eğitilmelerini gerektirir. Aslında genel olarak, toplumun bilinçlenmesine de ihtiyaç vardır. Bu nedenle medyanın ve devletin ilgili kurumlarının çabasının önemlidir. DEHB belirtileri başka bir tıbbi bozukluk ya da durumdan kaynaklanıyorsa bu bozukluk ya da durumun tedavisinin yapılması gerekir. Çoğunlukla, DEHB’ye bir başka psikiyatrik bozukluk eşlik eder. Eşlik eden psikiyatrik veya tıbbi diğer durumların tedavisi elzemdir. Davranışçı yöntemlerin ve ilaç tedavisinin birlikte uygulanması en iyi sonucu vermektedir. İlaç tedavisi, tedavinin bel kemiğini oluşturmakla birlikte diğer yöntemlerle (ör. annenin babanın çocuk yetiştirme becerilerinin arttırılması; bilişsel davranışçı yöntemler) birlikte daha iyi sonuç alınır. Çeşitli bilimsel araştırmalarda malesef dikkat egsersizlerinin yararsız olduğu gösterilmiştir.

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve tedavisi neden önemlidir?

    1. DEHB’nin tedavisi ders başarısı açısından önemlidir:

    DEHB olan çocuklar dikkatini sürdürmekte güçlük çektiklerinden öğretmenlerinin anlattığı konuları takip etmekte güçlük çekerler. Dersi derste öğrenmeleri güçleşir. Ev ödevlerini çoğu zaman eksik yazarlar ya da unuturlar. Dikkatsizlik hemen her yerde olduğundan ödevlerini tamamlarken çabuk sıkılırlar ve ödev yapmayı genellikle sevmezler. Sınavda, aceleci ve dikkatsiz tarzları soruları eksik okumalarına neden olur; sıkça işlem hataları yaparlar. Problemin gidiş yolunu bildikleri halde işlem hataları nedeniyle yanlış sonuçlara ulaşırlar. Bütün bunların sonucunda, ders başarısı düşer; üstelik çocuk dikkat sizlikle okuma hataları, acelecilik ve dürtüsellik nedeniyle var olan performansını da göstermekte güçlük çeker. Bir süre sonra, çocuk derslerini takip etmeye ve çalışmaya motivasyonunu yitirir. Çoğu zaman motivasyonsuzluk ve DEHB bir aradadır. Motivasyonsuzluk ders başarısını daha da düşürür. Ders başarısı düşen çocuk zamanla okuldan iyice soğur ve okuyarak meslek edinme şansı azalır.

    2. DEHB’nin tedavisi akran, öğretmen ve aile ilişkileri bakımından önemlidir:

    Her ne kadar DEHB olan çocuklar çoğu zaman girişken ve kolay ilişki kurabilen çocuklar olsalar da, sabırsız ve dürtüsel davranışları akran ilişkilerinde sorunlara neden olabilir. Dürtüselliklerinden dolayı sırasını beklemekteki güçlük, diğer çocukların oyunlarını ve konuşmalarını kesme ve kolayca sözel ya da fiziksel kavga etme gözlenir. Dikkatleri kısa süreli olduğundan, DEHB olan çocuklar sosyal ipuçlarını diğer çocuklar kadar iyi değerlendiremezler. Bu durum, sosyal ortamın ve iletişimin gerektirdiği şekilde davranamamaya neden olur. Çoğu zaman kurallara ve sosyal hiyerarşiye uymada güçlük çekerler. Sosyal ortamlarda daha “patronca” bir tutum sergileyebilirler. Her şeyin kendi istekleri doğrultusunda olması konusunda ısrarcı olabilirler. Sosyal olaylara aşırı tepki gösterebilirler. Reddedilmeleri veya diğer çocukların alaycı tarzları DEHB olan çocuklarda kolayca sözel veya fiziksel saldırıya neden olur. Bütün bunların sonucunda arkadaş, öğretmen ve aile ilişkilerinde bozulmalar gözlenir. Yapılan çalışmalarda DEHB olan çocukların daha az yakın arkadaşı olduğunu göstermiştir.

    3. DEHB özgüveni azaltması ve diğer psikiyatrik sorunlarına yatkınlığı arttırması bakımından önemlidir:

    Bu çocuklara hemen her yerde her zaman olumsuz uyarılarda bulunulur. DEHB olan bir çocukta ders başarısının düşmesi bir süre sonra sorgulamaya ve çeşitli yargılara neden olur: “Ben neden başarılı olamıyorum? Diğer çocuklar kadar çalışkan değilim. Diğer çocuklar kadar iyi değilim.”Olumsuz uyarılar kendine özgüvende azalmaya ve benlik algısında düşmeye neden olur ve zaman içinde depresyonun gelişmesi için zemin hazırlar. Depresyon olan bir çocukta madde kullanımı ve intihar girişimi daha yüksek oranlarda görülür. Olumsuz uyaranlar bir süre sonra çocukta karşı gelmelere yol açar. Karşı gelmeler iyi bir şekilde ele alınmazsa, basamak basamak okuldan kaçmaya, sokakta bir çete ile tanışmaya, sigara, alkol ya da diğer maddelerin kullanımına, suç işlemeye ve davranış bozukluklarına dönüşebilir (Şekil 1). Yapılan çalışmalarda DEHB olan kişilerin ileriki yaşantılarında suç işleme ve madde kullanmasının arttığını göstermiştir. Bazı araştırmalarda DEHB ile intihar girişimi arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Büyük ihtimalle bu ilişki DEHB’nin depresyon ve davranım bozukluğu gibi eş bozukluklara (komorbit bozukluklara) olan yatkınlığı arttırmasından ve bozukluğun doğasında bulunan dürtüsellikten kaynaklanmaktadır. DEHB tedavisinde kullanılan methylphenidate (Ritalin; Concerta; Medikinet) ile intihar arasında bir ilişki bulunmamıştır.

    4. DEHB yaşam kalitesini ve anne babanın duygusal durumunu/mutluluğunu etkilemesi bakımından önemlidir.

    Yapılan araştırmalarda DEHB’nin psikososyal alanı, özgüveni, özsaygıyı, duygusal tepkileri ve genel davranışları etkileyerek yaşam kalitesini azalttığı gösterilmiştir. DEHB olan çocuklar birçok aktiviteye ve hobiye heves etseler de, başladıkları bu etkinlikleri istikrarlı bir şekilde sürdürmeleri güç olabilir. Bu durum soysal, duygusal, özgüven gelişimlerini olumsuz etkiler. Üstelik DEHB sadece çocuğu değil anne babanın yaşantısını üzerine olumsuz etkileri vardır. Yapılan çalışmalarda anne babanın duygusal durumunu, mutluluğunu, kendi ihtiyaç ve zevklerine zaman ayırma fırsatlarını, anne babanın sosyal yaşantısını, yaşam kalitesini, aile aktivitelerini ve bütünlüğünü olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Annelerin DEHB olan çocuklara karşı daha sınırlayıcı ve olumsuz tutumları olduğu, ancak sınırlayıcı tutumlarına karşın daha yetersiz kontrol becerilerinin olduğu tespit edilmiştir.

    5. DEHB günlük yaşamı etkilemesi bakımından önemlidir:

    DEHB olan bireylerin riskli aktivitelerde bulunması, dikkatsiz araba kullanımı ve kazalara maruz kalması daha sıktır. Örneğin araştırmalar DEHB olan genç sürücülerin 2 ile 4 kat daha fazla motorlu araç kazası yaptıklarını, 3 kat daha fazla yaralanma olduğunu ve 4 kat daha fazla bu kazalarda hata sahibi olduklarını göstermiştir. Ayrıca, ilerideki romantik ilişkilerinde ve evlilik yaşantılarında daha fazla sorun ve ayrılık yaşamaktadırlar. İş değiştirme, belli bir işte uzun süreli sebat gösterememe DEHB olan bireylerde daha fazla orandadır.

    Sonuç olarak DEHB olan bir birey doğasında iyi niyetli, akıllı ve zeki olmasına karşın, sosyal, duygusal mesleki alanlarda, okul becerilerinde ya da günlük yaşamın bazı alanlarında sorunlar yaşamaktadır ve kendini olumlu yönde gerçekleştirmede güçlükleri olmaktadır.

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı kim tarafından konulmalıdır?

    DEHB tıbbi bir bozukluktur. Tıbbi bir tanı olduğundan dolayı tanısı bir DOKTOR (Çocuk ve Ergen Psikiyatristi) tarafından konulmalıdır. Gereğinde beraberinde çalıştığı psikolog ve gelişim uzmanlarının değerlendirmeleri ve yardımları istenebilir.

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi dışında kişilerin tanı koymasının ne gibi sakıncaları olabilir?

    Tıp eğitimi almamış, çocuğu ya da genci bir bütün olarak değerlendirme becerisine ve eğitimine sahip olmayan birisinin tanı ya da tedavi sürecini üstlenmesi çok ciddi riskleri beraberinde getirir. Nörolojik, hormonal veya immünolojik bir tablo çok rahatlıkla psikiyatrik durumlarla karıştırılabilir. Bu nedenle DEHB ya da herhangi bir psikiyatrik hastalık tanı ve tedavi süreci mutlaka bir doktor tarafından yönetilmelidir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nu tanısını koymada kullanılan yardımcı bir tanı testi var mıdır?

    DEHB tanısında son dönemde Amerikan gıda ve ilaç dairesi (FDA) Neurofeedback’ın tanıda yadımcı bir inceleme olduğunu duyurmuştur (DEHB tedavisinde kullanımı değil). Bu yöntem dışında EEG, beyin MR, Beyin Tomografisi, SPECT vs gibi beyin yapısını inceleyen yöntemler tanı koydurucu değildir. Bu yöntemler daha çok DEHB’nin anlaşılmasına yönelik araştırmalarda kullanılır.

    Çeşitli dikkat alt tiplerinin değerlendirmelerinde kullanılan psikometrik testler bize ek bilgiler sağlayabilir fakat Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuna yalnızca test ile karar verilemez. Yani okullarda ya da çeşitli merkezlerde yapılan dikkat testleri ile DEHB vardır yada yoktur denmesi doğru değildir. Aileleri yanlış sonuçlara götürebilir. Bir zeka değelendirmesi gerektiğinde yada öğrenme güçlüğü araştırıldığında psikometrik testler istenebilir ama DEHB için tanı koydurucu değildir.

    Dikkat Eksikliğinin tanısında temel yöntem nedir?

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun tanısında temek yöntem klinik görüşmedir. Bu görüşmede mümkün olduğunda çok kaynaktan bilgi alınmaya çalışılır. Bu bilgiler ışığında DEHB ile karışabilecek ek hastalıklar ayırt edilmeye çalışılır. Ayrıca bu görüşmelerde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na sık eşlik eden hastalıkların (Tik bzk, Kaygı bzk, davranım bzk, Depresyon) olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeyi yapacak olan hekimin eğitimi, yeteneği ve en önemlisi bu alandaki tecrübesi kritiktir.

    Kimlerden bilgi almak gerekir?

    Çocuk, aile ve okuldan alınacak bilgiler, gerektiğinde istenecek testler ile tanıya ulaşılmaya çalışılır.

    Çocuk ile yapılacak olan görüşmede okulda ya da evde mevcut olan belirtiler gözlenmeyebilir. Evde çok hareketli bir çocuk muayene ortamında farklı davranabilir. DEHB tanısı koymak için muayene ortamında tüm belirtilerin gözlenmesi şart değildir. Önemli olan günlük yaşamı sırasında okul, arkadaş ve aile ortamında belirtilerin ne kadarının gözlendiğidir. Bazen yaş nedeni ile çocuk sorunları anlatmakta güçlük çekebilir. Çocukla görüşmede çocuğun duygudurumu, okul ve arkadaş ilişkileri, aile içindeki yaşantısı hakkında bilgiler alınmaya çalışılır.

    Aile görüşmesi tanı açısından en önemli görüşmedir. Eğer mümkünse anne ve babadan birlikte görüşmede olması farklı açılardan bilgi alınması adına önemlidir. Sorunların başlangıcı, hangi dönemlerde artıp azaldığı anlaşılmaya çalışılır. Geçmiş hastalık öyküsü, çocuğun gelişim hikâyesi alınmaya çalışılır. Menenjit, epilepsi, kafa travması, dil ve motor alana yönelik gelişimsel sorunların varlığı önemlidir.

    Gereğinde birebir yapılan bir görüşme ile öğretmenden bilgi alınması önemlidir. Dikkatin yoğun kullanılmasının gerektiği, evden çok daha fazla kuralın bulunduğu okul ortamında çocuğun davranışlarının öğrenilmesi tanı açısından önemlidir. Akademik durum, arkadaş ilişkilerine yönelik bilgiler bu görüşmede mutlaka öğrenilmelidir.

    Öğretmen, Aile ve Çocuk formları rutinde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve eşlik eden hastalıkları saptamakta son derece pratik ve önemli bilgilere ulaşılmasını sağlar. Hastalığın belirtilerinin varlığı ve şiddeti hakkında bilgilere formlardan ulaşılmaya çalışılır.

    Psikometrik testler ile (dikkat eksikliği testleri, zeka testleri vs) öğrenme güçlüğü ya da zeka seviyesinin saptanması gereken durumlarda kullanılabilir. Hiçbir psikometrik test tek başına tanı koydurucu değildir.

    Saygılarımla

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Çocuklarında dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (dehb) olan anne babalara öneriler

    DEHB dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik(düşünmeden,ani hareket etme) alanlarında belirtilerle kendisini gösterir. Çocukların ders başarısını, okula uyumunu, sosyal yaşantısını, arkadaş ilişkilerini ve aile ilişkilerini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Çocuğunuzda DEHB bozukluğu olması yaşından beklenenden daha fazla zorluklar yaşamanız anlamına gelebilir. Peki bunun için neler yapabilirsiniz;

    Öncelikle çocuğun DEHB olduğunu kabul etmek ve bunun ne anlama geldiğini bilmek çok önemlidir. DEHB olan çocuklar, bazen dikkatlerini toplayabilseler de bunu her zaman ve gerektiği kadar yapamazlar. Davranışlarını ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanırlar. Aşırı hareket edebilir, sizi dinlemekte zorlanabilir, planlama ve organizasyon ile ilgili sorunlar yaşabilirler.

    Bilinmesi gereken yaşanan sorunların çoğunun çocuk tarafından bilerek ve isteyerek yapılmadığıdır. Çocuğun bu davranışları bilerek sergilediğini düşünmek ailede öfkeye yol açabilir ve çocuğa olumsuz şekilde yansıyabilir. Yaşanan bu zorlukların çocuğun elinde olmadığını unutmayın.

    DEHB olan çocuklar sürekli olumsuz geribildirimle karşılaşmaktadır. ”Dur”,”Otur”, “Yapma” “Olmadı”, “Ödevini yapmadın” gibi söylemleri defalarca duymaktadırlar. Bu olumsuz söylemler zamanla çocukların özgüvenini azaltmakta ve motivasyonlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

    Bu nedenle olumsuz geribildirimlerden ve eleştirmekten kaçınmak çok önemlidir. Çocuğun sadece yapamadıklarını değil yapabildiklerini de görmek, çabasını takdir etmek, olumlu davranışlarını pekiştirmek özgüvenini ve motivasyonunu arttıracaktır.

    Planlama konusunda yaşadığı zorlukları azaltmak ve bu beceriyi kazanmasını sağlayabilmek için, gününü, haftasını birlikte planlayın ve mümkün olduğunca aktivitelerle doldurun.

    Kurallara uyumunu arttırabilmek için, aşırı kural koymaktan kaçının, kurallarınız kesin ve anlaşılır olsun. Çocuğunuzla konuşurken dinlediğinden emin olun, göz teması kurun, dolaylı ve mecazi anlatımlardan kaçının. Sakin ve kararlı bir tutum sergileyin. Bu şekilde sağlıklı ve iyi bir iletişim kurabilirsiniz.

    Bu sorunların kısa sürede düzelmeyebileceğinin farkında olarak sabırla ve karalılıkla bu tutumlarınızı sürdürün.

    Dr Mehmet Çolak

    Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunu tanıyor musunuz?

    DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNU TANIYOR MUSUNUZ?

    Çocuk ve ergenlerde gözlenen aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe gibi belirtiler “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu” göstergesi olabilir. “Hareketli çocuk zeki çocuktur ”, “Enerjisi fazla geliyor, bırakın koşsun”, “Büyüyünce düzelir” şeklindeki yanlış inanışlar, biyolojik özellikler taşıyan bu bozukluğun tanınmasını ve bir uzmana danışılmasını geciktirmektedir.

    Genetik geçişi olan bir bozukluk

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gelişim düzeyine göre aşırı hareketlilik, dikkati sürdürmede ve dürtü denetiminde güçlük ile karakterize olan, erişkinlik çağında da gözlenen nöropsikiyatrik bir bozukluktur. Toplumda görülme oranı %5-7 arasında değişmekte olup, erkeklerde kızlara oranla 3 ila 5 kat daha sık gözlenmektedir. DEHB olan bireylerin kardeşlerinde benzer belirtiler topluma göre 2 ila 3 kat, anne-babalarında ise 2 ila 8 kat daha fazladır. Tek yumurta ikizlerinde her iki çocukta da DEHB görülme oranı %80-90 civarındadır.

    Bu bozukluğun ortaya çıkışında etkili olan nedenler tam olarak bilinmemektedir. Yapılan araştırmalarda DEHB’nin kalıtımsal özellikler, çeşitli çevresel etkenler ile beyindeki yapısal ve işlevsel farklılıklar nedeniyle ortaya çıktığı üzerinde durulmaktadır.

    Belirtileri 3 ayrı başlıkta toplanıyor

    DEHB’de gözlenen belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

    a) Aşırı hareketlilik: Çocukta gözlenen hareketlilik yaşıtlarına oranla belirgin olarak daha fazla ise aşırı hareketlilik olarak değerlendirilir.

    1. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.

    2. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.

    3. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır. (Ergenlerde ya da

    erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir)

    4. Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama

    zorluğu vardır.

    5. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.

    6. Çoğu zaman çok konuşur.

    b) Dürtüsellik:

    1. Çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır.

    2. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.

    3. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.(Örneğin başkalarının konuşmalarına ya da oyunlarına burnunu sokar)

    İstekleri erteleyememe, acelecilik, düşünmeden hareket etme gibi belirtiler dürtüsellik sorunları olduğunu düşündürür.

    c) Dikkat eksikliği:

    1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.

    2. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.

    3. Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.

    4. Çoğu zaman yönergeleri izlemek ve okul ödevleri, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevleri tamamlayamaz.

    5. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.

    6. Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.

    7. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder. (Örneğin oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç- gereçler)

    8. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.

    9. Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.

    Tanı konmasında ders başarısı ve davranış özellikleri belirleyici oluyor

    DEHB tanısının konabilmesi için belirtilerin gelişim düzeyine göre beklenenden daha şiddetli olması, birden fazla ortamda gözleniyor olması (örneğin hem evde hem de okulda gözleniyor olması), bireyin yaşamını olumsuz yönde etkiliyor olması, işlevsel bozulmaya yol açan belirtilerden bazılarının 7 yaş öncesinde başlamış olması ve en az 6 aydır devam ediyor olması gerekmektedir.

    DEHB tanısı, klinik bir tanı olup tanıyı kesinleştirmek için kullanılan herhangi bir laboratuvar tetkiki ya da özgün bir belirteç bulunmamaktadır. Tanı, psikiyatrik muayenenin yanı sıra aile ile yapılan görüşmeler, çocuk okul çağında ise çocuğun ders başarısı ve davranış özellikleriyle ilgili olarak öğretmeninden alınan bilgiler, değerlendirme ölçekleri ve bir takım nöropsikolojik testlerin sonuçları ışığında konur.

    Okul öncesi dönemde gözlenen DEHB belirtileri farklılık gösteriyor

    DEHB tanısı almış çocukların anneleri sıklıkla çocuğun henüz anne karnındayken hareketli olduğunu belirtmektedirler. Doğum sonrası dönemde ise ilk fark edilen bulgu aşırı hareketlilik olup bu çocuklar anne-babaları tarafından uykuya dalmakta zorlanan, az uyuyup çabuk uyanan, huzursuz, zor sakinleşen ve kucağa alınmaktan hoşlanmayan çocuklar olarak tanımlanırlar.

    Okul öncesi dönemde dikkat eksikliği bulguları ön planda olmayıp, hareketlilik ile birlikte daha çok istekleri erteleyememe, anında yapılmasını isteme, sık oyun değiştirme gibi dürtüsel özellikler gözlenir. Ayrıca başka çocuklara zarar verme, bağırma, oyuncaklarını ellerinden alma gibi saldırgan davranışlar gözlenebilir. Kreşteyken sıra bekleyememesi, kurallara uymada güçlük çekmesi, sık oyun değiştirmesi, arkadaşlarına zarar vermesi gibi nedenlerle yaşıtları tarafından dışlanabilir.

    Okul çağında gözlenen DEHB belirtileri daha belirleyici oluyor

    Okul çağındaki çocukta sınıfta oturamama, dikkatini toplayamama ve etrafla ilgilenme, söz hakkı almadan soruları yanıtlama, arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşama, ödevlerini uzun sürede yapma ve tamamlamakta güçlük çekme, sınavlarda dikkatsizce hatalar yapma, ders araç-gereçlerini eksik getirme ya da kaybetme gibi belirtiler gözlenir.

    Ergenlik döneminde hareketlilik azalıyor

    Ergenlik döneminde gözlenen belirtilere örnek olarak hareketlilikte kısmen azalma, okul başarısında ciddi sorun yaşama, aile, arkadaş ve öğretmenlerle ilişkilerde sorunlar yaşama, benlik saygısında azalma ve depresyon, değişken duygudurum, aniden öfkelenme ya da neşelenme, yasal sorun yaratabilecek tehlikeli ve riskli davranışlar gibi belirtiler verilebilir.

    Erişkinlik döneminde uyum problemleri daha da artıyor

    Erişkinlik döneminde uzun süre gazete, kitap okuyamama, televizyon izleyememe, dikkat dağınıklığı, belli bir işe uzun süre konsantre olamama, unutkanlık, söylenenleri ya da günlük işleri akılda tutamama, işleri bitirme ve düzenlemede yetersizlik, sorun çözme ve zamanı kullanmada güçlük çekme, hedeflerine ulaşamadığını düşünme, sık iş değiştirme, duygulanımda değişkenlik, aniden öfkelenme, sosyal ilişkilerde sorun yaşama, evlilik sorunları, alkol-madde bağımlılığı gibi belirtiler gözlenir.

    Dikkat eksikliği ile birlikte görülen başka hastalıklar var mı?

    DEHB, Karşıt Olma-Karşı Gelme Bozukluğu, Davranım Bozukluğu, Özgül Öğrenme Bozuklukları, Kaygı Bozuklukları, Uyku Bozuklukları, Tik Bozuklukları, Depresyon, Enürezis (idrar kaçırma) ve Enkoprezis (kaka kaçırma) ile birliktelik gösterebilmektedir.

    Tedavide çok yönlü bir yaklaşım sergilenmeli

    DEHB tedavisinde ilaç tedavisinin yanı sıra çeşitli psikososyal girişimleri içeren çok yönlü bir tedavi yaklaşımı gerekmektedir. DEHB’de en etkin yöntem ilaç tedavisidir. Tedavide en etkili ilaçlar uyarıcı ilaçlardır. Bu ilaçlar, beynin davranış ve dikkatin düzenlenmesinde görevli bölgelerinde dopamin, noradrenalin gibi bazı maddelerin salınmasını etkilerler. İlaç tedavisiyle dikkati toplama ve sürdürmede artış ile birlikte okul başarısında artış, dürtü kontrolü, hareketlilikte azalma, davranış sorunlarında ve sosyal sorunlarda azalma, kendine güvende artış sağlanır. Böylece tedavi öncesinde bireyin hayat kalitesini bozan durumlarda belirgin bir iyileşme gözlenir.

    İlaçlar büyüme ve gelişim geriliğine sebep olmaz

    Uyarıcı ilaç tedavisinin başlıca yan etkileri arasında iştahsızlık, baş ağrısı, karın ağrısı, uykusuzluk sayılabilir. İlaç tedavisinin kesilmesini gerektiren durumlar oldukça nadirdir. Yapılan çalışmalarda uyarıcı ilaç tedavisinin büyüme-gelişme geriliğine yol açmadığı belirtilmektedir. Tedaviye başlanmadan önce uzman hekim gerekli gördüğü takdirde bazı tetkikler isteyebilir. İlaç tedavisinin ne kadar süreceği hastanın özellikleriyle yakından ilişkilidir. Kimi hastaların uzun yıllar boyunca tedavi alması gerekebilmektedir.

    Dikkat eksikliği ilaçları bağımlılık yapmaz

    Halk arasında, DEHB’de tedavisinde kullanılan uyarıcı ilaçların bağımlılık yaptığı ile ilgili yanlış inanışlar mevcuttur. Yapılan bazı çalışmalarda tedavinin, DEHB tanısı alan bireylerde normal popülasyona göre daha sık gözlendiği bildirilen alkol-madde bağımlığına karşı koruyucu olabildiği bildirilmekle birlikte bu konu ile ilgili daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

    DEHB tedavisinin diğer parçası olan psikososyal girişimler ise bozukluğun doğası ve belirtilerle başa çıkma yöntemleri hakkında aile ve öğretmenlere yönelik bilgilendirme ve eğitimler, ev ve okul ortamında yapılacak çeşitli düzenlemeler, davranış kontrol becerilerinin geliştirilmesine yönelik terapiler ile iletişim becerilerinin artırılmasına yönelik eğitimler gibi yöntemleri kapsamaktadır.

    Sonuç olarak DEHB’de kimi bulgular yaşla birlikte azalma eğilimi gösterse de DEHB tanısı alan çocuğun günlük hayatta yaşadığı gerek akademik, gerek sosyal sorunlar göz önünde bulundurulduğunda bu bozukluğun yönetiminde en doğru yaklaşım ilaç tedavisine ek olarak yukarıda saydığım psikososyal girişimler eşliğinde bir yol izlemek olacaktır.

    Kaynaklar:

    Ercan ES., Aydın C. (2005). Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Özellikleri-Tedavisi, Çocuklarda ve Erişkinlerdeki Belirtileri.12. Basım, İstanbul: Gendaş Yayınları.

    Lee, S. S., Humphreys, K. L., Flory, K., Liu, R., & Glass, K. (2011). Prospective association of childhood attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD) and substance use and abuse/dependence: a meta-analytic review. Clinical psychology review, 31(3), 328-341.

    Sürücü Ö. (2003). Anababa-Öğretmen Elkitabı. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu. İstanbul: Ya-Pa Yayınları.

    Şenol S. (2008). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu. Çuhadaroğlu F.Ç. (ed) Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı içinde, (s. 293-311) Ankara: Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği.

    ** Bu yazı, İstanbul’da Sağlık dergisinin 2014 yılı 3. sayısında yayınlanmıştır.

  • Dehb çocuğa özel beslenme yöntemleri

    Dehb çocuğa özel beslenme yöntemleri

    Yapılan araştırmalar, yapay gıda renklendiricileri, yapay aromalar, basit şekerler ve tatlandırıcıların DEHB çocukların dikkat, algı ve hafıza özelliklerini olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyuyor.

    Gün içinde çocuğun protein ağırlıklı beslenmesi genel uyanıklık ve dikkat düzeyini arttırır. Özellikle yumurta ve peynir içeren bir kahvaltı tercih edilmelidir. DEHB olan çocuğun kahvaltısında fındık kreması, aromalı ve şekerli sütler, şekerli meyve suları gibi gıdaların bulunması doğru değildir. Bu gıdalar çocuğun hareketliliğini arttırarak dikkat süresini azaltır.

    Ayrıca yüksek oranda yağ içeren poğaça, kruvasan, börek gibi gıdalar çocuğun DEHB tedavisi için kullandığı ilaçların emilimini geciktirir. Böylece ilaçların dikkat arttırıcı etkileri beklenenden uzun süre sonra ortaya çıkar. Tedavi almakta olan, DEHB olan çocukların kullandıkları ilaçlar yan etki olarak gerginlik, sinirlilik, uykusuzluk yapabilir. Bu yan etkiler de çocuğun beslenmesindeki protein miktarı artışıyla azaltılabilir. Tüketilen ekmek, pirinç, makarna gibi karbonhidrat kaynaklarının tam tahıllı ya da kepekli olanlarından tüketilmesi, ani kan şekeri düzeyi değişikliklerinden koruyacağından, dikkatin sürekliliği de artırır. Margarin, Ayçiçek Yağı ya da Kanola Yağı tüketimi DEHB olan çocukların beslenmesinde önerilmemektedir. Bu yağların yerine tereyağı, zeytinyağı kullanımı tercih edilmelidir.

    Yağlı tohumlar (kuruyemişler, badem, ceviz, fındık) tüketimi hem dikkat süresinde artış sağlar hem hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Özellikle öğrenilmiş bilgilerin unutulmaması, kalıcı hafızaya yerleştirilmesi için yağlı tohumların tüketilmesi değer taşımaktadır. Ayrıca çocuğun DEHB tedavisi sırasında almakta olduğu ilaçların ailelerini endişelendiren ciddi kilo kaybıyla birlikte büyüme, gelişme geriliği gibi ortaya çıkabilecek yan etkileri bu yağlı tohumların düzenli tüketimiyle en aza indirilebilir.

    Akşam yemeğinin yüksek karbonhidrat içeren bir öğün şeklinde hazırlanması yararlıdır. Bu şekilde DEHB olan çocuklarda sık görülen uykusuzluk, aşırı hareketlilik şikâyetleri azaltılabilir. Çocuğun beslenme listesinde omega-3 içeren (balık, badem, ceviz, semizotu, keten tohumu, gibi) besinlerin bulunması büyük önem taşır.

    Bu önerilerden de anlaşılabileceği gibi kötü beslenme ya da yeme alışkanlıkları tek başına (DEHB) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na neden olmaz.

    İlaç tedavisi ve davranışçı terapi teknikleri dışında sadece beslenme önerileri DEHB ‘nun etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul edilemez. Sadece tedaviyi destekleyici, ilaç yan etkilerini azaltıcı besin gruplarından yarar sağlanabilir.