Etiket: Değildir

  • Disleksi Nedir?

    Disleksi Nedir?

    Okuma yazma matematik gibi akademik becerilerde görülen gelişimsel bir özel öğrenme güçlüğüdür. Özel Öğrenme Güçlüğü, çocuğun zeka düzeyinin normal olmasına, hiçbir fiziksel/duygusal bozukluğun bulunmamasına, normal ve yeterli bir eğitim alıyor olmasına, sosyokültürel çevrenin uygun olmasına rağmen ortaya çıkar.

    Disleksi Ne Değildir?

    • Disleksi zihinsel bir engel değildir.

    • Disleksi bir hastalık değildir. Tıbbi bir tedavisi, ilacı yoktur.

    • Disleksi duyu organları (görme, işitme gibi), duygusal ve davranışsal bozukluklar nedeniyle öğrenememe durumu değildir.

    Disleksinin Belirtileri Nelerdir?

    • Okumayı öğrenirken zorluk yaşama

    • Okuma hızının beklenilenin altında olması

    • Okurken ve yazarken harfleri atlama

    • Kelimeleri değiştirerek okuma

    • Bozuk yazma ve yazarken zorlanma

    • Yazarken sıra-satır atlama

    • Yazarken ve okurken noktalı noktasız harfleri birbirine karıştırma

    • Harfleri birbirine karıştırma (b,d,p gibi)

    • Rakamları ters yazma (3-6-9 gibi)

    • “6-9, 3-8, 7-4” gibi rakamları birbirinden ayırt etmede zorluk yaşama

    • Okuduğunu anlamada ve anlatmada zorluk

    • Sıralı ezber gerektiren konuları ezberlemekte güçlük (ayların sırası, haftanın günleri gibi)

    • Renkleri karıştırma

    • Çarpım tablosunu ezberlemekte ve ritmik sayarken zorlanma

    • Toplama ve çıkarma işaretlerini karıştırma

    • İmla kurallarını uygun yazmakta zorlanma

    • Okula gitmek istememe

    • Sağı solu ayırt etmede zorlanma

    • Motor becerilerde zorlanma (ayakkabı bağlama, fermuar çekme gibi)

    • Kendini bir konu hakkında ifade etmekte zorlanma

    Disleksi Tedavi Edilebilir Mi?

    Öncelikle disleksi bir hastalık değildir ve tıbbi bir tedavisi yoktur. Disleksi özel eğitim yoluyla oldukça sağaltılabilir. Yapılan araştırmalara göre, ilkokul 1-2 ve 3. sınıflarda tanı ve tespiti yapılmış ve özel eğitim müdahalesinde bulunulmuş çocukların % 83’ ü eğitim yaşantılarına sorunsuz bir şekilde devam edebilmektedir fakat dislektik birey bu özelliklerini yaşamının sonuna kadar muhafaza eder. Disleksinin sağaltılabilmesi için, erken tespitlerde ilkokul çağı boyunca, gecikmiş tespitlerde okul çağı boyunca özel eğitim desteği alınması gerekmektedir.

    DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞUM İÇİN NELER YAPABİLİRİM?

    Unutulmamalıdır ki bu durumda mutlaka bir uzman ile çalışılmalıdır. Uzmanın yaptığı yönlendirmeler doğrultusunda hareket edilmelidir. Uzman desteğinin yanında yapabileceklerden bazıları şunlardır;

    • Çalışma ortamlarını düzenli tutun,

    • Çocuğun bir plan doğrultusunda hareket etmesini sağlamak amacı ile program oluşturun,

    • Hatırlamalarını kolaylaştıracak ipuçları, kafiyeler ve hatırlatma notları hazırlayın,

    • Başarı duygusunu tatmasını sağlamak ve donanımını arttırmak için çocuğunuzu özelliklerine uygun sportif ve sanatsal aktivitelere yönlendirin,

    • Verilen talimatları basitleştirerek anlaşılır bir dille söyleyin,

    • İstenmeyen sosyal hatalardan kaçınabilmek adına çocuğa yapılandırılmış ve destekleyici bir çevre sağlayın,

    • Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun metinler seçerek birlikte okuma yapın,

    • Çocuğu yakından izleyerek ve davranışları ile ilgili notlar alın,

    • Çocuğun çabasını sürekli olarak takdir edin ve herkesin hata yapabileceğini vurgulayın,

    • Çocukla empati kurun ve nasıl hissettiğini anlamaya çalışın,

    • Öğretmeni ile iletişiminizi güçlü tutun.

  • OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

    OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

    Obsesif kompulsif bozukluk kişinin kontrol edemediği ve normal işleyişi etkileyen kalıcı, tekrar eden mantık dışı düşünceler, dürtüler ve imgelerden oluşan saplantılar ile anlamsız bir davranışı veya alışkanlığı üst üste tekrar etme yönünde karşı konulmaz dürtülerden (el yıkamak, bir şeyleri kontrol etmek, saymak, düzene sokmak) oluşan takıntılardan meydana gelir. Kontrol edilemeyen, yinelenen ve stres yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler obsesyon olarak adlandırılır. Bu obsesyonların yarattığı kaygıdan kurtulmak amacıyla yineleyici davranışları ve ritüelleri gerçekleştirmeye ise kompulsiyonlar denir. Örneğin, kirli veya pis olmak obsesyonu olan bireyler ellerini defalarca yıkayarak kompulsif bir ritüel sergiler. Bazı bireyler kompulsif davranışlar olmadan da obsesyonlara (mantık dışı, tekrarlanan düşünceler) sahip olabilir. Kompulsif davranışlar genellikle zaman alıcı olduğundan her gün tamamlanmaları çok uzun sürebiliyor. Kompulsif davranışları gerçekleştirmek kişinin kaygılarını kısa vadeli olarak gidermesine yardım edebilmesine rağmen, uzun vadede bu kompulsif davranışlar bireyin normal günlük işleyişini etkiler ve bozar. En yaygın kompülsif davranışlar arasında temizlenmek, kontrol etmek ve saymak bulunuyor; daha seyrek olarak görülen davranışlar arasında alışveriş yapmak, biriktirmek ve bir şeyleri düzene sokmak bulunuyor. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler saplantılarının ve takıntılarının gerçek dışı ya da manasız olduğunun farkında olabilirler, fakat kendilerini durduramazlar.

    OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUĞUN TANI KRİTERLERİ

    Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı DSM-4’e göre Obsesif Kompülsif Bozukluğun tanı kriterleri şunlardır:

    A. Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır:

    Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3), (4) ile tanımlanır:

    (1) bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemler

    (2) düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir

    (3) kişi, bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da bunları baskılamaya çalışır ya da başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır

    (4) kişi, obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir).

    Kompulsiyonlar aşağıdakilerden (1) ve (2) ile tanımlanır:

    (1) kişinin, obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örn. El yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler (örn. Dua etme, sayı sayma, bir takım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma)

    (2) davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir; ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir

    B. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.

    C. Obsesyon ya da kompusiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde bir saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da olağan toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.

    D. Başka bir Eksen I bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompulsiyonların içeriği bununla sınırlı değildir (örn. Bir Yeme Bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde düşünüp durma ; Trikotillomaninin olması durumunda saç çekme üzerinde durma; Vücut Dismorfik Bozukluğunun olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; bir Madde Kullanım Bozukluğunun olması durumunda ilaçlar üzerinde düşünüp durma; Hipokondriasisin olması durumunda ciddi bir hastalığı olduğu biçiminde düşünüp durma, bir Parafilinin olması durumunda cinsel dürtüler ya da fanteziler üzerinde düşünüp durma ya da Majör Depresif Bozukluk olması durumunda suçluluk üzerine geviş getirircesine düşünme).

    E. Bu bozukluk bir maddenin (örn. Kötüye kullanılabilen bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

    OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUĞUN SEBEPLERİ

    Obsesif kompülsif bozukluğa neyin tam olarak neden olduğu anlaşılamamış olsa da araştırmalar biyolojik, genetik ve çevresel faktörlerin OKB ile ilişkili olabileceğini göstermiştir. OKB’li hastaların anne babalarında ve diğer birinci derece akrabalarında OKB’nin sık olarak görülmesi hastalığın genetik olabileceğini düşündürmektedir. Beyin üzerinde yapılan araştırmalarda beynin bazı bölgelerinde ve özellikle de beyin içindeki sinirsel iletimde önemli rolü olan serotonin maddesinin işlevlerinde bozukluk saptanması bunların OKB’nin nedeni olarak araştırılmasına yol açmıştır. Çocukluk çağı travmalarına (örneğin, cinsel istismar) maruz kalanlarda ileri yaşamlarında önemli bir stres yaşantısı ardından OKB’nin ortaya çıkabilmesi erken çocukluk dönemlerinin OKB gelişiminde önemli rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca kişilik yapısı olarak kuralcı, titiz, ayrıntıcı, mükemmeliyetçi özelliklere sahip olan kişiler OKB’ye yatkın kişiler olarak da değerlendirilmektedir.

    OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUĞUN TEDAVİSİ

    Obsesif kompulsif bozukluğun tedavisinde daha çok ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikteliğinden oluşan etkin bir tedavi uygulanmaktadır.