Etiket: Dakika

  • DOĞUM

    DOĞUM

    Gebeliğin ilk 36-38. haftasında uterus doğum için hazır hale getirilir ancak uyarılara kapalıdır. Aynı zamanda uterus girişi de yumuşamaya başlamış ancak yapısal bütünlüğünü korumaktadır. Uzun süren bu sessizlik dönemini uterustaki kasılmaların başlaması ve uterus girişinde incelme ve açıklık başlaması izler. Doğum dört fazda incelenir.

    Faz 1(sessizlik fazı): döllenmeyle birlikte uterusta bir sessizlik dönemi başlar. Bu sessizlik gebeliğin sonuna kadar devam eder. Bazen gebeliğin ilerleyen haftalarında uterusta zayıf kasılmalar olabilir. Eyleme yol açmayan bu kasılmalara yalancı eylem denir.

    Faz 2(hazırlık fazı): gebeliğin son 6-8. Haftasında uterusta hareketlilik başlar. Bu fazda eylem için uterusta ve servikste değişiklikler ortaya çıkar. Uterusun alt segmenti oluşmaya başlar ve fetusun önde olan kısmı aşağıya iner. Servikste kollajen lifler yıkılır ve serviks yumuşar.

    Faz 3(doğum fazı): Doğum fazı 3 evreden oluşur.

    1. Evre: fetusun pasajdan geçmesi için gerekli olan serviks genişlemesinin tamamlanması için geçen süreyi kapsar. Yaklaşık 12 saat surer. Eylemde başlayan uterus kasılmaları tamamen istemsizdir. Bu kontraksiyonları sıklığı 10 dakikadan 1 dakikaya kadar düşer. Kontraksiyon arasındaki bu bir dakikalık dönem fetusun iyilik hali için çok büyük önem taşır. Uterusun kas tabakası üst kısımda daha kalın ve ilçeriğini dışarı itercesine çalışırken, uteresun alt segmenti bu pasajı kolaylaştıracak şekilde daha yumuşak ve ince olarak faaliyet gösterir.

    2. Evre: Bu evre serviksin dilatasyonunun tamamlanmasından fetusun doğumuna kadar olan süreyi kapsar. Hiç doğum yapmamış olan kadınlarda ortalama 50 dakika maksimum 2 saat surer. Çok doğum yapmış kadınlarda ortalama 20 dakika maksimum 1 saat surer.

    3. Evre: bu evre fetus çıktıktan sonra plasenta ve fetal membranların atılmasına kadar geçen süredir. Genellikle 10 dakika surer.

    Faz 4(puerperium fazı): doğumu takip eden 1 saat içinde uterusun kontrakte olması ile uterus damarlara basınç uygulanır ve kanama önlenmiş olur. Aynı anda anne sütünün gelmesi ile bebek emzirilmeye başlanır ve emme refleksi ile salınan oksitosin hormonu da uterus kontraksiyonlarına yardımcı olur.

  • Nefesini Değiştir Hayatın Değişsin

    Nefesini Değiştir Hayatın Değişsin

    Doğru Nefes Alma Sanatı
    Nasıl nefes alıp verdiğinize odaklandınız mı hiç? Kendinize sadece birkaç dakika verin ve nefesinizi izleyin; yavaş mı, hızlı mı, tıkanık mı, ritimsiz mi, huzursuz mu, dengesiz mi, bunların hepsini inceleyebilirsiniz. Burada önemli olan nokta nefesimizin önemini fark etmek, yani ”nefes farkındalığı” sağlamak aslında. Peki nedir ”nefes farkındalığı”?

    ‘’Nefes Sadece Nefes Değildir.’’
    Nefes alıp vermek yaşamımızın olmazsa olmazı, ”Ben artık nefes almak istemiyorum.” deyip bir kenara bırakabileceğiniz bir şey de değil. Aslında tam da bu sebepten doğru nefes almayı çok ciddiye almamız gerekiyor. çünkü çok farkında değiliz ama doğru nefes almak fizyolojik, biyolojik ve psikolojik anlamlarda vücudumuzu etkileyebiliyor. Yanlış nefes alarak işleri olumsuzlaştırabilecekken, doğru nefes alarak algımızı, bedensel sağlığımızı olumlu yönde etkileyebiliriz.

       Solumunuz Kaliteli mi?
       İşte solunumunuzu test  edebileceğiniz birkaç ana başlık;
     

    1. Nefes Verme Süresi
      Nefes verme süreniz, alma sürenizden yaklaşık 2-3 kat uzun olmalıdır.
       

    2. Dakikada Solunum Sayınız
      Dakikada 8-12 kere yaptığınız solunum normal kabul edilmektedir. İyi bir solunum için dakikada aldığınız sayıyı aza indirgemeniz önerilir.
       

    3. Nefesin Derinliği
      Ciğerlerinizin tamamını doldurduğunuz solunum kaliteli bir solunumdur.
       

    4. Burundan Solunum
      Ağızdan alınıp verilen nefes sağlıksızdır. Diyaframın yeterli etkinlikte çalışması için burundan solunum yapmanız gerekir.
       

    Nefesin Sessizliği
    Nefes alıp verirken burnunuzdan ses çıkmaması, zorlanmanız, hırıltılı olması problemli bir solunumun göstergesidir.
    İyi bir nefes; ağır, derin ve sessiz olandır. Ölçü, denge ve uyum çok önemlidir.

    Doğru Nefes İçin İlk Adımlar
    *Kendinize birkaç dakika ayırsın ve nefes alış verişlerinizi izleyin. Hızlı mı, yavaş mı, tıkanık mı, ritimsiz mi; tüm bunları değerlendirin.

    *Nefes alıp verirken, nefes verme sürenizi uzatmaya çalışın.
    Bir dakikada kaç kere nefes alıp verdiğinizi test edin.
    Nefesinizi burundan alıp vermeye odaklanın.

    *Bu önerilerden başlayarak nefesinizle ilgili farkındalık oluşturmak için ilk adımı atmış olursunuz. Bir sonraki yazılarımda günlük hayatınızda kolayca uygulayabileceğiniz birkaç nefes egzersizi önerisinde bulunacağım. Herkese iyi ve sağlıklı haftalar.

  • GEÇ KALMA SENDROMU SİZİ İŞİNİZDEN ETMESİN

    GEÇ KALMA SENDROMU SİZİ İŞİNİZDEN ETMESİN

    “İşe geç kalmak, mis gibi uyuyup rüya bile görmektir” demiş bir online sözlük yazarı. Ancak bir süre sonra bu güzel rüyaların birer birer kabus olarak karşımıza çıkması da an meselesidir.

    • Her sabah siz de çalar saatinizi en az 5 defa erteliyor musunuz?
    • 6:30’da kalkmak için ayarladığınız saat, en az 45 dakika sonra mı gerçekleşiyor?
    • Onca zaman boyunca kulağınızda garip ve rahatsız edici melodiler…Elinizde alarmını ertelemek için aldığınız telefonla uyuya mı kalıyorsunuz?
    • Ya da gözünüzü açmadan önce ne giyeceğinizi, saçınızı nasıl yapacağınızı, her birine kaçar dakika ayıracağınızı düşünürken bir bakmışsınız, siz hala yataktayken otobüs mü kaçmış?

    Her sabah taksiye giden para ile belki de sevdiğiniz o çizmeyi alabilirdiniz.Ya da patronunuzun azarlaması yerine, mesaiye güzel bir kahve ile başlayabilirdiniz. Eğer buna bir son vermem lazım diyorsanız, neler yapabilirsiniz hep beraber bakalım.

    Sabah rahat uyanabilmek akşamdan başlar. Uyumadan kısa bir süre önce ağır yemekler yememek daha verimli ve sağlıklı bir uykuyu da beraberinde getirir.

    Uyumadan önce izlediğiniz filmler, tartıştığınız konular uyku kalitenizi de olumsuz etkilemektedir.

    Zaman teknoloji çağı. Bizim ona hükmettiğimiz gibi o da bize hükmediyor. Dolayısıyla bazen bilgisayardan hiç bir eksik yanı olmayan telefonlardaki oyunlar, programlar, sosyal paylaşım siteleri yatağınıza kadar girebiliyor. Haliyle gözünüzün etkilendiği o mavi ışıktan dolayı uykuya dalışınız ve uyanışınız kaliteli olmuyor hele bir de sabah ilk işiniz onu elinize almaksa daha başınız yastığın üzerindeyken…

    Tam uyandınız ve her sabah konuşan o ses dedi ki “5 dakika ertele boşver! Yetişirsin nasıl olsa.” İşte bu size tam o anda yataktan fırlamak için bir şaret olsun. Çünkü o 5 dakikalar bitmiyor biliyorsunuz ki.

    Saatinizi her sabah kalktığınız zamandan 1 saat önceye kuruyorsanız, son ana kadar kalitesiz ve yoran bir uyku geçiriyorsunuz demektir; her 5 dakikada bir saati ertelediğinizi düşünürsek. Haliyle, alarmı kalkacağınız vakitten en fazla 15 dakika öncesine kurun ki daha verimli geçsin sevgili yatağınızda uyuduğunuz zaman.

    Kalktığınızda hazırlanmak için geçireceğiniz vakti en aza indirmek için kıyafetlerinizi, takılarınızı, makyaj malzemelerinizi akşamdan seçip hazırlayın. Böylece daha yataktan çıkmadan 10 dakika yapacağınız hazırlanma planları da sizi yormamış olur.

    Duşunuzu akşamdan yaparsanız, uyandığınızda banyonun etrafında duş alsam mı almasam mı diye dolanırken vakit de kaybetmemiş olursunuz.

    Aslında işin özü, yataktan kalkmak. Ve yataktan kalkmadığınız süre boyunca, o gün iyi bir şey olma ihtimali de sıfırdır.

  • Çocuklarda ateş nedir ? Nasıl ölçülür ?

    Çocuklarda ateş nedir ? Nasıl ölçülür ?

    Vücut ısısının normal değerlerinin üzerine çıkması ateş olarak tanımlanır.Vücut ısısı gün içerisinde değişim göstermektedir.Normal ısı koltuk altından 36,4°-36,7°C Ağızdan ölçülen ısı ise 36,6°- 37° C dir.

    Ateş ölçümü için farklı vücut bölgeleri kullanılmakta ve ısı ölçerler (termometre)ile ateş ölçümü yapılmak tadır.Ölçümün yapıldığı bölgeye göre değerler değişebil mektedir.Ölçümde ateş olarak değerlendirdiğimiz kriterler aşağıda belirtilmiştir.

    Koltuk altı 37,2°C
    Kulak 37,5°C
    Ağızdan 37,5°C

    Rektal ölçümde 38°C nin üzerindeki ölçümler ateş olarak kabul edilmektedir.

    Koltuk altı (Aksiller) ölçüm: Bu ölçümün güvenilir olması için çocuğun koltuk altının kuru olması gerekir, Ölçüm için gereken süre civalı cam termometre ile 5 dakika olarak belirlenmiştir.

    Kulak (Timpanik) ölçümü: Altı aylıkken küçük bebeklerde kullanımı zordur.Ölçüm yapacak şahsın aleti kulağa yerleştirmeden önce kulak kepçesini geriye doğru çekmesi ve ateş ölçeri daha sonra yerleştirmesi gerekir.Kısa sürede 2 saniyede sonuç alınır uygulanması kolay ve hijyeniktir.Eğer çocuk soğuk bir günde dışardan geliyorsa ölçüm yapmak için 15 dakika beklemek gerekir.Kulak tüpleri ve kulak enfeksiyonları ölçümde hataya neden olmaz.

    Ağız içinden (Oral) ölçüm: Ağız içinden yapılan ölçümün sağlıklı olabilmesi hastanın kooperasyon uyumuna bağlı olduğu için 4 veya 5 yaşından büyük çocuklarda ateşin bu yolla ölçümü önerilmektedir.

    Termometre su ve sabunla yıkandıktan sonra ağızdan ölçüme hazır hale gelmektedir.Ağız içinden yapılan ölçümün sağlıklı olabilmesi için çocuğun en az ölçüm den 30 dakika önce soğuk veya sıcak herhangi bir gıda almaması gerekmektedir. Ölçüm için gerekli süre civalı termometre ile 3 dakika digital termometre için 1 dakikadır.

    Rektal (Anus) ölçüm: Vital bulgular stabil seyreden hastalarda tercih edilmektedir.Digital termometre ile 1 dakika civalı termometre ile 3 dakikada sonuç alınmak tadır.Rektal ölçüm yenidoğan ve süt çocuklarında perforasyon riski taşımaktadır.Gerek komplikasyon gerekse psikososyal nedenlerle son yıllarda az kullanılmaktadır.

    Ateş ölçümü için önerilen en uygun ölçme şekli aşağıda belirtilmiştir.

    Yenidoğan – 3 ay Rektal

    3 ay – 3 yaş Rektal
    Koltuk Altı
    Kulak (6 aydan sonra)

    4 – 5 yaş Rektal, Koltuk altı, Ağız

    5 Y Ağız, Koltuk altı

    En güvenilir ateş ölçüm bölgesi rektal bölgedir.Ağız içinden (oral) yapılan ölçümün güvenilir olduğu bilinmektedir.

    Ateş günlük aktivite ve yaş ile değişiklik gösterir. Gün içinde ateş değişimi vardır.En yüksek ateş öğleden sonra ve akşam ölçülürken,sabah ve gece yarısı ateş ölçümü en düşüktür.Günlük ateşteki değişim sabah akşam 0,5°c olarak değişmektedir.Ateşli bir hastalık geçiren çocuklarda ise sabah akşam değişimi 1°c civarındadır ve bu durum bir süre sonra kendiliğinden düzelir.Genellikle bebeklerde ve erken çocukluk döneminde vücut ısısı büyük çocuk ve erişkinlere kıyasla daha yüksek olabilmektedir.Bu durumun bebek ve çocuklardaki yüksek metabolik aktiviteye bağlı olduğu düşünülmektedir.

    Ateş tek başına bir hastalık değildir.Hastalığın bir işareti veya bulgusudur.Vücudun enfeksiyonlara karşı bir savaş mekanizmasıdır.Ateş savunma mekanizma larını uyararak enfeksiyonlara karşı korunmayı sağlamaktadır.Ateşle birlikte metabolizmada hızlanma başlar,oksijen kullanımı ve karbon dioksit oluşumu artar.Bütün bu değişiklikler sonucunda solunum ve dolaşım sistemi etkilenir.Ateşli çocuklarda solunum sayısı ve kalp atışları hızlanır,çocukların huzursuz olduğu görülür.Ateşin arzu edilmeyen bir diğer yan etkisi de özellikle 6 ay-5 yaş arasındaki çocuklarda görülen ateşli havale (febril konvülziyon) dur.

    Ateş bebek ve çocuklarda acil servise başvurma nedenlerinin başında yer almaktadır.Özellikle 3 yaş altı çocuklarda ateş genellikle ilk belirti olarak ortaya çıkmaktadır.Yaş gruplarına göre değişmekler birlikte çocuklarda sıklıkla solunum yolu enfeksiyonları,idrar yolları ve gastroentestinal enfeksiyonlar ateşe yol açmaktadır.Bakteriyel enfeksiyonların yanı sıra birçok viral ajan ateşe neden olmaktadır.Ateşli hastalarda her zaman ateş nedenini saptamak mümkün olmaz ve çoğunlukla ateş düşürüldükten ve nedene yönelik tedavi planlandıktan sonra klinik tablo düzelmektedir.

  • Bel bölgesi rahatsızlığı olan hastalara öneriler

    ~~Sizlere burada verilen bilgiler, rahatsız olsun olmasın tüm insanların uymasında fayda olan tavsiyelerdir. Sadece hasta olan veya ameliyat olanlar için değildir.

    ? Size vermiş olduğum egzersizler bel ve omurganın zayıf kaslarını güçlendirir, esnekliği arttırır, bele yüklenmeyi azaltır ve hareket kabiliyetini arttırır. Ağrıyı azaltır, yanlış duruşu düzeltir.

    ? Egzersizleri orta sertlikte bir zeminde yapınız.

    ? Hareketleri başlangıçta yavaş ve aşırıya kaçmadan yapın. Zorlandığınız yerde durun, zamanla daha açılarak hareket yapabileceksiniz.

    ? Egzersiz sırasında veya sonra hafif ve kısa süren sertlik, kas ağrısı olabilir, eğer ağrı ve rahatsızlık şiddetli hissedilirse ara verin.

    ? İdeal kilonuza ulaşın ve bu kiloyu korumaya özen gösteriN. Gerekirse uzmanlardan yardım alınız.

    ? İyileşme sürecinde zaman zaman batma, yanma, kasılma, yara etrafında ağrı, çekilme, uyuşukluk ve benzeri geçici şeyler hissedebilirsiniz endişelenmeyin bunlar normaldir. Sürekli olur ve geçmezse bizimle irtibat kurunuz.

    ? Mümkün oldukça ağrı kesicilerden uzak kalınız. Ağrınız olduğunda yatın, dizlerinizin altına 2 adet yastık koyun. Yan yatarsanız dizlerinizi karnınıza çekerek yatın. Ağrıyan yerlerinize jellerle masaj yapabilir ve sıcak su torbası uygulayabilirsiniz. Ağrınız geçmezse bir ağrı kesici alabilirsiniz.

    YATAĞA YATARKEN veya KALKARKEN

    ? Ortopedik yatakta yatınız. Sırtüstü dizlerinizin altına yastık koyarak veya dizlerinizi karnınıza çekerek yan yatınız.

    ? Yataktan kalkarken önce bir tarafa doğru dönüp, bacaklarınızı kıvırın sonra bacaklarınızı yere sarkıtın. Daha sonra yan olarak ellerinizi kullanarak tüm gövdenizi kaldırın ve yatağın kenarında oturun. Karşıya bakın baş dönmeniz yoksa kalkın. YÜRÜYÜŞ ve AYAKTA DURUŞ

    ? Günde dizenli ve tempolu en az 45 dakika yürüyüş yapınız. Ayrıca imkanınız oldukça haftada 2 gün 30 dakika yüzmeyi öneririz.

    MERDİVEN İNERKEN ve ÇIKARKEN

    ? Merdiven inip çıkabilirsiniz. Zorlanır veya kendinizi dengeli hissetmezseniz kenarlıklara tutunarak inip çıkınız. OTURUŞ POZİSYONU ? Kollu bir sandalye ya da koltuk seçin. Dik oturun sandalyenin sabit değil, dönerli olması daha uygun olur. Küçük bir yastıkla belinizi destekleyin. Masanızda eğer bilgisayar varsa sizden aşağıda olmamasına özen gösterin. Ekran mümkün oldukça baş hizanızda olursa iyi olur.

    ? 30-45 dakika oturduktan sonra kalkın biraz dolaşın veya uzanın sonra oturmaya devam edin. Sürekli 2-3 saat oturmayın.

    EVDE İŞ YAPARKEN

    ? Mutfak tezgâhınızı belinizi bükmeden çalışacak şekilde yükselttirip ayarlayın. Evinizi silip süpürürken eğilmeden uzun saplı aletler kullanarak yapın.

    ARABA KULLANIRKEN

    ? Araba kullanırken, direksiyona mümkün olduğunca yakın oturun pedalları kullanırken bacağınızın çok gerilmemesine özen gösteriniz. Belinize bir destek yastığı kullanabilirsiniz. 45 dakika veya saat başı 10 dakika mola verin arabadan inerek belinizi çalıştırın.

    EŞYA KALDIRIRKEN

    ? Yerden bir şey alırken ya da eşya kaldırırken dizlerinizi mutlaka bükün, yükü vücudunuza yakın tutun ve kaldırın. 5-10 kilo arası yükleri kaldırabilirsiniz. Taşırken iki elinize eşit miktarda yük alarak dengeli taşıyın. Pazarda mümkünse pazar arabası kullanın.

    GİYİNİRKEN

    ? Ayakkabılarınızı giyerken uzun saplı çekecek kullanın. Bağcıksız ayakkabıları tercih edin. Bağcık bağlamanız gerekirse ayağınızı bir tabure ya da sehpa üzerine koyarak bağlayın.

    AYAKTA DURURKEN ve İŞ YAPARKEN

    ? Ayakta iş yaparken beldeki çöküklüğü hafifletmek için ayağınızın altına yükseklik koyun.

    ? Yüksek topuklu ayakkabılardan sakınınız.

    ? Mutfak tezgâhınız yüksek olsun, eğilerek çalışmayın. Evinizi temizlerken uzun saplı süpürgeler kullanın, eğilerek temizlik yapmayın.

    BELİNİZ İÇİN UYGUN OLMAYAN SPORLAR

    ? Boks, güreş, ata binme, bowling, tenis, futbol, voleybol, basketbol, kayak? En ideal sporlar yürüyüş ve yüzmedir.

    SON ÖNERİLER
    Otururken ve yürürken dik durunuz. Adeta başınızın üzerinde bir kitap var ve bunu düşünmemeye çalışınız. Bilgisayar ekranı baş yüksekliğinde olacak şekilde çalışınız, 30 dk da bir 5 dakika dinleniniz.
    ? Aşırı yük taşımayın (5-10 kiloyu geçmemeye çalışın).

    ? Belinizi aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçının. ? Uzun süre ayakta sabit durmamaya çalışın.

    ? Uzun süre oturmayın. Bir saat oturduktan sonra veya araba kullandıktan sonra ara verin kalkıp yürüyün hafif bel egzersizleri yapın.

    ? Otururken belinizi destekleyin ve dik oturabileceğiniz sandalyeleri tercih edin.

    Verdiğimiz egzersiz ve yürüyüşleri yapın. Özellikle yürüyüşü hayatınızın bir parçası haline getirin. Yürüyüş sizin tüm vücut sağlığınız için önemli bir egzersizdir