Etiket: Çocukları

  • Çocuğumu hastalıklardan nasıl koruyacağım?

    VE OKULLAR AÇILDI… ÇOCUKLARIMIZI KORUMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMEK GEREK?

    Yaz tatili bitti.. Okullar, yuvalar açıldı. Çocukları derslerin, ödevlerin başlayacağı telaşı, denizden kumdan uzaklaşacak olmanın hüznü sarmışken, anne babalarının beyninde dönüp duran farklı kaygılar var.. Yine hastalıklar başladı.. Akması hiç durmayan bir küçük burun, arka odadan dikkatleri hemen üzerine toplayan küçük öksürükler, iştahsızlık, halsizlik anne babaların uykularını kaçırıyor.

    NEDEN DAHA SIK ENFEKSİYON?

    Okul ortamında aynı sınıfta sürekli bir arada olan bir sürü çocuk, sınıf havalandırmalarının yetersiz yapılması, havaların soğuması ile birlikte özellikle viral enfeksiyonların artışı, el yıkamanın olması gerekenden daha az sıklıkta yapılması, çocuklarda enfeksiyon değiş tokuşu için risk faktörlerini oluşturuyor.

    AMA BİZ AŞILARIMIZI YAPTIRDIK..

    Kuşkusuz aşılama programlarına uyulması en azından bilinen hastalıklardan çocuklarımızı koruyabilmemiz için gerekli. Özellikle bulaşıcılığı çok yüksek olan hepatit A ve suçiçeği hastalıklarına karşı henüz bağışıklığı yapılmamış olan çocuklar, bu hastalıklar açısından risk altındalar. Henüz sağlık bakanlığı tarafından rutin aşı takvimine alınmamış olan bu hastalıklara karşı bağışıklık ancak hastalığın geçirilmesi ya da aşılarının yapılması ile mümkün. Kuşkusuz aşı ile bağışıklık tercih edileni. Fakat adı henüz bilinmeyen ya da aşısı henüz bulunmamış bir sürü mikroorganizma olduğunu düşünürsek, sadece aşılama programlarına güvenmek de sabaha karşı çıkan 39 derece ateş karşısında uykulu gözlerin şaşkınlıkla açılıvermesine neden olabilir.

    NASIL KORUNALIM?

    Çocuklarımızda el yıkamanın alışkanlık haline dönüşmesini sağlayacak olan ebeveynlerdir. Onlara sözlerden önce davranışlarımızla örnek olduğumuzu düşünürsek, bu konuya hassasiyetle eğilmek gerektiğini düşünüyorum. Çocuğa kişisel hijyenin önemi ve bunu nasıl sağlayabileceği konusunda bilgi verilmesi, okulda kullanabileceği sıvı sabun, kağıt havlu gibi malzemelerin onun için ulaşılabilir kılınması yine bizlerin üstüne düşen görevlerden.

    Sağlıklı beslenme ve sağlıklı uyku alışkanlığının olması da, mikroplarla savaşın en çetin yaşanacağı okul döneminde, çocuğun bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasını sağlayacaktır.

    ÇOCUĞUM HASTA, OKULA GİTSİN Mİ?

    Çocuğunuz hastalandığında, olanak dahilinde ise okula gitmemesini sağlamak hem çocuğun hastalık sürecini hızlı geçirmesi hem de okuldaki diğer çocukların sağlıklarını korumak adına mantıklı bir hareket olacaktır. Ancak çocuğun eğitim sürecinde aksamaya neden olmamak adına bu açıdan bir risk taşıyıp taşımadığına en iyi çocuk doktorunuz karar verecektir.

    EN SIK SORUNLAR NELER?

    Solunum yolu enfeksiyonları: Bir sağlık çalışanının en sık duyduğu kısaltmalardan biri olan ÜSYE, çocukların da okul dönemlerinde yakasını bırakmayan bir tanı haline geliyor. Üst solunum yolları enfeksiyonları çocuklarda öksürük sonrası havada asılı kalan damlacıkların nefes ile alınması ya da yakın temas sonrası gelişir. Genellikle viral, bazen de bakteri kaynaklı olabilirler.

    Bakteriyel enfeksiyonlarda çocuk daha halsiz, keyifsiz olur, ateş daha yüksek derecelere ulaşabilir ve tedavide antibiyotiklerin de kullanılması gerekebilir.

    Viral enfeksiyonlarda daha çok semptomatik tedavi dediğimiz, ateşi düşürme, tıkalı burunu açma gibi yöntemlere başvururuz. Bunun ayrımını yapacak olan çocuk hekimidir. Önemli olan hasta çocukta komplikasyonlar gelişmeden yani ilk enfeksiyon belirtilerine daha şiddetli başka belirtiler eklenmeden önce doktora başvurulmasıdır. Böylece tedavi süreci daha kısa ve kolay çözülebilir bir sorun olarak kalır.

    İshal: Okul dönemlerinde sık karşılaştığımız bir diğer enfeksiyon çeşididir. Çocuklarda tetkik ile kanıtlanmış bir etken olmadıkça ishale yönelik ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Yine semptomatik tedavi, yani ateşi düşürme, bol sıvı takviyesi, yağlı ve şekerli gıdalardan kaçınılarak oluşturulacak bir diyet programı ishalin iyileşme sürecini hızlandırır.

    • Çocuklarda doktor tarafından önerilmedikçe ve mecbur kalınmadıkça “ishal kesici” “bulantı kesici” veya “kusma kesici” ilaçlardan kaçınılmalıdır. Çünkü bu tip ilaçlar asıl hasta olan mide-bağırsak sistemi üzerinden değil beyindeki bulantı merkezi üzerinden etki ederler ve bu nedenle yan etkileri korkutucu olabilmektedir.

    Gıda alerjileri daha önce çocukta hiç gözlenmemişken, kantin ya da marketten alınan boyalı besinlerle okul çağında ortaya çıkabilir. Bu açıdan ürtiker dediğimiz cilt kızarıklığı, kaşıntısı, kabarması gibi belirtiler ortaya çıktığında çocuğa yediklerinin sorulması, tanı konmasını sağlayabilir.

    BAŞKA NELERE DİKKAT ETMELİ?

    Okul çağından önce yapılmasını önerdiğimiz göz muayenesini eğer henüz yaptırmadıysanız, şimdi tam zamanı. Çocuğunuzun dikkatinizi çeken hiçbir görme bozukluğu belirtisi yok ve çocuğunuzun da bu açıdan hiçbir şikayeti yoksa bile genel bir kontrolden geçmesinde fayda var. Çünkü görme problemi olan çocuklar, sorunları ilerleyip tedavisi daha zor hale gelene kadar hiçbir şeyden şikayetçi olmayabilirler.

    Bir diğer dikkat edilecek nokta da o zamana kadar herhangi bir idrar tahlili yaptırmamış olan okul çağı çocuklarında yapılacak basit bir idrar tahlilinin muhtemel bir böbrek hastalığının erken dönemde yakalanmasını sağlayabileceği gerçeğidir. Amerikan Pediatri Akademisi yaşamın ilk yılında idrar tahlili yapılmasını, okul çağı döneminde ve geç çocukluk-erken adölesan dönemde tetkikin bir kez daha tekrarlanmasını önermekte. İdrar yolu enfeksiyonları hiç bir belirti vermeksizin oluşabilirler.

    YİNE DE…

    Alabileceğimiz tüm önlemleri almamıza, sağlıklı beslenme, el yıkama ve uyku alışkanlıklarını çocuğumuza vermeye çalışmamıza rağmen, her çocuk hasta olur. Hiçbir çocuğun hasta olmadan büyüdüğü görülmemiştir. Aileler, çocuğun bağışıklık sisteminin, mikroplarla savaş sırasında daha da tecrübelenip kuvvetleneceğini düşünerek kendilerini rahatlatmaya çalışmalıdırlar. Önemli olan sorunun büyümeden çözülmesidir. Çocuk doktorları bunun için vardır. Tüm çocuklarımıza sağlıklı, keyifli bir eğitim yılı diliyorum.

  • ÇOCUKLARIN HATIRI İÇİN

    ÇOCUKLARIN HATIRI İÇİN

    Son yıllarda o kadar çok boşanma haberi alıyoruz ki, sanki herkes boşanıyor. TÜİK istatistikleri de bunu doğruluyor. Her geçen yıl evlenme oranı azalırken boşanma oranları artıyor. Boşanmak çok kolaylaştı. Zaman tüketim zamanı ve her şeyi tükettiğimiz gibi aşkı da çok çabuk tüketmeye ve Aşkın bitmesini de boşanma sebebi olarak görmeye başladık. Ancak unuttuğumuz önemli bir şey var….Eğer çiftin çocukları varsa aşkın bitmesi yeterli bir sebep değildir…

    Çocukların hatırı için evliliği sürdürmek doğru olmayabilir. Âmâ yine de iyi bir nedendir. Son yıllarda çocukların hatırı için boşanın sözlerini sıkça duymuşuzdur. Çocukların kavgadan gürültüden, mutsuz bir aile ortamında uzakta olmalarının daha sağlıklı olacağı ve anne babasının ayrılması ile çocuğun daha sağlıklı ve mutlu olacağı söylenmektedir. Boşanmanın çocuk üzerindeki yıkıcı etkisi göz ardı edilmiştir oysaki bu yıkıcı etki yetişkinliğinde dahi peşini bırakmamaktadır. Boşanmanın etkisi anne baba ölümünden daha fazla çocuğu hırpalamaktadır. Çünkü boşanmada çocuk anne ya da babanın isteyerek kendisini terk ettiğini düşünmektedir tercih edilen olmamıştır bu da özgüven eksikliğine sebep olmaktadır. Aile kavramı çocuk için anlamını yitirmiştir.

    İlişkimizde sorunlar yaşarken ve mutsuzken boşanıp yeni bir hayat kurma hayalleri kurarken çocuklarımız için neyin en iyi olacağına karar vermek zordur. En kolay düşünce ben mutlu olduğumda onlarda mutlu olacaklar diye düşünmektir.

    Eşler birbirlerine olan sevgiyi tüketmiş olsalar da çocuklar anne ve babayı hala sevmeye devam edecekler ve her ikisinin de yanında olmasını isteyeceklerdir. Anne babalar boşanmanın çocuk üzerinde yarattığı travmayı en aza indirmek için çaba gösterir zaman ayırır ancak sevdiğiniz ve büyürken hep yanınızda olacağına inandığınız birini yitirmenin travmasını yaşamamak elde değildir.

    Öyleyse gelin ve çocukların hatırı için bir adım atın.

    İlk olarak iletişim kurmaya çalışın eşinizle. Hatırlayın en son ne zaman baş başa şöyle güzel bir sohbet ettiniz ya da sadece günlük konuları konuştunuz… Ve mutlaka bunun için zaman yaratın en azından haftada bir kez olsun baş başa zaman geçirmek için elinizden geleni yapın. Günde en azından 20 dk sohbet edin bırakın televizyonda ki diziyi ve ya cep telefonunu sadece gözlerine bakarak onu dinleyin. Hayatınız çok yoğun ve sıkıntılı bir dönemden geçiyor olabilir bu dönemi atlattıktan sonra daha fazla zamanınız olacağını düşünebilirsiniz ancak o zaman hiç gelmeyebilir. Hemen şimdi başlayın buna yoksa geriye baktığınızda çok pişman olabilirsiniz. Her ilişkide tartışmalar olur önemli olan bu tartışmalarda ki tavrımızdır. Öncelikle konuyu unutup eşinizin kişiliğine saldırmayın. Tartışma konusunu genelleştirmeyin. “Sen hep…” ya da “sen asla…” ile başlayan cümleler kurmayın. Eski sandıkları açmayın. Tartışmadan yenik çıkmasını öğrenin. Kazanmanın görüldüğü kadar önemli bir şey olmadığını anladığınız zaman geride durup eşinizin de duygularını dile getirmesine fırsat tanımalısınız. Böylece tartışma daha hızlı çözülecek ve ertesi gün tartışmanın neden çıktığını hatırlamayacaksınız. Affedin, bağışlayıcı olun. Affettiğinizde acıyı hissedersiniz ama onu içinize  gömüp büyütmezsiniz. Yarını dünden bağımsız kılın. Eşinizin olamayacağı biri olmasını beklemeyin. Çocuklarınıza zaman ayırmanız önemlidir ama birbirinize zaman ayırmanın da ne kadar değerli olduğunu unutmayın. Seks evliliğin önemli bir parçasıdır ama sevginin ölçüsü değildir. Yaşam öylesine bir telaşla içinde geçiyor ki önceden planlanmazsa sevişecek gücü toplayamayabiliyor eşler. Her defasında sevişmeseniz de duygularınız için zaman ayırmış olursunuz. Elbette hiç planlamadan sevişebilirsiniz ama planlamak cinsel ilişkinizi ciddiye aldığınızı gösterir. Eğer evlilik dışı bir ilişki yaşıyorsanız bu ilişkide evdeki tüm sorumluluklardan uzaktasınızdır ama şunu hatırlamalısınız lazım boşanıp ya da evi terk edip sevgilinizle beraber bir hayat kurduğunuzda da bir süre sonra sıradanlık ve sorumluluklar tekrar yaşamınızı kuşatacaktır. Her evlilikte kriz dönemleri olur. Önemli olan bu kriz dönemlerindeki tavrınızdır.

    Birbirinize zaman ayırdığınızda ve birbirinizi dinlemeye başladığınızda sorunlarınızı da konuşmaya başlayacak ve bu sorunları büyümeden çözmenin yollarını da bulacaksınız. Her fırsatta eşinizi rencide etmeye aşağılamaya kalkmayın hatta bunu hiç yapmayın özellikle de başkalarının yanında küçük düşürmeyin. Hatalarını baş başa konuşun sırf eleştirmek ve üstün çıkmak için çaba sarf etmeyin bu çabanızı sevginizi arttırmak için harcayın.

    ‘’Bugüne kadar kimsenin ölüm döşeğindeyken, Keşke işime daha fazla zaman ayırabilseydim… Dediği duyulmamıştır. ROB PARSONS Altmış dakikalığına evliliğiniz’’ Bu akşam çocuklarınız uyurken odalarına gidin ve onları bir süre seyredin, onlarla geçirdiğiniz zamanları hatırlayın ve düşünün ilerde size ne kadar ihtiyaçları olacak. Evliliğinizi yeniden gözden geçirip yolunda gitmeyen şeyleri düzeltmek için ilk adımı siz atın.

    HEMEN ŞİMDİ ÇOCUKLARINIZ İÇİN….

  • Sınır koymayı başarabildiniz mi?

    Anne babalar çocukları üzerinde söz sahibi olmak isterler, çocukları sözlerinden çıkmasın isterler, yapma dedikleri davranışları yapması hiç de hoşlarına gitmez. Peki ama çocuğunuza “hayır” demeyi başardınız mı? Sizin sınırınızı ona hissettirdiniz mi?

    Günümüzde neden çocuklar da görülen kural dinlemem, hırçınlık, bireysellik bu kadar arttı hiç düşündünüz mü? Bu durumun bir çok sebebi olabilir isterseniz önce bunlara bir göz gezdirelim;

    Geç çocuk sahibi olma,

    Beklenen çocuk olması,

    Çalışan anne baba olma,

    Ebeveynlerin anne- baba sevgisinden yoksun büyümesi,

    Anne- baba arasında yaşanan çatışmalardan çocuğu koruma çabası,

    Bu ve buna benzer birçok sebebi olabilir. Öncelikle bu durumları irdelemek istiyorum. Günümüzde anne- baba olma yaşı ilerledikçe geç çocuk sahip olmayı beraberinde getiriyor. Geç çocuk sahibi olduysanız hele bir de bu özlem duyduğunuz bir duygu ise işte bunu doğrudan çocuğa yansıtıyorsunuz, öyle değil mi? Yoksa farkında değil misin ? İsterseniz bir kaç soru ile başlayalım; evde kuralları kim koyuyor? Kimin istediği yemek pişiyor? Kimin istediği televizyon programı izleniyor? Yanlış olduğunu bildiğin halde hayır diye biliyor musun? Anne babandan öğrendiğin “bağırarak konuşma” kuralı ne kadar uyguluyorsun? Belki bu kadar yeter ne dersiniz J Bir de evlenme yaşını geciktirmeyen fakat çeşitli sebeplerden dolayı çocuk sahibi olamayan ailelerimiz var. Onların öne sürdüğü düşünce ise “çok geç buldum” “ çok bekledim ama” ile başlayan cümleler ve sonrasında gelen sonsuz izin. Günümüzün en büyük sorunu beklide çalışan anne babaların iş yoğunluğundan kaynaklı çocuklarına yeterince zaman ayıramadıkları için çocuklarına karşı vicdan duygusunun ağır basması ve üzmeyim bir de yapsın ne olacak ile olaya bakmaları. Evet anne babalar ne yazık ki günümüz şartlarında çok geç saatlere kadar çalışıyor, çocuklar erken dönemde anneden ayrılıyor kimi zaman bakıcı kimi zaman büyüklerin desteği ile büyüyorlar. Ebeveynleriyle akşamdan akşama görüşüyor ve kimi zaman çok erken saatlerde uyanmadan beklide ayrılıyor. Haklısınız çocuğunuza çok zaman ayıramıyorsunuz ama bunun çözümü ona sonsuz kredi vermek olmamalı bunun yerine az da olsa günün kalan zamanında kaliteli zaman diye duyduğunuz ve oda neymiş diye geçiştirdiğiniz o etkili zamanı ona ayırmanız önemli. Bu kimi zaman beraber yemek yapmak, kimi zaman günün nasıl geçtiği ile ilgili bir sohbet sonrasında bunu hikâyeleştirmek kimi zaman da kan ter içinde kalacak şekilde oyunlar oynamak olmalı. Çocuğunuza ayıramadığınız zamanın telafisi asla pahalı oyuncaklar ya da sonsuz izin olmamalı, buna dikkat edilmez ise ilerleyen süreçte çocuklar da doyumsuzluk ve bencillik baş göstermeye başlayacaktır ve mutsuz çocuklar yetişecektir. Bireyler aile gördükleri olumsuz tutumlardan kaynaklı kimi zaman olumlu etkilenir kimi zaman ne yazık ki olumsuz etkilenir. Nasıl mı?

    Mutsuz, çatışma içinde büyüyen bir çocuk yaşamın ilerleyen yıllarında bu duruma alıştığı için hayatında da bu durumu normalleştirir. Yetişkin olup evlendiği zaman da küçüklükten bu yana gördüğü yaşamış olduğu durumu hayatına aktarır. Çatışmalar içinde yetişen bir birey için sizce tartışmak, bağırmak belki de şiddet anormal bir durumu mudur? Tabi ki her bireyde aynı etkiler yaşanacak diye bir şey söz konusu değil bu durum tam tersi şekilde de olabilir, nasıl mı? Problemlerde yorulan bir birey “ben çocuğuma bunu yaşatmayacağım, üzmeyeceğim ve ne isterse yapacağım” düşüncesini benimseye bilir. Bu durumun bir sonra ki adımı ise çocuğuna karşı sonsuz anlayış getirmesi. Ya da kendi ailesinde problem yaşayan ebeveynler çocuklarına bu durumu hissetmek istemezler ve “aman çocuklar üzülmesin” diye literatürlerinden “hayır” kelimesini çıkartırlar. Şimdi sizlerden gelen tepkiyi duyar gibiyim “ peki hep bu kadar katımı olacağız?” Hayır tabii ki de o kadar acımasız olmayacaksınız. Çocuklarının istekleri önemli, çocukların isteklerini söylemesi istediğimiz bir şey bireyselliğini gözler önüne serdiği bir durum. Özgüven gelişimi için kendi fikir ve duygularını ifade etmesi gerekiyor fakat bu süreçte “aman yeter ki özgüveni gelişsin” diye çocuğa sınır koymamak doğru bir davranış değildir. Çocuklar ister, hep ister her zaman daha fazlasını ister önemli olan nerde durması gerektiğini göstermeniz. Ailelerin ve aile büyüklüklerinin yaptığı en büyük hata çocuğun büyümesini beklemektir. Büyüdüğü zaman kurallar koymaya başlanır fakat bu noktada çocuğun kişilik gelişimi biriktirdiği verilerle şekillenir bu nokta unutulmamalı.

    Ebeveynler çocukları ile iletişim kurmaya anne karnında başlaması ve ilerleyen süreçte konu ne olursa olsun yaşına ve anlayacağı dilde anlatması çok önemlidir. Fikirleri alınmalı ve ortak yol bulunarak sonuca gidilmeli. Eğer çocuğun yaptığı davranış onaylanmıyorsa mantıklı ve tutarlı bir açıklama yapılmalı. Neyi neden yapmaması gerektiğini anlayan çocuğun davranışlarının oturması çok daha kolay olur ve doğru olanda budur. Küçük yaşlar da açıklama yapılarak ilerleyen yaşlarda aile toplantıları ile uzlaşmaya varılması çocuğun hem aile olan güvenini pekiştirir hemde kişisel gelişimi için son derece önemlidir.

    Mutlu çocuklar istiyorsak, çocuklarınızı önemseyin ve değer verin. Çocuklar alınan pahalı oyuncaklarla kendilerini değerli hissetmez, fikirlerinin önemsenmesi ile değerlerini hissederler.

    Uzm. Çocuk Gelişimci

    Funda ÇİÇEK

  • Helikopter ebeveyn nedir

    Helikopter Anne-Babalar; çocuğun başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, çocuğun her şeyine yetişmeye çalışan, çocuğun hayatına ve kişiliğine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalardır. Bu anne babalar, eğitimli orta sınıf ailelerden gelir ve çocuktan akademik beklentileri çok yüksektir.

    Son yıllarda bu terimden çokça söz edilmekte ve bir psikolojik, sosyolojik sorun olarak ele alınmaktadır. Helikopter Anne-Babalar Türkiye’de çok yaygındır.

    Helikopter anne babalar, çocuklarının başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, her şeylerine yetişmeye çalışan, hayatlarına ve kişiliklerine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalar olarak tanımlanmaktadır.

    Günümüzde “helikopter aileler”, çocuklarının eğitim, sosyal ve özel hayatlarını çok yakından takip eden, çocuklarının üstlenmesi gereken sorumlulukları büyük bir hevesle üstlenen, her sorununu onlar adına çözmekten mutluluk duyan aileler olarak karşımıza çıkmaktadır.

    “Helikopter anne babalar”, çocuklarının ödevlerini, projelerini yapıyor, yetiştiremedikleri zaman telaşlanıyor, çocukları düşük notlar aldıklarında bu konuyu öğretmenleri ile konuşabiliyorlar. Helikopter aileler, iyi niyetle yardımcı olmaya çalışsa da aslında çocuklarının yetersiz olduğu, kendi sorumluluklarını yerine getiremedikleri mesajını veriyorlar ve tüm bu nedenlerle de çocuklarına yardım ediyorlar.

    Helikopter anne babalar çocuklarının bireyselliğinin gelişmesini kendilerine tehdit görürler ve onlara bağımlı olması için elinden geleni yaparlar. Çocuklarının bağımsız kendi kendine yeten bir birey olmasını tehdit için gördükleri için çocukların değişim, gelişim çabalarına engel oluyor ve kendilerine bağımlı olmaya zorluyorlar. Tabi buda çocuğun kendine yetemeyen, değersiz, güvenilmez biri olmasına neden olduğu gibi kimlik gelişimlerini de olumsuz etkiliyor

    Aşırıcı korumacı çevrede büyüyen, her sorunu anne babası tarafından çözülen, kendi kararlarını kendi alamayan yani helikopter anne baba ile büyüyen çocuklarda bazı tipik özellikler görülmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz

    Şişirilmiş bir egoya sahip
    Düşük öz saygı ve yeterlilik duygusu
    Bastırılmış kişilik
    Sağduyudan yoksun
    Karar vermekte zorlanan
    Problem çözme becerisi gelişmemiş
    Daha iyiyi yapma ve çabalama isteği düşük
    Çok güçlü aile bağına sahip ve aileye bağımlı

    Bunlar bu çocukların sadece en belirgin özellikleri bu liste daha artırılabilinir. Çünkü aşırı koruyucu anne baba olmak, çocuğun normal gelişimine müdahale eden bir yaklaşımdır. Dolayısıyla çocukta normal olmayacaktır. Birçok becerileri eksik, psikolojik problemler yaşamaya yatkın, iş ve özel hayatında problemler ve başarısızlıklar yaşayan bir yetişkin olacaktır.

    Helikopter anne babalar şunu unutmamalıdır. Sonsuza dek çocuklarının yanında olamazlar. Çocuklarının kendilerine bağlı ve bağımlı yaşaması aslında çocuklarına yaptıkları çok büyük bir kötülüktür. Bu şekilde büyüyen çocuk hiçbir zaman bağımsızlaşamaz, kendi sorunlarını çözemez, karşılaştığı sorunlarda hep başkalarını suçlar ve kolay çıkış yolları arar.

    Şimdinin çocuklarının geleceğin yetişkinleri olduğunu düşündüğümüzde aslında gelecek adına da çok büyük bir hatadır çocukları bu şekilde büyütmek. Helikopter anne baba ile büyüyen çocuklar hep çocuk kalmayacaklar, ergenlik, yetişkinlik, iş yaşamı, evlilik gibi pek çok süreç onları bekliyor.

    Çocukları bağımsız bırakmak ve sorun çözme becerilerin gelişmesine katkı sağlamak onların gelişimi için atılacak önemli bir adımdır…

  • Aldatan, sünepe erkek tipi

    Aldatma ile ilgili çok söylem, çok makale, çok dedikodu, çok tartışma, çok konuşma yapılmıştır ve yapılmaya da devam edecektir. Aldatma, aldatılmışlık hissini yaşayan için çok rahatsız edici bir duygudur. Çünkü siz onun için birşeyler yapmaya devam ederken; o, sizin kuyunuzu kazmakla meşguldür.

    İlişki, emek vermek demektir. Kendinizden birşeyler mutlaka vereceksiniz ki karşı tarafla birlikte bir şeyleri paylaşmaya devam edesiniz. Hiç bir şey vermezseniz, ne ilişki başlar, ne de devam edebilir. Ki karşı taraf sizde mutlaka birşeyler buluyor ki evliliğini devam ettiriyor.

    O zaman neden aldatıyor? Eşiniz evin düzeninde çocukların bakımında, eğitiminde, sağlığında hiç bir şeyi aksatmadan yürütüyor. Size yansıyan bir problem yok. Çünkü o, güçlü bir kadın.. Belki de yıllarca ezilmekten kendine göre bir çıkış yolu bulmuş. Çocukları onun için en önemli varlık; kendini onlara adamış..

    Hergün baklava börek yenir mi? Bıkar insan…İşte aldatma da aldatılan taraf illa ki kendinde olumsuzluk, bir kusur aramamalıdır. Ya da çevre böyle düşünmemelidir.

    Evet; erkeğe gelelim, her düzen sağlanmış durumda, bir sıkıntısı yok. Evde çamaşırı yıkanıyor, zamanında yemeği hazırlanıyor, sorunlar yansıtılmıyor. Bu erkek ne yapmalı? Eğer, kişiliği, karakteri bozuksa ki toplumda ”karaktersiz” nitelemesi alır, böyle kişiler… Hemen gönlü için, gönlünü eğlendirecek, sadece ve sadece canı için kadın ve kadınlar bulmalıdır.

    Çocuğu, çocukları onun için hiç önemli değildir. Yalnızca yaşamalıdır. Bu günü yaşamalıdır, gelecekte ne olacak? Ne olmalıdır? Çocuklarının geleceği nasıl olmalıdır? Bu sorular ve bu soruların cevabı onun için çok uzaktır.. Fersah fersah uzaktır, masallardaki dağların ardı gibi çok uzaklardadır. Evdeki kadın her türlü ihtiyacı karşılasa da onun gönlü daha çok eğlenmelidir, bu dünyaya sadece keyfini yaşamak üzere gelmemiş midir? O zaman herşey mübahtır. Tüm maddi varlığını tüketinceye kadar dünya nimetlerinden! Yararlanmalıdır..

    Böyle kişiler, öyle bir maske takarlar ki artık maske olma özelliğini yitirip, kendisiyle bütünleşmiş hale gelir. İyi bir aile babası özelliği ile arz-ı endam ederler. Çevre, konu-komşu onu vaktinde evine gelen, saat gibi işleyen aile düzeni ile tanır. Hafta sonunda birlikte dışarı çıkılır, haftalık alış-veriş yapılır, arabanın kapısı eşe açılır, karşıdan gören kaç yıllık eşe davranışa imrenerek bakar.

    Eş, ise bunları hakettiğini, nazik bir adamla evli olduğunu düşünür. Problemler erkeğe yansıtılmadığı ve sünger gibi emildiği için kadın mutlu ve gururludur. Ailesi için sonsuz bir çaba gösterdiği farkedilmekte ve işleyen düzendeki etkisi yadsınmamaktadır.

    Adam sessiz, içine kapanık ve asosyal olarak kendini nitelese de kadın yıllarca özveri içinde yuvasını yaşatmak için çabalamaktadır. Ailesi ve çocukları çok önemlidir, çünkü.. O da kendini toplumdan çekmek zorunda hissetmiş, görünmeyen manevi baskıdan nasibini almıştır.

    Sessizlik ve kadın tarafından ezilmiş bir görüntüyü yaşam biçimi haline getirerek; kendini çevreye acınacak halde lanse eder. Toplumda mazlumun yanında olmak gibi insansı değerlerden yararlanmak için başka bir kılığa bürünmek, artistlik ! Yapmak, kendine yeni bir dünya yaratmak hep onun için olmazsa olmazlardandır. Bunun nimetlerinden yararlanmak vardır, sonunda…İyi niyetli, kendisine güvenen ve acıyan aileyi sömürmek en önemli hedeftir onun için.. Güven sağlamalıdır, kendini saklamalıdır. İşte tehlike buradadır. Saman altından su yürütmelidir. Yürütebildiği yere kadar..Eşin nimetlerinden yararlanmalıdır. Evliliğine neden devam etsin? Demek ki feda edemiyor. Ama (aldattığı) bir hayat da ona farklı bir renk! Katıyor..

    En önemli nimet! de kendini acındırarak, çocuklarının gözünde ANNE yi silmektir. Oyuna gelen evlatların vay haline…

    Bu kişiler, çeşit çeşit kadınlarla paralarını yer, kumar oynar, omuzunu kaldırarak ” param yok” , ”benim bir dikili ağacım yok” diyerek, sünepe halleri ile çevrelerine kendilerini acındırmaya devam ederler.

    Bu tehlikeli, içten pazarlıklı, ALDATAN, SÜNEPE ERKEK TİPİ ne DİKKAT!

    Öznur Simav

    Aile danışmanı- psikolojik danışman

  • Havuz sistitleri çocukların tatil sevincini gölgelemesin!

    Sistit adı verilen mesane enfeksiyonunun en sık görülen etkeni, % 80-90 oranında koli basilidir. Koli basili bakterileri kalın bağırsakta bol miktarda bulunmaktadır. Bunlar bazı risk faktörlerinin varlığında mesaneye ulaşır ve sistite yol açar. Kız çocukları, anatomik yapıları nedeniyle daha sık sistit sorunu yaşar. Özellikle tatil bölgelerinde kalabalık ortamlarda kirli havuzlar önemli bir sistit nedenidir. Sağlık için gerekli şartlara sahip ve hijyenik kurallara uygunluğundan emin olunan havuzlara girilmelidir. Bunun dışında; özellikle kız çocuklarında genital temizliğin doğru yapılmaması,

    İdrar yolu tıkanıklıkları ve taşlar, banyo köpükleri ve şampuanlar ile işeme bozuklukları da sistite yol açan faktörlerdir.

    Ağrı ve yanma sistit göstergesi olabilir

    İdrar yaparken yanma ve ağrı,

    Sık idrar yapma,

    İdrar miktarının az olması,

    Aniden gelen acil idrar yapma hissi,

    Kötü kokulu, koyu ve bulanık idrar,

    Kasıkta ve göbek altında ağrı,

    İdrarın damla damla yapılması ve bu sırada hissedilen şiddetli ağrı,

    İdrarda kan görülmesi,

    Tuvalete yetişemeden idrar kaçırma

    Sistit tedavi edilmezse böbrekler zarar görebilir

    İdrar yolu enfeksiyonu tanısı konulduktan sonra sorun, bakteriyel bir enfeksiyon olduğu için uygun antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Bol sıvı alımı da mekanik temizlik yaparak tedavinin etkinliğini artırır. Hastalığın etkin tedavisi, üriner sistemde oluşabilecek sorunları en aza indirir. İdrar yollarında sistite neden olan bir idrar yolu hastalığı şüphesi varsa sorun mutlaka doğru tanı ile tespit edilerek uygun tedavi yolu belirlenmelidir. Çünkü sistit ve altta yatan neden tedavi edilmediğinde, böbrekler ciddi şekilde zarar görebilir.

    Çocukları sistitten korumak mümkün

    Çocukların günde en az 2 litre su içmesi sağlanmalıdır. Su, bakterilerin mesaneye tutunmasını engeller ve dışarı atılmasını sağlar.

    Kahve, koyu çay gibi içecekler ve acılı, baharatlı yiyeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bunların mesane üzerine uyarıcı etkileri vardır.

    Çocukların günde en az 4 kez idrar yapması sağlanmalıdır.

    Özellikle kız çocuklarında banyo süresi çok uzatılmamalı ve tahriş edici özelliğe sahip köpüklü sabun ve şampuan kullanılmamalıdır.

    Kabızlığa karşı önlemler alınmalıdır.

    Tuvaletten sonra kız çocuklarında genital bölge temizliği önden arkaya doğru olmalıdır.

    Çocuklara dar sıkı pantolonlar ve pamuklu olmayan iç çamaşırları giydirilmemelidir.

    Özellikle yaz tatillerinde sık rastlanılan havuz sistiti riskini azaltmak için kalabalık ve kirli havuzlara girmekten kaçınılmalıdır.

  • Çocukların hatırı için

    Son yıllarda o kadar çok boşanma haberi alıyoruz ki, sanki herkes boşanıyor. TÜİK istatistikleri de bunu doğruluyor. Her geçen yıl evlenme oranı azalırken boşanma oranları artıyor. Boşanmak çok kolaylaştı. Zaman tüketim zamanı ve her şeyi tükettiğimiz gibi aşkı da çok çabuk tüketmeye ve Aşkın bitmesini de boşanma sebebi olarak görmeye başladık. Ancak unuttuğumuz önemli bir şey var….Eğer çiftin çocukları varsa aşkın bitmesi yeterli bir sebep değildir

    Çocukların hatırı için evliliği sürdürmek doğru olmayabilir. Âmâ yine de iyi bir nedendir. Son yıllarda çocukların hatırı için boşanın sözlerini sıkça duymuşuzdur. Çocukların kavgadan gürültüden, mutsuz bir aile ortamında uzakta olmalarının daha sağlıklı olacağı ve anne babasının ayrılması ile çocuğun daha sağlıklı ve mutlu olacağı söylenmektedir. Boşanmanın çocuk üzerindeki yıkıcı etkisi göz ardı edilmiştir oysaki bu yıkıcı etki yetişkinliğinde dahi peşini bırakmamaktadır. Boşanmanın etkisi anne baba ölümünden daha fazla çocuğu hırpalamaktadır. Çünkü boşanmada çocuk anne ya da babanın isteyerek kendisini terk ettiğini düşünmektedir tercih edilen olmamıştır bu da özgüven eksikliğine sebep olmaktadır. Aile kavramı çocuk için anlamını yitirmiştir.

    İlişkimizde sorunlar yaşarken ve mutsuzken boşanıp yeni bir hayat kurma hayalleri kurarken çocuklarımız için neyin en iyi olacağına karar vermek zordur. En kolay düşünce ben mutlu olduğumda onlarda mutlu olacaklar diye düşünmektir.

    Eşler birbirlerine olan sevgiyi tüketmiş olsalar da çocuklar anne ve babayı hala sevmeye devam edecekler ve her ikisinin de yanında olmasını isteyeceklerdir. Anne babalar boşanmanın çocuk üzerinde yarattığı travmayı en aza indirmek için çaba gösterir zaman ayırır ancak sevdiğiniz ve büyürken hep yanınızda olacağına inandığınız birini yitirmenin travmasını yaşamamak elde değildir.

    Öyleyse gelin ve çocukların hatırı için bir adım atın.

    İlk olarak iletişim kurmaya çalışın eşinizle. Hatırlayın en son ne zaman baş başa şöyle güzel bir sohbet ettiniz ya da sadece günlük konuları konuştunuz… Ve mutlaka bunun için zaman yaratın en azından haftada bir kez olsun baş başa zaman geçirmek için elinizden geleni yapın. Günde en azından 20 dk sohbet edin bırakın televizyonda ki diziyi ve ya cep telefonunu sadece gözlerine bakarak onu dinleyin. Hayatınız çok yoğun ve sıkıntılı bir dönemden geçiyor olabilir bu dönemi atlattıktan sonra daha fazla zamanınız olacağını düşünebilirsiniz ancak o zaman hiç gelmeyebilir. Hemen şimdi başlayın buna yoksa geriye baktığınızda çok pişman olabilirsiniz. Her ilişkide tartışmalar olur önemli olan bu tartışmalarda ki tavrımızdır. Öncelikle konuyu unutup eşinizin kişiliğine saldırmayın. Tartışma konusunu genelleştirmeyin. “Sen hep…” ya da “sen asla…” ile başlayan cümleler kurmayın. Eski sandıkları açmayın. Tartışmadan yenik çıkmasını öğrenin. Kazanmanın görüldüğü kadar önemli bir şey olmadığını anladığınız zaman geride durup eşinizin de duygularını dile getirmesine fırsat tanımalısınız. Böylece tartışma daha hızlı çözülecek ve ertesi gün tartışmanın neden çıktığını hatırlamayacaksınız. Affedin, bağışlayıcı olun. Affettiğinizde acıyı hissedersiniz ama onu içinize gömüp büyütmezsiniz. Yarını dünden bağımsız kılın. Eşinizin olamayacağı biri olmasını beklemeyin. Çocuklarınıza zaman ayırmanız önemlidir ama birbirinize zaman ayırmanın da ne kadar değerli olduğunu unutmayın. Seks evliliğin önemli bir parçasıdır ama sevginin ölçüsü değildir. Yaşam öylesine bir telaşla içinde geçiyor ki önceden planlanmazsa sevişecek gücü toplayamayabiliyor eşler. Her defasında sevişmeseniz de duygularınız için zaman ayırmış olursunuz. Elbette hiç planlamadan sevişebilirsiniz ama planlamak cinsel ilişkinizi ciddiye aldığınızı gösterir. Eğer evlilik dışı bir ilişki yaşıyorsanız bu ilişkide evdeki tüm sorumluluklardan uzaktasınızdır ama şunu hatırlamalısınız lazım boşanıp ya da evi terk edip sevgilinizle beraber bir hayat kurduğunuzda da bir süre sonra sıradanlık ve sorumluluklar tekrar yaşamınızı kuşatacaktır. Her evlilikte kriz dönemleri olur. Önemli olan bu kriz dönemlerindeki tavrınızdır.

    Birbirinize zaman ayırdığınızda ve birbirinizi dinlemeye başladığınızda sorunlarınızı da konuşmaya başlayacak ve bu sorunları büyümeden çözmenin yollarını da bulacaksınız.

    Her fırsatta eşinizi rencide etmeye aşağılamaya kalkmayın hatta bunu hiç yapmayın özellikle de başkalarının yanında küçük düşürmeyin. Hatalarını baş başa konuşun sırf eleştirmek ve üstün çıkmak için çaba sarf etmeyin bu çabanızı sevginizi arttırmak için harcayın.

    ‘’Bugüne kadar kimsenin ölüm döşeğindeyken, Keşke işime daha fazla zaman ayırabilseydim… Dediği duyulmamıştır. ROB PARSONS Altmış dakikalığına evliliğiniz’’

    Bu akşam çocuklarınız uyurken odalarına gidin ve onları bir süre seyredin, onlarla geçirdiğiniz zamanları hatırlayın ve düşünün ilerde size ne kadar ihtiyaçları olacak.

    Evliliğinizi yeniden gözden geçirip yolunda gitmeyen şeyleri düzeltmek için ilk adımı siz atın.

    HEMEN ŞİMDİ ÇOCUKLARINIZ İÇİN

    Dr.Selen Dağıstan Namlı

    Aile Danışmanı,Hipnoterapist,Cinsel Terapist

    Kaynak: Rob Parsons Altmış Dakikalığına Evliliğiniz