Etiket: Çocuklar

  • Obezite,

    Obezite,

    ABD’de erişkinlerin 1/3’ü ;6-19 yaş arası her 6 çocuktan biri obez olarak değerlendirilmektedir.Bugün sigaranın yaptığı tıbbi komplikasyonlardan fazlasını obezitenin sebep olduğu; insüline bağlı olmayan ( Tip 2 Diabet),hipertansiyon, kan yağı bozukluklarına neden olduğu görülmektedir.Bu yaygın durumun biolojik, psikososyal, çevresel, ve sosyal faktörlerden kaynaklandığı bilinmektedir.

    TANI:

    Vücut Kitle İndeksi (BMİ ) obezite tanımlamasında kullanılmaktadır.Erişkinlerde BMI >25 olanlar fazla kilolu ;BMI >30 olanlar obez kabul edilmektedir. Çocuklar için yaşa ve cinse göre Vücut Kitle Endeksi 85 -95.persantiller arasında olan grup obezite veya fazla kilolu için risk grubunu;95.persantilin üzerinde olanlar obez grubunu oluşturmaktadır.Obez ergenlerin %60’ı erişkin yaşa obez olarak devam etmektedir.

    NEDENLERİ:

    Ebebeyn obezitesi önemli bir belirleyici faktördür.Fazla kilolu 10-14 yaş arası ergenlerin %80’i ebebeynlerden biri bile obez olduğunda erişkin yaşta obez olmaktadır.Burada kalıtım faktörü önemli olsa bile,son 20 yılda obezitenin hızlı artışı,hayat tarzı ve sosyal etkilerin de anlamlı rolü olduğunu göstermektedir.

    Çocuk yaşlarda Vücut Kitle İndeksi doğumda yüksekken ,ilk aylarda yine hafifçe yükselmekte;ardından 5-6 yaşa dek düşmekte kademeli olarak erişkin yaşlara dek artmaktadır.5-6 yaş öncesi kilo artışı çocukluk çağı obezitesi ile yakından ilgilidir.Ergenlik ise vücut yağ dağılımının değiştiği önemli bir büyüme dönemidir.Kız çocuklarında bu dönemde vücut yağı %40 artarken erkek çocuklarda %40 azalmaktadır.Bu da obez kız ergenlerde erişkin yaşta ki obezite riskini arttırmaktadır.

    Yemek alışkanlıkları erken (2-3 yaş )yaşlarda yerleştiğinden ailenin etkisi büyüktür.Besin değeri olan gıdaların seçilmesi ve çocuğun iştahı oranında beslenmesi burada belirleyici olmaktadır.Bebeğin anne rahminde ve sonrasında yetersiz beslenmesi ileri yaşta obezite nedenidir.Bir hipoteze göre bu tip çocuklar açlık -toklukla ilgili hormanlara aşırı duyarlılık geliştirmekte,yaşamın erken döneminde ki stres vücutta yağ depolanmasına neden olmaktadır.

    Şehirleşme ile beraber fiziksel aktivitenin azalması,kalori değeri yüksek olan besinlere kolay ulaşabilme,çocukların okul dışında ki vakitlerinin çoğunu evde televizyon ve bilgisayar karşısında geçirmeleri çevresel faktörleri oluşturmaktadır.Kalorisi yüksek içecek ve besinlerin alımı ( hamburger ,şekerli içecekler ..) de önemli bir risk faktörüdür. Birçok okul kantininde serbestçe verilen yağ oranı yüksek besinler dikkat çekicidir.

    NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR:

    Obezite ,Tip 2 Diyabet (insüline bağlı olmayan ) gibi ancak erişkin yaşta görülebilen hastalıklara neden olmaktadır. Hipertansiyon ise obez çocuklarda diğerlerine göre

    3 kat fazla görülmektedir.Obezite, çocuk ve erişkinlerde artmış kan yağları ( trigliserid ) ,azalmış HDL- kolesterol ( yüksek yoğunluklu kolesterol ) ,düzeylerine neden olmaktadır.Ebebeylerinin kan yağları (trigliserd ) yüksek obez çocuklarda kan yağları yüksek olması kalp-damar hastalıklarına yatkınlık oluşturmaktadır. Bu çocuklarda total kolesterol ve LDL kolesterol ( düşük yoğunluklu kolesterol ) düzeyleri yüksek olduğunda müdahale edilmelidir.Bu çocuklarda yağ ve kalori alımı kısıtlanmalı ve artmış fiziksel aktivite önerilmelidir.

    Bunlar yetersiz kaldığında da ilaç tedavisi düşünülmelidir.

    Ailesinde Tip 2 Dİyabet ebebeynler olan obez gençlerde glükoz tolerans bozukluğu ve insülin direnci daha sık görülmektedir.İnsülin direnci kalp- damar hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür.Tip 2 Diyabet böbrek,göz ve damar hastalıklarına da neden olmaktadır.

    Yine obezitenin neden olduğu hastalıklardan Metabolik Sendrom ise kalp-damar hastalığına ve artmış ölüm riskine neden olan bir hastalık grubudur Bugün Metabolik Sendrom erişkinlerde yüksek kan basıncı,yüksek kan yağ düzeyleri (trigliserid ) ,düşük HDL-kolesterol ( yüksek yoğunluklu kolesterol ) ,yüksek tokluk kan şekeri, obezite gibi patolojik özelliklerden 3 tanesine sahip bireylerde tanımlanmaktadır.ABD’de 12-19 yaş arası ergenlerin % 30’unda bulunmaktadır.

    TEDAVİ:

    Koruyucu tedavide yaşamın ilk aylarında anne sütü almanın önemi büyüktür.Aileler meyva ,sebze ve tahıl ağırlıklı beslenme üzerinde durmalı,süt ve et miktarları abartılmamalıdır. 2 yaş sonrasında düşük yağ oranlı sütler önerilmektedir.Şekerli, asitli içecekler,hatta gerekirse meyve suları bile kısıtlanmalıdır.Çocuklar beslenme tercihlerini erken yaşta yapmakta,açlık -tokluk alışkanlıklarını erken yaşta edinmektedir.

    Çocukların fiziksel aktivitesi haftanın en az 3 günü düzenli spor ile arttırılmalıdır. Televizyon ve bilgisayar başında geçirdikleri zaman kısıtlanmalıdır.

    Ebebeynler beslenme ve aktivite alışkanlıklarıyla çocuklarına örnek olmalıdır.

  • Depresyon

    Depresyon

    Depresyon kısaca kişinin var olan stresini dışarı vurma şekli olarak açıklanabilir. Herkes bu durumu farklı şekillerde yaşayabileceği gibi çocuklar için de durum aynıdır. Dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, hiperaktivite veya farklı bedensel engeller depresyon ile birlikte görülen psikolojik sıkıntılar olarak düşünülebilir. Çocuk gelişiminin her bölümü farklı önem taşımaktadır. Çocukluk çağını ayırabileceğimiz,

    * Bebeklik,

    * Oyun dönemi,

    * Okul çağı ve

    * Ergenlik kendi içinde pek çok farklı özelliği barındırmaktadır.

    Bu dönemlerde yaşanacak sorunlar depresyonun ortaya çıkmasını tetikleyebilir. Çocuklar kendi eksiklikleri ya da dış etkenlere bağlı olan sorunlar ile baş etmeye çalışırlarken depresyona girebilirler.

    Çocuklarda Depresyon Nasıl Fark Edilir?

    Toplumumuzda büyüklerin depresyona girmesi daha kabul edilebilir bir olguyken çocukların depresyona girme ihtimali göz ardı edilmektedir. 0-18 ay arasındaki anne ile bağlılık ilişkisi gelecek yıllar üzerinde oldukça etkili bir dönem olarak görülmektedir. Sağlıklı olarak gerçekleşen bağlanma bebeklerde ve çocuklarda psikolojik sorunların yaşanmasını engellese de sağlıklı olmayan bağlanmalar ciddi bir tehdit olarak algılanmalıdır. İhtiyaçları zamanında ve gerektiği gibi karşılanmayan bebekler ve sevgi açısından eksik kalanlar zaman içinde depresyona girebilirler.

    Anne kimliği ile kadın kimliği birbirine karışan kişilerde bu durumun yansımasına maruz kalacak çocukları zor günler bekliyor olabilir. Çocuklarda depresyon durumu,

    * Ağlama,

    * Uyku düzeninde bozukluk,

    * İştahsızlık,

    * Vücut ağrısı,

    * Tepkisizlik ve

    * Oyuncakları atma şeklinde görülebilir.

    Okul dönemine kadar olan bölüm sağlıklı bir bireyin gelişimi açısından son derece önemlidir.

    Depresyonun Her Yaş Döneminde Görülebileceği Unutulmamalıdır

    Okul başarısızlığı, adaptasyon problemleri, aktivitelere katılmama gibi sorunlar gösteren çocukların aileleri ile birlikte konusunda uzman olan kişilerden destek alması hayatlarını düzene sokacak en önemli gelişme olarak dikkat çekmektedir. Yeni kardeşin depresyona neden olabileceği de bilinen bir gerçekliktir. Çocuklardan hiçbir şeyin saklanmaması ve gelişmelerin paylaşılması sorunların ortadan kalkmasını sağlayacak en basit tedbir olarak uygulanabilir. Evde yaşanan tartışmalardan kendini sorumlu tutan çocuklar da depresyon belirtisi gösterebilir. Anne ve baba arasında disiplin farkı oluşu çocukta kaygı bozukluklarının yaşanmasına neden olurken bu duygu zaman içinde kendini depresyon olarak dışa vurmaya başlayabilir.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

  • Yeme Bozuklukları

    Yeme Bozuklukları

    Anneler için en önemli konu bebeklerinin ve çocuklarının her zaman en iyi şekilde beslenmelerinin sağlanabilmesidir. Yeme bozuklukları toplumumuzda sık görülen sorunlar arasında yer almaktadır. Annelerin endişesi hiçbir zaman son bulmazken genel olarak bebeklerin gelişimleri yeterli derecede olmaktadır. Çocuklara tanınacak kendi kendine yeme fırsatı bu tür sorunların önüne geçecektir. Özellikle Avrupalı anneler ile Türk anneler karşılaştırıldıklarında yemek yedirme alışkanlıkları arasındaki fark net bir şekilde görülebilmektedir. Oyunla yedirilen yemeğin ardından yemeğin kalması halinde de baskıcı bir tavır sergilenmektedir. Acıkan bebeğin yemek yiyerek doyması ve huzurlu hale gelmesi normal düzende işleyen karşılıklı bir kazanç sistemi oluşturacaktır.

    Her Ağlama Açlık Belirtisi Olmayabilir

    Yaşanacak beslenme sorunlarının temelinde tıbbi sorunlar yer almaktadır. Yemek borusu ya da sindirim sisteminde var olan sorunlar tıbbın ilgi alanına girmektedir. Besin seçiminde yapılan yanlışlar gerekli bilinçlenme sağlandıktan sonra tamamen ortadan kalkacaktır. Beslenmeyle ilgili yanlış tutum ve davranışlar ise sorunun büyümesine ve çok zor çözüme kavuşmasına neden olabilir. Beslenme sorunları,

    * Yetersiz beslenme veya

    * Şişmanlık olarak ortaya çıkabilir.

    Doğru beslenmenin uygulanabilmesi için bebek, çocuk, ergen ya da yetişkin bireylerin acıktıkları zaman yemek yemeleri önerilmektedir. Yemek yenirken ilgiyi dağıtacak gürültü, oyun ve TV’den faydalanılmaması gerekmektedir. Bebeklerin kendi beslenmelerini yapmaları için özel kaşıklar ile beslenmeye teşvik edilmesi ve bunu yapamayacak olanlarınsa besinlere ellemesine izin verilmesi son derece önemlidir.

    Yemek Yeme Hızı Konusunda Çocuklara Baskıcı Tavır Uygulanmamalıdır

    Kandırarak yemek yedirmek çocuklar için son derece itici bir durumdur. Doğru yemek yeme hızı çocuklarınkidir ve büyüklerin onların hızına ayak uydurması önerilmektedir. Çocukların yiyebilecekleri kadar yemek ile baş başa bırakılması gerekmektedir. Dengeli beslenmeye önem verilmeli ancak çocuğun seçimlerine de değer verilmelidir. Yeterli beslenme konusunda tek sorumluluk annelerin değildir ve bu sorumluluğa çocukların da dâhil edilmesi gerekmektedir. Yemek yiyen çocuğu ödüllendirmek ve yemeyeni cezalandırmak sorunun giderek büyümesine zemin hazırlayacaktır. Yeme bozuklukları alınacak basit tedbirler eşliğinde ortadan kaldırılabilir. Bebekler ve çocuklar doyduklarını söyledikleri zaman onları dinlemek ve yeter miktarı ayarlayabilmelerine imkân tanımak gerekmektedir.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

  • Özgüven

    Özgüven

    Çocuğunuzun toplum içinde kendini iyi ifade etmesini istiyorsanız Ona mutlaka özgüven aşılamalısınız. Akademik açıdan okul hayatında başarının sırrı özgüvende saklıdır. Hakkını arayabilen ve toplumsal duyarlılığa sahip olan kişilerin mutlaka yeterli özgüvene sahip olması gerektiği bilinmelidir. Okula başlama yaşının her geçen sene daha erkene inmesi aile beklentilerinin de aynı oranda artmasına neden olmaktadır. Yoğun hayat temposuna ayak uydurabilmesi için çocukların sağlam bir sinire ve yeterli özgüvene sahip olması gerekmektedir. Öz farkındalık olarak açıklanabilecek olan ait olma duygusu çocuklarda özgüvenin sağlanması için en temel faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Ailenin Sorunlara Yaklaşma Biçimi Nasıl Olmalıdır?

    Çocuklar ilk ilişkilerini aileleri ile kurmaktadır. Bu aşamada yaşanan sorunlar çocuğun bocalamasına neden olurken her istediği yapılan bir çocuk gerçek hayatta aradığını bulmakta zorlanacaktır. Çatışma ve zorluklarla nasıl baş edebileceğini ailesini rol model alarak belirleyen çocuklar bu alanda ne kadar iyi yetiştirilirse okul ve iş yaşamında da o kadar başarı sağlayabilmektedir. Ailenin desteği ile sağlanabilecek özgüven için öncelikle çocukların şartsız sevgiye ihtiyacı olduğu bilinmelidir. Başına ‘’ Ama ‘’ eklenmemiş bir sevgi bir çocuğun sadece ailesinde bulabileceği bir özelliktir. Çocuğa güvenmek ve Ona başarabileceği sorumluluklar yüklemek zaman içinde gelişmesini sağlayacaktır. Çocuğun anlattıklarını dikkatli, kesintisiz ve sorgulamadan dinlemek Ona kendini iyi hissettirecektir.

    Uyarılarınızı Tekrar Etmekten Sakın Kaçınmayın

    Kararlı bir şekilde kurallar koymak ve gerektiği zaman bunları tekrar etmek kuralsız bir yaşama oranla çok daha büyük avantajlar getirmektedir. Çocuğun ilgi alanına göre sınırlı riskler almasını desteklemek her şartta yanında olacağınızın kesin bir göstergesi olacaktır. Risklerle beraber yaşanacak yanlışlıklarda da çocuğun yanında ve tarafında yer almak ailelerin en önemli görevleri arasında yer almaktadır. Hiçbir konuda kıyaslamaların yaşanmadığı bir ilişki öz değerlerin yükselmesine neden olacaktır. Hislerin gösterilerek yaşanması mış gibi yapmak zorunda kalınmaması çocuğun her türlü duruma hazırlıklı olmasını sağlayacaktır. Cesaret vermek ve her aşamada çocuğu yüreklendirmek hem en iyiye hem de ileriye gitmeye yarayacaktır. Günümüzün en popüler konularından biri olan empati çocuklara özgüven aşılanması konusunda da devreye girmekte ve büyük önem taşımaktadır.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

  • Kaygı Bozuklukları

    Kaygı Bozuklukları

    Çocuklarda yaşanan kaygı bozuklukları uzun sürebilir ve yaşamı tamamen etkisi altına alabilir. Kaygı bozukluğu yaşan çocuklar yoğun korku, endişe hali veya tedirginlik içinde bulunurlar. Erken tedavi edilmeyen sorunlar okul devamsızlığında artış, okulu bitirememe, alkol ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasına neden olabilmektedir. Günlük yaşama ilişkin tamamen gerçek dışı endişelerin kendini göstermesi ile ortaya çıkan kaygı bozukluğu, kişilerin akademik yaşamlarının veya spor hayatlarının süreklilik gösteren bir endişe hali içinde geçmesine neden olabilir. Kendileriyle aşırı ilgili olan çocuklar aynı zamanda da gergindir ve sürekli olarak güven telkin edici sözler duymak isterler. Herhangi bir fiziksel sebebi olmadan yaşanan karın ağrısı bu hastalığın tipik belirtileri arasında sayılabilir.

    Anne ve Babanın Yaşam Kaygısı Çocuğa Yansıyabilir

    Kaygı bozukluğu bir akıl hastalığı değildir. Özellikle halk arasında farklı bir gözle görülen psikolojik sorunlar günümüzde pek çok birey ve çocukta sık görülebilen ve tedavisi olan sıkıntılardır. Anne ve babanın kaygısının çocuklara yansıdığı unutulmamalı ve bu tür durumlarda mümkün olduğunca sakin davranmaya özen gösterilmelidir.

    * Okul korkusu,

    * Mikrop kapma ve

    * Ergenlerde karşı cins tarafından beğenilmeme korkusu en sık görülen kaygı bozuklukları sebepleri olarak sayılabilir.

    Bir dönem normal sayılan korkular zaman içinde yerini kaygı bozukluklarına bırakabilir. Çocuğun kendisini ve ailesini sarsacak olan ölüm veya sağlık sorunları sonrasında yaşanan problemler toplumda sıklıkla görülmektedir. Eğitim sistemimiz içinde yer alan sınavalar okul çağındaki çocuklarda endişelerin yaşanmasına neden olabilmektedir.

    Bu Tür Durumlarda Uygulanması Gereken Tedavi Yöntemi Nedir?

    Gerçek potansiyelin ortaya çıkmasına engel olan bu durum psikolojik tedavi eşliğinde kolay bir şekilde çözüme kavuşabilir. Kaygının süresine, hayata etkilerine ve sosyal yaşam üzerindeki gelişimine bakarak hekim kontrolünde ilaç tedavisi uygulanabilir. Bu tür ilaçların her bireyde farklı etki gösterebilmesi nedeniyle sürecin doktor ile birlikte sürdürülmesine özen gösterilmelidir. Ergenler içinse tedavi ilaca ek olarak psikoterapi ile de desteklenmelidir. Oyun, grup veya aile terapileri sorunun istenen şekilde düzene girmesine yardımcı olacaktır. Kaygı bozuklukları görülen çocuk ve ergenler için davranışçı tedavi uygulamaları da devreye alınabilir.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

  • Dikkat Eksikliği

    Dikkat Eksikliği

    Dikkat eksikliği tanısı oldukça zor konabilen bir psikolojik rahatsızlıktır. Hastalık düzeyinde olmayan dikkat eksikliği özellikle çocuklarda sık rastlanan bir durumdur. Hastalık seviyesinde olan sorunlarda dikkat problemleri devreye girmektedir. Çocukların akademik başarılarını ve sosyal yaşamlarını tehdit eden sorun, komut alınmasının önüne de set çekmektedir. Kendisinden bir şey yapılması beklenen çocuğun bu konuda zorlandığı görülebilir. Yaşı küçük olan çocukların dikkat seviyelerinin saniyeler ile sınırlı olduğu da bilinmeli ve hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Çocuklardan yapacaklarından daha fazlasını istemek sorunların en büyük kaynağı olarak görülebilir. Yaşıtları ile oynamayı bilmeyen ve belli bir oyunda uzun süre kalamayan çocuklara dikkat eksikliği koymak son derece yanlış olacaktır.

    Dikkat Eksikliği Hangi Çocuklarda Daha Fazla Görülür?

    Dikkat eksikliğine bağlı olarak görülen hiperaktivite sorununun daha çok erkek çocukları etkilediği yapılan bilimsel çalışmalar eşliğinde kanıtlanmıştır.

    * Anneye bağlanma mekanizmalarının yetersizliği ve

    * Testesteron hormonunun fazlalığı bu sorunların yaşanmasına neden olabilmektedir.

    Bu tür çocuklara sadece evde değil aynı zamanda okulda da özenle yaklaşılması, sorunlarının bilinmesi ve buna göre davranış sergilenmesi son derece önemlidir. Öğrenmede de sorun yaşayabilen bu çocuklar alınacak basit tedbirler eşliğinde kolayca normal yaşamlarına dönebilirler. Bunun için yapılması gereken ilk şey durumu kabullenmek olacaktır. Sürecin doğru işleyebilmesi için konusunda uzman hekimlerden onay alınması ve önerecekleri şekilde uygulamalar yapılması zorunludur. Konsantrasyon gerektiren oyunlarda ve kâğıt işlerinde huzursuzlanan çocukların genel durumlarının izlenmeye alınması erken teşhis açısından avantajlar sağlayacaktır.

    Hayatınızı Kolaylaştıracak Kaynakları Harekete Geçirin

    Çocukluk çağlarında dikkat eksikliği yaşamamış olan bireylerin gençlik dönemlerinde de bu sorun ile karşılaşmayacakları garanti edilemez. Tedavi edilmeyen süreçlerde sorun sadece okul hayatını değil aynı zamanda iş yaşamını ve ikili ilişkileri de sarsabilecek hale gelebilir. Kolay hatalar yapan, yaptığı işi dikkatsizce tamamlayan, uzun süreli dikkat gerektiren işlerde başarısız olan, sık aralıklarla bir oyundan diğerine geçen ve burada da tatmin olmayan, konuşulanı akılda tutamama ve günlük aktiviteleri zamanında yapamayan çocuklarda sorun daha kolay tespit edilebilir. Dikkat eksikliği genel olarak 7 yaşına kadar ortaya çıkmaktadır.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

  • Okul çocuğu anne babalarına öneriler

    Okul çocuğu anne babalarına öneriler

    Okul çağındaki çocuklar artık daha erken kalkacakları için uykusuz kalmasınlar diye anne babalar nelere dikkat etmelidir?

    Yetersiz uyku süresi dikkat eksikliği, konsantrasyon yetersizliği, okulda başarısızlık, sosyal gelişme geriliği ve bazı fiziksel yeteneklerde gerilik gibi sorunlara yol açabilir.

    Okul çağındaki çocukların, yeterince dinlenebilmeleri ve tam kapasite ile öğrenmeye hazır hale gelebilmeleri için gece 9 saat uyumaları gereklidir. Oysa giderek artan ev ödevleri, sosyal ve sportif aktiviteler, bilgisayar ve internet olanakları çocuklarımızın uyku sürelerini kısaltabilmektedir.

    Anne ve babalara çocuklarının dinlendirici bir uyku uyumaları için önerilerim şunlardır:

    · Çocuğunuzun ve uyku süresinin her gece en az 9 saat olduğunu denetleyin.

    · Düzenli bir yatağa girme saati belirleyin.

    · Uykudan önceki 6 saatte (aslında genelde her zaman) kafeinli besin veya içecekler (çay, kahve, kola, çikolata) almamasını sağlayın.

    · Bir uyku ritüeli geliştirmesine yardımcı olun (örneğin uyumadan önce biraz süt içmek, müzik dinlemek veya masal/öykü kitabı okumak, tuvalete gitmek, diş fırçalamak vb. işleri hep aynı sıra ve şekilde yapması gibi)

    · Gece geç saatlere kadar uyanık kalmasına izin vermeyin. Çocuğunuz yarım gün ve öğlen okula gidiyorsa bile gece 10-11 gibi yatıp sabah 7-8 gibi kalkması doğrudur.

    · Yatak odasının yeterince karanlık, sessiz ve uygun ısıda olduğundan emin olun.

    · TV karşısında uyuyakalmasına izin vermeyin.

    · Yatağına özen gösterin, yeterince rahat olmasını sağlayın.

    · Gece uykusunu olumsuz etkilemiyorsa ve kendisi de istiyor, gereksinim duyuyorsa öğleden sonra 1-1,5 saat uyumasına izin verin.

    · Uyku apnesi (solunum duraklaması) veya uykuya dalamama sorunları varsa doktora götürün.

    – Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için ne yapılmalıdır?

    Çocuklarımız bulaşıcı hastalıkları en sık şu 4 yolla alırlar: Solunum, sindirim, deri ve kan yolu.

    Öksürük, hapşırık ve hatta konuşma ile havaya yayılan damlacıklar, bir süre havada asılı kalarak, bakteri ve virüslerin kişiden kişiye bulaşmasına neden olurlar. Bu nedenle öksürür ve hapşırırken ağız ve burun kağıt mendille kapatılıp, mendil atılmalıdır. Ağız, burun ve gözler ellenmemelidir. Eller sık sık su ve sabunla yıkanmalı veya alkol bazlı el dezenfektanı kullanılmalıdır.

    Okul dışı kalabalık ortamlardan kaçınılmalı, ortam (okulda ise sınıflar) sık sık havalandırılmalıdır.

    Solunum yolu enfeksiyonlu, gripli veya grip olasılıklı (ateşli, öksüren, hapşıran) arkadaşlardan uzak durmaya çalışılmalıdır; çoğu virüsün uçuş (bulaşma) mesafesi 2 metredir. Hastalanan çocukların doktorun önerdiği süre boyunca okula gönderilmemeleri elbette diğer çocukların hastalanmasını önler; anne babalar bu konuda duyarlı olmalıdırlar.

    Sigara dumanı, soğuk algınlığı, öksürük, kulak iltihapları ve astım gibi solunum yolu hastalıklara yakalanma olasılığını artırır, çocukların yanında kesinlikle sigara içilmemelidir.

    Çocuklarınızın gerekli tüm aşılarının yapılmış olduğundan emin olun. Her hekim ziyaretinde aşı kartınızı hekime gösterip, eksik aşısı olup olmadığını sorun. Aşılar bulaşıcı hastalıklardan korunmada en etkili unsurdur. Sağlık Ocaklarında şimdilik ücretsiz olarak yapılamayan mevsimsel grip, zatürree, hepatit A ve suçiçeği aşılarının tamam olmasını sağlayın.

    Hayvanlarla çok yakın temas, paraziter hastalıkların yayılımına neden olur. Hayvan sevmeyi elle sevmek ve ardından el yıkamayla bütünlersek, yeterli önlem almış oluruz. Çocukların hayvanları öpmelerine izin verilmemelidir.

    Sindirim yolu ile bulaşan hastalıklardan korunmada en önemli unsurlar, temiz su içmek, pişirilmeden yenen gıdaların (sebze ve meyvelerin) temiz su ile iyi yıkanmasına özen göstermek, özellikle etleri iyi pişirmek, çiğ yumurta yemekten sakınmak, her yemek öncesinde ve tuvaletten çıkıldığında elleri su ve sabunla çok iyi yıkamak olarak sıralanabilir.

    Deri yolu hastalık almamak için çocuğunuz arkadaşının herhangi bir cilt yarasına veya suçiçeği döküntüsüne dokunmamalı, hepatitli arkadaşı ile temastan sakınmalı, bir yeri yaralandığında yarası uygun bir şekilde temizlenmelidir.

    Kan yoluyla bulaşan hastalıklardan korunmak için ise arkadaşlarının diş fırçası, saç fırçası, tarağı, tırnak makası, küpesi gibi kişisel eşyalarını kullanmamalı, bir yeri kanayan arkadaşına çıplak elle yardım etmeye çalışmamalıdır.

    Demir eksikliği kansızlığının da bulaşıcı hastalıklara eğilimi artırdığını belirtmeliyim.

    – Çocukları okula yeni başlayacak ebeveynlere tavsiyeleriniz neler olabilir?

    Çocuğun kronik bir hastalığı (astım, epilepsi, doğumsal kalp hastalığı, şeker hastalığı, vs) varsa öğretmenine bilgi verilmeli, hatta hangi durumda ne yapılması veya ne yapılmaması gerektiği doktorunun (telefon numarasını da içeren) yazılı bir notu şeklinde kendisine iletilmelidir.

    Aşı kartının bir fotokopisi öğretmenine verilmelidir ki 4-6 yaş arasında izleyen özel çocuk hekimi tarafından karma ve üçlü aşılarının son dozları yapıldıysa 1. sınıfta boşuna tekrardan yapılmasın.

    Çocuk her zaman iyi ve dengeli beslenmelidir. Abur cuburdan kaçınmalı, açıkta satılan yiyecekler satın alarak yememelidir.

    Her türlü kazadan korunması için gerekli uyarılar yapılmalı, bilmesi gereken trafik kuralları iyice öğretilmeli, okula servis aracıyla gidiyorsa araca biner ve inerken, araç içinde nasıl davranması gerektiği anlatılmalıdır.

    Okul kurallarına uyması, okul mallarını iyi koruması, kendi okul malzemelerine de iyi davranması ve sahiplenmesi, tutumlu olması, öğretmenine ve arkadaşlarına saygılı olması, dersi her zaman iyi dinleyip derste öğrenmesi öğütlenmelidir.

    Anne babalar okulu OKS, ÖSS gibi sınavlara hazırlanmak için bir yarış pisti değil yaşama hazırlanmak için gerekli bilgilerin alındığı yer olarak görmeli, çocuklarını sürekli arkadaşlarıyla karşılaştırmamalıdırlar.

  • Yaz ve çocuk sağlığı

    Yaz ve çocuk sağlığı

    Yaz çocuklar için oldukça keyifli bir dönemdir ancak yazı sağlıklı geçirebilmek için bir çok konuya dikkat edilmesi gerekir.

    1-Güneş ve Deniz

    Güneş

    Güneş ışınları gün geçtikçe daha herkes için daha tehlikeli hale geliyor. Ancak bebekler ve çocuklar düşünüldüğünde bu konunun çok önemli iki yönü var.

    a)Cilt kanseri . Artık biliyoruz ki cilt kanserinin en önemli nedeni bebeklik ve çocuklukta maruz kalınan korunmasız güneş ışınları.Cilt kanseri genellikle çok uzun bir süre sonra 5.dekattan sonra ortaya çıkıyor ancak daha erken yaşlarda da ortaya çıkan cilt kanseri oranının arttığı biliniyor

    b)Güneş yanıkları Güneş yanıklarının kendisi clt kanseri riskini çok arttırabildiği gibi aynı zamanda çocuğa oldukça zarar verecek rahatsızlıklara neden olabiliyor.Güneş ışını birinci ,ikinci ya da üçüncü derecede yanıklara sebep olabiliyor.Bu yanıklar cildin iikincil iltihabina neden olabilir ve antibiyotik tedavisi gerekebilir.

    c)Vücudun susuz kalması (dehidratasyon) Bu bebekler ve küçük çocuklar için çok daha büyük problemdir.Havanın sıcak olması su gereksinimini arttırırö özellikle güneşte uzun kalmak ya da güneş yanıkları bebekler ya da küçük çocuklarda sıvı kaybına neden olabilir.Özellikle de ishal ya da kusma varsa sıvı kaybı olasılığı çok artacaktır.

    Ne yapmalı

    1-Çocuklar 10-4 arasında güneşe çıkmamalı

    2-Güneş kremlerinin güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesinde fayda var.Mayıs ayında da hava güneşli iken güneş kremi kullanmakta fayda var.Güneş kremleri 50 faktör ve üstü olmalı. Daha koyu kıvamda olanlar daha etkin.

    3-Güneşe çıkılması gerekirse giysilerin güneş kremlerinden çok daha etkin olduğu unutulmamalı.

    4-Şapka çok önemli.Artık bebeklerde kataraktı önleme açısından güneş gözlüğü de öneriliyor ancak kullanımı zor olabiliyor.

    5-Bebek ve çocukların günde 5-10 dakika kadar ya sabahın erken saatlerinde ya da akşamüstü geç saatlerde korunmasız güneşe çıkması D vitamini sentezi açısından önemli.

    Deniz

    Üç aydan büyük bebekler denize girebilir ve başlarını da sokabilirler.Deniz suyu çocuklar ve bebekler için çok yararlıdır.Denizin temiz olmasına ve ısısına dikkat etmeli.Tabii 10-16 arası güneşe çıkmamak gerektiği unutulmamalı.Eğer bebek üç aydan küçükse ya da deniz bebeğin dayanamayacağı kadar soğuksa deniz suyu portative havuza doldurulabilir ve bebek onun içinde banyo alabilir.Suda güvenliğe çok dikkat edilmesi gerekir.Bebekler ve küçük çocuklar bir saniye bile göz önünden ayrılmamalıdır.

    Havuz

    Deniz suyu bebekler ve çocuklar için havuzdan çok daha sağlıklıdır.Klor miktarı çok önemlidir.Klor az olduğunda enfeksiyon riski olmakta çok olduğunda solunum yollarını tahriş edebilmektedir.Allerjik çocuklarda normal klor miktarları bile rahatsız edici olabilir.6 aydan küçük bebekler havuza girmemeli ya da ille gireceklerse de başlarını sokmamalıdırlar.Hassas çocukların burunun havuz sonrası hemen serum fizyolojikle yıkanması ve hemen duş alınması faydalı olacaktır.

    2- Yaz Hastalıkları

    Besin zehirlenmeleri

    Yazın besin zehirlenmeleri kıştan daha sık görülür. Bunun nedeni sıcaklığın besinler üzerindeki etkisi ve ayrıca ev dışında sık yemek hazırlanıp evdeki kadar hijyen kurallarına dikkat edilmeyişi olabilir. Hem bakteriler ( salmonella gibi) hem de virusler ( örneğin yeni isimlendirilen norovirus) besin zehirlenmelerine neden olabilir. Özellikle suyun bakteri ya da viruslerle kontaminasyonu sıklıkla besin zehirlenmesi nedenidir. Ayrıca meyve ve sebzelerin yeterince yıkanmamış olması, çiğ et tutulan elle direk yenen besinlere ellenmesi besin zehirlenmesi nedeni olabilir.

    Korunma için mutlaka içme ya da kullanma suyunun temizliğinden emin olunmalı, yoksa kaynatmadan kullanmamalıdır. Meyve ve sebzeler dikkatle yıkanmalı ve sirkeli suda bekletilmelidir. Et ve çiğ yenen besinler ayrı muhafaza edilmeli, ete ellenen elle çiğ yenen besinlere dokunulmamalıdır. Yiyeceklerde bir miktar bakteri ya da virus bulunsa da bağışıklığı iyi durumda olanlara bir şey olmayabilse de, bağışıklık sisteminde problem olan insanlarda, küçük çocuklar ve yaşlılarda besin zehirlenmesi görülebilmektedir.

    Besin zehirlenmesi durumunda yavaş yavaş ama bolca dengeli sıvılar alınması önemlidir, ilaç tedavisinin genellikle yeri yoktur ama probiyotikler işe yarayabilir. Mide barsak enfeksiyonları Kışın aksine rotavirus gibi viruslere az rastlanırken bakteriyel etkenler daha sıktır.

    Cilt problemleri

    Ciltte milaria dediğimiz halk arasında isilik olarak bilinen döküntü sıcağa bağlı olarak oluşmaktadır. Yine sıcaklık ve terlemeye bağlı olarak mantar enfeksiyonları yazın daha sık görülür. Cildi kuru ve temiz tutup bunlara özgü tedaviyi uygulamak gerekir.

    Sinek ısırıkları, cilt yaralanmaları ya da güneç yanıklarına bağlı sekonder cilt enfeksiyonları görülebilir. Yine sık el yıkama, cilt temizliği önemlidir. Cilt enfeksiyonun yeri ve şiddetine göre ya krem olarak ya da ağızdan antibakteryel tedavi uygulanır. Yine böcek ısırıklıklarına ya da arı sokmalarına bağlı olarak allerjik reaksiyonlar da görülebilir. Kimi zaman bölgesel ağrı ve şişme ile sınırlı kalırken bazen vücudun diğer yerlerine de yayılan bir dökinti ve şişme, nadir olarak da anafilaktik reaksiyon dediğimiz ürtiker ve solunum yollarında şişmeye yol açabilen anjiyödem görülür. Bu farklı şiddetlerde olabilen bir durumdur. Nadiren hayatı tehdit edici bir boyuta varabilir ama çocuk allerjik dahi olsa ilk böcek sokmalarında ( mesela arı) bu durum nadirdir. Local antihistaminli ve analjezik etkili kremler hafif reaksiyonlarda yeterli olabilirken, daha ağırlarında ağızdan antihistamin alınması çok şiddetli reaksiyonlarda ise bir hastaneye başvurulması gerekmektedir.

    Ateşlenmeler

    Yazın ateşlenmeler kıştan oldukça nadir olmakla birlikte zaman zaman görülebilmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonları nadirdir. Halk arasında güneş çarpması olarak da bilinen ısı şokuna bağlı olarak da yüksek ateş görülebilmektedir.

    Yaralanmalar

    Yazın çocuklar açık havada çok daha fazla zaman geçirip çok daha hareketli oldukları için yaralanmalar çok daha sık görülür. Ufak tefek sıyrık ve yaralanmalar evde temiz suyla yıkanıp antibakteryel kremler sürülerek tedavi edilebilir. Eğer toprak ya da kirli zeminlere maruz kalma söz konusuysa çocuğun tetanoz aşısının güncel olup olmadığından emin olunmalıdır. Durdurulamayan bir kanama ya da ciltte kalan bir açıklık mevcut ise bir hekime başvurmak gerekir. Çocuklar sıklıkla kollarını ve bacaklarını yaralar, burkulmalar ve yumuşak doku yaralanmaları yaşarlar. Ancak bilinmesi gereken bir şey özellikle bileklerdeki kemiklerin oldukça hassas olduğu ve küçük çocuklarda bu bölgelerdeki kemik kırıklarının da burkulmaya yakın bir sıklıkla görülebileceğidir. Bu tip yaralanmalarda mutlaka doktor muayenesi gerekecektir.

  • Toplu yaşam ve çocuk sağlığı

    Toplu yaşam ve çocuk sağlığı

    En değerli varlıklarımız, hiç kuşkusuz çocuklarımız. Onların sağlıklı,mutlu ve başarılı bireyler olarak yetişmeleri için gerekli koşulları sağlamak hepimizin arzusu ve görevidir.

    Bebeklik dönemini özenli ve korumalı geçiren çocuğumuz, sosyalleşme sürecinde yuva yaşına gelmesi ile toplu ortama adım atar. 3 – 6 yaş arasındaki bu süre daha önce karşılaşmadığı, pek çok yeni mikropla tanışır, süreç içinde vücut bunlarla mücadele ederek bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Yuvaya gitmeyen çocuklarda bu süreç okul öncesi ve ilkokulda tanışır. Toplu ortamlarda sık karşılaşılan sağlık sorunlarına değinmek ve okulların açıldığı Sonbahar mevsiminde artan enfeksiyonlara karşı alınabilecek önlemleri kısaca anlatmak istedim.

    Karşılaşılan sorunların başında ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI gelmektedir.Daha çok virüslerle oluşan bu enfeksiyonlar nezle grip tablosu ile çocuklar arasında kolayca yayılır.Burun kanallarının tıkanması ile ORTA KULAK İLTİHABI veya kulakta sıvı birikimine neden olabilir.

    Ayrıca direnci düşük çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben akciğerde sorunlar gelişebilmekte, BRONŞİT, ZATÜRRE gibi hastalıklara dönüşebilmektedir.Anne babaların dikkat etmesi gereken nokta, bu basit gibi görünen belirtiler ortaya çıktığında, çocuğu okula göndermemek, iyi dinlenmesini bol sıvı almasını sağlamaktır.Ateşin devamı halinde doktora başvurulmalıdır.

    Çocuklar arasında kolay yayılan diğer önemli hastalık;A grubu BETA hemolitik Streptokok mikrobuna bağlı BADEMCİK İLTİHABI dır. Bu mikrobun düzenli tedavi edilmediği koşullarda;Eklem Romatizması,Kalp Romatizması, Nefrit, Menenjit gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabilmektedir.Bu gibi hastalıklarla hiç karşılaşmamak için ateş ile seyreden anjinlerde boğaz kültür antibiogramı ile mikrop tesbit edilerek gereken önlem alınmalıdır.

    Ayrıca İstanbul ve Marmara bölgesi, ALLERJİK HASTALIK’ ların yoğun olduğu coğrafi bölgemiz olduğundan, Allerjik Rhinit, Bronşit, Astım gibi hastalıklar çocuklarımızda azımsanmayacak kadar sık görülmektedir.Bu hastalıklarda erken tedavi çocuğun gelişimi ve hastalığın kalıcı olmaması açısından büyük önem taşır.

    Sık görülen diğer hastalıklar arasında İDRAR YOLU Enfeksiyonu , PARAZİTLER v.b. çocuğun tuvalet alışkanlığı ve temizlik kurallarına yeterince önem vermemesine bağlı gelişir.

    Salgın çocukluk hastalıkları “Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Su Çiçeği v.b.” düzenli aşılama ile önlenebilmektedir.

    Bu mevsimde güncel olan bir diğer konuda GRİP aşısının uygulanmasıdır.Grip; Ani başlayan ateş, üşüme, titreme, baş ağrısı, iştahsızlık, yaygın baş ağrıları ve kuru öksürük ile seyreder.

    Yaşlılarda, çocuklarda ve allerjik astım gibi altta yatan başka bir hastalığı olanlarda zatürre, beyin enfeksiyonları gibi komplikasyonlara ve ölüme dahi neden olabilmektedir.

    Salgın Ocak ve Şubat aylarında görülmekte ve özellikle kreşler , okullar, bakım evleri, kışla gibi toplu ortamlarda hızla yayılmaktadır.

    Aşı, grip mevsimi başlamadan önce uygulanmalıdır.Aşı uygulandıktan sonra etkin koruyucu antikor düzeyi oluşması için aşının özellikle Eylül, Ekim aylarında uygulanması önerilir.

    6 yaşından küçüklere 1 ay ara ile 2 yarım doz , büyüklere tek ve tam doz olarak uygulanmalıdır.Yumurta alerjisi olanlara ve 6 aydan küçüklere yapılmaz.Vurgulanması gereken önemli bir noktada, grip aşısı uygulananların, hiç nezle veya grip olmayacağı anlamına gelmediğidir.

    Bu aşı salgın yapan virüs grubuna etkili olup, sıradan hergün karşılaşılan nezle, grip virüslerine etkili değildir.

    Sağlıklı günlerde görüşmek üzere….

  • Çocuğun bağışıklık sistemi nasıl güçlenir ?

    Bağışıklık sistemi olmasaydı en küçük virus enfeksiyonu bile insanı öldürebilirdi.Bağışıklık sistemi hepimizin bildiği gibi sağlıklı bir yaşam sürmede son derece önemli.

    Hele konu çocuklar olunca bağışıklık sistemlerinin iyi çalışması ve iyi eğitilmiş olması ömür boyu daha sağlıklı olmalarını sağlayabiliyor.İyi eğitilmiş olması diyorum çünki bağışıklık sistemi de eğitilebiliyor.Aynı çocuğun eğitimi gibi.Virüslerin ,bakterilerin mantarların çok olduğu ve yiyeceklerin temiz olmadığı bir ortamda bu kendiliğinden oluyor. Ancak günümüz dünyasında gelişmiş ülkelerde pek çok çocuk steril,temiz ortamlarda büyüyor,temiz yiyecekler yiyor

    Bağışıklık sisteminin eğitilmesi hem enfeksiyonlarla savaşmak için önemli hem de bu sayede bağışıklık sistemi kendi silahlarının kendi silahlarını kendine çevirdiği otoimmün hastalıklar (crohn ve ülseratif kolit örneğin) ve allerjik hastalıkların olma olasılığı azalıyor.

    1989’da İngiliz Doktor Strachan tarafından ortaya atılan hijyen hipotezine göre çocuklar virus mantar ve bakterilerle karşılaşmadıklarında allerji,astım, egzema gibi hastalıkların olasılığı artıyor. Çok çocuklu ailelerde astım daha az görünüyor.Hijyen ne kadar artarsa egzema ve allerji riski o kadar artıyor.

    Bağışıklık sistemi hem virus mikrop ve mantarları öldürme hem de hafıza fonksiyonu olan inanılmaz dinamik bir mekanizma

    O zaman ne yapmalı ?Doğumdan itibaren çocuğun bağışıklığını güçlendirmenin, eğitmenin yolu var mıdır? Hem enfeksiyon olasılığını azaltıp hem de astım allerji gibi rahatsızlıkların olma riskini azaltabilir miyiz? Tıpta pek çok şeyde olduğu gibi bu sorunun da % 100 kesinlikleşmiş bir yanıtı yok. Ancak bildiklerimiz bağışıklık sistemini güçlendirecek bir yol haritasını bebeklikten itibaren oluşturmamıza yardımcı oluyor.Önce bu konuyla ilgili bildiğimiz gerçeklere bakalım. Sonra da yol haritamızı oluşturalım.

    · Bağışıklık sistemi oldukça karmaşık birimlerden oluşup oldukça karmaşık fonksiyonları yerine getirirken beslenme çok önemli. Özellikle protein,fitonutrientler dediğimiz vitaminler ve antioksidanlar,omega 3 yağ asitleri

    · Yararlı bakteriler bağışıklık sisteminin eğitiminde önemli. Vücudun bir çok yerinde, özellikle bağırsak florasında milyonlarca faydalı mikroorganizma var. Bunların varlığı bağışıklık sisteminin hafıza fonksiyonunu yerine getirmesi için gerekli.Bu bakteriler anne sütü içen bebeklerde ve fermente besinlerle artıyor. Antibiyotikler ve temizlik malzemeleri bu floraya zarar verebiliyor.

    · Bağışıklık sisteminin hafıza fonksiyonunun gelişmesi için aşılama çok önemli.Aşılar çocuğun doğal bağışıklık kazanması tehlikeli ya da zararlı olabilecek bir sürü hastalığa karşı vücutta direnç geliştiriyor.

    Bir çocuk hiç hastalıklarla tanışmazsa vücut direnci gelişmez.Hastalıklarla karşılaşmaları gerekir.Aşırı koruma faydadan çok zarar getirir.

    O zaman çocuğumuzun bağışıklığını geliştirmek için şöyle bir yol haritası çıkıyor ortaya.

    1- Anne sütü

    (Hem aktif hem pasif bağışıklığa inanılmaz faydası var.Mümkünse çocuklar iki yıl emzirilmeli bence.İmmün sisteme etkisi ikinci yıl azalıyor ancak mevcut.)

    2-Kademeli olarak azalan sterilizasyon

    İlk 3 ay ortamı tümden sterilize etmek ve hasta kimseleri çocuğa yaklaştırmamak uygundur.Çünki bu dönemde çocuğun kendine özgü bağışıklık sistemi eğitilmeye hazır değildir.Enfeksiyonlar ağır geçer.En önemli direnç zaten anneden geçen antikorlardır. Daha sonra sterilizasyonu kademeli olarak azaltmakta fayda vardır.Çocuklar 6 haftadan itibaren hergün temiz havaya çıkarılmalı.5 dakika bile olsa bu önemlidir.Çocukların oyun parkına çıkmasına izin verilmeli,aşırı korunma

    3-Fermente gıdalara erken başlamak

    Floranın güçlenmesi için erkenden yoğurt gibi fermente gıdalara başlanması.6-7. ay gibi yoğurda başlanması uygundur.Kefir de bebeklikten itibaren azar azar verilebilir.Bu şekilde bebeğin bağışıklık sistemindeki hafıza fonksiyonu güçlenir.Ancak yiyecek allerjilerine dikkat.

    4-Antibiyotiklerden mümkün olduğunca kaçınma

    Antibiyotiklerin gereksiz yere kullanılmaması, doğru endikasyonlarla ancak bakteriyel enfeksiyon şüphelenildiğinde kullanılması.

    5-Probiyotiklerle takviye

    Çalışmalar üst solunum yolu enfeksiyonlarının ve mide bağırsak enfeksiyonlarının çok yoğun olduğu dönemlerde düzenli probiyotik kullanımının koruyucu olabileceğini gösteriyor.

    6-Bitkisel besinler

    Çocuğun bebeklikten itibaren fitonutrinetları sebze ve meyvelerdeki vitaminleri alması.

    Mevsiminde ve mümkün olduğunca organic sebze ve meyvelerin tüketilmesi.

    Sebze meyve alımı yeterli değilse vitamin takviyesi.

    7-Dengeli beslenme

    Çocukların kücükten itibaren sabırla ve abur cubura taviz vermeyerek dengeli beslenmeye alıştırılması.Beyaz şeker vücudun ve bağışıklık sisteminin düşmanı.

    8-Aşılama

    Aşılama çok önemli çünki çocuklarımızın bir çok çocukluk hastalığına karşı doğal bağışıklık kazanmasını istemeyiz ve göze alamayız.Ve hayır aşılama bağışıklık sistemini zayıflatmıyor,güçlendiriyor.

    9-Evde çok fazla kimyasal madde kullanılmaması.

    Arap sabunu gibi doğal temizleyicilerin tercih edilmesi.Çamaşır suyu ciff gibi kuvvetli ürünlerin kullanılmaması. Unutulmamalı temizlik maddeleri de bakteri direncine yol açabiliyor ve allerji gelişiminde rol oynayabiliyor.

    10-Çocukları aşırı korumaktan sakınmak

    Dikkat ediniz nerede çok korunan,hasta insanlara hiç yaklaştırılmayan,çok steril bir ortamda büyüyen çocuk varsa onlar daha fazla hasta olur. Üstelik bu yetmiyormuşçasına daha fazla allerji ve astım geliştirirler.Çocuklarımız rahat büyüsün, havaya göre giyinsin ve diğer çocukların arasına düzenli olarak karışsınlar.