Etiket: Çocuk

  • Neden bebeklik dönemi sünneti

    Türkiye’de oldukça seyrek olan bebek sünneti son yıllarda ciddi bir ivme kazanarak popüler hale geldi. Erkek çocuğunun sünnet için ilkokula gitmesi beklenip, merasim eşliğinde yapılan sünnet işlemleri, artık çocuğun ilk 1 yaşı içerisinde hatta yenidoğan döneminin atlatıldığı 20. günden itibaren ilk 3 ayda; çocuk, aile ve cerrahisi için en konforlu alduğu dönemde yapılmaktadır.

    Yenidoğan sonrası bebeklik dönemi Sünneti Doktora Başvuruları Azaltır

    Bebeklik döneminde sünnet yapılan çocuklarda; ilk 1 yıl içinde herhangi bir nedenle hastaneye başvurma oranları sünnetsizlerden 6 kat daha azdır. Ayrıca üriner enfeksiyon nedeniyle doktora başvuruları istatistiksel olarak 10 kat azalmaktadır.

    Özellikle sünnet derisi darsa bunu zorlayarak açmaya çalışmak daha sonra ciddi darlıklara yol açabileceği için bu zorlamalardan kaçınmak ve gerekirse erken sünneti düşünmek mantıklı olacaktır.

    En Uygun Zaman Aralığı ilk 1 yaş içinde;

    Bilimsel araştırmalar da sünnetin en kolay uygulandığı ve atlatıldığı dönemin doğumun 1. ayından itibaren olan bebeklik dönemi olduğunu göstermektedir. Bunun da içerisinde ilk 3 ay en iyi, 3 ay ile 6. ay arası orta ve 9.aydan itibaren konforun azaldığı görülmektedir. Bu dönemde lokal sünnet (uygulama yapılacak bölgenin çevresinden uyuşturulması ile yapılacak sünnet işlemi) hem çocuk hem aile hem de cerrah için konforlu olacaktır. İki yaşına kadar devam eden bu dönemde 9. aydan itibaren sonra konforun azaldığı görülmektedir. Lokal anestezi ile sünnetin yapılabileceği ancak kişisel değişikliklerin yaşandığı 5 yaş sonrası ise ikinci dönemdir.

    Lokal Anesteziden Korkmayın;

    Lokal anestezi uzman ve tecrübeli ellerde yapıldığında zararı gözardı edilecek kadar az ancak doğasında olan hafif kızarıklık, şişlik ve hafif morlukların da ek müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden geçtiği anestezi çeşididir.

    İyileşme Süreci Oldukça Kısadır;

    Bebeklik döneminde yapılan diğer cerrahi işlemlerimizde de gördüğümüz gibi Klasik Cerrahi Estetik Sünnet işlemi sonrası iyileşmenin çok hızlı olduğu, Ağrı kesici fitil, tıbbi ve kozmetik açıdan verilen kremlerin kullanılarak, bebek bezinin kapatıldığı pansuman sonrası kontrollerimizde, bir çok ailenin ” biz çocuğumuzun sünnet olduğunu bile anlamadık” söylemleri ile karşılaşmaktayız. Ayrıca ameliyathanede kullandığımız kendiliğinden eriyebilen, allerjik olmayan yumuşak ve estetik dikişler de en az iz ile iyileşmeye olanak vermektedir..

    Ancak yine de bebek bezinin kullanıldığı bebeklik dönemi sünnetinde; sünnetin doğasında olan sünnet sonrası yaşanabilecek hafif kızarıklık, ödem, morluklar, travmatik kanamaların, ciltte kabuklanmaların çok azaldığı, ileri yaş sünnetlerine göre bu gibi durumların onda birine düştüğü görülmektedir.

    Cerrahi işlemlerin hepsi değişik derecelerde travmaya yol açar ancak Lokal sünnet

    Bebeklik döneminde belirgin travmaya yol açmaz;

    Ailenin isteğine bağlı olamkla birlikte sünnet için önerilen yaş aralığı 1. ay ile 2 yaş arası ya da 5. yaştan sonradır. 2-5 yaş arası çocuklarda sünnet nadir de olsa bir takım psikolojik sorunlara yol açabilir. İlerleyen yaşlarda gerek sünnet olan arkadaşlarından gerek çevresinden duyacağı hikayelerle çocuk korkabilir, birtakım travmalara yol açabilir. Ancak bebeklikte yapılan işlemlerde hiçbir zaman hatırlayamayacak, travma sebebi olmayacaktır.

  • Eyvah, çocuğum kabız !!!

    Eyvah, çocuğum kabız !!!

    Çocuklarda kabızlık tanımını yapmak zordur. Ancak en basit tanımlama ile kaka yapmakta zorlanma, sert kaka yapma, kaka yapmaktan korkma, çocuklarda kabızlık olarak adlandırılabilir. Ancak ortalama olarak pediatri polikliniğine başvuran hastaların % 3’ü, Çocuk Cerrahi poliklinik başvurularının yaklaşık olarak % 15-20’si kabızlık nedeni iledir. Bebeklerde dışkılama sıklığı doğumdan sonraki ilk 2, 3 ayda ortalama olarak 4, 2 yaşına kadar 2 ve 4 yaşına kadar 1 civarındadır.

    Kabızlık % 90-95 neden bulunamaz, bu tip fonksiyonel kabızlıklarda, ek gıdaya geçilmesi, ailenin çocuğa bakış açısı, çevresel faktörler, düzgün bir diyetin olmaması, modern dünyanın beslenme alışkanlıkları gibi multifaktöryel nedenlerle çocuklarda kabızlık kronik bir problem olarak çocuğun tüm yaşam konforunu bozar. % 5-10’luk kesimde ise kabızlığa yol açabilecek cerrahi ya da dahili nedenle bulunabilir. Fonksiyonel kabızlığa yaklaşımdaki en önemli madde, hastaya yeterince zaman ayırmak, ailenin alışkanlıklarını, çocuğa yaklaşımını öğrenmektir. Fonksiyonel kabızlıklar yeterince önemsenmediğinde, kalınbağırsaklara ciddi anlamda zarar veren ve çocuğun tüm yaşam konforunu ve gelişmesini etkileyen bir problemler yumağına dönüşebilir. Herhangi bir nedenden dolayı erken bebeklik döneminde ya da sonrasında başlayan kabızlıklarda sert kakanın yapılması ile çocukların makatlarında yırtıklar oluşabilir ya da bu sırada çocuk yoğun bir ağrı hissedebilir. Böylece çocuklar kaka yapmayı engelleyerek bir kısırdöngü içine girerler. Çoğu zaman aileler burada çocuğun, kakasını yapmamak adına yaptığı yaptığı hareketleri, dışkılama eylemi olarak algıladıkları için çocukların daha da korkmasını sağlayacak, fitil koyma, lavman yapma, sabun koyma gibi eylemlerde bulunurlar. Bunun sonunda ise travmatik bir dışkılamaya sahip olan çocuk, girdiği kısırdöngüden çıkamaz ve sonraki “kaka yapmama” çabasını ailesinden gizlemek için, aileden kaçmaya başlar. Bu çocuklarda daha fazla kaka birikmesine yol açar. Burada aileler çocukların posasız beslenmesini, aç kalmaması adına teşvik ettikleri için kabızlık daha da ağırlaşabilir. Daha büyük çocuklarda, okuldaki sağlıklı olmayan tuvaletler, oyun nedeni ile kaka erteleme ya da dikkat çekmek amacı ile kaka erteleme gibi nedenlerle, çocuklar aynı kısırdöngüye girebilirler. Hareketsiz çocuklarda da kabızlık tek başına bir neden olarak karşımıza çıkabilir. Hastalık zamanlarında kullanılan ilaçlar nedeni ile de çocuklarda kabızlık oluşabilir. Çocukluk çoğu kabızlıklarının yarısından fazlası tuvalet eğitiminden önce başlar. Uzun süredir devam eden kabızlıklarda ailelerin başvuru nedeni genellikle karında şişlik ve kakasını tutamamak ya da ishal olmaktır. Burada ishalin nedeni aslında taşlaşmış kaka nedeni ile çocuğun kalınbarsağının üst kısmında kakanın cıvıklaşması ve bunun bu kaka taşının kenarında basınç tahliyesi gibi sızmasıdır. Bu kaka son derece kötü kokulu, koyu renkli ve çamur gibidir. Tedavi edilmeyen kabızlıklarda kaka kaçırma çocukların özgüvenini etkileyerek, sosyal ve psikolojik problemlere de yol açar.

    Uzun süren fonksiyonel kabızlık nedeni ile başvuran ailelerde, tedavinin başarısının en önemli anahtarının aile-çocuk-hekim ilişkisinin olduğu aileye mutlaka anlatılmalıdır. Çocuğu korkutmadan kalınbağırsağın boşaltılması ve boş tutulması tedavinin asıl amacıdır. Burada mümkün olduğunca çocuğun makatına yaklaşılmamalı ya da anestezi altında yaklaşılmalıdır. Kaka yumuşadıktan sonra çocuğun dışkılama ile ilgili korkusunun geçmesi ve bir alışkanlık oturmasını beklemek gerektiğinden, bu tedaviler ve hekim-aile ilişkisi en az 6 ay devam etmeli ve her türlü tedavi aşamalarla azaltılarak kesilmelidir. Tedavi sırasında aileler beslenme, posalı beslenme, çocuğun dışkılama alışkanlığını oturtulmasına yardımcı olma konusunda mutlaka eğitilmelidir. Tedavi sonrasında kabızlıkla ilgili bir kuşku duyulduğunda hemen tekrar tedaviye başlanmalıdır.

  • Erken tuvalet eğitimi kabızlık nedeni olabilir

    OYUNU BIRAKMAMA İSTEĞİ KABIZLIK NEDENİ

    Kabızlık problemi annelerin korkulu rüyası. Çocuklarda sık görülen kabızlık; ateş, kusma, dışkıda kan, kilo kaybı gibi birçok soruna yol açıyor. Oyunu bırakmama isteğinden strese, yanlış beslenmeden erken tuvalet eğitimine kadar birçok sebebi bulunuyor. Kabızlığın önüne geçmek için çocuğun tuvalette oturması sağlanmalı. Ilık bir banyo ya da içecekler dışkılama hissini arttırır. Kabızlık sonrasında da çocuk istemsiz olarak kakasını kaçırabilir. Böyle durumlarda çocuğun cezalandırılmaması lazım.

    Çocuklarda kronik kabızlık çok sık görülen problemlerden biridir. Kabızlık; dışkılama sıklığında azalma, sert veya ağrılı dışkılama (barsak hareketi) olarak tanımlanır. 1-4 yaş arasındaki çocuklar genellikle günde 1-2 kez ve yüzde 90’ından fazlası en geç günaşırı dışkılar. Çocuktaki kabızlık sorununu gidermek için kronik kabızlığın nasıl geliştiğini anlamak gerekir. Çünkü çocuklarda kabızlığa birçok faktör neden olabilir. Ama genellikle geçici olmakla birlikte görülen en sık nedenler erken tuvalet eğitimi ve diyet değişiklikleridir.

    KRONİK KABIZLIK BAŞKA SORUNLAR DOĞURABİLİR

    Çocuklarda kabızlık genellikle geçici ve önemsiz bir durum olarak görülür. Ancak kronik kabızlık başka sorunları doğurabilir veya altta yatan başka bir hastalığın belirtisi olabilir. Bu nedenle iki haftayı geçen kabızlığa ateş, kusma, dışkıda kan, karın şişliği, kilo kaybı, anüs (makat) çevresinde ağrılı yırtıklar, barsağın anüsden dışarı çıkması gibi başka bulgular da eşlik ediyorsa, doktora başvurmak gerekir.

    AĞRI ÇEKMEMEK İÇİN KAKASINI TUTABİLİR

    Kronik kabızlığın ilk nedeni ağrılı barsak hareketleridir. Böyle durumlarda çocuk, ağrıyı yaşamamak için kakasını tutmayı öğrenir. Acele bir barsak hareketi olduğunda birkaç dakika kaslarımızı sıkarak acil durum geçene kadar bunu erteleyebiliriz. Erişkinler uygunsuz her durumda barsak hareketini engelleyebilirler ancak erişkinler durum uygun olduğunda en kısa zamanda tuvalet gereksinimlerini tamamlamak gerektiğini anlayabilirler. Ağrı korkusu nedeniyle barsak hareketini engelleyen bir çocuk bunu tekrar tekrar yaparak dışkılamayı engeller. Dışkılamayı engellemek için bacaklarını çaprazlar, kalçalarını sıkar ve yüz ifadesi değişir. Bunun dışında çocuklar birçok nedenle dışkılamayı geciktirirler. Oyunu bırakmak ve evden farklı bir yerde tuvalete gitmek istememe gibi nedenler, bunların arasında yer alabilir.

    KAKA KONTROLÜ OLMAYAN ÇOCUĞU CEZALANDIRMAYIN

    Dışkılamayı geciktirme durumlarında; çok miktarda sert gaita rektumda birikir. Zaman içinde rektum genişler ve gerilmeye daha az duyarlı hale gelir. Dışkı parçaları ayrılır ve çocuk farkında olmadan çamaşırına geçer. Bu farkında olmadan dışkı kaçırma nedeni ile iç çamaşırının lekelenmesi durumudur. Bazen kolon kasıldığında, sıvı gaita rektumdaki sert gaita çevresinden fışkırılarak kabızlığı olan çocuğun ishali olduğu izlenimini verir. Kabızlık ve sonrasında gelişen gaita kaçırmada çocukların kaka kontrolü yoktur, bunun için suçlanıp cezalandırılmamaları gerekir. Bu nedenle utanırlar, kirli çamaşırlarını saklamaya çalışırlar ve koku diğer aile fertlerini rahatsız ettiği halde iç çamaşırlarını değiştirmek istemezler. Başka çocukların alay etmesi nedeniyle veya utandıkları için okula gitmek de istemezler.

    BESLENME ŞEKLİ KABIZLIĞI ETKİLİYOR

    Kabızlığın birçok nedeni bulunuyor. Bunlardan biri erken tuvalet eğitimidir. Bu dönem, çocukla anne-baba arasında bir savaş haline gelebilir. İstemli tutma giderek istemsiz bir alışkanlığa dönüşebilir. Beslenme şekli de kabızlığı etkileyen durumlar arasında görülüyor. Diyetteki değişiklikler, lif bakımından zengin gıdaların tüketilmemesi, tam sıvı diyetten katı gıda içerikli rejime geçilmesi kabızlığın nedenleri arasında gösterilebilir. Öte yandan yolculuk, stres gibi rutin değişiklikler, ilaçlar, inek sütü alerjisi ve aile öyküsü de kabızlıkla ilişkili olabilir. Neden ne olursa olsun ayrıntılı bir öykü taraması gerekir. Kabızlığın ne zaman başladığı, günlük aktiviteleri, önceki ve şimdiki tuvalet alışkanlığı, dışkılama sıklığı, dışkının şekli, kanama olup olmadığı, kullandığı ilaçlar, diyetinin ayrıntıları öğrenilmelidir. Muayenede karında şişlik, kitle veya yumru, makatın yerleşimi, çatlak olup olmadığı görülür. Buna ek olarak makattan muayene yapılarak kanama olup olmadığı kontrol edilir. Karnının radyolojik görüntülenmesi, tıkanıklık durumu ve dışkının yerleşimi ve miktarı hakkında bilgi verir. Bu bulgulara göre daha ileri tetkikler ve incelemeler gerekip gerekmediğine karar verilir.

    KABIZLIĞIN TEDAVİ ŞEKİLLERİ

    Rektumu Boşaltmak:

    Bağırsaktaki büyük sert dışkı yumuşatılıp küçültülerek atılması sağlanır. Ağızdan alınan dışkı yumuşatıcılar dışkıya su çekerek işlev görürler ve alışkanlık yapmazlar. Kana geçmezler ve bağırsakta uzun süre kalmazlar. Nadir olarak aynı zamanda lavman veya fitil kullanılabilir. Bunlar sadece kalın bağırsağın alt kısmındaki dışkıyı yumuşatarak temizlenmesini sağlar. Çocuk çok şiddetli kabızsa kısa süreyle hastaneye yatırılması ve özel boşaltıcı lavmanların yapılması gerekebilir.

    Rektumu Boş Tutmak

    Her ne kadar 2-3 günde bir barsak hareketi olması normal sayılsa da kronik kabızlığı olan çocukların tedavisi için amaç bu değildir. Bu çocukların günlük dışkılamaları olması, rektumda tekrar dışkı kütlesi birikmemesi açısından dışkılamanın günlük, yumuşak ve ağrısız olması gerekir. Günlük barsak hareketlerinin olması rektumda tekrar dışkı birikmesini önler, kalın bağırsağın normal şekle ve kas tonuna gelmesini sağlar. Bağırsak çalıştırıcılarla amaçlanan hedef, yakalanmaya çalışılır. Bu çalıştırıcıların dozu her çocuğa göre farklıdır yakın izlemle çocuk için doğru ve yeterli doz ayarlanabilir. Amaç günde bir veya iki yumuşak dışkılamayı sağlamaktır. Çalıştırıcıların alımını kolaylaştırmak içim meyve suyu ile karıştırılabilir. Kabızlığı yenmek için tedavi alan çocukların ailelerinin yaptığı en büyük hata bunları hızlı azaltmak veya kesmektir. Sorun kalmadığında, çalıştırıcının dozu 1-2 haftada bir yüzde 25i azaltılır. Eğer tekrar ağrısı olursa veya günlük dışkılama durursa daha önceki doza dönülür.

    Diyet Yapmak

    Kabızlık yapan yiyecek yoktur. Lif bakımından zengin ve fakir yiyecekler vardır. Bu nedenle yeterli lif miktarı olan besinlerin verilmesi gerekir. Lif en çok meyvelerde, sebzelerde ve arpa, buğday ve mısır gibi tahıllarda bulunur. Erişkinler günde 25-30 gr lif almalıdır, çocuklarda lif gereksinimi yaşa göre değişir. Çocuğun lif gereksinimi yıl olarak yaşına 5 eklenerek gram cinsinden bulunur. Bir diğer önemli noktada ise yeterli sıvı almayı sağlamaktır. Diyet alışkanlığı sağlıklı ve hayat boyu kullanılacak bir alışkanlık olmalı.

    KABIZLIĞI GİDERMEK İÇİN;

    * Tuvalet eğitimi almış çocukların tuvalette oturması sağlanmalı.

    * Yemeklerden ve özellikle de sabah kahvaltısından sonra tuvalet eğitimi veya oturma için en iyi zamandır. Çünkü dolu mide çoğu insanda dışkılama ihtiyacı hissettirir.

    * Ilık bir içecek bu hissi arttırır.

    * Ilık bir banyo sonrası tuvalette oturmak dışkılama hissini arttırır.

    * Küçük çocukların tuvalette rahat oturmaları için ayaklarının altına küçük bir tabure veya yükseltici koyulması ve dizlerinin kalçadan hafif yukarda olması yararlıdır.

    * Çok küçük çocukların lazımlık kullanması veya tuvalette yüzlerini duvara dönmeleri daha rahat oturmalarını sağlar.

  • Gece işemesi – alt ıslatma

    Gece işemesi – alt ıslatma

    Çocukların çoğunda mesane gelişiminin tamamlanması ile birlikte işeme kontrolü sağlanır. Ancak 5-6 yaşına kadar bu gelişimi tam olarak sağlayamayan çocuklarda gece işemesi, çocuk açısından sosyal ve psikolojik bir problem olarak ortaya çıkar. Erkek çocuklarda daha sık görülür ve 6 yaş civarında çocukların yaklaşık olarak %10’unda gece işemesi , artık bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkar.

    Gece işemesinin iki tipi vardır. Doğumdan itibaren işeme kontrolünü sağlayamayan birincil ( primer ) tip ve işeme kontrolünü en az 6 ay sağladıktan sonra yeniden altını ıslatmaya başlayan ikincil ( sekonder ) tip. Gece işemesi olan çocukların %90-95 oranındaki kısmı fizyolojik sınırlardadır. Burada temel neden uykuda mesanenin doluluğunu hissetmelerindeki yetersizlik, derin uyku, düşük kapasiteli mesane ve genetik yatkınlıktır.

    Ancak gece işemesi olan çocuklar % 5-10’luk kesiminde, gece işemesi dışında da bulgular mevcuttur. Kronik idrar yolu enfeksiyonları, reflü gibi mesane hastalıkları, böbrek hastalıkları, şeker hastalığı, kabızlık gibi hastalıklar yüzünden çocuklarda gece işemesi oluşabilir. Bu nedenle bu çocukların tedavilerine başlanmadan önce mutlaka bu tip hastalıklar yönünden araştırılmalı ve organik nedenler ekarte edilmelidir.

    6 yaşından sonra mesane kontrolünü sağlayamayan çocuklarda mutlaka tedaviye başlanmalıdır. Çocukta utanma ve toplumdan dışlanmaya kadar giden problemlere yol açan bu rahatsızlık hekim, hasta ve aile arasındaki güçlü diyalog, suçlama olmaksızın sorumluluk duygusunu pekiştirerek çocuğa yaklaşım, gerekirse ilaç ve cihazlarla desteklenen tedavilerle % 90 oranında tedavi edilebilmektedir.

  • İlk Çocuk mu Tek Çocuk mu Problemli?

    İlk Çocuk mu Tek Çocuk mu Problemli?

    Cevabı hemen söyleyeyim ilk çocuk. Tek çocukta zaten ilk çocuk değil mi? ilgili anne babanın tüm dikkatinin tek çocuk üzerinde toplanması, çocuğu bunalttığı gibi sağlıklı gelişimini engelliyor. Çocuğun şikayet de edemeyeceği anne babanın pozitif davranışları sebebiyle oluşan öfke ve kaygı uzun dönemde hastalıklara sebep olabiliyor. 
    Yaşamdan örnek: 24-25 yaşında yüksek eğitimli çok güzel bir kız. Eğitimi ona iyi gelir getiren iş sağlamış, kendisine layık bir erkek arkadaş,üstüne titreyen anne baba. İnsan yaşamdan başka ne ister dersiniz? Yüksek lisansını yurt dışında yapmış olan genç kızın, ana baba yanına Türkiye ye dönüşü kabusu olmuş. İnsanlar görmedikleri şeyleri aramazlar ama tatdığı şeyleri özlerler. Söz konusu ÖZGÜRLÜK ise ruhunuzda ki isyan dayanılmazdır. Bu güzel hanımın en çarpıcı sözü bu tür davranan anne babalara örnek olmalı diye yazıyorum “tabağımda ki yemeğin bile ne kadarını yiyeceğime asla ben karar veremiyorum, o kadar herşeyime karışıyorlar” Biyolojik babasından annesi ayrıldığında 2 yaşında olan danışanın, annesi tekrar evlenince onu büyüten babası ile tanışmış. Büyüten baba kızı öyle çok seviyor ki, çok genç yaşta olmasına rağmen kendi kanından bir çocuk istemiyor. Olurda onu daha çok seviyorum zannederde üzülür diye. Çok eğitimli, geliri yüksek anne baba ile üstüne titreyerek büyütülüyor. Günümüz koşullarında erkenden emekli olan genç anne babanın ‘akşam nerde kaldın? Nereye gidiyorsun? ‘ Sorularından ve kişilik sınırlarının çiğnenmesinden öyle bezmişti ki bunu ailesine söyleyemiyordu.
    Sonuç;  ona ailesine köpek almasını söylemişim, almış. 1,5 sene sonra ilacını kesmem için geri geldiğinde çoktan evlenmiş, tekrar özgürlüğüne kavuşmuş, eşine sınırlarını çizdirmemeyi başarmış, mutlu bir genç kadın olmuş. 1,5 senelik köpekleri anne babasına öyle ilaç olmuş ki kendiside hayli şaşırmış. Bende genç çiftin çok özledikleri köpek için annelerine her hafta sonu gidiyor olmalarına ve köpeği kendilerine istiyor olmalarına şaşırdım. Yeni önerim genç çifte kendilerine bir yavru köpek almaları oldu.
     Çocuklarımızın elinden kaşığını almayalım, sen dökersin beceriksiz mesajı alır özgüveni zedelenir. Çocuğun hangi saatte, ne yiyeceğine,nerede yiyeceğine anne baba karar verebilir ama ‘ne kadar’ yiyeceğine çocuk karar vermeli. Burnunu sıkıp ağzına dökmek hem çocuğun özgüvenine, hemde bedenine eziyet olur. Sonuçta bugün obezite tedavisi gören gençlerin sebebi bu tutumdur. İyi anne babanın tanımı; çocuğunu en iyi besleyen, en çok seven,en çok para bırakan, en çok okutan değil, KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURABİLEN EVLAT YETİŞTİREN dir. 

  • Sünnet nedir?

    Sünnet nedir?

    SÜNNET NEDİR?

    Tıp literatüründe Circumcision, ülkemizde sünnet olarak tanımlanan, penisin ucundaki deri yani prepisyumun kesilmesi işlemidir. Sünnet Türkiye’de çocukluk çağında en sık gerçekleştirilen cerrahi işlemlerden biridir. Bu nedenle toplum içerisinde çok konuşulan ve kim tarafından hangi yaşta, nasıl bir anestezi ile yapılması konusunda bile bilgi kirliliğinin ve sabit bir fikrin olmadığı bir konudur. Bu nedenle sünnetle ilgili en temel bilinmesi gereken durum, sünnetin bir çok müdahaleden uzun süren Cerrahi Bir İşlem olduğudur. Bu yüzden Sünnetin hastane koşullarında steril koşullarda, uygun olan anestezi yöntemi ile uygun cerrahlar tarafından yapılması, sonrasında oluşabilecek ve hayat boyu sürebilecek yan etkilerin ortadan kaldırılması açısından son derece önem taşır.

    SÜNNET NE ZAMAN YAPILMALIDIR?

    Yaşamın ilk 3-4. ayında yassı hücreler keratinize olur ve smegmayı oluşturur. Penisin büyümesi ve ereksiyonuyla infant smegmasının oluşması iki epitel yüzeyinin birbirinden yavaş yavaş ayrışmasını sağlar. Yenidoğan bebeklerin sadece %4’ünde sünnet derisi geri çekilebilir. Yenidoğanların ancak % 50’sinde sünnet derisi, çişin geldiği deliği görecek kadar çekilebilir. 6. Ayda bu bebeklerin ancak %20’sinde pipinin başı görülebilir. 3 yaşına kadar bu oran %90’a çıkar. Sünnet derisi geri çekilmeye çalışılırken genelde çocuklara yanlış olarak bitik ( fimozis ) tanısı konur.

    2. Aydan sonra organ gelişimi tam olarak oluştuğu, bebeklik çağında iyileşme hızlı olduğu, ağrı lokalizasyonu yapılamadığı için sünnet önerilebilir. Çocuklarda 2/6 yaş arasında cinsel kimlik oturduğu için herhangi bir cerrahi endikasyon yoksa sünnet yapılmamalıdır. Bu dönemde yapılan gereksiz cerrahi işlemlerle hadım edilme korkusu oluşabilir. 6 yaş sonrasında ise her yaşta sünnet yapılabilir.

    Sünnet Türkiye’de ticari bir konu olarak da ele alındığı için suistimale çok açık bir konudur. Bu nedenle gerçek bir cerrahi neden olmaksızın bebek ve çocuk sünnetine sıklıkla rastlanmaktadır.

    NERDE ve KİM?

    Sünnet önemli bir ameliyattır bu nedenle her ameliyat gibi, hastane koşullarında ve ameliyathanelerde yapılması en doğru seçenektir. Günümüzde halen bir çok sağlık kurumunda lokal anestezi ile sünnet yapılmaktadır, ancak sosyal zekası yeterince olgunlaşmamış çocuklarda ve bebeklerde son yıllarda kullanılacak anestezi şeklinin de genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur.

    Bu nedenle sadece ticari nedenlerle insanlara genel anestezinin kötü olduğu, hastanelerin sünnet için uygun olmadığını söyleyen şarlatanlara itibar edilmemelidir.

    Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmemesi, Steril ortamın sağlamaması, cerrahi müdahaleden çok bir eğlence olarak algılanmasından dolayı komplikasyon olma ihtimali çok fazladır, bu yüzden toplu sünnet şölenleri son derece sakıncalı uygulamalardır.

    Sünneti Kim Yapmalı?

    İdeal olarak sünnet, çocuk cerrahları ya da çocuk ürologları tarafından yani sünnet konusunda deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. Çocukları en yakından tanıyan ve tedavilerini en sık üstlenen Çocuk Cerrahisi branşıdır. Bu nedenle sünnetinde Çocuk cerrahları tarafından yapılması en doğru yaklaşımdır.

    SÜNNET NASIL YAPILMALIDIR?

    Sünnet, temel olarak çocuğun tüm hayatı boyunca kullanacağı bir organa şekil veren plastik bir operasyondur. Bu yüzden penil anatomiye hakim, komplikasyon oluşmasına izin vermeyecek doktorlar tarafından hastane koşullarında anestezi yardımı ile minimal psikotravma ile yapılmalıdır.

    Sünnet Endikasyonları

    Bitik (Fimozis) : Sünnet derisi yenidoğanlarda ve bebeklik döneminde fizyolojik olarak geri çekilemez. Ancak, ülkemizde genel olarak halk arasında ve yanlış tıbbi yönlendirilmelerle, bu dönemde sünnet derisinin geri çekilmesi ile sünnet derisinde kanama, yırtılma ya da kronik enfeksiyonla gerçek fimozis oluşabilir. Bunlar genellikle edinsel nedenlerdir, bunun dışında kötü hijyen ve sünnet sonrası aşırı nedbe dokusuda gerçek fimozise yol açabilir.

    Parafimozis: Sünnet derisinin ucundaki dar halka penisin başında zorla geriye doğru geçirilirse, penis başında ödem, işeme zorluğu ve şiddetli ağrı oluşur, bu durum elle düzeltilemezse mutlaka uygun koşullarda sünnet gerekir.

    Balanopostit: Penil deri ve sünnet derisinin enfeksiyonudur. Çoğunlukla irin oluşumunada rastlanır. Tedavinin ardında sünnet etmekte yarar vardır.

    Kronik idrar yolu enfeksiyonu: 1 yaş altında en sık rastlanan enfeksiyon erkek bebeklerde idrar yolu enfeksiyonudur. Sık enfeksiyon atağı geçiren bebeklerde sünnet önerilebilir.

    Konjenital üropatolojiler: Doğuştan böbrek ve mesane hastalıklarına sahip olan çocuklarda sünnet yapmakta yarar vardır.

    SÜNNETİN FAYDALARI NELERDİR?

    1- Fimozise bağlı olarak oluşabilecek enfeksiyon ataklarını, parafimozisi, penil enfeksiyon risklerinin ortadan kaldırılması.

    2- Sünnetli çocuklarda daha az idrar yolu enfeksiyonu oluşur.

    3- Sünnet derisinin kesilmesi bu bölgenin temiz kalmasını sağlar.

    4- Sünnet olmamış erkeklerin cinsel yolla geçen hastalıklara daha çok yakalanır.

    Sünnetli kişilerin partnerlerinde serviks kanseri riskinin azaldığı ileri sürülmektedir.

    5- Penis kanseri çoğunlukla sünnet yapılmadığı toplumlarda görülür.
    6- Sosyo- kültürel nedenler.

    Sonuç olarak sünnet sonrasında oluşabilecek, cerrahi ve psikotravmalardan çocuklarımızı uzak tutmak adına, sünnetin penil cerrahı olduğu unutulmadan bu tip işlemler ameliyathane ortamında anestezi ile yapılmalıdır. Anestezi konusunda tamamen ticari kaygılarla toplumumuzu yanlış yönlendiren doktorlarda vardır, ancak bilinmesi gereken; siz ameliyat olurken, acı duymanızı engelleyen, konforunuzu sağlayan ve hayatınızın garanti altında olmasını sağlayan “Anestezi yani Narkoz”, size HAK olduğu kadar çocuklarımızıda “En Büyük HAKKIDIR”.

  • Hipospadias

    Hipospadias nedir?
    Hipospadias, çocuğun idrar yaptığı deliğin penisin ucunda değil de altında olmasıdır. Bu delik ile penis ucu arasındaki bölgede idrar kanalı tam olarak oluşmamıştır. Hipospadias, idrar deliğinin yerleşimine göre farklı farklı sınıflandırılabilir. Penisin baş kısmında yer alan, normal idrar deliğinin olması gerekli yere çok yakın olan hipospadias olgularına, glandüler hipospadias denilir. Penis baş kısmı ile penis gövdesi arasındaki birleşim yerinde yerleşirse, koronal hipospadias adını alır. Her iki durum genel olarak “distal hipospadias” tanımlaması içinde yer alır, çocuklarda en sık karşılaşılan, ve cerrahi başarı oranının en yüksek olduğu grup bu gruptur. Daha aşağı yerleşimli hipospadiaslar da vardır, idrar deliğinin yerleşimi penis gövdesinin herhangi bir yerinde, penis ile torbaların birleştiği bölgede hatta anüse yakın perine dediğimiz bölgede bile olabilir. Elbetteki daha aşağı yerleşimli hipospadiasların cerrahi tedavisi daha zordur.
    Hipospadias belirtileri nelerdir?
    Yukarıda da belirttiğim gibi en önemli belirti idrar deliğinin penis ucuna değil de penis gövdesinde daha aşağıda bir yere açılmasıdır.
    Hipospadias, halk araında farklı isimlerle adlandırılmaktadır, peygamber sünnetli, doğuştan sünnetli ya da yarım sünnetli denilebilmektedir. Bunların temel nedeni hipospadiaslı çocuklarda sünnet derisinin ön tarafı gelişmemiştir. Sünnet derisi penisin sadece arka kısmında bulunmaktadır.
    Kordi adı verilen, penisin ereksiyon denilen sertleşme durumunda eğriliği söz konusu olabilir. Hipospadias anomalisi ne kadar ağır ise, yani idrar yaptığı delik penis ucundan ne kadar uzaksa, kordi adı verilen bu eğrilik daha fazla olur. Hipospadias cerrahisinde tedavinin en temel bölümlerinden birisi bu eğriliğin düzeltilmesidir.
    Hipospadiaslı çocuklar oturarak çiş yapmayı tercih ederler, çünkü ayakta işerken karşıya değil de aşağıya doğru idrar yaparlar.
    Doğumsal bir durum mudur? Ne sıklıkta görülür?
    Hipospadias, doğumsal bir durumdur. Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Anne karnında hormonal uyarıların eksik kaldığına yönelik bazı çalışmalar varken, bazı araştırmalar da bunları tamamen reddetmektedir.
    Hipospadias'la birlikte, özellikle ağır olgularda, yandaş ürogenital sistem anomalilerinin bulunması da doğumsal olduğunu desteklemektedir.
    Çocuk ürolojisi pratiğinde en sık karşılaşılan durumlardandır. Her 300 erkek çocuğundan birinde hipospadias görülür. Distal tip hipospadias dediğimiz penis ucuna yakın idrar kanalı olanlar daha sık görülür.
    Bebek doğduğu zaman yapılacak dikkatli bir fizik muayene ile tanı rahatlıkla konulabilir.
    Hipospadias tanısı aldıktan sonra başka araştırmalar da yapılmalı mıdır?
    Hipospadias'la birlikte, özellikle ağır olgularda, diğer ürogenital sistem bozuklukları görülme ihtimali de daha fazladır. Bu nedenle ağır olgularda özellikle üriner sistem (böbrek ve idrar boşaltma kanalları, ve mesane) mutlaka incelenmelidir. Hipospadias'la birlikte iki taraflı inmemiş testis varsa, kromozomal araştırmalar yapılarak, bu durumun bir cinsel farlılaşma sorunu olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.
    Tedavi ne zaman yapılmalıdır?
    Hipospadias'ın tek tedavisi cerrahidir. Fallik dönem denilen, çocuğun cinsel kimliğini keşfettiği dönem olan 2-6 yaş arası, penise yapılacak ağrılı müdahelelerden kaçınmak gereklidir. Dolayısıyla çocuk cinsel kimsiliği keşfetmeden hipospadias cerrahisi yapılmalıdır. Bezli dönemde yapılacak bu cerrahi müdahelenin bakımı da daha kolaydır.
    Hipospadias cerrahisini kim yapmalıdır?
    Hipospadias'ın cerrahi tedavisinde tanımlanmış yaklaşık 500 çeşit ameliyat bulunmaktadır. Hipospadias aemilyatını da herkes yapabildiğini iddia etmektedir; Plastik cerrahlar, ürologlar, çocuk cerrahları hatta hatta genel cerrahlar. Her branş da kendisinin bu işi iyi yaptığını belirtmektedir. Ancak elimizdeki bilgiler; tecrübesiz ellerde yapılan her üç ameliyattan birisi komplikasyonla sonuçlanmaktadır.
    Hipospadias ameliyatında ne yapılır?
    Temel amaç üretra denilen idrar deliğinin penisin ucuna getirilmesidir. Yaygın sorulan soru; dikişli mi yama ile mi tedavi yapılıyordur. Her iki yöntem de kullanılır. Temel olarak dikişle idrar kanalını oluşturduktan sonra üzerine bir katman olarak yama getirilmesi dokuyu daha sağlamlaştıracaktır.
    Penisteki eğrilik mutlaka düzeltilmelidir.
    Hipospadiasın ağırlık durumuna göre beraberinde sünnet de yapılabilir. Ya da sünnet derisi yama olarak kullanılabilir. Ancak bazı meslektaşlarımızca dile getirilen ameliyatla sünnetin birlikte yapılmaması görüşü doğru değildir. Aksine beraberinde sünnet yapılması çocuğu ikinci bir ameliyattan kurtracaktır.
    Ameliyat Sonrası Bebek-Çocuk ve Aileyi ne bekler? Ne kadar hastanede yatar? Sonda takılır mı?
    Günümüzde hipospadias konusunda deneyimli çocuk ürolojis uzmanları ya da çocuk cerrahları, hipospadias ameliyatlarını günübirlik cerrahi işlemler olarak yapmaktadırlar. Yani çocuk ameliyat olur ve aynı gün evine gidebilir. Ameliyat sonrası üçüncü ya da beşinci gün pansumanı açılır. Yedinci gün de sondası çekilir. hastanede kalmasına gerek yoktur.
    Stent adını verilen idrar sondaları iyileşme için gereklidir. Bebeklerde çift bez kullanılarak sondasıyla beraber eve gönderilebilir. Büyük çocuklarda da stent hemen penis başına yakın olarak kesilir, çocuk kendi kendine tuvalete gidip stentten idrarını yapabilir.
    Komplikasyonlar nelerdir?
    Yukarıda da bahsettiğim üzere tecrübesiz ellerde komplikasyon oranı çok yüksektir. Çocuk ya da bebeğe bu sorunu tek ameliyatla çözebilme şansı tanınmalıdır. Daha önce cerrahi girişim uygulanmış bir peniste başarı oranı hiç dokunulmamış olana göre daha azdır.
    En sık karşılaşılan komplikasyon fistül gelişimidir; idrar deliği penis ucuna taşınır ama arada bir yerde dikişlerin açılmasına bağlı idrarın birden fazla delikten gelmesidir. Bu komplikasyon geliştikten sonra 6 ay geçmeden herhangi bir müdahelede bulunulamaz. Ancak düzeltmesi de en kolay komplikasyonlardan birisidir.
    Dikişlerin tamamen açılması, kanama, penis derisinde gangren gelişmesi diğer komplikasyonlar arasında sayılabilir.
    Darlık ve peniste eğrilik diğer önemli komplikasyonlardır.

  • Altını ıslatma sorunu ve tedavisi

    Gece altını ıslatma nedir? Sıklığı ne kadardır?
    Çocukların çoğu 2-4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20'ye, 6 yaşında %10'a düşmektedir. Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır.
    Gece altını ıslatmanın kaç tipi vardır, nedenleri nelerdir?
    Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır. Doğumundan itibaren hiç kuru kalmamışsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilir. Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma grubunda yer alır. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir. Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir. Gece altını ıslatan çocukların büyük bir grubu (%90-95'i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanmaktadır. Bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir. Önemlisi altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmasıdır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 45, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır. Aile öyküsü olan olgular iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler.
    Hangi hastalıklara eşlik eder?
    Altını ıslatan çocukların %2-3'ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır. Olguların %5-10'unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik etmektedir. Bunlar “polisemptomatik altını ıslatma” olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması, kabızlık ve bazen besin alerjisi saptanmaktadır. Ayrıca son yıllarda halk arasında “geniz eti” olarak bilinen adenoid vegatasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.
    Psikolojik sorunlar
    Genel olarak psikolojik olaylar daha önce söz edilen primer altını ıslatma sorununa yol açmazlar. Bu nedenle de altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek yoktur. Ayrıca kötü çocukların altını ıslattığı gibi ön yargıların geçersiz olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bir ruhsal sorundan sonra altını ıslatma yaşanıyorsa bu genellikle fizyolojik altını ıslatmanın yeniden ortaya çıkmasıdır. Davranışsal gerilemesi olan çocuklarda gece altını ıslatma yanında okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgular vardır ve bunların mutlaka çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi gereklidir.
    Nasıl yaklaşılmalı?
    Hemen ve önemle belirtmeliyiz ki altını ıslatmanın kendisinden çok, bu çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir. Bunların içinde en tehlikelisi “Altına yapan kızını sobaya oturttu” gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakmaktadır. Altını ıslatan çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı (bir tür diş çıkarmanın, konuşmanın gecikmesi gibi) ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gereklidir.
    Altını ıslatan çocuklarda ne gibi tetkikler yapılmalı?
    Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar daha önce söz edilen organik faktörlerin varlığı bakımından incelenmelidir. Bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır. Altını ıslatan çocukların %97'sinde fiziksel bir neden yoktur. Bu nedenle ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. Bu noktada altını ıslatan çocukta ” küçük mesane” ya da uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir.
    Tedavide kullanılan yöntemler
    Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7-8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilmektedir. Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelmektedir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Bu program %90 oranında başarı sağlamıştır.
    Tedavide alarm kullanımı ve ilaç tedavisi
    Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz hareket geçen ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda yardımcı olan araçlardır. Bu tedavi ile çocuklarda %70-84 oranında iyileşme sağlanmaktadır. Altını ıslatma tedavisinde uzun yıllardır çeşitli ilaçlar kullanılmıştır .%90'a varan oranda yineleme riski bulunmaktadır.
    Alt ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorundur ve ailelerin yanlış tutumlarının sürdüğü bir konudur. Öncelikle altını ıslatan çocukların konuyla ilgilenen çocuk hekimleri tarafından değerlendirilmesi ve ailenin katılımı ile uzun dönemli bir tedavi yaklaşımının denenmesi gereklidir.

  • Sünnet

    Sünneti kim yapmalı
    Sağlıklı bir sünneti uzman doktorun yapması gerekmektedir. Böylece birçok sünnet hatasının önüne geçmiş olunur. Sünnetin bir uzman doktorun yapmasındaki faydalar şunlardır:
    Çocukta kan durmaması gibi bir hastalık varsa (hemofili) bu hastalıktaki yan etkiler verilecek ilaçlar ile önlenir.
    Uzman doktor tarafından yapılmışsa hatalı sünnet olasılığı azalır. Cerrahi aletler çok iyi arınık edildiği için çocuğun hepatit b, hepatit c kapma olasılığı azalır.
    Sünnet derisinin gereği kadar alındığı için penisin ileri yaşlarda büyümesi ve gelişimi normal olur.
    Sünnet ağrı giderici ilaçlar altında yapıldığı için çocuk ağrı duymaz.
    Sünnet yarası dikildiği için yara iyileşmesi daha çabuk olur.
    Sünnet nasıl yapılmalı
    Yıllar boyunca sünnet çeşitli şekillerde yapılmıştır. Yahudiler ortası yarık madeni bir levha (Barzel) kullanırken Osmanlı devrinde her doktorun kendi ismi ile anılan kıskaçları kullanmayı tercih etmişlerdir.
    Sünnet hataları
    Sünneti ehli olmayanlar yapınca sünnet hatalarının ortaya çıkması kaçınılmazdır. Acele ile yapılan hijyene dikkat edilmeyen sünnetlerde yan etkiler ve hatalar çoktur. Hatalı sünnetler peniste kalıcı hasarlara ve cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olurlar.
    · Uygun olmayan sterilizasyon şartlarında hepatit ( sarılık ) ve birçok mikrobik hastalık bulaşabilir. Bu hastalıklar ölümle dahi sonuçlanabilecek ciddi hastalıklardır. Ülkemizde hepatit b sıklığı yaklaşık % 10 dur. Çok iyi arınık edilmemiş cerrahi aletlerle yapılacak sünnette çocuğun hepatit b, hepatit c ile hastalık kapma olasılığı % 10 dur. Bu nedenle cerrahi aletlerin çok iyi arınık edildiği, güvenilir bir kişiye sünnet yaptırılması gerekir.
    · Sünnetlilerde penis başı hassasiyeti olmayanlara göre daha azdır.
    · Sünnet derisinin gereğinden çok alınması penisin ileri yaşlarda büyümesi ve normal gelişimine olumsuz etki edebilir.
    · Glans penis ile shaft penis arasında oluşabilen cilt köprüleri: ereksiyon esnasında ağrıya ve şekil bozukluğuna yol açar. Cerrahi olarak tedavi edilmelidir.
    · Kist: düzgün dikiş atılmamasına bağlı oluşurlar. Enfekte olabilirler ve cerrahi olarak düzeltilmelidirler.
    · Fistul: idrar kanalı ile cilt arasında oluşan bir kanaldır. Cerrahi olarak düzeltilebilir.
    · Meatit: % 30 sıklıkla görülür. Bezin az değiştirilmesine bağlı, amonyak irritasyonu sonucu oluşur. Meatus ülseri ve darlığına yol açabilir.
    · Tam veya tama yakın penis kaybı
    · His kusurları
    · Sünnet derisinin az kesilmesi: çok sık görülür. Mahsuru yoktur. Gerekirse 2 cif bir işlem ile fazlalık kesilir.
    · Penis başının kesilmesi: dikkatsizlik sonrası oluşur. Tamiri çok güçtür. Tam kesiklerde protezden başka çare yoktur.
    · Penis başı altındaki derinin fazla kesilmesi ile buradaki dış idrar yolunun da beraber kesilmesi. Çocuk idrarını penis başı alt yüzünden yapmaya başlar.
    · Kanama: sık görülür. Tedavide sünnet yarası açılır kanayan damarlar tutulur.
    · Penis kangreni: sık olmamakla beraber penisin sıkı bağlanması sonucu oluşur.
    · İdrar dış deliği penisin alt kısmında olduğu durumlarda (hypospadias = yarım sünnetli doğma) sünnet yapmamalıdır. Çünkü bu çocuklara bir ameliyat gerekmektedir. Bu ameliyat ile idrar dış deliği penisin uç kısmına alınır. İşte ameliyat esnasında sünnet derisi kullanılacağı için bu çocuklar sünnet edilmezler. Bunu bilmeyen sünnetçi yanlışlıkla sünnet ederse çocuğun ameliyat başarı şansını kaybettirir.
    · Temizliğe ve hijyene dikkat edilmezse iltihaplanma meydana geliri. Cerahat toplar bu da çocukta ateşin yükselmesine sebebe olur. Titreme, bulantı ve kusmalar meydana gelir.
    · Penis başı aşırı duyarlığı: sünnetten sonra 3 ay kadar sünnet başında aşırı duyarlılık oluşabilirse de bu zaman içerisinde kaybolur.
    · Sünnet sonrası sıkı bandaja bağlı olarak idrar yapamama durumu olabilir.

  • İnmemiş testis

    İnmemiş testis nedir?
    Erkek bebekler doğmadan önce her iki testis bebeğin karın boşluğundadır. Bebek anne karnında gelişimine devam ederken testisler de torbaya inmeye başlarlar. Karın içi boşluğundan sonra kasık bölgesini geçerek doğuma yakın torbaya yerleşirler. Nadiren bu torbaya iniş doğumdan sonraki ilk 6 ay içinde de devam eder. Yeni doğan bir erkek çocuk doğduğunda testisler şayet torbada değilse, bu duruma gerçek inmemiş testis adı verilir. Çoğu zaman tek tarafta, bazen de çift tarafta birden olur. Gerçek inmemiş testiste önemli özellik, bir ya da iki testisin hiçbir zaman torbada olmamasıdır.
    Utangaç testis (Retraktil testis)
    Utangaç testis durumunda testisler zaman zaman torbada görülürler. Ancak özellikle soğuğun etkisiyle veya çocuğun alt taraflarının ellenmesi gibi durumlarda yukarıya, kasıklara doğru kaçarak ortadan kaybolurlar. Tıp dilinde retraktil testis denilen utangaç testisler sıcak ortamlarda, örneğin çocuğun ateşinin çıktığı durumlarda veya banyo küvetinde sıcak suyun içinde otururlarken veya çocuk uyurken bakıldıklarında çoğunlukla torbada görülürler. Utangaç testis bir hastalık sayılmaz, çocuğun ilerideki hayatında bir soruna yol açmaz. Herhangi bir tedavi ( ilaç veya ameliyat ) gerektirmez. Ancak 6 aylık aralarla çocuk cerrahisi uzmanı tarafından kontrolü gerekir. Gerçek inmemiş testisten tamamen farklı masum bir olaydır.
    Gerçek inmemiş testis kendiliğinden düzelir mi?
    İstatistiklere göre inmemiş testis erken doğan bebeklerde normal zamanında görülen bebeklere oranla 3 kat daha sık görülür. 6 ayın sonuna kadar inmemiş testislerin bir kısmı daha iner. Ancak bundan sonra artık inmez. Erkek çocukların cinsel organlarına ait en sık rastlanan anormalliktir. Her 100 sağlıklı erkek bebekten birisinde kalıcı bir hastalık olarak bulunur. İlk 6 ay geçtikten sonra mutlaka bir an önce tedavi edilmelidir. Testis, anne karnındaki yolculuk hattı boyunca herhangi bir yerde takılabilir ve inmez.1.Kasık kanalında takılmış ve torbaya inmemiş olabilir.2. Karın içinde kalmış olabilir.
    Testis tamamen yok olabilir mi?
    Karın içinden torbaya olan yolculuğu esnasında bazen testis kendi etrafında dönerek bir tur atar ve besleyici damarları burularak tıkanır. Böylelikle testis çürür ve yok olur. Doğum sonrası ciddi hastalık tablosu ortaya çıkaran ve kendisini belli eden bu durum, doğum öncesi dönemde olduğunda hiçbir belirti vermez ve bebek, testisi olmadan doğar. Muayene ile her şey anlaşılır mı? Hastaların % 80 inde anlaşılır. Çünkü bu orandaki hastada testis, tecrübeli bir elin yaptığı dikkatli muayene sonrasında kasık kanalının bir yerinde ele gelir. Ancak hastaların beşte birinde testis ele gelmez. Böyle olduğunda iki ihtimal söz konusudur. Ya testis karın içindedir. Ya da yoktur. Gerek yansılanım gerekse diğer birçok pahalı ve zor tanı yöntemi burada bize yardımcı olmaz. En kesin tanı yöntemi laparoskopidir. Yani bıçaksız ameliyat olarak da bilinen yöntemdir. Bu amaçla karın duvarında açılan delikten ince bir ışıklı mercek sokarak tüm karın içi görülür. Böylelikle testisin olup olmadığı kesin olarak saptanır ve karın içinde duruyorsa aynı yönteme devam edilerek torbaya indirilir. Böyle durumlarda bazen iki seanslı ameliyatlar tercih edilir. Şayet testis yoksa o zamanda kalıntısı bulunarak ileride ortaya çıkabilecek kanser tehlikesi nedeniyle çıkarılmalıdır.
    İnmemiş testis neden tedavi edilmelidir?
    İleride çocuk sahibi olmayı önler: Çok bilinen bir kısırlık sebebidir. Testisler ne kadar erken torbaya indirilirse bu risk o kadar azalır. Kanser gelişebilir: İnmemiş testisli hastaların testislerinde ileride kanser gelişme riski normal erkeklere oranla 15 katı kadar daha fazladır. Beraberinde kasık fıtığı da olabilir: Her zaman belirti vermese de inmemiş testisli hastaların % 65 kadarında ameliyatta fıtık da tespit edilir ve cerrahi tedavisi yapılır. Psikolojik ve estetik problem oluşturur. Dış etkenlere daha açıktır.
    Tedavi yaşı
    En ideali 6 aylık ile 1 yaş arasıdır. Ancak en geç 2 yaş bitimine kadar tedavi tamamlanmalıdır. Hangi nedenle olursa olsun inmemiş testis tedavisi 2 yaşın sonrasına bırakılmamalıdır. Şayet bilmeden 2 yaşın ötesine sarktıysa bir an önce tedavi yapılmalıdır. İnmemiş testisin olduğu tarafta fıtık da varsa o zaman hiç beklenmeden gerekirse 1 aylık bebekte de cerrahi tedavi uygulanmalıdır.Ehil ellerde ve çocuk cerrahisi uzmanlarınca yapılan ameliyatlardan sonra başarı oranı çok yüksektir. Ancak hormon tedavisi başarı şansı düşük, yan etki ihtimali büyük bir tedavi şeklidir. Ayrıntılı bilgi için doktorunuza başvurunuz.
    Hastanede yatılır mı? Ameliyat sonrası zor mudur?
    İnmemiş testis ameliyatı olan çocuklar aynı gün hastaneden taburcu edilir ve ameliyat sonrası ilk bir kaç saatten sonrasını evde geçirirler. Böylesi hem tıbbi açıdan hem de psikolojik açıdan çocuk ve ailesi için çok daha avantajlıdır. Ağrı kesici-ateş düşürücü özelliği olan ilaçlarla ameliyat sonrası rahatsızlıklar rahatça kontrol altına alınır. Çocuklar ne kadar küçükse ameliyat sonrası dönemleri o kadar rahat geçer. Daha küçük çocuklar daima daha çabuk iyileşirler. İki gün içinde tüm çocuklar ayağa kalkar ve oyuna başlarlar.3-4 gün sonra bir kez pansuman ve yara kontrolü için ameliyat eden çocuk cerrahisi uzmanına gidilir. Birkaç ay sonra geç kontrol yapılır. Ameliyattan 4 gün kadar sonra banyo yapılabilir ( İlk yara kontrolü sonrası ). Güreş, futbol, yüzme ve jimnastik gibi sporlar 20 gün için yasaklanır. Ameliyat sonrasında torbada ve kasıkta hafif şişlik ve morluklar olabilir. Bunlar birkaç gün ve hafta içinde kendiliğinden geçer. Operasyon bölgesinde aşırı şişlik, kızarıklık varsa; yaradan kan ve iltihap geliyorsa; ateş, bulantı, kusma gibi belirtiler varsa doktorunuza başvurmalısınız.