Etiket: Çocuk

  • Erken Evlilik Üzerine

    Erken Evlilik Üzerine

    ERKEN YAŞTA EVLİLİK SEBEBLERİ

    Geçmişte ülkemizde problem olarak görülen fakat ortaya çıkarılıp tartışmaya açılmayan hatta bir problem olarak görülmeyen evlilik ve aile sorunları son yıllarda gittikçe artmasıyla göz ardı edilemeyen ertelenemeyen bir problem halini almıştır.

    Evlilik karşılıklı cinsel doyumun sağlanmasını, birlikteliği, dayanışmayı ama bunlardan en önemlisi neslin devamını sağlayan bir ilişki biçimidir.

    Evliliğin her toplumda taşıdığı önem ve kutsallık hemen hemen aynıdır.

    Evlilik yaşı sadece ülkeler arasında değil aynı ülkede farklı bölgelerde de değişkenlik göstermektedir. Günümüzde Amerika’da evlilik yaşı 25 ve üzeri iken Türkiye’de 20’li yaşların altında evlilikler görülmektedir. Türkiye ‘ de erken yaşta yapılan evliliklerin oranı oldukça yüksektir. Erken evlilik: En az biri 18 yaşından küçük olan iki kişinin yasal ya da resmi olmayan bir şekilde evlilik bağıyla birleşmesi anlamına gelir.

    Türkiye’deki en önemli toplumsal sorunlardan bir tanesi çocuk evlilikleridir. Erken evliliklerin nedenleri ve görülme sıklığı bölgeden bölgeye toplumdan topluma durumdan duruma göre değişiklikler göstermektedir. Fakat bu evliliklerin temelini oluşturan belirli etmenler vardır.

    Bunlar ;

    • Yoksulluk,
    • Gelenek ve görenekler,
    • Ataerkil bir aile yapısına sahip olmamız,
    • Ülkemizde ki eğitimin yetersiz ve niteliksiz olması,
    • İşsizlik

    Başlıca nedenleridir.

    Ülke gündeminde medyada erken evlilik , çocuk gelin sorunlarına yer verilmiyor olsa da erken yaşta evlilik kaçınılmaz bir sorunumuzdur. Kız çocukları günümüzde halen para karşılığı babaları hatta dedeleri yaşında ki kişilerle evlendiriliyor. Evlilik yaşının küçük tutulması genelde ekonomik durumla doğrudan ilişkilidir.. Çünkü özellikle tarım kesiminde kadının başta gelen vazifelerinden biri, tez zamanda tarlada işçi olabilecek çok sayıda çocuk dünyaya getirmektir. Ayrıca “beşik nişanı” ve çok yakın akraba ile evlenmeler (aile mülkünün dağılmaması nedeniyle) yaygın olarak görülmektedir.Yapılan araştırmalar, bugün, Türkiye’de, her üç evli kadından birinin çocuk evliliği yaptığını göstermektedir.

    Yine ülkemizde bazı aileler, çocuk yaşta evliliğin kız ve ailesinin namusunu koruduğuna, aklının cinselliğe tam ermeden bekaretinin bozulmadan evlendirilmesiyle kız çocuklarının namusunun korunduğuna inanılması gibi bir durumda söz konusudur. Ayrıca toplum tarafından söylenmiş sözler “kız beşikte çeyizi sandıkta” gibi deyişler, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesinin gerekliliğinin nasıl topluma empoze edildiği gözler önüne serilmektedir.

    Ayrıca Küçük yaşta yapılan evlilikle kocaya itaatin ve yeni yuvaya uyumun daha kolay sağlanacağına inanılmaktadır. Erkek aileleri de kendilerine uyumu daha kolay olsun diye mümkün olduğunca küçük yaşta gelin almak istemektedirler. Bir başka bakış açısı ise Kız çocuklarının bir an önce bir erkeğin himayesine sokulmasıyla, gelebilecek cinsel taciz ve şiddetten korunabileceği sanılmaktadır. Ayrıca, bu evliliklerin genç kızların karşı cinsle evlilik dışı ilişkiye girmelerine ve hamile kalmalarına engel olacağı kanaati yaygın bir düşünce olarak görülmektedir.

    Aileler kızlarının namusunun korunmasında kimseye güvenmemekte bu nedenle ancak bir erkeğin himayesine girdiği zaman aile rahatlatmaktadır. Aslında kızının namusunun korunması yükünden kurtulmaktadır. Artık kızından kendisinin sorumlu olmayacağını onun bir kocası olduğu ve bütün kızına dair bütün sorumluluğun ona ait olduğunu hissetme duygusu aileye huzur vermektedir.

    Eğitim seviyesi ve ekonomik düzeyi düşük ailelerde kız çocuklarının yanı sıra erkek çocuklarının bir iş sahibi olmasını eğitim almasını daha çok istemelerinden dolayı kız çocuklarının eğitimini yarıda keserek zorla evlendirme eğilimlerine sık rastlanmaktadır.

    Erken yaşta evliliklerin büyük çoğunluğu görücü usulü veya ailenin kararı zorlama yoluyla olsa da bazı durumlarda çocukların kendi isteklerine dayalı evliliklerde görülmektedir. Bu durumlara bakacak olursak ; aile içi şiddetli geçimsizlik çocuğu da o ailede bunalıma sokmakta çocuk ise kurtuluşu evlilikte aramaktadır.

    Ayrıca son yıllarda sıkça rastlanılan bir başka durum ise çocuklarımızın facebook , twitter veya arkadaş sitelerinden kişilerle tanışarak kendilerine sunulan vaadlerle kandırılıp kendilerinden yaşça büyük kişilerle kaçma yoluyla evlendiğinde göze çarpmaktadır. Birçoğu ikinci hatta üçüncü eş (kuma) olarak götürülmektedir. Erken yaşta yapılan evliliklerin genelinde kız çocukları kendilerinden yaşça büyük kişilerle evlendiği de saptanmıştır

  • Çocuklarda meningokok enfeksiyonlarından korunma

    Çocuklarda meningokok enfeksiyonlarından korunma

    ÇOCUKLARDA MENİNGOKOK ENFEKSİYONLARINDAN KORUNMA

    MENİNGOKOK AŞILARI

    Meningokok bakterisinin neden olduğu meningokoksemi ve meningokoksik menenjit tüm dünyada çocuk ve genç erişkinlerdeki en önemli hastalık ve ölüm nedenidir. Meningokokların yol açtığı klinik tablo esas olarak iki şekilde görülmektedir.

    Meningokokların kanda bulunması meningokoksemi, meningokokların beyin zarlarını tutması meningokoksik menenjit olarak tanımlanmaktadır.

    Meningokok enfeksiyonlarından korunma iki bölümde incelenebilir.

    1. Meningokok taşıyıcıların tanımlanması ve tedavisi
    2.Meningokok aşıları
    MENİNGOKOK TAŞIYICILARININ TANIMLANMASI VE TEDAVİSİ

    Meningokok enfeksiyonları damlacık yoluyla bulaşmaktadır.Bu hastalık hasta olan şahıstan direk bulaşabildiği gibi,hastalığın yayılmasındaki asıl neden bu mikrobu nazofarenkslerinde bulunduran sağlıklı taşıyıcılardır. Esas bulaşım taşıyıcılar vasıtası ile oluşmaktadır.Taşıyıcı olan bireyler sağlıklıdır. Kendilerinin taşıyıcı olduklarını fark etmezler.Taşıyıcılık devamlı olabildiği gibi aralıklı da olabilmektedir.Hastalığın yayılmasında esas sorun taşıyıcıların tanımlanmasının güç olmasıdır. Yukarda belirttiğim gibi taşıyıcılar sağlık bireylerdir.Taşıyıcıların tanımlanması ancak tarama testleri ile mümkün olmaktadır..Tarama testleri rutin olarak yapılamaz.Salgınlar sırasında yapılamaktadır. Nazofarenkste taşıyıcı oranı %5-10 arasında değişmektedir. Salgınlar sırasında bu oran artmakta %10’a ulaşmaktadır. Taşıyıcılık yaşla birlikte artmaktadır. Mevsimler, kalabalık yaşam şartları taşıyıcılığa artıran diğer faktörlerdir.

    Meningokok enfeksiyonunun kontrol altına alınmasında en önemli yaklaşım, taşıyıcıların tanımı ve tedavisidir. Taşıyıcılara antibiyotik tedavi başlanır ve bu kişilerde taşıyıcılığın devam edip etmediği izlenir. Tedaviye rağmen taşıyıcılık devam edebilir mi sorusuna hayır demek mümkün değildir. Taşıyıcıların tedavisinde kullanılan ilaç rifampisin’ dir. Rifampisine dirençli vakalarda seftriakson kullanılabilir. Bu vakaların yakından takibi gerekmektedir. Günümüzde molekuler genetikteki yoğun çalışmalara rağmen meningokok taşıyıcılığın tanımı ve tedaviye yanıtsızlığına henüz bir çözüm bulunamamıştır.

    MENİNGOKOK AŞILARI

    Çocuklarda meningokok aşısı uygulanmalı mı ?

    Bir aşının çocuklarda uygulanabilirliğine karar vermek için bazı kriterler geliştirilmiştir.

    Hastalığın ülkedeki durumuna bakılarak Dünya Sağlık Örgütü ‘nün bu kriterlerle uyumu esas alınmaktadır.

    Ülkemizdeki durumu incelediğimizde meningokok enfeksiyonlarından ölüm, Türkiye istatistik kurumu verilerine göre;

    1994 2229

    1998 3897

    2001 3079

    2002 2826

    2001 yılında ölenlerin yaş dağılımına bakıldığı zaman;

    %66 0-1 yaş

    %10 1-4 yaş olduğu görülmektedir.

    Aşıların çocukluk döneminde uygulanabilirliği, hastalığın görülme sıklığına (insidans) göre planlanmaktadır. Meningokok enfeksiyonu A.B.D yüz binde bir, Avrupada yüz binde 1-6,4 arasında değişmektedir. Ülkemizde 2005-2006 yıllarında 0-16 yaş grubunda yapılan bir çalışmada meningokoksik menenjit insidansı 1,99/100.000 meningokok hastalık insidansı 6/100.000 olarak bulunmuştur.

    Meningokok aşısında Dünya Sağlık Örgütü ‘nün aşılama için kriterleri aşağıda belirtilmiştir.

    Yüksek endemik hız > 10 /100.000/nüfus/yıl

    Orta endemik hız 2-10/100.000/nüfus/yıl veya;

    Sık epidemiler.

    Türkiye istatistik kurumu verilerine göre 5 yaşın altındaki ölen her 10 çocuktan 1 ‘i meningokok hastalığı nedeni ile kaybedilmektedir. Ülkemizde 1-4 yaş çocuk ölümlerinde meningokok hastalığın önemli olduğu görülmektedir.

    Yazımın başında değindiğim gibi bulaşım, hastadan sağlam çocuklara geçebildiği gibi, enfeksiyonun yayılmasında esas faktör meningokok taşıyıcılarıdır. Taşıyıcılık yaşla birlikte artmakta, hac ve umre ziyaretleri taşıyıcılığı arttırmaktadır. Dünya sağlık örgütü kriterlerine göre meningokok aşısı hastalığın daha az görüldüğü toplumlarda (< 2 vaka < 100000 nüfus yılı ) risk grubunun aşılanmasını gerektirir. Risk grupları aşağıdadır.

    – Kalabalık ortamdaki çocuk ve erişkinler( kreş, okul çocukları ve askeri okuldaki gençler)

    – Kompleman eksikliği, Aspleni, HIV enfeksiyonlu çocuklar

    – Temas riski taşıyan laboratuar personeli

    – Yüksek endemik bölgelere seyahatler (Hac, Umre)

    Bütün bu sonuçlar değerlendirildiğinde meningokok aşının çocuklara yapılmasının uygun olacağı görülmektedir.

    Hangi tip aşı çocuklar için uygundur ? Ülkemizde iki tip aşı mevcuttur.

    1- Polisakkarit aşılar

    2- Konjuge aşılar

    Polisakkarit aşılar uzun zamandan beri bazı risk gruplarına uygulanmakta idi. Uygulamaya yeni giren konjuge aşılar her yaş grubunda uygulanır ve güvenlidir. Toplumsal bağışıklığı sağlar. Aşının koruma süresi uzundur. Nazoforenks taşıyıcılığını azaltır.

    Sonuç olarak, bu bilgilerin ışığı altında çocukluk yaş grubundan meningokok aşısının uygulamaya girmesinin sevindirici olacağını düşünülmektedir.

    – Meningokok enfeksiyonlarından korunma

    – Meningokok menenjit

    – Meningokoksemi

    – Meningokok taşıyıcılığı

    – Meningokok aşıları

    Prof. Dr. Nuran GÜRSES

    Çocuk Ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

  • Çizgi Filmlerin Çocukların Ruh Dünyasına Etkileri

    Çizgi Filmlerin Çocukların Ruh Dünyasına Etkileri

    Televizyon hayatımız da yeri çok fazla olan ve bize en çok zararı veren bir teknolojidir. Maalesef ki günümüzün çocukları da televizyon başında yetiştirilmektedir.

    Çizgi filmler ; çalışan anne babalar için bir kurtuluş haline gelmiş çocuk akşamları yeter ki bize eziyet etmesin bizimle oyun oynamak istemesin diye kısaca çocuktan kurtulma aracı haline dönüşmüştür.

    Televizyon kanallarına baktığımız da ise günün bir çok saatinde çizgi filmler yayınlanmakta hatta tam gün çizgi film yayını yapan kanallar da mevcuttur. Çünkü günümüz de en çok izleyici potansiyeli çocuklardır.

    Anneler ev işi mi yapacak babalar bilgisayarla mı uğraşacak eve misafir mi gelecek…vs durumların hepsinde çocuğun engel oluşturmaması için çocuk çizgi filmle kandırılmaktadır. Çocuklara baktığımızda son derece keyifli zaman geçirdiğini gözlemleyebiliyoruz.

    Çocukların keyif aldığını ve zarar vermediği anne babalarda durumdan oldukça hoşnut oluyorlar . çocukların durumdan hoşnut olması malesefki onların zarar görmediği anlamına gelmiyor özelliklede 5 yaşına kadar çocuklar anne baba kontorulunde kanallar ve belirli programlar ızlemelidirler 5 yaşa kadar çocuklar gördükleri ve duydukları her şeyi gerçek olarak algılarlar.

    Çizgi filmlerden gördükleri dünyayı gerçek hayat olarak düşünürler ve gördükleri davranışları kendi yaşamlarında hızlı bir şekilde uygulamaya geçirirler. Hatta da daha ilerisi onlarla arkadaş olduklarına inanarak onlarla konuşurlar anlatırlar onlardan cevap alamadığı takdir de ise küsme veya duygusal anlamda bir yıkılma yaşayabilirler. Anne babasının cümlelerinden daha çok pepenin callionun cümlelerinden bahsederek konuşmayı öğrenirler. Görüldüğü üzere çizgi filmler sadece çizgi film olarak kalmamakta çocuk yetiştirme üzerinde anne babadan neredeyse daha etkili hale geçebilmektedir. Bu durumların yaşanmaması için ne kadar yorucu bir iş yaşamınız ev yaşamınız olsa da çocuklarınızla nitelikli zaman geçirmelisiniz oyunlar oynamalı çocuğun yaratıcılığını geliştirmelisiniz. Çocuklarınızın çizgi filmlerle dolu bir çocukluk dönemi hatırlamaması için oyunlar oynamalı gezip dolaşmalı parklara götürülmeli çocuklara doğayı hayvanları öğretmelisiniz ancak o zaman çocukluk dönemine dair hatırlayabileceği güzel anılara sahip olabilir. Çocuklarınız televizyon karşısında ki geçireceği zaman sınırlı ve sizinle birlikte olmalıdır.

    Eğer ki çizgi izleniyorsa çizgi, film sadece izlenmemeli çocuğunuzla sorgulayarak izlemelisiniz.

    • Pepe şimdi ne yapıyor ?
    • Callionun canlı olduğunu düşünüyor musun?…

    Vb gibi çocuğumuzu cevabını dinledikten sonra ise onun cevabını tamamen reddetmeden açıklayarak olabilecekleri gerçekçi olmayan yönlerini açıklamalısınız.

    Çocukluk dönemi geçiştirilebilinecek yada çocuğun sadece bedensel olarak geliştiği bir dönem değildir. İler ki yaşlarda çocuğunuzun sahip olacağı kişiliğin de %70 de çocukluk döneminde oluşmaktadır çocuklarımızın sağlıklı bir kişilik yapısına sahip olabilmeleri için anne babalarımızın bu konularda hassas olması gerekiyor. Eğer ki çocuğumuzda televizyon tablet internet bağımlılığı gözlemliyor veya davranış bozukluklarına rastlıyorsanız bir uzmana başvurmakta geç kalmayınız.

  • ÇOCUKLARIMIZ İLE BİRLİKTE EĞLENCELİ ZAMAN GEÇİRMEK

    ÇOCUKLARIMIZ İLE BİRLİKTE EĞLENCELİ ZAMAN GEÇİRMEK

    Anneler telaşlı. Hem ev kadını, hem anne hem de iş kadını.H epsinden bir parça ve hepsini mükemmel yapmak istemek,bir de kendimize vakit ayırmak…

    Şimdi öncelik sıramızı belirleme zamanı !

    Bruce D. Perry’nin yaptığı araştırmada normal bir şekilde ilgili ile büyüyen 3 yaşındaki çocuk ile ihmal edilen 3 yaşındaki bir çocuğun beyin fotoğrafları çekilerek beyin gelişimleri karşılaştırılmış ve sonuçlar çok çarpıcı.İlgi ile büyüyen normal bir çocuğun beyni daha büyük ve karanlık, boşluklar daha azken ihmal edilen çocuğun beyni neredeyse diğerin yarısı kadar olduğu gözlemleniyor.

    Genelde anneler hiçbir şeye vakit ayıramadıklarını söylerler. Çözüm basit aslında sizlere sunacağım birkaç öneri ile hem çocuğunuzla bir şeyler paylaşarak eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Hem çok yorulmadan kendinize ve çocuğunuza aynı anda vakit ayırmış olacaksınız.

    Peki ev temizliği?

    Tertemiz bir ev bazen harcanmış bir hayat olabiliyor. Tabi ki çocuğunuz içinde aynı şey geçerli. Bir çocuk danışanım ile görüştüğümde;

    Annenin mesleği nedir? diye sormuştum.

    Bana temizlikçi olduğunu söylemişti.

    Çünkü annesi hep evde temizlik yapıyordu. Aşırıya kaçmadan gerektiği kadar temizlik ,çocuklarımız ile daha fazla oyun ve eğlence.

    Çocuklarımız yetişkinleri kendilerine model alırlar. Bu bazen anne bazen baba, abla, abi, kuzen olabilir. Eğer sürekli televizyon izleyen biri varsa çocuklarımızda bunu örnek alacaktır. Eğer sizde çocuğunuzun çok fazla televizyon izlediğinden ya da bilgisayar başında saatlerce durmasından şikayetçi iseniz önce bir ev ortamınızı inceleyerek işe başlayabilirsiniz. Analiz edin o zaman göreceksiniz ki ev de bunu destekleyen bir şey var. Bunları değiştirebilirsiniz.

    • Çocuklarımızın ilgi alanlarını biliyor muyuz?
    • Nelere yeteneği var?
    • Bunu öğrenmek için küçük bir oyun oynayabilirsiniz?

    Yeteneklerini, ilgi alanlarınızı birbiriniz ile paylaşacağınız sorular hazırlayıp, bu soruların cevaplarını kağıtlara yazabilirsiniz. Daha sonra bu kağıtları birbiriniz ile değiştirin. Her soru ayrı kağıtlarda olsun ki cevaplar daha dikkat çekici olsun. Aynı şeyleri sevmek zorunda değilsiniz ama onun sevdiği sanatçının şarkılarından bir cd yapıp ona verdiğiniz zaman onun nasıl mutlu olacağını göreceksiniz. Böylece onun mutlu olmasını sağlayarak hem birbirinizi daha yakından tanımış olacaksınız hem de vakit geçirmiş olacaksınız.

    Birlikte bir hobi edinebilirsiniz.

    • Yemek yapmak,
    • Spor yapmak,
    • Yürüyüş, yüzmek,
    • Kolye ya da bilezik yapmak,
    • Fotoğraf çekmek.

    Burada amaç hem birlikte olmak hem de aynı anda sevdiğiniz bir şeyi yaparak zaman geçirmek.

    Kısa bir günün özeti. Soru sormadan, eleştirmeden… Günün nasıl geçti? sorusunu gerçekten onu önemsediğiniz için sormayı deneyin. Acaba bugün benden gizli bir şey yaptı mı diye sorarsanız ve çocuğunuz bunu hissederse gerçekçi olmaz, size olan güveni yıkılabilir. Mesela o gün çocuğunuz kötü bir olay yaşamışsa onu eğlendirmek için kendi çocukluğunuzdan komik anılarınız ile anlatabilirsiniz. Böylece bir daha bir olay yaşadığında aklına ilk siz geleceksiniz ve önce size anlatacaktır.

    • Beraber bir aktiviteye başlayın.

    Bir yap-boz olabilir.

    Bu yap-boz bittikten sonra birbirinize bir tatlı yeme sözü verin.

    Ödülünüz olsun.

    O tatlıyı bir şeyi başarmanın verdiği haz ile yediğinizde daha lezzetli olduğunu göreceksiniz.

    Mesela bir gazete çıkartabilirsiniz. Evin haberlerini yazabilirsiniz. Günlüğün daha eğlenceli hali de denebilir. Resimlerinizi yapıştırabilirsiniz. Gittiğiniz yeri anlatabilirsiniz, analiz edebilirsiniz. Hem neler yaşadığınızı, neler hissettiğini paylaşmış olacaksınız hem de bunu eğlenceye çevireceksiniz.

    Her zaman faaliyet bulmaya da gerek yok. Çocuğunuz bazen yaratıcığı ile size zaten yön verecektir. Buna izin verin. Eminim fikirlerine çok şaşıracaksınız.

    Zamanla göreceksiniz ki birlikte geçirdiğiniz zamanların süresi daha uzun olmaya başlıyor ve televizyon izlemekten daha eğlenceli bir hal alıyor.

    Bu da mutlu ve bir arada aile demek değil mi zaten?

  • BENCİL ÇOCUKLAR MI YETİŞTİRİYORUZ?

    BENCİL ÇOCUKLAR MI YETİŞTİRİYORUZ?

    Çağın Vebası: Şımarıklığı özgüven zannetmek

    Çocuklarımıza cesaret vermek istiyoruz. Yapabilirsin, çocuk oyuncağı, kendine güven, sen çok başarılısın… Böylece ne isterlerse elde edebileceklerini mesajını veriyoruz. Her zaman en iyisini hak ettiklerini, herkesten üstün olduklarını onlara inandırıyoruz. Sonra çocuklarımızın hayattan beklentileri fazlalaşıyor. Çok para, ünlü olmak, çok başarılı olmak, çok çok çok…

    Hep fazlası, hep çokluk, hep bolluk.

    Bu çocuklar hep fazlasını istedikleri için bir üniversite yetmiyor. İki üniversite okumak arkasından yüksek lisans,doktora, dil eğitimi derken sonra hiçbirini gerçekleştiremez oluyorlar ; çünkü elindekilerinin kıymetini bilemeden kaybediyorlar.

    Kendilerine çok güvenen bu çocuklar iyi bir işe girmeyi hedefliyorlar ama eleştirilere açık olmadıkları için iş hayatında da başarısız ve mutsuz oluyorlar. Bu mutsuzluk beraberinde saldırganlığı getiriyor. Daha bencil, agresif ve depresif olabiliyorlar…

    Bana sorular geliyor; ‘ Mükemmel çocuk nasıl yetiştiririm?’ Ben de soruyorum.

    • Mükemmel ne demek?
    • Gerçekten Mükemmel çocuk mu istiyoruz?
    • Peki biz mükemmel miyiz?
    • Kime göre mükemmel olacak?

    Ne kadar karışık sorular değil mi? Cevabı da öyle. Hiç kimse mükemmel değil. Çocuklarımız da mükemmel olmak zorunda değiller. Onları her zaman seveceğimizi bilmeleri yeterli.

    Sen mükemmelsin, seni en iyi okullarda okuttum, hep başarılı oldun diye havalara sokulan çocuklar düştükleri zaman kalkamıyor ve acıları ile başa çıkamıyorlar. İlk engelde başarısızlık korkusu geliyor ve toparlanmaları daha uzun zaman alıyor.

    • Peki yanlışı nerede yapıyoruz?
    • Özgüvenli çocuk yetiştirmek isterken karşı tarafın duygularını mı atlıyoruz?

    Özgüvenli çocuk, iletişimlerinde çok iyidir, sadece kendilerine odaklanmaz. Başkalarına saygılı olmayı unutmazlar.

    Bencil bireyler ise hem güçlü hem zayıf yönlerine odaklanmak yerine sadece güçlü yönlerini görür ve karşı tarafın duygularına önem vermezler.

    Bizim çocuklarımız için asıl hedefimiz, onlara empati yeteneği ile saygılı iletişim başarısını kazandırırken, zayıf yönlerini geliştirmeye teşvik etmek olmalıdır.

  • Çocuk istismarı ve ihmali

    ÇOCUK İSTİSMARI , 3 ÇEŞİTTİR. FİZİKSEL,CİNSEL VE DUYGUSAL İSTİSMAR.

    Ben makalemde 0_18 yaş arasından bahsedeceğim. Çocuk istismarı: ÇOCUKLARIN KAZA DIŞI ÖNLENEBİLİR OLDUĞU HALDE ÖNLENMEMİŞ ETKENLER SONUCU ZARAR GÖRMESİDİR.

    FİZİKSEL İSTİSMAR,Çocuğun fiziksel açıdan zarar görmesi ve bedensel bütünlüğünün bozulmasıdır.Bu çocuklarda MORLUKLAR, ISIRMA_ EMME İZLERİ , ESKİ_ YENİ YARA İZLERİ ,YANIKLAR,KIRIKLAR ,ORGAN YARALANMALARI,GÖZLERDE _KULAKLARDA DARBE İZLERİDİR.ANİ OLUŞMUŞ KAFA TRAVMALARINDA,MERDİVEN DÜŞME OLAYLARINDA ÇOCUK İSTİSMARI DÜŞÜNÜLMELİDİR.

    0_2 YAŞ ARASI BEBEKLERDE BEBEĞİN ANİ SARSILMASINA BAĞLI BEYİN KANAMALARI VE KOMA GELİŞEBİLİR (SARSILMIŞ BEBEK SENDROMU ).

    CİNSEL İSTİSMAR ,PSİKO SOSYAL GELİŞİMİNİ TAMAMLAMAMIŞ BİR ÇOCUĞUN BİR ERGEN TARAFINDAN CİNSEL UYARI VEYA DOYUM AMACIYLA KULLANILMASIDIR.

    DUYGUSAL İSTİSMAR,Çocukların kendilerini olumsuz etkileyen davranışlara maruz kalması,gereksinimleri olan İLGİ , SEVGİ,BAKIMDAN YOKSUN KALMASIDIR. SONUÇTA ÇOCUK TOPLUMSAL ,BİLİMSEL STANDARTLARA GÖRE PSİKOLOJİK TRAVMAYA UĞRAMIŞ OLUR.

    DUYGUSAL İSTİSMAR SIKTIR VE TANINMASI GÜÇTÜR.

    ÇOCUK İHMALİ,Çocuğun beslenme , sağlık, barınma, giyim,eğitim , korunma , gözetim gibi temel gereksinimlerinin yetersiz karşılanması veye karşılanmamasıdır.

    SONUÇTA;BÜYÜME GERİLİĞİ,ZİHİNSEL GELİŞİM GERİLİĞİ , ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ,YARALANMA , KAZALAR,SAĞLIK KURUMLARINA GİDEMEME,TERK EDİLME,EVDEN KOVULMALARA YOL AÇABİLİR .SIK VE TANINMASI GÜÇTÜR.

    ÇOCUK İSTİSMAR VEYE İHMALİ DÜŞÜNÜLEN HER ÇOCUK SAĞLIK KURUMUNDA GÖZETİM ALTINDA TUTULMALIDIR.

    Şüpheli olgularda , Çocuk sağlık kurumuna geç getirilir, gecikme nedeni açıklanamaz.Ailenin verdiği öykü çelişkilidir.Öykü ile çocuğun muayene bulguları uyumsuzdur.Getirenler birbirini suçlayabilir.Çocuk öncesinde sağlıklıdır ,olay ani gelişmiştir.

    BU ÇOCUKLARA VE AİLELERİNE ,TİBBİ , PSİKOLOJİK,SOSYAL,HUKUKİ YARDIM YAPILMALIDIR.

  • Bağlanma Kuramı Üzerine II

    Bağlanma Kuramı Üzerine II

    • Erişkinlikte Bağlanma

    Erişkin hayatındaki bağlanma davranışı, çocuklukta, ergenlikte ve gençlikte gösterilen bağlanma davranışının bir devamı olarak düşünülmektedir.

    • Weiss erişkinlikteki bağlanmayı çocukluktaki bağlanmadan ayıran üç özellik tanımlamıştır:

    (I) Erişkinlerde, bağlanma ilişkileri tipik olarak eşler arasındadır, diğerinde bakım alan (bebek) ve bakım veren (ebeveyn) arasındadır;
    (II) Erişkinlerdeki bağlanma çocukluktaki bağlanma gibi diğer davranışsal sistemlerin etkilenmesinden sorumlu değildir;
    (III) Erişkinlikteki bağlanma sıklıkla cinsel ilişki içerir. Erişkinde Bağlanma Biçimleri Erişkin bağlanmasıyla ilgili araştırmalar, bağlanma biçimiyle birleşmiş zihinsel modellerin içeriklerini anlamaya ve ilişkilerin farklı modellerinin ilişkisel yaşantılarına odaklanmıştır.

    Bartholomew ve Horowitz, Bowlby’ nin bağlanma kuramını temel alarak ve kişinin kendisinin ve başkalarının içsel çalışma modeli olan iki tipten yola çıkarak ortaya koyduğu 4 ayrı bağlanma biçimi oluşturulmuştur. Dört prototip bağlanma modeli bireyin benlik imajı (pozitif ya da negatif) ve başkalarının imajlarının (pozitif ya da Negatif) birleşimleri kullanılarak tanımlanmıştır. Tanımlanan erişkin bağlanma biçimleri arasında ilki güvenli bağlanma biçimidir. Güvenli bağlanma biçimi, kendini değerli hissetme ve sevilebilir olduğu duygusunu genellikle diğer insanların kabul edici ve cevap vericiliğine dair beklentileriyle birleştirir. Saplantılı bağlanma biçimi ise kendini değersiz hissetme (sevilmeye layık görmeme) duygusuyla başkalarına yönelik olumlu değerlendirmeleri yansıtır. Saplantılı biçime sahip olanlar kendilerine güveni az, başkalarını destekleyici olarak algılayan, bu destekten olumlu şekilde faydalanamayan, kendini açma düzeyleri az olan bireylerdir.

    Kayıtsız bağlanma biçiminde kendini değerli hissetme ve sevilebilir olduğu duygusunu diğer insanlara karşı olumsuz beklentilerle birleştirir. Böyle kişiler, yakın ilişkilerden kaçınarak, hayal kırıklıklarına karşı kendilerini korurlar ve bağımsızlıklarını ve incinemezliklerini sürdürürler. Korkulu bağlanma biçiminde kendini değersiz hissetme ve sevilmeye layık görmeme duygusu ve diğerlerinin olumsuz, güvenilmez ve reddedici olarak algılanmasına yönelik beklentilerle birleşir. Bu bağlanma biçimine sahip kişiler başkalarıyla yakın bağlar kurmaktan kaçınarak, başkalarından beklenen reddedilmeye karşı kendilerini korurlar. Güvenli bağlanması olanlar hem kendileri hem de başkaları konusunda pozitif bakış açısına sahiptirler. Güvenli bağlanması olanlar sıkıntılarını kabul ederek, başkalarından yardım ve destek talep ederek yapıcı bir biçimde kendi zor duygularını ifade etmede rahattırlar. Kayıtsız bağlanması olanlar temelde kaçınmacıdırlar çünkü kendileri ile ilgili olumlu ama başkaları ile ilgili olumsuz görüşlere sahiptirler. Negatif duyguları baskı altında tutma eğilimindedirler ve kaçınma stratejilerini temel başa çıkma stratejileri olarak kullanırlar. Saplantılı bağlanması olanların ise kendileri ile ilgili bakış açıları negatif, başkaları ile ilgili bakış açıları pozitiftir ve temelde kaygılıdırlar. Negatif duygularını abartılı ve sürekli bir biçimde eşlerinin onayını arayarak gösterirler. Korkulu bağlanması olanlar kendileri ve başkaları ile ilgili negatif modellere sahiptirler ve kaygılı/kaçıngan olarak sınıflandırılabilirler. Kaygılı/kaçınganlar başkaları ile yakın ilişki kurmak arzusunda olmalarına karşın, ilişkilerinde aşırı yakınlıktan kaçınırlar çünkü incinebilecekleri konusunda kaygılıdırlar. Güvenli bireyler daha az güvenli bireylerle karşılaştırıldığında stres kaynağı olayları daha az tehdit edici olarak değerlendirirler. Bu kişilerin kendilerinde stres oluşturan durumun nedenleri ile başa çıkabilecekleri konusunda yeteneklerine güvenleri vardır. Duygularını açık bir biçimde ifade ederler. Destek aramayı stres yaratıcı durumlar ile başa çıkmak için bir duygu düzenleme stratejisi olarak kullanırlar. Durumları açıkça tartışırlar ve çatışmalardan kaçınmak yerine onlara çözüm bulurlar. Ayrıca güvenli bireyler kızgınlığın psikolojik işaretlerinin farkındadırlar. Uyuma yönelik problem çözümlerine ortak olurlar. Kızgınlıklarını kontrollü ve düşmanca olmayan bir biçimde ifade ederler. Sonuç olarak, güvenli bağlanma biçimine sahip bireylerde pozitif duygu yaşantısı yaratıcı problem çözmeyi geliştirir. Bağlanma ve

    Psikopatoloji Son yıllarda, anne-çocuk ilişkisi konusunda yapılan araştırmaların önemli bir bölümünü bağlanma konusunun oluşturduğu görülmektedir. Bu durumun en önemli nedeni ise, anne-baba ve çocuk ilişkisini araştırmanın her iki nesil için de giderek önem kazanmasıdır. Çünkü bağlanma, çift yönlü bir süreçtir.

    Pek çok araştırmacı anne-çocuk ilişkisinin sürekliliğinin sonraki yaşantıların temelini oluşturduğunu ileri sürmektedir. Kişinin yaşamındaki en önemli kişilerin annesi ve babası olduğunu; anne ve baba ile iyi bir ilişkinin genç ve erişkin ruh sağlığında belirleyici rol oynadığını belirtilmiştir. Bowlby’nin çalışmalarından başlamak üzere güvensiz bağlanma biçimi daha sonraki yaşam dönemlerinde psikopatolojinin belirleyicisi olarak düşünülmüşken güvenli bağlanma sağlıklı süreçlerle ilişkilendirilmiştir. Doğanın özgün modeli güvenli bağlanmadır. Güvensiz bağlanma biçimleri olan kaygılı/ikircikli bağlanma anksiyete bozuklukları ve depresif bozukluklarla ilişkilendirilirken, kaçıngan bağlanma davranış bozukluğu ve diğer dışa vuruk patolojilerle ilişkilendirilmiştir. Dağınık bağlanmanın (dezorganize/dezoryante) ise dissosiyatif bozukluklarla birlikteliğinden söz edilmiştir. Koruyucu ruh sağlığı açısından bakıldığında güvensiz bağlanmanın pek çok psikopatolojinin gelişimi ile ilişkili olduğu düşünülürse, olguların ve aslında tüm bireylerin çocuk sahibi olmayı planladıkları dönemde, gebelik döneminde ve çocuklarını yetiştirirken desteklenmeleri sağlıklı nesiller yetiştirmek açısından çok önemli gibi görünmektedir.

  • Çocuk psikolojisi

    ÇOCUK PSİKOLOJİSİ

    ÇOCUKLAR ,Herşeye kahkaha atabilirler . NEDENSİZ MUTLU OLURLAR.

    ÇOCUKLAR, Çok kolay öğrenirler ve öğrenmeye çok açıktırlar.

    ÇOCUKLAR ,Arkadaşlarını çok severler,onlarla birlikte olmak için her şeyi yaparlar.

    ÇOCUKLAR , Akıllarında ne varsa söylerler,hiç içlerine atmazlar,her şeyi doğrudan anlatırlar.

    ÇOCUKLAR,İstediklerini elde etmek için tüm enerjilerini harcar ASLA VAZGEÇMEZLER.

    ÇOCUKLARIN TÜKENMEZ BİR ENERJİSİ VARDIR.

    ÇOCUKLAR HER ZAMAN MEŞGUL OLACAK BİR ŞEYLER BULURLAR.

  • Otistik çocuk

    OTİSTİK ÇOCUK

    OTİZM sosyal olamama hastalığıdır.1/130 sıklıkta rastlanır. Kaliforniya silikon vadisinde dünyada en sık rastlanmaktadır. Kliniği çok farklıdır. ATİPİK OTİZİM ; bilgisayarcılar ve matematikçiler arasında sıktır.Klinikolarak hafif, orta, ağır şekilleri vardır.

    OTİZM DE zeka düzeyi normaldir.

    OTİZM DE ;dil gelişimi problemi vardır.OTİSTİK çocuk ismi çağırılınca bakmaz ,canı isteyince çağırıldığı kişiye cevap verir,gece konuşmaya başlar. OTİSTİK ÇOCUK kendisinden 3. kişi olarak bahseder. BEN yerine SEN der.Bazı cümleleri kalıp gibi kullanır. Bazı sözleri papağan gibi tekrarlar.DİL GELİŞİMİ 5. yaştan sonra daha iyidir. Normal olarak beyin 2,3,5 yaştan sonra gelişir.Otistik önceden bildiği kelimeleri zamanla unutur.

    OTİZM AİLEVİ RİSK TAŞIR(ebeveyninin biri veya herikisi otistik olan ailenin çocuğunun OTİSTİK olma olasılığı toplumun diğer kesimine göre daha fazladır.)

    OTİSTİK BEBEK sebebsiz ağlayabilir, annesi kucağına aldığı zaman bile susmaz. Normalde 1 yaş civarında çocuklar işaret parmaklarını kullanarak tanıdıkları kişileri nesneleri gösterebilir, isteklerini bu parmak ile işaret ederek anlatabilirler.Bu ileride DİLİN GELİŞECEĞİNİ gösterir.OTİSTİK ÇOCUK İŞARET PARMAĞINI KULLANAMAZ.

    KLİNİK TANIda CHAT TESTİ yardımcıdır.OTİSTİK ÇOCUKLAR ayrıntılara çok dikkatederler,ama ayrıntıdan kurtulup, asıl hedefe ulaşamazlar. Örneğin kapı kolunun tüm ayrıntılarını bilir . ama kapıyı açamazlar.

  • Neden çocuk göğüs hastalıkları doktoruna gitmeliyiz?

    NEDEN ÇOCUK GÖĞÜS HASTALIKLARI DOKTORUNA GİTMELİYİZ?

    Solunum sistemi hastalıkları tüm dünyada ve ülkemizde çocukların en sık doktora başvuru ve hastaneye yatış nedenidir. Solunum sistemimiz ve akciğerlerimiz direkt olarak çevre ile ilişkilidir. Bu nedenle de enfeksiyonlar, alerjenler, hava değişiklikleri gibi bir çok faktörden kolayca etkilenebilirler.

    Sağlıklı bir çocuk bir yılda 5-8 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Çocuk büyüdükçe bu sıklık azalmaktadır; ama bazı çocuklar daha hassastır ve hem daha sık solunum yolu enfeksiyonları geçirirler hem de bu enfeksiyonları takiben uzun süren öksürük, hırıltı nefes darlığı şikayetleri olur.

    Astım

    Son 40-50 yıl içerisinde tüm dünyada ve ülkemizde astım ve benzeri alerjik hastalıklar artış göstermektedir

    Çocuklarda astım tanısı nasıl konur?

    Çocuğum büyüdüğünde bu hastalığı üzerinden atabilecek mi?

    Astım nasıl tedavi edilir?

    Astım tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri var mı?

    Çocuğum alerjik onu korumak için neler yapabilirim?

    Zatürre

    Acaba çocuğum zatürre mi oldu?

    Zatürre akciğerlerinde kalıcı bir zarara yol açar mı?

    Zatürre tekrarlar mı? Tekrarlamaması için ne yapabilirim?

    Uzamış Öksürük

    Çocuklarda öksürüğün 4 haftadan uzun sürmesi uzamış öksürük tanımına girer. Bu durumda mutlaka bazı tedavilerin verilmesi ve hastanın tedaviye cevabına gore bazı testlerin yapılması gerekir.

    Nasıl tedavi edelim?

    Zatürre, astım, uzamış öksürük, hırıltı nefes darlığı gibi şikayetler ile Çocuk Göğüs Hastalıkları uzmanına başvuran bir hastada bizim için en önemli olan

    Hastanın bir an önce hastanın iyileştirilmesi,

    Benzeri olayların tekrarlamaması için gerekli önlemlerin alınması

    Özellikle tedaviye iyi yanıt vermediğini düşündüğümüz hastalarda acaba altta yatan başka bir hastalığın varlığını araştırmaktır.

    Öksürük , hırıltı nefes darlığı ile gelen bir hastada ,kistik fibrozis, yabancı cisim aspirasyonu , reflü, bağışıklık sisteminde yetersizlik, doğumsal hava yolu anormallikleri gibi bir çok farklı hastalık altta yatan gerçek sebep olabilir ve araştırılması gerekebilir.

    Özellikle büyüme gelişmesi iyi olmayan , tedaviler iyi yanıt vermeyen, sık hastane yatışları olan, şikayetleri doğumdan itibaren başlayan hastalar öncelikle araştırılması gereken hastalardır