Etiket: Çocuk

  • Beyin tümörleri !

    Beyin Tümörleri
    Beyin Cerrahinin önemli bir hastalık grubunu beyin tümörleri oluşturmaktadır. En basit anlatımıyla beyin tümörü, beyindeki anormal hücrelerin çoğalımı ve kitle oluşturmalarıdır. Beyin tümörü, kafatası içerisinde karakterine göre düzensiz ya da düzenli bir biçimde büyüyerek beyin üzerine baskı yapar; ve genişleme, büyüme imkânı olmayan kafatası içerisinde bulunduğu bölgeye ve baskı altında tuttuğu beyin alanına göre belirtiler verir; fakat öncelikli olarak beyin-omurilik sıvısı akışkanlığını bozup veya akımı tamamen durdurup kafa içi basıncının artmasına bağlı bulgular gösterir. Genel olarak beyin tümörlerini kötü huylu ve iyi huylu olarak sınıflandırabiliriz.

    Kötü Huylu Beyin Tümörü:

    Glial Tümörler: En sık görülen beyin tümörü yani beyin kanserlerinin çoğunu bunlar yapar. Kontrolsüz çoğalma özelliği olan hücreleri içerirler. Hızla büyüyüp çevrelerindeki sağlıklı dokunun içine uzanır, çok nadir de olsa omuriliğe, hatta vücudun diğer organlarına da yayılabilirler. Bunların klinikte nasıl seyredeceğini anlamak üzere evrelendirilmesi dört grupta yapılır: Evre I ve Evre II “düşük evreli” olarak adlandırılırken, Evre III (anaplastik astrositom) ve Evre IV (glioblastoma multiforme) ise “yüksek evreli” kabul edilir. Bu gruptaki bazı diğer tümörler; ependimom, medulloblastom, oligodendrogliomdur. Sağkalım süreleri ise patolojik evreleme (yani normal olmayan dokunun bazı özel boyama ve üretme teknikleri ile mikroskop altında incelenmesi), radyoterapi, kemoterapi alıp almama durumu, tedaviye yanıt ve yaş ile ilişkilidir. Düşük evreli glial tümör sağkalım süresi uzunken, yüksek evreli glial tümör için çok daha kısadır. Ayrıca düşük evreli tümörler yüksek evreli tümörlere dönüşebilir.

    Metastatik beyin tümörü :Vücudun başka yerindeki bir tümörün beyne yayılması sonucu gelişen tümörlerdir. Metastatik beyin tümörleri kan yoluyla yayılım gösterir ve en fazla akciğer, meme, kalın bağırsak, mide, cilt ya da prostat kanserlerinden kaynaklanırlar. Bazı hastalarda beyinde birden fazla alanda metastatik odak ta saptanabilir. Onkoloji kliniklerinde tanı konup, tedavi amacıyla yatırılmış hastaların %20-40’ında beyin metastazı görülmektedir. Bu oran tüm beyin tümörlerinin %10’unu oluşturur. Metastatik beyin tümörleri, diğer beyin tümörlerinden 4 kat daha fazla görülürler. Metastatik beyin tümörü riski 45-65 yaş aralığında artar, 65 yaş sonrası ise en yüksek orana ulaşır. Önce lokal anestezi ile yapılabilen stereotaksik cerrahi ile biyopsi alınarak kesin tanı konması tedavi seçimini kolaylaştırır. Bazı kanser türleri, başka organda yerleşik birincil kanserin saptanmasından yıllar sonra beyne metastaz yaparlar. Ancak çoğu beyin metastazı, birincil tümörün saptanmasından önce beyin dokusuna yerleşir. Bazı hastalarda da, beyinde metastaz saptandığı halde başka organda yerleşik birincil tümör bulunamaz. Kötü huylu beyin tümörü tedavi seçenekleri; cerrahi girişim, ışın tedavisi, ilaç tedavisi yani kemoterapi ve radyo-cerrahidir. Tedaviye yanıt ise tümörün köken aldığı odak, yayıldığı organ sayısı, metastatik lezyon sayısı, hastanın yaşı, ek hastalık bulunup bulunmaması gibi faktörlerle ilişkilidir.

    İyi Huylu Beyin Tümörü:

    Bunlar genellikle kafatası içinde ama beyin dokusu dışında gelişen tümörlerdir. Meningioma (bu grubun önemli bir kısmını oluşturmak üzere), hipofiz adenomu, kraniofaringioma, dermoid ve epidermoid tümörler, hemanjioblastom, kolloid kist, subependimal dev hücreli astrositom, nörinom bu grubun en sık karşılaşılan lezyonlarıdır. Yavaş büyürler, çoğunlukla belirgin sınırları vardır, nadiren yayılım gösterirler, ancak diğer organlardaki iyi huylu tümörlerin aksine; iyi huylu beyin tümörü beyin gibi bir organda yerleşmiş oldukları için bazen hayatı tehdit edecek durumlara neden olabilirler. Bazıları nadir de olsa kötü huylu tümöre dönüşebilirler.

    İyi huylu tümör genellikle çevrelerindeki beyin dokusuna yayılım göstermedikleri için ameliyatla tam çıkarılabilme şansları yüksektir. Ancak az oranda da olsa yeniden ortaya çıkabilirler.

    Çocukluk Çağı Beyin Tümörü:

    Çocuklarda beyin tümörü farklı hücre gruplarından ve erişkine göre beynin daha farklı bölgelerinde gelişirler. Çocukluk beyin tümörü erişkinlere göre daha erken tanınabilirler. Çocuklarda düşük evreli kötü huylu tümör, yüksek evreli hale dönüşebilir ama bu daha seyrektir. Beyin tümörü tüm çocuk kanserlerinin %21’ini oluştururlar. Her yaş çocuk beyin tümörü görülebiliyor olmasına rağmen, 7 yaş altı daha riskli bir dönemdir. En sık görülen çocuk beyin tümörü “gliom” dur. Bu tümörler beyincikte yer aldıklarında medulloblastom olarak adlandırılırlar ve hızla büyüyerek beyin omurilik sıvısı akışını engelleyerek kafa içinde basınç artışına neden olurlar. Medulloblastom beynin diğer kısımlarına ve omuriliğe de yayılabilir.

  • Beyin tümörlerinde hastada yakınmalar ve bulgular

    Beyin tümörü deyimi genellikle kafatası, beyin zarı, beyin dokusunun kendisi, kafa içi kan damarları, doğumsal kalıntı dokuları, kafa içi salgı bezi olan hipofizden gelişen yada başka bir organ tümörünün kan yolu ile gelerek beyne yerleşmesi olarak tarif edilebilir.

    Her yaş grububunun tümörleri farklı sıklık gösterebilir. Örneğin bebeklik yada çocukluk çağında görülebilen bir tümör ileri yaşlarda oldukçe nadir olabilir. Bunun yanında yaşlılarda görülen bazı tümörlerde bebeklik yada çocukluk döneminde nadiren görülebilir.

    BEYİN TÜMÖRLERİNDE HASTADA YAKINMALAR VE BULGULAR

    Beyin tümörlerinde en sık şikayetler baş ağrısı, bulantı, kusma, çift görme olup bu bulgular her hastada bulunmayabilir. Bazı hastalarda ilk belirti sara nöbeti (epilepsi) olabilir. Ayrıca tümörün yerleşmiş olduğu beyin bölgesine ait belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar; konuşma güçlüğü, kol-bacak kuvvetsizliği, dengesizlik, sakarlık, düşmeler,gözde kaymalar (şaşılık), çift görme, görme azalması, yutma güçlüğü, işitme kaybı olup bu bulgulardan bir yada birkaçı ilk bulgular olabilir.

    Tümörün kafa içersinde büyüyererk kafa içi basıncında artmaya yolaçması ile baş ağrısı ortaya çıkar. Ancak bazı yavaş büyüyen beyin tümörlerinde tümör çok iri boyutlara ulaşmasına rağmen kafa içi basıncı yükselmez ve baş ağrısı mevcut değildir.. Bunun da sebebi yavaş büyüyen kitlelerde beyin sünger gibi çekilirek gelişen kitleye yer açar.

    Beyin tümörü için alarm verdirici bulgular

    -Daha önceki baş ağrılarına benzemeyen son birkaç aydır ortaya çıkan baş ağrısı.

    -Günler içersinde şiddetlenen baş ağrısına, bulantı ve kusmanın eşlik etmesi

    -Özellikle sabahları artan baş ağrısı

    -Çift görme

    -Orta yaşı geçmiş birisinin daha önce mevcut olmayan epilepsi (sara) nöbetleri geçirmeye başlaması.

    -Kadınlarda adet düzensizliği, erkeklerde cinsel isteksizlikle birlikte görme kaybı.

    -Yıllardır devam eden kulak çınlamasının daha sonra sağırlıkla devam etmesi.

    -Yutma güçlüğü, genizden konuşma, dengesizlik.

    ÇOCUKLUK ÇAĞI BEYİN TÜMÖRLERİ

    MEDULLOBLASTOM: Çocukluk çağında görülen en sık tümörlerdendir. Beyincikte ortaya çıkar. Baş ağrısı, bulantı, sabah kusmaları, dengesizlikle ortaya çıkar. Habis tümör olmasına rağmen cerrahi olarak çıkartıldıktan sonra kemoterapi ve radyoterapi ile çok olumlu sonuçlar alınabilir.

    ASTROSİTOMLAR: Yine beyincikte görülür. Ayrıca beyin sapı, görme sinirinden çıkabilir. Genellikle selim tümör olmasına rağmen cerrahileri güç tümörlerdir.

    KRANİOFARİNGİOMLAR: doğumsal kalıntılardan çıkan tümörlerdir. Çocukta gelişme geriliği, hormon yetmezliğine bağlı cücelik ve seks karekterlerinin gelişmemesi ile ortaya çıkar. Selim tümörlerdir.

    ERİŞKİN ÇAĞI BEYİN TÜMÖRLERİ

    MENİNGİOMLAR: Meninks denen beyin zarından çıkarlar. Zardan beyin dokusuna doğru gelişerek beyni baskı altına alırlar. Çoğunlukla selimdirler. Orta yaş sonrası ve kadınlarda daha sıktır. Çok yavaş büyürler. Cerrahisi genellikle nispeten kolaydır.

    GLİOBLASTOMA MULTİFORME: Erişkinlerde görülen en habis beyin tümörüdür. Tümöre ait şikayetler genellikle 1-2 aydır mevcuttur. Günler haftalar içersinde büyüyerek tedaviye rağmen 1yıl içersinde ölüme sebep olabilir. Tedavide cerrahi olarak çıkartıldıktan sonra radyoterapi ve kemoterapi uygulanır.

    ASTROSİTOMLAR: Çocuklarda görülenden farklı olarak beyincikte değil beyinde ortaya çıkar. Genellikle ilk bulgu saradır (epilepsi) 3 derecede değerlendirilir. 1 ve 2. derece astrositomlar selim, 3. derece ise habistir. Tedavi cerrahi, habis olanlarda cerrahi+radyoterpidir.

    HİPOFİZ TÜMÖRLERİ: Beyin tabanında yer alan ve hormon salgısı ile görevli hipofiz bezinden gelişirler. Hormon bozukluğu bulguları ile yada kitle etkisine bağlı görme sinirine baskı yaparak görmede azalma ile ortaya çıkar. Kadınlarda adet düzensizliği, adet görememe, çocuk sahibi olamama, göğüsten süt gelmesi, erkeklerde cinsel iktidarsızlık, çocuk sahibi olamama ile ortaya çıkar. Ayrıca aşırı kilo alma, guatr, büyüme hormonu salgısının fazlalığına bağlı el ve ayaklarda, burun ve çenede büyüme, kabalaşma ortaya çıkar.

  • Sırt çantası güvenliğinin alfabesi

    Ülkemizde yaklaşık 15 milyon öğrenci omuzlarında sırt çantaları taşıyarak okula gidiyor, 5 milyon kadarı ise sırtlarında taşımaları gereken ağırlığın iki katı kadar yük taşıyor. Amerika’da yapılan güncel bir araştırmaya göre; doktorların %40’ı fazla yük taşımaktan veya sırt çantalarının düzgün kullanılmamasından oluşan sırt ağrısı ve omurilik travmasından şikayetçi çocuk ve gençleri tedavi etmiştir. Çocuğunuzu sırt ve boyun ağrısından korumak için bu adımları takip edin.

    Tekerleklere İzin Verin- Araştırmaya katılanların %30’una tekerlekli sırt çantası taşımaları önerildi. Bu tarz bir sırt çantası eğer çocuğun ailesinin, çocuğun on kilodan fazla yük taşıyacağı konusunda tahminleri varsa, sırt ağrısı problemlerini çözmede yardımcı olur.

    Esaslar-Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanlarının %20’si geleneksel tarzdaki sırt çantalarının kullanılması konusunda oy birliğine vardı. Eğer bu tarz bir sırt çantasında karar kıldıysanız, çantanın iki askısı olduğuna ve pamukla doldurulmuş kayışlarla beraber, bel için fazla yük desteği olan bel kayışları olduğuna emin olun.

    Rahatlık- Doktorların %30’u ailelere gördükleri ilk sırt çantasını almamalarını öneriyor. Çocuğun çanta ile rahat ettiğinden ve kayışlarının sıkıca uyduğundan emin olmak önemlidir.

    Aşırı Yük Taşımayın-Aileler çocukları için hangi tarzdaki sırt çantasını seçerlerse seçsinler, asıl önemli olanın çanta değil, çantanın içine konulacak okul gereçleri olduğunu hatırlamalılar. Aslında araştırmaya katılanların %64’ü çocukların ve gençlerin çantalarını en çok aşırı yük yüklemek amacıyla kullandıklarını söylüyor. Araştırmaya katılan bütün doktorlar, çocuğun taşıdığı nesnelerin değil, çantanın büyüklüğünün çocuğa göre seçilmesi gerektiği fikrinde birleştirler.

    Herşeyi Doldurmayın-İhtiyacınız olan tek şey çanta. Doktorlar çantanın toplam ağırlığının, çocuğun ağırlığının %10-15’i kadar olması gerektiğini söylüyor.

    Bedeninizi sarın-Her zaman iki kayışı da kullanın ve omuzlarınızın üstünde rahatça duracak şekilde ayarlayın.

    Düzenli Olun-Çantanın içini ağır eşyalar sırtınıza yakın olacak şekilde düzenleyin. Küçük bölümleri, eşyaları eşit olarak paylaştırmak ve ağırlığı eşit olarak dağıtmak için kullanın.

    Fazla Yük Ağrıya Neden Olabilir-Taşıyabileceğinizden fazlasını yüklemeyin. Çantanızdaki gerekli olmayan eşyaları boşaltın. Çocuklarınızı ihtiyaç duyacaklarından daha fazla kitap taşımamaları için cesaretlendirin.

    Eğer aileler, çocuklarının taşıdığı ağır okul eşyalarından endişeleniyorlarsa şunları da yapabilirler:

    Öğretmenlerle konuşarak, yükleri azaltacak yollar arayın

    Kitapları ikişer set olarak satın alın. Biri okulda diğeri evde kalması için (ya da kütüphanede haftalık olarak kitapların fotokopilerini çektirin)

    Çocuklarınızı sakatlanmaları önlemek için sırt ve çevresindeki kaslarını kuvvetlendirmeleri için cesaretlendirin

    Daha fazla bilgi ile yetişkin nüfusun %80’ini etkileyen, insanların doktora gitmekteki en büyük ikinci sebebi olan sırt ağrısından kaçınabilirsiniz. Eğer sırt ağrınız varsa ve bundan kurtulmak istiyorsanız hemen bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına danışın.

  • Okul öncesi çocukluk çağı düşmeleri ve kafa travmaları

    Beyin travmaları, önemli bir halk sağlığı problemidir. Genellikle trafik kazaları, düşmeler, darplar ve spor yaralanmaları sonucu gelişir. 45 yaş altı yetişkinlerde ve çocuklarda en sık hastaneye başvuru nedenleri arasındadır. Kafa travmaları, her zaman ağır travmalar tarzında olmamakta, bazen önemsiz gibi görülen veya çok kısa süreli bilinç kaybına neden olup düzelen, yapılan tetkiklerde ciddi bir birincil hasarın görülmediği hafif kafa travması olarak da sınıflandırılmaktadır. Son yıllarda bu konuda yapılan çalışmalarda; Tekrarlayan travmaların beyinin yüksek fonksiyonlarında hasar oluşturabileceği ve zeka fonksiyonlarını etkileyebileceği iddia edilmektedir. Burada dikkate edilmesi gereken tek tek ufak travmalar değil sürekli ve yenileyen travmalardır. Ayrıca hepimizin tecrübesi hiç bir çocuktan düşemeden büyümez. Burada ayrımı iyi yapmak gerekir. Okul öncesi dönem çocuklarında düşmeler ve kafa travmaları anne ve babaların sık karşılaştı sorunlardır. Bu dönemi 2 yaş öncesi ve 2-7 yaş arası olarak ikiye ayırarak incelemek doğru olur.

    İki yaş öncesi dönemde bebeğimiz daha yeni yürümeye başlamış, beyinin ve kasların fonksiyonları henüz oluşmuş ve olgunlaşma devam etmektedir. Yatarken, otururken ve yürürken kendini koruma, tehlikelerden uzak durma yetisine ve reflekslerine sahip değildirler. Yaşına uygun olarak, yattığı yerde dönebilir, emekleyebilir, oturabilir, destek alarak veya almadan yürüyebilir. Bunları yaparken yattığı, oturduğu yerden düşebilir, yürürken dengesini kaybedip yada ayağı takılıp düşebilir. Bu yaş grubunda baş yetişkinlere oranla çok büyük, kafatası kemikleri daha yeterince olgun ve sert değildir, travma direk olarak beyin dokusunda hasar oluşturabilir. Buna karşılık doğa bu zayıflığı, beyinin elastikiyet ve esnekliğini ileri derecede artırarak azaltmaya çalışmıştır. Bu yaş grubunda başa gelen darbelerde, kafatası sanki bir pinpon topu gibi davranıp çöker ve sonra hemen eski halini alır, alttaki beyin dokusuda son derece elastik olduğu için bunu en az hasarla atlatmaya çalışır. Ancak tüm bunlar belli snırlar içinde gerçekleşir. Eğer tavma yeterince şiddetli ise, savunma mekanizmaları yeterli gelmez, kemik ve beyin dokusunda çeşitli düzeylerde hasar ve kanamalar ortaya çıkabilir.

    Travma geçirmiş veya geçirdiğinden şüphe edilen bebekte, biz hekimler olarak bir takım işaretleri ararız. Çocuğun yaşı, düştüğü yükseklik, zemin, düşme hızı ilk planda travmanın ciddiyeti konusunda bir fikir oluşturur. İkinci aşamada bu olaydan sonra çocukta oluşan değişimler, bilinç kaybı, uyku hali, kusma veya normal olmayan her şey bizim dikkatimiz çeker. Üçüncü aşamada muayene ve gerekirse radyolojik bulgular bizi sonuca götürür. Her zaman ilk 24 ve 48 saat önemlidir ve başlangıçta çocuk tamamen normal olsa da sonradan yeni bulgular ortaya çıkabilir. Bu nedenle travma sonrası 24-48 saat çocuğun ya ailesi tarafından yada gereğinde hastanede hekim tarafından takibini ve bu süre sonunda tekrar kontrolü öneririz.

    Pratik olarak böyle bir olayla karşılaşıldığında, eğer çocukta normal dışı kusma, uyku hali veya bilinç kaybı varsa, gözle görülür bir şişlik, morarma mevcuttsa ve kasılma nöbeti olmuşsa, travmanı şiddetine bakılmaksızın hızla hekime götürülemesi gerekir. Bilinci kapanmış çocuklarda başın arkaya yatırılıp, dilin bir kaşık arkası ile bastırılması çok önemli olan hava yolunu açık tutacak son derece faydalı bir işlemdir. Şiş olan yere soğuk tatbiki hem kanamayı hemde şişliği azaltır. Bu sırada zaman en büyük düşmandır ve hızlı ama panik yapmadan davranmak gerekir.

    Bu tür travmalardan korunmak için :

    1- Evde çocoğun başına kadar olan mesafedeki sert, keskin, sivri ve kenarları olan eşyaların uzaklaştırlması veya çevrelerinin yumuşak lastik veya sünger ile kaplanması,

    2- Zeminin yukşak ve kalın halı benzer malzemelerle örtülmesi,

    3- Çocuğun tırmanıp üzeriden düşebileceği eşayaların örneğin sandalyalerin kapatılması,

    4- Yatağının yanlarında koruma bariyerlerinin olması veya yatağın yere yakın yapılması

    5- Mümkün olduğu kadar çocukların gözetim altında kalması,

    6- Yürürken bilek dahil elinde tutulması

    gibi önlemler faydalı olacaktır. İki ve 7 yaş arası düşmeler çocukların daha hareketli, kas yapılarının daha güçlü olması nedeni ile bebeklik çağı düşmelerinden daha farklıdır. Bu dönemler de balkon, pencere, ağaç gibi yerlerden düşmeler daha sıktır ve iç organ hasarları ile eklem kırık ve çıkıklarıda olabileceği daha ciddi sonuçlanırlar. Kafatası kemikleri bu yaş grubunda artık sertleştiği ve esnekliğini kaybettiği için kırık, çatlak, çökme ve beyin dokusunda hasar riski artmıştır. Bebeklerden farklı olarak kendilerini daha iyi ifade ettikleri için takipleri daha rahattır. Travmanın şiddeti, travma sonrası dönem, klinik bulgular ve takip bebeklerde olduğu gibidir. Bu yaş grubunda yukarıda önlemlere ek olarak;

    1- Kapı ve pencelerin açık tutulmaması, önlerinde üzerine çıkabileceği eşya ve diğer malzemelerin uzaklaştırlması,

    2- Bisiklet ve benzeri araçları kullanırken kask, dizlik ve disrseklik kullanması, uygun olacaktır.

  • Diş hekimliğinde sedasyon nedir? Nasıl uygulanır?

    Diş hekimliğinde sedasyon nedir? Nasıl uygulanır?

    Lokal anestezi ile yapılacak işlemler sırasında hastanın rahatı ve işlemi daha kolay kabul etmesini sağlamak için anest Sedasyon sırasında belirli düzeylerde bilinç değişikliği ortaya çıktığı için 3-4 saat öncesinden hiçbir şey yememeniz ve içmemeniz (tamamen aç ve susuz kalmanız) istenir. Sedasyon amacıyla kullanılan ilaçlar da düşük dozlarda olmakla birlikte anestezi ilaçlarıdır. ezi doktoru tarafından uygulanan ve hastayı sakinleştiren bir destek yöntemidir. Damar yolundan uygulanan ilaçların etkisiyle hasta tedaviyi istekle ve kolayca kabul eder. Heyecan ve endişesi ortadan kalkar. İşlem süresince küçük ek ilaç dozları yapmak gerekebilir. İşlem süresince bilinçli sedasyon yapılan erişkin hastalar kendisine söylenen komutları duyar ve yerine getirir (ağzınızı açın, derin nefes alın vb). Ancak bu işlem başkasına yapılıyormuş gibi kayıtsız, rahat ve uykulu bir konumda bulunur.

    Daha derin sedasyon düzeylerinin gerektiği çocuk hastalar ise sözlü uyaranları duyamazlar ancak tekrarlayan yüksek sesli uyaranlara yanıt verebilirler. İşlem süresince hastanın kendi solunumu devam eder, nadiren düşük dozda oksijen desteği gerekebilir. Hastanın oksijen basıncı ve kalp hızı sürekli takip edilir. İşlem sonunda hasta ilaçları vücuttan atma hızına (metabolizma hızı) bağlı olmak üzere 30-45 dakika kadar gözlem altında tutulur ve bir refakatçi eşliğinde evine gönderilir. Çocuk hastalar uyanırken huysuz, hırçın, ağlayan bir çocuk olarak uyanabilirler. Bu hırçınlık hali genellikle 15-20 dakika, nadiren 2 saat sürebilir. Sedasyon sonlandıktan sonra da hastalara 1.5- 2 saat herhangi bir şey yememeleri tembih edilir.

    DİŞ HEKİMLİĞİNDE GENEL ANESTEZİ NEDİR?

    Genel anestezi (narkoz) ağrısız cerrahiyi mümkün kılan uyku benzeri bir durumdur. Bu amaçla kullanılan ilaçlara da genel anestezi ilaçları denir. Genel anestezi sırasında bilinç ve ağrı duyusu tamamen ortadan kalkar. Genel anestezi ilaçları gaz veya sıvı olmak üzere iki şekilde olabilir. Eğer gaz anestezikler kullanılacaksa yüzünüze yerleştirilen bir maske aracılığıyla derin nefesler almanız istenir. Bu şekilde anestezi makinasından sağlanan oksijen ve anestezik gaz karışımı akciğerden kana geçerek uyku halini yarat ır. Sıvı anestezikler ise el veya koldan takılan serum iğnesi aracılığıyla doğrudan damara (kan dolaşımına) verilir. Anestezi başlangıcı için küçük çocuk ve iletişim kurulamayan hastalarda birinci yöntem (maske ile anestezi), damar yolu açtıran büyük çocuklar ve sağlıklı erişkinlerde ikinci yöntem (damar içi anestezi) tercih edilir. Yapılacak işlemin süresine bağlı olarak eklenen anestezik gazlar veya damar içi anestezik ilaçlarla anestezi devam ettirilir. Yapılacak işlem bitene kadar anestezi de devam eder.

    Genel anestezi sırasında solunumun desteklenmesi gereklidir. Bu amaçla ağız, burun veya gırtlak üzerine yerleştirilen soluma maskesi veya nefes borusuna yerleştirilen soluma tüpü ile sürekli oksijen ile birlikte anestezi ilaçları uygulanır. İşlem sona erdiğinde anestezi ilaçları kesilir ve uyanmanız sağlanır. Uyanırken anestezi doktoru sizden çoğunlukla derin nefes almanızı, ağzınızdaki tükrüğü yutmanızı ve gözlerinizi açmanızı ister.
    Genel anestezi sonrasında ortaya çıkabilecek ağrı, bulantı ve kusma gibi istenmeyen etkileri ortadan kaldırmak için gerekli önlemler anestezi doktorunuz tarafından alınır.

    SEDASYON VE GENEL ANESTEZİ KİMLERE UYGULANIR?

    Aşağıdaki durumlarda hastanın ve yapılacak işlemin özelliğine göre sedasyon veya genel anestezi seçeneği uygulanabilir:
    1) İletişim kurmanın imkansız olduğu çocuk hastalar
    2) İletişim kurulamayan zihinsel engelli hastalar
    3) Çok uzun sürecek diş tedavileri
    4) Geniş kapsamlı çene cerrahisi işlemleri
    5) Aşırı endişeli, stresli ve diş hekimi korkusu olan bireyler
    6) Şiddetli bulantı ve öğürme refleksi olan hastalar

    Yrd.Doç.Dr. Zuhal Küçükyavuz Göktürk

  • Kilo fazlalığı sağlığımızı nasıl etkiler?

    Obezite nin görsel açıdan hastayı kendini kötü hissetmesinden çok daha önemlisi sağlığa ciddi zararlar verebilmesi ve bu sayede hayat kalitesinin gittikce düşmesidir.

    Obeziteyle oluşma riski artan hastalıklar

    Diabet ( type ll) in obez kişilerde görülme şansı normal kişilere göre 2 kat artar.

    Safra kesesi hastalıkları

    Osteoarthrit ( kıkırdak ve kemiklere dejenerasyon).

    Uyku apnesi

    Astım

    Kanser ( bayanlarda rahim, kolon,böbrek,safre kesesi, ve menopoz sonrası meme kanseri) erkeklerde ise (kolon, rektum, ve prostat kanseri)

    Gebelik Komplikasyonları,

    Period düzensizlikleri,

    Hirsutizm ( vücut ve yüz bölgesinde aşırı kıllanma)

    İdara kaçırma ( stres incontinence)

    Cerrahi riskinin artması,

    Psikolojik problemler( pnsycosocial)

    Kardiovaskular hastalıklar ve erken ölüm.

    Kime kilolu diyoruz?

    Vücut Kilo Endeksi
    (Body Mass İndex): ni hesaplayarak ve normal sınırlarla karşılaştırarak,kilolu(overweight) veya obez(obese) olup olmadığımızı anlayabiliriz.
    Bu rakamlara bir göz atalım ;
    Zayıf <18
    Normal =18-24(arası)
    Kilolu =24-30(arası)
    І .derece Obez 30-40
    II .derece Obez >40

    Bel çevresi ölçümü

    Normalın ustunde olan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski artmaktadır ;

    Kadınlarda

    Normal <80 cm

    Riskli = 80-88 cm arası

    Yüksek Riskli >88

    Erkeklerde

    Normal < 94 cm
    Riskli = 90 -102 cm arası
    Yüksek Riskli > 102 cm

    Çocuklarda Obezite

    Her geçen sene şişman çocukların sayısı artmaktadır.Hayat tarzının değişmesi yani yedikleri diyet ve fiziki aktivitenin azalması en önemli iki etkendir. Bir obez çocuk 44 kez kardiovaskular risk faktörleri daha fazla taşımaktadır.( yani obezite çocuklukta bile masum değildir). Aslında bu obezite epidemsinin nedeni değişik faktörlerden kaynaklanır. Onlardan bazılar; yiyecek sanayisinin çok kalorili yiyecekler üretmesi( fast foood lar), çalışan annelerin oranında artma ,ev yemeklerinin yapılmasında azalma ve çocuklara daha az göz kulak olabilmek , teknolojinin ilermesi ve apartman hayatı , bilgisayar, cep telefonu bipod vs)önemli ölçüde fiziki aktivitenin azalmasına neden olmuştur.

    Neden çocuklarda obezite önemlidir

    · Çocuğun kendine güveni azalır, kendi vücudunun imajı onu hafif de olsa depresyona sokabilir. Bu da davranış biçimini etkiler ve değişik sorunlar ortaya çıkabilir. Okul performansları gitgide düşebilir. · Kilolu çocukların (8/15 yaş) % 75 i şişman erişkinler olurlar. · Kilolu çocuklarda Diabet, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları riski yaş ilerledikce yükselir. · Uyku apnesi kilolu çocuklarda daha fazla görülür.

    Hangi Çocuğa Obez diyoruz

    (V.K.E) Vücut Kitle Endeksi , vücudun yağ oranını göstergesidir. Kilo (kg) rakamını boyun karesine(mxm) bölünmesiyle değişik yaş aralıklarında ,normal standartlara göre değerlendirilir.

    1-2 yaş grubunda VKE = 19

    2-6 yaş grubunda VKE = 18

    6-10 yaş grubunda VKE = 18-21

    10-18 yaş grubunda VKE 21-26’ arası normal 26 üstü obezite olarak kabul edilir.

    Laser Needle çocuk obezitesinde de kullanılabilir mi?

    Erişkin obezite tedavisinde olduğu gibi,Lazer Akupunkturun tüm faydalarından yararlanmak (açlık hissinin kontrol altına alınması,midenin toparlanması ve özellikle tatlı ve çikolata düşkünlüğünün kontrolü ) kilolu çocukların tedavisinde de mümkün ,sadece çocuklarda büyüme hızını etkilememek adına , çocuğun yaşına ve hedef boy ve kilıosuna uygun ,günlük alınacak Kalorisi belirlenip,diyet listesi hazırlanması gerekir .Çocuklar, gelişme döneminde oldukları için kalori dengesini çok iyi belirlemek lazım,çünkü çok düşük kalorili diyetler uygulanırsa kilo vermek hızlanır ama büyüme hızı (boy uzaması)da negatif yönde etkilenebilir. Esas olarak bu diyette, ağırlık proteinli gidalara verilir ve aşırı karbohidrat tüketiminden kaçınılır.

    Akupunktur ile zayıflama hedeflenirse ,çocuğun yaşı 11- 12 yaş ve üzeri olması başarı ranını yükseltir .Daha küçük çocuklar genelde fazla kiloları olsa bile yeterince durumu ciddiye alamazlar ve önerilen tavsiyelere uymaları söz konusu olamaz .11 yaş ve üzeri çocukların bir çoğunda artık dış gorünüş ve model almalar onem taşımaya başlar ve çocuk psikolojik olarak ,tedavi sürecinde kendisine düşen görevleri yapmakta daha az zorlanır .

    12-18 yaş arası çocuklarda pozitif hasta –doktor ilişkisi bu yaştaki gençlerin motivasiyonunda ,diyete uymasında ve uzun vadeli devam etmesinde çok önemli rol oynayabilir.

  • Akupunktur ile gece altını ıslatma tedavisi

    Çocukluk çağında sık rastlanan bir problemdir.İleri yaşlarda nadir olarak görülebilir. Sorun gece ve gündüz birlikte görülebilir.Fakat büyük çoğunluğu gece altını ıslatma şeklindedir.

    Çocuğun gelişim sürecinde 2-4 yaşları arasında tuvalet eğitimini tamamlaması beklenir.Bu süreç içinde, ailelerin aceleci ve baskıcı davranmamaları, çocuğun kendine özgü gelişim sürecine uyum sağlamaları gerekir.

    Tuvalet eğitiminin başlangıcında itibaren, beş yaşına geldiği halde altına kaçırma devam ediyorsa birincil enüresisten, tuvalet eğitimini kazandıktan en az 1 yıl sonra tekrar altına kaçırma başlarsa ikincil enüresisten söz edilir.Ayrıca teşhis için 6 ay boyunca, ayda en az 2 kez altına kaçırıyor olması gerekir.
    Bu vakaların çok az bir yüzdesinde organik sebep saptanabilir.Büyük çoğunluğunda organik sebep yoktur.

    Hastalığın sebepleri arasında aşağıdakiler sayılabilir;
    •Ailesel genetik yatkınlık
    •Derin uyuma özelliği
    •İçe kapanık, hassas kişilik yapısı
    •Otoriter, baskıcı aile yapısı
    •Psikolojik sorunlar(Anne Baba boşanması, yeni bir kardeşin doğumu gibi)
    •Mesane(İdrar kesesi) kapasitesinin düşük olması

    Altını ıslatma sorunu yaşayan çocuğun, sabahları yataktan ıslak kalkması çocukta ciddi bir sıkıntı ve çaresizlik duygusu yaratır.Bunun üzerine, ailenin, suçlama, cezalandırma, utandırma gibi yanlış davranışları da eklenirse, çocuktaki rahatsızlığın şiddeti artar.Bu durum hastalığın gidişini olumsuz etkiler ve olay bir kısır döngü içine girer.Bu yüzden, tedavi sırasında aileye hatalı ve doğru davranışlar konusunda bilgi verilmelidir.Ayrıca tedavinin başlangıcında çocukla iyi bir iletişim kurup güveni kazanılmalı, bu problemin birçok çocukta görülebildiği, tedavisinin olduğu ve iyileşebileceği anlatılmalıdır.

    Tedavi uygulanırken, çocuğa ve aileye aşağıdakileri yapmaları önerilir.
    •Akşam yemeğinde su içme isteğini arttıracak tuzlu gıda, kızartma gibi yiyecekler olmamalı
    •Akşam yemeğinden sonra su ve sulu gıdalar kısıtlanmalı
    •Yatmadan önce tuvalete girmeli, yattıktan 1 saat sonra kaldırılıp tekrar tuvaletini yapmalı
    •İdrarını yaparken biraz tutup biraz yapması, sfinkter kaslarının güçlenmesi açısından önerilmeli
    •Bir çizelge tutup, ıslak ve kuru kalktığı günleri işaretlemesi istenerek hastalığın gidişi gözlenmelidir.

    Eğer çocuk 7-8 kez gibi sık idrara gidiyor ve 20-30cc den az idrar yapıyorsa, idrar kesesi kapasitesi düşük olabilir.Kapasiteyi arttırmak için, birkaç bardak su içirilip, idrarını tutabildiği kadar tutması sonra da yapması öğretilir.

    Akupunktur tedavisi

    Akupunktur, sedatize edici, rahatlatıcı, etkisi yanında, boşaltım sistemindeki kasların daha güçlü çalışmasını uyararak sorunun çözülmesini sağlar.
    Ortalama 15 seans uygulama gerekir.İğneden korkan çocuklara lazer akupunktur uygulanabilir.
    Tedavi başladıktan sonra altına kaçırma birden kesilebilir veya önce seyrekleşip sonra kesilebilir.Bu süreç içinde ailenin sabırlı ve anlayışlı davranması gerekir.

  • Oyun terapisi hakkında

    Çocukların oyun ve oyuncaklar aracılığı ile istek ve ihtiyaçlarını ifade edebildikleri; öfke, kızgınlık, yalnızlık, başarısızlık ve yetersizlik duygularını oyun oynayarak sergileyebildikleri; psikososyal sorunlarını önleyebildikleri veya çözebildikleri, ayrıca büyüme ve gelişmelerine destek olan özel bir süreçtir. Bu süreçte çocuklara, duygusal sorunlarını ifade edebilmeleri, kelimelerle anlatamadıklarını oyuncaklar, resim, müzik veya sanatsal faaliyetleri deneyimleyerek ortaya koymaları için yaşamsal bir fırsat yaratılmış olur.
    Her şeyden önce oyun, çocuk için mutlaka karşılanması gereken gereksinimlerden biridir. Çocuk oyun oynarken engellenmelere katlanmayı, duygularını düzenlemeyi öğrenirken; yeni becerileri deneyimleyebilirler. Oyun onlara kendi dünyalarının hakimi olma şansı verir. Kendilerini ifade edebilecek kelimelere sahip olmadıkları zaman, yetişkinle iletişim kurabilmek için oyunu kullanırlar. Oyun çocuk için yetişkin olduğunda yaşayacağı hayatın provası gibidir.

    Oyun terapisi çocukların;
    -Yaşadıkları dünya hakkında bilgi edinmelerine
    -Duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine
    -Zihinsel, fiziksel ve sosyal becerilerini geliştirmelerine
    -İlişkilerde güçlü bağlar kurmalarına yardımcı olur.

    Oyun terapisinin yardımcı olacağı problemler
    -Travma sonrası stres bozukluğu
    -Telaş, üzüntü, korku, kaygı, öfke gibi duyguların normalden fazla olması
    -Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
    -Kendine ve başkalarına zarar verici davranışlarda bulunma
    -Sosyal içe kapanıklık
    -Güven eksikliği
    -Depresyon
    -Aile değişimlere uyum gösterememe
    -Sebebi anlaşılmayan baş ve karın ağrıları

    Oyunun iyileştirici etkileri
    -Kendini ifade etmek
    -Duygusal boşalma
    -Stresi aşmak
    -Bağlanma ve ilişkiyi geliştirme
    -Empati
    -Güç ve kontrol
    -Yeterlilik ve öz denetim
    -Yaratıcı problem çözme

    Oyun çocuğun dili, oyuncaklar ise kelimeleridir.