Etiket: Çocuğunu

  • İç Disiplini Arayan Çocuk

    İç Disiplini Arayan Çocuk

    “Çocuk, bir şeyler üreterek kabul görür. Azmini geliştirir ve kendisini ayarlar.” Erik Erikson

    “Okulun merdivenlerinden elindeki telefona bakarak çıkan bir anne, kapıdaki görevli öğretmenin kendisini tanımış olması sebebiyle çocuğunun ismini belirtmesine gerek duymadan çocuğunu bekliyordu. Öğretmenle karşılıklı bir şekilde beklerken başını telefonundan bir saniye bile kaldırmıyordu. Çocuk gelip ayakkabılarını giydikten sonra, anne telefon ile göz temasını hiç kesmeden, iyi akşamlar diyerek çocuğuyla birlikte merdivenlerden iniyordu. Bu durumun sadece o güne özel bir şey olmasını umut ediyordum ki sonrasında gördüğüm manzara hiç değişmiyordu.”

    Zaman zaman şunu soruyordum kendime: Nerede hata yapıyorum? Çalışmalarımız, etkinliklerimiz, seminerlerimiz hiç mi etkili olmuyor? Özellikle okulöncesi dönemdeki iletişim sürecinin önemi üzerinde çok çalışan biri olarak, bu gibi durumları kendi başarısızlığım olarak görüp kendime yüklüyordum. Ancak bir yandan da çok başarılı değişimler de görebiliyordum. Sonrasında şöyle bir şeyin farkına vardım: İnsanlar, gerçekten inanan ve uygulayanlar ile inanmış gibi yapanlar olarak ayrılıyordu. Uzun zaman önce kendime yaptığım tüm olumsuz yüklemelerden kurtularak değişim heyecanını yeniden yakaladım ve şimdi değişime açık tüm insanlar için çalışmaya devam ediyorum.

    Peki, neden böyle bir anımı ifade etme gereği duydum? Çünkü biz toplum olarak çoğunlukla çocuklarımızın fiziksel ihtiyaçlarıyla ilgileniyoruz. Ancak çocuklarımızın bir de duygusal ihtiyaçları var. Daha az farkında olunan bu duygusal ihtiyaçların öneminden bahsetmenin gerekli olduğunu düşünüyorum.

    Çocuğunuza gece yatmadan önce kitap okuyun. Çocuğunuz hem kitap dinleyerek çok şey kazanacak hem de işitsel dikkati gelişmiş olacaktır.

    Özellikle 0-6 yaş döneminde kendisiyle ilgilenilmeyen çocukların; dinleme, yönerge alma, uygun davranma, karar verme, problem çözme gibi zihinsel süreçleri gelişemeyebilir. Dikkat becerisi de bir zihinsel süreç olup duygusal anlamda ihtiyaçların karşılanmaması durumunda, çocuklarda dikkat eksikliğinin belirtileri görülebilmektedir. Tabi ki dikkat eksikliğini değerlendirebilecek ve bunun tanısını koyabilecek olan çocuk psikiyatristleridir.

    Bebekliğinden itibaren çocuklarını her açıdan doyuramayan ebeveynlerin, ilerleyen yıllarda daha fazla sorunla karşılaştığı görülür. Bu sorunlar; iletişim problemleri, davranış bozuklukları, zihinsel süreçlerin zayıflığı ya da öfke kontrolsüzlüğü gibi ortaya çıkabilir. Yetiştirilme şekline bağlı olarak, yeterince dinlenmeyen, ciddiye alınmayan çocuklar akabinde dinlemeyi öğrenememiş olur. Dolayısıyla okul yaşantısında da öğretmenlerini dinlemekte zorluk yaşayabilirler.(Tıbbi bir sebep olmaması önemli bir detaydır) Ve bu durum çocuğun tüm eğitim hayatını etkilemeye başlar. Bu nokta da ilk olarak bir çocuk psikiyatrisine başvurulması ve çocuğun ne seviyede dikkat problemi yaşadığının değerlendirilmesi gerekir. Ardından iyileşmenin daha kalıcı hale gelebilmesi için özellikle çocukla ve ailesiyle davranışsal ve duygusal anlamda var olan sıkıntılar çalışılır.

    Almanya’da dikkat eksikliği görülme sıklığı %3,8 iken Türkiye’de %20 civarındadır. Aradaki farkın nedeni sorgulandığında, özellikle 0-6 yaş dönemindeki aile içi eğitimin önemli bir faktör olduğu ortaya çıkıyor.

    Okul yaşantısında dikkat problemleri yaşadığımız çocukların uzman görüşmelerinin ardından, aile ilişkilerinin incelenmesi gereklidir. Anne ve babanın çocuğuyla nasıl ve ne kadar vakit geçirdiği ve bu vaktin içeriği bizim için başlama noktasıdır. Çokça duyduğum ifade: Sanki bizim ailemiz bizimle oynuyordu, çocuk bu oyuncaklarıyla oynasın… Ancak karşılaştırılan dönemin imkânlarıyla şimdiki çocukların imkânları arasında uçurumdan öte fark vardır.

    Günümüzde o kadar uyarıcı var ki içinde çocuk ne yapacağını şaşırıyor. Önce oyuncaklarını gelip salonun ortasına boşaltıyor, aynı zamanda izlemediği halde istediği program televizyondan arka fon görevi görüyor. Bir süre geçiyor ve gidip odasında resim yapmaya karar veriyor ki bu sulu boya, pastel boya, parmak boyası… gibi hangisini kullansam acaba diye seçeneklerinin zengin olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. O sırada siz yemeğe çağırıyorsunuz, yemeğe başladıktan beş dakika sonra ben oyuncaklarımla oynayacağım diyerek salona gidiyor ve ardından yemek masası kaldırıldığında ben acıktım diyerek karşınıza çıkıyor. Burada anlattığım süreç, karşılaştığım yüzlerce ailenin klasik bir akşamıdır.

    Peki dikkat ile ne alakası var diyeceksiniz? Dikkat dediğimizde ilk olarak ne diyoruz? Odaklanamıyor, çok çabuk dağılıyor, sesleniyorum ama beni duymuyor… Peki, beş- on dakikada bir etkinlik değiştiren, sıkıldım yapmayacağım işte diyen bir çocuğun, bir boyama sayfasını dahi tamamlayamayacağını düşünürsek, bir de ödevlerini düşünelim. İç disiplin dediğimiz, çocuğun kendi davranışlarının sorumluluğunda olma ve kendini kontrol etme becerisi aile içerisinde öğreneceği bir beceridir. Babasıyla legolarla oynayan bir çocuk, çizgi film izlemek istediğinde, babasının oyuncakları topladıktan sonra bunu yapabileceğine örnek olması ve uygulamasıdır bu beceriyi kazandıracak. Ya da uyku öncesinde hikâye okurken, hadi bir tane daha, bir tane daha diyen bir çocuğa, en başından sadece bir tane okunacağının anlaşmasını yapıyor olmak.

    Çok fazla televizyon programları, özellikle şiddet içeren programları izleyen çocuklarda ileri yaşlarda dikkat eksikliği ortaya çıkmaktadır…Anatolian Journal of Psychiatry

    Klasik ve farkında olunmayan bir süreçtir bu. Ancak davranışlarımız ve çocuğun bu davranış uygulamaları sonucundan edindiği iç disiplin, onun hayatı boyunca bir şeyleri başarabilmesinin temeli olacaktır. Ve bu temel, çocuk doğduğu andan itibaren yetiştiği aile içerisinde oluşmaya başlar. Okul hayatına girişi ile birlikte bu temele kat atma zamanı gelir. Önemli olan oluşturduğunuz temelin ne kadar sağlam olduğudur.

    Yeter ki isteyelim, hiçbir şey için geç değil:

    • Çocuğunuzun, çalıştıkça dikkat problemini aşacağına öncelikle siz inanın.

    • Çocuğunuzun dikkat problemi, “dikkatini ver…” gibi telkinlerle geçmez. Dikkatini toplaması için çalışmalar yapmak gereklidir.

    • Çocuğunuz başarılı olana kadar başarısı ile ilgili beklentilerinizi düşük tutmaya çalışın. Özellikle okul notları ve denemeler hakkında karşılaştırmalardan kaçınmalı.

    • Marifet, iltifata tabidir! Diyerek gördüğünüz olumlu durumları pekiştirmeniz sürece büyük bir katkı sağlar.

    • Bir insana kırk gün deli dersen deli olur sözüne atıfta bulunursak “senden hiçbir şey olmaz” düşüncesiyle hareket edersek çocuğun özgüveni yerle bir olur ve tekrar ayağa kalması çok güçtür.

    • Günlük tutmak bilhassa dikkat dağınıklığı olan çocuklarda gününün detaylarını gözden geçireceği için hem dikkati hem de hafızası için güçlü bir uygulamadır.

    • Neye ilgisi varsa o konuda desteklemeye çalışın. Arabalar, spor, teknolojik bilgiler…

    • Çocuğunuzla aranızdaki ilişkinizin sağlıklı olması hem dikkat çalışmalarınızın hem de ödevlerin daha kolay uygulanabilmesini mümkün kılar.

  • Çocuğunu Dudağından Öpme! Ona Aşkım Deme!

    Çocuğunu Dudağından Öpme! Ona Aşkım Deme!

    Gittiği her davette çocuklarını yanından ayırmayan eski futbolcu David Beckham Tanzaya‘ya gittiği tatilde kızı Harper’ı dudağından öptü ve sosyal medyada bunu övünerek paylaştı.

    Kız çocuğuna bebek elbisesi örmesiyle gündeme gelen örnek babanın bu fotoğrafı sosyal medyada 2
    milyon beğeni aldı.

    Tanzaya ‘ya tatile giden baba onca psikolog, pedagog, psikolojik danışmanın ailelere verdiği cinsel
    eğitimin beraberinde istismar ve mahremiyet eğitimini de tek fotoğrafla özetledi.

    Bu sağlıklı bir sevgi ifadesi biçimi değil!

    Geçtiğimiz ay da Harper ‘ın doğum günü partisinde Victoria kızını dudağından öperken sosyal medyada
    bir fotoğraf paylaşmıştı. Ancak yapılan tüm eleştirilere rağmen iki ünlü de hala sessizliğini koruyor.
    Çocuklarda sevginin ifade biçimi bu olmamalı.

    Çocuklar Vücuduna Aldığı Her Dokunuşu Kodluyor!

    Şu kötü dünyada sizin içiniz fesatlaşmış, kendi çocuğum istediğim gibi severim demeyin!

    Çocuklar henüz dokuz aylıkken vücuduna aldığı her dokunuşu kodlamaya başlıyor.

    Hele ki dudaklar beyinde en çok nöron sayısına sahip bölgelerden biri olduğu için bu durum keşfedilen
    duygunun kalıcı olmasına da neden oluyor.

    Anne ya da baba çocuğunu dudağından öpüp ona gülümsediğinde çocuk bunu ‘’iyi, keyifli’’ ya da ‘’kötü,
    yanlış ‘’ şeklinde şemalarla zihnine kodluyor. Anne ve babası onun her şeyi ilk olarak öğrendiği mutlak
    doğru, çocuk aksini asla düşünmüyor, yanlış olabileceğini aklına bile getirmiyor.

    Bu durum çocuk için normalleşirse başkası yaptığında neden yanlış olsun ki?

    Küçük yaşta anne –babası tarafından öpülen çocuk ‘’dudaktan öpme davranışı –keyif duygusu‘’ olarak
    davranış –duygu eşleştirip bilinçaltına bunu gönderir. İlerleyen zamanlarda yabancı bir kişi ile karşılaşsa
    bile bu davranışın yaratacağı duyguyu bilir ve ona karşı ‘’hayır diyebilme’’ olasılığı düşer. Aksine
    çocuğunuz sizi dudağınızdan öpmek istediğinde ona ‘’hayır’’ diyerek, hayır diyebilmeyi öğretmelisiniz.
    Vücudumuzda özel bölgeler olduğunu, o özel bölgeleri yalnızca özel alanlarda açabileceğimizi, izin
    almadan dokunamayacağımız yerler olduğunu çocuklarınıza mutlaka öğretin.

    Çocuğunuzu sevme biçiminiz onun gelecekteki cinsel yaşamını etkiliyor!

    Belki duyduğunuzda çok şaşıracaksınız ama çocuğunuzun bedenine yaptığınız dokunuşlar çocuğunuzun

    ilerde cinsel hayatını bile etkileyebiliyor. Çocuğunuzun bezini değiştirirken hunharca bacaklarını sıkarak
    sevmeniz, ısırmanız, hatta yalamanız çocuğunuzda ilerleyen dönemlerde cinsel dürtü bozukluğu, cinsel
    saplantılar vb. cinsel anomalik davranışlar olmasına neden oluyor. Cinsel hayatında bilinçaltında
    göndermiş olduğu o mutluluk kodlarını cinsel partnerinde arıyor. Tıpkı küçükken sizin onun bacaklarını
    ısırıp, sıkarken yaşadığı heyecanı arıyor. Örneğin; bacaklarının arasını açıp kocaman kafanızla küçücük
    çocuğa gülerek onu ısırmanız ve tekrar keyif aldığınızı belirten gülmeler, kahkahalar çocukta bu
    öpüşlerin –olumlu – keyif verici – istendik olduğunu şifreler ile bilinçaltına kodluyor. İletişimin dil ile bile
    olmadığı her şeyi ağzına alarak tanımaya çalıştığı oral dönemde çocuğu ağzından, poposundan öpmek
    onun erken yaşta uyarılmasına ve gelecekte onun cinsel dürtü bozuklukları yaşamasına neden olabilir.

    O küçükken çok ufaktı siz oldukça iri ve güçlüydüydüz. Çocuk artık yetişkin olduğunda sizin ona
    uyguladığınız gücü tek kişide bulamayınca saplantılı cinsel bir hayat karşımıza çıkabiliyor. Cinsel gelişim
    ile ilgili birçok tedavi bu yüzden psikanalizle çözümleniyor çünkü bilinçaltı bizim için önemli bir veri
    kaynağı.

    Ne Yapmalıyız?

    Mahremiyet eğitimi her çocuk doğduğunda başlar.

    Çocuğunuza özel bir alan belirleyin. Özel bölgelerini kaşımak açıp bakmak istediğinde o alana sizin
    kontrolünüzde gitmesine izin verin.

    Odanıza izin alarak girmesi gerektiğini öğretin.

    Tuvaletin kapısını kapalı tutması gerektiğini öğretin.

    Çocuğun özel alanlarına dokunmayın. (Ağızdan öpülmez çünkü ordan yemek yenir. vb sözleri ritim ile
    oyun haline getirebilirsiniz.)

    Cinsel organlarını asla oyun objesi yapmayın. Erkek anneler çocuğun altını değiştirirken sevdiklerinin
    yanında cinsel objeyle oynayarak gülmeyin. Çocuk her dokunuşu kodluyor.

    Çocuğa ait özel bir mekan tanımlayın. Kıyafetlerini sürekli aynı yerde özel olarak değiştirin.

    Ebeveynlerinden kardeşlerinden mutlaka yatağını ayırın.

    Hayır demeyi öğretin. Örneğin; tanımadığın birisi gelip sana ‘’Yüzmeye gidelim mi derse hayır
    demelisin.’’ vb. dışardan gelebilecek tehlikelere karşı çocuğunuzu koruyun.

    Sizinle her türlü sırrını paylaşabilmesi ve kafasındaki cinsel meraktan kaynaklı sorularını sorabilmesi için
    empatik olun. Unutmayın istismarcılar onları tehdit ediyor olabilir ya da çocuğunuzla sırdaşlık yapıyor
    olabilirler.

    Çocuğunuza inanın. Size olayı anlatırsa ona inanmayacağınızı düşünüyor olabilir.

    Çocuğunuza her daim sizin yanınızda güvende olacağına dair teminat verin ve ona inanın.

    İnanın çocuklar bu konuda asla yalan söylemezler.

    Keyifle kalın.