Etiket: Çizgi

  • Deri çatlakları ve tedavisi

    DERİ ÇATLAKLARI VE TEDAVİSİ

    Cilt çatlakları toplumda oldukça sık görülen, tıbbi bir problem yaratmayan ancak kişiyi estetik açıdan rahatsız eden bir durumdur. Deride çizgisel incelme ve yara izi şeklinde belirti vermektedir.

    DERİ ÇATLAKLARI NASIL OLUŞUR?

    Oluşum mekanizması halen tam olarak anlaşılamasa da vücudun değişik bölgelerinde kilo almaya bağlı olarak, derinin alt dokularında yırtılma sonucu ince çizgiler oluşur. Aynı zamanda yoğun ve sürekli gerilme sonucu derideki bazı hücrelerden kimyasal maddelerin ortaya çıkması tetiklenir. Bunun sonucunda alt derideki kollajen ve elastik lifler zarar görür ve çatlaklar oluşur.

    DERİ ÇATLAKLARI KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Deri gerginliğinin fazla olduğu vücut bölgelerinde görülür. Bu alanlar genellikle hamilelikte karın, göğüsler, bacaklar, ergenlik döneminde kalça ve göğüsler, vücut geliştirme yapanlarda omuzlardır. Uzun süreli ağız yoluyla veya sürekli kortizon kullanımı, ayrıca böbrek üstü bezinin aşırı kortizon salgıladığı cushing hastalığında da çatlaklar gelişir. Genetik faktörlerde çatlak oluşumunda etkilidir.

    DERİ ÇATLAKLARI NASIL GÖRÜLÜR?

    Deri çatlakları oluşmadan önce deri rengi pembeleşir ve kaşıntı oluşur. Kısa bir süre sonra kırmızı-mor bir çizgi halini alır. (Stira rubra) Zamanla bu çizgiler beyazlaşır ve daha az belirgin hal alır. Genellikle birkaç cm uzunluğunda 1-10 mm genişliğindedir. Kortizon kullanımı ve cushing hastalığında daha uzun geniş ve yaygın olabilir, ayrıca yüz gibi alanlarda da görülebilir.

    DERİ ÇATLAKLARI TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

    Ergenlikte belirgin olan çatlaklar zamanla gerileyip, tedavi ihtiyacı göstermezler. Çatlak tedavisinde temel amaç derinin orta tabakası olan dermiste kollajeni uyarmak ve elastin liflerin sentezini tetiklemektir.

    İlaçla Cilt Çatlak Tedavisi

    Retinodler: A vitamini derivesidirler. Deri yüzeyini düzeltir, ince çizgileri ortadan kaldırır, deri rengini düzenler. Genellikle 3-6aylık bir tedavi gerekir.

    C vitamini

    Glikolik asit

    Lazerle Cilt Çatlak Tedavisi

    Son yıllarda fraksiyonel lazerler cilt çatlaklarının tedavisinde kullanılan ve oldukça etkin yöntemlerdir. Etki mekanizması cilde hasar vermeden, derinin üst tabakasını soyarak, derinin alt tabakasında vücudun kendi kendini onarmasını sağlar. Her iki cinse de uygulanabilir. Seans sayısı, hastadan hastaya ve çatlağın derinliğine, göre değişir. Uygulama öncesi dermatolog doktor bu konuda sizi bilgilendirir.

    Pulse diye lazer ile de çatlak tedavilerinde başarılı sonuçlar elde edilir.

    ÇATLAKLARDAN NASIL KORUNULABİLİR?

    Deri çatlaklarında, genetik bir yatkınlık da söz konusu olmasına rağmen bazı önlemler alınarak kısmen engellenebilir.

    Ani kilo alımıyla beraber ani kilo vermek de çatlaklara neden olabileceğinden ani kilo değişimlerinden sakınılmalıdır. Gebelik sırasında cilde masaj yapıp cildi nemlendiren kremler kullanılmalıdır. Yine özellikle gebelik döneminde fiziksel aktiviteler kısıtlanmamalıdır.

  • Gözler ve estetik analiz

    Bu alanın değerlendirilmesin kullanılan anatomik alanlar ve noktalar

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Üst göz kapak katlantı çizgisi

    Üst göz kapağında katlantıya bağlı olarak doğal bir çizgi bulunmaktadır. Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz kapağını açan kasın göz çevresi kasına yapışma noktasıdır. Bu üst göz kapağında kipiklere paralel seyretmektedir ve üst göz kapağını altta 1 üstte 2 oranı olacak şekilde 2 ye bölmektedir. Bu katlantı çizgisi etnik yap ve yaşa bağlı olarak değişmektedir. Hasta aşağıya bakarken üst göz kapağı yukarı hafif çekilir ve katlantı çizgisinin kirpiklere olan uzaklığı ölçülmektedir. Bu mesafe 8-11 mm arasında değişmektedir. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe ortalam 1.6 cm olmalıdır.

    Bu katlantı çizgisi içte göz iç köşesini, dıştada orbital rimi geçmemelidir. Üst göz kapağı katlantısı dışarı doğru fazla uzandığında hatta göz kenarını geçtiğinde buna “Connell Belirtisi” denilmektedir. Yüzün yaşlanma belirtilerinden birisidir ve kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz çevresine uzanmakta. Buna Connel Belirtisi denilmektedir. Kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Her iki gözün iç köşeleri arası mesafe(Intercanthal mesafe) ırklara göre değişmekle birlikte ortalama 30-35 mm dir. Bu mesafe bir gözün iç ve dış köşeleri arasındaki mesafe-göz genişliğine eşittir. Ayrıca her iki mesafe yüzün genişliğinin 5 de 1 kadar olmalıdır.

    Alt göz kapağı kenarı ile yanağın en çıkıntılı noktası arası mesafe 27 mm ve daha azdır. Alt göz kapağında göz çevresi kasları kalınlaştığında kişi gülerken göz kapağında belirginleşme olmaktadır. Göz corneası ile alt göz kapağının en alt kenarı arasındaki mesafe 5.5 mm dir. Cornea ile üst göz kapağı kenarı arasındaki mesafe ise 4.5 mm dir.

    Gözün iç köşesi ile dış köşesi arası mesafe-göz genişliği 30-40 mm dir.

    Gözde üst ve alt göz kapağı arası mesafe 10-15 mm dir.

    Üst göz kapağı irisi 2-3 mm örterken alt göz kapağı alt iris sınırındadır.

    Göz iç ve dış köşesini birleştirdiğimizde buna göz aksı denilmektedir. Bu aks içten dışa doğru hafif yukarı uzanmaktadır. Bunun anlamı dış göz kenarı içe göre hafif yukardadır.

    Erkek ve kadınlarda en önemli farklardan biriside göz aksındadır. Erkeklerde bu aks kadınlara göre daha düz hatta dış göz köşesi daha aşağıdadır. Göz üstü kemik yapısı daha önde ve daha güçlüdür.

    İlk resimde kadınlarda göz aksı 2. resimde erkeklerde göz aksı görülmektedir.

    Göz küresi ile içerisinde yer aldığı ve gözü çevreleyen göz çukurunu oluşturan kemik anatomisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için şu yöntem kullanılmaktadır. Yüze önden bakışta gözün irisinden geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu çizginin göz çevresi kemiğini üst ve altta kestiği noktalar işaretlenmektedir.

    Yüzün önden değerlendirilmesinde gözün irisinden geçen dik bir hat çizilmektedir. Bu hattın göz çevresi kemiği üst ve alt noktada kesen noktaları belirlenmektedir.

    Sonra yüzün profil değerlendirmesine geçilerek bu 3 noktadan geçen 3 dik referans çizgileri kullanılmaktadır.

    Bu referans çizgiler;

    Göz kornea çizgisi; Göz küresinin profilde en ön noktası korneadan geçen çizgi.

    Üst göz çevresi kemiği çizgisi; Kornea çizgisinin 8–10 mm önünde yer almaktadır.

    Alt göz çevresi kemiği çizgisi; Bu referans çizgisi kornea çizgisinin önünde yada gerisinde yer alabilmektedir. Önünde olması yüzde daha genç bir görünüme neden olmaktadır. Gerisinde olması yüzde daha yaşlı ve yorgun bir ifade vermektedir. Sıklıkla yüzün orta kısmının yeterli gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.

    İlk resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin önünde ve hastaya daha genç bir ifade vermekte. İkinci resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin gerisinde. Bu yüze yorgun ve daha yaşlı bir ifade vermektedir.

    Üst göz kapağının iç kısmı dış kısma göre daha dik bir alçıya sahiptir.

    Üst göz kapağında mavi çizgi iç kısmın açılanması, sarı dış kısmın açılanmasını göstermektedir. İç kısmın açısı dış kısımdan daha diktir.

    Göz üst dış kısmının değerlendirilmesi

    Göz üst dış kısmı yüz estetiğinde önemli bir değere sahiptir ve burası dikkatli değerlendirilmelidir.

    Bu alan normalden hafif daha dolgun görünmelidir. Bu kişiye daha genç ve çekici bir ifade vermektedir. Göz çevresi kemiğin üst dış kısmının daha öne ve aşağı çıkıntı yapması yada burada bulunan göz yaşı bezinin belirgin olması buranın daha dolgun görünmesine neden olmaktadır. Bu aşırı dolgunluk kişiye daha yorgun ifade vermektedir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz dış köşesinde sonlanmalıdır. Eğer göz dışına doğru devam ediyor ise buna “Connel Belirtisi” denilmektedir. Yaşlanmaya bağlı göz çevresi değişimlerinden birisidir ve kaşların düşerek göz kapaklarına baskı yapmasından kaynaklanmaktadır.

    Göz kapaklarının değerlendirilmesinde muayene sırasında mutlaka aşağıdaki değerlendirmelerde yapılmalıdır.

    Dermatochalasis; Üst göz kapağında normalden fazla derinin varlığıdır. Orta yaşlılarda gözlenir. Fazla deri gözler kapalı iken ölçülebilir. Blepharochalosis dermatochalosisden farklıdır. Bu göz kapaklarında tekrarlayan ödem ve kızarıklıktır. Genç kadınlarda gözlenir ve erken yaşta göz kapaklarına kırışıklığa neden olmaktadır.

    Göz kapağı derisi elastikiyeti; Göz kapağı aşağı çekildiğinde elatikiyetinin yeterliliği ile hızla eski haline gelmektedir. Buna “snap test” denilmektedir. Göz kapağı aşağı çekildiğinde göz limbusundan 7 mm uzaklaşabilelidir. Bunada “Distraction test” denilmektedir.

    3. Göz alt ve üstünde yağ dokusunun fıtıklaşması-herniasyonunun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bunun için göz kapalı iken göz üzerine hafif basınç uygulandığında gözün üst ve alt kısmında şişmelerin oluşmasına bakılmaktadır.

    Alt göz kapağının daha altında Festoons (cheek bags, malar bags) olarak geçen yağ dokusunun fıtıklaşmaları olabilmektedir. Bu alt göz kapağı torbalanması ile karıştırılmamalıdır.

  • Burun ve estetik analizi bölüm 1

    Burun ve Estetik analizi Bölüm 1

    Burun yüzün ortasında en önemli ve estetik rolü oynamaktadır. Bu nedenle burun analizi son derece önemlidir.

    Kadın erkekte burun farkları

    Burun analizinde kullandığımız anatomik noktalar, çizgiler ve alanlar aşağıda belirtilmiştir.

    1.Burun kanatlarının genişliği,2. Burun kanatlarının yanaklarla birleşme noktası,3. Burun kanatlarının burun üzerindeki hattı,4. Burun kanatlarının kenarı,5.Columella
    6. Columellanın alt kısmı,7. Columella dış sınırı,8. Columellanın burun deliklerine bakan kısmı,9. Glabella; kaş arasının en önde olan kısmı,10. Burun-yüz temel çizgisi,11. Burun sırtı dış çizgisi,12. Burun ucu en geniş alanı,13. Burun ucu en geniş alan dış hattı,14. Burun kökü dış hattı,15. Kaştan gelen ve burun üzerinde devam eden çizgi,16. Nasion; burun kökünün en iç kısmı,17. Burun deliklerinin dış hattı yani sitili,18. Rhinion; Burun kemiği ile kırıdağının birleşme noktası ancak dokunmakla anlaşılabilir,19. Burun deliklerinin burun ucuna doğru yaptıkları üçgen,20. Subnasale; burun lat kısmı ile üst dudağın birleşme noktası, 21. Burun ucu üst noktası, 22. Burun ucu-nasal tip,23. Burun ucu tanımlama noktaları

    Burunun genel değerlendirmesinde kullanılan tanımlar; FHL(Frankfurt horizontal line); yüzün profil değerlendirilmesinde kulak dış yolunun hafif üstünden başlayarak göz altı kemik kenarından geçen yatay çizgi. Burnun değerlendirilmesinde bu çizgi son derece önemlidir. n; burun uzunluğu; r; burun kökü projeksiyonu, bp; burun projeksiyonu, a; subnasaleden geçen dik çizgi, b; burun tipinden geçen dik çizgi, a-b; burun ucu projeksiyonunu vermektedir.

    Burunun estetik analizinde şu basamaklar uygulanmaktadır.

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    1. Simetrinin değerlendirilmesi

    Bunun için (yüzün önden değerlendirilmesi sırasında) göz iç köşeleri, üst göz kapağı katlantı çizgisi ve kaşların en üst noktasından geçen yatay çizgiler çizilmekte. Bunlara dik olarak glabelladan başlayıp burun sırtı, burun ucu, üst dudak ortasından geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu hem yüzün hemde burunun simetri değerlendirme çizgisidir.

    2. Burunun çevresindeki diğer anatomik yapıların değerlendirilmesi

    Burunu değerlendirirken çevre anatomik alanlarda değerlendirilmektedir. Örneğin yanakların üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliği nedeni ile daha geride olması burunun profilden değerlendirilmesinde şeklinin görünümünü etkilemektedir.

    Üst çene kemiğinin yetersiz geliştiği 3 hasta ve bu yetersizliğin şiddeti soldan sağa doğru artmakta. Burun projeksiyonu da aynı şekilde artmakta ve burnun profilini olumsuz etkilemektedir.

    3. Burun sırtının değerlendirilmesi

    Yüzün oblik açıda değerlendirmesinde; kaşların iç kenarından başlayarak burun ucuna kadar uzanan ve her iki tarafta simetrik olarak bulunan kesintisiz bir hat olmalıdır. Burun sırtı bu iki hat arasındadır. Burun sırtı kadınlarda nasionun 2 mm altından başlamaktadır. Erkekelerde ise biraz daha yüksekten başlamaktadır.

    Burun sırtının şekline göre küçük bir sınıflama yapılmıştır.

    Burun sırtı şekil düzensizliklerinde bu hat bozulmaktadır. Aşağıdaki resmide sırası ile burun sırtı kamburu, eyeri ve çarpıklığı görülmektedir.

    Burun sırtının hattının çizilmesi bazen güç olmaktadır. Özellikle burun, yüz ve diş deformitelerinde. Burun kemik kamburları, kıkırdak eyerleri, burun ucu problemleri burunda birden fazla burun sırtı çizgisi ortaya çıkarmaktadır. Bunlar kemikten, kıkırdaktan ve lobülden geçen çizgilerdir.

    4. Burun genişliklerinin değerlendirilmesi

    Burun genişliğinde kullanılan tanımlar

    beyaz çizgi nasion ile burun ucu arasında çizilen burun uzunluğudur. f;burun kökü profil genişliği,g;Burun kökü genişliği,d;Burun sırtı genişliği,e;Burun sırtı profil genişliği,b;Burun kanat genişliği, c;Burun ucu genişliği,a;Columella genişliği

    Burnun genişliği(burun kanatları arası mesafe=b) / burun uzunluğu = ideal oran 0.7 olmalıdır.

    Burun kökü genişliği = f , nasal taban yada burun kanat genişliği= b nin yaklaşık %75-80 ni olmalıdr.

    Burun kanadı genişliği=b bir gözün genişliği kadar olmalıdır.

    Burun genişli=b, gözlerin iç köşelerini birleştiren- interkantal mesafe veya bir başka deyişle bir göz genişliği kadar olmalıdır. Bu nedenle gözün iç köşesinden inen dik hattı burun kanatları 2 mm den fazla aşıyor ise burun kanatları geniş anlamına gelmektedir.

    5. Burnun üzerindeki derinin ve destek dokusunun değerlendirilmesi

    Burun kökünden burun ucuna gelindiğinde yada burun kenarlarından burun sırtına gelindiğinde deri ve yağ bezleri ile destek dokusunun kalınlığı artmaktadır.

    Deri ve destek doku elle muayene edilmektedir. Bu muayenede; burun kemik uzunluğuna, burun kemik ve kıkırdak üzerindeki düzensizliklere, burun ucuna basınç uygulandığında geri eski yerine hızlı gelişine, burun derisinin mobilitesine bakılmaktadır. Ayrıca burun üzerinde deride üzerinde atrofi, skar telenjektazi gibi yapılarda belirlenmektedir.

    İdeal burun ölçüleri ile ilgili bazı değerler;

    Orta hatta göz altı kemiği ile burunun başladığı alan arası a, her iki burun deliğinin dış kenarı arasındaki mesafeye b ve bunlar eşit olmalıdır.

    Burun uzunluğu (nasion – burun ucu) = RT, alt ve üst dudak birleşme noktası-stomion, çenenin en alt noktası-mentonarasında uzunluk. Bunlar birbirlerine eşit olmalıdır.

    Burun ucu ile stomion arasındaki uzunluğun 1.6 katı burun uzunluğuna eşittir.

    Arzulanan burun uzunluğu: orta yüz mesafesinin(glabella-subnasion mesafesi) 2/3′ü veya bu değerden en fazla 3 mm kadar daha uzun olabilmektedir.

    Burun kökünün profilden projeksiyonu göz korneası ile nasion arasındaki doğru hat mesafesidir. Burun uzunluğunun 0.28 katıdır.

    Hoş görne bir burunda nasion columelala 48-50 mm dir.

    Kadın burnu nasal radix tip arasımdaki dorsal hattın 2 mm altında seyredebilmektedir.

    Nasal profil kulak üst ve alt kebnarı arasında olmaktadır.

    Nasal genişli 18 mm alar genişli 30 mm aslında bu alar genişlik burun uzunluğunun % 70 olmalı yada göz genişliği ile eşit olmalıdır.

    Columella ile tip arası mesafe 19 mm dir.

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    1. Burnun 1/3 Üst Kısmının değerlendirilmesi

    Burun kökü en arka noktası; burun sırtı ile frontal kemiği birleştiren hattın profilde en geride kalan noktasıdır. Bu noktada değişim burnun uzunluğunu ve estetiğini etkilemektedir. Ayrıca bu noktanın glabella, göz korneası ve üst göz kapağı katlantı çizgisine olan uzaklığı ve ilişkisi de önemlidir.

    İlk resimde burun kökü noktası korneal plana çok yakın galabelladan uzak, üst göz kapağı katlantı çizgisinin altındadır. İkinci resim burun kökünün ideal lokasyon ve ilişkisini göstermektedir. Üçüncü resimde burun kökü noktası yukarıda, önde ve glabellaya yakın. Bu burnun normalde daha uzun görünmesine neden olmaktadır.(Greek nose)

    Burun kökü değerlendirmelerinde nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) kullanılır. Ancak bu açının sayısal değeri bazen anlamlı olmayabilir. Bu amaçla burun kökü noktası kullanılarak aynı hastaların bir diğer değerlendirmesi ise şöyle yapılmaktadır. Yüzün yine profil değerlendirmesinde 2 hat çizilmektedir. 1. çizgi glabella ile burun kökü arasında çizilen çizgidir. 2. çizgi ise burun kökü noktası ile burun ucu arasında çizilen çizgidir.

    Yukarıdaki 3 örnekte nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) aynıdır. Ancak 1. hastada açı saat yönünde dönmüş, 2. hastada saat yönünün tersine dönmüş ve 3. hastada ise resimdeki değişim görülmektedir.

  • Çene estetik analizi

    Çenenin değerlendirilmesi; dudaklar hafif açık, tam kapalı ve gülümseme sırasında fotoğraflanarak yapılmaktadır.

    Çenenin yüzün diğer anatomik alanları arasındaki harmonisine bakılmalıdır. Burun, dudakların çene ile olan uyumu son derece önemlidir.

    Çenenin yapısı cinsiyete, çene kemikleri-yüz problemlere bağlı olarak değişmektedir.

    Çenede kemik yapı ve destek dokusu muayene ile değerlendirilir. Bu değerlendirme tam ortada yapılmalıdır. Çene yumuşak dokusu kalınlığı 8-10 mm dir.

    Alt dudak altında çeneye doğru katlantı bulunmaktadır. Buna labiomental fold denilmektedir. Bu katlantı alt dudak vermilion sınırından 4 mm alt kısımdadır.

    Bu yüzün alt kısmını 2 ye bölmektedir. Üstte alt dudak ve altta çene en önemli anatomik yapılardır.

    Çenenin deformiteleri kemik yapının şekline, yumuşak dokunun kalınlığına yada kas aktivitesinin asimetrisine(dinamik çene asimetrisi) bağlıdır.

    Bazen submental oluğun derinleşmesi ile birlikte çene düz ve aşağı düşmüş olabilir buna Cadı Çenesi deformitesi(düşük çene yerleşimi) denilmektedir. Yaşa ve önceki cerrahi işlemlere bağlı olarak gelişebilmektedir.

    Bazı kişilerde çeneden çene pedi 2 ye ayrılmakta ve üzerinde bir katlantı gelişmektedir. Double chin denilmektedir.

    Profil yüz değerlendirilmesinde çene kemiği ve bunun köşelerinin değerlendirilmesinde hastanın ağzını serbest bırakması istenir. Bu şekilde fotoğraf alınır. Ancak çene ve dişler sıkılarak bir fotoğraf daha alınmaktadır. Çene kapatıldığında bazı hastalarda bu anatomik alanda ve yüzde yumuşak dokularda ciddi değişimler olmaktadır.

    1 resimde hasta relax durumda 2. resimde hastanın çenesini ve dişlerini sıkması ile yumuşak dokularda ciddi değişimler gözlenmektedir.

    Çenenin değerlendirilmesinde bir çok yöntem kullanılmaktadır.

    Subnasalden geçen dik çizgi

    Subnasaleden çizilen dik çizgi çenenin ve üst ile alt dudakların değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Bu çizgini belirlenmesinde ilk basamak hastanın doğal baş pozisyonunun verilmesidir. Üst dudak bu dik çizginin 1-2 mm önünde alt dudak tam çizgi üstünde yada 1 mm gerisindedir. Çenenin en önde görünen yumuşak dokusu olan pogonionun bu çizgi 2mm önünde yada gerisende olması kabul edilmektedir.

    Rish tekniği; Frankfort Horizontal line dik ve alt dudağın vermilion borderuna teğet çizilen çizgi çene için meridyen çizgisidir ve çenenin lokalizasyonunu belirler.

    Legan açısı; glabella –subnasale arasında çizilen çizgi ile subnasale-pogonionçizgisi arasında oluşan açı 12 derece(art eksi 4 derece) dir.

    Gonzales-Ulloa nın tanımladığı çene meridyen çizgisi; Nasiondan geçen ve Frankfort Horizontal line dik çizgi önemlidir. Pogonion çizginin 5 mm içerisine düşmektedir. Pogonion 5 mm den daa fazla içeriye düşebilmektedir. özellikle kadınlarda böyledir. Kişiye kadınsı bir görüntü vermektedir. Retraksiyon 1 cm den fazla ise 1. derece retraksiyon, 1- 2 cm ise 2. derece retraksiyoon ve 2 cm den fazla ise 3. derece retraksiyon anlamına gelmektedir. 1. ve 2. derece retraksiyonlar implantlerle 3. derece ise maxillofacial cerrahi ile düzelmektedir.

  • Kulağın estetik analizi

    Yüz estetik uygulamalarında en fazla unutulan göz ardı edilen ancak bir o kadarda önemli bir estetik yapı kulaklarımız.

    Kulaklarımızda anatomik tanımlanmış helix, antihelix, tragus, antitragus, tragus noch ve lobule olmalıdır ve harmoni içerisinde yerleşmelidir.

    Helix(H) ile Lobule(L) arasında çizilen (Hl) çizgisi değeri kulak uzunluğunu göstermektedir. Erkeklerde kulak uzunluğu 6.5% kadınlardan daha fazladır.

    Tragustan(T) Frankfort horizontal line paralel çizilen çizginin(Th) değeri kulak genişliğini gösterir.

    Hl / Th değer oranları 2 yada daha küçük olmalıdır.

    Tragus notch(Tn) ile Lobule arasındaki çizgi değeri kulak lobulünün uzunluğunu verir. (aTL)

    aTL uzunluğunun tam ortasından Frankfort horizontal line paralel çizilen çizginin(Lob Çizgisi) lobule içerisinde kalan değeri ise lobule genişliğini vermektedir.

    Lobule den Frankfort horizontal line bir dik açı çizildiğinde Bu çizgi ile HL çizgisi arasında kalan açı kulak aks açısı olarak adlandırılır ve değeri 20 derece olmalıdır.

    Yüzün profil değerlendirmesinde Dış kulak yolu gözün dış köşesi ile burun tabanı arasında olmalıdır.

    Kulak memesinin göz dış kenarına olan uzaklığı erkeklerde kadınlardan 4.6% daha uzundur.
    Kulak-baş açısı yaklaşık olarak 20 – 30 derece olmalıdır.

    Yaşlanma sürecinde kulakta lobul-kulak memesi yapısı yaşla değişmekte ve kulak memesi yüksekliği her iki cinsiyette artarken kulak memesi genişliği kadınlarda belirgin olarak azalmaktadır.

  • Cildinizi kırıştırmayın – dolgu

    DOLGU UYGULAMALARI

    Zaman insanlarda karşı koyulamayacak değişiklikler oluşturur. Yaşlanma, yüzde çizgi ve kırışıklıkların belirmesiyle fark edilir. Yıllar geçtikçe, yüz ve dudaklar eski dolgunluğunu, diriliğini yitirmeye başlar. Dudak ve göz çevresinde kırışıklıklar belirir; konuşurken ya da gülerken bunları saklamak olanaksız hale gelir. Burun kenarlarından ağza doğru uzanan dikey çizgiler gittikçe derinleşir. Kaşların arasında dikey, alında da bir dizi yatay çizgi oluşur.

    Uzun yıllar boyunca hekimler, çeşitli yöntemler uygulayarak (kimyasal peeling, lazer tedavileri, botox enjeksiyonları, enjekte edilebilen dolgu maddeleri, mezolifting vb.), deriye ait şekil bozukluklarını tedavi etmeye çalışmışlardır. Ne yazık ki, bütün bu çabalar deri yaşlanmasını henüz tümüyle engelleyebilir düzeylere ulaşmamış, bugün için kalıcı çözüm bulunamamıştır.

    Günümüzde, yüzdeki çizgilenme, kırışıklık ve kıvrımların azaltılması için, dolgu maddeleri enjeksiyonu (kolajen, silikon, kişinin kendi yağı, hiyalüronik asit enjeksiyonu vb.) kozmetik dermatolojide önemli yere sahiptir.

    Daha genç, daha taze ve daha kusursuz bir cilde sahip olabilmenin etkili yollarından birisi

    dolgu maddesi uygulamalarıdır. Dolgu maddesi enjeksiyonu, iş ve sosyal yaşamdan uzak kalmadan, yüksek maliyetler ödemeden, uygulama sonrası fazla bir bakım gerektirmeksizin, ufak dokunuşlarla yüzün ifadesini bir anda değiştirir, işlem yapıldığı anda sonuç verir ve aynaya bakıldığında değişiklik hemen ayırt edilebilir.

    Dolgu uygulamaları yüzün belirli bölgelerinde mucizevi sonuçlar yaratır:

    1- a) Burun kenarlarındaki derin gülümseme çizgileri

    b) Dudak çevresindeki dikey çizgilenmeler (sigara çizgileri)

    c) Ağız köşelerinde beliren hüzün çizgileri

    d) Alındaki dikey ve yatay uzanımlı, çatık ve endişeli yüz görünümü oluşturan çizgiler

    e) Göz çevresindeki kaz ayağı çizgileri

    2- Elmacık kemikleri, yanaklar ve çenenin belirginleştirilmesi

    3- Dudakların biçiminin düzeltilmesi ve daha dolgun görünmesi

    4- Çökük akne ve diğer yara izlerinin düzeltilmesi

    5- Yüz şekillendirilmesi ve hataların düzeltilmesi.

    Bu uygulamada amaç, cildin desteğini kaybettiği bölgeye hacim ve destek eklemektir. İnsan vücuduyla uyumlu özellikte çeşitli dolgu maddeleri derinin uygun tabakalarına enjekte edilir. Dinlenme sırasında görülen kırışıklıklar için eşsiz bir tedavi seçeneğidir.

    Uygulamayı yapacak kişinin bu konuda deneyimli bir dermatolog ya da plastik cerrahi uzmanı olması gereklidir. En iyi sonuç, ‘’germe testi’’ (iki parmak arasında cilt gerginleştirildiğinde kırışıklık kayboluyor mu?) uygulandığında düzelmenin görülebileceği yerlerde alınır. Muayene sırasında, hastanın hangi bölgesinin tedavi edilmesini istediği tam olarak belirtilmelidir. Düzelmenin kalıcı olabilmesi için zaman içinde enjeksiyonların tekrarlanması gerekebilir. Cildin kalınlığı, nemi, kırışıklıkların derinliği, enjeksiyon tekniğinin başarısını etkiler.

    Geçen 20 yıl boyunca kozmetik endüstrisi, ideal bir dolgu maddesi elde etmeyi amaçlamıştır.

    İdeal dolgu maddelerinden beklenen özellikler:

    • İnsan vücudu ile uyumlu olması

    • Yüzün doğal ifadesini koruması

    • Uzun süre kalıcı olması

    • Alerji ve diğer yan etkilere sahip olmaması

    Daha dolgun dudaklar, daha belirgin yüz hatları ya da yumuşatılmış yüz çizgilerinin amaçlandığı dolgu uygulamalarında, vücudumuzda doğal olarak bulunan bir madde olan “hiyalüronik asit” içeren dolgular öncelikle tercih edilirler.

    Cildimiz, sağlığımız için ne kadar önemliyse, hiyalüronik asit de cildimiz için o kadar önemlidir. İnsan vücudunda özellikle kas ve eklemlerde bulunur. Hiyalüronik asit bulunduğu dokuya esneklik / sağlamlık veren, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Vücuttaki su ile birleşerek hacim kazanır, cildi dolgunlaştırır, nemlendirir ve tazeliğini korumasını sağlar. Tüm canlı türlerinde kimyasal, fiziksel ve biyolojik olarak aynı yapıya sahiptir.

    Yaş ilerledikçe vücudun hiyalüronik asit üretimi azalır, cilt gerginliğini ve elastikiyetini kaybeder. Dışarıdan takviye edildiği zaman cilt daha gergin ve kırışıksız görünür.

    Dışarıdan uygulanan kremlerin derinin gözeneklerinden geçerek bu tabakaya ulaşması anahtar deliğinden bir topu geçirmek kadar olanaksızdır. Bu yüzden asıl etkinin hedeflenen tabakada görülmesi pek olası değildir. Kırışıklıkların azalması için cilt altına enjeksiyon yapılmalıdır. Basit bir enjeksiyon ile kaybolan desteği tekrar kazanmak, görünümünü farklılaştırıp güzelleştirmek ve kırışıklıklardan kurtulmak mümkündür. Kalıcı değildir, 6-12 ay içinde vücuttan tamamen emilerek atılır. Etki süresi kişiye ve uygulama bölgesine göre değişir. Bu durum bizlere bir sonraki tedavi için zaman ve seçenek olanağı tanır.

    Düzeltmenin daha uzun süre kalıcı olabilmesi için enjeksiyonların tekrarlanması gerekebilir. Cildin kalınlığı, nem ve yağ içeriği, kırışıklıkların derinliği ve nedeni, enjeksiyonu uygulayan hekimin tecrübesi, tedavinin etki süresi ve başarısında önemlidir.

    Göz ameliyatları, ortopedi ve romatolojik sorunların giderilmesi (eklemlerin kayganlığını sağlamak vb.), üroloji gibi diğer alanlarda da kullanılmaktadır.

    (1980 yılında, ciltte uygulanabilen, hiyalüronik asit ile biyolojik olarak uygunluk taşımakla birlikte ondan daha uzun süre dayanabilen sentetik polimerler geliştirilmiştir?). Stabilize edilmiş hiyalüronik asit organizma ile tümüyle uyumlu ve vücut tarafından eritilebilir olduğundan doğal ve emniyetlidir.

    Bir noktaya özellikle dikkat edilmelidir, yağmurdan kaçarken doluya yakalanmamalıdır. Uygulamanın fiyatı ya da etkinin kalıcılığı öncelikle tercih nedeni olabilmektedir. Ancak, vücut ile uyumsuz özellikte ve/veya uygulamadan sonra kalıcı olan dolgu maddelerinin kullanılması sonucu ortaya çıkabilecek doğal olmayan görünüm, alerjik reaksiyonlar, enfeksiyon ve granülom oluşumu ile yer değiştirme gibi yan etkiler gelişebilir. Güvenilir özellikte diğer implant seçenekleri nedeni ile bu tür materyallerin kullanılması önerilmemektedir.