Etiket: Cinsiyet

  • Homoseksüel Kimliklerin Psikanalitik Anlamları

    Homoseksüel Kimliklerin Psikanalitik Anlamları

    Homoseksüel, homo ve seksüel kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş Latince kökenli kelimedir. Homo kelimesi “eş” anlamı taşımakla birlikte “insan” anlamına da gelmektedir. Seksüel kelimesi “cinsiyet” anlamını taşımaktadır. Türkçe karşılığı eşcinsel olan homoseksüel içerisinde Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transeksüel, İnterseksüel cinsel kimlikleri barındırmaktadır. Farklı kültürlerde uzun zaman anormal cinsel kimlik olarak tanımlanmış, farklı bilim otoriteleri hastalık olarak tanımlamakta, toplumlarda ise anormal cinsellik olarak karşılık bulmaktaydı. Son yıllarda bilim otoritelerinin hastalık tanımlamasını reddetmesi üzerine kültürlerdeki karşılıkları değişime başlamış, hatta bazı toplumlarda yasal haklar elde etmesiyle yasal olarak da kabul görmeye başlamıştır.

    1973 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), 1992 yılında ise Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD) homoseksüel yönelimleri hastalık sınıflandırmasından çıkarmıştır. Bu düzenlemeler ile toplumlarda homoseksüelliğe bakış pozitif anlamda değişim göstermeye başlamıştır. Bu değişimler, yasalara da yansıması ile Hollanda, Belçika, Hırvatistan, Danimarka, Finlandiya gibi Avrupa ülkeleri homoseksüel evlilikleri yasal olarak kabul ederek, çiftlerin haklarını koruma altına almıştır.

    Toplum nazarında anormal ilişki olarak görülmesi, önyargı, kalıplaşmış düşünce ve homofobinin uzantısı ile ortaya çıkmış bir düşüncedir. Kaplan Sadock’un editörlüğünü yaptığı Comprehensive Textbook of Psychiatry kitabında anormal ilişki, kişinin kendisine ya da diğerlerine zararlı olan, oldukça kısıtlı olan, bir partnere yönlendirilemeyen, birincil cinsel organların uyarılmasını dışlayan, suçluluk ve anksiyetenin uygunsuz olarak eşlik ettiği cinsel davranış olarak tanımlanmıştır.

    Homoseksüel kimliği anlayabilmek için lezbiyen, gay, biseksüel, homofobi gibi kavramların tanımlanması önemli olacaktır. Bu tanımlamaların ardından psikanalizin homoseksüel yönelimlere bakışı kavranabilir bir boyuta gelecektir.

    Cinsiyet ve Cinsellik

    Cinsiyet ile cinsellik arasındaki farkı kavramak homoseksüeliteyi kavramakta önemlidir. Cinsiyet TDK sözlüğünde “Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkekle dişiyi ayırt ettiren yaradılış özelliği” şeklinde tanımlanmaktadır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere cinsiyet bireyin tercihi olmaksızın getirdiği biyolojik bir terimdir. Kişinin fiziksel ve biyolojisinde yer alan eril ile dişil üreme organlarının var olması ile belirlenmektedir.

    Cinsellik TDK sözlüğünde ” sevişme duygusu” olarak tanımlanmaktadır. Cinsellik kişinin duygusal ve cinsel anlamda yatırım yaptığı nesneye aittir. Kişinin biyolojisi ve fizyolojisinden bağımsız olarak gelişen bu yatırımın toplum ve kültürün genelinin yönelimi ile uyumlu olmak zorunluluğu yoktur. Bir erkek cinselliği için kadın şart olmadığı gibi bir kadın cinselliği için erkek gerekmemektedir. Duygusal ve cinsel yatırım bireyin hem cinsine yatırılabilir. Bu duygusal bir etmen olmakla birlikte, biyolojisi ile bir bağlantı taşımamaktadır.

    Kişinin doğuştan getirdiği biyolojik kimlik Türkçe’de biyolojik cinsiyet olarak kabul görmekte, kişinin duygusal ve cinsel yatırımları sonucunda ortaya çıkan kimliği ise cinsel kimliğidir.

    Homoseksüelite

    Homoseksüellik 19. yüzyılda tıbbi bir terim olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu terimin kullanımından önce heteroseksüellik normalliği ifade etmekteydi. Ancak homoseksüelitenin tıbbi olarak tanınmasından sonra normal ve anormal tanımları ortadan kalkmıştır. Homoseksüellik, kişinin biyolojik olarak kendi cinsiyeti ile aynı cinsiyette olan kişiye yönelik erotik istek duyması anlamında kullanılmakdır.

    Homoseksüel tanımı ile birlikte 19. yüzyılda biseksüellik kavramı da hipotetik olarak bir organizmanın fizyolojik olarak bir kadın ya da bir erkek olarak gelişebilmesi anlamına gelmekteydi. Yapılan çalışmalar sonucunda bazı organizmaların erkek veya kadın olarak çoğalabildiğini gösterdi. İnsan embriyosunun gestasyonun 12. haftasına kadar dış genitallerin kadın veya erkek olarak farklılaşmasının bulunması ile insanlardaki biseksüel potansiyeli kabul görmeye başladı. Sigmund Freud, kadın ile erkek arasında farklılıklar olmasına rağmen insanların biseksüel olduklarını savunduğu teorisi bilim tarafından onaylandı. Sigmund Freud’un klitorisin işlevini yitirmiş bir penis olduğunu savunması da bu teorinin devamı niteliği taşımaktadır.

    Günümüzde biseksüellik zaman zaman kendi cinsiyete karşı duygusal ve cinsel yatırımın yapılıp, zaman zaman karşı cinsiyete karşı duygusal ve cinsel yatırım yapılması olarak tanımlanmaktadır.

    Lezbiyen

    Kadın biyolojisine ve fizyolojisine sahip bireylerin kendisi gibi biyolojik ve fizyolojik olarak kadın bireylere karşı duygusal ve cinsel yatırım yaptığı cinsel yönelimdir. 1994 yılında Chicago Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre 18-59 yaş aralığındaki kadınların %1.4’ü lezbiyen olduklarını bildirmektedir. Ayrıca araştırmaya katılan kadınların %5’i ergenlik dönemi sonrasında en az bir defa homoseksüel ilişki yaşadıklarını bildirmişlerdir.

    Gay

    Erkek biyolojisine ve fizyolojisine sahip bireylerin kendisi gibi erkek biyoloji ve fizyolojisine sahip bireylere karşı duygusal ve cinsel yatırım yaptığı cinsel yönelimdir.1994 yılında Chicago Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre 18-59 yaş aralığındaki erkeklerin %2.8’i gay olduklarını bildirmişlerdir. Aynı araştırmada yer alan verilere göre araştırmaya katılan erkeklerin %9’u ergenlik dönemi sonrasında en az bir defa homoseksüel ilişki yaşadıklarını bildirmişlerdir.

    Biseksüel

    Yazının içerisinde belirtildiği üzere, 19.yüzyıla kadar tıbbi olarak tanımı olmayan biseksüellik, yapılan araştırmalar sonucunda kabul görmeye başlamıştır. Sigmund Freud gibi birçok bilim insanı insanların tamamında biseksüel eğilimlerin olduğunu savunmaktadır. Biseksüellik, hem kendi cinsiyetinden hem karşı cinsiyetten bireylere karşı duygusal ve cinsel yatırım yapıldığı cinsel yönelimdir.

    Transeksüel

    Biyolojik ve fizyolojik olarak bulunduğu bedene ait hissetmeyen bireylerin duygusal ve cinsel yatırımlarının hangi cinsiyete yöneldiğinden bağımsız olarak hissettikleri cinsiyetin bedenini cerrahi müdehale ile sahip olmasıdır. Transeksüel erkekler kadınlarla birlikte olmak için ya da transeksüel kadınlar erkeklerle birlikte olmak amacıyla cinsiyet değiştirmemektedir. Kendi bedenleri ile hissettikleri beden algısının uyumsuzluğunu gidermek amacıyla cinsiyet değiştirmektedir. Transeksüel bir kadın duygusal ve cinsel olarak bir kadına yatırım yapabilir ve lezbiyen bir ilişki yaşayabilir. Transeksüel bir erkek duygusal ve cinsel olarak bir erkeğe yatırım yapabilir ve gay ilişkisi yaşayabilir.

    İnterseksüel

    LGBT çatısına kabul edilen son yönelimdir. İnterseksüel birey hem dişil hem eril olarak hissedebilir. Fizyolojik olarak da kadın ve erkek fizyolojisine ait belirtiler gözlenebilir. Diğer LGBT yönelimleri ile ilgili yapılmış çalışmalar kadar yaygın ve bilinen bir yönelim değildir.

    Homofobi

    Etimolojik olarak “Homo” “aynı, eş” anlamına gelmekte, “fobi” ise “doğal olmayan, mantıksız ve güçlü bir korku veya nefret” anlamına gelmektedir. Homofobi kelimesinin karşılığı olarak eşcinselliğe duyulan korku, nefret olarak tanımlanabilmektedir. Homofobi insanlar eşcinselliği kabul etmemek bir tarafa eşcinsellere karşı yıkıcı duygular beslemekte, eşcinsel kimseler ile sağlıklı iletişim kuramamaktadır.

    Homofobinin kelime anlamını kavramak için yapılan kelimeyi oluşturan sözcüklerin ayrılması, homofobinin psikolojik çıkarımı için de gereklidir. Fobi, bilindiği üzere bastırılan arzuların sonucunda ortaya çıkan bir korku durumudur. Homofobi, kişinin eşcinsel arzularından duyduğu rahatsızlık sonucunda bu arzularını baskılayıp, baskıladığı arzuları çağrıştıran kimselere karşı öfkesinin yönelmesidir.

    Psikanaliz ve Homoseksüelite

    Psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud, homoseksüeliteyi normal gelişimin doğal bir sonucu olarak görmektedir. Homoseksüelite ya da inversiyonu bir patoloji olarak görmek bir tarafa, doğal bir dürtünün çözümlenmiş bir dışavurumu olarak nitelendirmektedir. Yazının içerisinde konu edinildiği üzere Freud, insanları biseksüel olarak tanımlamakta, her bireyde Feminen ve Maskülen bir yön olduğunu savunmaktadır. Bu biseksüellik içerisinde, gelişim döneminde toplumsal, çevresel ve biyolojik etmenlerin etkisi ile ortaya çıkan doğal bir yönelimdir. Bu durumun tersine heteroseksüelliğin çoğu zaman yüceltilmiş bir algı içerisinde olduğunu belirtmiştir.

  • Cinsiyet Kimliği Bozukluğu

    Cinsiyet Kimliği Bozukluğu

    Cinsiyet kimliği bozukluğu ya da cinsiyet boşluğu yaşayan çocukta kendini gerçek manada erkek hissetmek kız çocukları için de kadın hissetmek konusunda bir şeyler eksiktir. Çocuğunuzun davranışları ile ilgili endişeleriniz mi var? Çocuğunuzun cinsiyet karmaşası gösterdiğinden şüpheleniyor musunuz? Çocuklukta cinsiyet kimlik bozukluğuna işaret eden bazı durumları Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) tarafından aşağıdaki gibi sıralanmıştır. Klinik uzmanlar bu beş göstergeyi, çocuğun bu rahatsızlığa sahip olup olmadığını belirlemede kullanırlar.

    1. Israrla tekrarlanan karşı cins olma isteği ya da öyle olduğuna inanma durumu.

    2. Erkeklerde karşı cinsin kıyafetini giyme ya da feminen giyim tarzını taklit etme. Kızlarda ise sadece stereotipik olarak maskülen olan kıyafetleri giymede ısrarcı olma.

    3. Taklide dayalı hayali oyunlarda güçlü bir biçimde süregelen karcı cins rollerini tercih etme ve sürekli karşı cinsten olma fantezileri kurmak.

    4. Stereotipik olarak karşı cinse ait olan oyun ve eğlencelere katılmak için yoğun arzular besleme.

    5. Oyun arkadaşlarını ısrarla karşı cinsten seçmek.

    Karşıt cinsiyet davranışları okul öncesi dönemde 2-4 yaş arasında başlar. Dr Richard Green’in araştırmalarına göre karşı cinsin elbiselerini giymek de ilk işaretlerden biridir. Cinsiyet karmaşası yaşayan erkek çocuklarında hareketli oyunlardan korkma erkek çocukları ile oynamada isteksizlik, diğer erkeklerin yanında çıplak durmaktan utanma, kadınların yanında çıplak durmaktan utanmama, baba ile ilişkilerde ve babaya bağlanmada güvensizlik ve anneye aşırı bağlanma.

    Eğer çocuğunuz karşı cinsin aktivitelerine ve giyim kuşamına ilgi gösteriyorsa oyunlarını ve saplantılarını birbirinden ayırt etmeniz gerekir. Çocuğunuz karşı cinsin kıyafetlerini nadir olarak giyiniyorsa endişelenmenize gerek yok. Ancak çocuğunuz bunu sürekli yapıyorsa ve bazı şeyleri alışkanlık haline getiriyorsa endişelenmeniz gerekir. Örneğin erkek bir çocuk annesinin makyaj malzemelerini kullanmaya başlamışsa, erkek çocuklarından ve onların oyunlarından kaçınıyor ve kız çocukları ile oynamakta ısrar ediyorsa sonrasında tiz bir sesle konuşmaya çalışıyorsa, kızların yürüyüşlerini duruşlarını abartılı bir şekilde taklit ediyorsa kadınsı eşyalara karşı saplantılı bir ilgi oluşturmuş ise, kız kardeşinden ve annesinden daha feminen davranıyorsa çocuğunuz için endişelenebilirsiniz.

    Cinsiyet karmaşası yaşayan çocuktan bir insan resmi çizmesi istendiğinde öncelikle bir kadın resmi çizecektir. Sonra belki bir erkek resmi çizecektir. Çocuğun çizdiği kız veya kadın resmi pembe ve kırmızı gibi göz alıcı renklerle boyanmış, ayrıntılı ve büyük resimlerdir. Çocuğun yaptığı erkek resmi ise zayıf, küçük, donuk ve genellikle çöpten adam şeklindedir. Bütün bu resimler çocuğun gerçeklik algısını temsil eder.

                Cinsel kimliğini güçlendirmekte olan normal bir erkek çocuk, kız çocuklarla birlikte olmayı reddeder. Özellikle 6-11 yaş arası erkek çocuklar karşı cinsten arkadaş istemezler ve ‘‘Kızlardan nefret ediyorum’’ derler. Kızlar ise ‘’Erkekler çok aptal onları aramızda istemeyiz, erkekler çok uyuz’’ gibi düşüncelerini dile getirirler.  Bu yaşlardaki çocuklar cinsiyet rollerinde çok katı ve stereotipik davranırlar. Bu cinsiyetçilik sağlıklı ve normal bir cinsiyet özdeşimi sürecinin bir parçasıdır.

                   Bu sağlıklı kız ve erkek çocuklar cinsiyet kimliklerini pekiştirmek için aynı cinsten yakın arkadaşlar edinirler. Böylece yeni edinilmiş olan erkeklik ve kızlık hisleri sağlam bir zemin üzerine inşa edilecektir.

                 Bir çocuğun dişilik ve erkeklik hisleri, özellikle de çocuk küçükse belli belirsiz bir fikirden ötedir. Cinsiyet derin bir duygusal değer taşır. Araştırmacılar, erkek çocuklara kız olup olmadıkları sorulduğunda, kızlara ise erek olup olmadıkları sorulduğunda birçok çocuğun oldukça güçlü tepki verdiğini, bazılarının bu soruyu eğlenceli bulduğu, bazılarının da kızıp gücendiğini belirtmişleridir. Tepki vermeyen çocuklar tepki veren çocuklara göre daha az sağlıklıdırlar.

                 Ergenlik döneminde ise durum değişir. Çünkü normal gelişim göstermiş bir erkek çocuk, kızların çekimine girmiştir. Onun için de kızlar artık önemsiz değildirler. Kızlar bir anda daha ilgi çekici, anlaşılması güç, romantik ve esrarlı hale gelmiştir.

                 Anneler erkek bir çocuğun sağlıklı bir cinsiyet gelişiminde önemli rol oynarlar. İlgisiz babaları olduğu durumlarda anne tüm ilgiyi oğluna yönlendirmiştir ve bebeklikten itibaren çocuk rol model olarak anneyi görmektedir çocuktaki bazı mizaç yatkınlığı da annenin sağlıksız tutumundan dolayı sağlıklı bir cinsiyet geliştirmesini engeller.

                   Erkek çocukların cinsiyet gelişimi için anneler üç şekilde davranabilirler.

    1. Anne oğul ilişkisine dikkat edilmeli. Anneler oğulları ile aşırı yakın bir ilişki geliştirmemeye dikkat etmelidir. Eşi ile duygusal yönden güvenli bir ilişki geliştiremeyen  anne duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için farkında olmadan oğluna sağlıksız ve aşırı bir biçimde bağlanabilir. Bu durumda anne ihtiyaçlarını karşılıyor olsa da bu oğlu için çok da iyi bir gelişme değildir.

    2. Erkeksi özdeşim desteklenmeli. Anneler oğullarının erkeksiliğini onaylamak için daha fazla gayret sarf etmelidir.

    3. Çocuk için bir baba figürünün olması. Baba yok ise  veya bu ihtiyacı karşılayamıyorsa büyük ağabey, dede, dayı ,amca gibi başka bir yakını tarafından karşılanmalı. Annenin çocuğa ‘’Erkeklerin aile hayatında önemsiz unsurlar olduklarını ve ikisinin birlikte her şeyin üstesinden gelebileceği’’ mesajı çok yıkıcı olabilir.

       Oğulları ile daha yakın ilişki ve CKB ‘nin önüne geçmek için babalar için de dört aktivite faydalı olacaktır.

    1. Baba ile güreşerek oynanan oyunlar

    2. Babaları ile birlikte banyo yapmak

    3. Baba ve oğulun evin dışında aktiviteler yapması. Kısa gezintiler, markete gitmek, benzin almak gibi.

    4. Yatma zamanı geldiğinde çocuğu yerine yatıracak kişi baba olmalıdır.

    Ebeveyn olarak çocuğunuzun cinsiyetine uygun davranışlarını güçlendirmek ve geliştirmek için olumlu teşvik cezalandırmadan çok daha aktif bir yoldur. Abartılı feminen davranışların önüne geçmek istiyorsanız açık, tutarlı ve suçlayıcı olmayan bir dil kullanmalısınız. Mümkünse güvendiğiniz bir psikoterapist ile çalışın. Çocuğunuzun etrafında aynı cinsten olumlu bir rol modeli yoksa çocuğunuz  karşıt cinsiyet davranışlarını benimserken kendini güvende hissetmeyebilir. Çocuğunuz bir kadın ve ya bir erkek olmanın çekici ve arzu edilebilir bir şey olduğunu hissetmeli.

  • Üniversite Öğrencilerinin Depresyonlarının İncelenmesi

    Üniversite Öğrencilerinin Depresyonlarının İncelenmesi

    Son yıllarda depresyon tanısı alan, tedavi gören ve depresyon için ilaç kullanan üniversite öğrencilerinin sayısında bir artış gözlenmektedir. Depresyon üniversite öğrencilerinin karşı karşıya kaldığı duygusal problemlerden en ciddi olanıdır çünkü yetişkinleri ve genç yetişkinleri doğrudan ve derinden etkilemektedir. Çünkü üniversite yılları boyunca gençler yetişkin dünyasına adım atmaya başlamaktadırlar. Bir başka deyişle üniversiteye adım atan genç yetişkinler, farklı bakış açıları, farklı yaşam biçimlerini keşfetmeye başlamakta ve değişik rolleri olduğunu fark etmektedirler. Bir yandan bağımsız olmaya çalışırken, bir yandan da kendilerinden beklenen gelişim görevlerinden olan yakın ilişkiler kurma çabasına girmektedir. Üniversite öğrencileri kendi beklentileri ile diğer insanların (arkadaşları ve aileleri) beklentilerini karşılama konusunda denge kurmaya çalışmaktadırlar. Ayrıca, üniversite öğrencileri kendilerini keşfetmeye çalışmakta, bu kendini keşfetme süreci ise zaman zaman benlik saygısında iniş ve çıkışlar yaşamalarına neden olabilmektedir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin değişen çevre ve kalma yeri gibi koşullara uyum sağlaması da gerekmektedir. Bu nedenle, üniversite yaşamı hem olasılıkları hem de olumsuz yaşam koşullarını ve stres faktörlerini beraberinde getirmektedir. Sonuçta üniversite öğrencileri yaşadıkları baskı sonucunda öfke, kaygı ve depresyon gibi bazı psikolojik belirti ve sorunlara daha yatkın hale gelebilmektedirler.

    Araştırmanın Amacı:Depresyon üniversite öğrencilerinde oldukça yaygın olduğu ve yaşamlarını olumsuz yönde etkilediği için depresyonun incelenmesi çok büyük önem taşımaktadır. Üniversite öğrencilerinin yaşam koşulları ve gelişim özellikleri dikkate alındığında dış görünümden memnun olmama, akademik başarısızlık ve kalma yerine uyum sağlayamama değişkenleri depresyon için en önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle bu araştırma üniversite öğrencilerinin depresyon düzeylerini cinsiyet, dış görünümden memnuniyet, kalma yeri ve akademik başarı değişkenleri açısından incelemek için gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, (1) üniversite öğrencilerinin depresyon düzeyleri nasıldır?, (2) üniversite öğrencilerinin depresyon düzeyleri dış görünümden memnun olma düzeylerine göre anlamlı olarak farklılaşmakta mıdır?, (3) üniversite öğrencilerinin depresyon düzeyleri akademik başarılarına göre anlamlı olarak farklılaşmakta mıdır?, (4) üniversite öğrencilerinin depresyon düzeyleri cinsiyet ve kalma yerine göre anlamlı olarak farklılaşmakta mıdır?, (5) üniversite öğrencilerinin depresyon düzeyleri dış görünümden memnun olma ve akademik başarı değişkenleri kontrol edildiğinde cinsiyet ve kalma yerine göre anlamlı olarak farklılaşmakta mıdır? Sorularına yanıt aranmıştır.

    Araştırmanın Yöntemi:Bu çalışma Anadolu Üniversitesi’ne devam eden 440 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 315’i kadın, 123’ü ise erkektir; 102’si birinci sınıf, 105’i ikinci sınıf, 110’u üçüncü sınıf, 123’ü ise dördüncü sınıftır. Araştırma verileri, Beck Depresyon Envanteri, Beden 90 A. Aykut Ceyhan et. al. Organlarından Memnuniyet Ölçeği ve araştırmacılar tarafından bu araştırma için geliştirilmiş olan Kişisel Bilgi Anketi ile toplanmıştır. Kişisel Bilgi Formu üniversite öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik ortalama ve kalma yeri ile ilgili sorulardan oluşmaktaydı. Data analizinde ise bağımsız gruplar için t testi, iki yönlü varyans analizi ve iki yönlü ANCOVA (Kovaryans) analizi kullanılmıştır.

    Araştırmanın Bulguları:Üniversite öğrencilerinin depresyon düzeylerine ilişkin dağılımın ortalaması 12.63, standart sapması ise 8.21 olarak bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin %25’inin depresyon puanları yedi ve yediden düşük, %50’sinin puanları ise 11’e eşit veya 11’den düşüktür, %75’inin puanları ise 17 ve daha altında yer almaktadır. Bu sonuçlara göre, üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğunun depresyon düzeylerinin yüksek olmadığı ifade edilebilir. Araştırmanın bulguları dış görünümlerinden memnun olmayan üniversite öğrencilerinin depresyon düzeylerinin dış görünümünden memnun olanların depresyon düzeylerinden daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca akademik başarısızlık yaşayan öğrencilerin depresyon yaşama olasılıkları akademik olarak başarılı olanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmanın bulguları üniversite öğrencilerinin depresyon düzeylerinin cinsiyete, kalma yerine ve bu iki değişkenin etkileşimine göre anlamlı olarak farklılaşmadığını ortaya koymaktadır. Kovaryans analiz sonuçları ise üniversite öğrencilerinin depresyon düzeylerinin dış görünümden memnun olma ve akademik başarı değişkeni kontrol edildiğinde de cinsiyet, kalma yerine ve iki değişkenin etkileşimine göre anlamlı olarak farklılaşmadığını göstermektedir.

    Araştırmanın Sonuçları ve Öneriler: Araştırmanın bulguları üniversite öğrencilerinin kalma yeri ve cinsiyetlerinin depresyon düzeylerinde farklılık oluşturmada önemli faktörler olmadığını ortaya koymuştur. Bu faktörler, üniversite öğrencilerinin dış görünümlerinden memnun olma ve akademik başarı durumları kontrol edildiği halde anlamlı bir farklılığa yol açmamıştır. Öte yandan, üniversite öğrencilerinin dış görünümlerinden memnun olmaları ve akademik başarıları depresyon düzeylerinde anlamlı etkilere sahiptir. Depresyon üniversite öğrencilerinin karşı karşıya kaldığı en önemli psikolojik problemlerden birisi olduğu için üniversite öğrencilerine etkili psikolojik yardım hizmetleri sunulması gerekmektedir. Bu nedenle üniversite öğrencilerinin kendini kabul düzeylerini yükselten, iletişim becerilerini ve sosyal ilişkilerini geliştiren farklı depresyonla baş etme programları geliştirilebilir. Bu programların tasarlanıp hazırlanmasında ise dış görünümden memnun olup olmama ve akademik konular da dikkate alınmalıdır. Bu çalışmanın bazı sınırlılıkları vardır bu nedenle bu araştırma başka çalışmalarla tekrarlanabilir. Bu araştırmanın katılımcılarının sayısındaki sınırlılıktan dolayı, üniversite öğrencilerinin depresyon düzeyleri ile cinsiyet, dış görünümden memnun olma ve kalma yeri arasındaki etkileşimler daha büyük çalışma gruplarıyla gerçekleştirilebilir. Üniversite öğrencilerinin depresyonlarını daha ayrıntılı olarak ele almak için nitel çalışmalar yapılabilir.

  • Çocuklarda kuşkulu cinsiyet (cinsiyet karmaşası -interseks – ambiguous genitalya ) ve tedavisi

    Çocuklarda kuşkulu cinsiyet (cinsiyet karmaşası -interseks – ambiguous genitalya ) ve tedavisi

    Ultrasonografi gibi radyolojik cihazların kullanıma girmediği dönemlerde,hamile bir hanımın çocuğunun kız mı yoksa erkek mi olacağı anne-baba ve tüm aile çevresinde en merak edilen konu olurdu.Doğumu takiben ilk sorulan soru kız mı erkek mi olur,sağlıklı olup olmadığı sorusu bazı ailelerde nerdeyse ikinci sırayı alırdı.

    Günümüzde çocuğun anne karnında iken cinsiyetinin belirlenmesi ile doğumu takiben ilk soru aslında öncelikli olması gereken sağlıklı olup olmadığı sorusu olmaktadır.

    Dış genital görünüm bebeğin erkek, kız yada bunlar arasında bir yerde olduğunu düşündürür.Sonuncu durumdaki seksüel karmaşa,ambigious genitalya veya interseks olarak da adlandırılır.Çocuğun cinsiyetindeki belirsizlik çocuğun yaşamını da tehdit edebilen bazı sorunlarla birlikte olabildiği için acil müdahele gerektirebilir. Ülkemizde doğumların çoğunluğu,hekimlerin denetimi dışında,deneyimsiz kişilere yaptırıldığından ve çocuk hekimlerince zamanında muayeneleri yapılmadığından tanıda önemli gecikmeler yanlış cinsel tanımlamaların yanı sıra çocuğun ölümüne kadar varan sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

    Aileler çoğunlukla; dış genital organları her iki cinse ait görünüm arzeden çocukları,kendi arzuladıkları cinsel kimlikle tanımlama eğilimindedirler.Anne ve babaların çoğunluğunun bu konu ile ilgili hiçbir bilgileri yoktur.Oysa çocuğun cinsiyetinin olabilecek kesin şeklinin en kısa sürede belirlenmesi ilerde doğabilecek ve onarılması imkansız sorunların önüne geçecektir.Bazı ailelerinde söz konusu durumdan utanarak çocuğu çevresindekilerin dahi görmesini engelleyerek olayı geçiştirebildiklerini unutmamak gerekir.

    Çok nadir görülmeyen bu gibi çocukların hekime ulaşanlarının sayısı olması gerekenden daha az olduğunu da belirtmek gerekir.

    Cinsiyet karmaşası konusunun daha iyi anlaşılabilmesi için anne karnındaki ceninde normal cinsiyet gelişimine kısaca değineceğiz.Ancak bazı kelimelerin (terminololik açıdan) kısa anlamları verilecektir.

    Fertilizasyon:Döllenme
    Kromozom:Hücre çekirdeği içinde kişinin özelliklerini ve cinsiyetini belirleyen yapılar.
    Kromozomal: Kromozoma ait
    Sperm:Erkek üreme hücresi.
    Ovum:Dişi üreme hücresi.
    Gen: Kromozomlar üzerine yerleşmiş kişiye özel karakterleri belirleyen yapılar.
    Genetik:Genlerle geçen,ırsi
    Embiryonik dönem:Döllenmeyi takiben rahim içinde doğuma kadar geçen dönem.
    Duktus-Duktal: (Kanal-kanala ait)
    Wolf kanalı:Erkek iç genital yapıları geliştiren embriyonik yapı.
    Müller kanalı:Dişi iç genital organlarını geliştirenembriyonik yapı.
    Gonad:İntrauterin dönemde çocukta,cinsiyetine göretestis veya over’i oluşturacak embriyonik yapı.
    Fallus:Erkekte penisi,kızda klitorisi oluşturacakembriyonik yapı.
    Hipospadias:Erkek çocuklarda,normalde penis başına açılması gereken idrar yolu açıklığının penisin daha alt kısmında bir açılım göstermesi

    Çocuğun (Cenin) anne karnındaki normal cinsel gelişimi:

    Rahim içerisinde sperm ve ovumun döllenmesini takiben,cinsel farklılaşma; intrauterin hayatta iç ve dış genital yapının erkek yada dişi yönünde gelişimi sonucu oluşmaktadır.Bu gelişim üç basamak halinde meydana gelir.

    Fertilizasyon sırasında kromozomal ve genetik yapının belirlenmesi ve cinsiyetin; genetik yapıya bağlı olarak gonadın testis ya da over yönünde gelişimi ve bu gelişimin yönüne göre de iç ve dış genital yapılar o cinse özgü özellikler kazanması ile oluşur.Embiryonik dönemde beşinci haftaya kadar dişi ve erkek gonad ayrımı söz konusu değildir.

    Ceninde bipotansiyel gonadın testis yönünde (erkek)farklılaşmaya başlaması yaklaşık 5 inci haftada,over yönünde (dişi)farklılaşması ise 12-14. üncü haftada başlamaktadır.Embiryonik gonadın testis ya da overe farklılaşmasından önce her iki cinste çift duktal(kanal)sistem gelişir.Bu iç genital kanallardan Wolf kanalı erkek iç genital,Müller kanalı ise dişi iç genital yapıların oluşumunu sağlar.Başlangıçta ceninde bulunan her iki kanaldan birinden oluşan cinsiyetin durumuna göre biri körelir,erkek olacak ceninde Wolf kanalı iç erkek genital organlarını oluştururken Müller kanalı körelir.Kız olarak gelişecek ceninden ise Müller kanalları dişi iç genital organları oluştururken Wolf kanalı körelir.

    Cenindeki ilkel gonadın dış kısmı “korteks”iç kısmı ise “medulla”ismini alır.Ayrıca ceninde erkek ve dişide dış genital organların gelişimini sağlayacak genital tüberkül (genital çıkıntı) adını alan bir embiryonik oluşum kendini gösterir.

    Erkeklerden kişinin genetik özelliklerini belirleyen 46+X kromozoma ilaveden Y (erkek genetik yapısını belirleyen cinsiyet)kromozomu bulunur.Yani erkeğin genetik olarak kromozom yapısı 46+XY şeklindedir.X ve Y kromozomları cinsiyeti belirlemeleri açısından önem arzederler.

    Dişilerde ise kromozom yapısı 46+XX şeklindedir.Gerek erkek,gerekse dişilerde son bir çift kromozom cinsiyet kromozomlarıdır.

    Erkek cinsiyetin gelişimi: Cenindegenotipin(46+XY)olduğu durumlarda yedinci haftadan itibaren gonadın medüller kısmından testis ve kordlar (meni taşıyan kanallar)gelişmeye başlar.

    Ceninde 8 inci haftaya kadar her iki cinste dış genital yapılar aynıdır.(Genital çıkıntı) her iki cins yönünde değişime uğrama kapasitesine sahiptir.

    Erkek cinste 8 inci haftadan sonra testisten salınan hormonlar ceninin iç ve dış genital organlarının gelişimini sağlar.Hormonal etki beynin de (virilizan yönde )uyarılmasına neden olur.Testisin gelişimini tamamlamasının ardından yine kendinin salgıladığı hormonlarla testisin torbalara doğru göçü başlar.Genelde çocuk doğmadan her iki testisin skrotuma inişi tamamlamış olur.

    Dişi Yönde Cinsiyet Gelişimi:

    Genotipi 46+XX şeklinde oluşan cenin de gonaddan overler (dişi yumurtalığı)12. inci haftada oluşmaya başlar.İlerleyen haftalarda dişi ceninde iç ve dış genital organlar gelişimini dişi yönünde tamamlar.

    Çocuklarda genital karmaşa (kuşkulu genitalya-interseks)konusunun iyi anlaşılabilmesi için etyolojik(sebepler)nedenleri kabaca üç başlık altında toplayarak anlatacağız.

    1-Gonadal (primitif tohum organı) farklılaşma
    bozuklukları:
    a.Miks gonodaldisgenezi(ceninde gonadların testis veya over yönünde farklılaşma bozuklukları)
    b. XX cinsel genotipe rağmen gonadın disgenetik (bozuk)gelişimi
    c. XY cinsel genotipe rağmen gonadın bozuk gelişimi
    d. Gerçek hermafroditizim(aynı kişide hem testis hemde over bulunması)

    2-Kız Psödohermafroditizm(46-XY- erkek cinselkromozonuna rağmen dişiye benzer dış genital yapı gösterirler.

    3-Erkek psödohermafroditizm (46+XY erkek cinsel kromozoma rağmen dişiye benzer dış genital yapı gösterirler).

    Yukarda kısaca üç başlık altında sınıflandırılan gruplar aşağıda özet olarak değerlendirilecektir.

    1.Gonadal Farklılaşma bozuklukları:

    Kuşkulu genital yapı gösteren çocuklar arasında önemli bir yer tutarlar.Bir veya iki gonadda (cenindeki testis veya over)disgenetik(yapı bozukluğu)söz konusudur.Özellikle XY yapısındaki gonadal bozukluklar değişik derecelerde kuşkulu dış genital anomalilerden sorumludurlar.Böyle kuşkulu olguların çoğunda iç ve dış genital organlarda asimetri vardır.Klasik olarak çoğunlukla bir gonad testis,diğer gonadın yapısında bozukluk vardır.


    2-Kız Psödohermafroditizm:


    Bu çocukların genetik yapısı (kız)46+XX şeklindedir.Gonadları testis olmadığı için iç ve dış genital organları dişi yönünde gelişmiştir.Bunlar anne karnında gelişimleri sırasında androjenik orjinli (erkeksi) hormon etkisinde kalmaları sonucu dış genital yapıları değişik derecelerde erkeksi yapı gösterirler.Dış genital yapıdaki erkeksi değişim,çocuğun anne karnında maruz kaldığı androjenlerin miktarı ve süresi ile ilişki gösterir.Bu olguların çoğunda anne karnındaki çocuklarda başlayan adrenal hiperplazi (böbrek üstü bezinde aşırı büyüme)ve androjen etkisi gösteren böbrek üstü bezi hormonlarının aşırı salınımı başlıca nedendir.Çocuklarda görülen doğumsal adrenal hiperplazilerin % 70-80 ninde tuz kaybı söz konusudur.Malesef doğumu takiben erken tanı konularak tıbbi tedaviye başlanılmayan çocukların çoğunluğu kaybedilmektedir.

    Bu başlık altında kızların overlerinde görülen androjenik lezyonlardan da (erkeksi hormon salgılayan tümörler) kısaca bahsedilecektir. Nadir rastlanılan bu tümörler prepubertal dönemde çocuğun dış genital organlarında erkeksi bir görünüm;klitoris büyümesi,kıllanma ay hali görmemesi veya ay halinin kesilmesi ,gibi durumların oluşmasına neden olur. “Arrhenoblastoma” adı verilen overdeki bu tip tümörlerin ultrasonografi,Komputurize Tomografi(CT) ve Magnetik rezonans (MR) ile yerleri tespit edilebilir. Bunlar genellikle disgenetik (yapısı genetik olarak bozuk)overlerde oluşur. Tek taraf overlerde veya her ikisinde de görülebilir . Olguların %50 sinde tümör elle karın muayenesinde hissedilir . Tümör iki taraflı ise her iki over tümörle birlikte çıkartılmalıdır. Eğer kız çocuğunun genetik yapısında (diskinetik olarak) Y kromozomu var ise her iki overinde çıkartılması gerekir.Zira masum görünen overde de her zaman maliğn (kötü huylu)tümör gelişme riski oldukça yüksektir.

    3- Erkek Psödohermafroditizm:

    Anne karnındakiceninde gonadları testis,genetik olarak 46+XY erkek yapıdaki olgulardır.Bunlarda da erken tanı,çocuğun yetiştirileceği cinsiyeti belirlemede çok önemlidir.Genetik olarak 46+XY yapısı göstermelerine karşın kısmı androjenik (testesteron ve böbrek üstü bezi hormonlarının bir kısmı) hormon duyarsızlığı söz konusudur.Bu gibi ceninlerde dış genital organların hormonlara karşı duyarsızlığı çocuklarda değişik derecelerde mikropenis (penis küçüklüğü),inmemiş testis ve hipospadias gibi anomaliler birlikte veya tek başlarına olabilirler.Bazı olgularda tanı maalesef puberte döneminde ikincil cinsiyet karekterlerinin gelişememe durumuna kadar gecikebilmektedir.Bu çocuklarda androjen düzeylerinin yüksek olmasına karşın kullanılamamaları, bu hormonların estrojene (dişi seks hormonu)dönmesi nedeni ile erkek çocukta jinekomastiye(meme büyümesi)neden olur.

    Yine bu grupta değerlendirilen hastalarda testesteronun (biyosentez)oluşumundaki (XY-erkek genetik yapıya rağmen)yetersizlik,iç ve dış genital organların gelişimini değişik derecelerde engeller.Ancak görülme sıklıkları çok nadirdir.

    Yenidoğan bir bebekte normal penis uzunluğu 3.6± 0,7 cm,çapı 1.1± 0.2 cm dir.Penis uzunluğunun yenidoğan bir bebekte 1.9 cm nin altında olması mikropenis olarak adlandırılır.Mikropenis gebeliğin 14 üncü haftasında hormonal bozukluk sonu oluşur.Gonadal hormon yetersizliği ceninde hipogonadizme bağlı olabildiği gibi bazı durumlarda da idiopatik(sebebi bilinmeyen)olabilir.Penis küçüklüğünün en sık rastlanılan nedeni beyinden salgılan ve gonadotropin hormonun gonaddan salgılanmasını sağlayan (gonadotropin releasing faktör) adı verilen bir enzimin yeterli miktarda salgılanmaması sonucu oluşur.Nadir olarak bazı bebeklerde büyüme hormonu (Growth hormon) salgılanma yetersizliği veya testiküler yetersizlik(Robinow sendromu)mikropenis nedeni olarak karşımıza çıkar.Bu gibi çocuklarda mikropenis nedeni,çocuk cerrahı,çocuk üroloğu ve çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından ortaya konulmalıdır.

    Bu gibi çocuklarda penis büyümesini sitimule etmek (Penisin hormona vereceği cevaba göre tanıya gitmek amacı ile 1 yaşından sonra gün aşırı olmak üzere 500 ünite 4 hafta süre ile verilir.) Ayrıca,puberteden önce yeterli büyüklükte bir penise sahip olmaları için androjen orjinli (erkek hormonu)hormon kullanılmalıdır.


    4-Gerçek Hermafrotizm:

    En az sıklıkla görülen bir interseks (kuşkulu genitalya)hastalığıdır.Afrika Bantus’ta epidemiktir(bölgesel).Bu hastalarda iyi gelişmiş (gelişme bozukluğu göstermeyen)erkek ve dişi gonadlar (testis veya over)birlikte bulunur.Bu beraberlikte testis veya over ayrı ayrı bulunabileceği gibi,biri testis diğeri ovotestis(aynı gonodda hem testis dokusu,hemde over dokusu birlikte)veya biri over diğeri ovotestis şeklinde olabilir.Bulunan gonadın (ilgili cinse ait sperm ve/veya ovum-dişi yumurtası)cinsine göre ilgili tarafta erkekte testis,dişide overi oluşturacak embiryonel yapıların yanı sıra,testis olacak tarafta Wolff,over olacak tarafta da Müller kanalı olarak adlandırılan ve iç genital organların gelişimini sağlayan embiryonik komponentler gelişir.

    Testis ve over dokuları normal yapılar da gözlenirken,ovotestis yapısında testis dokusu merkezde,over dokusu onun çevresinde görülür.Bu hastaların yaklaşık %80 inde 46+XX kromozom(dişi)yapısı ve Barr cisimciği(dişilerde ağız mukozasından alınan örnekte mikroskop altında görülen ve çocuğun dişi genetik yapısında olduğuna işaret eden pozitifliği vardır.Diğer %20 de ise 46+XX veya 46+XX/46+XY mozaik kromozom yapısıyla beraber değişken Barr cisimciği pozitifliği veya negatifliği tespit edilir.

    Gerçek hermafroditizmin oluş nedeni bilinmemektedir.Y kromozomun kısa kolunun X kromozomuna birleşmesi sonucu olduğu ileri sürülmektedir.Bu hastalıkta seçilecek tedavinin planlanmasında en önemli kriter,tanı konma yaşı ve fallus büyüklüğüdür.Erkek cinsel kimliğini benimsemiş,fallusu küçük olan tüm bireylere dişi cinsel kimlik kazandıracak şeklide tedavi planı yapılmalıdır.Böyle olgularda Wolff kanalından gelişen yapılar(iç genital yapılar)ve testis dokusu çıkartılır.Fallus’a kliteroplasti Labioskrotal kıvrımın açılması ile Labiumlar oluşturulur.Puberte sonrasında kalın barsak kullanılarak yapılacak vajinoplasti ile fonksiyonel bir dişi cinsiyet kimliği kazandırılır.Fallusu büyük,erkek olarak yetiştirilmiş ve erkek cinsel kimliğini benimsemiş kişilerde ise Müller kanalından gelişen uterus,over gibi yapılar çıkarılır,varsa hipospadiası onarılır.Pubertal dönemde ise dışarıdan testesteron verilerek ikincil seks karekterleri geliştirilir ve testis protezi konulur.

    Kuşkulu Genital Yapı(İnterseks)Gösteren Çocuklara Yaklaşım

    Böyle çocukların aşağıdaki sıralamaya göre ivedilikle incelenmesi gerekir.

    a-Ayrıntılı öykü
    b-Fizik muayene
    c-Kromozom analizi
    d-Kan biyokimyasının incelenmesi

    a-Ayrıntılı öykü:

    a- Detaylı aile öyküsü

    Çocuğun doğum öncesi dönemine ve özellikle hamilelik sırasında anneye yönelik detaylı bilgi edinme ile başlar.Aile öyküsünde (birinci derecede akrabalık da içeren) çok kısa boy, çok uzun boy(bazı bireylerde hormonal yetersizlikler), erken menopoz,osteoporoz,geçikmiş puberte ,amonere,kısırlık,kuşkulu genital yapı ve daha önce doğum sırasında veya yenidoğan döneminde kaybedilen çocuklar olup olmadığı (tuz kaybı ile birlikte giden böbrek üstü bezinin fazla çalışması) gibi durumlar detaylı olarak araştırılmalıdır.
    Ayrıca annenin gebelik esnasında androjen içeren (erkeksi) hormonları kullanıp kullanmadığı (anneye ait over veya adrenal tümörlerinde kullanılabilir) sorgulanmalıdır.

    b-Fizik Muayene

    Yine bu konuda oldukça deneyimli bir hekim tarafından genital muayenesi yapılmalıdır.

    Boş skrotumlu bir yenidoğan kromozom yapısı açısından erkek ve iki taraflı inmemiş testisli bile olsa ayrıntılı olarak incelenmeden erkek olarak değerlendirilmemeli,altta ağır bir adrenogenital sendrom sonucu ileri derecede erkeksi gelişme olabileceği unutulmamalıdır.

    Doğumsal adrenal hiperplaziler(böbrek üstü bezinin fazla çalışması),kortizon denilen hormonun yetersizliği nedeni ile (aşırı derecede)androjenik (erkeksi hormon)salgılanması ,dişi fetusun(ceninin) dış genital organlarının erkeksi görünüm alacak şekilde etkiler. Bu durum bazen hekimi bile yanıltabilir.

    Boş skrotumlu,küçük penisli (mikropenisli),ve ağır hipospadiaslı (idrar yolunun penis başı yerine daha distalde bir yere açılması) kuşkulu genitalya olarak değerlendirilmelidir.

    Gonodların simetrisi yani her iki gonadın dış kasık halkasının üstünde veya altında olması çok önemlidir. Gerek erkek, gerek kız psödohermafrodilerde patolojik mekanizma her iki gonadıda etkilediği için,gonadlar simetrik yerleşir .Erkek psödohermafroditlerde gonadlar her iki tarafta da hissedilebilirken,kız psödohermafrodiflerde gonadlar ultrasonografi ile karında görülebilirler .Gerçek hermafroditler ve Miks gonadal diskenezi olan çocuklarda gonadlar simetrik yerleşim göstermezler. Bir tarafta gonad ele gelirken diğer tarafta ele gelmez .Gonadların asimetrik veya simetrik yerleşimine göre hekim gerçek tanıya doğru yönlenir.

    c-Kromozom Analizi

    Periferik lenfositlerden X ve Y cinsel kromozomlarına özel DNA propları ile yapılacak (fluoresan insitu hybridizasyon)tekniği ile 48 saat gibi bir süre içerisinde genotip (genetiksel kromozomal cinsiyet) belirlenebilir. Çok nadiren mozaizmi dışlamak için diğer dokulardan da kromozom analizi gerekebilir.


    d-Kan Biyokimyasının İncelenmesi

    Genetik olarak 46+XY kromozom yapısı bulunan bazı olgularda dış genital organların erkeksi gelişimleri yetersizdir. Erkek yalancı hermafrodit olarak anılırlar.Normal testisi bulunan bu hastaların dış genital organlarının yetersiz gelişmesinden; a)Yetersiz testesteron yapımı (testesteron yapımı için gerekli bazı enzimlerin eksikliği nedeni iledir) b) Testesteron hedef organda (testis ve penis) 5 άredüktaz enzimi noksanlığı sonucunda etkin hale dönüşememesi, c)Dış genital organlarda testesterona yanıt verecek reseptörlerin bulunmaması veya yetersiz olması sorumlu tutulmaktadır.
    Genellikle erkek olarak yetiştirilmelerine karşın erkek yalancı hermafroditlerde çocuğun penisi hafifçe büyümüş bir klitoris boyutunun önüne geçemez, penis içi yapısıda ereksiyon için yetersizdir. Bu nedenle erkek tanısı konulan bu gibi çocuklara kız kimliği verilmesi ve bu yönde yetiştirilmesi uygun olur hatta bu zorunluluktur.

    Doğumsal adrenal hiperplazide (böbrek üstü bezinin aşırı hormon salgılaması)buna karşın kortizon sentezi için yeterli enzim olmaması sonucu ileri derecede artan androjenik (erkeksi) ara ürünler dişi ceninin dış genital organlarının erkeksi görünüm olacak biçimde etkilerler. Görünüm yalnız klitoris büyümesinden ,ucunda normal idrar yolu açıklığı olan erkek penisi gelişimine kadar varabilen geniş bir yelpaze içerebilir. Kuşkulu genitalyada en sık rastlanılan bu tipte kan biyokimyası hemen incelenerek tuz kaybettirici bir tip olup olmadığı ortaya konulmalıdır.Tuz kaybettirici tipde ise süratle medikal tedaviye başlanmalıdır.

    Kız yalancı hermafroditlerin tümü kız olarak yetiştirilmelidir. Bunlar doğurganlık özelliği taşıyan normal kız hastalardır.

    Miks gonadal disgenezi (gonadın bozuk gelişimi)olgularda da dış genital organlarda yetersiz bir erkeksi gelişim vardır.

    Hastaların çocuğun cinsiyet kromozomu genotipi 46+XY /45+XO şeklinde mozaizm(anormal)gösterir. Sıklıkla bir yanda disgenetik testis (patolojik yapıda)varken öte yandan da yine normal olmayan (patolojik yapıda) over bulunur. Dış genital organlar genelde kız görünümünde olduğundan hastanın cinsiyeti açısından yetiştirilme yanlışlığı yapılmaz. Nadir olarak bazı olgularda fallus (ilkel cinsel organ)büyük olduğundan bebekler erkek olarak da büyütülebilirler.

    Kuşkulu genitalyalı çocuklarda kromozom ve kan kimyası incelemeleri için gerekli örnekler alındıktan sonra mevcut anatomik yapının ayrıntılı olarak tanımlanabilmesi için çeşitli radyolojik incelemeler yapılmalıdır.Pelvik ultrasonografi ile uterusun ve/veya gonadların olup olmadığı belirlenmelidir.Gonadın overmi,yoksa testismi olduğu hakkında kısaca fikir edinilebilir.Üretra (idrar yolu)veya ürogenital sinüs (idrar yolu ve vajinanın aynı açıklığa açılması durumu)olduğu düşünülen açıklık içine yerleştirilen bir kataterden opak madde verilerek ürogenital sinüs,üretra ve vajenin konumları ayrıntılarıyla görüntülenebilir.Bu nedenle vajen olup olmadığını,varsa bağlantı yerini anlamak için kesinlikle endoskopi(sistoüreteroskopi)yapılmalıdır.İç genital yapının anlaşılabilmesi ve gerektiğin de gonad biyopsileri için laparoskopi veya laparotomi(aletle bakarak veya karnı cerrahi olarak açarak)yapılabilir.

    Tedavi

    Cinsiyetinden kuşku duyulan çocuk,doğumu takiben bu konunun uzmanı bir hekim tarafından muayene edilmeli ve onun uygun gördüğü tetkikler ile cinsiyeti belirlenmelidir.Gerek cinsiyetin belirlenmesi gerek tedavinin planlanması,Çocuk cerrahı,çocuk ürolojisi dışında genetik uzmanı,çocuk psikoloğu,çocuk endokrinoloğundan oluşan bir ekip tarafından yapılmalıdır.

    Gerek tıbbi,gerek cerrahi tedavide başarının sırrı mümkün olduğunca erken tanı konulmasına bağlıdır.Çocukta kuşkulu genitalya varsa kesinlikle cinsel kimlik ve isim konulmamalıdır.Cinsel kimlik 3-6 ay arasında belirlenmelidir.Bazı nadir durumlarda tıbbi gereklilik olarak çocuğun genetik cinsiyetinin (asıl cinsiyetinin) dışında farklı bir cinsel kimlik altında büyütebileceğinin de unutulmaması gerekir.Ailenin hekim grubu ile birlikte diyalog içinde olması,cinsel kimlik belirlenmesinde çocuğun yaşayacağı sosyal ortam da göz önünde bulundurulmalıdır.Çocuğa cinsel kimlik verilmesinde asla bir yaş geçirilmemelidir. Gecikmenin çocuğun ileri yaşlarda telafi ve tedavi imkanı olmayan cinsel karmaşa ve psikolojik sorunlarla karşılaşması kaçınılmazdır.Böyle sorunların kişileri intihara kadar götürebileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

    Kuşkulu genitalya neticede bir hastalıktır ve ailenin bundan utanmasına ve çocuğu gizlemesine gerek yoktur.Yukarda belirttiğim gibi pek çoğunun ilaçla,ancak bazı durumlarda ilaca küçük cerrahi girişimler ilavesi ile tedavileri pekálá mümkündür.

    Bu konuda en büyük yanlış; Çocuğun doğumunu takiben cinsel kimlik yönünde kuşkulu bir durumda,ailenin cinsel beklentisi yönünde veya bu konuda deneyimsiz hekim veya diğer sağlık personeli tarafından yakıştırılan cinsel kimliğin çocuğa verilmesidir.

    Tedavi kısmında; tıbbi ve cerrahi tedavi ve bunlara ait tekniklerden bahsederek okuyucuların zihnini zaten oldukça karmaşık olan bu konuda daha fazla karıştırmamayı düşünüyorum.