Etiket: Cinsel

  • Cinsel İsteksizlik

    Cinsel İsteksizlik

    Cinsel isteksizlik, kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusunun olmama durumudur. Görme, koklama, işitme, dokunma, tatma, düşünce ve duygular cinsel isteği meydana getirir. Kişinin kendi iç dünyasında yaşadığı psikolojik etmenler, kendi biyolojik yapısı ile ilgili faktörler, çevresel ve kültürel faktörler cinsel istek düzeyimizi belirler. Hasta ya kendi kendine tanı koyar ya da partneri tarafından tanı konulur. Yani değerlendirmede görecelik söz konusudur. Bu durum partnerler arasında ciddi uyumsuzluğa ve çatışmalara yol açar. Ön planda sorun olarak veya başka bir cinsel sorunun altına saklanmış olarak karşımıza çıkar. Kadınlarda genel olarak görülme sıklığı % 30 oranında olup en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. 

    Cinsel isteksizlik tipleri ergenlik döneminden beri görülen primer cinsel isteksizlik, cinsel sorunu olmayan bir kadının hayatının herhangi bir evresinde cinsel açıdan isteksizleşmesi ise sekonder cinsel isteksizliktir. Cinsel isteksizlik ağrılı cinsel birleşmeye, uyarılma ve orgazm bozukluklarına da neden olabilir. Bu durum partnerde de cinsel istekte azalmaya yol açabilir. Tam tersi partnerinde cinsel problem yaşayan kadında da isteksizlik olabilir. Kadınlarda cinsel isteksizlik; kızgınlık ve öfke, utanma, korku, endişe ve suçluluk hissetme duygularına açabilir. 

    Nedenleri;
    • Primer cinsel isteksizlik;
    1. Geçmişte yaşanmış olumsuz cinsel deneyimlerin bilinçdışı izdüşümleri; suçluluk ve günahkarlık duygularını içerir.
    • Sekonder cinsel isteksizlik;
    1. Yaşlanma
    2. Cinsellikten uzun süre uzak kalmak
    3. Kronik hastalıklar
    4. Vajinal enfeksiyonlar
    5. Evlilikte ilişki sorunları
    6. Depresyon
    7. Cinsel kimlik gelişiminde sorunlar
    8. Dini baskılar
    9. Gebe kalmaktan ve cinsel yolla bulaşan hastalık kapma korkusu
    10. Hormonal bozukluklar
    11. Gebelik ve lohusalık dönemi
    12. Menopoz
    13. İlaç yan etkileri

    Kadınların yaklaşık %1’de gerçekten fiziksel bir problem vardır. Geri kalan %99’luk kesimin problemi tamamen psikolojiktir.

    Değerlendirme;
    • Cinsel birleşme sıklığı
    • Cinsel düşünce ve fantezilerin sıklığı
    • Orgazm ile sonlanan cinsel etkinlik sayısı
    • Gerçekte istenen ideal cinsel istek sıklığı
    • Belirtilerin ortaya çıkmasından önce yaşanan olaylar
    • Psikolojik öykü ve evlilik öyküsü
    • Kadının hayatında düzen değişikliği olup olmadığı sorgulanır.

    Tedavi;
    Cinsel istek insanın içinde doğuştan vardır. Ve bu nehir içimizde akar. İsteksizlik durumunda bu nehir üzerinde bir baraj vardır. Tedavide bu barajın yıkılması amaçlanır. Kişinin kendi isteği ile gelip gelmediği, bu isteksizliği değiştirmek konusundaki farkındalığı çok önemlidir. Temel strateji kadının gevşemiş ve kaygılı olmayan durumdayken yeterli cinsel uyarıya tepki vermesini sağlayacak şekilde cinsel durumunun yeniden yapılandırması amaçlanır. 

  • VAJİNİSMUS …

    VAJİNİSMUS …

    Vajinismus; cinsel birleşme sırasında vajinayı çevreleyen kaslarda korku ve endişe sonucu yineleyici biçimde istemsiz kasılmalar olması ve cinsel birleşmenin gerçekleşememe durumudur. Tüm dünyada sıkça karşılaşılan bir cinsel problemdir.Ülkemizde ortalama olarak her on kadından biri eşi ile ilişkide vajinismus sorunu yaşamaktadır. Vajinismus, kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hemde eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur.

    VAJİNİSMUSUN NEDENLERİ
    Vajinismusun en sık görülen nedenleri arasında psikolojik kaygılar ağırlık kazanır. Kız çocuklarına öğretilen veya irademizin bilinçdışımıza kodladığı “cinsellik kötüdür.”, ”kızlık zarı çok değerli ve korunması gereken şeydir.” düşünceleri bu problemin ortaya çıkmasında önemli yer tutar.
    Bazende cinsel bilgi eksikliği, basit bir utanma ve cinsel duygulardaki baskılanma neden olabilir.
    Bazende altta yatan neden özellikle çocukluk dönemindeki travmatik yaşantıdır. Bu durumda geçmiş de yaşanmış taciz gibi travmatik olayların bilinçdışına itilen bugünkü izdüşümleri ve etkileri iç çatışmalara neden olup beden-zihin bütünlüğünü bozarak vajinismusa yol açabilir.

    Vajinismus nedenlerini toparlayacak olursak;
    • İlk cinsel denemede acı duyma
    • Cinselliği değersizleştiren ve aşağılayan aile
    • Zayıf güçsüz anne, baskıcı otoriter baba (baba-kız ilişkisinde güçlükler)
    • Cinsel şiddet ve taciz, iğrenme veya hoşlanmama
    • İstemeden zorla evlendirilme, eşini sevmeme, eşle uyumsuzluk ve iletişim sorunları
    • Başarısızlık korkusu veya performans kaygısı
    • Cinsel tabular, yanlış bilgiler ve inanışlar
    • Kişilik bozuklukları
    • Ağrı eşiğinin düşük olması
    • Vajinal kayganlıkla ilgili problemler, cinsel organın giriş yerinin bilinmemesi
    • Kadının cinsel obje olarak algılanması
    • Ağrılı jinekolojik muayene deneyimi, vajinal enfeksiyonlar

    VAJİNİSMUSUN BELİRTİLERİ
    Vajinismus hastalarında kasılmalar sadece vajina girişinde değil, aynı zamanda karın, bel, sırt, bacak gibi vücudun başka bölgelerindeki kaslarda da görülmektedir. Bu kişilerde cinsel ilişkiyi izleyen zaman içinde vucutta yaygın kas ağrıları görülür. Kas ağrılarının yaygın olması vajinismus hastalığının şiddetli olduğunu gösterir.Bazı hastalarda ise kasılmalar tüm vücuda yayılmaksızın yalnızca vajina bölgesinde gerçekleşmektedir.
    Vajinal kasılmaların çoğu hasta tarafından hissedilmekle birlikte,kişinin eşi tarafından da farkedilir. Eşler bu durumu adeta “vajina girişini kapatan bir duvar” gibi algılamaktadır
    Kadınlar ise “orada bir duvar var” gibi ifadeleri sıklıkla kullanırlar. Kontrol dışındaki bu kasılmalar; kadında endişe, korku ve “panik atak benzeri” bir durum yaratır. Sonunda kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır, eşini iterek ilişkiyi sonlandırır. Ailelerin bu durumu bilmesi veya ilk geceye ait deliller istemeleri, ya da “hala çocuğunuz olmuyor mu?” şeklindeki soruları çiftin durumunu zora sokar. Genellikle kadın suçlanır ve erkeğin evliliği bitirmesi istenir.

    VAJİNİSMUS TEDAVİSİNE YAKLAŞIM
    Vajinismus tedavisinde, tamamen kişiye özel bir tedavi planı gerekir. Tedavide problemi çözmek istemek ve yapabileceğine inanmak önemli bir adımdır. %100 tedavisi vardır. Vajinismus hastasının hikayesi üzerinden bir tedavi programı oluşturulur. Eşlerin katılımı, destek ve anlayışı iyileşmeye olumlu bir katkı sağlar.

    Öncelikle çiftler kişilik analizleri, evlilik ilişkileri, iletişim düzeyleri, cinsellikle ilgili düşünceleri ve duygusal çatışmalarını da içine alan bütüncül bir değerlendirmeden geçirilmesi gerekir. Gene ilk gece, ilk cinsel ilişki, kızlık zarı ile ilgili yerleşmiş yanlış düşüncelerin ve inançların değiştirilmesi için bilgilendirme yapılır..

    Tedavi sırasında çeşitli egzersiz programları yapılır.Bunlardan birkaçı;
    -Kendi bedenini tanıma egzersizleri,
    -Derin gevşeme egzersizleri,
    -Pelvik taban kaslarını kontrol altına almayı sağlayan,egzersizler verilir.Bu egzersizlere “Kegel Egzersizleri” denir ve bu kasların üzerindeki bilinçli kontrol arttırılır. Vajinismus tedavisinin en önemli aşamalarından birini bu egzersizler oluşturur.

    -Vajina genişletme egzersizleri.
    Bu egzersizlerin tamamı,vajinismus tedavisinin başlangıcında tüm hastaları tedirgin edebilir. Ancak aşama aşama bu noktaya gelindiğinde, vajinismus hastasının kendine güveni ve kontrolü artar. Gereğinde terapist eşliğinde egzersizler yapılmaya başlanır ve ev ödevleriyle devam eder. Ev ödevlerinin iyi çalışılması, tedavinin başarısını ve süresini etkileyen en önemli faktörlerdendir. İyice gevşemeyi öğrenen vajinismus hastalarında, bu uygulamalar son derece kolay olur.
    Evlendikten sonra vajinismus gibi bir cinsel problemi yaşamamak için öncesinde mutlaka hastalara, jinekolojik muayene yaptırmalarını ve cinsel bilgilendirme almaları önerilir..

  • Kadınlarda her ay görülen regl yani adet döneminde cinsel ilişkiye girmek sakıncalı bir durum mudur?

    Kadınlarda her ay görülen regl yani adet döneminde cinsel ilişkiye girmek sakıncalı bir durum mudur?

    Kadınların adet döneminde libidosu artar. Ayrıca adet dönemi kadınların gebelik riski olmadığından dolayı cinselliği en özgür yaşadığı dönemdir. Cinsellikte özgürlük tanıdığı düşünülen adet kanamasının görüldüğü günler enfeksiyon riskinin en yüksek olduğu süreçtir. Kadınlarda adet döngüsü enfeksiyon riskine davetiye çıkarmaktadır. Regl, kadınların mikroplara karşı oldukça hassas olduğu bir süreçtir. Söz konusu olan adet döneminde kadının vajinasında açık bir yara mevcutsa kadın enfeksiyona açıktır. 

    Kadınlar adet döneminin özellikle birinci ve ikinci günü cinsel ilişkiye girdiği takdirde erkeğin cinsel organında bulunan mikroplar kadının vajinasına bulaşarak olası hastalıkların oluşumuna sebebiyet verebilir. Bu nedenle tüm adet döneminde cinsel ilişkiye girmek konusunda ancak özellikle ilk ve ikinci gün çok daha dikkatli olunmalıdır.

    Kadınların adet döneminde cinsel ilişkiye girmesi önerilmeyen bir durumdur. Ancak cinsel ilişkiye girilme isteğine karşın şu tavsiyelerde bulunulabilir:

    Cinsel ilişki öncesinde erkek cinsel organını ılık suyla temizlemeli ve kuruladıktan sonra da muhakkak aile planlamasında kullanılan korunma yöntemlerinden olan prezervatif kullanılmalıdır. Bu uygulama ile tamamen olmasa da cinsel ilişkide enfeksiyon riskine karşın kısmen bir önlem alınabilmektedir.

    Adet döneminde kadınların vücudunun dinlemeye ve vücut toksinlerinden arınmaya ihtiyacı vardır. Regl sürecinde cinsel ilişkiye girildiği takdirde kadınlarda nadiren de olsa idrar yolu ile ilgili şikayetler, bel bölgesi ağrıları, genital rahatsızlıklar görülebilir.

    Adet döngüsünde vücut dışına atılan kan; sanılanın aksine kirli, zehirli veya pis bir kan değildir. 

    Teorik olarak adet döngüsü sürecinde hamile kalma olasılığı yoktur fakat nadiren de olsa gebe kalınabilir. Bu yüzden adet döneminde cinsel ilişkiye girildiği takdirde doğum kontrollerine başvurmak gereklidir.

    Regl sürecinde kandaki östrojen hormonu seviyeside düşer. Östrojen hormonu seviyesi düşüşünden kaynaklı olarak laktik asit üretimi azalır. Vajinal denge de bozulur. Böylelikle vajina enfeksiyonlara karşı direncini kaybeder ve enfeksiyon riski artar. Adet kanının her vücut dışına atıldığında rahim ağzı genişler. Bu durum enfeksiyonlarda kolaylıkla yayılma imkanı sağlar.

    Adet döneminde cinsel ilişkiye girildiği takdirde gebelik oluşma ihtimali var mıdır?

    Adet döneminde yumurtlama çoktan geçmiştir ve bir sonraki yumurtlama sürecine de zaman olduğu bilinmektedir. Ancak bundan yola çıkarak adet döneminde girilen cinsel ilişkide gebe kalınmayacağına güvenmek doğru olmaz.  Bu tür durumlara nadiren de olsa rastlanabilmektedir. Yumurtlama günü haricinde kadının cinsel organında spermlerin canlı kalma süreleri (48 ila 72 saat) de gebelik oluşumu yönünde önem teşkil eden bir diğer konudur.
    Adet döngüsünde, cinsel ilişkiye girilmiş ve spermler döl yatağına bırakışmışsa vajinada içeride de spermler canlı kalabilmişse gebelik oluşumu ihtimali söz konusu olabilir.
    Bazen adet dönemi sonunda lekelenmeler görülebilir bu durum kadınlar için yanıltıcı olabilir. Kadın lekelenmeleri adet devamı olarak düşünebilir ve gebelik oluşmayacağı kanısına varabilir. Oysaki lekelenme durumunda yumurtlama oluşabilir ve lekelenme halinde girilen cinsel ilişki sonucu gebe kalabilme olasılığı söz konusudur.

    Adet kanamasının görüldüğü hiçbir gün %100 gebelikten koruduğu gibi bir anlam taşımaz. Bu sebeple adet döngüsünde ve adet sonrası görülen olası lekelenmelerin olduğu süreçte cinsel ilişkiye girenler korunma yöntemlerine başvurmalıdır. 

    Adet döneminde girilen cinsel ilişkiye kısırlığa neden olur mu?

    Adet döneminde cinsel ilişkiye girildiği takdirde infertilite yani kısırlığın oluştuğu kanısının hiçbir bilimsel dayanağı söz konusu değil. Halk arasında bilinen yanlıştan öte değildir. Bu tür söylemlere itibar edilmemelidir. Çünkü gerçeği yansıtmamaktadır. Ancak adet döneminde enfeksiyon ve nadiren de olsa rastlanabilen gebelik oluşumu riski nedeniyle cinsel ilişkiye girmekten kaçınılmalıdır. Girildiği takdirde erkek cinsel organının hijyenine önem vermelidir ve prezervatif muhakkak kullanılmalıdır.

  • GENİTAL   ESTETİKTE  LABİOPLASTİ

    GENİTAL ESTETİKTE LABİOPLASTİ

    Genital  bölge estetiğinde sıklıkla  yapılan müdahale  tıp dilinde labioplasti denilen iç dudak onarımıdır. Labioplasti (İç dudak estetiği) labium minuslerin (iç dudak)cerrahi olarak düzeltimesidir.

    İç dudaklar büyük dudakların arasında  vagen girişinden yukarı uzanan ve yukarıda klitorisi saran  oldukça ince bir  deri kıvrımıdır. Renk ve şekil olarak ırklara ,yaşa,cilt tonuna göre farklılıklar gösterir.

    Labioplasti niçin yapılır?

    İç dudaklar bazı kadınlarda asimetrik ,bazı kadınlarda sarkık ve bazı kadınlara koyu renk olabilir.

    Dış genital  bölgenin estetiği   hem kozmetik açıdan hem de hijyenik  açıdan önemlidir. Kozmetik açıdan dar pantolon,tayt,bikini giydiklerinde düzgün olmayan bir görüntü oluşur. Pekçok kadında özgüven kaybı ,beğenilmeme kaygısı olur. Cinsel ilişki esnasında uzamış dudaklar vajen girişinde engel oluşturur ve buna bağlı olarak ağrı  ve gerginlik hissi olur.Kendine güvenini kaybeden ve eşlerinden utanan ,cinsel ilşkide ağrı duyan  kadında zamanla cinsel isteksizlik ve anorgazmi(orgazm olamama) gibi cinsel fonksiyon bozuklukları gelişir.

    Hijyenik açıdan uzamış küçük dudakların arasında terlemeye bağlı ıslaklık ve buna bağlı olarak enfeksiyona yatkınlık ve kötü koku oluşur.Uzamış küçük dudakların  iç çamaşırına sürtünmesi sonucunda tahrişe bağlı renginde koyulaşma olur

    Labioplastide (Küçük dudak onarımı)merak edilenler:

    **Labioplasti operasyonu evli , bekar veya bakire  estetik ve hijyenik endişeleri  olan her kadına yapılabilir.

    ** Bu operasyon kesinlikle kızlık zarına zarar vermez

    ** Hamile kalmaya veya doğum yapmaya engel değildir

    ** Cinsel ilişkiyi ya da orgazmı etkilemez.

    ** İdrar yapma ile ilgili bir sıkıntıya sebep olmaz.

     Labioplasti Operasyonu:

    **20-30 dakika süren  basit bir cerrahi işlemdir.

    **Lokal veya genel anestezi yardımıyla steril şartlarda yapılır.

    **Estetik dikiş(subcuticuler dikiş)tekniği ile dikildiğinden dışarıdan iplik görünmez.Kendiliğinden eriyen iplik kullanıldığından dikişleri almaya gerek kalmaz.

    **Operasyon sonrası  bir süre dinlendirildikten sonra hasta yürüyerek evine gidebilir. Aşırı bir ağrı sızı olmaz.

    **Operasyon sonrası doktorun tavsiyelerine uyulduğunda ve kişisel hijyen kurallarına dikkat edildiğinde 1-2 hafta içinde iyileşme olur.

    **Operasyondan sonra kişiden kişiye değişmekle birlikte 2-4 hafta içinde cinsel ilişkiye girilebilir.

    **İyileşme süreci tamamlandıktan sonra dikiş izi belli olmaz.

    **Kişiden kişiye değişmekle birlikte çoğu hastamız  ertesi gün işine gidebilir. Bu cerrahi işlemle  sarkık, uzun ve rengi koyulaşan  iç dudaklar yeniden normal görünümüne kazandırılır.

    Labioplastida dikkat edilmesi gerekenler:

     **Küçük dudakların (Labium mi) yapısal olarak kanlanması  cinsel fonksiyon açısından önemlidir.Operasyon sırasında doku kanlanmasını bozulmamasına önem verilmelidir.

    ** Küçük dudaklar tamamen çıkarılmamalı,şeklin doğal olmasına özen gösterilmelidir.Küçük dudaklar onarılırken dış denital bölgede görüntüyü bozan doku fazlalıkları ,şekil bozuklukları  da düzeltilmelidir.

  • VAJİNİSMUS

    VAJİNİSMUS

    Vajinismus Nedir?

    Vajinismus  vajeni saran kaslarının (pelvik  taban kasları veya aşk kasları olarak da bilinir)  istemsiz olarak kontrolsüz olarak kasılması sonucu  cinsel ilişkinin ya hiç olamaması veya ağrılı olması halidir.

    Vajinismus tanısı  nasıl  konur?

    Vajinismus  hastaları çoğunlukla cinsel ilişkide bulunamama  şikayeti ile kliniğimize başvurdurlar.Ancak vajinismus vejene girişin  gerektiği  bazı hallerde de ortaya çıkar.

    **Bir kısım vajinismus hastası vajene fitil veya tampon  yerleştiremezler.

    **Bir kısım vajinismus hastası  jinekolojik muayene olamazlar.

    **Bir kısım vajinismus hastası  jinekolojik ultrasonografiye giremezler.

    **Bir kısım vajinismus hastası vajene parmak sokamaz hatta dokunamazlar.

    **Bir kısım vajinismus hastası cinsel ilişkide bulunur ancak oldukça ağrılıdır.

    İşte bu şikayetleri olan kadınlar da vajinismus hastası olarak kabul edilip tedavi olmalıdır.

    Vajinismus sorunu yaşayan kadınlar neler hisseder?

    Vajinismus sorunu yaşayan kadınlar hiç kimseyle bunu paylaşmazlar.Bir süre eşiyle birlikte bu sorunu çözmeye çalışırlar ancak profesyonel yardım almadan çözemezler.Sorunu çözemediklerini görünce de mümkün olduğunca cinsel ilşki girişimlerinden kaçmaya başlarlar.Bahaneler üreterek tedaviyi geciktirirler.Vajinismus bu yüzden bir erteleme hastalığı olarak da bilinir.

    Vajinismus sorunu yaşayan kadınların hepsi  değişen derecelerde depresyondadırlar.Kendilerini eşlerine karşı suçlu hissederler. Diğer kadınların kolayca yaptığı işikendisi yapamıyordur.Kendilerinin diğer kadınlardan farklı olduklarını düşünürler. Özgüvenleri düşüktür.Öfkeli ve sinirlidirler.

    Vajinismus sorunu yaşayan kadını eşi:

    Vajinismus sorunu yaşayan kadının eşi  çoğunlukla kibar ,anlayışlıdır.Aslında eşlerin anlayışlı olması sorunun çözümünün de gecikmesine neden olan bir faktördür.Cinsellik evlilikte önemli bir yer tutar.Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerde zamanla çeşitli ilişki  bozuklukları oluşur:

    **Zamanla cinsel ilişki olmadan bir evliliğe uyum sağlarlar.Aynı evde iki arkadaş  gibi yaşamaya başlarlar.

    **Kadın ve erkek arasında çatışma başlar ve boşanma ile sonuçlanır.

    **Erkek kadını aldatır.

    Vajinismus tedavisi geciktiğinde erkekte ereksiyon(sertleşme ) problemleri,cinsel isteksizlik(libidoda azalma)erken boşalma gibi cinsel fonksiyon bozuklukları görülebilir.

  • GENİTAL SİĞİL

    GENİTAL SİĞİL

    Son yıllarda oldukça popüler hale gelen genital estetiğin yapılmasındaki ana amaç, sıklıkla normal doğum sonrası vajina bölgesinde meydana gelen kalıcı esnemeler sonucu ortaya çıkan hoşnutsuzlukların giderilmesi ve ayrıca psikolojik olarak kişilerin kendilerini daha iyi hissetmeleridir.

    Ayrıca bazı kişilerde doğuştan olan “labium minora’ların (küçük dudakların)” asimetrisi veya “fil kulağı” şeklinde tabir edilen geniş yüzeyli olması psikolojik ve işlevsel bir takım problemleri de beraberinde getirmektedir.

    Yine, vajinal bölgede doğum sonrası oluşan kalıcı esnemeler haricinde hoşnutsuzluk yaratan diğer bir olumsuz durum da “Epizyotomi” yani doğum sırasında bebeğin çıkması için yapılan kesilerdir. Bu bölgede iyileşme sonrası gelişen nedbe dokusu (skar) hem kadının hem de erkeğin cinsel tatminini engelleyebilir ve kadın açısından ilişkiyi ağrılı bir ıstıraba dönüştürebilir.

    Diğer taraftan, vajinadaki idrar kesesi ile “rektum” adı verilen barsakların anüsten önceki en son kısımlarının sarkmaları da cinsel fonksiyon bozuklukları yanı sıra idrar tutamama gibi patolojik durumlara neden olabilir. Sarkmaların ileri derecede olduğu durumlarda rahim sarkmaları (Prolapsus uteri) da görülebilir.

    Tüm bu fiziksel problemlere ilaveten pek çok kadın da kendi cinsel organını anatomik olarak beğenmemekte, ancak bunu çoğu zaman yakınlarına bile söylemekten çekinebilmektedir. Bu konuda sıklıkla karşılaşılan durum iç dudak olarak tabir edilen “labium minora” ların normalden büyük veya asimetrik olmasıdır. Bunun altında yatan sebep büyük bir olasılıkla cinsel organlarının ergenlik öncesi şeklinden değişiklik göstermesidir.

    Bu tür şikayeti olan kişilerde yapılacak olan plastik-estetik operasyonlar, psikolojik olarak kadını destekleyecek ve bu nedene bağlı olarak bozulan cinsel yaşantıları normal hale getirebilecektir.

    Tüm bu nedenler vajinal estetik operasyonlarının modern jinekolojik cerrahide yer almasına neden olmuştur. Özetlemek gerekirse, bu tür operasyonlar işlevsel ve/veya kozmetik amaçlarla yapılabilir.

  • Vajinismus

    Vajinismus

    Henüz ülkemizde fazlaca bilinmeyen ancak çok sık görülen ve sayısı da evli evli çiftlerde %10-20 arasında değişkenlik gösteren bir rahatsızlıktır ‘’ vajinismus’’.

    Özel hayatların da ,yatak odaların da hergün her gece hayatlarının en büyük korku kabusunu yaşayan hatta cinsellikleri günlük hayatın olağan akışınıda etkiler hale gelmesine neden olan bir korkudur ‘’vajinismus’’.

    Cinsel yakınlaşma sırasında bir erkek ve bir kadın düşünün herşey güzel başlamıştır,sırası yoktur bunun ama  klasik öpüşme,sevişme,sürtünme yani giriş ,gelişme vardır ancak sonuç paragrafında bir sorun olur ya bir türlü kompozisyon tamamlanamaz işte o dur ‘’vajinismus’’, yani  herşey  güzel başlar ve gelişir ancak tam sonuçta korku- kasılma , geri çekme veya ittirmeyle penis vajinayla tanışamaz istenmeyen misafir gibi kapı dışarı edilir.

    Burada önemli olan soru istenmeyen misafir midir yoksa ev sahibi midir? Sorunun cevabı aslında bellidir. Ev sahibi misafiri çok istemesine rağmen tam misafir kapıyı çalıp içeri buyur  edecekken kapıyı yüzüne kapatır ve ittirir. Bunun nedeni nedir sizce ?

    Misafiri davet eden ve buyur eden kendisi olmasına rağmen bunu son anda neden yapmaktadır.Tek cevabı var panik atak ve korku.

    Vajinismus bilmecesi nedir?
    Kadın da cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgenin adına ‘’vajina’’ denilmektedir.

    Vajina bölgesinin etrafında çicgili ve düz kaslar bulunmaktadır. Bu kas yapısı istemli kasılan kasların yanı sıra istemsiz kasılmalarlada vajina girişini daraltmakta bazen bazen tamama yakın kapatabilmektedir.Bu kasları kontrol etmek öğrenilebilen bir durumdur.

    Cinsel yakınlaşma sırasında bayanın kafasında kurduğu senaryo veya korkuları bu vajina kaslarının kasılmasına yol açarak cinsel birleşmenin olmasına izin vermez.Korku-kasılma-ittirme-geriçekilme ağrıcakmış korkusu ile tetiklenir ve ilişki olmaz.Vajinismus üçgeni budur. Bu üçgeni yenmek için öncelikle vajinismus korkusunun altında yatan problemi ve cinsellik bilgisini hatta aile-toplum-evlilik durumunun geniş olarak değerlendirmek gerekir.

    Bekaret yani kızlık zarı ‘nın vajinanın hemen girişinde olması kızlık zarı kanama korkusu bu korkulardan yanlızca biridir.

    Vajinismus kadını genellikle cinsellikle ilgili konuları konuşmayı sevmez ,cinselliği iğrenç bir şey olarak algıladıklarını belirtirler.Hatta cinselliğin saçma ve gereksiz bir şey olduklarını ifade ederler.Eşleriyle evlenmeden önce çok iyi anlaştıklarını evlenmeyle birlikte hiç böyle bir sorunla karşılaşmayı  umut etmediklerini evlilik bize yaramadı şeklinde ifadelerde sıkça karşılaşmaktayız.
    Geçmişte yaşanılan cinsellikle ilgili cinsel travma öyküsü olabilir veya olmayabilir.

    Sonuçta vajinismus hastası yanlızca bayan olmamakta çiftler karı-koca veya eşler olarak ele alınmalıdır.

    Bu cinsel sorun aşılmadığı taktirde bu evliliğin veya birlikteliğin ömrü eşlerin birbirlerini ne kadar  idare edebildiğine bağlı olarak değişmektedir.

    Tedavisi son derece basit ve kolaydır.

    Eşlerin birbirlerini anlaması ve bu sorunun ancak birlikte uzmana giderek çözülebileceğini  anlamak ve birbirlerine suçu atmadan ,kırıcı olmadan profesyonel vajinismus-cinsel eğitimi  için zaman kaybetmemeleri önerilir.

    Unutulmamalıdır ki vajinismus çözümü olan bir rahatsızlıklardan bir tanesidir.
     

  • Türkiye’de Cinsellik

    Türkiye’de Cinsellik

    Yazıma öncelikle cinselliğin tanımını yaparak başlamak istiyorum. Cinsellik; beden ve ruh sağlığımız için önemli ayrıca duygusal olarak bütünlüğü sağlayan haz verici bir eylemdir. Haz verici olmasının yanı sıra amacı türlerin devamını sağlamaktır. Sağlıklı bir cinsel yaşantı, çiftlerin hayatını renklendirir, ruhsal ve bedensel rahatlama sağlar, çiftlerin arasındaki iletişimi ve paylaşımı pekiştirir. Ayrıca cinsellik insan yaşantısının geçmişten geleceğe en doğal parçalarından ve ihtiyaçlarından biridir.

    Türkiye’de cinselliği değerlendirecek olursak toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından, gerek kültürel gerek dini açıdan tabu olarak kabul edilmektedir. Özellikle kültürel baskıların etkisiyle kişiler cinsellik konusunda duygularını, düşüncelerini ifade edememekte ve ayrıca dürtülerini bastırmaktadırlar. Bu durumda da cinsel problemlerin görülme sıklığı artmaktadır. Bunun bir sebebi de kültürel baskıların yanı sıra kulaktan dolma, yanlış bilgilerin kişilerin zihninde yer etmesidir. Böylelikle sağlıksız ve sapkın cinsel yaşantılar önümüze çıkmaktadır. Sağlıksız bir cinsel yaşantı da depresyon gibi psikolojik problemlere ve evlilik içi çatışmalara, çiftler arasında gerginliğe ve kişilerin kendilerine olan güvenlerini kaybetmeleri vb. sorunlara yol açmaktadır.

    Ülkemizde medyaya baktığımızda da sağlıksız cinsel yaşamı tetikleyen, bilgilendirme niteliği taşımayan, amacın daha çok ilgi çekmek olduğu tecavüz, taciz, aldatma, seks ticareti vb. konuları barındıran haberlerin, dizilerin, programların olduğunu görmekteyiz. Halbuki sağlıklı bir cinsel yaşantının topluma empoze edilmesinde medya olumlu bir rol oynayabilir. Bunun için cinsel problemler ve hastalıklar hakkında bilgilendirmeler içeren, evliliklerin daha nitelikli sürmesini sağlayan, bilgilendirici programlar düzenlenebilir.

      Ayrıca yine ülkemizde cinselliğin tabu, yasak, günah gibi kavramlarla ilişkilendirilmesi cinsel problemlerin ortaya çıkmasına neden olmakla kalmayıp kişilerin bu problemleri dile getirmesine ve çözüm yolu aramasına da engel olmaktadır. Kendini ifade edemeyen, sorunlarına çözüm arayamayan ve dürtülerini bastıran bireyler de sapkın davranışlar ve psikolojik problemler oluşmakta ve bu da toplumsal sağlığı sekteye uğratmaktadır.

    Peki, sağlıklı bir cinsellik için neler gereklidir?

    Öncelikle sorunların çözümünde cinsellik hakkında bilgilendirme çok önemlidir. Kişisel istek ve ihtiyaçlarımızı anlamlandıracak ve cinsel kimliğimiz hakkında açıklayıcı net bilgiler problemlerin çözümünü kolaylaştırır.

    Bilgilendirme ayrıca tabuların yıkılmasına yol açar ve kişinin sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşamasını sağlar.

    Kişinin korkularıyla, çekinceleriyle yüzleşip ön yargılarından kurtulması gerekmektedir. Buradan anlayacağımız gibi kişinin kendini tanıması, farkındalık kazanması önemlidir.

    Kişinin kendini tanımasının yanı sıra partnerini tanıması, onun istek ve ihtiyaçlarını önemsemesi de ayrıca önemlidir. Kendini seven, güvenen bir birey sevgi, anlayış, saygı, açıklık ve samimiyetle partnerine karşı zorlayıcı olmadan doğal seyrinde cinselliği yaşar.

    Sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşamak için cinsel problemlerinizi kabullenin, yüzleşin ve çekinmeden bir uzmana danışın. Sağlıkla kalın!

  • E-vitamini cinsel yaşamın dostudur

    Üremek ve türünü devam ettirmek, tüm canlıların en önemli amacıdır. Bedenler ve ruhlar kendini gerçekleştirmek için büyük bir cinsel çekimin yörüngesinde dönüp dururlar. Sağlık ve gençlik de doyumlu bir cinsel yaşamla sıkı sıkıya ilişkilidir. Sağlık olmadan cinsellik mümkün olamaz. Öte yandan cinsel doyum sağlığımızı geliştirir ve genç kalmamızı sağlar…

    Sex insanı gerçekten gençleştirir. Fiziki olarak izah edersek; Tüm vücut ritmini yükseltir. Kalbin daha hızlı ve daha güçlü çarpmasına neden olur. Böylece Kardiyovasküler aktiviteyi arttırır. Tabii kasları çalıştırır, kan dolaşımını hızlandırır ve hormonları yükseltir.

    Manevi yönüne gelince, ki bence daha da önemlidir;

    · Stresi dağıtır
    · beyni boşaltır,
    · yaşama olan güveni ve bağlılığı arttırır,
    · yalnızlık duygusunu ve ölüm korkusunu hafifletir ..

    Sex’ten vazgeçmek kolay kabullenilecek bir şey değildir ve bu noktada anti aging araştırmaları devreye girer. Tıp dünyası cinsel performansı geliştirmek uğruna her soruna bir çare arıyor ve olanakları sonuna kadar zorluyor. Hormonlar, hormon tedavileri ve onlardan daha güvenli olan besinler bir bir araştırılıyor.Bizim kültürümüze yabancı olmayan; mesir macunları, cezeryeler, kudret şurupları gibi dünyanın her bölgesinde ve her dönemde afrodizyak arayışları daima olmuş..

    E VİTAMİNİ
    Bugün özellikle E Vitamininden söz edeceğim. Bu vitaminin afrodizyak olup olmadığı bilinmiyor ama son derece güçlü bir antioksidan olduğu kesin. Özellikle C Vitamini ve Selenyum ile birlikte alındığında etkisi kat kat artar. Bu ne demektir, antioksidan etki bir bakıma tüm vücut sistemimizin paslardan ve küflerden arıtılmasıdır! Bu da yaşam pınarlarının engelsizce akabilmesi anlamına gelir. Tüm antioksidanlar yaşam kalitemizi yükseltirler ama cinselliğin E vitamini ile ilişkisi daha farklıdır.

    ▪ E Vitaminin büyük kısmı alfa d- tocopherol’dur. Tocopherol sözcüğü Latince yeniden üretmek, doğurganlık yeteneği anlamına gelir.

    ▪ Daha 1920 yılında, E vitamini çiftlik hayvanlarının doğurganlığını arttırmak için kullanılıyordu. Yemlere eklenen E vitamini eksik bırakıldığında, üremenin gerilediği görülüyordu.

    ▪ E Vitamini damar yüzeyini temiz tutar. Böylece kan dolaşımı düzeltir ve arttırır. Bu etkisi cinsel faaliyeti kolaylaştırır.

    ▪ E Vitamini kadınlarda vajina kuruluğunu önler ve libidoyu güçlendirir.

    ▪ E Vitamini, sex hormonları ve büyüme hormonu üretim zinciri ile kimyasal olarak ilişkilidir.

    ▪ Adet öncesi sorunlarında ve menapoz sonrasında yaşanan sıkıntılar E vitamini ile hafifletilebilmektedir.

    ▪ E vitamini düzenli kullanıldığında prostat kanserleri % 32 oranında önlenebilmektedir.

    ▪ E-A vitaminleri ile Çinko bir araya geldiğinde, sex hormonlarının seviyesini yükseltir ve üreme bezlerinin işlevlerini geliştirir.

    E vitamini gerçekten çok etkili bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini geliştirir, hücre yenilenmesine yardımcı olur, kıkırdak yetersizliğini önler, yaşlanma sürecini geciktirir ayrıca yaraların iyileşmesine katkıda bulunur. Bu vitaminin cildi güzelleştirdiği ve ince çizgileri azalttığı çok eskiden beri bilinirdi. E vitamini gece görüşü sorunlarını da düzeltir.

    DİKKAT!
    Yalnız E vitamininin aynı aspirin ve komadin gibi kanı inceltme eğilimi olduğunu belirmeden geçemeyeceğim. Bu nedenle ameliyatlardan önce alınması konusunda doktora danışmanız gerekir. Bir de eğer kolesterol düşürmek için ilaç alıyorsanız yine E vitamini almadan önce doktorunuzun fikrini sormanızda yarar var. Çünkü E Vitamini birçok kolesterol ilacında bulunan statinlerin etkisini azaltır.

  • Cinsel İşlev Bozuklukları

    Cinsel İşlev Bozuklukları

    Cinsel işlev bozuklukları kadınlarda; cinsel ilgi/istek azlığı, cinsel organda- pelviste ağrı/içe girme bozukluğu (vajinusmus) sorunlarından; Erkeklerde ise; düşük cinsel istek bozukluğu, sertleşme bozukluğu, erken boşalma, geç boşalma ile ağrılı cinsel birleşme sorunlarından oluşmaktadır. Cinsel işlev bozuklukları genellikle erken yetişkinlikte görülmeye başlayan ve çok sık rastlanan sorunlardır. Cinsel deneyimlerin artmaya başladığı dönemlerde ortaya çıkabilir. Yapılan çalışmalar, kadın ve erkekte eşit oranda, en az her üç kişiden birinin yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını belirtmiştir. Bunun sebebi psikolojik, biyolojik veya her ikisini de kapsayan faktörler olabilir. Doğuştan getirilen özellikler kadar yetişme koşulları, eğitim, yetiştiği kültürde cinselliğe bakış açısı, ailenin tutumu ve yaşanılan psikolojik travmalar, taciz, tecavüz gibi olaylarda cinsel işlev bozukluğuna sebep olabilir. Toplumun büyük kesimini ilgilendiren bu sorun toplum tarafından ne kadar paylaşıldığı ve tedavi edilmesi için bir hekime veya psikologa başvurduğu ve ne ölçüde sorun olarak gördükleri önemlidir.

     Cinsel işlev bozukluklarında hazırlayıcı, başlatıcı ve sürdürücü bir sürü etken bulunmaktadır. Bunlar; cinsel eğitimin yetersizliği, tutucu ortamda büyüme, yetersiz cinsel deneyim, kişilik özellikleri, travmatik cinsel deneyim, sağlıksız aile ilişkileri, bedensel hastalıklar, depresyon ve diğer psikiyatrik bozukluklar, alkol ve madde bağımlılığı, yaşlanma, sadakatsizlik, eş kaybı, partnerdeki işlev bozukluğu, ilişkide yaşanan sorunlar, partnerler arasındaki çekicilik kaybı olarak sıralanabilir.

    ERKEKLERDE DÜŞÜK İSTEK BOZUKLUĞU NEDİR?

    Erkekte cinsel aktivite ile ilgili düşünce ve isteğin olmadığı durumdur. Yaşam boyu veya edinsel olabilir. Yaşam boyu olduğunda kişide cinsel yönelimle ilgili utanç, geçmişte yaşanan cinsel travmalar veya partneriyle cinsellik yaşadıktan sonra mastürbasyon yapmayı tercih etmesi gibi cinsellikle ilgili bir sırla bağlantılı olabilir. Bu bireylerin cinsel istek azlığı yeni bir partner ile geçici bir süre (sadece birkaç ay) gölgelenebilir. Edinsel ise daha yaygın olanıdır. Genelde bu durum erken veya geç sertleşme ve boşalma problemleriyle ortaya çıkar. Bu sorun eşle yakın bir ilişkisinin olmaması, kaygı ve duygudurum bozuklukları, diyabet, hipertansiyon, madde kullanımı gibi pek çok nedenden kaynaklanabilir. 1994 yılında 1.400’den fazla erkekle yapılan araştırmada, erkeklerin %16’sı birkaç ay boyunca cinselliğe ilgi duymadıkları dönemler yaşadıklarını belirmişlerdir. (Kadınların ise %33’ü bunu belirtmiştir.) Bunu söyleyen erkekler ise genellikle daha yaşlı, hiç evlenmemiş, yüksek bir eğitim seviyesine sahip olmayan, ekonomik olarak da güçsüz erkekler olduğu görüşmüştür.

    SERTLEŞME BOZUKLUĞU NEDİR?

    Erkeğin cinsel ilişkiyi devam ettirecek düzeyde sertleşme yaşayamaması veya ilişkiyi devam ettirmekte zorluk yaşamasıdır. Diğer adı iktidarsızlık olan sertleşme bozukluğu kısmi veya tamamen olabilir. Ancak her iki durumda da ilişki yaşayacak kadar yeterli düzeyde sertleşme olmaz. Genç erkeklerin %2’sini etkiler ve cinsel bozuklukların arasında en yaygın olanıdır. Her yaşta görülebilir ancak ilerleyen yaşlarda daha sık rastlanır. Buna bedensel sebepler, kalp damar hastalığı, şeker hastalığı gibi etkiler neden olabilir. Duygusal anlamda yaşanan öfke, kızgınlık, suçluluk ve cinsel partnere olan güvensizlikte diğer etkenler arasındadır. Diğer bozukluklarda olduğu gibi sertleşme bozukluğunun sebebi organik (bedensel) ve psikojenik olabilir. Hangi sebeplerin neden olduğunu bilmek için cinsel öykü alınmalıdır. Nedeni organik olsa dahi kişinin yaşadığı kaygı ve anksiyete sorunu psikojenik hale getirebilmektedir.

    ERKEN BOŞALMA

    Kişinin, neredeyse her zaman için vajinaya girdiği anda olmak üzere istediğinden daha önce boşalmasıdır. Farklı çalışmalar kaç dakikanın gerçekten erken olduğu ile ilgili farklı standartlar kullanır. Süre ne olursa olsun, her iki partnerde hayal kırıklığına uğradığında bu ilişkide strese neden olur ve daha fazla probleme neden olarak kontrol kaybına yol açar. İlişkide eşlerin birbirleriyle uyumu çok önemlidir. İstatistiksel verilere göre kadın ve erkeklerin boşalma süreleri vardır. Eğer kadın bu sürenin üstünde (geç) erkekte bu sürenin altında (erken) boşalıyorsa çift cinsel anlamda uyumsuzdur. Sonuç olarak aradaki bu uyumsuzluğu ortadan kaldırmak gerekmektedir. Erken boşalma cinsel yetersizlik değil, çözülmesi gerek bir uyum sorunudur ve tedavisi kolayca yapılabilmektedir. Erken boşalma yaygın görülen bir bozukluktur. Cinsel işlev bozukluğu tedavisi gören erkeklerin yarısı erken boşalma bozukluğu tedavisi için gelir. İstatistiklere göre eğitim seviyesi yüksek erkeklerde daha sık rastlanır. Nedeni sosyal çevrelerinin partnerini tatmin etme konusunda oldukça hassas olmasıdır. Kaygı etkileyici faktördür. Bunun yanı sıra fiziksel hastalıklar da bu bozukluğa yol açabilir.

    GEÇ BOŞALMA

    Erkek, dikkat çekecek ölçüde geç boşalma yaşar veya boşalamaz. Orgazm olmakla ilgili problem yaşamaktadırlar. Bazıları orgazm olmakta zorlanırken bazıları vajina içine boşalamayabilir. Uzun süreli sürtünmeyle partnerde ağrı şikayetine yol açabilir. Böyle bir problemin çözümü ön sevişmede erotizmi arttırmak olabilir. Böylece performansla ilgili duyulan kaygı azaltılmaya çalışılır. Geç boşalma çok yaygın olmayan bir bozukluktur. Erkeklerde genellikle hiperglisemi, prostatektomi, abdominal aort ameliyatı, Parkinson hastalığı ve omurilik tümörleri gibi tıbbi bir neden bulunmaktadır. Bazı erkekler ise, orgazmın ötesinde, spermlerin idrar kesesine doğru gitmesine neden olan fiziksel bir anormallik yaşar (geriye boşalma). Alkolde dahil olmak üzere Alfametildopa (kan basıncını düşüren ilaç) ve tiyoridazin (sakinleştirici) gibi ilaçlarda geç boşalma sebebi olabilir. Yaşam boyu süren geç boşalma hastalarının kişilik özellikleri katı ve tutucu olarak adlandırılabilir. Bazıları cinselliğin günah olduğuyla ilgili dini kökenli inançları olabilir. Partnerinin cinsel anlamda çekici bulmamak veya kişiler arası bozukluklar olarak birçok faktörden kaynaklanabilir.

    KADINDA CİNSEL UYARILMA/İLGİ BOZUKLUĞU

    Kadının cinsel ilgisinin düşük ve uyarılmasının olmamasıdır. Cinsel aktiviteye, erotik düşünceye, partneriyle ilişki esnasında partnerinin girişimlerine karşı verdiği tepkiye ve ilişki sırasında zevk almaya karşı çok az ilgi ile gösteririler. Bu kadınlar genelde cinsel ilişki başlatamaz ve erotik bir filmle ya da benzer olan şeylerle uyarılmaz.   Cinsel istek uzun bir perhizden sonra baskılanabilmektedir. Nadiren cinsellik yaşamak, eşini çekici bulmamak bu problemin yaşanmasına zemin hazırlayabilir. Bunun yanı sıra kişinin kişisel güdüleri, öz güveni, önceki cinsel hayatında yaşamış olduğu deneyimler gibi pek çok faktöre dayanmaktadır. Kişide bulunan psikiyatrik bir hastalık, ilaç kullanımı veya bazı hastalıklar en sık sebeplerindendir. Diyabet,  sigara kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar da cinsel uyarılmayı olumsuz etkileyecek faktörler arasındadır. Düşük cinsel istek, menopoza girmiş kadınlarda daha fazla görülür. Ağrılı bir cinsel geçmişi, suçluluk duygusu veya çocukluk döneminde veya kişinin önceki cinsel deneyiminde tecavüz ya da başka bir cinsel travma yaşanmış olabilir. Tedaviye gelenler arasında en yaygın görülen şikayet cinsel ilgi düşüklüğüdür. Yaş aralığı 18-59 olan kadınların yaklaşık olarak %30’u, cinsel uyarılmalarının ve isteklerinin az olduğunu ve aylarca sürdüğünü belirtmektedir. Sonuç olarak birçoğu kendilerini ve ilişkilerini etkileyecek ölçüde sıkıntı yaşadığını belirtmiştir.

    CİNSEL ORGANLARDA-PELVİSTE AĞRI/İÇE GİRME BOZUKLUĞU (VAJİNUSMUS)

    Bu tanıyı alan kadınlar, cinsel ilişki esnasında ağrı, acı, sancı veya keskin bir ağrı olarak tanımlanabilecek vajinal kasların kasılması şeklinde kramplar yaşarlar ve her ilişkiye girmeye çalıştıklarında bu sıkıntıyla karşı karşıya kalırlar. Bu sıkıntıdan kaynaklanan kaygı da pelvik tabakanın gerilmesine yol açarak ilişkinin tamamlanmasını engeller ve ciddi boyutta ağrıyla sonuçlanır. Sürekli ağrıyla karşılaşan kadında artık cinsel zevkin yerini kaygı alır. Enfeksiyonlar, yaralar, pelvikteki iltihaplı hastalıklar ve jinekolojik bir ameliyat geçiren kadınların üçte birinde ilişki esnasında ağrı görülür. Toplumumuzda kadınların %50’si  vajinusmus nedeniyle cinsel tedavi birimlerine başvurmuştur. Geleneksel aile yapılarını korunması, kızlık zarının hala kadının namusu olarak görülmesi başvuru oranın batılı ülkelere göre çok yüksek olmasının sebeplerindendir. Yine kadının otoriter bir baba figürüyle yetişmesi ve kızgınlığını dışa vuramayan, sürekli kabul ihtiyacı bulunan pasif özellikler gösteren kızlarda görülme olasılığı daha fazla olduğu saptanmıştır. Vajinusmus kentte yaşayan kadınlara göre kırsal kesimde yaşayan kadınlar daha fazla görülür. Genel olarak ülkemizde görülme sıklığının çok yüksel olduğunu söyleyebiliriz.

    KADINDA ORGAZM BOZUKLUĞU

    Kadınlarda orgazm bozukluğu cinsel uyarılma evresinden sonra orgazmın çok yavaş, çok nadir veya çok zayıf olması ile ilgili yaşanan zorluktur. Orgazm olmak pek çok kadın için bir problemdir. Kadınların yaklaşık %30’u bu orgazm bozukluğundan etkilendiğini söylemiştir. Orgazm pek çok faktörden etkilenebilen kompleks bir süreçtir. Hipotiroid, diyabet ve vajinadaki yapısal hasarlar gibi birkaç fiziksel hastalık da bu soruna yol açabilmektedir. Orgazmı, aynı zamanda antihipertansif (kan basıncını düşüren ilaçlar), merkezi sinir sistemi uyaranları, trisiklik antidepresanlar ve monoamin oksidaz inhibitörleri (antidepresan ilaç grubu) gibi ilaçlarda baskılayabilmektedir. Olası psikolojik birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar kadının geçmişinde yaşadığı sorunlu aile ilişkileri, duygusal yakınlık kuramamak, otoriter babaya sahip olmak, hamile kalma korkusu, hastanın partnerine karşı sert tavırları ve cinsellikle ilgili genel olarak yaşanan suçluluk olarak sayılabilir. Cinselliğe dair açık bir iletişimin olması, kadının haz aldığı uyarılma biçimini açıkça ifade edebilmesi cinsel uyarılma evresinden sonra yaşanan orgazm evresi için önemlidir. Bu faktörler göz ardı edilirse kadında suçluluk duygularına yol açarak orgazm bozukluğuna sebep olur.

    CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI TEDAVİSİ

    Cinsel işlev bozuklukları tedavi edilen bozukluklardır. Tedavi yöntemleri olarak ilaç tedavileri, cinsel terapi, aile danışmanlığı, bireysel psikoretapi gibi psikolojik tedaviler ve ameliyatlar kullanılabilir. Ancak tedavi sürecinde ilk değerlendirme de sorunun psikolojik mi fiziksel mi olduğu araştırılmalıdır. İlgililer tarafından tanı yöntemleri belirlenerek tedaviye başlanır.