Etiket: Cinsel

  • Küçük penis

    Penis gebeliğin 8-16 haftaları arasında gelişmektedir. Penis gelişmesinde testosteron ve dihidrotestesteron adında iki erkeklik hormonunun rolü vardır. Bu iki hormon gebeliğin son üç ayından bebekliğin ilk altı ayına kadar penis büyümesini sağlarlar. Bu nedenle penisin normal büyüklüğe erişmesi için anne karnında bebeğin salgıladığı hormonların yeterli olması gereklidir. Genel olarak 6. ay ile ergenliğin başlangıcı arasında penis büyümesi yavaştır ve ergenlikle birlikte artan erkeklik hormonlarının etkisiyle erişkin boyutlarına erişir. Penis büyümesi için hormonlar kadar bu hormonlara cevap veren dokuların da normal olmasına ihtiyacı vardır. Erkeklik hormonları penis büyümesi yanında cinsel istek ve penisin sertleşmesi için de gereklidir.
    Penis boyu gerdirilmek suretiyle ve kökü ile ucu arasındaki mesafe ölçülerek değerlendirilir. Bazen penis genital bölgedeki yağ dokusu içine gömülüdür. Buna gömülü penis denir. Bu durumda penis uzunluğunun daha dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Yeni doğan bir bebekte penis boyu 1,9 cm. küçükse önemli bir sorun var demektir. Bir çocuğun penis boyu kendi yaşına uyan en küçük penis boyundan kısa ise penis küçüklüğü var demektir.
    Anne ve babalar yeni doğan döneminden itibaren bebeklerin genital yapılarıyla ilgilenmelidirler. Aile bebeğinin penisinin küçük olduğunu düşünüyorsa mutlaka çocuk endokrinolojisi bulunan bir merkeze götürmelidir.
    Penis küçüklüğü ya tek başına ya da dış genital yapılarda genel bir bozukluk ile birlikte meydana gelir. Her iki durumda cinsel gelişmeyi sağlayan hormonlarda veya penisi meydana getiren dokularda bir yetersizlik söz konusudur. Penis küçüklüğü ile birlikte testislerin yerinde olmaması anne karnında bebeğe ait hormonlarda bir yetersizlik olduğunu akla getirmelidir. Penis küçüklüğü ile birlikte bebeğin cinsel görünümünün belirsiz olması acil değerlendirmeyi gerektiren bir sorundur. Penis küçüklüğü bazı sendromların veya büyüme hormonu eksikliğinin bir sonucu da olabilir. Penis küçüklüğü vakalarının bir kısmında ise bir neden bulunamamaktadır. Penis küçüklüğü olan çocuklarda en önemli konu penis boyunun erişkin yaşta cinsel ilişki için yeterli olup olmayacağıdır. Bu nedenle yeni doğan döneminden itibaren hem testislerinin fonksiyonunun hem de penis dokusunun hormonlara cevabının ne durumda olduğunu göstermek için bir dizi inceleme yapılmalıdır. Penisi çok küçük ve erkeklik hormonuna cevap vermeyen çocukların cinsel kimliklerinin yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Düşük doz erkeklik hormonu ile penis büyümesi sağlanan ve başka sorunu olmayan çocukları ergenlik dönemi sonuna kadar izlemek ve nedene göre tedavi planlamak gereklidir.

  • Küçük penis

    Bir insan için cinsiyeti kadar, cinsiyetlerine uygun fonksiyonlara sahip olması da önemlidir. Cinsel fonksiyon ve üreme için cinsel organların yeterli olması yanında cinsiyet hormonlarının da normal olması gereklidir. Hormonlar gebeliğin ilk haftalarından başlayarak cinsel farklılaşmayı ve cinsel organların yeterli olmasını sağlarlar. Erkek çocukların cinsel organlarına daha çok dikkat gösterilir, çünkü hep göz önündedirler. Penis büyüklüğü hep bir merak konusudur. Küçük penis de her zaman ailelerde endişe uyandırır. Penis küçüklüğü hem ileride yol açabileceği sorunlar hem de bazı önemli tıbbi sorunların göstergesi olabileceği için dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konudur.
    Penis gebeliğin 8–16 haftaları arasında gelişmektedir. Penis gelişmesinde testosteron ve dihidrotestesteron adında iki erkeklik hormonunun rolü vardır. Bu iki hormon gebeliğin son üç ayından bebekliğin ilk altı ayına kadar penis büyümesini sağlarlar. Bu nedenle penisin normal büyüklüğe erişmesi için anne karnında bebeğin salgıladığı hormonların yeterli olması gereklidir. Genel olarak 6. ay ile ergenliğin başlangıcı arasında penis büyümesi yavaştır ve ergenlikle birlikte artan erkeklik hormonlarının etkisiyle erişkin boyutlarına erişir. Penis büyümesi için hormonlar kadar bu hormonlara cevap veren dokuların da normal olmasına ihtiyacı vardır. Erkeklik hormonları penis büyümesi yanında cinsel istek ve penisin sertleşmesi için de gereklidir.
    Penis boyu gerdirilmek suretiyle ve kökü ile ucu arasındaki mesafe ölçülerek değerlendirilir. Bazen penis genital bölgedeki yağ dokusu içine gömülüdür. Buna gömülü penis denir. Bu durumda penis uzunluğunun daha dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Yeni doğan bir bebekte penis boyu 1,9 cm. küçükse önemli bir sorun var demektir. Bir çocuğun penis boyu kendi yaşına uyan en küçük penis boyundan kısa ise penis küçüklüğü var demektir.
    Anne ve babalar yeni doğan döneminden itibaren bebeklerin genital yapılarıyla ilgilenmelidirler. Aile bebeğinin penisinin küçük olduğunu düşünüyorsa mutlaka çocuk endokrinolojisi bulunan bir merkeze götürmelidir.
    Tablo: Normal erkek çocuklarda gerdirilmiş ortalama ve normalin alt sınırındaki penis boyları
    Yaş ortalama (alt sınır)
    0–5 ay 3.9 1.9
    6–12 ay 4.3 2.3
    1–2 yaş 4.7 2.6
    2–3 yaş 5.1 2.9
    3–4 yaş 5.5 3.3
    4–5 yaş 5.7 3.5
    5–6 yaş 6.0 3.8
    6–7 yaş 6.1 3.9
    7–8 yaş 6.2 3.7
    8–9 yaş 6.3 3.8
    9–10 yaş 6 3.8
    10–11 yaş 6.4 3.7
    Erişkin 13.3 9.3
    Penis küçüklüğü ya tek başına ya da dış genital yapılarda genel bir bozukluk ile birlikte meydana gelir. Her iki durumda cinsel gelişmeyi sağlayan hormonlarda veya penisi meydana getiren dokularda bir yetersizlik söz konusudur. Penis küçüklüğü ile birlikte testislerin yerinde olmaması anne karnında bebeğe ait hormonlarda bir yetersizlik olduğunu akla getirmelidir. Penis küçüklüğü ile birlikte bebeğin cinsel görünümünün belirsiz olması acil değerlendirmeyi gerektiren bir sorundur. Penis küçüklüğü bazı sendromların veya büyüme hormonu eksikliğinin bir sonucu da olabilir. Penis küçüklüğü vakalarının bir kısmında ise bir neden bulunamamaktadır. Penis küçüklüğü olan çocuklarda en önemli konu penis boyunun erişkin yaşta cinsel ilişki için yeterli olup olmayacağıdır. Bu nedenle yeni doğan döneminden itibaren hem testislerinin fonksiyonunun hem de penis dokusunun hormonlara cevabının ne durumda olduğunu göstermek için bir dizi inceleme yapılmalıdır. Penisi çok küçük ve erkeklik hormonuna cevap vermeyen çocukların cinsel kimliklerinin yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Düşük doz erkeklik hormonu ile penis büyümesi sağlanan ve başka sorunu olmayan çocukları ergenlik dönemi sonuna kadar izlemek ve nedene göre tedavi planlamak gereklidir.

  • Vajinismus: ‘neden biz?’

    Cinsel organlar denildiğinde akla genellikle penis ve vajina gelir. Oysa ki en önemli cinsel organımız beyindir, çünkü cinsellikten alınan haz tamamen duygularımız ve düşüncelerimizle bağlantılıdır. Eğer kişinin cinsellikle ilgili olumsuz duygu ve düşünceleri varsa cinsel ilişkiden haz alması da zordur. Bütün cinsel işlev bozukluklarının temelinde cinsellikle ilgili bu olumsuz duygu ve düşünceler yattığı gibi yaklaşık her 10 kadından birinde görülen vajinismusta da en sık sebep psikolojik kaygılardır.

    Bir kaçınma ve erteleme sorunu olan vajinismus, fiziksel bir engel olmamasına rağmen kadının korku, kaygı ve endişelerinden dolayı cinsel ilişkiye izin vermemesi, verememesi olarak ifade edilebilir. Vajinismuslu kadınlar için cinsel birleşme her zaman ağrıyı çağrıştırır. Bu ağrı, ilk deneyimde yaşadığı gerçek bir ağrı olabileceği gibi daha önce yaşamadığı hayali bir ağrı algısı da olabilir. Bir yandan cinsel ilişkiden korkar ve kaçınrken bir yandan da bunu yapamadığı için huzursuzdur. Hiç bir şeyden zevk almaz, depresif bir ruh hali içindedir, kendisini başarısız ve işe yaramaz hisseder, eşini mutsuz ettiğini ve ona haksızlık ettiğini düşünür. Erkek ise eşinin onu istemediğini düşünebilir, çevrelerindeki herkesin başardığı bir şeyi başaramıyor olmaktan dolayı mutsuz olur ve hırçınlaşır. Cinsel hayatın penis-vajina birlikteliğini içermemesi ve cinsellikten alınan keyfin giderek azalması çiftin ruh sağlığını bozabilir, günlük hayatını ve tüm ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca duygusal tatminde azalma, herkesin rahatça girdiği cinsel ilişkiye “biz nasıl giremiyoruz veya neden biz?” şeklindeki suçluluk, eksiklik hissi, utanç duyma, kendinden nefret etme, hayal kırıklığı, bunaltı, sıkıntı, umutsuzluk, çaresizlik, gibi durumlar da sıklıkla ortaya çıkabilir. Sıkıntı içine düşen çift kendilerine ve birbirlerine güvenlerini yitirebilir. Oysa ki iki taraf da birbirini gerçekten anlar ve destek olursa sorunlar çözülür.

    VAJİNİSMUSTA MUCİZE ÇÖZÜM YOKTUR!

    Vajinismus, kadının sorunu gibi görünse de, aslında çiftin ortak sorunudur. Başlangıçta sorun genellikle ya görmezden gelinmekte ya da kendiliğinden düzeleceği düşünülerek sürekli ertelenmektedir. Tedaviye başvurma kararı verildiğinde ise çift, sihirli bir değneğin kendilerine dokunmasını ve hayatlarına sorunsuz olarak devam etmeyi arzu etmektedirler. Bu nedenle de hızlı ve mucize tedavilerde umut aranmaktadır. Deneyip de başarısızlıkla sonuçlanan her tedavi girişimi, çiftin hem paralarının, hem enerjilerinin hem de umutlarının tükenmesine neden olmaktadır. Vajinismusda çok sayıda hatalı ve yanlış tedavi uygulandığına tanık olmaktayız. Özellikle tek seansda çiftin muayenehanede cinsel ilişkiye sokulması, kızlık zarının ameliyatla alınması, genel anestezi altında cinsel birleşmenin yapılması, vajinaya botoks uygulanması, ilişki öncesinde alkol ve uyku hapı gibi maddelerin kullanılması, vajinaya buhar tutulması, sıcak suya oturmak ve kas gevşetici ilaçların kullanılması, lokal anestezi kremlerinin ilişki öncesinde vajinaya uygulanması gibi geçersiz ve işe yaramayan çözümler hem çiftlerin umutlarını kırmakta hem de sağlıklarına zarar vermektedir. Oysa ki vajinismus da çift fiziksel, duygusal ve zihinsel bir tedaviye gereksinim duyar. Günümüzde uygulanan ilk seçenek tedavi yöntemi ise VAJİNİSMUSA ÖZGÜ CİNSEL TERAPİDİR. Sorunun neden kaynaklandığı, geçmiş yaşam ve aile öyküleri, cinsel geçmiş, olumsuz travmatik yaşantılar, bireysel ve eşle ilgili özellikler açısından hiç kimse birbirine benzemez. Bu durumda herkese de standart bir tedavi uygulanamayacağından HER ÇİFTİN TEDAVİSİ KENDİLERİNE ÖZGÜDÜR.

    Sonuç olarak vajinismus şikâyeti ile bize başvuran bu çiftler, aslına bakacak olursanız, yeni evlenen çiftler içerisinde en şanslı grubu oluşturmaktadır. Cinsel terapi sürecinden geçmiş çiftler üzerinde yaptığımız araştırmalar bize gösteriyor ki böyle bir yeniden yapılanma sürecinden geçen çiftlerin evlilikleri, iletişim boyutları ve cinsel yaşamları daha olumlu seyretmektedir. Bu çiftler, gerçek cinsel mutluluğu daha çabuk yakalamakta ve biz olmayı daha iyi başarmaktalar. Başlangıçta zor gibi görünen yol, içine girildiğinde en kolay ve en keyif veren yol halini alabilmektedir.

  • Erken boşalma ve tedavisi

    Mutlu bir birlikteliğin en önemli gereklerinden birisi mutlu cinselliktir. Mutlu bir cinsellik için ise her iki tarafın da tatmin olması esastır. Bu nedenle cinsel ilişkinin en önemli unsurlarından biri uyumdur ve cinselliğin, partnerle yaşanan bir paylaşım olarak öğrenilmesi ve sürdürülmesi gerekir.

    Erken boşalma tedavisi yani daha doğru bir ifade ile “boşalmanın kontrolünün öğrenilmesi teknikleri“, aslında en kolay ve en başarılı şekilde çözülebilen uyum sorunlarından birisidir. Herkesin içinde her problemi çözecek yetenek, bilgi ve güç vardır. İstemek, gerekli maddi ve manevi bedelleri ödemek, doğru yerde, doğru şekilde, doğru zamanda bunları yapmak ve kurallara uymakla her problem çözülebilir. Yaşamak için nefes almaktan sonra en önemli unsur olan yemek yemeyi bir süreliğine kontrol edebilmekte ya da geciktirebilmekteyiz. Yemek hazır olmadığında bekleyebilmekte, bazı özel anlarda çok aç olduğumuz halde yemek yemeyi erteleyebilmekte veya başlamış olunan yemeği yarım bırakabilmekteyiz. Demek ki daha zoru yapılabiliyorsa daha kolayı daha da basitçe yapılabilir. Kişi durması gerektiği yerde duramıyorsa yani erkenboşalıyorsa; ya durdurmayı bilmiyordur ya olumsuz alışkanlıkları ağır basıyordur ya da yaşadığı olaya farklı anlamlar yüklüyordur.
    Erken boşalma tedavisinde amaç boşalma kontrolünün sağlanmasıdır. CİNSEL TERAPİ bu sorunun kesin çözüm yolu olacaktır. Gerçek şu ki, cinsel terapi programları ile yüzde yüz tedavi edilebilen erken boşalma için bir cinsel terapiste başvurmanız tedavinin yarısıdır. Diğer yarısını ise tecrübeli bir cinsel terapist halledecektir.

    Cinsel terapi, hatalı cinsel davranışların ve alışkanlıkların değiştirildiği, boşalma kontrolünün sağlanmasına yönelik bilgilendirmelerin yapıldığı, aşk oyunları adı altında kişiye veya çifte özel eğlenceli egzersizlerin planlandığı bir süreçtir. Cinsel terapide amaç, erkeğin aldığı hazza odaklanarak ve boşalma evrelerini fark ederek kontrolü sağlamayı öğrenmesidir. Aynı zamanda erkek, sevişmenin ve dokunmanın hazzına odaklandığı kadar partnerinin de ihtiyaçlarını kontrol etme yeteneğini geliştirecektir. Bu, zamanla araba sürmeyi ya da yüzmeyi öğrenmek gibi kalıcı hale gelir ve gerçek cinselliği yaşayabilirsiniz. Ayrıca sürekli bir partner ve düzenli bir cinsel yaşamın erken boşalma tedavisindeki önemi de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

    Bazı durumlarda seçici seratonin geri alım inhibitörü (SSRI) grubu ilaçların boşalmayı geciktirici yan etkileri tedavi amacıyla kullanılabilse de, bu etki yalnızca ilacın kullanıldığı süre için geçerlidir. Geciktirici spreyler uyarıcılığı da azalttığından genellikle danışanlar tarafından tercih edilmez. Kalıcı boşalma kontrolü ancak davranış tedavisi ile sağlanabilir.

    Unutulmamalıdır ki her erkek uygun yöntemler ile boşalma kontrolünü % 100 öğrenebilir…

  • Baharla gelen istek(sizlik) !

    Baharla gelen istek(sizlik) !

    Baharla beraber tam da aktif ve dinç olmayı ümit ederken o kadar sık karşılaşmaya başladım ki bu cümleyle; ‘yorgun ve halsizim; üstelik canım da hiç istemiyor’. Aman dikkat; cinselliğin olmadığı evlilikler giderek artıyor.

    Nasıl ki insanların farklı kişilik ve özellikleri var ise cinsel arzu ve davranışları da aynı değildir. Bu nedenle cinsel yaşam, her çiftte farklı bir sıklık ve seyir gösterebilir. Azalmış cinsel istek ise yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması veya hiç olmaması, cinsel arzu duyulmaması durumudur. Kısaca yeterli cinsel uyarının varlığına rağmen cinsel aktivitenin azlığı veya yokluğu, “cinsel soğukluk” olarak tanımlanmaktadır.

    Şüphesiz ki dönem dönem bu tür cinsel sorunlar herkeste görülebilir, ancak normal olmayan cinsel isteğin uzun süreli var olmaması durumudur. Yalnız bedensel ve psikolojik sağlığın değil, kişilerin yaş, meslek, kültür düzeylerinin, bilgi, beceri ve deneyimlerinin, korku, endişe ve üzüntülerinin, inançlarının, sosyal durumlarının ve duygularının da cinsel arzuyu etkilediğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle cinsel isteği değerlendirirken kültürel, sosyal, dini, psikolojik, bedensel bütün etkenler gözden geçirilmelidir.

    Cinsel isteksizlik, sanıldığından çok daha yaygın olmasına rağmen giderek daha fazla oranda kanıksanmakta. Hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilmekte ve nedeni de çoğunlukla psikolojik kökenli olmaktadır. Erkekler, görsel fotoğraf ve video gibi cinsel içerikli materyalden çok etkilenirken, kadınlar ise çoğunlukla romantik bir ortamdan ve sözel ifadelerden daha çok etkilenmektedir. Cinsel isteksizlikle başvuran kadınlarda bir şekilde cinsel haz ya çok zayıftır, ya da ortaya çıkmaz. Bütün bunların sonucunda orgazm da çoğunlukla yaşanmaz. Aynı şekilde cinsel isteksizliği olan erkeklerde de sertleşme ve boşalma bozuklukları görülebilir. İsteksizliği olan erkek, sevişme sırasında konsantrasyonunu daha sık ve çabuk yitireceğinden sertleşme kaybı ya da boşalma sorunu yaşayabilir.

    Toplumumuzda, cinselliği isteyen, arayan, başlatan, bundan haz alan, orgazm olan, sevişmeye aktif olarak katılan kadınlara hala iyi gözle bakılmayacağı inancı yaygındır. Dolayısıyla cinsel isteğinin yeterli olmadığından yakınan ve tedaviye başvuran kadınlara da önyargıyla yaklaşılacağı korkusu mevcuttur. Bu nedenle tedavi için cinsel isteksizliğin altında yatan nedenleri dikkatle incelemek gerekiyor. Tedavi, kesinlikle bireye ve/veya çifte özgü olmalı, isteksizliği doğuran nedene göre (fiziksel, psikolojik, ilişki sorunları, bağlanma ve yakınlaşma korkusu, eğitim eksikliği ve cinsel mitler vs.) değişkenlik göstermelidir. Bu durumda eğer üstesinden gelemeyeceğiniz boyutlara ulaştı ise sorununuz, vakit kaybetmeden tecrübeli bir cinsel terapiste başvurmanızı öneriyorum.

    Unutmayınız ki cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, bir şekilde boşalabilme sanatıdır.

  • Vajinismus nedir? Tedavisi nasıldır?

    Cinsel birleşme sırasında kadında vajen kaslarının istemsiz kasılarak cinsel birleşme olanağına kendini kapatması durumudur. Kasların kasılmasının önüne geçilememektedir. Vajinismusu genel olarak tanımladığımız zaman fiziksel bir engel olmamasına (Anatomik olarak normal) rağmen kadının korku, kaygı ve endişelerinden dolayı cinsel ilişkiye izin vermemesi,kendini kasması olarak tanımlanmaktadır. Kasılmalar, kadının kontrolü dışında oluşur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında tüm vücutta bir kasılma , endişe, korku ve panik hali olur, ve kadın bacaklarını sıkıca kapatır. Vajinusmuslu kadınların bazıları ise kızlık zarlarının çok kalın olduğuna ve bu yüzden ilişkiye giremediklerine inanırlar ve de eşlerini de inandırırlar, sorunun kızlık zarının ortadan kalkmasıyla çözüleceğine inanan çift, bir kadın doğum uzmanına giderek , anestezi ile kızlık zarlarını ameliyatla açtırırlar, ama bu da çözüm getirmez ..Aslında gerçek vajinusmusta bunun yeri yoktur. Vajinusmus sorunu olan kadınların büyük çoğunluğu doktora muayene olamaz, tıpkı ilişkide olduğu gibi panik ve korkuya kapılır. Son zamanlarda vajene botox uygulamaları yapılmış ve vajen kasının kasılması engellenmiştir.Gerçek vajinismuslularda bu yaklaşımda çözüm sağlamammaktadır.Geçici çözüm yolu olarak kullanılmaktadır. Bu tip sıkıntılı kişilere sakinleştirici ilaç, antidepresan ilaç vermekle bu sorun çözülmez, aksine bu tip ilaçların bazılarının cinsel isteği azaltıcı etkisi vardır, böylece sorun çözülmediği gibi başka bir sorun olan cinsel isteksizlikte sıkıntıya eklenmiş olur. Kas gevşeticiler veya alkol alıp sarhoş olup cinsel ilişkiye girme çabaları da hep hüzün ile sonuçlanır. Çok kolay tedavi edilebilen bir sorun olan vajinusmus bu tip yanlış bilgi ve denemelerle büyür. Kadında sıkıntı, gerginlik başlar, kendisinde eksiklik olduğu duygusu ile suçluluk duymaya başlar, Ümitsizlik ve karamsarlığa düşer , bunalımlar yaşayabilirler. Cinsel ilişki ile ilgili kaygı ve korkular yanlızca kadınlarda olmaz bazı erkeklerde de bu olabilir.Kadınlar için bunu anlamak veya hissetmek çok zordur çünkü onlar kendi problemlerine vede çözümlerine odaklanmışlardır. Vajinismusun nedenlerinde çocukluk çağından kalma korkuların,suçluluk,ayıp,günah duygularının yeri büyüktür.Korkular en çok ,kadının simgesel olarak zihninde aşırı büyüttüğü bir penis yüzünden çok acı çekme ,parçalanma korkularıdır.Ayrıca gebe kalma korkuları da önemlidir.

    Bunların yanında;

    -Eksik yada yanlış cinsel bilgi
    -Erken travmatik yaşantılar
    -Eşler arasındaki iletişim biçimi
    -Cinsel iletişim sorunları
    -Performans kaygısı
    -Kızlık zarını yitirme korkusu
    -Otoriter baba
    -Baba kız ilişkisindeki güçlükler
    -Cinselliği aşağılayan aile olabilmektedir.

    Kişiler bu sorunla başa çıkabilmek için kendince çözüm yolları bulurlar.Bunlar arasında çok sık cinsel ilşkide bulunmaya çalışma yada cinsel ilişkiden kaçınma davranışları olabilmektedir. Tabi ki bu durum sorunu daha da karmaşıklaştırır ve içinden çıkılamaz bir kısır döngü oluşur.Sonuçta evliliklerin bitmesi bile söz konusu olabilir. Cinsel uyum yalnızca cinsel organların birleşmesi demek değildir.Aslında cinsel uyum,genel uyumun bir parçasıdır ve bir çok karmaşık ruhsal olayları içerir.Eğer eşlerin genel uyumları ile ilgili sorunları varsa tabi ki bu durum cinsel uyumlarını da etkiler. Bu sebeple vajinismus tedavisinde öncelikle bu sorunları keşfedip,farkına varmak gerekir.Bazı vakalarda sadece bu sorunları keşfetmek ve terapisini yapmak vajinismus sorununu tamamen çözmektedir. Vajinismus tedavisinde bilişsel davranışçı terapilerin yanında hipnoz tekniği kullanılır.Buradaki amaç,kişinin korkularının ve kaygılarının ilk önce düşüncede aşılmasını sağlamaktır.Çünkü,vajinismusun temelinde olumsuz cinsel düşünceler vardır.Bunların keşfinde ve tedavisinde hipnoz kullanılır.Kişi bu sayade kendini,cinsellikle ilgili düşüncelerini farkeder,onun yerine olumlu cinsel düşünceleri oluşturur. Bununla birlikte kişi rahatlama egzersizlerini öğrenir ve kasılmalarını kontrol edebilir hale gelir. Tabiki tüm bunların olabilmesi için kişinin inançlı olması ve iyileşmeyi gerçekten istemesi gerekir.

  • Bir fenomen/dar ve sıkı vagina/hakikatler

    Bu tanımlama belki gençliğe bir öykünme, belki de eril bir dillendirme . Ama bir sorun olduğu aşikar. Normal ölçüleri kişisel ve size farklılıkları göstermesi doğalsa da, doğum yapmamışlarda iki parmağın girmesine müsaade etmesi bir parametre sayılmalı. Gene 7-10 cmlik bir ölçü klasikse de enlemesine yada boylamasına sahip olduğu katlantılarla boyunu da, genişliğini de artırıp büyüme potansiyeline sahip. Tabii ki sorun öncelikle sağlıklı bir cinsel hayat tanımlaması kapsamında değerlendiriliyor. Penis ve vagina uyumsuzluğu, doğal sulanmada yaşanan sorunlar ve belki sarkan idrar torbası ve barsaklarla birlikte gelişen idrar kaçırma/sıkışma dertleri. ’’Genişlik’’ yapısal olabilir, normali böyledir, büyüktür. Ama bu genişlemeye doğumlar yol açar. İri bebek, çoğul gebelik, doğum sayısının fazlalığı, epizyo dikişlerinin problemleri, vesaire. Ya da zaman, bedeni değiştirdiği gibi vaginada da elastikiyet yitimiyle genişlemeye yol açacaktır. Oluşagelen bu deformasyon, genişleyen /uzayan vagina yolu genel geçer bir ön kabul ile’’ haz yitimine’’ denk düşebilir. Sevişmekten kaçan ya da cinsel ilişkiden yeterince zevk alamayan kadınların bir derdi belki de organlarındaki bu kendilerince kaygı verici bozulma ve estetik sorunlar olmuş olabilir. Sarkık ve büyük vagina iç dudakları da normal hayata/giyim kuşama getirecekleri olası zorluklarla bu takıntılı durumu daha da içinden çıkılmaz hale getirebilir. Sonuçta tamamen biçimsel bir beden durumudur bu resmedilenler. Ayrıca belki kişisel özgüven yitiminde binlerce diğer başka faktörler de rol oynayabilir. Fenomenliği de buradadır zaten. Söylenir, inanılır. Güzellik tanımlamalarının onbinlerce yıllık tarihinin (aslında) doğurganlık, çoğalma ve üreme gibi en basit güdüleri savunma duygusundan kaynaklandığı gerçeği gibi. Gür saç (iyi bir hormonal denge), ince bel (Beline daha sıkı sarılabilme duygusu), geniş kalça (çocuk için uygun bir pelvis yatağı), iri/diri meme (doğurganlık/süt ilişkisi), sağlıklı dişler (benzer şekilde iyi bir kemik /genetik yapı)vesaire. Tüm genetik kodların, fenomenlerin, tanımlamaların yola çıkışı belki bu. Kendimizi, neslimizi koruma, üreme ve çoğalma. Cinsel hayat ve beğenilme de bunun bir parçası. Sonuçta sorun buysa,’’genişlemiş deforme bir vagina yolu’’ yani, çözüm asla zor değildir. Hastane koşullarında,ameliyathanede, lokal ya da sedasyon anestezisiyle, 30-45 dk süren bir cerrahi girişim. Alttan, fazlalık vagina dokusu kesilip çıkartılıyor, kaslar sıkılaştırılıyor, eriyebilen dikişlerle kapatılıyor. Ağrı yok denecek kadar az. Temizlik kurallarına, hijyene evde de devam edip gerekirse pansumanlarınızı da kendiniz yapabileceksiniz. Doğuma, bekarete, cinsel hayata kötü bir etkisi tabiî ki olmayacak olan bu süreçte 1-2 gün sonra işinize gidebilir, 3-4 haftada doğal cinsel yaşamınıza dönebilirsiniz. Bu vagina daraltma işlemlerinde cerrahi ek çözüme olarak lazer uygulamaları, radyofrekans tatbiki, elektrik stimülasyonları ve yağ dolguları da çözümün bir parçası olarak yer almaktadır. Yüz güldürücü ve özgüven kazandırıcı bir cerrahi müdahaledir, vaginoplasti. Aynı seansta diğer genital estetik problemlerde giderilebilecektir (Labioplasti,Klitoris ve G noktası dizaynları,Vulva’ya liposakşın veya bacak arası RF-Body Tite Liposuction’ vs gibi). Bütün bunlar gereksiniminiz halinde plastik cerrahınızla birlikte düzenlenecek bir genital estetik iyileştirme süreci olarak ta düşünülmelidir sonuçta. Ve aslolan ‘’dar, sıkı, sarkmış, şişik’’ her neyse beden yapılarınızın durumu değil sizin bedeninizle ilişkiniz, özgüveniniz ve kendinizi beğenip beğenmediğiniz gerçeğidir. Gerisi o/zaman ‘’Laf’ü güzaf’’ yani boş söz olarak kalır. Gerçek fenomen de budur.

  • İnsan doğasına bakış

    İNSAN DOĞASINA BAKIŞ

    İnsan doğasına birbirine karşıt (zıt ) iki bakış tarzı vardır. Bunlardan ilki insanın ‘’içerisinden ‘’ gelen güçler , dürtüler ve içgüdülerle davrandığını , ikincisi ise insanı ‘’dışarıdan’’ etkileyen çevresel (ekoloji) , tarihsel ve ekonomik güçlerle biçimlendirdiğini ileri sürer.Felsefe, Psikoloji, Tarih ve Sosyoloji büyük ölçüde bu iç ve dış güçleri tanımlama girişimleridir.

    İÇGÜDÜLER – DÜRTÜLER VE EĞİLİMLER

    İnsanı eyleme iten iç güçleri tanımlamaya girişmiş felsefeciler ve psikologlar iki gruba ayrılabilir. İnsanın içinden gelen dürtüleri – eğilimleri olduğuna inanırlar.Birinci gruptaki
    Platon’cular yada İdealistler, insanın doğuştan idealarla (innata ideas : gerçekleşmesi istenen olay) doğduğunu ve yaşamdaki başlıca amacının bu idealarını gerçekleştirmek olduğunu savunurlar.

    Buna en önemli tarihi örnek Robert SCOTT ‘ un Kuzey Kutbu keşif gezisine (1911 -1912 ) katılan Kaptan Lawrence OATES ‘in ( 1880 – 1912 ) gezisiyle katılan diğer üyelere yük olmamak için , kesin ölüme gitmesi ( tek başına kuzey kutbunun odak noktasına doğru giderek yolda donarak ölmesi ) gösterilebilir. Burada Kaptan OATES’in bu davranışı Horatius’un sözleriyle ‘’ Bir insanın ülkesi , davası ya da yol arkadaşları için ölmesini zevkli ve soylu bir iş ‘’ olarak gören , soylu fedakarlık ülküsünün bir örneğiydi. Arkadaşlarının ana kampa ulaşamadan ölmüş gerçeği OATES ’ in kahramanlığını azaltmaz.
    İkinci gruptaki ARİSTOTOTES’ çiler yani materyalist ve maddeciler insanın etkisizleşmesi ya da doyurulması gereken gereksinme , tutku ve içgüdülerle doğduğunu savunurlar. Birinci gruptakilere göre bir yerde beklide Allah’ın zihnin de bir yetkin bir iyilik , gerçek yada güzellik ideası vardır ve her birey buna erişmek yada böyle olmak için doğuştan bir evrime sahiptir.

    İkinci gruptakilere göre ise, insanın fiziksel doğası, onu, yaşamını ve türünü sağlayacak biçimde davranmaya iter. Bu itici güce ‘‘İçgüdü’’ adı verilir. İdealistlere göre insanın başlıca çabası ahlaksal ya da dinsel bir yetkinliğe erişmeye yöneliktir. Materyalistlere göre ise; insan , yaşamak ve türünü sürdürmek için tüm yaşamı boyunca çabalar. İnsan doğasına bu iki bakış tarzı, uyuşamaz zıt görüşler olarak tanımlansa da düalist-ruhsal kesimini ideanın gerçekleştirilmesi eğiliminde, fiziksel kesiminin ise haz duyma eğilimi ve içgüdülere yöneltilmekte olduğunu söyleyerek ikisini uzlaştırmaya çalışırlar.
    Rönesans’tan ve özellikle Charles DARWİN (1809-1882 ) ve Sigmunt FREUD’dan (1856-1939) sonra insan doğası konusundaki bu düalist görüş insan doğasının ruhsal yönlerinin bile iç güdülerinden evrimleştiğini ve son çözümde ilahi amaç ve erdemin sonucu değil, haz (sevinç) duymaya yönelik olduklarını savunan akılcı rasyonalist görüş yararına terk edilmiştir. Üst zihinsel eylemlerin tümünün çocuksu, cinsel ve yıkıcı dürtülerin türev ve yüceltilmeleri olduğunu savunan Freud’cu Ruhbilimi insanın son çözümleme de haz duymaya yönelik bir canlı olduğunu varsayan bir kuramın önde gelen çağdaş örneğidir.
    İnsan doğası konusundaki idealist görüş Carl JUNG ‘un (1875-1961) çalışmaları tarafından temsil edilmektedir.

    SEVGİ VE NEFRET

    Biyolog’lar ve birçok Psikolog, iki içgüdü ya da içgüdü grubu varsayanlar; kendini koruma ( açlık, saldırganlık ve korku ) ve üremeye yönelik (cinsel ve analık) itkiler, içlerinde Freud’ un da bulunduğu bazı ruh bilimciler bu doğrudan sınırlandırılmadan iki temel iç güdünün sevgi ya da saldırganlık olduğu gerekçesiyle vazgeçtiler.

    Konrad LORENZ (1903-1991 ) ve Nicholas TINBERGEN ( 1907-1990 ) gibi hayvan ruhbilimcileri ya da diğer bir adıyla Etolog’lar , insanın doğuştan ideaları olduğu görüşüne ilginç bir ışık tutmuşlardır. Bunlar, hayvanlarda en azından bir tek içgüdünün ( insanlardaki çok daha incelmiş duygularla ilişkili olan grubu yada türü koruma içgüdüsünün ) bulunduğu yolunda ipuçları ortaya çıkarmışlardır. Bu bazı toplumsal türlerde, bir hayvanın üyesi olduğu topluluğu, çoğu kez kendi yaşamı pahasına saldıran koruma içgüdüsüdür.
    Freud’un psikoanalatik kuramında ise ; yeni doğan bebek kendisiyle dünya arasında nasıl ayrım yapamadığını ortaya koymaktadır. Bebek daha sonra bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde ana ve babasından ve öteki önemli insanlardan ayırt etmeyi öğrenir. Cinsel haz bölgelerinin (Erkeklerde Testisler Kızlarda Ovaryumlar ) gelişmesi ile ; çocuk ağızcıl (Oral), dışkıl (Anal) ve ürethral ( genital-cinsel) aşamalardan geçtikten sonra ergenlik öncesi gizlilik dönemine girer daha sonra ergenlik bunu da yetişkinlik dönemi izler. Zihin (Akıl), Üç kısımdan oluşmuştur. İlkel benlikte ( id ), benliğin (ego) dünyanın düşmanlığını üzerine çekmeden doyurmaya çalıştığı cinsellik ve açlık gibi ilkel dürtüler bulunur. Üstbenlik (superego) ise vicdanın temsilcisidir.

    Kişiliğin oluşmasında sınıf ve gelir farklılıkları önemli rol oynar. Zengin ve yoksul sınıflar çocuğa farklı kişilikler aşılamaktadırlar.

    Sağlıklı günler dileği ile…

    Uzman Dr.Ali AYYILDIZ
    Veteriner Hekimi – İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.

  • Akupunktur ile seksüel sorunların tedavisi

    Ülkemizde yeterli cinsel eğitimin verilememesi , konuşulması bile yakın zamana kadar tabu olan cinsel problemleri oldukça yaygın sağlık sorunlarına dönüştürmektedir.
    Cinsel problemlerin başında erkekler için yeterli sertleşmenin sağlanamaması, kadınlar için ise vaginismus denilen birleşmeyi engelleyici ağrılı kasılmalar gelmektedir.
    Organik bir nedene bağlı olmayan sertleşme problemlerinin arkasında ki en büyük etken aşırı stresdir. Kadınlarda ise belli yaşlarda yine aşırı strese bağlı cinsel isteksizlik yaşam kalitesini düşüren sorunlar olarak görülmektedir.
    Vaginismus sorunu olan kadınların büyük kısmında ise sosyal yapıdan gelen bilgiler ve tepkiler nedeni ile oluşmuş korkular temel problemi oluşturmaktadır.
    Cinsel fonksiyonlarımız beynimizde geniş bir yer tutan limbik sistemin etkisi altındadır.Sürekli olumsuz uyaranlarla limbik sistemde oluşacak düzensizlik cinsel problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
    Akupunktur ile limbik sistem düzene sokulmakta ve stres giderilmektedir. Tedavi süresince hastaların ihtiyaç duyduğu anatomik ve genel bilgiler de kendilerine aktarılmaktadır. Stresi giderilerek, cinselliği ile ilgili bilinçlenen hastalar ise bu sorunlarından kurtularak daha huzurlu ve kaliteli bir cinsel yaşama ulaşabilmektedirler.

  • Uzun ilişkileri yönetmek ve cinselliği canlı tutmak

    Aşk ve tutkuyla başlayan ilişkilerde ilk yıllarda cinsellik ek bir motivasyon aracı gerektirmeden kendiliğinden akan bir enerji halinde iken,zamanla bu enerjide azalmalar ve tıkanmalar görülebilmektedir.Doğal olarak da çiftlerin yaşadığı sorunların başında cinsel isteğin azalması gelmektedir.

    Çiftlerin konuşarak kafalarındaki kaygı ve korkularını,rahatsız eden durumları,isteklerini kesin ve net bir dille anlatmaları,cinsellikte beklentilerini ve fantazilerini partnerleriyle paylaşmaları cinsel sorunların çözümünde ilk adımdır.Bunun için de kişilerin kendilerini iyi tanımaları ve cinsel beyinlerini keşfetmeleri önemlidir.Eğer cinsel isteksizliğin arkasında ağır bir patoloji yoksa büyük ihtimalle sebebi kişinin cinsel fantazilerilerinin,cinsel arzularının farkında olmayışı olabilir.

    Belli aralıklarla ilişkinin gözden geçirilmesi ve aksayan yönlerinin konuşulması ilişki yönetimi ve sağlığı açısından oldukça önemlidir.Uzun süreli ilişkilerde çiftler yoğun iş programları,çocukların temel ve sosyal ihtiyaçları,ev işleri,sanal ve bireysel sosyal ilişkiler için ayrılacak zaman gibi yoğun bir programa sahip olduklarından başbaşa vakit geçirmek gibi özel ihtiyaçlarını zaman zaman ihmal edebilmektedirler.Oysa günde sadece on dakika bile olsa çiftlerinbaşbaşa kalıp,duygu ve düşüncelerini paylaşması ve anlamlı vakit geçirmesi ilişkiye yapılan iyi bir yatırımdır.Bu özel zamanda faturalar,evle ilgili sorunlar gibi konular değil,çiftlerin ortak hobileri,duygu ve düşünceleri ve örneğin o gün okdukları ilginç bir yazı gibi konular konuşulabilir.Bu yakınlığı pekiştirir.

    Zaman zaman çiftler ilişkilerini romantik,entellektüel ve cinsel açıdan değerlendirmek için birbirleriyle aile toplantıları yapabilirler.İlişkideki zayıf noktalar belirlenip,çözüm yolları hakkında konuşulabilir.Bu sorunlarla başa çıkamadıkları durumlarda da profesyonel yardım konusu konuşulabilir ve gerekirse yardım alınabilir.

    Sevgiyi göstermenin ve korumanın bir yolu da cinsel olarak ifade etmektir.Bunun için cinsel randevular planlanabilir.Kadınların sekse hazırlanmaları erkeklerden daha uzun zaman alabildiğinden gün içinde küçük dokunmalar,aşk mesajları ve erotik mesajlar gibi yöntemlerle bu randevular daha tutkulu hale getirilebilir.Bu randevularda aşk oyunları gibi cinsel yaratıcılık içeren fantazilerden yararlanılabilir.Cinsellikte hayal gücünü kullanmak ve yeniliklere açık olmak rutini kırmak anlamında etkili olabilir.

    Uzun ilişkilerde bir diğer önemli konu sevgi ve saygının devam ediyor olmasıdır.Sevgi ve saygı çiftlerin cinsel yakınlaşmasına da katkıda bulunur ve özgürce isteme ve red etme hakkını saklı tutar.Bu da çiftlerin kendilerini rahatça ortaya koymasını sağlar.

    Birbirlerinin beyinlerine hitap edebilen çiftlerin cinsel istekleri de daha yoğun olmaktadır.Ortak bir projede yer almak veya birlikte bir tatil planlamak,tiyatroya,sinemaya gitmek ve sonrasında bu faaliyet hakkında sohbet edebilmek gibi ortak entellektüel faaliyetler buna katkıda bulunabilir.

    Son zamanlarda çiftlerin sağlıklı cinsel hayatlarının önündeki bir diğer engel de çiftlerden birinin porno bağımlılığı olabilir.Çiftlerden biri birlikte seks yapmak yerine tüm cinsel enerjisini bu tip bir faaliyete veriyorsa,ilişki açısından yıkıcı bir sonuca yol açabilir.Bunun yerine çiftlerin birlikte izleyecekleri erotik filmler ve her iki çiftin de onayını aldığı paylaşımlar daha sağlıklı olabilir.

    Uzun evliliklerin bir kısmının akıbeti de,boş yuva denilen bir sendromla son bulması olabilir bazen.Çocukların büyüyüp evi terketmesiyle başbaşa kalan çiftin ilişkisinin bozulması durumudur bu.Çiftler önceden bilir ve bu duruma karşı hazırlıklı olursa krizi daha sağlıklı atlatabilirler.Aslında bazı çiftler için aşklarının baharı asıl bu dönemde başlar.Yaşlı cinselliğiyle ilgili tabuların ve mitlerin de çürütüldüğü bu dönemde,sorumlulukların azalması ve istenmeyen üremenin de olmaması sebebiyle keyifli bir dönem olarak yaşanabilir.Zamanında çocuklarla ilgili sorumlulukların ve faaliyetlerin haricinde pek bir paylaşımı olmayan ve bunun üzerine de yatırımı olmayan çiftler için ise sıkıcı ve boğucu bir dönem olarak algışanabilir.Bu sebeple çiftler,çocuklar da dahil tüm diğer fertleri gerektiğinde ilişkilerinin dışında tutup,birbirlerine gereken önem ve zamanı vermelidirler.

    Sonuç olarak ilişkiler ve cinsel hayat,sadece kendi akışına bırakıldığında gideceği yönü kestirmek çok da olası görülmemektedir.Evlilik ve ilişkiler,öğrenilebilir yöntemlerle daha yönetilebilir hale gelebilir.