Etiket: Cinsel

  • Vajinismus ve hipnoterapi

    Vajinismus,vajina girişini çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılması sonucu cinsel birleşmenin acılı olması ya da korku ile birleşmenin gerçekleşememesidir. Vajinismusda yaşanan kasılma istem dışıdır ve asla kadının kendi kontrolünde değildir. Neredeyse her 10 kadından birinde rastlanmaktadır. Bu durumun birçok nedeni vardır. Ebeveynlerin cinselliğe karşı olumsuz yaklaşımları önemli bir nedendir. Cinselliğin ayıp, yasak, günah olduğunu düşünen ebeveynler tarafından cinsel duyguları engellenen kız çocukları ileride evlendiklerinde cinsel birleşmeden korkuyor ve kaçıyorlar. Vajinismus, çoğunlukla ilk cinsel ilişki girişimi sırasında, jinekolojik muayene sırasında ya da tampon kullanma girişimi sırasında ortaya çıkabilmektedir. İlişkiye girme denemelerinde hafif bir kasılmadan tüm vücutta bir kasılmaya, endişe, korku, başarısızlık duygusu, tiksinme ve panik haline, bacakların açılmalarını engelleyecek boyutlarda sıkıca kapatılmasına veya elle eşi itmeye kadar değişik şekillerde ortaya çıkabiliyor. Vajinismuslu kadınlar genellikle vajinalarının küçük olduğuna,penisi içine alamayacak kadar dar olduklarına inanırlar.Oysa vajina vücuttaki en esnek organdır.Çünkü doğum esnasında çocuğun doğabilmesi için 10- 12 cm. kadar genişlemesi gerekmektedir.Bu kadar genişleyebilen bir organa her boyuttaki penis girebilir.

    Vajinismus tedavi edilebilir bir hastalık. Hipnoz destekli, içgörü kazanmaya yönelik yoğunlaştırılmış bütüncül psikoterapi ve evlilik terapisi tekniklerinin yer aldığı cinsel terapi uygulanmakta ve ortalama 5- 7 seansta sorun çözümlenmektedir.

  • Cinsel farklılaşma

    Cinsel farklılaşma

    CİNSEL FARKLILAŞMA ANNE KARNINDA İKEN BAŞLIYOR !!!

    Dişi ya da erkek cinste olmamızı sağlayan olaylar zinciri döllenme ile başlamaktadır. Döllenme sırasında kromozomal ve genetik yapı belirlenir. Genetik yapının belirlenmesinden sonra gonad; erkek ise erkek yumurtalığına (testis), dişi ise dişi yumurtalığına (over) farklılaşır. Daha sonra iç ve dış genital organlar cinse özgü özellikler kazanır yani fenotip belirlenir.

    Anne karnında yaklaşık 5. Haftaya kadar dişi ve erkek gonad ayırımı mevcut değildir. Erkekte testis oluşması gebeliğin yaklaşık 7.haftasında başlar. Gonadın erkek yumurtalığına farklılaşması dişilerden daha erken olmaktadır. Gebelik süresince olgunlaşma sürecini devam ettiren yumurtalıklar gebeliğin son 2/3 periodunda torbaya inerler. Zamanında doğan çocukların yaklaşık %95 inden fazlasında, prematürelerde ise % 80 civarında yumurtalıklar torbada gözlenir. Ancak bazı durumlarda yumurtalıkların torbaya iniş süreci 1 yıla kadar uzayabilir.

    Dişilerde ise gonadın dişi yumurtalığına farklılaşması daha geç başlar. Bununla birlikte doğuma kadar yumurtalarda yaklaşık 2 milyon hücre oluşur.

    Dış genital organların belirginleşmesi ise erkeklerde hamileliğin 9. Haftasında başlayıp 13. Haftasında sona erer. Erkeklerde dış genital organların farklılaşması erkek yumurtalığı olan testislerden salgılanan testesteron hormonu ile olmaktadır. Sekonder seks karakterleri denen sakal, bıyık çıkması gibi durumlardan da testesteron ve onun yan ürünü olan dihidrotestesteron hormonları sorumludur. Bu hormonlar beyinde hipofiz denen ve birçok hormonun salgılandığı keseden salgılanan LH ve FSH hormonlarının etkisi ile yumurtalıklardan salgılanır ve etkilerini gösterirler.

    Psikoseksüel farklılaşma denildiği zaman anlaşılması gerekenler ise şunlardır:

    1) Cinsel kimlik: Kişinin kendini erkek ya da kadın olarak tanımlamasıdır

    2) Cinsel rol : Yaşanılan çağ ve içinde bulunulan toplumun kültürüne göre insan davranışlarında kadın ve erkekleri birbirinden ayıran yanlardır

    3) Cinsel yönelim : Eş seçimidir

    Cinsel kimlik, yani kişinin kendini erkek ya da kadın olarak algılaması oldukça karmaşık, cinsel açıdan iki yönlü ve tümüyle insana özgü bir süreçtir. İnsanlarda erken dönemlerde ortaya çıkan hormonal değişikliklerin seksüel davranışlara etkisi üzerinde son yıllarda daha fazla durulmaya başlanmıştır. Özellikle anne karnında iken erkeklik hormonlarına maruz kalan kız çocukların ileri yaşlarda mücadeleci sporlara daha fazla ilgi duydukları ve çevrelerinde “erkek Fatma” olarak bilindikleri gözlenmektedir. Bunun yanında bazı genç kadınların kendilerini biseksüel ya da homoseksüel olarak tanımladıkları da bildirilmiştir.

    Sonuç olarak; anne karnında iken başlayan cinsel farklılaşma kişinin erkek ya da dişi olmasını belirlemekte, bazı hormonların etkisi veya eksikliği ile kişinin cinsel yapısı olgunlaşmakta ve nihayetinde cinsel kimliğin, cinsel rolun ve cinsel yönelimin belirlenmesi söz konusu olmaktadır.

  • Masturbasyon

    Cinsel zevk amacı ile cinsel organı kendi kendine uyarmaktır. Aslında bazı çocuklar bebeklik döneminde cinsel organları ile oynamaya başlarlar. Bu kimi zaman ilkel bir güdü olarak başlar, kimi zaman da bir iki yaşlarında bedenini tanırken cinsel organını da tanır ve onu uyardığında haz aldığını fark ederek yinelemek ister. Gelişimin bir parçası olarak kabul edilmekle beraber dikkat edilmeli gerekli yönlendirmeler yapılmalı, tedbirler alınmalıdır. Özellikle diğer etkinliklere sık sık tercih ediyorsa sorun olduğu akıla gelmelidir.

    Masturbasyon Nedeneleri

    • Bebeklik döneminde çok uzun süre yalnız başına bırakılma
    • Meme emmemiş ya da emzik verilmemiş çocuklarda uyarılma eksikliğini kendi kendini uyararak doldurmaya çalışma (kendi kendini kusturma da, uyarılma eksikliğine bağlanabilir)
    • Yeni bir kardeşin doğumu veya aile içinde çocuğu tedirgin, mutsuz eden, kaygı veren durumlar,
    • Bağırsak kurtlarının ve solucanların anüs ve çevresinde kaşıntı yapması sonucu dokunmaların, kaşıntıların çocukta haz yaratması,
    • İlgi azlığı,
    • Çocuğa çok dar ve önden cepli pantolonlar giydirmek
    • Çocuğun uzun süre dar karanlık, gizli yerlerde tek başına bırakılması,
    • Bilen arkadaş veya yetişkin tarafından bu davranışa alıştırılması,
    • Bebeklikten itibaren temizlik sırasında çocuğun cinsel organıyla gereğinden fazla oynamak, zaman harcamak, sıklıkla öpme okşama vb durumlar.

    Anne baba ve diğer yetişkinlerin masturbasyona gösterecekleri tepki çok önemlidir. Çünkü çocuk bu tepkilerden mesaj alacaktır. Korkutup yıldırmalar davranışı ortadan kaldırmaz. Çocuk bunun sonucu olarak kötü, iğrenç bir şey yaptığını düşünür ve suçluluk duyabilir.

    Önlemek İçin Neler Yapılabilir ?

    • Çocuk evde ya da okulda hoşuna gidecek aynı zamanda kendini değerli mutlu hissedeceği sosyal faaliyetlere yönlendirilmelidir. Yalnız başına uzun süre denetimsiz bırakılmamalıdır.

    • Çocuğa her yaşta cinsel konular hakkında bilgi verilmeli, soruları cevapsız kalmamalıdır. (yaşına uygun cevaplarla soruları karşılıksız kalmamalı)

    • Çocuk fiziksel olarak aşırı olmamak kaydı ile yoracak aktivitelere yönlendirilmelidir.

    • Uyandığından yataktan kaldırılmalı akşamda aynı şekilde uyku saatinde yatmalı, yatağında karanlıkta tek bırakılmamalıdır.

    • Uygun tuvalet ve temizlik alışkanlığı verilmeli

    • Kaşıntı, parazitler için gerekli tedbir alınmalıdır

    *** davranış ortaya çıktığında çocuk dikkatle gözlenmeli, problemin nedeni saptanmaya çalışılmalıdır. Nedene yönelik uygun tedbirlerle problem daha kolay ve hızlı ortadan kalkabilir.

    *** masturbasyon yapan çocuğu korkutmamalı, cinsel organını kaybedeceği söylenmemeli, fiziksel ceza verilmemelidir.

  • Orgazm Olamama Anorgazmi Tedavisi

    Orgazm Olamama Anorgazmi Tedavisi

    Orgazm olamayan kadınlar erkek mutlu olsun diye orgazm taklidi yapıyor. Bir süre sonra bedensel boşalmanın gerçekleşmemesi gerginlik, sinirlilik, huzursuzluk, güvensizlik gibi kalıcı olumsuz etkileri hayatına taşıyor.

    Anorgazmi, kadınlarda orgazm olamama, ruhsal rahatlamaya erişememe, bedensel bütünlüğü rahat erdirememe durumudur.

    Bu durum psikolojik sorunlara yol açar. Özgüven eksikliği ile birlikte cinsellikten uzaklaşmaya neden olur.

    Kadın, anorgazmi ile birlikte, eşinden uzaklaşır, kendini kötü hisseder, kendine karşı gzli öfke doğurur, kendini ya da eşini suçlayarak sorunlar yaratır. Tüm bu duygu farklılıkları ise işte e sosyal hayatta başarısızlığa neden olur. Kontrolcü kişilerde kontrolü kaybetme güdüsü yaratır ve kendine güven problemi ortaya çıkarır.

    Anorgazmi Nedenleri Nelerdir

    • Anne babanın baskıcı olması

    • Partnerini sevmeme

    • Düzensiz bir aile hayatı

    • Ergenlik dönemindeki cinsel sorunlar

    • Ergenlikte meydana gelen fiziksel travmalar

    • Partner ile teninin uyuşmaması

    • Antidepresan ya da doğum kontrol hapının yan etkileri

    • Zararlı maddelerin kullanımı

    • Karşı cinsten hoşlanmama

    Tedavi Süreci Nasıldır?

    Orgazm olamama anorgazmi tedavisi, kişide bu soruna neden olan olgunun bulunası ile başlar. Süre ya da kişisel duruma bağlı olarak cinsel terapiler uygulanır. Bu terapiler sayesinde kesin sonuç alınır. Önce bireysel tedavi ile başlayan süreci, davranışsal ve bilişsel cinsel terapiler takip eder.

    Bu tedavi sürecinde kişinin cinselliğe bakış açısı incelenir, yetiştirilme tarzına bakışır ve sorun buradan kaynaklıysa farkındalık ve farklı bir bakış açısı kişiye kazandırılır. Cinsellik konusunda doğru bilgiler kadına verildikten sonra korkudan ya da baskıdan kaynaklı sorunlar ortadan kalkacaktır. Maketler ile birlikte kazanılmış yanlış davranışların neler olduğu aktarılır. Bu şekilde orgazm olamama anorgazmi tedavisi hız kazanır. Kişi psikolojik olarak nerede hata yaptığını ve nasıl düşünmesi gerektiğini öğrendiğinde tedavi sonuç vermeye başlar.

    Genital egzersizler ve davranışsal terapiler sayesinde orgazm olamama anorgazmi tedavisinin son aşamasına gelinir. Bu süreçte g noktası, vajina ile klitorisin olması gerektiği gibi kullanılması öğretilir. Gerek duyulursa kitaplar ve dvdler ile de destek sağlanır.

    Hipnoz Tedavisinin Önemi

    Bu aşamalardan önce ya da sonra hipoterapi yöntemi uygulanırsa kişi daha rahat bir sürece girer. Ruhsal ve bedensel yönden rahatlama ile psikolojinin şekillenmesi sağlanırken sadece öğrenmenin değil bütünlüğün oluşturulması sağlanır.

    Adil Maviş

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM

    ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM

    Çocukların sağlıklı gelişimi için özellikle cinsel konulan içeren sorularına en doğru şekilde ve yöntemle yanıtlamak, cinselliği konuşmanın hala tabii olduğu toplumda en zor alanların başında geliyor. Pedagog PınarKaya  Döşlü; çocukların yönelttiği sorulanı yaşlarına uygun şekilde doğru cevaplar verilmesi gerektiğim belirterek, “ Doğru bir cinsel eğitim vermek için çocuğa mahrem alanları öğretilmelidir. Doğru yöntemle yapılan eğitimle taciz olaylarının önüne geçilebilir” diyor.

    ÇOCUĞUNUZLA BÖYLE İLETİŞİM KURUN

    Pedagod Pınar Kaya Döşlü; çocuklara cinsel eğitim vermenin gelecekte sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmek açısından önemli olduğunu vurgulayarak, özellikle cinsel istismar olaylarının önüne geçmek için çocuğa cinsel eğitim vermek gerektiğinin altını çiziyor.

    TACİZLERİN ÖNÜNE EĞİTİMLE GEÇİLEBİLİR

    PEDAGOG PINAR KAYA DÖŞLÜ NÜN EBEVEYNLERE ÖNERİLERİ

    Erişkinliğinde çeşitli sebeplerle psikolojik destek almak durumunda kalan hastalar incelendiğinde bu kişilerin önemli bir kısmının çocukluğunda çeşitli cinsel travmalar geçirdiği, tacize inanız kaldığı görülür. Bu tür tacizlerin önüne geçmek çocuğa cinsel eğitim vermekle mümkün olur.  Cinsellikle ilgili farkındalık kazandırılan çocuk, olası bir taciz durumunda ortada masum bir durumun olmadığını bilir ve durumdan büyüklerini haberdar edebilir. Cinsel eğitimle cinsel özgürlüğün ve rastgele cinselliğin kesinlikle birbirinden ayrı tutulması gerekiyor. Her hangi bir konuda çocuğa doğru şekilde eğitim verilmezse çocuk o konu hakkında kulaktan dolma, yalan yanlış bilgiler edinebilir.  Bunun daha büyük sakıncaları vardır. Çocuk kendisinden sadece birkaç yaş büyük bir çocukla cinsellik içeren bir oyun oynayabilir, oyun sırasında ne yaptığının farkında olmadan hoşlanma duygusu hissedebilir, sonrasında oyun cinsel tacize kadar varabilir. Bu yüzden çocuğa bulunduğu yaşa uygun şekilde belli bir cinsel eğitim verilmeli. Eğer cinsellik çocuk için hep tabu olarak kalmaya devam ederse ileriki yıllardı başka sorunlar da yaşanabilir; örneğin söz konusu olan bir kız çocuğuysa vajinusmus hastalığına yakalanabilir ve evliliğinde sorunlar çıkabilir.
    YAŞA GÖRE CİNSEL EĞİTİM
    Okul öncesi çocuğa öğretilecek cinsellikle ilgili kavramlarla, okul dönemindeki ya da ergenlik dönemindeki çocuğa öğretilecek kavramlar farklıdır. Okul öncesi çocuklarda genellikle gerçeklik duyusu gelişmemiştir. Bu yaşlarda birçok cinsellik içeren bir harekette bulunduğunda, anne babalar genellikle panikler. Oysa çocuk için bu hareketler cinsel bir eylem değil, yeni ve değişik bir şeydir. Anne babanın paniklediğini gören çocuk bu hareketi daha ilginç bulmaya başlar ve yapmaya devam eder. Eğer ebeveynlerin ilk tepkisi paniklemek olmazsa, anne-baba nötr kalmayı başarabilir ve çocuğun ilgisini başka alanlara çevirebilirse çocuk bir süre sonra bu hareketini bırakır.
    MAHREMİYET ÖĞRETİLMELİ
    Doğru bir cinsel eğitim vermek için çocuğa mahrem alanları öğretilmeli. Okul çağına yaklaşmış bir çocuk evde çıplak dolaşıyorsa bu çocuğa neyin mahrem olduğunu öğretmek mümkün olmaz. Küçük yaştan itibaren çocuğun giydiği kıyafete kadar dikkat edilmeli, mahremiyet duygusu aşılanmalı, sınırları öğretilmelidir.
    CİNSİYETİNE GÖRE DAVRANILMALI 
    Çocuğa cinsel eğitim verilirken doğru cinsel kimlik kazanmasına da yardımcı olunmalıdır. Ablalar, teyzeler arasında yetişen erkek çocuklarını bazen anneler farkında olmadan kız kıyafetleriyle büyütürler. Herkes çocuğun bu halini sever, onu oynatırlar, zenne yaparlar. Ancak çocuk büyüdüğünde efemine davranışlar sergilemeye başlar. Bu anne-babanın cinsel kimliği çocuğa yanlış öğretmesinden kaynaklanan bir durumdur. İleride bu konuda sorun yaşamak istemeyen ebeveynler çocuklarına cinsiyetlerine göre davranmaya özen göstermelidirler.
    SORULAR CEVAP BULMALI
    Çocukların en çok merak ettikleri konulardan biri dünyaya nasıl geldikleridir. Çocuk bunu sorduğu zaman ona büyük bir insana anlatırmış gibi “Çocukları leylek getiriyor derler ama bu doğru değil. Bu soruyu sorman, merak etmen, önem vermen güzel bir şey. Cinsellik kadınla erkek arasında çok özel bir durumdur. Ama detaylarını öğrenmen için biraz daha büyümen gerekiyor. Büyüdüğünde anlatacağım” şeklinde bir açıklama yapmak gerekir. Böylece çocuğa bu konu hakkında yalan söylenmemiş olur. Konu ergenlik döneminde açıklandığında ise cinselliğin insan hayatında önemli bir yerinin olduğunu ve bunun özel ve önemli bir kişiyle yaşanması gerektiğini, bu kişinin de insanın hayat arkadaşı, yani eşi olması gerektiğini aktarmak gerekir. Çocuğun merak ve hayret duygusu, öğrenmede kullandığı iki anahtar duygudur. Cinsel eğitim verirken bu konuda çocuğun merakını ve hayretini uyandırmamaya da özen gösterilmelidir. Eğer cinsellikle ilgili merak ve hayret uyandırıcı cevaplar veriliyorsa çocuk o alana ilgi duymaya başlar. Çocuğu cinsellik hakkında bilgilendirmemenin sakıncaları göz ardı edilmemelidir. Çocuk merak ettiği bu konuyu bir şekilde ya arkadaşlarından ya da internetten yalan yanlış, kulaktan dolma bilgilerle öğrenebilir. Ayrıca anne-babanın çocuğun bu konudaki sorularını cevapsız bırakması çocuğun soru sorma kapasitesini düşürür, bu kapıyı da kapatmamak gerekir. Soran çocuk, her zaman hayatı daha kolay öğrenir, sorunlara daha kolay çözüm getirir. Sorulan soru yanlış olabilir, ama çocuk nasıl yürümeyi düşe kalka öğrendiyse doğru soru sormayı da yanlış sorular sora sora öğrenecektir. Bu yüzden çocuğu azarlamadan, terslemeden, içindeki merak duygusunu yok etmeden sorularına cevap vermek, o an verilecek bir cevap bulunamıyorsa “Bu konuyu araştırıp cevaplayayım” demek ve gerçekten de araştırıp, düşünüp cevap vermek yerinde bir davranış olacaktır.

  • Çocuk istismarı ve ensest

    Çocuk istismarı ve ensest

    Çocuklara karşı kötü davranım tutumu insanlığın tarihinden bugüne kadar süregelmiştir. Geçmiş zamanlarda çocuklar köle yapılıp para karşılığında satılmış, yaralanmış, öldürülmüş ve kimi zamanlarda ise diri diri toprağa gömülmüştür. Kız çocuklarının değer görmediği, doğar doğmaz yakıldığı toplumlar dahi mevcuttur. Bu suretle istismar vakaları tarihten bugüne belki aynı belki farklı yollar kullanılarak sürekli devam etmiştir.

    İstismar, on sekiz yaş altı çocukların sağlığına, yaşamına, gelişimine veya saygınlığına gerçek veya gizli zarar ile sonuçlanan her türlü fiziksel ve duygusal kötü davranışı, cinsel istismarı, ihmali, dikkatsizliği, ticari ve diğer sömürüleri kapsar1 (WHO, 2006, 2010). İstismar yaşantılarının yaygınlığı ile ilgili farklı istatistiksel sonuçlara rağmen uluslararası çalışmalarda kadınların yaklaşık % 20’sinin, erkeklerin ise yaklaşık % 5-10’unun çocukluk döneminde cinsel istismara maruz kaldıkları, tüm bireylerin ise % 25-50 oranında fiziksel istismara maruz kaldığı bildirilmektedir (WHO, 2010)2

    İstismar, çocukların bedensel, sosyal ve psikolojik sağlığını kısa, orta ve uzun vadede ciddi bir şekilde etkileyen bir olgudur. Özellikle kendisini korumakla yükümlü kişiler tarafından kötü muameleye maruz kalması, çocuğu psikolojik açıdan derinden etkiler (Topçu, 2009).3
     

    . Bu konuyla ilgili birçok yasa ve düzenleme çıkmış olmasına rağmen şu an da dünyanın en gelişmiş ülkeleri de dahil olmak üzere bu sorun bir türlü giderilememiş, topluma bu bilinç halen kazandırılamamıştır.

    Çocuğun cinsel istismarı fiziksel, duygusal, sosyal, ahlaki, kültürel ve hukuki boyutları olan geniş kapsamlı ve karmaşık bir sorundur. Cinsel istismar; ‘henüz cinsel gelişimini tamamlamamış bir çocuğun ya da ergenin, bir erişkin tarafından cinsel arzu ve gereksinimlerini karşılamak için güç kullanarak, tehdit ya da kandırma yolu ile kullanılması olarak tanımlanmaktadır. İstismar çocuk ya da ergen ile kan bağı olan ya da ona bakmakla yükümlü birisi tarafından yapılmışsa bu durum “ensest” olarak adlandırılır. Cinsel istismardan söz ederken bir çocuk ile bir erişkin arasındaki cinsel aktivite üzerinde durulmakla birlikte, iki çocuk arasındaki cinsel aktiviteler; yaş farkı en az 5 yıl olduğunda, küçük çocuğun zorlama ya da ikna ile cinsel haz amacı güden aktivitelere maruz bırakılması durumunda da cinsel istismar olarak ele alınır (İşeri, 2008).4 Cinsel istismarın mutlaka şiddet içermesi gerekmez, bu açıdan çocuğun rızasının olup olmadığına bakılmaz (Nurcombe, 2000).5
     

  • CİNSEL PROBLEMLERDE ÜÇ AŞAMA

    CİNSEL PROBLEMLERDE ÜÇ AŞAMA

    Cinsel tepkiler üç evreden oluşur:

    • İstek (libido)

    • Uyarılma

    • Orgazm

    Cinsellikte libido uyarılma ve orgazmdan anotomik ve fizyolojik olarak ayrıdır. Yani uyarılma ve orgazm korunurken libido (istek) tek başına azalabilir.

    Araştırmalar erkek ve kadında cinsel isteğin (libido) beyindeki bazı merkezlerin faaliyetiyle ve salgılanan bazı aracı nörotronsmitter ve testosteron düzeyiyle ilişkili olduğunu bulmuştur. Bazı hastalıklar, kullanılan ilaçlar kişinin cinsel isteğini azaltabilir. Bunlara ilave kişinin psikolojik durumu, çiftin birbirleriyle iletişimi libidonun artma veya azalmasına neden olabilir.

    Cinsel İstek Bozukluğu kaça ayrılır ?

    Cinsel istek bozukluğu kendi içinde ikiye ayrılır.

    • Azalmış cinsel istek; kişide azalmış cinsel isteğe bağlı cinsellikten gizli bir kaçınma var.

    • Cinsel tiksinti bozukluğu, sexe karşı fobik bir kaçınma var. Hastada panik atak benzeri bulgular olduğunda ilaç başlanması gereken bir durumda

    Uyarılma bozukluğu; kadında uyarılamama, erkekte iktidarsızlık

    Orgazm bozukluğu; erkekte erken boşalma geç boşalma kadında orgazm olamama.

    Cinsel Problemlerde Tedavi Yaklaşımları:

    Yaşanılan cinsel sorunlar psikolojik savunmaların, duygusal ve problemli zihinsel süreçlerin bir sonucudur. Bu nedenler kişinin cinsel reflexlerini ve erotik duygularını bozar.

    Cinsel problemler kişinin gelişimi aşamasında çevreden aldığı olumsuz uyaranlar, bilinçdışı cinsel çatışmalar, eşi ile ilgili problemler gibi pek çok alt yapıda yer alan etiyolojik faktörler vardır.

    Cinsel problemlerin tedavisinde bir sebebe inemezsek hastada cinsellikle ilgili olumlu iç görü kazandırsak ta etkili bir yol alamayız.

    İktidarsızlığın altta yatan sebebi eş baskısının arttığı performans kaygısı ve buna bağlı vücutta noradrenalin salınımı ve ereksiyonun gerçekleşmemesider. Bur da problemin sebebini bulup onu ortadan kaldırmalıyız.

    Cinsel problemlerde her belirti farklı tedavi protokollerine cevap verir. Pek çok vakada görünen cinsel problemin altında çocukluk çağından kaynaklı cinsel çatışmalar, toplum kaynaklı yanlış öğretiler ya da şu an mevcut ilişkideki problemler olabilir.

    Cinsel terapide başarı altta yatan sorunları, kaygıları ve onların sebep olduğu cinsel problemin ele alınması ile olur. Çiftlerin iyileşmeye direnç gösterip göstermediğine odaklanıp gerekli müdahale yapılmalıdır.

    Cinsel sorunlarda kullanılan cinsel egzersizler son derece etkilidir. Fakat her bireyin özelliklerine göre bazı değişiklikler yapmalıyız. Bu esnek yaklaşım her bireyin psikodinomik farklılığı nedeniyle gereklidir. Mesela ülkemizde katı dini kurallarla yetişmiş kişilerde masturbasyon egzersizleri vererek gereksiz dirençle karşılaşabiliriz.

     

  • Cinsel İsteksizlik Sorunu

    Cinsel İsteksizlik Sorunu

    CİNSEL İSTEKSİZLİK TEDAVİSİ

    Cinsel isteksizliği bir sorun olarak değerlendirebilmek için öncelikle cinsel isteğin hangi standartlarda normal olduğunu belirtmek gerekir. Literatürde bununla ilgili ortak bir kavram yoktur. En makul yorum “Cinsel isteği uyarıya geçirebilecek ( materyal, çekici bir partner, fantezi ve cinsel ilginin) hiç olmayışı veya yetersiz oluşması” olarak değerlendirilebilir.

    Halk arasında cinsel soğukluk, libodo eksikliği olarak da adlandırılmaktadır.

    Cinsel İsteksizliğin Sınıflandırılması

    1-Kronikleşmişl İsteksizlik

    Gelişim çağında başlamış ve halen devam etmektedir.

    2-Süreç İçinde Oluşan Cinsel İsteksizlik

    Bir dönem cinsel sorunu olmadığı halde zamanla bu arzularında düşme ve kaybolma gibi isteksizliğin oluşması ve halen devam etmesidir.

    Kadın ve Erkekte Cinsel isteksizlik

    Erkekler kadınlara göre isteksizlik durumunu daha sık yaşayabilirler. Bu oran erkeklerde %70 oranında görülebilirken, kadınlarda %30 oranında seyretmektedir.

    Cinsel İsteksizlik Fiziksel mi Psikolojik midir?

    Fiziksel sebeplerden kaynaklanabildiği halde çok büyük oranda psikolojik sebeplerden kaynaklanır.

    Fiziksel bulguların tespiti bir ürolog veya jinekolog tarafından yapılabilir ve genellikle bunun altından

    Aşırı alkol tüketimi, yaşlanma ve menopoz, uzun süre cinsellikten uzak kalmak, kullanılan ilaçlar, kalp,karaciğer,tiroid, yüksek tansiyon veya şeker vb. patolojik rahatsızlıklar çıkacaktır. Bu rahatsızlıkların uzantısı cinsel yaşamı da etkiler.

    Bu sorun ile müracaat edenlerin %99’u psikolojik kaynaklı olduğu söylenebilir. Bunların başında; Aşırı stres, geçimsizlikler, vajinismus, cinsel travmalar, ağır depresyon, psikiyatrik rahatsızlıklar, tutucu aile yapısı olduğunu söyleyebiliriz.

    Cinsel Terapilerde Ne Yapılır?

    İki tarafın birbirinin zaaflarıyla savaşmaktansa uzlaşmak. Başta kendi bedeninizin duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını tanımlayıp bunu karşılıklı TATMİN esasına dayalı gidermeyi öğrenmek gerekir. Yıllarca bir arada yaşayan bile cinselliği gelince konuşmaktan kaçınır. Bunu konuşmaya başlamak ve bilinçaltını tatmin olmaya yeniden formatlamak gerekir. Bunun için enerji psikolojisi, hipnoz, bilinçaltı telkinler, bilişsel ve davranışsal değerlendirmeler, cinsel ve bedensel egzersizler ve İlaç tedavisi’de uygulanabilir.

    Sonuç Olarak

    Ben bu durumu eğer organik bir sorun yoksa bir “hastalık” olarak değil de bir “uyumsuzluk” olarak kabul ediyorum. Bu uyumsuzluğun giderilmesi için kişinin bunu bir sorun olarak görmesi ve bu sorunu çözebilmek için sorumluluğu karşı tarafa atmaktansa birlikte hareket etmesini doğru buluyorum.

    Psikolojik sorunların büyük bir kısmında cinsel sorunların da eşlik ettiğini gözlemliyorum. Cinsel isteksizlik bunlardan biridir. Cinsel Mutsuzluk giderildiğinde sorun haline getirilen pek çok sorun “sorun olmaktan” çıkar.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • CİNSELLİK VE CİNSELLİĞİN KONUŞULMASI

    CİNSELLİK VE CİNSELLİĞİN KONUŞULMASI

    Cinsellik, toplum olarak kullanılan belki de en tehlikeli kelimelerden birisidir. Konuşmaktan utanırız, imasından çekiniriz; çoğu zaman da cinsellik kelimesine toplumsal ve kültürel normlarımız engel olur. Farklı yapılardaki toplumlara uygun hareket etmek gerekir. Ancak cinsellik her ne kadar kaçınılacak, geri durulacak bir kavram gibi görünse de, insanoğlunun içinde var olan dayanılmaz güçlü ve durdurulamayacak kadar önemli bir konudur.

    Bir bebek 3-4 yaşından itibaren kendi cinsel organıyla, karşı cinsteki cinsel organın farklılığını fark eder. Merak ve keşif duygusuyla çeşitli soruları ebeveynlerine sorar. Ebeveynler çocuklarının bu sorularına ve merak duygularına karşı kaygılı, panik ve utanç duyguları ile yaklaşırsa; çocuk bu sorularına cevap alamaz ve merak duyguları daha da artar. Ancak ebeveynler çocuklarının sorularına yerinde ve yeterince cevap verebilirlerse, çocuk “soruma cevap alabildim” duygusuyla içindeki merak yatıştırabilir. 

    Özellikle çocukluk döneminde ebeveyn tutumlarının, çocuğun ilerleyen yaşlarında cinselliğe bakış açısını, algılayışını ve tutumunu oluşturduğunu unutmamak gerekir. Çocukların cinselliği algılayış biçimi yetişkinlerdeki gibi gerçeklik olarak değil, hayal ve fantezi dünyasında olduğundan; yetişkin gibi algıladığını düşünmemek gerekir. Cinselliğin günah, ayıp ve utanç verici olduğuna dair tutum ve söylemlere çocuk maruz bırakıldığında, içinden gelen dürtü ve fantezilerin çocukta bastırılması bir çok cinsel ve psikolojik soruna da yol açabilmektedir.

    Ebeveynlerinden cinsellik konusunda bilgi alamayan çocuk,  bilgiyi dışarıda aramaya başlar. Arkadaşlarından ve internetten edindiği yanlış ve kulaktan dolma bilgileri zihnine yerleştirir. Cinselliğe karşı düşünceleri de bu doğrultuda oluşturacağından sağlıklı ve doğru cinsel bilgiye ulaşamayacaktır.

    Ebeveynlerin, cinsellik ve cinsel eğitim konusunda ne kadar doğru ve net bilgilere sahip olduğu da şüphe konusudur. Aslında her ebeveynin hem kendi cinsel yaşamları için hem de çocuklarına vereceği cinsel eğitimin doğruluğu içinCİNSEL EĞİTİM alması önem arz etmektedir. Psikologlara başvuru yapan vajinismuserken boşalma, sertleşme, ağrılı cinsel ilişki ve hiperseksüalite sorunu yaşayan danışanların çoğunda doğru bildikleri yanlış cinsel bilgiler bulunmaktadır. Vajinismus tedavisi, erken boşalma tedavisi, erkeklerde sertleşme problemi tedavisi, ağrılı cinsel ilişki sorunu tedavisi ve hiperseksüalite problemi tedavilerinde cinsel eğitim verilerek, kişilere cinsellikle ile ilgili yeni bir bakış açısı kazandırılmaktadır.

    Cinsellik ve seks kavramları da genellikle birbiriyle karıştırılmaktadır. Cinsellik denildiğinde çoğumuzun aklına seks gelir ama bu doğru bir tanım değildir. Cinsellik, psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik yönleri olan, farklı boyutları olan bir kavramdır. İnsanın doğuştan getirdiği cinsiyetine ait özelliklerin bütünüdür. Ses tonu, giyimi, saç şekli, yürüyüşü, oturuşu, beden algısı, cinsel kimliği aslında cinselliğin bir parçasıdır. Cinsellik, değerlerimiz, tutumlarımız, inanışlarımız, duygularımız, kişiliğimiz, sevdiklerimiz ve sevmediklerimizle şekillenir. İnsana sevilmeye değer olduğu duygusunu yaşatan aslında kadınlık ve erkekliğin onaylanmasıdır. Cinsel yakınlıkbilişsel, duygusal ve davranışsal boyutlarıyla iki insan arasındaki bir etkileşimdirBilişsel olarak, kendini bir başkasına açma kararını vermektedir.  Duygusal olarak, bir başkasına sevgi duyma, ona güvenme, merak etme ve keşfetme arzusudur. Davranışsal olarak da fiziksel yakınlaşma, öpüşme, dokunma, gülümseme, sarılma ve sevişme isteği öne çıkar. İşte burada seks dediğimiz, iki insan arasında yaşanan bir eylem ortaya çıkmaktadır. Sevginin, bedenin ve ruhun paylaşılmasına imkan veren dokunma, öpüşme ve sevişme gibi eylemleri içerir.

    Cinselliğin çeşitli fonksiyonlarının boyutlarından bahsetmek gerekebilir. Üç boyutta değerlendirebilirizİlişki boyutu, ilişkiyi güçlendirici boyut olarak en kapsamlı olanıdır. Bağlılıkları derinleştirerek, temel ihtiyaçların ifade edilmesini sağlar. Üreme boyutu, cinselliğin bir sanat eseri olarak ortaya konması olarak ifade edilebilir. Arzulama boyutu ise, cinsel yaşantı yoluyla arzulama kazancının bütün olanaklarını kapsamaktadır.

    Kadın tek başına kadınerkek de tek başına erkek olamıyor. Yaşamın her anında birbirlerine ihtiyaç duyan ve birbirini tamamlayan iki varlık olarak ele alabiliriz. Bu varlıklar çoğu cinselliği konuşmaz, cinselliğin sadece bir eylemden itibaren olduğunu düşünürler. Bir kadının fantezilerini, isteklerini, taleplerini partneriyle paylaşması; bir erkeğin heyecanını, isteğini ve fantezilerini partnerine belirtmesi cinselliğin tam yaşanabilmesine ve partnerlerin birbirlerinden beklentilerini ortaya koymasına yardımcı olur. Gurur, utanç ve suçluluk duyguları ile bu duruma yaklaşarak belki de kurulabilecek sağlıklı bir cinsel birlikteliğe engel olunmaktadır.  Cinsellik, mutluluk ve haz yaratan ruhsal gereksinimlerdir. Cinselliği sadece seks olarak değilşehvet ve haz duygularıyla yoğrulmuş bir bütünsel yaklaşım olarak değerlendirip, partnerlerin birbiriyle bu durumu konuşmaları ve duygularını ifade etmeleri temel görevler olarak ortaya çıkmaktadır.

  • Erkeklerin Korkulu Rüyası; Denetimsiz/Erken Boşalma

    Erkeklerin Korkulu Rüyası; Denetimsiz/Erken Boşalma

    Erken boşalma, denetimsiz boşalma, istemsiz boşalma, kontrolsüz boşalma olarak adlandırabileceğimiz erkek cinsel problemi, günümüz erkeklerinin en sık karşılaştığı cinsel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Kısa bir tanım yapmak gerekirse sürekli olarak ve yineleyici bir biçimde, çok az bir uyarılma ile ve kişinin istemesinden önce, vajinaya girme öncesigirer girmez veya hemen sonra boşalmanın olması şeklinde tanımlayabiliriz.

    Normal bir koşulda uyarıldıktan sonra yaşanması gereken ve çiftin bir süre ilişkide kalma süreci olan plato denetimsiz/erken boşalan erkeklerde mevcut değildir.

    Denetimsiz ya da erken boşalmanın yaşcinsel birleşme sıklığıpartner özellikleriön sevişme süresiortam uyarıcılığı ve kilo problemi ile ilgili bağlantıları olabilmektedir. Kişinin, aile yaşam öyküsüilk cinsel fantezileriilk cinsel deneyimi, çocukluk ve ergenlik dönemi öyküleri cinsel terapi öncesinde alınması en önemli bilgilerdir.

    Denetimsiz/erken boşalan bir erkek “değersizlik, yetersizlik, endişe, korku, kaygı” duyguları yaşarken; zihninde “başaramayacağım, korktuğum başıma gelecek, kontrol edemeyeceğim” düşünceleri geçer. Bu duygu ve düşünce içinde olan bir erkek cinsel birliktelik davranışından da uzaklaşabilir. Duygu, düşünce ve davranışları olumlu olmayan bir erkeğin benlik algısı ve saygısı da düşebilir, ilerleyen süreçte de cinsel isteksizlik duyması muhtemeldir.

    Erken/denetimsiz boşalmanın aile yaşamına etkisine de değinecek olursak; iletişim problemigüven problemi, sevgi eksikliği, öfke problemi ve bunlara da eklenebilecek birçok problem ile “çift sorunlarımız var” denilerek tarafımıza başvuruları görülmektedir. Yapılan çift ve aile terapilerinde ise temel problemin erken/denetimsiz boşalma olduğu ortaya çıkabilmektedir.

    Bunlara ek olarak denetimsiz/erken boşalma sorunu olan erkeklerin partnerlerinde de ikincil sorun olarak cinsel ilgi ve istek azalması ya da orgazm bozukluklarının ortaya çıkması şaşırtıcı değildir.

    Erken boşalmanın erkek ve partneri üzerinde etkilerine bakarsak, erkek kötü kontrol, stres ve tatminsizlik yaşarken; partneri ise kesintili birleşme, stres ve tatminsizlik yaşayarak arzu edilen cinselliği keyifli ve mutlu olarak yaşayamamaktadırlar.

    Erken/denetimsiz boşalma en sık görülen cinsel işlev bozuklukları arasında olup, toplumda görülme sıklığı CİSED’in yaptığı çalışmalarda %70 oranındadır. Erken boşalma daha önce belirtmiş olduğum aile problemlerine ek olarak erkekte sertleşme sorunlarını ve cinsel isteksizliği de beraberinde getirmektedir.

    Erken boşalmaya birçok neden etki etmektedir. Özgüven eksikliğindenpsikoseksüel beceri eksikliğinebilinçdışı çatışmalara bağlı sebeplerden, ilaçların yan etkisine kadar birçok nedeni erken boşalmaya sebep gösterebiliriz.

    Unutmayın Mutlu Cinsellik Sizin Hakkınız..