Etiket: Cinsel

  • VAJİNİSMUS NEDİR ? NEDENLERİ NELERDİR?

    VAJİNİSMUS NEDİR ? NEDENLERİ NELERDİR?

    Vajinismus cinsel birleşme denendiğinde, vajinanın dış üçte birini çevreyen kaslarda yineliyici ya da sürekli bir biçimde oluşan kasılmalar ve sürekli acı nedeni ile cinsel birleşmenin gerçekleşememesi ya da ağrılı/sıkıntılı olarak gerçekleşmesidir. Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, adeta bir kilitlenme, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Daha az görülen ya da kısmen düzelmiş olarak seyreden formunda ise cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ya da sıkıntılıdır.

    Vajinismus, genellikle cinsel yaşamın, daha doğrusu cinsel denemelerinin başlaması ile birlikte, çok daha seyrek olarak ise jinekolojik muayene, zorlu geçen doğumlardan ya da benzeri deneyimlerden sonra gelişir. Vajinismus, ülkemizde cinsel tedavi merkezlerine başvuran kadınlarda en sık rastlanan sorundur. Ülkemizde batı ülkelerinde bildirilen oranlardan daha fazla görülmektedir. Cinsel eğitimsizliğin cinsellikle ilişkili tutucu değer yargılarının, cinsel mitlerin sıklığının, kadınların kendi cinsel organlarını tanımamalarının, bekaret kavramına verilen önemin, toplumumuzdaki kadınlarda cinsel deneyimin aşamalı gelişmeyip doğrudan cinsel birleşme ile başlamasının, genel cinsellik anlayışımızdaki tabuların bunda rolü olduğu söylenebilir. Toplumda yapılan çalışmalarda % 6 olduğu bildirilmiştir.

    VAJİNİSMUSUN NEDENLERİ

    Vajinismusun nedenleri % 90 olasılıkla psikolojik kaygılara bağlıdır. % 10 ise organik (yani yapısal) nedenler rol oynamaktadır. Bu yüzden doğru tedaviye başlamadan önce yapılan bir jinekolojik muayenenin önemi büyüktür.

    Vajinismusun psikolojik nedenleri:

    – Kızlık zarının korunması ile ilgili çocukluktan kalma mesajlar ve korkular,

    -İç disiplinin fazlaca gelişmesi, korumacı aile düzeni,

    -Cinsel travmalar (taciz, tecavüz, ensest, fiziksel şiddet, cinsel istismar, pornografik film izleyip tiksinme, anne babanın cinsel ilişkisine şahit olma gibi),

    -Hamile kalma korkusu yaşayanlar (Kürtaj veya doğum onlar için adeta bir kabustur),

    -Aşırı katı bir toplum düzeni içinde yaşama, katı ahlak kurallar ve tabular,

    -Cinselliğin suçluluk, ayıp, günah gibi kavramlarla eşleştirilmesi,

    -Ebeveynlerden birisinin baskıcı (otoriter) yaklaşımı,

    -İlk gece ile ilgili yanlış, abartılı ve eksik bilgiler ve ön yargılar (ilk gecede ağrı, acı veya kanamanın çok olacağı yönündeki düşünceler),

    -Cinsel ilişki sırasında kilitlenme ve rezil olma korkusu,

    -Vajinanın normalden dar ve küçük, penisin ise normalden kalın ve büyük olduğu, penisin girmesinin imkansız olduğu düşüncesi bulunmaktadır.

    -Daha önce hiç vajinismus problemi olmayanlarda yaşanmış kötü tecrübeler (doğum, düşük, kürtaj, hoyratça yapılan bir jinekolojik muayene gibi durumlar) sonucunda da vajinismus gelişebilir.

    Bazen de çiftlerin cinsellikle ilgili bilgi eksiklikleri, ilk ilişki ile ilgili yanlış inanış ve önyargılar da beraberinde korku ve paniği getirerek vajinismusa yol açabilir.

    Bazı kadınlarda bu yukarıda sayılan nedenlerin hiç birisi de olmayabilir. (“Nedeni bilinmeyen veya belirlenemeyen vajinusmus”)

    Bilinç altındaki doğru olmayan bu korkuları yenmek için kadının ve erkeğin bilgilendirilmesi, gevşemesi, heyecan ve korkuları yatıştıracak ruhsal bir ortam oluşturulması için uygun psikolojik destek sağlanmalıdır.

  • VAJİNİSMUSA SORDUM NEDEN DİYE?

    VAJİNİSMUSA SORDUM NEDEN DİYE?

    ‘Ruhsal bir hayal gücü mevcuttur. Bunun emirlerine vücut her zaman uymak zorundadır. Bu güç hastayı iyileştirebildiği gibi sağlıklı birini de hasta edebilir.’ İbn-i Sina

    Vajinismus, kadınların cinsel ilişkiye girememe durumudur. Kadında cinsel birleşmenin olduğu bölgeye vajen denir. Vajenin etrafındaki kasların istemsiz ve kontrolsüz kasılması, tüm vücutta bir kasılmanın yaşanması; korku, endişe, panik gibi duyguların hissedilmesi ile kadının eşini itmesi ve cinsel birleşmenin yaşanamaması ile sonuçlanan kadının kontrolü dışında, bilinçdışının etkisiyle yaşanan uyum bozukluğuna vajinismus denir.

    Vajinismuslu her kadının vajinismus olma sebebi başka başka olabilir. Küçüklükten beri kız çocuklarına öğretilen bazı bilgiler zamanla bilinçdışında işlenerek Vajinismusun tabularını oluşturur. ‘Cinsellik kötüdür, kızlık zarı değerli ve korunması gereken bir şeydir, cinsellik canyakar, kötü hissettirir.’ Bu bilgilerle yetişen kadınlar zaten canlarının yanacağından emin oldukları için, cinsel birleşmeye izin vermezler.

    Ne yazık ki her yaş grubundan kadının cinsel bilgi eksikliği yaşadığı çok sık rastlanan bir durumdur. Belirsizlik korku yaratır mantığıyla, kadın kendi anatomisiyle ve cinselliğiyle ilgili bilgi sahibi olmadığında korkusu artacaktır. Cinsel birleşme öncesinde vajinal ıslanmanın olması ve klitorisin sertleşmesi sağlanırsa kadının canı yanmaz, birleşme kadına zevk verir. Bu bilgiye sahip olmayan kadın acı bekleyecektir, beklenen her şeyin başa gelmesi muhtemeldir ve kadının canı yanar.

    ‘Cinsellik erkekler içindir, kadının görevidir’ bakış açısı, cinselliği eza olarak görür. Zevk aldığında namussuz bir kadın olacağından, kadın sistemini kapatır ve keyifli hissetmek yerine ya hiç bir şey hissetmez ya da acı hisseder. Çünkü beyne zevk alamazsın komutu çocukluktan beri işlenmiştir.

    Çocuklukta yaşanan travmatik yaşantılar vajinismusa sebep olabilir. Kadının yaşam öyküsünde taciz ya da tecavüz var ise her yeni cinsel deneyim kadını travmaya götürecektir ve kadın hissettiği her duyguyu tekrar tekrar yaşayacaktır. Kadının hayatındaki erkek sevdiği kişi de olsa, kadın için travma tekrarı yaşatan erkektir. Zorlamalar beden-zihin bütünlüğünü bozar ve vajinismusa sebep olur.

    Ailede vajinismusu olan kadınlar varsa, kız çocukları bu hikayelerle büyür. Çocukluk ve ergenlik döneminde abartılı ilk gece hikayeleri , ağrı acı hikayeleri kadının bilinçdışında işlenir ve vajinismus kaçınılmaz olur.

    Erkek egemen bir toplumda kadın sürekli eziliyorsa, kadın kimliği yok sayılıp kadın ikinci sınıf insan muamelesi görüyorsa; kendi ezilmiş kimliğini kadınlığını yok sayar ve kadın gibi annesi gibi olmak istemez. Bilinçdışında oluşan bu düşünce kadının anlayamayacağı şekilde onun vajinismus olmasına sebep olur.

    Kız çocuklarının anneleriyle yaşadığı, çocukluğunun ilk yıllarında başlayan, ergenlik dönemiyle devam eden çatışmalı ilişki, kadının cinselliği nasıl algılayacağını belirler. Anne kız çocuğunu yok sayıyorsa, kız çocuk da annesine karşı öfke besler ve annesini kabullenemez. Annesini kabullenemeyen ergen kız zamanla cinsel kimliğini de kabullenemez olur. Kadın artık annesine karşı hissettiği öfkeyi ve kızgınlığı cinsel kimliğine karşı hissetmeye başlar. Cinsel ilişki yaşadığında kadın olacaktır ve bunu istemez çünkü öfke hisseder. Cinsel birleşmeye, dokunulmaya karşı tümden tepki geliştirir ve vajinismus oluşur.

    Babanın anneyi aile içinde sürekli küçük düşürmesi, değer vermemesi ve kıymetsiz davranması sonucunda kız çocuğu babasının karşısında kendini değerli hissetmek için kadın kimliğini yok sayar ve kadın gibi hissetmek istemez. Babası annesini sevmiyordur çünkü o kadındır, babası onu sevsin diye kadınsı durumları zihninde durdurur. Çocukluk ve ergenlik döneminde bir çok sorun yaşanır ancak bunun cinsellikteki görüntüsü kadının kadınlığını reddedişiyle sonuçlanır. Kadın eşinin karşısında değerli olmak için kadın olmamalıdır tabusuyla vajinismus yaşar.

    Cinsellik kadın ve erkek içindir. Çiftlerin karşılıklı zevk aldığı, mutlu olduğu bir cinsel yaşam en sağlıklı olanıdır. Bizim kültürümüzde dolaşan mitler kadın ve erkeği cinsellikten uzaklaştırır, korku oluşturur ve eziyet haline dönüştürür. Bütün bunları aşıp mutlu ve sağlıklı cinsellikler yaşamanız dileğiyle…

  • KADINLARDA ORGAZM BOZUKLUĞU

    KADINLARDA ORGAZM BOZUKLUĞU

    KADINLARDA ORGAZM BOZUKLUKLARI
    Kadınlarda orgazm bozukluğu, hiç orgazm olamama, zaman zaman orgazm olamama ya da cinsel birleşmeyle orgazm olamama ancak mastürbasyon ile orgazm olma şeklinde görülen durumdur. Olağan bir cinsel uyarılma evresinden sonra orgazmın sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç olmamasıdır. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.
    Sağlıklı bir kadın bir ilişki sırasında birden çok kez boşalma yaşayabilme yeteneğine sahiptir. Ne yazık kibir çok kadın hayatı boyunca hiçbir zaman tamamıyla boşalamamıştır. Kadınların% 29’u hiçbir zaman , % 70’ i cinsel birleşme sırasında hiçbir Zaman boşalamamış olduğunu belirtmiştir.
    Orgazm Sorunlarının Nedenleri;
    · Cinsel mitler ve doğru olmayan önyargılar;Kadının bedeniyle ve cinsel süreçle ilgili bilgisinin olmaması buna sebep olur.Vajinasını ve klitorisini tanımayan kadın, cinsel birleşmenin ve klitoral uyarılmanın zevk vereceğini bilemez hatta canının acıyacağını düşünür. Boşalma,kadının bedeni ve kaslarını kontrol edebilmesiyle öğrenilecek bir süreçtir.Boşalmak için kadının çaba harcaması gerekir. Vücudunu kasmadan öylece bekleyen kadın boşalamaz sadece boşalmayı bekler ve sonuç olumsuz olur. Bu sebeple cinsel eğitim yoksa ya da eksikse orgazm sorunu ile karşılaşılabilir.
    · Eş reddi; kadının kendi isteği dışında, gönlü başkasındayken bir başkasıyla evlendirilmesi cinsellik sırasında eşini istememesine sebep olabilir.
    · Yetersiz uyarı; cinsel uyarının yeterli olması fiziksel temas, hayal gücü ve duygulanımın tam olması halinde gerçekleşir.Bunlardan birindeki eksiklik yetersiz uyarıya sebep olur. Uygun zamanda,mekanda, uygun partner ile uygun süre ve yoğunlukta uyarılmalar ‘yeterli uyarı’ için belirleyicidir. Bazen yanlış bir insan tarafından yapılan kusursuz uyarılar ağrılı, acılı, rahatsız edici olabilir.
    · İlişkisel çatışmalar ve sorunlar; seks insanların vücutlarını paylaşmalarının, duygularını boşaltmalarının, hayata karşı keyifli bir başetme yöntemi belirlemelerinin şekli olarak kabul edilebilir. İyi bir seks olmadığında çift arasında iletişim sorunu başlayabileceği gibi, çiftler arasında zaten var olan bir çatışma ve iletişim sorunu varsa kötü bir seks hayatı yaşamaları kaçınılmazdır. Kötü seks hayatı hayal kırıklığına, partnerlerin birbirlerini suçlamasına ve cinsel yetersizlikten doğan özgüven kaybına sebep olur. Zamanla bu çift cinsellikle ilgili konuşamaz olur, arzuları ve hoşlandıkları şeylerle ilgili hiçbir şey paylaşamaz hale gelir.
    · Endişe, korku ve kaygı; bu duygular cinsel uyarılmayı engeller, bedeni savunmaya ve kendini korumaya almasını sağlar. Cinsel birleşmenin can acıtacağına olan inanç korku oluşturur. Mali kaygılar, taşınma,yeni bir ev alma, çocuk sahibi olma, aile büyüklerinin aynı evde yaşamaya başlaması, iş kaybı bu duygulara sebep olur.
    · Utanma suçluluk ve günahkarlık duyguları; cinselliği günah olarak düşünen kadın, böyle bir deneyimden sonra suçluluk hissedecektir, cezalandırılması gerektiğini düşünecektir ve utanma duygusu yaşayacaktır. Suçlunun cezalandırılması gerekir ve kadın bir yolunu bulur,kendini cezalandırır.
    · Erken yaşta anne olmak; kadın kendi bedenini tanımadan, kadınlığını öğrenemeden anne olur, boşalmayı öğrenemez.
    · Seyirci rolüne girmek; hazza odaklanmak yerine olması gerekenlere yönelmek; ilişkinin sürecine odaklanmak, doğal davranmak yerine istemli hareketlerde bulunmak uyarılma sürecine zarar verir.
    · Cinsel özgüvenin düşük olması; kendini aşırı eleştiren, mükemmel olması gerektiğini düşünen kadınlar genellikle vücudunu beğenmeme eğilimindedirler. Beden algısının zayıf olması, kadının cinsel isteklerini ifade edememesiyle ve seks sırasında kendini iyi hissetmemesiyle doğru orantılıdır.
    · Performans anksiyetesi; başaramama korkusu kadını ketler.
    · Cinsel travmalar ; erken çocukluk, çocukluk ve ergenlik döneminde cinsel kötü davranım, taciz, saldırı, ensest cinsel yaşantıyı olumsuz etkiler.
    · Gebe kalma korkusu,
    · Evlilikle ilgili çatışmaların çözüme kavuşmaması ve bunun cinsel birlikteliğe zarar vermesi,
    · Anne-baba-kız çocuk ilişkisi; Annesine öfke duyan, ona karşı kızgınlıkları olan ama sözde itaatkar olan kız temelde terkedilme, sevilmeme, yalnız kalma duyguları yaşar. Annesini ve babasını kaybetmek istemez diğer yandan da hissettiği olumsuz duyguları ifade edecek gücü yoktur. Bu duygulanımlar eşine yansır, ona karşı da olumsuz duygularını sözel olarak ifade edemez ve seks sırasında bedeniyle ifade eder.
    • Partnerin erken boşalma sorununun olması,
    • Partnere karşı ilgi kaybı,
    • Alkolizm,depresyon ve üzüntü,
    • Vajinanın geniş olması, vajinal akıntılar,
    • Şeker hastalığı, nörolojik bozukluklar ve ilaç alımı,
    • Düzenli ve sağlıklı bir aile yaşantısının olmaması,
    • Cinsel kimlik çatışmaları,
    • Aldatılmak,
    Tedavide amaç orgazmı cinselliğin en önemli amacı olarak görmekten vazgeçip, ön sevişme, uyarılma, cinsel tecrübe, zevk ve çiftlerin birbirlerinin bedenlerini daha yakından tanımalarını sağlamaktır. Cinselliğin bir görev olmadığını; günah, yasak, ayıp olmadığını çiftlere hissettirmek, karşılıklı mutluluğa dayanan deneyimler yaşamalarını sağlamaktır.

  • VAJİNİSMUS TİPLERİ

    VAJİNİSMUS TİPLERİ

    Vajinismus doğası gereği farklı özellikler barındırır. Bu sebeple de farklı çeşitleri mevcuttur.İlk cinsel deneyimde ortaya çıkabildiği gibi sonradan da gelişebilir. Yani cinsel deneyimi olan kadın da belirli sebeplere bağlı olarak vajinismus tanısı alabilir. İlk cinsel deneyimde oluşan vajinismus için şunları söyleyebiliriz: vajinanın üçte birlik dış kısmında, birleşmeyi engelleyecek şekilde sürekli olarak istem dışı kasılma olması, bunun ilk seferde orta şiddette yaşanması ve ilişkiye izin vermeyecek şekilde ağrılı olduğunun tarif edilmesi halidir. Kişi hayatı boyunca başarılı bir cinsel birleşme yaşamamıştır. Sonradan gelişen vajinismusa baktığımızda ise şunları görürüz: Daha önce cinsel kişi birleşme yaşamış ancak düşük, doğum, yırtık, kürtaj, kötü yapılan muayene ve ağır enfeksiyon gibi sebeplerle sonradan vajinismus problemi tablosuyla karşılaşmıştır.

    Geçmişten gelen cinsel bir travma yok ve parmak ile vajinaya giriş yapılıyor ancak yine de ilişki sırasında eşi itme ve kasılma oluyorsa, bu durum basit vajinismus olarak adlandırılır ve tedavisi daha kolaydır. Geçmişte cinsel travma var ise bastırılmış çok duygu var demektir ve tedavi zorlaşır, bu durum ise ağır vajinismus olarak adlandırılır.

    Dr.Keçe Vajinismus Sınıflandırılması;

    Evre 1 Vajinismus: Cinsel yakınlaşmalar sırasında aşk kaslarında istemsiz kasılmalar olur, cinsel ilişki bittiğinde danışan sakinleşince bu kasılmalar hemen geçer. Danışan jinekolojik muayene sırasında rahattır, danışanın geçmişte travması yoktur, danışan parmağıyla rahatlıkla vajina içini kontrol edebilir, sınırlı penis birlikteliği yaşanır ve eşini elleriyle iter.

    Evre 2 Vajinismus: Aşk kaslarında istemsiz kasılmalar vardır, bu kasılmalar cinsellik bitince ve danışan sakinleşince hemen sona erer. Jinekolojik muayene gerçekleşir ancak kasılmaları devam eder, rahat değildir. Danışanın geçmişten gelen bir travması yoktur. Danışan parmağıyla vajina girişini kontrol edebilir ancak vajinanın içini kontrol edemez. Sınırlı penis girişine izin vermesine rağmen bahanelerle ilişkiden kaçar.

    Evre 3 Vajinismus: Cinsel yakınlaşmalarda istemsiz kasılmalar vardır. Bu kasılmalar ilişki bitince ve danışan sakinleşince hemen geçmez. Jinekolojik muayene gerçekleşir ancak danışan rahat değildir, muayene sırasında kalçasında kasılmalar devam eder. Danışan parmağıyla vajina girişini ya da içini kontrol edemez. Sınırlı penis girişi deneyimi yaşamamıştır, ilişki sırasında eşini elleriyle iter.

    Evre 4 Vajinismus: Cinsel yakınlaşmalarda aşk kaslarında ve sırtta yoğun şekilde kasılmalar olur.Bu evre endişe, korku, kalça ve bacaklarda kapanma, kasılma, ilişkiye direnç ve geri çekilme olarak kendini gösterir. Danışan sakinleşse de bir süre daha bu korku hali devam eder. Jinekolojik muayene gerçekleşir ancak danışan oldukça zorlanır ve hiç rahat değildir, kalçasında kasılmalar olur. Danışan parmağıyla vajina girişine ya da vajina içine dokunamaz, sınırlı penis girişi yaşamamıştır, eşini elleriyle iter.

    Evre 5 Vajinismus: Cinsel yakınlaşma sırasında aşk kasları ile sırt ve tüm vücut kasları kasılır. Endişe, korku, tiksinme ve panik hali ortaya çıkar. Kalça ve bacaklar kendini kapatır, eşini iter. Cinsellik sonrası danışan rahatlasa da kasılmalar geçmez. Danışan jinekolojik muayeneyi reddeder. Vajinasına hiç dokunamaz. İlişki sırasında eşini elleriyle iter.

    İlişki içindeki farklı problemler, kadının istemli olarak ağrı, acı, yanma yaşayacağı korkusu geliştirmesine ve buna bağlı olarak birleşmeye izin vermemesine sebep olur. Kadın tampon gibi farklı şeylere izin verir ancak penise izin vermez, bu durum Durumsal Vajinismus olarak adlandırılır.

    Tedavi programı vajinismusun evresine göre oluşturulur.

  • CİNSEL EFSANELER

    CİNSEL EFSANELER

    Cinsellikle ilgili yanlış olan, gerçeği yansıtmayan, doğruluğu bilimsel olarak desteklenmeyen, yıllarca kulaktan kulağa dolaşarak yayılmış, herkes tarafından kabul edilen, doğru sandığımız ve hayatımızı etkilemesine izin verdiğimiz bilgilere ‘Cinsel Mit’ denir. Bu mitler zamanla efsanelere dönüşür, sorgusuz kabul edilir hale gelir.

    Erkekler cinselliğin bütün püf noktalarını bilirler?

    Cinsellik kadın ve erkeğin birlikte yaşadığı, karşılıklı zevk aldığı bir süreçtir. Yaşadığımız kültür erkeğe cinsellikle ilgili sorumluluklar yüklerken erkeğin performans anksiyetesi yaşamasına sebep olur. Kadına ise görev sorumluluğu yüklerken kadının cinsel haklarını elinden alır. Erkek cinsel ilişki sırasında sürekli sert kalması gerektiğini ve başarılı olması gerektiğini düşünür ve performans sorunları yaşamaya başlar. Kadın ise cinsellikten haz almaz, sadece görevini yerine getirir. Haz almayan, haz vermeyen, görev sorumluluğuyla sonuca odaklanan çiftler sağlıksız, mutsuz ve doyumsuz cinsel hayatlara sahip olurlar.

    Kadınların cinsel isteği azdır.

    Kadın cinsellikle ilgili olumsuz bilgilerle yetiştirilir; ‘Cinsellik hakkın değildir’ ’Cinsellik bir görevdir’ ‘Cinsel birleşme acı verir, ağrı olur, canın yanar’. Bu şekilde yetiştirilen kız çocuğu zamanla cinsellikten uzaklaşır. Ergenliğe geldiğinde cinselliğini bastırır, yanlış bilgilerini destekleyen hikayeler dinlemeye devam eder. Kadın, yetişkin cinsel hayatında ise kendi cinselliğine dair fikir sahibi bile değildir çünkü böyle bir hakkı olduğundan habersizdir. Bildiği şey ise cinselliğin acı verdiğidir. Baskıladığı cinsel isteği acı çekeceği korkusuyla baskı altında kalmaya devam eder. Oysaki kadının da erkeğin de cinsel isteği vardır, sağlıklı bir şekilde yetiştirildiğinde kadın da cinsel isteğini arzusunu ifade edebilir.

    Mastürbasyon kirli ve zararlıdır.

    Mastürbasyon yapmak kişinin suçluluk hissetmesine sebep olur. Yasak ve günah olarak bilinen mastürbasyon alelacele yakalanma korkusuyla yapılır. Suçluluk duygusuna kirlilik hissi de eklenir. Pek çok insan mastürbasyonun zararlı olduğuna, bazı organlara zarar verdiğine körlük, cinsel isteksizlik gibi sorunlara sebep oluğuna inanır. Aksine mastürbasyon yakalanma korkusu ile yapılmadığında herhangi bir cinsel işlev sorununa sebep olmaz. Organlara zarar vermez, ayıp günah değildir, alışkanlık yapmaz, duygusal ya da fiziksel sorunlara sebep olmaz aksine cinsel terapilerde teknik olarak kullanılır. Mastürbasyon bir tercih meselesidir her yaşta yapılabilir. Utanç, suçluluk ve günahkarlık duyguları yersizdir.

    Mastürbasyon ile kızlık zarı bozulabilir.

    Mastürbasyon aşırıya kaçılmadığı ve cinsel ilişkiye tercih edilmediği sürece zararlı bir şey değildir. Vajinaya bir şey sokmadan dış cinsel organları ve klitorisi uyararak yapılan mastürbasyon kızlık zarına zarar vermez.

    Mastürbasyon cinsel isteği azaltır, hastalık yapar.

    Mastürbasyonun cinsel gücü ve isteği azalttığına dair bilgiler yanlıştır. Zararlı olan mastürbasyon değildir ona eşlik eden suçlululuk, günahkarlık, ayıp gibi olumsuz inançlardır. Mastürbasyon kişinin kendi cinselliği ile barışık olduğunun göstergesidir. Mastürbasyon doğru yapıldığı takdirde kişinin cinselliğine olumlu katkı sağlar. Ancak yakalanma korkusuyla yapıldığında peşine gelen suçluluk duyguları ile birlikte erkekte erken boşalma ve cinsel isteksizlik sorunlarına sebep olabilir. Kadın ise mastürbasyon ile cinselliğini tanır, evlilik hayatındaki cinselliğine katkı sağlar. Mastürbasyon sivilce yapmaz, kör yapmaz, kısırlık yapmaz, adet düzenini bozmaz, erken boşalma ve sertleşme sorunu yapmaz, peniste eğrilik yapmaz, günahkar yapmaz.

  • 10 ADIMDA VAJİNİSMUS TEDAVİSİ

    10 ADIMDA VAJİNİSMUS TEDAVİSİ

    İlk görüşme ( 1 seans) : Terapist çifti ayrı ayrı 15’er dakika dinler. Neler yaşadıklarını, bugüne kadarki tedavi girişimlerini öğrenir. Sonrasında çifti birlikte seansa alır, problemi tanımlar, vajinismusun çiftin problemi olduğunu çifte söyler. Tedavinin sorumluluğunun çifte ait olduğunu vurgular. Empati ile, kadının bunu isteyerek yapmadığını eşinin de iyi bir adam olduğunu söyler ve erkeği över. Evli olan her on kadından birinde vajinismus problemi olduğunu söyleyerek durumu normalleştirir.Bu problemin %100 çözümü olduğunu söyleyerek çifte umut verir. Çifte doğru yerde olduklarını, onlara özel bir tedavi programı hazırlayacaklarını ifade eder. Tedaviye karar vermeleri için 24 saat süre ile eğitim CD’leri ve kitapları verir.

    Değerlendirme Görüşmeleri ( 3 seans): Çifte özel bir tedavi programı için çiftten ihtiyaç duyulan tüm bilgiler alınır. Çocukluk hikayeleri alınır, cinsel öykü formu doldurulur; Erkek vajinismus problemine nasıl uyum sağlıyor ? Kadın kendini neye karşı koruyor ? Kadın kendini tanıyor mu ? sorularına cevap alınır. Kadın danışanın problemi çözmede kendine güvenmesi ve cinselliğin onun da hakkı olduğu hissi kazanması sağlanır. Erkek danışana problemin çözümündeki kritik rolü kavratılır. Terapi kontratı yapılır.

    1. Adım Gevşeme: Nefesini kontrol eden nefsini kontrol eder, nefsini kontrol eden tüm kaslarını kontrol eder. Çifte gevşeme ve doğru nefes alma teknikleri öğretilir. Eşler arasındaki ilişkiyi yeniden canlandırmak ve flört havası oluşturmak için bazı teknikler uygulanır.

    2. Adım Bilişsel Yeniden Yapılandırma: Bu adımda geçmişten bugüne cinsellikle ilgili bilinen tüm bilgiler sıfırlanır ve yeniden yapılandırılır.

    3. Adım Bedeni Keşfetme ve Masturbasyon: Kadın vajinasını ve tüm bedenini inceler,kendine vakit ayırır ve mastürbasyon yapmayı keşfeder.

    4. Adım Aşk Kasları: Aşk kaslarını kontrol altına almak ve onları yeniden eğitmek “Kegel Egzersizleri” ile kısa sürede mümkündür.

    5. Adım İdeal Ortamın Oluşturulması: Çifte uygun ideal ortam belirlenir, hazırlıklar yapılandırılır.

    6. Adım Duyusal Odaklanma: “Duyusal Okşama” egzersizleri yapılır, dokunmanın hazzına odaklanmak “An”da kalmak sağlanır.

    7. Adım Zihinde Canlandırma: Zihinde başarmak gerçekte başarmak kadar kıymetlidir, önce zihindeki engeller kaldırılır.

    8. Adım Vajinal Girişe hazırlık: Bireysel Parmak Oyunları ( Tek parmak- Çift parmak). Eşli Parmak Oyunları ( Tek parmak- Çift parmak) Penis- Vajina Birlikteliği Oyunları

    9. Adım Cinsel Birleşme

    10. Adım Hazza Odaklanma

    10 adım ortalama 9 seans sürmektedir. Bu program çifte göre hazırlanmış bir programdır. Her bir adımın ortalama seansı sayısı bellidir ancak çifte göre şekillenen adımlar vardır. Yani hazırladığımız her program size özel olarak yeniden yapılandırılır.

    ÜÇ GÜNLÜK YOĞUNLAŞTIRILMIŞ SEMPTOM ODAKLI TEDAVİ; Vajinismus Evre 1 ya da Evre 2 için geliştirilmiş bir tedavi seçeneğidir. Yani dış genital organlarına, vajinalarına ve vajina içine dokunabilen, ağır kasılmaları olmayan danışanlar için uygundur. Toplam 12 seanstan oluşur. Seanslar sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez yapılır. Hedef penis vajen birlikteliğinin sağlanmasıdır.

    NORMAL TEMPOLU SEMPTOM ODAKLI CİNSEL TERAPİ; Vajinismus Evre 3 ve Evre 4 için uygundur. Ortalama 12 seans sürer. Seans aralıkları danışanın durumuna göre ayarlanır. En çok kullanılan tedavi seçeneğidir. Tedaviden kasıt penis vajen birlikteliğinin, haz alan ve haz veren cinselliğin yaşanmasıdır.

    HOLİSTİK CİNSEL TERAPİ; Klasik tedavi yöntemlerine cevap vermeyen ağır vajinismus vakaları içindir. Arka plandaki bataklığın kurutulması hedeftir. Terapiye 12 seanslık yoğunlaştırılmış farkındalık tedavisi ile başlanır. En az 6 ay sürer.

  • CİNSEL İSTEKSİZLİK

    CİNSEL İSTEKSİZLİK

    CİNSEL İSTEKSİZLİK NEDİR?

    Cinsel isteksizlik hastalık değildir. Doğru tekniklerle üstesinden gelinebilecek bir sorundur. Doğru davranışlar doğru sonuçları doğurur, yanlış davranışlar ise yanlış sonuçları doğurur. Cinsel isteksizlik bir sonuçtur, yolunda gitmeyen yanlış davranışların yanlış bir sonucudur. Cinsel isteksizlik evlilik ilişkisinin %95’ini olumsuz etkileme gücüne sahiptir. Başlangıçta sadece basit bir isteksizlik sorunu gibi görünse de evlilik ilişkisinin içine ve sızar zamanla büyük bir soruna dönüşür.

    Cinsel isteksizlik iletişim problemlerinin bir ifade ediliş biçimidir. Ne yazık ki ifade edilmeyen duygu ve düşünceler insanı hasta eder. Kadın eşiyle olan problemlerini eşine ifade edemedikçe; kendini değersiz, önemsiz, sevilmeyen hissetmeye başlar. Buna bağlı olarak kadın eşine karşı öfke hisseder ve öfkesini de paylaşamaz ise sözel olarak ifade edilemeyen duyguların bir ifadesi olarak beden devreye girer. Kadın cinsellikten kaçınmaya başlar. Zamanla erkek bu kaçınmadan olumsuz etkilenir, istenmediğini hisseden erkek de kendini değersiz hisseder ve eşine karşı öfkeli davranışlar sergiler. Kolayca halledilebilir olan sorun artık çığ gibi büyüyen bir sorun haline dönüşmüştür.

    Kadın cinselliğin hakkı olduğuna inanmaz aksine bunun bir görev olduğuna, eşi ne zaman isterse görevini yerine getirmesi gerektiğine inanır. Eşiyle problem yaşadığında ya da kendisiyle ilgili bir problemle karşılaştığında vazgeçtiği ilk sorumluluk cinsellik olacaktır zaten kendisi cinsellikten hiç keyif almamıştır ki, onun için sadece kocaman bir yük olmuştur. Olsa da bitse dediği bir yük…

    Kadın cinsellikle ilgili bilgi sahibi değildir. Vajina nedir, klitoris nedir, nasıl işler bu sistem, kadın orgazm olur mu, ıslanmak nedir, kuruluk nedir, ön sevişme nedir? Bedeninin neyden hoşlandığını bilmez. Bilmediğiniz bir aleti çalıştıramazsınız, deneme yanılma yaparken birkaç hatalı sonuç sizi bu işten soğutabilir ve kendinizi cinsellikten soğumuş bulursunuz.

    Erkek performans kaygısı yaşar ve isteksizlik ile bunun üstünü kapatır, böylece korktuğu şeyle zaten yüzleşmeyecektir. Ya da eşine karşı hissettiği suçluluk duygusu ve geçmişten gelen travmatik deneyimler isteksizliğe sebep olabilir.

    Cinsel taciz ve travmalar cinselliğin kişiye zevk vermesine engel olur, zevk vermeyen bir cinsellik ise angaryadır.

    Bunlar gibi birçok sebep cinsel isteksizliğe neden olabilir.  Tedavi aşamasında isteksizliğin sebebi tespit edilir ve çifte özel bir program hazırlanır.

  • CİNSEL İSTEKSİZLİK NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    CİNSEL İSTEKSİZLİK NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Cinsel isteksizliğin tedavisi 5 aşamadan oluşur. Aşamaların süresi çifte göre yapılandırılır. Çiftin problemi ya da problemleri hangi aşamalarda ise o aşamalara ağırlık verilir. Çifte özel hazırlanan tedavi programı ile kısa sürede cinsel isteksizlik sorunu çözümlenir.

    Değerlendirme Aşaması ( 3 seans): Bu aşamada eşler ayrı ayrı dinlenir. Çocukluk hikayeleri ve evlilik hikayeleri alınır, cinsel öykü formu uygulanır. Çiftin sorunu tespit edilip çifte anlatılır. Bu sorunun çözümünün olduğu, evli olan her 10 kadından 4’ünde bu sorunla karşılaşıldığı vurgulanır. Doğru yerde oldukları söylenir ve çifte güven verilir. Kontrat yapılır.

    İlişkisel Aşama: Çiftin problemi ilişkilerindeki sorunlardan kaynaklı ise bu aşama kritiktir. Amaç iletişim becerilerini geliştirmek, çifti yakınlaştırmak ve flört havası oluşturmaktır. Amaca yönelik teknikler ve uygulamalar yapılır.

    Bilişsel Aşama: Cinsellikle ilgili tüm bilgiler yenilenir, güncellenir. Bilmek güven verir ve güç katar. Yeni bilgileri sindirmek ve kullanmak önemlidir. Danışan tarafından çeşitli listeler oluşturulur.

    Duygusal Aşama: İlişkideki roller konuşulur. Çocuksu kadınlar, çocuksu erkekler, aşırı ebeveyn eşler rol dengelerini bozar ve bunun sonucunda cinsel sorunlar yaşarlar. Oysaki cinsellik iki yetişkin içindir. Eşler arası rol dengesi bazı uygulamalar ile düzenlenir.

    Davranışsal Aşama: Öğren, Gör, Uygula felsefesinin son basamağıdır. Eşler önce kendilerine sonra partnerlerine cinsellikten haz alma izni verirler ve cinselliklerini keşif süreci başlar. Çeşitli görsel materyaller keşif sürecini hızlandırır.

    Bu dört aşama ortalama 9 seans sürer, değerlendirme aşamasıyla birlikte ortalama 12 seansta sorun çözülür. Bu program çifte göre hazırlanır, seans sayısındaki değişiklikler çiftin problemine göre değişir.

  • ORGAZM SORUNLARI

    ORGAZM SORUNLARI

    Hiç orgazm olamama ya da zaman zaman olma veya mastürbasyon ile orgazm olabiliyorken cinsel ilişki ile olamama şeklinde tanımlanabilir. Cinsel ilişkiyi sekteye uğratacak bir sorun olmasa da orgazm olma problemi yaşanabilir. Fiziksel bir sorun olmamasına rağmen orgazm olamama durumu; bu durumun arkasındaki sebebin çözümlenmesini gerektirir. Orgazm sorununun sebepleri nelerdir;

    Alelacele yapılmış bir ön sevişme, erken boşalma sorunu, aldatma sonucu hissedilen öfke, ilişkinin bozulması, ilgi ve sevgi kaybı, kayıp ve depresyon, bazı fiziksel hastalıklar ( şeker hastalığı, nörolojik bozukluklar) çocukluk çağı sorunları, ergenlik dönemi problemleri, cinsel kimlik çatışmaları, aşırı dinsel inançlar, cinsel taciz, tecavüz, partnere güvenmeme, gebe kalma korkusu gibi sebepler orgazm olamama sorununa neden olabilir.

    Tedavi;

    Değerlendirme Aşaması; (3 seans) : Çifte özel bir tedavi programı için ihtiyaç duyulan tüm bilgiler alınır. Çocukluk hikayeleri ve evlilik hikayeleri dinlenir, cinsel öykü formu uygulanır. Sorunun kaynağı tespit edilir ve çifte özel tedavi programı hazırlanır. Kontrat yapılır.

    İlişkisel Aşama: İlişki problemleri orgazm sorununa sebep oluyorsa ilişkideki bu problemler tespit edilir. İletişim becerileri geliştirilir. Eşler problemlerini birlikte çözerler.

    Bilişsel Aşama: Cinsellikle ilgili doğru bilinen yanlışlar düzeltilir.

    Duygusal Aşama: Eşler arası roller ve sorumluluk dağılımı incelenir. Aşırı çocuk ve aşırı ebeveyn tutumları dengelenir.

    Davranışsal Aşama: Yeni deneyimler için öğrenilen her şey davranışa dönüştürülür.

    Değerlendirme aşaması 3 seans, diğer aşamalar 9 seans olmak üzere ortalama 12 seansta orgazm olamama sorunu çözülebilir. Bu program çifte özeldir, her bir aşamanın seans sayısı çiftin problemine göre değişir.

  • KADIN CİNSELLİĞİ

    KADIN CİNSELLİĞİ

    Kadınlar için cinsel uyarıcı olan şeyler nelerdir? Bu konuda 21. yüzyıla kadar çok araştırma yapılmamıştır. Genelde erkeklerin nelerden etkilendikleri araştırma konusu olmuştur. Günümüzde kadınlarında çalışma hayatında yer almaları ve üst düzey yönetici kadrolara gelmeye başlamaları nedeniyle artık kadınlar içinde araştırmalar yapılmaya başlandı. Tüketim dünyasında daha çok yer almaları da kadınların mutluluğu için ve daha fazla cinsel haz alabilmeleri ile ilgili tüketime yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. Tüm bunların içinde bilim adamları artık kadını cinsel yönden duyarlı hale getirmede nelerin ne ölçüde rolü olduğunu araştırmaya başladılar. Bu arayış hem kadınların cephesinde hem de erkeklerin cephesinde çok önemlidir. Kadının nasıl daha fazla cinsel zevk alacağı konusundaki bilgi hem kadını mutlu edecek, hem de ilişkiyi güzelleştireceği için erkeği de mutlu edecektir. Jacqualine Tarkiel “seks aşkla olur ama seks aşkın dışında da olur ve güzel, doyurucu olabilir” diyor. Aşksız seksin sadece erkeklere özgü olduğunu söylemek doğru bir düşünce değildir. Kadın da erkek gibi, uygun bir seks ilişkisinden haz alacaktır. Bu haz olayı gerçek bir doyumdur. Aşkla birlikte alınan doyum daha fazla haz veren ve daha farklı etkileri yaşatan bir durumdur. Bu yaşantıda aşk o kadar etkin ve baskındır ki, seksten alınan zevkin daima önünde yer alır.

    Ergenlik döneminde yaşanan bir başka önemli nokta ise, gençlik (ergenlik) döneminde tüm dürtülerin kabarmasıdır. Bu, kızda da erkekte de böyledir. Genel düşünce olarak, kızlar mastürbasyon yapmaz sanılır. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Hatta mastürbasyon yapan kız kendini suçlu ve günah işlemiş olarak görür ve çok büyük bir sıkıntı içine girer. Mutsuz olur. Genç kızların, cinsellik konusunu en yakınında olan annesiyle rahatça konuşabilmesi gerekmektedir. Ama genç kız hem konuşmaya çekinir, hem de anne yeterli bilgiye sahip olmadığı için kızı konuyu açtığında hemen kapatma yoluna gider.

    Kadın için çok önem verilmesi gereken bir nokta, menopoz döneminde sekstir. Bu dönemde seks ilişkisinin olmaması veya az olması, kadınları psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir. Kendilerini işe yaramaz ve değersiz hissetmektedirler. Bunun sonucu olarak eşlerini mutsuz eder ve ilişkilerini olumsuz etkiler. Menopoz döneminde östrojen hormonlarının azalması, salgı sistemindeki düzensizlikler, vajinal kuruluk gibi sorunlar tedavi edilmediği takdirde cinsel isteksizlik yaşanabilir. Bu sorunun çaresi vardır. Menopoz dönemine giren veya girmek üzere olan kadınların mutlaka bir psikologla görüşmeleri uygun olacaktır. Öncelikle kafalarındaki soru işaretlerini netleştirmelidirler. Bazen bu bilgilenme tamamen sorunu çözmektedir. Bazen cinsel ilişkiye girememe korkusuyla psikoloğa giden pek çok çift cinsellik konusunda bilgilendirme aşamasında ilişkiye rahatça girebilmektedirler. Bu da bize kadınların çoğunlukla cinsellik konusunda önyargılardan ve yanlış toplumsal değer yargılarından daha çok etkilendiğini göstermektedir. Kadın olsun erkek olsun cinsellik konusunda bilgi eksikliği Türkiye’de bütün yoğunluğuyla devam etmektedir. Utanma, bilgisizlik, yanlış bilgiler, batıl inançlar ve günah duyguları cinselliğin katili olmaktadır. Menopoz dönemindeki kuruluk gibi basit ve çözümü olan bir olay bile pek çok aileyi mutsuz edebilmektedir.

    Türkiye’de hala seksin güzel, hoş, temiz, herkes için gerekli bir olay olarak algılanmaması önemli sorunlar yaratmaktadır. Burada en önemli görev medyaya düşmektedir. Görsel ve yazılı basın sürekli olarak kadını bir meta olarak sunmamalı, özellikle televole gibi programların zaten bilinçli olmayan bir toplumda kadına bakış açısını daha da olumsuza doğru körüklemektedir. Medya seksin güzel, gerekli, zevkli bir olay olması gerektiğini topluma anlatabilirse, yanlış bilgi eksikliklerini ve inanışları düzeltebilir.

    Medya, psikologlar, sosyologlar ve ilahiyatçılarında desteğiyle cinselliğe bakış açısı değiştirilebilir. Yasalarla da kadına yönelik ayrımcılın ortadan kalkması desteklenmelidir.