Etiket: Cinsel

  • Vajinismus Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

    Vajinismus Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

    Vajinismus; kadınlarda görülen ve cinsel ilişkideki istem dışı kasılmalara bağlı olarak ilişkiye girememe durumudur. Sorunu yaşayan kadınlar eşleriyle hiçbir şekilde ilişkiye giremezler veya ilişki son derece zor, ağrılı ve acılı bir şekilde gerçekleşir.

    İlişki sırasındaki kontrol dışı kasılmalar ile birlikte aşırı korku ve heyecan, nefes alış verişinde artış, çarpıntı, titreme, terleme, eşi elle veya ayakla itme ve ağlama krizleri şeklindeki tepkilerde görülmektedir.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    > İlişki sırasında kasılma ve eşe izin vermeme

    > Zor, ağrılı ve acılı bir şekilde ilişkinin gerçekleşmesi

    > İlişkide ancak kısmi birleşmenin olması, rahat olamama, kasılma

    > İlişkide bacakları yeterince açamama, eşi elle veya ayakla iterek engel olma

    > İlişki sırasında ağlama, korkuyla birlikte yatağı terk etme

    > Vajina içine fitil, tampon yerleştirememe

    > Vajinaya bakamama ve hatta dokunamama

    > Cinselliğin tiksindirici, iğrenç bir durum olarak görme ve cinsellikten uzaklaşma

    > Jinekolojik muayene olamama, buna izin verse bile kasılmaların olması

    VAJİNİSMUS NEDEN ORTAYA ÇIKAR?

    > Ailelerin kapalı, koruyucu yetiştirme tarzı

    > Çocukluktan itibaren cinsel bilgilerden eksik büyütülme

    > Cinselliğin kötü bir durum olduğu hissettirilmesi ve tabulaştırılması

    > Yaşanılan veya şahit olunan cinsel travmalar (tacizler gibi)

    > Kızlık zarı ve vajina yapısı ile ilgili doğumsal anormallikler ( Karşılaşılma olasılığı çok düşük)

    > İlk cinsel ilişki ile ilgili duyulan yanlış ve abartılı bilgiler

    > Çift uyumsuzluğu

    > Kişinin genital organlarının anatomisini bilmemesi

    > Çiftler arasında duygusal bağların zayıf olması (istenmeyen evlilikler)

    TEDAVİ EDİLMEZSE

    Vajinismus, ülkemizde her 10 kadından 1’ inin karşılaştığı ciddi bir psikolojik durumdur.Bu durum tedavi edilmezse çiftlerde öncelikle cinsel isteksizlik, duygusal bağların zayıflaması ve hatta boşanmalara kadar giden ciddi aile problemlerine dönüşebilir. Bu durum bireysel olmadığı, yani sadece kadının problemi olmadığı için eşi de ciddi anlamda psikolojik olarak etkilenir. Çiftlerin aile yaşamlarını, sosyal hayatlarını, iş hayatlarını, performanslarını ve özgüvenlerini olumsuz yönde etkiler.Bu çiftler sürekli mutsuz ve depresif olarak evliliklerini devam ettirme çabası içinde kıvranıp dururlar.

    Bazı durumlarda kadındaki vajinismus rahatsızlığının sebebi cinsel partnerinden de kaynaklanıyor olabilir.

    ÇİFTLERİN YAPMASI GEREKENLER;

    Siz de vajinismus belirtileri taşıyorsanız, öncelikle bir kadın doğum uzmanına başvurarak jinekolojik muayeneden geçmelisiniz. Böylelikle hem yapısal bir sorunun olup olmadığı anlaşılacak hem de kesin tanınız konulacaktır. Sonrasın da ise alanında uzman bir cinsel terapist tarafından mutlaka destek almalısınız. Çiftler genellikle kadın doğum uzmanına gittikten sonra cinsel terapiste gitmeyi erteliyorlar. Sebebi ise hem utanma hem de evde sürekli deneyerek bu durumdan kurtulabileceklerini düşünüyorlar fakat bu durum bilinç altından geldiği için kişi tamamen istem dışı davranıyor. Tam ilişki esnasında yukarıdaki saydığımız belirtileri ortaya çıkarıyor ve ne kadar denerlerse denesinler hem başarısızlıkla sonuçlanıyor hem de duygusal olarak daha çok yıpranıyorlar. Bir cinsel terapist olarak tavsiyemiz bir an evvel uzman bir cinsel terapist tarafından çiftlerin dikkatlice dinlenmesi ve her çifte göre bir tedavi şeklinin belirlenip ağrısız, acısız ve kanamasız bir şekilde tedavinin sonuçlanmasını sağlamaktır.

    VAJİNİSMUS TEDAVİLERİ NASILDIR?

    Cinsel terapist çiftleri önce birlikte detaylı bir şekilde dinler, sonrasında çiftleri teker teker ayrıntılı bir şekilde dinler . Kişiye ve çifte göre bir tedavi şekli belirler. Bu durum her bireyde ve çiftte farklı ortaya çıktığı için terapistinde bu farklılıkları göz önünde bulundurarak kişiye ve çifte özel tedavi sürecini başlatır. Dünyada en sık bilişsel, davranışsal tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bu tür tedavilerdeki amaçlar; cinsellik hakkında doğru bilgilendirme ( yeniden yapılandırma) kişilerin kendi vücudunun anatomik yapısını tanıtmak, cinsel mitlerin konuşulması, kaygıların azaltılması, nefes ve gevşeme egzersizleriyle birlikte kasılmaların kontrol altına alınması , çiftlere evde yapmaları için verilen aşk oyunları, masaj, mastürbasyon, cinsel birleşme tekniklerinin öğretilmesi ve değişik cinsel pozisyonların anlatılması tedavilerde kullanılan kitap, CD,DVD, maket ve simülatörlerle tedaviyi adımlaştırarak zevkli, eğlenceli bir hale getirerek çiftlerin bu durumdan kurtulması sağlanır.

  • İktidarsızlık (Sertleşememe)

    İktidarsızlık (Sertleşememe)

    İktidarsızlık, erkeğin ereksiyon (penisin sertleşmesi) sağlama güçlüğüne verilen addır. Buna sertleşme güçlüğü denir.
    Erkeğin cinsel birleşmeyi gerçekleştirememesine iktidarsızlık diyoruz. Diğer bir deyimle penisin kadının vajinasına , döl yoluna rahatça girişini sağlayan sertleşmenin olamama haline iktidarsızlık diyebiliriz. Penisin sertleşmemesi erkek için çok önemli bir sorundur. Toplumumuzda %55 oranında görülmektedir. Sertleşme güçlüğünün kaynağı fiziksel olabileceği gibi ruhsal da olabilir. Sertleşme eksikliği sadece erkeklere özgü cinsel bir rahatsızlıktır ve bu rahatsızlık cinsel isteksizliğe, boşalma güçlüğüne ya da sertleşmeden boşalmaya sebebiyet verebilir. Sertleşme güçlüğünün %10-15 vakada organsal bozukluk,%85-90 vakada ise ruhsal yani psikolojik rahatsızlık olarak görülmektedir. 40 yaşı geçmiş erkeklerde daha sık görülmektedir. Geçici iktidarsızlık yakınmaları olan erkekler mastürbasyon yaparken böyle bir sorunun çoğu zaman olmadığını görürler. İktidarsızlıkta genelde cinsel istek vardır fakat cinsel birleşme için gerekli penis sertleşmesi oluşmaz.

    SERTLEŞME EKSİKLİĞİNİN FİZİKSEL NEDENLERİ

    Birincil sorun sertleşme refleksinin sekteye uğramasıdır. İktidarsızlık sorunu olan erkeğin, cinsel istek duyduğu zaman bile penisi sertleşmez. Boşalma ile sertleşme ayrı ayrı reflekslerdir. Kimi iktidarsız erkeklerin sertleşmeden de boşaldığı görülür. Sertleşmenin sekteye uğraması, endişe duygusu eşliğinde gelişir. Endişeye yol açan cinsel eylem farklılık gösterebildiğinden iktidarsızlık olgusu da kişiden kişiye değişik biçimde ortaya çıkar. Bir erkeği iktidarsızlık kadar sarsan ve utandıran başka bir cinsel sorun olamaz. Ereksiyon erkeğin kendine güveninin ölçüsü olduğuna göre bunun doğal sonucu olarak iktidarsızlıkta ruhsal ve depresif olmasına sebebiyet verir.

    İktidarsızlığın fiziksel nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

    Antrojen hormonunun yetersizliği
    Yorgunluk
    Karaciğer sorunları
    Psikolojikmen baskı altında bulunmak
    Gizli şeker hastalığı
    Kimi ilaçların yan etkileri(soğuk algınlığı ve antidepresan ilaçlar)
    Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı
    Erken Boşalma

    SERTLESME SORUNUNUN RUHSAL NEDENLERİ

    Cinsel gücünü kanıtlayamama endişesi
    Başaramama korkusu
    Yaşamımızdaki çeşitli ruhsal olaylar ve gerginlikler
    Heyecan yaratan işler
    Ekonomik sıkıntılar
    Beynin sürekli bıkkınlık içinde olması
    Çiftler arası duygusal doygunluk
    Terk edilme korkusu
    Bilinçaltına yerleşmiş olan hadımlık korkusu
    Çiftler arası iktidar kavgası
    Baskılı bir ailede büyüme
    Aileden sevgi, saygı ve güveni tam anlamıyla alamama

    İKTİDARSIZLIĞIN TEDAVİSİ

    Çift cinsel terapiste gelmeden önce mutlaka ürolog hekime gidip organik bir problemin olup olmadığını test ettirmek ve eğer herhangi bir organik problem yoksa ürolog hekiminde tavsiyesi üzerine tedavi sürecine uzman bir cinsel terapist ile başlanır.Cinsel terapist çiftleri önce birlikte detaylı bir şekilde dinler, sonrasında çiftleri teker teker ayrıntılı bir şekilde dinler . Kişiye ve çifte göre bir tedavi şekli belirler. Bu durum her bireyde ve çiftte farklı ortaya çıktığı için terapistinde bu farklılıkları göz önünde bulundurarak kişiye ve çifte özel tedavi sürecini başlatır. Dünyada en sık bilişsel, davranışsal tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bu tür tedavilerdeki amaçlar; cinsellik hakkında doğru bilgilendirme ( yeniden yapılandırma) kişilerin kendi vücudunun anatomik yapısını tanıtmak, cinsel mitlerin konuşulması, kaygıların azaltılması, nefes ve gevşeme egzersizleriyle birlikte boşalmanın kontrol altına alınması , çiftlere evde yapmaları için verilen aşk oyunları, masaj, mastürbasyon, cinsel birleşme tekniklerinin öğretilmesi ve değişik cinsel pozisyonların anlatılması tedavilerde kullanılan kitap, CD,DVD, maket ve simülatörlerle tedaviyi adımlaştırarak zevkli, eğlenceli bir hale getirerek çiftlerin bu durumdan kurtulması sağlanır.

  • Erken Boşalma Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

    Erken Boşalma Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

    Erken boşalma, değişik yaş gruplarından birçok erkeği etkileyen ve psikolojik sonuçları olan bir sorundur. Cinsel birleşme sonrasındaki 1 dakika ya da altında boşalma durumunda erken boşalma tanısı konulur. Ancak, eğer erkek ve partneri yeterli doyum yaşamıyorsa, boşalma ertelenemiyorsa, çift yine de erken boşalma tedavisi/terapisi alabilir. Bir başka deyişle, erken boşalmanın anlamı aslında boşalma üzerinde bir denetimin olmaması halidir, yani erkek boşalmayı erteleyemez.

    Erken boşalma yaygın görülen bir bozukluktur. İlk cinsel deneyimlerde boşalma süresini denetleyememe normaldir. Boşalma denetimi öğrenilen bir süreçtir, zaman ve deneyimle kazanılır. Eğer ilk cinsel deneyimler düzenli olmamışsa ya da paralı ilişkiler yoluyla olup, psikolojik olarak kaygı yaşanmışsa boşalma denetimi kazanılmayabilir.

    Etkisiz ve kalıcı olmayan başa çıkma yolları

    Erken boşalma yaşayan erkeklerin en sık başvurduğu yöntemlerden biri boşalma isteği geldiğinde başka şeyler düşünmeye çalışmak, hazzı durdurmaktır. Bu yöntem ile anlık bir uzama bazen sağlansa da, çoğunlukla dikkat dağıtan düşünceler de boşalma süresini uzatmaya yetmez. En önemlisi de, erkek bu yolla bir parça süreyi uzatsa bile, aldığı cinsel hazzı durdurmaya dönük bir yola başvurduğu için boşalma olsa dahi haz eksik kaldığından çok doyumlu bir cinsellik yaşamamış olur.

    Yine, kontrolsüz boşalacağından endişe eden erkeklerin başvurduğu başka bir yol, sevişmeyi kısacık tutup bir an önce birleşme aşamasına geçmektir, ki bu da aslında çözüm değildir. Ya da, ilk cinsel birleşmeyi hemen yaşayıp, ikincisini yaşamak da anlık bir boşalma uzatma çabasıdır, ki bu da kalıcı bir çözüm olmamaktadır.

    Boşalma süresini uzatmak için geciktirici spray ler, içilen bazı ilaçlar da anlık çözümlerdir. Kalıcı bir şekilde etkisi olamayan yollar erkeği bu maddelere bir noktadan sonra bağımlı kılacağından, sorun zihninde hep halledilmeyen bir mesele olarak yer edecektir. Bu da kişi üzerinde hep bir stres ve mutsuzluk yükü oluşturacaktır.

    Erken boşalma tedavisi nasıl olur?
    Erken boşalma tedavisinde amaç kişinin boşalma refleksi üzerinde denetim kazanmasını sağlamaktır. Tedavi sürecinde, önce bireysel sonra ise partnerin de dahil olduğu özel ev ödevleri verilir. Sevişme süresi kısa tutulmaz, tam tersi uzatılır. Amaç, hazzı ortadan kaldırmak değil, tam tersi hazzı vurgulayarak kişinin yavaş yavaş boşalma refleksini yönetebilmesini sağlamaktır. Özel tedavi teknikleri çifte ev ödevi olarak verilerek, aşamalı bir şekilde penise yapılan uyarı miktarı arttırılır ve böylelikle kişi boşalma anı üzerinde yavaş yavaş, otomatik olarak bir kontrol sağlar. Düzenli yapılan ödevler sayesinde boşalma süresi kalıcı biçimde uzar.

    Tedavide partner desteği

    Bu tedavilerde partner desteği tedavi etkinliği açısından çok önemlidir. Erken boşalma, erkek vücuduna ait bir işlev bozukluğu olsa da, kadının da ev ödevlerinde aktif rolü vardır. Bu tedavide kadının kabullenici ve destekleyici tutumu, çiftin tedaviye birlikte emek vermesi, aralarında iyi bir iletişim ve diyaloğun olması sonuç almayı önemli ölçüde etkiler.

  • Kadınlarda Orgazm Bozukluğu

    Kadınlarda Orgazm Bozukluğu

    Kadınlarda orgazm, cinsel hazzın tepe noktasıdır. Klitoris ve vajinada bulunan sinir uçlarının beyinle etkileşimi sonrasında, vajinada ritmik atmalarla beraber tüm bedende hissedilen, kısa süreli bir deneyimdir. Yeterli fiziksel ve psikolojik cinsel uyarılma gerçekleşmesine rağmen orgazm yaşanamıyorsa o zaman orgazm bozukluğundan söz edebiliriz.

    NEDENLER

    Önsevişme süresinin, uyarılmanın kısa ve/veya yetersiz olması: Orgazmı zorlaştıran önemli bir unsurdur. Orgazm için gerekli uyarının niteliği ve miktarı kadından kadına değişir. Çoğu kadın orgazm olabilmek için klitorise yapılacak uyarıya da ihtiyaç duyar. Klitorisin uyarılmasına ihtiyaç duymaksızın orgazm olabilen kadın sayısı azdır.
    Cinsel bilgi eksikliği: Kadın genital bölgesine ilişkin bilgi eksikliğinin bulunması önemli bir faktördür. Örneğin klitorisin ne olduğu ve işlevi hakkında bilgi bulunmuyorsa, cinsel anatomiye ait temel bilgiler eksikse orgazm da zorlaşabilir.
    Cinsel iletişimde eksiklik: Cinselliğe dair açık bir iletişimin olmaması, kadının haz aldığı uyarılma biçimini açıkça ifade edememesi vb. gibi faktörler orgazmı da güçleştirir.
    Erkekte erken boşalmanın bulunması: Erkek, boşalmasını denetlemede güçlük çekiyor ve erken boşalıyorsa kadında uyarılma bulunmasına rağmen, cinsel birleşme yoluyla orgazm olması da güçleşir.
    İlişkideki duygusal sorunlar, güven eksikliği: Özellikle kadınlar için cinsel yaşam, duygusal yaşamdan bağımsız değerlendirilemez. Partnerleriyle yaşadıkları çatışmalar, uzlaşmazlıklar, güven sorunları kendisini cinsellikte de gösterebilir. Mutsuzlukların hakim olduğu bir ilişkide cinsel yaşama ait işlevler de bozulabilir.
    Kişinin kontrolü bırakamaması: Hayatlarının çeşitli alanlarında kontrolü bırakamayan bazı kadınlar, cinsel yaşamda da benzeri bir tutum içinde olabilirler. Orgazm, kontrolün bir anlık da olsa kaybedildiği bir deneyim olduğu için kontrolü bırakamayan kadınlar bu noktada da zorlanabilir.
    Geçmişte yaşanan cinsel travma: Daha önce yaşanmış cinsel travmalar yetişkinlikte partnerle cinsel yakınlığı zorlaştırabilir.
    Psikiyatrik bozukluklar: Depresyon, Kaygı bozuklukları gibi bazı bozukluklar cinsel yaşamı da etkileyebilir. Örneğin depresyondaki bir kişi yaşama dair genel bir isteksizlik yaşayacağından, cinsel yaşamın değişik kısımları bu durumdan etkilenebilir. Yine yoğun kaygı yaşayan bir kadın zihinsel olarak yoğun olacağından, kendisini rahat bırakabilmesi, ana odaklanabilmesi da güçleşebilir.

  • Vajinismus Nedir? Tedavi Süreci ve Hissettirdikleri

    Vajinismus Nedir? Tedavi Süreci ve Hissettirdikleri

    Cinsel ilişki sırasında vajen girişini çevreleyen kasların istem dışı kasılması ve cinsel ilişkinin gerçekleşemediği bir bozukluk halidir. Vajinismus kadının yaşadığı bilinç dışı bir anlamı olan, vajen kasının kasılma reaksiyonudur. Vajinismus, kadın tarafından bilinç düzeyinde yaşanılmasını istemediği ve rahatsız olduğu bir durumdur. Vajinismuslu kadınlarda cinsel birliktelik dışında vajen girişi kontrol edilebilir veya edilemez.

    Örneğin; parmak sokulabilir. Parmak ile vajen girişinde kasılma olmuyorsa buna basit vajinismus denilmektedir. Vajinismus ilk cinsel ilişki deneyimi sırasında kendini göstermektedir. Vajeni çevreleyen kasların kasılmasıyla cinsel birleşme oluşamamaktadır. Büyük bir panik, endişe ve korku yaşanmaktadır. Bu korkuyla partner itilmekte ve kadın bacaklarını sıkıca kapatmaktadır. Çok seyrek görülen yaralanmalar, vajina içi yırtıklar, kadının cinsel hastalıkları, cinsel organındaki rahatsızlıklar ve disparoni gibi sebepler dışında bu gibi durumlarda da kadın kendini kasabilmektedir. Fakat bunlar dışında vajinismus tamamen psikolojik bir rahatsızlıktır. Terapi yöntemiyle tedavi edilmektedir.

    Hastalarımızın tedavideki en büyük sıkıntıları “acaba başarabilir miyim?” kaygısını yaşayarak tedaviyi ertelemeleridir. Ertelenen süreç gittikçe korkuyu büyütmekte, sıkıntı yaratmakta, eşlerin birbirlerinden ve cinsellikten uzaklaşmasını sağlamaktadır.

    Vajinismus, çözümü kolay olan bir problemdir. Burada sağlıklı bir kadın olmak için yapılacak ilk adım tedaviye karar vermektir. Tedaviye karar veren hastanın kendisi, eşi ve doktoru bir ekip halinde çalışarak bu problemi rahatlıkla o kadının sıkıntılarını yenmesini sağlamakta ve problem aşılmaktadır.

    Vajinismus problemi bir erteleme hastalığıdır. Ertelemek demek aslında burada sorun ile yüzleşmekten ve başarısızlıktan kaçmak içindir. Çünkü kişinin içindeki yaşadığı kaygılardan dolayı problem için başvurması ve bir tedavi-terapi sürecine girmesi maalesef onun için çok korkutucudur. Eğer sorunu ertelerseniz aslında başaramama kaygınızı ertelemiş olursunuz.

    Vajinismusa sebep olan yanlış inanışları sıralarsak aşağıdaki gibidir:

    Cinsellik erkeklerin yaşadığı ve kadınların erkekler için yapmakla zorunlu olduğu bir durum gibi inanılması.

    Cinsel birliktelik acı verici, kötü bir şey gibi düşünülmesi.

    Erkekler baskın olan, güvenilmemesi gereken insanlar olarak düşünülmesi

    Cinsel istek ve arzu keyfin yaşanması hafif kadın olarak algılanacağı düşüncesi ve kadının kendini göstermemesi gerektiği düşüncesi.

    “İlk cinsel birliktelik çok ağrılıdır” gibi yanlış inanış ve mit mevcuttur. Bu inanışla kaçırılması ve yaşanmaması gereken bir şey algısıyla yetişen kadınlar ilişkiler sırasında yerleşmiş olan bu inanışların etkisiyle ilişkiye girmekten rahatsızlık duyacak ve ister istemez vajinal kaslarda kasılma olacaktır.

    Benim vajinam küçük ondan ilişkiye giremiyorum diye bir şey yoktur. Çünkü vajen on kat genişleyebilecek bir organdır. Doğum sonrasında bir bebek rahatlıkla vajen içerisinden geçebilmektedir.

  • Eyvah Vajinismusum

    Eyvah Vajinismusum

    Son zamanlarda cinsel sorunlar konuşulduğunda sıkça telaffuz edilen problemlemlerden biridir vajinismus. Vajinismus cinsel ilişki sırasında vajinal kaslarının üçte birinin istem dışı kasılarak cinsel ilişkinin ya çok ağrılı olması ya da hiç gerçekleşmemesi durumudur. Başka bir deyişle vajinismus negatif hipnoz halidir.Kişinin farkında olmadan istem dışı partnerini reddetmesindir. Vajinismus bir cinsel işlev bozukluğudur. Vaginismusta spazmlar tamamen istem dışı olmaktadır, Vajinismusu yaşayan çiftlere baktığımızda problem %90 sıklıkla psikolojik bir sorundur. Bu da kişinin ilk çocukluk döneminden başlayarak cinsel kimlik ve cinsellikle ilgili edindiği yanlış eksik bilgilerin yanı sıra ‘ayıp’ kavramının birleşmesiyle beraber vajimismus sorunu senelerce bilinçaltında beslenerek ilişki sırasında karşımıza aşılması güç bir problem şeklinde çıkar.
    Aslında öncelikle vajinismusun felsefesini anlamak lazım toplumun büyük çoğunlu maalesef Vajinismusu bir sorun olarak değerlendirmemekte dolaysıyla vajinismus sorununu yaşayan kişiyi de anlamamakla kalmayıp suçlamakta ve sorunu yaşan kendini çaresiz ve yanlız hissetmekte.
    -Allah beni cezalandırıyor,
    – korkarım hiç bir zaman anne olamayacağım
    -Ya eşim beni aldatırsa
    -Herkes yaparken ben neden yapamıyorum ve daha pek çok soru Türkiye’de 10 kadından biri vajinismus sorunu yaşasa soz her birey sorunu farklı duyguya veya korkuyla yaşıyor dolayısıyla her vajinismusun hikayesi farklı. Ancak vajinismus bir ömür boyu yaşanılacak bir kader değil elbette tedavisi mümkün. Tabi birde erkeğin duyguşar genellikle eşler(erkekler)
    – Eğer ….. beni sevseydi böule davranmazdı
    – Acaba beni beğenmiyor mu vücudumu mu beğenmiyor?
    – Benimle istemeden mi evlendi?
    – Düşündüğü arzu ettiği başka biri mi var?
    tabi bu soruların sonu yok ancak gerçek olan şu ki hiçbir soru vajinismusu anlama ve çözmeye yetmez bilinçaltındaki dinamikleri bilmek lazımdır. Vajinismusda, cinsel ilişkiye girmede isteksizlik yoktur; cinsel ilişki isteği ve vajinal ıslanma mevcuttur fakat istense de ilişki başarılamaz. Hatta eşini arzu ettiğini fakat cinsel birleşme anında farkında olmadan reddettiklerini sıkça dile getirirler.
    Vajinismus durumunda kişiler severek ve isteyerek girdikleri cinsel ilişki sırasında vajina girişine dokunulduğu andan itibaren aniden korku, heyecan, çarpıntı gibi panik atak semptomları göstererek vajinal kasları kasmakta ve tamamen bilinç altına yerleşmiş korku ve kaygılar yüzünden ilişki gerçekleşememektedir. Vajinismus tedavisinde amaç kişilerin cinselliğe karşı korkularının giderilmesi ve yanlış eksik çarptırılmış gwrçeklikle uzaktan yakından ilgisi olmayan cinsellik hakkındaki doğru bilgilerin aktarılmasıyla başlar. Vajinismus çok özel bir problemdir bazı kadınlar jinekolojik muayene olabilir ama tam bir cinsel ilişkiye giremez. Bazıları ise hiçbir vajinal müdahaleyi kabul etmez.
    Ülkemizde cinsel tedavi merkezlerine başvuran kadınlarda en sık rastlanan sorundur vajinismus. Cinsel eğitimsizlik, cinsellikle ilgili tutucu değer yargılarının cinsel mitlerin varlığı kadınların kendi cinsel organlarını tanımaları hatta kendi bedenlerine yabancı olmaları, bekaret kavramına verilen abartılı önem vajinismusun ilerlemesinde ve şiddetlenerek artmasında önemli faktörler arasındadır.
    Vajinismus tedavisinde kel krem kullamı ile alkol alındığında psikotrop ilaç kullanıldığında , uykuda, hamile kalmakla, çocuk doğurmakla, lokal anesteziler, kızlık zarının operasyonla alınması yada genel anestezi altında cinsel birleşme sağlanması sorunu ortadan kaldırmaz. Tek bir çözümü var o da cinsel terapidir.

  • Cinsel Tabular

    Cinsel Tabular

    Küçülen dünyayla birlikte cinsel sorunların öneminin giderek anlaşılması ve toplumun cinsel sorunlara duyarlı hale gelmesi, sorunlar karşısında pasif kalmak yerine sorunun giderilmesine yönelik çalışmaların başlatılması cinsellik adına olumlu gelişmelerdir. Buna rağmen hala cinselliğin bir tabu olarak görülmesi, ayıplama endişesi ve utangaçlık duyularından dolayı pek çok çift çare arayışında bulunamamaktadır. Hatta çiftler yaşadıkları sorunları birbirleri ile paylaşmamaktalar. Ülkemizde bu süreç ‘Tadına varılacak bir armağan’ olarak görülmesi nedeniyle evlenmeden önce olabildiğince baskılanan ve evlendikten sonra günlük hayatın rutin koşturmacasından git gide daha az konuşulur ve daha az paylaşılır bir duruma gelmiştir. Yani aslında cinselliği de yaşarken hayatımızda ki diğer pek çok şey gibi zevk alarak değil de yaşamış olmak amacıyla geçici hazlara takılıp geneli göremeyecek kadar sıradan ve basit yaşanmaktadır. Dar kalıpların içinde sıkışmış tamamen fiziksel ihtiyaçları doyurmaktan öteye gitmeyen bir süreç olarak yaşanmaktadır. İnsanlar birbirleri ile cinselliği konuşmaktan çekinmekte, konuştuğunda da yanlış anlaşılma kaygısını yaşamaktalar. Tabi bu ve bunu gibi pek çok sorunun temelinde defolu öğrenmeler veya cinsel bilgi eksikliği bulunmaktadır. Türkiye de bu konuda henüz yeterli bilinç oluşmamıştır. Cinsel mutluluğa ulaşabilmek için kişinin önce kendi bedenini tanıması ve sevmesi gerekir. Kendi bedenini tanıyan, nelerden zevk aldığını bilen, cinsellikle ilgili olumlu duygu ve düşüncelere sahip olan insan cinsellikten keyif alır . Ayıp, yasak günah duygularıyla dolu olan, yaptığı eylemlerden dolayı suçluluk duyan elbette cinsellikten zevk alamaz. Bayan danışanlarımın pek çocuğunu dinlediğimde eğitim düzeyi ne olursa olsun kendi bedenine dokunmaktan çekindiklerini hatta evlenmeden önce hiç dokunmadıklarını ifade etmekteler. Nasıl oluyor da insan kendi bedenine dokunmaktan korkabiliyor tabi bunların temelinde pek çok psikopatoloji olmak ile beraber toplumsal ve çarptırılmış dinsel öğretiler kişinin merak duygusunu da ortadan kaldırıp , kendine yabancılaşmasına neden olmaktadır. Kadının cinselliğine baktığımızda; cinselliğin erkeğe karşı bir sorumluluk ve görev bilici ile yaşandığından kadının cinselliği daha karmaşık hal almaktadır. Orgazm taklidinin altında ezilen kadın hem fiziksel hem duygusal anlamda cinselliğin ruhunu yaşayamaz ve anlayamaz. Orgazm olmak genellikle boşalmak olarak algılanır ama ikisi birbirinden farklı şeylerdir.Orgazm çeşitli fiziksel ve psikolojikcinsel uyaranlar sonucu beynin harekete geçmesi ve hormon mekanizmalarının etkisi ile hem bedensel hemde ruhsal olarak algılanan ’geçici şuur bulanıklığı, kontrol kaybı duygusu’ ve istem dışı ritmik vajinal kasılmaların yaşandığı ‘yoğun bir boşalma olarak tanımlanabilir.Boşalma ise cinsel ilişkilerin sonlarına doğru yaşanan kasılmalarla kendini gösteren fiziksel ve bedensel rahatlama olarak tarif edilebilir. Yaklaşık olarak boşalma 5 ile 10 saniye orgazm ise 10 ile 15 saniye arası sürer. Bazı kadınlar orgazm veya boşalma için geçen süre uzadıkça kendilerine olan güvenlerini kaybedebiliyorlar. Dahası filmlerde gördükleri seks sahnelerini olması geren bir standart olarak değerlendirip cinsel ilişkide mutlaka orgazm olmak gerektiğini ve yatakta çıkarttığı seslerin erkeğin yaşadığı duyunun yoğunluğunu artırdığına dair inancıyla kendini yetersiz hissetmekte ve yatakta özgüven eksikliği yaşanmasına neden olmakta bunu temelinde de erkeğin egosunu tatmin etmek arzusu yatmaktadır. Dolayısıyla kadın orgazm taklidinin altında ezilmektedir. Kadının orgazm olamamasının temelinde pek çok neden olabilir. Bu nedenlerden en sık görülenleri; ön hazırlık ve uyarılma olmadan doğrudan cinsel birleşme, partnerin erken boşalma ve sertleşme sorunun olmasından dolayı erkeğini mutlu etme çabası içinde kendi hazzına odaklanamaması ve cinselliği görev olarak görmesi nedeniyle zevk alamaması, zevk alamadığı için biran önce ilişkiyi bitirme isteği orgazm olamamasının nedenleri arasında sayılabilir, bunun yanı sıra partnere duyulan olumsuz duygular, geçmişinde yaşadığı travmatik cinse deneyimler, hamile kalma endişesi, sosyo kültürel yasaklamalar ve dinsel inançlar, aldatılmış olmak, alkolizm, depresyon vb. psikolojik ve nörolojik rahatsızlıklar da orgazmı engellemektedir. Mutluluk veren bir cinsellik çiftleri daha huzurlu, daha mutlu ve çevreye daha pozitif yaparken, çiftleri birbirlerine daha çok bağlar ve bütünleştirir. Orgazmı yaşamayan kadın cinsel mutluluğu da yaşayamaz. Bu durum aslında ciddi bir stres kaynağı olabilir çünkü cinsel mutluluk yatak odası ile sınırlı değildir. İnsanın en aktif cinsel organı beynidir. Arzuladığınız cinsel hayata ulaşmak imkansız değil sadece cinsel eğitimle pek çok sorunu ortadan kaldırıp yerine keyifli an’lar koyabilirsiniz ve bu sizin elinize hiç birşey için geç değil cinsellikten keyif almamış kadın mutlu bir kadın değildir. Cinselliğin felsefesini ve ruhunu anlamamış bir erkek de ne kendine ne de partnerine cinselliği yaşayamaz, çünkü cinsellikte biraz bencil olmalı insan karşı tarafı mutlu etmek isterken kendi arzularınızdan vazgeçersin ve zamanla seks senin için sadece görev olur. Onun için keyfini çıkarmalısın hayat kısa…

  • Cinsel İstismar!

    Cinsel İstismar!

    Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını, “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.” şeklinde tanımlar. Çocuk istismarının birçok boyutları vardır, fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmaldir. Cinsel istismar, çocuk istismarı tipleri içerisinde saptanması en zor olanıdır. Cinsel istismarın yaygınlığı konusunda bildirilen oranlar büyük farklılıklar göstermektedir. Gerçek yaygınlığın kadınlar için %12-17, erkekler için %5-8 olduğu düşünülmektedir.

    Cinsel istismar, kişinin kendi isteği dışında cinsel eyleme maruz kalmasıdır. Çocukların psikolojik, sosyal ve bilişsel gelişimini etkileyen cinsel istismar, her yaşta, her sosyoekonomik düzeyde, her bölgede ve her türlü etnik grupta ve kültürde yaşanabilen evrensel bir sorundur.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 verilerinde suç mağduru çocuk sayısının yılda 122 bini geçtiği, bunların %10 oranında cinsel suçlar olduğu bildirilmektedir. Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiği belirtilmektedir. Türkiye’de kadınların %9’u 15 yaşından önce cinsel istismara maruz kalmıştır. Çocukluk çağı cinsel istismarı kentsel yerleşim alanlarında kırsal bölgelere göre üç kat daha sıktır. İstismarcıların %96’sı erkek ve %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir. 18 yaşından önce evlenen kadınların %19’u, 18 yaşından sonra evlenen kadınların %10’u cinsel şiddete maruz kalmıştır. Cinsel istismarın %70’i 2-10 yaş arası çocuklarda görülmektedir.

    Cinsel istismarın sık görüldüğü ailelerde genel olarak şu patolojiler bulunmaktadır. Boşanma, şiddet, alkol ve madde kullanımı, cinsel sorunlar, sosyal izolasyon, baskın ve koşulsuz söz tutma isteyen ana baba modeli, rol çatışması.

    Cinsel istismara uğramış çocuklarda kaygı bozuklukları kısa, uyku bozuklukları, kabuslar, fobiler, bedensel yakınmalar ve korku tepkileri gözlenebilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, ikincil enürezis daha sık ortaya çıkmaktadır. Yüksek oranda depresyon gözlenmekte ve istismara uğrayan kişinin benlik saygısı ciddi hasara uğramaktadır. İntihar düşünceleri ve girişimleri sık görülebilir. Kişiler arası ilişki kurma ve sosyal ilişkileri sürdürme becerisi olumsuz olarak etkilenebilir. Cinsel istismar öyküsü olan çocukların daha fazla cinsel saldırıda bulunduğu bildirilmektedir.

    Çocuk ve ergen cinsel istismarı ileriki yaşantısında çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Çocukluk döneminde cinsel istismara uğramış olmanın, erişkin dönemde sigara, alkol, madde kötüye kullanımı, yeme bozukluğu, intihar girişimi, major depresyon, anksiyete bozuklukları ve diğer ruhsal hastalıkların sıklığını arttırdığı gösterilmiştir. Ayrıca erişkin dönemdeki sınır kişilik bozukluğu, çocuklukta yaşanan cinsel istismar öyküsü ile ilişkilendirilmiştir. Cinsel istismar mağduru çocukların erişkin dönemde yakın ilişkilerinde de sorunlar yaşadığı belirtilmektedir.

    Çocuğun bakımıyla doğrudan ilgilenen babaların daha az istismar uyguladıkları saptanmıştır. Ayrıca cinsel istismara uğrama riskini, çocuk ve gencin zihinsel ve bedensel engelli olması ya da şizofreni, bipolar bozukluk, dürtü denetim bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklarının olması gibi faktörler artırır. Bu gibi durumlarda, çocuklar maruz kaldıkları durumun kötülüğünü değerlendiremeyebilirler.

    İstismarcı özellikleri:

    İstismarcıların özelliklerine bakılacak olursak, istismarcılar genellikle erkektir, olayların % 5-15’sinde ise kadındır. Kadınların istismarı genellikle erkek çocuğa yöneliktir. Erkeklere yapılan istismarların % 20’den fazlası kadındır. Kadın suçlular genellikle bekardır. Klinik olmayan çalışmalara göre, tanıdık birisi ya da bir yabancı tarafından aile dışı istismar, çocuk ve erişkin arası cinsel temas vakalarının % 30-50’sini oluşturur.

    İstismarcıda gözlenen başlıca kişilik özellikleri; aile içi ve sosyal iletişimi sınırlı, içe kapanık kişilik, eşi ya da ailesiyle sıcak ilişki kuramayan kişilik, psikoseksüel ve sosyal açıdan olgunlaşmamış, kendi çocukları ile birlikte başka çocukları da istismar eden pedofilik kişilik olarak saptanmıştır. İstismarcıların birçoğu çocukluklarında ya cinsel istismara uğramışlardır ya da ailede şiddet olgusu vardır. Cinsel istismarcı birey, genelde düşük eğitim ve sosyoekonomik düzeye sahiptir. İstismarcı bireyin doyumu erteleme kapasitesi azdır ve engellenmeye karşı toleransı düşüktür. Çoğu zaman emosyonel gelişim geriliği nedeniyle gerçekçi yaklaşımlarda bulunamaz. Empati duyguları ya yoktur ya da sınırlıdır. Düşük özsaygısını ve suçluluk hissini bastırıp karşıt tepki kurarak saldırgan davranış şeklinde çocuğa yansıtma eğilimi içerisindedir. Karşılanmamış doyum nedeni ile anksiyete yaşar ve bu enerjiyi çevresine saldırganlık şeklinde aktarır. Çocukluk döneminde özdeşleşeceği birisinin olmaması, sosyal komponentler açısından patolojik bir aile yapısına sahip olması, destek sistemlerinden yoksun bir birey olması, istismarcı bireyin diğer özellikleri arasında sayılabilir.

  • Erken Boşalmada Çare Sizsiniz

    Erken Boşalmada Çare Sizsiniz

    Toplum olarak genelde çok hızlı bireyleriz. Trafikte hızlı araba kullanırız ve hoşumuza gider, yemek yerken bazılarımız adeta koşturur gibi çabuk çabuk yer. Sanki kafamızın içinde bir ses geri planda sürekli “çabuk ol, haydi, acele et” diyor. Çocuklarımızdan okula başladıkları ilk günden itibaren bir an önce okuma yazmaya başlamasını hem öğretmenlerimiz hem velilerimiz bekliyor ve bu aceleciliği fark etmeden onların bilinç altına yerleşiyoruz. Sonra da yapılan araştırmalarda her 10 Türk erkeğinin 7’sinin erken boşalma problemi olduğu ortaya çıkınca şaşırıyoruz. Karşılaştığım vakalardan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim; hayatı ne kadar hızlı yaşarsak o kadar yüksek oranda erken boşalma adayı oluyoruz.

    Tabii erken boşalmayı sadece bir ya da bir kaç nedene bağlamak doğru bir yaklaşım olmaz. Erken boşalma çok boyutlu nedenleri olabilen, biyo-psiko-sosyal kaynaklı bir rahatsızlıktır. Bu nedenlerden bazıları şunlardır:

    —Gençlik çağlarında uygunsuz ortamlarda yakalanma korkusuyla, ayıp, yasak ve günah düşünceleriyle yapılan mastürbasyonlar,
    —“Mastürbasyon körlük yapar”, “kişi sağır olur” gibi cinsel mitler yani hurafeler,
    —Cinsel ilişki konusunda tecrübesizlik,
    —Cinsel fizyoloji hakkında yanlış anlamalar ve gerçek olmayan beklentiler,
    —Zayıf cinsel beceriler ve tecrübesizlik,
    —Anksiyete ve depresyon,
    —Stres, sıkıntı ve gerginlik,
    —Yorgunluk, sıkkınlık, kızgınlık ve tedirginlik,
    —Cinsellikle ilgili gerçekçi olmayan beklentiler,
    —Cinsel uyarım eksikliği,
    —Gerekli koşulların sağlanamaması,
    —Sertleşmiş penise verilen orantısız önem,
    —Cinsel açıdan baskı altında yetişme,
    —Aşırı cinsel isteğin verdiği gerginlik,
    —Günah işleme veya suçluluk duygusu,
    —Hastalık kapma korkusu,
    —Partnerin anlaşılamayan korkusu veya reddetmesi,
    —Gebe bırakma korkusu,
    —Hadım edilme korkusu,
    —Partnerin hayal kırıklığı korkusu,
    —Vajinanın aşılamama korkusu,
    —Kadına karşı isteksizlik,
    —Partnerle çatışma,
    —Başkaları tarafından mahrem yerlerinin keşfedilme korkusu,
    —Partnere aşırı ilgi, bağlılık ve sevgi,
    —Para karşılığı kurulan ilişkiler veya genelev alışkanlığı,
    —Cinsel uyumsuzluk,
    —Bilinçaltında yatan cinsel ilişki ile ilgili olumsuz düşünceler,
    —Prostatit, üretrit vb. hastalıklar,
    —Penis başının aşırı hassasiyeti (penil hipersensitivite),
    —T12-L1 düzeyindeki nörolojik yaralanmalar,
    —Narkotik veya antipsikotik tedavinin aniden kesilmesi vb.

    Erken boşalmanın tanısında boşalmanın gerçekten erken mi meydana geldiğine yoksa bayan partnerin yavaş reaksiyonuna bağlı olarak erkenmiş gibi mi algılandığına dikkat edilmelidir. Erken boşalma tanısı, yalnızca boşalma süreci erkek tarafından yeterli derecede kontrol edilemez bulunduğunda veya erkeğin boşalma sürecini yeterince kontrol edemediği için partnerde orgazm yaşanmadığında konulmalıdır. Cinsel terapist erken boşalma tanısını koymadan önce yaş, cinsel birleşme sıklığı, partner özellikleri, ön sevişme süresi ve ortamın uyarıcılığı gibi etkenleri göz önüne almalıdır. Çünkü ilk kez cinsel ilişkiye giren genç erkeklerde erken boşalma sık görülür. Çoğu genç erkek daha sonraları boşalma süresi üzerinde bir kontrol geliştirebilir. Normal koşullarda kadınların %75’i vajinal orgazm olmazlar. Çiftler genellikle vajinal orgazma odaklandıkları ve olmayacak zor bir işin peşinden koştukları için endişe, korku ve kaygıları artar. Erkek kendini giderek daha başarısız ve yetersiz hisseder. Başarısızlık duygusu daha da erken boşalma sonucunu doğurur. (Vajinal orgazm takıntısı) Erkek 1 dakika değil 10 dakika da gidip gelse klitorisi uyarmazsa genellikle eşini tatmin etmede zorlanacaktır. (Klitorisin dayanılmaz ağırlığı) Erken boşalan erkeklerin eşleri de genellikle orgazm taklidi yaparlar. (Cinsel birleşmenin dayanılmaz ağırlığı) Erken boşalma sorunu yaşayan erkeklerin partnerlerinde ikincil bir sorun olarak cinsel ilgi ve istek azalması ya da orgazm bozukluklarının ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. Bunun nedeni erken boşalırım düşüncesi ile erkeklerin ön sevişmeden kaçınması ve vajinal orgazmı takıntı haline getirmeleridir.

    Erken boşalma birçok şekilde tanımlanmaya çalışılmıştır. Genelde en sık duyduğumuz tanımı partneri tatmin edemeden boşalmaktır. Ancak bu şekilde ifade ettiğimizde partnerin özelliklerini yok saymış oluyoruz. Eğer kadın kısa sürede orgazma ulaşıyorsa erkek erken boşalmıyor sayılabilir ya da farklı partnerleri olan bir erkek bir partnerini çok rahat tatmin edebiliyorken diğerini edemiyor olabilir, o zaman bu erkek erken boşalma sorunu yaşıyor mudur yoksa yaşamıyor mudur? Bu nedenle partneri tatmin edemeden boşalmak ifadesi erken boşalmayı tanımlamakta yetersiz kalır. Yine erken boşalma dakika ile ya da penisin vajina içersinde kaç defa hareket ettiği ile de tanımlanmaya çalışılır. Bize göre bunların yerine, erkeğin boşalma refleksi üzerinde istemli kontrolü olup olmadığı ve ne zaman boşalacağına kendisinin karar verip veremediğine bakılmalıdır. Bu nedenle de aslında erken boşalma ifadesi yerine ‘’denetimsiz boşalma ya da istemsiz boşalma’’ denmelidir. Bu tıpkı sevdiğin bir yemeği yedikten sonra ‘’ben artık doydum, daha fazla yemeyeceğim’’ demek gibidir. Erken boşalan erkeğin yemeği yarım kalır, daha yemeği yiyorken bir el gelir ve tabağını önünden alır. Ancak boşalma kontrolüne sahip bir erkek ise dilediği kadar yer ve zamanı geldiğinde ‘’artık doydum, daha fazla yemeyeceğim’’ diyebilir. Bunun kararını kendisi verir. Verdiği kararda da pişmanlık duymaz. Erken boşalmada ise boşalma sonrası suçluluk, utanç, mutsuzluk, huzursuzluk, vb. duygular gelir. Kişi hazzı yarım kaldığı için tekrar ilişkiye girmek ister, ancak bu defa da sertleşme sorunu yaşayabilir ya da eşi bu durumdan hoşnut olmayabilir. Eşin de bu durumda aklı karışabilir, kendini suçlayabilir, erkeğe karşı öfke hissedebilir.

    Erken boşalan erkekler genellikle kendilerini şu şekilde ifade ederler:
    ‘’ Vajinaya giremeden veya birkaç kez gidip geldikten sonra hemen boşalıyorum…’’
    ‘’ O an geldiğinde kendimi kontrol edemiyorum.’’
    ‘’Kendimi yetersiz ve değersiz hissediyorum.’’
    ‘’Cinsel ilişki sonrası eşimden utanmaktan ve özür dilemekten bıktım.’’
    ‘’Her seferinde korktuğum başıma geliyor.’’
    ‘’ Vajinaya hemen girsem, dışarıya boşalmasam.’’
    ‘’Her şey çok hızlı gelişiyor, kendimi kontrol edemiyorum.’’
    ‘’ Artık bu durumdan çok yoruldum.’’
    ‘’Erken boşama sorunum yüzünden karşı cinse yanaşmaya çekiniyorum.’’
    ‘’İleride evlenince ya eşimi tatmin edemezsem.’’

    Erken boşalan erkeklerin kafaları birçok konuda karışıktır, zaten erken boşalmalarına da kafalarındaki cinsellikle ilgili yanlış ve abartılı düşünceler, kıyaslamalar ve kişilik özellikleri neden olur. İlk cinsel deneyimde, farklı partnerlerle, arada sırada ortaya çıkan erken boşalma sorunu erkeklerin kafasını fazlaca karıştırmaktadır. Yine bize en çok gelen sorulardan biri de masturbasyonla erken boşalmanın olup olmayacağıdır. Yani henüz aktif bir cinsel yaşantısı olmayan ya da deneyimi olmayan, ancak masturbasyonla kısa sürede boşalan erkekler de bizlere erken boşalma sorunları olup olmadığını sormaktadırlar. Önce şunu açıklığa kavuşturmak gereklidir, erken boşalma cinsel ilişkide ortaya çıkan bir durumdur, masturbasyonla erken boşalma olmaz. Bir kişiye erken boşalma tanısını koyabilmemiz için bu sorunun en az 4-6 ay boyunca, her ilişkide, sürekli olarak, yineleyici ve tekrarlayıcı bir biçimde ortaya çıkıyor olması gereklidir. Yine erken boşalma tanısı koyabilmemiz için erkeğin düzenli bir partneri ya da eşi olmalıdır, çünkü farklı partnerler farklı heyecanlar yaşatır ve sürekli partner değiştiren bir erkeğin erken boşalma sorunu yaşaması da daha büyük bir olasılıktır.

    Fakat bilinmesi gereken en önemli konulardan birisi nedeni ne olursa olsun erken boşalma hasta/danışan ve terapist/danışmanın karşılıklı iş birliği ile tedavisi olan, üstesinden gelinebilecek bir durumdur. Bunun için terapist/danışmanın yapmış olduğu tedavi planına uyumun önemi kadar özellikle partnerlerin ikisinin de tedaviye katılımı tedavinin süresini azalatırken başarı oranını da çok daha arttırıcı bir faktördür. Burada çiftlerin birbirine duygusal yakınlık ve desteği de tedaviyi pozitif yönde etkileyen bir başka faktördür. Yani aslında yazımızın başlığında dediğimiz gibiERKEN BOŞALMADA ÇARE SİZSİNİZ!

  • Pedofili ve Çocuk İstismarı

    Pedofili ve Çocuk İstismarı

    Pedofili ve istismar kelimelerini aynı karede paylaşmak bile hoş değilken, bu kelimeleri çocuklarla birlikte kullanmak ne kadar korkunç!

    Öncelikle açılımını yapmak gerekirse pedofili; yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları veya ergenliğe yeni girmişleri cinsel açıdan çekici bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlıktır.

    İstismar ise; yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun herhangi birinin yaşamına yönelik kötüye kullanım anlamına gelir. Kelime kelime açıklıyorum ki, en büyük sorunumuz ve eksikliğimiz olan eğitimsiziliği, cehaleti gidermek adınadır.

    Yetişkinlerin istismar edilmesine bile katlanamazken, çocukların istismarı… üç nokta ile cümlemi bitiriyorum ki, söyleyecek çok şeyin olması ama kelimelerin kifayetsiz kalmasındandır.

    Herkesin bir sınırı vardır. Ama tüm insanlık olarak ortak kırmızı çizgimiz pedofili ve istismardır (fiziksel-psikolojik). Halbuki ne kadar kabul etsek de etmesek de pedofili psikolojik bir rahatsızlıktır. Cinsel bir yönelimdir. Yani bu doğuştan gelen dürtülerle ilgili bir durum ve bunun sonradan değiştirilmesi mümkün değildir, tıpkı diğer cinsel yönelimlerde olduğu gibi.

    Pedofili genel tanımında hem suç hem de cezai indirimi olmaması gereken bir hastalık olarak da bilinir. Ne yazık ki şunu eklemekte fayda vardır; pedofiliden muzdarip insanların bu alanda yapılan araştırmalarla henüz iyileşebildikleri görülmemiştir. Tedavi olsalar dahi bu tedaviler sadece kendilerini baskıladıkları gözlemlenmiştir.

    Aileler gizlemeye, üstünü örtmeye, bastırmaya çalışıyor ya da kabullenmek istemiyorlar. Halbuki pedofili ve cinsel istismar toplumsal bir olaydır. “Elalem ne der?” baskısı ile kabuklarına çekiliyorlar ve olan çocuklara oluyor. Hayatlari boyunca psikolojik ve fizyolojik bir çok sorun yaşıyorlar. Özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu belirtileri görülmektedir.

    Toplum eğitilmeli, tamam güzel hepimiz aynı fikirdeyiz, ama bazı şeyleri eğitimle veremeyiz. Bunun bir yara olduğunu kabullenip bu yarayı kapamaktan ziyade içindeki kirli kanın akmasına bırakın izin verin. Ağzınızı kapanın yanı sıra, ağzı kapalı olanların, sesi çıkamayınları sesi olun. Böyle bir olayı hissettiğiniz an gerekli yerlere bildirin. Hele ki bu çocuklarımız ise…Unutmayın çocuklar uyurken sessiz olunur, istismara uğrarken değil..!