Etiket: Cilt

  • Atopik bebekte banyo nasıl yapılmalıdır ?

    Atopik bebekte banyo nasıl yapılmalıdır ?

    ATOPİK BEBEKLERDE YAŞAM KALİTESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN BANYO ŞART! AMA NASIL BANYO?
    Alerjik vücut yapısı bebekte anne karnındayken şekillenmeye başlar. Gerek genetik faktörler gerekse çevre faktörlerinin etkileşimi ile bebeklerde bağışıklık sistemi alerji yönüne saptıysa bu durum ilk belirtilerini doğumdan kısa süre sonra vermeye başlar.

    BEBEKLERDE ALERJİNİN İLK BELİRTİSİ YANAKLARDA KURUMADIR!
    Bebeklerde alerjinin ilk belirtisi olan cilt kuruluğu en belirgin olarak yanaklarda kendini gösterir. Bebeğin yanaklarının sert ve pütürlü olduğu fark edilir. Bu bebekler alerjik (atopik) kabul edilirler. Bazı bebeklerde bu durum ilk 3 yaş içinde daha fazla yayılmadan geçerken; bazılarında tüm vücuda yayılabilir. Anneler bebeklerinin cildinin genel anlamda kuru olduğunu ve bu durumun banyo sonrası belirginleştiğini fark ederler. Daha ileri olgularda cilt kuruluğuna sıklıkla isilik diye tanımlanan kırmızı döküntüler eklenebilir.

    ATOPİK (ALERJİK) BEBEKLERDE KAŞINTI KAÇINILMAZDIR!
    Kaşıntı yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan bir durumdur. Henüz kendini kaşımayı beceremeyen bebek bu durumdan çok olumsuz etkilenir. Gece huzursuzlukları, uykusuzluk, sebepsiz ağlama nöbetleri gözlenir. Bazen bebeğin yüzünü yatağa sürtmek istediği de annelerce gözlenen bir bulgudur. İşte bu duruma atopik dermatit yani alerjik egzama adı verilir.

    ATOPİK CİLTLERİN EN İYİ İLACI NEMDİR!
    Atopik dermatitin ilacı cildi nemlendirmektir. En iyi nemlendirici de sudur. Bebeğin her gün banyo yapması bu açıdan çok önemlidir. Kaşıntının gece daha da belirginleştiği düşünüldüğünde banyonun akşam saatlerinde bebek uyumadan önce yaptırılması çok önemlidir. Çok sıcak aylarda günlük banyo sıklığı artırılabilir.

    SABUN CİLDİ KURUTUR!
    Banyo sırasında ya nemlendiricili sabunlar ya da atopik ciltler için özel sabunsuz temizlik ürünleri tercih edilmelidir. Tahriş ciltteki atopik durumu kötüleştirir. Bu yüzden vücut temizliği sırasında lif ya da sünger yerine elle temizlik yapılmalıdır. Banyo suyu çok sıcak olmalıdır. Sıcak su ciltteki doğal yağları alıp götürür. Banyo sonrası daha bebek ıslakken sürülecek bebe yağı nemi cilde hapseder ve cildin uzun süre yumuşak kalmasını sağlar.

    STRES ATOPİYİ ARTIRIR!
    Atopik dermatitin stres ile yakın ilişkisi vardır. Kaşıntı nedeniyle strese giren bebekte cilt problemi ağırlaşır. Bu yüzden suyun ve banyonun sakinleştirici etkisi, cildin nemlendirilmesi ile birleştiğinde bebekte ciddi bir rahatlama gözlenir. Kaşıntı azaldığından gece uykuları düzene giren bebek ertesi günü de huzurlu geçirecektir.

    ATOPİK CİLDE SAHİP HER İKİ BEBEKTEN BİRİNDE ASTIM GELİŞİYOR!
    Atopik dermatiti olan bebeklerde okul çağında %50 oranında solunum yolu alerjisi gelişme riski vardır. Erken yaşlarda gıda alerjisinin neden olduğu cilt sorunları yerini ev tozu akarı, küf, polen gibi hava yoluyla alınan alerjik maddelerle gelişen alerjik astım bronşit ve alerjik nezleye bırakır. Bu açıdan cilt kuruluğu ve isilik benzeri döküntüler yaşayan bebeklerin annelerinin ileride astım gelişmemesi için bir çocuk alerji uzmanına danışıp gerekli önlemleri alması çok önemlidir.

  • Çocuklarda alerjik cilt hastalıkları

    Çocuklarda alerjik cilt hastalıkları

    ATOPİK DERMATİT (ALERJİK EGZAMA) :

    Alerjik egzama özellikle hayatın ilk yıllarında en yoğun olarak görülen cilt kuruluğu, döküntü ve kaşıntı ile seyreden bir cilt hastalığıdır. Tipik olarak yanaklar, boyun altı, dirsek içleri ve diz arkası gibi bölgeler en çok etkilenen alanlardır. Altı yaşına doğru şiddeti gitgide azalır.

    Alerjik egzamada en önde gelen sebep gıdalara karşı gelişen alerjidir. Gıdalar içinde de en sıklıkla inek sütü ve yumurta bu durumdan sorumlu bulunmaktadır. Ancak hava yolu ile alınan ev tozu gibi alerjenlerin de sorumlu olabildiği gösterilmiştir.

    Alerji geliştirilmiş olan madde ile gerek sindirim sistemi yolu ile gerekse hava yolu ile gerçekleşen temas döküntü ve kaşıntıyı artırmaktadır. Bunun dışında terleme, şiddetli sürtünme gibi fiziksel uyaranlar da şikâyetlerin artmasına sebep olabilmektedir.

    ÇOCUKLARDA ALERJİK EGZAMA NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Özellikle alerji geliştirilmiş olan madde ile temasın azaltılması şikâyetlerde azalmaya neden olacaktır. Ayrıca sık banyo yaptırma ve sık nemlendirici uygulama yolu ile cildi nemli tutma bu yönde etkili olmaktadır. Kuru cilt daha çok kaşınır. Kaşındıkça döküntü artar. Koruyucu önlemlerin yetersiz kaldığı durumlarda ağızdan alerji ilaçları ve kortizonlu kremlerle kısa süreli ve kontrollü bir tedavi gerekebilmektedir. Ev tozu akarı gibi havadan alınan maddelerle gelişen alerjik egzamada dilaltı aşı tedavisinden fayda görülmektedir.

    ÜRTİKER (KURDEŞEN):

    Ürtiker halk arasında “kurdeşen” olarak bilinen ciltte döküntü kaşıntı ile seyreden bir hastalıktır. Genellikle tüm vücutta yaygın olarak görülebilen, ciltten hafifçe kabarık, sınırları belli, birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilen büyüklükte döküntüler şeklindedir. Basmakla solma özelliği vardır.

    Çocukluk çağında ürtikerin en sık nedeni enfeksiyonlardır. İkinci sırada gıda alerjileri gelir. Sindirim sisteminde parazitlerin varlığı ve ilaç alerjileri de nedenler arasında yer almaktadır. Ancak kronikleşmenin söz konusu olmadığı durumlarda nedene yönelik araştırma yapmaya gerek yoktur.

    ÇOCUKLARDA ÜRTİKER NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

    Tedavi sorumlu etkenin ortadan kaldırılması ile başlamalıdır. Bununla beraber ağızdan alerji ilaçları (antihistaminikler) ile tedavi söz konusudur. Tedaviye yetersiz yanıtın söz konusu olduğu durumlarda kortizonlu ilaçlarla ağızdan tedavi uygulanabilir.

  • Yaz ve çocuk sağlığı

    Yaz ve çocuk sağlığı

    Yaz çocuklar için oldukça keyifli bir dönemdir ancak yazı sağlıklı geçirebilmek için bir çok konuya dikkat edilmesi gerekir.

    1-Güneş ve Deniz

    Güneş

    Güneş ışınları gün geçtikçe daha herkes için daha tehlikeli hale geliyor. Ancak bebekler ve çocuklar düşünüldüğünde bu konunun çok önemli iki yönü var.

    a)Cilt kanseri . Artık biliyoruz ki cilt kanserinin en önemli nedeni bebeklik ve çocuklukta maruz kalınan korunmasız güneş ışınları.Cilt kanseri genellikle çok uzun bir süre sonra 5.dekattan sonra ortaya çıkıyor ancak daha erken yaşlarda da ortaya çıkan cilt kanseri oranının arttığı biliniyor

    b)Güneş yanıkları Güneş yanıklarının kendisi clt kanseri riskini çok arttırabildiği gibi aynı zamanda çocuğa oldukça zarar verecek rahatsızlıklara neden olabiliyor.Güneş ışını birinci ,ikinci ya da üçüncü derecede yanıklara sebep olabiliyor.Bu yanıklar cildin iikincil iltihabina neden olabilir ve antibiyotik tedavisi gerekebilir.

    c)Vücudun susuz kalması (dehidratasyon) Bu bebekler ve küçük çocuklar için çok daha büyük problemdir.Havanın sıcak olması su gereksinimini arttırırö özellikle güneşte uzun kalmak ya da güneş yanıkları bebekler ya da küçük çocuklarda sıvı kaybına neden olabilir.Özellikle de ishal ya da kusma varsa sıvı kaybı olasılığı çok artacaktır.

    Ne yapmalı

    1-Çocuklar 10-4 arasında güneşe çıkmamalı

    2-Güneş kremlerinin güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesinde fayda var.Mayıs ayında da hava güneşli iken güneş kremi kullanmakta fayda var.Güneş kremleri 50 faktör ve üstü olmalı. Daha koyu kıvamda olanlar daha etkin.

    3-Güneşe çıkılması gerekirse giysilerin güneş kremlerinden çok daha etkin olduğu unutulmamalı.

    4-Şapka çok önemli.Artık bebeklerde kataraktı önleme açısından güneş gözlüğü de öneriliyor ancak kullanımı zor olabiliyor.

    5-Bebek ve çocukların günde 5-10 dakika kadar ya sabahın erken saatlerinde ya da akşamüstü geç saatlerde korunmasız güneşe çıkması D vitamini sentezi açısından önemli.

    Deniz

    Üç aydan büyük bebekler denize girebilir ve başlarını da sokabilirler.Deniz suyu çocuklar ve bebekler için çok yararlıdır.Denizin temiz olmasına ve ısısına dikkat etmeli.Tabii 10-16 arası güneşe çıkmamak gerektiği unutulmamalı.Eğer bebek üç aydan küçükse ya da deniz bebeğin dayanamayacağı kadar soğuksa deniz suyu portative havuza doldurulabilir ve bebek onun içinde banyo alabilir.Suda güvenliğe çok dikkat edilmesi gerekir.Bebekler ve küçük çocuklar bir saniye bile göz önünden ayrılmamalıdır.

    Havuz

    Deniz suyu bebekler ve çocuklar için havuzdan çok daha sağlıklıdır.Klor miktarı çok önemlidir.Klor az olduğunda enfeksiyon riski olmakta çok olduğunda solunum yollarını tahriş edebilmektedir.Allerjik çocuklarda normal klor miktarları bile rahatsız edici olabilir.6 aydan küçük bebekler havuza girmemeli ya da ille gireceklerse de başlarını sokmamalıdırlar.Hassas çocukların burunun havuz sonrası hemen serum fizyolojikle yıkanması ve hemen duş alınması faydalı olacaktır.

    2- Yaz Hastalıkları

    Besin zehirlenmeleri

    Yazın besin zehirlenmeleri kıştan daha sık görülür. Bunun nedeni sıcaklığın besinler üzerindeki etkisi ve ayrıca ev dışında sık yemek hazırlanıp evdeki kadar hijyen kurallarına dikkat edilmeyişi olabilir. Hem bakteriler ( salmonella gibi) hem de virusler ( örneğin yeni isimlendirilen norovirus) besin zehirlenmelerine neden olabilir. Özellikle suyun bakteri ya da viruslerle kontaminasyonu sıklıkla besin zehirlenmesi nedenidir. Ayrıca meyve ve sebzelerin yeterince yıkanmamış olması, çiğ et tutulan elle direk yenen besinlere ellenmesi besin zehirlenmesi nedeni olabilir.

    Korunma için mutlaka içme ya da kullanma suyunun temizliğinden emin olunmalı, yoksa kaynatmadan kullanmamalıdır. Meyve ve sebzeler dikkatle yıkanmalı ve sirkeli suda bekletilmelidir. Et ve çiğ yenen besinler ayrı muhafaza edilmeli, ete ellenen elle çiğ yenen besinlere dokunulmamalıdır. Yiyeceklerde bir miktar bakteri ya da virus bulunsa da bağışıklığı iyi durumda olanlara bir şey olmayabilse de, bağışıklık sisteminde problem olan insanlarda, küçük çocuklar ve yaşlılarda besin zehirlenmesi görülebilmektedir.

    Besin zehirlenmesi durumunda yavaş yavaş ama bolca dengeli sıvılar alınması önemlidir, ilaç tedavisinin genellikle yeri yoktur ama probiyotikler işe yarayabilir. Mide barsak enfeksiyonları Kışın aksine rotavirus gibi viruslere az rastlanırken bakteriyel etkenler daha sıktır.

    Cilt problemleri

    Ciltte milaria dediğimiz halk arasında isilik olarak bilinen döküntü sıcağa bağlı olarak oluşmaktadır. Yine sıcaklık ve terlemeye bağlı olarak mantar enfeksiyonları yazın daha sık görülür. Cildi kuru ve temiz tutup bunlara özgü tedaviyi uygulamak gerekir.

    Sinek ısırıkları, cilt yaralanmaları ya da güneç yanıklarına bağlı sekonder cilt enfeksiyonları görülebilir. Yine sık el yıkama, cilt temizliği önemlidir. Cilt enfeksiyonun yeri ve şiddetine göre ya krem olarak ya da ağızdan antibakteryel tedavi uygulanır. Yine böcek ısırıklıklarına ya da arı sokmalarına bağlı olarak allerjik reaksiyonlar da görülebilir. Kimi zaman bölgesel ağrı ve şişme ile sınırlı kalırken bazen vücudun diğer yerlerine de yayılan bir dökinti ve şişme, nadir olarak da anafilaktik reaksiyon dediğimiz ürtiker ve solunum yollarında şişmeye yol açabilen anjiyödem görülür. Bu farklı şiddetlerde olabilen bir durumdur. Nadiren hayatı tehdit edici bir boyuta varabilir ama çocuk allerjik dahi olsa ilk böcek sokmalarında ( mesela arı) bu durum nadirdir. Local antihistaminli ve analjezik etkili kremler hafif reaksiyonlarda yeterli olabilirken, daha ağırlarında ağızdan antihistamin alınması çok şiddetli reaksiyonlarda ise bir hastaneye başvurulması gerekmektedir.

    Ateşlenmeler

    Yazın ateşlenmeler kıştan oldukça nadir olmakla birlikte zaman zaman görülebilmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonları nadirdir. Halk arasında güneş çarpması olarak da bilinen ısı şokuna bağlı olarak da yüksek ateş görülebilmektedir.

    Yaralanmalar

    Yazın çocuklar açık havada çok daha fazla zaman geçirip çok daha hareketli oldukları için yaralanmalar çok daha sık görülür. Ufak tefek sıyrık ve yaralanmalar evde temiz suyla yıkanıp antibakteryel kremler sürülerek tedavi edilebilir. Eğer toprak ya da kirli zeminlere maruz kalma söz konusuysa çocuğun tetanoz aşısının güncel olup olmadığından emin olunmalıdır. Durdurulamayan bir kanama ya da ciltte kalan bir açıklık mevcut ise bir hekime başvurmak gerekir. Çocuklar sıklıkla kollarını ve bacaklarını yaralar, burkulmalar ve yumuşak doku yaralanmaları yaşarlar. Ancak bilinmesi gereken bir şey özellikle bileklerdeki kemiklerin oldukça hassas olduğu ve küçük çocuklarda bu bölgelerdeki kemik kırıklarının da burkulmaya yakın bir sıklıkla görülebileceğidir. Bu tip yaralanmalarda mutlaka doktor muayenesi gerekecektir.

  • Kimyasal peeling nedir faydaları nelerdir?

    Kimyasal peeling; cildi canlandırmak, gençleştirmek, sivilce izlerini ve istenmeyen lekeleri gidermek için bazı solüsyonların cilde uygulanmasıdır.

    Peeling; cildin yıpranmış, tazeliğini ve parlaklığını kaybetmiş üst tabakasının soyulmasını sağlayarak derinin alt tabakalarında yeniden yapılanma sürecini başlatır.

    Kollajen sentezini uyararak daha genç, sağlıklı ve homojen bir derinin ortaya çıkmasını sağlar.

    Kimyasal peeling için en çok glikolik, laktik ve meyve asitlerini içeren “Alfa Hidroksi Asitleri (AHA)” tercih edilmektedir. AHA; meyvelerden ve diğer besinlerden elde edilen doğal asitlerdir ve yüzeysel peeling maddesi olarak kullanılır.

    TCA (trikloroasetik asit) ile orta derinlikte, Fenol (karbolik asit) ile daha derin peeling işlemleri yapılır.

    Cilt temizlendikten sonra peeling solüsyonu sürülür. Bir kaç dakika ciltte bekletilir. Ardından nötralizan sürülür. Mutlaka güneş koruyucu kullanılmalıdır. Cildin yapısına göre ortalama 4-6 seans uygulanır.

    Uygulama için sonbahar ve kış dönemi tercih edilmelidir.

    Kimyasal Peelingin Faydaları

    Ciltteki güneş hasarı ya da yaşlanmaya bağlı oluşan ince kırışıklıkların hafiflemesi

    Ciltteki yüzeysel lekelerin kaybolması

    Sivilcelerin tedavisi

    Sivilce izlerinin azalması

    Cildin canlanarak daha taze, gergin ve genç bir görüntü sağlaması

    Uygulama Nasıl Yapılır?

    Çeşitli konsantrasyonlarda asitli karışımlar kullanılarak yapılır.İşlem bitiminde asit nötralize edilir. Uygulama süresi 5-10 dakika kadardır.Uygulama sırasında ve sonrasında geçici olarak hafif yanma hissedilebilir. Glikolik asit içeren kimyasal peelingler günlük yaşamı etkilemezler.

    Kimyasal Peeling Seans Sayısı

    Hastanın durumuna ve kullanılan solüsyonunun cinsine göre değişmekle birlikte ortalama 4-6 seans arasındadır. Kimyasal peeling seans aralığı kullanılan maddeye göre değişir. Ancak golik asit ile yapılan peelinglerde seans aralığı ortalama 2-4 haftadır.

    Kimyasal Peeling Kimlere Yapılmaz

    Allerjiler ve bağışıklık sistemi hastalıklarında

    Dermatit, egzama, psöriasis gibi cilt hastalıklarında yapılmaz.

  • Mezoterapi nedir? Mezoterapinin avantajları

    Mezoterapi vitaminlerin, minerallerin, büyüme faktörlerinin, aminoasitlerin cildin orta tabakasına enjeksiyonla verilmesi işlemidir.

    Mezoterapi, yıpranmış deri hücrelerinin yenilenmesini, cilt parlaklığının artmasnıı ve cildin daha sıkı bir yapıya kavuşmasını sağlayan bir yöntemdir.

    Mezoterapinin Avantajları

    Mezoterapide ilaç, tedavi edilmek istenen bölgeye verildiğinden beklenen etki maksimum iken yan etkiler yok denecek kadar azdır.

    Çünkü damar yada ağız yoluyla verilen ilaçlar hedef bölgeye ulaşıncaya kadar etkinlikleri azalır.

    Ayrıca sistemik yan etki oluşturma olasılığı da vardır.Aynı etkiyi oluşturmak için de daha yüksek dozda ilaç kullanmak gerekir.

    Mezoterapi 1952 yılında Dr. Michel Pistor’un geliştirdiği bir yöntemdir.

    Mezoterapinin Kullanım Yerleri

    Selülit tedavisi

    Çatlak tedavisi

    Akne skarlarının tedavisi

    Saç dökülmesi

    Yüz gençleştirme

    Bölgesel zayıflama

    Mezoterapi Uygulama Yöntemleri

    İnce uçlu mezoterapi iğneleriyle veya dermapen denilen iğne uçlu elektrikli kalemler ile cilt altına hazır ürünün verilmesi işlemidir

    Ciltte hem iğnelenmeye hemde verilen ürüne bağlı bir yapılanma başlatır.

    Ürün içerisinde A,C,E vitaminleri omega3, bitkisel alkoloidler ve kan hücrelerinde bulunan fibroblast yapımını tetikleyen büyüme faktörleri bulunur.

    Leke için, şaç dökülmesini önlemek yeni saç çıkmasını uyarmak için, citte parlaklık elde etmek için bölgesel yağı eritmek ve antiaging etkili pek çok çeşit mezoterapi ürünü vardır.

    Cildin yapısına göre ürün seçimi yapılır ve haftada bir gün ,ortalama 4-6 seans uygulanır.Sonrasında birkaç ay arayla tekrarlanması cilde yapılacak bir yatırım olarak düşünülmektedir.

    Dışarıdan cilde sürülen kremlerin çok az bir kısmı cilt tarafından emildiğinden, pahalı cilt kremleri kullanmaktansa cildi mezoterapiyle desteklemek daha faydalıdır.

    Mezoterapi sonrası cilt, yatıştırıcı maske ile desteklenir.Maske içeriğinin de mezoterapi iğnelerinin açtığı minik delikciklerden içeri girmesi sağlanır.

    UV ışınları, sigara, alkol, dengesiz beslenmenin ve ileri yaşın etkileri bu yöntemle azaltılmaya çalışılır.

    Yan etkisi olmayan, 20 dakika kadar süren ağrısı bir işlemdir.

    Saç Mezoterapinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Mezoterapi işleminden saçlar 1-2 gün süreyle yıkanmamalıdır.

    Önerilen şampuan ve toniklerle saç mezoterapisinin etkinliği artırılmaya çalışılır.

    Seanslar başladıktan sonra etkinin görülmeye başlama süresi 4-5 haftadır.

    Seanslar ilk ay haftada 1, ikinci ay 19 günde bir, sonra ayda bir seans olacak şekilde 20 seans kadar sürer.

    Mezoterapinin Yapılmayacağı Durumlar

    Kalp hastalığı

    Böbrek hastalığı

    Kan hastalığı

    Antikoagülan alan hastalar

    gebelik ve emzirme dönemi

    Diabetik hastalar

  • Cilt tipleri ve cilt bakımı

    Cilt bakımı, cildin çevresel toksinlerden temizlenmesi, beslenmesi amacıyla yapılır.

    Güneş ışığı, kızılötesi radyasyonlar, hava kirliliği, iklim değişikliği, sigara, alkol, beslenme bozuklukları cildi olumsuz etkileyen faktörlerdir. Bu faktörler cildin hücresel bileşimini (DNA) mutasyona uğratabilir.

    Cilt bakımı yaptırmak korucuyu oksidanların doğal deposunu harekete geçirerek cildin kendisini onarmasına, yeniden yapılanmasına, gözeneklerin açılarak hava almasına yardımcı olur.

    Cikt bakımları cildin yapısı degerlendirilerek ek bakımlarla desteklenirse sonuçlar daha iyi olur.Yağlı, gözenekli bir cilt su bazlı nemlendiricilere ihtiyaç duyarken, kuru ciltler daha yağlı nemlendiricilere ihtiyaç duyar.

    Cilt Tipleri

    Normal Cilt: Görünümü şeffaf, gözenekleri kapalı, lekesiz ve problemsiz bir cilttir.Kullanılacak ürünler; süt tipi temizleyici, alkol oranı normal bir tonik ve su içerikli hafif bir nemlendiricidir.

    Karma Cilt: Alın, burun ve çene yağlıdır. Yani yüzde T şeklinde bir yağlanma söz konusudur.Yağlı olan kısımlarda siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir. Yanaklardaki gözenekler genellikle kapalıdır. Kullanılacak ürünler; süt tipi temizleyici, düşük alkol içeren tonik, cildin durumuna göre nemlendiricidir.

    Kuru Cilt: İnce bir üst deriye sahip, gözenekleri ufak ve kapalı cilt. Ancak yağ salgılanması normalin altında olduğu için görünümü mattır ve pul pul kalkmalar görülür. Bu tip ciltler gergindir ancak çabuk kırışmaya eğilimlidir.Böyle cilde sahip olanlar ciltlerini mezoterapiyle desteklerlerse bu süreci yavaşlatabilirler. Kullanılacak ürünler; Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yağ içerikli nemlendirici, besleyici gece kremi ve yağ depo edici maskelerdir.

    Yağlı Cilt: Görünümü parlak ve yağlı, gözenekleri açık bir cilt tipidir.Gözeneklerin içi genellikle dolu, siyah noktalı ve sivilceli olabilir. Yağlı cildin akne problemini önlemek için günlük temizlik çok önemlidir.Kullanılacak ürünler; jel tipi temizleyici, alkollü tonik, su içerikli nemlendirici ile temizleyici ve sıkıştırıcı maskelerdir.

    Yağlı ve Sivilceli Cilt: Sivilce, kapalı olan gözeneklerden fazla yağ salgısının dışarı çıkamayıp, birikmesiyle oluşur.Bu da siyah nokta oluşumunu artırır. Kullanılacak ürünler; antiseptik sabun, su bazlı nemlendiricilerdir.

    Yağlı ve Hassas Cilt: Genişlemiş gözenekler, kırmızı lekeler görülebilir.Kaşıntı ve yanma da eşlik edebilir.. Kullanılacak ürünler; Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, su içerikli hafif nemlendiricilerdir.

    Olgun Cilt: İleri yaşlarda görülen cilt tipidir.Ölü hücreler birikerek cilde kalın bir görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışmaları ise derin çizgilere ve sarkmaya neden olur.Nemlendirici kullanılmazsa deri kurur ve kırışır. Kullanılacak ürünler; E vitamini içeren kremler, alkolsüz tonik, su içerikli nemlendiricilerdir.

    Sadece cilt bakımı yaptırıp yaşam tarzını düzenlememek durumunda ciltten çok fazla birşey beklememek gerekir.Öncelikle yeterli su alımına dikkat edilmeli, dengeli beslenilmeli, yeteri kadar uyunmalı,sigara, alkol ve gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmelidir.

  • Altın iğne

    ALTIN İĞNE
    INTRACEL TEDAVİSİ

    Tıbbi olarak TLT ( Three Layer Therapy): Üç katman tedavisi olarak adlandırılır. Retiküler dermis, papiller dermis, epidermis’i yeniden yapılandırır.
    Dünyadaki iğneli fraksiyonel radyofrekans teknolojisinin ilklerindendir.
    Epidermise hasar vermeden, izole altın kaplamalı iğnelerle hedef bölgeye radyofrekans enerjisi verilir.
    Cilt yüzeyinde hasar oluşturmaz.
    İyileşme süreci fraksiyonel lazerle kıyaslandığında daha kısadır. (2-6 gün)
    Kollagen lifleri %50-80 oranında hasara uğratır. Yeni kırılmayan kollagen üretimi başlatır.
    Ciltte yeni kollagen yapımı uygulama sonrası 70. günde başlar
    Cilt dokusu 6 ay-1 yıl boyunca yapılanmaya devam eder.
    Tedavi sonrası kabuk oluşmaz. Su bazlı nemlendiriciler ve yapılandırıcı serumlar kullanılabilir.
    Güneş koruyucu sürülmelidir.
    Süratli ve güvenli bir tedavidir. 45 dk kadar sürer.
    Yaş sınırı yoktur. Ancak kırışıklıklar oluşmadan yapılması, ileriye dönük yatırım olarak düşünülmektedir.
    Melanin dokusunu imha ederek pigmentli lezyonlarını azaltır. Pigmentasyon riski çok düşüktür (%0-%2). Her mevsim yapılabilir.
    Damarsal lezyonları yok eder.

    UYGULAMALAR
    Yüz germe
    Kırışıklıklar
    Akne skarları
    Porların sıkılaştırılması
    Ameliyat skarları
    Cilt elastikiyetinin artırılması
    Cilt renginin açılması
    Pigment lekelerinin azaltılması
    Strialar (çatlaklar)
    Kılcal damarlar
    Aşırı terlemede ter bezlerini azaltmak için

  • Sedef hastalığı

    Çeşitli klinik biçimlerde ortaya çıkabilen,yineleyici, kronik bir deri hastalığıdır.
    Yunanca kaşıntı anlamına gelen 'psora' kelimesinden türetilerek psoriasis adını almıştır.
    Bilinen en eski deri hastalıklarındandır.
    Toplumun yaklaşık % 1-3 'ünde bu hastalık görülmektedir.
    Keskin sınırlı, pembemsi, kırmızımsı plaklar üzerinde parlak sedefi-beyaz kabuklarla karakterizedir. Bu nedenle “sedef hastalığı” diye anılır.
    Saçlı deri, diz, dirsek ve sırtın alt kısmı sıklıkla tutulan bölgelerdir. Bazı vakalar oldukça hafif seyrederken bir kısım vakalarda ise vücudun büyük bir kısmını tutacak şekilde şiddetli görülebilir.
    Sebebi bilinmemekle beraber kanda bulunan akyuvarlardaki bir anormalliğin iltihabi olayı tetiklediği ve hastalığın ilerlemesine yol açtığı yapılan araştırmalarda görülmektedir.
    Kronik olarak akyuvarlarca hasar gören cilt kalınlaşır ve normal yapısını kaybeder. Normal cilt kendini ortalama 21 günde yenilerken sedef hastalarında bu süre 3-4 güne kadar düşebilir. Normalden 7-8 kat daha hızlı oluşan bu yeni deri doğal olarak sağlıklı olmaz. Deride kaşınma, yaralanma, beneklenme tarzında yeni plaklar ortaya çıkar.
    Hastalığın en sık görülen şeklinde ise, başlangıçta küçük kırmızı kabarıklık vardır. Ardından kabuklanmalar ortaya çıkar ve kabuklar kaldırıldığında altta küçük kırmızı kanama alanları görülür.
    Sedef hastalığı, streptokoksik boğaz iltihabı gibi bazı infeksiyonlardan sonra bir takım ilaçların alımıyla birlikte aktivite kazanabilir.
    Lezyonlar genellikle simetriktir. Hastalığın bir çok tipi vardır.
    Kronik ve stabil,
    Akut ve değişken gibi.
    Akut formu yaygın cilt kızarıklığı veya iltihaplanma ile seyredebilir.
    Psoriazis vulgaris diye adlandırılan tipi en yaygın görülenidir.
    Dizler,dirsekler,kasık bölgesi ve genital bölge, kollar, bacaklar, avuç ve ayak tabanları, saçlı deri, vücuttaki kıvrım bölgeleri, sedef hastalığın en çok görüldüğü bölgelerdir.
    Sedef hastalığı olan kişilerde %30'a varan oranlarda eklem iltihaplanması şikayetleri görülür. %5-10'unda çeşitli eklemlerde iltihabi olaydan dolayı işlevsel kısıtlılık oluşur. Bazı kişilerde eklem iltihaplanması şikayetleri, deri tutulumu arttığı zaman kötüleşebilir. Bazen de deri tutulumu düzeldiğinde eklem şikayetleri de düzelir.
    Sedef hastalığı, güneşli iklimlerde azalır, kışın ise artış gösterir.
    Yapılan çalışmalarda, psikolojik stresin sedefi etkilediği, ciddi hayat değişimlerinde sedefin değişiklik gösterdiği saptanmıştır.
    Sigara ve alkolün de sedefi artırdığını gösteren bilimsel çalışmalar vardır.
    Sedef Hastalığının Akupunktur İle Tedavisi:
    Sedef hastalığının akupunktur ile tedavisinde, vücudun kendi içindeki böbrek üstü bezlerinden salgılanan kortizon salgısını arttıran vücut ve kulak akupunkturu noktaları kullanılır.
    Alerjik etkileri azaltmak için de alerji cevabını düzenleyici noktalar tedaviye eklenir.
    Gerektiğinde de bizim teşhis ve takip sistemince bulunan bağışıklık (immün) sistemini düzenleyici noktalar tespit edilir ve o noktalara akupunktur uygulanır.
    Hem uygun cilt temizlik preparatlarıyla cilt soyulması kolaylaştırılır, hem de içten yapılan etkiyle cildin yenilenmesi sağlanır.

  • Plazma tedavisi ile cilt gençleştirme prp

    Cilt gençleştirme amaçlı uygulamalarda, vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer,dermaroller, peeling gibi yöntemlerle derimize mikro düzeyde hasarlar veririz ve iyileşme sürecini tetikleriz. Bu hasar sonunda büyüme faktörleri ve kök hücreler salınır ve iyileşme süreci başlar. .Zİra dokularımızda herhangi bir hasar olduğunda plateletler aracılığıyla onarım süreci başlar.
    Plazma içinde konsantre olarak bulunan plateletler cilde enjekte edildiğinde bunların bünyesinde bulunan büyüme faktörleri, kollajen üretimi ve yeni kılcal damarların oluşmasını uyarmakta ve cildin kendini hızla yenilemesini sağlamaktadır.
    P.R.P prosedürü hastadan kan alınması ile başlar. Santrifuj yardımıyla platelet açısından zengin plasma hazırlanır. Son olarak platelet açısından zengin plazma (PRP) tedavi bölgesinde cilde enjekte edilir. Enjeksiyon bölgelerinde plateletler ve beyaz kan hücreleri sinerjik bir etki ile yoğun şekilde büyüme faktörlerinin serbest kalmasını sağlar. Büyüme faktörleri, kollajen ve hyaluronik asit üretimini arttırarak yaraların iyileşmesi, kırışıklık ve akne izleri gibi cilt problemlerinin önemli ölçüde giderilmesini, cildin yenilenmesini sağlar.

    P.R.P., dolgu enjeksiyonu veya mezoterapi şeklinde uygulanır.Yaklaşık 20 dakikalık bir uygulamadır.

    PRP İle Cilt Yenileme Hangi Durumlarda Etkilidir?

    – Estetik amaçlı uygulamalarda yüz, boyun, dekolte, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölgelerine uygulanabilir.Yüzde ve vücutta lifting sağlar.
    – Lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlar.
    – Deride yıllarca ultraviole ışınlarına maruz kalmanın sonucunda oluşan kırışıkların düzelmesi, çöküntülerin giderilmesi, esneklik ve parlaklığın kazandırılmasını sağlamak.
    – İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak.
    – Saç dökülmesi tedavisinde tek başına veya diğer tedavilere yardımcı olarak kullanılabilir.

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan sonra 10-12 ayda bir tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir.

    P.R.P Yönteminin Avantajları Nelerdir?

    Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir, kaybolmaz.

    PRP İle Cilt Yenileme İşlemi Ağrılımıdır?

    Hafif bir rahatsızlık hissi dışında ciddi bir acı hissedilmez.

    PRP Kimlere Yapılmaz?

    Platalet sayısı yetersiz hastalar ve kanser hastalarında yapılmaz.

    PRP Kök Hücre İle Cilt Gençleştirme Anlamına mı Gelir?

    PRP enjekte edildiği bölgede kök hücreleri uyarır ve kök hücrelerin aktif hale geçmesini sağlar. Enjeksiyon sıvısı içeriğinde kök hücre yoktur, yoğun olarak trombositler (platelet) ve beyaz kan hücreleri bulunmaktadır. PRP’nin tamir edici, kök hücrenin ise yeniden oluşturucu (regenerative) etkisi vardır.

  • Ameliyatsız yüz germe ultherapy

    Ultherapy yüz germe operasyonlarına 30 dakikada ameliyatsız çözüm sunuyor.
    Daha sıkı bir cilt, daha genç bir görünüm!

    Cilt gençleştirme uygulamalarında estetik operasyonlara alternatif olarak sunulan, Amerika’da son günlerin en ‘tercih edilen’ teknolojisi olarak kabul gören ‘ULTHERAPY’ şimdi Türkiye’de.
    Ultrasound, en bilinen tanımı ile anne karnındaki fetüsü izlemeye imkan tanıyan bir teknoloji. Şimdi aynı teknoloji ile elastikiyetini kaybetmiş, sarkmış, kırışmış ciltler ve düşük kaşlar ameliyata gerek olmaksızın ‘gerdiriliyor’.
    Ultherapy, lazer teknolojilerinin çözemediği, sadece cerrahi operasyonlarla başarılabilen yüz germe operasyonunu enjeksiyonsuz, iyileşme sürecine ihtiyaç duyulmadan, risksiz çözebilen yepyeni bir teknoloji.
    Tüm yüz için 30 dakika süren Ultherapy uygulamasının ardından, uygulamanın yapıldığı kişiler günlük aktivitelerine hemen dönebilmektedirler.
    Ultheraphy sisteminde kullanılan ‘Deep see’ adı verilen teknoloji de ‘fokus ultrasound’ ile cildin alt tabakalarında ‘sıcak noktalar’ yaratılıyor. Bu sayede cilt kendi onarım sürecini oluşturarak yeni collagen üretimine başlıyor ve ciltte sıkılaşma ve ‘lifting’ etkisi kendini göstermeye başlıyor. Uygulamanın hemen ardından toparlanmaya başlayan cilt istenen ideal görünüme 3 ayın sonunda ulaşıyor. Tek bir uygulamanın ardından elde edilen sonuç en az 2 sene boyunca muhafaza ediliyor.
    Ultherapy nedir?
    Yüz ifademiz bir çok şey anlatır. Kırışıklıklarımıza ‘tecrübe’, üzgün görünümümüze ‘yorgunluk’ tanımını yaparız çoğu zaman. Bunlara çözüm olarak ‘estetik cerrahi’ her zaman bir seçenektir. Ama şimdi yeni bir yöntem olan Ultherapy var. Cerrahi olmayan yüz asma yöntemi olan Ultherapy ile zamanın ve yerçekiminin cildimizde yarattığı tahribatı önlemek mümkün.

    Ultherapy ile 30 dakikalık tek bir uygulama sonunda meydana gelen güzel gergin görünüm, cildin kendi iyileşme sürecini kendisinin yaratması sonunda ,cilt altında yer alan bağ dokusunun güçlenmesi ile meydana geliyor.

    ‘’ Ultherapy sonrası cildim çok daha sıkı ve gergin….
    Daha önceki ‘sarkmış’ görünümümden eser yok.’’

    Tek bir uygulama ile, rejenerasyon süreci hemen başlar, ama tam sonucun ortaya çıkma süreci ortalama 90 gün sonradır.
    FDA’ nin (American kalite standartları merkezi) 10 hastadan 9 unda yapılan kaş asma çalışmasında gözle görülür lift-up etkisi tespit etmiştir. Bu etki göz çevresindeki gevşemede ve göz kapağındaki kırışmada azalma etkisi yaratmıştır.
    Boyun ve yüz bölgesine uygulama yapılan kişiler daha sıkı, daha gergin ve daha kaliteli yapıda bir cilde sahip olduklarını ifade etmişlerdir.
    Bugüne kadar cerrahi müdahalelerde elde edilen dramatik sonuçlara muadil bir cerrahi olmayan yöntem yoktu, ama bugün mükemmel bir germe ve lifting yapabilen Ultherapy teknolojisi var.

    Dr. Emre ÇİÇEK

    www.emrecicek.com