Etiket: Cilt

  • Kırışıklık nasıl önlenir?

    Yaşla birlikte cildimizde nem azalması ve kollajen liflerdeki bozulmalar nedeniyle küçük kırışıklıklar oluşmaya başlar. İşte bu kırışıklıklar zamanla mimik çizgilerinin derinleşmesi şeklinde derin kırışıklıklara dönüşür.

    Güneş ışınları, kollajen yıkımına yol açan enzimlerin aktivasyonunu arttırır. Bu nedenle uzun süreli güneş teması olan kişilerde kollajen daha hızlı yıkıma uğrar, ciltte incelme ve kırışıklık oluşur. Güneş ışınları kahverengi lekeleri ve damarsal genişlemeleri de (telenjektazileri) arttırır.

    Göz çevresi kırışıklıklarının ana nedeni göz kısma hareketidir. Bu hareketlere bağlı olarak, diğer bölgelere göre zaten daha ince olan göz çevresi derisinde şekil bozukluğu ve kırışıklık gelişir.

    Bir insanın biyolojik yaşı arttıkça kollajen ve elastin yapım hızı azalır, yıkımı artar. Menapoz döneminde ise östrojen hormonundaki azalmaya ikincil olarak bağ dokusu yapımı ve derinin elastikiyeti azalır, kırışıklık artar. Hormonal hastalıklar ve aşırı kilo alımı da deri altındaki bağ dokusunun yapısını bozar.

    Kırışıklık Oluşması Nasıl Önlenebilir?

    Öncelikle kırışıklık oluşturabilecek nedenler belirlenmeli ve buna yönelik önlemler alınmalıdır.

    Gece uygulanan nemlendirici kremlerin kırışıklık ve leke tedavisi açısından önemi son derece büyüktür. Bu kremler, hafif soyucu özellikleri nedeniyle derinin yeniden yapımını ve kollajen oluşumunu hızlandırırlar.

    Gündüz, güneşten koruyucu özellikteki nemlendiriciler kullanılabilir.

    Masaj uygulamaları da faydalı olabilmektedir.

    Bol bol su içilmesi önerilir.

    Sigara içilmemelidir.

    Işık duyarlılığı olan bireylerin ışığa karşı hassasiyeti arttıran maddelerden sakınmaları ve güneş gözlüğü kullanmaları önerilir.

    UPGRADE Nedir?

    Hyaluronic Acid, Idebenone, Coenzymes, Nucleotidler, Amino Asit ve vitaminlerden oluşan etkileyici cilt canlandırıcısı olup , cildin elastiyetini, parlaklığını, nemini arttırıp gözle görülen gerginlik hissi verir.

    Cildin ışıldamasını, neme doymasını ve gerginleşmesini sağlar. Mat, kabalaşmış, nemsiz ciltlerde, güneş hasarı olan deforme ciltlerde, kırışıklık ve çizgilerin dolması amacı ile dolgu ile mezoterapi arası çok başarılı bir uygulamadır. Uygulama tek seansta bile farkedilir sonuçlar yaratır. Yaş ilerledikçe ve menopozdan sonra belli aralıklarla ve belli seanslarla uygulanımı önerilir. İçeriğindeki hyalüronik asit su tutarak cildi nemlendirirken çizgileri açar, Idebenone ve Coenzymes Q 10 oluşmuş ve oluşacak olan serbest radikalleri nötralize eder, yaşlanmayı durdurur. Amino asitler ve vitaminler cilde gerekli olan ham maddeyi sağlar. Zamanla eksilen ve fonsiyonlarını yitiren moleküllerin yeniden sentezlen-mesini ve dokunun oksijenizasyonunu arttırır. Gerçek bir antiaging yaklaşımdır.

    Etki alanları :

    Derin kırışıklık Nemsiz cilt

    Boyun ve dekolte kırışıklıkları Stresli ve deforme ciltler

    N-acetylcysteine: Yüksek antioksidan gücü bulunan elementtir. Bu element hücrelerdeki Glutathione(GSH) miktarını ayarlamada kilit role sahiptir, aynı zamanda onları dışsal zararlardan koruyup zehirsel aksiyondan uzak tutar.

    Vitaminler: Multivitamin karışım hücre dokusunun yapımında ve yeniden canlandırılmasında aktif rol oynar, bağışıklık sistemindeki aşınmaya karşı aktif mücadele eder,bu cilt yapısı için elzemdir.Yaşlılık belirtilerini ortadan kaldırarak, cilt görünümünün düzelmesine yardımcı olur.

  • Cilt bakımı neden gerekir

    Mükemmel, ışıldayan bir cilt bizim asıl aksesuarımızdır. Hangi yaşta olursak olalım hepimiz sağlıklı, bakımlı, güzel bir cilde sahip olmayı isteriz. Cildimiz iç dünyamıza açılan bir penceredir ve hangi hızla yaşlandığımızın en iyi göstergesidir. Hayatımızın tamamında olduğu gibi cildimiz de genlerimiz ve çevremiz arasında gerçekleşen bir evliliğin ürünüdür. Genlerimiz için bir şey yapamayız, ancak çevresel etkenleri kontrol edebiliriz.

    Cildimiz gün boyu çevre koşullarının etkisi ile kirlenir. Egzoz dumanları, makyaj artıkları, cildin kendi salgıları, mikroorganizmalar cilt üzerinde birikir ve cildin normal işlevlerini yerine getirmesini engeller. Ayrıca nikotin, alkol, sağlıksız beslenme, yetersiz uyku gibi etkenler de cildin yapısını olumsuz etkiler.

    Cilt bakımı cildin temizlenerek ve uygun ürünlerle desteklenerek bu olumsuz faktörlerin etkilerini ortadan kaldırır. Cildin normal işlevlerini devam ettirmesini sağlar.

    Cildimizde sorun olmasa dahi ayda 1 kez genel cilt bakımı yaptırmamız cilt sağlığı ve güzelliğimizi korumamız için gereklidir. Cildimize düzenli bakım yaptırmamız ve ev ürünleri ile desteklememiz geleceğe yönelik bir yatırımdır.

    Cilt bakımının amaçları:

    Cildin doğal hidrolipid yapısını ve dengesini korumak,
    Cildin işlevlerini düzenlemek (oksijenlenme, kan dolaşımı, ölü hücrelerin atılması, yeni hücre oluşumu),
    Cildin doğal atıklar ve dış faktörlerle oluşan kirliliğinin temizlenmesi, koruyucu tabakanın oluşturulması,
    Yıpranma ve yaşlanma ile azalan biyolojik aktiviteler için cildin ihtiyacı olan aktif maddelerin verilmesi,
    Cilt bakımı ile daha güzel bir görünüm yanında ruhsal rahatlama, gevşeme hissetmek.

    Klasik cilt bakımı:

    Uzmanımız tarafından cilt analizi yapılarak cildinizin neye ihtiyacı olduğu belirlenir. Önce cilt temizlenerek peeling işlemi yapılır. Ardından cilt yapısına göre 5 -15 dak. arasında buhar banyosu uygulanır. Vakum yardımı ile cildin altında birikmiş olan yağlar cilt yüzeyine çıkarılır. Cilt de komedon ve milia oluşumu varsa temizliği yapılır.

    Bu işlemin sonrasında yüksek frekans işlemi yapılır. Bunun amacı cildi mikroplardan arındırmak, yatıştırmak ve kan dolaşımını hızlandırarak, sivilceleri kurutmaktır. Kas yönü doğrultusunda yüz ve dekolte masajı yapılır.
    Cildin ihtiyacına göre serum ve maske uygulanarak cildin ihtiyacı olan kremle işlem tamamlanır.
    Önleminizi erkenden alın, yarına bırakmayın. Her yaş da cilt bakımı yaptırılmalıdır!

    Özel tedavi ve bakım kürleri

    Sorunlu ciltler için geliştirilmiş olan özel tedavi bakım setlerimizle cilt sorununuzu ortadan kaldırıyoruz.

    Hassas ciltler için tedavi-bakım kürü

    Problemli-yağlı-akneli ciltler için tedavi-bakım kürü

    Cilt gençleştirici tedavi-bakım kürü

    Göz çevresi tedavi-bakım kürü uygulanmaktadır.

    Hassas ciltler için tedavi bakım kürü

    Haftada 1 kere uygulanan 6 haftalık bakım kürüdür. Her seans 60 dakikadır.
    İçeriği: yaban mersini özü, kuşburnu, rosa canina özü, meriloto, meyan kökünden elde edilen Beta Glicirretic asit, E ve C vitaminileri, aloe vera ekstreleri.
    Etkileri: Damar çeperlerini korur. Tahriş olmuş ve kuperozlu ciltlerde yanmayı, kızarıklığı azaltır, rahatlama sağlar, antioksidan etki gösterir.

    Problemli-yağlı-akneli ciltler için tedavi-bakım kürü

    Haftada 1 kere uygulanan 5 haftalık bir üründür. Her seans 60 dakikadır.
    İçeriği: Limon, portakal, kil, salatalık suyu, ada çayı, yeşil çay, glikolik asit ve gse ekstreleri içerir.
    Etkileri: Asit düzenleyici, sebum dengeleyici, sıkılaştırıcı ve antiseptiktir.

    Cilt gençleştirici, toparlayıcı bakım kürleri

    Haftada bir uygulanan 6 haftalık bakım kürleridir. Her seans 60 dakikadır.

    Havyar Kürü

    İçeriği: Havyar, saf A vitamini, kiona yağı E-A-C vitaminleri

    Etkileri: Kuru, kırışıklığı ciddi boyutlarda olan ciltler için uygulanır. Nemlendirici ve kırışıklıkları açıcı etkisi vardır.

    Q10 Kürü

    İçeriği: Glikoprotein, Q10 enzimi, bitkisel dolgu kürecikleri.
    Etkileri: Olgun ve elastikiyet kaybı olanlara özel cilt kürü. Cilt de dolgunluk etkisi yapar. Toparlar ve elastikiyeti arttırır. Yüz kontürünü şekillendirir. Antioxidant etkilidir.

    Göz Çevresi Bakımı

    Göz çevremiz de özel bakımı hak eder. İnce çizgilenmeler, şişlikler, koyuluklar, göz etrafı ile ilgili problemlerdir. Bu sorunların çözümünde yardımcı olabilecek çeşitli bakımlar vardır. Yenileyici bir göz çevresi bakımı ile nazik cildin düzenlenmesi, sıkılaştırılması sağlanır. Haftalık seanslar şeklinde uygulandığında mükemmel sonuçlara ulaşılır.

  • Fraksiyonel co2 lazer

    Fraksiyonel Karbondioksit Lazer (E CO2)

    Dış görünümüne önem veren herkes pürüzsüz bir cilde sahip olmak ister. Ancak geçmişten kalan akne, yara, yanık izleri ve çatlaklar bazen güzelliğimize gölge düşürebilir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer nedir ve nasıl çalışır?

    Normal yaşlanma prosesine, güneş hasarı ve hava kirliliğinin zararlı etkileri de eklendiğinde kollajen yıkımı hızlanır. Kollajenin ciltteki miktarı azaldıkça kırışıklıklar gözlenmeye başlar. Cilt gençleştirmede kullanılan fraksiyonel CO2 lazerler, tüm cilt yüzeyini etkileyen konvansiyonel CO2 lazerlerin aksine, ciltte mikroskobik kolonlar açarlar. Bu kolonlar çok ince kanallardır. Bu bölgelerdeki esas hedef sudur, yani kollajen, kan damarları, keratinositler gibi su içeren yapılar, seçici termal hasara uğrarlar. Termal hasar oluşan bölgenin hemen yanındaki hasar görmemiş bölgelerdeki canlı hücreler hasarlı alana göç ederek buradaki onarım mekanizmasını uyarırlar. Böylece cilt altında yeni kollajen üretimi başlar. Yeni jenerasyon fraksiyonel CO2 lazerlerin en büyük özelliği cildin üst yüzeyine hasar vermeden işlevlerini cildin altında gerçekleştirmeleridir. Böylece cildin üst yüzeyinde çok daha hızlı bir iyileşme oluşur ve kişiler sosyal hayatlarına kısa süre içinde dönebilirler.

    Daha önce üretilen Er:Glass ve Er:Yag lazerlerin dalga boylarının kısa olması sebebiyle yeterli cilt derinliğine ulaşılamamakta, bu nedenle de etkileri sınırlı olup, bazen çok sayıda uygulamaya rağmen istenilen noktaya varmak mümkün olamamaktaydı. Bu sınırlamanın aşılması amacıyla dünya çapında gelinen son nokta CO2 lazer sistemlerinin fraksiyonel versiyonudur.

    Fraksiyonel lazer uygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye dayalı şekilde değil, inilen derinlik kesin olarak bilinir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme hızı çok yüksektir ve iyileşme süresi kısadır. Dalga boyu daha uzun olduğu için, daha derin dermisde etkisini gösterdiğinden benzer sistemlere göre etkisi çok daha yüksektir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Hangi Alanlarda Kullanılır?

    Cilt Yenileme, yüz gençleştirme:
    Yüz, göz kapakları, boyun , dekolte bölgelerindeki, el üstündeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesi ve genital bölge estetiğinde kullanılır.

    İz Tedavisi:

    Yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri (sivilce izleri) ve çukurları, yara ve yanık izleri ve deri çatlaklarının görüntüsünün düzeltilmesinde kullanılır.

    • Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi

    • Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi

    • Kötü yara iyileşmesi (hipertrofik skar) ve yara kabarmalarının (keloid) azaltılması

    • Bazı cilt kanserlerinin tedavisi

    • Piyojenik granülom tedavisi

    • Rinofima ve otofima tedavisi

    • Doğumsal veya sonradan oluşan benlerin tedavisi

    • Göz kapaklarında oluşan kolesterol plaklarının (ksantalezma) tedavisi

    • El, ayak, genital bölge gibi yerlerde oluşmuş siğil ve kondülomların tedavisi

    Fraksiyonel CO2 Lazer Sonucu Ciltte Oluşan Değişiklikler Nelerdir?

    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası, ani olarak cilt altı kollajen liflerinde %30 oranında kısalma meydana gelir. Sonraki 1 – 3 aylık süreçte ise cilt altında yeni kollajen oluşumu ve cilt altı bağ dokusunda yeniden düzenlenme meydana gelir. Tüm bunların sonucu olarak cilt gençleşmesi olarak adlandırılan ciltte gerilme, cilt üzerindeki pürüzlerde, lekelerde ve izlerde yüksek seviyede azalma olur. Ciltteki gözenekler daralarak cildin yapısı 2 – 5 yıl önceki durumuna geri döner.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Ağrılı mıdır?

    Uygulama sırasında yanma ve acı hissi olur. Bu his lokal anestetik kremler kullanılarak azaltılabilir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Kaç Kez Yapılır?

    Fraksiyonel CO2 lazer sisteminde seans sayısı sorunun şiddetine göre ve uygulamanın gücü ve derinlik ayarlarına bağlı olarak değişmektedir. Hafif – orta derece kırışıklıklar ve izlerde 2 – 3 seans yeterli iken çok derin sivilce izleri ve kırışıklıklarda tedavi 3 – 5 seans olarak düzenlenir. Seansların aralığı 1 – 1.5 aydır.

    İyileşme Sürecinin Özellikleri Nelerdir?

    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası pansuman gerekmez. Ciltte ilk gün kızarıklık ve ödem meydana gelir. Sonrasında 3 – 7 gün süren noktasal kabuklanma dışında bir şikayet olmaz. Hasta 3. günden itibaren makyaj yapabilir. CO2 fraksiyonel lazerin bu avantajı hastanın günlük yaşamına devam etmesine olanak sağlar.

    Uygulama Öncesi Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Hasta uygulama öncesi güneş ve solaryumdan 1 ay uzak kalmalıdır. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçlar (aspirin,heparin), retinoid içeren ilaçlar (isotretionin), ışığa duyarlılığa neden olan ilaçlar (tetrasiklin, naproksen, östrojen, progesteron, doğum kontrol hapları, klorokin) alınmamalıdır. Uygulama öncesinde cildi aşındırıcı dermabrazyon ve peeling gibi tedaviler veya cilt germe operasyonu uygulanmışsa mutlaka uygulama yapan doktora söylenmelidir. Hastada geçmişte herpes (uçuk) çıkarma öyküsü var ise, mutlaka uygulama öncesinde ilaç almalıdır.

    Uygulama Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Uygulamadan 2 gün sonra ılık duş alınabilir. Ödem ve inflamasyonu azaltmak için soğuk kompres uygulanabilir. Uygulama sonrası ciltte oluşabilecek kabuklanmayı azaltmak için cilt nemli ve temiz tutulmalıdır. İlk hafta içinde bu nemlendirme işlemi günde 3 – 4 kez tekrarlanmalıdır. Hastanın cilt tipine ve çevre koşullarına bağlı olarak iyileşme sonrası güneş koruyucular kullanılmalı, cilt soyucu kremler ise en az 1 ay kullanılmamalıdır.

    Tedavi kimlere uygulanmaz?

    • Kişide son 3 ay içinde izotretinoin kullanma öyküsü varsa bu tedavi uygulanmaz.
    • Hamilelere uygulanmaz.
    • Deride aktif enfeksiyonu ve aknesi olanlara uygulanmaz.

  • Güzel görünüm önce cildinizden başlar

    Cilt bakımı her insanın yapması gereken bir bakımdır. Hem estetik hem de özellikle sağlık açısından çok önemlidir. Cilt temizliğine önem vermek cildimizin ileriki yaşlarda kırışmasını önemli ölçüde azaltacaktır. Çünkü cildimizi olumsuz etkileyen birçok faktör vardır. Bunların başında makyaj, stres, sigara ultraviyole ışınları, dengesiz beslenme ve hava değişimleri gelmektedir. Tüm bu etkenler yaşımız genç olsa bile yüzümüzü solgun göstermesine neden olur. Sağlıklı cilt parlak ve canlı olur. Bu yüzden 20’li yaşlardan itibaren herkesin cildini temizlemesi ve gerekli bakımı yapması gerekir. Her insanın cildi aynı değildir. Bu yüzden ilk önce cilt analizi yaptırarak cilt tipinizi öğrenip ona uygun bir cilt bakımı yaptırmanız gerekir. Tam bir cilt bakımı için ayda bir kere cilt bakım merkezine gidip genel bakım yaptırabilirsiniz. Bu bakım yaklaşık 2 saat sürmekte olup sırasıyla temizleme, tonik, peeling, buhar, maske, nemlendirme işlemleri uygulanır.

    Ayrıca beslenmenize dikkat etmeniz gerekir. Sivilce genellikle çinko eksikliğinden dolayı çıkar. Kabak çekirdeği, badem, brokoli, yumurta ve peynirde bolca çinko bulunmaktadır. Ayrıca A, C ve E vitaminleri olan sebze ve meyveleri de bol miktarda tüketmek gerekir.

    “Yaşlanma” yılların vücutta meydana getirdiği değişikliklerdir. Yaşlanma doğumla başlayan ve ölümle biten bir hayat sürecidir. Ama doku ve organlarda asıl yıpranma büyüme ve gelişmenin tamamlandığı ergenlik çağından sonra başlar .

    Doğum tarihi kaydı güvenilir olup en uzun yaşayan insanlar rekoru 10 yıl önce ölen Fransız Louise Calment’e (122) aittir. Aslında insanlara ait bir hücre olan fibroblastlar laboratuar şartlarında 150 yıl kadar yaşayabilmesi insanın eğer şartlar hazırlanırsa oldukça uzun süre yaşayabileceğini göstermektedir.

    Günümüzde, anti-aging yani “geriye yaşlanma” konusu ile uğraşan bilim adamları insanların yaşam süresini yüz yaşın üstüne çıkarmak amacındalar. Kuşkusuz bu kişilerin hem sağlıklı hem de aktif olması amaçlanıyor. Türkiyede 1960’lı yıllarda 49 olan ortalama yaş sınırı, 2000 ‘li yıllarda 69’ u geçmiştir. O halde geçen son 40 yılda ömrümüzün 20 yıl daha uzadığını söyleyebiliriz.

    Uzun yıllar boyunca hekimler dahil herkes ileri yaşlara kadar yaşamayı bir kader olarak görüyordu. Doğanın değişmez kanunu “İnsanlar doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler“ kuralına müdahalede bulunmak imkansız bir tabu olarak kabul edilmişti. Son yıllarda bunun aksini düşünen bilim adamları “anti-aging” kavramını yani yaşlanmayı yavaşlatıcı arayışları gündeme getirmeye başladılar.

    Deri hastalıkları

    Deri hastalıkları (dermatoz), ciltte görülen hastalıklardır. Sayılmayacak kadar çok deri hastalığı vardır. Deri hastalıklarına genel olarak dermatoz, ilgili bilim dalına da dermatoloji ismi verilir. Deri hastalıkları hakkında genel bir fikir edinebilmek için birkaç bölüme ayırmak mümkündür.

    Mikroorganizmaların sebep olduğu deri hastalıkları

    Bu organizmalar genellikle deri iltihaplanmalarına yol açar. Mikroorganizmalar derideki herhangi bir bozukluğun üzerine kolayca yerleşebilirler. Yaralar, yanıklar, uyuz, böceklerin ısırdıkları yerler, egzemalar ve uçuklar kolayca iltihaplanabilirler. Deri iltihaplarına dermatit de denir. Mikroorganizmaların yol açtığı hastalıklardan olan cüzzam, deri veremi ve frengide ise yukarıdaki bahsedilen iltihaplanmaların dışında bir mekanizma söz konusudur. Bunlar bu yüzden spesifik iltihaplar veya spesifik enfeksiyonlar grubu olarak adlandırılmıştır.

    Estetik Cerrahi

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi, doğumsal veya sonradan edinilmiş anomalilerin, şekil ve işlev bozukluklarının giderilmesine ve vücut imajının düzeltilmesine çalışan cerrahi bir tıp branşıdır.

    Plastik, Yunanca “plasticos” gelen bir sözcüktür ve “şekillendirmek”, “kalıba uydurmak” anlamlarını taşır. Rekonstrüktif ise Latin kökenli bir sözcüktür ve “yeniden yapmak” anlamını taşır.

    Estetik Cerrahi, Plastik cerrahi içinde yer alan bir yan daldır. Vücut imajının daha güzel ve mükemmele ulaştırılmasını sağlamak için yapılan operasyon ve girişimlerle uğraşır. Burada tıbbi bir problemden çok estetik problemler yani güzellik kaygısı vardır.

    Medyada, plastik cerrahinin estetik yönüne ait haberler daha fazla yer almakta ve belki de bu nedenle halk plastik cerrahları sadece estetik cerrahi yapan kişiler olarak algılamaktadırlar.

    “Özetle; Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi tüm vücut yüzeyinde deri derialtı ve kemikleri etkileyen her türlü bozukluğun onarılmasına çalışır. Bunu yaparken temel kural hangi dokular kaybolduysa ona benzer dokularla onarım yapmaktır.”

    Estetik cerrahi konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta estetik cerrahi uygulama ve ameliyatları mutlaka Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ihtisası yapmış uzman estetik cerrahlar tarafından yapılmalıdır.

  • Fraksiyonel lazer ile iz tedavisi ve cilt gençleştirme

    Non-ablatif Cilt Yenileme (Franksiyonel Erbium Glass Lazer)

    Fraksiyonel Non-ablatif Cilt Yenileme Sistemi nasıl çalışır?

    Fraksiyonel Non-ablatif lazer sistemi (Erbium Glass) ışığı mikrosütunlar halinde yayar ve cilt altında koagülasyon (pıhtılaşma) alanları oluşturur. Bu sütunlarda yeni, sağlıklı dokuyu oluşturacak olan doğal iyileşme süreci başlar.

    Hangi bölgelerde çalışabilir?

    Fraksiyonel Non-ablatif cilt yenileme sistemi yüz, boyun, dekolte ve eller gibi birçok vücut bölgesinde güvenle çalışabilir.

    Fraksiyonel Non-ablatif Cilt Yenileme Sistemi’nin diğer cilt yenilememetodları ile ne gibi farkları vardır?

    Epidermis ve dermisin bir kısmını kaldıran CO2 lazer uygulamalarında sonuçlar çok iyi olmasına rağmen birkaç haftaya uzayan kızarıklık ve renk değişikliği sosyal hayatı kısıtlayabilir. Bu yöntemde ise cildin en üst tabakası olan stratum korneum yerinde kalırken epidermis ve dermise uyarılar gönderir, bu da hızlı iyileşme sağlar.

    Fraksiyonel lazerde soruna yönelik olarak 2 başlık kullanılır:

    10 mm başlık: daha küçük bir alan kaplamasına rağmen cildin daha derin katmanlarına inerek derin kırışıklıkların ve akne izlerinin giderilmesinde, yumuşak dokunun sıkılaştırılmasında, gözeneklerin küçültülmesinde, cildin yenilenmesinde etkili olur.

    15 mm başlık: kapladığı daha büyük alanla cildin yüzeyine etki eder. Dolayısıyla asıl etkinliği cildin yüzeyinde oluşmuş lekeler üzerinedir. Güneş ve yaş lekeleri, hamilelikte oluşan lekeler (melazma) gibi pigmentasyon artışının olduğu durumlarda kullanılır.

    Her iki başlıkla da 1 seansta cildin ortalama % 20’si etkilenmektedir. Dolayısıyla önerilen seans sayısı 3 – 5 seanstır. Genelde gözle görülür sonuçlar 3. aydan itibaren kendini göstermeye başlar.

    Tedaviler ağrılı mıdır? Tedaviden sonra neler beklemeliyim?

    Tedavi bölgesinde birkaç saat içinde kaybolan kızarıklık, sıcaklık, ödem ve gerginlik olabilir. Ciltteki pembemsi görünüm çoğu kez 5-7 gün sürebilir. Uygulama sonrasında genellikle işinize ve diğer günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz. Hızlı iyileşmenin nedeni ısı kolonlarının çevresindeki sağlam doku alanlarıdır. Uygulama yapılanların çoğu ciltteki pozitif değişiklikleri birkaç gün içerisinde fark ederler. 3-4 hafta aralıklarla yapılacak olan bir dizi tedavi istenilen sonuçların görülmesi için yeterlidir. Tedaviyi yapacak olan doktorlarınız size fraksiyonel non-ablatif cilt yenileme teknikleri ve beklenen sonuçları hakkında daha ayrıntılı bilgi verecektir.

    Bu işlem neden sizin için uygundur?

    Eğer cilt renginiz koyu tonlarda (tip3, tip4) ise eğer ekstra bir zaman ihtiyaç duymadan günlük yaşantınıza geri dönmeyi tercih ediyorsanız, bu yöntem daha uygun olacaktır.

    Fraksiyonel Non-ablatif Cilt Yenileme hem iyi sonuçları hem de hızlı iyileşmeyi birarada elde etmemizi sağlar. Mikroskopik ısı kolonları, epidermis ve dermisin derin katmanlarına doğru ulaşırlar.

    Kombinasyon Tedavileri:

    Fraksiyonel Non-ablatif Cilt Yenileme Yöntemi, cilt elastikiyetinin azaldığı durumlarda İnfrared(Titan)veya Odaklı Ultrason(Ulthera) ile birlikte uygulanabilir. Daha derin kırışıklıklarda Fraksiyonel CO2 (ablatif) ile de kombine edilebilir.

    Neler Tedavi Edilebilir:

    Akne İzleri

    Yara İzleri

    Yüz gençleştirme

    İnce kırışıklıkların tedavisi

    Yüzeysel lekelerin yok edilmesi

    Gözenek sıkılaştırma

    Pürüzsüz bir cilt istenen tüm durumlarda kullanılabilir

    Uzm. Dr. Nezih KARACA

  • Cilt tipine göre kozmetik seçimi

    CİLT TİPİNE GÖRE KOZMETİK SEÇİMİ

    Işıl ışıl parlayan , gergin, diri bir cilde sahip olmak bütün kadınların hayali…böyle bir cilde sahip olmak için kozmetiklerden cerrahi müdahalelere kadar günümüzde bir çok seçenek sunuluyor. Özellikle kozmetikler bu alanda hem zahmetsiz kullanımları , hem de iddialı sunumları ile cezbedici oluyorlar ve bir çok kadın da pahalı kozmetiklere para harcamaktan çekinmiyor. Ancak her ne kadar pahalı kozmetikler, bu alanda yapılan en son araştırmaların ışığında, en iyi etken maddeler kullanılarak uzun çalışmalar sonucu üretiliyor olsalar da , cilt tipine uygun olmayan bir ürün seçildiğinde arzu edilen sonucu elde etmek mümkün olmuyor, hatta istenmeyen sonuçlarla da karşılaşılabiliyor. Bu yüzden kozmetik seçiminde ilk adımınız cilt tipinizi öğrenip buna uygun bir ürünün seçimi olmalı. Öncelikle cilt tipleri ve bunların bakımı hakkında kısaca bilgi edinmekte fayda var:

    Normal cilt:Görünümü şeffaf, nem ve yağ durumu dengeli, gözenekleri kapalı ve pürüzsüz bir cilt tip normal cilt olarak kabul edilir. En sorunsuz cilttir. Kullanılabilecek ürünler: 20-30 yaşlarda krem veya süt tipi makyaj temizleyiciler, sabunsuz köpüren jel temizleyiciler, alkol oranı normal tonik (yüzde 5-7.5) hafif nemlendiriciler ve haftada 1-2 kez peeling krem tercih edilebilir. Otuzlu yaşlardan itibaren haftada 1-2 günden başlayarak uygulanan besleyici gece kremi, göz çevresi kremi ve maskelere 40lı yaşlarda bol vitamin ve besleyici maddeleri içeren anti-aging serum ve kremler eklenmelidir.

    Kuru cilt: Görünümü mat, yağ salgılanması normalin altında ve nem oranı çok düşük bir cilt tipidir. Hem beyaz hem de esmer cilt tiplerinde rastlanabilir. Gözenekler ufak ve kapalıdır. Kullanılabilecek ürünler: Krem veya süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yoğun bir nemlendirici, yoğun yağ ihtiva eden besleyici gece kremi, nem ve yağ depo edici maskeler, göz çevresi ve boyun kremleri, peeling krem, yaş ilerledikçe serumlar ve ampuller eklenmelidir. Bu cilt tipi için bakım önerileri şöyle sıralanabilir:

    * Cildinizi kurutmayan nemlendirici kullanın.

    * Sert temizleyicilerden ve antibakteriyel sabunlardan; kuruma, pullanma ve kepeklenmeye neden olacağı için uzak durun.

    * Cildinizi kurutacağından alkollü tonik tercih etmeyin.

    * Yazın hafif yağlı, kışın ve sonbaharda yoğun ve daha yüksek yağ içerikli nemlendirici kullanın.
    Bu tip ciltler , 20li yaşlardan itibaren özellikle güneşten ve rüzgardan çok çabuk etkilenirler ve hızla kırışma eğilimindedirler. Bu yüzden yaz-kış bakım ürünlerinin ardından güneş koruyucu kullanımı da ihmal edilmemelidir.

    Karma cilt: T bölgesi (alın, burun ve çene) yağlı, yanaklar ve göz çevresi daha normal ve kurudur. Bazen nemsizlik söz konusu olabilir. Yağlı kısımlarda gözenekler açık olabilir, siyah nokta ve sivilce görülebilir. Diğer bölgelerde gözenekler kapalıdır. Kullanılabilecek ürünler: Süt ve jel tipi temizleyici, alkol oranı düşük tonik (yüzde 3-5), cildin ihtiyacına göre nemlendirici, temizleyici, sıkılaştırıcı maskeler, peeling krem, otuzlu yaşlardan itibaren cildin ihtiyacına göre gece kremi ve göz çevresi kremi ilave edilmelidir. Karma ciltler iklimlerden çok etkilenir. Yazın yağlı bölgeler daha çok yağlandığından akne sorunu olur. Kış aylarında ise yanaklar çok kurur, gerilme pullanma, kızarıklık ve kaşıntı ortaya çıkar. Bu cilt tipi için bakım önerileri şöyle sıralanabilir:

    * Mevsimlere göre kozmetik seçin. Sonbahar ve kışın, yanaklarınıza daha çok nemlendirici sürün.

    * Akneli ve yağlı bölgelere kurutucu ürün kullanın.

    * Temizleyici kullanırken alın ve burnu temizleyin. Toniği sadece T bölgesine sürün. Nemlendiriciyi ise yanaklara yoğun sürdükten sonra, kalan kısma, yani T bölgesine çok az sürün.

    Hassas cilt: Deri, damarları gösterecek kadar incelmiştir. Kızaran, kaşınan dalga dalga olan ve yanan bir cilt türüdür. Kötü koşullara hemen reaksiyon gösterir. Genellikle alerjik bir yapıya sahiptir. Susuz ve çok gerilen ciltlerdir. Kullanılabilecek ürünler: Süt tarzı temizleyiciler, alkolsüz tonik ve hassasiyet giderici bakım kremleri. Bu cilt tipine sahip kişiler, yeni bir kozmetik ürün satın almadan önce, o ürünü kulak arkası veya dirseğin iç kısmı gibi bir bölgede 3 gün kadar denedikten sonra herhangi bir reaksiyonla karşılaşmadıkları takdirde yüzlerine kullanmalıdırlar.

    Yağlı cilt: Görünümü parlak ve yağlıdır. Gözeneklerin içi dolu ve açık, siyah noktalı, sivilceye müsait cilt tipidir. Yağlı cildi 3’e ayırmak mümkün: Problemsiz yağlı cilt: Cilt parlak, nem oranı normal, gözenekler açık ve içleri genellikle siyah noktalıdır. Kullanılabilecek ürünler: Jel tipi temizleyici, alkollü tonik, çok hafif nemlendirici, temizleyici- sıkılaştırıcı maskeler ve peeling krem.

    Yağlı ve hassas cilt: Cilt yağlı olmasına rağmen nemsizdir. Geniş gözenekler boş da olabilir. Deri hassasiyete bağlı hafif kırmızıdır; pul pul kalkabilir. Kullanılabilecek ürünler: Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, çok hafif nemlendirici, hassasiyet giderici kremler, pomatlar, hassasiyet giderici ve yağ dengeleyici maskeler. Bu tür ciltler, yaş ilerledikçe kırışmaktan ziyade gevşeyip sarkma eğilimindedirler. Bu yüzden yağlı cildi olanlar 30lu yaşlardan itibaren sıkıştırıcı –toparlayıcı bakım ürünlerini tercih etmelidirler.

    Akneli yağlı cilt: Yağ salgısı normalin üstünde olduğundan devamlı parlayan bir cilttir. Sivilce, akne ve siyah nokta yoğundur. Gözenekler genişlemiş, içleri doludur. Nem oranı normaldir. Kullanılabilecek ürünler: Akne; mutlaka bir dermatolog denetiminde, medikal olarak tedavi edilmelidir. Medikal tedaviye ek olarak günlük bakımda verilebilecek ürünler; sabun veya jel tipi temizleyici, alkol oranı yüksek tonik, çok hafif nemlendirici, temizleyici ve sıkılaştırıcı maskelerdir.

    Olgun cilt: Olgun cilt, hücrenin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Özellikle menopoz sonrasında östrojen hormonu eksikliğine bağlı olarak cilt nemsizleşir, yağ bezleri salgısında yüzde 50’nin üzerinde azalma olur. Deride incelme, sarkma, derin çizgiler ve cilt lekeleri meydana gelir, kılcal damarlar yüzeye çıkar, yer yer yağ topakları gelişir, gözenekler genişler. Özellikle 35 yaşından itibaren uygulanan kürler, cildin güzelliği için önemlidir. Kullanılabilecek ürünler: Süt veya krem tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yoğun nemlendirici, besleyici, hücre yenileyici bakım kremi, yağ ve nem depo edici hücre yenileyici maskeler, serim, ampuller ve peeling kremleridir. Günümüzde oldukça etkili anti aging programları dermatologlar gözetiminde uygulanmakta ve doğru medikal kozmetik ürünler dermatolog denetiminde kullanıldığı zaman yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir.

    Evet, gördüğünüz gibi her cilt tipinin bakımında kendine özgü püf noktaları var. Bunlara dikkat ettiğimizde sonuçlardan memnun kalmak sürpriz olmayacaktır.

  • Cildimizde yaz hastalıkları

    CİLDİMİZDE YAZ HASTALIKLARI

    Yaz mevsiminin sonuna yaklaştığımız şu günlerde sıcaklar tüm hızıyla devam ediyor. Her ne kadar yaz mevsimi çoğumuz için dinlenme, kış yorgunluğunu atma fırsatı sunsa da , bazı kişiler için sıkıntılı günler anlamına da gelebiliyor. Çünkü bu mevsimde nezle , grip yaşamasak da bazı cilt hastalıkları ile yaz mevsiminde eskisine göre giderek artan sıklıkta karşılaşıyoruz. Özellikle açık tenli kişiler bu cilt problemlerinden daha fazla etkileniyorlar. Çünkü günümüzde tatil anlayışımız yüz yıl öncesinden çok farklı: yazın güney ve batı sahillerine deniz tatiline gitmek büyük-büyük annelerimizin aklına gelmezdi bile! Kıyısı olan yerleşim yerlerinde çok sıcak günlerde denize girildiğinde de insanlar derileri görünmeyecek giysilerle suya girerlerdi. Beyaz bir cilt ayrıcalık simgesiydi o yıllarda! Ancak sürekli açık havada çalışmak zorunda olan işçiler kararırlardı.

    1940lı yılların ortalarında BİKİNİ denen deniz giysisi icat edildikten sonra alışkanlıklar da hızla değişmeye başladı. 1950lerden sonra yanık ten sağlık ve çekicilik simgesi oldu. İnsanlar güneş altında daha fazla zaman geçirmeye başladılar. Bu arada ozon tabakası da delindi ve güneşin zararlı UV ışınları yeryüzüne giderek daha yoğun dozlarda ulaşmaya başladı. Sonuç: giderek daha fazla sayıda insan yaz mevsiminde yaşadığı cilt sorunları nedeniyle doktora başvurmaya başladı. Bu sorunların yazın keyfimizi kaçırmaması için karşılaşabileceğimiz durumlara ve alabileceğimiz önlemlere göz atalım:

    GÜNEŞ ALERJİSİ:

    Güneş alerjisinin başlıca iki tipi vardır:

    Polimorf ışık dermatozu en sık rastlanan tiptir. Bu hastalıkta etken doğrudan doğruya UV ışığa karşı gelişen aşırı duyarlılıktır. Döküntüler , bahar aylarının son günlerinde , henüz tatil mevsimi açılmadan , kısa kollu ve yakası açık giysiler giymeye başladığımızda, önceden güneş görmeyen vücut bölgelerinin güneşle ilk temasını izleyen 3-4 gün içinde kendini gösterir. Genellikle kolların dirsekten aşağı kısmı, boyun, dekolte , bacakların dizden aşağısı ve ayakların üst yüzlerinde şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve kabarıklıklar şeklinde döküntüler ortaya çıkar. Kontrol altına alınmadığı takdirde bu döküntüler 2-3 ay kadar devam edip yaz sonuna doğru kendi kendine iz bırakmadan kaybolurlar. Her yıl aynı dönemde tekrarlama eğilimindedirler. Tedavisinde güneş koruyucular, kaşıntı giderici losyonlar ve antihistaminiklerden faydalanırız. Önceden bu alerjiyi yaşamış olanlar mevsiminde şikayetleri başlamadan doktora başvurduklarında bu dönemi daha rahat geçirebilecek önlemler önerilir.

    Fotoalerjik reaksiyonlar : Bazı antibiyotikler, bazı şeker hastalığı ilaçları, idrar söktürücüler ve bazı antidepresanlar gibi ağızdan alınan ilaçlar, maydanozgiller , turunçgiller,incir sütü, turpgiller ve bazı çayır bitkilerinin deriye teması, bazı kozmetiklerde , losyon ve parfümlerde kullanılan kimi esanslar ve kimyasal maddeler cildin güneş ışığı ile temasının ardından güneş alerjisini tetikleyebilir. Güneşle temastan 4-6 saat sonra ortaya çıkan reaksiyonlar genellikle geçici özellikte olup tekrarlama eğilimi göstermezler. Kaşıntıyı rahatlatıcı önlemler yeterli olur. 24-48 saatte ortaya çıkan alerjilerin ise vücudun önceden duyarlanmasına bağlı olduğu düşünülür. Bunlar tekrarlama eğiliminde olduklarından tetikleyici etkenin bulunup mutlaka bunlardan uzak kalınması gerekir.

    MAYORKA AKNESİ: Özellikle cildi yağlı olan yetişkin kadınlarda görülür. UVA ışınlarına maruz kaldıktan kısa süre sonra boyun, dekolte , omuzlar ve kollarda kırmızı ufak kabarıklıklar şeklinde kendini gösterir. Özellikle plajda kullanılan güneş kremlerindeki yağ ve kimyasal ürünlerin tetiklediği düşünülmektedir. Sonbaharda kendi kendine iyileşir. Cilt tipine uygun fazla yağlı olmayan jel tarzı güneş ürünlerinin tercih edilmesi bu sorunun ortaya çıkma riskini azaltacaktır.

    GÜNEŞ YANIĞI : Yoğun güneş ışığına uzun süre korunmasız maruz kalınması ile ortaya çıkan doğal bir deri reaksiyonudur. Güneş temasından 4-8 saat sonra deride kızarma, acıma, şişme, ağrı ile kendini gösterir. İleri vakalarda deride su toplama olur. En şiddetli seviyesine genellikle 2. Günde ulaşır. Bu tür vakalara genellikle hafta sonu günübirlik denize giden kişilerde Salı-Çarşamba günleri rastlarız. Güneş yanığı yaşamamak için ışınların en kuvvetli olduğu 11-16:00 saatleri arasında güneşte oturmamak, cilt tipine uygun güneş koruyucu krem ve losyonları sık aralıklarla, suya her girip çıktıktan sonra tekrarlamak, açık renkli giysi, şapka, gözlük gibi fiziki korunma tedbirlerini ihmal etmemek temel önlemlerdir. Unutmamalıyız ki, acısı birkaç günde geçse bile güneş yanığı , uzun vadede cilt yaşlanmasını ve deri kanseri riskini arttıran en önemli risk faktörlerinin başında gelir. Yaşam boyu 5 kezden fazla güneş yanığı geçirmek deri kanseri riskini 2 kat arttırmaktadır. Melanoma adı verilen en tehlikeli deri kanseri tipinin ağır güneş yanığı gibi kısa süreli yoğun güneşe maruz kalma sonucu ortaya çıktığı unutulmamalıdır. Özellikle çocukluk çağında içi su dolu kabarcıkların gelişimi şeklinde geçirilen tek bir ağır güneş yanığı, yaşam boyu deri kanseri geliştirme riskini arttırmaktadır.

    HERPES SİMPLEKS=BASİT UÇUK : Viral bir hastalık olan dudak uçuğu vücutta sinir köklerinde uyur halde bulunur. Vücudun bağışıklık sisteminin zayıfladığı hallerde uçuk mikrobu aktif hale geçer. Ateşli hastalıklar, yorgunluk, stres gibi etkenlerin yanı sıra, güneşin UV ışınlarının da bağışıklık sistemimizi baskılayıcı etkisi vardır. Bu yüzden önceden vücudunda Herpes virüsü taşıyan kişilerin genellikle tatillerinin ilk günü güneşlenmelerini takip eden saatler içinde dudakları uçuklar. Böyle bir tatsızlık yaşamamak için güneşe çıkmadan 24 saat önce koruyucu dozda uçuk ilacı almak faydalı olacaktır.

    İSİLİK: Yazın en sık görülen hastalıklardandır. Ter bezlerinin ağzının fazla üretime bağlı olarak tıkanmasıyla ortaya çıkar. Gözeneklerin altında biriken ter zerrecikleri dokuyu tahriş ederek döküntü ve kaşıntı yapar. En sıklıkla bebeklerde, fazla kilolu kişilerde, sıcak ve nemli ortamlarda çalışanlarda görülür. En çok boyunda, koltukaltı ve kasıklarda, diz ve dirseklerin iç yüzünde, meme altlarında ve belde kemer çizgisinde küçük kırmızı kabarcıklar şeklinde kendini gösterir. Çok şiddetli kaşıntı yapabilir. Tedavisinde öncelikle isilikli kişi serin bir ortamda tutulmalıdır. Serinletici ılık duş almak faydalıdır. Kaşıntılı durumlarda ferahlatıcı , mentollü losyonlar önerilir. Bunlar yeterli olmadığı takdirde doktora başvurulmalıdır.

    MANTAR HASTALIKLARI : Mantar hastalığı bütün deri yüzeyinde görülebilir. Dermatofit veya kandida denilen mikroorganizmaların yol açtığı yüzeysel deri enfeksiyonlarıdır. Derinin özellikle koltukaltı, kasıklar, ayak parmaklarının arası gibi sıcak ve nemli bölgelerinde daha sık rastlanırlar. Yaz mevsiminde terlemenin artması, hareketsiz kalınması, deniz ve havuza girme sonrası vücudun iyi kurulanmaması ve ıslak mayo ile kalınması yaz mevsiminde bu hastalıkla daha sık karşılaşmamıza neden olurlar. Bu hastalıktan uzak kalmak için genel olarak hijyen ve bakım önemlidir. Mantarlar bulaşıcı olduğu için giysi, mayo, havlu, saç fırçası gibi kişisel kullanılan gereçler risk grubunda olan veya mantar geçiren insanlarla paylaşılmamalıdır. Doktorun vereceği krem, sprey şeklinde sürülen veya ağızdan alınan ilaçlarla mantar hastalığı hızla iyileşir. Hastalığın tekrarlamaması için vücudun kuru ve serin tutulması, banyodan , denizden, havuzdan sonra iyi kurulanmak çok önemlidir.

  • Yenidoğanlarda görülen cilt sorunları

    1) Yeni doğan bebeklerde karşılaşılan en önemli cilt sorunlarından biri pişik herhalde… Tedavisi için ebeveynlerin neler yapmaları gerekir?

    Bebeklerde en sık karşılaşılan cilt problemlerinden biri pişiklerdir. Ortaya çıkaran neden gayta ve idrarla temas eden derinin hem bunlarla hem de gaytada bulunan mikroorganizmalarla direk temas ederek tahriş olmasıdır. bununla beraber bebek bezinin deri ile sürtünmesi de önemlidir. Bu temas ne kadar uzun sürerse ortaya çıkacak tahriş daha da kötüye gidebilmektedir. ayrıca çocuk bezi bölgesindeki kapalı alan tarif edilmek gerekirse sıcak ve nemli bir ortamdır. Bu durumların hepsi bir arada pişik oluşumunu tetikleyebiliyor.

    Bunu önlemek için öncelikle Bebeğin bezi sık olarak değiştirilmelidir. iyi emici özelliği olan bezler tercih edilmelidir.

    bebeğin altı ıslak, pamuklu ve yumuşak bir bezle silinmelidir. bez bölgesi ayrıca su içinde yağ içeren losyon ve kremlerle, alkol içermeyen yumuşak mendillerle silinebilir. sabun kullanılması önerilmemektedir. kız çocuklarının genital bölgesi ıslak bezle önden arkaya ve kıvrımlar da dahil olmak üzere silinmelidir. erkek çocuklarda testis bölgesi özellikle dikkatli temizlenmelidir. Temizleme işleminde mümkün olduğu kadar hassas davranılmalı, bu bölge iyice kurulandıktan sonra veya biraz açık bekletildikten sonra kapatılmalıdır.

    her bez değişiminden sonra çinko oksit gibi koruyucu özellikteki kremler düzenli sürülmelidir. talk pudrası kullanılması önerilmez.

    2) Bebeklerin cilt sağlığı için kıyafetlerinin nasıl yıkanması gerekir?

    Bebek cildinin çok hassas olmasının nedeni; henüz dış etkenlere maruz kalmamış olması, cildindeki yağ tabakasının az olması dolayısıyla cildin dış etkenlere karşı koruyucu tabakasının tam olarak oluşmamış olmasıdır.

    Bebek cilt yapısı erişkin cildinden farklı olduğu için kendi çamaşırlarınız için kullandığınız deterjanlar bebeğinizin cildine zarar verebilir. Bu nedenle bebek giysileri erişkin giysilerinden ayrı yıkanmalıdır.

    • Giysilerin marka etiketlerini çıkarırsanız bebeğinizin cildinin tahriş olmasını önlersiniz.

    • Bebeğinizin yeni kıyafetlerinin önce yıkanması ve ardından da ütülenmesi gereklidir.

    • Bebeğinizin cildi için giysilerini yıkarken cildinin tahriş olmaması için çamaşır suyu ya da buna benzer deterjanlarla giysileri yıkamamalısınız. Bebek cildinde uygunsuz deterjan kullanımına bağlı olarak kaşıntı, kızarıklık gibi yan etkiler oluşabileceği gibi ilerleyen dönemlerde alerjik kontakt dermatitler gelişebilir.

    • Bebek giysileri için özel üretilen deterjanlar veya sabun tozlarını tercih etmelisiniz. Giysileri yıkamadan önce yıkama talimatnamesinin okunması ve ona göre yıkanması gereklidir. Sıvı formdaki deterjanlar daha kolay durulandığı için bunları tercih edebilirsiniz.

    • Bebek giysileri çok iyi durulanmalıdır. Yıkanan giysileri mutlaka açık havada kurutulmalı ve ütülemelisiniz. Ütü sağladığı yüksek ısı nedeniyle hijyenik etkiyi artırır.

    • Yıkama sonrası bebeğinizin giysilerini güneş gören bir yerde kurutun. Güneş ışınları bazı bakterilerin yok olmasına yardım eder. Çamaşırları kuruduktan sonra serin ve kuru bir yere ya da çocuğunuzun dolabına kaldırın.

    3) Güzel koksun diye bolca deterjan ya da yumuşatıcı kullanmak doğru mudur?

    Parfüm içeren, bol deterjan ve yumuşatıcılar kullanmayı önermiyoruz. Kıyafetlere nüfus eden parfüm ve deterjan-yumuşatıcı kalıntıları ileride gelişebilecek allerjik reaksiyonları ve ekzema gibi deri hastalıklarını tetikleyebilir.

    4) Çocuklarda görülen konak için neler yapılabilir?

    Konak konusunda anne babaların gereksiz endişelere kapılmamasını öneririm. Çünkü konakların nedeni kötü bakım değildir. Esas neden derinin yağ bezlerinin aşırı çalışması sonucu, fazla yağ salgılaması, bu yağların yama tarzında birikmesi ve daha sonra kuruyarak dökülmesi.

    Konağı olan bebeklerde o bölgelerin hassas bebek şampuanları ile yıkanması ve banyonun ardından bebek yağı uygulanması faydalıdır.

    Konak tedavi edilmese bile normal şartlar altında aylar içerisinde kendiliğinden geçer.

    Konak tedavisi için şöyle bir öneride bulunabilirim:

    Pullar kuru ise bebeği yıkamadan bir saat önce pullu alana zeytinyağı veya bebek yağı sürerek yumuşamasını sağlayabilirsiniz.

    Bebeğin başını her gün bebek şampuanıyla yıkayabilirsiniz.

    Kafa derisine kabukların dökülmesini sağlayacak şekilde masaj yapabilirsiniz.

    Bebeğinizin saçını yumuşak uçlu bir fırça ile nazikçe fırçalayabilirsiniz.

    Bu önerileri uygularsanız bir süre sonra genellikle konakların kaybolduğunu göreceksiniz.

    5) Yeni doğan bebeklerin bazılarında benler oluyor… Bunların bir doktora gösterilmesi gerekli midir?

    Bel bölgesinde mongol lekesi olarak adlandırılan mavi-kurşuni renkte yuvarlak oval lekeler olabilir. Bunun bir önemi yoktur ve genellikle kendiliğinden ilerleyen yıllarda kaybolur.

    Yenidoğanların %1^nde benler olabilir.bunlar zamanla kalınlaşır ve renkleri koyulaşabilir. bunların bazıları 20 cm’den büyük olabileceği gibi 1 cm’den küçük de olabilir. Bu tür benleri olan bebeklerin en azından yılda bir kez olmak üzere düzenli olarak benlerini kontrol ettirmeleri önerilir.

    6) Özellikle yazın, bebeklerin cildini kurumalardan ve güneş ışığından nasıl korumalıyız?

    Bebeklerin ciltleri ve koruyucu özellikleri erişkinlere göre daha zayıftır. Bu yüzden özellikle yaz aylarında da her gün düzenli olarak ciltlerini nemlendirmek ve özellikle güneşten çok iyi korumak gerekir. Güneşten: açık renkli kıyafetler ve şapka ile korurken, açıkta kalan bölgelerine özellikle kimyasal madde içermeyen fiziksel güneş koruyucuları 2-3 saatte bir sürmek çok önemlidir. Fiziksel koruyucu olarak titanyum dioksit ve çinko oksit içeren güneş koruyucular tercih edilmelidir. Bunlara rağmen güneşten koruma tam olamamaktadır ve bu yüzden 10 ile 15 saatleri arasında dışarıda bulundurmamaya özen gösterilmelidir.

    7) Bazen de aileler çocuklarındaki cilt rahatsızlıklarına karşı etraftan duydukları bazı bitki karışımlarını kullanıyor, bunların cilde direkt uygulanması ne kadar doğrudur?

    Hiç bir cilt hastalığının tedavisinde özellikle bebek gibi hassas bir cilde sahip ise etraftan duyulan bitkisel ürünler kullanarak tedavi etmeye çalışılmamalıdır. her bebeğin ve her hastalığın tedavisi kişiye özel olmalıdır ve birine iyi gelen bir karışım diğerine tam ters etki yapıp daha ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabilir. yada bebeğin hayatı boyunca yaşayacağı allerjik deri hastalıkları yada lekelenmeler ortaya çıkabilir.

    8) Son olarak bebeklerde cilt problemleriyle ilgili ebeveynlere neler söylemek istersiniz?

    Yenidoğan derisi erişkinlerin derisinden birçok yönü ile farklılıklar gösterir. yenidoğanların yaklaşık %80’nde cilt problemlerine rastlanır ve bunların çözümleri doğru tedavi ile genellikle hızlı bir şekilde çözüme kavuşabiliyor. Bebeklerde gelişebilecek mikrobik enfeksiyonun en önemli kaynağı bebeği bakan kişinin elleridir. Bu yüzden bebeğinize dokunmadan önce her seferinde elleri yıkamak çok önemlidir. dışarıdan eve girer girmez evdeki büyükler mutlaka ellerini yıkasınlar. hassas bebeklerinizin ciltlerinde karşılaştığınız bir problemde mutlaka bir uzmana danışın.

  • Prp yöntemi nedir?

    Platelet Rich Plazma kelimelerinin baş harflerinden alınan PRP; günümüzde cilt gençleştirme yöntemlerinden hücresel tedavide gelinen en iyi noktalardan biridir. Platelet trombosit demek olup; trombositler kanımızda var olan hücrelerdir. Sayıları ortalama

    300.000 kadar ve ömürleri 4 gündür. 2-4 mm çaplı bu hücreler kanın pıhtılaşma veya akışkanlık özelliklerini ve yaraların iyileştirilmesinde yara yerinin temizlenmesi görevlerini yerine getirir. Ayrıca trombositlerden salınan büyüme faktörleri hücrelerin onarım mekanizmasını devreye sokarak yaraların iyileşmesini sağlamaktadır.

    Anti-aging ve PRP ilişkisi;

    Cildin ışıklarla, lazerle veya kimyasal peelinglerle uyarılması aslında sınırlandırılmış hasarla ciltte onarımı ve gençleşmeyi tetiklemek anlamına gelir. Kısacası ciltte çok hafif hasar yaratır gibi yaparak cildi uyarıp; yara iyileşme mekanizmasını devreye sokmak; cildi gençleştirmek için bir tetiktir. Çünkü hücreler uyarı sonrası harekete geçer; yara iyileşmesini taklit edercesine üretim başlar, kollajen ve elastik lif üretilir, dolaşım artar, dokunun uyarılan bölgesi temizlenir, arınır; dolayısıyla rengi açılır, damarları iyileşir, cildin sağlığı eskisinden daha iyi olacak şekilde geri kazanılır.

    Cilt uyarılmazsa yaşlanır; burada vurgulamak istediğim şey mekanik veya kimyasal, iğneli veya iğnesiz, cilde uygun olan doğru yöntemleri kullanarak cildi uyarmakla yılları geriye çevirmiş, anti-aging yapmış olabilmekteyiz.

    PRP tek başına ne kadar etkilidir? Sonuçları nelerdir ve etkisi ne kadar sürer?
    Hücresel tedavi yöntemi ile kastedilen, hücrelerin çalışmasını teşvik etmek ve ihtiyacı olan malzemeleri vermektir. Bu yöntem hücrelerin çalışmasını tetikleyen büyüme faktörlerine ortam sağladığı için, anti-aging tedavide değişmeyecek bir yere sahiptir. PRP tedavisinin tek başına yeterliliği, kişinin yaşına, yaşanmışlığına, cildin görünen ve analiz edilen sonucuna göre değişecektir. Cilt güneşten yıpranmış ve sarkmış olsa da, sadece cansız ve soluk görünüyorsa da yapılması faydalıdır.

    Tedavinin herhangi bir yan etkisi var mıdır?

    Bu tedavi otolog yani kişinin kendi hücresinin tekrar kendisine verilmesiyle ilişkili olduğu için zararı yoktur, uygulanabilir; ancak beklentiler açısından uygulayan hekimin hastasını, gerekirse doğru tedavilerle desteklemesi uygundur.

  • Cilt sarkması ve kırışıklık tedavisinde, yeni ve etkin yöntem: ultherapy

    Yüz ifademiz birçok şey anlatır. Çoğu zaman yüzdeki kırışıklıklar için ‘tecrübe’, sarkma ve üzgün görünüm için ‘yorgunluk’ tanımı yapılır. Bunlara çözüm olarak ‘estetik cerrahi’ her zaman bir seçenektir. Ama şimdi yeni bir seçenek olarak, cerrahi uygulamaksızın yüz asma yöntemi olan Ultherapy ile, zamanın ve yerçekiminin ciltte yarattığı tahribatı önemli oranda düzeltmek mümkün olabilmektedir.

    Ultherapy ile 30 dakikalık tek bir uygulama sonunda meydana gelen ‘güzel’ görünüm, cildin kendi iyileşme sürecini kendisinin yaratması sonucu olarak, cilt altında yer alan bağ dokusunun güçlenmesi ile meydana gelmektedir.

    Ultherapy’nin işleyişi nasıldır?

    Diğer ultrason uygulama yöntemlerinde olduğu gibi, uygulama başlığı cilde temas ettirilir ve uygulamayı yapacak uzmanın çalışma alanını planlayabilmesi için cilt ve cilt altı dokusu Ulthera cihazının ekranında görüntülenir. Ardından aynı uygulama başlığı ile cilt yüzeyinin 4,5mm ve 3mm derinine odaklanmış termal (ısıya bağlı) hasar odakları oluşturulması yolu ile cildin bundan olumlu anlamda yararlanması sağlanır. Bu işlem sırasında cilt yüzeyi tahrip edilmez. Zamanla mükemmel bir sıkılaşmanın oluşması sonucunda doğal bir ‘yüz germe’ etkisi gözlenir.

    Uygulamanın diğer ameliyatsız yüz germe işlemlerinden farkı nedir?

    Ultherapy, odaklanmış ultrason teknolojisinin kullanıldığı ‘tek’ cilt yenileme (skin rejuvenation) yöntemidir.

    Güvenilir teknolojisi sayesinde ciltte tek bir uygulama ile etkili ve memnuniyet verici sonuçlara ulaşmak mümkün olmaktadır.

    Uygulama sırasında ve sonrasında neler hissedilir?

    Uygulama sırasında hissedilenler kişiye göre farklılık gösterse de, kişilerin uygulamada hissettikleri acı hissi anlık ‘iğne batması’ gibi tanımlanmaktadır.

    Uygulamanın hemen ardından kişi günlük yaşamına dönebilir. Dikkat edilmesi gereken herhangi bir durum bulunmamaktadır. Bazı kişilerde uygulama sonrası hafif kızarıklık oluşsa da, bu durum birkaç saat sonra normale dönmektedir.

    Ultherapy güvenli bir yöntem midir?

    Ultrason enerjisi tıpta yaklaşık 50 yıldan beri son derece güvenli şekilde kullanılmaktadır. Klinik çalışmalarda herhangi bir yan etkisinin olmadığı kanıtlanmıştır.

    Nasıl bir sonuç beklentisi olmalı?

    Uygulama sonrasında rejenerasyon (cildin kendini yenileme) süreci hemen başlar, ama hedeflenen belirgin sonuçları 60-90 gün sonra gözlenir.

    Amerikan FDA standartlarına göre, 10 hastadan 9'unda, yapılan kaş asma çalışmasında gözle görülür lift-up (kaldırma) etkisi tespit edilmiştir; bu etki sonucunda göz çevresindeki gevşeme ve göz kapağındaki kırışmada azalma meydana gelmiştir. Boyun ve yüz bölgesine uygulama yapılan kişiler daha sıkı, daha gergin ve daha kaliteli bir cilde sahip olduklarını ifade etmişlerdir.

    Bugüne kadar cerrahi müdahalelerde elde edilen dramatik sonuçlara denk sayılabilecek ama cerrahi olmayan bir yöntem yoktu. Ancak, bugün mükemmel bir germe ve lifting (yüz asma) yapabilen Ulthera teknolojisi önemli bir seçenek oluşturmaktadır.

    Kimler Ultherapy uygulaması için uygun adaylardır?

    Vücudunun herhangi bir yerinde, cildini gevşek ve sarkmış hisseden tüm kişiler Ultherapy uygulaması için uygun adaylardır.