Etiket: Cilt

  • Kimyasal peeling nedir?

    Kimyasal peeling nedir?

    Cilt görünümünü daha iyi hale getirmek, leke oranını azaltmak, renk homojenitesi oluşturmak ve hafif kırışıklıklarda iyileşme sağlamak için kullanılan ve tecrübeli ellerde son derece güvenli olan bir yöntemdir.

    Dermatolojik hastalıklarda akne ve melasmada da doğru ve yerinde kullanıldığında son derece yüz güldürücü sonuçlar elde edilir.

    Kimyasal peeling işlem derinliğine göre “yüzeyel, orta ve derin peeling” olarak üçe ayrılır. Yüzeyel ve orta derinlikteki peelingler ciltte daha taze bir görünüme yol açtıkları ve kişinin işlem sonrasını yaşam kalitesini olumsuz etkilemedikleri için tercih edilmektedir.

    Yüzeyel peelingde amaç cilt yüzeyinde yer alan hücrelerin yüzeyden uzaklaştırılarak alttan gelen genç hücrelerin yüzeye ulaşma sürecini hızlandırmaktır. Bu işlem daha yumuşak ve homojen görünümde olan bir cilde sahip olunmasını sağlar, siyah nokta(açık komedonlar)lardan cildi arındırır ve yağ-nem dengesini kurarak ciltte aşırı parlaklık, kuruluk gibi olumsuzlukları ortadan kaldırır.

    Kimyasal peeling için meyve asitleri sıklıkla tercih edilir. Şeker kamışından elde edilen glikolik asid, sütten elde edilen laktik asid, aspirinin ana maddesi olan salisilik asid en sık kullanılan formlarıdır.

    Derin peelingler anestezi altında uygulama zorluğu ve elde edilen sonuçların hastanın hayatındaki kısıtlamalara oranla beklenenin altında olması nedeniyle tercih edilmemektedir.

    Peeling işlemi kişiye ve kullanım amacına göre genellikle haftada bir veya iki haftada bir toplam 4-6 seans gibi uygulanır. Yine ihtiyaca ve yaşa göre senede bir veya birkaç seanslık kürler şeklinde tekrarlanabilir. Tedavi edilecek nedene ve hastanın tolerabilitesine göre peeling ajanının kuvveti de arttırılabilir.

    Kimyasal peeling mutlaka kış döneminde ve koruma altında uygulanması gereken bir işlemdir. İşlem sırasında yüzeyel pelinglerde hafif bir kaşıntı ve iğnelenme normalken, orta derece peelinglerde yüzeyele göre daha belirgin fakat tolere edilebilen bir acı oluşur. İşlem tamamlandığında bu his devam etmez ve geçicidir.

    Uygulama sonrası mutlaka düzenli 2-3 saatte bir yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kullanılmalıdır. İşlem sonrası cilt hassas ve tahrişlere açık olacağı için vücut ısısını arttıran sıcak su ile banyo, terlemeye yol açan egzersiz, hamam-sauna gibi ortamlardan bir süre uzak durulması tercihen birkaç gün makyaj yapılmaması önerilir.

    Yüzeyel peelinglerde işlemden hemen sonra birkaç saat devam eden hafif bir kızarıklık ve sonraki günlerde de hafif bir soyulma ve kepeklenme yaşanabileceği gibi dayanıklılığı yüksek olan ciltlerde hiç kızarıklık ve kepeklenme olmayabilir. Orta derece peelingler yüzeyele oranla daha derin tabakaya etki ettiği için kızarıklık ve soyulma daha belirgin ve uzun süreli olabilir. Eğer oluşmuşsa kabuklanmaların elle soyulmaması tedavi süreci tamamlandığında iz kalmaması açısından son derece önemlidir.

    Kimyasal peeling aşağıdaki durumlarda uygulanmamalıdır.

    Ciddi güneş yanıkları

    Kullanılacak ajana bağlı bilinen allerjiler

    Açık yaralar

    Kılcal damarları yüzeye yakın rozaseiform cilt

    Aktif herpes(uçuk) enfeksiyonu

    Hamilelik

    Cilt hassasiyeti yapan retinoik asid, salisilik asid gibi ilaçların kullanımı

  • Cilt bakımı ve uygulamaları

    Cilt bakımı ve uygulamaları

    Cilt bakımı bir tedavi yöntemi değildir. Bir bakımdır, temizliktir. Çevre kirliliği, sigara, cilt üzerine sürülen krem ve losyonlar, cildin ürettiği sebum salgısı gibi nedenlerle cilt yağlanır, gözenekler tıkanır, cildin hava alması engellenir, siyah noktalar oluşur, bazen kurur ve matlaşır.

    Cilt bakımı işleminde cildin üzerindeki ölü tabaka arındırılır. kurutmayan özel dezenfektanlarla temizlenir, gözenekler açılır, cilt siyah noktalardan arındırılır, kaybettiği nem yerine konmaya çalışılır, fazla yağ salgısı varsa bundan arındırılmaya çalışılır.

    Bunun üzerine yapılan işlemler ise tedavi olmamakla beraber tedaviye yardımcı işlemlerdir. Akne sorunu olanlara kurutucu ve akneyi iyileştirici ürünlerle, yaşlılık belirtileri olanlara antiaging krem ve serumlar ile, leke sorunu olanlara leke giderici ürünler ile bakım yapılarak tedavi desteklenir.

    Son olarak nemlendirme ve güneşten koruma yapılmalıdır.

    Cilt Bakımı Uygulamaları

    1- Cilt önce temizlenir.

    2- Meyve asitli peeling uygulaması yapılır. Gözeneklerin açılması sağlanır ve ölü derinin atılmasına yardımcı olunur.

    3- Buhar uygulaması yapılarak, cildin toksinlerden arınması sağlanır. Gözeneklerin açılması sağlanır. Derialtının temizlenmesi esas alınır. Ölü deri iyice yumuşatılır. Siyah noktaların rahat alınması sağlanır.

    4- Siyah noktalar için özel bakım ürünü kullanılır. Bu sayede siyah noktalar, cildi tahriş etmeden sıkılabilmektedir. Yağ bezelerinin çıkması sağlanır. Gözeneklerin nemli hali buharla korunmuş olur.

    5- Sıkma işlemi bittikten sonra, özel bakım ürünü ile dezenfekte edilir. Özel steril bezlerle cilt temizlenir.

    6- Hight frekansı ile cildin yeni bir temizliği sağlanır. Cilt yeniden dezenfekte edilir.

    7- Maske uygulaması yapılır. Her cilde uygun maske uygulaması yapılır. Göz, dudak, yanak için uygulanabilen maskeler, hyralüronik asit, vitamin, havyar ve kolajen maskeler uygulanabilir.

    8- 20 dakika süren maske uygulaması sonrasında özel kremler ile el masajı yapılır.

    9- Maske antioksidan ürünlerle temizlenir. Tonikten biraz daha farklı bir üründür. Cildi nemlendirir.

    10- Temizleme işleminden sonra şikayete göre anti aging, leke kremi, akne kremi vs krem ve serumlar kullanılır.

    11- En son olarak cilde uygun nemlendirici sürülerek, cilt bakımı işlemi dekolte, boyun ve yüz masajı ile bitirilir.

    12- Son olarak güneş koruyucu ile cilt korunur.

  • Su ile cilt soyulabilir mi?

    Evet su ile clt soyulabilir mi? Basınçla cilde püskürtülen suyla ciltte peeling etkisi yaratmak mümkün, Jetpeeling…

    Aslında mekanik olarak cildi soyma işlemidir.

    Geliştirilmiş özel handpeace başlığı ile birlikte cilde jet akımla yapılan mekanik peeling uygulamasıdır. Cildi yeniler, tazeler, onarır ve cilt sorunlarını çözmeye yönelik hızlı bir tedavi yöntemidir. Sorunlu deriyi yavaşca soyar ve ciltte oluşan çizgileri jet akımla giderilmesini sağlar. Aynı zamanda cilde vitamin ve onarıcı maddeleri , cildin alt katmanlarına kadar ulaşmasını sağlayarak buradaki atıkların dışarı kolayca çıkmasına yardımcı olur. Cildi istenilen sağlıklı görüntüye kısa zamanda kavuşturur.

    Niçin jetpeel:

    Yara izleri, güneş ve yaşlılık lekeleri, kırışıklık problemleri, akne izleri, cilt detoksu. Komedon temizliği İifting ve anti aging uygulamaları için kullanılabilir.

    Uygulama alanları:

    Yüz, boyun ve dekolte bölgesine, yenileme ve tedavi gerektiren vücuttaki diger bölgelere uygulama yapılabilir.

    Kullanılan vitaminler:

    Vitamın B5, Vitamin C, Hiyalüronik Asit, Vitamin A+E

    Jetpeel Cilt Yenileme Teknolojisi; “cilt detoxu, peeling, ciltte aşırı kuruluk, doğum çatlakları, kırışıklıklar, iğnesiz mezoterapi, akne ve leke tedavileri” alanında ençok tercih edilir.

    15 günde bir 4 seans uygulanır.

  • Doublo terapi, ameliyatsız cilt germe

    Doublo Terapi(HIFU=High İntensity Focused Ultrasound) Nedir?

    Yaşlılık belirtilerinden olan kırışıklık ve sarkmaların cerrahisiz tedavisi artık mümkün. Non invaziv ,ameliyatsız tedavilerde son birkaç yıldır trendy olan Doublo terapi, acısız, ağrısız, tek seansta ciltte yenilenme sağlar, sarkmaları ortadan kaldırır .

    Yaşlanmaya karşı koyan cerrahi dışı gençleşme yöntemleri içinde en etkili olan doublo terapi; ses dalgaları ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Doublo terapi yönteminde ; odaklanmış yüksek yoğunluktaki ses dalgalarıyla cildin üst tabakasında herhangi bir hasar yaratmadan alt tabakalara akustik bir enerji gönderilir. Oluşan termal etki ile alt tabakalar 60-65 c’ ye kadar ısıtılarak cildin sıkılaşması ve gerginleşmesini sağlayan kollojenin yapımı uyanılır.

    Ultrasound dalgaları ile gençleşmeye yardımcı olan yöntemler , diğer teknolojilere göre anında görülebilen sonuçlarıyla ve daha uzun süreli etkiye sahip oluşlarıyla hem hekimlerin hem de yararlanmak isteyenlerin büyük ilgisini toplamaktadır.

    Doublo terapi ile cerrahiye en yakın sonuçlar elde edilir. Yöntem en çok 40-60 yaş aralığındaki kişilere uygulanır. En iyi sonuçlar hafif ve orta dereceli yüz sarkması ve kırışıklıklarda elde edilir. Doublo terapi’nin klasik yüz germeden farkları ise; anestezi gerektirmeden uygulanması, cerrahi yan etkisi bulunmaması, tek seansda yan etkisiz , ağrısız, güvenilir ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesidir.

    Terapi sonrası yüz ve boyunda herhangi bir iz , ağrı, şişme, kızarıklık, morarma veya ödem gibi olumsuzluklar görülmemektedir.

    Uygulama yüzde mimik , hissizlik ya da ifade kaybına yol açmadığı için kişinin doğal görüntüsünü de bozmamaktadır.

    Özellikle geniş yüz hacmi, kalın boyunlu, gıdı bölgesi yağlı kişilerdeki uygulamaların tüm bahsedilen olumlu etkiler yanında bir de bu alandaki yağlı bölgelerde bir bedene kadar incelme avantajını sunduğunu da belirtmek gerekir.

    Uygulama yapılan bölgedeki sarkma ve kırışıklıklar büyük ölçüde yok olmaktadır. Ciltteki sıkılaşma, parlaklık ve göz kapağındaki kalkma (lifting etkisi) anında gözlemlenebilmektidir.

    Uzman hekim tarafından , uygulama yapılacak cilt değerlendirildikten sonra kişinin cepheden ve profilden önce fotoğrafları alınır. Ardından özel bir krem-jel uygulama alanına sürülerek tedavi protokolü kişiye özel gerçekleştirilir. Kişinin cilt altı tabakasına, derinlemesine uygun enerjiler gönderilir, uygulama bölgesi farklı vektörler boyunca en az iki kez taranır. Bu sırada cihaz ekranından derinlik ve ısı ölçümleri alınarak kontrollü uygulama sağlanmış olur.

    Tedavinin etkinliği ortalama 1.5 -2 yıldır. Doublo Terapi; yüz ovalinin şekillendirilmesinde, göz kapağı ve kaş seviyesi düşüklüğünde, göz altı torbalanmalarında , göz çevresi kırışıklarında, çene kontürünün belirginleşmesinde, boyun kırışıklığı ve gevşekliğinin giderilmesinde son derece başarılı sonuçlar vermektedir.

    Doublo ; cihaz olarak derin doku etkili kartuş ile daha yüzeyel etkili kartuş olmak üzere 2 farklı katmanda çalışmaya olarak tanınır. Uzman hekim tarafından cilt kalınlığı analizi ile hangi kartuş ile çalışacağı belirlenir.

    Doublo terapi; tek seans ve işlemin yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak 45-60 dakika arasında seans süresi ile çalışmaktadır.

    Uygulama sonrası ciltteki gerginlik, oluşacak etkinin % 25 ‘iolarak belirtilmekte, diğer kalan % 75 lik etki ise 90 gün (3 ay) içinde tamamlanmaktadır. Kişi hemen günlük yaşamına dönmektedir.

    Uygulama öncesi herhangi bir hazırlığa gerek olmayıp ,ciltte herhangi bir kızarıklık ya da iz kalmadığı için,kişiler öğle aralarında bile uygulama yaptırabilmektedir.(Lunch-time beauty)

    Uygulama çoğu hastada tek seans olarak yeterliyken,ileri sarkması olan kişilerde 6 ay sonra 2. Bir seansa ihtiyaç duyulabilmektedir.

    Cilt yüzeyiyle ilgili işlem yapılmadığından ve doku bütünlüğü bozulmadığından, güneşten korunma zorunluluğu yoktur; bu da uygulamanın yaz-kış mevsim bağımsız olması anlamına gelir.

    Kişinin tedaviden hemen sonra sosyal yaşamına dönebilmesi,makyaj uygulayabilmesi de büyük konfor sağlar.

    Doublo Terapi; diğer tüm anti-aging prosedürlerle gerekli görüldüğünde kombine edilebilir, ancak seans aralıkları minimum 15 gün olmak şartıyla.

  • Güneş: ne zaman dost, ne zaman düşman?

    Kışın şu son günlerinde, baharın müjdecisi cemrelerinde düşmesiyle beraber ısınan hava ve kendini gösteren güneşle beraber bazı sorunlar da tekrar baş gösterecek. Hepimiz soğuktan, kapalı havadan, yağıştan sıkıldık, güneşli günlere hasret kaldık…Ama tedbirsiz davranırsak başımıza ne dertler açacağız?

    20. yüzyılın başlarında bronz ten sağlıklı görünümün ve estetiğin simgesi iken 21. yüzyılda neredeyse güneşlenmek ve bronzlaşmak cilt kanseri, erken kırışma,lekelerdeki artma gibi olumsuzluklarla anılmaya başladı.

    ***Güneşlenmek, Bronzlaşmak, Solarium -OUT-

    ***Güneşten korunmak, Güneş koruyucu, Beyaz ten -IN-

    Güneş başlıca D vitamini kaynağı ve insan yaşamında ve sağlığında önemli bir yere sahip. Ancak yeterli D vitamini sentezi için güneş altında çok uzun süre geçirilmesine gerek de yok. Günlük 10-15 dk. Güneş D vitamin sentezi için yeterlidir.Aynı zamanda güneş koruyucu kullanmak D vitamini sentezini olumsuz yönde etkilemez. Uzun süre ve korunmasız bir şekilde güneş altında kalındığında cilt kanserinden güneş yanıklarına, lekelerden erken yaşlanmaya kadar pek çok sorun ortaya çıkar.

    ***Çocuklarımızı UV den koruyalım,

    ***Hayatınız boyunca maruz kaldığınız UV ışınlarının % 80‘ini 18 yaşına kadar alırsınız.

    ***Çocuklarımızı güneşten korumak enaz % 80 deri kanseri riskini azaltır.

    Güneş yanığı ultraviyole ışınlarının(UVA-UVB) yol açtığı sorunların başında gelir. En çok açık tenlileri etkileyen güneş yanığına, çocuklar ve yaşlılar daha duyarlıdır. Kişinin açık renkli bir cilde sahip olması da yanığın şiddetini artırır. Özellikle korunmasız olarak güneş altında uzun süre kalındığı zaman 2-4 saat içinde ciltte kızarıklık, 12-24 saat sonra ise su kabarcıkları gelişir.
    Korunmasız ciltte 15 dakika gibi kısa bir sürede bile güneş yanıkları oluşabilir. Özellikle çocuklarda gelişen güneş yanıklarına karşı son derece dikkatli olunması gereklidir. Çocukluk döneminde geçirilen güneş yanıkları ileriki yaşlarda oluşan cilt kanserinin en önemli nedenini oluşturur. Güneşli bir günün sonunda derisi hafif pembeleşen bir çocukta ertesi gün tam olarak gelişmiş bir yanık görülebilir. Bu nedenle daha fazla hasar oluşmasını önlemek için çocuğun gölgede ya da kapalı bir ortamda kalması sağlanmalı ve güneşe çıkması önlenmelidir. Çocuğa güneşten korunma yöntemleri anlatılmalıdır.

    GÜNEŞ KORUYUCULAR NEYE KARŞI KORUR

    1- Güneş yanığı ve bronzlaşma,

    2- Fotoyaşlanma( kırışıklık ,sarkma), güneş lekeleri,

    3- Solar elastoz ve çocuklardaki nevus gelişimini azaltır,

    4- Dudak uçuğu aktivasyonunu azaltır,

    5- Aktinik keratoz ve epidermoid karsinom oluşumunu azaltır,

    6- Melanom ve diğer deri kanseri olan bazalyomlarda da görülme sıklığını azaltır.

    * Güneşten koruyucu ürün kullanıyor olmak güneş altında daha uzun süre kalınabileceği anlamına gelmez. Çünkü bu ürünler ultraviyole hasarını sadece azaltır, sanılanın aksine hasar riskini yok etmez.
    * Su yüzeyi, kum, kar ve beton güneş ışınlarını yansıttığı için bu alanların yakınında bulunanlar güneşin zararlı etkilerine daha fazla maruz kalır. Dolayısıyla doğrudan güneş altında değil, sadece gölgede bulunulan zamanlarda da güneşten koruyucu ürünler kullanılması büyük önem taşır.
    * Güneş koruyucu ürünlerin UVB ışınlarının yanı sıra UVA’ya karşı da koruyucu özelliği bulunmasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle parsol, mexoryl, titanium dioksid ve çinko oksid gibi maddeler içeren güneşten koruyucular tercih edilmelidir. Ayrıca yüzme ve terlemeye yol açacak spor aktiviteleri öncesinde suya dayanıklı bir güneşten koruyucu tercih edilmelidir. Bizim ülkemizde yaşayan insanlar için en az SPF 30 koruma faktörlü bir güneş koruyucu seçilmelidir.

    Koruyucu güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürülmelidir ve her 2 saatte bir mutlaka tekrar edilmelidir. Terleme ya da yüzme sonrasında bu süre dikkate alınmadan koruyucu yenilenmelidir.
    * Öncelikle yeterli bir koruma sağlayabilmesi için güneş koruyucusunun santimetrekare başına 2 mg sürülmesi gerekiyor. Yani yüz, boyun ve tek kol için her bir alana yarım tatlı kaşığı; gövde, ön yüz, arka yüz, tek bacak birer tatlı kaşığı.

    NASIL GÜNEŞLENMELİ?
    Pek çoğumuz özellikle tatilde bronzlaşmak uğruna saatlerce güneş altında kalıyoruz. Bronzlaşma sağlığa değil, ciltte güneş hasarının oluştuğuna işaret eder. Güneşe adım adım çıkılmalıdır. Açık ve buğday tenli kişiler özellikle ilk gün sadece 15 dakika güneşlenmesi, zaman içinde bu sürenin 1.5 saate uzatılması önerilir. Esmer tenlilerin ise güneş altında 15 dakika kalmaları yeterlidir. Güneşin yol açtığı hasarlar en çok açık tenli kişilerde ortaya çıkar. Esmer tenlilerde cilt kanseri gibi hastalıkların gelişme riski, açık ve buğday tenlilere oranla daha azdır. Ancak bu esmer tenlilerin güneşte daha fazla kalabileceği anlamına gelmez.
    Açık tenliler, çocuklar ve yaşlılar özellikle koruma faktörü SPF 30 ve üzeri olan ürünleri kullanmalıdırlar.
    Çoğumuz sadece deniz kıyısı ve havuz kenarında bulunduğumuz zamanlarda ve yaz mevsiminde güneşten korunmamız gerektiğini düşünüz. Dolayısıyla sokağa çıkarken güneş koruyucusundan yararlanmayız. Oysa açık havada bulunduğumuz her an ultraviyole ışınlarına maruz kalırız. Plajlarda şemsiye altında oturmak yeterli korumayı sağlayamaz. Çünkü denizden, kumdan, sudan ya da betondan yansıyan ışınlar gölgede kalındığında da etkili olurlar. Ayrıca bulutlu, serin, rüzgarlı günlerde de ultraviyole ışınları yeryüzüne ulaşarak etkısını gösterir. Dolayısıyla korunma yöntemlerine sadece yaz aylarında ve güneşlenirken değil, her zaman önem vermek gerekir.

    NASIL KORUNMALI?

    *Güneş koruyucu kullanımı diş fırçalama ya da e-mailleri kontrol etme gibi bir alışkanlık haline getirilmelidir.

    *10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamaya ve açık hava aktivitelerini mümkün olduğunca sınırlandırmaya özen gösterin.

    *Gölgeniz sizden uzunsa güvendesiniz demektir.

    *Sadece gölgede durmak UV yi % 50-95 oranında azaltır.

    *Pencere camı 320 nm altındaki ışını absorbe eder yani UVB den korur ama UVA dan koruyamaz.

    *Koruyucu giysi,gözlük ve geniş kenarlı şapka korunmada çok önemli bir unsurdur. Sadece t-shirt SPF 6 kadar koruma yapar.

    *En az SPF 30 koruma faktörlü bir güneş koruyucu tercih edin. Koruyucunuzu her 2 saatte bir yenileyin. Terleme ya da yüzme sonrasında güneşten koruyucunuzu tekrar sürün.

    *Suyun verdiği serinlik hissi sizi aldatmasın. Çünkü güneş ışınları zararlı etkilerini su içinde bile gösterebiliyor. Dolayısıyla korunmasız bir şekilde suda bulunmamaya dikkat edin.

    *Güneşin cilt üzerinde meydana getirdiği zararın % 80 ‘i 18 yaşına kadar geliştiğinden çocuğunuzun cildini korumak için küçük yaşlardan itibaren güneş koruyucu kullanmasına özen gösterin. Nevus sayısını ve melanoma ve non melanoma deri kanseri riskini azaltmış olursunuz.

  • Ergenlik döneminin kabusu: akne

    Akne, sivilce ergenlik deyince aklımıza hemen ilk gelen sorunlarımızın başında yer alır. Sosyal bir sorun yarattığı içinde gençler arasında o dönemim kabusu haline gelebilir…

    Sivilce (Akne)nedir, neden olur?

    Akne (sivilce) yüz, boyun, göğüs, sırt , omuz ve üst kollarda görülen, yağ kanallarını tutan bir hastalıktır. En sık ergenlik çağında görülmekle birlikte 20 li yaşlarda ve hatta 40 lı yaşlara kadar devam edebilir . Aknenin en önemli sebebi hormonlardır, ergenlik dönemi ile başlayan hormonal faaliyetler özellikle erkeklik hormonları aşırın yağ üretimi ve yağ bezleri içinde epitel hücrelerinin dökülmesinde artışla aknelere sebep olurlar. Bunun yanısıra kişinin genetik özellikleri de çok önemlidir.

    Aknenin oluşum sebepleri nelerdir?

    Normal olarak ergenlik dönemine girildiğinde oluşan akneler sıradan sayılır, değişen hormonal durum etkisinde kalan yağ bezlerinin meydana getirdiği oluşumlardır, ancak herhangi bir sebep yokken birdenbire adetlerin düzensizleşmesi, kilo alımı, hormonal ilaçların (gebelik önleyici vb) kullanımı gibi durumlarda başlayan akneler hormonal sebepleri akla getirmelidir. Bu durumlarda yapılacak tedavinin başarısı tetkiklerle ortaya konacak sorunun tedavisiyle doğru orantılıdır.

    Aknenin en önemli oluşum sebebi hormonlardır. Hormonal bozukluklar da dahil olmak üzere, hormon ilaçları almak, kortizon içeren ilaçlar kullanmak akneye sebebiyet verirler. Tabiki kişinin genetik özellikleri ve yatkınlıkları mesela cildinin yağlı olması, ailede akne öyküsü bulunması gibi durumlarda da yoğun sivilce problemleri yaşanabilmektedir. Akne yağ bezlerinde artan yağ üretimi, yağbezini döşeyen epitelin aşırı dökülmesi ile yağ bezi yolunun tıkanması ve burada bulunan Propionabakterlerin çoğalmasıyla oluşan iltihabi bir hastalıktır. Ayrıca aşırı tüketilen çukulata, tatlı, çerez ve yağlı yiyeceklerde akne oluşumunu artırabilirler.

    Komedon (Siyah nokta) nedir?

    Halk arasında Siyah nokta diye bilinen Komedon, gözeneklerin yağ ile tıkanması ile oluşan havadaki oksijenle okside olarak siyah renge dönen yağ birikintileridir. Bunlar yağ bezlerinin hormonlarla aşırı faaliyeti dolayısıyla genişleyen gözeneklerde meydana gelir. Özellikle yüzde burun üstünde yanaklarda, alında, bazen de sırt ve göğüste yoğunlaşırlar.

    Yüzümüzde en çok yağ bezi içeren alan burun üstüdür, özellikle burada sık olmasının sebebi budur. Siyah nokta temizliğinde cilt temizliğine önem vermek, mutlaka yağ dengesini düzelten aşırı yağlanmayı önleyen cilt temizleyicileri ile birlikte gözenek küçültücü tonikler kullanmak esastır. Ayrıca haftada veya 10 günde bir banyodan sonra veya su buharına tutarak yumuşayan noktaları elleri iyice temizledikten sonra iki el işaret parmakları vasıtasıyla hafifçe bastırarak çıkarmaktır. Tabi bu işlemleri yaparken evde bulunabilecek kolonya veya tentürdiyot benzeri antiseptiklerle de ellediğimiz yerleri silmekte yararlı olacaktır.

    Kadınlarda hormonal olarak hareketlilik erkeklere nazaran daha fazladır, özelikle adet dönemlerinde hormonal değişikliklere bağlı akne oluşumu çok sık görülür. Ayrıca kadınların yüz için çok fazla uygunsuz krem (yağlı) kullanmaları ve makyaj yapmaları da akne olarak karşımıza çıkmaktadır. Pudra ve fondöten gözenekleri tıkayarak siyah noktalı aknelere sebep olabilmektedir.

    Sivilce bakımı nasıl olmalıdır?

    Evde uygulanacak en önemli yöntem ciltteki yağlanmayı azaltan ve cildi kurutmayan bir temizleyici ile cildi temizlemek ve nemlendirmektir. Ayrıca cildi nemlendiren arındıran maskeler kullanabiliriz. Cildi aşırı yağlı olan vede siyah noktası çok olan kişilerin yağlanmayı azaltacak antibiyotikli ve/veya kükürtlü sabunlarla cildini her akşam temizlemesi önerilebilir. Ayrıca diyet konusunda da tedbir almamız gerekli.Özellikle çukulata, kabuklu çerezler, mısır cipsi,patates cipsi gibi yağlı yiyecekler, fast food beslenme tarzı, ketch-up, mayonez, yağlı yiyecekler kızartmalar yenilmemelidir.

    Sivilce tedavisi nasıl yapılmalıdır?

    Basit ergenlik sivilcesi tarzında şikayetler için lokal olarak kullanılan antibiyotikli kremler ve losyonlar etkilidir. Ayrıca bu durumda bazen antibiyotikler de kullanılabilir. Aknenin değerlendirmesini mutlaka bir dermatoloğa yaptırmalı ve ona göre yol izlenmelidir. Modern akne tedavilerinde kimyasal peeling ve profesyonel cilt bakımları, LED tedavileri, lazer tedavileri yapılabilir. Ayrıca ileri dönem aknelerde özellikle kistik ve siyah noktası çok olan tiplerde A vitamini asitleri de kullanılmaktadır. Hap şeklinde kullanılan bu ilaçlarla ortalama 4-6 ay aralığında çok yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir. Tabi bu tür tedaviler mutlaka tahlil yapılarak doktor kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Böyle durumlar kendi kendimize karar verebileceğimiz bir durum olmadığından tüm ilaçlardan uzak durmalı, bu konuda mutlaka uzman doktor desteği almalıyız.

    Sivilceye evde ne yapabiliriz?

    Aknelere evde yapabileceğimiz yöntemlerin başında temizlik gelir. Buhar banyoları yapabiliriz. Sonrasında siyah nokta bakımı yapabiliriz. Ürün kullanacaksak mutlaka bir uzmana danışmalıyız. Cilt temizliğinde günde bir defa kükürtlü ve antibakteriyel sabunlar, 7-10 günde bir buhar banyosu ile siyah nokta temizliği, makyaj yapıyorsak mutlaka makyaj temizleyici ile makyajı iyice çıkartmak ve sonrasında uygun nemlendiriciler kullanmak gereklidir. Aknede yazın mevsime göre birçok kişide azalma görülür bunda stres faktörünün ortadan kalkması UV ışınının artması ve denizden faydalanma en çok etkileyen unsurlardır. Yazın akneli ciltlerin izler açısından güneşten korunmaya ihtiyaçları vardır. Yağlı ciltler losyon tarzında su bazlı güneşten koruyucular kullanmalı, özellikle fondöten, pudra ve makyajdan uzak durmalılardır. Kış aylarında ise genelde aknenin artışı ile birlikte daha yoğun tedavi gerekebilir. Yinede soğuk ve rüzgar etkisini ortadan kaldırabilecek hafif su bazlı nemlendiricilerle cildi desteklemek uygundur. Özellikle yağlı kremler her zaman gözenekleri tıkadıklarından ve cildin nefes almasını önlediklerinden yağlı ciltlerde yağlı krem kullanmamaya dikat etmeliyiz. Sivilce konusunda en büyük hata aynanın karşısına geçip olmuş olmamış her tür sivilceyi ve komedonu sıkıştırmaya kalkmaktır. Sadece buhardan sonra veya banyodan sonra yumuşamış ciltte çok nazik hareketlerle sarı uç vermiş ve dışarı uzamış siyah noktalara müdahale etmeli, diğerlerini sıkıştırmaktan kaçınmalıyız. Aksi taktirde iltihabı etrafa yaymak, sivilceyi artırmak, akne izleri ve lekeler kaçınılmaz son olarak karşımıza çıkarlar. Akneli ve yağlı ciltler genellikle yüzlerini saklamak ve daha iyi görünmek için makyaj yaparlar, bu konuda gözenekleri tıkamayan sıvı kapatıcılar ve su bazlı makyaj malzemelerine ağırlık vermeli, yağlı ürünlerden kaçınmalı ve hafif makyaj yapılmalıdır. Pudralar bu konuda daha çok tercih edilebilirler.

  • Photo genesıs

    Limelight IPL ile cilt yenileme, güneş ve yaş lekeleri tedavileri.

    Photo Genesis, cildin dokusunu geliştiren, ciltteki ton bozukluklarını, yaş ve güneş lekelerini gideren, yenilikçi, güvenli ve konforlu bir tedavi yöntemidir. Limelight sayesinde yüz, göğüs, kollar ve eller gibi vücudun her bölgesinde bu sorunlar geride kaldı. Üstelik bu güneş ve yaş lekelerinden arınmak, daha genç görünüme sahip olmak çoğunlukla 1 ya da 2 seansta mümkün.

    Photo Genesis nedir?

    Photo genesis, cuteranın limeligh ürünü ile yapılan yeni cilt yenileme prosedürüdür. Bu prosedür sayesinde cilt tonunda gelişme, güneşe ve yaşlanmaya bağlı yüzeysel sorunların giderilmesi sağlanır.

    Hangi bölgeler tedavi edilebilir?

    Vücudunuzda yüz, boyun, dekolte bölgesi dahil olmak üzere güneş ve yaş lekeleri gibi sorunların bulunduğu tüm vücut bölgelerinde kullanılabilir. Eskiden tedavisi zor olan açık kahve renkli (düşük kontrastlı) lekelerde bile bu tedavi ile güzel sonuçlar alınmaktadır.

    Tedavi sırasında ne yapılır?

    Photo genesis uygulaması için sizin cilt tipinize ve tedavi edilecek soruna göre uygun parametreler girilir ve verilen ışığın etkisi ile yukarıda bahsedilen sorunlarınız ortadan kalkar. Pigmentli hücrelerin ısıtılması sayesinde tedavi etkisi oluşmaktadır.

    Tedavi süresi ne kadardır?

    Tedavi süresi, uygulanacak bölgenin büyüklüğüne göre değişkendir. Küçük bölgeler sadece birkaç dakikada tedavi edilirken, en büyük bölgeler dahi 1 saatten daha az sürede tedavi edilir.

    Kaç seansa ihtiyacım var?

    1-3 seans arasında değişebiliyor. Bu, sorunun büyüklüğü ve/veya kapsamına göre değişir. Aşırı güneş hasarına maruz kalmış ciltlerde ilave seanslar tavsiye edilebilir.

    Tedavi sonrasıda ne olacak?

    Tedaviden hemen sonra kahverengi lekeler koyulaşmaya başlar ve cilt hafif kızarmış görünebilir. Tedavi edilmiş bölgede çok hafif bir kabarma görülebilir. Bu durum birkaç saat içerisinde geçecektir.

    Sonuçları ne zaman görebileceğim?

    Renkleri koyulaşmış olan lekeler, 1-3 hafta içerisinde dökülür ve kaybolur. 1-3 hafta içinde lekelerin kaybolması ile renk bozukluklarının giderilmesi ve cildin tonunda gelişme sağlanması ile sonuçlanacaktır. Bütün bunlar olurken cildinizin kalitesinin arttığını hissedeceksiniz.

    Leke ve kızarıklıklar yeniden çıkacak mıdır?

    Güneşin zararlı etkilerinden dolayı yeni lekeler çıkabilir. Bunlar da aynı şekilde tedavi edilebilir. Fakat unutmamak gerekir ki leke ve kızarıklıklara sebep olduğu için her zaman güneşin zararlı etkilerinden korunmak gerekir.

  • Fraksiyonel lazer nedir ?

    Fraksiyonel lazer yeni bir anlayışla üretilen yeni lazer sistemlerindendir.Lazer teknolojisinin kozmetik dermatolojide kullanımının son halkalarındandır.Hassas ve kontrollü bir cilt soyma gerçekleştirilmektedir.Her seansta %20’ye kadar cilde etki edildiğinden Fraksiyonel Lazer adı verilmiştir.

    NASIL ETKİ EDER ?

    Er-yag fraksiyonel lazerde 2940 nm dalga boyunda gönderilen lazer ışını ciltteki su tarafından emilir ve çok hızlı bir şekilde ciltteki suyu ve onunla beraber dokuyu buharlaştırarak etki eder.Lazer ışığını mükrosütunlar halinde yayar ve cilt altında kolonlar halinde pıhtılaşma (koagülasyon)alanları oluşturur.Bu sütunlarda yeni, sağlıklı dokuyu oluşturacak olan doğal iyileşme süreci başlar.

    NERELERDE KULLANILIR ?

    -Sivilce İzleri
    -Yaşlılık Lekeleri
    -Cilt yenileme -Kırışıklıklar (anti-agıng tedavi )
    -Benler

    -Güneş Lekeleri
    -Cilt Sarkmaları

    -Cilt çatlakları
    -Gözenekli Cilt

    -Ameliyat ve yara izleri
    -Derinin iyi huylu tümörleri

    İŞLEMİN UYGULANMA SÜRESİ NEDİR ?

    İşlem türüne ve uygulama alanına göre değişkenlik gösterir.Genellikle 2-3 dakika ile 30 dakika arasında değişir.

    UYGULAMA SIRASINDA NE HİSSEDİLİR ?

    Ağrısız bir uygulamadır.Hafif yanma şeklindedir.İşlem sonrası birkaç saat süren hassasiyet ve yanma hissi olur.Kızarıklık 24-48 saat kadar sürebilir, daha sonra ince bir kabuklanma ve soyulma gerçekleşir.

    KAÇ SEANS UYGULANIR ?

    Seans sayısı ciltteki probleme ve hastaya göre değişir. Genellikle 1-1,5 aylık periyodlarla ortalama 1-5 seans uygulanır.

    CİLT ÇATLAKLARINDA NASIL ETKİ EDER ?

    Fraksiyonel Lazer uygulamalarında çatlak olan deride hem yüzeysel bir soyulma sağlar, hem de derinin derin tabakalarına doğru, açtığı çok sayıda oluklar sayesinde cildin kendi kendini onarma mekanizmasını çalıştırır.Böylece çatlakların daralmasına, azalmasına, görünümünün düzelmesine, kozmetik olarak kabul edilebilir bir düzeye gelmesine olanak sağlar.

    SİVİLCE İZLERİNDE ETKİN MİDİR ?

    Son yıllarda iz tedavisinde uygulanan yöntemler içinde en etkin olanlarındandır.Ortalama 3-5 seans 3-4 haftalık periyodlarla uygulanır.Sivilce izi olmayan, fakat gözenekli ve yağlı ciltlerde gözenekleri sıkıştırmak, cildin genel görünümünü düzeltmek amacıyla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    KIRIŞIKLIK TEDAVİSİNDE HANGİ BÖLGELERE UYGULANIR ?

    Yüz, boyun ve dekolteye uygulanabilir.

  • Dermaterapi (microneeding)

    Dermaterapi , anti-aging ,sivilce izleri, deri çatlakları, göz altı torbaları ve morlukları,cilt lekeleri,erkek ve bayanlarda yoğun saç kaybı gibi pek çok cilt probleminde etkili olan bir tedavi yöntemidir.

    Dermaterapi iki farklı uygulamanın bir araya gelmesiyle gerçekleşir. İlk uygulama dermaroller uygulamasıdır. Dermaroller silindirik bir tamburun üzerine simetrik olarak dizilmiş çok sayıda mikroiğneden oluşur. Mikro iğnelerin boyları 0,2 mm ile 2 mm arasında değişir. Hekimin kararına, cilt probleminin türüne ve uygulama bölgesine göre mikroiğnelerin boyutu belirlenir. Dermaroller cilt üzerine uygulandığında iğneler 1cm2 de yaklaşık 300-400 mikrokanal açar. Bu mikrokanallar, cilt tarafından yara gibi algılanarak, cildin kendini tamir mekanizması doğal olarak uyarılmış olur.

    Dermaroller uygulaması sırasında oluşan mikrokanallar yaklaşık olarak 15 dk sonra kendiliğinden hiçbir iz bırakmadan kapanır. Yani dermaroller ile derinin içine doğru mikro kapılar açılır,15 dk sonra bu kapılar derinin elastikiyeti sayesinde kendiliğinden kapanır. Oluşan mikro kanallar deriye sürülen solüsyonun, cildin içine 200 kat daha fazla geçiş yapmasına olanak sağlar.

    İkinci adım ise, normalde derimizde bulunan, ancak yaş ile azalan büyüme faktörleri, biyomimetik peptitler ve çok özel bir teknoloji ile hazırlanmış olan kök hücre ekstresinin deriye sürülmesi esasına dayanır.

    Bu maddelerin en temel görevleri hücrelerin ciltte çoğalmasını sağlamanın yanı sıra fibroblast, keratinosit gibi hücrelerin kollagen ve hyalüronik asit gibi maddeleri daha fazla üretmesini tetiklemektedir.

    Dermaterapi hekimler tarafından uygulanan bir tedavi yöntemidir. Uygulama süresi yaklaşık 30 dk olup,1-2 haftalalık aralarla genellikle 8-10 seans önerilir.Kür bittikten sonra hekimin önerisyle 2-3 ayda 1-2 kez yapılacak seanslar ciltteki gençlik halinin korunmasını sağlar.

    Dermaterapi, kırışıklık tedavisinde, saç kayıplarında, sivilce ve yanık izlerinde, cilt çatlaklarında, cilt lekelerinde, bölgesel incelme ve selülit tedavisinde uygulanmaktadır.

    Dermaterapi uygulamalarından birkaç saat sonra kişi normal hayatına devam edebilir. Tüm cilt tiplerine uygulanabilir. Güneş hassasiyetine neden olmadığından yaz aylarında yapılmasında bir sakınca yoktur.

  • Yazın yıpranan cildinizi onarmayı ihmal etmeyin

    Yaz sonunda cildinizde lekeler, benler, çiller ve alerjik bir durum oluştuysa tüm bunlar bronz bir tene sahip olmak için yapılan güneş banyolarından kaynaklanmaktadır. Yaz boyunca güneşten, denizden klorlu havuz sularından yıpranan ciltler için yeni mevsime girdiğimiz şu günlerde tedavi ya da bakım açısından hazırlık yapmak gerekir.

    Yazın yapılan cilt bakımı kış aylarında yetersiz kalıyor

    Ciltteki nem oranı özellikle mevsimsel geçişlerde çok önemlidir; çünkü yazın UV ışınlarından etkilenen cildimiz sonbahar gelince bronzlaşmış olmasının yanı sıra kurumuş ve yıpranmış olur. Havaların giderek soğumasıyla birlikte fizyolojik bir süreç olarak cildin içerdiği su miktarı da azalmaya başlar. Bunun sonucunda, yaz aylarında kullandığımız cilt bakım ürünlerinin artık cildimizi nemlendirmekte yetersiz kalmaya başladığını fark ederiz. Yazın terleme sonucunda doğal olarak nemlenen cilt için su bazlı nemlendiriciler yeterli olurken; yaz aylarının bitmesiyle birlikte artık yağ içeriği ve onarıcı özelliği yüksek olanları kullanmak gerekir. Bazen evde kullanılan günlük nemlendiriciler cilt kuruluğunu önlemekte yeterli gelmeyebilir. Bu durumda haftalık bakım maskeleri ve yoğun içerikli nemlendiriciler kullanılabilir. Gerekirse “mezoterapi” adı verilen ve dermatoloji uzmanları tarafından uygulanan yöntem ile kaybedilmiş olan nem cilde geri kazandırılabilir.

    Kullanılan nemlendiricilere dikkat edilmeli

    Hava sıcaklıklarının düşmesi ile birlikte vücudu kapatan kıyafetler tercih edildiğinden, vücudumuzda gelişen kuruluk şikayetinin de farkında olmayız. Oysa yüzümüz için göstermiş olduğumuz özeni vücudumuz için de göstermemiz gerekir. Yaz ayları bitiminde güneşin etkisi ile kuruluğu artan vücut cildimizi de nemlendirmeyi ihmal etmemeliyiz. Nemlendiricileri özellikle banyo sonrasında uygulamamız cildin daha iyi nemlenmesini sağlamak açısından önemlidir. Nemlendirici krem ya da losyonlar gelişigüzel seçilmemeli, içeriklerine dikkat edilmeli, bu konuda gerekirse dermatoloji uzmanlarından yardım alınmalıdır.

    Yazın kullanılan güneş koruyucuları, kış aylarında da tercih edilmeli

    Güneşte rastlanan cilt problemlerinden biri de, kahverengi lekelerdir. Çoğu zaman güneşten koruyucuların yetersiz veya düzensiz kullanımı sonrasında kahverengi, çile benzeyen “lentigo“ adı verilen lekeler ortaya çıkabilir. Yaz döneminde kullanmış olduğumuz güneşten koruyucuları sonbahar ve kış aylarında da kullanmaya devam etmek lentigo ( çillerle karışan bir deri renk bozukluğu hastalığı) ve diğer pigmentasyon (ciltteki renklenmeler) artışlarının daha fazla olmasını engellemek açısından önemlidir. Yüz veya vücutta gelişigüzel oluşmuş kahverengi lekelerin tedavisinde renk açıcı kremler kullanılabileceği gibi; dermatologlar tarafından klinikte uygulanan “peeling (cilt soyma)“yöntemleri ile daha canlı bir cilt görünümüne sahip olurken ciltte oluşan lekelenmeler de tedavi edilmiş olacaktır.

    Vücuttaki benler kanser riski taşıyabilir

    Vücutta yeni gelişen lekelenmeler dışında ailesel ya da doğuştan var olan benleri de unutmamak gerekir. Özellikle vücudunda yoğun benleri olan kişilerin her yaz sonunda, ben muayenelerini yaptırmaları gerekmektedir. Ben muayenesi, benlerin ileride neden olabileceği cilt hastalıklarını ve kanser gelişimlerini kontrol altına almak için mutlaka gereklidir.

    Cildin erken yaşlanmasını önlemek için güneş koruyucu kremler her mevsim kullanılmalı

    Güneş ışığının ciltte; kuruluğu, elastikiyet kaybını tetiklemesinin yanı sıra; özellikle yaz boyunca güneş koruyucu kullanmayı ihmal etmiş olan kişilerde, deri yaşlanmasını hızlandırıcı özelliği de bulunmaktadır. UV sebebiyle gelişmiş kırışıklıklara önlem almak gerekir. Bunun için sonbaharda ve kış aylarında da güneş koruyucu ürünler kullanılmaya devam edilmelidir. Çünkü gün ışığının olduğu her mevsimde ve saatte cildimiz UV ışınlarına maruz kalır ve gittikçe yaşlanır. Yaşlanmaya başlamış ciltler için antioksidan özellikleri olan gece kremleri, maske ürünleri kullanılabilir ve cildin yaşlanma belirtileri olan ince kırışıklıkları azaltmak için dermatologlar tarafından uygulanan kimyasal peeling yöntemi ve gerekirse dolgu uygulanabilir. Sadece yaz aylarında değil, dört mevsim boyunca cildinizin sağlıklı olması için su tüketimi ihmal edilmemeli ve antioksidan özelliği bulunan A, C ve E vitamini içeren meyve ve sebze tüketilmelidir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.