Etiket: Can

  • Anti-interleukin-1 treatment in 26 patients with refractory familial mediterranean fever

    Objective: To investigate the effect of anti-interleukin-1 (anti-IL-1) treatment on the frequency and severity of attacks and other disease-related clinical parameters and to evaluate the adverse effects associated with anti-IL-1 treatment in 26 patients with refractory familial mediterranean fever (FMF). Methods: The study included 26 FMF patients followed up in our centre using colchicine for 4 months to 30 years. The treatment was switched to anti-IL-1 treatment for various reasons; 20 cases were resistant to colchicine, 8 were intolerant to colchicine, and 3 had prolonged arthritis under colchicine. Clinical response was monitored through the number of attacks, and laboratory inflammation was monitored through erythrocyte sedimentation rate, C-reactive protein, and serum amyloid A concentrations. Colchicine resistance was defined as at least two attacks/month together with C-reactive protein and serum amyloid A levels above the normal range between attacks. The colchicine dose was increased to 2 mg/day before they were considered colchicine-resistant. Results: 24 patients used anakinra (100 mg/day), and 2 used canakinumab (150 mg/month), for –36 months. Sixteen patients with colchicine resistance had no attacks under anti-IL-1 treatment, and 4 had decreased frequency and duration of attacks. Seven of 8 patients intolerant to colchicine used anakinra, and 6 were attack-free under treatment, while 1 using canakinumab had attacks under treatment. One patient with prolonged arthritis used canakinumab but arthritis showed progression and the treatment was changed to IL-6 inhibitor. Three patients had injection site erythema and one had fatigue with anti-IL-1 treatment. Topical steroids with systemic antihistaminics were sufficient for symptom control in two cases, but canakinumab treatment was given due to severe injection site erythema in one case. Conclusion: Anti-IL-1 agents are rational treatment modalities in patients resistant or intolerant to colchicine. Anti-IL-1 agents can control FMF attacks quite effectively and they have a promising role in the treatment of FMF.

  • Can Çıkmadan Huy Çıkar Mı?

    Can Çıkmadan Huy Çıkar Mı?

    Can çıkmadan Huy çıkmaz demiş Atalar, Nur içinde Yatalar☺

    Can çıkana kadar zaman içinde neler değişir neler? Yeter ki Sen İste. Otlakta Otlama, Köre Gözünü, Sağıra Sözünü Süsleme. Sen Sen Ol, Ben Olsaydım Asla Yapmazdım diye büyük konuşma, bilemezsin!! İnsan Organizması her şeye adapte olabilecek kapasitede bir Canlıdır. Çok nezih ortamlarda zirvede nezaket sunarken, uçak düşse birinci sınıf mevkide yolculuk eden kişi bile aç kalmamak için arkadaşını yiyebilecek bir canlıdır aynı zamanda! Sınavına girmediğin bir durumdan kendini galip sayma, Bilemezsin. Sen o durumu yaşamadın, yaşasaydın ne yapardın, nasıl yapardın, Bilemezsin. Kimsenin Ahlak bekçiliğini yapma, Kimsenin kusurunu sende yokmuş gibi görme. Dünyadaki tüm insanların farklı şartlarda dünyaya gelselerdi ve deneyimleselerdi farklı kişiler olacağını unutma. Yaşadıklarımızdan sonra değişiyoruz; bazen gelişme yönünde oluyor bazen kaskatı oluyor kalbimiz. Yaşanan sıkıntı ve belalar sonrasında çok acı çeken insanların değişimi iki yönde oluyor. Bir grup eğer çok Acı çektiyse, insanlığa faydalı şeyler yapıp Hayata Katkısı olan kişiler olmayı seçiyor, diğer grup ise benim canım yandı ben de başkalarının canını yakarım, düşüncesiyle daha da katılaşıyor. Büyük bir kaza geçiren ya da ölümcül bir hastalığı atlatan kişilerin nasıl kişilik değişimine uğradığını biliriz. Hayata bakış açıları değişir çünkü. Her an ölüme yakın olduğunu bilmek, bağlandıkları şeylerin çok geçici olduğunu görmek, Yaşadıkları her An’ın kıymetini bilmelerini sağlar. Huy da değişir, Meziyetler de. Asıl olan ne biliyor musun? Sen kendini tanımlıyorsun ya? Nereden biliyorsun? İlk kez karşılaşacağın bir durumda O eleştirdiğin insanlardan daha erdemli davranacağını nereden biliyorsun? Sen Kimsin? Gerçekten Kendini Tanıyor musun? Hazır mısın? Gerçek Senle Tanışmaya Hazır mısın? Hem çok keyifli hem de zor bir süreçtir bu. Kendi hiç tanımadığın yanlarınla yüzleşmek Cesaret ister. Maskelerini çıkarıp Kendini görmeye Hazır mısın? Devamı…. Gelecek Elbet. Takipte kalın, Sevgiler…

  • Can

    Can

    Yakartop, çocukluğumuzun unutulmaz oyunlarındandı. Ne büyük haz alırdık ortada iken topu tuttuğumuzda, can kazanırdık, her can kazandığımızda oyunda kalış süremiz uzardı. Maalesef gerçek hayatta can kazanmak, ömrü uzatmak mümkün değil. Kedi için söylenen “dokuz canlı olma” özelliği de insan için geçerli değil.

    Tek canımız var. Ne zaman, nerede, nasıl can vereceğimizi? bilmiyoruz. Bilme şansına sahip olduğumuz ve üzerinde düşünmemiz gereken tek soru var: ne için can vereceğiz? Canımızı feda ettiğimiz şey, her ne ise ona göre ya şerefle/övgüyle hatırlanıyoruz ya da bir hiç olup unutuluyoruz.

    Kutsallar için can verdiğimizde, tarihe adımız kazınıyor, şehitlik makamıyla ölümsüz oluyoruz. Davamız ve inançlarımız için can verirsek, aynı yola baş koyanlar tarafından unutulmuyor, yâd ediliyoruz. Doğum anında can veren bir anne veya evine helal lokma götürmek için çalışırken can veren bir baba isek hayırla hatırlanıyoruz. Vazifemiz başında, kendimizi topluma adayan ve gerçekten emek verip alın teri döken biri olarak can verirsek, toplum nezdinde sevilen, hürmet edilen biri olarak kalıyoruz. Her bir örnekteki kişilerin isimleri, bir sonraki kuşağa aktarılıyor ve dua kapıları onlar için hep açık kalıyor.

    Ya inandığı ile dertlenerek ya da “bana ne!” diyerek, ya hizmet vererek ya da suiistimal ederek, ya hak gözeterek ya da hak yiyerek, ya mazlum olarak ya da zulmederek, ya sevilerek ya da yaka silkilerek, ya dua alarak ya da bela okunarak, ya herkes tarafından örnek gösterilerek ya da kimsenin bilmediği bir hiç olarak… can verebiliriz.

    Tercih bizim!