Etiket: Büyüme

  • Hipofiz bezi tümörü

    Hipofiz bezi tümörü

    Fasulye büyüklüğünde bir salgı bezi olan hipofiz bezi burun kökünün arkasındaki sella tursika denilen kemik yapının içinde bulunur. Bu bezden prolaktin, büyüme hormonu ve adrenokortikotropik hormonlar salgılanır. Bunlar cinsel gelişimden kemik gelişimine, kas yapısından birçok hastalıktan korunmaya kadar önemli fonksiyonlara yardımcı olan hormonlardır. Çoğunlukla hipofiz bezinin ön tarafında oluşan iyi huylu tümörlere hipofiz tümörü denir. Bu tümörler hormonların düzgün çalışmasını bozar.

    Hipofiz Tümörü Nedenleri – Hipofiz Tümörü Kimlerde Görülür?

    Hipofiz tümörü her yaş grubunda karşımıza çıkabilir. Ancak sıklıkla 30-60 yaş arasındaki kişilerde rastlanır. Menenjiomların ve gliomların ardından en çok görülen primer beyin tümörüdür. Çoğunlukla hormon etkili tümörler genç grupta, hormon etkisi olmayan tümörler ileri yaş grubunda görülür.

    Hipofiz Tümörü Çeşitleri ve Hipofiz Tümörü Belirtileri

    Prolaktin salgılayan hipofiz tümörleri: En sık görülen çeşittir. Genellikle kadınlarda görülür. Cinsel fonksiyonları kontrol eden hormon salgılar. Aşırı salgı sonucu kadınlarda regl kanamalarının durması ve memeden süt gelmesi görülebilir. Erkeklerde baş ağrısı, görme bozukluğu, sertleşme bozukluğu gibi belirtiler verebilir.

    Büyüme hormonu salgılayan hipofiz tümörleri: Sıklıkla erkeklerde görülür. Çocuklarda devleşmeye, büyümeyi tamamlamış kişilerde el, ayak ve çenede büyümeye neden olur.

    Adrenokortikotropik hormon salgılayan hipofiz tümörleri: Kadınlarda daha çok görülür. Aşırı glukokortikoid salgılanmasına neden olur. Bu da cushing hastalığına sebep olur. Kilo artması, şeker hastalığı, aşırı kıllanma, adet düzensizliği, yüksek tansiyon ve cildin kolay morarması bu hastalığın belirtileridir.

    Hormon salgılamayan hipofiz tümörleri: Bu tömörler genelde belirti vermeden büyürler. Büyüme, görme bozukluğu ve baş ağrısı belirtileri görülebilir. Bazen hipofizde salgılanan hormanları durdurabilir. Bu da yorgunluğa, solgunluğa, ilgisizliğe neden olabilir.

    Hipofiz Tümörü Tedavisi

    Hipofiz tümörünün tedavi yöntemi hormonal aktiviteye, tümörün büyüklüğüne, oluştuğu yere göre farklılık gösterir. Tedavinin esas amacı tümörü çıkartmak, küçültmek, hormon düzeyini normale çevirmektir.

    Hipofiz Tümörü Ameliyatı

    Genellikle çok küçük aletler kullanılarak sfenoid kemiğin içinden tümöre ulaşılır. Üst dudağın altından veya burun kanalından hipofize ulaşılarak tümör çıkarılır. Bazen kafatasının açılması gerekebilir. Ek tedaviye gereksinim duyulabilir.

    Ameliyatsız Hipofiz Tümörü Tedavisi

    İlaç tedavisiyle tümörlerin aşırı hormon salgılamaları önlenebilir. Cerrahi ya da ilaç tedavisine ek olarak radyoterapi uygulanabilir. Amaç tümörü küçültmek ve kontrol altına almaktır.

  • Hipofiz adenomu nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

    Hipofiz adenomu nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

    Hipofiz; Beyinin en alt kısmında, gözlerin arkasında tam ortada tek olarak bulunan ve hormon yapımından sorumlu yaklaşık 1 cm boyutunda bir organ olup vücudun pek çok hormon yapan organının kontrolünü sağladığı için şef organ olarak adlandırılmaktadır. Adenom ise büyüme özelliği hemen hemen hiç olmayan, vücudun diğer dokularına yayılmayan anlamında iyi huylu tümörlerdir.

    Hipofiz adenomu beyinde çok sık rastlanılan beyinde veya vücudun diğer bölgelerinde yayılma özelliği göstermeyen iyi huylu özellikte tümörlerdir. İyi huylu olup yayılma özellikleri olmamasına karşın yıllar içinde yavaş da olsa büyüme özelliği gösterebilirler. Ayrıca bu adenomlar aşırı hormon salgılayabilirler. Adenom büyüyerek hipofizin hemen her tarafı kemikle çevrili olduğundan hipofiz bezinin sıkışmasına ve hormon yapımının bozulmasına neden olabilir. Bunların dışında hipofiz bezine komşu olan görme sinirine baskı uygulayarak görme kaybına yol açabilirler.

    Hipofiz adenomlarının belirtileri nelerdir?

    Belirtilerin esas olarak iki nedeni vardır.

    Adenomun kitle etkisi ile çevre dokulara yaptığı bası sonucu baş ağrısı, görme bozukluğu veya hipofiz hormonlarının yapımının azalması.

    Adenomun kontrolsüz aşırı hormon yapması.

    Hangi hormon eksiklikleri görülür?

    Hipofiz bezinde yapılan 6 hormon vardır. Bu hormonlar tiroid bezini, böbreküstü bezini ve yumurtalıkları (erkekte testis, kadında over) kontrol eder. Hipofiz bezindeki hastalıklar hormon eksikliklerine neden olur;

    Tiroid bezi tembelliğine bağlı olarak halsizlik, kilo artışı, kabızlık, konsantrasyon azalması, cilt kuruluğu gibi belirtiler olur. Böbreküstü bezi tembelliğine bağlı olarak aşırı halsizlik, tansiyon düşmesi, şeker düşmesi, bayılma görülebilir. Yumurtalıkların tembelliğine bağlı olarak kadında adet düzensizlikleri, hamile kalamama, meme küçülmesi erkekte sertleşme kusuru, meni gelmemesi, libido kaybı gibi belirtiler gelişebilir.

    Adenomlar hormon yapımına da sebep olabilirler. Hipofiz adenomları kitle etkisi ile hormon yapımını bozarak hormon üretebilme yeteneğine de sahip olabilirler. Hormon üretebilme özelliği genellikle tek bir hormon için geçerlidir. En sık karşılaşılan hormon fazlalığı süt hormonu (prolaktin) fazlalığı olup bu hastalığa prolaktinoma adı verilir. Kadında adet düzensizliği, göğüslerden süt gelmesi, hamile kalamama, tüylenme artışı en belirgin belirtilerdir. Erkeklerde sertleşme kusurları, meni gelmemesi, impotans, çocuk sahibi olamama sayılabilir. Büyüme hormonu fazlalığında ise büyüme çağındaki çocuklarda aşırı büyümeye ve devlik denilen duruma neden olur. Bu durum çok nadirdir. Erişkin yaş da ise genellikle el ve ayaklarda büyüme, çenede büyüme, aşırı terleme, ses kalınlaşması, adet düzensizlikleri gibi belirtilere yol açar. Böbreküstü bezini uyaran hormon fazlalığında ise Cushing olarak adlandırılan hastalık oluşur. Kilo artışı, yüzde yuvarlaklaşma, ciltte mor renkli çatlaklar oluşması, tüylenme, sivilceler oluşması, kan basıncı yükselmesi, kan şekeri yükselmesi öncü belirtilerdir.

    Hipofiz adenomlarının yaptığı görme kusuru genellikle tek göz kapatıldığında bakılırken etrafın belli alanlarının görülmemesi şeklinde olur. Her iki göz açık olduğu zaman fark edilmeyebilir.

    Hiç belirti vermeyen hipofiz adenomu da olabilir. Bu tip adenomlar günümüzde en sık görülen hipofiz adenomlarını oluşturmaktadır. Bu tip adenomlar başka amaçlarla çekilen tetkikler sonucunda tesadüfen saptanır. Adenomlar hormon yapan özellikte olmayabilir veya küçük olduklarından bası belirtileri oluşmamış olabilir.

    Hipofiz adenomunun tedavisi nedir?

    Hipofiz adenomunda tedavi çeşitlidir. Adenomun bası bulgularına, hormon yapıp yapmamasına ve radyolojik görüntüsüne göre tedavi değişir. Ameliyat gerektiren adenomlar olduğu gibi ilaçla tedavi edilebilenler de oldukça büyük bir gurubu oluşturur. Hatta hiç tedavi gerektirmeden sadece izlenecek olan hipofiz adenomları da vardır. Özellikle ilaç tedavisi ile aşırı hormon yapımı baskılanamayan hipofiz adenomlarında ameliyat uygulanır. Ayrıca çevre dokulara yayılarak baskı oluşturan olgularda da ameliyat tercih edilmelidir.

    Ameliyat sonrası dokunun tekrar büyüme ihtimali yıllar içinde vardır. Bu nedenle izlem sırasında yapılan diğer tedavilere rağmen tekrar eden adenomlarda tekrar operasyon gerekebilir. Süt hormonu fazlalığına sebep olan hipofiz adenomlarında (prolaktinoma) tedavi genellikle ilaç tedavisidir. İlaç tedavisi ile hormon fazlalığı normale getirilebildiği gibi adenomun küçültülmesi de mümkündür. Diğer bazı hipofiz adenomlarında da ilaç tedavisi uygulanabilir. Hormon eksikliği olan hastaların eksik olan hormonu yerine koyma tedavileri mutlaka endokrin uzmanlarının kontrolünde devam edilmesi gereken ilaç tedavileridir.

    Ameliyat ve ilaç tedavisi dışında uygulanabilen diğer bir tedavi şekli radyasyon tedavisidir. Radyasyon tedavisinin etkisi yıllar içinde ortaya çıkar. Genellikle diğer tedavilerle yeterli yanıt alınamayan durumlarda uygulanır. Uzun sürede yavaş sonuç alındığından yıllar içinde hormon kontrolleri mutlaka yapılmalıdır.

  • Çocuklarda bel fıtığı,

    Çocuklarda bel fıtığı yetişkinlere oranla çok daha seyrek görülen bir rahatsızlıktır. Çocuklarda bu hastalık tüm bel fıtığı vakaları gözönüne alındığında yaklaşık % 1 gibi bir oran teşkil eder. Sıklıkla bel kemiklerini ilgilendiren ve anadan doğma mevcut olan birtakım yapısal anormallikler, omurilik kanalının darlığı, bel kayması gibi bozukluklarla birlikte bulunabilir.

    Hastalığın başlangıcında genellikle spor yaralanması, düşme, ağır kaldırma veya ters bir hareket yapmak gibi olayı başlatan bir travma hikâyesi söz konusudur. Fakat bazı vakalarda tüm sorgulamaya rağmen böyle bir hikâye alınamaz. Bizim tecrübelerimiz de göstermiştir ki, çocuklarda bel fıtığı en sık ergenlik dönemi dediğimiz yaşlarda görülmektedir. Bu durum ergenlik dönemindeki aşırı hareketlilik ve omurganın hızlı büyümesiyle izah edilebilir. Bu dönemdeki bir çocuk bel ağrısı şikâyetiyle doktora getirildiyse bel fıtığının yanında yapısal bozukluklar, doğuştan bazı hastalıklar, beldeki çeşitli kaymalar ve diskin enfeksiyonu da teşhiste daima gözönünde bulundurulmalıdır.

    Bel ağrısı en sık görülen şikâyet olmakla birlikte bacak ağrısına da klinikte sıkça rastlanır. Bazen her ikisi birlikte de görülebilir. Yürüme bozukluğu, omurgada eğilme, bel kaslarında spazm ve hareket kısıtlılığı bulunabilir. His, kuvvet ve refleks kaybı gibi nörolojik bulgularla idrar ve büyük abdest kaçırma veya yapamama gibi şikâyetler çocuklarda nadirdir. En önemli klinik bulgu, bacağı düz olarak havaya kaldırırken ağrının ortaya çıkmasıdır.

    Düz röntgen filmleri yol göstericidir. Bilgisayarlı tomografi ve özellikle manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste çok değerlidir.

    Bazen kemik sintigrafisine başvurmak da gerekebilir. Teşhis net olarak konduktan sonra tedaviye geçilir.

    Konservatif tedavi denen ağrı kesici ilaçların uygulanması, sert yatak istirahati, fizik tedavi ve bel çekme gibi cerrahi dışı metodlar çocuklarda yetişkinlerdeki kadar iyi netice vermez ve hastaların ancak az bir kısmında yarar sağlar. İyilik görülse bile hastanın şikâyetleri bir süre sonra nüksedebilir. Buna karşılık çocuklarda ameliyat ile tedavi yeterli ve uygun bir cerrahi neticesinde çok yüz güldürücüdür. Hastalar eski aktivitelerine tamamen kavuşabilir ve spora iştirak edebilirler. Dünyada bel fıtığıyla ilgilenen otorite konumundaki doktorların hemen tamamı bu görüşü paylaşmaktadırlar.

    Çocuklarda omur kemikleri doğumdan itibaren alt ve üst her iki yüzeyde birer kıkırdak plak ihtiva ederler. Bu kıkırdak plakların kemik gövdesi ile temas ettiği kısımda epifiz yer alır ve omur kemikleri her iki plakta bulunan bu bölgelerden kemikleşirler. Çocuklar olgunlaşırken omurlar bu kısımlardan büyürler. Buradaki kıkırdak plaklar yaklaşık 17 yaşında kemiğe yapışır, 20 yaş civarında ise kemikleşir ve omur kemiklerinin gövdesi ile kaynaşırlar. Bu andan itibaren de omur büyümesi sona erer.

    Epifizler büyüme çağı boyunca aktif olarak görev yaparlar ve normal şartlar altında simetrik bir büyüme gerçekleştirirler. Bu büyüme epifiz tabakalarına uygulanan basınçtan önemli ölçüde etkilenir. Epifiz tabakaları üzerine dengeli dağılan simetrik basınç uygulaması simetrik büyüme ile neticelenirken, asimetrik uygulanan basınç asimetrik büyüme ve dolayısıyla da omurlarda deformite, eğri büğrü bir yapı oluşturur. Hatta bu asimetri kemiğin iç yapısına da yansır ve sağlıklı bir kemik gelişimi olmaz.

    Bu nedenle gelişme çağı içinde bulunan çocukların ağır yük taşımaları ve yükü bilhassa vücutları ile asimetrik tarzda bir yerden bir yere götürmeleri omur kemiklerinde bulunan epifizler üzerine yükü dengesiz şekilde bindirecek ve dolayısıyla sağlıklı bir kemik gelişimi olmayacaktır. Onun için diyoruz ki, çocuklarımız mümkün mertebe ağır okul çantalarını taşımasınlar. Sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve gereçleri yanlarına alsınlar, diğerlerini bıraksınlar. Lüzumsuz hiçbir ağırlığı çantalarında bulundurmasınlar. Hatta okulun imkânları müsait ise çocuklara okulda birer adet dolap tahsis etmek büyük kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca ağırlıklar eşit olarak her iki ele paylaştırılarak veya sırtta simetrik ve eşit tarzda dağıtılarak taşınmalıdır. Böylece hem kendileri rahat edecek, hem de sonraki yıllarda omurgada ortaya çıkabilecek birtakım rahatsızlıklar için şimdiden tedbir almış olacaklardır.

    Epifiz tabakaları üzerine dengeli dağılan simetrik basınç,simetrik bir büyüme sağlar.

    Epifiz tabakaları üzerine basıncın asimetrik olarak uygulanması büyümeyi olumsuz yönde etkiler.

    Asimetrik uygulanan basınç neticede omur kemiklerinde gelişim bozukluğu , yani deformite oluşturur.