Etiket: Burun

  • Çocuklarda solunum sistemi hastalıkları

    Çocuklarda solunum sistemi hastalıkları

    Her yıl birçok bebek ve büyük çocuk pek çok sayıda hafif derecede solunum sistemi infeksiyonu geçirir.

    Üst solunum sistemi burun, ağız, sinusler ve boğaz bölümlerini içerir. Burun akıntısı ve tıkanıklığı çocukların hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Diğer semptomlar:

    Ağızdan nefes alma nedeniyle ağızın açık olması

    Huzursuzluk,halsizlik

    Özellikle yattığı zaman görülen öksürük

    Ani çıkan ateş olarak sayılabilir.

    Alt solunum sistemi ise akciğerler ve bronşları içerir. Üst solunum sistemine göre daha ciddi şikayetlere yol açabilir. En sık görülen semptomlar:

    Gece ve gündüz devam eden öksürük

    Yüksek ateş

    Huzursuzluk,halsizlik

    Hırıltılı nefes alıp verme

    Solunum sıkıntısı nedeniyle karın kasları, burun kanatlarında görülebilen çekilmeler

    Hızlı nefes alıp verme

    Solunum sistemi hastalıklarının pekçok nedeni olabilir. Üst solunum sistemi için en sık neden viral infeksiyonlardır. Boğaz ağrısı, nezle, krup, influenza ( grip ) en sık görülen viral infeksiyonlardır ve genellikle 4 – 10 gün içerisinde düzelirler.

    Evde destek tedavisi genellikle yeterli olur, antibiyotik kullanımının bir faydası olmaz.

    Viral alt solunum yolu infeksiyonları da genellikle hafif seyreder. Bronşiolitler bu duruma örnek gösterilebilir. Bebeklerin % 10’ unda özellikle RSV virusüne bağlı gelişmişlerse ağır seyredebilir.

    Üst solunum yollarındaki bakteriyel infeksiyonların görülme bölgesi sinüsler ve boğazdır.

    Bakteriyel pnömoniler ise viral bir infeksiyonu izleyebileceği gibi , alt solunum yolu infeksiyonunun ilk göstergesi de olabilir. Bebek ve küçük çocuklarda hızlı nefes alıp verme , hareketlerde azalma, iştahsızlığa neden olabilir. Antibiyotikler, bakteriyel infeksiyonlara karşı etkili olabilir.

    Allerjiler de solunum sistemi hastalıklarının önemli bir nedenidir.

    Temiz, beyaz burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burunda kaşıntı

    Kırmızı – sulanmış gözler, göz altlarında koyu renkli halkalar

    Huzursuzluk önemli semptomlardandır.

    Bebekler ve küçük çocuklar astım olmayabilirler. Ancak yaşla birlikte astım tanısı konulma sıklığı artar.

    Bebek ve küçük çocuklarda kuru ökürük tek belirtisi olabilir.

    Astım kötüleşir, tedavi edilmezse geceleri veya egzersizle belirginleşen hırıltı ve solunum sıkıntısı görülebilir.

    Astım, allerjiler, infeksiyonların yanı sıra aşağıdaki nedenler de solunum sistemi şikayetlerine yol açabilir:

    Sigara dumanına maruz kalmak. Doğum öncesi dönemde bile sigarayla karşılaşmak, çocuklardaki astım ve solunum sistemi şikayetlerini artırmaktadır.

    Yabancı cisim aspirasyonu

    Kistik fibroz gibi genetik, doğuştan sahip olunan hastalıklar

    Üç yaş ve altı küçük çocuklar , büyük çocuklara göre daha sık hasta olur ve daha sık solunum sistemi hastalıklarına sahip olurlar. Bu nedenle daha yakından takip edilmeleri gerekmektedirler.

  • Polen alerjisi

    Polen alerjisi nedir?
    Bahar ayları olan mart, nisan ve mayısta polenlerin havaya yayılmasıyla birlikte burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma gibi alerjik nezle, göz alerjisi belirtilerinin görülmesine polen alerjisi veya bahar.alerjisi denir.
    Polen alerjisine bahar alerjisi olarak da bilinmektedir. Çünkü polen alerjisi bahar aylarında kendini göstermesi nedeniyledir.

    Polen alerjisinin belirtileri nelerdir?
    Polen alerjisi alerjik nezle, göz alerjisi ve astıma belirtilerine neden olur.
    Polen alerjisi bahar aylarında sık nezle, burun tıkanması, peşpeşe hapşırma, burunda kaşınma, damakta kaşıntı, kulakta kaşıntı, sık burun kanaması gibi alerjik nezle belirtileri, gözlerde sulanma, kaşınma gibi göz alerjisi belirtileri, sık öksürük, nefes sıkışması gibi astım belirtileri polen alerjisinin en önemli belirtileridir.
    Bu belirtiler özellikle bahar aylarında oluyorsa polen alerjisi mutlaka akla gelmelidir.

    Polen alerjisi yorgunluk yapar ve okul başarısını etkiler. Polen alerjisi olan çocukların genellikle burunları tıkalı olduğu için uyku kaliteleri de bozulur. İyi bir uyku alamayan çocuklar ise gün boyu kendilerini yorgun ve halsiz hisseder. Bu da okul başarısını ciddi bir şekilde etkilemektedir.

    Polen alerjisi belirtileri ne zaman başlar?
    Polen alerjisi belirtileri Mart ayında başlar. Mar ayında ilk ortaya çıkan polenler ağaç polenleridir. Nisan Mayıs ayında ise ot polenleri kendini gösterir. Temmuz ayından ekim ayına kadar ise yabani ot polenleri kendini gösterir. Hangi polenin alerji yaptığının öğrenilmesi ne zaman önlem alınacağının öğrenilmesi açısından çok önemlidir.

    Çiçeksiz bitkiler mi yoksa çiçek açan bitkiler mi daha çok polen yayar?
    Bitkiler üremek için polen yayar. Çiçekli bitkilerin polenleri böcekler tarafından taşındığı için havada daha az bulunur. Bu sebepten polen alerjisine daha az neden olmaktadır. Çiçeksiz bitkilerin polenleşmesi ise rüzgarla olmaktadır. Bu sebepten polen mevsiminde havada çok fazla miktarda polen bulunmaktadır.

    Polen alerjisi teşhisi nasıl konulur?
    Polen alerjisi belirtileri gösteren 18 yaşına kadar olan çocuklar “çocuk alerji uzmanları” tarafından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Teşhis koymak için bazı testler yapılmaktadır. Bu testlerden en önemlisi ciltten yapılan alerji testleridir.

    Alerji testleri bize teşhis koydurmada çok fazla katkı sağlamaktadır. Alerji testine gore teşhis konulur ve alerji testine gore tedavi planlanmalıdır. Alerji testine gore immunoterapi dediğimiz aşı tedavisi gerekirse yapılabilir.

    Çocuklar yetişkinlerin minyatürü değildir. Bu sebepten çocuklarda yapılacak test ve teknik de değişmektedir. Doğru teknikle, doğru alerjenlerle yapılacak test çok önemlidir. Ayrıca çapraz reaksiyonları da değerlendirebilecek düzeyde eğitim almış olmak gerekmektedir. Tek başına alerji testleri teşhis koydurmamaktadır. Alerji uzmanları tarafında çocuktaki belirtiler ile alerji test sonuçları arasında değerlendirme yapılarak kesin teşhis konulmalıdır.

    Alerji testlerini kandan yaptırılabilir mi?
    Kandan alerji testleri çok doğru sonuç vermeyebilir. Ayrıca kandan yapılan testler çok pahalıdır. Bu sebepten en doğru sonucu ciltten yapılan alerji testleri verdiği için kan yerine ciltten yapılan alerji testleri tercih edlmektedir. Sadece ciltte problemi olan veya cilt testlerini etkileyen ilaç kullanan çocuklarda bu testi kandan yapmaya tercih etmekteyiz.

    Alerji testleri kaç yaşında yapılır?
    Alerji testleri yenidoğan döneminden itibaren yapılabilmekle birlikte polen alerjisi için alerji testi genellikle 1-2 yaşından sonra tercih edilmektedir. Bunun sebebi alerji gelişebilmesi için en az iki polen mevsimi ile karşı karşıya kalmak gerektiği içindir.

    Polen alerjisi teşhisi neden önemlidir?
    Bahar alerjisi sık sinüzit, geniz eti büyümesi, sık kulak iltihabı gibi sonuçlara neden olabilir. Okul performansını çok etkiler. Polen alerjisi nedneiyle burunları tıkalı olan çocuklar geceleri rahat uyuyamaz ve sabahları yorgun kalakr. Bunun sonucu ders başarıları da etkilenir. Alerjik nezleli her beş çocuktan birisi ilerde astıma ilerleyebilir. Bu sebepten teşhis önemlidir.

    Polen alerjisinin tedavisi?
    Doğru teşhis konulduktan sonra bazı ilaçlarla tedavi edilebilir. Tedavi başarısı %100’e yakındır.
    Polen alerjisi tedavisinde korunma, ilaç tedavisi ve aşı tedavisi uygulanmaktadır.

    Bahar ayalarında polenlerden korunmak için ne gibi önlemler alınmalıdır?
    Alerjik nezle, astım gibi polenlerin neden olduğu bir alerjik hastalığı olan çocuklar bazı önlemler almalıdır;
    -Evden çıkarken mutlaka güneş gözlüğü takılarak polenlere temas önlenmelidir.
    -Ağız yerine burundan nefes alıp verilerek burnun filtre görevi yerine getirilmelidir.
    -Polenlerin yoğun olduğu günlerde dışarıda fazla dolaşılmamalıdır.
    -Dışarıda kalındığı sürece her fırsatta yüzler ve burunlar suyla yıkanarak polenlerden temizlenilmelidir.
    -Dışarıda vakit geçirilmişse eve gelince kıyafetler değiştirilip duş alınmalıdır.
    -Polenler kıyafetlerimize de yapışmaktadır.

    Polen alerjisi tedavisinde aşı tedavisi etkili midir?
    Aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi tedavisinin başarısı çok yüksektir. Bu tedavi ile ilaç kullanım ihtiyacı azalacak, astım hastalığına ilerlemesi engellenecektir. Aşı tedavisinde cilt altına enjeksiyon ve dil altı damla şeklinde metotlar vardır. Her iki yöntem de hastalığın ciddiyeti, alerjen tipine göre seçilirse başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Aşılar her çocuğa özel hazırlanır. Standart bir aşı olup eczaneden gidip alınacak bir ialç değildir. Çocuğa özel hazırlanıp yurtdışından getiirtilmektedir. Ancak çocuklarda aşı tedavisinin hangi alerjenden oluşması gerektiği ve hangi dozlarda uygulanması gerektiği sadece ve sadece çocuk alerjisi uzmanlarınca yapılmalıdır.Aksi takdirde tedavinin başarısız olmasına ve hatta çok ciddi yan tesirlerle karşı karşıya kalınabilir.

    Polen alerjisinde aşı tedavisi kimlere yapılır?
    Polen alerjisi nedeniyle astım ve alerjik nezle gelişen çocuklara yapılması tavsiye edilir. Öncelikle bahar ayında sık hapşıran, sık gözleri kaşınan, burnu tıkanan, öksürük, nefes sıkışması gibi astım ve alerjik nezle belirtileri olan çocuklara ciltten alerji testi yapılır ve test sonucuna göre ve çocuğun çıkan alerjiden etkilenip etkilenmediğine göre karar verilir. Cilt testinde polen alerjisi saptanmış ve bahar ayında da şikayetler artıyorsa aşı yapılması gündeme gelebilir. Çocuklara aşı tedavisi gerekliliği ve nasıl yapılacağı konusunda tek yetkili uzmanlar çocuk alerji uzmanlarıdır.

    Aşı tedavisine kaç yaşında başlanabilir?
    Dilaltı aşılar 3 yaşından sonra başlanırken cilt altı enjeksiyon şeklindeki aşılar 5 yaşından sonra başlanabilir.

    Aşı tedavisi kaç türdür?
    Aşı tedavisi üç türdür. Dilaltı damla, tablet ve cilt altına enjeksiyon formları vardır. Cilt altı aşılar da iki türdür. Yıl boyu yapılan ve mevsim öncesi olmak üzere iki türdür. Hangi aşının hangi çocuğa yapılacağını sadece çocuk alerji uzmanları karar vermektedir.

    En sık yapılan yanlışlar nelerdir?

    Tek başına alerji testleri tanı koydurmadığı gibi eğitim almamış hekimlerce yapılan testlerle teşhisi konulmaya çalışılması çok yanlıştır. Alerji testleri doğru teknikle yapılmalı, alerji uzmanlarınca yorumlanmalı ve doğru teşhisi konulmalıdır.

    Alerji aşılarını bu konuda eğitim almamış olan alerji uzmanları dışındaki uzmanlarca yapılması da çok yanlıştır. Çünkü bu tedavi kısa süreli olmayıp en az 3 yıl süreyle devam edeceği için eğitim almış alerji uzmanlarınca yapılması ve takibi çok önemlidir.

    Önemli notlar

    Bahar ayında astım, alerjik nezle ve göz alerjisi belirtileri oluyorsa incelenmelidir.

    Alerji testleri doğumdan 18 yaşına kadar olan çocuklarda çocuk alerji uzmanlarınca yapılmalıdır.

    Polen mevsiminde polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarıda olmamaya gayret gösterilmeli, ağız yerine burundan nefes alıp verilmelidir.

    Polen mevsiminde polen alerjisi olanlar veya ailesinde alerjik hastalığı yoğun olanlar otomobillerinin polen filtresin değiştirmeli, hepa filtreli klimalar kullanılması uygundur.

    Gözlerin polenlerden korunması için bahar aylarında güneş gözlüğü veya normal gözlük kullanılmalıdır. Akşamları eve gelince mutlaka kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalıdır. Evden işe gidilince yüz yıkanıp ağız ve burun su le gargara edilerek polenler uzaklaştırılmalıdır.

    Bol su ve meyva suyu içmek çocukların daha zinde olmasını sağlayacaktır.

  • Alerjik rinit alerjik nezle

    Alerjik Rinit (Nezle) Nedir?
    Alerjenlere burun mukazasının alerjik reaksiyonu sonucu nezle, burun tıkanması, hapşırma, burun, göz, kulak ve boğaz kaşınması belirtileri ile kendini gösteren hastalıktır.

    Alerjik nezle belirtileri genellikle gribal enfeksiyon belirtileri ile karışır. Alerjik nezle belirtilerinin tekrarlayıcı olması nedeniyle gribal enfeksiyondan ayrılır. Alerjik nezlede ilave bir hastalık yoksa ateş olmaz. Peş peşe hapşırmaların olması da gribal enfeksiyondan ayırmada önemlidir. Özellikle polenlere alerjisi olan kişilerde alerjik nezle belirtileri bahar aylarında artar.

    Türkiye’de alerjik nezle sıklığı %3 ile 36 arasında değişmektedir. Alerjik nezle belirtileri varsa mutlaka çocuk alerji uzmanı tarafından incelenmelidir. Neye alerjinin olduğu bulunulmalı ve gerekli durumlarda alerji aşıları yapılmalıdır.

    Alerjik Nezle Sıklığı
    Alerjik nezle sıklığı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artmaktadır. Alerjik nezle dünya nüfusunun %20 ile %40’ını etkilediği görülmektedir. Ülkemizde bugüne kadar yapılan çalışmalarda alerjik nezlenin sıklığı çocuklarda %2.9 ile %39.9 arasında olduğu görülmektedir. Son 10 yılda da sıklık giderek artmaktadır.

    Alerjik nezlenin dünyada sıklığının artışı hakkında birçok neden öne sürülmektedir. Çocuklarda batı tipi beslenmenin daha sık olması, fazla kilo alınması, hava kirliliği, hijyen gibi bir çok faktör üzerinde durulmaktadır.

    ALERJİK NEZLENİN BELİRTİLERİ
    Alerjik nezlenin en önemli belirtileri sık tekrarlayan nezle (sulu ve bol), burun kaşıntısı, burun tıkanması ve ard arda en az 4-5 defa olan hapşırmadır.

    Bu belirtilerin dışında kulak kaşıntısı, yumuşak damak ve boğazda kaşıntı, tat ve koku bozukluğu, sık sık burun kanaması olabilir.

    Birlikte göz alerjisi varsa gözlerde sulanma, kaşınma da olabilir.

    Geniz akıntısına bağlı öksürük, geniz akıntısının yutulması sonucu kusma, karın ağrısı ve iştah azalması gelişebilir.

    Ayrıca kulakta sıvı birikmesi nedeniyle işitme azalması yapabilir.

    Alerjik nezle enfeksiyonlara eğilim yarattığı için sık sık sinüzite neden olabilir.

    Burun tıkanmasına bağlı ağız sürekli açık kalması nedeniyle sık boğaz enfeksiyonu gelişebilir. Geniz akıntısı geniz eti büyümesi yaparak horlamaya neden olabilir. Gerek geniz eti büyümesi gerek burun tıkanması nedeniyle uyku kalitesi bozulur. Genel bir yorgunluk ve bitkinlik hali vardır. Bunun sonucunda da iyi uyku alamayan çocuk okulda da başarısız olur. Ağzı açık kalan çocukta diş çürümesi de kolay gelişir.

    Sınav süresince burnu tıkalı veya burnu devamlı akan, gözleri kaşınan bir çocuğun sınavda başarısı mutlaka etkilenir.

    Alerjik nezleli çocukların alt göz kapakları altında deri renginde koyulaşma da görülür. Bu koyulaşmanın nedeni bu bölgedeki damar içindeki kanın birikmesi sonucu deri rengini koyulaştıran hemosiderin denilen pigmentin birikmesi nedeniyledir.

    Burunun sık sık yukarı doğru silinmesi ile burun üstünde çizgilenme görülebilir. Burun kaşınması ve akıntı nedeniyle alerjik selam olarak bilinen burnun aşağıdan yukarı doğru silinme hareketi yapılır ki bu duruma “alerjik selam” denilir.

    Burun üstünde cilt kızarık olabilir. Gözlerde kızarma, göz kapaklarında şişme görülebilir.

    Burun içinde polip denilen şişlikler görülebilir. Bu de nefes almayı zorlaştırabilir. Polipler alerjik nezleli çocukların %5’inde görülür.

    6 aylık bebekte alerjik rinit bildirilmesine rağmen çoğunlukla klinik belirtilerin ortaya çıkmasından önce 2 veya daha fazla mevsim geçmesi gerekir. Bu nedenle genelde 2 yaşında büyük çocuklarda görülmektedir. Ancak alerjik nezle belirtileri olan 2 yaş altındaki çocuklar da alerjik nezle yönünden incelenebilir.

    Ergenlik döneminde de tek başına alerjik nezle belirtilerinin görülmesi pik yapmaktadır.

    Özellikle egzamalı bir çocukta peş peşe hapşırma, nezle ve gözlerde sulanma sık sık oluyorsa alerjik nezle yönünden araştırılmalıdır.

    ALERJİK NEZLENİN NEDENLERİ
    Genetik
    En önemli neden genetiktir. Ailede alerjik nezle veya astım veya diğer alerjik hastalığın olması alerjik nezle gelişmesi için önemli bir risk faktörüdür.

    Erkek çocuklarda alerjik nezle daha çok görülür
    Alerjik nezle erkek çocuklarda daha sık görülür.

    Alerji testi pozitif olanlarda alerjik nezle gelişime olasılığı yüksektir.
    Alerji testinde polen, ev tozu mite’ları gibi havada bulunan alerjenlere alerji saptanmışsa alerjik nezle gelişme olasılığı yüksektir. Ayrıca besin alerjisi saptanmışsa da alerjik nezle gelişmesi için bir risk oluşturur.

    Nemli ve küflü ortamlar alerjik nezle gelişme riskini artırır
    Nemli ve küflü bir ev ortamı da alerjik nezle gelişmesini artıran bir risk faktörüdür.

    Çocuğun doğduğu mevsim bahar ve yaz ayı ise alerjik nezle riski artar
    Bahar ve yaz aylarında doğan çocuklarda alerjik nezle gelişme riski daha yüksektir. Yeşil alanda yaşayanlarda veya hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgede yaşayanlarda da alerjik nezle gelişme riski yüksektir.

    Alerjenler alerjik nezle riskini artırır
    Alerjenler alerjik nezle gelişmesinde çok önemlidir. En önemli tetikleyici faktör havada bulunan alerjenlerdir. Mevsimsel alerjik nezlede polenler önemli bir tetikleyiciyken yıl boyu alerjik nezle belirtileri olan çocuklarda ev tozu mite’ları, küfler, evcil hayvanlar ve hamamböcekleri önemli tetikleyicilerdir.

    Sigara dumanı alerjik nezle riskini artırır
    Sigara dumanına maruz kalma hem alerjik hastalığın şiddetini artırmakta hem de alerji gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

    Hava kirliliği alerjik nezle riskini artırıyor
    Hava kirliliği alerjik nezle gelişmesinde önemli rol oynadığı düşünülmektedir.

    ALERJİK NEZLENİN TEŞHİSİ
    Alerjik nezle belirtileri olan bir çocuğun muayene bulguları tamamen normal olabilir. Burun üstünde çizgilenme, göz altlarındaki cildin koyulaşmanın olup olmadığına bakılmalıdır. Çok dikkatli bir öykü alınmalıdır.

    Alerji testi
    Alerjik nezle düşünülen çocuğa ciltten alerji testi yapılır. Neye alerji olduğu anlaşılır. Ayrıca alerji testiyle aşı tedavisi gerekip gerekmediği değerlendirilir.

    Alerji testi kaç yaşında yapılır?
    Ciltten alerji testi alerjik nezle için 1 yaşından itibaren yapılabilir. Alerji testi 1-2 aylıktan sonra yapılabilmesine rağmen alerjik nezleli çocuklarda 1 yaşından büyüklerde yapılması uygundur. Çünkü ev tozu mite’ları ve polenlere alerji gelişmesi için belirli bir süre geçmesi çocuğun bu alerjenlerle karşılaşması gerekir.

    Alerji testini hangi uzman yapmalıdır?
    Alerji testinin de bu konunun uzmanı olan çocuk alerji uzmanlarınca yapılması çok önemlidir. Çünkü bu testle teşhis konulmakta ve tedavi planlanmaktadır. Bu testler aşı yapılıp yapılmayacağına ve aşı yapılacaksa hangi alerjenlerle karışım hazırlanacağına karar verilmektedir. Bu nedenle bu konuda eğitim alan çocuk alerji uzmanlarınca yapılması gerekir. Aksi takdirde yanlış teşhisle 3-5 yıl gibi sürecek uzun soluklu tedavinin yanlış yapılmasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
    Test sonucu kullanılan alerjenlerden de etkilenmektedir. Test uygulama tekniği, alerjenlerin kalitesi, test yapan hekimin çocuk alerji uzmanı olması gibi faktörlerle test sonucu değişebilmektedir.

    Alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?
    Kandan yapılan alerji testlerinin pahalı olması, geç çıkması ve cilt testine göre daha az sıklıkta pozitif olması nedeniyle ciltten alerji testi yapılması tavsiye edilir. Ayrıca kandan yapılan alerji testinde kullanılan cihazın kalitesi de test sonucunu etkileyebilir.

    Kanda alerji düzeyi (IgE) teşhiste önemli mi?
    Kandan bakılan IgE düzeyinin yüksek olması bize sadece alerji testinde alerji çıkma olasılığının yüksek olduğunu gösterir. Ancak IgE seviyesi yüksek olan çocuklarda alerji testinde alerji çıkmayabileceği gibi düşük seviyede olanlarda da alerji testinde alerji çıkabilir. Bu nedenle bu testin teşhiste yeri çok sınırlıdır.

    Nazal provakasyon testleri:
    Sadece araştırma amaçlı kullanılan bir testtir. Teşhiste şüpheli durumlarda yapılmaktadır.

    Nazal smear:
    Burun akıntısının incelenmesidir. Burun akıntısı boyama teknikleri ile incelenir. Eozinofili sayısı %10 üstünde ise alerjik nezle ihtimalini kuvvetlendirir.

    Sonuç olarak alerjik nezle teşhisi deneyimli hekimler tarafından alınan ayrıntılı öykü ve gerekli testler (alerji testleri ve duruma göre diğer testler) ile teşhis konulur.

    ALERJİK NEZLENİN TEDAVİSİ

    Alerjik nezle tedavisi korunma (Alerjik olunan alerjenlerden ve tetikleyicilerden korunma), ilaç tedavisi, immünoterapi (Aşı tedavisi), cerrahi, eğitim, tamamlayıcı tedaviden oluşmaktadır. Bir de alternative tedaviler vardır. Tedavide başarının sırrı alerji uzmanlarınca doğru tanı konup doğru tedavi yapılmasıdır. Öncelikle alerjik nezlenin ciddiyeti belirlenmeli ve hastalığın ciddiyetine gore tedavi düzenlenmelidir.

    1. Korunma Tedavisi
    Alerjik rinitte uygulanan korunma ile astımda korunma benzerdir. neye alerjisi varsa ona göre korunma uygulanmalıdır. Ev tozu mite alerjisi varsa mite’lara karşı korunma önlemleri almak gerekir. Polenlere alerji varsa polenlerden korunmak gerekir.

    2. İlaç Tedavisi
    * Hastanın şikayetlerine göre ve ciddiyete göre düzenleme yapılmaktadır.
    * Otrivine ve iliadin gibi ilaçlar en fazla 7 gün kullanılır. Bu süreden sonra etkisi kaybolur ve kullanmaya devam edilirse burun tıkanması daha fazla olm aya başlar.
    * Antihitaminiklerin hapşırma, burun kaşınması ve nezleye daha çok faydası olup burun tıkanmasına faydası fazla olmaz. 1 saat içinde etki başlar.
    * Uyku yapamayan 2. jenerasyon antihistaminiklerin belirgin bir yan etkisi yoktur.
    * Nazal steroidler ilaçlar doktor gözetiminde verilmelidir. Bu ilaçlar uzun süre kullanıldığında yan etkileri görülebilir.
    * Nazal steroidler baş ağrısı, bulantı ve kusma, tat ve koku duyusu kaybı, baş dönmesi, anaflaksi, ürtiker, anjioödem ve bronkospasm gibi nadiren yan etkiler görülebilir. Ayrıca burunda yanma ve sızlama (%5-10), hapşırma, sinüs konjesyonu, göz sulanması, boğaz irritasyonu, ağızda kötü tat, kanlı akıntı (%5), nasal septum perferasyonu görülebilmektedir. Bu nedenle doktor kontrolünde tedavi yapılmalıdır.
    * Montelukast ilaçlar 6 yaş altındaki bazı hastalarda uygulanabilmekle birlikte antihistaminiklere büyük üstünlüğü olmadığı için tavsiye edilmiyor.

    * İntranazal antikolinerjikler Aşırı burun akıntısı olanlarda kullanılır.

    3. Aşı tedavisi (İmmunoterapi)
    Çocuklarda etkilidir. Ciddi alerjisi olan ve bu alerji yapan alerjenlerle karşılaşınca şikayeti olanlarda aşı tedavisi önerilir. Polenlere ve ev tozu akarlarına karşı yapılan aşı etkilidir.

    Ağızdan damla şeklinde veya deri altına enjeksiyonla yapılır. Enjeksiyonla yapılan daha etkilidir. 5 yıl süreyle uygulanır. Kısa süreli ve uzun süreli uygulanan aşılar vardır. Hastalığı tamamen iyileştirdiği ve daha sonra astım gelişmesini engellediği için öneriyoruz.

    Alerjen verildiği için sadece alerji uzmanlarınca uygulanmalıdır. Alerjen verildiği için 30 dakika içinde ciddi alerjik şoka neden olabilir. Bu nedenle aşı yapıldıktan sonra 30 dakika gözlemde tutulur. Bunun dışında aşı yapılan bölgede şişlik olabilir. Şişlik olursa buz konulmalıdır.
    Etkisi 1 yılda ortaya çıkar. 1 yıl içinde faydası olmamışsa iptal edilir.

    4. Cerrahi Tedavi
    Fonksiyonları etkileyen septumun anotomik değişiklikleri, kronik sinüzit, tedaviye dirençli iki taraflı nasal poliposis ve ilaçlara dirençli inferior türbinat hipertrofisi gibi durumlarda ameliyat gerekebilir.

    5. Alternatif ve Tamamlayıcı Tedaviler

    Tamamlayıcı ve alternatif tedavi etkinliği şimdiye kadarki delillerle tam olarak desteklenmediği için rutin kullanıma girmemiştir. Kontrollü yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Yan etkileri olabilir. Diğer ilaçlarla etkileşebilir

    Tamamlayıcı Tedaviler
    Bariyer tedavisi için buruna alerjenin girmesi engellenir. Bunun için nazal filtre, polen bloke eden kremler, selüloz toz, yüz maskesi ve gözlük, serum fizyolojikle burun ve sinüs yıkanması yapılabilir.
    Probiyotikler: Allerjik hastalık semptomlarına etkisi olabilir. Yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

    Alternatif tedaviler
    Akapunktur: Akapunktur etkinliğini için yeterli delil olmamasından dolayı ve olası komplikasyonalarından dolayı önerilmiyor.
    Homeopati: Benzer benzeri tedavi eder homeopatinin temel yasasıdır. Kaliteli çalışmalarda; faydalı bulan ve faydasız bulan çalışmalar var. Yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.
    Şifalı bitkiler: Ciddi yan etkiler ve ilaç etkileşimleri olabileceği için ve rinit semptomlarına etkisi yetersiz olduğu için önerilmiyor.
    Rinofototerapi: Burun içine bir cihaz yardımıyla ışık verilerek yapılmaktadır. Faydalı bulan çalışmalarla birlikte rutin kullanıma girmemiştir.

    6. Eğitim
    Hastalara hastalığın yıl boyu veya tekrarlayıcı özellikleri, alerjen tetiklenmesinden kaçınması gerektiği, solunum yolları irritanları ve sigara içilmemesi gerektiği öğretilmelidir. Burun spreyin doğru bir şekilde kullanması öğretilmelidir.

    ALERJİK NEZLE İLE İLGİLİ EN SIK SORULAN SORULAR

    1- Alerjik nezle neden önemlidir?
    Alerjik nezle gemelde basite alınır ve doktora gidilmesine gerek olmadığı düşünülür. Ancak alerjik nezle önemlidir. Çünkü alerjik nezle iş ve okul performansını, öğrenme kabiliyetini etkiler.

    İş ve okul gitmemenin en büyük sebeplerindendir. Allerjik nezle ile astım, nazal polip, sinüzit, otitis media, alt solunum yolları enfeksiyonları, ve diş çürümeleri arasında ilişki vardır.

    Özellikle çocuklarda alerjik nezle ve astım birlikte görülme şansı yüksek olduğu için astım belirtileri yönünden de dikkatli bir şekilde incelenmelidir. Astımlı çocukların %75’inde alerjik nezle de vardır. Alerjik nezleli çocuklarda ise %20-40 oranında astım vardır.

    Alerjik nezle teşhisi konan ve astımı olmayan çocukların %20’sinde ilerde astım gelişme riski vardır.. Bu nedenle astım gelişmesinin de önlenmesi bakımından alerjik nezlenin tedavi edilmesi önemlidir.

    2- Alerjik nezle kaç çeşittir?
    Alerjik nezle sadece bahar aylarında görülüyorsa mevsimsel alerjik nezle, yıl boyu görülüyorsa devamlı (persistan) alerjik nezle adı almaktadır. Bu sınıflama günümüzde değişmiştir. Mevsimsel alerjik nezle aralıklı alerjik nezle ve devamlı alerjik nezle olarak sınıflanmaktadır. Devamlı alerjik nezlede belirtiler haftanın 4 gününden fazla olur ve 4 haftadan uzun sürmektedir. Alerjik nezlenin uykuyu, iş performansını etkilemesi ve günlük aktiviteleri etkileyip etkilememesine göre hafif, orta-ciddi olarak sınıflanmaktadır.

    3- Alerjik nezle için alerji testi kaç çeşittir?

    Alerjik nezle düşünülen çocuğa ciltten alerji testi yapılır. Neye alerji olduğu anlaşılır. Ayrıca alerji testiyle aşı tedavisi gerekip gerekmediği değerlendirilir.

    4- Alerjik nezle için alerji testini hangi uzman yapmalıdır?

    Alerji testinin de bu konunun uzmanı olan çocuk alerji uzmanlarınca yapılması çok önemlidir. Çünkü bu testle teşhis konulmakta ve tedavi planlanmaktadır. Bu testler aşı yapılıp yapılmayacağına ve aşı yapılacaksa hangi alerjenlerle karışım hazırlanacağına karar verilmektedir. Bu nedenle bu konuda eğitim alan çocuk alerji uzmanlarınca yapılması gerekir. Aksi taktirde yanlış teşhisle 3-5 yıl gibi sürecek uzun soluklu tedavinin yanlış yapılmasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
    Test sonucu kullanılan alerjenlerden de etkilenmektedir. Test uygulama tekniği, alerjenlerin kalitesi, test yapan hekimin çocuk alerji uzmanı olması gibi faktörlerle test sonucu değişebilmektedir.

    5- Alerjik nezlede alerji testi kaç yaşında yapılır?

    Ciltten alerji testi alerjik nezle için 1 yaşından itibaren yapılabilir. Alerji testi 1-2 aylıktan sonra yapılabilmesine rağmen alerjik nezleli çcuklarda 1 yaşından büyüklerde yapılması uygundur. Çünkü ev tozu mite’ları ve polenlere alerji gelişmesi için belirli bir süre geçmesi çocuğun bu alerjenlerle karşılaşması gerekir.

    6- Alerjik nezle için alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?

    Kandan yapılan alerji tetslerinin pahalı olması, geç çıkması ve cilt testine göre daha az sıklıkta pozitif olması nedeniyle ciltten alerji testi yapılması tavsiye edilir. Ayrıca kandan yapılan alerji testinde kullanılan cihazın kalitesi de test sonucunu etkileyebilir.

    7- Alerjik nezle teşhisinde kanda alerji düzeyi (IgE) teşhiste önemli mi?

    Kandan bakılan IgE düzeyinin yüksek olması bize sadece alerji testinde alerji çıkma olsalığının yüksek olduğunu gösterir. Ancak IgE seviyesi yüksek olan çocuklarda alerji testinde alerji çıkmayabileceği gibi düşük seviyede olanlarda da alerji testinde alerji çıkabilir. Bu nedenle bu testin teşhiste yeri çok sınırlıdır.

    8- Alerjik nezleden korunma nasıl olur?

    Alerjik rinitin nedeni alerji testiyle belirlenir. Belirlenen alerjenin alerjik nezleyle ilişkisi araştırılır ve alerjik nezleye neden olduğu ortaya konursa o alerjenden korunmak gerekir. Örneğin ev tozu mite alerjisi varsa ev tozu mite’larına karşı önlem almak gerekir. Polenlere alerji saptanmışsa polenlere karşı önlem alınmalıdır. Küfe alerji saptanmışsa küflere karşı önlem almak gerekir.

    9- Alerjik rinit (Alerjik nezle) tedavisinde son gelişmeler nelerdir?

    Dekonjestanlar, nazal steroidler, antihistaminikler, mast hücre stalizörleri, lökotrien modifiye edici ilaçlar, antikolinerjikler, anti IgE ve antisitokin tedavileri uygulanabilmektedir. Hastanın şikayetlerine göre ve ciddiyete göre düzenleme yapılmaktadır..

    10- Burun tıkanması için kullanılan dekonjestanların zararı var mı?

    Otrivine ve iliadin gibi ilaçlar en fazla 7 gün kullanılır. Bu süreden sonra etkisi kaybolur ve kullanmaya devam edilirse burun tıkanması daha fazla olmaya başlar.

    11- Kortizonlu burun spreyleri güvenli midir?

    Bu tür ilaçlar kortizon içermesinden dolayı doktor gözetiminde verilmelidir. Bu ilaçlar uzun süre kullanıldığında yan etkileri görülebilir.

    12- Kortizonlu burun spreylerinin yan etkileri nelerdir?

    Baş ağrısı, bulantı ve kusma, tat ve koku duyusu kaybı, baş dönmesi, anaflaksi, ürtiker, anjioödem ve bronkospasm gibi nadiren yan etkiler görülebilir. Ayrıca burunda yanma ve sızlama (%5-10), hapşırma, sinüs konjesyonu, göz sulanması, boğaz irritasyonu, ağızda kötü tat, kanlı akıntı (%5), nasal septum perferasyonu görülebilmektedir. Bu nedenle doktor kontrolünde tedavi yapılmalıdır.

    13- Lokal alerjik nezle nedir?

    Alerjik nezle belirtileri olmasına rağmen alerji deri testleri veya kanda alerji testleri negatif olduğu durumda akla gelmelidir.Sadece burunda alerjiye eğilim olması durmuna “entopi” denir. Kesin teşhis buruna uygulanan provakasyon testleri ile yapılmaktadır.
    Lokal alerjik rinit teşhisinin konulması birçok alerjik nezleye benzeyen hastalıkların dışlanması ile konulmaktadır. Bu nedene de bu konuda eğitim almış ve deneyimli çocuk alerji uzmanlarınca konulması önemlidir.

  • Baharla birlikte alerji mevsimi de başladı

    Baharla birlikte alerji mevsimi de başladı

    Güneşin Yüzünü Gösterdiği, Doğanın Yeniden Hayat Bulduğu Bahar Mevsimi Alerjinin de Habercisi…

    Doğanın yeniden hayat bulduğu bahar mevsiminde, en sık görülen alerji türü olan polen alerjisini, aşı tedavisi ve birkaç pratik öneri ile alt edebilmek mümkün. Polen alerjisi basit bir hapşırmadan ibaret değildir ve hayat kalitesine olumsuz etkileyen bulguları bulunmaktadır.

    İlkbahar aylarında görülen çayır çimenindeki otların ve çeşitli ağaçların polenlerine karşı gelişen alerjinin yol açtığı “Mevsimsel alerjik nezle” diğer bir adıyla “Saman Nezlesi”nin mevsimi geldi. Mart-Nisan-Mayıs döneminde yoğun olarak havaya salınan polenler çocuk ve yetişkinlerde hayat kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Polen Alerjisi basit bir hapşırmadan ibaret değildir. Burun kaşıntısı, burun ve gözlerde akıntı ve göz kızarması şikayetlerine neden olmaktadır.

    Alerji, Çocuğun Okul Başarısını Düşürüyor

    Polenlere karşı gelişen alerji çocuk ve erişkinlerde hayat kalitesini bozacak, günlük aktiviteleri etkileyecek boyutta sorun yaratabilmektedir. Okulda devamlı burun tıkanıklığı, hapşırık, burun akıntısı yaşayan çocuk konsantre olamaz. Okul başarısı düşer. Özellikle ülkemizde sınavların ve sınav hazırlıklarının yoğun olduğu ilkbahar mevsimi bu öğrenciler için gerçek bir sorundur. Aynı durum erişkinlerde iş gücünün düşmesi şeklinde kendini gösterir.

    Bahar Mevsiminde Alerjik Astım Alevlenmeleri Artabilir!

    Alerji sadece burunda kalmaz birçok hastada akciğerlere de etki eder ve alerjik astım alevlenmeleri görülür. Alerjik astım öksürük, hırıltı ya da hışıltı, nefes darlığı şeklinde kendini belli eder. Alerjik nezle alerjik astım birlikte tedavi edilmediği takdirde her iki hastalığında tedavisi yarım kalır.

    Alerji Yapan Maddeden Uzak Durmak Gerek

    Tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi Polen Alerjisinden de kurtulmak için alerjik olunan maddeden uzak durmak gerekmektedir. Alerji yapan bitki türü tanınır ve çevrede tespit edilirse; bu bitkinin o bölgeden uzaklaştırılması şikâyetleri kısmen azaltır. Ancak çoğu bitkiler uzaklaştırılsa bile polenleri çok uzak mesafelere ulaşabilir. Bu nedenle polen alerjisinde alerjik olunan maddeden kesin olarak uzak durabilmek mümkün değildir. Ancak uygulanacak birkaç pratik öneri şikayetlerin şiddeti azaltabilir.

    Polen Alerjisinden Korunmak İçin Pratik Öneriler:

    Polen mevsiminde eve hava girişini azaltmak gerekir. Özellikle sabahın erken saatleri havada polen sayısının en fazla olduğu zamandır. Bu saatlerde ve mümkünse günün diğer saatlerinde de kapı ve pencereleri kapalı tutmak gerekir.

    Evi cam açarak havalandırmak yerine polen filtreli klima kullanılmalıdır.

    Klimanın olmadığı durumlarda polen filtreli hava temizleyiciler kullanılabilir.

    Çim biçme gibi aktivitelerden kaçınmalı ve mutlaka böyle bir aktivite yapılacaksa maske takılmalıdır.

    Sabah erken saatlerde ev dışı aktivitelerden kaçınılmalıdır.

    Dışarıdan eve gelindiğinde el, yüz yıkanmalı, kıyafetler değiştirilmelidir.

    Kıyafetleri açık havada kurutmaktan kaçınılmalıdır.

    Mevsimsel Alerjik Nezle (Saman Nezlesi) Nasıl Tedavi Edilir?

    Mevsimsel alerjik nezle tedavisinde gerek çocuklara gerekse erişkin hastalara alerjik şikayetleri mevsim süresince baskılayacak ilaçlar (anti-histaminik) önerilir. Ağızdan alınan alerji ilaçları gün içinde uyku haline neden olabildiklerinden özellikle sınavlara hazırlanan çocuklara bu süreçte anti-histaminik içeren alerji ilaçları verilmemelidir. Böyle durumlarda kortizonlu burun spreyleri tercih edilmelidir.

    Alerjik nezle tedavisinde en etkin ilaçlar kortizonlu burun spreyleridir. Kortizon bazlı burun spreylerinin kana karışma oranı çok düşüktür. Uygun dozda ve uygun teknikle kullanıldığında yan etkilere neden olmazlar. Ancak, alerjik nezlede ilaç tedavisi kullanıldığı sürece etkilidir. İlaçlar kesilince altta yatan alerji tedavi edilmediyse tüm belirtiler geri dönmektedir. Mevsimsel alerjik nezlenin tek kökten tedavisi alerji aşı tedavisidir.

    Kalıcı Çözüm Dilaltı Aşı Tedavisi

    Mevsimsel Alerjik nezlenin kökten tedavisi olan Aşı tedavisinin esası vücudu alerjik olunan maddeye yavaş yavaş alıştırmaktır. Bu şekilde vücut alerjik maddeye duyarsızlaşır. Aşı tedavisi İğne aşı ve dilaltı damla aşı tedavisi olarak iki şekilde uygulanmaktadır. En eski yöntem iğne aşı uygulamasıdır. Ancak iğne aşıların alerjik yan etkileri fazladır. İğnenin doktor gözetiminde uygulanması gerekir ki; buna rağmen hayatı tehdit edici alerjik reaksiyon riski olabilmektedir. Ancak aşı tedavisi uygulanmadığında alerjinin de geçmediği yıllar içinde gözlenmiştir.

    Alerjiye karşı kökten ve kalıcı çözümün Dilaltı damla aşılardır. Dilaltı damla aşıları alerjik yan etkiler açısından güvenli ve evde uygulamaya uygun aşılardır. Tedavide amaç hastanın ilaçsız da iyi kalmasını sağlamaktır.

    Başarı oranı oldukça yüksek olan dilaltı damla aşılarının yakın zamanda Avrupa’da tablet formlarının geliştirilmiş olduğu bilinmektedir. Özellikle çayır çimeni poleni alerjisi için geliştirilen tablet aşıların çok yakında Dünya ile aynı anda ülkemizde de kullanımı söz konusu olacaktır. Gerek iğne gerekse damla ve tablet formlarının etkinlik açısından farkı yoktur. Buna karşın damla ve tablet formlar güvenli olması açısından iğne aşıya göre üstündür. Polen alerjisi kanıtlanmış tüm alerjik nezle hastalarının kalıcı çözüm için dilaltı aşı yöntemine başvurmaları hastalıktan kurtulmak için atılacak en önemli adım olacaktır.

  • Geniz eti nedir?

    Geniz eti nedir?

    Burun deliklerinin arkada boğazla birleştiği noktadaki adenoid adı verilen bezlerin normalden daha fazla büyümesine halk arasında geniz eti denmektedir. Büyüme ile bu bezlerin iltihaplanması ayrı ayrı olabileceği gibi , sıklıkla önce iltihaplanma sonra büyüme de olabilir. Yumuşak oluşum büyüdüğünde burun deliklerinin genize açılan kısmını kapatır, orta kulağa açılan östaki borusunu tıkar ve burundaki sümük salgısının temizlenmesini engeller.
    Belirtileri şunlardır:

    1-Burun tıkalı olduğu için ağızdan solunum
    2-Burun akıntısı
    3-Horlama
    4-Gün boyunca ağzın açık oluşu
    5-Ağız ve dudaklarda kuruluk
    6-Burundan konuşma
    7-Nefes alma da zorluk
    8-Tat ve duyu bozuklukları
    9-Geceleri rahatsız edici öksürük
    10-Müzmin (kronik) kulak iltihabı
    11-İşitme kayıpları
    12-Damak bozuklukları

    Geniz eti şüphesinde yapılması gereken iş doktora başvurmaktır. Genellikle bademcikler alınırken adenoidler de alınır. Bazı hallerde adenoidler alınırken , bademciklerde bir anormallik yoksa bunlara dokunulmaz. Geniz eti ve bademcik ameliyatı gayet kolaydır ve bir tehlikesi yoktur.

    Adeonidler alındıktan sonra bunların tamamen eski büyüklüğünde olmamak kaydı ile yeniden lenf dokuları geliştirdikleri görülmüştür. Bu durum ameliyatın başarısız olduğu anlamına gelmez.

    Adenoid yeniden eskisi kadar büyür ve rahatsızlık verirse yeniden ameliyat yapılır. Ameliyatla çıkarılan bademcikler için aynı durum söz konusu değildir. Bademcik ve adenoidler 7 yaşından sonra küçülme eğilimine getirecekleri için, doktorlar mümkün olduğu kadar bu tür ameliyatların geciktirilmesi gerektiğini savunurlar. Ama tıp da bir kural vardır ki oda ‘hastalık yok hasta var’ şeklinde ifade edilir. Her hastalık her hastada farklı seyreder. Mecbur kalınırsa 2,5-3 yaşında bile ameliyat söz konusu olabilir.

  • Astın / sinüzit ilişkisinde alerji dışı nedenler

    Astın / sinüzit ilişkisinde alerji dışı nedenler

    Sinüzitin en sık rastlanan sebebi alerjik nezledir. Alerjik nezlede ödemli olan burun mukozası sinüslerin boşaldığı delikleri de tıkar ve sinüs boşluğunda biriken sümük iltihaplanır ve sinüzit oluşur. Gerek sinüzitin tetiklemesi ile gerekse altta yatan alerjinin bronş dokusunu alevlendirmesi ile hassas hava yolu (reaktif hava yolu) ve astım gelişir.

    Ancak alerji dışında da burnu tıkayan diğer durumlar da sinüzite ve bunun sonucu olarak astıma neden olabilir. Bu açıdan mekanik tıkanıklıkların araştırılması gerekir. En sık rastlanan mekanik burun tıkanıklığı nedeni septal deviasyon diye adlandırılan burun kemiği eğrilikleridir. Burun kemiğinde eğrilik genetik olabileceği gibi, genetik olmadan da burun üzerine düşme şeklinde travma alınması sonucu gelişebilir. Septal deviasyonda gelişen burun içindeki hava yollarında düzensizlik ve hava akışının bozulması, sinüzite zemin hazırlamaktadır. Çocuklarda burun kemiği eğriliklerine 18 yaşından önce müdahale edilememektedir. Sık sık karbonatlı tuzlu su solüsyonları ile burnu yıkamak ve burnu açık tutmak sinüzit ataklarını azaltacaktır.

    Sinüzite zemin hazırlayan bir diğer mekanik faktör de geniz eti büyümesidir. Sık enfeksiyonlarla mücadele sonucu büyüyen geniz eti (adenoid) bir süre sonra burun arkasında kronik bir tıkanıklık ve iltihap odağı oluşturmaya başlar. Bu safhadan sonra eğer ilaç tedavisiyle küçülmüyorsa ve orta kulakta sıvı birikimi (seröz otit) ve duyma kaybı gibi sonuçlara neden oluyorsa ameliyatla bu dokunun burundan uzaklaştırılması gerekir.

    Bağışıklık sistemindeki zayıflıklar da mikropla mücadelede vücudun yetersiz kalmasına sık sinüzit olunmasına neden olur. IgA ve IgG değerindeki düşüklükler bu yönde en sık rastlanan bağışıklık yetersizlikleridir. IgA eksikliğinin alerjiyle en sık birlikte görülen bağışıklık yetersizliği olduğu bilinmektedir. Bu yüzden tekrarlayan sinüzit ve reaktif hava yolu /astım tablolarında alerji tespit edilmiş olsa bile IgA düzeyine bakılmalıdır. IgA eksikliğinin özgün bir tedavisi yoktur. Bağışıklık sistemini güçlendirecek besin ve aşılarla sinüzite karşı önlem alınması mümkündür.

    Çok sık görülmemekle birlikte kronik sinüzit ve astım birlikteliğinde” Kistik Fibrozis” diye adlandırılan bir hastalığı göz ardı etmemek gerekir. Özellikle büyüme geriliği ve kronik ishal tablosunun hastalığa eşlik ettiği hallerde araştırılmalıdır. Ancak büyüme geriliği ve kronik ishal olmadan da “Kistik Fibrozis” olabileceği de bilinmelidir. Başka bir nedenin bulunamadığı kronik sinüzit ve polip varlığında Kistik Fibrozis” in araştırıldığı Ter Testi istenmesinde fayda vardır.

  • Alerjik nezle(rinit) / saman nezlesi nedir ? Nasıl tanı konur ? Nasıl tedavi edilir ?

    Alerjik nezle(rinit) / saman nezlesi nedir ? Nasıl tanı konur ? Nasıl tedavi edilir ?

    Alerjik nezle (alerjik rinit) çevresel bazı faktörlere alerji gelişimi sonucu, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, burunda kaşıntı, hapşırma ve göz yaşarması gibi belirtilerin görüldüğü bir hastalıktır. Küçük çocuklarda sadece sık burun tıkanıklığı, sık üst solunum yolu enfeksiyonları ve sık orta kulak enfeksiyonları ile kendini gösterebilir.

    Çocuklarda yıl boyu süren alerjik nezleye bağlı gelişen burun tıkanıklığının sonucu olarak tekrarlayan sinüzit ve orta kulakta sıvı birikmesi sık görülen durumlardır. Sinüzit, viral bir üst solunum yolu enfeksiyonunun, yani soğuk algınlığı veya nezlenin normalde geçmesi gereken 1 hafta – 10 günden uzun sürmesi, özellikle sabah kalkıldığında artış gösteren balgamlı öksürükler, sarı burun akıntısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı belirtilerinin görülmesi ile tanınır. Orta kulakta sıvı birikimi ise ateş ve kulak ağrısı ile gelebileceği gibi sadece belli belirsiz bir duyma kaybı ile de kendini gösterebilir. Sözü edilen birinci durumda orta kulakta iltihaplı bir sıvı birikimi söz konusu iken, ikinci durumda ise iltihapsız bir sıvı birikimi vardır. Her iki durumda da duyma kaybının kalıcı olmaması için mutlak olarak altta yatan alerjinin tedavi edilmesi gerekmektedir.

    ÇOCUKLARDA ALERJİK NEZLE TANISI:

    Alerjik nezlede tanı hastanın hikâyesi ve destekleyici laboratuar testleri ile konur. Burun tıkanıklığı, akıntısı, kaşıntısı, hapşırık ve göz yaşarması belirtilerinin yaşamın çoğu gününde görülmesi halinin varlığı; bununla beraber alerji testlerinde pozitiflik saptanması ve burun akıntısında alerjik hücrelerin tespiti tanı koydurmaktadır.

    ÇOCUKLARDA ALERJİK NEZLE TEDAVİSİ:

    Alerjik nezlede birinci basamak tedavi alerjinin saptandığı maddeden bireyin uzak tutulmasıdır. İkinci basamakta ise ilaç tedavisi gelir. Bu tedavi ağızdan alerji şurup / hapları ile ve/veya kana karışmayan kortizonlu burun spreyleri ile sağlanabilir. Tedavi her hasta için farklılık göstermektedir. Çevre önlemleri ve ilaç tedavisinin yanı sıra problemin kökten çözümü için “Dilaltı Damla Aşı” tedavisi uygulanabilir.

  • Çocuklarda burun karıştırma nedenleri ve çözüm yolları

    Başlığıma yerleştirdiğim ifadeyi belki pek çok kez söylediniz, belki başkalarından duydunuz.

    Burun karıştırma durumu, günlük yaşantımızda, kimsenin görmediği düşünüldüğünde çok sık rastladığımız davranıştır. Özellikle,trafikte bu duruma sıkça rastlarız. Eğer, kişiye bakıyorsak ve O da görmüşse hemen vazgeçecektir.

    Çocuklarda gördüğümüz buruna parmak sokmak, karıştırmak çeşitli nedenlere dayalı olabilir. Öncelikle 2-3 yaşlarında görüldüğünde kendisini, organlarını ve özelliklerini tanımak amaçlı olduğunu düşündürür. 6-7 aylarda bebeğin ayaklarını ağzına soktuğunu sıkça görmüşüzdür. Dudaklarını, dilini çevreyi ve kendini tanıma organları olarak kullanmaktadır.

    Burun, titrek tüyleriyle dışarıdan gelen havayı akciğerlere en süzülmüş haliyle gönderir. Hava soğuksa ılıtarak; hava sıcaksa nemlendirerek burun görevini yapar.
    Özellikle erken çocukluk döneminde, çocuğun burun karıştırması en çok ebeveynleri rahatsız eder. Çünkü, bu dönemde sıkça yaşanır. Uyarılar, kızmalar durumu değiştirmez. Öncelikle çocuğun üst solunum yollarından bir sorunu olup olmadığı doktor kontrolü ile araştırılır. Burun mukozasının ürettiği salgının kuruyup, rahatsız edip etmediği incelenir, gerekirse deniz suyu gibi spreylerle yumuşatılarak, burun temizlenmeye çalışılır. Çocukta alerjik burun akıntısı olup olmadığına bakılarak rahatsız bir durum varsa saptanır. Gereken tedavi uygulanır.
    Barsak solucanları burunda kaşıntı yaparlar ve çocuğun burnunu karıştırmasına sebep olabilirler. Dışkı kontrolü yapılmalıdır.

    Fizyolojik nedenlerden bir tanesi de gözlemlerime dayanarak, çocukların düşünme faaliyeti içindeyken burunlarını karıştırdığıdır. Karar verdikten sonra durumun devam etmediğidir.

    Ayrıca, can sıkıntısı, meşgul olacak birşeyler bulamamakta nedenlerden birisidir. Özellikle, çocuk bu duruma yakın hale gelirken, ondan’’ şunun kenarından tutup, bana yardım edebilir misin? ‘’gibi ellerini kullanacak faaliyetlere yönlendirmek yardımcı olacaktır. Oyun hamurları, kağıtla, artık malzemelerle çalışmalar, boya çalışmaları, parmak oyunları, elle oynanan top oyunları, ritm araçları ile çalışmalar,parmakla resimleri göstererek birlikte öykü okuma çalışmaları, boz-yaplar, lego türü elleri meşgul eden oyuncaklar, ilgiyi başka yöne çekmeye çalışmak, mümkün olduğunca etkili olacaktır.

    Çocukla, konuşularak toplumda hoş karşılanmayacağı, arkadaşlarının bu durumu sevmeyeceği, tuvalet ihtiyacı nasıl özel bir yerde gideriliyorsa, burun temizliği için lavabonun kullanılması, ya da mendille bir köşede temizlik yapılabileceği açıklanabilir.
    Eğer, çocuğumuz bir eğitim kurumuna devam ediyorsa, öğretmenle işbirliği ile sınıfta drama yapılarak bu durumun giderilmesine çalışılır. Evde ise anne-baba ve diğer yetişkinler MIŞ gibi yaparak durumu oynayabilirler. Burada dikkat edilmesi gereken durum, çocuğa burun karıştırmanın kimsenin hoşlanmayacağını vurgulama olmalı, örnek olay , çocuğun üzerinden oynanmamalıdır. Çocuğun kişiliğine, böyle yaparsa onu sevmeyeceğimize dair bir vurgu yapmaktan sakınılmalıdır. Erken yaşlarda, belki ilgi başka yere çekilerek dikkat bu konu üzerinden uzaklaştırılabilir. Drama ile anlayabilecek yaşta ise de drama yapılır.

    Çocukla iletişimde, ayrıca olumlama yaparak konuşmakta çok önemlidir. ‘yapma’ yı kullanacağımıza, olması gereken yöne ilgi çekilerek ‘şöyle yapalım, böyle yapalım mı ne dersin?’ gibi ifadeler kullanılmalıdır.

    Çocuğa doğru model olmakta önemlidir, çünkü çocuklar öncelikle anne-babalarını örnek alırlar. Biz farkına varmadan bu işi yapıyorsak, çocuktan burnunu karıştırmamasını isteyemeyiz.

    Ayrıca, anaokulu çağlarında sıkça rastlanan bir durum olduğu ve ailelerin, bu durumu hemen çözemeyebileceklerini kabul etmeleri gerektiğini söyleyebiliriz.

  • Akupunktur ile allerjik rinit (saman nezlesi) tedavisi

    Akupunktur ile allerjik rinit (saman nezlesi) tedavisi

    Alerjiye neden olan maddelerin (alerjen) burun mukozasına temas etmesi sonrasında ortaya çıkan ve akıntı, burun ve gözlerde kaşıntı, hapşırma, boğaz kaşıntısı gibi şikayetlerle seyreden rahatsızlığa alerjik nezle adı verilmektedir.

    Nedeni havada bulunan ve solunumla buruna giren parçacıklara karşı gelişen anormal reaksiyondur. Alerjik nezle ile eş anlamlı olarak saman nezlesi, yaz gribi ve alerjik rinit (burun iltihabı) terimleri de kullanılmaktadır.

    Bu hastalıkta oluşan alerjik reaksiyonların şiddeti kişiden kişiye değişmekte, bazı hastalar bu alerjik reaksiyonları çok hafif atlatırken bazıları için iş yapmalarını engelleyecek, hayat kalitelerini bozacak kadar şiddetli olabilmektedir.

    Alerjik nezle şikayetlerin süresine göre Intermitant (aralıklı) ve Persistan (Sürekli) olmak üzere iki alt gruba ve şiddetine göre hafif, orta ve ağır olarak üç gruba ayrılmaktadır.

    Allerjik rinit hayatı tehdit eden bir hastalık değildir, ancak insanların yaşam kalitesini önemli oranda olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Allerjik rinit erişkinlerde iş günü, çocuklarda okul günü kaybı ile olduğu kadar; tedavisi için harcanan paranın oldukça yüksek olması nedeni ile de ekonomik açıdan da zarar vermektedir. Bu nedenle Allerjik rinit tanı ve tedavisi oldukça önemlidir.

    Allerjik rinit burun mukozasının (burun iç yüzünü örten zarın) enflamasyonu (ödemi- enfeksiyona bağlı olmayan iltihabı) olarak tanımlanır. Burunda kaşıntı, hapşırık, sulu burun akıntısı ve burun tıkanıklığı ile karakterizedir. Baş ağrısı, koku alma bozukluğu ve konjuktivit gibi bulgular da eşlik edebilir.

    Alerjik Rinit(nezle) sık görülen bir hastalıktır.Ülkemizde görülme sıklığı % 9-20 ‘dir. Bu oran diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi her geçen yıl artmaktadır.

    1. Alerjik nezle belirtileri; burun akıntısı, hapşırma, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, koku almada azalma, gözlerde kızarma ve sulanma gibi belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkiler.

    2. Yorgunluk, algılama güçlüğü, uyku bozukluğu gibi belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkiler.

    3. Tedavi masrafları de önemlidir. Doğru tanı konulamayan hastalarda tekrarlayan ve gereksiz yere kullanılan antibiyotik tedavileri ekonomik açıdan maliyeti artırmaktadır.

    4. Sinüzit, Orta Kulak İltihabı, Polipler Ve Astım gibi birlikte bulunabilen hastalıklar alerjik Rinitin (nezlenin) önemini artırmaktadır. Özellikle astım ve alerjik nezle birlikteliği en fazla önemsenmesi gereken durumdur. Yapılan çalışmalarda allerjik rinitli hastaların %20-40’da aynı zamanda astım olduğu saptanmıştır. Ayrıca astımlı hastaların %60-80’de Üst solunum yollarına ait şikayetler ve bulgular bulunmaktadır. Hatta rinit açısından sorgulama biraz daha ayrıntılı yapıldığında allerjik astımlı hastaların %98’de rinit varlığı saptanmıştır.

    AKUPUNKTUR İLE ALERJİK NEZLE TEDAVİSİ

    Akupunktur tedavisi yan etkisi olmayan bir tedavidir. Tedavide herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır.Hasta iyileştikçe kullanmış olduğu steroid ve diğer ilaçları zamanla bırakmaktadır.

    Tedaviye öncelikle hastanın alerji yapan uyaranlarla temasının kesilmesi veya azaltılması ile başlanmalıdır. Hastanın ilk aşamada hangi maddeye karşı alerjisi varsa o maddeden nasıl kaçınacağını öğrenmesi ve maske gibi koruyucu önlemleri alması gerekir. Tedavinin etkili olabilmesi için en önemli kural budur. Bazı hastalarda yapılan tüm allerji testlerine rağmen herhangi bir alerjen bulunamamaktadır. Ancak tedaviye başlandıktan sonra hastalar zamanla hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu tesbit edebilmektedir.

    Son yıllarda Dünya’da ve Türkiye’de akupunktur ile alerjik rinit (nezle) ve astım tedavisi sıkça uygulanan tedavi yöntemleri arasına girmiştir.

    Akupunktur interferon salınımını artırarak vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmekte, dolayısıyla vücud direncini arttırmaktadır. Hastalar gerek viral gerekse bakteriyal enfeksiyonlara daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir. Akupunktur vücudumuzda bulunan doğal kendi ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Akupunktur iğnesi ile Kulak kepçesinde bulunan hipofizin temsili noktasında bulunan ACTH noktasının uyarılması ACTH salınımı artmakta yine böbrek üstü bezi temsili noktasında bulunan Kortikosteroid noktasının uyarılması ile de kortizon salgılanmaktadır. Kortizonun ödem çözücü etkisi vardır.Özellikle Akçiğer ve burundaki ödemin çözülmesi hastanın daha rahat nefes alıp vermesini sağlayacaktır.

    Akupunktur serotonin ve endorfin miktarını artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar.

    Akupunktur iğnesi ile anti alerji noktaların uyarılmasıyla Alerjik reaksiyonları oluşturan salgıların azaldığı tespit edilmiştir. Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünglobülin E’nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı tespit edilmiştir.

    Bütün bunlarla beraber akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

    Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi hastadan hastaya göre değişmekle birlikte ortalama 20 – 30 seans sürmektedir. Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi yan etkisizdir. Nadir de olsa hastalığın klinik seyrine göre tedavi senede 1 defa tekrarlanabilir.

  • Akupunktur ile alerjik rinit (nezle)  tedavisi

    Akupunktur ile alerjik rinit (nezle) tedavisi

    Alerjiye neden olan maddelerin (alerjen) burun mukozasına temas etmesi sonrasında ortaya çıkan ve akıntı, burun ve gözlerde kaşıntı, hapşırma, boğaz kaşıntısı gibi şikayetlerle seyreden rahatsızlığa alerjik nezle adı verilmektedir.

    Nedeni havada bulunan ve solunumla buruna giren parçacıklara karşı gelişen anormal reaksiyondur. Alerjik nezle ile eş anlamlı olarak saman nezlesi, yaz gribi ve alerjik rinit (burun iltihabı) terimleri de kullanılmaktadır.

    Bu hastalıkta oluşan alerjik reaksiyonların şiddeti kişiden kişiye değişmekte, bazı hastalar bu alerjik reaksiyonları çok hafif atlatırken bazıları için iş yapmalarını engelleyecek, hayat kalitelerini bozacak kadar şiddetli olabilmektedir.

    Alerjik nezle şikayetlerin süresine göre Intermitant (aralıklı) ve Persistan (Sürekli) olmak üzere iki alt gruba ve şiddetine göre hafif, orta ve ağır olarak üç gruba ayrılmaktadır.

    Allerjik rinit hayatı tehdit eden bir hastalık değildir, ancak insanların yaşam kalitesini önemli oranda olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Allerjik rinit erişkinlerde iş günü, çocuklarda okul günü kaybı ile olduğu kadar; tedavisi için harcanan paranın oldukça yüksek olması nedeni ile de ekonomik açıdan da zarar vermektedir. Bu nedenle Allerjik rinit tanı ve tedavisi oldukça önemlidir.

    Allerjik rinit burun mukozasının (burun iç yüzünü örten zarın) enflamasyonu (ödemi- enfeksiyona bağlı olmayan iltihabı) olarak tanımlanır. Burunda kaşıntı, hapşırık, sulu burun akıntısı ve burun tıkanıklığı ile karakterizedir. Baş ağrısı, koku alma bozukluğu ve konjuktivit gibi bulgular da eşlik edebilir.

    Alerjik Rinit(nezle) sık görülen bir hastalıktır.Ülkemizde görülme sıklığı % 9-20 ‘dir. Bu oran diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi her geçen yıl artmaktadır.

    1. Alerjik nezle belirtileri; burun akıntısı, hapşırma, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, koku almada azalma, gözlerde kızarma ve sulanma gibi belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkiler.

    2. Yorgunluk, algılama güçlüğü, uyku bozukluğu gibi belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkiler.

    3. Tedavi masrafları de önemlidir. Doğru tanı konulamayan hastalarda tekrarlayan ve gereksiz yere kullanılan antibiyotik tedavileri ekonomik açıdan maliyeti artırmaktadır.

    4. Sinüzit, Orta Kulak İltihabı, Polipler Ve Astım gibi birlikte bulunabilen hastalıklar alerjik Rinitin (nezlenin) önemini artırmaktadır. Özellikle astım ve alerjik nezle birlikteliği en fazla önemsenmesi gereken durumdur. Yapılan çalışmalarda allerjik rinitli hastaların %20-40’da aynı zamanda astım olduğu saptanmıştır. Ayrıca astımlı hastaların %60-80’de Üst solunum yollarına ait şikayetler ve bulgular bulunmaktadır. Hatta rinit açısından sorgulama biraz daha ayrıntılı yapıldığında allerjik astımlı hastaların %98’de rinit varlığı saptanmıştır.

    AKUPUNKTUR İLE ALERJİK NEZLE TEDAVİSİ

    Akupunktur tedavisi yan etkisi olmayan bir tedavidir. Tedavide herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır.Hasta iyileştikçe kullanmış olduğu steroid ve diğer ilaçları zamanla bırakmaktadır.

    Tedaviye öncelikle hastanın alerji yapan uyaranlarla temasının kesilmesi veya azaltılması ile başlanmalıdır. Hastanın ilk aşamada hangi maddeye karşı alerjisi varsa o maddeden nasıl kaçınacağını öğrenmesi ve maske gibi koruyucu önlemleri alması gerekir. Tedavinin etkili olabilmesi için en önemli kural budur. Bazı hastalarda yapılan tüm allerji testlerine rağmen herhangi bir alerjen bulunamamaktadır. Ancak tedaviye başlandıktan sonra hastalar zamanla hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu tesbit edebilmektedir.

    Son yıllarda Dünya’da ve Türkiye’de akupunktur ile alerjik rinit (nezle) ve astım tedavisi sıkça uygulanan tedavi yöntemleri arasına girmiştir.

    Akupunktur interferon salınımını artırarak vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmekte, dolayısıyla vücud direncini arttırmaktadır. Hastalar gerek viral gerekse bakteriyal enfeksiyonlara daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir. Akupunktur vücudumuzda bulunan doğal kendi ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Akupunktur iğnesi ile Kulak kepçesinde bulunan hipofizin temsili noktasında bulunan ACTH noktasının uyarılması ACTH salınımı artmakta yine böbrek üstü bezi temsili noktasında bulunan Kortikosteroid noktasının uyarılması ile de kortizon salgılanmaktadır. Kortizonun ödem çözücü etkisi vardır.Özellikle Akçiğer ve burundaki ödemin çözülmesi hastanın daha rahat nefes alıp vermesini sağlayacaktır.

    Akupunktur serotonin ve endorfin miktarını artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar.

    Akupunktur iğnesi ile anti alerji noktaların uyarılmasıyla Alerjik reaksiyonları oluşturan salgıların azaldığı tespit edilmiştir. Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünglobülin E’nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı tespit edilmiştir.

    Bütün bunlarla beraber akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

    Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi hastadan hastaya göre değişmekle birlikte ortalama 20 – 30 seans sürmektedir. Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi yan etkisizdir. Nadir de olsa hastalığın klinik seyrine göre tedavi senede 1 defa tekrarlanabilir.

    .

    .