Etiket: Burun

  • Bebeklerde burun tıkanıklığı hakkında

    Yeni doğan ve süt çocuklarında en sık problemlerden biri burun tıkanıklığıdır. Bebekler erişkinlerin yaptığı sümkürme işlemini de gerçekleştiremezler. Bebeklerin burnu kolayca kurur ve tıkanır. Burun tıkanıklığı anatomik bir nedenden kaynaklanmıyor olduğu kesinleştirildikten sonra serum fizyolojik (ya da deniz suyu) içeren damlalarla açılmalıdır. Anatomik nedenler doğumu takiben çocuk doktorunuz tarafından tespit edilir. Burun tıkanıklıkları emmede sorun yaratır. Emdiği sütü yutarken soluk borusuna kaçırabilir. Hava yutmasına neden olarak mide ve bağırsak gazının artmasına neden olabilir. Kısacası burnu tıkalı bebekler, huzursuz bebekler olurlar. Bebeğin burnu günde 3-5 kez açılabilir. Her seferinde 2-3 cc püskürtülebilir. Serum fizyolojik, yavaş hareketlerle fazla basınç uygulamadan sıkılmalıdır. İşlemi fazla yavaş yapmak da serum fizyolojiğin burnun içine girmeden dışarı çıkmasına neden olabilir. Geri dönen burun salgısı ile karışık sıvıyı burun aspiratörleri ile çekebileceğimiz gibi bebeği bir elimizle kavrayıp diğer elimizle sırtına hafifçe vurarak da çıkartabiliriz. Bebekte korku oluşturmak işlemi bir sonraki sefer çok daha zor olmasına neden olur. Huzurlu bebekler ve huzurlu geceler için bebeklerimizin burnuna hassasiyet gösterelim.

  • Yenidoğanda burun tıkanıklığı

    Yenidoğan ve iki ay altındaki bebeklerde burun yoluyla hava alışverişi çok önemli olduğundan, özellikle burnun iki taraflı ve tamamen tıkalı olduğu durumlarda ciddi solunum problemleri görülebilmektedir.

    Burun Tıkanıklığının Nedenleri:

    Yenidoğanlarda burun tıkanıklığının en sık nedeni, başka herhangi bir hastalık belirtisi olmaksızın görülen burun tıkanıklığıdır. İki taraflı burun tıkanıklığı ve hırıltı, üst solunum yolu enfeksiyonu, gastroözefageal reflü, travma, inek sütü ve soya protein allerjilerine bağlı burun mukozası ödemi sonucunda da sık görülmektedir.

    Enfeksiyon etkenleri başlıca viral üst solunum yolu enfeksiyonu etkenleri olmakla birlikte, bazen daha ağır enfeksiyon etkenleri de sebep olabilmekte ve diğer bulgulara ek olarak burun tutulumu da görülebilmektedir.

    Özellikle prematürelerde ve sinir-kas sistemi hastalığı olan bebeklerde, mide asidinin yemek borusu ve boğaza geri kaçışı olarak tanımlayabileceğimiz reflü de burun tıkanıklığı ve hırıltı ile karşımıza çıkabilmektedir.

    Daha az sıklıkla görülen diğer nedenler, lokal olarak kullanılan bazı burun damlalarının aşırı kullanımına bağlı burun mukozası ödemi ve annenin kullandığı bazı ilaçlardır.

    Tiroid hormon eksikliği olan bebeklerde gelişme geriliği, kabızlık, göbek fıtığı gibi problemlere ek olarak hırıltı saptanabilir.

    Yenidoğanlardaki burun hırıltısı, doğum esnasında ağız ve burundaki sekresyonların alınarak bebeğin solunumuna yardımcı olmak amacıyla kullanılan burun sondalarının yaptığı travma kaynaklı da olabilmektedir.

    Tek veya çift taraflı hırıltı ve tıkanıklık sebebi olabilen diğer bir grup hastalıksa burnun yapısal bozukluklarıdır. Bunlar bazen burunda eğrilik veya burunda kitle şeklinde olup kolayca tanınabilirken, bazen kesin tanı ancak endoskopi veya görüntüme yöntemleriyle konabilmektedir. Burun eğriliği yenidoğanların yaklaşık % 1 nde görülmektedir, çoğunlukla doğum öncesi veya doğum sırasında burnun basınç altında kalması sonucu olmaktadır. Bu bebeklerde genellikle, ödem azaltıcı damlalarla solunumu rahatlatarak beklemek yeterlidir.

    Burunda en sık görülen kitle gözyaşı kanalı kisti olup, göz ve burun kökü arasında şişlik de yapabilmektedir. Bu kitleler hırıltı sebebi olabildiği gibi bazen iltihaplanarak da hastalık yapabilirler.

    Koanal atrezi, yaklaşık olarak 8000 doğumda bir görülen, burun arka açıklığının kemik veya zar doku tarafından tamamen kapalı olmasını tanımlayan bir durumdur. Genellikle tek taraflı ve tam tıkanma olmakta ve hastaların yarısında kalp, böbrek, göz, kulak gibi diğer organ problemleri görülmektedir. Bu bebekler ağlarken daha iyi nefes almaktadırlar ve beslenirken morarma yakınmasıyla doktora başvurabilirler. İki taraflı tıkanıklık durumunda doğum anında solunum desteği verilmesi gerekebilmektedir.

    Belirti ve Bulgular:

    Burun tıkanıklığı olan bebeklerde hırıltı, gürültülü solunum, berrak veya koyu kıvamda akıntı olması en sık rastlanan yakınmalardır. Bazen uyku bozuklukları, beslenme problemleri (tıkanma,morarma,kilo alamama,kusma), aşırı hava yutma sonucu karın gerginliği, gaz sancısıyla karıştırılabilecek huzursuzluk doktora başvuru nedeni olabilir.

    Ne Yapılmalı?:

    Bebeklerde hırıltı, basit ve kolay düzelebilen nedenlere bağlı olabildiği gibi, bazen çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilmektedir. Tıkanıklığın derecesi oranında bebeğin solunumu, beslenme ve gelişimi etkilenebilmektedir.

    Çocuk ve KBB hastalıkları uzmanı tarafından görülen hırıltılı yenidoğanlar, ilk başta anamnez ve fizik muayene ile, gerektiğinde de daha özel incelemelerle değerlendirilmelidirler.

    Burnun açık olup olmadığı veya her iki tarafın solunuma aynı oranda katılıp katılmadığı, basit olarak, bebeğin ağzı ve bir burun deliği avuçla kapatılırken açıkta kalan burun deliğinden hava giriş çıkışı dinlenerek veya soğuk metal bir yüzeyde oluşturduğu buğu gözlenerek yapılabilir. Burun deliğine damlatılan birkaç damla serum fizyolojiğin kabarcıklar oluşturması da burnun açık olduğunu gösterir.

    Burun tıkanıklığının yeri ve sebebi konusunda ilk değerlendirmeden sonra şüphelenilen hastalıklar doğrultusunda gerekli incelemeler istenir. Tedavi, hırıltısı olan bebeğin nefes alışverişini rahatlatacak damlalar kullanılması ve saptanan nedenin medikal veya cerrahi yollarla tedavisidir.

    Eğer her iki burun deliği açıksa, bebek ağır hasta görünmüyorsa ve rinoskopik muayenede burun içi kitle yoksa serum fizyolojik burun damlası kullanılabilir.

  • Sinüzit nedir? Neden oluşur ve nasıl tedavi edilir?

    SİNUZİT NEDİR?

    Paranazal sinüsler delikleri burun ve genze açılan kafa içindeki boluklardır. Sinüzit, bu sinüslerin viral, allerjik veya bakteriyel nedenlere bağlı iltihaplanması olarak tanımlanır. Sinüzite neden olan inflamasyon burun mukozasını da etkiler. Gündüz öksürüğü, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi belirtilerinin 10 günden uzun sürmesi ve 30. günden önce kaybolması durumunda akut bakteriyel sinüzit (ABS), 4-12 hafta sürüp geçmesi durumunda subakut bakteriyel sinüzit, 90 gün veya daha uzun sürerse kronik sinüzitten söz edilir. En az 10 günlük belirtisiz dönem aralıkları ile tekrarlayan ABS, rekürran akut bakteriyel sinüzit olarak adlandırılır. Kronik sinüzit zemininde ABS geliştiğinde, var olan sinüs belirtilerine akut atak süresince yeni akut sinüzit belirtileri eklenir, antibiyotik tedavisi sonrası yeni belirtiler kaybolur, kronik sinüzit belirtileri devam eder.

    Viral üst solunum yolu enfeksiyonu (soğuk algınlığı, ÜSYE), allerjik rinit ve sinüzit, pediatri polikliniğinde görülen hastaların büyük çoğunluğunu oluşturur ve bu hastalıkların üçü de burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve öksürük ile belirti verir. Allerjik rinit ve viral ÜSYE sinüziti kolaylaştıran en önemli hastalıklardır. Çocuklar yılda 6-8 viral üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE) geçirirler. Bunların %5-10’unda ABS komplikasyonu gelişir. Komplike olmayan viral ÜSYE doğal seyri iyi tanımlanmıştır. Ateş, halsizlik, miyalji, boğaz ağrısı, aksırık gibi belirtiler 3-8 günde kaybolur; öksürük, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi sık rastlanan belirtiler hastaların %25’inde 14. güne dek, %10’unda 14. günden daha fazla uzayabilir. Burun akıntısının renk ve kıvamı sinüzitin viral veya bakteriyel olduğunu ayırt ettirmez. ABS tanısı, ÜSYE belirtilerinin 10-14. günden sonra devam etmesi ile konulabilir. Devam eden bulgular genellikle gündüz öksürüğü ve burun akıntısı şeklindedir. Burun akıntısı herhangi bir renk veya kıvamda olabilir.

    TANI NASIL KONUR?
    Normal koşullarda ve teorik olarak steril kabul edilen sinüs boşluklarının zaman zaman komşuluğundaki boğaz-geniz-burun mukozası flora bakterileri ile temasta olduğu göz önüne alınırsa, paranazal sinüs boşluğunda 104/ml veya daha fazla bakteri üretilmesi ABS tanısı için altın standarttır. Bununla birlikte invazif bir yöntem olan sinüs sıvısı alınması çocuklarda bakteriyel sinüzitin rutin tanısı için önerilmez.

    ABS tanısı, üst solunum yolu belirtileri ile başvuran çocukta belirtilerin sebat etmesi veya şiddetli olması gibi klinik kriterlere dayanır. Sebat eden belirtiler, 10-14 günden fazla sürüp 30. günden önce kaybolan nazal veya postnazal akıntı (her nitelikte), gündüz öksürüğü (gece kötüleşebilir) veya her ikisi birliktedir. Şiddetli belirtiler ise hasta görünümlü bir çocukta 39oC’den yüksek ateş ve 3-4 günden uzun süren pürülan burun akıntısıdır. ÜSYE sonrası solunum yolu belirtileri 10. güne dek sürebilir, ancak belirtilerin hafifleme eğilimi göstermemesi bakteriyel olumsuz sonuçları düşündürür. Orta derecede şiddetli komplike olmamış viral ÜSYE’nun şiddetli belirtilerle ortaya çıkan ABS’den ayrılması gerekir. Viral ÜSYE’da ateş hastalığın erken döneminde, başağrısı ve miyalji gibi belirtilerle birliktedir. Bu başlangıçtaki belirtiler 2 gün içinde kaybolur, solunum belirtileri belirginleşir. Hastalığın ilk birkaç gününde pürülan burun akıntısı gözlenmez. Şiddetli belirtilerle başvuran akut sinüzit olgularında yüksek ateş ve üstüste 3-4 gün pürülan burun akıntısı aynı anda görülür, göz kürelerinin arkasında şiddetli başağrısı olabilir.

    Fizik inceleme ABS tanısında genellikle yardımcı olmaz. Komplike olmayan viral ÜSYE ve akut bakteriyel sinüzitte mukopürülan akıntı ile birlikte burun mukozasında hafif kızarıklık ve şişlik görülür. Yanakta ağrı veya hassasiyete cocuklarda nadiren rastlanır; bu bulgular çocuk ve ergenlerde akut bakteriyel sinüzitin güvenilir belirtileri değildir. Frontal ve maksiller kemik üzerinde perküsyonla veya direkt basınç uygulayarak uyarılan ağrı, ABS’i gösterebilir. Göz etrafı şişlik etmoid sinüziti düşündürür.

    Solunum hastalığının erken dönemlerinde sinüs röntgeni, bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans gibi radyolojik yöntemler sinüzit tanısında yararlı değildir, çünkü viral ÜSYE’da mukoza ödemi ve osteomeatal kompleksin tıkanması sinüs içinde sıvı birikmesine neden olmak suretiyle sinüzitin radyolojik bulgularını taklit eder. Bazı çocuklarda frontal sinüs hiç gelişmeyebilir veya tek tarafta gelişebilir. Gelişmemiş sinüsler yanlışlıkla opasite olarak değerlendirilip gereksiz tedavi verilmesine yol açabilir. Bu nedenle bir yaş altında sinüs filmleri büyük bir dikkatle değerlendirilmelidir. Bakteriyel sinüzitin tanısını tek başına koyan radyografik yöntem yoktur. Sinüs radyolojik incelemesi normal ise sinüzit olasılığı oldukça düşüktür. Anormal radyografik bulgular iltihabı yansıtır, ilithabın viral, bakteriyel veya allerjik orijinli olup olmadığını belirleyemez. Akut bakteriyel sinüzitin rutin tanısında bilgisayarlı tomografi (BT) önerilmemektedir, çünkü viral ÜSYE’na bağlı mukoza değişiklikleri ile akut bakteriyel sinüzite bağlı olanları ayırt ettirmez. BT şu durumlarda yapılmalıdır: komplike ABS, rekürran veya kronik sinüzit durumlarında cerrahi tedavi düşünülen hastalarda, ABS’li hastalarda proptosis, görme bozukluğu, göz ve etraf kaslardaki hareketlerde kısıtlılık, şiddetli yüz ağrısı, alın veya yüzde belirgin şişlik, şidetli başağrısı veya toksik görünüm varsa, kronik sinüzit medikal tedaviye yanıt vermez ise, sinüs ve çevre dokuların anatomisini detaylı bir şekilde göstermek ve cerrahi endikasyonu değerlendirmek amacı ile.

    ANTİBİYOTİK TEDAVİSİ SÜRESİ NEDİR?

    Optimal tedavi süresi konusunda sistematik çalışmalar olmamakla birlikte ABS’de 10-14 günlük antibiyotik tedavi süresi üzerinde görüş birliği vardır. Alternatif olarak belirtiler tamamen kaybolduktan sonra 7 gün daha antibiyotik verilebilir.

    YARDIMCI TEDAVİLER NELERDİR?

    Tamponlanmış serum fizyolojik (SF) ile burun yıkamalarının kabuk oluşumunu önlediği, yapışkan salgıları sulandırdığı, burun kan akımı üzerine hafif vazokonstriktör etkisi olduğu gösterilmiştir. Ülkemizde yapılan bir çalışmada SF burun damlası alan hastalarla antibiyotik alan hastaların 10 gün sonunda iyileşme oranları karşılaştırılmış, günde 4 kez her bir burun deliğine 5 damla SF verilen hastalarda iyileşme oranı antibiyotik alanlardan bir kat daha fazla bulunmuştur.

    Balgam yumuşatıcı ilaçların kullanımı, kalın ve yapışkan balgam yapımı arttığı için kronik sinüzitte yararlı olabilir. Ancak, akut sinüzitte bu ilaçların etkinliğini gösteren çalışmalara mevcut değildir.

    Topikal ve sistemik dekonjestan ilaçlar akut sinüzit tedavisinde kullanılmıştır. (Sudafed, Rinogest, Rhinfant, Iliadin Vs.)Ancak, sinüzitte topikal veya sistemik vazokonstriktörlerin faydalı etkilerini gösteren kontrollü çalışmalar mevcut değildir.

    Allerjik ritine sekonder gelişen ABS’de antihistaminikler (Allerset, Alores, Zaditen Vs) burun akıntısını azalttıkları için kullanılmaktadır. Ancak, antihistaminiklerin antikolinerjik etkileri burun ve sinüs salgılarının viskozitesini artırdıklarından sinüs drenajının daha çok bozulmasına yolaçabilirler.

    Çocuklarda ABS’in adjuvan tedavisinde intranazal steroidlerin (N-cort, Flixonase, Nasonex Vs))etkinliği üzerine çift kör plasebo kontrollü tek çalışma mevcut olup bu çalışma intranazal budesonid ile tedavinin ikinci haftasında sinüzit belirtilerinde orta derecede iyileşme sağlamıştır.

  • Çocuklarda polen alerjisi

    Polen alerjisi nedir?

    Bahar ayları olan mart, nisan ve mayısta polenlerin havaya yayılmasıyla birlikte burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma gibi alerjik nezle, göz alerjisi belirtilerinin görülmesine polen alerjisi veya bahar alerjisi denir.

    Polen alerjisine bahar alerjisi olarak da bilinmektedir. Çünkü polen alerjisinin bahar aylarında kendini göstermesi nedeniyledir.

    Polen alerjisinin belirtileri nelerdir?

    Polen alerjisi alerjik nezle, göz alerjisi ve astıma belirtilerine neden olur.

    Polen alerjisi bahar aylarında sık nezle, burun tıkanması, peşpeşe hapşırma, burunda kaşınma, damakta kaşıntı, kulakta kaşıntı, sık burun kanaması gibi alerjik nezle belirtileri, gözlerde sulanma, kaşınma gibi göz alerjisi belirtileri, sık öksürük, nefes sıkışması gibi astım belirtileri polen alerjisinin en önemli belirtileridir.

    Bu belirtiler özellikle bahar aylarında oluyorsa polen alerjisi mutlaka akla gelmelidir.

    Polen alerjisi yorgunluk yapar ve okul başarısını etkiler. Polen alerjisi olan çocukların genellikle burunları tıkalı olduğu için uyku kaliteleri de bozulur. İyi bir uyku alamayan çocuklar ise gün boyu kendilerini yorgun ve halsiz hisseder. Bu da okul başarısını ciddi bir şekilde etkilemektedir.

    Polen alerjisi belirtileri ne zaman başlar?

    Polen alerjisi belirtileri Mart ayında başlar. Mart ayında ilk ortaya çıkan polenler ağaç polenleridir. Nisan Mayıs ayında ise ot polenleri kendini gösterir. Temmuz ayından ekim ayına kadar ise yabani ot polenleri kendini gösterir. Hangi polenin alerji yaptığının öğrenilmesi ne zaman önlem alınacağının öğrenilmesi açısından çok önemlidir.

    Polen alerjisi teşhisi nasıl konulur?

    Polen alerjisi belirtileri gösteren çocuklar “çocuk alerji uzmanları” tarafından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Teşhis koymak için bazı testler yapılmaktadır. Bu testlerden en önemlisi ciltten yapılan alerji testleridir.

    Çocuklar yetişkinlerin minyatürü değildir. Doğru teknikle, doğru alerjenlerle yapılacak test çok önemlidir. Tek başına alerji testleri teşhis koydurmamaktadır. Çocuk alerji uzmanları tarafından çocuktaki belirtiler ile alerji test sonuçları arasında değerlendirme yapılarak kesin teşhis konulmalıdır.

    Alerji testlerini kandan yaptırılabilir mi?.

    Ciltte problemi olan veya cilt testlerini etkileyen ilaç kullanan çocuklarda bu testi kandan yapmaya tercih etmekteyiz. Ayrıca kandan yapılan testler pahalıdır. Bu sebepten en doğru sonucu ciltten yapılan alerji testleri verdiği için kan yerine ciltten yapılan alerji testleri tercih edilmektedir.

    Alerji testleri kaç yaşında yapılır?

    Alerji testleri yenidoğan döneminden itibaren yapılabilmekle birlikte polen alerjisi için alerji testi genellikle 1-2 yaşından sonra tercih edilmektedir. Bunun sebebi alerji gelişebilmesi için en az iki polen mevsimi ile karşı karşıya kalmak gerektiği içindir.

    Polen alerjisi teşhisi neden önemlidir?

    Bahar alerjisi sık sinüzit, geniz eti büyümesi, sık kulak iltihabı gibi sonuçlara neden olabilir. Okul performansını çok etkiler. Polen alerjisi nedeniyle burunları tıkalı olan çocuklar geceleri rahat uyuyamaz ve sabahları yorgun kalkar. Bunun sonucu ders başarıları da etkilenir. Alerjik nezleli her beş çocuktan birisi ilerde astıma ilerleyebilir. Bu sebepten teşhis önemlidir.

    Polen alerjisinin tedavisi?

    Doğru teşhis konulduktan sonra polen alerjisinde tedavi korunma, ilaç tedavisi ve gereken hastalara aşı tedavisi uygulanmaktadır.

    Bahar ayalarında polenlerden korunmak için ne gibi önlemler alınmalıdır?

    – Alerjik nezle, astım gibi polenlerin neden olduğu bir alerjik hastalığı olan çocuklar bazı önlemler almalıdır;

    – Evden çıkarken mutlaka güneş gözlüğü takılarak polenlere temas önlenmelidir.

    – Ağız yerine burundan nefes alıp verilerek burnun filtre görevi yerine getirilmelidir.

    – Polenlerin yoğun olduğu günlerde dışarıda fazla dolaşılmamalıdır.

    – Dışarıda kalındığı sürece her fırsatta yüzler ve burunlar suyla yıkanarak polenlerden temizlenilmelidir.

    – Dışarıda vakit geçirilmişse eve gelince kıyafetler değiştirilip duş alınmalıdır.

    – Polenler kıyafetlerimize de yapışmaktadır.

    Polen alerjisi tedavisinde aşı tedavisi etkili midir?

    Aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi tedavisinin başarısı seçilmiş uygun hastalarda yüksektir. Bu tedavi ile ilaç kullanım ihtiyacı azalacak, astım hastalığına ilerlemesi engellenecektir. Aşı tedavisinde cilt altına enjeksiyon ve dil altı damla şeklinde metotlar vardır . Aşılar her çocuğa özel hazırlanır. Standart bir aşı olup eczaneden gidip alınacak bir ilaç değildir. Çocuğa özel hazırlanıp yurtdışından getirtilmektedir. Ancak çocuklarda aşı tedavisinin hangi alerjenden oluşması gerektiği ve hangi dozlarda uygulanması gerektiği sadece ve sadece çocuk alerjisi uzmanlarınca yapılmalıdır.Aksi takdirde tedavinin başarısız olmasına ve hatta çok ciddi yan tesirlerle karşı karşıya kalınabilir.

    En sık yapılan yanlışlar nelerdir?

    Tek başına alerji testleri tanı koydurmadığı gibi eğitim almamış hekimlerce yapılan testlerle teşhisi konulmaya çalışılması çok yanlıştır. Alerji testleri doğru teknikle yapılmalı, alerji uzmanlarınca yorumlanmalı ve doğru teşhisi konulmalıdır.

    Alerji aşılarını bu konuda eğitim almamış olan alerji uzmanları dışındaki uzmanlarca yapılması da çok yanlıştır. Çünkü bu tedavi kısa süreli olmayıp en az 3 yıl süreyle devam edeceği için eğitim almış alerji uzmanlarınca yapılması ve takibi çok önemlidir.

    Önemli notlar

    Bahar ayında astım, alerjik nezle ve göz alerjisi belirtileri oluyorsa incelenmelidir.

    Alerji testleri çocuklarda çocuk alerji uzmanlarınca yapılmalıdır.

    Polen mevsiminde polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarıda olmamaya gayret gösterilmeli, ağız yerine burundan nefes alıp verilmelidir.

    Polen mevsiminde polen alerjisi olanlar veya ailesinde alerjik hastalığı yoğun olanlar otomobillerinin polen filtresin değiştirmeli, hepa filtreli klimalar kullanılması uygundur.

    Gözlerin polenlerden korunması için bahar aylarında güneş gözlüğü veya normal gözlük kullanılmalıdır. Akşamları eve gelince mutlaka kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalıdır. Evden işe gidilince yüz yıkanıp ağız ve burun su le gargara edilerek polenler uzaklaştırılmalıdır.

  • Alerjik rinit (nezle) nedir?

    Alerjenlere burun mukazasının alerjik reaksiyonu sonucu nezle, burun tıkanması, hapşırma, burun, göz, kulak ve boğaz kaşınması belirtileri ile kendini gösteren hastalıktır.

    Alerjik nezle belirtileri genellikle gribal enfeksiyon belirtileri ile karışır. Alerjik nezle belirtilerinin tekrarlayıcı olması nedeniyle gribal enfeksiyondan ayrılır. Alerjik nezlede ilave bir hastalık yoksa ateş olmaz. Peş peşe hapşırmaların olması da gribal enfeksiyondan ayırmada önemlidir. Özellikle polenlere alerjisi olan kişilerde alerjik nezle belirtileri bahar aylarında artar.

    Türkiye’de alerjik nezle sıklığı %3 ile 36 arasında değişmektedir. Alerjik nezle belirtileri varsa mutlaka çocuk alerji uzmanı tarafından incelenmelidir. Neye alerjinin olduğu bulunulmalı ve gerekli durumlarda alerji aşıları yapılmalıdır.

    Alerjik Nezle Sıklığı

    Alerjik nezle sıklığı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artmaktadır. Alerjik nezle dünya nüfusunun %20 ile %40’ını etkilediği görülmektedir. Ülkemizde bugüne kadar yapılan çalışmalarda alerjik nezlenin sıklığı çocuklarda %2.9 ile %39.9 arasında olduğu görülmektedir. Son 10 yılda da sıklık giderek artmaktadır.

    Alerjik nezlenin dünyada sıklığının artışı hakkında birçok neden öne sürülmektedir. Çocuklarda batı tipi beslenmenin daha sık olması, fazla kilo alınması, hava kirliliği, hijyen gibi bir çok faktör üzerinde durulmaktadır.

    ALERJİK NEZLENİN BELİRTİLERİ

    – Alerjik nezlenin en önemli belirtileri sık tekrarlayan nezle (sulu ve bol), burun kaşıntısı, burun tıkanması ve ard arda en az 4-5 defa olan hapşırmadır.

    – Bu belirtilerin dışında kulak kaşıntısı, yumuşak damak ve boğazda kaşıntı, tat ve koku bozukluğu, sık sık burun kanaması olabilir.

    – Birlikte göz alerjisi varsa gözlerde sulanma, kaşınma da olabilir.

    – Geniz akıntısına bağlı öksürük, geniz akıntısının yutulması sonucu kusma, karın ağrısı ve iştah azalması gelişebilir.

    – Ayrıca kulakta sıvı birikmesi nedeniyle işitme azalması yapabilir.

    – Alerjik nezle enfeksiyonlara eğilim yarattığı için sık sık sinüzite neden olabilir.

    – Burun tıkanmasına bağlı ağız sürekli açık kalması nedeniyle sık boğaz enfeksiyonu gelişebilir. Geniz akıntısı geniz eti büyümesi yaparak horlamaya neden olabilir. Gerek geniz eti büyümesi gerek burun tıkanması nedeniyle uyku kalitesi bozulur. Genel bir yorgunluk ve bitkinlik hali vardır. Bunun sonucunda da iyi uyku alamayan çocuk okulda da başarısız olur. Ağzı açık kalan çocukta diş çürümesi de kolay gelişir.

    – Sınav süresince burnu tıkalı veya burnu devamlı akan, gözleri kaşınan bir çocuğun sınavda başarısı mutlaka etkilenir.

    – Alerjik nezleli çocukların alt göz kapakları altında deri renginde koyulaşma da görülür. Bu koyulaşmanın nedeni bu bölgedeki damar içindeki kanın birikmesi sonucu deri rengini koyulaştıran hemosiderin denilen pigmentin birikmesi nedeniyledir.

    – Burunun sık sık yukarı doğru silinmesi ile burun üstünde çizgilenme görülebilir. Burun kaşınması ve akıntı nedeniyle alerjik selam olarak bilinen burnun aşağıdan yukarı doğru silinme hareketi yapılır ki bu duruma “alerjik selam” denilir.

    – Burun üstünde cilt kızarık olabilir. Gözlerde kızarma, göz kapaklarında şişme görülebilir.

    – Burun içinde polip denilen şişlikler görülebilir. Bu de nefes almayı zorlaştırabilir. Polipler alerjik nezleli çocukların %5’inde görülür.

    – 6 aylık bebekte alerjik rinit bildirilmesine rağmen çoğunlukla klinik belirtilerin ortaya çıkmasından önce 2 veya daha fazla mevsim geçmesi gerekir. Bu nedenle genelde 2 yaşında büyük çocuklarda görülmektedir. Ancak alerjik nezle belirtileri olan 2 yaş altındaki çocuklar da alerjik nezle yönünden incelenebilir.

    – Ergenlik döneminde de tek başına alerjik nezle belirtilerinin görülmesi pik yapmaktadır.

    – Özellikle egzamalı bir çocukta peş peşe hapşırma, nezle ve gözlerde sulanma sık sık oluyorsa alerjik nezle yönünden araştırılmalıdır.

  • Sokaktaki tehlike- polenler- bahar alerjisi

    Bahar ayı ile birlikte alerjik şikayetlerde de artışlar görülmeye başladı. Özellikle üst solunum yoluna ait olanlar; burun, boğaz, kulak, göz şikayetlerinde artış çok daha belirginleşti.

    Bahar nezlesi, saman nezlesi gibi isimleri olan bahar alerjisi; en çok burunu etkiler. Su gibi burun akıntıları, sabah aksırıkları, burun tıkanması, genizde kaşıntı ve dolgunluk hissi, kulakta kaşıntı ve gözlerde sulanma, kaşınma gibi rahatsız edici belirtiler de eşlik edebilir. Hepsi bir arada olabildiği gibi bunların sadece bazıları görülebilir.

    Bahar nezlesi, polen alerjisi ile ilişkili bir hastalıktır. Vücutta alerjik reaksiyonların gelişebilmesi için önce alerjenle karşılaşılır; bağışıklık sistemi onu alıp tanır, hafızasına kaydeder. Daha sonra aynı veya çok benzeyen bir antijenle karşılaşınca; daha önceden tanımladığı bir düşmanı gördüğü için alarm verir. Bu düşmanı yok etmek için savaş başlatır. Bağışıklık sisteminin sinyalleri ile kan dolaşımındaki savaşçı hücreler bölgeye gelir, o alerjeni yok etmeye çalışır. Bunun için salgılanan kimyasal maddeler, bölgede salgıların da artmasına, kılcal damarlardan sızan serum ödem oluşmasına yol açar. Burun akıntısı ve tıkanması, alerjenlerin irrite eden etkileri ile uyardıkları aksırık refleksine yol açar.

    Polenlerin bu alerjik uyarıyı yapabilmesi için belli büyüklükte olması gerekir. Alerjen özellikteki polenler, çıplak gözle çok zor görülebilecek toz zerresi boyutlarındadır. Kavak ağaçlarından salınan kocaman pamuklar havada uçuştuğunda, genellikle o suçlanır. Oysa esas suçlu, görülmeyenlerdir.

    Renkli çiçeklerin polenleri de genellikle nisbeten büyük yapıdadır. Rüzgar etkisi ile çok uzaklara savrulamaz, yere düşer. Sadece yakın temas, çiçek koklamak gibi durumlarda alerjik etki yapabilir. Gösterişsiz, ot, ağaç veya çiçeği de yeşil renkli olan bitkilerde polen alerjisi riski daha yüksektir. Arpa, buğday gibi tarla bitkilerinin polenleri alerjen olabilir. Bu bitkilerin gıda olarak alınmasına engel değildir. Sorun olan; vücudun bu polenleri solunum yolundan almasıdır.

    Her insanın hedef organı farklıdır. Alt solunum yolu daha hassas ise, öksürük, nefes daralması; yani astım belirtileri olur. Üst solunum yolları daha hassas ise, alerjik nezle, göz nezlesi, geniz ve kulak kaşıntısı gibi belirtilere yol açar.

    Peki nasıl korunalım?

    Polen alerjisi olan kişiler, bahar aylarında özellikle kuru ve fırtınalı havalarda zorunlu olmayan açık hava aktivitelerini en aza indirmelidir. Kıra, pikniğe, ormana daha az gitmelidir. Çocuk okula gitmeli, beden eğitimi dersine girmelidir. Sadece ekstraları azaltmak yeter. Tabii bu arada tedaviyi planlayan hekimle de iletişime geçerek uygun koruyucu ve tedavi edici ilaçları kullanmalıdır.

    Sabah güneş havayı ısıttıkça polenler de yavaş yavaş havaya yükselir , öğleye kadar ev hizasına çıkar. Polen alerjisi olan kişinin penceresi açıksa içeri girip şikayete yol açar. Polen alerjisi onlalar, odalarını öğleden sonra havalandırmalıdır.

    Uzun saçlı çocukların gün boyu saçlarının arasına giren polenler, gece yatarken nefes yolu ile içeri girmeye devam edeceği için akşam saçları yıkamak, gündüz saçını sıkı bağlamak veya şapka gibi bir koruyucu ile polenle teması azaltmak yarar sağlayabilir.

    Polenlerin bir diğer giriş yolu göz ise, güneş gözlüğü kullanmak kısmen engelleyebilir. Yüze maske takmak pek tavsiye edilmez. Maskenin iççine hapsolan polenlerin solunum yoluna girmek için daha uzun zaman bulma olasılığı artar.

  • Burun spreyleri

    Kış ayları geliyor. Başta küçük bebekler olmak üzere bütün çocuklar, hatta büyükler burun tıkanıklığı ile boğuşmak zorunda kalacak. Ardından hemen çeşitli burun damlalarına başvurulacak. Ama acaba bu burun damla veya spreylerini ne kadar doğru kullanıyoruz? Gelin birlikte inceleyelim.

    Burun yolu ile uygulanan ilaçlar, içerik veya kullanım şekline göre sınıflanabilir.

    -Burun temizliğini sağlamaya yönelik damla veya spreyler. Bunları “ilaç” olarak isimlendirmiyoruz. Çünkü amaçları temizlik olduğuna göre; sade su veya içine bir şeyler katılmış su olarak düşünebiliriz. En yaygın olanları “serum fizyolojik” ya da “okyanus suyu” adı altında satılan , esas olarak tuzlu sulardır. Bunların içindeki tuz miktarı, insan serumundakinden fazla değildir. Böylece içindeki tuzun insanlara zarar vermemesi sağlanır. Hem tuzun etkisi, hem de suyun fiziksel temizleme gücü birlikte kullanılır. Ayrıca sık veya uzun süre kullanılması halinde zarar vermesin diye bu sıvıların asitlik derecesini de dengelemek için içine karbonat gibi görev gören ama vücuda zarar vermeyecek katkılar da katılmalıdır. Piyasadaki pek çok ürün bu şekilde düzenlenmiştir. Böylece evde suya tuz atarak hazırlanacaklardan daha güvenle kullanılır. Bunun küçük ampullerdeki ya damlalıklı şişelerdeki damla formu, bebeklerde kullanışlıdır. Damlatıldıktan sonra çeşitli yollarla aspire edilerek yani, elektrik süpürgesi gibi emerek bu suyu ve beraberindeki burun salgılarını temizlemek oldukça etkili olur. Asitliği de dengeli ise, gerektikçe sık sık kullanılabilir.

    Sprey formunda sıvılar da vardır. Okyanus suyunun direkt paketlenir; böylece içindeki iyot vs. diğer elementler de doğal denize girilmiş gibi temizlik sağlar, veya bu suya benzetilerek hazırlanır. Sprey halinde sıkılınca burunun derinliklerine de ulaşabilir. Çok küçük bebeklerde bu türün kullanımı uygun değildir.

    Basınç etkisini daha belirginleştirerek fiziksel temizlik oranını artırmak için litrelik serum fizyolojik sıvısından enjektörle çekip iğneyi çıkarıp buruna sıkarak kullanılabilir. Eski bir yöntemdir, zorunlu olursa veya gerektiğinde hastane ortamında kullanılabilir. Bu yöntemin evde kullanılacak şekli de hazırlanmıştır. “Sinüs rinse” adı altında hazır satılmaktadır. Plastik şişeyi burun içine sıkarak basınçla sıvı buruna gönderilir; Bütün geniz bölgesini temizleyerek diğer bulun deliğinden pislikler dökülür. Aynı işlem diğer bulun deliğinden de tekrarlanarak temizlik tamamlanır. Bunu sakıncası; basıncı ayarlayamayıp kuvvetle sıkılırsa; orta kulağa sıvı kaçıp ağrı ve enfeksiyon yaratabilir.

    -İlaç içerikli sıvılar.

    Bunların bir kısmı, hem sıvı salgısını azaltan, hem damar geçirgenliğini düzenleyen hem de kaşıntıyı azaltan ilaçların karışımıdır.Sadece lokal olarak etki etmesi amaçlanır. İlaç bölgeden emilip dakikalar içinde burunu açar. Bu ilaçların kullanımı süre ile sınırlıdır. Art arda maksimum 1 hafta süre ile kullanılır. Daha uzun süre kullanılırsa, bu kez yararlı etkisi ters döner, burun daha da fazla tıkanır. Kullanımı sınırlıdır. Sadece kısa süreler için, örneğin nezle dönemlerinde gece uykuya geçmeyi kolaylaştırmak için kullanılabilir.

    Bazı ilaçlar, daha uzun süre kullanımı da mümkün olan türdendir. Bu grubun en yaygın kullanılanı kortizon içeren ilaçlardır. Allerjik nezle tedavisinde kullanılır. Bunlar burun açıcı tür ilaçlar olmadıkları için hemen etki göstermesi beklenmez. Bu nedenle de uzun süre kullanılmaları gerekir. Sadece burun tıkanıklığı döneminde burunu açmak için kullanılırsa, tuzlu su yerine geçer. Gerçek etki için en az 1 hafta kadar kullanmak gerekir. Ama ne zamana kadar? Erişkinlerde bu süre kısıtlı değildir. Ama çocuklarda, yazılı bir kural olmasa da 2 ay kadar; yani 1 kutu ilacı bitirene kadar kullandıktan sonra bir süre ara vermek daha doğru olur. Bu süre de net belli değildir. Yaklaşık 1-2 hafta ara verilebilir. Daha uzun kullanımda, irritasyon etkisi ile burun kanamalarına neden olabilir. Burun içinde cilt altı destek dokusu yetersiz olduğu için, bu ilacın etkisi ile de uzun kullanımda bu yolla da kanamalara veya bölgesel zedelenmeye, hatta burun orta direğinde delinmelere bile yol açabilir. Doktor denetiminde kullanılması gerekir. Sadece geniz eti büyüklüğü olduğunda bu geniz etini küçültmesi amacı ile kullanmak doğru değildir. Çünkü kortizonun geniz etini küçültme etkisi yoktur. Sadece bölgesel enfeksiyon veya şişlik varsa, bu şişliği geçirip bir süre için burun açılmasına katkıda bulunabilir.

    -Burun içini nemlendirenler; genelde yağ içeriklidir. Burun iç yüzeyini yağlayarak sıvının buharlaşmasını, salgıların burun duvarına yapışmasını önler. Jel, merhem, sprey formları vardır. Bazen bu tür ilaçlar antibiyotik içerikli olup lokal enfeksiyon tedavisi için de kullanılabilir.

    -Direkt buruna uygulanmadan buruna etki etmesi planlanan ilaçlar; eskiden beri kullanılan yöntemlerdir. Kaynar suya kokulu bitkilerin atılarak çıkan buharın solunması şeklindedir. Artık bu yöntem de çeşitli ilaçlar şeklinde bulunmaktadır. Suya atılıp buharını koklayarak, yastığa, giysinin yakasına veya bir mendile damlatıp kendiliğinden veya vücut ısısı ile buharlaşarak koklanıp burnu açması sağlanır. Geçici bir etki olup herkeste eşit etki göstermez. Ayrıca irritan etkisi ile alerjik bünyelerde zarar verebilir; hatta astım atağını bile başlatabilir, dikkatli kullanılmalıdır.

    -Sistemik ilaçların da istenen veya istenmeyen etkileri burunu da etkileyebilir. Örneğin kortizon iğne veya hap, şurup formları, burundaki ödemi çözüp tıkanıklığı açabilir. Parazite bağlı burun kaşıntıları, parazit tedavisi sonrası kaybolabilir. Yüksek tansiyona bağlı tekrarlayan burun kanamaları, hastalığın tedavisi ile düzelebilir.

    En iyisi hasta olmamak ve tedaviye gerek görmemektir. Hepinize sağlıklı günler dilerim.

  • Burun akıntısı

    Burun akıntısının yeni doğan bebekten, erişkin yaşa kadar en sık karşılaşılan sorunlardan birisidir. Akıntının çeşitli sebepleri var. Bunların en önemlisi enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlardan da en fazla nezle, burun akıntısına yol açan bir virüs hastalığıdır. Ayrıca grip sırasında , nezle dışı diğer enfeksiyonlar sırasında da burun akıntısı görülür. Burun akıntısının şekli, özelliği hastalık hakkında da bizi uyarabilir. Örneğin, çeşme gibi devamlı şarıl şarıl akan bir burun akıntısı nezlenin erken görülen bir belirtisidir. Su gibi burun akıntısının görüldüğü bir diğer hastalık da alerjik nezledir.

    Akıntının daha koyu daha yapışkan, halk arasında da sümük diye adlandırılan bir şekli vardır. Küçük bebeklerde temizlemesi çok zor olan yapışkan bir burun akıntısıdır ve basit virüs enfeksiyonlarının iyileşme döneminde görülür.

    Bakteriyel enfeksiyonlar da yine burun akıntısı ile kendini gösterebilir. Bunların içinde en çok görüleni sinüzittir. Sinüzit, bir haftadan uzun süren burun akıntılarında mutlaka akla gelmesi gereken bir hastalıktır. Özellikle küçük bebekler, yabancı cisimlerle oynarken burunlarının içine sokarlar. Tek taraflı burun akıntısı olduğunda mutlaka bir yabancı cisim ihtimali göz önüne getirilmelidir.

    Ağızdan nefes almak çözüm değil

    Burun akıntısı ile aileler her zaman kendileri baş edemezler. Özellikle 6 ay altı çocukların mutlaka hekim tarafından kontrol edilmesinde fayda vardır. Kullanılacak bir takım ilaçlarla ailenin ve çocuğun daha rahat etmesi sağlanabilir. Burun akıntısı ile aileler her zaman kendileri baş edemezler. Çocuk burundan nefes alamadığı zaman ağzından almaya çalışır. Ağızda gerekli koruma mekanizmaları olmadığı için de havanın içindeki zararlı maddeler direkt olarak akciğerlere ulaşacak, bu sefer de başka hastalıklara yol açacaktır. Yani ağızdan nefes almak çözüm değildir. Burnu açmak için bazı ilaçlar, koruyucu sıvılar kullanılabilir. Ancak bunlar hiç korkmadan güvenle rahatlıkla uzun süre kullanılacak ilaçlar değildir. Mutlaka hekim kontrolünde belirli ölçülerde kullanılmalıdır. Hele ki içerisinde ilaç olan burun damlaları asla ezbere kullanılmamalıdır. Çünkü bunların bir kısmı ters etki yapabilir. Burun tıkanıklığını açmak için kullanılan bir damla bir süre sonra burnu tıkayabilir. Bir çocukta burun akıntısı başta sulu olarak başlamış sonradan koyulaşmış da olsa, baştan koyu olarak başlamış da olsa bir haftadan daha uzun sürüyorsa bunun altında yatan başka bir enfeksiyon olabilir. Başlangıçta viral olarak başlayıp üstüne mikrobun eklenmesi ile yeni bir hastalık olma riski de vardır. Özetlersek kısa süreli, iki üç gün süren basit soğuk algınlığına bağlı burun akıntı ve tıkanıklıkları çocuğu sümkürterek, temizleyiciler ile evde halledilmeye çalışılabilir. Ama bunun uzaması halinde ya da yapılan basit uygulamalara cevap alınamaması durumunda hekime gösterilmesi gerekir.

  • Saman nezlesi mevsimi açıldı

    Baharın gelişi, saman nezlesi olarak bilinen alerjik riniti tetikliyor. Bütün dünyada en sık rastlanan alerjik hastalıklardan biri olan “Saman Nezlesi”, kontrol edilemediğinde ASTIM’a neden olabiliyor.

    “Alerjik Rinit”e dikkat çekmek ve önemine vurgu yapmak amacıyla, Amerika’da Nisan ayı “Alerjik Rinit Farkındalık Ayı” dır. Bu hastalık ülkemizde saman nezlesi olarak biliniyor ve kontrol edilmediğinde astıma varan sonuçlar doğuruyor. Adından da anlaşılacağı gibi alerjik rinit; toplumumuzdaki bir diğer adıyla saman nezlesi, burunda bulgular oluşturan bir hastalıktır. Solunan havada bulunan alerjenlere, burun mukozasının temas etmesiyle ortaya çıkar. Alerjik rinit bulguları alerjik olunan maddeye göre, sadece bazı mevsimlerde ortaya çıkabileceği gibi (ağaç, çayır çimen ve yabani ot alerjileri) yıl boyunca da sürebilir. Burun mukozasının sağlıklı olması, akciğerlere kaliteli ve temiz bir hava gitmesi için çok önemlidir. Alerjik rinitte burun içi etler şişer, burun havayı temizleme, ısıtma, filtre etme gibi fonksiyonlarını iyi yapamaz hale gelir. Burun; akciğer bronşlarıyla çok benzer yapıya sahiptir. Dolaylısıyla da burun ve akciğerler bir bütündür, aralarında kuvvetli bağlantılar vardır ve birbirlerini olumlu ve de olumsuz oldukça çok etkileyebilirler. Alerjik rinit kontrol edilemediğinde ortaya çıkan en önemli kompilakasyon, hastalığın aşağıya inmesiyle ortaya çıkan ASTIMDIR.

    Alerjik rinit belirtileri; burun akıntısı, kaşıntısı, tıkanıklığı, arka arkaya gelen hapşırma, kulaklarda tıkanıklık ve kaşıntı, boğaz ağrısı, boğazda kaşıntı, geniz akıntısı hissi, öksürük, baş ağrısı, gözlerde kaşıntı ve kızarıklık, işitme problemleri, ses kısıklığı ile kendini gösterir. Ailede alerjik rinit, astım, egzama, besin alerjisi olanların ve sigara dumanına maruz kalanlar risk altındadır. Bitkilerin erkek üreme hücresi olan polenler, rüzgâr yoluyla 500 km uzağa kadar uçuşabilirler ve ulaştıkları yerlerde döllenmeyi sağlayarak, bitkilerin çoğalmasına neden olurlar. Çayır, tahıl, ağaç ve yabani otlar en önemli polen kaynağıdır. Ağaç polenleri Şubat-Nisan aylarında, çayır polenleri Mayıs-Temmuz aylarında, yabani ot polenleri ise en çok Ağustos-Ekim ayları arasında yayılma gösterir. Gün içerisinde sabah saatlerinde polen düzeyi daha çok yoğunlaşır. Nemli ve rutubetli havalarda azalırken kuru ve güneşli havalarda polen düzeyi artar. Baharla birlikte sürekli hapşırma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, geniz akıntısı, kuru öksürük, boğaz, burun ve kulakta şiddetli kaşıntı ya da gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerle kendini gösteren saman nezlesi ( Alerjik rinit ); önlem alınmazsa ileri ki dönemlerde yorgunluk, iştahsızlık, sinirlilik, baş ağrısı, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit veya astım gibi hastalıklara dönüşebilir.

    Saman Nezlesinden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?

    Her hastalıkta olduğu gibi alerjik rinit’te de en önemli tedavi doğru teşhistir. Geçmeyen veya sık sık burun problemi yaşayan çocukların mutlaka çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi, sebep olan alerjenin bulunması gerekir. Yapılması gerekenleri sıralarsak,

    Dokunan alerjenin bulunması,

    Organik ve sağlıklı beslenilmesi,

    Solunan havanın temiz olmasına dikkat edilmesi,

    Özellikle yatak odasının ev tozları, evcil hayvan ve küf mantarı alerjenlerinden uzaklaştırılması,

    Yatak, yorgan ve döşeğin yün ve tüy olmaması,

    Yatılan odanın sade ve boş olması,

    Polen mevsiminde havalandırma işlemlerinin saat 05.00 ile 10.00 arası yapılmaması,

    Polen mevsiminde açık havada çok bulunulmaması,

    Her gün aksam eve gelindiginde mutlaka duş alınması ve bütün kıyafetlerin değiştirilmesi,

    Dışarı çıkarken gözlük ve şapka takılması,

    Gün içinde dışarıda giyilmiş günlük kıyafetlerin yatak odasında bulundurulmaması,

    Korunmak her zaman için önemlidir ama yetmez, hastalığın yok olması için en etkili tedavi “Alerjik Aşı” dır. Alerji testinden sonra, doktor kontrolünde vücuda, gittikçe artan dozlarda yapılan aşı tedavisi, alerjik rinitin iyileşmesinde çok başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlar.

  • Çocuğum Çek Elini Burnundan Değil!

    Çocuğum Çek Elini Burnundan Değil!

    Neredeyse her yerde karşılaştığımız bir davranış ‘’burun karıştırma’’.
    Trafikte kırmızı ışıkta iken göz göze gelince ellerini burnundan çeken insanlar, ya da iş yerinde yoğun
    şekilde çalışmaya dalmışken kafamızı kaldırdığımızda iş arkadaşımızın burnunu kurcalarken yakalamak.
    Bu bir hastalık mıdır?
    Psikolojik olarak ne gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır?
    Çocuğumun sürekli eli burnunda, bu durum beni rahatsız ediyor.
    Gözümüze hoş görünmeyen bu davranış biçimini sırf ortadan kaldırmak için karşımızdaki çocuğa ya da
    kişilere kendi kafamıza göre birçok hastalık tanısı koyarız. Karşımızdaki bir kişi ise ‘’sende tik bozukluğu
    var ‘’ ya da karşımızdaki çocuk ise ‘’sen kötü çocuk olursun elini çekmezsen gibi.’’
    Eğer elini burnundan hiç çekmeme durumu varsa yani bu kompulsif sık tekrarlanan bir durum ise ve
    gerçekten elini kullanma işlevini bozma derecesinde ise ancak bir tür rahatsızlık olarak doktora
    başvurulabilir. Öncelikle çocuğun gideceği yer kulak burun boğaz bölümünden sinüslerinin kontrolü
    olacaktır. Burun mukozasındaki salgının kuruyup onu rahatsız etmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı
    kontrol edilmelidir. Burnumuzdaki tüycükler dışardaki kirli havanın süzülüp akciğerlerimize ulaşmasını
    sağlarken; soğuk havalarda havayı ılıtarak, sıcak havalarda ise nemlendirerek havanın akciğerlerimize
    ulaşmasını sağlarlar. Arada kuruması ve onu bir mendil yardımı ile almamız oldukça normaldir.
    Sadece bunu gözler önünde görüntü kirliliği oluşturarak yapmak insanlar için rahatsız edici bir durumdur.

    Hindistan’da Andrade ve Srihari adlı iki doktor burun karıştırma konusunu daha yakından incelemiş ve
    insanlarından günde ortalama dört kere ellerini burunlarına götürdüğü sonucuna ulaşmışlardır. Belki
    kaşınıyor belki de temizleme ihtiyacını mendille değil, parmaklarıyla yapıyor. Ama çoğu insan dalgın
    olduğundan dolayı elinin altında olan burnuna parmağını sokuyor. Belki düşünürken belki bir şeye karar
    verirken.
    NE YAPMALIYIM?
    Çocuğun dalgın iken mi yoksa gerçekten bir sorun olduğu için mi bu davranışı tekrar ettiğini
    çözümlemelisiniz. Eğer ciddi bir kaşıntı var ise üst solunum yollarını kontrol için doktora başvurabilirsiniz.
    Eğer ciddi bir durum gözlemlemediyseniz onunla bu tür bir iletişim etkili olacaktır;
    Parmakla burun karıştırmak hoş görüntüsü olmayan bir davranıştır. Bazen daldığımda benim de elim
    burnuma gidebilir. O zaman beni uyarır mısın tuvalete ya da banyoya gidip temizleyeyim. Aynı şekilde
    ben de seni görürsem uyarırım. Anlaştık mı?
    Toplum içinde bu davranışı sergiliyorsa çocuğun davranışını üzerinden bir utanç duyarak ‘’yapma ,çek
    elini’’ şeklinde tepkiler yerine eline başka bir şey vererek onu oyalama yöntemini seçebilirsiniz. Elini
    meşgul edecek boyama kitabı, renkli kalemler ya da ses çıkaran parmak aktivitesi sağlayan oyuncaklar
    tercih edilebilir.