Etiket: Boyun

  • Boyun düzleşmesi

    Normal sağlıklı bir insanda boyun omurgasında açıklığı arkaya bakan bir eğrilik mevcuttur. Buna tıp dilinde servikal lordoz denir. Bu eğrilik, çalışma hayatında edinilen yanlış duruş bozuklukları veya yanlış yatma ve uygunsuz yastık kullanımı ile düzleşir. Sonuçta boyun düzleşmesi denilen durum oluşur. Boyun omurgası eğri halde iken kollara giden sinirlerin geçtiği kanallar en büyük halde bulunur. Boyun düzleşmesinde kollara giden sinirlerin geçtiği kemik kanallar daralır ve bu da kollarda uyuşma ve ağrıya neden olur. Ayrıca yine boyundan geçerek iç organlarımızın çalışmalarını düzenleyen 10. kafa çifti siniri olan vagus siniri de boyun düzleşmesi ile gerilir. Sonuçta vagus sinirinin çalışması bozulur. Bu da çarpıntı, nefes açlığı, midede şişkinlik, hazımsızlık, gaz ve kabızlık gibi sorunlara yol açar. Boyun düzleşmesinde ayrıca boyun ve sırtın ortasına kadar geniş bir alanı kaplayan trapezius kasında da gerilme oluşur.

    Trigger point diye adlandırılan ağrılı sırt ve boyun noktaları oluşur. Bütün bunlar hem yaşam kalitesini düşürür, hem de özellikle bir işle uğraşan insanlarda konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, sersemlik hali gibi iş verimini düşüren şikayetler oluşturur. Bu sebeple servikal lordozun korunması önemlidir. Özellikle dizüstü bilgisayarların kullanımının yaygınlaşması ile şikayeti olan insan sayısında belirgin bir artış olmuştur. Servikal lordozun korunması için yapılacaklara gelince; masa üstü bilgisayar kullanıyorsanız monitörün alt kenarını göz seviyenize kadar yükseltin, dizüstü bilgisayar kullanıyorsanız yaklaşık 20 dakikada bir mola verin ve boynunuzu geriye atarak dinlendirin. Öne eğilerek çalışma gerektiren işlerle uğraşanlarda ( muhasebeci, öğrenci, öğretmen, band sistemi ile seri üretim yapan kuruluşlarda çalışanlar gibi) 1-1,5 saatlik periyodlarla 10'ar dakikalık verilecek molalar ve boyun egzersizi iş verimini ve çalışan memnuniyetini artıracaktır. Bilindiği gibi bir günün yaklaşık 1/3'lük kısmı uykuda geçmektedir. Eğer doğru yatış pozisyonu edinirsek ve doğru yastıkla yatarsak bu da tedavi sürecimize eklenen artı bir unsur olur. İnsan omurgası için yüzü koyun yatmak uygun bir yatış pozisyonu değildir. Mümkünse sağa veya sola yan yatar pozisyonda uyumaya çalışın. Bir omuz genişliğiniz kadar yastık kullanın. Yastığınız orta sertlikte olmalı. Kış aylarında atkı kullanın.

    Boyun düzleşmesi tedavi edilebilen ancak tekrarlayan bir rahatsızlıktır. Bu nedenle boyun egzersizlerinizi hiç şikayetiniz yokken bile yapmaya devam edin. Boyun düzleşmesi tekrarladıkça boyun fıtığı gelişme ihtimaliniz de artar. Sağlıcakla kalın…

  • Boyun fıtığı belirtisi ve tedavisi

    Boyun fıtığı belirtisi ve tedavisi

    Boyun fıtığı mekanizmasını anlayabilmek için öncelikle boyun kemiklerinin yapısına göz atmak lazım. Kafa tabanından itibaren 7 adet omur kemiğinden oluşur. Her omur cisminin ortasında, beynin devamı olan omurilik bulunur. Vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen duyular veya beyinden vücuda dağılan emirler omurilik içinde seyreder. Boyun bölgesinde her omur cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar.

    Omurgalar arası yastıkçık dediğimiz disk dokusunun dış kısmı (anulus fibrosus) ve iç kısmı (nucleus pulposus ) bulunur. Jelatin kıvamındaki iç kısmın, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar. Burada dikkat edilmesi gereken ve bel fıtığından başlıca fark, sadece sinirlere değil omuriliğin kendisinede baskı olması sonucu vücudun tamamında kısmi veya tam kuvvetsizlik oluşmasıdır. Omurilik ilk bel omuru hizasında sonlandığından ve alt bel omurları içinde sadece ayağa giden sinirler bulunur.

    Başın hareketi ile ağrının artması ve ağrının lokalizasyonunun boyunda veya omurga çevresinde olması bize boyun bölgesi ile ilgili patolojileri düşündürür. Boyun fıtığı, bu bölgenin en sık rastlanan patolojilerinden biridir.

    Boyun fıtığı olan hastanın şikâyetleri şiddetli ağrı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, his kusuru, dengesizlik, beceri azalması, uyuşma, karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi veya kuvvetsizlik olabilir.

    En sık rastlanan belirti AĞRI’ dır. Sıkışan sinirin uyardığı alanda hissedilir. Boyun hareketleri özellikle başın arkaya doğru hareketi ağrıyı arttırabilir. Ağrıkesicilere cevap verebilir veya dirençli olabilir. Ani başlayan boyun fıtıklarında ağrı da şiddetlidir. Bunun dışındakilerde sinsi başlar ve zaman içinde artış gösterir.

    Boyun fıtığı ile karışabilen diğer durumlar arasında Multipl skleroz (MS), Omurga darlığı, tümörler, B12 vitamin azlığı, Spinal enfeksiyonlar, Kalp ile ilgili sebebler sayılabilir.

    Boyun fıtığı için riskli meslek grupları ve arttıran nedenlere bakacak olursak;

    -Trafik kazaları, travmalar, ani frenler, manevralar ve çarpmalar
    -Günlük hayatın gerilimleri,
    -Boyunun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları,
    -Duygusal gerginlikler, boyun kaslarında zayıflık,
    Yaşlanmaya bağlı kemik yapısındaki dejeneratif değişiklikler, kireçlenmeler
    -Sık görülen bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar (Ankilozan Spondilit, Romatoid artrit)
    Fibromiyalji
    Yanlış duruş ve pozisyon bozukluğu, stres, soğuğa maruz kalmak, yorgunluk
    -Uzun süreli bilgisayar – daktilo kullananlar, Ev işleri, Sekreterlik, Öğretmenlik, şoförlük gibi boynu çok etkileyen bir meslek sayılabilir.

    Tüm bunların sonucunda omur, disk, eklem ve bağ dokusunda yıpranmaya sebep olur.

    Hastanın şikâyetlerinin dinlenmesi ve dikkatli bir nörolojik muayene tanıda en önemli unsurdur. Boyun fıtığı tanısı için Direkt Boyun röntgeni, Manyetik Rezonans(MR) ve Bilgisayrlı Tomografi(BT) yanında gerekirse EMG-Sinir testi yapılır. MR halk arasında EMAR olarak bilinir ve Boyun fıtığı için çok hassas ve bugün için seçkin yöntemdir. %85-90 oranında boyun fıtığı için doğru sonuç verir. Çoğu zaman boyun fıtığı tanısı için tek başına yeterlidir. Yumuşak dokuları ve siniri gösterir.

    Bu gün dünyada bel ve boyun fıtığı tedavisinde birden fazla tedavi yöntemi mevcuttur. Buda hastalar ve hatta hekimler arasında bile zaman zaman problemlere yol açmaktadır.

    Boyun fıtıklarının % 90-95’i cerrahi tedavi gerektirmeden iyileşir.

    Tedavi seçeneklerine göz atmak gerekirse;

    Manuplatif (elle) tedavi,

    -Ortopedik yatak istirahati + ilaç tedavisi (ağrı kesici, kas gevşetici, inflamasyon giderici )

    İlaç tedavisinin yanı sıra öncelikle istirahat, daha sonra fizik tedavi, Traksiyon yöntemleri, yetmediği durumda ise son zamanlarda gelişen tekniklerle bölgeye iğne (epidural steroid enjeksiyonu) veya kateter (epidural lizis) adı verilen ince sondalarla girilerek ilaç verilmesi yöntemleri uygulanabilir.

    Çok az bir kısım hastada cerrahi tedavi gerekir. Boyun Fıtıklarında Ameliyat gerektiren durumlar;

    Ameliyat gerektiren durumlar arasında boyun ve kollarda şiddetli ağrı ön planda olmakla beraber, ağrı ortadan kalkması omuriliğin tehdidinin ortadan kalkması anlamına gelmez. Bu yüzden kollarda uyuşma, kuvvetsizlik ve hareket kısıtlılığı yanında tüm vücudun dengesizliği, yan yan yürüme, sendeleme ve asker yürüyüşü diye tabir edilen rap rap yürüme boyun fıtığının oldukça ilerlemiş olduğunu gösterir.

    Tedaviye rağmen şikayeti geçmeyen hastalar ve tedavi sırasında nörolojik durumunda kötüleşme görülenler cerrahi tedaviye adaydır. Cerrahi tedavide siniri rahatlatmak esastır. Günümüzde standart yöntem anterior (önden yaklaşımla) mikrodiskektomidir. Ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Hasta ameliyattan sonra 1 gün içinde taburcu edilmektedir. Mikroskop altında fıtıklaşmış disk materyalinin 20 kata kadar büyütülerek omurilik ve sinirlerin rahatlatıldığı bu ameliyat bugün hemen hemen bütün hastanelerde başarıyla uygulanmaktadır.

    Boyun fıtıklı hastalarda ameliyat sonrası gelişebilecek omur kemiklerinin arası daralma veya açılanmanın önüne geçmek için protez veya kafeslerle füzyon yapılır.

    İyi seçilmiş olgularda özellikle dirençli ağrıları olan hastalarda mikrocerrahi teknik ile mikrodiskektomi çok başarılıdır. Başarı oranı %97–98 oranındadır.

    Boyun fıtığından korunmak için; Duruş ve pozisyon düzeltmek, boynu büken, eğen, kaldıran sistemlerden ziyade boynun dik, düzgün kullanma, sistemli şekilde masayı, çalışma koşullarını düzenlemek, Bilgisayar kullanımında, masanın, bilgisayar ekranının, klavyenin ve çalışma, duruş şeklinin mutlaka düzeltilmesi gerekmektedir. Ağrı kesiciyle boyun ağrısını tedavi etmek, hiçbir mekanik ağrıyı tedavi etmek mümkün değildir.Güçlendirme egzersizleri ve Aerobik ile boyun ağrısının tedavisinde ve korunmada çok önemlidir. Boyun eğriliğinin düzeltilmesinde yardımcı olur.

  • Boyun fıtığında modern tedavi

    Boyun fıtığı nedir ?

    Boyun kemikleri arasındaki kıkırdak yapının, zorlanma, kaza, ağır kaldırma, ofis yaşamındaki hareketsizlikler gibi nedenlerle zamanla bütünlüğünün bozularak dışarı çıkması ve omiriliğe baskı yapmasıdır.

    Belirtiler
    Boyun ağrısı sonrasında kürek kemiğine vuran ağrı, kollarda ağrı, güçsüzlük ve uyuşma, ilerleyen zamanlarda yürüme zorluğu hatta felç durumu da olabilir.

    Hangi hastalara ameliyat gerekir?
    Kola vuran ağrıyla birlikte güçsüzlük, uyuşma, cisimleri kaldıramama, yanmalar, parmaklarda tutmama, idrar zorluğu, yürüme zorluğu olan durumlarda ameliyat gerekir.

    Ameliyat şekli nedir?
    Tüm boyun fıtıkları artık sadece mikrocerrahi ve endoskopik cerrahi ile yapılmaktadır.

    Ameliyatta platin kullanımı
    Tüm dünyada boyun fıtığı ameliyatlarında bütün tetkikler tamamlandıktan sonra bir daha fıtık oluşmaması için 20-65 yaş arası hastalarda bölgeye boyun hareketlerinin kısıtlanmaması için silikon yastık yada disk protezleri konur.Ülkemizde bu yaş sınır 20-45’dir.45 yaş üzeri fıtık oluşumunda bölgeye kemik füzyon yapılmaktadır.

    Ameliyat sonrası
    Ehil ellerde yapılan operasyonlarda başarı oranı %100’dür.Ameliyattan bir saat sonra ayağa kalkar; ameliyattan sonraki gün taburcu olabilir.Ömür boyu tekrar etmez. Son derece başarılı bir ameliyattır.
    Boyun fıtığı ameliyatları mikrocerrahi yöntemi ile başarıyla yapılmaktadır.Hasta rahatlıkla işine dönmekte ve hareket kısıtlaması olmadan normal insanlar gibi yaşayabilmektedir.

  • Boyun ağrısı ve kollara yayılan ağrıya dikkat !

    Boyun ağrısı ve kollara yayılan ağrıya dikkat !

    Öncelikle boyun fıtığının ne olduğunu tarif etmemiz gerekirse 7 tane boyun omurunu bir arada tutmaya yarayan omurlar arasındaki kıkırdak doku bulunduğu normal konumdan taşarak omuriliğin kendisine veya buradan çıkmakta olan kollara giden sinirleri sıkıştırması ile oluşmaktadır.

    Boyun fıtığı neden olmaktadır sorusunun cevabında ise; ilk sırada geçirilmiş olan travmalar gelmektedir. Özellikle trafik kazaları ön plandadır. Bazen arabaların tampon tampona küçük dokunmaları sırasında bile sürücülerin boyunlarında oluşan öne ve arkaya git-gel haraketleri daha sonra ileride boyun fıtığına neden olabilmektedir. Ayrıca duruş ve oturuş bozukluklarına bağlı olarak veya boynun aşırı derecede haraketsiz kalmasını gerektiren mesleklerde de meslek hastalığı olarak ortaya çıkabilmektedir. Özellikle direk sebep olmasa da bir elde ağır bir nesneyi uzun süre taşımak boyun postürünü bozarak boyun fıtığına zemin hazırlayabilir.

    Boyun fıtığında ilk belirti; zaman zaman ortaya çıkan boyun ağrısı ile başlayarak daha sonra devamlı ve şiddetli bir hal alıp boyun haraketlerini kısıtlayacak kadar şiddetli olabilir. Daha sonra ise; taraf seçmeye başlayarak sağ veya sol kola ya da her iki kola yayılan ağrılar, kollardaki değişik bölgelerde uyuşukluklar ortaya çıkar. Daha ileri safha da ise; kollarda kuvvetsizlik nedeni ile kol ve ellerin kullanımında aksamalar başlar. Hastalar bazı eşyaları tutmakta zorlanarak sık sık düşürmeye başlarlar. Ayrıca boyun haraketleri sırasında elektirik çarpmasına benzer hisler olabilir.Tüm boyun ağrılarının boyun fıtığından neden olduğunu söyleyemeyiz. Adalelerin spazmı, kireçlenmeler,kemik erimesi,stres,soğuğa maruz kalmak gibi nedenlerde boyun ağrısı yapabilir.

    Biraz önce belirtiğimiz şikayetleri olanların hadisenin fazla uzamadan başvurması gereken doktor ise; beyin ve sinir cerrahi uzmanı veya fizik tedavi uzmanıdır. Doktora gidildikten sonra yapılması gereken şey, iyi bir nörolojik muayeneyi takiben teşhisin kesinleşmesine yönelik tektiklerin bir an önce yapılmasıdır. Bunlar basit boyun filmi, tomografi, boyun MRG’si ve bunların yetmediği durumlarda da EMG tektikinin yapılarak teşhisin oluşturulması gerekir. Günümüzdeki en önemli tanı aracı MRG olamakla birlikte hastanın şikayetlerine ve hikayesine bağlı olarak özellikle travma ve kemik dokudan kaynaklanan bir rahatsızlığın ayırt edilmesi gerektiği durumlarda basit film ve tomografi bize oldukça faydalı olmaktadır. EMG dediğimiz tektik ise; bize sinir ve onda bir hasar olup olmadığını gösterir.

    Peki, teşhis koyuldui nasıl tedavi edilir aşamasında yapılan muayene ve tektiklerde ameliyat bulgularının olmadığı hastalarda ilaç tedavisinine başlanır. Buradaki amaç boyundaki adale spazmını kaldırmak sureti ile ağrıyı azaltmak ve boyun haraketlerini rahatlatmak sıkışan sinirlerin etrafındaki bölgede oluşan ödemi kaldırmak sureti ile orada bir rahatlık sağlanarak ağrının geçmesi ni kolaylaştırmaktadır. İlaç tedavisi hastaların büyük bir bölümünde genellikle şikayetleri ortadan kaldırır. Boyun adalelerindeki spazma bağlı olarak veya başka nedenle boyun, duruş şekli bozularak düzleşmenin olduğu hastalarda ilaç tedavisine ayrıca boynu ideal pozisyonda tutmayı sağlayacak boyun korsesi kullanımıda önerilir.

    İlaç tedavisinin kısmen faydalı olduğu ancak yeterince ağrısı geçmeyerek şikayetleri devam eden hastalarda fizik tedavide devreye sokulabilir. Fizik tedavi , fizik tedavi uzmanının değerlendirlmesini takiben 10 veya 15 seansta uygulanabilir.

    Muayene ve tektiklerinde ameliyat bulguları mevcut olan hastalarda ise; cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Uygulanacak olan cerrahi tedavi ameliyatı yapacak olan beyin ve sinir cerrahi uzmanı tarafından hastanın değerlendirilmesi sonucu yapılır. Genellikle birçok merkezde uygulanmkata olan cerrahi yöntem mikroskobik olarak fıtığın olduğu omurlar arasındaki dışarıya doğru taşmak sureti ile omurilik ve kola giden siniri sıkıştıran kıkırdak dokunun temizlenerek basının ortadan kaldırılması ve boyun postüründe de bozukluklar var ise; bu aralığa cage denilen metaryelin yerleştirilmesini içeren bir uygulamadır.

    İlaç tedavisi, fizik tedavisi ya da ilaç tedavisinde şikayetleri geçen hastalarda dikkat edilmesi gerekenlere değinmek istersek, hastaların boyun adalelerini güçlenditrecek ve omurgaya destek olmasını sağlayacak boyun haraket egzersizleri yapmaları gerektiğini söyleyebiliriz. Ayrıca yüzme gibi; sportif aktiviteleride eklemek gerekmektedir. Çalışma şartları, boyun anatomik duruşuna uygun şekilde dizayn edilmeli, soğuk ve rutubetli ortamlarda boyun korunmalı özellikle klimalı ortamlarda dikkat edilmelidir. Bayanlarda ıslak saçların boyuna teması olmaması için kurutulmalıdır.

  • Boyun ağrıları ve boyun fıtığı

    Boyun ağrıları ve boyun fıtığı

    Boyun omurları çok hareketli bir yapıya sahip olduğu için boyun ağrısı sık karşılaşılan bir yakınmadır. Yapılan araştırmalarda erişkin yaş grubunda insanların yarısının yaşamlarında en az bir kez boyun ağrısı atağı geçirdiği bildirilmektedir. Her boyun ağrısı boyun fıtığına bağlı değildir. Boyun ağrıları başlıca mekanik nedenler ve omurga hastalıklarına bağlı ortaya çıkar.

    Aslında en sık görülen boyun ağrısı tipidir mekanik boyun ağrısı.Çoğunlukla boyunu etkileyen küçük travmalar veya boyun kaslarını ve bağ dokusunu etkileyen küçük zedelenmeler nedeni ile olur. Kötü postür, bu tip ağrının en önemli nedenidir. Özellikle gün boyu masa başında öne eğik pozisyonda çalışan kişilerde sık rastlanan bir yakınma olmasına rağmen, genellikle ağrının gerçek nedeni ve yeri bulunamaz.

    Mekanik boyun ağrısı başa, omuzlara ve kollara yayılabilir. Bu ağrı 2-3 gün içerisinde giderek azalır ve 1-2 hafta içerisinde kaybolur. Bazen ağrı uzun dönemde kronikleşebilir ve zaman zaman akut ataklar halinde şiddetlenebilir. Ağrının kola ve ele yayılması veya uyuşukluk hissinin varlığı, sinir kökü basısının, yani boyun fıtığının belirtisi olabilir.

    Mekanik boyun ağrısının tedavisinde amaç, boyun hareketlerini mümkün olduğu kadar kısa sürede normale getirmektir. Başlangıçta boyun hareketleri ağrılı olduğu için kişi boynunu hareketsiz tutmak ister. Ancak boyun kaslarının kasılmasına bağlı sertleşmenin oluşmasını önlemek amacıyla, ağrının izin verdiği ölçüde, derecesini sürekli artırarak doğal hareketler yapmak gerekir. Bu süre içerisinde ağrının şiddetini azaltmak için de, ağrı kesici- kas gevşetici ilaçlar öneriyoruz. Boyun hareketlerinin en kısa sürede normale dönmesi, ağrının kronikleşmesini engelleyecektir.

    Omurga hastalıklarına bağlı boyun ağrıları, mekanik boyun ağrısına göre daha az sıklıkla görülür. Bu tip ağrısı olan hastalarda karşılaştığımız belli başlı nedenler şunlardır:

    * Boyun fıtığı
    * Boyun omurlarında dejenerasyon / yıpranma
    * Boyun omurga kanalında daralmaya bağlı omurilik tutulumu

    Daha iyi anlaşılabilmesi için,boyun bölgesinin anatomisini ve boyun fıtığının ne olduğunu kısaca anlatmak gerekir..

    Boynumuz, başın ağırlığını taşıyabilecek ve başımızı her yöne çevirmemizi sağlayacak hareket yeteneğine ve yapıya sahiptir. Bu hareketleri, vertebralar (omurlar) arasında bulunan diskler ve eklemler aracılığı ile sağlar. Boyun omurları içerisinden omurilik geçer. Omurlar arasında bulunan deliklerden ise kol kaslarının hareketini ve kolların duyusunu sağlayan sinirler çıkar.

    Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. İkinci ve üçüncü omur düzeyinden başlayarak, tüm omurlar arasında disk adı verilen kıkırdak doku bulunur. İki omur arasında bulunan disk materyali, dışta göreceli olarak daha sert bir kılıftan, iç kısımda ise jel kıvamında bir yumuşak dokudan oluşur. Dış kılıfın zayıflaması veya yırtılması ile, iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlar. Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma, daha çok boyun ağrısına yol açarken; iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak da tanımlayabileceğimiz boyun fıtığı, sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özellikle omuza ve kola vuran ağrıya yol açar. Kol ağrısı, sinir köklerine bası söz konusu olduğundan çoğunlukla boyun ağrısından daha şiddetlidir. Sinir köklerine olan basının şiddetiyle ilişkili olarak, kol ve el kaslarında güçsüzlük ve/veya uyuşukluk oluşabilir.

    Daha öncede belirttiğim gibi, sinir kökü üzerindeki basıya bağlı olarak kola vuran şiddetli ağrı boyun Fıtığının en önemli belirtisidir. İlk hafta şiddetli olan ağrı 2-3 hafta içerisinde azalarak ortadan kaybolur. Bu süre içerisinde ağrının şiddetini azaltmak için ağrı kesici- kas gevşetici ilaçlar önerilir. Bazı hastalar Fizik Tedaviden de ciddi yararlar sağlayabilirler. Boyunluk yani boyun korsesi doktor önerisi ile kullanılabilir.

    Hastaların bir grubunda ağrı, her şeye rağmen devam edebilir. Kronikleşen uzun süreli ağrılarda veya çok şiddetli, ağrı kesicilerin kullanılmasına rağmen dayanılmaz ağrılarda cerrahi girişim düşünülebilir.

    Bazı hastalarda sinir kökü üzerindeki basıya bağlı kuvvet kaybı gelişir. Kuvvet kaybının gelişmesi, sinir üzerindeki basının yok edilmesini, yani ameliyatı gerektirir.

    Ağrının kendiliğinden iyileşmesi, hastalığın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Hastanın tekrar aynı ağrı atağına yakalanmaması için, boynunu koruması ve boyun kaslarını güçlendirmek için önereceğimiz egzersizleri yapması gereklidir.

    Özetlemek gerekirse Boyun Fıtığı olan hastalarda 3 çeşit tedavi uyguluyoruz; ilaç tedavisi, fizik tedavi ve cerrahi. İlaç ve Fizik tedavi ile, hastaların yaklaşık % 85′ i rahatlar, bulguları düzelir ve ameliyata gerek kalmaz. İlaç ve fizik tedaviye rağmen ağrıları geçmeyen, özellikle de kolda güçsüzlüğü olan hastaların mutlak surette ameliyat olmaları gereklidir. Çünkü daha sonra gelişecek kayıpların geri dönüşü imkansız hale gelebilecektir.

    Günümüzde boyun fıtığı ameliyatlarında, deneyimli ellerde, gelişen yeni teknikler ve mikroskop yardımıyla, son derece yüzgüldürücü sonuçlar alınmaktadır.

    Cerrahi tedavinin amacı, omurilik ve sinir dokusu üzerindeki basıyı ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla uygulanan ameliyat “Servikal Mikrodiskektomi” dir. Boynun ön tarafından yaklaşık 2-2,5 cm.lik bir cilt kesisi yapılarak, omurgalar arasındaki basıya yol açan kıkırdak doku alınır. Böylece, hastanın ağrısı yok olur, uyuşma-kuvvetsizlik gibi şikayetler hemen ortadan kalkar.

    Yaklaşık 30-40 dk süren bu ameliyat sonrasında hasta uyandığında, kol ağrısının dramatik olarak yok olduğunu fark eder. Birkaç saat içinde yürümeye başlayabilir ve aynı akşam ya da ertesi sabah taburcu olabilir. Yaklaşık 1 hafta sonra da işine geri dönebilir.

    Genç hastalarda son yıllarda çıkartılan disk materyali yerine yerleştirdiğimiz hareketli servikal disk protezleri ile, daha sonraki yıllarda komşu seviyelerde yeni fıtık oluşumu ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gelişmesi de önlenmektedir.

  • Boyun kaynaklı baş ağrısında tedavi yöntemleri

    Boyun kaynaklı baş ağrıları, bulantı ve kusma gibi belirtileri nedeniyle çoğu zaman migrenle karşılaştırılır. Bu rahatsızlık için uygulanan en etkili tedavi, ağrıyı ileten sinirlerin bloke edilmesidir.

    Boyun kaynaklı baş ağrısı nedir?

    Sanılanın aksine baş ağrıları her zaman beyinden ya da baştaki diğer yapıların rahatsızlıklarından kaynaklanmaz. Baş ağrısının boyundan da kaynaklanabileceği uzun süre düşünülmüş ve 1983 yılında Uluslararası Baş Ağrısı Derneği tarafından “Boyun kaynaklı baş ağrısı” tanımı yapılmıştır. Bu ağrı tipinde, boyunda yer alan çeşitli yapılardaki bozukluklar baş ağrısına neden olurlar.

    Nedir bu yapılar ?

    Boyun bölgesindeki kaslar, boyun omurları, omurlar arasında yer alan disk adlı yastıkçıklar, boynun hareketinde önemli rolü olan faset eklemler; kısacası boyunda yer alan tüm yapılar, boyun kaynaklı baş ağrısının kökeninde yer alabiliyor. Kasların aşırı kasılması, omurlarda ve disklerde oluşan bozulmalar, disklerde oluşan fıtıklaşmalar, yani boyun fıtıkları ve eklem kireçlenmeleri bu ağrılara yol açar.

    Boyun kaynaklı baş ağrısı genellikle kimlerde görülür ?

    Vücudumuzun boyun bölümü, başın ağırlığını taşıyan ve aynı zamanda vücudumuzun en çok hareket eden bölümüdür. Bu nedenle dış etkenlerin zararlı etkilerine çok açık olduğundan boyun kaynaklı baş ağrısı, her yaşta ve her iki cinste de görülebilir. Özellikle daha önce trafik kazası geçirmiş olan hastaları, bu açıdan çok dikkatli bir şekilde değerlendirmek gerekir.

    Trafik kazasından yıllar sonra bile baş ağrısı ortaya çıkabilmektedir. Bu kaza çok büyük boyutta bir trafik kazası olmasa da başın öne ve arkaya doğru kamçı hareketi yapması boyunda mikro travmalar yaratıp zaman içinde ağrı ortaya çıkabilir.

    Ayrıca yaşlanmayla birlikte boyunda yer alan kemik ve eklemlerde ortaya çıkan kireçlenmeler, boyun kaynaklı baş ağrısına davetiye çıkarır. Bunların yanında çeşitli romatolojik hastalıklara bağlı olarak da boyun eklemlerinde sorunlar ortaya çıkıp baş ağrısı şeklinde kendini gösterebilir. Ayrıca bu hastalarımızın bir kısmında geçmişte sert spor yapma öyküsüne de rastlanabilir.

    Boyun kaynaklı baş ağrısının belirtileri nelerdir ?

    Ağrı başın arka tarafından ve enseden başlar, yukarı doğru yayılır. Bazen göz çevresine dek yayıldığı olsa da bu durum nadiren görülür. Genellikle tek taraflıdır. Ancak bazen sağ bazen de solda olmak üzere taraf değiştirebilir. Ağrı sıkıştırma veya zonklama karakterinde olmayıp, genellikle enseden başlayıp yukarı çıkan bir kasılma şeklinde tarif edilir.

    Işığa ve sese hassasiyet genellikle yoktur. Beraberinde bulantı ya da kusma görülebilir. Bulantı veya kusmayla birlikte olduğunda kolaylıkla migrenle karıştırılabilir. Ne yazık ki pek çok baş ağrısı tipinde olduğu gibi, boyun kaynaklı baş ağrısı hastaları da yanlışlıkla migrenli muamelesi görmüş ve kendilerine migren tedavisi uygulanmıştır.

    Tanı nasıl konulur ?

    Boyun kaynaklı baş ağrısının tanısı için tüm baş ağrılarında olduğu gibi, öncelikle hastanın şikayetlerini ayrıntılı bir şekilde dinlemek gerekir. Ağrının yeri, sıklığı, yayılımı, şiddeti ve diğer özellikleri sorgulanır. Fiziki muayene önemli ipuçları verir. Ayrıca boynun radyolojik görüntüleme yöntemleri ile incelenmesi altta yatan rahatsızlığı ortaya çıkarabilir. Boyun MR incelemesi ile boyun fıtığı, boyun omurlarının tomografik incelemesi ile de faset eklemlerdeki bozulmalar, kireçlenmeler görülebilir.

    Tedavi yöntemleri nelerdir ?

    Boyun kaynaklı baş ağrısı hastaları, ağrı polikliniğine başvurduktan sonra genellikle pek çok ağrı kesici ilacı denerler. Ancak bu ağrılar, ağrı kesici ilaçlara iyi yanıt vermediğinden sona ermez. Fizyoterapinin boyun hareketlerinin rahatlamasını sağlayarak ve boyundaki kas kasılmalarını gidererek fayda sağladığı bilinmektedir. En etkili tedavi yöntemi ise boyunda yer alan ve ağrıyı ileten sinirlerin radyofrekans termokoagülasyon yöntemiyle bloke edilmesidir. Bunların içinde en belirgin olanı da boyun hareketlerini sağlayan ve omurganın arka bölümünde her iki yanda üst üste dizilmiş halde, boyun omurları arasında yer alan faset eklemler dediğimiz eklemlerin sinirleridir.

    Bu işlem genellikle kaç seans olarak uygulanıyor ?

    Blokaj işlemi seanslar boyunca uygulanmayıp bir kez yapılan bir işlemdir. İşlem, özel bir bilgisayar destekli görüntüleme yöntemi eşliğinde yapılır. Hasta işlem sırasında herhangi bir ağrı veya rahatsızlık duymaması için hafif uyutulur. Ancak genel anestezi (narkoz) uygulanmasına gerek yoktur. İşlemden sonra hasta birkaç günlük istirahatın ardından normal günlük yaşamına devam edebilir. Ardından verilecek düzenli egzersiz programıyla faset eklemlerdeki kireçlenmeler açılarak ağrıların tekrarlanması önlenir.

    Başka ne gibi yöntemler mevcut ?

    Neden ortaya konulduktan sonra sebebe yönelik çeşitli başka yöntemler de vardır. Örneğin boyun kaslarındaki aşırı kasılmalara bağlı olarak baş ağrısı ortaya çıkıyorsa kasılan bu noktalara tetik nokta enjeksiyonlar yapılarak ağrı ortadan kaldırılabilir. Boyun fıtığına bağlı olarak başa yayılan bir ağrının ortaya çıkması halinde, bu fıtık cerrahi sınırlarda değilse fıtıklaşan disk bölgesine ilaç enjeksiyonları uygulanır.

  • Ozon mikrodiskektomi nedir?

    Diskolizis

    Bel ya da boyun fıtıklarını tedavi etmek amacı ile fıtığa neden olan omurlar arsındaki disklerin içersine ozon gazı verilmesi ile gerçekleştirilen işleme verilen addır. Bu işlem, tıbbi literatürde Ozon Diskolizis, Ozon diskektomi, ozon nükleolizis başlıkları altında sunulmaktadır. Aslında diskektomi deyimi tıbbi anlam olarak diskin kesilip çıkarılması işlemine verilen addır. Fakat ozon ile yapılan çalışmalar, bel ya da boyun fıtığı nedeni ile ameliyat olan hastaların sonuçlarına eş başarı sağladığı için “ ozon mikrodiskektomi “ ya da “ozon diskektomi” başlığı altında birçok makalenin konusu olmuş ve bu adla anılmaya başlanmıştır.

    Daha önceleri bel – boyun fıtıklarını tedavi etmek için kullanılan yöntemler arasında insan bünyesine en zararsız yöntem olarak güncel girişimler arasında yerini almıştır. Sadece İtalya ve İspanyada yılda 30 000 hasta bu yöntemle ameliyatsız şifa bulunaktadır. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde ve Amerika da artık rutin tedaviler arasında yer almaktadır. Ülkemizde henüz emekleme safhasında olan bir girişimsel yöntemdir.

    Oksijeni 02 olarak biliyoruz OZON ise O 3 tür . Yani %99 oksijenden elde edilen bir gaz olup birçok hastalığın tedavisinde kullanılan aktif oksijendir. Ağrı tedavisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle bel boyun ağrılarında ve kireçlenme tedavilerinde kullanılmaktadır ilaç uygulamalarından yarar görmeyen hastalarda çok iyi sonuçlar elde edilmektedir. Mutlaka deneyimli uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Neşter ve narkoza gerek duyulmayan fakat ameliyathane koşullarında ve görüntüleme cihazları eşliğinde yapılması gereken “ ameliyatsız “ bir tedavi şeklidir.

    Ozon ile yapılan bel-boyun fıtığı tedavilerinde mükemmel sonuçlar elde edilmektedir. Hasta narkoz almamakta işlem 5 dakika gibi çok kısa bir sürede gerçekleşmekte ve işlemden sonra hasta hemen evine yürüyerek gidebilmektedir.

    İşlemden hemen sonra fıtık ağrısı hemen geçmeyebilir birkaç gün beklemek gerekir. Genellikle tek uygulama yeterli olmaktadır, dirençli bazı vakalarda işlem tekrarlanabilir ve güvenli bir yöntemdir.

    Hangi hastalıkta uygulayalım

    Discolizis yani ozon diskektomi ilaç ve diğer konservatif tedavilerden yarar görmeyen hastalara uygulanması tercih edilir.

    Servikal disk hernisi

    Dorsal disk hernisi

    Lomber disk hernisi

    Lomber dejeneratif disk hastalığı

    Dejeneratif spinal kanal darlığı

    Ameliyat sonrası yapışılıklar ( postsurgical fibrozis )

    Faset sendromu ( bel-boyun kireçlenmeleri)

    Kimlere uygulanmaz

    Şüphelenilen gebelik

    Böbrek veya karaciğer yetmezliği

    Son miyokard infarktüsü

    Alkol, uyuşturucu ve psikotrop ilaç müptelaları

    Bir başka hastalık nedeni ile tedavi görüdüğü sürecte Doktorunun uygun görmemesi.

    Kan pıhtılaşma bozukları, Trombositopeni, Favizm, Kontrolsüz Hipertiroidi ve Hipertansiyon varlığı.

  • Bel kireçlenmesi

    Belde ve boyunda kireçlenen eklemler her omurun arka her iki yanında yer alan küçük eklemlerdir. Bu eklemler omurları omurganın hareketini sağlayacak şekilde arkadan direkt olarak birbirlerine bağlarlar. Faset eklemler olarak adlandırılırlar ve oldukça karmaşık sinirlerle donatılmışlardır. Ağrıya çok duyarlıdırlar. Omurgamızın hareketliliğinde büyük önemi olan bu eklemlerin yapısı yaşa, travmalara bağlı olarak bozulabilir ve ciddi boyun, bel ağrılarına sebep olabilirler. Bel ve boyun fıtığında ağrı öne eğilmekle şiddetlenirken, bel ve boyun kireçlenmesinde ise daha çok arkaya yaslanmak ve yana dönmekle artış gösterir. Yaşlanmanın yanı sıra, uzun süre sert sporla uğraşma, sürekli ağır yük taşıma ve yanlış vücut postürüne sahip olma gibi uygunsuz yaşam tarzları kireçlenmenin en önemli hazırlayıcı faktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Faset eklemlerin omurganın hareketini sağlamalarının yanında bir başka fonksiyonları, omurilikten çıkan sinir köklerinin omurga kanalını terk ederek dışarı çıktığı nöral foramen adı verilen deliklerin bir bölümünü oluşturmalarıdır. Faset eklemlerde travma, omurganın üzerine aşırı yük binmesi veya diğer kemik hastalıkları nedeniyle büyüme oluşabilir. Bu durumda sinirlerin geçtiği delikler daralacak ve hastada bel fıtığına benzer sinir sıkışmasını andıran belirtiler ortaya çıkacaktır. Bunlar eğer olay boyunda ise, omuza, kola yayılan boyun ağrısı; belde ise kalçaya ve bacağa yayılan bel ağrısı şeklinde özetlenebilir.

    Bel ve boyun kireçlenmesinin tedavisinde faset eklem enjeksiyonuve faset eklem medial dal radyofrekansgibi girişimsel yöntemlerle kontrol altına alınabilir.

    Faset eklemlere ait sinirler vücudunuzun herhangi bir yerindeki kaslarınızın hareketini kontrol etmez, sadece ağrı sinyallerini beyine taşır. Faset eklem medial dal radyofrekans tedavisi bu sinirlerin ağrı iletisinin engellenmesini amaçlar.

  • Boyun kireçlenmesi

    Boyun kireçlenmesi

    Belde ve boyunda kireçlenen eklemler her omurun arka her iki yanında yer alan küçük eklemlerdir. Bu eklemler omurları omurganın hareketini sağlayacak şekilde arkadan direkt olarak birbirlerine bağlarlar. Faset eklemler olarak adlandırılırlar ve oldukça karmaşık sinirlerle donatılmışlardır. Ağrıya çok duyarlıdırlar. Omurgamızın hareketliliğinde büyük önemi olan bu eklemlerin yapısı yaşa, travmalara bağlı olarak bozulabilir ve ciddi boyun, bel ağrılarına sebep olabilirler. Bel ve boyun fıtığında ağrı öne eğilmekle şiddetlenirken, bel ve boyun kireçlenmesinde ise daha çok arkaya yaslanmak ve yana dönmekle artış gösterir. Yaşlanmanın yanı sıra, uzun süre sert sporla uğraşma, sürekli ağır yük taşıma ve yanlış vücut postürüne sahip olma gibi uygunsuz yaşam tarzları kireçlenmenin en önemli hazırlayıcı faktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Faset eklemlerin omurganın hareketini sağlamalarının yanında bir başka fonksiyonları, omurilikten çıkan sinir köklerinin omurga kanalını terk ederek dışarı çıktığı nöral foramen adı verilen deliklerin bir bölümünü oluşturmalarıdır. Faset eklemlerde travma, omurganın üzerine aşırı yük binmesi veya diğer kemik hastalıkları nedeniyle büyüme oluşabilir. Bu durumda sinirlerin geçtiği delikler daralacak ve hastada bel fıtığına benzer sinir sıkışmasını andıran belirtiler ortaya çıkacaktır. Bunlar eğer olay boyunda ise, omuza, kola yayılan boyun ağrısı; belde ise kalçaya ve bacağa yayılan bel ağrısı şeklinde özetlenebilir.

    Boyunda daha çok boyun ağrısı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, kolda güçsüzlük – hissizlik – yanma – batma, ellerde zayıflık – beceri azalması – uyuşma – karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yakınmalara neden olabilir.

    Bel ve boyun kireçlenmesinin tedavisinde faset eklem enjeksiyonu ve faset eklem medial dal radyofrekans gibi girişimsel yöntemlerle kontrol altına alınabilir.
    Faset eklemlere ait sinirler vücudunuzun herhangi bir yerindeki kaslarınızın hareketini kontrol etmez, sadece ağrı sinyallerini beyine taşır. Faset eklem medial dal radyofrekans tedavisi bu sinirlerin ağrı iletisinin engellenmesini amaçlar.

    Uygulanan bu girişimsel yöntemler tedavinin sadece bir bölümünü oluştururlar. En az bunlar kadar önemli olan bir başka nokta hastaların tedavi sonrası eğitilmeleridir. Eğitim denilince hastaya verilmesi gereken egzersiz programı ve vücuda doğru davranmak için yapılması ve kaçınılması gereken davranışların öğretilmesi akla gelir. Ancak bu şekilde sağlıklı bir omurgaya sahip olmak mümkün olur.

  • Ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi

    Ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi

    Yaşamının bir döneminde boyun ağrısından yakınmayan insan oldukça azdır. Boyun ağrıları, boyun omurgasını oluşturan kemiklerin, eklemlerin, omurların arasında yer alan disklerin ve omurga etrafındaki kas ve bağların bozukluğu sonucu oluşur.
    Boyun fıtığı hastalığında ağrı bazı sadece ensededir. Bazı olgularda ise enseden başa, sırta, kollara ve hatta göğüse doğru yayılabilir. Sıklıkla hastanın boyun hareketlerinde kısıtlılık oluşur. Kola ve ele yayılan uyuşmalar, ellerde güçsüzlük hissi, baş dönmesi, sersemlik hissi sık dile getirilen yakınmalardır.
    Boyun ağrısına yol açan hastalıklar çok çeşitlidir:
    Boyun fıtığı, disk dejenerasyonu, boyun omurgasında artroz (kireçlenme), miyofasyal ağrı sendromları, tekrarlayan strese bağlı zedelenme sonucu gelişen ağrılar. Tekrarlayan aktivitelerde bulunma kötü pozisyon ve psikolojik stres ile birleşince “aşırı kullanmaya bağlı zedelenme” tablosunu ortaya çıkarır. Uzun süre başın öne eğilerek veya aşırı yukarı kaldırılarak çalışılması kas yorgunluğu ve kas kısalmasına yol açarak boyun ve sırt ağrısına neden olur. Çalışma koşulları ve bilgisayar kullanımının artması nedeniyle sık karşılaşılmaktadır.
    Boyun fıtığı:
    Omurgayı oluşturan kemiklerin arasındaki diskin zamanla zayıflamasıyla disk içeriği dışarıya doğru fırlar. Fıtıklaşma sonucu sinir kökü ya da omuriliğin üzerine baskı oluşabilir. Sinir kökü sıkışması ile kola ve ele yayılan şiddetli ve yanıcı ağrı, uyuşma, karıncalanma, ileri olgularda da el veya kolda kas güçsüzlüğü görülebilir.
    Boyun fıtığı Tedavisi: Ameliyatsız boyun fıtığı Tedavisi
    Hastalıklar tedavisinde, esas semptomları (belirtiler) değil, hastalığın nedeni ni bularak tedavi programları oluşturmak ve doğru tedavi yöntemler geliştirmektir….
    Çoğu boyun fıtığı ameliyat dışı doğal yöntemlerle iyileşmesi mümkündür.