Etiket: Boyun

  • Çene altı-boğaz-boyun bölgesinin estetik analizi

    Bir diğer değerlendirme profilden alt çene-boğaz-boyun değerlendirilmesidir. Profilde bu alanı oluşturan hyoid kırkırdak, alt çene kemiği, yumuşak doku, platysma kası, yağ dokusu ve boyun derisi etkili olmaktadır.

    Bu değerlendirmede;

    Alt çene sınırı alt çene köşesi ile çene arasındaki hat ile tanımlanmaktadır. Üzerindeki yumuşak dokunun ince olması ve saat yönünün tersine olan yapılanması daha estetik görüntüye neden olmaktadır. Alt çene sınırının burada yağ dokusu birikimi ile fazla olması ve bu sınırın saat yönünde olan yapılanması estetik olarak olumsuz bir görüntüye neden olmaktadır. Alt çene açısını ve alt çene konturunun 1/3 arka kısmının yapılanmasını masseter kası belirlemektedir. Bu kasın hipertrofsi ile volümünün artması bu görselliği etkileyebilmektedir.

    Alt çene kemiğinin boyutu ve üzerindeki yumuşak doku önemlidir.

    Alt çene kemiğinin eğimi; Bu eğimin saat yönünün tersine olması çenenin daha önde olmasına ve yüzün 1/3 alt kısmının kısa görünmesine neden olmaktadır. Bu görüntü çene-boğaz-boyun ilşkisini istenen gibi göstermektedir. Bunun tersinin olması yani çene kemiğinin saat yönünde eğim göstermesi çenenin kısa olmasına, yüzün 1/3 alt kısmının uzun görünmesine ve çene-boğaz-boyun ilişkisinin olumsuz olmasına neden olmaktadır.

    Boğaz uzunluğu; Bu boyun –boğaz noktası(NTP) ile menton arasındaki mesafedir. (NTP-Me) bu klinik olarak kısa yada uzun olarak tanımlanmaktadır. Metrik olara ölçülmez. İlk resimde sarı çizgi mentondan geçen horozontal düzlem. Kırımızı ise menton-NTP hattı. Resimde görüldüğü gibi kırmızı hat yukarı rotasyon göstermektedir. Boyun ile boyun-boğaz mesafesi daha uzun, 2. resimde ise aşağı doğru rotasyon göstermekte yani boyun ile boyun –boğaz kısa görünmektedir.

    Hyoid kemiğin pozisyonu önemlidir. İdealde bunun üst ve arka yerleşimi istenmektedir.

    Alt çene-boğaz-boyun alanı yüzün en fazla yağ dokusunun biriktiği alandır. Bu bölgenin muayenesi kas dokusunun gevşemesi yada yağ dokusu birikimini göstermektedir.

    Yaşlanma ile boyunda deri elastikiyeti artışı ve boyun bantlarının varlığı boyun estetiğini etkilemektedir

  • Boyunun estetik analizi

    Boyun uzunluğu çenenin alt kenarı-menton ile suprasternal çıkınıt arasındaki mesafe anlaşılmalıdır. Bu menton-vertex(başın en tepe noktası) arasında ölçülen baş yüksekliğinin yarısı kadar olmalıdır.

    GENÇ BİR BOYUN

    İdeal ve genç bir boyun için 5 kriter tanımlanmıştır. Bu kriterler;

    1. Alt çene kemiğinin köşesinden mentona kadar kenarın keskin ve belirgin olması.

    2. Boyunda hyoid kıkırdağın altında hafif bir içe açılanma göstermesi gerekmektedir. Tam bu nokta boyun-çene(cervicomental) açının hafif altındadır.

    3. Boyunda thyroid kıkırdakta hafif çıkıntı olması.

    4. Sternocleidomastoid kasının ön kenarının sternum mastoid arasında belirgin olması

    5. Cervicomental açının 105 ile 120 derece arasında olması.

    Boyunda estetik sınıflama;

    I; Boyunda deformite halen yok yada hafifi genç bir boyun görünümünde

    II; Sadece deride laksitisite artışı var

    III Bunlara ek olarak yağ birikimi var

    IV; platysma bandları var

    V; Microgenia yada retrognathia var.

    VI; hyoid kemik daha düşük yerleşimlidir.

  • El uyuşmasının 6 nedeni

    Sinir Sıkışması

    El uyuşmasının en fazla görülen sebebi sinir sıkışmalarıdır. Karpal tünel sendromu el uyuşmasına neden olan birincil el uyuşması sebeplerindendir. Tanısı sinirlerin EMG testi ile ölçülmesi ile konulur. Gece uykudan uyandıran uyuşmalardan sorumludur. Tedavisi 1cm’lik bir delikten girilerek sinirin serbestleştirilmesinden ibarettir. kısa sürede hasta şikayetlerinden kurtulup normal hayatına dönebilir.

    Diyabet

    Diyabetin de el uyuşması üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Diyabet li kişilerde el ve ayaklarda simetrik şekilde uyuşma ve yanma yakınmalarına sık rastlanır. genel de iki taraflı bulgu verir. Tedavisi, önce şekerin kontrol altında tutulması ve sonra destekleyici ilaçlar ile yapılır.

    Hipotiroidi

    Tiroit bezi tiroit hormonu dengeli şekilde sağlayamazsa saç dökülmesi, halsizlik, kilo sorunları, cilt kuruluğu ve eklem ağrıları gibi birbirinden farklı sorunlara yol açabilmektedir. Tüm bunların yanı sıra ellerde uyuşma da triot dengesizlerinden meydana gelebilmektedir. Hipotiroidi rahatsızlığı zamanında tedavi edilmediğinde ise çok ciddi sorunlara neden olabilmektedir.

    Boyun Düzleşmesi

    Boyun düzleşmesi ense ve boyun bölümünde ağrıya sebep olan hastalıktır. boyun düzleşmesi boyundaki kasların zayıflığı ve stress ile fıtık haline gelebilir. Boyun fıtığı ellere giden sinirlerde baskı sonucu hasar oluşturarak asimetrik uyuşmalara sebep verebilir.

    Boyun fıtığı

    Boyun fıtığı da el uyuşmasına üzerinde rol oynayan en önemli hastalıklardandır. Çünkü boyundaki fıtık kollara uzanan sinirler üzerinde baskı gerçekleştirecek potansiyele sahiptir. Bu durumda ellerde ve kollarda güç zayıflaması ve uyuşmalar yaşanmasına neden olabilmektedir. Tedavi zaman kaybetmeden yapılmalıdır. Oluşabilecek sinir hasarlarının geri dönüşümü yoktur.

    B12 Vitamin Eksikliği

    B12 vitaminin birçok faydasından biri de sinir hücreleri üzerinde koruyucu bir etkiye sahip olmasıdır.Parmak uçlarının uyuşması burada bulunan hücrelerin B12 yönünden yeterince beslenememesi ile ilgili olabilir. Mide ve bağırsak hastalıklarının taranması ve B vitamini takviyesi bu sorunu çözecektir.

  • Boyun fıtığı / boyun ağrısı

    Boyun, baş ile vücut arasındaki bağlantıyı sağlar. Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. Boyun hareketleri disk ve eklemler sayesinde gerçekleşir. Boyun ağrısı yetişkin yaş grubu arasında çok sık karşılaşılan ve yaşam kalitesini ciddi derecede etkileyen bir durumdur.

    Boyun Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

    Boyun ağrısı omurganın kemik, eklem, kas, bağlar ve sinirler gibi dokulardan kaynaklanabilir. En sık boyun ağrısı nedenini yumuşak doku zorlanmalarını içerisine alan mekanik tip boyun ağrısıdır. Duruş bozukluğu bu tip ağrıların başlıca sebebidir. Özellikle gün boyu masa veya bilgisayar başında öne eğik pozisyonda çalışan kişilerde sık karşılşılır. Bu ağrı 2-3 gün içerisinde giderek azalır ve 1-2 hafta içerisinde kaybolur. Bu ağrı bazı dönemlerde ataklar şeklinde kendini gösterir.
    Bunların dışında boyun fıtığı, boyun kemiklerinde dejenerasyon, omurga kanalında daralma, romatizmal hastalıklar da boyun ağrısına neden olabillir.

    Boyun Fıtığının Bulguları Nelerdir?

    Normal şartlarda disk yapısı iki omurga arasında yer alan dış kısmı sert bir kılıf ve iç tarafında ise jel kıvamda bir yumuşak dokudan oluşur. Boyun fıtığında dış kılıfın zayıflaması veya yırtılması ile iç kısımdaki jel yapının dışarıya doğru kayarak yer değiştirmesiyle oluşur ve bu durum sinirlere bası yapar. Kol ağrısı sinir köklerine bası olduğu için çoğunlukla boyun ağrısından daha şiddetlidir. Sinir köklerine olan basının düzeyine göre kol ve el kaslarında güçsüzlük ve uyuşukluk olabilir. Tedavi edilmeyen ileri olgularda omuriliğin baskı altında kalmasına bağlı olarak bacaklarda güçsüzlük ve idrar kaçırma gibi oldukça ciddi durumlar gelişebilir.

    Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Konulur?

    Hastalığın tanısında sırasıyla direkt grafiden, bilgisayarlı tomografiden (BT) veya magnetik rezonans (MR) incelemesinden faydalanılır.

    Boyun Fıtığı Tedavi Edilir?

    Medikal tedavi, boyun kaslarını kuvvetlendiren egzersiz programları, enjeksiyon uygulamaları veya ameliyat ile yapılmaktadır.
    Ayrıntılı bilgi ve tedavi için mutlaka doktorunuza iletişime geçin.

  • Boyun fıtıklarında mikrodiskektomi

    Saatlerce bilgisayar karşısında çalışmak ve hareketsizlik sonucu ortaya çıkabilen boyun fıtığı, hastaların yaşamını kısıtlıyor.Ancak beyin ve sinir cerrahisindeki yeni yöntemler teşhis ve tedavi süreçlerini kısaltarak yaşam kalitesini artırıyor.

    Boyun fıtığı özellikle ofis çalışanlarını tehdit ediyor.Omurga, dikey yönde etki yapan vücut ağırlığı ve dış kuvvetlere karşı koymanın yanında hareket fonksiyonunu da yürütmek durumundadır. Bu yüzden sabit kalmak ve hareketli olmak gibi çatışan iki özelliğe sahip olmalıdır. Bu ikili özellik, omurganın bölümlü yapısı ve omurlar arasındaki diskler tarafından sağlanır. Diskler dikey yönde, yana eğilme ve dönme sırasında uygulanan kuvvetleri emerler. İnsanoğlunun iki ayak üzerindeki duruşu da disk üzerine yansıyan kuvvetleri artırır.

    Sonuç olarak omurlar arasındaki diskler yaşla belirginleşmek üzere yıpranmaktadır. Yük emme yetenekleri ve dayanıklılıkları azalır, fıtıklaşma gelişebilir. Boynun fazla ağırlık taşımamasına rağmen hareketli yapısı nedeniyle bozulması ve disk fıtığı görülme riski yüksektir. Boyun bölgesinde her omur, cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arasındaki disk dokusunun jelatin kıvamındaki iç kısmının, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığıortaya çıkar.

    Kolda ağrı ve uyuşmaya neden olabilir

    Boyun fıtığı, omurilik ve sinir köklerini etkileyen, en sık hayatın 30’lu yaşlardan sonra rastlanılan bir hastalık grubudur. Belirtileri; fıtığın yerine, hastalığın süresine ve ciddiyetine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Hastalar genellikle tek taraflı, kola doğru yayılan bir ağrıdan rahatsızlık duyarlar. Ağrı, parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber olabilir. Ağrının yayıldığı kolda kuvvet kaybı olabilir. Hastalar ellerine aldıkları ağır cisimleri yere düşürmekten şikayet ederler. Eğer bası daha da ilerlerse yürüme güçlüğü ve dengesizlik de oluşur.

    Mutlaka doktora başvurun

    Ağrı ve uyuşukluğun sıklaşması ve belirli sürede yatak istirahatı ile geçmemesi durumunda mutlaka bir beyin ve sinir cerrahına başvurulması gerekir. Detaylı öykü alma ve fiziksel muayenenin önemi çok büyüktür, sadece bunlarla tanı koymak bile mümkündür. Ama görüntüleme teknikleri ile de boyun fıtığının varlığını teyit etmek ve seviyesini saptamak gereklidir. Yapılan muayene ile sinir tahribatına ait bulgular yoksa hastaya mutlak yatak istirahati, ağrı kesici kullanımı ve fizik tedavi önerilmektedir. Ancak sinir tahribatına ait bulguların mevcudiyetinde ve diğer tedavi yöntemlerinin başarısız kaldığı durumlarda cerrahi uygulanır.

    Omurganın hareket kabiliyetini korumak çok önemli

    Şikayet oluşturan boyun fıtığına yapılan cerrahi tedavinin amacı; omurilik ve buradan çıkan sinirlerin sıkışıklığını giderirken, birçok anatomik yapıyı ve boyun omurgasının yük taşıyabilme ve hareket edebilme fonksiyonunu korumaktır.

    Cerrahi Ne Zaman Gereklidir ?

    Myelopatisi ( omurilik basısı ) olan santral fıtıklı hastalar zaman kaybetmeden cerrahi tedavi olmalıdır. Radikülopati ( sinir kökü basısı ) yapan yan-dış yerleşimli fıtıklarda 3-4 haftalık medikal tedavi ile iyileşme sağlanamazsa cerrahi önerilir.

    Boyun Fıtıklarında Kullanılan Cerrahi Yöntemler;

    Anterior ( Ön Boyundan ) Yaklaşımla Mikrodiskektomi

    Boyun ön-yan kısmında yapılan 3 cm’lik cilt kesisi ile girilip mikroskop altında disk aralığının orta hattan boşaltılmasıdır. Santral fıtıklarında çıkartılmasına izin verdiği için aralığa konulacak malzemenin ( kafes,protez ) özelliğine göre ameliyatın çeşitleri ortaya çıkmıştır.

    Basit Anterior Diskektomi : Cerrahide disk çıkarıldıktan sonra,disk aralığına hiçbir şey yerleştirilmez. Tek düzeyli ve boyun deformitesi olmayan olgularda kullanılabilir.

    Basit Anterior Diskektomi+ Kafes : Cerrahide disk çıkarıldıktan sonra,disk aralığına metal veya PEEK denilen özel alaşımlı kafesler yerleştirilir.

    Basit Anterior Diskektomi+ Yapay Disk : Cerrahide disk çıkarıldıktan sonra,disk aralığına boyun hareketlerine uyumlu üretilmiş metal ve cage protez konur.

    Kullanılan protezler ve greftlerle sağlanan füzyon,boyunda çökme ,deformite oluşumunu engellemek bakımından yararlıdır.

  • Balıklama atlamaya dikkat

    Yaz mevsimi nedeniyle insanların serinlemek için denize, göle veya havuzlara gittiğine işaret ederek, serinleme sırasında en büyük tehlikenin halk arasında ”balıklama atlayış” olarak bilinen yüksekten atlamaktır.

    Sığ Sulara Balıklama atlamak hayatınızla kumar oynamakla eşdeğer

    Denize ve derinliği belli olmayan sulara yüksekten atlamanın riski, hayatınızla kumar oynamakla eşdeğerdir, şu uyarılarda dikkat edelim:

    Deniz ve derinliği olmayan sulara yüksekten atlamak büyük bir risk. Suya atlarken yapılan bir hata boyun kemiğinin kırılmasına, ardından da omurilik yaralanmasına neden olabilir. Balıklama atlamak, su derinliği iki metreden az ise oldukça tehlikelidir. Başın elden önce suyun tabanına çarpması nedeniyle boyun kemiklerinde kırılmalar oluşabilir. Kırık, omurga içinden geçen omuriliği (bir santim çaplı) zedeleyebilir ve çoğu zaman kopartabilir. Omurilik hasarlarının en tehlikeli olduğu yer boyun bölgesinde olanıdır.

    İnsan vücudunda omurganın en önemli görevleri, vücut ağırlığının taşınmasına yardım etmek, vücut hareketlerine katkı sağlamak ve omurga kanalı içinden geçen omuriliği ve sinirleri korumaktır. Omurga sisteminin en hareketli bölgesi boyun bölgesidir. Baş ağırlığını taşıyan ve her yöne hareketi destekleyen bu bölge aynı zamanda omuriliğe de koruma sağlar.

    Yapılacak yanlış bir hareket ile meydana gelecek olan boyun travması, boyun omurlarından bir veya birkaçında kırıklara, omurların birbiri üzerinde kaymasına (listezis) ya da omurların bir arada durmasını ve kafatasına tutunmasını sağlayan bağlarda hasara neden olarak omurilik yaralanmasına yol açabilir.

    Başın ani olarak suyun tabanına çarpması ile sonrasında ani ölümler veya ömür boyunca kalacak tam felçlerin olabildiğine de dikkati çekmek gerekir, balıklama dalma sonrasında boyun hasarı oluşmasa bile başın sert zemine çarpması nedeniyle ani bilinç kaybı gelişmesi sonucu çok iyi yüzme bilenlerin bile boğulabildiklerini söyleyebilirim.

    Yanlış ilk yardım daha kötü sonuçlar doğuruyor

    Boyun travması geçirdiği bilinen ya da şüphe edilen kişiler, boyun bölgesi sabit hale getirilerek, mümkün olduğunca kısa sürede tam donanımlı bir sağlık merkezine ulaştırılmalıdır. Hızlı hareket etme endişesi ile hastalara daha çok zarar verebilecek transfer şekillerinden kaçınılmalı, hastanın mevcut olan pozisyonu uzman bir hekim tarafından görülene kadar korunmaya çalışılmalıdır.

    Birkaç saniye içinde gelişen bu olaya dışarıdan birinin yardım etme olasılığının ise oldukça zayıf olduğunu söyleyebilirim, trafik kazalarında olduğu gibi atlama sonucu oluşacak boyun kemiği ve omurilik zedelenmelerinden korunmak için hayatımıza daha bilinçli sahip çıkmalıyız. Derinliği ve taban yapısı tam bilinmeyen sulara dalarak girmekten kaçınmalıyız.
    Bulanık göl suları ve sonradan doldurulan kıyılarda riskin oldukça yüksek olduğu özellikle taş ve kaya gibi zemin yapısı düzensiz sulara balıklama dalmanın büyük risk olduğunu da belirtmek isterim.

  • Boyun düzleşmesi hastalığı

    Boyun düzleşmesi hastalığı

    Boyun düzleşmesi son zamanlarda özellikle genç nüfusta artış gösteren fiziksel bir rahatsızlıktır. Sonradan oluşur ve tedavisi biraz sabır gerektirir.

    Boyun düzleşmesi; şekli ters C’ye benzeyen omurganın (resimdeki soldaki şekil) çeşitli nedenlerden dolayı I şeklini (resimdeki sağdaki şekil) almasıdır. Genelde boyun kaslarındaki spazm ve gerginlik sonrası oluşan bir durumdur. Uygun yastık kullanmama, uzun süre mobil telefon benzeri teknolojik aletler kullanma ve uzun süreler bilgisayara ekranına bakarak çalışma sonrası gelişir.

    Boyun düzleşmesinin belirtileri nelerdir?

    1) Boyun ağrısı. Bu ağrı bazen baş arka kısmına ve omuzlara doğru yayılır.

    2) Boyun düzleşince beyine giden bazı damarlar gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kişide baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, unutkanlık, daha ileri safhalarda dengesizlik, uyku bozuklukları da olabilmektedir.

    Eğer boyun düzleşmesi tedavi edilmezse ilerleyen zamanlarda nörolojik sorunlar doğurabilmektedir. Omurganın şekli daha da bozulacağından bazen omurlar arasından çıkan sinirlere basınç yapılması neticesinde sağ veya sol kol ve bazen her iki kolda ağrı meydana gelir.Daha da ileri zamanlarda boyun fıtığı gelişebilir.

    Boyun düzleşmesinin tedavisi nasıl olur?

    Tedavide öncelikle bu duruma sebebiyet veren uygulamalardan kaçınmak gerekir.
    – Masa başında oturan kişiler; mutlaka dik oturmaya gayret göstermelidir.
    – Uzun süre oturarak çalışan kişiler oturduğu yerde mutlaka boyun egzersizleri yapmalıdır.
    – Bilgisayar monitörün üst kenarı kaşınızın hizasında olsun; böylece öne doğru eğilmek ya da yukarı bakmak için boyun kaslarınızı zorlanmazsınız.
    – Mobil cihazlarla çok zaman geçirmemek gerekir.
    – Ortopedik yastık kullanmak gerekir.

    Tedavide kas gevşetici tablet ve kremler faydalı olur. Bu ilaçlar ile beraber boyun egzersizi yapmak gerekir. Bunlarla düzelme sağlanmaz ise Fizik tedavi uygulanması gerekir.

    Boyun düzleşmesi ileride boyun fıtığına dönüşebilecek bir hastalık olması nedeniyle ciddiye alınmalı ve sabırla tedavi edilmelidir.

  • Boyun fıtığı hakkında

    Son zamanlarda en çok şikayet edilen hastalıkların başında boyun fıtığı geliyor. Boyun fıtıkları, uzman doktorlar tarafından konulan doğru bir teşhis, hasta eğitimi ve doğru bir tedaviyle artık korkulu bir rüya olmaktan çıkmıştır. Ancak ne yazık ki yanlış yönlendirmeler, bilinçsizce yapılan tedavi ve uygulamalar hem maddi hem manevi olarak hastaya ciddi ve dönüşü olmayan zararlar verebilmektedir.

    Boyunda 7 tane omur bulunur. Disk denilen yastıkçıklar bu omurların arasında ağırlığın eşit dağılmasını sağlar. Bu yastıkçıkların, çevresini saran zarı yırtarak dışarı çıkmasıyla boyun fıtığı ortaya çıkar.

    Boyun Fıtığının Nedenleri

    Aşırı yüklenme

    Yanlış hareket

    Boynun uzun süre kötü pozisyonda tutulması (Örneğin bilgisayar karşısında, tv karşısında)

    Darbe, çarpma, kaza gibi travmalar

    İlerleyen yaşla bağlantılı yıpranma

    Romatizmal hastalıklar

    Boyun Fıtığı Belirtileri

    Daha çok kolda ağrı

    Boyunda ağrı

    Kolda uyuşma ve güçsüzlük (Bardağı elden düşürecek kadar güçsüzlük oluşabilir)

    Boyun bölgesindeki sorun tüm vücudu etkileyebilir. Sadece boyun ve kol değil; omuz, sırt, kürek kemiğinde dahi ağrı oluşabilir. Boyun fıtığı ilerlemişse, doktora gidilmemişse ya da ameliyat önerilmesine rağmen kaçılmışsa felç durumu söz konusu olabilir. Bu durum aniden gelişebilir. Bu yüzden dikkate alınması gereken önemli bir hastalıktır.

    Boyun Fıtığı Tedavisi

    Boyun fıtığının derecesine ve hastanın şikayetlerine göre tedavinin ameliyatlı ya da ameliyatsız olacağına karar verilir.

    Ameliyatsız Boyun Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtıkları gibi boyun fıtıklarının da yaklaşık %95’i ameliyatsız tedavi edilebilir. Kalan yaklaşık %5’lik kısımdaki fıtıklar ameliyat gerektirir. Dinlenme, fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi ameliyatsız tedavi yöntemlerinden bazılarıdır.

    Boyun Fıtığı Ameliyatı

    Kolda şiddetli ağrı, güç kaybı ve hissizlik varsa ameliyat olmanız gerekebilir. Boyun fıtığı ameliyatı narkozlu yapılır. Biz mikrocerrahi diskektomi yöntemini tercih ediyoruz. İşin içine mikroskobun girmesiyle daha detaylı, daha güvenli ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşamış oluyoruz. Ayrıca çok küçük kesi açıldığı için yaranın iyileşme ve hastanın normal hayatına dönme süresi daha hızlı oluyor.

    Boyun fıtığı ameliyatı sonrası hastalar yaklaşık 4 saat sonra hareketlendirilir. 1 hafta içindeyse günlük hayatlarına dönebilirler. Ev hanımları ev işlerini yapabilir, çalışanlar işlerine geri dönebilir.

  • Ağrılar

    Boyun fıtıkları bel fıtıklarına göre daha az görülen rahatsızlıklardır.
    Boyun ağrıları toplumumuzda sık olarak görülen bir durumdur. Bunun nedeni boyun
    kaslarının hassas ve boynu oluşturan omurların hassas bir yapıya sahip olmasıdır.
    Boyun ağrıları stres, soğuk ve sıcak değişimleri,uygunsuz duruş pozisyonları gibi
    durumlardan sık olarak etkilenen yapılardır. Boyun ağrılarının çok az bir kısmında
    etken boyun fıtığı olmaktadır.
    · Boyun fıtıkları 20-50 yaşlarında daha sık olarak görülmektedir. Fakat daha erken
    dönemlerde boyun travmaları sonucunda daha ileri yaşlarda ise disklerin ve boyun
    omurlarının bozulmasına bağlı olarak ortaya çikabilirler.
    · Boyun ağrılarının toplumumuzda en çok görülen nedeni stres ve uygunsuz duruş
    pozisyonları ve boyun hareketsizlikleridir.
    · Genellikle boyun ağrısıyla başvuran hastaların en önemli şikayeti ense bölgesinde
    kasların kafa kemikleriyle birleştiği bölgede ve omuz kaslarında gerginlik
    hissetmeleridir. Bu ağrının kaynağı genellikle toplumsal yaşamda hassas olan
    sorunları içine atan ve dışarı fazla belli etmeyi başaramayan insanlarda veya çok
    çabuk sinirlenen insanlarda görülmektedir. Bunun yanında soğuk sıcak değişimlerine
    çok sık uğrayan veya ense ve sırt bölgesinde sık terleyen insanlarda da bu gibi
    boyun ağrıları oluşmaktadır.
    · Boyun fıtıkları ise boyun ağrılarının çok az bir nedenidir. Boynu oluşturan omurların
    arasında bulunan yastıkçık dediğimiz disklerin omuriliğin geçtiği kanal içine doğru
    bombeleşmesi veya yırtılmasıyla kliniklerini belli ederler.
    · En çok boyun fıtıkları C5-6 ve C6-7 omurları arasında görülürler fakat diğer
    seviyelerde de ortaya çikabilirler. Fıtığın omur iliğe veya kollara giden sinirlere bası
    yapmasına bağlı olarak kaslarda kuvvet kayıpları veya uyuşukluklar ortaya
    çikmaktadir.
    · Boyun fıtıklarının kliniğinde en önemli bulgular kollarda veya bir kolda meydana
    gelen uyuşma ve karıncalanmalar, kollarda veya bir kolda meydana gelen ağrılar,
    kollarda veya bir kolda meydana gelen kuvvet kayıpları oluşabilmektedir. Bu bulguları
    tüm kolda hissedebileceğimiz gibi fıtığın etkilediği sinirin etki ettiği kas gruplarında ve
    his aldığı duyu bölgelerinde örnegin ellerde, ön kolda omuzda hissetmekte
    mümkündür.İlerlemiş ve çok büyük fıtıklar ise bacaklarda da kuvvet kayıplarına
    neden olabilirler ve bu durum bir çok hastalıkla karıştırılmasına neden olabilir.
    · Boyun fıtıklarının tanısında en önemli tanı aracı muayenedir. Muayene olmaksızın
    MR gibi pahalı yöntemlerin kullanılması gereksiz ve gereksiz olduğu kadar da
    mantıksızdır. Hastanın kliniğinin ortaya konulması bir çok hastalıkla ayırıcı tanısının
    yapılmasını sağlar.
    · Boyun ağrısı olan bir hastanın en büyük korkusu boyun fıtığı olma düşüncesidir. Bu
    endişenin giderilmesinde muayene faydalı bir yöntemdir.
    · Yapılan muayenede bulgular boyun fıtığını destekliyorsa; boyun fıtığını
    büyüklüğünün yerinin ve etkilerinin tespit edilmesi için MR planlaması uygundur. MR
    boyun fıtıklarının lokalizasyonlarının ,etkilerinin gösterilmesi için gerçekten
    doğrulayıcı bir tanı aracıdır.
    · Boyun fıtığı tespit edildiğinde fıtığın büyüklüğüne,hastanın kliniğine,yaşina veya
    hastanın mevcut hastalıklarının durumuna göre tedavi yaklaşimı değişmektedir.
    · Hastanın kliniğinde sadece ağrı olması, kuvvet kayıplarının olmaması ve fıtık

    büyüklüğünün sınırda olduğu olgularda Fizik tedavi programları,boyunluklar, ilaç
    tedavisi kullanılmaktadır.
    · Boyun fıtığının sosyal yaşamı etkilediği durumlarda, kuvvet kayıplarının ortaya
    çiktigi durumlarda cerrahi kaçınılmaz hale gelir. Ve fıtığın alınması gereklidir.
    · Boyun fıtığı cerrahisi sonucunda hastaların faydalanma oranı; ameliyata girmeden
    önceki kliniğine göre değişmekle beraber hastaların büyük çogunlugunda ileri
    derecede rahatlama olmaktadır.
    · Fakat boyun fıtıklarında da bel fıtıklarında olduğu gibi her ameliyatta mevcut
    komplikasyonların var olduğu teorik anlamda felç olma riskinin var olduğu ancak
    pratik anlamda da bu riskin olduğu fakat çok nadir bir komplikasyon olduğu
    unutulmamalıdır.
    · Boyun fıtıklarıda bel fıtıklarında olduğu gibi birden fazla bölgede olabilmektedir. Bu
    durumda yaklaşimın yapılacağı fıtık bölgesi hastanın kliniği sonucunda karar
    verilecek bir durumdur.
    · Bazen boyun bölgesinde 2 veya daha fazla diskin kanal içine bombeleşmesi ve
    kanal çapini 1 cm nin altında olması durumlarına yol açabilirki bu duruma tıpta
    servikal dar kanal adı verilmektedir.Bu durumda bir kolda veya kollarda ortaya çikan
    yorgunluklar ortaya çikmakta ve kuvvet kayıpları oluşabilmektedir. Eğer kanal çapi 1
    cm ve altında ise ve klinik mevcutsa ozaman yapılacak işlem cerahi tedavidir.
    · Boyun fıtıklarından korunmak için düzenli boyun egzersizlerinin
    yapılması,duruşpozisyonlarına dikkat edilmesi ve boynun travmalardan korunması
    gerekmektedir.
    · Boyun fıtık cerrahi sonrasında oluşmuş kuvvet kayıpları,uyuşukluk ve karıncalanma
    ameliyattan hemen sonra kaybolmayabilmektedir. Kuvvet kayıpları için ameliyat
    sonrasında uygulanacak fizik tedavi programları eski kuvvetin yerine gelmesini
    sağlayabilecektir. Uyuşukluk ve karıncalanma ise 6-12 ay sonra kaybolacaktır.
    · Unutulmaması gereken boyun ağrılarına eğer kolda veya kollarda ağrı,
    uyuşukluk,karıncalanma ve kuvvet kayıpları eşlik ediyorsa boyun fıtığından
    şüphelenilmesi gerekliliğidir. Yine unutulmaması gereken bir şeyde tüm bu
    semptomlar olsada bu olaylara neden olan etmenin boyun fıtığı olmayabileceğinin
    bilinmesidir.

  • Boyunda eğrilik (tortikolis)

    Boyunda eğrilik (tortikolis)

    Eğrilik doğum sonrası göze çarpar. Çocuğun boynu tutlmuş tarafa dönük çene karşı omuza dönüktür. Doğumdan sonra tutlmuş olan boyun kası (sternokleidomastoid kas) üzerinde sertlik ve kitle ele gelir. Bu kitle zamanla gerileyebilir.

    İlk doğum veya ters gelen doğumlarda görülme sıklığı daha fazladır. Anne karnında duruş bozukluğuna bağlı oluşmuş olabileceği düşünülmektedir. Bu hastalarda doğumsal kalça çıkığı ve ayak bozuklukları olabileceği için araştırılmalıdır.

    Klinik çok farklılık gösterir. Hafif hareket kısıtlılığından aşırı kafa şekil bozukluğuna(plagisefali) kadar değişen bulgular vardır. Beraberinde yarasa kulağı olabilir. Daha büyük çocuklarda bir omuz yüksekte olduğu için belde eğrilik var şüphesi ile gelebilirler. Röntgen incelemesi ile boyun omurlarında değişiklik olup olmadığı araştırılmalı gereğinde MRI tetkiki yapılmalıdır.

    Hastaların %90’I masaj ve egzersiz ile düzelip mükemmel sonuçlar alınabilir. Tanı konur konmaz ebebeyinlere egzersiz tariflenerek çocuğun egzersiz programına başlanır. Egzersizler nazikçe yapılmalıdır. Germe egzersizlerinin yanında çocuğun tutulmuş tarafa aktif dönmesini sağlayacak manevraların yapılması gerekir. Oyuncak veya televizyonun eğrilik ters tarafına konması vb.

    Süt çocukluğu ve yürüme döneminde cerrahi girişimden kaçınılmalıdır. Olguların %10 kadarında cerrahi tedavi uygulanır. Genellikle cerrahi tedavi okul çağında yapılır. Cerrahi iyi sonuçlar verir cerrahi uygulamada tutulan boyun kasının uzatılması sağlanır. Cerrahi sonrası germe egzersizlerine tekrar başlanmalıdır. Ameliyat sonrası egzersiz verilip herhangi bir cihaz kullanılmadan sorun çözülebilmektedir.

    Erişkin Tortikolis

    Konjenital (doğumsal) olmayan, erişkinlerde musküler tortikollisin başlama yaşı yaklaşık 40 yaşları civarıdır ve kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görülür ve kadınlarda 30-60 yaşları arasında daha çok bu soruna rastlanır.

    Tedavi ne kadar erken yapılırsa sonuç o kadar iyidir. boyun omurgalarında eğriliklerin oluşması ve yüzün bir yarısının gelişmemiş olması durumunda tedavi şansı daha azdır. Masaj ve boynu germe ile tedavi edilmeye çalışılır. Fizik tedavi ve egzersizlerle düzelmeyen tortikolis’in tedavisi cerrahidir. Ameliyat yaşı mümkün olduğu kadar erken, hastalığa teşhis konduğu anda yapılmalıdır.

    Ameliyat bölgesel veya genel anestezi altında yapılır. Boyunda yapılan 1-2 cm’lik kesi ile sert bir kordon halini almış olan adale bölümü çıkarılır. Dikişler 1 hafta sonra alınır. Bu işlem erken yaşlarda yapılırsa boyunluk kullanmak gerekmez, ileri yıllarda ortaya çıkacak olan boyun eğriliği ve yüzdeki gelişme kusuru önlenmiş olur.