Etiket: Boyu

  • 3.TRİMESTER (Üçüncü 3 ay ) 28 – 40 HAFTA ARASI

    3.TRİMESTER (Üçüncü 3 ay ) 28 – 40 HAFTA ARASI

    28. Hafta

    – Kaş ve kirpikler iyice belirgindir !

    – Saçlar uzamaya devam eder

    Yine de, bazısı pek az saçla da doğabilir.

    – Gözler de tamamlanmıştır.

    – Hatlar yuvarlanmaya başlar.

    – Kas tonusu da gelişmektedir.

    Anne karnında Olimpiyat nasıl olurmuş bakalım ? Kendinizi hazırlayın.

    – Ayaklar 5.5 cm. boyundadır.

    – Akciğerler dış ortamda nefes almaya hazırdır artık.

    Ancak, erken doğumda halen tedavi gereksinimi yüksektir

    – Yaşasın ! Bebeğiniz bir kiloya ulaştı. Boyu da 37.6 cm.

    29. Hafta

    – Baş-gövde oranı oturmuştur.

    Her geçen gün yenidoğan görünümüne daha çok benzemektedir.

    – Ciltaltı yağ depolanmaya devam eder

    Şimdi artık ‘gerçek’ dünyaya hazırlanıyor.

    – Beyni artık solunum refleksini ve vücud ısısını ayarlama yetisine sahip.

    – Gözler, yuvalarında hareket etmeye başlar.

    – Bebek hareketleri iyice kuvvetlenmiştir.

    – Bebeğiniz 1150 gr. ve 38.5 cm.’e ulaştı.

    30. Hafta

    – Bebeğiniz büyüdükçe, amniyos sıvısı azalmaya başlar.

    Ama, kendinizi daha hafif hissetmekten uzaksınız, değil mi?

    – Göz hareketleri artık bir ışık kaynağını takip edecek kadar gelişmiştir

    – Cildini kaplayan ‘lanugo’ tüyleri dökülmeye başlar.

    – Artık kan yapımından kemik iliği sorumludur.

    – 40 cm. boyunda 1320 gr. ağırlığında bir bebektir artık.

    31. Hafta

    – Gözler, ışık ve karanlığa tepki verir.

    – Fiziksel gelişim hızı biraz yavaşlar

    Kalan süre daha çok kilo artışı ile geçecektir. Yaklaşık doğuma kadar kilosu iki kata

    çıkacaktır.

    – Ciltaltı yağ birikimi cildin rengini kırmızıdan pembeye dönüştürür.

    – Kemikler büyüyüp sertleştikçe kalsiyum, fosfor ve demir depoları artmaktadır

    – Beyinin ikinci hızlı büyüme evresine geçilir. Hücre sayısı durmadan artar.

    – Gelişimini tam tamamlamamış tek temel organ akciğerlerdir.

    -‘Ben artık 41 cm. ve 1500 gr. oldum’.

    32. Hafta

    – Artık eskisi kadar dolanmadığını fark edersiniz!

    Sadece alanı daraldı. Aslında iyi, ama henüz biraz daha büyümesi gerekli.

    – Beş duyu tam olarak çalışmakta.

    – Ayak tırnakları maniküre hazır olmasa da artık gelişimini tamamladı.

    – Beyin çalışmaları 8. aydan başlayarak uyku fazlarının oluştuğunu gösterir. Daha fazla

    uyumaya başlar.

    – Acaba rüyasında ne görüyor dersiniz ?

    – 1800 gr. ve 43 cm. olmak kolay değil

    33. Hafta

    – Amniyos sıvı miktarı en üst düzeydedir.

    – Beyin gelişiminde hücreler arası bağlantı sayısı artar

    Öyle ki, emme ve yutkunma işlevini solunumla uyumlu yapabilir.

    – Birçok kemik sertleşirken kafatası halen yumuşaktır ve eklemler tamamlanmamıştır

    Doğum eylemini kolaylaştırmak için kafa kemikleri hareketli olmalıdır.

    – Bebeğiniz aralıklı olarak derin nefes almaktadır

    Ama hava değil suyu teneffüs eder. Bu sorun oluşturmaz çünkü oksijeni plasenta

    sağlamaktadır. Bu bir egzersizdir aslında. Kasları geliştirip ‘sürfaktan’ yapımını arttırmaya

    yarar.

    – Erkek bebeklerde testisin skrotuma inişi tamamlanmak üzeredir. Bazen bir veya ikisi de

    doğuma kadar inmeyebilir.

    – Boyutlar ise 44 cm. ve 2000 gr. olmuştur..

    34. Hafta

    – Tamamen bir yenidoğan gibi davranmaya başlar

    Uyanıkken gözler açık, uykuda ise kapalıdır.

    – Göz kırpmasını öğrenmiştir.

    – Size ait bağışıklık maddeleri plasentadan bebeğinize taşınır.

    Anne sütü bu maddelere katkıda bulunacaktır.

    – Sıklıkla doğum pozisyonu olan ‘baş geliş’ şeklini almıştır.ak için kafa kemikleri hareketli

    olmalıdır.

    İlk gebelikse hele baş yerleşmeye bile başlamıştır.

    – Artık tırnaklar parmakların ucuna ulaşmıştır.

    Doğduğunda yüzünü bile tırmıklıyabilir !

    – Boyu 46 cm. olan bebeğiniz 2150 gr.dır.

    35. Hafta

    – Bu haftada doğan bir çok bebek yaşayacak ve uzun dönem sorunu da olmayacaktır.

    – Kol ve bacaklarda belirgin yağ artışı gözlenir

    Böylece, ısı kontrolünü sağlayacaktır.

    – Artık iyice rahim içini kaplamaktadır. Göğüs kafesinize doğru bası artmıştır.

    Göğüs kafesinize doğru bası artmıştır.

    – Testisler normal pozisyonunu almıştır.

    – ‘Ben artık 47 cm. boyunda ve 2400 gr. ağırlığındayım.

    36. Hafta

    – Neredeyse doğuma hazırız!

    Gelişmesi halen gereken, sadece akciğerler.

    – Bu zamana kadar olmadıysa artık şimdi bebek doğum kanalına yerleşir. Sizin için nefes

    almak kolaylaşır, ama bu seferde yürümek zor olabilir!

    İlk doğumunuz değilse bu ‘hafifleme’ doğum başlangıcına kadar olmayabilir.

    – Yağ birikimi diz ve dirsekte gamzeler, boyun ve ensede çizgilenmeler yapar.

    – Cilt ise bebeksi yumuşaklığa ve pürüzsüzlüğe kavuşmuştur.

    – Damaklar sertleşmiştir.

    Dişlerin çıkması ise aylar alacaktır.

    – Böbrekler tam kapasite boşaltım yaparken karaciğer de bazı atıkları kandan temizler

    – Bu aşamada bebeğiniz 48 cm. ve 2700 gr.dır.

    37. Hafta

    – Ortalama 3000 gr. ve 49 cm. olmuştur bebeğiniz.

    Gelişmesi halen gereken sadece akciğerler.

    – Artık ‘miyadında’ kabul edilse de biraz daha anne karnında kalmanın da yararı olacaktır.

    – ‘Su altında soluması şaşırtıcı değil mi?

    – Kavrama iyice kuvvetlenmiştir.

    Az kaldı parmağınızın kavrandığını hissetmeye !

    – Birkaç hafta önce ışığa doğru gözlerini çeviriken şimdi artık başını döndürmektedir.

    38. Hafta

    – Ortalama bebek 3300 gr. ve 50 cm.dir.

    – Amniyos sıvısı iyice azalır.

    Hıçkırık sıklığı artar.

    – Barsaklarında ‘mekonyum’ denilen ilk gaita bulunur.

    – Baş ve karın çevresi neredeyse aynıdır. Tişörtün baştan geçmesinde zorlanmanın nedeni

    çıktı ortaya !

    39. Hafta

    – ‘Lanugo’ tüyleri neredeyse tamamen dökülmüştür.

    Yine de, yenidoğanda omuz, kol, bacak ve kıvrım yerlerinde gözlenebilir.

    – Akciğer gelişmiş ve ‘sürfaktan’ yapımı artmıştır. Dışarıya uyuma hazırdır!

    – Yağ depolamaya devam eder. Özel bir yağ tipi olan ‘kahverengi yağ’ ise doğum sonrası ilk

    haftalar ısı kontrolünü sağlayacaktır. Bunun birikimi ise ense, omuzlar arası sırt ve iç organlar

    etrafındadır

    – Boyutlar 3400 gr. ve 51cm.'e ulaşmıştır.

    39. Hafta

    – ‘Verniksin’ çoğu kaybolmuştur

    Bazen birazı doğumda izlenebilir.

    – Bebeğinizin %15’i yağdır.

    – Yaklaşık % 60 – 75’i ise sudur!

    – Akciğerler doğuma kadar gelişmeye devam eder.

    – Büyüme sürdükçe saç ve tırnaklar da uzamaya devam eder.

    – Her iki cinste de sizden geçen hormonların etkisiyle meme tomurcukları belirgindir.

    – Doğduğunda ortalama 3500 gr. ve 51 cm. olacaktır.

    TEBRİKLER !

    Artık çocuğunuzu kucaklayabilirsiniz! Her anını doya doya yaşayın. Öyle çabuk büyüyorlar

    ki!

  • HAFTA HAFTA GEBELİK

    HAFTA HAFTA GEBELİK

    1.TRİMESTER (İlk 3 ay) 1-14 HAFTA ARASI

    1 – 4. Hafta
    – Yumurtlama olur.
    Zamanlama yerindedir. Şimdi tek gereken bu yumurtanın döllenmesidir.
    – Döllenme gerçekleşir
    Sonuçta oluşan yapıya ilk 8 haftaya kadar ‘embriyo’ denir.
    Gebelik boyunca rahim kapasitesinin 1000 kat attığını biliyor muydunuz?
    – Cinsiyet belirlenir
    Hemen döllenme sonrası bebeğinizin kız mı erkek mi olacağı bellidir. Sperm kromozomunun “X” (kız) veya “Y” (erkek) olmasına göre cinsiyet belirlenir. Annenin bu aşamada yapabileceği bir şey yoktur, çünkü yumurta sadece X kromozomu içerir. Cinsiyetin ultrason ile görülebilmesi için 2. trimesteri (üç ay) beklemek zorundasınız.
    – Rahim içine yuvalanma (implantasyon)
    Döllenmeden 10-14 gün sonra, rahim içine yerleşme aşamasında bazen lekelenme tarzı kanama olabilir. Bu adet kanaması ile karışabilir, ama genellikle daha hafif ve kısa sürelidir.

    4. Hafta
    – Gebe olduğunuzdan şüphelenmeye başlarsınız.
    – Rahime yerleşen hücre kümesi ikiye ayrılır:
    1- Rahim duvarına komşu yarı ‘plasenta’yı (bebeğin eşi) oluşturacaktır. 
    2- Rahim boşluğuna bakan diğer yarı ise bebeği oluşturacaktır. 
    – Rahim içindeki sıvı ortam, yani ‘amniyos sıvısı’ oluşmaya başlar.
    – Beyin-omurilik kanalı oluşur
    Bu kanaldan gebeliğin 1-4. haftaları arasında beyin, omurilik, saç ve deri gelişir. Tüpün bir ucundaki genişleme beyini oluşturacaktır. Şimdiden bebeğinizin düşünce, duygu ve çok daha fazlası için temelleri hazırdır ! 
    – Kalp ve ilkel dolaşım sistemi hızla oluşur
    Henüz başlangıç aşamasında da olsa, yaşamın devamlılığını sağlayacak bu sistemin gelişimi hiç şüphesiz ki çok önemlidir. 
    – Akciğer, mide, karaciğer de gelişmeye başlar.

    5. Hafta
    – 5. haftada ilk kalp atımları başlar
    Döllenmeden sonraki 26. gün ilk kalp atımının başladığı zamandır. Bu haftadaki görüntüyü ‘bebek’ olarak tanıyamasanız da ekranda kalp atımlarını görmek kadar heyecan veren bir duygu olmasa gerek.
    Plasenta işlev yapmaya başlar:
    Göbek kordonu ve embriyonun rahime sıkıca tutunmasını sağlayan ‘koriyonik villuslar’ plasentadan gelişir. Anne karnındaki bebeğin yaşama tutunduğu yer ‘göbek kordonu’dur. Tüm gebelik boyunca bebeğinize oksijen, gerekli besinleri sağlarken bir taraftan da artıkları temizler. 
    – Bu haftada artık kan pompalanmaktadır
    Kalbin 4 odacığı çalışmaya başlamıştır.
    – Tüm temel organların taslağı oluşmuştur
    Embriyonun akciğer ve beyni belirmeye başlar. Şimdiden yaşam boyu öğrenmeye doğru kendini programlama başlamıştır! 
    – Beynin iki yanında kulakların gelişeceği kıvrımlar belirir
    – Beyin-omurilik sistemi, vücudun kalanından daha hızlı geliştiği için kuyruğumsu bir görünüm verir
    – Kol ve bacak tomurcukları belirir
    Bu haftada pek kayda değer bir görünümleri olmasa da ileride alacakları şekille ilgili hayal gücümüzü besler. Dans eden kızınızı veya topa vuran oğlunuzu hayal etmekte bir sakınca yoktur. Boyutu ise kuru üzüm kadardır.
    – Boyutu ise kuru üzüm kadardır.

    6. Hafta
    – Embriyo boyu 6 mm.dir.
    – Gebeliğe ait bulguları hissetmeye başlamışsınızdır bile.
    – Kollar ve bacaklar gelişmeye devam eder
    Uzuvlar uzamaya devam eder. Daha ilerde tekmeleri, dirsekleri hissetmeye hazır olun! 
    – Beyin ve omurga kanalını birleştiren nöral tüp kapanır.
    – Beyin de gelişmektedir:
    Kalan haftalarda bebeğiniz 100 trilyondan fazla beyin hücresi geliştireceğini biliyor muydunuz? Bu sadece başlangıç!
    – Gözdeki lensler 6. haftada belirir
    Bebeğinize ultrasonla bakıldığında, yavaş da olsa bir yenidoğan görünümü kazanmaya başladığı görülür.
    – Burun delikleri oluşmuştur
    Burun normal pozisyonuna yerleşmiştir. Bir sonraki aşamada burun ile beyin arasındaki sinir bağlantıları kurulacaktır! 
    – Barsaklar gelişir
    İlk aşamada barsaklar, vücudun dışında, göbek kordonu içinde gelişmeye başlarlar.
    – Pankreas:
    Artık bebeğiniz ihtiyacı olan şekeri kullanmaya hazır donanımdadır.

    7. Hafta
    – Kuyruğumsu görünüm kaybolur.
    – Dirsekler oluşur
    Artık kollarda bükülme, kırılma hareketleri görebilirsiniz. 
    – El ve ayaklar kürek gibi olsa da parmaklara ait küçük tomurcuklar belirmeye başlar.
    Parmaklar bebeğinizin ilk oyuncakları olacaktır! Bebeğinizin kalbinizde şimdiden ‘ayak izlerini’ bıraktığını hissetmek kadar muzicevi bir şey olabilir mi?
    – Temel kas sistemi gelişmiştir
    Artık embriyo hareket etmeye çalışmaktadır. 
    – Bebeğin yüz özellikleri görünür haldedir.
    Ağız ve dil olmak üzere tüm yüz belirginleşir. 
    – Kulaklar, gözler ve burun da belirmeye başlar
    Belki bir ‘uzaylı’ gibi görünse de hepsi kısa zamanda yerli yerine oturacaktır. 
    – Dişler, damak içinde gelişmeye başlar
    En azından şimdilik diş ağrısı ile uğraşmak zorunda değilsiniz! 
    – Göbek kordonu içinde barsaklar gelişmeye başlar
    Dakikada atım sayısı 150’dir! Sizinkinin iki katı!
    – Temel kas sistemi gelişmiştir
    Barsakların vücudun içinde oluşmadığını biliyor muydunuz? 
    – Bebeğin kendi kan grubu vardır ve karaciğerde kan hücrelerinin üretimi başlar.

    8. Hafta
    – Doğmamış bebeğiniz artık ‘fetus’ olarak adlandırılır.
    – Fetusu koruyan amniyos kesesi ve içini dolduran amniyos sıvısıdır
    Fetus kese içinde yüzmeye başlar.
    – Vücut büyümüş ve artık yer kaplayan bir boyuta ulaşmıştır.
    -Beyin gelişimi çok hızlı olduğu için kafa, vücuttan daha iri görünür
    Beyin dalgaları artık saptanabilir.
    – Gözün temel yapısı oluşmuştur
    Pozisyonu şimdiden yenidoğandaki gibidir!
    – Dişler, damak, dil ve kulak yapıları belirginleşir.
    – Kollar ve bacaklar uzamaya devam ederken parmaklar kısa ve künt olmalarına rağmen artık iyice seçilir!
    – Kıkırdak ve kemikler oluşmaya başlar
    Bu haftanın sonunda bebeğiniz doğuma kadarki yolculuğunun beşte birini tamamlamış olacak!
    – Cilt parşümen kağıdı gibi olduğundan damarlar izlenebilir.
    – Barsaklar göbek kordonundan karın içine göç eder.
    – 8. haftanın sonunda, bebeğin boyu, ‘baş-popo mesafesi’ olarak ölçülür
    1.6 cm.dir. Bir üzüm tanesi kadar olan fetus 1 gr. kadardır.

    9. Hafta
    – Artık, bebek hareketleri başlamıştır:
    Henüz sizin hissetmeniz için çok küçük olsa da, bebeğiniz dönmeye, kıvranmaya, dolanmaya başlamıştır!
    – Birçok eklem artık oluşmuştur
    Hareketler çeşitlenmeye başlamıştır. Dansı seyretmeye hazır olun!
    – Bebeğiniz elleriyle kavrama hareketi yapabilmektedir
    Bunu izlemek müthiştir!
    – Cillte parmakizleri şimdiden belirgindir.
    – Gözkapakları yapışıktır
    27. haftaya kadar böyle kalacaktır. 
    – Bu haftada ortalama boyu 2.3 cm. ve ağırlığı 2 gr.dır.

    10. Hafta
    – Bebeğinizin en önemli gelişim aşaması artık tamamlanmıştır
    Bundan sonra hızlı büyüme evresine geçişe hazır olun.
    – Görünümü biraz tuhaf olsa da, bebeğinizin başı, boyunun yarısı kadar olmuştur
    Kısa zamanda geri kalan vücud kısımları da bu gelişmeyi yakalayacaktır; ancak, beyin gelişim hızı süratle devam etmektedir.
    – İris gelişmeye başlar
    Göz rengi de bu noktada belirlenir.
    – Plasenta bu haftadan itibaren tamamiyle çalışmaya başlar
    Plasenta, anne ile bebek arasında tüm iletişimi sağlayan dokudur. Besinleri bebeğe sağlarken artıkları da anneye ileterek bebeğin sağlıklı gelişimini sağlar. 
    – Kalp, yenidoğandaki yapıya ulaşmıştır
    Fetusa özgü, akciğerleri ‘by-pass’ eden dolaşım söz konusudur.
    – El ve ayak bileği belirginleşmiştir.
    – Bu haftanın sonunda bebek boyu 3.1 cm ve ağırlığı 4 gr. kadardır.

    11. Hafta
    – Nerdeyse tüm yaşamsal yapılar ve organlar oluşmuş ve çalışmaya başlamıştır.
    – El ve ayak parmakları tek tek fark edilir
    Bu küçücük ayaklar ne kadar değerlidir şimdi sizin için!
    – Saç ve tırnaklar uzamaya başlar.
    – Dış cinsiyet organları genetik cinsiyet karakterini göstermeye başlar
    Birkaç hafta sonra ultrasonda cinsiyeti net olarak söylenebilecek ! Biraz sabır.
    – Böbreklerin çalışmaya başlaması ile amniyos sıvı miktarı artmaya başlar
    Asıl olarak sudan oluşan bu sıvı, anne karnında bebeği koruyan bir yastık gibidir.
    – Barsaklar yavaşça kasılmaya başlamı
    – Baş, vücudun yarısını oluşturur.
    – Bu hafta biterken 4 cm. boyunda, 7 gr. ağırlığında bebeğiniz vardır.

    12. Hafta
    – Beyin tamamiyle gelişmiştir
    Ağrı duyusunu fetus algılayabilir.
    – Ses telleri oluşmaya başlar:
    İlk çığlığını duymak için sabırsızlandığınıza kuşku yok!
    – Göz kapakları tüm göz yuvarlağını örter.
    Böylece çok hassas olan görme siniri korunmaktadır. Bu değerli gözler daha yakınlaşmaya başlar – Acaba kime benzeyecek gözleri? 
    – Kulaklar başın her iki yanındaki normal pozisyonlarına yerleşir.
    – Parmak emmeye başlanmıştır.
    – Saç ve yumuşak tırnaklar belirir.
    – Barsaklar tamamiyle karın içine geri döner.
    – Karaciğer çalışmaya başlar artık.
    Kanın temizlenmesi, besinlerin depolanması ve gerekli maddelerin sağlanması bebeğin gelişiminde çok önemli bir dönümdür. 
    – Pankreas insülin, böbrekler de idrar üretimine başlar.
    – Bebeğin boyutlarını tahmin edin bakalım? Tam 5.5 cm. ve 15 gr.

    13. Hafta
    – İçeriye bir göz atma fırsatınız olsa solunum hareketlerini başladığını gözlemleyebilirsiniz.
    – Kıkırdak doku yerini kemik dokuya bırakmaya başlar
    Göğüs kafesi belirginleşir.
    – Göz ve kulaklar gelişmeye ve normal yerlerine doğru kaymaya devam eder.
    – Bebeğin ensesi belirginleşmektedir ve çene artık göğüs duvarına yaslanmamaktadır.
    – Bebeğiniz ağzını açıp kapayabilir.
    – Eller daha fonksiyonel olmaya başlamıştır
    Artık yumruğu ile oynamaya başlar.
    – Dış genital organlar neredeyse belirmiştir
    Belki cinsiyet görülebilir.
    – Bu haftadan itibaren tüm besin plasenta tarafından sağlanmaktadır.
    – Bir sonraki muayenemizde Doppler ile bebek kalp atımlarını duyabilirsiniz
    (Duymasanız bile ultrason ile gayet net görülecektir) Bebeğinizin kalbi sizden çok daha hızlı atar. Adeta sonu doğumla bitecek bir yarışta gibidir ! 
    – Bu haftanın sonunda 7.5 cm. ve 25 gr. ağırlığındadır.

    14. Hafta
    – Hormon üretiminin başlangıcıdır.
    – Tüm hayatı boyunca kullanacağı tiroid hormonu üretilmeye başlanır
    – Erkeklerde, prostat dokusu gelişir.
    – Kızlarda, karın içinde gelişmeye başlayan yumurtalıklar kasıklara inmeye başlar.
    – Artık parmak emecek duruma gelmiştir!
    – Bebeğinizin kemikleri güçlenmeye ve sertleşmeye başlar!
    – Halen cildi çok saydamdır.
    – Tüm vücudu ‘lanugo’ denen (Latince kökeni ‘aşağı’ anlamında) çok ince tüylerle kaplıdır
    Bunlar 26. haftaya kadar uzamaya devam eder – Genellikle bu tüyler doğum sonrası dökülür. Görevleri, amniyos sıvı içindeki bebeğin cildini korumaktır. 
    – Gözler yüzün ortasına doğru yavaşça yaklaşır; burun ve kulaklar belirginleşmiştir; yanak kemikleri görülebilir.
    – Amniyos sıvısı 250 ml. kadar olmuştur.
    – Artık bebeğiniz 9 cm. ve 45 gr. olmuştur: yaklaşık olarak bir mektup ağırlığında!

  • Nodüler guatr

    NODÜLER GUATR

    Tiroid bezinin içinde normal tiroid dokusundan farklı bir yapıdaki yumru şeklinde veya leblebi, nohut, bazen de nadiren ceviz veya portakal büyüklüğünde olabilen anormal doku büyümelerine nodül adı verilir. Nodüllerle birlikte çoğu zaman tiroid bezi de büyüdüğünden hastalık “nodüler guatr” olarak adlandırılır. Nodülün boyutları kişiden kişiye farklılık gösterir. Örneğin, nodül çok küçük 3–4 milimetre çapında olabildiği gibi, ceviz hatta iri patates büyüklüğünde de olabilir. Bir kişide bir tane nodül olabildiği gibi birden fazla nodül bulunabilir. Tiroid bezin içerisinde birden fazla nodülün bulunması “multinodüler guatr” olarak tanımlanır. Muayene sırasında boyun yapısına bağlı olarak genellikle bir santim veya bir santimin üzerindeki nodüller doktor tarafından saptanabilir.

    Nodül Nasıl Saptanır?

    Tiroit bezindeki nodül hastanın kendisi tarafından fark edilebildiği gibi, gitmiş olduğu doktorun muayenesi sırasında saptanabilir. Ayrıca, değişik şikayetler nedeniyle hastanın boyun bölgesine inceleme amaçlı olarak ultrasonografi yapıldığında veya akciğer grafisi çekildiğinde tiroit bezinde bulunan büyük nodül fark edilebilir.

    Tiroid Nodülü Hangi Sıklıkla Görülür:

    Yapılan toplum çalışmaları, erkeklerde her 100 kişiden birinde, kadınların her 100 kişiden beşinde, tiroid bezindeki bir santim veya bir santimin üzerinde nodülün muayene sırasında elle fark edilebildiğini göstermiştir. Ancak tiroid bezine ultrasonografi yapıldığında nodülün saptanabilme oranı %20 ile %70 ‘lere çıkmaktadır. Çünkü tiroid bezi derinliği olan bir organdır. Tiroidin arkasında olup elle yapılan muayenede saptanamayan nodüllerin ultrasonografi ile saptanması ve saptanan nodülün büyüklüğü hakkında bilgi edinmesi de mümkün olmaktadır. Diğer taraftan, genellikle nodül bir santim ve bir santimin üzerinde ise muayene sırasında ele gelebilmektedir. Ultrasonografi ise santimin altındaki çok ufak nodülleri saptamada da bize yardımcı olmaktadır. Kısaca, nodül için tiroid bezinin değerlendirilmesinde “ultrasonografi” daha güvenilir bir teşhis metodudur

    Tiroid Nodülleri Yaş ile Artmaktadır.

    Tiroid nodülleri yaşla birlikte artış göstermektedir. Nodüllerin görülme sıklığı 18-65 yaş arasında %20-25, iken bu oran 65 yaş üstünde ise %35-40 ‘e çıkmaktadır. r; öncellikle mutlaka bir endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir

    Nodüler Guatr Neden Önemsenmeli?

    Bir nodülün hasta ve doktor açısından önemi nodülün “kanser olup olmadığının” öğrenilmesidir. İkinci önemli nokta ise nodülün aşırı hormon salgılama özelliği olup olmadığının ortaya konmasıdır. Üçüncü önemli nokta ise nodülün nasıl tedavi edileceği veya nasıl izlenileceğidir. Tiroid nodülleri özellikle ultrasonografi boyunda sık kullanılmağa başlandıktan sonra daha çok görülmeğe başlandı. Tiroid bezinin ultrasonografi veya Doppler ultrasonografisi ile incelenmesi sayesinde daha küçük nodülleri saptayabilmek mümkündür.

    Tiroid Kanserinin Bulguları Nelerdir?

    Tiroid kanserleri çoğu kez hastalarda belirti veya şikâyete neden olmaz. Genellikle tiroid bezinde yerleşmiş bulunan nodülün fark edilmesi ve saptanan bu nodülde bazı ileri tetkiklerin yapılması sonucu tiroid kanseri teşhisi konulur.

    Nasıl Tanı Koyuyorsunuz?

    Tiroid nodülünün kansere yönelik olarak değerlendirilmesinde ultrasonografi ve/veya Doppler ultrasonografi oldukça yardımcıdır. Tiroid bezinin muayenesi sırasında veya ultrasonografi ile bir santim veya bir santimden daha büyük nodül saptandığında “tiroid sintigrafisinin” çekilmesi gerekir. Bu sayede nodülün soğuk, sıcak ve ılık ayırımı yapılır. Nodüllerin yaklaşık % 70-80'nini soğuk nodül, % 10'unu sıcak nodül, ve % 10'unu ılık nodül oluşturur. Soğuk nodülde kanser oranı biraz daha fazla olup, kanser görülme oranı %5 ile %10 arasında değişmektedir. Sıcak nodülde kanser oranı çok daha düşüktür. Nodülün iyi veya kötü huylu olduğuna ilişkin ayırımı yapmada ultrasonografi bize bilgi verse de en iyi ve güvenilir bilgi, nodülün kendisinden ince iğne biyopsisinin yapılmasıyla sağlanır.

    Biyopsi Ağrılı ve Sıkıntılı Bir İşlem mi?

    Tiroid bezinde saptanan nodülün kanser riski taşıyıp taşımadığını anlamak için yapılır. Biyopsi sonucuna göre ilaç tedavisi ile izlem veya ameliyat kararı verileceğinden mutlaka yapılması gereken bir tetkiktir. Oldukça basit, yapılması kolay ve son derece küçük iğne ucu kullanılarak yapıldığından ağrı oluşturmayan bir tetkiktir. Bu nedenle biyopsi sırasında hastanın anestezi ile uyuşturulması gerekmemektedir. Damardan kan alınır gibi tiroit bezindeki nodülden hücre grupları alınır. Alınan hücreler patoloji bölümünde incelenerek nodülün iyi huylu, kanser veya iltihap olup olmadığı araştırılır. Biyopsi kolay bir işlem olup biyopsi işleminden korkulmaması gerekir.

    Biyopsi bir ameliyat değildir, hastanın biyopsi sırasında aç veya tok olması önemli değildir. Bazen biyopsi ile yeteri kadar parça veya hücre gelmeyebilir. O zaman biyopsiyi en erken 2-3 ay sonra tekrarlamak gerekir.

    Yapılan biyopsinin iyi yorumlanması için bu konuda deneyimli patoloji uzmanlarına (sitologlara) gereksinim vardır. Sonucu bir iki gün içinde açıklanabilmektedir. Ancak, folliküler kanser veya Huthle-hücreli kanserlerin kötü veya iyi huylu olup olmadığını değerlendirmede ince iğne biyopsisi yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle söz konusu durumlarda operasyon ağırlıklı düşünülmelidir.

    Kanser Şüphesi Olan Nodüller Hangileridir?

    Nodül yapılan tedaviye rağmen hızla büyüyorsa, boyun bölgesinde lenf bezlerinde anormal büyüme varsa, nodülün kendisi çok sert ve yapışık ise, seste kalınlaşma veya seste kısıklık yapıyorsa, hastanın birinci derece yakınlarında tiroit kanseri olan birisi bulunuyorsa, hastanın yaşı 20'nin altında veya 60'ın üzerinde ise tiroit kanseri yönünden dikkatli olunması gerekir. Diğer taraftan yapılan ultrasonografisinde kanseri düşündürebilecek ip uçları veya tiroit ince iğne biyopsisinde kanser hücreleri veya kanser kuşkusu uyandıran hücreler bulunuyorsa tedavide operasyon ağırlıklı düşünülmelidir. Operasyonun bu konuda deneyimli cerrahlar tarafından yapılması operasyona bağlı komplikasyonların görülme riskini azaltan önemli bir faktördür. Tiroid ameliyatı geçiren bir kişide ameliyat sonu yapılan patolojik değerlendirmede kanser saptanmasa bile, o kişinin mutlaka ömür boyu tiroit hormonu kullanması ve periyodik olarak doktor kontrolünde ilaç kullanması gerekir. Buna karşın tiroit kanseri saptanan kişilerin ise, kendilerini tedavi eden endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanının önerileri doğrultusunda ömür boyu düzenli olarak ilaç (tiroit hormonu) kullanmaları, kan ve/veya görüntüleme tetkiklerini periyodik olarak yaptırması şarttır.

  • Suya balıklama atlarken sakatlanmayın

    Tatilde havuz ve denize girerken bir anlık dikkatsizlik, kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Derinliği bilinmeyen sulara balıklama atlama sonucu meydana gelen yaralanmalar, kişiyi ömür boyu yatağa bağımlı hale getirebiliyor.

    Omurlardaki kırılmalar felce neden olabilir

    Derinlik faktörü göz önüne alınmadan havuz, deniz ya da sığ sulara yapılan balıklama atlayışlar, boyun omurlarında kırılmalara neden olabilmektedir. Omuriliğin yakınında bulunan solunum merkezi, kırılma sonucu oluşan şişmelerden etkilenebilmektedir. Boğulmaya neden olabilecek bu durumun haricinde omurlarda meydana gelen kırılmalar, kişiyi felç riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Genellikle 15-25 yaş arası erkeklerde görülen bu tür kazalar, her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkilemektedir.

    Suya balıklama atlama sırasında genellikle kafanın sert zemine çarpması sonucu travmalar yaşanmaktadır. Boyun omurgasının aniden ve şiddetli geri zorlanmasıyla omurilikte hasarlar oluşmaktadır. Omurilik sinir demetinde oluşan hasar, milyonlarca sinir hücresinin ölümüne neden olabilmektedir. Kaza sonucu omuriliğin tamamı hasara uğradığında duyu ve hareket kaybı yaşanabilmektedir. Omurilikteki sinir hücrelerini onarmak neredeyse imkansız olduğundan kişi ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum kalabilmektedir. Kısmi bir hasar söz konusu olduğunda ise hasarının derecesine göre hareket kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Bunların yanı sıra; bağırsak, akciğer, böbrek gibi iç organlarda fonksiyon bozuklukları, idrar yolu enfeksiyonları ve ciltte bası yaraları oluşabilmektedir.

    Çivileme tekniği son derece riskli

    Sığ sulara balıklama atlamanın yanı sıra “çivileme” olarak isimlendirilen, ayakların üzerine atlama hareketi de riskli sonuçlar doğurabilmektedir. Zemine kontrolsüz çakılma sonucunda topuk, kalça, bel, sırt ve boyun omurlarında kırıklar oluşabilmektedir. Balıklama atlayışta olduğu gibi çivileme olarak suya dalmak, omurların zarar görmesine ve kalıcı sakatlıklara neden olabilmektedir.

    Yanlış müdahale felç riskini artırıyor

    Bu tür kazalarda uyulması gereken ilk kural, kişinin uygun koşullarda hastaneye ulaştırılmasıdır. Sudan çıkartılan yaralının ağzında nefes almasını engelleyen yosun ve benzeri yabancı maddeler varsa temizlenmelidir. Kişi baş aşağı çevirerek silkeleme yoluyla su çıkarma yöntemi kesinlikle uygulanmamalıdır. Yaralı mümkün olduğu kadar az hareket ettirilmelidir. Boyun bölgesi bir boyunlukla sabitlenebilir. Yaralının gizli kırıkları olabileceği ihtimali unutulmamalıdır. Taşıma işlemi sırasında baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalı ve sert bir sedye kullanılmalıdır. Yaralıya ilk müdahale sırasında uygulanacak yanlış bir işlem, kalıcı felce neden olabilir.

    Doğru zamanda uygun tedavi hayat kurtarır

    Bilinçsiz havuz ve deniz atlayışları sonucu meydana gelen kazalarda tanı ve tedavi yeterli donanıma sahip merkezlerde yapılmalıdır. Uzman doktor tarafından muayene edilen yaralıya tanı konulabilmesi için çeşitli radyolojik tetkikler yapılır. Bunun sonucunda cerrahi girişim gerektirecek bir durum saptanırsa en doğru cerrahi girişim için planlama yapılır. Ameliyatla omurilik ve sinir köklerine baskı yapan kemikler temizlenir. Gerek duyulan durumlarda, titanyum alaşımlı olan vida, plak, çubuk gibi materyallerle sabitleme yapılır ve hastanın kısa sürede hareket etmesi sağlanır.

    Atlayış yapılacak suyun derinliği en az 2 metre olmalı

    Yüzmek istenilen suların derinliğinin önceden araştırılması önemlidir. Atlayış yapılacaksa su derinliğinin en az 2 metre olmasına dikkat edilmelidir. Bunun dışında alınacak önlemler şöyle sıralanmaktadır:

    · Sığ suları gösteren uyarı levhalarının bulunmadığı yerlerden uzak durulmalıdır.

    · Dalgalı sularda derinliğin dalga boyuna göre değişebileceği unutulmamalıdır.

    · Bulanık ve dibi görünmeyen sulara atlayış yapılmamalıdır

    · Yıkılan iskelelere çıkılmamalıdır.

    · Benzer vakaların sık yaşandığı ya da yaşanabileceği riskli bölgelerde, profesyonel cankurtaranlar bulundurulmalıdır.

    · Bu tür kazaların daha çok gençler arasında yaşandığı göz önüne alınarak gerekli bilgilendirme ve eğitim çalışmaları yapılmalıdır.