Etiket: Boşanma

  • BOŞANMA KARARI ÇOCUĞA NASIL AÇIKLANMALI?

    BOŞANMA KARARI ÇOCUĞA NASIL AÇIKLANMALI?

    Aileler için açıklanması en zor konulardan birisi çocuklarına boşanma kararlarını anlatmaktır. Ebeveynlerin kendi ilişkilerine dair almış oldukları bu karar, çocuğun hayatı üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceği için bu konunun çocuk ile sağlıklı bir şekilde konuşulup sürecin en iyi şekilde yönetilebilmesi çok önemlidir.

    Boşanma konusunu çocuklarla konuşurken ailelerin dikkat etmeleri gereken en önemli nokta çocukların bakış açısını göz önünde bulundurarak, yaşına ve gelişim düzeylerine uygun stratejiler geliştirmektir. Özellikle küçük yaştaki çocuklar boşanma sürecinin nasıl olduğunu, neden yaşandığını ve ebeveynlerin ne hissettiklerini anlamakta zorlanacaklardır. Çünkü küçük yaştaki çocuklar olaylara kendi bakış açılarından bakarak olayların merkezi olarak kendilerini görürler. Bu nedenden ötürü küçük yaş çocukları kendilerini boşanmadan ötürü sorumlu tutabilir ve suçlayabilirler.

    Çoğu çocuk ailelerinin bir gün barışacağını düşünüp bunun için bazı şeyleri düzeltmeye çalışıp çözüm yolları bulmaya çalışırlar. Bazı çocuklar ise anne babalarının boşandığını diğer insanlara söylemekten çekinip bu durumu yalnızca kendilerinin yaşadıklarına inanabilirler. Yani çocukların boşanmaya dair düşünceleri çocuktan çocuğa göre değişiklik göstermektedir.

    Aileler ayrılık kararını vermeden önce bazı çocuklar boşanma ihtimalinden şüphe duyabilir, bazılarında ise bu karar şok edici bir etkiye sahip olabilir. Boşanma kararı çoğu çocuğu derinden etkiler fakat özellikle küçük çocuklar için bu karar daha çok incinmelerine sebep olmaktadır. Bu nedenle ailelerin bu süreçte çocuğun tepkilerini iyi gözlemleyip ona uygun şekilde davranmaları gerekmektedir.

    Çocuğa boşanma kararı açıklanırken ebeveynler çocuğa terk edilmediklerinin güvencesini vermeli ve iki ebeveyninde her zaman birlikte bir bağ içerisinde olacağı anlatılmalıdır. Anne ve baba bu konuşmayı birlikte yapmalıdır. Anne babanın ortak bir dil kullanmaları ve ortak bir tutum içerisinde olmaları çocuğun onlara duyduğu güvenin devamı için yardımcı olacaktır. Boşanma ile birlikte anne ve baba olma görevlerinin değişmediği ve bu kararın verilmesinin çocuk ile ilgisi olmadığı açıklanmalıdır.

    Ayrılık kararını çocuğa yaş durumuna en uygun cümlelerle anlatmak, her zaman onu seveceğinizi hissettirmek, görüşme düzeninin nasıl olacağına hep birlikte karar vermek çocuğa kendini daha iyi hissettirmesi açısından önemlidir. Ebeveynlerin bu dönemde kendi aralarındaki sorunları çocuğun önünde konuşmamaları için özen göstermeleri gereklidir.

    Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bir diğer önemli nokta ise, ailelerin boşanma konusunda diğer ebeveynleri suçlayıcı bir şekilde konuşmamalarıdır. Çocuğa her iki tarafında iyi bir ebeveyn olduğunu anlatmak ve boşanma kararının bir suçlusu olmadığını bilmesini sağlamaya çalışmak gerekir. Böylece çocuk için zaten duygusal anlamda zor olan bir süreç daha da zorlaşmamış olacaktır. Çocuğunuzun bu süreci en az hasar ile sağlıklı bir şekilde atlatmasını sağlamaya çalışmak gerekir.

  • Evlilikte Boşanma Noktası

    Evlilikte Boşanma Noktası

    Evlilikte Boşanma Noktası

    Evlilikte boşanmalar sadece eşler açısından değil sağlıklı ve mutlu çocukların yetiştirilmesi bakımından geleceğin de olumlu/olumsuz etkilenmesini sağlayacağı için temel konulardan biridir.

    Evlilik kurumu 4 bin yıllık bir olgu olarak bilinir ve toplumsal yaşamın düzenli gelişiminde çekirdek niteliği açısından temel bir yapıdır. Evlilikte eşlerin rolleri önemlidir ve insana dair her olgu gibi tarihsel sürecin her aşamasında tartışılmıştır.

    Aile ilişkileri hatta aile olgusunun bütünü evlilikle gelişen, beslenen ve evlilik aracılığı ile sürekliliğini sağlayan dinamik bir yapıdır. Bu özelliği ile de toplumun en küçük bütünüdür ve boşanmalarla parçalanması gerçeği toplumun bütün kesimlerinde o nedenle kaygıya neden olmaktadır.

    Evlilik uzun süren bir birlikteliktir ve hayatın zorlukları ile baş etmekte işbirliği gerektirir. Bu süreçte son yıllarda tartışılan “Evlilik Yorgunluğu” kavramı önemlidir.Bu yorgunluğa ilişkin eşler tedbirler almayı, baş etmeyi ve sağlıklı iletişimi geliştirmelidir.

    Çiftler öncelikle evliliğe karar verdiklerinde yeni bir süreç yaşayacaklarının bilinciyle davranmalı ve yeni rolleri ile ilgili olarak yaklaşımlarını, nasıl davranmaları gerektiğini gözden geçirmelidirler. Önceden bu bilgileri geniş aile içindeki duygusal yakınlık hissettikleri büyüklerinden karşılıyorlardı göç, iletişim kopukluğu, zaman yokluğu gibi nedenlerle bu ilişkilerden yararlanamadıkları koşulda ise profesyonel danışmanlık alarak bakış açılarını netleştirmeleri önemlidir.Sorun yaşandıktan sonra yıpranarak süreçteki eksiklikleri gidermektense başlarken bilinçli davranmak daha avantajlı olacaktır.

    Yani boşanma noktasına gelinmemesi için önemli üç temel adımda bilgilenmek ve kişisel gelişim, ruhsal hazırlık dikkate alınmalıdır.

    Bu adımlar;

    • Evlilikte roller ve hazırlık
    • Evlilikte uyum ve gelişim
    • Çatışma çözme ve iletişim

    Eşlerin profesyonel destek alarak evliliğe hazırlığı, evlilikte uyum ve iletişim konularında gelişim çabaları ve çatışmalara çözüm arayışı, stres yönetimi, kriz çözme, etkili iletişim gibi konularda donanım edinmeleri önemlidir.Çünkü evlilik bir bakıma eşlerin geleceğe birlikte iz bırakmasıdır.

    Boşanma kaçınılmazsa o dönemi de bir birine zarar vermeden ve kendisi daha fazla yıpranmadan geçirmek çiftlerde hedef olmalıdır. Boşanma sırası ve boşanma sonrasında da danışmanlık desteği yarar sağlayıcı olacaktır.

    Boşanma noktası evliliği ayakta tutan ayakların artık yerinde olmaması anlamını taşır ve ilişkinin bitirilme noktasıdır.

    Biliyoruz ki her ilişki özeldir ve kendi içinde çatışmalarını olduğu kadar uyumunu, bütünlüğünü, çözümlerini de taşır. Boşanma da bazen bu çözümlerden biri olabilir fakat en son seçenek olabilmelidir.

  • BOŞANMANIN ÇOCUK ÜZERİNE ETKİSİ

    BOŞANMANIN ÇOCUK ÜZERİNE ETKİSİ

    Boşanma hiç kuşkusuz, çocukların başına gelebilecek en sarsıcı olaylardan birisi olup, onların gelişmelerini ciddi bir biçimde etkileyecek bir dizi değişikliği de beraberinde getirmektedir.

    Her çocuk için özellikle yaşamının ilk yıllarında anne-babasıyla olan ilişkisi çok önemlidir. Anne-babanın boşanması ise, hiç kuşkusuz hem çocuklar hem de ebeveynler için oldukça zor ve stresli bir süreçtir. Çocuk açısından düşünülecek olursa, o güne kadar en fazla bağlı olduğu iki kişiye yani anne ve babasına, bundan sonra eşit olarak ulaşamayacak ve dünyası bir anlamda bölünecektir.

    Eslerin boşanma olayından sonra gösterdikleri tepkilere benzer tepkiler çocuklarda da görülmektedir. Çocuklarda görülen bu tepkilerin aşamalarını şu şekilde sıralanmaktadır.

    1. Boşanmayı kabul etmeyip inkâr etme
    2. Boşanmayı yaratan nedenlere öfke duyma
    3. Ebeveynleri birleştirme çabası içine girme
    4. Depresyon ve çöküntü yasama
    5. Boşanma durumunu kabul etme.

    Çocuklar bu aşamalardan geçerken karmaşık ve yoğun birçok duyguyu aynı anda iç içe yaşayabilirler. Üzüntü, kaygı, öfke, gücenme, korku ve suçluluk bunlar arasında sayılabilir. Ayrıca çocukların boşanmadan sonra stresli bir döneme girdikleri; bunun sonucunda da gelişimsel, duygusal ve davranışsal gerilik gösterdikleri gözlemlenmiştir.

    Boşanmanın etkilerine çocuk yönünden bakıldığında; üç temel sorun ortaya çıkmaktadır:
    Bunlardan birincisi, boşanmanın çocuğun günlük yaşamına getirdiği etkilerdir. Çocuğun çevresinin zenginliği ve anne-babasıyla ilişkisinin niteliği çocuğun yetişme tarzını etkilemektedir. Çocuğun aile ortamı, boşanma sonucunda önemli değişikliklerle karşı karşıya kalabilmekte, çocuğun ebeveynleri ile olan ilişkileri bozulabilmektedir. Çocuk iç dünyasında aile sorunlarına odaklandığı için konsantrasyon bozukluğu yaşayabilmekte, bu durum ise okul başarısında gerilemeye sebep olabilmektedir. Çocuk ile ilgili değerlendirmeler yapılırken bu değişikliklerin etkilerine bakılmalıdır.

    İkinci sorun; çocuğun boşanma sürecinde kaç yasında olduğudur. Okul öncesi dönemde ve ergenlik çağında ortaya çıkan boşanma sürecinin olumsuz etkileri diğer yas gruplarına göre daha fazla olabilmektedir. Çünkü gelişimsel süreç içerisinde okul öncesi ve ergenlik dönemleri benmerkezciliğin en yüksek olduğu dönemlerdir. Bu dönemlerde yaşanan gelişimsel özelliklerden dolayı çocuk boşanmanın nedenini kendisinde arayabilir ve ebeveynlerinin boşanmasından daha fazla etkilenebilir.

    Üçüncü sorun ise; boşanma durumunda çocuğun kimin yanında kalacağı olup, velayet ile ilgili verilecek karar boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerini doğrudan biçimlendirecektir.

    Çocukların, anne ya da babasından ayrı kalması nedeniyle pek çok duygusal, kimi zaman ruhsal sorun yasadıkları görülmektedir. Huysuzluk, kendini yalnız hissetme, uyumsuzluk, hırçınlık, bir yere ait olamama, saldırganlık, sosyal gelişimlerinde gecikme bunlardan bazılarıdır.

    Boşanma, çocuklar açısından zor kabullenilen, çoğu zaman okul öncesi dönemde çocuklara utanç veren bir süreç olarak görülmektedir. Çocuklar bu süreçte değişik duygular yasamakta, çocuk öncelikle boşanma gerçeğini reddetme eğilimi göstererek, boşanma hiç gerçekleşmemiş gibi davranabilmektedir.

    Boşanmayı oluşturan nedenleri belirleyerek bu nedenlere karsı öfke ve kızgınlık geliştirebilmekte, ardından çocuk, boşanan esler arasında uzlaştırıcı rolü oynayarak eski bir aradaki günlere dönme isteğini ortaya koyama girişimlerini sergileyebilmektedir. Bu isteğin karşılanmaması nedeniyle çocuk depresyon yasayabilmektedir. Bu sürecin son asması ise artık çocuğun boşanma gerçeğini ve sonuçlarını kabullenmesidir. Bu aşamada çocuk duygusal olarak rahatlamakta, anne-babası ile daha rahat bir etkileşim ve iletişim süreci içine girmektedir. Boşanmanın ardından her çocuk bu evreleri aynı sıra ile geçerek son evre olan kabul aşamasına gelemeyebilir. Bu aşamaların birinde kalabilirler. Bazen de bu aşamalarda geriye dönüşler yasayabilir. Bunların tümünün olağan durumlar olduğu unutulmamalıdır. Ya da her çocuk her evreyi yasayamayabilir. Bilindiği gibi her çocuk özgündür ve bu özellikleri nedeniyle de yasadıkları birbirinden farklıdır.

    Cinsiyete göre çocukların boşanma olayından etkilenmeleri de değişiklik gösterir. Kız çocuklarının en çok etkilendiği yas beş-altı yas civarı olarak gösterilmektedir. Bu yas döneminde, kız çocuğunun babaya aşırı düşkünlük göstermesi ve boşanmadan dolayı babanın evden ayrılması çocuğu birçok psikolojik sorun yasamasına neden olur. Erkek çocuğun boşanmadan en çok etkilendiği yas ise ergenlik çağına rastlar. Bu dönem çocuğun, babası ile özdeşleşmesi ve paylaşımlarının çoğalması gereken bir dönem olduğu için, bu dönemde baba ile çocuğun ayrılması erkek çocuğunu olumsuz yönlerden etkiler.

    Kız ve erkek çocuklar ebeveynlerinin ayrılığına su tepkileri verebilirler:

    • Çocukta uyku bozuklukları,
    • Gece korkuları,
    • Gece ve gündüz altına kaçırma,
    • Aşırı yemek yeme ve iştahsızlık,
    • Psikolojik kökenli kekemelik,
    • Tırnak yeme,
    • Konuşmada tutukluk,
    • İçe dönüklük,
    • Ayrılığı inkâr,
    • Tahripkârdık ve saldırganlık,
    • Okula direnç,
    • Dikkati toplamada güçlük,
    • Ağlama ve öfke nöbetleri,
    • Okul başarısında düşüş,
    • Yalan söyleme,
    • Psiko-somatik rahatsızlıklar(bas ve karın ağrıları, mide bulantıları).

    Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkilerinde yaş ve cinsiyetin önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Boşanmanın yasa bağlı etkilerinde, içinde bulunulan gelişimsel dönemin özelliklerinin de belirleyici etkileri olabileceği düşünülebilir. Okul öncesi dönemde çocuklar, boşanma olayını tam olarak kavrayamazlar. Boşanmadan kendilerini sorumlu tutabilir ve suçluluk duyabilirler. Özellikle küçük çocuklar, boşanma ile babayı kaybetmeyi bir tutarlar. Babadan ilgi ve sevgi görmeyen çocuklarda güvensizlik, özsaygısını yitirme ve terk edilmişlik duyguları oluşmaktadır.

    Okul çağında sosyal farkındalık ve kendi özelliklerini fark etme önemli ölçüde artmakta, bu yas grubundaki çocuklarda, anneleri ile birlikte iseler baba ile birlikte olamadığı için üzüntü duyma, ana-babayı suçlama, söz dinlememe, içe kapanma, altını ıslatma, derslerinde başarısız olma, arkadaşlarını kıskanma gibi sorunlar görülebilmektedir. Aynı zamanda değersizlik duygusu, depresyon, korku, kaygı, ebeveynlere öfke duyma, saldırgan davranışlar, toplumdan kaçınma, güvensizlik, aşırı hassasiyet, bas ve karın ağrısı, kusma gibi belirtiler görülmektedir. Okulda bir konu üzerinde odaklanmaları güçleşmekte, ailevi durumunu okulda daha fazla ilgi toplamak için kullanabilmektedir. Öfkesini çatışma yasadığı öğretmenlerine ve arkadaşlarına yöneltebilirler. Boşanmayla ilgili yasadıkları güçsüzlük duygusuna karsı, çevresiyle güç savaşına girebilirler ve ebeveynlerine karsı suçlayıcı şekilde davranabilirler. Bu yaş grubundaki çocuklar bu olumsuz duygulardan kurtulmak için “reddetme” ve “karşıt tepki verme” savunma mekanizmalarını kullanabilirler. Aynı zamanda bu çocuklar ebeveynlerini tekrar birleştirme çabası içine girebilirler.

    Erkek çocukları, yasadıkları olumsuz duyguları doğrudan çevrelerine yansıtırken; kız çocuklarının, öfke duygularını daha örtük biçimde yansıttıkları görülmüştür. Ayrıca, boşanma, genellikle babanın evden ayrılmasıyla sonuçlandığı için, cinsiyete uygun model eksikliği yaratan bu olayın, erkek çocukların uyumunu olumsuz yönde daha fazla etkilediği, depresyon, karşı koyma ve dürtüsel hareket etme gibi belirtileri içine alan olumsuz davranışları daha fazla gösterdikleri belirtilmektedir.

    Boşanmış anne baba çocukları, anne-babası boşanmamış çocuklara oranla daha fazla sosyal, akademik ve davranış problemleri yasamaktadırlar. Bununla birlikte, bu olumsuz etkilere neden olan faktörlerin sadece boşanma olmadığı; boşanma öncesi ve sonrasındaki yaşantılarında belirleyici etkileri olduğu söylenebilir. Ayrıca farklı gelişim dönemlerinde boşanmanın etkilerinde o döneme özgü gelişimsel özelliklerin ve ihtiyaçların da belirli bir rol oynadığı düşünülebilir.

    Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkileri her ne kadar açıklanmaya çalışılsa da boşanmanın etkileri konusunda genellemeler yapmanın mümkün olmadığı görülmektedir. Çünkü her boşanma olayı, kendine özgü, karmaşık ve çok yönlüdür. Bu süreçte çocuğun duygularını açığa çıkartmak için psikolojik destek alınması son derece faydalı olmaktadır.

  • ÇOCUKLARIN HATIRI İÇİN

    ÇOCUKLARIN HATIRI İÇİN

    Son yıllarda o kadar çok boşanma haberi alıyoruz ki, sanki herkes boşanıyor. TÜİK istatistikleri de bunu doğruluyor. Her geçen yıl evlenme oranı azalırken boşanma oranları artıyor. Boşanmak çok kolaylaştı. Zaman tüketim zamanı ve her şeyi tükettiğimiz gibi aşkı da çok çabuk tüketmeye ve Aşkın bitmesini de boşanma sebebi olarak görmeye başladık. Ancak unuttuğumuz önemli bir şey var….Eğer çiftin çocukları varsa aşkın bitmesi yeterli bir sebep değildir…

    Çocukların hatırı için evliliği sürdürmek doğru olmayabilir. Âmâ yine de iyi bir nedendir. Son yıllarda çocukların hatırı için boşanın sözlerini sıkça duymuşuzdur. Çocukların kavgadan gürültüden, mutsuz bir aile ortamında uzakta olmalarının daha sağlıklı olacağı ve anne babasının ayrılması ile çocuğun daha sağlıklı ve mutlu olacağı söylenmektedir. Boşanmanın çocuk üzerindeki yıkıcı etkisi göz ardı edilmiştir oysaki bu yıkıcı etki yetişkinliğinde dahi peşini bırakmamaktadır. Boşanmanın etkisi anne baba ölümünden daha fazla çocuğu hırpalamaktadır. Çünkü boşanmada çocuk anne ya da babanın isteyerek kendisini terk ettiğini düşünmektedir tercih edilen olmamıştır bu da özgüven eksikliğine sebep olmaktadır. Aile kavramı çocuk için anlamını yitirmiştir.

    İlişkimizde sorunlar yaşarken ve mutsuzken boşanıp yeni bir hayat kurma hayalleri kurarken çocuklarımız için neyin en iyi olacağına karar vermek zordur. En kolay düşünce ben mutlu olduğumda onlarda mutlu olacaklar diye düşünmektir.

    Eşler birbirlerine olan sevgiyi tüketmiş olsalar da çocuklar anne ve babayı hala sevmeye devam edecekler ve her ikisinin de yanında olmasını isteyeceklerdir. Anne babalar boşanmanın çocuk üzerinde yarattığı travmayı en aza indirmek için çaba gösterir zaman ayırır ancak sevdiğiniz ve büyürken hep yanınızda olacağına inandığınız birini yitirmenin travmasını yaşamamak elde değildir.

    Öyleyse gelin ve çocukların hatırı için bir adım atın.

    İlk olarak iletişim kurmaya çalışın eşinizle. Hatırlayın en son ne zaman baş başa şöyle güzel bir sohbet ettiniz ya da sadece günlük konuları konuştunuz… Ve mutlaka bunun için zaman yaratın en azından haftada bir kez olsun baş başa zaman geçirmek için elinizden geleni yapın. Günde en azından 20 dk sohbet edin bırakın televizyonda ki diziyi ve ya cep telefonunu sadece gözlerine bakarak onu dinleyin. Hayatınız çok yoğun ve sıkıntılı bir dönemden geçiyor olabilir bu dönemi atlattıktan sonra daha fazla zamanınız olacağını düşünebilirsiniz ancak o zaman hiç gelmeyebilir. Hemen şimdi başlayın buna yoksa geriye baktığınızda çok pişman olabilirsiniz. Her ilişkide tartışmalar olur önemli olan bu tartışmalarda ki tavrımızdır. Öncelikle konuyu unutup eşinizin kişiliğine saldırmayın. Tartışma konusunu genelleştirmeyin. “Sen hep…” ya da “sen asla…” ile başlayan cümleler kurmayın. Eski sandıkları açmayın. Tartışmadan yenik çıkmasını öğrenin. Kazanmanın görüldüğü kadar önemli bir şey olmadığını anladığınız zaman geride durup eşinizin de duygularını dile getirmesine fırsat tanımalısınız. Böylece tartışma daha hızlı çözülecek ve ertesi gün tartışmanın neden çıktığını hatırlamayacaksınız. Affedin, bağışlayıcı olun. Affettiğinizde acıyı hissedersiniz ama onu içinize  gömüp büyütmezsiniz. Yarını dünden bağımsız kılın. Eşinizin olamayacağı biri olmasını beklemeyin. Çocuklarınıza zaman ayırmanız önemlidir ama birbirinize zaman ayırmanın da ne kadar değerli olduğunu unutmayın. Seks evliliğin önemli bir parçasıdır ama sevginin ölçüsü değildir. Yaşam öylesine bir telaşla içinde geçiyor ki önceden planlanmazsa sevişecek gücü toplayamayabiliyor eşler. Her defasında sevişmeseniz de duygularınız için zaman ayırmış olursunuz. Elbette hiç planlamadan sevişebilirsiniz ama planlamak cinsel ilişkinizi ciddiye aldığınızı gösterir. Eğer evlilik dışı bir ilişki yaşıyorsanız bu ilişkide evdeki tüm sorumluluklardan uzaktasınızdır ama şunu hatırlamalısınız lazım boşanıp ya da evi terk edip sevgilinizle beraber bir hayat kurduğunuzda da bir süre sonra sıradanlık ve sorumluluklar tekrar yaşamınızı kuşatacaktır. Her evlilikte kriz dönemleri olur. Önemli olan bu kriz dönemlerindeki tavrınızdır.

    Birbirinize zaman ayırdığınızda ve birbirinizi dinlemeye başladığınızda sorunlarınızı da konuşmaya başlayacak ve bu sorunları büyümeden çözmenin yollarını da bulacaksınız. Her fırsatta eşinizi rencide etmeye aşağılamaya kalkmayın hatta bunu hiç yapmayın özellikle de başkalarının yanında küçük düşürmeyin. Hatalarını baş başa konuşun sırf eleştirmek ve üstün çıkmak için çaba sarf etmeyin bu çabanızı sevginizi arttırmak için harcayın.

    ‘’Bugüne kadar kimsenin ölüm döşeğindeyken, Keşke işime daha fazla zaman ayırabilseydim… Dediği duyulmamıştır. ROB PARSONS Altmış dakikalığına evliliğiniz’’ Bu akşam çocuklarınız uyurken odalarına gidin ve onları bir süre seyredin, onlarla geçirdiğiniz zamanları hatırlayın ve düşünün ilerde size ne kadar ihtiyaçları olacak. Evliliğinizi yeniden gözden geçirip yolunda gitmeyen şeyleri düzeltmek için ilk adımı siz atın.

    HEMEN ŞİMDİ ÇOCUKLARINIZ İÇİN….

  • Boşanıyorsanız çocuğunuzun psikoloji için bunlara dikkat edin

    Boşanma, kadın ve erkeğin eş olarak kimliklerinin son bulmasıdır. Eğer o evlilikte çocuk sahibi olunmuşsa, eş olmanın yanında anne baba kimlikleri de önem taşır.

    Ancak, eşler çocuk sahibi ise ve boşanıyorlarsa, anne baba kimlikleri hayatlarının sonuna kadar bitmez, biten sadece eş olma durumları olur.

    Boşanma, eşler için alınması zor bir karar olsa da, sonrası da kolay değildir. Özellikle çocuklar için süreç sağlıklı yapılandırılmalıdır. Peki anne babalar bu süreçte nelere dikkat etmelidir?

    Eşinizden ayrılırken mümkün olduğunca, sağlıklı bir ayrılık süreci oluşturmaya çalışın. Birbirinizle sanki bir daha hiç görüşmeyecekmiş gibi, tüm gemileri yakarak ayrılmayın. Çünkü çocuğunuz için bir araya gelmeniz gerekecek.

    Boşanma sebebinizi tüm detayları ile çocuğunuza anlatmayın. Özellikle evlilik üçüncü bir kişi nedeniyle bitmişse, bunu öğrenen çocuk, anne babasına karşı öfke duymaya başlayabilir.

    Boşanma kararınızı ve sonraki süreci çocuğunuza anlatırken, anne baba olarak karşısına çıkın. Bu, her ikinizi de ilgilendiren bir durum olduğu için ve bu kararı birlikte aldığınız için, bilgilendirmeyi de birlikte yapmanız önemli.

    Çocuğunuz boşanma kararınızı öğrendikten sonra tepkiler verebilir. Bu tepkilerini söndürmeye ya da geçiştirmeye çalışmayın. Bırakın duygu ve düşüncelerini rahatça ifade etsin.

    Herhangi bir tepki vermezse de, bir süre onu gözlem altında tutun. Birkaç hafta sonra gecikmiş tepkiler verebilir.

    Çocuğunuz okula ya da kreşe gidiyorsa, öğretmenini de bilgilendirin. Öğretmeni de okulda onu ve davranışlarını gözlemlesin.

    Diğer aile büyükleri ile konuşun. Siz anne baba olarak, boşanma süreci ile ilgili çocuğunuza nasıl bir açıklama yaptıysanız, onlar da benzer açıklama yapsınlar.

    Farklı söylemlerin olması çocuklarda güven duygusunu zedeleyebilir.

    Çocuğunuza karşı birbirinizi kötülemeyin. “Baban yüzünden boşandık” ya da “Annen kabul etseydi hala evli olabilirdik” gibi ifadeler çocuğunuzu derinden üzeceği gibi, sizlere olan öfkesini de arttırır.

    Aile birliğiniz varken çocuğunuza karşı davranışlarınız nasılsa, boşandıktan sonra da benzer tutarlılığı sergilemeye özen gösterin.

    Boşanmış anne babaların sergilediği tutarlılık, kuralları ve sınırları belirleme şekli, çocukların gelişimi ve psikolojisi için oldukça önemlidir.

    Çocuğunuza tutamayacağınız sözler vermeyin. Eğer haftasonu onu alıp gezmeye gidemeyecekseniz, sırf onu oyalamak için sözler vermeyin. Bu durum, çocuğunuzun size karşı olan güveninin azalmasına neden olabilir.

  • Boşanma ve Çocuk ..

    Boşanma ve Çocuk ..

    Ayrılsak da beraberiz…

    Güle oynaya seve sevile aşkla evleniliyor. Aradan biraz zaman geçiyor koşa koşa, nefretle boşanılıyor. Birbirinden çabuk mu bıkılıyor yoksa eşler kendilerini yanlış mı tanıtıyor bilemem.

    İspanyol düşünür Miguel de Unamuno’nun çok sevdiğim bir sözü vardır: ”Aşk, aldanışın kızı; hayal, kırıklığın annesidir” peki o halde aşk biterse ne olur? Aşkı ilişkiden aldığımızda geriye ne kalır? Bir sen bir ben bir de bebek…

    Bildiğiniz gibi anlaşamayarak yollarını ayıran çiftlerin sayısı her geçen gün artıyor. Boşanmalarda en çok etkilenen taraf ne yazık ki çocuklar oluyor. Yaşanılan mutsuzluğun boyutu ne olursa olsun eşler birbirlerinden boşanabilirler ama çocuklardan boşanmak söz konusu değildir. 

    Boşanma sürecinden en fazla etkilenen yaş grubu 3-6 yaş grubudur. Bu yaştaki çocuklar boşanmanın sebebini tamamen kendileri sanmaktadır. Çocuk ister istemez “Ben uslu olmadığım için annem ile babam boşanıyor” düşüncesine kapılıyor. 7-12 yaş grubunda ki çocuklar ise boşanma sebebini anne-baba üstüne atmaktadır. Biraz daha ileriki yaşlara gidersek 13-18 yaş grubu bu süreci çok zor atlatmakta. Ergenlik döneminde olan çocuğun uyuşturucuya başlama, kendine ya da arkadaşlarına zarar verme, küfür etme, kötü ortamlara girme gibi tepkisel davranışlar geliştirmesine rastlanabilir. Derslere odaklanamama, konsantre bozukluğu, ders çalışma isteksizliği, huzursuzluk, saldırgan davranışlar, yatak ıslatma, kekemelik, uyumsuzluk gibi belirtiler de görülebilmektedir.

    Çocuk boşanma olayını duyunca hemen “ ben kimle yaşayacağım, bana ne olacak” gibi sorular sormaya başlar. Bu anlamda anne babanın çocuğun aklındaki soruları gidermesi çok önemli bir süreçtir.  Çocuğu büyük insan yerine koyup ona olan biteni anlayabileceği bir dille anlatmak gerekmektedir. Fakat karşılığında büyük bir insan gibi tepki vermeyebileceğini de kabul edip sabırlı ve anlayışlı olmak dikkat edilecek önemli bir unsurdur. Çocuğa “Biz kendi aramızdaki sorunlarımız yüzünden ayrılmaya karar verdik. Hayatımıza evli devam edersek daha çok zarar göreceksin, bu süreçte en doğru olan ayrılmak. Ayrı evlerde yaşayacağız ama bu birbirimizi hiç görmeyeceğimiz, iletişimimizi koparacağımız anlamına gelmiyor. Belli aralıklarla annenle ben (veya baban) buluşup zaman geçireceğiz. Seni sürekli seveceğiz” gibi duygularla yaklaşmak onun endişe ve korkularını yenmesine yardımcı olacaktır.

    Şurası hiç unutulmamalıdır ki anne babalar çocuğu kendi aralarındaki sorunlardan uzak tutmalı, kaldıramayacağı sorunları çocuğa yansıtmamalıdır. Çocuk için eski eş ile mutlaka bir işbirliği sağlanmalıdır. Bazen boşanma çocuk için en iyi çözüm yolu olurken, bazen de boşanmadan sonra çocukta yeni korkular ortaya çıkabiliyor. Boşanma sürecinin çocuk açısından sağlıklı olması için eski eşe karşı olumsuz duygu ifadesinin kontrol edilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra sakin düzenli bir yaşam stili benimsenmeli, disiplin konusunda eski eş ile iş birliği sağlanmalı. Çocuk ile bol bol konuşmak, çocuğa hafif sorumluluklar vermek, yaşına uygun etkinlikler planlamak, ev ödevleri veya okulu ile ilgilenmek ve ziyaretler dışında da çocuk ile iletişimin sürdürülmesi gerekmektedir.  Kuşkusuz bir çocuk fiziksel ve psikolojik gelişimini en güzel şekilde ailesinin içinde tamamlar. Çocuk hem annenin hem de babanın ilgisine, sevgisine, şefkatine muhtaç bir varlıktır. Çocuğun ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı olmasının başta gelen şartlarından birisi elbette ki kişiliğinin ideal bir aile tarafından yoğrulmasıdır. Ancak günümüzde yıkılan ailelere ne yazık ki oldukça sık rastlıyoruz. Şu bir gerçek ki boşanmanın yükünü en fazla çocuklar çekmekte. Eşler çocuğun psikolojik ihtiyaçlarını karşılamaya özen göstermelidir. Anne baba ayrılsa da annelikten ve babalıktan istifa etmemelidir.

    Günümüzde boşanmanın ardından anne ve baba arasında çocukla ilgili rekabet yarışına girmelerine de  çok sık rastlanmakta. Bazı ebeveynler çocuğu kendi tarafına çekmek için çocuğa yanlış mesajlar vermektedir..  “Annen / Baban seni sevmiyor zaten” diyenler, karşı tarafı suçlayanlar dahi olabiliyor. Bu sözler çocuğun ruh dünyasında tahmin edilemez boyutlarda yaralar açmaktadır. Bu çok yanlış ve çocuk açısından çok yaralayıcı bir tutumdur. Eşler ayrılsalar bile çocuğu annesinden ya da babasından ayırmaya çalışmak, eski eşten öç almak için çocuğu kullanmak çocuğun ruh sağlığı açısından asla düşülmemesi gereken hataların başında gelir. Boşanan eşler, aralarında her ne yaşandıysa yaşansın arkadaş kalmaya gayret göstermeliler. Yaşamı boyunca çocuğun önüne çıkabilecek bir sürü problem olabilir. Anne babanın kimi zaman bu problemlere birbirlerine danışarak çözüm bulmaları, ortak kararlar alıp uygulamaları gerekir. Herhangi bir iş arkadaşı gibi, hiç olmazsa telefonla görüşülebilir. Dağılan bazı aileler çocukları için bazen bir araya gelip arkadaş gibi davranabiliyorlar. Bunu başarabilmek çocuğun bu dönemi yaralanmadan atlatmasına yardımcı olacaktır.

    Çocuklara verilecek sevgi, şefkat, kendini güvende hissetme duygusu hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar büyük bir hediyedir. 

    Her ayrılıktan sonra parçalanmış ailenin bu durumdan az ya da çok olumsuz etkilendikleri bir gerçek. Sağlıklı yürümeyen evlilikleri bitirmek en doğrusu olmakla beraber bütün mesele ayrılan anne babanın kendilerine çocuklarıyla beraber yaşayabilecekleri sağlıklı ortamlar yaratabilmesindedir. Karşılıklı anlayış ve hoşgörü, ayrılık da olsa sorunların daha kolay çözümlenmesine uygun bir zemin hazırlayacaktır. Ayrılsak da beraberiz sözü işte burada çok önemli. Arada çocuk olduğu sürece unutmayın ki siz çocuğunuzun gözünde hala sevgilisiniz. 

    Attilla İlhan’ın bir şiirinde dediği gibi “Çünkü ayrılık da sevdaya dair çünkü ayrılanlar hala sevgili”…

  • Boşanma nedenlerinin, çocuğun özelliklerine göre etkileri

    BOŞANMA VE ÇOCUĞA ETKİLERİ

    Herşey iyi günde ve kötü günde beraber olmak vaatleriyle başlar. Atılan imza yaşamınızın imzasıdır ve yaşamınızı bir diğerinin ellerine emanet ediyorsunuzdur. ‘’Yetişkin insanlar nasıl kendini başkasına emanet eder? ‘’ denilebilir. Artık, bağımsız değilsiniz, herşeyi iki kişilik düşünmek zorundasınız. O da bunu ister mi? Beğenir mi? Zor gelir mi? Kıskanır mı? Ailesi ne der? Gibi gibi.. Tüm bunun gibi soruların cevabını vererek birlikte yaşamaya, hayatı paylaşmaya başlarsınız. Önceleri genellikle herşey yolunda gider, ilk aylar halk arasındada ‘’cicim ayları’’ olarak anılır. Tarafların gözü birbirinden başkasını görmez. Aşk gözlerini kör etmiştir. Hatalar olsa da hep iyi niyet söz konusudur. ‘’Canım şöyle demek istemiştir, yok ben yanlış düşünüyorum, alınganlık yapıyorum’’ denilerek kişi sorunu kendinde arama çabasındadır. Karşı taraf haklıdır. ‘’Benim alınganlıklarıma karşı, ne kadar da iyi bir insan sesini bile çıkarmıyor’’ diyerek kendimizi suçlarız. Bu arada yeni arayışlara girilir ve bir bebeğin yaşamı renklendireceği fikriyle ya da bir sürprizle üç kişilik bir yaşama başlarsınız.

    Bebek doğduğunda aslında problemler başlamıştır. Aileler, bebek doğumunda gizliden ya da açıktan sorun olarak gündeme gelmişlerdir. ‘’Senin annen bebek için şunu dedi, benimki de böyle söyledi’’, kucağına aldı, kucağa alıştı, ‘’bebek öpülmez, yok bizde öpülür’’ tarzında söylemler yaşanır. Hamilelik döneminde kayınvalidenin sıkıcı önerileri kadını bunaltmaya başlamışta olabilir. ‘’Annene söyle, yeter artık, bıktım’’ sözleri erkeği annesi ile eşi arasında bırakmıştır.

    Bu tür problemler zaman içinde aşılır ya da aşılamaz. Aşıldığında zaman içinde aileyi genişletmek mümkün olabilir. Yaşam devam eder, bazen keyifli bazen sorunlu gitsede eşler çözme gayreti içindedir. Ancak, yaşam bir noktaya gelirki işte o son noktadır. Boşanma kaçınılmazdır.

    Çocuğun olması boşanma durumunu daha güçleştirir. Karar alırken çocuk faktörü öne geçer ve eşler genellikle kendilerini çocuklarına karşı sorumlu hissederler. Olması gerekende zaten böylesidir. Çocukların maddi yönden ihtiyaçlarının karşılanması, annede mi babada mı kalacaklarının kararı, okula gidiyorlarsa okul şartlarının gözden geçirilmesi, daha küçük yaşlardaysa hangi ebeveynle duygusal bağlarının kuvvetli olduğu, bebeklik dönemindeyse anne sütü alma ve anneye daha fazla ihtiyaç duyulması durumu, ebeveynlerden birinin yabancı uyruklu olması ve çocuğun nerede yaşamaktan mutlu olacağı ve kendini iyi hissedeceği, boşanmanın hangi nedenle gerçekleştiği, boşanmayı gerektiren durumlar, ailede şiddet, ebeveynlerden hangisinin boşanmayı istediği ve sebebin geçerli olup olmadığı ve çocuk tarafından durumun değerlendirilişi, Çocuğun ya da çocukların cinsiyeti, ergenlik döneminde olma, aldatma, gelirini ailesi dışındaki kimselere harcama ve dolayısı ile kendi ailesi ve çocuklarına maddi yönden sıkıntı yaşatma, evlilikte herşey yolunda gittiği imajı yansıtılarak birden bire ortadan kaybolma, sahtekarlık ve eşini dolandırma, yüz kızartıcı suç işleme gibi durumlar çocuğun psikolojisini etkiler.

    ‘’Boşanma evlilik kadar doğal bir durumdur’’ ifadesi ağızdan kolay çıkar. Ancak, çocuk faktörü varsa o kadarda basit değildir. Aile birliği mümkün olduğunca devam ettirilmeye çalışılmalı; çok zorlanılıyorsa günlük yaşamın kalitesi düşüyorsa ve çocuklara zarar verir duruma geldiyse eşler boşanma kararı almalıdır. Boşanma kararı önemli bir karardır ve eşler kararı birlikte almalıdır. Çocuk ya da çocuklara uygun şekilde anlatılmalıdır. Zaten şiddetli geçimsizlik durumu varsa çocuğun anlaması ve kabul etmesi kolaylaşmış olacaktır.

    Ancak, eşlerden birinin aldatması ile boşanma durumu gerçekleşiyorsa aldatan eş partnerini değil; ailesini yani çocuğunu da aldatmış olur ki bu çocuğun psikolojisinde deprem etkisi yaratır. Ailesinde kendini güven içinde hisseden çocuk, aldatılma psikolojisi ile tüm insanlara karşı güven duygusunu yitirir. Ağır krizler yaşayabilir, gerekiyorsa ilaç tedavisi yapılır. Ayrıca bu çocuklara pedagog desteği alarak yıkılan hayalleri ve güven duygusunun yeniden inşaası için zaman ve emek harcanmalıdır. Çocuk, aldatan ebeveyni reddedebilir, görmek istemeyebilir.

    Böyle durumda çocuğun haklarına ve duygularına saygı gösterilmeli ve asla baskı uygulanmamalıdır. Çocuk, duyguları olmayan paket değildir. Çocuğun hissettikleri dikkate alınarak anne ya da baba ile diyalog düzenlenmelidir. Çocuk ve ergenin karşı cinse olan duyguları ve güvenide etkilenir ve ileride kendisinin de terkedileceğini düşünüp, evlenmeye olumsuz bakabilir.

    Bir danışanım, çocuğunun babasının ‘’yurtdışına işe gidiyorum’’ diyerek çocuğu ile vedalaşıp, geri dönmeyerek ortadan kaybolduğunu ve boşanma davası açtığını 15 yaşındaki oğlunun ağlama krizleri yaşayıp, ne yapacağını şaşırdığını söyleyerek yardım istedi. Çocuğun ergenlik döneminde olması, güvendiği babasının yalanla böyle bir durumu yaşatması ekstra bir durumdu. Eşler, çocuklarını yok sayarak egolarına göre hareket etmemelidir.

    Yine çocuğun güvendiği anne-baba figürü sahtekarlık yaparak, karşı tarafı borç batağına sokup, ailesini güç durumda bırakıyorsa, çocukta kapanmayacak izler bırakması çok olasıdır.

    Toplumumuzda 4-5 çocuğunu bırakıp, yasak aşk yaşayan annelerinde olduğunu biliyoruz. Televizyonlarda ‘’kayıp’’ adı altında aranıyor, ancak gerçek, zaman içinde ortaya çıkıyor. Böyle durumlarda baba, daha önce ev ile ilgili sorumlulukları, yemek yapma, çamaşır, bulaşık vs. üstlenmediyse çok sorun yaşayabilir. İş sorumluluklarıyla ev- çocuk sorumluluğunu dengede götürmeye çalışmak çok güçlük yaşanmasına sebep olur. Ayrıca da artık çocuk, sorunlu hale gelmiştir. Onunla da ayrıca hassasiyetle ilgilenmesi gerekmektedir.

    Çocuk, boşanma durumunda ikilemde kalabilir. Anne ve babasını üzmemek için her iki tarafın aleyhte söylenen konuşmalarını içinde saklamaya çalışabilir. Bu durum da çocuğa ağır bir sorumluluk yükler, çocuk içine kapanır.
    Yabancı uyruklu ebeveyn çocuğu olmakta güçtür. Her ne kadar günümüzde ulaşım çok sorun olmasa da maddi boyutlar, ilişkileri zora sokabilir. Çocuğun hangi ebeveynde kalacağının kararı aynı zamanda hangi kültürü seçeceğini de belirler. Kültüre uyumda ayrı bir özel durumdur.

    Alkol, kumar nedeniyle boşanmalarda ailenin genellikle maddi olanakları tükenmiştir. Çocuklara karşı ilgisizlik, sorumsuzluk, aile birliğinin değerini bilmeme gibi durumlara rastlamak mümkündür. Kadına şiddet ve bu şiddete şahit olan çocuklar mevcuttur. Hergün yüzü, gözü morarmış bir annenin çocuğu olarak okuluna gider. Kavga, gürültü sesleri kulağından eksik olmaz, öğretmeninin sesini duymaz bile… Çocuğun zaten ailede yaşam sürerken birçok sıkıntısı vardır. Çok sevdiği, hayatının anlamı annesi, ‘’baba’’ dediği kişi tarafından mağdur edilmektedir. Çocuk, babasına karşı dayanılmaz bir hırs besler ve bu hırsını büyüdüğü zamana, geleceğe bırakarak, kendine saklayarak büyür.

    Bluğ çağında olmak ve boşanma da ayrı bir hassasiyet gerektiren bir durumdur. Çocuk, kendi kimliğini oluşturma ve kendini ortaya koyma çabası içindedir. Toplumla uzlaşmada sorunlar yaşayabilir. Kendini desteksiz hissedebilir. Çatışmalarla dolu olan bu dönem, ailenin desteğini hep yanında hissetmesi gereken bir dönemdir. Ergen her ne kadar dışarıya açılsa da aile bütünlüğü içinde kendini rahat ve huzurlu hisseder.
    Boşanma ile birlikte çocuğun hayatı hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktır. Yaşama maddi kaygılar eklenir. Eğer baba terkedip gittiyse, anne ayakta kalma çabası içine girecektir. Kendisine ve/bebeğine/ çocuğuna / çocuklarına/ engelli çocuk olup olmadığına /engelinin türüne /ikizlerine/ergene/kız /erkek bakmak için elinden ne gelirse yapma çabası içinde olacaktır. Yaşadığı yer ve konum özellikleri de önem taşımaktadır. Kadın, çocuklarına bakarken çevreden kendisi hakkındaki düşüncelerle de mücadele etmek durumunda kalacaktır. Slash ile özellikle ayırmam, herbirinin ayrı önemli özelliklere sahip olmasındandır. Burada belki kadın yıllarca çalışmamış, çalıştırılmamış, engellenmiş, kariyer hedefleri hiçe sayılmış, evliliğini sürdürmek için susmak zorunda kalmış olabilir. Yaşamının alt üst olması ile geçte olsa çalışmak zorunda kalacaktır. Tabii iş bulabilirse… Zaman içinde yaşı ilerlemiş, dünyanın düzeni değişmiş, iş becerileri körelmiş olacaktır.

    Boşanmadan sonra çocuk, kendine göre savunma mekanizmaları geliştirebilir. Çevreden kaçma, uzaklaşma, pollyannacılık, bastırma, derslerden uzaklaşma, başarıda düşme, insanlara güvensizlik, şiddet, içe kapanıklık, suçluluk, utanma,karamsarlık, depresyon, yeme ve uyku bozuklukları,suç işlemeye eğilim,üzüntü, acı, tikler,dikkat dağınıklığı, alt ıslatma ve dışkı kaçırma, terkedilişlik, geleceğe yönelik kaygı, korku, saldırganlık, çocuğun gelişimsel çağına göre önceki gelişim dönemine dönme, öfke, düşmanlık, yalnızlık, diş gıcırdatma gibi davranış ve duygular yaşayabilir. Alkol, madde bağımlılığına yatkınlık gibi durumlar yaşayabilir.

    Boşanma her aile için özel bir durumdur ve aile dinamiklerine dikkat ederek yaklaşım gerekir. Yardım alınması çocuk ve aile açısından yaşamı yoluna koyma ve zaman kaybetmeme açısından önem kazanmaktadır.

    ÖZNUR SİMAV
    AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI-kurucu-PEDAGOG
    KADIKÖY-İSTANBUL

  • Çocukların hatırı için

    Son yıllarda o kadar çok boşanma haberi alıyoruz ki, sanki herkes boşanıyor. TÜİK istatistikleri de bunu doğruluyor. Her geçen yıl evlenme oranı azalırken boşanma oranları artıyor. Boşanmak çok kolaylaştı. Zaman tüketim zamanı ve her şeyi tükettiğimiz gibi aşkı da çok çabuk tüketmeye ve Aşkın bitmesini de boşanma sebebi olarak görmeye başladık. Ancak unuttuğumuz önemli bir şey var….Eğer çiftin çocukları varsa aşkın bitmesi yeterli bir sebep değildir

    Çocukların hatırı için evliliği sürdürmek doğru olmayabilir. Âmâ yine de iyi bir nedendir. Son yıllarda çocukların hatırı için boşanın sözlerini sıkça duymuşuzdur. Çocukların kavgadan gürültüden, mutsuz bir aile ortamında uzakta olmalarının daha sağlıklı olacağı ve anne babasının ayrılması ile çocuğun daha sağlıklı ve mutlu olacağı söylenmektedir. Boşanmanın çocuk üzerindeki yıkıcı etkisi göz ardı edilmiştir oysaki bu yıkıcı etki yetişkinliğinde dahi peşini bırakmamaktadır. Boşanmanın etkisi anne baba ölümünden daha fazla çocuğu hırpalamaktadır. Çünkü boşanmada çocuk anne ya da babanın isteyerek kendisini terk ettiğini düşünmektedir tercih edilen olmamıştır bu da özgüven eksikliğine sebep olmaktadır. Aile kavramı çocuk için anlamını yitirmiştir.

    İlişkimizde sorunlar yaşarken ve mutsuzken boşanıp yeni bir hayat kurma hayalleri kurarken çocuklarımız için neyin en iyi olacağına karar vermek zordur. En kolay düşünce ben mutlu olduğumda onlarda mutlu olacaklar diye düşünmektir.

    Eşler birbirlerine olan sevgiyi tüketmiş olsalar da çocuklar anne ve babayı hala sevmeye devam edecekler ve her ikisinin de yanında olmasını isteyeceklerdir. Anne babalar boşanmanın çocuk üzerinde yarattığı travmayı en aza indirmek için çaba gösterir zaman ayırır ancak sevdiğiniz ve büyürken hep yanınızda olacağına inandığınız birini yitirmenin travmasını yaşamamak elde değildir.

    Öyleyse gelin ve çocukların hatırı için bir adım atın.

    İlk olarak iletişim kurmaya çalışın eşinizle. Hatırlayın en son ne zaman baş başa şöyle güzel bir sohbet ettiniz ya da sadece günlük konuları konuştunuz… Ve mutlaka bunun için zaman yaratın en azından haftada bir kez olsun baş başa zaman geçirmek için elinizden geleni yapın. Günde en azından 20 dk sohbet edin bırakın televizyonda ki diziyi ve ya cep telefonunu sadece gözlerine bakarak onu dinleyin. Hayatınız çok yoğun ve sıkıntılı bir dönemden geçiyor olabilir bu dönemi atlattıktan sonra daha fazla zamanınız olacağını düşünebilirsiniz ancak o zaman hiç gelmeyebilir. Hemen şimdi başlayın buna yoksa geriye baktığınızda çok pişman olabilirsiniz. Her ilişkide tartışmalar olur önemli olan bu tartışmalarda ki tavrımızdır. Öncelikle konuyu unutup eşinizin kişiliğine saldırmayın. Tartışma konusunu genelleştirmeyin. “Sen hep…” ya da “sen asla…” ile başlayan cümleler kurmayın. Eski sandıkları açmayın. Tartışmadan yenik çıkmasını öğrenin. Kazanmanın görüldüğü kadar önemli bir şey olmadığını anladığınız zaman geride durup eşinizin de duygularını dile getirmesine fırsat tanımalısınız. Böylece tartışma daha hızlı çözülecek ve ertesi gün tartışmanın neden çıktığını hatırlamayacaksınız. Affedin, bağışlayıcı olun. Affettiğinizde acıyı hissedersiniz ama onu içinize gömüp büyütmezsiniz. Yarını dünden bağımsız kılın. Eşinizin olamayacağı biri olmasını beklemeyin. Çocuklarınıza zaman ayırmanız önemlidir ama birbirinize zaman ayırmanın da ne kadar değerli olduğunu unutmayın. Seks evliliğin önemli bir parçasıdır ama sevginin ölçüsü değildir. Yaşam öylesine bir telaşla içinde geçiyor ki önceden planlanmazsa sevişecek gücü toplayamayabiliyor eşler. Her defasında sevişmeseniz de duygularınız için zaman ayırmış olursunuz. Elbette hiç planlamadan sevişebilirsiniz ama planlamak cinsel ilişkinizi ciddiye aldığınızı gösterir. Eğer evlilik dışı bir ilişki yaşıyorsanız bu ilişkide evdeki tüm sorumluluklardan uzaktasınızdır ama şunu hatırlamalısınız lazım boşanıp ya da evi terk edip sevgilinizle beraber bir hayat kurduğunuzda da bir süre sonra sıradanlık ve sorumluluklar tekrar yaşamınızı kuşatacaktır. Her evlilikte kriz dönemleri olur. Önemli olan bu kriz dönemlerindeki tavrınızdır.

    Birbirinize zaman ayırdığınızda ve birbirinizi dinlemeye başladığınızda sorunlarınızı da konuşmaya başlayacak ve bu sorunları büyümeden çözmenin yollarını da bulacaksınız.

    Her fırsatta eşinizi rencide etmeye aşağılamaya kalkmayın hatta bunu hiç yapmayın özellikle de başkalarının yanında küçük düşürmeyin. Hatalarını baş başa konuşun sırf eleştirmek ve üstün çıkmak için çaba sarf etmeyin bu çabanızı sevginizi arttırmak için harcayın.

    ‘’Bugüne kadar kimsenin ölüm döşeğindeyken, Keşke işime daha fazla zaman ayırabilseydim… Dediği duyulmamıştır. ROB PARSONS Altmış dakikalığına evliliğiniz’’

    Bu akşam çocuklarınız uyurken odalarına gidin ve onları bir süre seyredin, onlarla geçirdiğiniz zamanları hatırlayın ve düşünün ilerde size ne kadar ihtiyaçları olacak.

    Evliliğinizi yeniden gözden geçirip yolunda gitmeyen şeyleri düzeltmek için ilk adımı siz atın.

    HEMEN ŞİMDİ ÇOCUKLARINIZ İÇİN

    Dr.Selen Dağıstan Namlı

    Aile Danışmanı,Hipnoterapist,Cinsel Terapist

    Kaynak: Rob Parsons Altmış Dakikalığına Evliliğiniz