Etiket: Boşanma

  • Çift ve Evlilik Danışmanlığı

    Çift ve Evlilik Danışmanlığı

    İnsan doğanın ürkütücü gücüyle baş edebilmek için diğer insanlarla bir araya gelerek toplumları oluşturmuştur. İşte bu toplumları oluşturan en küçük ve önemli öğe ailedir.Uzun yıllar sürecek mutluluk ve beraberlik beklentisi ile kurulan evlilikler bazen zaman içinde yaralar alabiliyor. Başta kurulan hayaller kumdan kaleler gibi yerle bir oluyor. Çiftler girdikleri döngüden kurtulamayıp, çözümsüz kalabiliyorlar. Süreç ne yazık ki boşanma ile sonuçlanırken hem bireyler hem de varsa çocuklar olumsuz etkileniyorlar.

    Ailenin yaşamsal döngüsünde karşılaştığı sorunlarla baş etme yöntemi her ailenin kendisine özgüdür ve o ailenin kültürel düzeyini gösterir. Güven, sevgi, saygı, bağlılık, sadakat gibi özelliklerden biri ya da bir kaçının ihmal edildiği durumlarda sorunlar yaşanır.

    Evlilik sürecinde yaşanan şiddetli tartışmalar büyük anlaşmazlıklara dönüşüyorsa, eşler arasındaki iletişim durma noktasına gelmişse, evlilik içinde sürekli bir gerginlik ve tedirginlik yaşanıyorsa, yaşanan sürekli öfke ve kırgınlık nedeniyle cinsel açıdan bir yakınlık duyulmuyorsa, güven sorunu yaşanıyorsa, ortak paylaşımlar azaldıysa aile ve evlilik danışmanından destek alınması kaçınılmaz hale gelmiş demektir.

    Aile yaşamında değişiklikler ( iş değişikliği ya da taşınma ),kayıp, yas ve travmalar, ebeveynlik becerileri, alkol ve madde kullanımı, yeme bozuklukları, boşanma, iş stresi, ekonomik problemler, evlat edinme, üvey ebeveyn/ çocuk ilişkileri aile ve evlilik danışmanlığında destek verilen konular arasındadır.

    Evlilik danışmanlığında, çiftlere gereksindikleri doğru bakış açısı kazandırılarak iletişim becerileri ailenin yapısına uygun olarak yeniden yapılandırılmaktadır. Üyeler hem bireysel hem de birlikte ele alınarak değerlendirilmektedir.

    Terapistin bilgi ve deneyimiyle oluşturduğu güvenli ve açık ortamda anlaşmazlıkların nasıl oluştuğu, eşler tarafından nasıl sürdürüldüğü döngüsü fark ettirilerek sorunun çözümüne yönelik uygulamalar yapılır. Burada en önemli noktalardan biri çiftlerin istek ve işbirliğidir.

    MUTLU EVLİLİĞE GİDEN YOL

    Beraberce bir yaşam kurmayı planlamak, birbirini çok sevmek, gelecekle ilgili harika planlar yapmakla aynı evde yaşayıp gündelik hayatın rutin sorunlarıyla yüzleşmek  birbirinden çok farklı olgulardır. Yapılandırılmış ortamlarda beraber olan çiftler bazen evlilikte beklenmeyen sorunları yaşayabilmektedir.

    Evlilik öncesi danışmanlık, bireyleri evlilik, görev paylaşımı, ev bütçesinin idare edilmesi ve ebeveynlik konusunda doğru bilgilendirmeyi, evlilik öncesi ilişkilerine tarafsız bir gözle bakmayı, evlilik yaşantısına geçişi kolaylaştırmayı, ilişkide yakınlık, bağlılık ve güveni arttırmayı amaçlamaktadır.

    Evlilik, gerçek iletişimin, dostluğun, sevgi ve saygının sağlandığı durumlarda en güzel paylaşımların yaşandığı bir yaşam ortaklığıdır. Evlilik öncesi danışmanlıkta, çiftler beraberce seanslara gelerek bilmek istedikleri soruları sorarlar, korkularını dile getirirler. Her danışan ve her çift kendine özgü bir yapı olduğundan, o çiftin kişilik özelliklerine göre yapılandırmalar yapılmaktadır.

    AİLEDE İLETİŞİM SORUNLARI

    Çağımızın slogan sorusu: Evlenince sevgi biter mi? 

    Bu sorunun yanıtını bulmak için onlarca kitap yazılmış,yazılmakta, görsel yayın ve uzmanlarla söyleşiler halen yapılmaya devam etmektedir. Sevgiyi, saygıyı, ilgiyi canlı tutmak biraz çaba gerektiren ancak imkansız olmayan bir şeydir.

    Evlendikten sonra bazı çiftler, bir an gelir daha önce yaptıkları davranışları yapmamaya başlarlar. Aynı insanla uzun süre yaşamak  genelde, sıkıcı ve boğucu bir hava yaratabilir. Bazen aynı evin içinde sorun yok gibi gözükse de kişiler giderek duygusal anlamda birbirlerinden uzaklaşırlar.  Evliliği güçlü kılan, ruhsal, fiziksel, cinsel, kültürel uyumdur. Eşin kişisel özelliklerini olduğu gibi kabullenebilme ve saygı gösterebilme yeteneği, idealler, değerler, inaçlar ve amaçlar konusunda anlayış evliliğin temel unsurlarıdır.

    Evliliğin ilk yılları birbirini tanıma anlamında büyük önem taşır ve çatışmaların en yoğun olduğu dönemdir. Evlilik ve çift terapisinin amacı, güçlü ve her zaman canlı bir evlilik isteyen çiftlere kendilerine özel , uygun danışma programıyla destek olmaktır. 

    BEBEĞE HAZIRLIK

    Yaşamın bize sunduğu en keyifli durumlardan biri çocuk sahibi olmaktır. Ancak dünyada hiçbir canlının yavrusu, yeni doğan bir bebek kadar bakım ve korunmaya muhtaç değildir. Bu sürecin uzunluğu, yalnızlık duyguları, mesleki sorunlar, parasal sıkıntılar, aile içi geçimsizlikler, kendi aileleriyle yaşamış oldukları sorunlar doğacak çocuğa yansıyabilir. Çoğu ebeveyn , hamilelikle filizlenerek varolan bu karmaşık duyguların farkında olmayabilir. Görünürdeki tüm bu nedenlerden bağımsız olarak, anne-baba kişilik örüntülerinden  dolayı bir çocuğun doğumuna henüz kendilerini hazır hissetmeyebilirler . 

    Birçok hamile kadının yaşadığı, bedensel ve psikolojik değişiklikler, aynı zamanda yoğun bir kaygının oluşumuna da neden olur. Kişiden kişiye farklılık gösteren bu dönemdeki psikolojik durum, bazı kadınlar için; mutluluk, olgunluk,  bazı kadınlar için; endişe, kaygılı bekleyiş, olarak yaşanabilir.

    – Bebeğin sağlığının nasıl olacağı ile ilgili kaygılar

    – Doğum korkusu         

    – Annenin hamilelikte ve sonrasında vücudunun bozulacağından korkması

    – İyi bir anne olma kaygısı- Eş ve diğer aile bireylerinden doğum öncesi ve sonrası  yeterli destek  görememe korkusu

    – Kadının eşi ile ilgili, anlaşamama veya eşinin nasıl bir baba olacağı konusunda kaygıları

    Hamilelikte en çok karşılaşılan sorunlardandır.  Bu kaygıların günlük yaşamı etkiler düzeye gelmesi durumunda bir uzmandan yardım alınması yarar sağlayacaktır.

    AİLE OLMAK

    Yaşamımızı sürdürürken rollerimiz de bize eşlik eder. Eş, yönetici, çalışan, anne – baba gibi. Çocuğun benlik kavramı, kendisi için önem taşıyan büyüklerin ona gösterdiği tutumların bir yansımasıdır. Dolayısıyla anne baba, çocuğun gelişimine rehber olabilmek için gerekli olan tüm denetimi elinde tutmalıdır. Ana- baba ve çocuk arasındaki sorunların başlangıç noktası her zaman ana-babadır. Bazı aileler çocuğun gereksinimi olan sınırları gereğinden fazla gevşek bırakırlar, bazıları ise gereğinden fazla sıkı. Her ailenin kendine özgü yapısı ve biricikliği nedeniyle bunun tam olarak nasıl olması gerektiği o ailenin yapısına göre belirlenebilir.

    Kendilerine ve çevrelerine uyum yapmış ana babaların çocukları kendilerine sağlanan destek ve önderlik sayesinde giderek benliklerini geliştirir, bütünleşir ve özerk varlıklar olarak yetişkin yaşama ulaşırlar.

    Anne-babalar çocuk yetiştirmek gibi çok önemli bir iş yaparken zaman zaman  kararsızlığa kapılabilir, çözüm yolu bulamayabilir, bir soruna karşı nasıl tepki vereceğini bilemeyebilir. Sorunların daha fazla kalıcı hale gelmesini önlemek amacıyla uzman desteği almak yerinde olacaktır.

    SAĞLIKLI  BOŞANMA SÜRECİ

    Hangi nedenle olursa olsun boşanma, eşler  ve varsa çocuk için sorun olmaktadır. Karşılıklı anlaşma ile olamayan boşanmalarda, boşanmayı istemeyen taraf bir boşluk hissetmekte, çoğu zaman derin depresyon durumları ortaya çıkmaktadır.

    Boşanmanın nedenleri çok çeşitlidir: eşlerin kıskançlığı, akrabalarla ilişkiler, geçim sıkıntısı, çocuk bakımı ve yetiştirilmesi, cinsel sorunlar, şiddet uygulanması, eşlerin evlilik dışı ilişkileri, madde bağımlılıkları, ruhsal ve bedensel rahatsızlıklar, göç, ilgisizlik gibi nedenleri sayabiliriz. Hatta boşanmaların bazıları diğer eşe ceza vermek anlamını bile taşıyabilmektedir.

    Boşanma sürecindeki kararsızlıklar, çevrenin boşanmaya vereceği tepki, çocukların etkilenme düzeyleri, kaygılar, boşandıktan sonraki yalnızlık endişesi, süregelen yaşam biçiminden çok farklı bir boyuta geçmek bireyleri karmaşık duygularla karşı karşıya bırakmaktadır. Aslında çiftlerin boşanmaya ne kadar hazır oldukları da üzerinde durulması gereken ayrı bir konudur.

    Boşanma sürecinde yalnızca öncesi değil, boşanma sonrası da olumsuz duyguları onarma ve yaşadıklarıyla baş etme açısından önem taşımaktadır. Danışmanlık hizmeti, bu süreci anne –baba ve çocuk açısından en az zararla atlatmada destek sağlamaktadır.

    Bu nedenle bireyler  sağlıklı bir boşanma sürecini nasıl gerçekleştirebilecekleri, boşanma öncesi ve sonrasında etkili ve verimli ebeveynlik rollerini nasıl sürdürebilecekleri  konusunda  psikolojik destek almalıdır.  

    Terapistin bilgi ve deneyimiyle oluşturduğu güvenli ve açık ortamda çiftlerin birbirini duyması, anlaması sağlanır.Anlaşmazlıkların nasıl oluştuğu, eşler tarafından nasıl sürdürüldüğü döngüsü fark ettirilerek sorunun çözümüne yönelik uygulamalar yapılır.  Burada en önemli noktalardan biri çiftlerin istek ve işbirliğidir.

  • Boşanma ve çocuğunuz

    Boşanma

    Boşanmalar çeşitli ekonomik ve sosyal nedenlerden dünyada ve Türkiye’de giderek daha artan sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Boşanma sonrasında genellikle en çok etkilenenler en hassas ve savunmasız olan çocuklardır.

    Çocukların etkilenmemesi için mutsuz evliliklerin sürdürülmesi doğru mu?

    Boşanma kararını almak anne ve baba açısından yaşanılan suçluluk hissi, maddi konular ve sosyal nedenler gibi çeşitli nedenlerden dolayı oldukça zor bir adımdır. Birçok mutsuz çift mevcut zorluklar ve çocukların mutsuz olmaması için boşanma kararını erteler. Boşanmanın ertelenmesi anne ve baba arasındaki sorunları gidermediğinden ‘sadece çocuklar için’ yürüyen evliliklerde kavgalar ve sorunlar devam eder. Yapılan çalışmalar ve klinik gözlemlerle sadece çocukların iyiliği için yürüyen evliliklerin çok az işe yaradığını göstermektedir.

    Çocukların boşanma sürecince daha az etkilenmesi için yapılabilecekler var mı?

    Boşanma kararının alınması, bu kararın açıklaması ve boşanma sonrası dönemde çocukların iyiliği için atılabilecek birçok adım var aslında ama boşanma çocuk için zor bir dönemdir bu dönemde mutlaka çocuk az ya da çok etkilenir. Doğru ve sağlıklı adımlar atılıp gereğinde aile içindeki herkes için uzman yardımı alınırsa uzun dönemli sonuçlar çok daha iyi olacaktır.

    Doğru adımlar neler olabilir?

    Aile içerisinde gerginlik ve mutsuzluk yaşanıyor ise çocuk bir şeylerin ters gittiğini çoğunlukla hissedecektir. Eğer anne ve baba çift olarak boşanma kararını kesin olarak vermiş ise mutlaka çocuğa bu kararlarını doğru bir şekilde açıklamalıdır?

    Boşanma kararı çocuğa nerede anlatılmalıdır?

    Bazen boşanma kararı almış hatta ayrı yaşamaya başlamış aileler bu kararlarını kendileri söyleyemediklerinden bir uzmanın söylemesi için başvuruda bulunmaktadır. En doğru olanı çocuğun alıştığı ve kendini güvende hissettikleri ev ortamında, her iki ebeveyn tarafından birlikte açıklanmasıdır. Bu şekilde çocuk boşanma kararının hissettiklerini daha rahat ifade eder ve aklına gelensorular sorabilir ayrıca anne ve babanın farklı hikâyeleri anlatma olasılığı azalır. Eğer birden çok çocuk var ise tüm ailenin birlikte olması güveni ve desteği artırdığından topluca konuşulmalıdır.

    Söylenmesi için doğru zaman var mıdır?

    Anne ve baba boşanma kararlarını kesinleştirdiğinde açıklama yapılmalıdır. Anne ya da babanın evden ayrılmasından bir iki hafta önce kararı açıklamak çocuğun bu duruma hazırlanmasına imkân verir. Bu süre içerisinde hissettiklerini rahatça ifade etmesine, sorular sormasına ve ilk tepkilerini göstermesine izin verilmeli ona destek olunmalıdır. Çocuklara kararın açıklanması gecikir ve bu karardan kaçılır ise çocuğun duyduğunda yaşayacağı şok artar.

    Nasıl söylenmelidir?

    Çocukların yaşına uygun, kısa, net ve gerekirse benzetmeler kullanılarak onun anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır. Çocukların belirsizliklerden korunması için boşanmadan sonra kiminle yaşayacağı, diğer ebeveyn ile ne sıklıkla görüşeceği gibi boşanma sonraki dönemdeki planlar anlatılmalıdır. Ayrı yaşayarak anne ve baba olarak daha mutlu olacaklarını düşündüklerini, bu kararın çocuk nedeniyle alınmadığı açık açık ifade edilmelidir. Eşlerin ayrıldığını ama anne ve baba olarak çocuklardan ayrılmanın söz konusu olmadığı ve onu çok sevdikleri, sevecekleri vurgulanmalıdır.

    Başka dikkat edilecek noktalar nelerdir?

    Çocukların boşanmanın dışında birden çok değişikliği birden yaşamamaları için kreş, okul, yaşanılan yer gibi değişiklikleri kademe kademe yaşamaları için gayret edilmelidir. Çocukların birlikte yaşayacakları ebeveyn ile eski yaşam alanları olan çevrede kalmalarında yarar vardır.

    Boşanma sonrası evden uzakta olan eş mutlaka sürekli ve düzenli bir şekilde çocuğunu görmeli ve onun bakım, sorumluğunu paylaşmaya devam etmelidir. Eşler çocuğun hala anne ve babası olarak kaldıklarını zaman ayırarak ve sorumlukları paylaşarak göstermelidir. Bu ilgiyi ve sorumluluğu paylaşır iken iletişim kurarak mutlaka ortak hareket etmelidirler.

    Boşanma sonrasında çiftler arasında sorun olan maddi konular ve anlaşmalıklar mümkün olduğunda hissettirilmemeli ve konuşulmamalıdır.

    Boşanma sonrası çocuğun çevresinde bulunan anne ve baba dışındaki bireyler çok dikkat etmeli ve uzakta olan ebeveyn konusunda olumsuz şeyler konuşulmamalıdır. Bu konuşulan olumsuzluklar çocuklarda suçluluk hissi, öfke ve arada kalmışlık hissini körükler.

    Ayrıca boşanmış bir ailenin çocuğu olmak ektra taviz verileceği anlamına da gelmez. Çocuğun üzülememesi için fazladan ve gereksiz ödüllendirmeler yapmak ve şımartmak bu süreçte yaşanılan zorluğu azaltmaz aksine ek sorunlar getirir.

    Boşanma sonrası çocukta ne gibi şeyler yaşanabilir?

    Her çocuğun yaşına, geçmiş deneyimlerine, kişiliğine ve sorunlarla baş etme yeteneklerine bağlı olarak yaşacakları ve verecekleri tepkiler değişir. Çocuk genellikle haberi ilk aldığında şaşırır, bunun ne anlama geldiğini çözmeye çalışır, öfkenir, kendisini ve çevresini suçlamaya davranışları gösterir. Özellikle okul öncesi çocuklar boşanmanın nedenini kendileri olarak düşünme eğilimindedir. Ergenlik döneminde ise sıklıkla yoğun öfke, kural dışı davranışlar ve isyan görülür. Yaş ne olursa olsun mutlaka boşanma çocukta bir iz bırakır ve bu sürecin sağlıklı yönetilmesi kişinin gelecekte mutlu bir yaşam yaşaması için kritiktir.

    Yeniden bir evlilik kararı verildiğinde nelere dikkat etmek gerekir?

    Boşanmış çiftler yeninden evlilik kararı aldıklarında bu durumu çocuklara önceden net bir şekilde anlatmalı ve hazırlanmaları için süre vermelidirler. Boşanma sonrası yeniden evliliği alışma süreci çocukların mizaçlarına, yaşlarına ve biyolojik ebeveyne karşı hissetikleri gibi çokça faktörden etkilenir ve standart bir uygun zaman yoktur. Bu nedenle çocukların yeni yuvalarına alışıncaya kadar yeni partnere anne ya da baba demeleri konusunda baskı yapılmamalıdır. Yeni evlilikler sırasında çocuklarına kıyaslamalar ve karşılaştırmalar yapılmamalıdır. Her ilişki bir öncekinin gölgesinden uzak ve ayrı yaşanmalıdır.

    Saygılarımla

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvurulabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Boşanma ve Çocuk

    Boşanma ve Çocuk

    “ İki ayrı insan” tarafından oluşturulan aile, bunun doğal sonucu olarak, çatışma ve uyumsuzluk potansiyelini de taşır. Bazen aile sorunları çözme mekanizması olarak çalışırken, bazen sorun üreten bir mekanizma haline gelebilir. Bunun sonucunda aile boşanma kararı alarak evlilik birliğini sonlandırmaktadır.

    • Geçimsizlik
    • Alkol- Uyuşturucu- Kumar bağımlılığı
    • Aldatılma
    • Aile dışı kişiler ile olan sorunlar

    Günümüzde her 5 çiftin 1 tanesi boşanmaktadır. Boşanma oranı %20. Çocukların iyiliği için bir arada kalmak çok nadir işe yaramaktadır. Bazen bir arada kalmak çocuklara anlaşamayan eşlerin birlikteliğinden daha fazla zarar vermektedir. Özellikle

    • Kasıtsız sessiz kalmalar
    • Sürekli bağırış çağırış
    • Fiziksel şiddet
    • Psikolojik şiddet
    • Cinsel şiddet gibi travmatik olaylara maruz kalmış çocuklar, boşanmış ailelerin çocuklarından daha uyumsuz ve sağlıksız tepkiler ortaya koyabilir.

    Bu nedenle ………… tek yolu evliliği sona erdirmektir. Bu karar alındıktan sonra da anne-babaya düşen çocuğun uyumunu kolaylaştıracak uygulamalarda bulunmaktır.

    Boşanmanın çocuk üzerinde yaratacağı etki çocuğun yaşına, boşanmadan önceki ve boşanmadan sonraki şartlara ve çocuğun kimde kaldığına bağlıdır. Yaşa göre etkilenme ve bu etkilenmenin yaratacağı sorunlar ve bu sorunların ileriki yaşama etkileri farklılık gösterir.

    Örneğin 0-6 aylık bir dönemde boşanma gerçekleşirse çocuğun etkilenmesi anneyle kalıp kalmadığına göre farklılık gösterir. Çocuğun 6 aylıktan sonra anneden ayrılması çok ciddi ve etkileri ömür boyu sürecek sorunlara neden olur.

    3-6 yaşta aynı şekilde çocuğun anne/babasından ayrılması çok ciddi ruhsal duygusal ve sosyal sorunlara yol açar.

    Boşanma sürecinde çocuğun ruhsal dünyası

    1-3 yaşındaki çocukta; anne babadan birinin evden ayrıldığını anlar ancak sebebini kavrayamaz

    • Eskisine göre daha sık ve çok ağlama
    • yapışma/ ayrışamama
    • uyku sorunları
    • altına kaçırma, parmak emme
    • Ebeveynden ayrıldığında endişe ve kaygı
    • öfke patlamaları
    • ısırma
    • rahatsız edici davranma
    • boşanma öncesi dönemdeki gibi, günlük yaşam rutinini bozmadan olduğu gibi korumak
    • endişeli görünmekten kaçınmak
    • güvenli bir ortam yaratmak
    • çocukla birebir zaman geçirmek

    3-6 yaş arası; boşanmanın anlamını tam olarak anlayamaz ama anne/ babasının hayatında eskisi gibi yer olmadığını fark eder.

    • yaşananlardan dolayı kendini suçlama
    • yoğun öfke duygusu
    • birlikte yaşadığı ebeveynine karşı hırçın, öfkeli ve huysuz
    • uyku sorunları
    • korkulu rüyalar
    • ayrı kaldığı ebeveynini istediği zaman ziyaret edebileceğine dair güven hissi vermek ve bunu düzenli olarak gerçekleştirmek.
    • ayrı kaldığı ebeveyni ile telefonda görüştürmek
    • çocukla anne baba olarak farklı zamanlarda farklı etkinliklerde bulunmak
    • birlikte geçirilen zamanları fırsata çevirip => çocuğu konuşmaya ve iletişim kurmaya cesaretlendirmek
    • duygularını ifade edebileceği faaliyetler yapmak
    • boşanmadan onun sorumlu olmadığını; bakımının sürekli ve düzenli olarak yerine getirileceğini; onu hiçbir zaman yalnız bırakmayacağını anlatmak

    6-11 yaş (okul dönemi); boşanma olgusunun ne olduğunu anlamaya başlar. Anne babasının artık birlikte yaşamayacağını ve birbirlerini eskisi gibi sevmeyeceklerini anlar.

    • kendisini aldatılmış hisseder
    • evden gidenin geri döneceğini ümit eder
    • evden gidenin artık kendisini istemeyeceğini düşünür
    • arkadaşlarını görmezden gelebilir
    • kimsenin onu okuldan almaya gelmeyeceğini düşünerek kaygılanır
    • uyku düzeni bozulur
    • uyuma güçlüğü çeker
    • öfke patlamaları görülebilir. Hırçınlaşabilir
    • birlikte özel zaman planlamak
    • ev dışında anne babayla ayrı ayrı programlar gerçekleştirmek
    • çocukla yüz yüze iletişim için fırsatlar yaratmak
    • ev dışında aktif olabileceği olanaklar sağlamak
    • olan bitenle ilgili tüm sorularını cevaplandırmak, iletişim kanallarını açık tutmak
    • depresyon ve korku tepkilerine duyarlı olup, bunlar görüldüğünde hemen ve uzun süreli yardım almak
    • günlük yaşam alışkanlıklarını aynen devam ettirmek
    • duygusal boşalımı için cesaretlendirmek

    Boşanmayı takiben kısa vadede çocukta ne gibi etkiler görülür?

    Boşanma çocukta bir dağılmayı, sosyal değişimi, düzenin alt üst olmasını temsil eder. Dolayısıyla ruhsal ve sosyal çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle ilk iki yıl kritik bir dönemdir. Bu kritik dönemde ilk 6-12 ay da çocuklarda sorunsuz bir süreç yaşanır, ikinci 12-24 ay da bu olumsuz etkiler azdır ve çocuk boşanmaya uyum sağlayabilir. Olumsuzluklar: depresif duygulanım ve içe kapanma. Uyum geliştiremeyen çocuklarda ise 2 yılı takiben en çok sinirlilik, sorunlarla başa çıkamama ve dürtüsellik görülebilir.

    Uzun süreli etkiler

    • yetişkin olduklarında daha çok sorun yaşayabilirler
    • kendi evliliklerinde boşanma daha yüksek görülür
    • bağlanma sorunları görülebilir
    • yaşam kalitesinde bozulma
    • ebeveyn- çocuk ilişkilerinde bozulma
    • duygusal desteğin yetersizliği

    Boşanma sürecinde çocukta

    1. suçluluk duyguları; boşanmadan kendisini sorumlu tutma. Bunda çocuğa ebeveynin yeterince açıklama yapmamış olması etkendir. Anne- baba çocukla ilgili kavgalar etmesi, çocuğun kimde kalacağı anlaşmazlık konusu ise, yaşının küçük olması, düşünce biçiminin somut olması ile kendini suçlayabilir. Bu durum çocukta ciddi uyumsuzluklar görülebilir.
    2. Korku
    3. Üzüntü
    4. Gerileme
    5. Okul başarısında düşme
    6. Ebeveyni barıştırma arzusu
    7. Yalnızlık
    8. Reddetme- reddedilme duygusu
    9. Uyku sorunları görülebilir
    10. Somut düşüncede oldukları için şöyle düşünebilirler. Ayrıldığı ebeveyni ziyarete gelmesi gereken günde gelmemişse başka işleri olabileceğini düşünmek yerine; artık sevilmediğini, bu nedenle anne/babasının gelmediğini düşünebilir.
    11. Bağımlı ve yakın oldukları kişileri örnek aldıkları için onların hissettikleri veya düşündüklerini kendi hisleri ve kendi düşünceleri gibi anlatırlar. Bir ebeveyn diğeri hakkında söylediklerini kendi düşüncesi gibi söyleyebilir. Bir ebeveynin diğerine olan duyguları, kızgınlık öfke gibi kendisinin hissi gibi gösterebilir.
    12. çiftlerin birbirlerine olan olumsuz duyguları kızgınlık, kırgınlık, kin, öfke gibi çocuğa aktarıldığında çocuğun kafasında karışık duyguların doğmasına, davranış sorunlarının gelişmesine, kalıcı bağlılıklar geliştirmesine neden olur.
    13. Anne- baba arasındaki çatışmalar: Özellikle boşanma kararı almadan önce artan çatışmalar sıktır. Gerek bu çatışmalardan gerekse çocukların velayeti, ziyaret günleri, ebeveyn sorumlulukları, yeni düzenin oluşturulması, maddi meseleler vs. gibi çatışmalar boşanmanın çocuk üzerindeki en trajik kanıtıdır. Çocukta sosyal uyum sorunlarının ve güvensiz hissetmesinin temellerini oluşturur.

    Boşanma sürecinde çocuk hangi aşamalardan geçer?

    Şok ve Kaos: Çocuk bir anda hiç ummadığı bir haberle karşılaşır. Birçok yoğun duyguyu iç içe yaşar ve kafasını karışır. “Eyvah, annemle babam boşanıyor !”, “Şimdi ne olacak ?”

    İsyan ve Sorgulama: Çocuk, üzüntü ve kızgınlığı bir arada hisseder. “Neden benim başıma böyle bir şey geliyor” diye düşünür.

    Kaygı ve Korku: Belirsizlik çocuğun kafasında birçok soru işareti yaratır; “Ben ne olacağım ?” , “Okulum değişecek mi?”, “Arkadaşlarımı görebilecek miyim?”, Buna paralel olarak da çocuğun kaybetme ve ayrılık korkuları tetiklenir; “Annem evden ayrılıyormuş, ya onu bir daha göremezsem?”, “Babam evden gidecekmiş, ya bir gün annem de giderse?”, “Ya yalnız kalırsam?”…

    Baş etme ve Uyum: Belirsizlikler ortadan kalktıkça, düzenli ve rutin bir yapı oluştukça çocuğun kaygı ve korkuları dinmeye başlar. Sorularını cevaplamak, ihtiyacı olan duygusal ve sosyal desteği sağlamak uyumunu kolaylaştırır. Ve bir süre sonra çocuk durumu anlamlandırır ve kabullenir; yeni koşullara uyum sağlar. Tabii ki bu uyum ebeveynlerin çabasını gerektirir.

    Boşanma kararını çocuklara kim açıklamalıdır?

    Eğer mümkünse ebeveynler birlikte açıklamalıdır. Bu şekilde çocuk durumu daha rahat kabullenecektir ve çocuğun iki ebeveynden de farklı hikayeler duyma olasılığı azalacaktır. Birden fazla çocuk varsa, tüm çocuklara aynı anda açıklama yapılmalıdır. Kardeşlerin varlığı şoku ve üzüntüyü hafifletebilir, güven, destek ve ailenin devamlılığı hissini verir.

    Boşanma kararı ne zaman söylenmeli?

    Boşanma kararı kesinleştiği anda söylenmeli, henüz karar alınmadan boşanmayla ilgili tehditler, ültimatomlar sürekli çocuğa aktarılmamalı ve kafa karışıklığı yaratılmamalıdır. Çocuğun uyum sağlamasına vakit vermek için çok da geç olmadan bu açıklama yapılmalıdır. Açıklamanın ardından çocuğun ağlamasına, üzülmesine, sorular sorup rahatlamasına izin verilmelidir.

    Boşanma kararı aktarılırken içerik ve üslup nasıl olmalıdır?

    Kısa ve öz, samimi ve dürüst, çocuğun yaşına uygun, örnek, benzetme veya resimlerden yararlanılabilir… Konuşma sırasında yakınlık ve temas da önemlidir. Bu kararın ortaklaşa verildiği vurgulanmalı ve bu karara varmadan önce de alternatif tüm yolların denendiği çocuğun anlayacağı dilde ifade edilmelidir…

    Ebeveynlik rolleri ev eş rollerinin birbirinden bağımsız olduğu belirtilmeli; boşanma kararının hayata geçirilmesi ile birlikte eşlerin birbiriyle ilişkilerinin sonlanacağı ancak ebeveyn olarak daima çocukların yanında olacakları tekrar tekrar vurgulanmalıdır…

    Boşanma ile birlikte, çocukların hayatında nelerin değişeceği nelerin aynı kalacağı açıklanmalı; çocuğun kiminle kalacağı, diğer ebeveynle ne zaman, ne sıklıkla ve hangi koşullarda görüşeceği net bir biçimde açıklanmalı; belirsizlikler olabildiğince azaltılarak netlik sağlanmaya çalışılmalıdır…

    Çocuğun boşanmaya uyum sağlaması sürecinde ebeveynlerin neler yapması gerekir?

    Çocukların boşanmaya uyum sağlamasında en önemli etmenlerden birisi, ebeveynlerin boşanma stresiyle başa çıkabilmesi ve çocuğunun bakımını aksatmamasıdır. Ancak, boşanma sonrasında çocuğun bakımı için eski eşinden çok az destek alabilen ya da hiç destek alamayan ebeveynlerin (genellikle anneler) hayatlarını dengede tutmakta zorlandığı ve bu nedenle çocukların uyum problemleri yaşayabildiği görülmektedir
    Çocukların boşanma süreci hakkında açıklamalara ve desteğe çok fazla ihtiyaçları vardır. Boşanma öncesinde ve sonrasında çocuğun soruları asla yanıtsız bırakılmamalıdır ve dürüst bir şekilde cevaplandırılmalıdır.

    • Onları boşanmanın sorumluları olmadıklarına ikna edin.
    • Onları sevdiğinizi ve onlarla her zaman ilgileneceğinizi söyleyin.
    • Diğer ebeveyni okul ve diğer aktivitelere dahil edin.
    • Onların diğer ebeveynleriyle sevgi dolu ve tatminkar bir ilişki içinde olmalarına izin verin.
    • Onların ebeveynler arasında taraf tutmak zorunda kalacakları durumlar yaratmayın.
    • Diğer ebeveyn hakkında bilgi almak için onları sıkıştırmayın.
    • Çocuk yetiştirme masrafları konusundaki tartışmalarınızı onların önünde yapmayın.
    • Diğer ebeveyn hakkında kötü konuşmaktan ve onu diğer ebeveyni incitmek için piyon olarak kullanmaktan kaçının.
    • Tekrar evlenme ya da ilişki kurma sürecinde çocukla iletişim nasıl olmalıdır?
    • İlişkiniz uzunca ve düzenli olana dek yeni partnerinizi çocuğunuzla tanıştırmayın. Sık sık partner değişimine şahit olması çocuğun güvenini sarsabilir, ayrılma ve terk edilme korkularını tetikleyebilir. İlişkiniz sağlamlaşıp çocuğunuzla tanıştırmaya hazır hissettiğiniz zaman, bu konuda çocuğunuzla konuşun ve onu bu tanışmaya hazırlayın.
    • Evlenme kararını açıklarken çocuğa karşı dürüst, açık ve net olun, yaşını gözeterek açıklamalar yapın ancak evlenmek için izin istemeyin.
    • Evlilik hazırlıklarınıza çocukları da dahil edin ve mutlaka evlilik töreninizde bulunmalarını sağlayın.

    Ne zaman yardım almalısınız?

    • Kronolojik yaşından daha küçük gibi davrandığında
    • Uyumsuz ve huysuz olduğunda
    • Üzüntü ve depresyon yaşadığında
    • Suçluluk duyduğunda
    • Uyku ve yeme sorunları olduğunda
    • Kişilik değişimi yaşadığında
    • Okulla ve arkadaşlarıyla problemleri olduğunda
    • Mantık dışı korkular ve dürtüsel davranışlar gösterdiğinde yardım alınmalıdır. Bunun dışında daha farklı sorunlar da karşımıza çıkabilir. Bu gibi durumlarda çocuğun ruhsal sıkıntılarını geleceğe de aktarmaması ve bütünlüğünün korunması açısından uzmanlardan destek almanız önem taşımaktadır.
  • Boşanma ve Bağlanma

    Boşanma ve Bağlanma

    Boşanma süreci, ailedeki bireyleri hem boşanma aşamasında hem de ileriki dönemde etkileyecek bir durumdur. Günümüzde boşanma sonrasında özellikle kadınların maddi yetersizliklerden dolayı zor durumda kaldığı ayrıca ruhsal olarakta olumsuz olarak etkileceği düşünülmektedir. Yaşanan zorluklarla baş etmede önemli bir etkisi olan problem çözme becerisidir. Problem çözme konusunda yetersiz olan bireylerin ruhsal uyumsuzluk yaşadıkları görülmektedir ( Ergin, 2013; 37).

        Boşanmış kadınlarla yapılan çalışmada anne ve babasıyla güvensiz bağlanma yaşayan kadınların problem çözme ve boşanma sonrasındaki süreci daha zor atlatacağı düşünülmektedir. Literatüre bakıldığında kadınlarda psikolojik kontrol ve yalnızlık hissinin akrana duyulan güvenle ilişkili olduğu belirtilmiştir. Bu ilişkinin sadece kızlar için ifade edilmesi, daha ilişkisel bakmaları ve yakın ilişkiler kurmaya daha fazla eğilimli oldukları söylenebilir ( Buhrmester ve Furman, 1987; Rotenberg ve ark., 2002). Boşanmış kadınlarla yapılan çalışmada problem çözme becerisi konusunda dezavantajlı olacakları beklenmektedir. Literatüre bakıldığında benzer sonuçlar karşımıza çıkmaktadır. Boşanmış kadınların ruhsal sağlıkları ve problem çözme becerisi bakımından diğer kadınlardan daha dezavantajlı olduğu belirtilmektedir ( Polat,2012: 12).

    Bağlanma stilleri ile yapılan bir çalışmada; güvenli bağlananların daha az kaygı yaşadıkları, olumsuz duygulara daha kolay ulaşabildikleri ve hatırladıkları belirtilmiştir. Kaygılı-kararsız bağlanma stilinde olanların ise daha fazla kaygı ve duygulanım yaşadıkları, olumsuz duygulanımı bastıramadıkları ve kötü anılarının duygusal yükünü yaşadıkları belirtmiştir ( Sığırcı  2010) . Literatüre bakıldığında da bu çalışmalar desteklenmektedir. Kaygılı-kaçınan bağlanan bireylerin daha savunmacı ve kaygılı olduğu bildirilmiştir ( Mikulincer ve Orbach, 1995 akt. Sığırcı 2010 ). Bağlanma stillerinin kişiler arası mesafeye etkilerinin araştırıldı çalışmalarda; korkulu ve kaçınan bağlanma yaşayan bireylerin fiziksel yakınlıktan kaçındıkları ayrıca görüş alanına giren erkeklere tepkili oldukları, görüşme esnasında katılımcıların daha uzak yerlere oturmayı seçtikleri belirtilmiştir (Kaitz, Bar Haim ve Lehrer, 2004 akt. Sığırcı 2010). Yetişkin bağlanma biçimlerinin benlik saygısını etkilediği, güvenli bağlanma biçimine sahip olanların genel benlik saygılarının yüksek olduğu ve sosyal becerilerde diğer bağlanma stillerine göre daha başarılı oldukları bildirilmiştir ( Bylsma ve ark., 1997 akt. Sığırcı 2010)

    Evlilik konusunda bağlanma kuramı temelli çalışmalarda, geçmiş yaşantı ve ilişkiler ile evlilik ilişkisi ve doyumu üzerinde durulmaktadır. Bağlanma stilleri yakın ilişkilerinde bireyin gösterdiği davranışlarını, ilişkinin kalitesini, ilişkiden aldıkları doyumu etkilemektedir (Gonzaga,Keltner Londahl ve Smith,2001 akt. Sığırcı 2010) Güvenli bir yakınlık kurma biçimi daha yüksek evlilik doyumu ile ilişkilidir ( Furman ve Flanagan,1997 akt. Sığırcı 2010). Boşanmış çiftlerde yapılan bir çalışmada en fazla boşanma oranının her iki çiftinde güvensiz bağlandığı durumlarda olduğunu belirtmiştir ( Ertan,2002).

  • Boşanmanın Çocuklar Üzerine Etkisi

    Boşanmanın Çocuklar Üzerine Etkisi

    Boşanmayı bir nevi aile çözülmesi olarak tanımlayabiliriz ve günümüzde sıklığının arttığını gösteren birçok araştırma vardır. Boşanmanın artmasında kuşkusuz birçok neden vardır. Bu hafta sizlerle boşanmanın  nedenlerinden daha çok çocuklar üzerine olan etkisini paylaşmak istiyorum. Çünkü boşanma karı-kocanın her türlü ilişkisinin sona erdiği anlamına gelmez. Özellikle de çocuklar varsa. Çünkü eşler ayrılmış olsalar dahi yaşamları boyunca çocuklarının ebeveynleri olma durumunu sürdürmek zorundadırlar. Ancak bu durumu sürdürürken boşanmış ebeveynlerin bazı tutumları çocukları olumsuz etkilemekte ve yaşamları boyunca da etkilemeye devam etmektedir.

    Bir çocuğun hayattaki en önemli ihtiyacı tam ve işlevsel ailedir. Tam aileyi anne, baba ve çocuklardan oluşan, üyeleri arasında karşılıklı sevgi, saygı, dayanışma ve birbirlerine ait olma duygusu bulunan topluluk olarak tanımlayabiliriz. İşlevselselliği de aile olmanın  görev ve sorumluluklarını yerinde ve zamanında karşılayabilen aile üyeleri olarak ifade edebiliriz. Buradan anlaşılacağı gibi ailenin sadece tam olması sağlıklı psikososyal gelişim için yeterli değildir. Aynı zamanda işlevsel de olması gereklidir. Çünkü yine yapılan araştırmalar işlevsel ilişkiden yoksun, aile üyeleri arasında karşılıklı saygı, sevgi ve dayanışmanın olmadığı ancak hala fiziksel olarak devam eden evliliklerde ve bu şekildeki bir aile ortamında büyüyen çocukların; anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmalı olarak boşanmış ancak ebevenlikle ilgili işlevsel ilişkilerini ayrı da olsa sağlıklı bir şekilde devam ettiren anne-baba ile yetişen çocuklara göre daha olumsuz etkilendiklerini göstermektedir. Boşanmış ailelerde, çocuk temel ihtiyacı olan tam aileden yoksun kalmış olur. Boşanmanın çocukları nitelik veya nicelik yönünden etkilemesi birçok etmene bağlıdır. Kişilik özellikleri, yaş, cinsiyet, boşanmaya neden olan ailesel sorunun niteliği ve çocukların bu sorunu algılayış şekli, boşanma öncesi içinde bulunduğu ve boşanma sonrası içinde bulunacağı ortam gibi. Boşanmadan hiç zarar görmeden çıkan çocuklar da olabilir. Buna belki de saydığım bu etmenlerin uygun şekilde bir araya gelmesi neden olmuş olabilir. Hatta bazen boşanma, çocuk için rahatlatıcı bile olabilir. Özellikle, boşanma öncesindeki ortamda aile içi huzursuzluklar yoğun, tahammül edilemeyecek düzeydeyse ve boşandıktan sonra çocuk daha istikrarlı, güven verici ve sakin bir ortama kavuşmuşsa. Boşanmanın çocukları nasıl etkileyeceği yönünde genellemeler yapılamasa da, yaşın önemli olduğu söylenebilir. 1-2 yaşlarındaki süt çocuğunun boşanmadan fazla zarar görmediğini söyleyebiliriz. Bu dönemdeki çocuk daha çok annesine bağımlı olarak hayatını sürdürmektedir ve anne-baba arasındaki tartışmaları anlayıp, yorumlayamayacağı için tartışmalardan ve gerginliklerden daha uzaktır. Ancak okul öncesi dönemde bizzat anne-baba arasındaki sorunlara, tartışma ve gerginliklere bunların çözümlenemediğine ve yıkıcı tutumlara maruz kalmış aynı zamanda boşanmadan dolayı aşırı derecede olumsuz etkilenen anne-babayı da gözlemlemişse, bu çocuklarda, korku, inatçılık, beslenme güçlükleri, uyku bozuklukları, alt ıslatma, kekemelik, agresif davranışlar veya içe kapanıklık gibi durumlar ortaya çıkabilir. Çocukların boşanmadan en çok okul döneminde etkilendikleri söylenebilir. Çünkü bu dönemde çocuk  anne-baba arasındaki anlaşmazlığı anlamaya ve ikisi arasında taraf tutmaya başlamıştır. Aynı zamanda çocuğun anne-babasıyla olan güven ilişkisi de zedelenmiştir. Bu dönemdeki çocuklarda, okulda başarısızlık, dersi dinlememe, derste uyuma, okuldan kaçma, yalan söyleme, çalma, cinsel sapkın davranışlar görülmekle birlikte ergenlik dönemine geçişle bu durumu daha kabullenici bir tutumda göstermesi mümkündür. Ancak yine de uygun olmayan arkadaşlar edinme, sigara ve alkol kullanma, kendine zarar verme gibi davranışlar gösteren ergenler de vardır. Bu durumlarla baş etmek için neler yapabileceğimizi bir sonraki yazımda paylaşacağım.

  • Dostça Boşanmak

    Dostça Boşanmak

    Geçtiğimiz günlerde, köşe yazarı Onur Baştürk’ün, tanınmış bir simanın boşanmasına dair bir yazısına denk geldim. Bu çiftin, boşanma sonrasında, birlikte gülümsedikleri bir fotoğraf üzerine ve boşanma şeklinin ne kadar medeni olduğuna dair bir yazıydı. Ben de psikolog gözlüğümle bu fotoğrafa bakıp düşündüm. Beş çocuğu olan bir çift, gün geliyor yollarını ayırmaya karar veriyor. Kavgasız, gürültüsüz, gülümseyerek..Toplumumuzun alışkın olmadığı bir tablo..Sanki ayrılıklar her daim kavgalı, çekişmeli, bolca hakaretli olur gibi bir toplumsal algıdan söz edebiliriz. Oysa ki, her çiftin evlilik kararı alma motivasyonu ve enerjisi nasıl farklılık gösteriyorsa, ayrılma nedenleri ve biçimleri de yine farklılık gösterecektir ve evet gülümseyerek, hatta el ele tutuşarak boşanmak neden mümkün olmasın? Böyle ayrılabilen çiftler bunu nasıl başarabiliyor, bundan bir parça söz etmek istiyorum.

    Eski yıllarda, ayrılan bir kişiye “Neden ayrılıyorsunuz?” sorusu yöneltildiğinde, “Eşimle aramda iletişimsizlik var” ya da “Yürümek istediğimiz yollar farklılaştı” gibi yanıtlar alınsa, bu kişiye büyük bir ihtimalle garipseyen bakışlar atılırdı. Anne-babalarımızın zamanında bir evliliğin sona ermesi, ancak çok yoğun şiddet, alkol-madde kullanımı gibi nedenlerin varlığında belki makul sayılabilirdi. Belki diyorum, çünkü toplumumuzun genetiğine işlemiş bir “kutsal evlilik” imajı var, yani insanlar sanki boşanmamak üzere evlenirler ülkemizde. “Yuva”nın kutsallığına vurgu yapılır ve özellikle de çocuk sahibi olunmuşsa, mutlaka devam etmelidir evlilikler! Hele ki, kadınların üzerine yüklenmiş ne kadar da fazla sorumluluk vardır. “Yuvayı dişi kuş yapar” sözü yıllarca eğitimli kadınların üzerinde bile bir kambur gibi yer aldı. İlişkilerin yürümesinde sanki ana rol kadınınmış gibi bir algı hep mevcuttu.

    Kadın ve özellikle anne olmuş bir kadının çağrışımları ülkemizde sizce de şöyle değil midir? “Fedakar, kendisini çocuklarına adamış, kendi bireysel ihtiyaçlarını unutmuş, eşini idare edebilen, alttan alan, daha arka planda yer alan, derleyen, toparlayıcı vb.” Bu düzen ve kadına atfedilen, onun daha arka planda olmasını öngören sıfatlar artık İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayan eğitimli, çalışan kadınlar dünyasında kabul görmüyor, herkes kendi kimliğine daha çok sahip çıkıyor. Özgürlük, özgür hissetmek çok önem taşıyor. Eskiden kırklı yaşlar “bir köşeye çekilme “ yaşıyken, şimdi “Hayat kırkında başlar” düşüncesi kabul görüyor.

    Bu bağlamda baktığımızda da, artık evlilikler de hem kadın, hem de erkek için, idare edilmesi, yürütülmesi zaruri bir kurum olmaktan çıkıyor. Evlenen her çift şüphe yok ki, mutlu olmak için evlenir; hayalleri, planları, olumlu beklentileri vardır. Ancak, geçen zaman, iki kişiyi de farklı etkileyebiliyor. Hem kadın, hem erkek kendi içinde farklılaşabiliyor, hayattan beklentileri, yapmak istedikleri, düşünce yapıları, inançları değişebiliyor. Bu değişim olurken, kadın ve erkek, ortak kümeleri olan ilişkilerini sabit tutup, yenilemezlerse denklemin bozulduğunu, sorunların baş gösterdiğini görüyoruz. Oysa ki, ilişki hem duygusal hem de cinsel olarak heyecan, tutku öğelerini her dönem yenilemelidir. Farklılıklar, karşılıklı sürprizler, rutini kırmak..İlişkide tekdüzelik bir süredir devam ediyorsa, duyguların yoğun kalması çok zor bir olasılıktır.

    Bir evliliğin devam etmesi için iki tarafın da duygusal bağının, paylaşımlarının derinliğinin, yakınlığının, karşılıklı anlayışın temel belirleyiciler olduğunu düşünürüm hep. Eşler aynı anda, hem birbirlerine bağlı, hem de özgür hissettikleri oranda mutlu ve tatminli hissederler kanımca. Eğer karşılıklı bu alışveriş uzun bir süredir sekteye uğramışsa, iki taraf da sıklıkla kendisini üzgün, enerjisi alınmış, öfkeli, mutsuz hissediyorsa, öncelikle bir evlilik terapisi almak düşünülebilir. Onları bu noktaya taşıyan nedenleri bulmak ve ilişkilerini istedikleri, hayal ettikleri noktaya taşımak için beraber, el ele verip çalışabilirler. Bu çalışma sonrası, ilişkilerini eskisinden sağlam hale getirebilen çiftlerin olabildiğini çift terapisi uygulamalarıma dayanarak söyleyebilirim. Ancak, bütün bu çabaların sonucunda duygularını harekete geçiremeyen ve yollarının tamamen ayrıştığı noktasında hemfikir olan çiftler de görüyorum.

    En çatışmasız, kavgasız boşanmalar bile kadın ve erkek için zorlayıcıdır. Neticede, bir “kayıp” duygusu yaşanır ve yas sürecine benzer inişli çıkışlı duygular yaşanabilir. Ama, bu kaybın travmatik biçimde yaşanmaması adına, ilişkiyi onarmak için çaba gösterilip sonuç alınamadıysa, anlaşmak ve uzlaşmak çiftlerin psikolojik sağlığı açısından önemlidir.

    Birbirlerinden alacak, verecek bir şey olmadığına kanaat getirmek, iki tarafın bu gerçeği olgunlukla karşılaması, kabullenmeye çalışması, Onur Baştürk’ün yazısına konu olan çiftin fotoğrafında olduğu gibi, gülümseyerek, dostça ayrılmakla da sonuçlanabiliyor. Böyle ayrılabilen çiftlerin haberlerinin medyada yer bulmasını, topluma olumlu örnek teşkil etmesi açısından oldukça yararlı buluyorum.

  • Boşanmanın Çocuklarda Görülen Olası Etkileri

    Boşanmanın Çocuklarda Görülen Olası Etkileri

    Çocuklarda anne ve baba ayrılığına bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal belirtiler çok çeşitlidir. Huysuzluk, hırçınlık, tedirginlik ve saldırgan davranışlar en sık gözlenen belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtileri; çocuğun yaşına, boşanmadan öncesi örselenmesine ve boşanma sonrası dönemde, anne ve baba ilişkilerinin niteliğine gore değişir. Bu belirtilerin kalıcı olup olmaması da yine pek çok çeşitli etkenlere bağlıdır (Yörükoğlu,1998).

    Çocuklar yaşa, cinsiyete, eğitim durumu, kişiliğine göre boşanmaya farklı tepkiler vermektedir. Çocukların verdiği olumsuz tepkileri özetleyecek olursak:

    • Suçluluk: Özellikle küçük çocuklarda yaptığı yaramazlıktan dolayı bu his oluşmaktadır. Çocuk ebeveynlerinin boşanmasından kendini sorumlu hissedip, suçluluk hissetmektedir.

    • Korku: Eksilen sevgi ve güven bağı sonucu, çocuklarda yanında olduğu ebeveynin de gitmesine dair terk edilme korkusu yeşermektedir. Bununla birlikte çocukların ekonomik olarak yiyecek, kıyafet, okul masraflarına dair korkuları olduğu da çokça görülmektedir.

    • Öfke: Çocukların verdiği tepkiler cinsiyetine göre değişmektedir. Özellikle erkek çocuklarda anne babalarının boşanması sonrasında saldırgan davranışların olduğu gözlemlenmiştir. Bu saldırganlık, öğretmenlerine,arkadaşlarına hatta kimi zaman ailesine de karşı gözlemlenmiştir.

    • Üzüntü: Boşanma sonrasında yeterli tepkiyi sözel olarak veremeyen çocuklarda içekapanıklık, tepkisizlik, odasına kapanma halinde üzüntü görüldüğü gibi sık sık ağlama da karşılaştığımız durumlardan biridir.

    • Yalnızlık: Aileden bir kişinin eksilmesiyle günlük yaşam biçimindeki değişiklikler kimi zaman çocukların kendilerini yalnız hissetmesine yol açmaktadır.

    • Okul Başarısı: Kimi ailelerde boşanma sonrasında çocukların ders başarısında da düşüş gözlemlenmiştir.

    • Fiziksel Sorunlar: Yaşadıkları strese bağlı olarak mide, baş, göğüs ağrıları çocuklarda gözlemlenmiştir. Yapılan araştırmalara göre bu çocuklarda astım olma riski iki katına çıkmıştır.

    • Yemek Sorunları: Yaşanılan stresli durum sonrasında çocuklarda aşırı yeme isteği ya da iştahsızlık görülebilir. Özellikle kız çocuklardan yemekten kaçınma ya da yediğini kusma gibi davranışlara tanık olabiliriz.

    • Uyku Sorunları: Boşanan ebeveynlerin çocuklarında aşırı uyuma isteği olabileceği gibi kendi yataklarında yatmama isteği, uyuyamama, kabus görerek uyanma gibi birtakım problemler yaşanılabilir.

    Anne ve babalar, eş olarak birlikteliklerine son vermek istediklerinde ebeveynliği devam eder. Boşanma gerçekleşse de ebeveynlik devam edecek; kişiler çocukları için görüşmeye, birlikte vakit geçirmeye devam edecektir. Diyebiliriz ki, boşanma sonrasında da aile hala içinde anne, baba ve çocuğun yer aldığı ailedir çünkü anne ve babanın çocuklarına karşı hem duygusal hem maddi sorumlulukları devam etmektedir. Çocukların sevgi ve güven bağları içinde yaşamını idame ettirebilmeleri için aile kavramının iş birliği halinde devam etmesi gerekmektedir.

    Her bireyin kendine has mizacı olduğunu kabul edersek, her çocuğun boşanmaya vereceği tepkinin de birbirinden farklı olacağını önceden bilmemiz gerekmektedir. Çocukların verdiği bu tepkileri, yordadığı düşünce yapılarını ve hissettiği duygularını, son yıllarda etkinliğinin kanıtlandığı bilişsel davrançı terapi ekolüyle çözümleyebilir ve çocuklarla bu durum hakkındaki bilişsel yetersizlikleri üzerine çalışılarak düşünce yapıları değiştirilerek, sağlıklı bir düzen değişimi sağlanabilir.

  • Boşanma Kararı Çocuklara Nasıl Anlatılmalı

    Boşanma Kararı Çocuklara Nasıl Anlatılmalı

    Farklı sebeplerle bir araya gelen aile üyeleri zamanla aralarında anlaşmazlıklar, uyuşmazlıklar yaşayabilirler. Sorunlu devam eden bir evlilik için kimi zaman en iyi çözüm o evliliği sonlandırmaktır. Ebeveynlerin yaşadığı ayrılık sonrası çocuk veya çocuklar anne babanın birlikte göstereceği sevgi, ilgi, paylaşım ve dayanışma içindeki iletişim kurabilme becerilerinden yoksun kalacaktır.

    Boşanma kararı almış ebeveynlerin bu kararını uygularken çocuklarının ruh ve beden sağlığını düşünmeleri gerekir. Bu kararı almadan önce çocukların anne ve babalarının tartışmalarından uzak olması yapılması gereken ilk aşamadır. Çocuklar mümkün olduğunca tartışmalardan uzak tutulduktan sonra sırada boşanma kararının çocuklara bildirilmesi gelmektedir. Çocuklara boşanma kararını anne ve baba birlikte, eşit konuşma hakkı alarak vermelidir. Çocuklarla bu konuşmayı yaparken öncelik, çocukların önceki yaşamının değişmeyeceğine dair sevgi ve güven bağlarının kurulmasıdır. Hayatlarında bir değişikliğinin olmayacağına, çocuğunun velayetinin hangi ebeveyninde olursa olsun diğer ebeveynine istediği zaman ulaşabileceğine, çocuğun ebeveynleriyle birlikte sağlıklı vakit geçirileceğine dair güven çerçevesinin içine çocuklar alınmalıdır. Çocukların verdiği tepkilere göre konuşma gidişatı izlenmelidir. Çocukların yaşı, gelişim seviyesi, o yaşa gelinceye dek yaşadıkları, içinde bulunduğu kişilik durumuna göre ayrılık nedenleri anlatılmalıdır fakat yine de çocuğa tüm bu bilgilendirme yaparken çocuğun kaldıramayacağı, sindiremeyeceği fazla bilgilendirmelerden uzak durulmalıdır. Çocukların soracakları sorulara dürüstçe cevaplar verilmeli, soruların cevapları sonraya bırakılmamalı veya çocuklar “şimdilik cevaplar”dan uzak tutulmalıdır. Çocukların bir kısmı bu konuşmadan sonra anne ve babasının kendisinin yüzünden ayrıldığını düşünüp yaptığı yaramazlıklara ve sorumluluklara yönelik davranış değişikliğinde bulunabilir, bir kısmı da anne ve babasını yeniden barıştırmaya yönelik girişimlerde bulunabilir.

    Boşanma sonrası düzen değişikliği yaşayan çocuklar ebeveynlerinden duygusal destek beklemektedir ama özellikle boşanmanın ilk evrelerinde ebeveynler de yaşanılan bu sürece dair adaptasyon aşamasında olduğu için çocuklarda yoksunluk görülebilir. Sevgi, güven eksikliği yaşayan bu çocuklar ebeveynlerinden alamadığı yardımı arkadaşlarından, akrabalarından, öğretmenlerinden almaya çalışır. Bilinçli anne babalar boşanma kararı almadan önce bu durumu psikologlarla görüşüp ne yapılacağına dair fikir alıp çocuğunun yardım almasını sağlayarak bu dönemi atlatmasını sağlarlar. Eğer çocuk bu aşamada psikolog desteği alıyorsa boşanma sürecinde yaşanması olası sıkıntılardan daha kolay aşımı söz konusu olacaktır.

  • Bitti Derken Başlamak

    Bitti Derken Başlamak

    Bir çift düşünelim. İkisi de oldukça tahsilli kariyerlerinin zirvesindeler. Aile büyükleri tanışmalarına vesile oluyor. Bu çift birbirlerinden etkileniyor ve daha yakından tanışmaya karar veriyorlar. Aslında ikisinin de hiçbir ortak yanı yok. Ama evleniyorlar ‘evlenince değiştiririm ben onu’ diye düşünerek.

    Kadın evlenince yaşadığı şehirden başka bir ilçeye taşınmak zorunda kalıyor. Haliyle işini de bırakıyor. Taşındığı ilçede kendi alanıyla ilgili iş bulamıyor. Hiçbir sosyal hayatları ve arkadaşları yok. Adam işine gidip geliyor. Akşam yemekleri ve balık tutmaya gitmeleri dışında hiçbir ortak yaşamları da yok.

    Evliliklerinin ikinci ayında kadın hamile kalıyor. Evde heyecan başlıyor ☺. 4-5 ay boyunca kadın serumlarla hayatına devam ediyor. Hamileliğinin en ağır dönemlerini yaşıyor. Tam iyileşti derken adamın ailesiyle büyük problemler yaşanıyor. Kadının tek tepkisi görüşmeme kararı almak oluyor. Çünkü eşine anlatamadığı eşinin ailesiyle yaşanan başka problemler de var. Ama adam arada kaldığını düşünüyor ve tüm öfkesini hamile eşinden çıkarıyor. Maddi problemler hat safhada. Tüm bunlar yetmezmiş gibi adam kadını aldatıyor. Kadın bunu da öğrenince boşanmaya karar veriyor. Ama hamile olduğu için ailesi izin vermiyor. Oysa evliğin ikinci ayında yataklar ayrılmaya başlanmış. Ama kız ailesine söyleyemiyor. Ve evliliğine devam ediyor.

    Kadın doğum yapıyor. Tam her şey yoluna girdi derken adamın çok büyük yalanları çıkıyor ortaya. Kadın yine boşanmak istiyor ama ailesi kesinlikle olmaz diye karşı çıkıyorlar. ‘ancak çocuğunu babasına verip gelirsen gelebilirsin.’ Diyorlar çocuğundan vazgeçemeyeceği için boşanmaz diye düşünerek.

    Adam aylar sonra yine aldatıyor. Kadın yine susmak zorunda. Üstünde çok fazla banka borcu var. Kazancı borçlara ancak yetiyor. Çocuğuna yeteri kadar maddi imkan sağlayamayacağı ve yanında destek olan kimse olmadığı için evliliğine yine devam ediyor.

    Aradan aylar geçiyor. Kadın, adama ‘beni neden sevmiyorsun?’ diye soruyor. Çünkü birkaç saat önce bir yemek masasında aşağılanmış küçük düşürülmüş eşi tarafından. Bu soruya tahammül edemeyen adam kadını hırpalamaya başlıyor. Tartışma kadına atılan tokatla son buluyor. Bütün hayatı film şeridi gibi geçiyor o birkaç saniye içinde kadının gözünün önünden. Ve kadın ailesinden gizli açıyor boşanma davasını ve boşanıyorlar. Adam çocuğun velayetini istiyor boşanmak için. Kadın çaresiz kabul ediyor yeter ki boşanalım durumumu toparlayınca alırım ümidiyle.

    Kadın yeniden bambaşka bir şehirde işini kuruyor. Mutlu ama evladı yanında olmadığı için eksik… tek tesellisi evladına iyi bir gelecek hazırlamaya çalışıyor olması.

    Ve adam anlıyor kadına ne kadar aşık olduğunu. Kadın izini kaybettirmiş. Zor da olsa adam buluyor kadını. Kadının karşısına çıkıyor sanal dünyada. İlk başlarda sadece işleriyle ilgili görüşmeler yapıyorlar birbirlerine fikir danışıyorlar. Kadın adamın problemlerine yardımcı oluyor adam kadının… haftalarca sabahlara kadar mesajlaşıyorlar birbirlerinin sesini bile duymadan. Ama her an birlikteler sanki. Aynı anda yemek yiyorlar, aynı anda spora gidiyorlar, aynı anda markete gidiyorlar…

    Aslında kadın şüpheleniyor. Ama adam o şüpheleri bir şekilde yok ediyor. Kadın adamın sesini duymak istediğini söylüyor. Adam numarasını vermemek için her yolu deniyor. Ve kadının inadını kıramayınca özel (gizli) numaradan arayacağını söylüyor. Kadın zor da olsa kabul ediyor. Sesi duyar duymaz eski eşinin sesine benzetiyor ama aradan 5 ay geçtiği için kendisinin yanıldığını düşünüyor. Sonra bir gün adam yanlışlıkla numarasını açık unutuyor ve her şey o anda ortaya çıkıyor.

    Kadın adama aşık olmuş. Fikirlerine, düşüncelerine, gösterdiği ilgiye, sevgiye ve en önemlisi hiç yargılamadan onun tüm hayatını sabırla dinlemesine… adam yaptıklarına pişman karısına verdiği zararı geç de olsa fark ediyor. Birbirlerine bir şans daha vermeye karar veriyorlar. Evliliklerinde aslında tek sorunlarının konuşamamak olduğunun farkına varıyorlar.

    Şimdi tekrar birlikteler. Sıfırdan başlayarak. Artık karı-koca değil iki sevgili onlar ☺. Bir tane de kızları var. Ve çok mutlular.

  • Boşanma,Boşanma ve Çocuk

    Boşanma,Boşanma ve Çocuk

    BOŞANMA SEBEPLERİ

    Evlilik, her kurum gibi zaman zaman aksayan yönleri olan bir kurum, bu aksaklıklar giderilemediğinde ise sonuç ne yazık ki boşanmayla noktalanıyor. Evlilik süresince aileye yeni bir birey katıldıysa boşanma daha sancılı oluyor. Evliliğin bitmesine yol açan sebepler çok çeşitli olabilir, en çok görülen sebepleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

    ekonomik sorunlar

    eşlerin sosyo-kültürel yapı farklılıkları

    cinsel sorunlar

    iletişim bozukluğu

    eşlerden birinin ihaneti

    aile içi şiddet

    Yukarıdaki sebepler nedeniyle evlilik sorunları yaşayan bir çiftin anne-baba olarak da çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmelerini bekleyemeyiz; anne ya da baba ayrı ayrı çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kursalar bile, birlikte çocuklarına karşı tutarlı, dengeli tutum ve davranışlar sergilemekte güçlük çekeceklerdir. Bir evliliği başa çıkılamayan, çözüm üretilemeyen, süregen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla ve yıkıcı olabilir.

    Boşanmanın sebebi ve şekli, çocukların boşanmadan ne kadar etkileneceğini belirler;

    Örneğin, anlaşmazlık (iletişim bozukluğu) nedeniyle biten bir evlilikle, eşlerden birinin ihaneti sonucu biten bir evliliği karşılaştıralım. İlkinde, eşler daha uzlaşmacı ve çocukla ilgili sorunların üstesinden gelmek konusunda daha akılcı davranabilirler. İkinci durumda ise, eşler birbirlerine karşı daha öfkeli ve düşmanca tutumlar sergilerler, durum böyle olunca isteseler de uzlaşmacı olamazlar. İkinci tip boşanmalarda ise çocuklar doğal olarak daha fazla zarar görürler.

    BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Sizi boşanma kararı almaya iten sebepler ne olursa olsun, boşanma kararınızı kesin olarak vermeden önce, aşağıdaki konuları gözden geçirdiğinizden emin olun;

    Yaşadığım sorunların ve mutsuzluğumun sebebi evliliğim, başka sorunları evliliğime atfetmiyorum,

    Evliliğimi kurtarmak için elimden gelen herşeyi yaptım,

    Bu kararı uzun sürede ve etki altında kalmadan verdim,

    Eşim de, ben de ilişkimize yeterince zaman tanıdık,

    Çocuğumuz ve ben boşanma olayından etkileneceğiz,

    Boşandıktan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunlarla başa çıkabilecek gücüm var,

    Yalnızca eşimden boşanıyorum, çocuğumdan değil (özellikle babalar için),

    Eşimin de benim de çocuğumuza ihtiyacımız var, çocuğumuzun hem bana hem eşime ihtiyacı var, o yalnız birimize ait değil.

    Kararınızı kesin olarak verdiyseniz veya siz istemeseniz de eşiniz kesin olarak sizden boşanmaya karar verdiyse çocuğunuzun boşanma sürecinden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek için aşağıdaki maddeleri yerine getirmeye çalışın;

    Boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekir. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin. Çünkü her değişim, olumlu da olsa ekstra çaba gerektirir ve çocuğunuz için hepsine birden uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası çocuk eşlerden hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekanda yaşamaya devam etmelidir.

    Eşler, kendi ailelerini de toplayarak (babaanne, hala , dayı vb.) hep birlikte bir toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan herkesin haberi olmalıdır. Böylece herkes çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatmış olur, çocuğun bu durumdan çok etkilenebileceğinin ve bu konuda herkesten duyarlılık beklendiğinin altı çizilir ve kararlarda herkesin katkısı olduğundan kurallar daha az çiğnenir.

    Çocuktan ayrı yaşayacak olan eş, kademeli olarak evden ayrı kalmaya başlamalıdır; bu süreç haftada bir günden 5-6 güne kadar çıkarıldığında çocuk ayrılığa daha kolay adapte olur. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de sürekli ve düzenli olarak görüşmeye devam etmelidir. Siz artık sevgili veya karı-koca olmayabilirsiniz ama onun için halen anne-babasınız. O sizleri beraber tanıdı ve beraber istiyor, bunu anlamaya çalışın ve ayrılığınıza alışması için ona zaman verin. Çocuğunuza anne ve babanın bibirlerinden ayrılmalarının çocuklarından ayrılmaları anlamına gelmediğini anlatın. Hep birlikte sık sık biraraya gelin (Kendinizi,eşinizle bu biraraya gelişleri kimseye açıklamak zorunda hissetmeyin !!!).

    Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler. Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu, neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.

    Eşler çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır; çocuk hiçbir şekilde taraf ve tanık tutulmamalıdır. Yeni düzenlemelerle ilgili kararlar alırken çocuğunuzun onayını alın ama çocuğunuzu karar verme sorumluluğu altında ezmeyin.

    Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz. Her gün çikolata yemesine izin vererek çocuğunuzun boşanma olayından daha az etkilenmesini sağlayamazsınız, sadece çikolataya daha çok alışmasını sağlarsınız.

    Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.

    Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden, boşanma sebebeinin çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı, bunun anne ile babanın arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalıdır.

    Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak gerekir. Bo?anma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.

    Boşanma sırasında, çocuklar mahkeme, eşya dağılımı, nafaka gibi konulardan haberdar edilmemelidir.

    Anne-babası boşanmış veya boşanma aşamasında olan bir çocukla ilişkisi olan herkes için iki uyarı :

    LÜTFEN,

    Çocuğun yanında bu konuyu konuşmayın, özellikle de eşlerden birinin tarafını tutan veya kötüleyen sözler sarfetmeyin.

    Boşanma olayını çocukla ilişkilendirmeyin ve çocuğa bu anlama gelen sözler sarfetmeyin;

    Anne ya da babasının kendisini sevmediği için, çok yaramazlık yaptığı için, başka bir kadınla birlikte olmayı tercih ettiği için vb. terkettiğini asla söylemeyin. Bu boşanan çiftlerin ailelerinin ve hatta kendilerinin de çok düştüğü bir hatadır. Hernekadar bu sözler gerekçelendirilirken “çocuk anne veya babadan soğusun da aramasın” gibi bir iyi niyet öne sürülüyor olsa da, bu ne inandırıcı ne de çok akılcıdır. Bu gibi sözlerle çocuğu teselli etmez, ona ancak “terkedilmişlik duygusu ve/veya suçluluk duygusu” enjekte etmiş oluruz. Böylece çocuk terkedildiğini çünkü sevgiye layık olmadığını, değersiz olduğunu düşünür. Bu gibi sözlerin çocuklarda ne kadar derin ve onarılması zor yaralar açabileceğini düşünebiliyor musunuz ?

    Anne-babalar için son uyarı :

    Boşanmaya karar vermeden önce, eşinizle birlikte hareket ederek, çocuğunuzun boşanmanızdan olabildiğince az etkilenmeslini sağlamak için tüm önlemleri alsanız da, çocuğunuz bu olaydan çok etkilenebilir. Bazen de çok dikkatsiz davranırsınız ama çocuğunuz fazla etkilenmez. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı farklı olabilir.

    Buna ilaveten, boşanma olayı çocukları kuşkusuz etkiliyor, ancak çocuklar olayın kendisinden çok, oluş biçiminden, süreç içerisinde yaşananlardan etkileniyorlar. Çocuklara birşeyi anlatmanın bin çeşit yolu var. Önemli olan çocuğumuz için doğru olan yolu bulabilmek. Bizim çocuğumuz için, bizim koşullarımızda doğru olan bir yol, bir başka çocuk için onun koşullarında doğru olmayabilir. Çocuğunuzu boşanma sürecine hazırlama konusunda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin lütfen, bunu utanılacak bir şey olarak görmeyin. Bunu yaparken de olabildiğince erken, boşanma kararı almadan veya hemen sonrasında yapın. Bu arada, boşanma aşamasında çocukları için profesyonel yardım alırken, iletişim sorunlarını çözebildiğini görerek, evliliğini sürdürmeye karar veren çiftlerin sayısının da çok olduğunu hatırlatmak isterim.