Etiket: Boşanma

  • Aile Boşanma ve Çocuk

    Aile Boşanma ve Çocuk

    Aile; toplumda en küçük sosyal yapı birimi olarak kabul edilir ve içerisinde iki kişinin hukuksal, dini veya kültürel olarak bir araya gelmesi ile oluşur. Çocuk için aile, etkileşime geçtiği ilk çevreyi oluşturur. Aile içerisinde ki sağlıklı ya da sağlıksız ortam koşulları, doğumdan itibaren bir çocuğun toplumsal geleceğine ve gelecekte ki duygu, düşünce ve davranış modellerine temel oluşturur.

    Aile yapısı içerisinde iyi-kötü ya da olumlu ve olumsuz çok fazla olgu taşır. Bu olgular ışığında çocuk, gelecek duygusal ve davranışsal yapısını oluştururken, aile bir çocuğun ilk sosyalleştiği ve çevreyi tanımaya başladığı yapı olarak ta kabul edilebilir. Bir çocuğun sağlıklı bir birey olabilmesi için ebeveynlerinin anne ve baba olarak üzerlerine düşen görevi yerine getirmesi, yani bağımsız birey olma yolunda sevgi ve güven ortamını aile içerisinde sağlamaları gerekir. Sağlıklı aile ortamı, aşırı serbest ya da aşırı otoriter olmayan, esnek aile yapısından geçer. Ebeveynler, çocuklarını bir birey olarak kabul ederek, ihtiyaçları doğrultusunda onları dinler ve şartsız sevgi, şartsız saygı gösterdiği takdirde sağlıklı aile olmak adına önemli bir rol oynamış olurlar.

    Aile kendi içerisinde birçok olguyu beraberinde taşır. Aile olmaya karar veren çiftler zamanla ekonomik, sosyal, psikolojik gibi faktörler sebebiyle, kurdukları bu yapıya son vermek isteyebilirler. Bu hukuksal veya dini aile olma durumunu sonlandırmaya boşanma denir. Boşanma oranları günümüz toplumlarında giderek artsa ve kolay gibi algılansa dahi, kişiler için bıraktığı psikolojik hasarlar inkâr edilemez. Boşanma olayı aile olmayı sonlandırma işlemi olarak kabul edilse dahi, boşanma eşler arasında gerçekleşir ve eğer çiftlerin bu evlilikten çocukları varsa anne ve baba olmak adına bir boşanma veya sona ermeden söz edilemez. Eşler hukuki olarak eş olma durumlarını sonlandırsalar da, anne ve babalık ömür boyu sürecek olan bir durumdur (Öngören, 2017).

    Boşanma olayının toplumsal sonuçları olduğu da düşünülmesi gereken bir durumdur. Bunun başlıca sebebi boşanma hadisesinin çocukları derinden etkilediğidir. Boşanma oranlarının yüksek bir hızla arttığı gerçeğini düşünecek olursak, aynı oranda boşanmış anne ve babanın çocuklarının toplumda ki oranı da artmaktadır. Birçok araştırmacıya göre bu durum toplumların temellerinin sarsılmasına sebep olabilecek bir olgudur (Akyüz, 1978). Boşanma olayının çocuklar üzerindeki etkisi, çocuğun yaşına, çocuğun yaşam standartlarındaki değişimlere, bu dönem ve öncesinde anne ve babanın tutumuna, boşanma kararının çocuğa söyleniş biçimine, bu dönemde eğer varsa çocuğun aldığı psikolojik desteğe göre farklılıklar gösterdiği düşünülebilir. Çocukların yaş dönemlerine göre ebeveynlerinin boşanma olayına verdikleri tepkileri genelleyecek olursak, okul öncesi çocuklarda uyku bozukluğu, alt ıslatma, korkma, inatçılık, öfke ve sebepsiz ağlama sayılabilir. Okul çağı çocukları anne ve babalarından en çok etkilenen yaş dönemi olarak düşünülebilir. Bunun sebebi çocuğun okul öncesi döneme nazaran algılarının daha açık olmasıdır. Çocuk bu dönemde, evde ki çatışmayı, huzursuzluğu, anne ve baba arasında eğer varsa öfke davranışlarını algılar ve içselleştirebilir. Bu yaş döneminde ki çocuk boşanmaya karşı, akademik başarısızlık, anne veya babaya karşı güvensizlik, yalan söyleme, korkma ve öfke duygu ve davranışlarını geliştirebilir. Ergenlik çağında ise çocuğun çok daha fazla etkilenebileceği düşüncesinin aksine, bu dönemde ki bireyin daha objektif yaklaşımla daha az etkileneceği düşüncesi de ileri sürülmektedir. Anne ve babasının boşanma durumuna karşı farklı davranış bozukluklarının gelişebileceği bu dönemde ergenlerde en yaygın görülebilen davranış öfkedir (Akyüz, 1978).

    Öfke, beklenmedik ya da istenmedik durum ve sonuçlar karşısında verilen duygusal tepkilerdir. Öfkeyi tetikleyen birçok farklı faktör olabilir. Bu durum kişiye ve kişinin durumlar karşısında ki duygu, düşünce ve davranışlarına göre değişkenlik gösterir. Öfke, bugün yaşamakta olduğumuz dünyanın zorlu koşulları düşünüldüğünde toplumlar için artarak devam eden bir olgudur. Öfke ile sinirli olma hali ya da kızgınlık hali birbirlerinden farklı olmasına rağmen, çoğu zaman karıştırılır ve birbirleri yerine kullanılır (Bilge,1996).

    Öfke kontrolü ya da bir başka değişle öfke yönetimi, öfke davranışının kişinin kendisine veya çevresine zarar vermeden engellenmesi, bastırılması halidir. Öfke her ne kadar insani bir duygu ve davranış olsa da, öfke kontrol edilemediği zaman yıkıcı ve geri dönülemez cezai şartlara sebep olabilir (Çiğdem, 2011).

    Bu çalışmada amaç, boşanmış ailelerin çocuklarındaki öfke davranışının ve kontrolünün, yaş dönemlerine göre üç ayrı kategoride incelenmesidir. Okul öncesi dönem, okul çağı ve ergenlik dönemi çocuklarında, aile içerisinde yaşanmış veya yaşanmak üzere olunan boşanma olayının, çocuklardaki öfke davranışına olan etkisi ve bu konu üzerine yapılmış çalışmaların derlemesi amaçlanmaktadır.

     

    Boşanmanın Okul Öncesi Çocuklar Üzerinde ki Etkileri.

    Okul öncesi çocuklarda (0-6 yaş) anneye ve babaya yani aileye olan ihtiyaç çok fazladır. Bu yaş döneminde ki çocuklar, ebeveynleri ayrıldıklarında derin bir kaygı ve yoksunluk yaşarlar. Boşanmaya karar veren çiftler eğer ki çocuk sahibi ise, bu ayrılıktan en çok zararı çocuklar görür (Kasım ve Nuri, 2016).    Okul öncesi döneminde çocuklar, gözleme ve bu gözlemlerini gelecek yaşlarında ki davranışlarına aktarmaya çok açık olurlar. Çocukların karakter ve mizacının şekil almaya başladığı bu yaşlar gelecek dönemler için bir temeldir (Sefa, 2012). Anne ve babası boşanmış olan çocukların, ayrılmış olmalarına rağmen çatışmalı bir ilişki sürdüren ebeveynlerinin çocuklarında stres ve kaygı düzeyi daha yüksek gözlenebilmektedir. Kaygının ve öfkenin bulaşıcı bir hastalık gibi bireyden bireye geçebildiği düşünülecek olursa, kaygılı veya öfkeli anne ve babaların çocuklarına da bunu aşılamış oldukları düşünülebilir (Alisinanoğlu, 2000).

    Araştırmacılar tam ailede büyümenin önemini vurgularken, tam ailenin sağlıklı çocuk geliştirmek adına karşılıklı sevgi, karşılıklı saygı, karşılıklı dayanışma içerisinde tam anlamı ile tam aile olunacağına vurgu yapmaktadırlar. Aile içerisinde uyum ve güven, sevgi ve saygıyı besler ve sağlıklı bireyler yetiştirmek adına önemli bir ortam sağlar. Anne ve babanın ayrı ayrı çocuğun psikolojik gelişiminde önemleri olsa dahi, özellikle okul öncesi dönemin ilk iki yılında anneye olan ihtiyaç çok daha fazladır. Bu dönemde anne çocuğu için en önemli sosyal çevreyi oluşturur (Akyüz, 1978).

    Doğumdan itibaren ilk altı yıl çocuk ile ailenin etkileşimi, çocuğun psikolojik gelişimi açısından büyük önem taşıdığı gibi, anne ve babanın arasında ki ilişki ve etkileşim de çocuğun psikolojik gelişimi için çok önemlidir. Alanında uzman birçok araştırmacının okul öncesi çocuk ve ebeveyn ilişkileri kuramları üzerine çalışmaları mevcuttur. Anne ve babanın çocuğun gelişiminde ve eğitiminde farklı tutumlar içerisinde bulunması ve ebeveynlerin bu sebeple çatışmaları çocukların düşünce ve davranışlarına olumsuz yansıdığı düşünülmektedir. Bu tutarsızlık ve çatışma durumunun boşanma hallerinde daha sık rastlana bilineceği düşünülürse, boşanmanın dolaylı yoldan çocuk üzerinde ki etkisinin olumsuz olacağını söyleyebiliriz. Bunun en önemli sebebi, evliliğinde sorunlar yaşayan ve çatışan anne ve babaların çocukları ile olan ilişkisi de bu yönde olumsuz etkilenmektedir.  Bu konu üzerine yapılmış olan araştırmalar incelendiğinde, karı-koca ilişkileri ile anne-baba olma işlevlerinin çocuğun davranışlarına doğrudan etki ettiği gözlenmiştir (Öngider, 2013).

    Boşanma kararının çocuğa kim tarafından, ne zaman ve ne şekilde söylendiği çocuğun durumu algılaması, geliştirebileceği duygu-düşünce ve davranışlar açısından önemlidir. Çocuk kaç yaşında olursa olsun durumun çocuğa söylenmesi anne ve baba tarafından beraberce yapılmalıdır. Eğer birden fazla çocuk var ise bu konuşma her bir çocukla ayrı ayrı da tekrarlanmalıdır. Bu açıklama sakin bir zamanda, sakin bir şekilde mümkünse ev ortamında sağlanmalıdır. Bu açıklama konuşması, bazı ebeveynler için okul öncesi çocuklarda gereksiz görülebilmekte ve atlanabilmektedir. Fakat çocuk yaş gözetmeksizin bu durumdan etkileneceği ve kafa karışıklığı içerisine girebileceği düşünülmeli ve ona göre yaklaşım sağlanmalıdır. Çocuğun hayatında olacak ya da olabilecek değişimler açıkça konuşulmalı ve çocuğa gerekli güven ortamı yaratılmalıdır. Aksi takdirde evden giden ebeveyn çocukta kafa karışıklığı yaratacak ve bu durum kaygı düzeyinin artmasına sebep olacaktır (Erdim ve Ergün, 2016).

    Okul öncesi çocuklarda boşanmanın olumsuz etkileri gözlemlendiğinde, sıklıkla terkedilme, yalnız kalma korkuları oluşmaktadır. Bunun yanı sıra sebepsiz ağlama krizleri, öfke davranışları, tuvalet eğitiminde zorlanma ya da gerileme ve regresif davranışlar boşanmış ebeveynlerin okul öncesi döneminde ki çocuklarında sıklıkla görünen olumsuz etkilerdir (Erdim ve Ergün, 2016).   

    Bakırcıoğlu (2011), çocuğun yaşı ne kadar küçükse, boşanma olayından etkilenme durumunun ve sonraki davranışlarına yön vermesi açısından öneminin arttığı kanısına varmıştır. Anne ve babası 3 ila 5 yaşındayken boşanmış erkek çocukların, ergenlik çağına geldiğinde öfke, saldırganlık ve tahammülsüzlük davranışlarının ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Aynı yaş grubunda ki kız çocuklarında ise öfke davranışının yanı sıra okul başarılarında da düşüş ortaya çıkmaktadır. Yapılmış olan çalışmalardan, 3-5 yaşında parçalanmış aileye sahip erkek çocuklarında, ergenliğe geldiklerinde okulu reddetme durumu da gözlenmiştir (Bakırcıoğlu, 2011).

    Boşanmanın Okul Çağı Çocuklar Üzerinde ki Etkileri.

    Okul çağı çocuğu dediğimizde, ilkokul ve ortaokula gidilen yaş dönemlerini kapsayan 6-12 yaş aralığı dikkate alınır. Doğumdan sonra ki bebeklik, oyun çağı çocukluğu ve ergenlik dönemi arasında ki bu döneme psikoloji alanında “gizil dönem” olarak ta isim verilebilmektedir. Okul öncesi çocukluktan farklı olarak, çocuktan belli bazı beceriler, akademik öğrenmeler ve bilgiyi biriktirmesi beklenir. Ayrıca bu dönem çocuğun çevresini genişlettiği, sosyalleştiği, hayatına okul, ders, öğretmen, arkadaşlar gibi yeni kavramları soktuğu ve içselleştirdiği dönemdir. Her ne kadar çocuk bu dönemde yeni kavramlar, yeni çevreler edinmeye başlasa, sosyalleşse dahi çocuk için halen en önemli çevre ailedir (Youell, 2015).

    İlkokul çağına gelen çocuk soyut kavramları anlamaya, genellemeler yapmaya, yeteneklerinin ve sınırlılıklarının farkına varmaya başlar. Bu değişim ve gelişimin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi, büyük ölçüde çocuğa hazırlanan aile içi koşullara, çocuğa tanınan fırsatlara, benlik değeri adına atılan olumlu adımlara, evde ve okulda sunulan sağlıklı ve doğru etkileşim ortamına bağlıdır (Yavuzer, 2000).

    Ebeveynleri boşanan ya da boşanmaya karar vermiş okul çağı çocuklarında görünen en yaygın duygulardan biri de suçluluk duygusudur. Çocuk, anne ve babasının kendisi sebebiyle boşandıklarına dair bir düşünce geliştirebilir. Bu duygu ve düşünce bağlamında, “ben olmasaydım ayrılmazlardı” gibi kendini suçlayıcı bir tavır gelişebilir. Eğer aile çocuk ile sağlıklı iletişim kurmaz, çocuğun bu ve buna benzer duygu ve düşüncelerini değiştirmez ise, ileride çocuk farklı duygusal problemlerde yaşayabilir. Bu durumun önüne geçebilmek adına, anne ve baba çocuklarıyla doğrudan iletişim kurmalıdırlar. Boşanmaya sebep onun olmadığı, onların halen onu sevdiği ve anne babası olarak her zaman yanında olacakları vurgulanmalıdır. Bu çocukta ki kendini suçlama eğilimini kıracağı gibi, çocukta ki güveni arttıracak ve kaygı düzeyini azaltacaktır (Öngören, 2017).

    Okul çağına gelen birçok çocuk ailesinden ayrılarak yeni bir ortama uyum sağlamak için kendini zorlu bir yarışın içinde bulur. Alıştığı ortamdan ayrılmak ve anne ya da babadan uzak kalmak çocuğu strese sokar ve kaygı düzeyini artırır. Bu dönemde öğrenmekte olduğu okuma-yazma, sosyal bilgiler, matematik gibi temel bilgiler gelecek eğitimi açısından önemli alt yapı oluşturur. Bu dönemde çocuğun yaşayacağı problemler gelecekte ki eğitim yaşantısına da büyük ölçüde yansıyabilir. Yapılan araştırmalara göre, ebeveynleri boşanmış çocuklarda okul başarısının düşme olasılığı artmaktadır (Ünal, 2006). Karakuş (2003), parçalanmış ve tam aile çocuklarının okul başarı puanları arasında yapmış olduğu araştırmada, anne ve babası boşanmamış çocukların başarısının daha yüksek olduğunu saptamıştır. Boşanmanın çocukların akademik başarısı üzerine yapılmış olan bir başka çalışmada ise, boşanmış ailelerin kız çocuklarının iler ki yaşlarında matematik becerilerinde olumsuz yönde etkiler olduğu sonucuna varılmıştır (Öngören,2017).

    İlkokul çağında anne ve babası boşanmış çocuklar üzerinde yapılmış bir dizi araştırmaya göre, çocuğun cinsiyeti, kardeş sayısı ve sırası boşanma durumuna uyum sağlamak açısından direk olarak bir etki göstermemektedir. Yine aynı araştırmaya göre çocuğun boşanma halini kimden öğrendiği, ebeveynlerin eğitim durumu ve mesleki çalışma durumu, çocuğun boşanma hadisesine uyumuna etki etmediği ifade edilebilmektedir (Aydın ve Baran, 2012).

    Boşanmanın Ergenlik Dönemi Çocuklar Üzerinde ki Etkileri.

    İnsan, doğumundan itibaren yaşlanıncaya ve ölünceye kadar birçok gelişim dönemlerinden geçer. Bu dönemlerin her biri kendi içerisinde farklı fizyolojik ve psikolojik olgular taşır. Bu gelişim dönemlerinden bir tanesi de ergenlik dönemidir. Her dönem için belli yaş aralıkları olduğu kabul edilse dahi, bu yaş aralıkları kesin sınırlar değildir. Bu yaş aralıkları kişiden kişiye değişkenlik gösterir ama bilimin ışığında yakın yaş sınırlandırmaları yapılmaktadır. Buna göre ergenlik dönemi genel olarak 13-22 yaş aralığında kabul edilmektedir (Koç, 2004).

    Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi olarak kabul edilir. Latince “adolescere” kelimesinden dilimize ergenlik olarak uyarlanan bu dönem, kişinin büyümesi, olgunlaşması veya yetişkinliğe erişmesi anlamlarını taşır (Fiyakalı,2008). Çocukluk çağının bitmesiyle beraber, kızlarda adet görme ve göğüslerin belirginleşmesi, erkeklerde sakalların çıkmaya başlaması ve sesin kalınlaşması gibi belirgin özelliklerle ergenlik dönemi kendini fizyolojik olarak belli eder. Duygusal dalgalanmalar, tutarsız davranışlar ergenlik döneminin belirgin noktalarındandır. Ergenlikte kişi bağımsızlığını ararken bir yandan sosyal çevrede kimlik arayışı ve kendini kabul ettirme eğiliminde hareket eder. Bu bağlamda yapılan araştırmalara göre, ergenlik döneminde ki gençlerin duygusal sorunlarının, ergenin yaşına, bireysel zekâsına, okula gidip gitmediğine, bireysel olarak kabul görüp görmediğine, aile bütünlüğü ve en önemlisi anne babanın ergene yaklaşımına göre farklılık göstermektedir. Yine bu dönem ile ilgili olarak yapılmış olan araştırmalara göre, ergenlik döneminde ki gençlerin en fazla gelecek ile ilgili anksiyete geliştirdiği saptanmıştır. Ergenlerde ki gelecek kaygısı, ileride seçecekleri meslek, okul, eş ve aile üzerine yoğunlaşmaktadır (Koç, 2004).

    Ergenlik döneminde ki bireyler ailesinden uzaklaşarak özgürlüğünü ve bağımsızlığını ispat etmek isterler. Bu durum ergen bireyin ailesine olan bağlılığı ya da ihtiyacı gerçeğini değiştirmez. Bireyin kişilik ve davranışlarının gelişiminde, aile kurumu en önemli olgudur. Bireye en yakın sosyal çevre ailedir ve bu bağlamda aile kişilik gelişiminde ki en önemli faktördür. Ergenlik dönemine gelinceye kadar ki gelişim süreçlerini sağlıklı bir şekilde geçirmiş aileler bu dönemi de daha sakin ve sağlıklı geçirecekleri düşünülebilir. Her gelişim döneminin kendi içerisinde farklı gereksinimleri vardır. Ergenlik dönemi için de bu böyledir.  Ergen birey için,

    • Değerli olma duygusu,

    • Güven duygusu,

    • Dayanışma duygusu,

    • Sorumluluk duygusu,

    • Kendini ifade etme ve gerçekleştirme ortamı,

    temel gereksinimleri olarak sayılabilir (Smith, Perou, ve Lesesne, 2002).

    Anne ve babası boşanma kararı almış olan ergen bireyler, diğer gelişim çağında ki çocuklarla aynı tepki, düşünce ve davranışları gösterebildikleri gibi, farklı yaklaşımlarda gösterebilirler. Bunun başlıca sebebi, ergenlerin çocukluktan sonra yetişkinliğe geçiş evresi olduğu kabul edilse bile bireyin halen tam bir yetişkin bilişselinde olmamasıdır. Buna göre ebeveynleri boşanan ergen bireyler, evlerinden ayrılmanın kaygısı içerisine girebilirler. Alıştıkları ortam, oda, çevre gibi faktörlerin değişme fikri ya da olasılığı ergeni kaygılı olmaya itebilir. Diğer çocukluk çağlarında olabildiği gibi ergenlik çağında da birey boşanmaya sebep kendini görebilir ve suçlayabilir. Evden ayrılmakta olan anne veya babanın artık onu sevmeyecek olma düşüncesi de ergenlik çağında ki bireylerde sıklıkla deneyimlenir. Anne ve babasının ayrılması bir eksiklik veya utanç sebebi olarak algılanabilir. Bütün bu sebeplerle ergenlik döneminde birey, ebeveynleri hayatı karmaşıklaştırdığı düşüncesi ile öfke duygu ve davranışlarına yönelebilir  (Butler ve Scanlan, 2003).

    Boşanma olayının gerçekleştiği ailelerde ki ergen çocuklar diğer çağlarda ki çocuklara nazaran psikolojik açıdan daha tepkili olabilmektedirler. Ergen bireyin farkındalıkları, okul öncesi ve okul çağı çocuklarına nazaran daha fazla olarak kabul edilebilir. Buna dayanarak ergen çocuklarda, boşanmış ebeveyn tepkilerine benzer davranışlar gözlenebilir. Öfke davranışı, stres, depresyon, durumu inkâr etme, tekrar bir araya gelmek için çaba bu tepki ve davranışlara örnek olarak verilebilir (Fiyakalı, 2008).  

    Çocuklarda Öfke ve Öfke Kontrolü.

    Öfke sosyal hayatımızın içerisinde sıklıkla karşılaştığımız bir duygudur. Bu duygu hayatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Bunun başlıca sebebi öfke duygusunun kendi yaşam kalitemize etki ettiği kadar, kurmuş olduğumuz sosyal ilişkilere de etki etmesidir.  Öfke için birçok bilim insanı ve araştırmacı farklı tanımlar geliştirmiş farklı bakış açıları sağlamıştır. Öfkenin tanımı Biagio (1989) için, var olan ya da olduğu düşünülen bir uyarana karşı duyulan, ortadan kaldırmaya yönelik güçlü ve yüksek bir duygudur. Törestad (1990) ise öfkeyi önceden hesaplanamayan, aniden duyulan, küçümsenme, yok sayılma ve engellenme durumları karşısında ortaya çıkan bir duygu olarak tanımlamaktadır. Spielberger ve arkadaşları (1991) öfkenin sinirli ve kızgın olma durumundan şiddetli bir hiddet haline basamak basamak geçilen güçlü duygu durumu olarak tanımlamaktadır. Robins ve Novaco (1999), öfke için bilişsel davranışçı terapi modeli ışığında, bilişsel olarak öfke olarak algılanan durumlara düşmanca ve saldırgan bilişlerin eşlik ettiği, yüksek fizyolojik uyarılma hali demektedir (Balkaya ve Şahin, 2003). Öfke duygusu psikolojik olduğu kadar fizyolojik olarak ayrıca ele alınmalıdır. Öfke, kaslarda spazm, dişlerde sıkmaya bağlı gıcırdatma ve mine kaybı, nefes alıp vermede sıklaşma, kalp atışı ve kan basıncında artış, terleme gibi fizyolojik belirtiler gösterir (Tavris, 1989). Uzun vadede kontrol altına alınmayan ve sürekli öfke duygusu hali ciddi sağlık problemlerine sebep olabilmektedir. Bunlardan başlıca olanları,

    • Sinir sistemi rahatsızlıkları

    • Sindirim sistemi rahatsızlıkları

    • Kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları

    • Psikolojik rahatsızlıklara dayalı intihar riski

    • Mide rahatsızlıkları

    • Cilt rahatsızlıkları

    • Solunum rahatsızlıkları

    Öfke kontrolü, öfke duygusunu bastırarak ve yükselmesini baskılayarak doğru şekilde ifade etmeye ve sağlıklı bir şekilde yansıtmaya denir. Öfkeyi kontrol altında tutabilmek bir beceri gerektirir. Bu beceri öfkeyi kişinin kendisine ve çevresindekilere duygusal veya fiziki zarar vermeden yansıtması şeklidir. Öfke kontrolü becerisini elde etmek adına birçok yöntem vardır. Bu yöntemlerden doğru olanı kişi, kişilik özelliklerine, davranış modellerine ve mizacına uygun bir şekilde kendisi seçmelidir. Bu yöntemi seçerken de uzman görüş ve yardımı almak daha sağlıklı karar vermek adına önemlidir (Kökdemir, 2004).

    Çocuklarda öfke duygu ve davranışını bastırmak, yönetmek ve kontrol altına almak, yetişkin bireylere göre daha zor hatta imkânsıza yakındır. Bunun sebebi ise çocukların bu dürtüyü uygun yolla nasıl yöneteceğini bilememesidir. Çocuklar içgüdüsel olarak öfke halini daha yıkıcı, daha saldırgan bir şekilde ifade edebilmektedir. Şiddet ve yıkıcı davranışlar içeren davranışlar, öfkeyi doğuran sebeplerle açıklanıp, davranışın sağlıksız ve yanlış olduğu vurgulanmaz ise çocuk bu yaklaşımı kabul edilebilir bir davranış olarak sosyal ilişkilerinde kalıplaştırabilir. Dolayısıyla çocuk içerisinde bulunduğu kültürün, ailenin ve çevrenin öfke duygusu dâhilinde saldırgan davranışlarına verdiği tepkilere göre davranışı sürekli hale getirebilir ya da ortadan kaldırabilir (Şahin, 2006).

  • Boşanma Sürecini Çocuğa  Anlatmalı Mıyız?

    Boşanma Sürecini Çocuğa Anlatmalı Mıyız?

    Her türlü yaşam değişikliği -iyi yada kötü olaylar da dahil olmak üzere- zordur. Boşanma yetişkinler için dahi kolay alınan bir karar olmasa da çoğu zaman çocuk için bu olguyla karşı karşıya kalmak, altındaki zeminin kaymasına benzer. Peki böyle bir sürece girip çocuklara zorluk yaşatmak doğru mu? Etkisi kalıcı olmaz mı? Sadece çocuklar zarar görecek anlayışıyla, sürdürülemeyen bir evliliği sürdürmeye çalışmak çocuklar için faydadan çok zarar getirebilir. Ne kadar dikkat edilirse edilsin çocuklar ortamdaki negatif elektriği her zaman hissederler. En net söyleyebileceğimiz olumlu sonuç şiddetin, yüksek sesle tartışmaların çok olduğu evlilikler bittiğinde çocuklar negatif bir etkiden çok, rahatlama gözlemlenmesidir. Şu da bir gerçek ki, bir evliliğin bitiyor olması çocukta -yetişkinde dahi- hangi yaşta olursa olsun kızgınlık, korku, depresyon, suçluluk duygusu yaratır.

    Anne babası boşanan çocuklarla yapılan tüm araştırmaların ortak noktası çocukların boşanma için kendilerini sorumlu buldukları gerçeğidir. Çocuklar, ebeveynlerinin boşanma nedeni olarak kendilerini görürler. Bu nedenle boşanma kararı olduktan sonra yapılacak işlerin en başında bunun çocuklarla paylaşılması gelir. Ve bu haberi çocuk başkalarından değil, ebeveynlerinden öğrenmesi gereklidir. Özellikle de ebeveynlerinden öğrenmesi gereklidir.

    Peki bu boşanma durumunu çocuğa nasıl anlatmalıyız?

    Çocuğunuza boşanma kararınızı anlatmaya başlamadan önce evliliğinizin başlangıcı hakkında birkaç cümle söyleyerek konuya giriş yapabilirsiniz. Biliyorsun insanlar doğar, okula gider, işleri olur, büyüdüklerinde bir aile kurmak isterler ve evlenirler. Ben ve baban da birbirimizi tanıdığımızda bir aile kurmak istediğimize karar verdik. Birbirimizi çok sevdik ve evlendik. Ama evlendikten sonra bazı konularda anlaşamadığımızı gördük. Baban ve ben farklı hayatlar sürmek istediğimizi fark ettik. Başta birbirimizle çok iyi anlaşırken, daha sonraları bende baban da daha farklı hayatlar yaşamak istediğimize karar verdik. Çocuğa söylenecek hiçbir sebebin yalan olmaması ama suçlayıcı ve karşı tarafı küçük düşürücü de olmaması gerekir. “Başta birbirimizle anlaşabiliyorken artık anlaşamadığımıza ve ayrı yaşamak istediğimize karar verdik.” söylemi çocuk için açıklayıcı bir söylemdir. Bunlar çocuğa söyleniyorken anne babanın en dikkat etmesi gereken şey birbirlerini suçlamamaktır. Tüm bu konuşmalar yapıldığında bu kararın alınmasının kolay olmadığı ve bu karardan ötürü üzgün olduğunuzu da çocuğun duyması yararlı olur. Siz duygunuzu net olarak ifade ettiğinizde çocuk kendi duygularını rahat bir şekilde paylaşabilir.

    Boşanırken önemli olan bir konu da anne babanın karşılıklı saygı sınırları içerisinde hareket etmeleri üzerinde anlaşmalarıdır. Evlilik içerisinde hareket etmeleri üzerinde anlaşmalarıdır. Evlilik içinde her ne yaşandıysa, boşanmayla artık bitmiştir. Artık siz anne ve baba olarak çocuğunuza karşı sorumlusunuzdur. Boşanmayla birlikte anne baba olarak bu sorumluluklarınızı yerine getirmeye nasıl devam edeceğinize karar vermek zorundasınız. Çocuğun tüm sorumluluğunu annenin yüklenmesinin, babanın da ara sıra ortaya çıkan bir figür olmasının çocuğun gelişimine ne kadar zarar verdiği görülerek son yıllarda çocukların sorumluluklarının ortak olarak paylaşılması çocuğun gelişimi açısından da önemlidir. Hem anne, hem baba çocuk için vazgeçilmezdir. Çocuğun her iki ebeveyne de eşit erişebilme hakkı olmalıdır. Boşanma daha çok sorumluluk, daha az kontrol getirir. Çocuğunuzun diğer ebeveynde iken nasıl bakılacağına ne yazık ki karar veremezsiniz ama sorumluluk sahibi anne babalar çocuğun her iki evde de benzer kurallar içinde yaşanmasını sağlamak için özen gösterebilirler. Bu çocuğun gelişimi için gerekli olanıdır. Boşandığınız eşinizle arkadaşça davranmak veya eski günlerdeki gibi davranmak elbetteki zordur ama zaman içinde çocuklar için konuşabildiğiniz, ortak kararlar alabildiğiniz, aynı ortamda bulunabildiğiniz bir yetişkin -yetişkin ilişkisine çok ihtiyacınız olacaktır. Destekleyici rol üstlenenen ebeveynlerin çocukları bundan olumlu etkilendikleri görülmüştür.

    *Bu yazı Danışman Psikolog Ani Eryorulmaz’ın ‘Eyvah Boşanıyorum!’ kitabından derlenmiştir. daha kapsamlı bilgiye ulaşmak için ‘Eyvah Boşanıyorum!’ kitabı okumanız tavsiye edilir.

  • Boşanma Süreci ve Çocuklar

    Boşanma Süreci ve Çocuklar

    Boşanma öncesinde aile içerisinde yaşanan çatışmalar çocuğun ruh sağlığını olumsuz etkiler. Bu çatışmalarda çocuğun hiçbir kusuru olmamasına rağmen, en fazla çocuklar etkilenir, çocuk üzerinde duygusal bir yük oluşturur. Her ebeveyn, çocuk için güç, güven, destek, rehber vb anlamlar taşır. Bir ebeveynin eksikliği, çocuğun gelişimi için olumlu değildir. En sağlıklı şekilde yönetilmiş boşanmalarda bile çocuğun ayrı kaldığı ebeveyn ile ilişkisi nitelik ve nicelik açısından azalması kaçınılmazdır. Boşanma kaçınılmaz ise çiftlerin en önemli çabası çocuğun göreceği zararı en aza indirmek olmalıdır.

    Boşanmanın çocuğa anlatılması:

    1-Boşanma kararı anne ve baba tarafından beraberce açıklanmalı

    2-Boşanmanın ne anlama geldiği çocuğun yaşına uygun bir dile çocuğa anlatılmalı.

    3-Boşanmanın anne baba sevgisi ve ilgisini kaybetmek anlamına gelmediği anlatılmalı.

    4-Boşanma kararında çocuğun kabahati ve sorumluluğu olmadığı anlatılmalı, çocuğa verilecek en büyük zara boşanmanın onun yüzünden olduğunu söylemektir.

    5-Boşanma kararı karşısında duygusal tepkilerini boşaltmalarına izin verilmeli.

    6-Boşanmayla ilgili çocuğun kafasında oluşabilecek her türlü soru cevaplanmalı, dürüst ve gerçekçi cevaplar verilmeli.

    7- Soruları cevaplarken, abartıya kaçılmamalı, duygu sömürüsü yapılmamalı, karşı tarafı suçlayıcı tavır içine girilmemeli. Bu tur tutumlar çocukta travma oluşturabilir. Yine anne ve babanın ağlama nöbetleri, çaresizlik, umutsuzluk gibi duygular altında davranmaları çocuğu olumsuz etkiler.

    8- Boşanma sonrasında çocuğun hayatında nelerin değişeceği değil nelerin aynı kalacağı vurgulanmalıdır.

    Boşanma kararını öğrenen çocukların anne ve babadan duymak istedikleri

    1- Boşanma kararımız sana olan sevgimizi hiç etkilemeyecek.

    2- Seni her zaman seviyoruz, her zaman annen baban olmaya devam edeceğiz. Boşanma kesinlikle senin suçun değil.

    Çocukların aklına gelebilecek sorular.

    1- Benim yüzümdenmi boşanıyorsunuz

    2- Annemi/babamı bir daha görebilecekmiyim.

    3- Evden hanginiz ayrılacak

    4-Neden annem/babam evden ayrılmak zorunda

    5-Evden ayrıldığında nerede yaşayacak

    6-Annem/babam bizimle burada yaşasa olmazmı

    7-Neden seninle kalamıyorum

    8-Annem/babam bizden ayrı olursa kendini mutsuz hissedermi.

    9- Birgün yeniden birleşeceklermi

    10- Bizi kim koruyacak, kim yemek pişirecek, kim uyutacak

    Çocukların boşanmaya uyum sağlamaları için belli bir süre geçmesi gerekir.

    1- Halen yaşadığı evde kalması ev değiştirmemesine özen gösterin.

    2-Evden ayrılacak ebeveynin birdenbire değilde evde kalış sürelerini azaltarak evden ayrılmasını tercih edin.

    3-Pek çok aile çocuk mutlu olsun diye onu hediyeye boğar, bu bir hatadır, çocuk bu durumu kullanmayı öğrenip disiplin sorunlarına yol açar.

    4-Boşanma ile ilgili sorunlar (mahkeme, nafaka, maddi tartışmalar) çocuklar tanık olmamalıdır.

    Yapılan Hatalar

    1-Çocuğu taraf tutmaya zorlamak

    2-Çocuğu karşı taraf ile görüştürmemek

    3-Diğer ebeveynin kötülenmesi

    4-Çocuğun hatalı ve istenmeyen davranışlarının diğer ebeveyne benzetilmesi

    5-Boşanmadan diğer ebeveynin sorumlu tutulması

    6-Çocuğa verilen sözlerin tutulmaması ve yapılan programların ertelenmesi

    7-Karşı taraftan intikam almak için çocuğun kullanılması

    8-Bayram, mezuniyet, yıl sonu gösteri gibi özel günlere diğer ebeveynin dahil edilmemesi

    9-Çocukla geçirilecek günlerin ihmal edilmesi, ertelenmesi

    10-Diğer ebeveynle geçirdiği saatleri ve diğer ebeveynin hayatıyla ilgili sorular ile çocuğun sıkıştırılıp bunaltılması.

    11-Çocuğun tanık olacağı biçimde her türlü oratamda diğer ebeveyn ile tartışılması

    12-Çocuğun diğer eşin aile büyükleri ile görüştürülmemesi

    13-Çocuğun karşı tarafı suçlayan cümleler kurulmasına izin verilmesi

    14-Anne babanın çocuğa karşı tutarsız davranmaları

    15-Çocuğu karşı tarafa göndermemekle tehdit edilmesi.

  • Boşanmanın Çocuklarda Görülen Etkileri

    Boşanmanın Çocuklarda Görülen Etkileri

    Ülkemizde olduğu gibi geleneksel toplumlarda “bir ömür boyu beraber yaşlanmak‟ düşüncesi ile evlilikler sürdürülmeye çalışılırken, bireyselleşmenin ve tüketimin arttığı günümüzde boşanmalar hızla artış göstermektedir. Aynı artış tek ebeveynle büyüyen çocuk sayısında da gözlenmektedir. Bu sürece girmiş çiftlerin uzman psikolog yardımıyla süreci sonlandırmaları önerilmektedir.

    Değineceğimiz kavramları açıklamak gerekirse aileden başlamak faydalı olacaktır.

    Aile, İki yetişkinin birlikte yaşayarak oluşturduğu, eşlerin yaşamlarını paylaştığı ve dünyaya gelen çocukların duygusal, fiziksel, sosyal ihtiyaçlarının ortaklaşa karşılandığı bir birimdir. Aile içinde dünyaya gelen çocukların gerek bakım ve sorumlulukları gerekse ahlaki ve toplumsal değerleri edindirilmesi ve mutlu, huzurlu bireylerin yetiştirilmesi birbirleriyle uyumlu ebeveynler aracılığıyla olur. (Alyanak, 2008)

    Bir diğer kavram ise boşanmadır. Türkiye Devlet İstatistik Kurumu verilerine göre; boşanmaların % 39,3‟ü evliliğin ilk beş yılı içerisinde gerçekleşmektedir.

    Boşanma, eşlerin birlikte yaşamaktan vazgeçerek yasal olarak karı koca olmadıklarını tanımladıkları bir ayrılık durumudur. Ayrılıkla beraber ailedeki roller, ilişkiler, ekonomik sorumluluklar da etkilendiğinden; boşanma aile fonksiyonlarının bütünüyle değiştiği dinamik bir süreçtir.

    Boşanma öncesi ve boşanma sırasındaki ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğu olumsuz etkilediğinden bahsedilmektedir. Bu durumun çocukta davranış problemleri gösterdiği belirlenmiştir. Boşanma öncesi ve boşanma sırasındaki ebeveynler uyum içindeyse, o ölçüde çocuğun iyilik halinde ve davranımında olumlu gelişmeler olduğu görülmüştür.

    Çocukların hangi gelişim aşamasında olduğu ve mizaç özellikleri boşanmanın etkilerini saptamada önemlidir. Seanslarımız sırasında başlangıçta önem arz eden kısım burasıdır.

    1. 0-5 yaş

    2. Okul çağı dönemi

    3. Ergenlik dönemi

    Çoğu çocuk ya da genç başlangıçta şaşkınlık, üzüntü, terk edilme korkusu gibi acı verici duygular deneyimler. Bu duyguları öfke, suçluluk, yas ve çatışmalar izler. Pek çok çocuk evden bir ebeveynin ayrılmasıyla birlikte kayıp duygusu yaşarken bazı çocuklar ev içi şiddet ya da istismar nedeniyle rahatlama hisseder. Ama hemen tüm çocuklarda ortak olan bir deneyim ise, kendilerine ne olacağı ile ilgili kafa karışıklığıdır.

    Çocukların akademik başarıları, sosyal ilişkileri, davranım bozukluğuna sahip olmaları ya da psikolojik uyumları, kendilik algısı ve uzun dönem sağlık durumlarında değişkenler olabileceği gibi bunların araştırılması ve sorgulanması gerekmektedir. Bu süreçler uzman psikolog tarafından terapi seanslarının içerisine dahil edilerek yapılmaktadır.

    Araştırmalar ısrarla boşanmanın akademik başarı üzerine olan negatif etkisi üzerinde durmaktadır. Evli aile çocukları ile karşılaştırıldığında okul performansı, okula devam gibi pek çok parametrede, boşanmış aile çocukları daha düşük skorlar almaktadırlar. Bu çalışmalar günümüzde göz ardı edilemez boyuttadır.

    Süreç sürdürülürken uzman psikolog tarafından aktarılacak olan atılacak adımlardan ebeveynlere düşen görevlerden biraz bahsetmek gerekirse;

    Velayeti almayan ebeveyn ile çocuğun ilişkisi şöyle aktarılabilir,

    a. Ebeveyn çocuğu ile problemleri hakkında konuşur.

    b. Duygusal destek sağlar.

    c. Ev ödevlerine ya da günlük problemlerini çözmede yardımcı olur.

    d. Kurallar koyar ve çocuğunun davranışlarını takip eder.

    Elbette tüm bunları yapabilmesi için nadir değil sık görüşmeleri gerekmektedir. Bu adımdan önce tabi ki ebeveynler arası ilişkinin kooperatif ve çözüme odaklı olmasıdır. Bu da şöyle yapılabilir,

    a. Ebeveynler düzenli aralıklarla iletişim kurmak.

    b. Çocuğun yaşam alanlarında çocuk için çizilen ortak sınırlar ve koyulan kurallar konusunda ortak paydada buluşmak.

    c. Velayeti alan ebeveyn velayeti almayan ebeveynin otoritesi ve ebeveynlik rolünü desteklemesi.

    Buna benzer çözümlerin Terapi seanslarında çalışılması ve uygulanması uzman psikolog tarafından yapılmaktadır.

  • Boşanma ve Çocuk

    Boşanma ve Çocuk

    Boşanma oranlarının giderek arttığı günümüz koşullarında kuşkusuz bu soruna dair en önemli problemlerden biri de çocukların nasıl etkilendiği. Merkezimize boşanma üzerine başvuran ailelerin büyük çoğunluğu çocukları için sarsıcı olduklarından emin oldukları bu durumu onlara nasıl açıklamaları ve sonrasında onlara nasıl davranmaları gerektiğine dair bizlerden bilgi almaya çalışmakta.

    Boşanma Çocuğa Kaç Yaşındayken Söylenmeli?

    Bu durumun açıklanması için çocuğunuzun sizin söylediklerinizi anlayabileceği bir yaş diliminde olması yeterli. Konuşma ve dil gelişiminin başladığı ve ciddi oranda geliştiği 24 ay (2 yaş) ’dan itibaren açıklayabilirsiniz. Birçok ebeveyn küçük yaşta çocuklara açıklamanın zararlı olduğunu düşünmekte fakat aile içerisinde saklanan bazı gerçekler ve bu gerçekleri saklamak için söylenen yalanlar çocuğun psikolojisine boşanmaktan daha fazla zarar vermekte.

    Boşanma Çocuğa Nasıl Anlatılır?

    Bu kararı sadece anne ya da sadece baba tarafından çocuğa aktarılmamalı. Ebeveynler bir aradayken (böylece çocuğunuz tek taraflı bir karar olduğunu düşünmez), evde baş başa çocuğunuzun aklına takılanları rahatça sorabileceği bir zaman diliminde anlatılmalı. Çok fazla detaya girmeden, ayrılık kararı net bir şekilde ifade edilmeli. Eğer eşler arasında boşanma kararına dair bir anlaşmazlık söz konuysa asla çocuğun önünde tartışılmamalı. Bir diğer önemli nokta ise bu durumun çocuğun kendisiyle alakalı bir durumdan ötürü gelişmediğine dair çocuk ikna edilmeli, aksi takdirde çocuk kendini bu durumun sorumlusu olarak görebilir.

    “Neden ayrılıyorsunuz” diye sorarsa…

    Bu noktada ebeveynler detaya girmeksizin kısa bir şekilde durumu anlatmalı. “Artık anlaşmakta zorlandığımız için,” ya da “Beraber güzel vakit geçiremediğimiz ve genelde kavga ettiğimiz için” gibi ifadeler kullanılabilinir.

    Boşanma Sürecinin Çocuğa Etkileri

    Birçok çocuk boşanma sürecinden farklı şekilde etkilenir. Bu farklılıklar ailenin boşanma sürecine karşı takındıkları tutum ve davranışlar ile şekillenir. Elbette az ay da çok her çocuk boşanma sürecinden olumsuz etkilenir ancak mutsuz bir evlilikten daha olumsuz bir etki alanı yaratması mümkün değil. Dolayısıyla bu süreçte ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları maddeler halinde özetlersek;

    1. Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkisinin farkına varın: Kendi sorunlarıyla ilgilenen anne babalar, genellikle tartışmalarının çocukları etkilemediğini düşünürler. Ancak bu doğru değildir, çünkü çocuklar her zaman anne babalarının birlikte olmasını, birbirlerini sevmelerini isterler. Unutmayın, kaç yaşında olurlarsa olsunlar, çocuklar ayrılık ve tartışmalardan çok etkilenirler. Bu gerçeği göz ardı etmeyin.

    2. Çocuklar ne hissederlerse hissetsinler onlara kızmayın: Çocuklarınızın hissettiklerini bastırmalarına ve boşanmadan etkilenmiyorlarmış gibi gözükmelerine izin vermeyin. Oğlunun babasını çok özlediğini duymak boşanmış bir anne için çok üzücü olabilir. Ancak çocuğunuzun bunları içine atması, kendi ruh sağlığı açısından çok daha kötü olacaktır.

    3. Çocuklarınızın eski yaşamının fazla değişmemesine özen gösterin: Çocuklarınızın sadece anne/babasından değil, alışkın olduğu ev düzeninden de uzaklaştığını unutmayın. Taşınma durumu söz konusu olsa bile, görmeye çok alışkın olduğu bazı arkadaşlarını ve akrabalarını ayni sıklıkta görmelerine dikkat edin. Özellikle diğer aile fertlerinin göstereceği ilgi, çocukların boşanmadan daha az etkilenmesini sağlayacaktır.

    4. Boşandığınız eşinizle kavga etmemeye çalışın: Aranızda ne kadar çatışma olursa olsun, çocuklarınız, boşandığınız eşinizle kavga etmenizden rahatsızlık duyacaktır. Tartışmalarınız çocuğunuz hakkındaysa, bu durum çocukların arada kalmasına yol açacaktır. Eğer tartışmanız gerekiyorsa, bunu asla çocuğunuzun önünde yapmayınız.

    5. Çocuklarınıza her zaman doğruyu söyleyin: Hem annenin hem de babanın ayrılmalarına rağmen, çocuklarını aynı şekilde sevmeye devam edeceklerini söylemeleri gerekir. Çocukların terkedilmiş hissetmelerine ve boşanma için kendilerini suçlamalarına izin vermeyin. Neler olup bittiğinin yavaş yavaş farkına vardıkları için size sürekli yeni sorular sorabilirler. Onlara sabırlı ve anlayışlı bir şekilde cevap verin. Annesinin ya da babasının neden artık onunla beraber yaşamadığının nedenlerini, bunun en doğrusu olduğunu açık olarak anlatın.

    6. Anne/babanın çocuklarının yaşamından tamamen çıkmasına izin vermeyin: Bazı anne/babalar, çocuklarıyla buluşup tekrar ayrılmanın zorluğuna dayanamadıkları için boşandıktan sonra onlarla az ilgilenmeyi ya da hiç ilgilenmemeyi tercih edebilirler. Ancak böyle bir davranış, çocuk için daha büyük bir kayıp olacaktır. Hangi nedenle olursa olsun anne/babasının yaşamından tamamen çıkması, çocuğa çok zarar verecektir.

    7. Çocuklarınızla olan ilişkilerinizi güçlendirin: Boşanmadan sonra, çocuklarınızın yaşamıyla, neler yaptıklarıyla daha çok ilgilenin, kendi yaşamınız hakkında da çocuklarınıza daha çok bilgi verin. Böylece hala sevildiklerini ve hem annelerinin hem de babalarının onlarla ilgilendiğini anlayacaklardır.

    8. Çocuğunuzun kötü davranışlarıyla baş etmeyi öğrenin: Çocuklarınız boşanmadan sonra farklı bir ruh hali içine girebilir. Kötü davranışlarda bulunurlarsa, bu davranışlarının nedenini de mutlaka öğrenin. Bazı çocuklar okulda ya da evde asi davranışlar sergileyerek, ilgi isteyebilirler. Eğer çocuğunuzun kötü davranışları ciddi boyutlardaysa, mutlaka doktordan yardım isteyin.

    9. Anne baba olarak işbirliği içinde olun: Artık evli olmasanız bile, anne baba olarak işbirliği içinde olmanız gerektiğini asla unutmayın. Çocuklarınızın geleceği için önemli olan konuları mutlaka tartışın, kararları birlikte verin. Gerekirse, bir arkadaşınız ya da akrabanızdan da yardım isteyin ve aldığınız kararları mutlaka yazın.

    Size bu süreçte ışık tutabilecek bilgileri derledik. Nedeni ne olursa olsun; birkaç günden uzun süren ağlamalar, bebeksi davranışlar, huzursuzluk, keyifsizlik, kavgacılık, öfke patlamaları, uyku ve iştah sorunları, okul başarısında düşme, öncesinden farklı davranışlar gözlendiğinde mutlaka doktorunuza başvurunuz.

  • Boşanma :  Anne ve Baba Ayrılığı

    Boşanma : Anne ve Baba Ayrılığı

    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de boşanma sayıları günümüzde artmaktadır. TÜİK’in 2018 verilerine göre ülkemizde, boşanan çiftlerin 2017 yılındaki sayısı 128 bin 411’dir. Boşanmaların % 38,7’si evliliğin ilk beş yılı, % 20,7’si ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşmektedir.

    Birçok ebeveyn ayrılıklar yaşamaktadır. Ani, beklenen, ön görülemeyen, zor olan, planlı olan gibi her türlü ayrılma yöntemi ne olursa olsun, en çok sorulan soru; çocuklar bu ayrılık sahnesini mümkün olduğunca nasıl kolay atlatacakları olmaktadır.

    Boşanmanın evli iki kişi arasında olan bir olay olduğunu açıklayıp, bunun çocukların anne-babaları ile olan ilişkilerini etkilemeyeceği gibi akrabaları ile olan görüşmelerini de etkilemeyeceğini çocuğa aktarılmalıdır.

    Çocuğun aklına gelen şu soruların yanıtları verilmelidir.

    • Neden annem ve babam ayrılıyor?

    • Niye annemle / babamla kalıyorum?

    • Annem / babam bizden ayrılınca nerede yaşayacak?

    • Anne/babamı tekrar görebilecek miyim?

    • Ya bana ne olacak?

    Boşanma ile ilgili bilinmesi gereken 2 önemli bilgi vardır.

    1-Boşanma çocuklar için travmadır.

    Bu nedenle hem boşanma kararının alınması sırasında, söylenmesinde ve sonrasında çocuğun ruh sağlığını korumak ve çocuğun gelişimi için de bir sistem kurulması çok önemli ve gereklidir.

    2-Boşanma iki kişi arasında; anne baba arasında gerçekleştiğidir.

    Anne babasının çocuktan boşanmasının mümkün olmadığı çocuğa mutlaka anlatılmalıdır.

    Çocuğun yaşı ne olursa olsun; ayrılma, boşanma öncesinde çocuk evdeki farklı hayayı mutlaka hisseder. Anne baba tarafından kesin karar alındığında, çocuğun kişiliğine, hassaslığına en uygun ifadeyle anne ve babasının bir arada yaşamalarının ne kadar zorlaştığı anlatılmalı ve aşağıdaki aşamalara tek tek dikkat edilmelidir.

    Adım adım BOŞANMA kararının açıklanması :

    1.ADIM: HAZIRLIK

    Çocuğa ayrılık kararının ne şekilde söyleneceği, hangi cümlelerin kurulacağı anne-babanın eşit sürede konuşması gerektiği önceden birlikte kararlaştırılmalı ve bu haber ebeveynler tarafından birlikte verilmelidir.

    Çocuğa anne babanın birbirine karşı sevgilerinin bittiği, yaşamla ilgili olarak farklı istek ve tercihleri olduğu açıklanır.

    Önemli olan; çocuğun bu ayrılıktan kendisinin sorumlu olmadığını anlamasıdır. Çocuğu asıl ilgilendiren bundan sonrasında çocuğun hayatının nasıl şekilleneceği, anne babasının çocukla olan ilişkisi olacaktır.

    Boşanma hakkında bilgilendirme çocukların, yaşlarına göre farklılık göstermesi gerekir.

    7 yaş ve üzerinde olan çocuklar bu konuşmayı anlayabilecek, mantığı kavrayabilecek şekilde hazırken, 7 yaşından küçük çocuklar; yaşanılan durumun farkında olmasalar da basit kelimelerle ayrılık kararının açıklamak diğer ebeveynle artık aynı evde yaşamayacaklarını anlatıp, onları bu yeni duruma ikna etmek gerekir.

    Bir ebeveynin daha uzun konuşması diğer ebeveynin suçlu gibi algılanmasına yol açabilir bu nedenle de anne-babanın açıklamaya eşit ölçüde dahil olması gerekir.

    Bu karara kesin olarak anne baba tarafından birlikte verildikten sonra çocuğa anlatılmalıdır. Annenle/babanla boşanacağız, boşanıyoruz gibi emin olunmadan söylenen, duygusal iniş çıkışlı cümleler kesin karar verilmeden çocuğun yanında kurulmamalıdır.

    2.ADIM: İLETİŞİM; Ayrılık Kararının Çocuklara Açıklanması

    Açıklamanın nasıl yapılacağı önemli bir adımdır. Genellikle anne babalara çocukların % 50’sine katkının da eski eşten olduğunu asla unutmamalarını hatırlamak gerekir. Bu cümle onların gerçeği daha net ve açık şekilde görmelerini sağlar. Eşini aşağılayan ve çocuğunun önünde küçük düşürmeye çalışan eşin bunu hatırlaması önemlidir. Çünkü çocuğun kendi gerçekliği, kimliği olarak gördüğü şey ‘bir yarım babam ve diğer yarım ise annemden oluşmaktadır.’ bilgisidir.

    Boşanma çocuklar için travmadır. Bu nedenle hem boşanma kararının alınması sırasında, söylenmesinde ve sonrasında çocuğun ruh sağlığını korumak için bir sistem kurulması önemlidir, bu çocuğun gelişimi için de çok önemlidir.

    Anne ve baba bu açıklamayı yaparken birbirlerini suçlayan, aşağılayan ifadeler kullanmaktan kesinlikle kaçınmalıdırlar. Çünkü, kimin daha fazla suçlu olduğu ya da kimin ne yaptığının bir önemi yoktur, bu bilgi çocuk için anlamsızdır. Ayrılmanın neden gerçekleştiğini ve kararın nereden geldiğini bilmek zorunda değildir.

    Bir ilişkiyi bitirmek, bir çiftin yalnızca çifti ilgilendiren bir karardır. Bu gerçeklik, bebek içinde çocuk için de ergen için de geçerlidir. Ayrılığı açıklarken tarafsızlık şarttır. Bu tarafsızlık, her iki ebeveynin de açıklamada bulunduğunu ve kimsenin suçlu bulunmadığını ima eder.

    Diğer eşi çocuğun önünde suçlama, küçümsemek çocukla anne/babanın ilişkisine zarar verir küçümsenen, kötülenen ebeveyne yabancılaşmasına yol açar. Bu çok olumsuz ve tehlikeli bir davranıştır. Ne olursa olsun diğer eşin hatalı ve suçlu olarak etiketlenmemesi ve çocuğun o ebeveyne yabancılaştırılmaması gerekir. Çünkü bu durum uzun vadede anne ve babasının bir uzantısı olarak kendini gören çocuğun benlik saygısını, özgüvenini de etkiler.

    Çocuğu ilgilendiren kısım anne babanın neden boşandığı, ayrıldığı değil, bundan sonraki süreçte kendisinin bu durumdan nasıl etkileneceğidir.

    Boşanma kararının kim tarafından çocuğa açıklanmalı konusunda ebeveyn kararsız ise psikolog gibi bir uzmandan destek alınabilir.

    3.ADIM: AKTARIM; Sakin ve kontrollü bir anlatım.

    Eşler birlikte ayrılık açıklamasını yaparken çok fazla ajitasyon yapmadan, duygularını mümkün olduğu şekilde kontrollü olarak aktarması gerekir. Çünkü; çocuk fazla abartılı şekilde durumu aktaran, ajite eden ebeveyni teselli etmeye çalışırken kendi duygusundan uzaklaşabilir ya da bu durum diğer tarafı suçlamasına neden olabilir.

    Açıklama yapılırken: suçlamalar olmamalıdır. Çocukla ilgili olmadığı, onun annesi babası olmaya devam edecekleri konuşmada belirtilmelidir.

    Çocuğun hangi ebeveynde kalacağı belirtilmelidir, diğer ebeveynde de belli günlerde kalacağı ve orada da kendine ait bir odası olacağı bilgisi paylaşılmalıdır.

    4.ADIM: ZAMAN

    Ebeveyn boşanma açıklamasını yaparken çocuğun içinde bulunduğu zaman dilimine çok dikkat etmesi gerekir. Bu zaman diliminde çocuğun hayatı için önemi bir süreç yaşanıyorsa; bakıcı, okul değişikliği, genel/dönem sınavları, spor/sanat müsabakaları vb. olaylar var ise bu kritik açıklama biraz olsun ertelenmelidir. Çocuğun üst üste travma içeren yaşantılara maruz kalmaması açısından önemlidir.

    5.ADIM: MEKAN

    Çocuğa boşanma açıklamasının yapılacağı mekanı seçerken iki tane seçenek göz önünde bulundurulmalıdır.

    Bunlardan ilki çocuğun güvende hissettiği, alışkın olduğu kendi evinin bir odası olacaktır. Diğeri ise çocuğun hayatında daha önce hiç gitmediği ya da sık gitmediği, bir daha gitmeyeceği bir yer olmalıdır.

    6.ADIM: Çocuğun SUÇLU olmadığının açıklanması

    Çocuklar ve ergenler ben merkezci oldukları için ebeveynlerinin boşanma kararının onlar yüzünden olduğunu düşünürler. Bu bilginin yanlış olduğu çocuğa çok net açıklanmalı seninle ilgili değil bilgisi mutlaka verilmelidir.

    Çocuğun Duygularını tanımak :

    Tabii ki çocuk üzüntü, öfke ve endişe yaşayacaktır. Bu duygusal tepkiler, iyi bir adaptasyon döneminden sonra ortadan kalkacaktır. Bu duyguları çocuğunuzla konuşun. Ona yeni düzende neyin yardımcı olabileceğini sorun ve isteğini mümkün olduğunca yerine getirin. Birkaç ay sonra halen çocuğun bu durumla baş edemediğini görüyorsanız bir uzmandan destek almanız gerekebilir.

    Bu zor zamanlarda, çocuğumuzun ikinizi de eşit olarak sevdiğini ve eş, karı-koca olma durumunuzun bittiğini “iyi bir ebeveyn” olmanın devam ettiğini unutmamak ve çocuğa bu farkındalıkla yaklaşmak önemli ve gereklidir. Çocuğun duygusunu paylaşmasına, yasını yaşamasına izin verilmelidir.

    Yaş Dönemine Göre Boşanmaya Tepkiler:

    0-1 YAŞ: Duygular;Korku, Huzursuzluk

    Dışa vuran tepki; -Sinirlilik, huzursuzluk, -Ağlama, yeme ve uyku bozuklukları

    1-3 YAŞ: Kederli, üzüntülü, apatik

    Kendini rahatlatma; Regresyon (parmak emme, oyuncaklarına sarılma)

    Bakım veren kişiye; Yapışkanlık, ayrılık kaygısı

    Dışa vuran Tepkiler; Öfke, ajitasyon, ağlama, yeme ve uyku bozuklukları

    Okul öncesi (3-5 Yaş) : Üzüntü, kayıp duygusu, kendini suçlama

    Kendini rahatlatma:Regresyon, mastürbasyon

    Bakım verenle ilişkiler :Ayrılık kaygısı (yapışkanlık, bakım görme arzusu)

    Öfke ya da içe kapanma / ilişki kurmama

    Dışa vuran Tepkiler :Oyunlarda kızgınlık ve öfkenin dışa vurması. -Kabuslar -Ajitasyon

    İlkokul Çağı (6-11 Yaş) : Öfke, reddedilmişlik. Kendini rahatlatma :Regresyon (yapışkanlık, mızmızlanma, bebeksi konuşma).

    Dışa vuran Tepkiler : İtaatsizlik, okuldan kaçma, kurallara uymama, okul başarısında azalma

    Ergenlik : Kolay ağlama eğilimi, üzüntü, Reddedilmişlik, Suçlama

    Kendini rahatlatma:Alkol ve ilaç kötüye kullanımı

    Bakım verenle ilişkiler :Ahlakçı / yargılayıcı, Evden uzaklaşma, Ebeveynden birisine daha fazla yakınlaşma (bazen)

    Dışa vuran Tepkiler : Aksilik, kavgacılık, kabalık, Evden kaçma, Cinsel eylemler, Okul başarısında azalma

    7.ADIM: Çocuğun uyum sağlamasına yardım etme :

    Ebeveynlerin ayrılığı zaten çocuk üzerinde oldukça önemli ve etkilidir. Tüm hayatı boyunca hatırlayacağı bir şok olacaktır. Bu nedenle de, çocuğun bu yeni gerçekliğe uyum sağlamasına yardımcı olmak gerekir. Çocuğa yeni bir rutin hızla oluşturulmalı. Ve bu yeni düzen, rutin çocuk açık bir şekilde açıklanmalı ve çocuğun iyi olduğundan emin olmalıdır.

    Çocuğa ev değişikli kiminle hangi tarihlerde görüşeceği, hafta sonu hafta içi nerede/kimin evinde olacağıyla ilgili takvim oluşturulmalıdır. Çocuk yaş olarak küçük ise takvim renklendirerek, yeşil günlerde annede, mavi günlerde de baba da kalacağı anlatılmalı, birlikte boyanmalı, işaretlenmelidir. Devam eden rutinlerinin de altı çizilmelidir.

    8.ADIM: Boşanma sonrası

    Boşanma gerçekleştikten sonra anne ve babanın sık sık bir araya gelmesi, birlikte tatillere gitmesi çocuk tarafından anlaşılmaz. Çocuk tarafından onlar arasında sorun yoktu neden evler ayrıldı şeklinde düşünmesine yol açarak, kafasının karıştırmasına neden olarak çocuğu anne ve babanın yine birlikte olacağı yönünde umutlandırır.

    Diğer yandan ise; doğum günü, karne günü gibi çocuk için özel günlerde ebeveynlerin bir araya gelinmesi önemlidir.

    Ayrıca ebeveynlerin çocuğa söz verdiği gün ve saatlerde orada olması ya da son dakika onu alacağı planını iptal etmesi çocukta değersizlik hissi oluşturabilir ve o ebeveyn tarafından istenmediği, anne/babası gibi terk edileceği şemalarının oluşmasına yol açabilir. Bu nedenle verilen sözlerin tutulması çocuk gelişimi açısından çok önemlidir.

    Birlikte kalmadığı ebeveynle olan görüşmeler düzenli olmalıdır. Çocuk bir kayıp yaşadığı için görüşme günlerinde mutlaka çocuk alınmalıdır, tersi durumlarda çocukta hayat kırıklıkları, güven kaybı ve özgüvenle kayıplarına, kaygı yaşamlarına neden olmaktadır.

    9.ADIM: Sorumluluklar

    Boşanma gerçekleştikten sonra çocuk anne yanında kaldıysa ve anne ona ‘artık bu evin erkeği sensin.’ gibi çocuğun yaşına, gelişim dönemine uygun olmayan, büyük sorumluluklar yüklemesi çocuk için uygun değildir. Kurulan cümlelere verilen mesajlara anne-babalar dikkat etmelidir.

    Ayrılan anne babaların, akrabaların çocuğun yanında diğer ebeveynle ilgili olumsuz bilgiler, konuşmalar, duygular paylaşılmamalıdır.

    Bu kritik dönemde oluşabilecek sorunlara karşı ailelerin ve çocukların uzman psikologlardan danışmanlık, destek hizmeti alınabilir.

  • Boşanma Sonrası Hayat

    Boşanma Sonrası Hayat

    Evliliklerin sonlanması neredeyse her zaman mutsuz bir olaydır ve hayal kırıklığı, beklentilerin kaybı ile sonuçlanmaktadır. Bununla birlikte bu süreçte, kişinin rutinlerinde değişiklikler olmasına neden olan birçok yasal, mali ve duygusal faktörlerle baş etmesi gerekmektedir. Eski düzenli hayatlarına geri dönmek uzun zaman alabilir. Ancak boşanmaların, daha istikrarlı ve sağlıklı ilişkiler kurabilmeleri için kişileri hem yasal hem de duygusal yönden özgür bıraktığı için önemli bir rolü vardır.

    Psikolojik, ekonomik ve sosyal gibi birçok sebep kişilerin birbirlerinden uzaklaşmasına ve ayrılmalarına neden olabilmektedir. 20. yüzyılın en önemli olaylarından biri de, özel ve kamusal yaşamda kadının statüsünü değişmesi ve yükselmesidir. Aynı değişiklikler, boşanma oranlarında ve boşanma yasalarının serbestleştirilmesinde de çok fazla konuşulan bir yükselişi beraberinde getirdi. Aldatma ve mali kargaşalar, boşanmanın doğrulanabilir nedenleridir, ancak başlıca nedenler duygusaldır: Çiftler duygusal olarak uzaklaşırlar, karşılanmamış beklentiler yüzünden hayal kırıklıklarına uğrarlar ya da yaşamlarında ayrı görüşlerini geliştirirler. Boşanma olaylarının başlıca diğer nedenlerine bakıldığında ise fiziksel ve sözel istismar evliliklerin dağılmasında etkin rol oynamaktadır.

    Boşanmaya karar verme ve boşanma süreci birçok kişi için endişe ve korku ile yaklaşmalarına rağmen boşanan bireyler boşanma sonrasında hayatları ile ilgili oldukça iyi bir şekilde başa çıkabiliyorlar. Boşanmış kişilerin çoğunluğu kendini yaşamın merdivenlerinin üst basamaklarında hissediyorlar. Yeniden evlenenler, yeniden evlenmemiş, ayrılmış veya dul olanlardan daha iyi bir bakış açısına sahiptirler. Bu kişilerin dörtte üçü evlilikteki problemleri çözmek için doğru bir karar verdiklerini vurgulamaktadırlar.

    Boşanmanın hem kadınlar hem de erkekler üzerinde bazı psikolojik etkilere sebep olduğu görülmektedir. Çiftlerin yaşadığı hayal kırıklığı ve geleceğe dair belirsizlikten kaynaklı olarak bunun yaşanması normal bir süreçtir. Ancak boşanma da ilişkilerin doğasında var olan bir süreçtir bu yüzden öncelikle bu durumun normal olduğu unutulmamalıdır. Boşanmanın etkileri kişiden kişiye değişmekle birlikte dünyanın sonu değildir. Boşanma sonrasında bu durumu özümsemek için çiftlerin birbirlerine zaman vermeleri çok önemlidir. Bu sürecin daha rahat atlatılabilmesi için arkadaşlar veya aile gibi yakın çevreden sosyal destek alınımı faydalı olacaktır. Eski eşi hatırlatacak durum veya olaylardan uzak durmak yine kişinin kendi ruhsal sağlığını koruması adına yararlı olacaktır. Ayrılık sonrası hemen yeni bir ilişkiye başlamak çok sağlıklı olmayacaktır. Kişi kendine biraz zaman tanımalıdır. Ancak kişi bu durum ile yalnız başına baş edemediğini düşündüğü noktada veya boşanma kendisi için çok acı veren bir durum haline geldiğinde bir uzmandan destek alınması önemli olacaktır.

  • Boşanma ve Çocuklar Üzerinde Etkileri

    Boşanma ve Çocuklar Üzerinde Etkileri

    Evlilik bir seçim olduğuna göre evliliği sonlandırmak da bir seçimdir. Eşler birbirleri ile iletişim kurmakta zorlandıklarında, paylaşım azaldığında, başka biri ile birlikteliğe karar verdiklerinde ya da farklı nedenlerden dolayı boşanmayı isteyebilir. Boşanma olayı, buna karar veren erişkinlerde bile psikolojik sorunlara yol açmakla beraber bu durum çocuklarda daha da karmaşık bir hale dönüşebilir.

    Pek çok kişinin evliliğini çocuklarını düşündüğü için sonlandırmak istemediğini biliyoruz. Bana göre; sürekli kavga gürültünün olduğu bir aile ortamında yaşamak çocukların gelişimlerini ve ruhsal durumunu daha da olumsuz etkileyebilir. Tabii ki her çatışmada ve olumsuz durumda boşanma olsun demek istemiyorum, ama hiçbir çıkar yol yoksa boşanmak kaçınılmazdır. Ancak bu olayı dramatize edip, işin içinden çıkılamaz bir hale dönüştürmemek gerekir.

    Eşler boşanma kararı aldıktan sonra bu durumu birlikte çocukları ile paylaşmalı. Zor olsa bile çocukların önünde sakin görünmeye ve kontrolü kaybetmemeye çalışmalıdır. Eğer eşler kendilerinden emin görünür ve tutarlı konuşurlarsa, çocuklar üzülseler bile durumu daha kolay kabul edeceklerdir.

    Şunu unutmamak gerek; eşler birbirinden boşanabilir, ancak çocuklarından boşanamazlar.

    Boşanmış anne babalara sahip olmak ya da boşanmış bir ailenin üyesi olmak kendi başına zararlı değildir. Önemli olan, aile üyeleri arasındaki ilişkilerin ve aile hayatının kalitesidir. Çocukların ayrılma ve boşanmaya gösterdikleri tepki büyük ölçüde eşlerin birbirlerine tepkilerine bağlıdır. Çocuğun en az zararla bu olayı atlatmasını sağlamak gerekir.

    Boşanma kararı alındıysa bu durumu çocuklardan saklamamak en doğru yoldur. Eşlerden biri hiçbir açıklama yapmadan evden ayrılırsa çocuk reddedildiğini ve istenmediğini düşünebilir ve her şeyin sorumlusu olarak kendini görebilir. Onlarla konuşurken eşinizle aranızdaki sorunlardan ve ayrılma kararınızdan onların sorumlu olmadıklarını belirtin. Çocukların önünde mutsuz görünmemeye ve kontrolünüzü kaybetmemeye çalışın. Sorulara açık ve net cevaplar vermeye ve birbirinizi suçlamamaya çalışın. Ayrıca istediği zaman evden ayrılan ebeveyni görebileceği belirtilmeli.

    Çocukların ruhsal olarak sağlıklı gelişebilmeleri ve insanlarla kalıcı ve sevgi dolu ilişkiler kurabilmeleri onların hayatlarındaki en önemli kişilere anne babalarına yakın olmalarına bağlıdır. Eşler boşanma döneminde öfke, kırgınlık, küçümsenme ve suçluluk duygularını bir arada yaşarlar, ancak çocukları bunlardan uzak tutmak gerekir.

    Boşanmalar o kadar yaygınlaştı ki, mutlu bir aile yaşamı olan çocuklar bile en yakın arkadaşlarının anne babası gibi, kendi anne babalarının da boşanacağı endişesini taşımaktadır.

    Çocuğunuza yardımcı olmak istiyorsanız, çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini paylaşmaya ve onu dinlemeye ve anlamaya çalışın. Ayrıca boşanma süreci başladığında onları mahkeme ortamından uzak tutmalı ve taraf tutmak zorunda bırakmamalısınız. Eşler çocukları ile ilgili kararlarda bir araya gelebilmeli. Çocuğunuzu eski eşinizi cezalandırmak için kullanmamalısınız.

    Çocuklarınıza davranışlarınızla ve sözel olarak onları çok sevdiğinizi belirtin.

  • Boşanma Süreci

    Boşanma Süreci

    Her aile ve çift boşanma kararı öncesinde, boşanma süresinde ve sonrasında zorlu birtakım süreçlerden geçer. Bu durum, ilerleyen aylarda aile bireylerini farklı yönlerde etkiler. Duygusal karışıklığa eklenen maddi sorunlar tüm aile bireylerine yansır. Dolayısıyla ailenin yaşam tarzını da değiştirir. Ayrılık çok yeni bir durum olduğundan, bireylerin zihinleri devamlı bu konu ile meşguldür. Zamanla yeni bir hayat kurma gerçeği ile yüz yüze kalınmasına dönüşür.

    Boşanmanın ilk yılı yetişkinler için oldukça zordur. Boşanmış olmak kadınların ve erkelerin önemli ruhsal sorunlar yaşamasına neden olur. Boşanma sürecine, yüklenen anlamlar (“Başarısız oldum”, “Hayatımda hiçbir şeyi iyi yönetemiyorum” vb. düşünceler), çevrenin algısına yönelik atıflar (“Komşularım bana farklı bakacaklar”, “Ailem akrabalara anlattıklarında gözlerinden düşeceğim” vb.) çocukluktan gelen bir takım “değerlilik”, “sevilebilirlik”, “yeterlilik” şemalarını hareketlendirecektir. Bu durum zamanla, ruhsal sıkıntıların daha da derinleşmesine ve gündelik yaşam kalitesinin düşmesine neden olur.

    Beklenmeyen ya da mecburi boşanma durumlarında, yetişkinin geçmişte takılı kaldığı bir gelişim basamağına dönmesine ya da kişiliğinden beklenmeyen tutumlara girmesine itebilir. Bazı yetişkinler çaresiz hissettiklerinden, çocukları dahil başkalarının bakımına muhtaç hale düşebilir. Bazı durumlarda ise ailedeki roller değişebilir, çocuklar ebeveynin bakımını üstlenirler ve onların dertlerini dinler. Bu durum, çocukta yanlış bir gelişime ve ebeveyninden ötürü yanlış bir gerçek anlayışını benimsemesine neden olur.

    Tüm bu durumlar, boşanmanın hemen sonrasında kişinin kendisini etrafından soyutlamasına ya da tam tersi önceki zamanlardan farklı olarak sosyal yaşamını aşırı yaşamasına neden olur. Boşanmanın yarattığı karmaşık duyguları (boşanmanın yarattığı mutsuzluk ve öfke duygularını) ise bazı bireyler kabul etmezler. Ancak bu duyguların zamanla değişeceği, bu sürecin bir uyum süreci olduğunu görmek tek başına oldukça karmaşık ve zordur. Çeşitli faaliyetlerle meşgul olmak herkese iyi gelebilir, ancak geçmiş yaşantıda takılı kaldığımız durumları, yaşanılan duygu durum bozukluklarını, çocuğumuza boşanma sürecini “en sağlıklı” nasıl aktarabileceğimizi ve boşanma süreci sonrasında yeniden günlük işlerimizi “kaldığımız yerden” nasıl devam ettirebileceğimizi uzman eşliğinde almamız, süreci kolaylaştırır. Eğer tüm bunlardan kaçmak diğer sorunlardan kaçmak için yapılıyorsa bu durum depresyonu ancak bir süre için ertelemeyi sağlar. Ancak sonunda, sorunlar çözümsüz kaldığı için çöküntü kaçınılmaz olur.

    Birçok birey, boşanma sürecini tek başına atlatmaya çalışmaktadır. Zamanla bu süreci yönetebileceğine inanmaktadır. Ancak geçmişte yaşanılan her bir travma (büyük olması gerekmez), bir sonraki kuracağınız ilişki ya da çevrenizde iletişime geçtiğiniz kişilerle olan diyalogunuzu etkilemektedir. Bu süreci kabullenememe, yaşanan pişmanlık duyguları , gelecekle ilgili yoğun kaygılar , ne yapacağını bilememe , bir türlü adım atamama gibi duygular yaşanır. Bu duygulardan uzaklaşmak kişi için zordur. Psikolojik destekle bu süreç daha kısa sürede ve daha az zararla atlatılabilir. Gelecekle ilgili plan yapma, yaşamdan ve ilişkilerden yeni şeyler bekleme , bunlar için çaba gösterme kişinin artık sağlıklı olduğunun bir göstergesidir. Ancak sağlıklı ilerlenebilmesi için, geçmişte yaşanılan “kısır ilişki döngüsünün değişmesi”, “bağlanma stillerinin ele alınması”, “duygusal ve fiziksel travmaların yaralarının sarılması” ve benzeri örüntülerin çalışılması bireyi güçlü kılar. Hayatında daha sağlıklı ilişkiler kurmasına ve tüm yaşam alanına (işine, ailesine, arkadaşlarına vs.) olumlu yansımasına neden olur.

  • Boşanma Sürecinde Çocukların Yaşadıkları

    Boşanma Sürecinde Çocukların Yaşadıkları

    Boşanma çocukların başına gelebilecek sarsıcı olaylardan birisidir. Onların gelişimini etkileyebilecek bir sürü değişiklik anlamına gelmektedir.

    Ebeveynler içerisinde geçen kavgaların farkında olabilirler ama bunu boşanma kararı uygulanana kadar kabul etmeyebilirler.

    Boşanma sebebi boşanma şeklide çocukların etkilenmesini artıracak unsurlardandır.

    Uzlaşmalı boşanan ebeveyn çocuklarının yaşayacağı süreç ile fiziksel şiddetin veya boşanma sürecinde yaşanacak tartışmaların eksik olmadığı bir ailenin çocuklarının yaşayacakları arasında farklılık gözlenebilir.

    Boşanma sürecinde ebeveynler sükûnetlerini korumalı çocuğun hayatında, yaşam standartlarında ne gibi değişiklik olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmelidir.

    Çok büyük değişiklikler olacaksa bunlar kademeli yapılmalı öncelikle çocuğun yeni sürece alışması beklenmelidir.

    Her değişiklik için uyum süreci gerekmektedir. Köklü değişikliklerin hepsine birden alışması çok zor olabilir.

    Ebeveynler kendi büyüklerini(aile) bilgilendirmeli çocuklarla ilgili kararları paylaşmalıdır. Aile büyükleri bu sürece çok dahil edilmemeli. Büyüklerin işin içine girmesi olumsuz gelişmelere neden olabilir.

    Aile büyüklerini çocuklar için iş birliğine açık hale getirilmelidir.

    Boşanma sürecinden sonra eş olunmayabilir ama anne baba olunmaya devam edileceği için çocuk her iki ebeveynle de görüşmeye devam etmelidir. Boşanmanın çocuklar için zor olduğu kadar eşler içinde zorlu bir süreç olabileceği unutulmamalı. Depresyon öfke nöbetleri ortaya çıkarabilir. Bunlar bahşedilemeyecek derecede yüksek olduğunda mutlaka psikolojik destek alınmalıdır.

    Eşlerin psikolojik sorunlar yaşadığı sürede çocuklarında etkilenmesinin daha fazla olabileceği unutulmamalı. Bu süreci siz ne kadar rahat atlatabilirseniz çocuğunuza daha fazla yardımcı olabileceğinizi unutmayın.

    Depresif, çökkün bir anne çocuğa her şeyin kötüye gittiği imajını verir. Çocuktaki kaygılarda artış olur.

    Süreç için çabalayan süreci yöneltmede başarılı olan anne baba çocuğa her şeyin yolunda gittiği izlenimini verebilir.

    Gelişim Dönemlerine Göre Çocuklarda Karşılaşılabilecek Problemler

    0-2 Yaş Döneminde: Çocuğun farkında olmadığını düşünsekte boşanma sırasında ağlama nöbetlerinde sıklaşma uyku ve beslenme sorunları ortaya çıkabilir.

    Boşanmanın çocuklar için zor olduğu kadar eşler içinde zorlu bir süreç olabileceği için çocuk her iki ebeveynle de görüşmeye devam etmelidir.

    3-6 Yaş Döneminde: Okul öncesi dönemi çocuklar boşanma sürecinden en çok etkilenenlerdir. Bu dönemde ailenin odak noktası olarak algılayan çocuk “ben yaramazlık yaptığım için uslu olmadığım için söz dinlemediğim için annem babam kavga ettiler ve boşandılar.” diye algılayabilir. Alt ıslatma, parmak emme, davranış problemlerinde artış, içe kapanıklık gözlenebilir.

    6 yaş döneminde öfkeyi kontrol etmeyi öğrenmeye başlayan çocuk sosyalliğe ilgi duymaya başlar. Boşanma süreci bu döneme denk gelen aileler dikkatli davranmalıdırlar.

    7+13 Yaş Dönemi: Çocuk olağanmış gibi karşılamış görünse de yoğun bir suçluluk duygusu yaşarlar. Anne ya da baba tarafından yana durabilirler. Diğer tarafa karşı suçlayıcı ve de yoğun bir nefret olarak açığa çıkabilir.

    Bu yaş dönemindeki çocuklara boşanma sebepleri açıklanmalı kafasında herhangi bir soru işaretine yer bırakılmamalıdır. Çocuğa yetişkinmiş gibi davranılıp açıklamalar yaşına uygun bir biçimde aktarılmalıdır.

    13-18 Yaş Dönemi: Ergenlikle mücadele etme çağı olduğundan dolayı boşanma sürecinde ilave bir stres kaynağı olabilir.

    Ergenlik sürecinde anne baba ya zaten mesafeli durumda olan genç bu mesafeyi biraz daha uzaklık olarak gösterebilir.

    Sosyal çevreden utanmaya ve arkadaş gruplarından kaçmaya başlayabilir.

    Kız çocuklarında ebeveynlere karşı ortaya güven sorunu koruyucu birini bulma eğilimine girip karşı cinse yaklaşma olarak görülebilir

    Çocuklu aileler çocuk hangi yaşta olursa olsun bazı problemlerle karşı karşıya kalabilir. Bu süreçte parçalanmış ailenin tekrar yapılandırılmasında gerek gördükleri konularda uzman desteğine başvurmaları kendi sürecinde ve çocuğun sürecinde yardım almaları gelecek hayatlarını ve yaşamlarını kaliteli kılabilir.