Etiket: Bol

  • Çocuğunuzun okul başarısı için doğru beslenme ve sağlıklı geçecek bir kış için yapılması gerekenler

    Çocuğunuzun okul başarısı için doğru beslenme ve sağlıklı geçecek bir kış için yapılması gerekenler

    Okullar açılıyor, derslerdeki başarı öğrenmeyle değil beslenmeyle geliyor. Okul hayatındaki başarı, çocukların kışın sağlıklı kalması, bağışıklık sistemini güçlendirici ve reflüden uzak tutucu beslenmeden geçiyor.

    Okullarda sağlıksız besinlerin satılması ve nüfusu kalabalık okullardaki havasızlık astım ve alerjiye sebep oluyor. Çocukların öğle yemeklerinde hızlı gıdaları tercih etmesi öncelikle reflüye, ardından da astıma yol açabiliyor. Bağışıklık sistemi ve sağlık için beslenmenin önemini aileler ve öğretmenler göz önünde bulundurmalıdır.

    Kahvaltı

    Uzmanların en çok üzerinde durduğu ve günün en önemli öğünü olarak gösterilen kahvaltı için aileler; çocuklarının sabahları birkaç lokma yemesi için, kakaolu fındık ezmesi, kakaolu mısır gevreği gibi hızlı ve hazır gıdalar ile kahvaltı etmesine göz yumuyor. Bu gıdaların besleyici hiçbir değeri bulunmamakta, özellikle alerjik çocuklarda midede reflüyü tetikleyen bu gıdalar, astıma neden olmaktadır. Alerjik çocuklar için kakaolu hazır gıdalar yerine bol tahıllı ekmek, peynir, zeytin, yumurta, salatalık ve şekersiz marmelat gibi vitamin yönünden zengin gıdalar ile beslenmek çocukların bağışıklık sistemlerini güçlendirecektir.

    Öğle Yemeği

    Okullardaki öğle yemeklerinin; hamburger, patates, kola gibi hızlı ve hazır gıda ile yapılmaması, bol peynir, balık, tavuk veya kırmızı et ile yapılmış, içinde sebze ve yeşillik olan bol tahıllı bir sandviç ve yanında taze meyve tüketmenin çok daha besleyici olacağı unutulmamalıdır.

    Ses kısıklığı, iştahsızlık, geğirme, mide bulantısı, diş gıcırdatması, ağız kokusu gibi belli belirsiz şikayetlerle seyredebilen reflü, özellikle astımlı her 10 çocuktan dokuzunda görülmektedir ve bu çocuklar okullarda verilen öğle yemeğinden bile olumsuz etkilenebilmektedir. Okullarda verilen bol salçalı yemekler, yağlı kızartmalar ve kakaolu tatlılar astımlı çocukta mide yanmasına ve reflüye sebep olabilmektedir. Bu çocukların okul yemekhanesinde tabldot yemek yerine, evden hazırlanmış sade, az yağlı yeşillik ve protein içeren sandviç ve meyve tüketmesi daha sağlıklı olacaktır.

    Özellikle kakaolu gıdalar ve çikolatanın reflüyü tetikleyici etkisi bulunur, bu nedenle özellikle sınıflarda ödül olarak çikolata verilmemesi, doğum günü kutlamalarında çikolatalı pasta yerine bol meyveli sütlü pastaların tercih edilmesi çok önemlidir.

    Akşam Yemeği

    Akşam yemeklerinin de sabah ve öğlen kadar önemli olduğu, reflünün önlenmesi için yatmadan en az 2-3 saat önce akşam yemeğinin yenmiş olması gerekmektedir. Akşam yemeklerinde ağır yağda kızarmış gıdalar yerine, yağ oranı düşük hafif gıdalarla beslenmek gecenin rahat geçmesi için önemlidir. Çocuklara yatmadan önceki 2-3 saat kesinlikle süt verilmemesi, bu saatler içinde sadece su içilmesi faydalı olacaktır.

  • Süt veren annelere kafein uyarısı

    Anne sütü bebekler için en mükemmel besindir. İçerdiği bağışıklık sistemini güçlendirici maddeler hala birçok mamada yüzde yüz oranında yer almamaktadır. Ancak mucize besin olan anne sütü, bazen yarar yerine bebeğe zarar da verebiliyor. Süt veren annelerin aşırı kafein tüketimi, mucize besin olan anne sütünü zararlı bir besin haline getirerek, bebeklerde reflü başta olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır.

    Süt Veren Annenin Tükettiği Kafein, Bebekte Reflüyü Tetikliyor…

    Anne sütü bebekler için en kusursuz besin kaynağı olmakla birlikte, içerdiği bağışıklık sistemini güçlendirici besinler bugün, hiçbir mamada yüzde yüz oranında bulunmamaktadır. Her annenin sütü bebeğine özeldir ve onun ihtiyaçlarını en iyi şekilde giderecek özellikte doğa tarafından ayarlanmıştır. Ancak mucize besin olan anne sütü, bazen yarar yerine bebeğe zarar da verebilir, özellikle de emzirme döneminde anne, beslenmesine dikkat etmiyor ve bolca kafeinli gıda tüketiyorsa…

    Süt veren annelerin kafein yönünden zengin olan çikolata başta olmak üzere kakaolu gıdalardan ve kahveden uzak durması bebeklerinin sağlığı açısından çok önemlidir. Bebeklerde ilk iki yaşta mide başı normalden daha gevşektir. Kafein de genel anlamda mide başını gevşeten ve midede asit salgısını arttıran bir maddedir. Süt veren anneler, kafein içeren gıdalar tüketiyorsa bu doğrudan bebeği de etkilemektedir. Bebek de anne sütü kanalıyla, bol miktarda kafein almaktadır. Bu da bebeğin reflü olmasına ve ilerleyen zamanlarda reflüye bağlı diğer hastalıkların ortaya çıkmasına kaynaklık etmektedir.

    Sütünüzü Artırmak İçin Çikolata ve Kakaolu Gıdalar Tüketmeyin!

    Anneler sütlerini artırmak için tatlı olarak bol çikolata tüketmeyi tercih edebiliyor. Oysa bu, bebeğin sağlığı için son derece zararlıdır. Bir de çikolatanın yanında kahve de tüketiliyorsa, aşırı kafein tüketiminden dolayı bebek için durum daha da vahim bir hal al almaktadır. Özellikle de bu gıdaları tükettikten sonra bebeği emzirip ardından uyutmak reflüye en çok neden olan durumdur. Çünkü bebek yatar pozisyona girdiğinde mideden yukarı doğru olan kaçak, daha belirgin hale gelir ve bu da reflü oluşumunu tetiklemektedir.

    Reflü, Zamanla Yerini Solunum Yolu Enfeksiyonlarına Bırakabilir!

    Reflü doğumdan sonraki ilk altı ay içinde yüzde altmış oranında görülürken, hastalık fışkırır tarzda kusmalar ve kilo alamama şeklinde seyreder. İki yaşına doğru bebeğin mide başı güçlendiğinde aşırı kusmalar çoğu zaman son bulsa da geriye iz olarak; sessiz reflü adı verilen ve ilerleyen yaşlarda çocukta tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan bir durum ortaya çıkar. Sessiz reflü genellikle ağız kokusu, gece yastığa ağızdan salya akması, hıçkırık, ses kısıklığı, iştahsızlık gibi belli belirsiz bulgularla tanınır. Özetle; gıda alerjisi olsun ya da olmasın süt veren annelerin kafein ve çikolatadan uzak durması şarttır.

    Sütünüz Arttırmak İçin Bol Su Tüketin, Uyuyun Ve İstirahat Edin…

    Süt veren annelerin sütünü arttırmak için tatlı tüketmek yerine, tek ihtiyacı bol su tüketmek, uyumak ve istirahat etmektir. Çikolata ve benzeri kakaolu gıdalar sütünüzü arttırmak yerine bebeğinizi sağlığından edebilir.

    Süt Veren Annelere Öneriler;

    1- Özellikle süt yapar diyerek bol çikolata ve türevlerini tüketmekten kaçınılmalı

    2- Kafein içeren kahve, kolalı içecek gibi gıdalardan uzak durulmalı

    3- Süt yapar diye şekerli gıdayı çok tüketmekten kaçınılmalı

    4- Bol su tüketilmeli

    5- Mutlaka gün içinde ve gece vakitlerinde bebeği güvenilir birine teslim ederek istirahat edilmeli. Uyku sütü artıran en değerli yöntemdir.

  • Sağlıklı yaşamın kuralları

    SAĞLIKLI YAŞAMIN KURALLARI

    Akraba olmayan, doğuştan özrü bulunmayan (kongenital) sağlıklı ana ve babanın bebekleri genel olarak sağlıklı olarak dünyaya gelmektedir. Fakat modern eğitimden, dengeli beslenmeden yoksun beslenen ve spor yapmayan bireyler, yaşlandıkça sağlıklı özelliklerini zamanla kaybetmektedirler. İşte bu yüzdendir ki çok değerli insanlarımızı genç yaşta kaybetmenin üzüntüsüne sık sık katlanmak zorunda kalmaktayız. Oysa gelişmiş ülkelerde yaş ortalaması artık 90 lı yaşlara tırmanmaktadır. Oysa ülkemizde maalesef her 3 dakikada bir insanımız kalp krizinden hayatını kaybetmektedir.

    Bizi Sağlıklı Yaşama götüren iki yol vardır:
    1- Dengeli beslenmek , sigara ve alkollü içecelerden uzak durmak ,
    2- Açık havada düzenli spor yapmak ,

    Bu yazımda sizlere her zaman ve her yerde kolaylıkla uygulayabileceğiniz bir spor olan yürüme‘ den ve sağlıklı beslenmenin temel kuralları ile Huzurlu ve Mutlu bir Yaşam için Pratik değeri olan konuları anlatmaya çalışacağım.

    Yürüme: Gelişmiş ülkelerde bu sporu halkın yarıdan fazlası yaptığı halde ülkemizde maalesef yürümeyi tercih eden çok az kişi vardır.

    Yürümek çok yararlı bir spor dalıdır. Çünkü yürürken tepeden tırnağa bütün vücudumuz antrenman yapmış olur. Sağlıklı yaşama sayılamayacak kadar çok katkısı bulunan bu sporun yalnız bedensel değil, ruhsal yararları da vardır. Spora ve özellikle yürümeye önem veren toplumlarda kalp, kardiyovasküler, akciğer, eklem, spor ve çocuk hastalıkları ile ilgili dernekler halkı aralıksız uyarmakta, yürümenin, dengeli beslenmenin, önemini sürekli vurgulamaktadırlar.

    Yürüyen bir insanın akciğerlerinden bacaklarına, sırtından beynine kadar tüm vücudu hareket etmektedir. Vücutta toplanan fazla statik elektrik enerjisi de yürüme ile topraklama yoluyla vücuttan uzaklaştırılmaktadır. Vücutta toplanan zararlı yağları eritmek için de en geçerli yöntem yürümek ve spor yapmaktır. Belin alt bölgelerinde ağrılarından yakınan kişiler de yürüme sporu yapmaları öğütlenmektedir.

    Sırt ağrılarından sürekli olarak sorunu bulunan 192 kişiden yürümeye başlayanların % 94 ünün ağrılarının azaldığı tespit edilmiş bilimsel bir gerçektir. Bu hastaların büyük bir çoğunluğun bel kaslarının kuvvetlendiği, daha rahat hareket edebildikleri ve vücutlarının daha esnek bir duruma geldikleri saptanmıştır .

    Haftada 4 kez günde 3 km yürüyen insanların sırt ağrıları ve snirsel gerginliklerinin büyük bir ölçüde azaldığı da saptanan bir gerçektir.

    Düzenli bir yürüyüş kalbin kaslarını kuvvetlendirmekte, çalışma yükünü azaltmakta ve dinlenme süresini uzatmaktadır. Bu bakımdan yürümek özellikle kalp ve damar hastalıklarından yakınanlar için çok yararlıdır. Çünkü yürüyenlerin tüm vücut hücreleri havanın oksijeninden daha çok yararlanır.

    Bu sporu yapanların kanlarındaki trombositler (kanın pıhtılaşmasında rol oynayan kan hücreleri) birbirine yapışarak kümeler oluşturamamakta ve böylece damarlar tıkanmamaktadır. Yürüme sporunu alışkanlık haline getiren kişilerde; Kalp krizlerinin azaldığı, Kanın akış hızı kolaylaştığı, Kanlarındaki Kolesterol ve Trigliserid düzeylerinin de (sağlıklı bir diyet ile birlikte) azaldığı bilimsel olarak saptanmış bir gerçektir. Yaşları 30-49 arasında olan kişiler üzerinde araştırmalar yapılmış , haftada beş kez günde 45- 60 dakika yürüyenlerde kalp hastalıklarının çok daha seyrek görüldüğü de saptanmıştır.
    Yürümek, Hipertansiyonu (yüksek tansiyon) aşağı çekerek onu kontrol altında bulundurur. Hafif yada orta derecede hipertansiyonu olanların kan basınçları , yürümeye başladıktan birkaç hafta sonra normale düşmektedir. Yürüme sporunu yapan hipertansiyonlu hastalarda % 20 – 25 oranında bir iyileşme olmakta, bu iyileştirme yönteminin tansiyonu düşüren, dinlendirici, antihipertansif ilaçlarla (ACE İnhibitörleri ve Kalsiyum Kanal Blokerleri ) daha yararlı olduğu saptanmıştır. Aslında alınan tüm sentetik ilaçların yan etkileri ve vücutta uyuşmazlıklara yol açtığını da göz önünde bulundurmak gerekir.

    Yürüme sporuna başlayanların kemikleri ve iskelet sistemi, omurgaları ve eklemleri kuvvetlenmeye başlar. Bu özellikle Menapoz sonrasındaki bayanlar ve Andropozdaki erkekler için de çok yararlıdır. Bu dönemde görülen Osteoporozun (kemiğin süngerimsi biçim alması) tedavisinde ilaçlarla birlikte yürüme sporu iyileştirmeyi hızlandırmaktadır.

    Yürüyenlerin beyninde ağrıları ve acıları yok eden ENDORFİN adını verdiğimiz (Morfinden 10 kat daha kuvvetli ağrı kesici özelliği olan ve beynimizin üretip salgıladığı bir molekül) molekül artmakta ve bu sayede insanların yaratıcı yeteneklerinde gelişme olmaktadır. Vücut antranmanları ve yürüyüş ayrıca endişe ve korkuları da gidermektedir

    Sağlıklı bir Yaşam için ,
    1- Gürültüden, gerilimli yerlerden uzak durun ,
    2- Bol bol yürüyüş yapın ,
    3- Mümkünse Deniz kenarında yürüyün, Yüzün Yüzme sporunun Sağlık üzerine çok büyük yararı olduğu saptanmış bir gerçektir.
    4- Sakin, Temiz, Su Kenarlarında Gezi ve Yürüyüş, Piknik yapın ,
    5- Alkol , Sigara ve Uyuşturucudan uzak yaşayın ,
    6- Yaşamı ve İnsanları sevin ,
    7- Olumsuz, Negatif , Karamsar insanları yaşamınızdan çıkartın ,
    8- Mutlaka her gün müzik dinleyin ,
    9- Sürekli Pozitif düşünün, Sakin olun, Acele etmeyin (Unutmayın ki EN KRİTİK AN EN SAKİN OLUNMASI GEREKEN ANDIR )
    10- Yapamam , Başaramam , Mümkün değil , Olmaz bu kelimeleri yaşamınızdan atın.
    11- Asla Umutsuzluğa kapılmayın, çaresizliğe düştüğünüzde bir hekimden mutlaka profesyonel yardım alın .
    12- TV’lerde konuşan ve hekim olmayan insanların söylediklerine inanmayın, kendi kendinize hastalık teşhisi koymayın ve kesinlikle hekim kontrolü dışında İlaç kullanmayın ,
    13- Bol ve Temiz, Kireci az su için ,
    14- Uykunuzu aksatmayın mümkünse günde en az 8 saat uyuyun,( Unutmayın ki en iyi dinlenme şekli uykudur.)
    15- Günlük yaşamınızda ve TV de sizi geren, sıkıntı veren olay ve kişilerden hemen uzaklaşın ,
    16- Her zaman sakin olun, sıkıldığınız zaman derin derin nefes alın rahatladığınızı göreceksiniz.
    17- Olumlu, Yaşam Sevinci veren , Dizleri seyredin – Kitapları okuyun , Karamsar , Kötü , Tehlikeli yerlerden hemen uzaklaşın,
    18- Yapıcı olun, Gülümseyin ve hayatınızı Mutlu, Huzurlu bir biçimde yaşayın. (Unutmayınız ki Mutluluk ve Huzuru Para ile satın alamazsınız. )

    Şimdide biraz da beslenme ile gerçeklerden bahsedeceğim. Bol bol sebze ve meyve yiyin, yumurta iyi bir besin kaynağıdır. Özellikle büyüme çağındaki çocuklar ve gençlerde çok iyi ve ucuz bir besindir. Fakat özellikle 40 lı yaşlardan sonra yumurtayı haftada 1 yada 2 ye düşürün. (Unutmayın ki yumurtanın sarısında yaklaşık 200 mg kolesterol vardır ). Tavuk yiyin, bol bol balık tüketin. Balığı mümkünse ızgara olarak yiyin. Kırmızı eti mümkün olduğunca az tüketin ve özellikle et yağının olduğu kısımları kesinlikle yemeyin. Tereyağını, margarini ve diğer katı yağlar ile (ki bunlar doymuş yağlardır ve kalp için çok çok tehlikelidir ) mümkünse kullanmayın. Kızartmalardan uzak durun. Haşlama ve ızgarayı tercih edin. Fritöz kullanımında kullandığınız bitkisel sıvı yağı mümkünse 3 defadan fazla kullanmayın. Zeytinyağı tüketin (zeytinyağının kandaki HDL : High Density Lipoprotein adını verdiğimiz iyi huylu kolesterolü yükseltip damarlarımızı koruduğu bilimsel olarak tesbit edilmiş bir gerçektir.) Antioksidan özelliği olan Turunçgillerden portakal, mandalina, greyfurt ve limonu bol tüketin. Yeşil bitkileri mutlaka sofranızda bulundurun. Hayvansal yağı kesinlikle kullanmayın mümkünse evinize bile sokmayın.

    Sağlıklı günler dileği ile….

    Uzman Dr.Ali AYYILDIZ
    Veteriner Hekimi – İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.