Etiket: Biri

  • Hayır Diyebilmek

    Hayır Diyebilmek

    Hem iş hem de sosyal yaşantıda telaffuz edilmesi en zor kelimelerden biri “hayır” dır.

    Neden “hayır” demek bu kadar zor?

    • Genellikle bir şey istenildiği ya da talep edildiği zaman bu istek ya da talebe olumsuz yanıt vermenin o kişiyi reddetmek anlamına geleceği düşünüldüğü için,

    • “Bencil” olarak etiketlenmekten korkulduğu için,

    • Kişiler arası ilişkilerin bozulacağı düşünüldüğü için,

    • Başkaları tarafından sevilme ve onaylanmanın tek yolunun her istek ve talebe “evet” demekten geçtiği düşünüldüğü için,

    • Nasıl ve ne şekilde “hayır” denileceği bilinmediği için “hayır” demek zor gelir.

    Söylenmek istendiği halde söylenemeyen “hayır” lar birikerek kaygıya, öfkeye ya da öz güvenin azalmasına yol açar.

    Neden “hayır” demek gerekli?

    • Kendi yaşam kontrolünüzü elinizde tutmak için “hayır” demek önemlidir. “Hayır” diyemediğiniz için sürekli biriken işleriniz ve başkalarının isteklerini sürekli yerine getirmeniz kendi iş, istek ve ihtiyaçlarınızın ikinci plana atılmasına neden olurken, hayatınızın kontrolünün de elinizde olmadığı hissini açığa çıkarır.

    • Kendinize olan güveninizi kazanmanız için hayır diyebilmek önemlidir.

    • İstemediğiniz şeyleri hayatınızın dışında tutabilmek için “hayır” demek çok önemli.

    • İş yaşamında zamanı iyi yönetmek ve takım çalışmasına uyum sağlayabilmek için “hayır” demek çok önemli. Hayır diyemediğiniz için yapmak zorunda kaldığınız işler, kendi işinizin aksamasına ve akabinde takım çalışmasının olumsuz etkilenmesine yol açar.

    • “Yanlış anlaşılırım, sevilmem, kabul edilmem” vb. kaygılarla “hayır” diyememek kişiler arası ilişkilerin zamanla daha da olumsuz etkilenmesine yol açar. Yanlış yapmaktan, hatalı davranmaktan ve olumsuz değerlendirilmekten korkmadığınızda kolaylıkla “hayır” diyebilecek ve korkularınızın gereksiz olduğunu, aslında insanların hatasız olanı, mükemmeli değil de kendisi gibi hata yapabileni daha kolay kabul ettiğini görebilirsiniz. Böylelikle daha çok sevilen, kabul gören, hatta insanlar sizin sınırlarınızı da net bir şekilde bildiği için daha saygı duyulan biri olabilirsiniz.

    “Hayır” kelimesi genellikle olumsuz olarak algılansa da yerinde ve doğru zamanda kullanıldığı takdirde insanın gelişim sürecinde oldukça önemli ve yararlı işleve sahiptir.

    “Hayır” demek birini reddetmek demek değildir, sadece o an o koşullarda o işi yapamayacağınızı gerekçeleriyle bildirmek demektir.

  • Bir Narsisistle Yaşamak

    Bir Narsisistle Yaşamak

    Her zaman ve her yerde kendisini merkez sanan biri ile yaşıyorsanız ya da yaşamak zorunda iseniz oldukça yorgunsunuz demektir.

    Narsisizm, temelde kişinin kendini değersiz görmesini ödünlemek için diğer bir ifade ile bu duygusu ile başa çıkabilmek için büyüklenmeci davranışlar içeren hem kişinin kendisini hem de çevresindekileri yoran önemli bir kişilik bozukluğudur. Narsisizm, epigenetik nedenleri olabildiği gibi daha çok kişinin çocukluk yıllarındaki olumsuz yaşantılarından kaynaklanmaktır.

    Narisisistler temelde kendilerini öyle değersiz görürler ki, bu değersizlikle başa çıkabilmek için kendilerini çevrelerine ve kendilerine en değerli kişiymiş gibi gösterme davranışlarını sergilerler. Narsisitleri üç grupta inceleyebiliriz.

    Bunların birincisi nobel ödüllü narsisistlerdir. Bu grupta yer alan narsisistler öyle başarılı olurlar ki çevrelerindeki kişiler hep başarılarından konuşurlar. Bu kişiler başarılarından konuşulması için özel zeminler hazırlarlar. Diplomaları, başarı ödülleri, gazete, dergi sayfaları adeta yörüngelerinde canlı yayın yaparlar. O kişinin olduğu atmosferde başarılarını görmemek imkansızdır. Bu kişilerin bulunduğu ortamlarda her nasılsa her zaman konu başarılarıdır. Her başarılı insan narsisist değildir. Normal başarılı insanla nobel ödüllü bir narsisti ayırt etmek kolaydır. Nobel ödüllü narsisist sizin başarısını övmeniz için adeta gözünüze bakar, ne yapar eder konuyu başarılarına getirir. Normal başarılı insanlar ise başarıları gündeme geldiğinde normal şekilde konuşurlar ve konu biter. Genellikle normal başarılı insanlar mütevazi olurlar ve hatta başarılarının konuşulmasından rahatsız ve mahcup olurlar.

    İkinci grubu sınır tanımayan narsisistler oluşturur. Bu kişiler kendi değersizlik çekirdeklerini korumak için hep çevrelerindeki kişilere saldırırlar, çevrelerini eleştirirler, küçümserler, çevreleriyle alay ederler… Özellikle böyle bir eşiniz var ve rahatsızlığından haberiniz yok ise bir süre sonra kendinizi bir işe yaramaz, değersiz ve aşağılık bir olarak görebilirsiniz. Oysa siz normalsinizdir muhtemelen eşinizin semptomları sizi bu hale getirmiştir.

    Üçüncü grup ise verici narsisistlerdir. Bu grupta yer alan narsisistler öyle iyi insanlardır ki, hiç kimseye hayır diyemezler. Herkesin yardımına koşarlar, hiç kimse ile kavga etmezler, her şeye herkese eyvallah demekten başka çareleri yoktur. Her iyi ilişkiler içinde olan insan da verici narsisist değildir. Çevresi ile iyi ilişkiler içinde olmak sağlıklılık belirtisidir. Bu gruptaki narsisistler de iyiliklerinin görülmesi ve konuşulması için aşırı caba gösterirler. Her seferinde ne kadar iyilik yaptıklarını ne kadar iyi olduklarını çevrelerine anlatırlar. Birisine iyilik yaptıklarında karşı taraftan teşekkür alamazlarsa çok bozulurlar ve bunu mutlaka hissettirirler.

    Narsisist kendisinin sevilmemesine, eleştirilmesine, başarılarının takdir edilmemesine ya da güzelliklerinin fark edilememesine dayanamaz. Böyle durumlarda sizinle ilişkisini önce kötüleştirir, istediklerini elde edemez ise bitirir.

    Eğer böyle biri ile yaşıyorsanız daha önce söylediğimiz gibi işiniz oldukça zor. Çünkü kişilik bozukluklarının maalesef tedavileri ya yoktur ya da çok zordur. Bazı kişilik bozukluklarının semptomları kırklı yaşlardan sonra biraz azalabilir.

    Bir narsisistle yaşıyorsanız önce hangi tür narsisist grubunda olduğunu bilmeniz gerekir. Narsisistlerin özellikleri hakkında detaylı bilgi edinmeniz yaşamınızı kolaylaştıracaktır. Bir narsisisti terapiye ikna etmek genellikle imkansızdır. Ancak siz nasıl davranacağınıza ilişkin profesyonel yardım alabilirsiniz.

    Psikolojik rahatsızlıkları kabul etmek genellikle zordur. Çünkü gözle görülen bir neden yoktur. Neden bunu yapıyor diye içimizde kabul etmek oldukça zordur. Oysa fizyolojik bir nedene dayanan rahatsızlıkları kabul etmek gözlenebildiği için daha kolaydır.

    Narsisizmin de bir psikolojik rahatsızlık olduğunu kabul edip, narsisist kişinin bunu size rahatsızlık vermek için yapmadığını bilmeniz sizi rahatlatacaktır. Kanser olan birisine neden kanser oldun diye kızamayacağımız gibi psikolojik rahatsızlığı olana da kızmak anlamlı değildir.

    Uzm. Psk. Erdal Usluer

  • İdeal kiloya ulaşmanın önündeki çok önemli bir engel sosyal baskı!

    Sosyal baskıya hazırlıklı olun’

    Diyet uygulayanlar çevreleri tarafından sürekli takip edilir ve eleştirilirler. Diyet uygulayanlar sosyal baskının etkisiyle yeme isteği içerisine girerler.
    Anneler çocukları zayıfladıkça korkmaya başlarlar. İlk başta destekledikleri diyet kararınızı sonraları ‘fazla mı verdin, hızlı mı verdin, güçten mi düştün’ ile sorgulamaya başlarlar. Annelik endişeleri devreye girer.

    Kişi kendisi yeme davranışını düzenleyemiyorsa, diyet yapamıyorsa, kilo veremiyorsa, karşısındaki diyet yapan ve kilo veren kişi oldukça rahatsız edicidir. Bu kişi ailenizden biri de olabilir.

    Eşlerden biri diyet yapıyor ve zayıflıyorsa eşi bu durumdan oldukça rahatsız olmaya başlayabilir. Diyet yapan kişinin zayıfladıkça kendine güveninin artması karşı tarafta güvensizlik oluşturabilir. Diyet yapmayı başaramayanlar eşinin diyet yapabilmesinden rahatsız olmaktadır. Kıskançlıklar devreye girebilir. Eşine yemek ikramları, yemek ısmarlamaları, karşısında yemeler artabilir. Eşlerinin sevdiği tatlılar ve hamur işleri daha çok yapılır. Arkadaşlar birlikte rahat rahat yemek yedikleri yemek arkadaşlarını kaybetmenin üzüntüsünü hissetmeye başlarlar. Hele arkadaşlarınız yeme davranışını düzenleyemiyorsa gerek size özendiğinden gerek de sizin karşınızda yiyemediğinden bulunduğu durumun rahatsızlığını size de yansıtır.

    Arkadaşlarınızla yemekte geçireceğiniz vakti tiyatroya veya dansa giderek değerlendirebilirsiniz. Yemeye zorlandığınızda diyetinizin sağlığınıza olan faydalarından (uyku düzeniniz, işteki performansınız, reflü, migren tedavisi) bahsedebilirsiniz. Arkadaşınız sorumsuz yeme konusunda suç ortağını kaybetmiş olabilir ama sizi önemsiyorsa beraber geçirdiğiniz zamanı buna göre ayarlamayı kabul edecektir.
    Siz kilo verdikçe çevrenizden çeşitli yorumlar da gelmeye başlayacaktır. Kişiler yeme davranışlarını düzenlemeye çalışırken bile çevrelerinden gelen yorumlarla uğraştıkları kadar zorlanmazlar.

    ‘Yüzün çöktü’ sizi en çok zorlayan yorum olacaktır. Kimse yüzünün çökmesini istemez. Bu kişinin tekrar yemeye başlayarak yüzünü toparlamaya çalışmasını doğurur. Bu da hayallerin sonu demektir.

    ‘Bu kadar yeter daha fazla kilo verme’, ‘senin diyet yapacak kadar kilon yok ki’ Kaç kilo olacağınız sizin vereceğiniz bir karardır. Hedefi siz belirlediniz ona ulaşana kadar vazgeçmek yok.

    ‘Yapamazsın’ diyenleri dinlemek yok.

    ‘Kilo versen de sonra daha fazlasını alırsın’ Bu da bitirici bir yorumdur. Kişi o kadar eziyet çekip başladığı yerden daha kötü bir yere gelmekten çok korkar. Siz sağlıklı beslenmeyi öğreniyor sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralıyorsunuz. Bu yüzden çevrenizde negatif enerji saçan insanlardan uzak durun. Bu tarz insanlar bırakın diyeti sizin sosyal yaşamınızı, iş yaşamınızı hatta belki aşk hayatınızı bile olumsuz etkiler.

    ‘Yolun çok uzun biliyor musun’ kırmanız gereken önyargılardan biridir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak ve onları sürdürmek başlı başına bir süreçtir. Sağlıklı zayıflamakta, aynı sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak gibi bir süreç gerektirir. Fazla kilolarınızı bir gecede almadığınız gibi, bir günde veremeyeceğiniz de ortadadır. Bu nedenle, bu değişimin bir süreç olduğunu öncelikle siz kabullenmelisiniz. Çevrenizdeki kişiler, yolunuzun uzun olduğunu sürekli hatırlatıyorsa ve bu sizin motivasyonunuzu bozuyorsa, onları uyarmayı deneyebilirsiniz. Ya da hayatınızda hiçbir şeyi bir günde elde etmediğinizi, bu değişimin de bir süreç olduğunu onlara hatırlatabilirsiniz.

    “Bu hafta kaç kilo verdin” size en çok sorulacak sorulardan biridir. Her hafta aynı hızda kilo verememeniz gayet normal bir fizyolojik süreçtir. Kilo vermenizin yavaşladığı ya da hiç kilo veremediğiniz haftalarda bu soruyu duymak sinirlerinizi bozabilir.

    Bu noktada belirlediğiniz gerçekçi hedeflere zamanında ulaşıp ulaşamadığınıza bakın. Eğer bu hedeflere ulaşmışsanız, en önemlisi de bu süreçte beslenme alışkanlıklarınızı geliştirdiğinizi hissediyorsanız, hiç moral bozmadan yola devam. “Gayet iyi gidiyor” gibi bir cevap bu soruları durdurabilir. Eğer bu da çözüm getirmiyorsa, bu konuda konuşmak istemediğinizi ve sayılara takılmadığınızı belirtebilirsiniz.

    “Bir kereden bir şey olmaz” size en çok gelebilecek ısrarlardan biridir. Sabah okul arkadaşınızla kahvaltı ettiğinizi, öğlen iş yemeğine çıktığınızı ve akşam da bir akrabanıza yemeğe davetli olduğunuzu düşünün. Her üç ortamda da çevrenizdeki insanlardan aynı sözü duyma ihtimaliniz çok yüksektir. Eğer bu sözle sıkça karşılaşıyorsanız, karşınızdakine günde kaç defa bu sözü duyduğunuzdan bahsedin. Bazen de süreçle dalga geçmek, onu kolayca atlatmanın en kolay yollarından biri olacaktır.

    “Ölümü gör” diyet yapanları köşeye sıkıştıran zaman zaman da çıldırtan cümlelerden biridir. Genellikle akrabalar tarafından bayram yemeği ya da özel bir akşam yemeği gibi ortamlarda birdenbire söylenen iyi niyetli bu cümle, diyet yapanları oldukça strese sokan bir cümledir. Bunu duyduğunuzda sakin olun ve durumunuzu sakince açıklayın. fazla kiloların ve fazla yağ oranının kronik hastalıklara sebep olduğundan ve bundan kaynaklı ölüm oranının dünyada ne kadar arttırdığından” bahsetmenizi öneriyor.

    “Sen iyisin böyle” diyete başlama kararı aldığınızda sosyal çevrenizin size sıkça söyleyebileceği cümlelerden biridir. Hepimizin çevresinde gözleri hassas kantar gibi olan birileri vardır. Bu kişiler genellikle bir bakışta kilomuzun normal ve boyumuza göre orantılı olup olmadığını hatta vücudumuzdaki yağ oranını bile belirler.

    Bu yorumlar kimi zaman çileden çıkartıcı bile olabilir. Böyle durumlarda, iç geriliminizi arttırmamak adına sadece teşekkür edip sessiz kalmak yeterli cevap olacaktır.

    “Fazla zayıflama, hasta olursun” halk arasında en sık duyduğumuz yanlış inanışlardan biridir. Sağlıklı bir beslenme programı ile kilo veriyorsanız ve kontrollerinizi aksatmıyorsanız hasta olmanız için hiçbir sebep yoktur.

    “Sen diyeti bırak bak, görürsün, 2 katını geri alacaksın” diyet konusundaki gerçekçi olmayan korkulardan biridir. Kararsızsanız yola çıkmayın. Yol caydırıcılarla doludur. Bir kere yola çıkıp geri dönerseniz kendinize güveninizi ve saygınızı kaybedebilirsiniz. Başarabileceğinize olan inancınız yıkılır. Kararınızı verin ve uygulayın.

    Kararsızsanız yola çıkmayın. Yol caydırıcılarla doludur. Bir kere yola çıkıp geri dönerseniz kendinize güveninizi ve saygınızı kaybedebilirsiniz. Başarabileceğinize olan inancınız yıkılır.

    Kararınızı verin ve uygulayın.

    Bu yorumların hiçbiri gerçekten kararlı olan, bulunduğu durumdan oldukça rahatsız, farkındalığı oluşmuş, akıllı bir insanı yoldan çıkaramaz. O hedefini belirlemiştir. Yola çıkmıştır. Aşılacak çok dağ ve tepe, yürünecek çok düzlük, geçilecek çok dere olduğunu bilir. Hedefinin hayalini kurar. Hedefi için heyecanlanır. Hedefinde gayet mutludur.