Eski adıyla manik-depresiff bozukluk. Günümüzde bipolar bozukluk yada iki uçlu duygu durum bozukluğu olarak bilinir. Hastalık keskin bir duygu durumundan tam zıttı olan diğer bir duygu arasında gidiş gelişlerle karakterizedir. Yani kişi önce aşırı hareketli, neşeli, hiperaktif, aşırı iyimser, kendisini çok önemli gören duygular benimserken birden aşırı çökkün, karamsar, enerjisiz, depresif duygular içerisinde bulabilir.
Bu hastalık genetik geçişlidir. Anne yada babadan birisi Bipolar bozukluğa sahipse çocuklarda görülme oranı %25’tir. Her ikisi birden Bipolar bozukluğa sahipse çocuklarda görülme oranı %50-75 arasındadır.
Manik Epizodlar bir kaç saatten, birkaç haftaya hatta birkaç aya kadar sürebilir. Hastalık prognozunun (gidişatının) tam olarak ne şekilde ilerleyeceğini bilmenin çok fazla yolu yoktur. Bu durum kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebilir. Bunu ancak tedavi süresinde tespit edebilmek mümkündür. Fakat erken yaşta başlaması genel olarak prognozun kötü gidişatlı olabileceğini düşündürür.
Bipolar bozukluk tedavi edilmediği taktirde kötüleşerek devam eder. İleri boyutlarda işitsel ve görsel halisinasyonlar yaşanılabilir. Manik yada depresif epizodların tedavisi kadar koruyucu tedavi de büyük bir öneme sahiptir. Koruyucu tedavide başarı oranı %70-80′ i bulmaktadır. Koruyucu tedaviler genelde beş yıl kadar sürmektedir. Bu dönemde farmakoterapi kadar psikoterapilerinde büyük önemi vardır. Ancak hasta ilaç kullanmıyorsa ve manik yada depresif epizodta ise psikoterapi yapılamaz, yapılsa da hiç bir fayda sağlamaz.
Bipolar hastalarının yakınlarına önemli görevler düşer. Ailelerin hastayı desteklemesi ve sabırlı olmaları gerekmektedir. Aileler epizodları çok iyi takip edebilmeliler, ilaç kullanımını takip etmelilerdir. Aynı şekilde bu hastalarda alkol ve madde kötüye kullanımı olabileceği bilinmelidir. Bu yüzden hastanın ilaç suistimali aileler tarafından her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Hastalar bazen tedavi ekibini yanıltabileceği için aileler yapmış oldukları gözlemleri tedavi ekibine bildirmelidirler. İlaçların yan etkilerini, hastanın ruh halini, hem mani döneminde içine girebileceği riskli durumları, hem de depresyon döneminde ki intihar riskini iyi gözlemleyip tedavi ekibine sağlıklı bilgi aktarımı yapmaları, tedavinin bütününü değiştirebilecek önemdedir.
Etiket: Bipolar
-

Bipolar Bozukluk
-

Bipolar Hakkında Neler Biliyoruz?
Bipolar Bozukluk, riskli davranışlar nedeniyle kişinin kendisine ve çevreye zarar veren, tedavi edilmediği takdirde intihar yoluyla ölüme yol açabilen, kişinin duygu durumunda aşırı ve zıt yönlü değişiklikler gösteren zihinsel bir hastalıktır. Bipolar bozukluk çeşitli dönemlere ayrılır. Hastalık dönemlerini ele almak gerekirse, mani dönemi duygu durumun çok yükseldiği, hastanın aşırı coşkulu olduğu dönemdir. Bu dönemde hastada abartılı düşünceler veya projeler, kendini olduğundan çok daha yüksekte hissetme, büyüklük düşünceleri, kendini aşırı enerjik hissetme, uyku gereksiniminde azalma, sonuçlarını düşünmeden heyecanlı veya eğlenceli faaliyetlere kalkışmak (çok fazla para harcama, aşırı hızlı araba kullanma) görülen belirtilere örnektir. Yükselen duygu durumunun şiddet seviyesine ya da psikoz belirtilerine bağlı olarak, mani veya hipomani olarak isimlendirilir. Diğer yandan depresyon dönemi veya çökkünlük dönemi ise yukarıda yazılan durumun tam tersidir. Depresyonda ise hastada mutsuzluk, karamsarlık, umutsuzluk, özgüvende azalma, değersizlik hissetme, abartılı suçluluk veya pişmanlık duyguları, eskiden zevk aldığı faaliyetlerden zevk alamama, iştahsızlık veya uykusuzluk gibi değişiklikler, ölüm ve intihar düşünceleri, bedeninde nedeni açıklanamayan ağrılı tablolar ortaya çıkabilir. Karma döngü dediğimiz dönem ise gün içinde değişen duygu durum mani ve depresyon belirtilerinin aynı anda yaşanmasıdır.
MANİ DÖNEM:
-
Benlik saygısında abartılı bir artış.
-
Uyku gereksiniminde azalma.
-
Her zamankinden daha konuşkan.
-
Dikkat dağınıklığı.
-
Düşüncelerde hızlanma.
DEPRESYON (MAJÖR) DÖNEMİ:
-
Çökkün duygu durumu.
-
Etkinliklere karşı ilgide azalma.
-
Yeme istediğinde artma veya azalma.
-
İçsel gücün kalmaması (enerji düşüklüğü).
-
Düşünmede ve odaklanmada güçlük çekme.
Bipolar bozukluğun kesin bir nedeni henüz belirlenememiş; fakat, çevresel ve genetik etmenlerin rol aldığı düşünülmektedir. Bir diğeri ise beynimizde ki sayısız hücreler arası iletiyi sağlayan kimyasal maddelerin taşınmasında ortaya çıkan değişikliklerdir.
Beyinde iletiyi bozarak düşünce, bellek, öğrenme ve duygu durumun düzenlenmesini etkiler. Stresli veya travmatik olaylar da bipoların ilk hastalık döneminin ortaya çıkmasına neden olabilir veya ilerleyen nedenleri tetikleyebilir. Yapılan araştırmalara göre bipolar bozukluk genellikle 20’li yaşların başında görülmeye başlar. Kadın ve erkek de eşit oranda görünür. Fakat depresyon dönemi kadınlarda daha fazlayken mani döneminin sıklığı da erkeklerde daha fazla görülür. Her hastalığın olduğu gibi bipolar hastalığın tedavi yöntemi vardır. Bu hastalıkta kişinin kendi kendine tedavisinin yanı sıra sosyal destek (aile) tedaviye yardımcı olması gerekmektedir.
Bipolar bozukluk görülen kişilerde günlük yaşamında yardımcı olabilecek öneriler;
-
Hastalığınızı içinizde yaşamaktansa güvendiğiniz, eşiniz ve dostunuzla mutlaka paylaşmayı deneyin.
-
Mümkün olduğunca uyku düzeninizi oturtturun. Düzenli uykuya önem verin.
-
Sosyal yaşantınızda stresi azaltın. Size stres oluşturabilecek ortamlardan ve kişilerden uzak durun. Öyle bir imkanınız olmasa dahi kendinizi olumsuzluklara kapatın. Olumsuz düşünceler içinizde büyüdükçe çığ gibi olur. Beyninizde sizi kemirip durur. Buna müsaade etmeyin.
-
Düzenli egzersizler yapmaya çalışın. Mesela; Kulaklığınızı takıp keyifli bir yürüyüş için güzel bir aydayız.
-
Rutin işlerinizi azaltmayın. Her gün yapmanız gereken işleri ertelemeyin. Meşgul olacağınız etkinlikler her zaman sizin için avantajdır.
Yakınlarına öneriler;
-
Bipolar bozuklukta aile ve çevre desteği büyük önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalara göre; çevresinden sevgi ve destek gören bipolar bozukluğa sahip kişiler daha hızlı iyileşme gösterirler, manik ve depresif dönemlere daha az girerler ve hastalık belirtilerini daha az yaşarlar.
-
Bipolar bozukluk ailede çeşitli stres ve gerginliğe sebep olabilir. Aile bireyleri hastalığı ve yaşanabilecek zorlukları en başta kabullenerek bu problemlerle başa çıkabilirler. Unutmamak lazım ki, ruhsal hastalıklar hiç kimsenin suçu değildir.
-
Tedavinin sonuncunda yaşanan sıkıntıların büyük oranda geçmesine rağmen, bazı belirtilerin uzun süre devam ettiği görülmektedir. Bu sebeple her zaman gerçekçi olmak ve çok büyük beklentiler içerisine girmemekte fayda var.
-
Duygusal, sosyal destek vermenin yanı sıra, bipolar tanısı almış olan hastaya yardım etmenin en iyi yolu onu doktora gitmesi ve tedavisine düzenli devam etmesi konusunda desteklemektir.
-
Bipolar bozukluk yaşayan kişinin durumunu tam olarak anlayabilmesi mümkün olmayabilir. Bu konuda yakın çevrelere büyük iş düşüyor.
DİKKAT !!!
Mani dönemindeyken kişiler kendilerini aşırı derecede iyi hissederler ve problemleri olduğunu düşünmezler. Depresyonda ise bir şeylerin ters gittiğini fark ederler fakat yardım çağrısında bulunabilecek enerjileri olmaz. Eğer yakınınız bipolar bozukluğu kabullenmek istemiyorsa, bu konuda onunla zıtlaşmayın. Bu fikir ona ürkütücü geliyor olabilir. Bu durumda kendisine destekleyici sözler ile yanında olduğunuzu hissettirerek terapiste gitme önerisini sunabilirsiniz. Bipolar bozukluk gerçek bir hastalıktır. Tıpkı günümüzde ki şeker ve tansiyon hastalığı gibi. Bu yüzden düzenli bir tedavi gerektirir. Psikoterapiler, kişinin ruh halini değiştirmede etkilidir. Hasta yakınlarının bu süreçte yaşanacak krizlerin üstesinden gelebilmeleri için sakin ve dikkatli olmaları gerekir. Hastaya destek olurken hasta ile sınır koyma dengesini korumak oldukça önemlidir. Kendinize iyi davranın.
Bipolar bozukluğa yakalanan ünlüler;
Marilyn Monroe;Doktoru Hyman Engelberg, “Marilyn, manik depresifti… Ruh halindeki büyük dalgalanmalar yüzünden çok zor günler geçirdi” diyor.
Vincent Van Gogh; Yaşam öyküsü incelenerek bipolar bozukluk tanısı konan dünyaca ünlü ressam.
Britney Spears; ‘Tutarsız davranışları, ani duygusal patlamaları, karar vermekte zorlanması onun bipolar olduğunu gösteriyor.’
Amy Winehouse; ‘Bunun adı bipolar bozukluk; bildiğiniz manik depresif hastalık.’
Nurseli İdiz; ‘Bu hastalığı alkolizm ile karıştırıyorlar, beni yıllarca alkolik ilan ettiler; oysaki ben bu hastalığın pençesindeyim.’
-
-

Bipolar Bozukluk Nedir?
Yazıya başlamadan önce bu yazının amacının tanı ve tedavi değil, farkındalık olduğunu hatırlatmak istiyorum. Psikiyatrik rahatsızlıklar, uzmanlık gerektiren bir konu ve kendi kendinize teşhis koymaya çalışmanız kesinlikle tavsiye etmediğimiz bir davranış.
Nedir?
Toplumun %2’sinde görülen bipolar afektif bozukluk (diğer adlarıyla iki uçlu duygulanım bozukluğu veya manik depresif bozukluk) riskli davranışlar nedeniyle ilişkilere ve kariyere zarar veren, ciddi ruhsal bir hastalıktır. Bipolar bozukluk, maniden depresyona kadar uzanan ruh halindeki aşırı değişiklikler olarak tanımlanır. Bu ruh hali oynamaları arasında, bipolar bozukluğu olan kişi normal ruh hali de deneyimleyebilir. Yani kişide kimi zaman ataklar olurken kimi zaman da atakların olmadığı sıkıntısız bir dönemi vardır.
Özellikleri Nelerdir?
Bipolar bozuklukta iki tip atak vardır: Taşkınlık (mani, hipomani) + Çökkünlük (depresyon).
Taşkınlık döneminde kişi riskli davranışlarda bulunabilir, az uykuya rağmen çok enerjik hissedebilir, düşüncelerinin hızına yetişemeyebilir, yeni ve ayağı yere basmayan projelere kalkışabilir, herkesten önemli olduğunu düşünme gibi sanrılara sahip olabilir. Depresyon döneminde ise bunların tam tersini deneyimler. Çok ya da az uyur, çok ya da az iştahı olur, karamsarlık ve çökkünlük halindedir, intiharı düşünebilir, eskiden zevk aldığı aktivitelerden zevk alamamaya başlayabilir.
Hastalığın sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Genetik etkenler ön plandadır fakat sebep tamamen genetik değildir. Aynı hastalığa sahip birinci derece akrabaların olması, riski %10 artırır. Tek yumurta ikizinde bipolar bozukluk varsa diğer ikizde hastalık görülme olasılığı % 45-60’dir.
Ne yapmalı?
-
Öncelikle bir psikiyatrist hekime gidilmeli ve tanı kesinleştirilmeli.
-
Hekimin reçete edeceği ilaçlar düzenli olarak kullanılmalı.
-
Mutlaka psikoterapi desteği alınmalı.
-
Uyku düzeni oluşturulmalı.
-
-
Impaired verbal memory and otherwise spared cognition in remitted bipolar patients on monotherapy with lithium or valproate.
OBJECTIVES:
Patients with bipolar disorder have been reported to have neurocognitive deficits; however, it is not known whether the cognitive dysfunctions are state-dependent or a stable trait. Lithium and valproate, 2 of the most widely used mood stabilizers in the treatment of bipolar disorder, have also been associated with cognitive impairment. However, the degree and pattern of neurocognitive impairment in euthymic bipolar patients on either monotherapy with lithium or valproate have not been compared before in depth.
METHODS:
We compared 17 euthymic outpatients with bipolar disorder (BD) on lithium monotherapy to 11 euthymic outpatients with BD on valproate monotherapy and 29 comparison subjects using tests measuring immediate verbal memory and executive functions in addition to 3 subtests of the Wechsler Adult Intelligence Scale Revised. The groups were similar in terms of level of education, duration and severity of illness, and gender distribution. Patients on lithium monotherapy were older than patients on valproate and healthy controls. Mood symptoms as assessed by standardized scales were mild to non-existent in both patient groups.
RESULTS:
Immediate verbal memory was impaired in both patient groups compared to controls, where the main effect of age was not significant. No significant differences could be found on the other cognitive measures.
CONCLUSIONS:
Both lithium and valproate may be associated with immediate verbal memory impairment, sparing other cognitive functions. Presence of a similar verbal memory deficit in the lithium and valproate groups suggests that this deficit might be intrinsic to BD or that the 2 medications influence immediate verbal memory similarly. Larger samples of remitted bipolar patients on monotherapy should be studied for more precise conclusions.
-
Depresyon nedir ve nasıl yaklaşılır
Günümüzde depresyon çok iyi bilinen hastalıkların başında gelmektedir. Depresyon insanın hayat kalitesini çok düşüren bir hastalıktır. Depresyon iş ve okul yaşamını etkiler. günümüz şehir yaşamı ve ilişkileri depresyonu tetiklemektedir. Ayrıca depresyonun genetik olarak da geçişi olabilmektedir.
Depresyon belirtileri çökkünlük hali, yaşamdan zevk alamama, eskiden zevk aldığı şeylerden zevk alamama, içe kapanma şeklinde olabilir. Bazen uyumsuzluklar , iş okul veriminde düşmeler olabilir.
Depresyonda bunun dışında fiziksel belirtiler olabilir. Halsizlik, iştahsızlık, uykusuzluk sıktır. Bazen de depresyon tam tersi uyku ve iştahta artışı yapabilir.
Çocuklarda ki depresyonlarda daha çok içe kapanma yerine hırçınlıkta artış, kavgacılık olabilir. Bu nedenle davranış bozukluğu ve hiperaktivite ile karışabilir. Bu durumda eğer bu davranışlar çok yeni başlamışsa depresyon düşünülebilir. Ayrıca çocuk ve ergende anne baba ayrılıkları, okul değişiklikleri, arkadaş ilişkilerinde problemler gibi günlük sorunlar depresyona neden olabilir.
Ergen depresyonlarına madde bağımlılıkları, okul başarısızlıkları, akran sorunları eşlik edebilir.
Bipolar Bozukluk ( Manik Depresif hastalık) da ki depresyon genelde majör depresyonla karışabilir. Burada daha önce bir manik hastalık geçirmişse bipolar bozukluğun depresif dönemini geçiriyor olabilir. Çocukta Bipolar bozukluk (manik depresif hastalık) genelde yaramazlık, hiperaktivite ve benzeri hastalıklarla karıştığı için atlanır. Bipolar Bozuklukta ki depresyonun tedavisi daha farklıdır bu nedenle bipolar depresyonu ile majör depresyon ayırt edilmelidir.
Depresyon tedavisinde ilaç tedavisi yanında psikoterapi uygulanır. Psikoterapi teknikleri hastadan hastaya değişebilir. Ayrıca depresyon hastasının hastalanma nedeni çevresel etkenlere ikincil bir depresyonsa çevresel faktörler düzeltilmeye çalışılmalıdır. Örneği okul değişimiyle depresyon yaşayan bir çocuk ve gencin okuldaki yaşamına müdahalelerle okula alışması sağlanabilir.
Yine travma sonrasında depresyon görülebilir. Bunu eğer eşlik eden post travmatik stres bozukluğu( travma sonrası kaygı bozukluğu) varsa beraber değerlendirilip tedavi edilmelidir.
Depresyona ayrıca anksiyete bozukluğu, panik atak, psikoz gibi hastalıklar, obsesif kompulsif bozukluk, gibi hastalıklar eşlik edebilir. Her bir hastalık ayrıca değerlendirilip beraber tedavi edilmelidir. Bu hastalıklara göre ilaç tedavileri ve psikoterapiler uygulanır. Tedavide çocuk ve ergen psikiyatrisleri veya psikiyatrisler ile psikologlar beraber çalışmalıdırlar.
-
Çocuk ve genç depresyon belirtileri
DEPRESYON
Günümüzde depresyon çok iyi bilinen hastalıkların başında gelmektedir. Depresyon insanın hayat kalitesini çok düşüren bir hastalıktır. Depresyon iş ve okul yaşamını etkiler. günümüz şehir yaşamı ve ilişkileri depresyonu tetiklemektedir. Ayrıca depresyonun genetik olarak da geçişi olabilmektedir.
Depresyon belirtileri çökkünlük hali, yaşamdan zevk alamama, eskiden zevk aldığı şeylerden zevk alamama, içe kapanma şeklinde olabilir. Bazen uyumsuzluklar , iş okul veriminde düşmeler olabilir.
Depresyonda bunun dışında fiziksel belirtiler olabilir. Halsizlik, iştahsızlık, uykusuzluk sıktır. Bazen de depresyon tam tersi uyku ve iştahta artışı yapabilir.
Çocuklarda ki depresyonlarda daha çok içe kapanma yerine hırçınlıkta artış, kavgacılık olabilir. Bu nedenle davranış bozukluğu ve hiperaktivite ile karışabilir. Bu durumda eğer bu davranışlar çok yeni başlamışsa depresyon düşünülebilir. Ayrıca çocuk ve ergende anne baba ayrılıkları, okul değişiklikleri, arkadaş ilişkilerinde problemler gibi günlük sorunlar depresyona neden olabilir.
Ergen depresyonlarına madde bağımlılıkları, okul başarısızlıkları, akran sorunları eşlik edebilir.
Bipolar Bozukluk ( Manik Depresif hastalık) da ki depresyon genelde majör depresyonla karışabilir. Burada daha önce bir manik hastalık geçirmişse bipolar bozukluğun depresif dönemini geçiriyor olabilir. Çocukta Bipolar bozukluk (manik depresif hastalık) genelde yaramazlık, hiperaktivite ve benzeri hastalıklarla karıştığı için atlanır. Bipolar Bozuklukta ki depresyonun tedavisi daha farklıdır bu nedenle bipolar depresyonu ile majör depresyon ayırt edilmelidir.
Depresyon tedavisinde ilaç tedavisi yanında psikoterapi uygulanır. Psikoterapi teknikleri hastadan hastaya değişebilir. Ayrıca depresyon hastasının hastalanma nedeni çevresel etkenlere ikincil bir depresyonsa çevresel faktörler düzeltilmeye çalışılmalıdır. Örneği okul değişimiyle depresyon yaşayan bir çocuk ve gencin okuldaki yaşamına müdahalelerle okula alışması sağlanabilir.
Yine travma sonrasında depresyon görülebilir. Bunu eğer eşlik eden post travmatik stres bozukluğu( travma sonrası kaygı bozukluğu) varsa beraber değerlendirilip tedavi edilmelidir.
Depresyona ayrıca anksiyete bozukluğu, panik atak, psikoz gibi hastalıklar, obsesif kompulsif bozukluk, gibi hastalıklar eşlik edebilir. Her bir hastalık ayrıca değerlendirilip beraber tedavi edilmelidir. Bu hastalıklara göre ilaç tedavileri ve psikoterapiler uygulanır. Tedavide çocuk ve ergen psikiyatrisleri veya psikiyatrisler ile psikologlar beraber çalışmalıdırlar.
-

DEPRESYON HAKKINDA DOĞRU BİLDİKLERİMİZ
Depresyonun farklı çeşitleri vardır..Klinik depresyon adı da verilen majör depresyon türü ve distimi olarak da bilinen kronik depresyon en yaygın gözlenen depresyon klinikleridir. Atipik depresyon, Bipolar Depresyon veya Manik Depresyon , Mevsimsel Depresyon, Psikotik Depresyon , postpartum (doğum sonrası) depresyon türleri sayılabilir..
KLİNİK DEPRESYON
Ortalama olarak toplumda 4-5 kişiden biri hayatlarının bir döneminde bir majör depresyon geçirmiştir.Majör depresyon yetişkinleri, gençleri, çocukları ve yaşlıları etkiler. Yemek yiyememe kilo kaybetme depresif ruh hali olması ,önceleri keyif alınan şeylerden zevk alamama ,kişinin çalışamaz hale gelmesi, uykusuzluk çekilmesi kişinin aile ve yakın çevresinde ki gelişmelere dahi ilgisizleşmesi adeta kendi dünyasına çekilmesinden bahsedilebilir.
Majör depresyon da denilen klinik depresyon, normal günlük yaşamı sekteye uğratacak bir duruma neden olabilir…
Depresif semptomlar yoğun bir kederlilik haline hatta fonksiyon bozukluğuna nedendir. Klinik depresyon da semptomlar kendiliğinden ortaya çıkar ancak tedavisiz düzelmez..bazı depresyon halleri gibi ilaç yan etkisi veya uyuşturucu bağımlılığı neticesi ya da hipotiroidi gibi başka tıbbi durumların sonucu olarak oluşmadığı bilinmelidir.
Mutsuzluk hissi , bunaltı ve anksiyetenin aşırı olması , kişinin uyandığı andan itibaren kendini sürekli mutsuz ve umutsuz hissetmesi ile derin ve sürekli bir umutsuzluk ve çaresizlik hissi içinde olmak ilk belirtilerini verirken diğer semptomlar da varsa majör depresyon olması olasıdır ve yardım almak için derhal bir uzmana başvurmanız gerekmektedir..Eğer Majör depresyon geçiriyorsanız , çalışmanızı, iş yapmanızı, uyumanızı, yemenizi ve yaşamdan arkadaşlarınızdan eskisi gibi zevk almanızı zorlaştıran semptomlarla karşı karşıya olabilirsiniz. Bazı insanlar hayatlarında sadece bir kez klinik depresyon geçirir. Diğerleri bununla yaşamlarında birkaç kez karşı karşıya kalabilir..bu aslında insanların çoğunun hayatlarında ki olumsuzluklar karşısında kendilerini bir yere kadar üzgün veya kötü hissetmeleri ile aynı şey değildir.
Kişi günün çoğunda, özellikle sabahları depresif ruh halinde olur. Majör depresyonun belirtilerinden çaresizlik, değersizlik, olaylara karşı ilgisizlik gibi durumlar yanısıra kişinin rüyalarında da duygusal çöküntüye paralel izler, yoğun kabuslar vardır.
DSM-IV’e göre (ruhsal sağlık durumlarına tanı koyma kılavuzu) majör depresyon halinde kişide görülebilecek diğer semptomlar ;- Belirgin kilo kaybı veya alımı (bir ayda beden ağırlığının % 5′inden fazla bir değişiklik)
- Hemen hemen her gün ve hemen tüm aktivitelerde belirgin ilgi ve zevk azalması ,haz yitimi
- Hemen hemen her gün enerji veya kaybı yorgunluk
- Hemen hemen her gün değersizlik hissi ve suçluluk duygusu
- Konsantrasyon bozukluğu, kararsızlık
- Hemen hemen her gün uykusuzluk veya aşırı uyuma
- Psikomotor huzursuzluk veya yavaşlama
- Tekrarlanan ölüm veya intihar düşünceleri (sadece ölümden korkmak değil) olması şeklinde sıralanabilir..
Kişiye majör depresyon tanısı konması için , saydığımız semptomlardan biri ve depresif ruh hali görülüyor olması gerekir. Semptomlar hemen hemen her gün ortaya çıkar ve günün büyük bir çoğunluğunda devam eder. Bu durum en az iki hafta boyunca sürdüğünde majör depresyon sınıfına girer.
KLİNİK DEPRESYONU TETİKLEYEN ETKENLER
- Ölüm, boşanma ve ayrılık nedeniyle sevdiğini kaybetmenin üzüntüsüSosyal izolasyona yol açan kişiler arası farklar veya mahrumiyet hissi
- Büyük yaşamsal değişiklikler-taşınma, mezuniyet, iş değişikliği, emeklilik
- Partnerle veya iş yerindeki yöneticiyle olan ilişkilerde kişisel çatışma
- Kişinin ,fiziksel, seksüel veya duygusal istismar yaşamış olması
Bazı ailelerde majör depresyon ailesel yatkınlık gösterir , depresyona meyil bulunabilir… ancak ailesinde ve geçmişinde hiç depresyon olmayanlarda da majör depresyon geçirebilir…
Kronik Depresyon veya Distimi ise iki sene veya daha uzun süredir devam eden depresif ruh halinin olmasıdır..Kronik depresyon klinik depresyondan daha az şiddetlidir ve kişinin günlük yaşamını engellemez. Distimi veya kronik depresyonunuz varsa, yaşamınız boyunca bir veya iki dönem majör depresyon geçirme olasılığınız vardır..
Atipik Depresyon semptomları ise aşırı yeme, değer bulmamaya karşı aşırı hassasiyet,alınganlığın artışı , fazla uyuma, kronik yorgunluk hissetme ,olumsuz algılanan durumlar karşısında aşırı tepki verilmesi ve durumlarla orantısız kötüleşen veya iyileşen ruh hali söz konusudur.genel depresyon tablolarında ise kişide yaygın üzüntü hali dikkati çeker..
Bipolar Depresyon veya Manik Depresıf Ataklar ise bazen manik depresif hastalık diye de adlandırılır. klinik olarak gözlemlenen depresyon dönemleri ve aşırı coşku veya mani dönemleri arasında değişen iki ruh hali arasında dönemsel değişikliklerle giden bir ruh sağlığı bozukluğudur. İki alt türü vardır: bipolar I ve bipolar II.Bipolar I’de, hastaların en az bir manik dönem geçmişi vardır, buna bazen majör depresif dönemler eşlik edebilir. Bipolar II’de, hastaların en az bir majör depresyon dönemi ve en az bir hipomanik (hafif coşkun) dönem geçmişinden söz edilebilmektedir…
DEPRESYON NEDENLERİNDEN BİPOLAR BOZUKLUK
Önceden bipolar bozukluğa manik depresyon denirdi. Dramatik ruh hali değişiklikleriyle karakterize edilen majör afektif bir bozukluk veya ruh hali bozukluğudur. Mani uykusuzluğa, bazen günlerce, halüsinasyonlara, psikoza kadar uzanabilecek gerçek dışı algılara , sanrılara ve/veya paranoid durumlara sebep olduğunda, bipolar bozukluk ciddi bir klinik durumdur.tıbbi yardım ve kişinin hastanede tedavisi ve yakınlarının hastanın güvenliğini temin etmesine ihtiyaç duyacağı bilinç düzeyinde normal dışı değişikliklerin yaşandığı riskli bir klinik tablodur…Bipolar bozukluk etyolojisinde genetik zeminden söz edilen ruh hali değişimleri majör veya klinik depresyondan mani veya aşırı coşkuya kadar değişen bir salınım arz eder. Ruh hali değişiklikleri çok hafiften çok fazlaya kadar yayılabileceği gibi klinik süreleri değişkenlik arz eder . Ruh hali değişiklikleri olumsuz bir yaşantı sonrası ani gerçekleşebilir yada aşamalı olabilir geçiş . Bipolar bozukluk genellikle 15-24 yaş arasında görülür ve yaşam boyunca sürer. Çocuklarda ve 65 yaş üstünde nadiren yeni teşhis edilmiş mani görülür.Dramatik ruh hali değişimleriyle birlikte, bipolar bozukluğu olan hastaların bipolar fazlar içinde düşünce bozukluğu ,algı çarpıklığı ve sosyal fonksiyonlarda anormallikler da gelişebilir..
Nüksetmeler ve gerilemelerle, tedavi edilmediği takdirde bipolar bozukluğun nüksetme oranı yüksektir. Çok maniye sahip hastalar genellikle riskli davranışlardan, intihar düşüncesinden uzaklaştırılmak için hastaneye yatırılır.Bipolar bozuklukla görülen klinik depresyon belirtileri şunlardır;
- Azalan iştah ve/veya kilo kaybı, veya aşırı yeme ve kilo alımı
- Konsantre olma, hatırlama ve karar vermede zorluk çekme
- Yorgunluk, azalan enerji, yavaşlama
- Suçluluk, değersizlik, çaresizlik hissi
- Ümitsizlik, pesimizm (karamsarlık)
- Uykusuzluk, gündüz erken saatte kalkma veya aşırı uyuma
- Seks dahil olmak üzere, önceden zevk alınan aktivitelere ve hobilere karşı azalan ilgi ve haz
- Tedaviye cevap vermeyen, baş ağrısı, sindirim bozuklukları ve kronik ağrılar gibi inatçı fiziksel semptomlar.
- Sürekli üzgün, kaygılı veya ”boş” ruh halleri
- Tedirginlik, aşırı hassaslık
- Ölüm veya intihar düşünceleri, intihar girişimleri
MEVSİMSEL DEPRESYON ise Mevsimsel afektif bozukluk olarak da adlandırılır.kişide her sene hemen aynı zamanda bu klinik tablo oluşur. Çoğunlukla sonbahar veya kış zamanı başlar ve ilkbahar veya yaz zamanı biter. ”Kış bunaltısı” ile aynı şey değildir.. diğer nadir bir türüne ise ”yaz depresyonu” denir, bahar sonu yaz başı başlar ve sonbaharda sona erer.
PSİKOTİK DEPRESYON psikozun sanrılı düşünceleri veya diğer ağır bulgularına depresyon semptomlarınında eşlik etdiği ciddi klinik tablodur.. . Psikotik depresyonla psikozun gerçeklikten kopma hali yani kişinin yer- zaman- mekan oryantasyonunun yok olduğu ağır klinik duruma ilaveten birde depresyon tablosunun eklendiği ağır bir hal söz konusudur burada . Hastalar psikotik zeminin halüsinasyon ve sanrılarla boğuşmaktadır..hastanın güvenliğinin ve tedavisinin sağlanması için klinikte yatırılarak ilaç ve diğer tedavilerin uzman hekimlerce uygulanması gerekebilir.. -
DEPRESYON HAKKINDA DOĞRU BİLDİKLERİMİZ …
DEPRESYON HAKKINDA DOĞRU BİLDİKLERİMİZ …
Depresyonun farklı çeşitleri vardır..Klinik depresyon adı da verilen majör depresyon türü ve distimi olarak da bilinen kronik depresyon en yaygın gözlenen depresyon klinikleridir. Atipik depresyon, Bipolar Depresyon veya Manik Depresyon , Mevsimsel Depresyon, Psikotik Depresyon , postpartum (doğum sonrası) depresyon türleri sayılabilir..
KLİNİK DEPRESYON
Ortalama olarak toplumda 4-5 kişiden biri hayatlarının bir döneminde bir majör depresyon geçirmiştir.Majör depresyon yetişkinleri, gençleri, çocukları ve yaşlıları etkiler. Yemek yiyememe kilo kaybetme depresif ruh hali olması ,önceleri keyif alınan şeylerden zevk alamama ,kişinin çalışamaz hale gelmesi, uykusuzluk çekilmesi kişinin aile ve yakın çevresinde ki gelişmelere dahi ilgisizleşmesi adeta kendi dünyasına çekilmesinden bahsedilebilir.
Majör depresyon da denilen klinik depresyon, normal günlük yaşamı sekteye uğratacak bir duruma neden olabilir…
Depresif semptomlar yoğun bir kederlilik haline hatta fonksiyon bozukluğuna nedendir. Klinik depresyon da semptomlar kendiliğinden ortaya çıkar ancak tedavisiz düzelmez..bazı depresyon halleri gibi ilaç yan etkisi veya uyuşturucu bağımlılığı neticesi ya da hipotiroidi gibi başka tıbbi durumların sonucu olarak oluşmadığı bilinmelidir.
Mutsuzluk hissi , bunaltı ve anksiyetenin aşırı olması , kişinin uyandığı andan itibaren kendini sürekli mutsuz ve umutsuz hissetmesi ile derin ve sürekli bir umutsuzluk ve çaresizlik hissi içinde olmak ilk belirtilerini verirken diğer semptomlar da varsa majör depresyon olması olasıdır ve yardım almak için derhal bir uzmana başvurmanız gerekmektedir..Eğer Majör depresyon geçiriyorsanız , çalışmanızı, iş yapmanızı, uyumanızı, yemenizi ve yaşamdan arkadaşlarınızdan eskisi gibi zevk almanızı zorlaştıran semptomlarla karşı karşıya olabilirsiniz. Bazı insanlar hayatlarında sadece bir kez klinik depresyon geçirir. Diğerleri bununla yaşamlarında birkaç kez karşı karşıya kalabilir..bu aslında insanların çoğunun hayatlarında ki olumsuzluklar karşısında kendilerini bir yere kadar üzgün veya kötü hissetmeleri ile aynı şey değildir.
Kişi günün çoğunda, özellikle sabahları depresif ruh halinde olur. Majör depresyonun belirtilerinden çaresizlik, değersizlik, olaylara karşı ilgisizlik gibi durumlar yanısıra kişinin rüyalarında da duygusal çöküntüye paralel izler, yoğun kabuslar vardır.
DSM-IV’e göre (ruhsal sağlık durumlarına tanı koyma kılavuzu) majör depresyon halinde kişide görülebilecek diğer semptomlar ;
• Belirgin kilo kaybı veya alımı (bir ayda beden ağırlığının % 5′inden fazla bir değişiklik)
• Hemen hemen her gün ve hemen tüm aktivitelerde belirgin ilgi ve zevk azalması ,haz yitimi
• Hemen hemen her gün enerji veya kaybı yorgunluk
• Hemen hemen her gün değersizlik hissi ve suçluluk duygusu
• Konsantrasyon bozukluğu, kararsızlık
• Hemen hemen her gün uykusuzluk veya aşırı uyuma
• Psikomotor huzursuzluk veya yavaşlama
• Tekrarlanan ölüm veya intihar düşünceleri (sadece ölümden korkmak değil) olması şeklinde sıralanabilir..
Kişiye majör depresyon tanısı konması için , saydığımız semptomlardan biri ve depresif ruh hali görülüyor olması gerekir. Semptomlar hemen hemen her gün ortaya çıkar ve günün büyük bir çoğunluğunda devam eder. Bu durum en az iki hafta boyunca sürdüğünde majör depresyon sınıfına girer.KLİNİK DEPRESYONU TETİKLEYEN ETKENLER
• Ölüm, boşanma ve ayrılık nedeniyle sevdiğini kaybetmenin üzüntüsüSosyal izolasyona yol açan kişiler arası farklar veya mahrumiyet hissi
• Büyük yaşamsal değişiklikler-taşınma, mezuniyet, iş değişikliği, emeklilik
• Partnerle veya iş yerindeki yöneticiyle olan ilişkilerde kişisel çatışma
• Kişinin ,fiziksel, seksüel veya duygusal istismar yaşamış olması
Bazı ailelerde majör depresyon ailesel yatkınlık gösterir , depresyona meyil bulunabilir… ancak ailesinde ve geçmişinde hiç depresyon olmayanlarda da majör depresyon geçirebilir…
Kronik Depresyon veya Distimi ise iki sene veya daha uzun süredir devam eden depresif ruh halinin olmasıdır..Kronik depresyon klinik depresyondan daha az şiddetlidir ve kişinin günlük yaşamını engellemez. Distimi veya kronik depresyonunuz varsa, yaşamınız boyunca bir veya iki dönem majör depresyon geçirme olasılığınız vardır..
Atipik Depresyon semptomları ise aşırı yeme, değer bulmamaya karşı aşırı hassasiyet,alınganlığın artışı , fazla uyuma, kronik yorgunluk hissetme ,olumsuz algılanan durumlar karşısında aşırı tepki verilmesi ve durumlarla orantısız kötüleşen veya iyileşen ruh hali söz konusudur.genel depresyon tablolarında ise kişide yaygın üzüntü hali dikkati çeker..
Bipolar Depresyon veya Manik Depresıf Ataklar ise bazen manik depresif hastalık diye de adlandırılır. klinik olarak gözlemlenen depresyon dönemleri ve aşırı coşku veya mani dönemleri arasında değişen iki ruh hali arasında dönemsel değişikliklerle giden bir ruh sağlığı bozukluğudur. İki alt türü vardır: bipolar I ve bipolar II.Bipolar I’de, hastaların en az bir manik dönem geçmişi vardır, buna bazen majör depresif dönemler eşlik edebilir. Bipolar II’de, hastaların en az bir majör depresyon dönemi ve en az bir hipomanik (hafif coşkun) dönem geçmişinden söz edilebilmektedir…
DEPRESYON NEDENLERİNDEN BİPOLAR BOZUKLUK
Önceden bipolar bozukluğa manik depresyon denirdi. Dramatik ruh hali değişiklikleriyle karakterize edilen majör afektif bir bozukluk veya ruh hali bozukluğudur. Mani uykusuzluğa, bazen günlerce, halüsinasyonlara, psikoza kadar uzanabilecek gerçek dışı algılara , sanrılara ve/veya paranoid durumlara sebep olduğunda, bipolar bozukluk ciddi bir klinik durumdur.tıbbi yardım ve kişinin hastanede tedavisi ve yakınlarının hastanın güvenliğini temin etmesine ihtiyaç duyacağı bilinç düzeyinde normal dışı değişikliklerin yaşandığı riskli bir klinik tablodur…Bipolar bozukluk etyolojisinde genetik zeminden söz edilen ruh hali değişimleri majör veya klinik depresyondan mani veya aşırı coşkuya kadar değişen bir salınım arz eder. Ruh hali değişiklikleri çok hafiften çok fazlaya kadar yayılabileceği gibi klinik süreleri değişkenlik arz eder . Ruh hali değişiklikleri olumsuz bir yaşantı sonrası ani gerçekleşebilir yada aşamalı olabilir geçiş . Bipolar bozukluk genellikle 15-24 yaş arasında görülür ve yaşam boyunca sürer. Çocuklarda ve 65 yaş üstünde nadiren yeni teşhis edilmiş mani görülür.Dramatik ruh hali değişimleriyle birlikte, bipolar bozukluğu olan hastaların bipolar fazlar içinde düşünce bozukluğu ,algı çarpıklığı ve sosyal fonksiyonlarda anormallikler da gelişebilir..
Nüksetmeler ve gerilemelerle, tedavi edilmediği takdirde bipolar bozukluğun nüksetme oranı yüksektir. Çok maniye sahip hastalar genellikle riskli davranışlardan, intihar düşüncesinden uzaklaştırılmak için hastaneye yatırılır.Bipolar bozuklukla görülen klinik depresyon belirtileri şunlardır;
• Azalan iştah ve/veya kilo kaybı, veya aşırı yeme ve kilo alımı
• Konsantre olma, hatırlama ve karar vermede zorluk çekme
• Yorgunluk, azalan enerji, yavaşlama
• Suçluluk, değersizlik, çaresizlik hissi
• Ümitsizlik, pesimizm (karamsarlık)
• Uykusuzluk, gündüz erken saatte kalkma veya aşırı uyuma
• Seks dahil olmak üzere, önceden zevk alınan aktivitelere ve hobilere karşı azalan ilgi ve haz
• Tedaviye cevap vermeyen, baş ağrısı, sindirim bozuklukları ve kronik ağrılar gibi inatçı fiziksel semptomlar.
• Sürekli üzgün, kaygılı veya ”boş” ruh halleri
• Tedirginlik, aşırı hassaslık
• Ölüm veya intihar düşünceleri, intihar girişimleri
MEVSİMSEL DEPRESYON ise Mevsimsel afektif bozukluk olarak da adlandırılır.kişide her sene hemen aynı zamanda bu klinik tablo oluşur. Çoğunlukla sonbahar veya kış zamanı başlar ve ilkbahar veya yaz zamanı biter. ”Kış bunaltısı” ile aynı şey değildir.. diğer nadir bir türüne ise ”yaz depresyonu” denir, bahar sonu yaz başı başlar ve sonbaharda sona erer.
PSİKOTİK DEPRESYON psikozun sanrılı düşünceleri veya diğer ağır bulgularına depresyon semptomlarınında eşlik etdiği ciddi klinik tablodur.. . Psikotik depresyonla psikozun gerçeklikten kopma hali yani kişinin yer- zaman- mekan oryantasyonunun yok olduğu ağır klinik duruma ilaveten birde depresyon tablosunun eklendiği ağır bir hal söz konusudur burada . Hastalar psikotik zeminin getirdiği halüsinasyon ve sanrılarla boğuşmaktadır..hastanın güvenliğinin ve tedavisinin sağlanması için klinikte yatırılarak ilaç ve diğer tedavilerin uzman hekimlerce uygulanması gerekebilir..Klinik Psikolog
Dr.Derya Müftüoğlu